Daz ne demek? | Daz anlamı nedir? | Daz

Daz anlamı nedir?

Daz ne demek?

Daz anlamı nedir?

Daz | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: daz

Türkçe Sözlük

(TAS) (i.) (belki Arapça tas’dan). Baş tepesinin saçsız olması, saçın dökülmesi (dâ-üs-saleb ile tercümesi büyük hatadır, zira dâ-üs-saleb saçkıran denilen hastalıktır, daz ise tabiî bir haldir), (bk.) Tas.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gözünü kamaştırmak, şaşırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «berendâhten» fiilinden imas. olup sıfat terkibi teşkiline girer). Yukarıya atan, def ve bertaraf eden: Mevâni ber-endâz = Engelleri bertaraf eden, Ar. dâfî-ül-mevânî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Can eritici, can yakan, acıma uyandıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جان گداز] yürek yakan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چهره پرداز] ressam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (lügat mânâsı: sol atan). Hilekâr, aldatıcı, desiseci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zırh eriten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen dazlak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). göz kamaştırmak, büyülemek, (hayret, korku vb ile) afallatmak;(i). şaşkınlık dazed (s). yarı şuursuz; şaşkın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Müstacel, tez, acele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başının tepesinde saçı olmayan, başının tepesi çıplak. Ar. aslâ: Dazlak adam. 2. Çıplak, Ar. Arî, Fars. bürehne. (bk.) Taslak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. hairless. baldhead. coot. skin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. skinhead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). gözünü kamaştırmak, hayran etmek; (i). kamaştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = yürek, güdâhten = eritmek). Yüreği eriten, yüreğin dayanamayacağı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دل گداز] gönül eriten, yürek törpüsü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F. «endâhten» fiilinden imas.). Atıcı, atan, atmış: Lenger-endâz = Demir atan, atmış (gemi). Tîr-endâz = Ok atan. Silâh-endâz = Gemilerde tüfekle silâhlandırılmış deniz piyadesi (böyle sıfat terkiplerinde bulunur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) («hendese» den galat zannetmişlerse de hendese bu kelimeden Arapça’laşmıştır). 1. Ölçü, mikyas. 2. Arşının bez ve bssma vesaire ölçmeye mahsus küçük cinsi ki, 60 santimetredir. 3. mec. Hesap: Endazeye gelir = Hesaba gelir, mâkul.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [60 [اندازه cm.lik uzunluk ölçüsü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Endâze ile ölçmek. 2. Tahmin ve hesap etmek, tasarlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ölçüsüz, ölçülmemiş. 2. Hesapsız, çok sınırsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Güzel, anlaşılır ve açık konuşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (güdâhten’den imas. olup, sıfat terkiplerinde bulunur). 1. Eriten, Osm. izâbe eden. 2. Yakan, Fars. sûzân: Dil-güdâz = Yürek yakan. 3. Bırakmayan, imha eden: Tâkat-güdâz — Takat bırakmayan, takat getirilemeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yanma, Fars. sûziş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Yanma, yakılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ev yıkıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hâne, ev yıkacak şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Ev yıkıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hânümân, ev, bark, ocak mahvedici, eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A., harf, Fars. endâhten = atmak). Söz atan, ima ile dokunaklı söz söyleyen, takılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Söz atma, ima ile söylenilen dokunaklı söz, takılma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Farsların kullandığı şemsi senenin 3.ayına verilen isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Garip ve anlaşılmaz kelimeler kullanan, ıstılah ve lügat paralayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kafiye uyduran, şâir, nâzım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قافيه پرداز] şair.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kâr = iş, perdâhten = düzmek, becermek). 1. İş beceren, kâr-güzâr (işgüzâr). 2. Iran konsolosu: İzmir kâr-perdâzı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (c. kasîdeperdâzân) (edebiyat). Kasîde yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. kasîde-perdâz). Kasîde yazanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F). Kasîde yazıcılık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - İran güneş yılının 5.ayı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ناطقه پرداز] düzgün ve etkili konuşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., pây = ayak, endahten = atmak). Ayak atan, ayak atmış, ayak basmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «perdâhten» fiilinden imas.). Düzeltici, tertip ve tanzim eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. pertev = ışık, endâhten = atmak). Işık ve nur yayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. râd = gök gürlemesi, Fars. endâhten = atmak). Gök gürlemesi gibi şiddetli ses çıkaran, gürleyen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, argo şaşırtıcı hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. ser = baş, endâhten = atmak). Başını atan, koyan, feda eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سودازده] sevdalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F., Ar. silâh, Fars. endâhten = atmak). 1. Tüfek ile silâhlı asker. 2. Savaş gemilerinde tayfalık etmeyip tüfekle silâhlanmış olarak askerlik eden deniz piyadesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tüfekçilik, sllâhendâz görevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Düzgün ve muntazam söz söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سخن پرداز] ağzı laf yapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. tahammül = dayanma, Fars. güdâhten = eritmek). Sabır ve tahammülü mahveden, sabır ve tahammüle yer bırakmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tâkati, gücü eriten, yakan mahveden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. tanîn = çınlama, Fars. endâhten = atmak). Tanîn bırakan, tınlayan, çınlayan: Çıngırağın sesi etrafa tanîn-endâz oluyordu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طنين انداز] tınlayan, tını veren, çınlayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F, Ar. tarh = düzen, Fars. endâhten = atmak). Düzenleyen, kuran, tertip eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تيرانداز] okçu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by