Dd Mekanizması ne demek? | Dd Mekanizması anlamı nedir? | Dd Mekanizması

Dd Mekanizması anlamı nedir?

Dd Mekanizması ne demek?

Dd Mekanizması anlamı nedir?

Dd Mekanizması | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: dd mekanizmasi

Teknolojik Terim

Kaset hızında kısa süreli hız değişikliklerini önlemek için kaset sürücünün döner mekanizması, kayışlar yerine doğrudan motorlarla döndürülmektedir. Bu sayede daha güvenilir, doğru kaset hareketi ve en iyi ses kalitesi elde edilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) öIüler diyarı; cehennem, tamu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Zararlı şeyleri ve sebeblerini bir hikmete mebni olarak yaratan Allah’ın kulu. ed-Dar. Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Açma düğmesine bastığınızda, disk otomatik olarak çıkartılacaktır.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin adaleti- Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عد] sayma, görme, değerlendirme, kabul etme. addedilmek sayılmak, görülmek, değerlendirilmek. addetmek/eylemek saymak, görmek, değerlendirmek. addolunmak sayılmak, kabul edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). katmak, ilâve etmek, eklemek; zammetmek, toplamak. adder (i). toplayan şey veya kimse. add up toplamak, yekun çıkarmak; neticelenmek; (k). dili anlaşılmak, belli olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be considered. to be deemed. to be regarded as.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katılan rakam veya miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilave edilecek şey veya söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birkaç cins zehirli yılan; engerek, sağır yılan, (zool). Vipera berus; Amerika'da bulunan birkaç cins zehirsiz yılan. adder's mouth birkaç cins salepçi otu adder's-tongue (i). yılan dili, suoku; turna gagası,(bot). Geranium robertianum adderwort

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Kabul etmek, saymak: Bu işi olmamış addedin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank. to count. to esteem. to deem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consider. to steer / to hold. to esteem. deem. reckon. regard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tiryaki, müptelâ kimse, bir şeye düşkün kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). alıştırmak. be addicted to alışmak, kendini vermek, tiryakisi olmak, müptelâ olmak, düşkün olmak addictive (s). tiryaki eden, alışkanlık husule getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

hesap makinesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Adis Ababa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilave, ilave edilmiş şey; (mat). toplama in addition to (-e) ilâveten, ayrıca, fazla olarak. additional (s). biraz daha, ilâve edilen, eklenilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). katkı; katılan kimyasal madde; (s). toplamsal, ilâve olunacak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (s). bozmak, şaşırtmak; çürümek, cılk çıkmak; (s). çürük, cılk addlebrained (s). ahmak addled egg cılk yumurta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Sayılmak: Geç kalan gelmemiş addolunur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). adres; söylev, nutuk; konuşurken takınılan tavır, eda; hüner, sanat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). söylev vermek, nutuk söylemek, hitap etmek; mektubun adresini yazmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). adresine mektup gönderilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hitap eden kimse; imza eden kimse; dilekçe sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). adres yazma makinesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). getirmek, göstermek (delil).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Omuriliğin dış, beynin iç tabakasını meydana getiren sinir lifleri. Beyin hücrelerinin çoğunu akmadde teşkil eder.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عکس مدعا] çatışkı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Erkek İsmi) - Dinin güneşi.- Türk din bilgini ve hekim. (Şam 1389-Göynük 1459). Fatih’in hocasıdır. İstanbul’un fethinde bulundu. Ünlü sahabi komutan Eba Eyyub el-Ensari’nin mezarını bulduğu söylenir. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) -Dini yüceltmek için din uğruna çalışan kimse. Alaaddin Keykubad (1192-1237) Anadolu Selçuklu Sultanı. - Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(A.). Aralıksız, durmadan, biteviye, arasız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الدوام] sürekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high street. main street. main road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kıyamet gününde iyilik ve kötülük orduları arasında sıkacak savaşa sahne olacak meydan, mahşer; ölüm kalım savaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Suda ve lağım suyunda bulunan, yaklaşık 1 mikron büyüklüğünde veya daha büyük olmakla birlikte, sözgelimi kum tanesinden daha küçük katıları ifade etmek için kullanılan terim.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). ata binmiş gibi bacaklan birbirinden ayn olarak, eyere binmiş olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Devletin gözü. 2.Devletin kaynağı. Aynüddevle (Öl. 1152). Danişmendli hükümdar. Melikşah’ın oğlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin ululuğu, emaneti. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). denizkadayıfı, zool. Alaria esculenta

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., argo (filimde) kötü adam

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin güzelligi. Dinin değerlisi. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bahaddin). Bahaeddin Ahmed Efendi (Bursa 1741-1794): Osmanlı dönemi tarihçilerinden. Müderrislik ve kadılık yaptı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بددل] ödlek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yatak takımı; samandan yapılmış hayvan yatağı, gelembe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birinin aleyhinde olunan dua, tersine dua: Birinin bedduasını almak, bedduasına uğramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curse. malediction. imprecation. damn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curse. malediction. imprecation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imprecation. malediction. curse. damn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بددعا] ilenç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Din’in nuru, ışığı. 2.Dinin aydınlığı, dinde bilgelik. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yatalak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sarhoş etmek, sersemletmek; şaşırtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin müjdesi. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bacaklarını ayırarak binmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yumuşak başlı, muti, söz dinleyen; (briç) deklarasyon yapmaya müsait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tavuk; (argo) kocakarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی حد] sınırsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat mesane, kese, sidik torbası; iç lastik. air bladder zool. hava kesesi. gall bladder safra kesesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyestuffs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Beynin dış, omuriliğin iç tabakası. Bozmadde, sinir hücrelerinden meydana gelir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Buda, Hindistan'da mabut olarak kabul edilen din ögretmeni. Buddhism i. Budizm, Buda dini. Buddhist Budist, Buda dinine inanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili arkadaş, ahbap, kafadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin delili. Burhaneddin Mahmud b. Taceddin el-Buhari (Öl. 1149). Hanefi fıkıh alimi. Önemli yapıtı. el-Muhit el-Buhari’dir. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ulu yol, geniş yol. Fars. şâh-râh, Osm. tarik-ı sultânî: Bağdad caddesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main street. highroad. avenue. street. road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street. main road in a city. avenue. highroad. highway. thoroughfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جاده] ana yol, cadde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). golf oyununda oyuncunun taklmlannl taşlyan kimse; f oyun slrasında oyuncunun sopalarım taşımak,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), şayak. caddis fly dort kanath bir böcek, (zool), Trichoptera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). daha ziyade çay koymaya mahsus küçük kutu, teneke veya çekmece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جد] ata.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Atalardan gelen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. felsefe). Atacılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyükana, baba veya ananın anası, büyükanne.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dini savunan. 2.Dinin ululadığı, övdüğü. Celaleddin Harizmşah: Son Harizm hükümdarı (Öl. 1231). Celaleddin Rumi: Ünlü Türk mutasavvıfı, Mevlana. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılmaktadır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dinin cemali, parlak yüzü. Daha çok şeref unvanı olarak kullanılmıştır. el-Cevad el-İsfahani tarafından ilk defa kullanılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yumuşak bir cins ingiliz peyniri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gerçekten, hakikaten, alay ve latife yoluyle olmayarak, ciddî olarak: O adam cidden Alimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seriously. in earnest. indeed. really. for real. momentously. real. right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indeed. really. seriously. truly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. seriously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جدا] ciddi olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ciddiyye) (c. ciddiyyât). Gerçek, hakikî, sahih, alay ve latife kabilinden olmayan: Ciddî adam, ciddî söz. Ciddî ve mühim iş ve sözler: Ciddiyyât ile uğraşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serious. earnest. businesslike. unsmiling. critical. important. austere. capital. demure. devout. eventful. forbidding. grave. gut. momentous. sedate. sober. sober-minded. solemn. staid. starched. mortally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austere. bad. critical. deep. earnest. grave. heavy. momentous. nasty. serious. sober. solemn. staid. standoffish. steady. straight. weighty. true. real. important. significant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serious. acute. ad hocracy. austere. crucial. devout. earnest. heavy. sober. solemn. stately. steady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جدی] ağırbaşlı. 2.önemli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draw oneself up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earnestness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CİDDİYYET) (i. A.). Ciddîlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seriousness. earnestness. demureness. devoutness. momentousness. sedateness. severity. solemnity. staidness. starch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

austerity. dignity. earnest. gravity. solemnity. seriousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seriousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flippant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flippancy. levity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gerçekten çalışılacak işler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جدیت] ciddilik. 2.ağırbaşlılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu görüş nereden, kimden doğdu belli değil. Bir kere burada uzay denilince gezegenler ve ışık yılı bazında uzaklıktaki yıldızlar kastedilmiyor. Gözlemin yapıldığı yer olarak dünya üzerinde yörüngede dönen, insan yapısı uzay araçlarından çekilen fotoğraflar ve astronotların gözlemleri esas alınıyor.

Dünya yörüngesinde dönen uzay araçlarından dünyadaki pek çok şey görülebilir. Uzay araçları dünya üzerinde ortalama 165 ile 330 kilometre yükseklikte dönüp dururlar. Bu yükseklikten ancak kilometrelerce düz olarak devam eden kanallar hatta otoyollar görülebilir. Oysa dünyadaki insan yapısı şekiller ile akarsular gibi tabiat yapısı şekillerin çoğunluğu böyle değildir.

Çin Seddi milattan önce 3. yüzyılda Hun Türklerine ve Moğollara karşı ülkenin kuzey sınırını oluşturmak ve korumak için parça parça yapılmaya başlanmıştır. 6 bin kilometre uzunluğunda olan Çin Seddi, ortalama yüksekliği 7-8 metre olan iki duvardan oluşmuştur. Bu iki duvarın arasındaki ortalama 6,5 metre mesafe doldurulup taş döşenmiş, birkaç atlının yan yana at koşturabileceği bir yol haline getirilmiştir. Çin Seddi 7. yüzyılda stratejik önemini kaybetmiştir.

İdeal görüşe sahip bir insan, 6,5 metre genişliğindeki Çin Seddi’ni teleskop kullanmadan ancak 20 kilometre yükseklikten görebilir. Yere düşen gölgesi de hesaba katıldığında bu mesafe 60 kilometreye çıkabilir ama burada atmosferin görüş mesafesine olan olumsuz etkisini de unutmamak gerekir. Her iki durumda da bu yükseklik dünya etrafında dönen bir uzay aracı yüksekliğinin çok altındadır.

Uzaya altı kere giderek, en çok gitme rekorunun sahibi, Gemini ve Uzay Mekikleri uçuşlarının da ilk komutanı olan John Young, hiç bir uçuşunda Çin Seddi’ni göremediğini, gören birisini de bilmediğini, seddin uzaydan görülebilecek kadar belirgin şekil ve renk farkı oluşturmadığım, ancak 250 kilometre yükseklikten Piramitleri ve Rusya’da Baykonur’daki Uzay Merkezini, hatta karla kaplı düzlüklerde temizlenmiş geniş yolları görebildiğini söylüyor.

Bırakın uzay araçlarını insan daha aya gitmeden önce bazı kişiler Çin Seddi’nin Ay’dan görülebildiğini iddia etmekteydiler. İüphesiz bu hiç de doğru değildir. Ay’a giden astronotlara ve bu görevler sırasında çekilen fotoğraflara göre, Ay’dan bakınca dünyada görülenler, beyaz kısımlar (bulutlar), mavi kısımlar (okyanus ve denizler), sarımsı kısımlar (çöller) ile kahverengi ve yeşil kısımlardır (ormanlar ve bitki alanları).

Zaten Neil Armstrong (Apollo-11) ve Jim Irwin (Apollo-15) Ay’dan Çin Seddi’nin görülmediğini, bunu düşünmenin bile çok saçma olduğunu ayrıca belirtmişlerdir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yavaş yavaş kaynatmak; fazla hisli davranmak; ihtimam göstermek, üstüne titremek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kucaklamak, bağrına basmak, sarılmak; sarılıp yatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). küçük kamara veya kiler, gemi mutfağı; ufak oda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili baba babacığım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çok uzun bacaklı bir örümcek, (zool). Phalangis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kaset hızında kısa süreli hız değişikliklerini önlemek için kaset sürücünün döner mekanizması, kayışlar yerine doğrudan motorlarla döndürülmektedir. Bu sayede daha güvenilir, doğru kaset hareketi ve en iyi ses kalitesi elde edilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Cihaz Veri Kanalı -PC’nizden monitör ayarlarını kontrol eder

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dinamik Dijital Resim Geliştirme Devresi. IQ Vision’a bakın.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). Doctor of Dental Surgery diş tabibi diploması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Dikloro difenol trikloroethan. Çok zehirli ve inatçı bir böcek öldürücü. Kolayca vücut dokusundaki yağlarda çözülür ve gıda zincirinde birikmeye başlar. 1939 yılında keşfedilen DDT, dünyada en yaygın biçimde kullanılan böcek ilacıydı. Balıklar ve kuşlar için çok öldürücü olduğu anlaşıldı. Kuşların yumurtalarının kabuklarını zayıflattığı ve üremelerini sonuçsuz bıraktığı için az kaldı bir çok türün, soyunun tükenmesine yol açacaktı. 1970’li yıllarda ABD ve Avrupa’da yasaklanmış, yavaş yavaş çevredeki DDT değerleri düşmeye başlamıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

D.D.T.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

(Dijital Doğrudan Çift Sürücü Subwoofer) Daha zengin, daha güçlü bas sesi sunmak için tasarlanan bu yenilikçi subwoofer, her biri ayrı bir hoparlör birimi (diğer modellerde bulunan geleneksel tek amplifikatör yerine) kullanan iki tam dijital amplifikatör kullanır.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin mutluluğu, uğuru, büyüklüğü. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aldatmak, kandırmak, dolandırmak; boşuna vakit geçirmek, vakit öldürmek: kımıldatmak, sarsmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu akıllı kopyalama teknolojisi, Sabit Disk Sürücüsü’nden (HDD) bir DVD diskine kopyalama yaparken en iyi resim kalitesini korur. Veri bir HDD üzerine kaydedildiğinde, Sony HDD / DVD kaydediciler filmi analiz eder ve sonuçları veri olarak saklar. Ardından, kaydedici bu veriyi verimli bir biçimde bir DVD diskine kopyalar. En iyi sonuçları elde etmek için, HDD’nize kaydederken HQ+ veya HQ modlarını kullanın.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). disk şeklinde, yassı ve yuvarlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yaşlılık nedeniyle titremek, sendelemek. doddering (s). titrek, halsiz, zayıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağboğan, küsküt, (bot). Cuscuta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). girdap, anafor; rüzgâr veya tozun girdap gibi dönmesi; (f). girdap gibi döndürmek veya dönerek gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(mim). binaların cephelerini süslemek için silmelerin yüzeyine süs olarak yapılan yumurta ve kargı seklinde kabartmalar, beyzi mimari süsleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Gal ülkesinde edebiyatçılarla saz şairlerinin yıllık yarışması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dinin en olgunu, en olgunlaştırdığı isim. 2.Dinin tamamı. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır. - (bkz.Ekmelettin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin emrettiği. - Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «vedîd» dilimizde kullanılmamıştır). Ehibbâ, dostlar, ahbaplar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ازمنهء متقدمه] eski çağlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin övdüğü, diniyle övünen. Dinin seçkini. Fahreddin Razi: (Rey 1149-Horat 1209). Müfessir, kelamcı. Dilbilimci. Fizikçi. Tıpçı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interest rate. limit on the rate of interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.), t. Tarlayı süren bir çift öküz, sapana koşulmuş öküz çifti. 2. Bir çift öküzle bir günde sürülen toprak parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zorluktan sonra gelen kolaylık; kederden, darlıktan sonra gelen sevinç.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin feridi, tek, eşsiz, kıyas kabul etmez kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gümüş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فضه] gümüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (müz)., (leh). veya alay keman; (den). fırtına olduğu zaman tabaklar düşmesin diye so'fra kenarına çekilen tahta veya ip korkuluk; (mak). rende makinasında aletleri tutan çerçeve; (f)., (k).dili keman çalmak; sinirli sinirli parmaklarını o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, eski Boş Iâf ! Saçma !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saçma sapan söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (aşağ). kemancı. fiddler crab toprağı eşmek için kullandıgı iri kıskacını keman tutar gibi tutan bir çeşit yengeç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keman yayı; saçmalık, boş şey. Fiddlesticks! ünlem, eski Saçma!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Karayib Adalarına mahsus bir ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir çeşit tütsülenmiş mezit balığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). saman veya ot gibi hayvan yemi; (f). yem vermek, beslemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sert, haşin, ürkütücü nahoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). şaşırtmak, sersemletmek, sarhoş etmek; sarhoş olmak, sızmak; (i). sersemlik, şaşkınlık, sarhoşluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili geri kafalı kimse; müşkülpesent kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gadr’dan imüb) (mü. gaddâre). Gadr ve sitem eden, merhametsiz, cefakâr. -2. Vefasız, emniyeti kötü kullanan, hâin. 3. Pek pahalı satan, soyucu tüccar (Arapça’da bu mânâsı yoktur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. atrocious. pedrifious. brutal. arbitrary. bloody-minded. draconian. draconic. ferocious. grim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. inhuman. vicious. tyrannical. pitiless. ruthless. merciless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. bloody. cutthroat. diabolical. ferocious. fiendish. grim. hellkite. truculent. tyrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غدار] zalim, acımasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Merhametsizce, zulüm ve sitemle, cefakârâne. 2. Emniyeti kötü kullanarak, hâincesine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağır ve iki tarafı keskin bir çeşit kılıç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Merhametsizlik, zulüm, cefâkârlık. 2. Vefasızlık, emniyeti kötüye kullanma, hainlik. 3. Pek pahalı satanın hali, soyuculuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrocity. cruelty. barbarity. brutality. ferocity. killer instinct. monstrosity. savagery. tyranny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act cruelly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Din uğrunda yara alan, yaralanan. Savaşan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temporary article.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. başı dönmüş, başı dönen; sersemletici, baş döndürücü (yükseklik veya dönme hareketi); hoppa, terelelli; sersem, beyinsiz: f. sersemletmek, sersemlemek. giddily z. başı dönerek, sersemlemiş olarak. giddiness i. baş dönmesi, sersemleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin yayılması için yardımı dokunan zat. Gıyaseddin Keyhüsrev I: Anadolu Selçuklu Sultanı. - Türk dil kuralına göre “d/t” olur.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sevindirmek; sevinmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (s.) Kahrolsun! (s.) kahrolası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mabude, ilahe, tanrıça; çok cazip kadın .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) alçak kenarlı bir çeşit demir tava; (f.) böyle tavada hamur işi pişirmek. griddle cake (i.) bir çeşit gözleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi) (c. guded). Boyun ve kasık gibi yerlerde bulunan ve Arapça «bayz»dan galat olarak «bez» dediğimiz yumru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غده] bez, salgı bezi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ses dalgalarının neden olduğu hava basıncına göre değerlendirilen ve dB(A) birimine göre belirtilen gürültü değerlendirmesidir. Örneğin sakin bir konuşmanın şiddeti 50 dB(A), tren geçişinin çıkarttığı gürültünün şiddeti ise 100 dB(A)dır. ( Lärmstärke/loudness )

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hiddet’ten if.) (mü. hâdde). 1. Sivri, ince uçlu. 2. Keskin, 3. Sert, pek tesirli. 4. (tıp). Şiddetli ve iltihaplı (yara, çıban). Fr. aigue. 5. (matematik): Zâviye-i hâdde — Dik açıdan daha dar olan açı, mukabili: Münferice.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حاد] keskin. 2.sivri. 3.dar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حد] sınır. 2.şer’î ceza.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خد] yanak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حد اصغری] en az.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حد اعظمی] en çok.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حد طبيعی] normal hal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) aslında.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خداع] düzenbaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hadîd’den imüb.). Demirci (az kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حداد] demirci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Demircilik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حدادی] demircilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). Çabuk kavrayan, anlayışlı, kavrayışlı. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Erimiş madeni döküp tel yapmaya mahsus delikli safha suretinde Alet. mec. Hadde-i tedkikten geçirmek = inceden inceye araştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roll. rolling mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolling machine. wire-drawer's plate. roller-mill. roller. rolling mill / press. roller mill. rolling press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolling mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roller. cogger. plunger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dökümevi, döküm yapılan fabrika. Osmanlı devrinde tersanenin, döküm işleri yapan bölümü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blooming mill. rolling mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roller mill. rolling mill / plant. drawing mill. tilt. rolling mill. rolling plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolling. hot working.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to roll. to mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mezit balığı, (zool.) Melanogrammus aeglefinus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin koruyucusu. - Daha çok unvan olarak verilir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) büyülenmiş olduğundan dolayı kederli. ,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claimant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin sonsuzluğu ölümsüzlüğü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Bir şeyin meydana getirilmesi için işlenilen ana maddelerden her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jambon. kiç. artıst. gösterışçı. acemı oyuncu. amatör radyocu. abartili oynamak. rol kesmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raw material / data.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin büyüklüğü, ihtişamı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin hayırlı eylediği mübarek kıldığı insan. -Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Sony Sabit Disk Sürücü kaydedicileri 15Mbps hızında kayıt yapmanıza imkan tanır. Böylece, 9Mbps hızında kayıt yapan DVD-Video biçiminden daha yüksek kaliteli resim kayıtları yapabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

3B hız sensörü ani hareketleri algılar ve HDD kafasını derhal kilitler. HDD darbeye karşı koruma sistemi, dizüstü bilgisayarın düşmesini veya çarpmasını algılayan donanım ve yazılımın bir birleşimidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) başlık; saçın taranış şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dokuma tezgahında gücü takımlanndan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [هم قد] boydaş, aynı boyda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin gösterdiği doğru yol.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (bak). hide: (s). gizli, kapalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Keskinlik, şiddet, sertlik: Mizâcı hiddetlidir. 2. Öfke, gazab, tehevvür: Hiddete geldi. Hiddetle cevap verdi. Pür-hiddet = Öfkeli, gazaplı. Hiddet-i bâsıra, hiddet-i sâmia, hiddet-i şairime vesaire (tıp) = Bu duyguların (görme, işitme, koklama) fazlalığı’ve keskinliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anger. rage. wrath. fury. steam. bate. dudgeon. exasperation. flame. flare-up. furor. furore. paddy. sound and fury. spunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anger. fury. rage. steam. wrath. violence. irascibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fury. rage. anger. dander. exasperation. fume. heat. hot. ire. irritation. violent temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حدت] öfke. 2.keskinlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öfkelendirmek, gazaba getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb furious. to get a rise of sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explosion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öfkelenmek, gazaba gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get furious. to be angry (with. to fly into a temper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

öfkelenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öfkeli, Fars. gazabnâk, pür-hiddet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin hikmeti. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şayak, aba, kalın yünlü kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c) (m. hâdim). 1. Hâdimler, hizmet edenler. 2. Cinci hocaların toplayıp gûyâ kendilerine hizmet ettirdikleri cinlere de denir: Hüddâmlı hoca. (bk.) HAdim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خدام] hizmetçiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bir araya sıkışmak; birbirine sokulup sarılmak ve çömelmek; acele ile karmakarışık tıkmak (esya). acele ile biraraya toplamak; i. karışıklık, düzensiz ve karışık toplanma; Amerikan futbolunda oyun arasında oyuncuların baş başa verip konuşması; A.B

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dinin keskin kılıcı. 2.Mevlana’nın halifesi olan Hüsameddin Çelebi, Mevlana’nın Mesnevi’yi dikte ettirdiği kişidir. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) İddet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kocasından ayrılan veya kocası ölen kadının, tekrar evlenmek için beklemeye mecbur olduğu şer’İ müddet: Iddetini tamamlamadan evlenemez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dâvâ» dan masdar). 1. Haklı veya haksız bir davaya kalkışma: İddia edene ispat ve inkâr edene yemin düşer. 2. Haksız ve esassız bir davada bulunma, taşımadığı sıfatı, taşıdığını söyleme ve kendisine ait olmayan bir hakkı istemeye kalkışma: Şairlik iddiasından vazgeçmedi. 3. Kendini büyük ve kudretli sananın kendi hakkındaki fikri: O adamın iddiası pek büyüktür. 4. İnat, ısrar, muannidlik: iddia etmem ama böyle zannederim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claim. pretension. allegation. assertion. pretence. pretense. charge. argument. asseveration. averment. bet. contention. contest. information. pleading. protestation. say-so. submission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegation. assertion. bet. claim. contention. pretension. thesis. insistence. wager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegation. assertion. claim. bet. pretension. thesis. false claim. insistence. wager. argument. asseveration. averment. contention. contest. crimination. line shooting. plea. position. profession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ادعا] düşüncesinde ısrar etme. 2.dava etme. 3.inat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allege. assert. claim. contend. declare. maintain. protest. purport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allege. assert. to allege. to claim. to assert. to maintain. adduce. affirm. arrogate. attest. aver. avouch. bet. challenge. contend. declare. to shoot a line. make out. to submit the plea that. plead. profess. protest. sustain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Savcının, iddialarını topladığı ve soruşturma sonunda mahkemede okuduğu yazı, savcının görüşü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).) 1. İddiası çok olan, taşımadığı vasıflarla öğünen, gösterişçi. 2. Muannid, musir, inatçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assertive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stubbornly insistent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assertiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stubborn insistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wager. to bet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İktidar ve liyakat davasında bulunan, kendine çok güvenen: İddialı adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretentious. disputed. artsy. arty. assertive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assertive. pretentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretentious. presumptuous. assertive. where much is at stake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indictment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. indictment. criminal charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpretentious. unpretending. undemanding. unassuming. go-as-you-please. fluffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpretentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unassertive. unpretentious. simple. modest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unassertiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Tahıl toplayıp kıtlık zamanında yüksek fiyatla satmak üzere biriktirme. 2. Umumiyetle bir şeyi toplayıp biriktirme, Ar. cem’ ve hıfz: İcabında kullanmak üzere bir miktar para iddihârı faydasız değildir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Dinin direği. Daha çok unvan olarak kullanılır. -Türk dil kuralı açısından «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dini alanda yenilik yapan, dinin yönlendirdiği kimse. - Türk dil kuralı açısından «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) karışmak, müdahale etmek, qereksiz vere mudahale etmek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

load limit. capacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Yakup Peygamberin rüyasında gördüğü dünya ile cennet arasındaki merdiven; (den.) çoğunlukla tahta basamakları olan ip merdiven.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Yunan kediotu, (bot.) Polemonium caeruleum; bu türden herhangi bir bitki .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Arabistan'da Cidde limanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قد] boy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kadeh yapan, yapıcı. 2. (kadh’den) Kötüleyen, zemmeden, yeren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çakmak taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah, mukaddes ve mübârek eylesin!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Kuds» tan geçmiş zaman kipinin 3. müfret erkek şahsı). Muazzez ve mübarek etsin! Kaddes-Ailah sırrehu = Allah sırrını muazzez etsin! (Evliyâ ve büyük mutasavvuflar hakkında söylenir).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin kudreti, gücü. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article / section of the law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

additive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

additive. preservative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

additive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کد] emek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Din’de olgunluğa eren, dinin son derecesi. 2.Din bilgisi kuvvetli. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kerem bağış ihsan lütuf sahibi. 2.Dinde üstün mertebelere ulaşan. 3.Keramet sahibi derviş veli. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan'da evde imal edilen pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Gazlara koku eklemekte kullanılan ve böylece sızıntılar konusunda uyarıcı olan madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). Mübarek, aztz ve muazzez olsun: Kuddise sırrehû = Sırrı aztz olsun (büyük velîler hakkında söylenen bu dua tâbirine mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kuds» ten imüb.). Esmây-ı Hüsnâ’dan yani Allah’ın 99 adından biridir. Pek aziz ve mübarek, pek mukaddes: Yâ Kuddûsl

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Temiz, pak. 2.Hatadan, gafletten, eksiklikten uzak. 3.Çok aziz, mübarek. - Allah’ın isimlerinden. “Abd” takısı alarak kullanılırsa daha iyi olur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Kuddus olan Allah’ın nimetine mazhar olan 2.19.yy. Bor’lu meşhur mutasavvıf Türk şairi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) merdiven; (mec.) yükselme vasıtası; (İng.) çorap kaçığı. ladder stitch iğneardı teyel, çapraz teyel. accommodation ladder vapurun borda iskelesi. companion ladder kameraya inecek merdiven.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) erkek çocuk, oğlan, delikanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. makina düşmanı, makinaların işçinin zararına kullanıldığına inanan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asit pikrikten meydana gelen kuwetli bir patlaylıcı madde, lidit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MADDE) (i. A.) (c. mevâd). 1. Maya, cevher, bir şeyin oluştuğu cisim, asıl, öz, unsur: Bunun maddesi nedir? Maddesi belli değildir. 2. El ile tutulur, gözle görülür şey, cisim: Ağrıyan yare dokunulunca içinde bir madde olduğu duyulur; tabiat, yabancı maddeleri vücuttan dışarı atar. 3. İş, husus, durum: Bu, büyük bir madde değildir, bazı maddelerin müzakeresi; birkaç liralık bir maddedir. 4. Kanun, nizam bend ve fıkrası: Kanunun filânca maddesi hükmünce. 5. Sözlüğün bir kelimeden veya ansiklopedinin bir mevzudan bahseden fıkrası: Yukarıdaki maddede açıklanan kelime. 6. İrin, cerahat: Bu çıbanın içinde çok madde vardır. 7. mec. Erkek tenasül organı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material. matter. stuff. item. substance. article. clause. entry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article. body. clause. lubricant. material. matter. object. provision. stuff. substance. entry. paragraph. subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article. clause. item. matter. question. substance. theme. material. component. ingredient. entry. section. topic. provision. stipulation. commodities. element. head. stuff. thing. timber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماده بماده] madde madde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clause by clause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clause by clause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maddecilik doktrinine bağlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Maddeden başka varlık kabul etmeyen doktrin. Spiritüalizm mukabili.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. delirtmek; delirmek; sinirlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çıldırtıcı, delirtici; sinirlendirici, can sıkıcı. maddeningly z. çıldırtırcasına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boya kökü, kızıl boya; bu kökten alınan parlak kırmızı boya, fes boyası. madder lake sarıya çalan kızıl bir renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material. physical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material. physical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). 1. Madde ve cisim olarak: Bu, ondan maddeten daha büyük, daha ağırdır. 2. İşle, sözle değil, fiilen: Ben, söylediğimi maddeten isbat ederim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materially.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materially. physically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materially.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materially. physically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. maddiyye). 1. Ruhanî ve mânevî olmayan, cisme, maddeye ait: Bu, maddî bir şeydir, maddî ve manevî fayda. 2. Sözden ibaret ve itibârî olmayıp gerçek ve fiilî olan: Ben maddî kazanç gösteriyorum, (i. A. c.) Maddiyyûn = RÜhânî şeylere inanmayıp yalnız cisimlere, maddî şeylere inanan, Ar. mülhid (Fr. matirialiste). Mezheb-i maddiyyûn = Maddecilik, Ar. ilhad, Fr. materialisme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material. materialistic. physical. pecuniary. tangible. worldly. concrete. corporeal. earthbound. earthly. earthy. matter-of-fact. temporal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthly. material. temporal. physical. worldly. tangible. substantial. materialistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporeal. material. pecuniary. physical. tangible. materialistic. monetary. bodily. physically. temporal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مادی] madde ile ilgili. 2.materyalist.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

materialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çılgın, zıvanadan çıkmış, köpürümüş, çok hiddetlenmiş; çıldırtıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MADDİYYAT) (i. A. c.). Madde ve cisme ait şeyler, gözle görülür ve elle tutulur şeyler, maneviyyât ve rûhâniyyât zıddı: Yalnız maddiyatla uğraşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material things. materiality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material things. materiality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مادیت] maddîlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مادیه] madde ile ilgili. 2.matetaryalist.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. maddî). Maddîler, materyalistler, (bk.) Maddî.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin ululuğu, büyüklüğü. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مد] uzatma. 2.çekme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEDDAH) (i. A. «medh» den imüb.). T. Mübalâğa ile öven: O, sizin meddâhınızdır. 2. (i. Türkçe). Halkı eğlendirmek için tuhaf hikâyeler anlatıp taklit yapan adam: Meddah dinlemek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مداح] çok öven. 2.meddah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Halkı eğlendirmek için tuhaf hikâyeler anlatıp taklit yapan adamın hâl ve sıfatı ve eski Türk temâşâ san’atı: Meddahlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karışmak, vazifesi olmadığı yerde araya girmek, başkasının işine burnunu sokmak. meddler i. herkesin işine karışan kimse, her şeye burnunu sokan kimse. meddlesome s. işe karışan. meddle someness i. başkalarının işine burnunu sokma eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. coğrafya). Denizin inme ve kabarması: Med ve cezir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vedd» den masdar, müveddet şekli galattır). Sevmek, sevgi, muhabbet: Aramızdaki samimi meveddet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مودت] sevgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sevgi, muhabbet. Dostluk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Muhabbeti!, seven (eskiden aşağı rütbede bulunanlara verilen unvandı).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öğle vakti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., leh. mezbele, gübrelik, çöp yığını. kitchen midden antro. içinde insan ve hayvan kemikleri ile taş aletler bulunan tarihöncesinden kalma çöp yığını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. orta, vasat; ortadaki, aradaki; i. orta yer, orta. middle age orta yaş. Middle Ages ortaçağ. middle C müz. do. middle class orta sınıf, burjuva. middle ear ortakulak. Middle East Orta Doğu. Middle Kingdom eski bir Mısır krallığı (M.Ö. 2400-1580)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. orta yaşlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., k.dili az kültürlü, sıradan zevkleri olan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. orta tabakadan, burjuva olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. komisyoncu, tellâl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en ortadaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ılımlı bir yol veya politika güden, ılımlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç sınıflı okullarda orta sınıfta olan öğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. orta boy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orta siklette boksör veya güreşçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. orta, iyice; orta taba kaya mahsus; z., k.dili orta halde, şöyle böyle. middlings i., çoğ. orta kalitede mahsul, borsada fiyat ayarlamasına esas olan ve liflerinin uzunluğu orta derecede pamuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili deniz yarsubayı; bahriyeli ceketi biçiminde bluz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. muhallebi çocuğu; kadınımsı erkek; f. üstüne titremek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Hz.Peygamberin isimlerinden).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tâdil edilmiş, değiştirilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kaydedici, kaydeden Alet, sayaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «adi» den if.) (mü. muaddile). Tâdil, eşit ve beraber kılan. (astronomi) Muaddilü’n-nehâr = Gündüzle gecenin eşit olduğu, yılda iki defa güneşin geçtiği daire ki, arzı iki eşit kısma ayırır, ekvator.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معدل] denk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bedel» den imef.) (mü. mübeddele). Değiştirilmiş, tebdîl olunmuş, bir kalıptan diğer bir kalıba ve şekle geçmiş: Kelebeklerin çoğu kurttan mübeddeldir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Din savaşçısı, İslam askeri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cedd» den imef.). Yeni, taze, henüz kullanılmamış: Mücedded bir kat elbise, bir ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Yeni olarak, yeni ölmek üzere, baştan, tamir suretiyle olmayarak: O köşkü yıkıp müceddeden yaptılar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yeni, henüz kullanılmamış.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cedd» den if.). Yenileyen, yeni hâline koyan, yeni bir şekil ve usûle koyan, yeniden kuvvet veren: II. Sultan Mahmud Osmanlı devletinin müceddididir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zahire» den imef.) (mü. müddahare). Biriktirilmiş, toplanmış: Onun müddahar erzakı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müddet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dâvâ» dan imef.). 1. Dava olunan şey. 2. İddia olunan şey, haksız ve aslı olmaksızın ileri sürülen görüş ve salâhiyet: O adamın müddeâsı pek büyüktür. Müddaâ-aleyh = Aleyhinde dava olunan, davalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claimed. asserted. claim. accusation. plea. subject of a claim before a court. thesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. e.), iddiâlar, haksız yere dava olunan şeyler, esassız ve asılsız faziletler, haksız istekler: Bu adamın da ne çok müddeayyâtı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dâvâ» dan if.) (mü. müddeiyye). 1. Dava eden adam, davacı: Müddeînin İsteği üzerine müddet-eleyh (davalı) çağırıldı. 2. İddia eden, haksız yere bir şey isteyen veya esassız bir hak ve salihlyet davasında bulunan: Bilgin değil sadece müddetdir. 3. Taht müddeîsi, bir taht üzerinde hak iddia eden prens, Fr. pritendant: İspanya tahtı müddetsi Prens Carlos. Müddeîumûmt (müddet-i umûmi) = Hükümet namına dava eden, savcı Müddeîumûmt muavini = Savcı yardımcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Savcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosecuting attorney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Savcılık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çamurlu koşu yolunda iyi koşan at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bir şeyin uzanıp sürdüğü zaman, zaman mesafesi: Beş ay müddetinde, müddet-i ömründe. 2. Zaman, vakit: Bir müddet geçti. 3. Belirli zaman: Bu senedin daha müddeti gelmedi; onun müddeti daha bitmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

space. time. period. duration süre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

period. spell. term. period of time. space of time. duration. interval. length. season. space. streak. time span. while.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth having time limitations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without prescription of time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çamurluluk, bulanıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. karıştırmak, yüzüne gözüne bulaştırmak; becerememek; i. karışıklık; şaşkınlık, sersemlik; karışık şey, karmakarışık iş. muddle along veya on şöyle böyle geçinip gitmek; yanılmalara rağmen bir işten sıyrılıp çıkmak. muddle through ing. her şeye ra

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .sersem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıvı maddeleri karıştırmaya mahsus çubuk veya alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. çamurlu; bulanık, kirli, pis; karışık; f. çamurla kirletmek, çamura bulamak; bulandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «edâ» dan imef.). Mânâ, mefhum: O atasözünün müeddâsınca, yazısı pek düzgün değilse de, müeddâsı pek iyi düşünülmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «edeb» den imef.) (mü. müeddebe). İlim ve edep öğrenmiş, terbiye olmuş, edip, terbiyeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «edâ» dan if.) (mü. müeddiye). Icabeden, sebep olan: Bu koku baş ağrısını müeddî olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «edeb» den if.) (mü. müeddibe). İlim ve edep öğreten, terbiye eden, terbiyeci.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Faziletli, fazileti çok adam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Besleyen, besleyici, (bk.) Mugazzi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hadeb» den imef.) (mü. muhaddebe). 1. Kanbur, tümsekli. 2. (matematik, geometride) Kürenin bir kısmı gibi ortası tümsekli ve daire şeklinde olan, zıddı: mukaar, Fr. convexe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hader» den imef.) (c. muhadderât). Namuslu ve iffetli kadın. Muhadderât-ı İslâmiyye = islâm kadınları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hadd» den if.) (mü. muhaddide). Tahdid ve tayin eden, bir şeye hudut ve sınır koyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hader» den if.) (mü. muhaddire) (tıp). Uyuşturucu, hissi ibtâl eden, Fr. narcotlque. (i. c.) Uyuşturucu ilâçlar: Muhaddirât kullanmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخدر] uyuşturucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hadîs» den if.) (c. muhaddisîn). Hadîs bilgini: Muhaddlsînden bir zât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hudûş» dan imef.) (mü. muhaddişe) (tıp). Osm. Tahdîş eden, gıcıklıyan, şiddetlendiren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محدث] hadis bilgini.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Dini saran, çevreleyen. - Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kadem» den imef.) (mü. mukaddeme). 1. Önde bulunan, ileride olan, önden giden. 2. Eski, zamanca ileride bulunan, zıddı: muahhar: İskender’ in zamanı Hazret-i Isâ’dan çok mukaddemdir. 3. Değeri fazla olan, mertebesi daha yüksek veya lüzumu daha çok: İş eğlenceden mukaddemdir. 4. İki kısımdan mürekkep olan her şeyin birinci kısmı. 5. (mantık) iki kaziyyeden mürekkep kıyasın birinci kaziyyesi. Diğerine «tâlî» derler. 6. (askerlik) imparatorluk devrinde redif askerinin bölündüğü iki sınıftan birincisi: Önce mukaddem ve sonra tâlî sınıf silâh altına alınır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antecedent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مقدم] önde. 2.önce, önceki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bundan evvel, önce: Bu kelime mukaddemâ kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقدما] önceden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mukaddemât). 1. Maksada girişmeden önce söylenen ve maksadın ifadesine esas alınan söz: Önce bir mukaddeme yaptı, sonra mevzua girdi. 2. Bir kitabın asıl metninden önceki yazı, önsöz, Osm. dîbâce, medhal: Mukaddeme-! İbni Haldûn. 3. (askerlik) Ordunun ileride bulunan kısmı: Mukaddemetüi-ceyş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Hz.Peygamberin isimlerinden).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kader» den imef.) (mü. mukaddere). 1. Tayin ve takdir olunmuş, belirli ölçüde. 2. İlâhî kadere göre, Tanrı’ca takdir olunmuş: Mukadder ne ise o olur. 3. Kader, kazâ, ezelî hüküm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

predestined. foreordained. fated. providential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Takdir olunmuş, kıymeti biçilmiş, kadri değeri bilinmiş, beğenilmiş. 2.Yazılı, yazılıp belirlenmiş ilahi taktir. 3.Yazılı olmayıp sözün gelişinden anlaşılan. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Hz.Peygamberin isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Tanrı’ca takdir olunmuş işler: Mukadderât-ı ilâhiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

things that are fated to happen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقدرات] yazgı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kuds» den imef.) (mü. mukaddese). Takdis olunmuş, kutlu. Beyt-i Mukaddes = Kudüs’teki Mescid-i Aksâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sacred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sacred. holy kutsal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holy. sacred. sacral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقدس] kutsal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Takdis edilmiş, mübarek kutsal temiz. Mübarek, kutsal kitaplar, Kur’an, Tevrat, Zebur, İncil. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mukaddes mefhumların bütünü, (bk.) Mukaddes.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقدسات] kutsal değerler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kadem» den if.). Takdim eden, bir büyük zâtın huzûruna götürüp veren: Mukaddim-i arî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مقدمه] giriş. 2.önsöz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «keder» den imef.) (mü. mükeddere). 1. Bulandırılmış, bulanık. 2. Kederli, gamlı, hüzünlü: Bu işten çok mükedder oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sıdk» dan imef.) (c. musaddaka). Gerçeklendirilmiş, tasdik olunmuş, doğru olduğu resmî bir makam tarafından yazılı şekilde tasdik edilmiş: Musaddak bir mukavele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «sıdk» dan if.) (mü. musaddıka). Bir sözün yahut bir işin veya yazılmış bir şeyin doğru ve sahih olduğunu ispat ve tasdik eden.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gerçekliğini ve geçerliliğini resmi yazı ile bildiren. Tasdik eden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şiddet» ten imef.) (mü. mü şeddede). 1. Teşdîd olunmuş, kuvvet verilmiş, kuvvetli. 2. Şiddetlenmiş, artmış: Hastalığı müşedded oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «seds» den imef.) (mü. müseddese). 1. Altı kısımdan ibaret, altı parçadan yapılmış, altıya bölünebilen. altılık, altılı. 2. (matematik) Altı açısı ve köşesi olan: Şekl-i müseddes. 3. (matematik) Altı açı ve köşesi olan şekil: Bir müseddes. 4. (edebiyat) Altı mısrâdan mürekkep kıt’alardan meydana gelen nazım şekli. Müseddes şarkı = 6 mısrâlı şarkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sedâd»dan if.) (mü. müseddide). t. Doğrultan, doğru yola sevkeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A. «sed» den if.) (tıp). Tıkayan, kapayan, tıkanmış, kapanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «şiddet» ten if.) (mü. müşeddide). 1. Teşdîd eden, şiddetlendiren, kuvvet veren. 2. Şiddeti arttıran, azdıran, azdırıcı. Esbâb-ı müşeddide = (hukuk) Suçlu hakkında bir cezanın şiddetlendirilmesin! gerektiren hâller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fizik). Şiddetlendirici. (bk.) Müşeddid.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin salahı için çalışan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sevâd» dan İmef.) (c. müsveddât). Temize çekilmek üzere yazılıp düzeltilmiş yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough. draft. draught. roughcast. work sheet. rough copy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough draft of a written work. copy. foul copy. draft. first draft. manuscript. petty journal. rough copy. rough draft. work sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copy book. waste-book. rough book. waste book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadv» dan if.). Bir işe girişen, teşebbüs eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadr» dan» if.). Başa geçip oturan, başta kurulan, Osm. tasaddur eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜTEADDİDİ (i. A. «aded» den if.) (mü. müteaddide). Birkaç tane olan, birden fazla olan, çok, birkaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numerous. many. several.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bedeli» den if.). Tebeddül etmiş, değişmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cedd» den if.) (mü. mütecedide). Yenilenen, yeniden başlayan veya yeni hâline giren, Osm. teceddüd eden: Kuvve-i müteceddide.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «edeb» den if.) (mü. müteeddibe). Teeddüb eden, edeb öğrenen, terbiye olunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hudûs» tan if.) (mü. mütehaddise). Ortaya çıkan, yoktan var olan, meydana gelen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kudüm» dan if.) (mü. mütekaddime). 1. Karşılıklı, karşı karşıya olan, biri diğerinin karşısında bulunan, ileri geçen, baştaki: Bu iş diğerlerine mütekaddimdir. 2. Geçmiş eski, eskimiş. 3. Takdim olunan, sunulan, birinin önüne ve huzuruna götürülen: Filân tarafından mütekaddim hediyeler. (I. A. c. mütekaddlmîn). 4. Eski adam: Mütekaddimînin söylediğine bakılırsa, zıddı: müteahhir, müteahhirîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meden» den if.) (mü. mütemeddine). Medenileşmiş olan: Mütemeddin milletler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «redy, redeyân» dan if.). Tereddi etmiş, soysuzlaşmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜTEREDDİD) (I. A. «redd»den if.) (mü. mütereddide). 1. Gidip gelen, devâm eden. 2. Karar vermeyen, kararsız, tereddüd eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresolute. hesitant. undecided. wavering. dotty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sevgi, muhabbet, dostluk.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجدد] yenilikçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مدعی] davacı. 2.inatçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدت] süre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدت موقته] geçici süre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدت تحصيليه] öğrenim süresi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکدر] kederli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسوده] taslak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متعدد] birçok.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ متجدد] yenilikçi. 2.yenileşen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متقدم] geçmiş, eski.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متکدر] kederli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متمدن] uygar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (Dine yardımı dokunan. - Dilimizde “Nasreddin” şeklinde kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin şanı ve şerefi. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin ışığı, aydınlığı. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) baş, kafa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ahmak veya budala kimse; bir deniz kırlangıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin nuru, ışığı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) acayip, bambaşka; tek, iki ile böIünemeyen; küsur, tam sayıdan artan; ara sıra meydana gelen; (i.) artan şey; ABD golfta bir oyuncunun rakibinden fazla olarak yaptığı vuruş; (çoğ.), (bak.) odds. Odd Fellows Amerika'da sosyal ve gizli bir yar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tuhaflık, acayiplik; garip özellik; garip kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) ufak tefek şeyler, artık şeyler, döküntü, kırıntı; (matb.) kitabın metin dışındaki kısımları; acayip şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) zayıf tarafa verilen üstünlük; eşitsizlik, fark, üstünlük; bir bahiste konulan paralar arasındaki oran farkı; ihtimal oranı. odds and ends ufak tefek şeyler, kırıntılar. at odds araları açık. Ionu veya large odds bahis oranında fazlalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. semer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vatka; doldurmak için kullanılan yumuşak madde; abartma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. uzun saplı bel; kısa kürek, kayığın kenarına dayamadan kullanılan kürek; tokaç, çırpıcı tokmağı; yandan çarklı vapurda çark kanadı; f. kısa kürekle yürütmek veya yürümek; ağır ağır kürek çekmek; çarkların hareket etmesiyle yürümek; k.dili kıça ş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sığ suda gezinmek; suda oynamak; sendeleyerek yürümek (çocuk veya ihtiyar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ahıra yakın etrafı çevrili küçük çayır veya otlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabuklu pirinç, çeltik; çeltik tarlası. paddy wagon A.B.D., (argo) emniyet arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., k.dili şiddetli öfke; A.B.D., k.dili pataklama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. seyyar satıcılık yapmak; önem siz şeylerle meşgul olmak; bir yerden bir yere dolaşarak satmak, azar azar satmak. peddling s. önemsiz, ehemmiyetsiz, çok az miktarda. Peddle your papers A.B.D., (argo) Defol buradan! çek arabanı!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seyyar satıcı, gezici esnaf, çerçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hafife almak, etkisiz bir şekilde yapmak; su dökmek, işemek. piddle around boşuna uğrasmak. piddling s. önemsiz, ehemmiyetsiz, küçük, bayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhallebi, puding. pudding stone jeol. puding, yığışım. The proof of the pudding is in the eating. Bir şeyin değeri kullanıldığında anlaşılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ahmak, aptal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kirli su birikintisi, çamurlu gölcük; gölek, gölet; kumlu harç, sıvacı çamuru; f. çiş yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dökme demiri ocakta tavlamak; çamurlatmak (su); özlü çamuru su ile yoğurup sıva haline koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dökme demiri ocakta tavlama; kanalı balçıkla sıvama; balçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahiyet, nitelik, öz; ehemmiyetsiz şey, gereksiz itiraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Derece, rütbe, mertebe, kerte: O raddede yoruldum ki, söz söylemeye tâkatim yok. 2. Takribi ölçü veya zaman: Yaşı kırk raddelerindedir (Arapça’daki asıl mânâları: 1. Fayda. 2. Araba oku).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imp. of Read, Rede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point. degree. about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ راده] derece. 2.civar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. örmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İslam dininin vermiş olduğu acıma, esirgeme duygusu. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رد] geri çevirme. 2.inkar etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (leh.), up ile düzenlemek; boşaltmak; arabuluculuk yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

reddedip çürütmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be refused / rejected. meet with a refusal. put off. receive refusal. to be rejected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kırmızılaştırmak, kırmızılaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disownment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repulse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refusal. rejection. reputation. non acceptance. compunction. declination. decline. declining. repudiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Red.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draw the line. turn thumbs down on. refuse. reject. deny. repel. repudiate. disown. refute. disallow. take objection to. overrule. turn down. veto. abnegate. cast off. controvert. damn. declare off. disaffirm. disapprove. disavow. disdain. dispute. f.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contravene. decline. disallow. negate. overrule. refuse. reject. repudiate. scorn. spurn. to refuse. to decline. to negate. to reject. to repudiate. to disdain. to turn sb/sth down. to throw sth out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to refuse. to decline. to reject. to repudiate. to disown. abnegate. cast away. to take defence defense. deny. disallow. disapprove. disclaim. gainsay. impeach. to cancel / to decline / to refuse an invitation. kill. rebuff. recuse. renounce. repel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kırmızımsı, kırmızımtırak. reddishness (i.) kırmızımsılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir fikri, bir doktrini çürütmek için yazılan yazı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) koyunları işaretlemek için kırmızı boya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be refused. to be rejected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin akıllı kişisi, dini olgunluğa ulaşmış kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İslâm dininden dönme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. muamma, bilmece; f. bilmece çözmek; bilmece ile söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kalbur: f. kalburla elemek; kalbur gibi delik deşik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin elçisi, peygamberi. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızılkanat, zool. Scardinius erythrophthalmus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dümen, dümen bedeni. rudder bar hav. dümen pedalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dümen anası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. aşıboyası; f. kırmızıya boyamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırmızı, al; sıhhatli ve pembe yüzlü; İng., (argo) kahrolası. ruddiness i. kırmızılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin ruhu, özü. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin temel direği. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin uğurlu ve kutlu kişisi. - Türk dil kuralı açısından “d/l” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin güzelliği. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Din topluluğu, cemaati. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

296 saat müzik ya da yaklaşık 4000 parça alabilen tümleşik 16 GB sabit diske sahip bir radyolu CD olan yeni MEX-1HD’i tanımlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Oynatma sırasında diskin motoru CD’yle birlikte hareket eder; lazer sabittir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kederlendirmek, keyfini kaçırmak, neşesini kaçırmak; kederlenmek, neşesi kaçmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. eyer, semer; sele, bisiklette oturacak yer; sırtın alt kısmındaki et (koyun); coğr. bel, semer, boyun; semere benzer şey; f. semer vurmak, eyerlemek; yüklemek. saddle a person with a task birine zor bir iş yüklemek. saddle horse binek atı . sa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sırtı çukur olan herhangi bir şey; sırtında semere benzer çizgileri olan kuş veya kelebek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hurç, heybe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eyer kaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haşa, eyer altına konan keçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saraç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saraçlık; saraciye; saraçhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eyer kaltağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (eski) Musevilikte ahret ve ölümsüzlüğü yadsıyıp özdekçiliğe yönelen kimse, Saduki Saddu cean s. Sadukilere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Saadeddin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin önderi, başı, ileri kişisi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dini temiz, dini pak.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin yıldızı. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin tanıklığı. Dinin belirtisi, işareti. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - İslam’ı seçmiş olan ve İslam’ın hak din olduğuna şahidlik eden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinine bağlı kimse. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılmakladır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.b.i.) (Erkek İsmi) - Dinin kahramanı, dinin yiğidi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sıkı bağlama, sıkma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سد] set. 2.baraj. 3.engel. 3.kapama, tıkama. 4.kapatılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

örtülmek, örülmek, kapatılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde bir şed makam (halk dilinde: Şataraban).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.). Yemen’de Adlar’ın Himyer hükümdarlarından zulüm ve şiddetiyle ve pek metîn ve büyük yapı ve sed ve bendler yaptırmasıyle meşhur bir kral.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سداد] tıkaç. 2.tampon.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şeddâda lâyık, pek sağlam ve büyük: Şeddâdâne binalar yaptılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çok büyük ve sağlam yapı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). «Teşdîd» de denilen ikiz konsonat alâmeti ki, Arapça’da çift okutmak üzere harflerin üzerine konur: Cerr, şedde gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şedde alâmetini taşıyan, şeddesi olan (harf), Ar. teşdîdli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin, Allah ile kul arasınadaki aracılığı, dinin şefaati. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinine bağlı kimse. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin kurtuluşu. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gönderenin adına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin güneşi, dinin insanlara verdiği aydınlık. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır (Şemsettin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin şereflisi, büyüğü. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. (=.). Hudut muhafızı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [سروقد] servi boylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dini koruyan, dinin kılıcı. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kızmemesi, altıntop, greypfrut, bir çeşit ağaçkavunu, şatok; (bot.) Citrus grandis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) döken kimse veya hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kumaş tiftiği, paçavralardan yapılmıs yün; kibarlık taslayan kimse; görünüşte iyi olan kalitesiz şey, taklit; bayağılık, pespayelik; çerçöp, artık, süprüntü; (s). eski yünden yapılmış; taklit, adi, bayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). tüyleri ürpermek, titremek (soğuk veya korkudan); (i). korkudan tüylerin diken diken olması; titreme. I shudder to think of it Onu düşünmek bile tüylerimi ürpertiyor. shudderingly z. tüyleri ürpererek: titreyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Peklik, fazlalık, mübalağa: Şiddet-i harâret, şiddet-i zekâ. 2. Sertlik, sert muamele, cezada aşırılık: Şiddet göstermek. 3. Müsaadesiziik, sıkılık. 4. (musiki) Sesin kuvvet derecesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harshness. violence. severity. vehemence. intensity. intenseness. rigor. rigour. acuteness. stringency. edge. fierceness. force. forcefulness. heaviness. impetuosity. impetus. intension. keenness. lustiness. rough stuff. sharpness. smartness. sting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

force. fury. impetus. rigour. strength. vehemence. violence. volume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intensity. severity. violence. vehemence. harshness. stringency. rigorousness. emphasis. force. heaviness. impetus. physical violence. rigour. steam. strength. stress. stronghand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شدت] sertlik. 2.aşırılık, fazlalık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) kesin olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şiddetini arttırmak, sıklaştırmak, daha sert ve güç etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase the intensity. to aggravate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravation. exacerbation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şiddet kazanmak, daha sert ve aşırı olmak: Soğuk şiddetlendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sert, pek fazla: Şiddetli soğuk, şiddetli sıtma. 2. Sıkı, müsaadesiz: Şiddetli muamele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong. heavy. harsh. sharp. acute. severe. violent. vehement. drastic. stern. astringent. bitter. brutal. burning. cast-iron. consuming. deep. exquisite. extreme. ferocious. flaming. flash. forceful. frenetic. frenzied. fucking. fulminant. furious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acute. bad. bitter. drastic. excruciating. ferocious. furious. heavy. intense. passionate. rigid. rigorous. rude. severe. smart. splitting. stern. stiff. stormy. strong. vehement. violent. virulent. intensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intense. severe. vehement. violent. passionate. violently. severely. vehemently. passionately. flaming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anguish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appetency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craving. itch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «sıdk» tan imüb.) (mü. sıddîka). Pek doğru, asla yalan söylemeyen, sözünde duran (Hazret-i Ebû-Bekr’in lakabıdır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صدیق] sözünün eri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Çok doğru olan, hiç yalan söylemeyen. Hakikati kabul eden ve onaylayan kişi. 2.Kur’an’da peygamberleri vasfetmek, iman edenlerin sıfatı ve şehitlikten önde gelen makam kastedilerek zikredilmiştir. Ebu Bekir Sıddık: Hz.Ebu Bekir’in lakabı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadınlara mahsus ve yan binilen eyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin parlak yıldızı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) – Dinin kandili, dinin verdiği aydınlık, ışık, ışıklandıran, aydınlatan. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., k.dili. kaçmak; i. kaçış .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem), (argo) Defol !.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaypaklık, kızağın kaymasına elverişli olma; nakliyat işlerinde kızak kullanma hard veya rough sledding müşkül durum güçlükler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. iyice ıslanmış, sırılsıklam; hamur gibi (ekmek); anlamsız, donuk; ayyaş suratlı; f. iyice ıslatmak veya ıslanmak; donuklaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seyyar merdiven.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. bacaklarını açıp durmak veya yürümek apışıp durmak; bacaklarını ayırıp oturmak; k.dili. taraf tutmamak; apışarak bir şeyin üstünde durmak veya oturmak; iki tarafı birden idare etmek; ask. hedefin hem önüne hem arkasına vurmak; i. apışma; apışık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. cunda yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Nil'de trafiğe engel olan su üstünde yüzen bitkiler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kapı, eşik. Ar. atebe, Fars. Astân: Südde-i seniyye = Osmanlı hükümdarı eşiği. 2. (tıp): Vücudun bazı organlarına Arız olan tutkunluk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. apansız, birdenbire çıkan, ani. sudden death ani ölüm; (spor) beraberlik durumunu çözmek için neticeyi bir puana bağlama; neticeyi bir yazıtura atışıyla halletme. all of a sudden ansızın, birdenbire, aniden. suddenly z. birdenbire, ansızın. suddenn

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. daha da ilave etmek, yeniden katmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سده] kapı. 2.eşik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kundağa sarmak (çocuk); i. kundak. swaddling band kundak bağı. swaddling clothes kundak takımı, kundak; bebeklik çağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «adûv» den) (c. taaddiyyât). 1. Öteye geçme, tecâvüz. 2. Hak ve insaf sınırını aşma, zulüm. 3. Örf, Adet ve kanun haddini geçme, bu hududun dışında hareket. 4. Fiilin gösterdiği işin bir veya iki mef’Üle geçmesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تعدی] zulüm. 2.haksızlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.zulmetmek. 2.haksızlık etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «add»den). Birden fazla, birkaç olma. Taaddüd-i avalim = Alemlerin müteaddid olması. Taaddüd-i zevcât = Birden fazla kadınla evlenme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تعدد] çokluk. 2.çoğalma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin tacı. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تغدی] beslenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

beslenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gıda, beslenme (Ar.’da mânâsı: kuşluk yemeği yemek veya yedirmek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hadr» den masdar). Eğik bir düzeyden akarak veya yuvarlanarak inme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «huds» tan masdar). Olma ve zuhûr etme, ortaya çıkma. Arapça’da mânâsı başkadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tahaddüse ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحدب] tümsekleşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tümsekleşmek, kamburlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تحدس] sezgi. 2.meydana gelme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

meydana gelmek, ortaya çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحدسيه] sezgicilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A ). Mukaddes olsun!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kıdem» den). 1. Önce gelme. 2. ileri geçme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antecedence. precedence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mübarek, mukaddes kılma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقدم] öncelik. 2.öne geçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

öne geçmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinde muttaki, Allah’tan hakkıyla korkan kişi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. yalan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. taradiddle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Teşebbüs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصدی] girişme, başlama, el atma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

girişmek, başlamak, el atmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tasaddukaat). Sadaka verme, sadaka olarak verme: Malını tasadduk etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadr» dan masdar). Başa geçme, en. başta oturma, öne ve ileriye geçme: Bu adam tasadduru çok sever, daima tasaddur etmek ister.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bedel» den masdar) (c. tebeddülât). Değişme, başka durum ve şekle girme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tebeddül.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبدل] değişim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

değişmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبدلات] değişimler, değişiklikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TECEDDÜD) (i. A. «cidd» den masdar). Yenilenme, yeni olma, tazelenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renewaled. renaissance. innovation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A F.). Yenilik taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تجدد] yenilenme, yenilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تجددات] yenilenmeler, yenilikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tüylü oyuncak ayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «edebiden). 1. Edeb ve terbiye edinme: insan çocukluğunda teeddüb etmelidir. 2. Edeb etme, utanma: Hocamın huzurunda bahse girişmekten teeddüb ettim (bu mânâ Türkçe’ye mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Edeb ve terbiye ile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeling too ashamed (to do sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تأدب] utanma, terbiye ile çekinme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

utanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تأدبا] terbiye ile çekinerek, utanarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tegazzî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

beslenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «keder» den). 1Bulanma, saflığı kaybetme. 2. Kederlenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «medh» ten ). Kendi kendini medhetme, övünme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «medeniyyet» ten). 1. Medenî olma, çadır altında yaşamaktan yani göçebelikten vazgeçip bir şehir ve kasabada oturma. 2. Kültür, ilim, sanat vesair medenî sahalarda ilerleme, yükselme, gelişme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمدن] uygarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uygarlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Soysuzlaşma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

soysuzlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesitance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesitation. indecision. doubt. stammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavering. faltering. indecision. compunction. demur. doubt. hesitancy. hesitation. humph. incertitude. quandary. shilly shally. uncertainty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falter. hesitate. vacillate. waver. wobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to doubt. to hesitate. boggle. demur. falter. hang back. hover. pause. scruple. stagger. vacillate. vibrate. wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «redd» den). 1. Gidip gelme, birinin yanına devamlı gitme:Filan zata tereddüd ederdi (bu mânâ ile az kullanılmıştır). 2. Karar veremeyiş, kararsızlık. Bilâ tereddüd = Tereddüd etmeksizin, düşünmeksizin, hemen karar vererek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesitant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesitant. wavering. faltering. indecisive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfaltering. unhesitant. unwavering. without gloves. without hesitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تردد] gidip gelme.2.ikirciklenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ikirciklenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şiddet» ten). Şiddet kazanma, daha kuvvetli ve sert olma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin birliği, birleştiriciliği. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parmak kuvvetiyle disk fırlatma oyunu. play tiddledywinks k.dili. oyalanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kumaşı düğüm atarak boyama işlemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f, i çocuk gibi sendeleyerek yürümek; gitmek; i. çocuk gibi sendeleyerek yürüme. toddler i. yeni yürümeye başlayan çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıcak su ve şekerle karıştırılmış bir içki; Hindistan'da bazı hurma ağaçlarından çıkarılan tatlı bir şıra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. tread.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. boş laf etmek, saçmalamak; i. boş laf, saçma; geveze adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. döndürerek oynatmak; önemsiz şeylerle meşgul olmak; i. hafifçe döndürme. twiddle one's thumbs parmaklarıyle oynamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. inek memesi, yelin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. davet olunmamış, davetsiz; kendiliğinden gelen (fikir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. halletmek, çözmek (bilmece).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eyerini çıkarmak; eyerden düşürmek, attan düşürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gear. junk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin tekliği, birliği. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tek din, dinin tekliği.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin yüceliği, onuru. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(VIDD, VUDD) (bk.) VedSd.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin sahibi. Dinin dostu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıkaç, tampon; vatka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. badi badi yürümek, paytak paytak yürümek; i. badi badi yürüyüş. waddly s. paytak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. evli, evlenmiş; evliliğe özgü. wedded to bağlı, kendini adamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nikâh, evlenme merasimi, düğün; evlilik yıldönümü. wedding cake düğün pastası. wedding ring nikah yüzüğü. golden wedding evliliğin ellinci yıldönümü. silver wedding evliliğin yirmi beşinci yıldonumü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. ters yöne; batıdan doğuya; soldan sağa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rüzgârla kurutulmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. İbranice ile karışık bir Alman lehçesi, Eskenazi dili; s. Eskenazi diline ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

rosto ile birlikte pişen bir çeşit hemur işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüksek Hızlı kaset mekanizması, çok hızlı erişim ve hızlı ileri/geri sarma süreleri sağlamaktadır. Kaset konumu bir sayaç ile gösterilmektedir. Hareket mekanizmasının çift yataklı tahrik mili, geriye doğru çalmada bile kasetin hassas biçimde hareket ettirilmesini sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Değişik biçimlerde maruz kalma sonucu zarara yol açabilen kimyasal maddeler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dünyevi etkilerden sıyrılarak aydınlığa kavuşmayı amaçlayan bir çeşit Budizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin zineti, süsü.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضد] zıt, karşıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arapça olmayan yanlış tâbirdir). Muhalefet, zıdlık, düşmanlık: Aralarında zıddiyyet vardır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضدیت] zıtlık, karşıtlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin ışığı, aydınlığı.

İsimler ve Anlamları by