Ded ne demek? | Ded anlamı nedir? | Ded

Ded anlamı nedir?

Ded ne demek?

Ded anlamı nedir?

Ded | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ded

Türkçe Sözlük

(i. F.). Et yiyen yabânî hayvan. Dâd ü ded = Ot ve et yiyen yabânî hayvanlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دد] yırtıcı hayvan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be considered. to be deemed. to be regarded as.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدد] sayı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sayı bakımından, sayıca.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عددا] sayıca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. adediyye). 1. Adede yani miktar veya rakama, sayıya mensup ve müteallik. 2. Hukuk: Yumurta gibi sayılan şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عددی] sayısal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conclusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آلوده دامن] iffetsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). elin tersi öne doğru olduğu halde vurulan; samimi olmayan , sinsice, zıt anlamı ima eden. backhanded compliment tenkit niteliğinde olan kompliman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cins, saf kan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık fikirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). duygusuz, merhametsiz, hunhar; soğuga karşı hassas; (biyol). soğuk kanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iple bağlanmış; kabarık çizgili; kütük öIçüsü ile öIçüIüp yığılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kesin, kati, şüphesiz; kararlaştırılmış, mukarrer, muhakkak; sebatkar, inatçı. decidedly (z). kesinlikle, katiyetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Büyükbaba, Ar. ced: babası ve dedesi. 2. Yol babası = Kıdemli derviş ve bilhassa Mevlevi tarîkatinde çile merasiminden geçmiş derviş (bu mânâ ile Farsça sanılarak ve yanlış olarak «dedegân» şeklinde cem’i yapılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandfather. grandpa. granddad. grandpapa. grandsire. progenitor. accestor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

granddad. grandfather. grandpa. grandad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandfather. uncle ancestor. old man. a senior dervish. forebear. gaffer. grand dad. grandpa. patronymic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lit 'Grandfather,' an elder dervish with spiritual standing within the order, usually the same level as a Khalifa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Ana ve babanın babası. 2.Ced, ata. 3.Çok yaşlı kimse. 4.Mevlevilikte çile doldurmuş, dervişlik gayesine erişmiş ve dergahta hücre sahibi olmuş kimse. 5.Bektaşilerde şeyh, baba. - Örfte isim olarak kullanılırken, daha çok lakap olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i). «Baba» denen Bektaşî şeyhlerine saygı mübalağası olarak verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meylevî dervişlerine saygı mübalağası olarak verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Detektif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detective. investigator. detective. dick. spotter. bloodhound. ferret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detective. sleuth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detective. body guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Detektör.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. détecteur

algılayıcı

Gaz, mayın, radyoaktif mineral, manyetik dalga vb.ni bulmaya, tanımaya yarayan cihaz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). adamak, tahsis etmek, takdis etmek, vakfetmek; vermek, ithaf etmek. dedicated (s). ithaf olunmuş, verilmiş; tahsis edilmiş. dedica'tion (i). adama, tahsis veya takdis etme, tahsis olunma, ithaf .ded'icato'ry (s). ithaf kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bul headed. pontifical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Söylenmiş: O «damın dediği dediktir = Söylediği sözü hakkıyle söylemiştir, geri dönmesine imkân yoktur. Sözü sözdür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (asıl demek ve komak fiillerinin mazileridir). 1. Boş söz. Ar. kiyl-ü-kaal, Fars. güft-ü-gû. 2. Şunu bunu çekiştirme, nemmâmlık, suhançinlik, laf getirip, götürme, laf toplama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossip. tale. tittle-tattle. tittletattle. dirt. grapevine. grapevine telegraph. hearsay. report. rumor. rumour. scandal. scuttlebutt. talk. tattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossip. rumour. scandal. tale. tittle-tattle. whisper. rumor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossip. rumour. tittle-tattle. backbiting. broadcast. chit chat. clatter. on the cry. dope. old gossip. hearsay. rumbling. scandal. tale. tittle tatle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gossip. vent a tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dedikoduyu sever. Osm. nemmâm, suhançtn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossipy. scandalous. gossipper. gossipmonger. scandalmonger. taleteller. back biter. backbiter. tittle-tattle. babbler. newsmonger. peddler. pedlar. retailer of news. talebearer. tattler. telltale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossip. scandalmonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossiper. flibbertigibbet. scandalmonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gossipy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tedirgin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tedirginlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Demeye sevk ve icbar etmek, zorlamak, demeye bırakmak, söyletmek: Kendisine lâf dedirmez.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). anlamak, mantıki olarak sonuç çıkarmak, istihraç etmek, istintaç etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çıkarmak, tenzil etmek; istintaç etmek , sonuç çıkarmak deduction (i). istintaç, netice çıkarma; (man)., tümdengelim; sonuç, netice, istidlâl; hesaptan düşme, tenzil. deductive (s). istintaç ve istidlâl yolunda olan; tümdengelimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. déduction

fel. tümdengelim

Tümel bir önermeden tikel bir önermeye, yasalardan olaylara, etkenden etkiye geçme yolu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). korku yaratan, ürkütücü, korkunç; haşmetli, heybetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha yüksek dinamik aralık sağlayan, parlak ve karanlık ayrıntıları koruyan bir dijital fotoğraf işleme sistemi. 16.384 seviye parlaklık ile 14 bit dxp, 12 bit sistemlere göre dört kat artış sağlar ve daha derin ve gerçekçi dijital görüntüler elde edilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, eski Boş Iâf ! Saçma !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (A.B.D). ihtiyatlı, tedbirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cömert, eli açık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) uyanık, tetikte; korunan, muhafazalı; ihtiyatlı, tedbirli. guardedly (z.) ihtiyatla. guardedness (i.) tedbirlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. gudde). Guddeler. (bk.) Gudde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غدد] salgı bezleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) eli olan, elli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) makul düşünen, hislerine mağlup olmayan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tahakküm eden, amirlik taslayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). âlicenap, yüce gönüllü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hiddetli, kan beynine sıçramaya hazır. hotch pot, hotchpotch bak. hodgepodge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Dinin direği. Daha çok unvan olarak kullanılır. -Türk dil kuralı açısından «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji), iradenin kontrolünde olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tape recorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be recorded. to be entered. to be noted. to be enrolled. to be registered. to be taken notice of. to be scored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) arazisi olan, arazi sahibi; araziden ibaret. land property gayri menkul mülk, arazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. solak; sağdan sola; acemice, acemi; salak; sinsi, entrikacı; ikiyuzlü; asil olmayan bir kadınla evlenmiş bir prensin evliliğine ait.lefthanded com- pliment acemice veya samimi olmayan iltifat. lefthandedness i. solak olma; gizli anlamı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sağgörülü, mantıklı, dengeli; anlayışlı, iyi düşünüşlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eli hafif; becerikli; yükü hafif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başı dönen, sersem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hafif, kararsız, dönek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hemfikir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dolu; hileli (zar);( argo )sarhoş; (argo) zengin. loaded question şaşırtıcı soru. loaded statement iki anlamlı söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düsünüşünde uzağı görme kabiliyeti olan, önsezi sahibi; akıllı, zeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sözü bitmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir tarafa meyilli; orantısız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. adi düşünüşlü, alçak fikirleri olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yardım, imdat: Allah’tan meded isterim. 2. (nidâ): Eyvah, aman, hayf, yazık: Meded yârabbil Meded Allah.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدد] yardım, medet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Arp. meded = yardım, Fars. hâsten = istemek). Yardım isteyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yardımcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. meded = yardım, Fars. resîden = yetişmek). Yardıma yetişen, yardımcı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مددخواه] yardım isteyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مددکار] yardım eden, yardımcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مددرس] yardıma koşan, imdada koşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. görüşlü, fikirli, niyetli; istekli görünen, gönlü yatmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cedd» den imef.). Yeni, taze, henüz kullanılmamış: Mücedded bir kat elbise, bir ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Yeni olarak, yeni ölmek üzere, baştan, tamir suretiyle olmayarak: O köşkü yıkıp müceddeden yaptılar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .sersem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şiddet» ten imef.) (mü. mü şeddede). 1. Teşdîd olunmuş, kuvvet verilmiş, kuvvetli. 2. Şiddetlenmiş, artmış: Hastalığı müşedded oldu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dar fikirli, dar görüşlü, bağnaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) içinde kurşun bulunmayan (benzin).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek elli; bir elden çıkmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek taraflı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sonuca bağlanmamış, açık bırakılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eli açık, cömert.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık fikirli, yeni fikirleri kabule hazır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. demode, modası geçmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bulutlarla kaplı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. perde, dâşten = tutmak). Eskiden bir büyük zâtın kapısında bekleyen ve girme izni olanlara perdeyi kaldıran kapıcı; perdeci.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرده دار] kapı görevlisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. inatçı, ters.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bağlaç), baz. (that ile) şu şartla ki, şartıyle, eğer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mert, erkekçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be refused / rejected. meet with a refusal. put off. receive refusal. to be rejected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) suçüstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sağ elini kullanan; sağ elle yapılan; soldan sağa dönen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğru düşünüşlü, sağduyu sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin uğurlu ve kutlu kişisi. - Türk dil kuralı açısından “d/l” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yakınlık, civar (Ar.’da asıl mânâsı olan bu mânâ ile dilimizde kullanılmaz). 2. Kasit, niyet, teşebbüs: Uzun bir seyahat etmek sadedinde bulunuyor. 3. Madde, maksat, mânâ, mevzû: Sadetten ayrılmayalım, sadedin dışına çıkmayın, sadede, sadedimize dönelim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صدد] konu, asıl mesele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Saadeddin).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ساده دل] saf, temiz yürekli. 2.ebleh, bön.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) 1.Temiz yürekli. 2.Saf, bön.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ساده دلانه] safça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin tanıklığı. Dinin belirtisi, işareti. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. şeb = gece, zinde = diri, dâşten = tutmak). Geceyi diri tutan, gaflet uygusuyla geçirmeyip ibâdetle canlandıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شب زنده دار] geceleri ibadet eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayrılmış; kapalı; bir kenara çekilmiş; ırak; mahfuz, saklı, korunmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سپيده دم] tan ağartısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yardımcısı az.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nefes darlığı olan, tıknefes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şiddet). Şiddetler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cepheli, taraflı, çevrili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek kişi ile işletilen; tek el ile çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek amaçlı; sade; samimi; hilesiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

18. yüzyıla gelinceye kadar, cambazlık, ateş yutma vb. gösteriler sokaklarda halka, saraylarda ise asillere yapıyordu.

Philip Astley, bugünkü modern sirklerin kurucusu kabul edilir. 1763 yılında kurduğu sirkinde, ana gösteri ata binilerek yapılanlardı. Astley atlar bir daire etrafında döndüklerinde, binicilerin at üzerinde daha rahat ayakta durduklarını bildiğinden, sirk çadırım ve gösteri yerini bir daire oluşturacak şekilde düzenledi ve atların gösteri sırasında, daima daire biçiminde dönmelerini sağladı.

Bir başka sirk sahibi, Antonio Franconi’de, dairenin en uygun çapının yaklaşık 13 metre olduğunu saptadı ki, bu mesafe bugün bile kullanılan ölçüdür.

Son bir not olarak, İngilizce’si ‘circus’ olan sirk kelimesinin, Latince’de daire anlamına gelen, ‘circle’dan türediğini de belirtmeden geçmeyelim.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemsiz şeylere kafası işleyen; düşüncesi kıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bildiğinden şaşmaz düşüncesinde kararlı, iradesi kuvvetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vergiden düşülebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kalın kafalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s katı, yeğin; çetin; çakırpençe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çifte başlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki taraflı, iki yanlı; ikiyüzlü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki elli; iki el ile kullanılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yardım edilmemiş, yardım görmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bakılmamış, yapılmamış (iş); ihmal edilmiş; yalnız, refiksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kimseden arkadaşlık görmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hudutsuz, sınırsız, nihayetsiz; kontrolsuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karar verilmemiş, sallantıda olan, muallâk; karar vermemiş, tereddüt içinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. korunmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bölünmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kullanılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. patlamamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. temelsiz, asılsız esassız, boş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dostsuz kimsesiz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muhafazasız, koruyucusuz; tedbirsiz, ihtiyatsız, gafil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. engellenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kurşunsuz; kurşunları çıkmış; matb. satır araları anterlinsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gereksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (with) ile den. yoksun. unprovided for ihtiyacı karşılanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .kaydedilmemiş, banda allnmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mukafatlandırılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z .tepetaklak olmuş; altüst; z. tepetaklak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin tekliği, birliği. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boşaltılmış; hükümsüz kılınmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. sıcakkanlı; enerjik; tutkulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iradesiz; aklı zayıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. evli, evlenmiş; evliliğe özgü. wedded to bağlı, kendini adamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geniş kap samlı, çok yönlü; dolgun, tombul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) gürültü; tantana, gösteriş; çekişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. soluğu kesilmiş, soluksuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ağaçlı; odunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ters, inatçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by