Def ne demek? | Def anlamı nedir? | Def

Def anlamı nedir?

Def ne demek?

Def anlamı nedir?

Def | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: def

Türkçe Sözlük

(i. A. Türkçe’si: tef). Ekseriya Türk musikisi hânendelerinin elde tutup, parmaklarıyla çaldıkları musiki Aleti ki, bir tarafı deri İle kaplanmış ve aralarına birbirine çarpar pirinçten pullar takılmış tahtadan bir çenberden ibarettir. Ar. dâire. Daf çalmak = Defi fiskeleyip usûl vurarak ses çıkartmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Öteye itme, kakma, cezb ve celb’in zıddı: Gök cisimlerini yerli yerinde tutan cezb ve def kaidesidlr. 2. Savma, men, savuşturma: Bu ilâç sıtmayı def eder, öyle muzır bir adamı her yerden defederler. Olmak fiiliyle de kullanılır: Hele buradan defolup gitti. Hamdolsun baş ağrısı defoldu, defol, yıkıl, eksik oll 3. Verme, ödeme, sarf, harç (bu mânâ ile dilimizde masdarı az kullanılmıştır; ism-i mef’Ülü «medfûAt» kullanılır). 4. Ortadan kaldırma, imha etme, bertaraf etme: İhtiyaçlarını def etmek: Gaileyi def etti. 5. (hukuk) Davalı tarafından davacının davasını def edecek bir dava açılması. Def’-i hâcet = Abdest bozma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

If this optional parameter is present, it means that the command's first argument is optional The default value of the optional argument is def. inition/usage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the context of GRADE's data dictionary, it represents an occurrence where a name is defined in a diagram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The basic editable unit of a design Some common synonyms used by other systems are module, block, page, and cell Defs are included hierarchically within each other by means of uses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Excellent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Assembly header file / Defaults - definitions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دف] tef.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دفع] uzaklaştırma. def’ edilmek 1.uzaklaştırılmak. 2.giderilmek. def etmek 1.uzaklaştırmak. 2.gidermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

address book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عقيده فروش] inanç tüccarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notebook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [باده فروش] meyhaneci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

once.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in / at one go.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for once only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book of final entry. general / ledger journal. general ledger. general journal. ledger book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Defaatle, tekrar tekrar, birçok kere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Defaatle, tekrar tekrar, birçok kere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pocket almanac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ortak savunucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. defaât). Kere, sıra, nöbet: Bir defa = Bir kere. Baıı d» fa = Bazı kere. Bu defa = Bu kere: D«f’a-i Ülâda = Birinci kerede, başlangıçta. Defaâtla, biddefait = Defalarca, yine, kezâ, arka arkaya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

times.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time. turn. instance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Def’a’nin c. kereler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دفعات] kereler, defalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). resim v.b'ni bozmak, tahrif etmek, şeklini bozmak, güzelliğine halel getirmek, silmek. defacement (i). bozma, tahrif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). bilfiil, fiilen, hakikatte, edimli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. define). Defineler. (bk.) Define.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دفائن] gömüler, defineler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time after time. over and over. again and again. time and again. numbers of times. times without numbers. tons of times. scores of times. for the nth time. for the umpteenth time. repeatedly. always. fast. heaps of times.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repeatedly. again and again. over and over again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time and again. on a number of occasions. again and again. at different times. dozens and dozens of time. plenty of times. on more scores than one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). emanet paradan çalmak, zimmetine geçirmek. defalca'tion (i). emanet paradan çalma, zimmetine geçirme, suiistimal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zem ve iftira ile bir kimsenin itibarını zedelemeye çalışmak; namusuna leke sürmek. defamation (i). iftira; lekeleme. defamatory ri)( s) iftira olan, lekeleme kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. défense

sp. savunma

Bir takımın, kalesini korumak için gösterdiği çaba.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stonewalling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. défensive

sp. savunmalı

Savunmayı esas alarak kurulan (oyun düzeni).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in one single payment. single sum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. dafter). Defterler. (bk.) Defter.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دفاتير] defterler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihmal; mahkeme, maç v.b.'ne gelmekten kaçınma; hazır bulunmayış, yokluk. in default of payment ödenmediği takdirde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). emanet paranın açığını ödemekten kaçınmak, taahhütlerini yerine getirmemek; mahkemede ispatı vücut etmemek; spor karşılaşmasına zamanında gelmeyip hakkını kaybetmek ; ifa etmemek, ödememek;ispatı vücut etmediğinden mahkum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mahkemede ispatı vücut etmeyen kimse, gaip kimse; yiyici kimse, irtikâp yapan kimse, emanet edilen paranın hesabını vermeyen kimse, borçlarını ödemeyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: tefe). 1. Eğerin iki tarafındaki yuvarlak eteği. 2. Def gibi yuvarlak ve daire biçiminde şey. 3, Çulha tezgâhının tarağın kurulduğu yayı. 4. İpekçi dolabı, çarkı. 5. Çarka sarılmış büyük ipek turası ki, iki kiloya yakındır: Üç defa ipek. 6. Varak ve bakır vesaire yaprakları destesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). iptal, lağvetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iptali mümkün, lağvolunabilir, feshedilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). yenmek, mağlup etmek; hezimete uğratmak; bozmak, iptal etmek, ıskat etmek; (i). bozgun, yenilgi, mağlubiyet, hezimet. defeatism (i). bozgunculuk. defeatist (i)., (s). bozguncu kimse; (s). bozguncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dışkı boşaltmak; tortusunu çıkarmak. defeca'tion (i). dışkı boşaltma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: tefeci). Çok yüksek faizle ötekine berikine gizlice borç para veren: Defeciye borcu vardır, (bk.) Tefeci.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kusur, noksan, eksiklik; (f). terketmek; karşı tarafa iltica etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bulunduğu veya mensup olduğu zümre, parti, taraf v.b.'nden çekilme, terketme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kusurlu, sakat, eksik, noksan; (gram). bazı çekim şekilleri kullanılmayan. defectively (z). kusurlu olarak, noksan olarak. defectiveness (i). kusurluluk, noksanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı tarafa kaçan kimse. defence (ing)., (bak). defense.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk ağzında: tefeli). Tezgâhın tefesine çok kuvvet verilerek tarak fazla basılmakla sık dokunmuş (bez vs.)

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). savunmak müdafaa etmek, muhafaza etmek, korumak, saklamak, himaye etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). müddeialeyh, davalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koruyucu kimse, savunucu veya müdafaa eden kimse, himaye eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pencereden fırlatılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). defence (i). savunma, müdafaa, korunma, vikaye, himaye; muhafaza eden herhangi bir şey, koruyan şey. defenseIess (s). müdafaasız, korunmasız, muhafazasız, biçare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). savunulabilir, müdafaa edilebilir , müdafaası kabil, hak verilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (-red, -ring) sonraya bırakmak, ertelemek, tehir etmek, tecil etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (-red, -ring) to ile kararı başkasına bırakmak, başkasının fikrine uymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). riayet, uyma; hürmet, ihtiram. out of deference to -e riayeten, -e uyarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). nakleden, taşıyan; (anat). ersuyu (sperma). kanalına ait; (i) yörünge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). riayetkârane, hürmetkar. deferentially (z). hürmetkârca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). erteleme, tehir; mecburi askerlik hizmetinin ertelenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ertelenmiş; kâr hisseleri ertelenmiş; mecburi askerliği ertelenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). 1. Savmak. 2. Savuşturmak: Belâyı defetmek. Düşmanı defetmek. 2. Kovmak. 3. (fizik) itelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispel. remove. to drive away. to repel. to fight off. to expel. to eject. to chase. to kick sb out. to get rid of sb/sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to repel. to push back. to repulse. to drive away. to expel. avert. dismiss. eradicate. fence out. heal. hold off. oust. pack sb off. remove. rid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Def çalan müzisyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Def’.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plea. vigorous repulsion. defence. exception. incidental plea. motion. special plea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meydan okuma; karşı koyma, muhalefet mukavemet. in defiance of hiç bırakmayarak, zorluklara rağmen gözüne alarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). muhalif, karşı gelen; cüretkâr, küstah. defiantly (z). cüretle, küstahça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eksiklik, noksanlık, kusur, yetersizlik, kifayetsiz!ik; hesap açığı. deficiency disease (tıb). gıda eksikliğinden ileri gelen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eksik, noksan; yetersiz, kifayetsiz, zayıf, açık (hesap). be deficient in -de eksik olmak. deficiently (z). yetersizce, kifayet etmeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hesap açığı, zarar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı gelen kimse; meydan okuyan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (ask). havale siperi yapmak; (i). havale siperi yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Moda geçidi. Mankenlerin, takdim edilecek elbiseleri giyerek dâvetl ilerin önünden geçmesi, bu suretle elbiselerin teşhiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dress parade. fashion show. parade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To march off in a line, file by file; to file off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Defilade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any narrow passage or gorge in which troops can march only in a file, or with a narrow front; a long, narrow pass between hills, rocks, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of defilading a fortress, or of raising the exterior works in order to protect the interior.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Defilade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make foul or impure; to make filthy; to dirty; to befoul; to pollute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To soil or sully; to tarnish, as reputation; to taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To injure in purity of character; to corrupt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To corrupt the chastity of; to debauch; to violate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make ceremonially unclean; to pollute. a narrow pass place under suspicion or cast doubt upon; 'sully someone's reputation'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion show. fashion display. mannequin parade. style show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a narrow pass. place under suspicion or cast doubt upon; 'sully someone's reputation'. make dirty or spotty, as by exposure to air; also used metaphorically; 'The silver was tarnished by the long exposure to the air'; 'Her reputation was sullied after the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). sıra halinde yürümek; (i). sıra halinde yürüyüş; dağlar arasındaki uzun ve dar geçit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kirletmek, pisletmek, bulaştırmak, bozmak. defilement (i). kirletme, bozma, pisletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. cdefn» den). Gömülmüş, gömülü, defnolunmuş. Ar. medfûn: Konya’da defın-i hâk-i ıtır-nâk bulunan Hazret-i Mevlânâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DEFN) (i. A.). Toprağın içine sokma, gömme, mezara koyma: Cenaze nereye defnolunacaktır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burial. interment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burial. interment. funeral. sepultre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

death certificate. certificate of death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DEFİNE) (i. A.) (c. defâin). Yere gömülmüş mal ve akça: Define aramak ve bulmak, mec. Pek değerli veya bilgili olup, ancak dıştan gösterişi olmayan, gizli kadir ve değeri olan adam veya mal: O, bir definedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treasure. treasure trove. trove. hoard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To fix the bounds of; to bring to a termination; to end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To determine or clearly exhibit the boundaries of; to mark the limits of; as, to define the extent of a kingdom or country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To determine with precision; to mark out with distinctness; to ascertain or exhibit clearly; as, the defining power of an optical instrument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To determine the precise signification of; to fix the meaning of; to describe accurately; to explain; to expound or interpret; as, to define a word, a phrase, or a scientific term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buried treasure. trove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Defining a new macro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Set down the precise meaning of something Be prepared to state the limits of the definition Take note of multiple meanings if they exist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

State meaning and identify essential qualities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Definitions call for concise, clear, authoritative meanings Details are not required but limitations of the definition should be briefly cited You must keep in mind the class to which a thing belongs and whatever differentiates the particular object from

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Definition Group A grouping of term and its definition Allowed within the definition listing within the front matter of the catalog Note that upon output, term and definition normally are laid out in tabular format, possibly separated by an automatically

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Define ) is intended literally Only a formal statement or equivalent paraphrase, such as the defining equation with symbols identified, being required.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Asks candidates to give a clear and precise account of a given word or term. give a brief and precise meaning of a word or phrase. To give a value to a data object during program execution To declare derived types and procedures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To describe a thing by its qualities and circumstances To mark out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To set bounds to, mark the limits of See below Definitio; Definition. to give the meaning of a word or concept; typically this will involve the identification of a class or genus to which the item belongs and the identification of those characteristics th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دفينه] gömü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tarif etmek, tavsif etmek; sınırlamak, tahdit etmek, tayin etmek, ayırmak, tefrik etmek. definable (s). tarifi mümkün; ayırt edilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Yere gömülmüş, kıymetli eşya. 2.Kıymet ve değeri olan kimse veya mal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Define arayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treasure hunter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sınırlı, mahdut, belirli, muayyen, kararlaştırılmış, mukarrer; kesin, kati. definite article İngilizcede isimden önce kullanılan ve nitelediği ismi belirleyen kelime, yani the. definitely (z). kesinlikle, tamamen, kati surette. definiteness (i). kesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarif, tanımlama, izah, tavsif; berraklık, vuzuh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kesin, kati, nihai, son, tam ve eksiksiz; tayin eden, sınırlandıran, tahdit eden, mukarrer. definitively (z). kesinlikle; nihai olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ateş alıp birden parlamak. deflagra'tion (i). birden ateş alma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Paranın piyasada azalmasıyle satın alma gücünün artması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. déflation

ekon. para kısıtlaması

Para şişkinliğine karşı önlem olarak paranın piyasada azalmasıyla satın alma gücünün artması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deflation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deflation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hava veya gazı boşaltmak; gururunu kırmak, informal burnunu sürtmek; fiyatları duşürmek. deflation (i). hava veya gazı boşaltma; fiyatların düşmesi, deflasyon. deflationary (s). fiyatların düşmesine sebep olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. déflateur

ekon. para kısıtlayıcı

Para kısıtlaması işlemini yapan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yoldan saptırmak, inhiraf etmek veya ettirmek, çevirmek; dönmek. deflector (i). yana saptıran alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yoldan sapma, inhiraf, dönme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Def etmek (argo).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kızlığını bozma, bikrini izale etme; bir şeyin tazeliğini ve taravetini bozma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kızlığını bozmak, bikrini izale etmek; çiçeğinden mahrum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). sıvıların boşalması (nezle).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دفن] gömme, defin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yaprakları güzel kokan ve şenliklerde süs olarak kullanılan taflan cinsinden maruf küçük ağaç. Ar. Şecer-ül-gaar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay. daphne. laurel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay. laurel. bay-tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Laurus nobilis): Defnegillerden yaprakları güzel kokulu ve yaz kış yeşil olan ağaçtır. Boyu 2 metre kadardır. Akdeniz kıyılarında yetişir. Meyveleri yuvarlaktır. Rengi siyahımtıraktır. Yapraklarından yeşil renkli bir yağ çıkarılır. Kullanıldığı yerler: Terletir, ateşi düşürür, vücuda rahatlık verir. İdrar ve adet söktürür. İştah açar, Hazmı kolaylaştırır. Sinir ağrılarını (nevralji) dindirir. Yağı bazı merhemlerle karıştırılır. Baharat olarak da kullanılır. Hamileler kullanmamalıdırlar.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Yun.) (Kadın İsmi) - Akdeniz ikliminde yetişen, yapraklan sert ve üst yüzleri parlak açık sarı çiçek ve güzel kokan defnegillerden bir ağaç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay leaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be buried. to be interred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), ikiçeneklilerln ayrı taçyapraklılar kısmından, bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entombment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Ölüyü gömmek, toprağa vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bury. inter. to bury. to inter. to lay sb to rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bury. to inter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flaw. defect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flaw. manufacturing defect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go away!. beat it!. piss off. go to blazes!. push off! sod off!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beat it. go away. buzz off. go and eat coke. fuck off. go to hell. hop it. piss off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yapraklarını dökmek veya düşürmek; düşmanın mevzilenmesini önlemek için bitkileri tahrip etmek. defolia'tion (i). , (bot). yaprakların dökülmesi veya düşürülmesi. defoliator, defoliant (i). yaprakları döken ilâç veya zehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go away. be off. clear off. clear out. beat it. push off. vamoose. vamose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go away. to beat it. to piss off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go away. to clear out. pike off. vamoose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a flaw. faulty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (huk). zorla alıkoymak (başkasının malını), zorla geri tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ormandan mahrum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). şeklini bozmak, biçimini bozmak; sakat etmek; çirkinleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şeklini veya biçimini bozma, çirkinleştirme; sakatlık; (fiz). tazyik altında şekil değişimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deformed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distorted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). biçimsizlik, sakatlık, çirkinlik; sakat kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dolandırmak, aldatmak, hakkını yemek, gadretmek; (slang). üç kâgıda getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ödemek, tediye etmek, vermek, tesviye etmek. defrayment (i). ödeme tediye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (papaz) rütbesinden mahrum etmek ; cüppesini çıkartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). buzlarını çözmek veya eritmek. defroster (i). buzdolabı v.b.'nde buzları çözme veya eritme tertibatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. defroster

buzçözer

Buzu çözen, donmayı önleyen alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heater that removes ice or frost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A setting of your car's heating controls that lets you easily remove frost and fog from your vehicle's windows. heater that removes ice or frost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). becerikli, eli işe yatkın, marifetli. deftly (z). beceriklilikle. deftness (i). beceriklilik, yatkınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. defâtîr) (Farsça’dan, o da Yunanca iki kanatlı mânâsına gelen bir kelimeden). 1. Ticari hesaplara mahsus hususi çizgileri olan beyaz kitap: Deftere yazmak, deftere kaydetmek, deftere geçmek. 2. Hesap veya isim ve rakamlar yazılı kâğıt, pusula, liste: Yemek defteri, hesap defteri. 3. Yazı yazmak üzere birlikte dikilip kitap şekline konmuş beyaz yapraklar: Talebeye mahsus yazı defteri. Ana defter = Yevmiye defterinde kaydolunmuş hesapların kaldırılıp cinsine göre yerlerine kaydolundukları büyük defter. Defter-i Amil = İnsanların iyilik ve kötülüklerinin kaydolunduğu mânevi defter. Defter emini = Osmanlı devrinde maliye müsteşarı, Defterdâr-hâne nâzırı. Defter-i hakanı = Tapu ve kadastro. Defter-i hakan! emâneti (nezâreti), emini = Osmanlı devrinde tapu ve kadastro teşkilâtı ve umum müdürü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notebook. register. book. registry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book. notebook. record. roll. exercise book. register. account book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. notebook. register. copybook. exercise book. inventory. cahier. record. writing block. writing pad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دفتر] defter.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Book Value)

İşletmenin aktif toplamından, borçlarının düşülmesi ile bulunan özvarlığının, çıkarılmış/ödenmiş hisse senedi sayısına bölünmesi ile bulunur.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Osmanlı devrinde tapu ve kadastro dairesi. Defter-i hakanî, vergi emaneti. Defter-hlne nizırı = Defter-i hakanî emini, vergi nâzırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Devletin gelirleri ile masraf defterini tutan. Bu mânâ ile vaktiyle maliye nâzırına denirdi. Defttrdâr-ı şıkk-ı evvel; defterdlr-ı şıkk-ı sânî ve şıkk-ı silis = Tanzimat’tan önce maliye nâzırı, müsteşarı ve müsteşar muavini. 2. Şimdi bir vilâyetin maliye işlerine bakan görevli (eskiden sancaklardakilere muhasebeci ve kazadakilere malmüdürü denirdi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head of the financial department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

district treasurer. the official heading on provincial treasury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دفتردار] ildeki en üst düzey maliye yetkilisi. 2.maliye bakanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vaktiyle maliye nezâreti. 2. Şimdi vilâyetlerin malî işlerine bakan daire: İzmir, Konya defterdarlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal revenue office. revenue board. revenue office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

financial office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revenue office. office of the director of finance of a province.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring to book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Deftere mensup. 2. Defterdâr.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). öIü; feshedilmiş, ilga edilmiş, yürürlükten kaldırılmış. the defunct kaba ölü, ölmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (bombadan) fitili sökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). meydan okumak, karşı gelmek, karşı koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Def çalan müzisyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دفزن] tef çalan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دفعه] kez, kere, defa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bir defada, birden, tedricen mukabili: Borcunu defaten verdi, defaten veremezse tedricen versin. Daf’ate» bâde uhri = Defalarca, defaatle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دفعة] bir defada.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

journal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diary. journal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Nişan, nişan yeri, amaç: Hedefe vurmak, isabet etmek. 2. mec. Kasd ve merâm olunan nokta:

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

target. target. aim. goal. objective. blank. bourn. bourne. butt. clout. cock-shy. destination. intention. mark. object. land of promise. promised land. terminus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

target. aim. goal. objective. blank. bourn. bourne. butt. clout. cock-shy. destination. intention. mark. object. land of promise. promised land. terminus. cause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

target. aim. goal. object. market. cause. design. destination. dream. mark. objective. subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هدف] amaç, hedef.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Nişan, nişan alınacak yer alanı. 2.Meram, maksat, gaye, amaç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

target audience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aim at. take aim at. aim. have in one's sights. intend. sight. home. work up. zero in on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to aim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plan on. to set one's sights on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

each time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Standart resim görüntüleme teknolojilerinin çok üzerinde kalitede resimleri saklayabilme ve görüntüleme imkanı sunan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

High Definition, çarpıcı görüntü kalitesi ve sese sahip ev eğlencesinin keyfini çıkarabilmenizi sağlar. Blu-ray Disc™ filmleri izlediğinizde, kendinizi sinemada hissedeceksiniz. Ekranda yaşam bulan karakter ve sahnelerle PLAYSTATION®3’ünüzü fişe takmak da aynıdır. Tümü, inanılmaz netliğe ve ayrıntıya sahip resim oluşturan High Definition TV setlerindeki çok yüksek çözünürlüğün sonucudur. Standard Definition TV’lerde 720 x 576 piksel bulunur. High Definition TV ekranlarında çok daha fazlası vardır; Bazı durumlarda 1920 x 1080 piksele kadar çıkan bu ekranlarla, ulaşabileceğiniz en üst noktaya ulaşırsınız. Piksel sayısı ne kadar fazla olursa, çözünürlük de o kadar yüksek ve görüntülerde göreceğiniz ayrıntılar da o kadar ince olur.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. idée fixe

ruh b. saplantı

Kişinin, etkisinden kendini kurtaramadığı yersiz saçma düşünce.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idée fixe. obsession. insane delusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yorulmaz, yorulmak bilmez, usanmaz, bıkmaz indefatigabil'ity i. yorulmazlık. indefat'igably z. yorulmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iptal edilemez, feshedilemez. indefeasibil'ity i. iptal edilemezlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çürümez; hatasız, yanılmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. savunulamaz, savunmasız, müdafaasız; korumasız, muhafazasız. indefensibil'ity i. savunmasızlık. indefen'sibly z. savunulamaz şe kilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tarif edilemez; tanımlanamaz, açıklanması olanaksız, anlatılamaz. indefinably z. anlatılamaz şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. belirli olmayan, belirsiz, sayısız, belgisiz, bellisiz, müddeti olmayan; bot. sayısı belirsiz, sayısı çok olan (ercik); gram. belgisiz (sıfat, fiil). indefinite article belgisiz sıfat: bir (İngilizcede a, an). indefinite pronoun belgisiz zamir. indef

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çevrenin belirli bir boyutu için amaçlanan kalite düzeyinin ortaya konması. Bu düzey ulaşılır olmayabilir ve nicelik olarak ifade edilebilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notebook for rough drafts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash book. cashbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blotter. register.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book of record. inscription book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(keçisedefi): Baklagiller familyasından; Haziran - Ağustos ayları arasında açık mor renkli çiçekler açan 50 - 100 cm boyunda çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları koyu yeşildir. Çiçekleri gövde ve dalların ucunda salkımlar şeklindedir. Meyvesi; esmer kırmızımtırak renkli, tüysüz ve çok tohumludur. Toprak üstündeki kısımların içeriğinde “tanem” ve “galegin” adlı alkoloid ve acı maddeler vardır. Bitkinin tamamı toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Anne sütünü artırır. Az miktarda verildiği takdirde kandaki şeker miktarını düşürür. Fazla kullanmamak gerekir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. «def’» den if.) (mü. mündefia). Geçmiş, savulmuş: Hastalık mündefî oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Yaralardan çıkan cerahat vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «südûf» tan masdar). Rastgelme, birlikte bulunma, tesadüf etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copy book. waste-book. rough book. waste book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copybook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diary. jotter. pocketbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notebook. blank book. copybook. jotter. memo book. memorandum book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صدف] sedef.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. içinde inci bulunan kabuklu deniz böceğinin bir teki ve bir kabuğu. 2. (anatomi) Kulağın salyangoz şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. sadefiyye) (paleaontolojl). Kabuklu deniz böceklerinden bir çeşit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SADEF) (i. A.) (c. esdâf). 1. Midye ve istiridye çeşidinden kabuklu deniz böceği cinsleri. 2. içinde inci bulunan bu kabilden deniz böceği ki, kabuğu da beyaz ve parlak olup fildişi gibi sanayide kuHanılır. 3. Bu hayvanın kabuğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother-of-pearl. mother of pearl. pearl. nacre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother-of-pearl. nacre. made of mother-of-pearl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother-of-pearl. nacre. made of mother-of-pearl. mother of-pearl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bazı deniz hayvanlarının (midye, istiridye gibi) sert, beyaz ve parlak kabuğu. 2.Bu kabuktan yapılmış veya süslenmiş eşya.

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Nedeni, kesinlikle bilinmeyen bir hastalıktır. İrsi veya sinirsel olduğu söylenmektedir. Tıp dilinde psoriasis denir. Daha çok, baş derisinde, dizlerde ve dirseklerde veya tırnaklarda meydana gelen düzensiz kırmızı lekelerle kendini gösterir. Lekeler, gümüş renginde ve pul pul olup, deriden yüksektir. Kaşıntı yoktur. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ardıçkatranı, saf alkol, eter

Hazırlanışı : 5 gram ardıçkatranı, 4 gram saf alkol ve 4 gram eter karıştırılıp merhem yapılır. Deri sabunlu su ile yıkandıktan sonra sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psoriasis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sedef denilen ve inciyi veren kabuklu deniz böceğinin küçük ve Adisi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صدفی] sedefli. 2.sedef ile ilgili. 3.sedef rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sedefle işlenmiş. Sedefli kalker (jeoloji) = Yumuşakça kavkılarının birbiriyle kaynaşmasından meydana gelen bir mermer çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nacreous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorated with mother-of-pearl. nacreous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sedefotugillerin örnek bitkisi (ruta).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrıtaçyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi sedefotudur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

huk. nefis müdafaası, meşru müdafaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Defterin başında kaydedilen, en başta bulunan, en ileri geçen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. üstün kudret veya hüner gösterisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. korunmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iffeti bozulmamış, lekelenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tarif edilmemiş; bellisiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by