Deh-sale ne demek? | Deh-sale anlamı nedir? | Deh-sale

Deh-sale anlamı nedir?

Deh-sale ne demek?

Deh-sale anlamı nedir?

Deh-sale | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: deh sale

Türkçe Sözlük

(i. F.). On yıllık, on yaşında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. kimya). Alkol veya asitlerden elde edilen uçucu bir sıvı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Bal peteği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (kök demek olan «asılıdan). 1. Köklü ve esaslı olma, metanet. 2. Zadegânlık, necabet, soy ve neseb sahibi olma. 3. Bizzat kendi işi için ve kendi namına hareket, vekâletin zıddı: Asalet yoluyla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nobleness. blue blood. dignity. peerage. quality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nobility. nobleness soyluluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nobility. nobelness. definitive appointment. blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصالت] asillik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Soy temizliği, soyluluk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(A.). Bizzat kendi işi için, vekâlet yoluyla olmayarak: Hem kendi tarafından asâleten, hem filan tarafından vekâleten tebrike geldim. Şimdiye kadar vekâlet etmekte iken bu defa asâleten memur oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acting as principal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acting as principal and not as a representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definitive / permanent appointment. definitive appointment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asâletli, soy ve neseb sahibi, necib, asil. Osmanlı devrinde resmî yazışmada büyükelçilere ve Hıristiyan büyüklerine, devlet adamlarına ve prenslerine denirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Arı kovanı. 2. Bal peteği. 3. Balansı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [آسوده خاطر] gönlü rahat, huzurlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [باده خوار] içki içen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eskiden «ondan sonra» mânâsında kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بعده] daha sonra, ondan sonra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بنده خانه] benim evim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şecaat, cesaret, yiğitlik, bahadırlık: Ibraz-ı besâlet etti = Yiğitlik gösterdi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Korkusuzluk, yüreklilik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). On dört.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارده] ondört.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sonbaharda dökülen yapraklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Saç döken hastalığı, saçkıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. F.). On, Ar. aşer. Deh sâle = On senelik, on yaşında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Hayvanları yürütmek için söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Directorate of Engineering and Housing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ده] on.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). On yıllık, on yaşında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Onda bir. (bk.) Öşr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hârikulâde zekâ ve yaradılış, yaratma kabiliyeti. Fr. genie.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genius. wiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genius. wiz. wizard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genius.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دها] dahilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dehâ sâhibi olma, dâhilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dihkan). 1. Çiftçiler, köylüler. 2. Köy ağaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir kimsenin merhametine yahut himayesine sığınma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دخالت] karışma. 2.sığınma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dehliz). Holler, koridorlar, dehlizler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دهاليز] dehlizler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دهان] ağız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağız. Engüştber-dehân = Parmağı ağzında, hayrette, şaşkın, şaşıp kalmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Susmuş, kapanmış ağız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Söyleyen, açılmış ağız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دهان بسته] suskun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Dehân.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دهن] ağız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Söylemeye hazırlanan, ağız oynatan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (bot). (bitki tohumları kabuğu) kendi kendine açılmak, yarılıp açılmak, çatlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Hayvanları «deh» diyerek yürütmek. 2. Kovmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. dehâlîz) (Farsça’dan Arapça’laşmıştır). 1. Sokak kapısı ile merdiven arasındaki aralık. Fr. vestibule. 2. (anatomi) Kulağın içinde bulunan oyuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrance-hall. vestibule. corridor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labyrinth. long and narrow corridor. gallery. hall. lobby. vestibule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دهليز] koridor.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Geniş ve susuz ova, sahra, çöl.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Kızıl. Kumun rengi dolayısıyla Arabistan’da ıssız iller adıyla anılan bir çölün adı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. dühûr) 1. Zaman, uzun müddet, devir, hengâm, ebed: llâAhırid-dehr = Zamanın sonuna kadar. 2. Cihan, Alem, tabiat, hayat. Dehr-i dûn = Alçak dünya (eski bir tâbir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دهر] dünya. 2.devir, zamane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Türkçe’de: dahra). Testere gibi dişli ve eğri budama Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. dehriyye). 1. Devir, zaman ve tabiatla alâkalı. 2. Dinsiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دهری] materyalist.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Dünyanın sonsuzluğuna inanıp öteki dünyayı inkar eden, ruhun da cesetle birlikte öldüğüne inanan. Materyalist. İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دهریه] materyalistlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Ahrete inanmayanlar, maddeciler, maddeci. Fr. materialiste.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bir işe başlama, 2. Karanlık, bulanıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Korkunç bir şey veya büyük bir tehlike önünde şaşıp kalma, ürkme: İnsana dehşet gelir. Zihinlere dehşet verir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terror. fright. horror. dread. fear. frightfulness. alarm. consternation. dismay. funk. trepidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alarm. consternation. dismay. dread. fear. funk. horror. terror. super. terrific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horror. terror. alarm. consternation. fear. funk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Korku ve dehşet saçan, çok korkutan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) Ürkütücü dehşet saçan, korkunç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F„ Arapça: dehşet, Fars.: engîhten = koparmak). Korkup ürkmeyi mucib, ürküten, korkunç: Dehşetengiz bir uçurum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دهشت آور] dehşet verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دهشت انگيز] ürkünç, dehşet verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkunç, ürkütücü, pek korkutucu: Dehşetli bir manzara, bir fırtına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direful. fearful. fearsome. frightful. horrendous. dire. terrifying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formidable. horrible. terrible. tremendous. marvelous. desperate. dire. dreadful. fearful. fearsome. ghastly. horrific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi. F.). Onuncu, Ar. Aşir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). insanlıktan çıkarmak, canavarlaştırmak; şahsiyetsizleştirmek, makinalaştırmak, robot yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). rutubetini gidermek. dehumidifier (i). rutubeti gideren alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ezber okuma, hatırlama.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). suyunu çıkarmak; suyu çıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. F.). On iki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). On iki imam. Ar. eimme-i isnâ-aşer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi. F.). On ikinci, on ikide bir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دوازده] oniki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Formol.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). formaldehit, formol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ölü yıkayan kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. gonca, dehân = ağız). Ağzı gonca gibi küçük ve güzel olan: Gonca-dehân bir dilber.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [غنجه دهان] küçük ağızlı, gonca ağızlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül ağızlı, ağzı gül gibi olan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

( Fars.) (Kadın İsmi) - Gül ağızlı, ağzı gül gibi olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yıkanılan su.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گوساله] buzağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گوساله] dana.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dökümevi, döküm yapılan fabrika. Osmanlı devrinde tersanenin, döküm işleri yapan bölümü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blooming mill. rolling mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roller mill. rolling mill / plant. drawing mill. tilt. rolling mill. rolling plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هژده] onsekiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hantal ve beceriksiz delikanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. kendikendine açılmayan (tohum).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu konuda daha güncel ve romantik bir hikaye var. Biliyorsunuz insanda beş ana duyu var: Dokunma, görme, koklama, tat alma ve işitme. Yemeğe gidilen bir restoranda şarap ısmarlanırsa, garson şarabı getirdikten sonra bardağa bir parmak koyar ve kontrol etmesi için doğrudan erkeğe uzatır. Hiç bir kadının da itiraz etmediği bu durum gerçekten anlaşılmazdır. Çünkü dünyadaki aroma ve tat alma uzmanlarının çoğu kadındır.

Neyse biz gelelim restorana... Kadehin soğuk temasıyla dokunma duyusu tatmin edildikten sonra kadeh havalı bir şekilde göz hizasına kadar kaldırılıp şarabın rengine bakılır. Görme duyusu kontrolünden sonra kadeh burun hizasından bir sağa bir sola gezdirilerek koklanır.

Minik bir yudum alarak tadını da algıladınız. Zaten şaraptan pek anlamıyorsunuz. Garsonun da mantarını açtığı şarabı kendisi içmezse başka birine verecek hali yok. Mecburen ‘mükemmel’ diyorsunuz. Ama hala bir duyu kaldı, işitme duyusu. İşte o duyuyu da kadehleri tokuşturup, ‘çınnn’ sesini duyduktan sonra tatmin ediyoruz.

Hikaye gerçekten romantik ama işin aslı biraz değişik. Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip, onu ortadan kaldırmak için zehirli bir içki sunması görülmemiş bir şey değildi. Ev sahibi içkisinin zehirsiz olduğunu ispat etmek için kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir miktarını kendi bardağına dökmesine müsaade ederdi. Her iki kişi de içkilerini aynı anda içerek birbirlerine olan güvenlerini gösterirlerdi.

Misafir ev sahibine olan güveninin çok fazla olduğunu göstermek için bardaklar havada yan yana geldiğinde, kendi içkisinden onun bardağına bir şey dökmez, bardağını yavaşça onun bardağına vururdu. Duyulan ‘çın’ sesi gerçek bir güvenin ifadesi idi.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. «seyelân» dan masdar). Akıtma, seyâlan ettirme, gözyaşlarını isâle etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اساله] akıtma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kudüs, Kudsü şerif, Yeruşalim. Jerusalem artichoke yerelması, bot. Helianthus tuberosus. Jerusalem cherry kiraz yibi meyva veren bir salon yeşilliği. Jerusalem pine Halep çamı, bot. Pinus halepensis. New Jerusalem öbür dünya, cennet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ekdâh). 1. Bardak, kâse; su, şarap vesaire içmeye mahsus her çeşit kab, Fars. câm, piyâle: Bir kadeh su, bir kadeh şarap. Idâre-i ekdâh etmek = İçki içmek, işret eylemek. 2. Rakı ve konyak gibi içki içmeye mahsus billûr, cam vesaireden küçük bardak: Rakı kadehi; kadeh takımı. 3. (botanik) Çiçeklerin çanağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glass. goblet. bowl. chalice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chalice. goblet. glass. cup. wineglass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glass. tumbler. goblet. wine glass. cup. pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قدح] bardak. 2.içki kadehi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kadeh kıran. mec. Sarhoş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Küçük kadeh, küçük peymâne. 2. (botanik) Çiçek çanağı-

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Meşelerde, meyveyi ortasına kadar içine alan küçük kadeh şeklindeki kısım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کسالت] tembellik, gevşeklik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEŞ’ALE) (i. A. «şu’l»dan im.) (c. meşâil). 1. Aydınlatmaya mahsus Alet, kandil, lamba. 2. Açık yerleri gece aydınlatmak için kullanılan Alet ki, yere dikilmiş demir bir direğin ucundaki kafesin içinde çıra veya yağlı paçavra yakmakla olur (dilimizde daha çok ikinci mânâya gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torch. flambeau. cresset. link.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torch. flambeau.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torch. flambeau. cresset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selm»den masdar). İki kişi veya taraf arasındaki sulh ve barışıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zahm» dan if.) (mü. müzdehime). Kalabalıklı, birikip sıkışmış, pek sık yığılmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مسالمت کار] barışçıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Genç, taze, küçük.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dükkân dışında içmek üzere içki satışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. resâil). 1. Mektup, Fars. nâme: Risâle-i tebrîkiyye (bu mânâ ile çok az kullanılmıştır). 2. Broşür: Risâle-i mahsûsa, Fr. monographie.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brochure. dissertation. folder. pamphlet. tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Mektup. 2.Kısa yazılmış, küçük kitap. 3.Dergi, mecmua.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin elçisi, peygamberi. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Elçilik. 2. Peygamberlik. 3. (hukuk). Mes’uliyeti yüklenmekslzin birinin sözünü diğerine bildirme, iletme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Elçilik. Peygamberlik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. risâlet = peygamberlik, Fars. penâh = sığınak). Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Peygamberimiz’e ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. satılabilir, satılma imkanı olan. salability, salableness i. satılabilme, satılma imkanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yıllık, senelik, yaşında (FArsî terkiplerde bulunur). Sad-sâle = Yüz senelik. Pencih-stla = Elli senelik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satış, satım, satma; satılış; talep, revaç; alışveriş; mezat. sales clerk satış memuru, tezgâhtar. sales resistance alıcının isteksizliği. for sale, on sale satılık. put up for sale satılığa çıkarmak. saleable bak. salable.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SA’LEB) (I. A.) (c. saâllb). Tilki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SALEB, SA’LEB) (i.) (Arapça husâ’ü’s sa’leb’den). T. Salepgillerin örnek bitkisi. 2. Bu bitkinin kökünden elde edilen toz. 3. Bu tozla yapılan şekerli içecek. (bk.) Sahlep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salep. sahlep. drink made from sahlep root in hot milk and cinnamon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The dried tubers of various species of Orchis, and Eulophia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is used to make a nutritious beverage by treating the powdered preparation with hot water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(sahlep): Salepgiller familyasından; tel köklü otsu bir bitkidir. Kökünde 2 tane yumru vardır. Gövdesi, dik ve silindirimsidir. Çiçekleri salkım veya başak şeklindedir. Kullanılan yeri köklerindeki yumrularıdır. Yurdumuzda bir çok çeşidi vadır. Salep yumruları müsilaj, glikoz ve uçucu bir yağ taşır. Kullanıldığı yerler: Göğsü yumuşatır. Öksürük ve bronşitte faydalıdır. Kabızlığı giderir. Basur memelerinde faydalıdır. Zihni çalışma gücünü arttırır. Kalbi kuvvetlendirir. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Vücudun ısınmasını sağlar. Cinsel gücü artırır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sâlep pişirip gezdirerek satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tekçeneklilerden bir bitki familyası, örnek bitkisi sâleptir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sodyum bikarbonat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satıcı, satış memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satıcılık, satma kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satış yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satıcı kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [شوریده خاطر] gönlü perişan, aklı karışık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (Eski) yazma eserlerin kenarlı kısmına kağıt ilavesi suretiyle yapılan tamir şekli.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i., f. toptan yapılan, toptan satılan; z. toptan; i. toptan satış; f. toptan satmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یازده] onbir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir yaşında.

Türkçe Sözlük by