Deli Dana Hastalığı ne demek? | Deli Dana Hastalığı anlamı nedir? | Deli Dana Hastalığı

Deli Dana Hastalığı anlamı nedir?

Deli Dana Hastalığı ne demek?

Deli Dana Hastalığı anlamı nedir?

Deli Dana Hastalığı | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: deli dana hastaligi

Türkçe - İngilizce Sözlük

mad cow disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a city in southern Turkey on the Seyhan River.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a city in southern Turkey on the Seyhan River.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bülbül.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عندليب] bülbül.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peerage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Badana, duvarlara vurulan kireç veya aşı boya şerbeti: Badana etmek, çekmek = Duvarları bu şerbetle beyazlatmak veya boyamak. 1. Aşırı derecede sürülen düzgün. 2. Sathî tamir, bir şeyin kusur ve eksiklerini zâhirde görünmeyecek surette yalandan süsleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitewash. lime-wash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitewash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitewash. lick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Badanacı, duvarları badana eden sanatkâr, bu sanatla geçinen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitewasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duvarları badana etmek sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Badanalamak, duvarlara kireç veya aşı boya şerbeti çekmek, badana vurmak: Badanacı evleri badanalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorate. whitewash. to whitewash. to decorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to whitewash. to whiten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Badanalatmak, badana ettirmek: evi hangi badanacıya badanalattınız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Badanalı. Badana sürülmüş, kireç veya aşı boya şerbetiyie boyanmış: Badanalı duvarlar sıhhate elverişlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whitewashed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A species of silk or cotton handkerchief, having a uniformly dyed ground, usually of red or blue, with white or yellow figures of a circular, lozenge, or other simple form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A style of calico printing, in which white or bright spots are produced upon cloth previously dyed of a uniform red or dark color, by discharging portions of the color by chemical means, while the rest of the cloth is under pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

or Bandanna A pocket-handkerchief It is an Indian word, properly applied to silk goods, but now restricted to cotton handkerchiefs having a dark ground of Turkey red or blue, with little white or yellow spots. or Bandanna A pocket-handkerchief It is an In

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulluk, kölelik, bağlılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uselessness. vanity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soyluluk, asâlet, necâbet, kişizadelik. mec. Müsriflik, düşüncesizce hareket, hoppalık.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(hypericum calycinum): Çalılık ve fundalıklar arasında yetişen uzun ömürlü bir otsu bitkidir. 30-80 santimetre boyundadır. Gövdesi dört köşelidir. Yaprakları sapsızdır. Çiçekleri parlak sarı renktedir. Mayıs ve eylül aylarında çiçek açar. Kullanıldığı yerler: İdrar ve balgam söktürür. İştah açar. Sinirleri yatıştırır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genelev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostril.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nostril.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

megalomania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broke. hole in the air. in the hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Münakaşaya Ait. 2. Münakaşacı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جدلی] tartışmaya dayalı, münakaşa üstüne oturmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). avize.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde variola denilen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık şiddetli titreme ve 41 derece ateşle ortaya çıkar. Hastalık mikrobunun vücuda girmesiyle ortaya çıkması arasında geçen süre 10-14 gündür. Hasta istirahat ettirilir , başkaları ile görüşmesi yasaklanır. Doktorun tavsiyelerine uyulur. Bol su ve şerbet içirilir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Gül

Hazırlanışı : Çiçek döküntülerinin üzerine dövülmüş kuru gül sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Renkleri, bilhassa kırmızı iie yeşili yanlış görme hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnek yavrusu: Danasıyle beraber bir inek aldım. Dana eti, erkek, dişi dana (pek küçüğüne buzağı, danadan büyüğüne, erkek olursa tosun, dişi olursa düğe derler). Danabaş = Kalın kafalı. Danaburnu = Toprağın altında sebze vesair ekinlerin köklerini kesen irice başlı bir böcek. Anasıyla, danasıyle = Hepsi birden, bir ev halkının hepsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bilen, bilici, Alim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calf. steer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weaned calf. veal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Celtic goddess who was the mother of the Tuatha De Danann; identified with the Welsh Don.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The practice of generosity or charity: one of the Paramitas as well as one of the All-Embracing Virtues, where it means, in the latter, giving others what they want just to lead them towards the truth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

MIDI.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دانا] bilgili, iyi bilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Bilen, bilici, bilgin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlüyle anlayan, gönlü aydınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dânâ’nın c. bilenler, bilgililer, Arif insanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yılanyastığıgillerden bir bitki (arum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bitkilere, köklerini keserek zarar veren bir böcek (curtilla). 2. Arslanağzı denilen çiçeğe de denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Salepgillerden bir bitki (epipactis).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kara hindiba çiçeği, (bot). Taraxacum officinale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (eski Türkçe’de: tilbe). J. Akıl ve şuuru yerinde olmayan, çılgın. Osm. mecnûn, divâne, meczûb, aklı bozuk. 2. Azgın, iş ve hareketlerinde pervasız. 3. Düşkün, mübtelâ, bir şeye lüzumundan fazla sevgi ve alâke gösteren: Kitap, av, oyun delisi. 4. Her şeyin yabanisi, terbiyesizi, sert ve zararlısı: Deli bal. Dell alacası = Birbirini tutmaz parlak renklerden mürekkep. Deli orman = Pek sık ve azmış orman. Deli ırmak = Çok şiddetle akan, çağlayışı çok kuvvetli nehir. Deli du 4. man = Pek sert ve saygısız muameleli adam. Dell saçması = MAnâsız ve münasebetsiz söz. Delidolu = Rabıtasız, hoppa. Delikanlı — (bk.) Delikanlı. Zır cMi, zır zır doli, kızıl deli = Büsbütün mecnun ve azgın adam. Ne oldum delisi = Beklemediği bir şekilde ulaştığı makam veya servetle çok gurura kapılan. Deliye pösteki saydırmak = Boş şeylerle uğraşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mad. insane. crazy. loony. lunatic. out of one's mind. out of one's senses. not all there. possessed. mad about. batty. bonkers. daft. delirious. demented. demon. demoniac. demoniacal. dippy. distracted. distraught. gaga. loco. nutty. off one's onion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balmy. bats. batty. crackers. crank. crazy. cuckoo. demented. insane. loony. lunatic. mad. maniac. manic. mental. nuts. nutshell. possessed. potty. soft. daft. nutty. crazy about. mad about. potty about. fond of. madman. madwoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crazy. insane. mad. lunatic. alienated. psychotic. person. idiotic. foolish. mad about. moonstruck. devotee (of. no all there. arrage. batty. crackers. crackpot. crochety. daft. demented. deranged. over the edge. harum scarum. loony. madman. maniac. moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a shop selling delicatessen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mad cow disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bawdy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strait jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thrift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utter nonsense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kasti, önceden düşünülmüş,mahsus ; düşünceli, ihtiyatlı, tedbirli, telaşsız, aklı başında, ağır. deliberately (z). kasten, düşünerek, mahsus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). düşünmek, ölçünmek, üzerinde durmak, tartmak, mütalaa etmek, istişare etmek. delibera'tion (i). üzerinde düşünme, kafa yorma, mütalaa; müzakere; tartışma; karar vermekte ihtiyat. deliberative (s). düşünceli, ihtiyatlı; düşünen, müzakere eden, kara

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Iezzetli şey; incelik, nezaket, zarafet, hassasiyet, kibarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nazik, narin, ince, zayıf, kolay kırılır; hassas,(aletler) dakik, titiz; en ufak değişiklikleri kaydeden , hassas; nefis, leziz; güzel, zarif, kibar; açık (renk). delicately (z). nazikane, zarif bir şekilde, incelikle delicateness (i). incelik, zara

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mezeci dükkânı,şarküteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dellmsi, deli gibi hareket eden. 2. Her şeyin yabanisi, terbiyesizi, zararlısı, azgını: Delice mantar, delice doğan, delice bal, delice ırmak. 3. Buğday ve çavdar ekini içinde biten hastalıklı siyah bir tane ki, ekmeğin içinde yenince bir nevi sarhoşluk ve sersemlik verir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maniacal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frenzied. madly. like hell. like mad. nutty. crazy. insane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somewhat mad. crazy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insanely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madly. like mad. to distraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madly. maniacal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piercing. penetrating. penetrative. poignant. perforator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drilling. perforating. driller. perforator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driller. penetrative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Ieziz, lezzetli, nefis, güzel, tatlı. deliciously (z). nefis bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). haksız fiil, suç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Turpgillerden, bir süs bitkisi, kuduz otu (alyssum).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). memnun etmek, sevindirmek; memnun olmak, sevinmek; hazzetmek, zevk almak, eğlenmek; (i). sevinç, zevk, keyif, haz; sevinç verme hassası; füsun, sihir. be delighted with -den memnun olmak. delightful (s). hoş, latif, güzel, şirin. delightfully

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derin çukur veya bir yandan bir yana açılmış yarık: Toprakta bir delik açmak. Bu kâğıtta, basmada delik vardır. İğne deliği, sıçan deliği, kulak, burun deliği. Delinmiş, delikli: Delik bir kova. Delik deşik = Her tarafı delinmiş. Kulağı delik = Anlayışlı, iş bilir. Fars. Agâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Gül tohumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hollow. hole. opening. aperture. bore. den. prison. cavity. mortice. mortise. perforation. port. slot. stir. vent. ventage. venthole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hollow. hole. opening. aperture. bore. den. prison. cavity. mortice. mortise. perforation. port. slot. stir. vent. ventage. venthole. blowout. eye. leaky. nutcase. orifice. outlet. prick. rent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hole. bore. orifice. perforation. opening. prison. jail. jug. socket. gap. mesh. eye. leak. tunnel. aperture. pore. puncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bore. broach. clip. drill. hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bülûğa ermiş. Ar. şâb, genç: Bir delikanlı gördüm. Köyün delikanlıları oynuyorlardı. 2. Yiğit, cesur, babayiğit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juvenescent. youth. young man. adolescent. teenager. teen. teeny. boy. killer. lad. laddie. pup. conceited pup. puppy. sapling. a slip of a boy. sprig. stripling. whelp. youngster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kid. lad. sapling. youngster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

youth. young man. adolescent. blade. blood. boy. lad. laddie. stripling. young person. youngster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gençlik, Ar. şebâb. 2. Cesaret, yiğitlik, babayiğitlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wild youth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deliği veya delikleri olan, delinmiş. Ar. maskub: Delikli tahta, kâğıt, taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perforated. punched. sprocketed. alveolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perforated. having a hole. skimmer. hollow. bored. pierced. punched. celled. spongy. honeycombed. leachy. porose. porous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Delikli ve sert bir tabaka ile kaplı bir hücreli hayvanlar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deliği olmayan. Deliksiz uyku = Hiç uyanmadan uyunulan uyku.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without a hole. imperforate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound sleep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «delâlet» ten smüş.) (c. delâil, edille, edlâ). 1. Kılavuz, rehber, yol gösterici: Çölde yol bulmak için delile İhtiyaç vardır (bu mânâ ile üçüncü cem’i gelirse de dilimizde az kullanılmıştır). 2. Bir davayı ispata yarayan şey, senet, burhan: Bu davaya bir delil getirmeli. Bunu ispat için deliliniz var mıdır? Davasını kuvvetli delillerle ispat etti. Irld-ı edille = belliler gösterme. 3. Nişan, alâmet: Bu söz, akıl ve zekâsına delildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proof. evidence. supporting document. argument. averment. case. document. earnest. voucher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evidence. lead. proof. witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. evidence. indication. proof. sign. guide. demonstration. fact sheet. index. indicator. means of evidence. piece of evidence. reason. testification. testimony. witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دليل] kanıt. 2.rehber. 3.şahit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dell adamın hâli ve sıfatı. Ar. cünûn, cinnet. 2. Makul olmayan iş, hareket veya söz: Ben delilik ettim de oğlumu mektebe göndermedim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daftness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frenzy. insanity. lunacy. madness. mania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insanity. madness. alienation. foolish behaviour. foolishness. craze. crotchet. folly. lunacy. mania. paranoia. possession. termination of offer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tahdit etmek, sınırlamak, hudut tayin etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). şeklini çizmek, resmetmek, portresini çizmek, tasvir etmek, tarif etmek. delinea'tion (i). resmetme, çizme; resim, şekil, kroki; tarif, vasıflandırma, nitelendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Delik peydâ etmek. Delta delikli olmak: Kova delindi. Çıban daha delinmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be worn through. to be pierced. to be punctured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wear through. to get a hole. to be pierced. to be punctured. to be perforated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kabahatli, vazifede ihmalkâr olan, suçlu, mücrim; zamanı geldi- ği halde ödenmemiş; (i). görevini ihmal eden kimse, kabahatli kimse, suçlu kimse. juvenile delinquent (huk). çocuk suçlu. delinquency (i). kabahat, kusur, hata; ihmalcilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kendi kendine havadan rutubet kapıp yavaş yavaş erimek. deliquescent (s). havadan çektiği su ile eriyebilen. deliquescence (i). havadan çektiğisu ile eriyebilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hezeyan, sayıklama; çılgınlık; taşkınlık. delirium tremens içki iptilâsından gelen titremeli hezeyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(fT). Çıldırmak, deli olmak. Osm. tecennün etmek. 2. mec. Çok kızmak, fazla hiddet etmek. 3. Aşk ve sevdaya düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go haywire. go mad. go crazy. go nuts. loose one's senses. go crackers. be nuts. be touched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go mad. to lose one's marbles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become insane. to go mad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çıldırtmak. Osm. mecnûn ve dîvâne etmek. 2. mec. Çok kızdırmak. 3. Aşk ve sevdaya düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drive smb. nuts. drive mad. madden. bedevil. craze. distract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derange. to drive mad. to craze. to enrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drive sb crazy. drive out of his mind / wits. madden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Delice tavırlı, tavır ve hareketinde lâubâli ve serbest olan: Delişmen bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madcap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devil may care. harum scarum. highflier. madcap. rambunctious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highflying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - İlkbaharda birdenbire kabarmış bahçe. Gelişmiş, içinde her türden bitki bulunan, karışık bahçe.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tevdi etmek, teslim etmek, bırakmak, vermek; kurtarmak, serbest bırakmak; çocuğu almak, doğurtmak; irat etmek, söylemek (nutuk); atmak (tokat); hüküm vermek. deliver oneself of konuşma haline dökmek. be delivered of doğurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). teslim etme, verme; kurtarma, kurtuluş; fikrini açıklama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kurtaran kimse, kur tancıkimse ; teslim eden kimse; dağıtıcı,evlere tevzi eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kurtarma, kurtuluş; teslim, postadan mektupların dağıtılması, tevzi; doğum; konuşma tarzı; topa vuruş, servis (beysbol). deliveryman (i). satılan malı eve kadar götüren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mouse nest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extraordinariness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

singularity. being extraordinary or exceptional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fidelerin yetiştirildiği yer. 2. Fide olmaya elverişli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sadakat, vefa; doğruluk. high fidelity (elek). sesi tabii olarak kaydetme sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Özellikle bacakların şişip, genişlemesi şeklinde ortaya çıkan bu hastalığa halk arasında gelincik, tıp dilinde elefantiasis denir. Nedeni lenf kanamalarının iltihaplanıp, şişmesidir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Peynir suyu.

Hazırlanışı : 1 hafta süreyle, her gün birer su bardağı peynir suyu içilir. Bir hafta ara verilir sonra yine aynı şekilde devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). cürmümeşhut halinde, suçüstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. fleurs-de-lis) süsen çiçeği, susam; eski Fransız armasındaki zambak şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Vücutlu, iri yapılı, iri yarı, Ar. zahm-ül-cüsse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trunked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspection hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) okuyucuya yardımcı olmak için kitap sayfasının üstüne yazılan yazı; standart tespit eden kural veya prensip, tüzük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İşçilerin bir günlük iş için aldıkları ücret, yevmiye: Burada rençberin gündeliği kaç liradır? Usta gündeliği, gündelikle çalışıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daily. informal. day's wages. daily fee. everyday. daily wages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daily. everyday. daily fee. day's ways. wage. day rate. daily pay. daily wages. daily wage rate. per diem. quotidian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündelikle yani yevmiye ile çalışan adam, rer.çber, amele, ırgat: Gündelikçi kullanıyor, gündelikçi adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dayman. dayworker. hired man. jack. homeworker. utility man. daysman. floater. jobber. time worker. wage worker. wage earner. casual labourer. jobbing man. hack. daily servant. day servant. odd jobber. jobbing hand. day labo u rer. hired labo u rer. surfa

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hired woman. charwoman. daily help. daily woman. daily woman / help.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündelikle, yevmiye ile çalışan: Gündelikli rençber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wager worker. jobber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T. musiki). Ses san’atkârlığı ilmi, Fr. chant.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air bleed / nozzle / passage / vent. scuttle. air bleed. air nozzle. passage of air. air passage. air pocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (uyd. k ). Tanrı’nın her yerde ve her şeyde bulunduğuna inanan din ve fizikötesi görüşü.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Orijinal sesi ya da görüntüyü mümkün olan en az derecede bozarak yeniden oluşturan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Gönderilenden gönderene iletilmek üzere imzayla alınan taahhütlü mektup mânâsındaki iadeli taahhütlü mektup deyiminde geçer, ladesi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reply paid. reply-paid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reply-paid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reply paid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye of the needle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. cürmü meşhut halinde, suçüstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. silinmez, çıkmaz (leke, hatıra, intiba); sabit (boya, mürekkep). indelible pencil kopya kalemi. indelibly z. silinmez şekilde. indelibil'ity i. silinmezlik, sabitlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uygun olmayan; incitici, nezaketsiz, kaba. indelicate remarks zarif olmayan sözler. indelicacy i. uygunsuzluk; kabalık. indelicately z. uygunsuz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sadakatsizlik, hıyanet; zina; imansızlık, küfür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İrade sahibi. 2. İsteyerek yapılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong willed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong-willed. resolute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong-willed. resolute. forceful. volitional. voluntary. moral action. strong minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petition. formally written petition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kârlı, kazançlı: İstifadeli bir iştir. 2. Faydalı, bilgi veren: istifadeli bir kitaptır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çevre kirlenmesi sonucunda besin zincirine geçmiş bulunan kadmiyumun, bu besinlerle sürekli olarak alınması sonucunda, vücudun önemli fonksiyonları zarara uğrar, özellikle kemiği oluşturan maddeler çözünür ve insan vücudu eğilip, bükülür. Itai itai hastalığı denilen bu rahatsızlık insanı sonunda ölüme götürür. Bu hastalık ilk olarak Japonya’da görülmüş, ismini de bu ülkede almıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. catena). 1. Vaktiyle küreğe verilen esirlerin ayağına vurulan zincirli halka, pranga. 2. Bir tür çok iri at. bk. Katana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hire purchase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rent. rental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rental. letting value. rent money. hire charges / payment. rental charges / rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at short date. at short sight. short timed / date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Asalet, soyluluk. 2. Terbiye, centilmenlik, çelebilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be revealed. to come to light. to be seen (in public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compose. make.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring forth. to produce. to be the cause of sth. to generate. to institute. to fabricate. to originate. to develop. to form. to compose. to frame. to work. to make. to establish. to execute. achieve. afford. constitute. grow. make up. to bring to pass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mindanao adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designer. styler. dress designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

designer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muahede ile bağlı, muahede ile kararlaştırılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «müdahene» den galat). Minnet: Müdinâ etmek. Müdânâsı olmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precursory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (halk dilinde muştuluk). İyi bir haber getirene verilen bahşiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearer's fee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında gut veya damla hastalığı tıp dilinde ise podagra denir. Özellikle fazla içki içen ve fazla kırmızı et yiyenlerde görülür. Daha fazla erkeklerde rastlanır. El, ayak başparmağı, diz ve dirseklerde şişkinlik meydana gelir. Ağrı da vardır. Buraları dokunulmayacak kadar hassaslaşmıştır. Ateş 39,4 dereceye kadar yükselir. Tedavinin başarılı olması için mutlaka yatak istirahati gerekir. Gıda rejimi uygulanır. Acılı, tuzlu, sirkeli ve şekerli yiyecekler terkedilir. Alkol ve sigara bırakılır. Dana, koyun ve kuzu eti yenmez. Diğer etler, yağ, nişastalı yiyecekler mümkün olduğu kadar azaltılır. Şeker yerine bal kullanıllır. Az patates, yağsız beyaz peynir, yağsız süt, yoğurt, enginar, havuç, kereviz, kiraz, lahana, fasulye, zeytin, maydanoz, armut, çilek, erik, kara turp, üzüm, domates, ve pırasa yenilebilir. Ayrıca mümkün olduğu kadar çok limon suyu içilir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Beyaz peynir.

Hazırlanışı : Nikris olan yerlere dilimlenmiş taze beyaz peynir konur. Ağrı geçinceye kadar, 10 dakikada bir değiştirilir.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nurdan).

İsimler ve Anlamları by

Bilim

Olay Ufku

Genel görelilikte olay ufku, ışık ve maddenin artık kaçamadığı bölgeyi sınırlayan kuşağa denir. Olay ufku, herhangi bir fiziksel incelemede bulunamadığımız bir uzay parçasıdır. Ne olay ufkundan ötesini bilinen yasalarla açıklama olanağı vardır, ne de orada ne olup bittiğini bilmenin bir yolu vardır.

Kara deliğin olay ufku

Bir yıldızın olay ufku, yıldızın çökmeden önceki kütlesiyle orantılıdır. Örneğin kütlesi 10 Güneş kütlesi olan bir yıldız içe çöküp kara delik haline geldiğinde çapı 60 km olan bir olay ufkuna sahip olur. Bir kara delik madde yuttukça olay ufkunu genişletir, olay ufku genişledikçe de daha güçlü çekim alanına sahip olur. Kara deliğin olay ufkunda teorik olarak zaman tümüyle durmaktadır. Kimi kara deliklerde iki olay ufku vardır. Kimileri "olay ufku" terimi yerine kara deliğe pek uygun olmamakla birlikte “kara deliğin yüzeyi” terimini kullanırlar. (Terimin uygun olmamasının nedeni, bir gezegen veya yıldızdaki gibi katı ve gazlardan oluşan bir yüzeyinin olmamasıdır.) Fakat burada birtakım özel nitelikler gösteren bir bölge söz konusu değildir; bir gözlemci kara deliğe ufku aşacak kadar yaklaşmış olabilseydi, kendisine yüzey izlenimi sağlayacak hiçbir özellik veya değişim hissedemeyecekti. Buna karşılık geri dönme girişlerinde bulunduğunda, artık bu bölgeden kaçamayacağının farkına varmış bulunacaktı. Bu, âdeta "dönüşü olmayan nokta"dır. Bu durum, akıntısı güçlü bir denizde akıntıdan habersiz bir yüzücünün durumuna benzetilebilir. Öte yandan olay ufkunun sınırına yaklaşmış bir gözlemci, kara delikten yeterince uzaktaki bir gözlemciye kıyasla, zamanın farklı bir şekilde aktığının farkına varacaktır. Kara delikten uzakta olan gözlemcinin diğerine düzenli aralıklarla (örneğin birer saniye arayla) ışık işaretleri yolladığını varsayalım: Kara deliğe yakın gözlemci bu işaretleri hem daha enerjetik (ışığın kara deliğe düşmek üzere yaklaştıkça maviye kayma sonucuyla bu ışık işaretlerinin frekansı daha yüksek olacaktır) hem de ardışık işaretlerin aralarındaki zaman aralığı daha kısalmış (birer saniyeden daha az) olarak alacaktır. Yakın gözlemci, uzaktakine oranla zamanın daha hızlı aktığı izleminde olacaktır. Uzaktaki gözlemci de aksine, diğerinde meydana gelen şeylerin gitgide daha yavaş seyrettiğini görecek, zamanın daha yavaş aktığı izleniminde olacaktır. Uzaktaki gözlemci kara deliğe bir nesnenin düştüğünü görmesi halinde, ona nazaran "çekimsel kızıla kayma" ve "zamanın genleşmesi" fenomenleri birleşmiş durumda olacaktır: Nesneden çıkan işaretler gitgide kızıl, gitgide parlak (uzak gözlemciye varmadan önce gitgide artan enerji kaybıyla çıkarılan ışık) ve gitgide aralıklı olacaktır. Yani pratikte, gözlemciye varan ışık fotonlarının sayısı, gitgide hızla azalacaktır ve nesnenin kara deliğe gömülüp görünmez olmasının ardından tükenecektir. Nesnenin henüz olay ufku sınırında hareketsiz durduğunu gören uzaktaki gözlemcinin onun düşmesini engellemek üzere olay ufkuna yaklaşması boşuna olacaktır. Kara deliğin "tekilliği"ne yaklaşan bir gözlemciyi etkilemeye başlayan etkilere “gelgit etkileri” denir. Bu etkiler kütleçekim alanının homojen olmayan bir yapıya sahip olması nedeniyle nesnenin biçimsizleşmesine (doğal biçimini kaybetmesine) yol açarlar. Bu “gelgit etkileri bölgesi” dev kara deliklerde tümüyle olay ufkunda yer alır; fakat özellikle "yıldızsal kara delik"lerde olay ufkunun sınırını da aşarak etkide bulunur. Dolayısıyla yıldızsal kara deliğe yaklaşan bir astronot daha olay ufkuna geçmeden parçalanacakken, dev kara deliğe yaklaşan bir astronot, daha sonra “gelgit etkileri” ile yok edilecek olmakla birlikte, olay ufkuna bir güçlükle karşılaşmadan giriş yapacaktır.

Kaynak: Wikipedia

Türkçe - İngilizce Sözlük

money paid in advance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money paid in advance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curtained. fretted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitable for making curtains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hysteria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. anormal şuur durumları meydana getiren, duyguları zenginleştiren; rengarenk; i. duyguları zenginleştirmek için kullanılan uyuşturucu madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sade olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplicity. simpleness. plainness. homeliness. austerity. frugality. severity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplicity. plainness. simpleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplicity. plainness. unaffectedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şedde alâmetini taşıyan, şeddesi olan (harf), Ar. teşdîdli.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Nedeni, kesinlikle bilinmeyen bir hastalıktır. İrsi veya sinirsel olduğu söylenmektedir. Tıp dilinde psoriasis denir. Daha çok, baş derisinde, dizlerde ve dirseklerde veya tırnaklarda meydana gelen düzensiz kırmızı lekelerle kendini gösterir. Lekeler, gümüş renginde ve pul pul olup, deriden yüksektir. Kaşıntı yoktur. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ardıçkatranı, saf alkol, eter

Hazırlanışı : 5 gram ardıçkatranı, 4 gram saf alkol ve 4 gram eter karıştırılıp merhem yapılır. Deri sabunlu su ile yıkandıktan sonra sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psoriasis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücudun şeker yakmasında ortaya çıkan bozukluğun neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde diabet denir. Pankreas, kandaki şeker miktarını kontrol eden ve adına insülin denilen bir madde salgılar. Pankreas bu görevini yerine getirmezse, kandaki fazla şeker, karaciğere depo edilir. Aç karnına alınan 100 gram kanda 80 miligram şeker vardır. Bu miktar yemekten 1-2 saat sonra 140 miligrama kadar yükselir. Kandaki şeker miktarı hastalığın durumuna göre aşağıdaki gibi tespit edilir.

Şeker durumu Açken Yemekten 1-2 saat sonra :

- Normal kimselerde 80 mg. 140 mg.

- Orta derecede 130 mg. 190 mg.

- Ağır derecede 160 mg. 215 mg.

İki çeşit şeker hastalığı vardır.

- Şekersiz Diabet :

Hipofiz bezinin arka tarafından salgılanan antidiüretik hormonun yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes insipidus denir.

- Şekerli Diabet :

Pankreasın salgıladığı insülin yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes mellitus denir.

Şeker hastalığını doğuran nedenler dengesiz beslenme, şişmanlık veya sinir bozukluğudur. Bazı kimselerde de irsiyet önemli bir rol oynar. Hastalığın başlangıcında çok yemek ve su içmek ihtiyacı vardır. İdrar miktarı da artar. Kadınların idrar yapma yerlerinde kaşıntı vardır. Ayrıca devamlı yorgunluk hali görülür. İleri safhada devamlı baş ağrısı, el ve ayak titremeleri, iştahsızlık, aseton kokusuna benzer nefes kokusu, ter kokusu, adele krampları, hafıza zayıflığı, kısmi veya tam felç, iyileşmeyen yaralar ve uykuda sayıklama görülür. Şeker hastalığı tedavi edilmezse sonuç damar sertliği, kalp yetmezliği, göğüs anjini, görme zayıflığı, katarakt, karaciğer hastalıkları, siroz olabilir.

İki çeşit şeker koması vardır.

- Diabetik Koma :

Daha ziyade şeker hastalarında görülür. Nedeni, insülin verme zamanını geçirmek, gerektiğinden az miktarda insülin vermek, bağırsak iltihabı, bademcik iltihabı, grip veya iyileşmeyen yaralardır.

- Şeker Eksikliği Koması :

Tıp dilinde hipoglisemi adı verilen bu çeşit koma, terleme, titreme, çırpınma huzursuzluk, şiddetli açlık, ve aşırı duygusallıkla başlar. Nedeni, fazla miktarda insülin vermek veya çok miktarda karbonhidratlı yiyeceklerle beslenmektir.

Şeker hastaları haftada en az iki kere ılık banyo yapmalıdır ve sonra da vücutlarının her tarafını ılık bir havlu ile ovmalıdır. Kabız veya ishal olmamalıdırlar. Perhiz yapmalıdırlar. Erken yatıp erken kalkmalıdırlar. Ağız, boğaz ve diş sağlığına aşırı özen göstermelidirler. Masaj, beden hareketleri ve açık havada yürüyüşü ihmal etmemelidirler. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Karadut, su.

Hazırlanışı : Beş çorba kaşığı karadut ezilip, suyu çıkarılır. Yemeklerden 10 dakika önce, 1 su bardağı suya 10 damla konup içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diabetes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diabetes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. daima sadık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meseleyi dolaylı olarak aydınlatan şey; den. borda feneri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. asıl mesleğinden ayrı meşguliyet sahası; tali hat; sporda kenar çizgisi; sorumlu olmayan bir kimsenin görüşü; f. oyun dışı edilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. yana yatmış, eğri; z. yana yatmış şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homesickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neurological disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nerve case. nervous derangement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ration allowance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Memeli hayvanların Avustralya’da yaşayan bir takımı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Topkapı Sarayı’nın hazine dairesinden hiçbir şey dışarı çıkamazdı. 2. Abdülhamit, kızı Ayşe’ye taç yaptırmak için model olarak kullanılmak üzere 3. Mehmet’in muhteşem sorgucunu saray kâhyasından istedi. Kâhya padişahtan muayyen vadeli bir senet almadan sorgucu vermedi. Bu tutum Abdülhamit’in çok hoşuna gitti. Kâhyaya 100 altın hediye etti. Süresi geldiğinde sorgucu kâhyaya iade edip vermiş olduğu senedi geri aldı.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sleepy sickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deferred. forward. future.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a fixed term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deposit account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forward account. time deposit. forward s account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Derivatives Markets)

Standartlaşmış vadeli işlme sözleşmelerinin işlem gördüğü, takası bir takas kurumu tarafından garanti edilen ve Borsa bünyesinde işleyen piyasalardır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Futures Contracts)

Sözleşmenin taraflarına bugünden, belirlenen ileri bir tarihte üzerinde anlaşılan fiyattan, standartlaştırılmış miktar ve kalitedeki bir malı veya kıymeti satın alma veya satma yükümlülüğü getiren sözleşmedir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time deposit. deposit for fixed period. term deposits. time deposits. fixed deposits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale on credit terms. sale for the settlement. sale on account. forward sales. futures / forward sale. forward s sale. futures sale. put and call. time sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. yani, demek oluyor ki, kıs. viz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablosuz veri aktarımı sağlayan bir bağlantı standartıdır. WI-FI ile kablosuz olarak internete bağlanabilir; WI-FI destekli diğer cihazlar arasında veri aktarımı sağlanabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir alışverişte aracıya yüzde hesabiyle verilen ü’eref.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

percentage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Asalet, sovluluk. 4. mec. Hoppalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy and alertness. physical fitness. liveliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stark raving mad. stark mad. stark crazy. staring mad. as mad as a hatter. as mad as a march hare. bonkers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raving mad. stark mad. as mad as a hatter. as mad as a march hare. plumb crazy. stark raving mad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by