Delik Açmak ne demek? | Delik Açmak anlamı nedir? | Delik Açmak

Delik Açmak anlamı nedir?

Delik Açmak ne demek?

Delik Açmak anlamı nedir?

Delik Açmak | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: delik acmak

Türkçe - İngilizce Sözlük

bore. broach. clip. drill. hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyi kapalı halden çıkarmak: Kapıyı açmak. 2. Örtülü şeyden örtüyü kaldırmak: Baş açmak. 3. Katlanmış şeyi çözmek: Bohça, bayrak açmak. 4. Delmek, kazmak: Delik, kapı açmak. 5. Bir şeyden engelleri giderip serbest bırakmak: Yol açmak. 6. Tıkalı şeyden tıkacı çıkarmak: Şişe, boru açmak. 7. Genişletmek, tevsî etmek: Odayı, bahçeyi, meydanı açmak. 8. Kazıp ziraat etmek, işlemek: Tarla, arazi açmak. 9. Aralığı tevsî edip seyrekleştirmek: Parmaklığı açmak. 10. Yufka haline koymak: Hamur açmak. 11. Tathir etmek, temizlemek: Çamaşırı açmak. 12. Cilâ ve perdah vermek. 13. Umuma ait bir bina kurmak ve idare etmek: Mektep açmak, tiyatro açmak. 14. izah ve tafsil etmek: İbareyi, sözü açmak. 15. İşleri sürmek: Söz, bahis açmak. 16. Emniyet edip söylemek, gizliyi söylemek: Bana bir şey açmadı. 17. Çözmek, halletmek: Düğüm açmak. 18. Yapraklanmak: Çiçek, ağaç açmak. 19. Berrak ve bulutsuz olmak: Hava açmak istemiyor. 20. Cilâlanmak. 21. Açığa varmak, engine açılmak: Gemi açıldı. Adım açmak: Acele ile yürümek. Ağız açmak: Söylemek, söze başlamak. Ağız açmamak: Susmayı tercih etmek. İştah açmak: İştah getirmek. El açmak: Dilenmek. Baş açmak: Beddua etmek. Bayrak açmak: Ayaklanmak. Çığır açmak: Yeni bir tarz ve usul icad etmek. Defter açmak: iane toplamak. Fal açmak: Fala bakmak. Kapı, yol açmak: Bir işte başkalarına örnek olmak. Kalem açmak: Yontmak. Göz açmak -İhtiyatlı ve dikkatli, gaflet etmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open. elaborate. open up. uncover. unclose. unwrap. clear away. clear. clear up. expand. open out. spread out. unfold. unfurl. untie. undo. unbind. unlock. turn on. switch on. ring up. disclose. sharpen. whet. bring up in conversation. bring up the s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bare. break. clear. confide. cut. dilate. expose. open. sink. spread. undo. unloosen. unwind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open. power on. turn on. switch on. to open. to uncover. to unfold. to spread. to shave off. to clear up. to inaugurate. to untie. to unravel. to solve. to make lighter. to disclose / to mention. to let know. to suit a person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peerage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulluk, kölelik, bağlılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uselessness. vanity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soyluluk, asâlet, necâbet, kişizadelik. mec. Müsriflik, düşüncesizce hareket, hoppalık.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(hypericum calycinum): Çalılık ve fundalıklar arasında yetişen uzun ömürlü bir otsu bitkidir. 30-80 santimetre boyundadır. Gövdesi dört köşelidir. Yaprakları sapsızdır. Çiçekleri parlak sarı renktedir. Mayıs ve eylül aylarında çiçek açar. Kullanıldığı yerler: İdrar ve balgam söktürür. İştah açar. Sinirleri yatıştırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broke. hole in the air. in the hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derin çukur veya bir yandan bir yana açılmış yarık: Toprakta bir delik açmak. Bu kâğıtta, basmada delik vardır. İğne deliği, sıçan deliği, kulak, burun deliği. Delinmiş, delikli: Delik bir kova. Delik deşik = Her tarafı delinmiş. Kulağı delik = Anlayışlı, iş bilir. Fars. Agâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Gül tohumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hollow. hole. opening. aperture. bore. den. prison. cavity. mortice. mortise. perforation. port. slot. stir. vent. ventage. venthole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hollow. hole. opening. aperture. bore. den. prison. cavity. mortice. mortise. perforation. port. slot. stir. vent. ventage. venthole. blowout. eye. leaky. nutcase. orifice. outlet. prick. rent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hole. bore. orifice. perforation. opening. prison. jail. jug. socket. gap. mesh. eye. leak. tunnel. aperture. pore. puncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bore. broach. clip. drill. hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bülûğa ermiş. Ar. şâb, genç: Bir delikanlı gördüm. Köyün delikanlıları oynuyorlardı. 2. Yiğit, cesur, babayiğit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juvenescent. youth. young man. adolescent. teenager. teen. teeny. boy. killer. lad. laddie. pup. conceited pup. puppy. sapling. a slip of a boy. sprig. stripling. whelp. youngster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kid. lad. sapling. youngster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

youth. young man. adolescent. blade. blood. boy. lad. laddie. stripling. young person. youngster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gençlik, Ar. şebâb. 2. Cesaret, yiğitlik, babayiğitlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wild youth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deliği veya delikleri olan, delinmiş. Ar. maskub: Delikli tahta, kâğıt, taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perforated. punched. sprocketed. alveolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perforated. having a hole. skimmer. hollow. bored. pierced. punched. celled. spongy. honeycombed. leachy. porose. porous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Delikli ve sert bir tabaka ile kaplı bir hücreli hayvanlar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deliği olmayan. Deliksiz uyku = Hiç uyanmadan uyunulan uyku.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without a hole. imperforate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound sleep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extraordinariness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

singularity. being extraordinary or exceptional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fidelerin yetiştirildiği yer. 2. Fide olmaya elverişli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İşçilerin bir günlük iş için aldıkları ücret, yevmiye: Burada rençberin gündeliği kaç liradır? Usta gündeliği, gündelikle çalışıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daily. informal. day's wages. daily fee. everyday. daily wages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daily. everyday. daily fee. day's ways. wage. day rate. daily pay. daily wages. daily wage rate. per diem. quotidian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündelikle yani yevmiye ile çalışan adam, rer.çber, amele, ırgat: Gündelikçi kullanıyor, gündelikçi adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dayman. dayworker. hired man. jack. homeworker. utility man. daysman. floater. jobber. time worker. wage worker. wage earner. casual labourer. jobbing man. hack. daily servant. day servant. odd jobber. jobbing hand. day labo u rer. hired labo u rer. surfa

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hired woman. charwoman. daily help. daily woman. daily woman / help.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündelikle, yevmiye ile çalışan: Gündelikli rençber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wager worker. jobber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T. musiki). Ses san’atkârlığı ilmi, Fr. chant.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (uyd. k ). Tanrı’nın her yerde ve her şeyde bulunduğuna inanan din ve fizikötesi görüşü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blaze. burn. lighten. radiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Firar etmek, gizlice gitmek: Hapishaneden kaçtı; askerden birkaç er kaçmış; çocuk okuldan kaçtı. 2. Habersiz Savuşup gitmek: Yanımda idi ne vakit kaçtı göremedim. 3. Koşup sür’ atle gitmek: Köpeklerin korkusundan bir kaçıyordu kil 4. Çekinmek, karışmak istememek, Osm. ictinâb etmek: Ben hizmetten kaçmam lâkin elimden gelmiyor; masraftar kaçıyor. 5. (kadınlar erkeğe) Görünmemek, örtünmek, tesettür etmek: Kızı bu sene kaçmaya başladı, benden kaçmıyor. 6. Zail olmak, ortadan kalkmak: Keyfim kaçtı. 7. Girmek, nüfuz etmek: Kulağıma su, pire kaçtı. 8. Biraz bir tarafa gelmek: Şuradaki ipi al sağa kaç. Ağızdan kaçmak = Dikkatsizlikle söylenmek: Ağızımdan bir söz kaçtı. Sancağa kaçmak — Gemi seyir yolundan sağ tarafa salmak. İskeleye kaçmak = Sol tarafa salmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take flight. light out. escape. run away. run. desert. flee. slip off. slip. abscond. blow. bolt. make a bolt for it. break. break away. bunk. decamp. defect. elope. fade. fly. fly away. get away. go by. hook it. lam. lapse. leg it. nip off. pack up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avoid. desert. duck. elude. escape. flee. flinch. funk. hare. sag. scamp. shrink. shun. slip. trot. to run away. to get away. to flee. to escape. to break away. to break out. to bolt. to abscond. to make off. to do a bunk. to elope. to run away with sb. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abscond. escape. to escape from. to evade. to run away from. to desert. to avoid. to flee from. to sneak off from. to skip out of. to run. to leak out. to veil herself before men. to go away inadvertently. to run swiftly. to leave. (water , dus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Asalet, soyluluk. 2. Terbiye, centilmenlik, çelebilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (halk dilinde muştuluk). İyi bir haber getirene verilen bahşiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearer's fee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money paid in advance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money paid in advance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitable for making curtains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dağıtmak, serpmek: Tohum, su, kıvılcım saçmak. Atef saçmak = Tüfek ve topla mermi yağdırmak ve mec. Pek fazla hiddet etmek, hiddetle sert sözler söylemek. Para saçmak = Bir şey uğrunda çok para harcamak. Gözyazı saçmak = Bir acı dolayısıyle çok ağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast. disseminate. distribute. scatter. shed. sprinkle. strew. to scatter. to sow. broadcast. to strew. to sprinkle. to radiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scatter. to screw. to spread. to disseminate. to disperse. to diffuse. to spill. to send forth. to radiate. to emit. to cast. to dissipate. to effuse. to sprinkle. to sow. bestrew. distribute. shed. take. vomit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sade olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplicity. simpleness. plainness. homeliness. austerity. frugality. severity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplicity. plainness. simpleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplicity. plainness. unaffectedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Memeli hayvanların Avustralya’da yaşayan bir takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lay open.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir alışverişte aracıya yüzde hesabiyle verilen ü’eref.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

percentage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Asalet, sovluluk. 4. mec. Hoppalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy and alertness. physical fitness. liveliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by