Dem-saz ne demek? | Dem-saz anlamı nedir? | Dem-saz

Dem-saz anlamı nedir?

Dem-saz ne demek?

Dem-saz anlamı nedir?

Dem-saz | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: dem saz

Türkçe Sözlük

(i. F.). Arkadaş, Ar. refik, Fars. hem-dem.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Oynatma hızını kontrol ederek, bozulmayı engelleyin ve herhangi bir dersi, semineri veya röportajı kolayca yazıya dökün.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Bizde altının saflığını gösterme ölçüsü olarak genellikle ‘ayar’ kelimesi kullanılır, ama uluslararası piyasada kullanılan kelime ‘kırat’tır. ‘Kırat’ hem altının, hem de elmas ve diğer kıymetli taşların ölçümünde kullanılan bir birimdir.

Elmas ve değerli taşları ölçmede kullanılan ‘kırat’ın bir birimi 200 miligrama (0,200 gram) eşittir. Yani 20 gramlık bir elmasınız varsa, bu 100 kıratlık bir elmastır. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üzerindedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 3.106 kıratlık ‘Cullian’dır. Bundan 530 ve 517 kıratlık iki büyük ve 100 küçük elmas işlenmiştir.

Altında kullanılan ‘kırat’ veya ‘ayar’ ise altının saflığını gösterir. 24 kırat (ayar) altın, içinde karışık başka bir metal olmayan yüzde yüz saf altındır. Tamamen saf altın çok yumuşak olduğundan genellikle bakır veya gümüş ile karıştırılır. Her bir kırat (ayar) altının tümünün 24’de biridir. Örneğin bir bileziğin 24’de 18’i altın, 24’de 6’sı da gümüşten yapılmışsa, o bilezik 18 kırat (ayar) altındır.

Altını Ölçmede kullanılan bu komik sistem, yaklaşık bin yıl evvelki Almanların Mark isimli bir altın parasından kaynaklanmaktadır. Tamamen saf altından yapılan bu para 4,8 gramdı ve elmas ölçü biriminde ağırlığına göre 24 kırat ediyordu. Sonradan içine başka maddeler karıştırıldıkça içindeki altın miktarına bağlı olarak kırat ölçüsü düşürüldü.

Altın beyaz, kırmızı, sarı gibi çeşitli renklerde beğenimize sunulur. Altın, bakır ile karıştırılmışsa ‘kırmızı altın’, gümüş ile karıştırılmışa ‘sarı altın’, nikel veya platin gibi metaller içeriyorsa ‘beyaz altın’ adı verilir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eğitimle ilgili; ilmi; soyut, mücerret, pratiğe dayanmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akademisyen, terbiyeci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akademi, yüksek okul: ilim adamları cemiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitter almond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Herbstzeitlose, Krokus, Colchique, Colchicum, Autumn crocuses): Boyu 10-30 cm yüksekliğe ulaşan, otsu ve yumrulu bir bitkidir. Sonbaharda morumsu pembe renkli, 6 parçalı çiçekler açar. Yaprak ve meyvaları ise ilkbaharda ortaya çıkar. Sonbaharda çiçek açtığından dolayı halk arasında “güz çiğdemi” olarak da bilinir. Yetiştiği yerler: Türkiye’de pek bulunmaz. Avrupa’nın sulak çayırlarında bol miktarda yetişir. Kullanıldığı yerler: Tıbbi önemi haiz bir bitkidir. Kullanılan kısmı yumru ve tohumlarıdır. Tohum ve yumruların idrar arttırıcı, terletici, müshil ve romatizma ağrılarını dindirici etkisi vardır. Alkaloitlerin çok yüksek zehirleyici özelliği olduğundan, bu droglar, dahilen ancak hekim kontrolünde kullanılabilir. Eskiden halk arasında romatizma ağrılarını dindirmek için haricen kullanılırdı. Bunun için bir tutam acı çiğdem tohumu, 2-3 diş sarmısak ile havanda iyice dövülür. Elde edilen sulu kısım bir tülbente emdirilip, ağrıyan kısma sarılır. Bu pansuman birkaç gün arka arkaya tekrarlanır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yokluk, varlık zıddı: Onun vücudiyle ademi birdir = Varlığı ile yokluğu müsavidir; diyâr-ı adem = Yokluk ülkesi, sahrây-ı adem = Yokluk çölü. 2. Olmama, bulunmama, fıkdan: Adem-i itaat = İtaatsizlik; adem-i iktidar = İktidarsızlık; adem-i iştiha = iştahsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) («Ademî» veya «benî Adem» den muhaffef). 1. Hayvân-ı nâtık (konuşan hayvan yani insan), insan, beşer: Bir adam geldi. 2. İnsaniyetli ve mürüvvetli kişi; adam olmayacak. 3. Memur, uşak, hizmetçi, tab’a: Adamlarım burada yok. 4. Birinin yetiştirdiği ve koruduğu, taraftar, gayretkeş: O, filanın adamıdır. Ademoğlu = Mürüvvetli insan, merd. Adem evlâdı = Asîl ve terbiyeli insan. Adam olmak = Terbiye almak, iyi yetişip ilerlemek. Adamakıllı = Makul, makbul, işe yarar (Yanlış olarak eşya hakkında dahi kullanılır). Adam! Adam sende = Bir işi küçümseme mânâsıyle kullanılan tâbirdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonexistence. dead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

want. lack. naught. death. perdition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آدم] ilk insan, Adem Peygamber. 2.insan, adam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم] yokluk, bulunmama, adem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İb.h.i.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ın yarattığı ilk insan, insan soyunun atası ve ilk peygamberi. 2.Adam. 3.İyi, temiz kimse. Âdem (a.s.) ilk insan ve ilk isimlendirilen varlık. Kur’an’da Hz.Adem’in 25 yerde ismi geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم موفقيت] başarısızlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم موازنت] dengesizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم رعایت] uymama..

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم توجه] ilgisizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدم تأليفيت] uzlaşamama, bir araya gelememe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عدم آباد] yokluk ülkesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Adamcağız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Adamcasına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Adamcıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Adamcasına, insaniyete yakışır surette.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آدم خوار] yamyam, insan yiyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Ademiyye, Ademîyân). insana mensup ve müteallik, beşerî, insan, adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [1[آدمی insanoğlu. 2.insanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [آدميان] insanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Adamca, erkekçe, cesurca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Adamlık, insanlık. 2. Adamlık, nâmuslu adama yakışır hal.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آدميت] insanlık. 2.adamlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsan soyu, insanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Adamsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). İlimler, fenler meclisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academy. college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Akademi tarzında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic. academical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academical. academic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graduate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Akademizm sözcüğü, bir sanat dalında, her türden yeni atılımı yadsıyarak, değişmez olduğu varsayılan; onaylanmış, standartlaşmış ilke ve kurallara uygun olarak çalışmak anlamında kullanılır. Yeni sanatsal arayışlara karşı çıkan bir tutumu ifade ettiği için, sözcük olumsuz niteliktedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Kadîm» den itaf.). t. Daha kadîm, daha ve pek eski, mukaddem : O, berikinden akdemdir. 2. Daha önde, daha ileri, daha ehemmiyetli, tercihe şayan, mukaddem : Bu iş ondan akdemdir. Once: Bundan akdem, bundan evvel, mukaddemâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقدم] önce, önceki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

evvelce, az önce, yakında: Akdemce yazmış olduğum üzere.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü ve temiz yürekli. Yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Demokrasiye, halk idaresine aykırı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arâm-sâhten). Meks ve ikamet eden, mukîm, sâkin: Arâm-sâz-ı izz ü ikbâl = İzzet ve ikbâl ile oturan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش دم] acı sözlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Marangozların kullandığı kavisli bir keser çeşidi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «bâdâm» dan. Asıl Türkistan’da badem yetişmediğinden ve Ahenge de uymadığından, Türkçe asıllı addolunamaz). İçi ve pek taze iken kabuğu dahi yenen ve yağı çıkarılan maruf meyve ki, başlıca üç çeşit olup kolay kırılanına diş yahut sakız, sertine taş bademi ve acıca olup kurabiyesi ve sabunu yapılan cinsine de acıbadem denir. Badem gibi uzunlamasına: Badem göz, tırnak. Bademağacı = Bu meyveyi veren ağaç ki mutedil iklimlerin ağaçlarındandır. Badem ezmesi = Ezilmiş bademli şekerleme. Bademiçi = Bu meyvenin içi. Badem parmak = Başparmak. Badem helvası = Bademle yapılmış helva. Badem sübyesi — Soyulup ezilmiş bademin suyu ki süt gibi olup şerbet yerine içilir. Badem kürk Badem = Tilki paçası. Bademyağı = Bademden çıkarılan yağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(prunus amygdalus): Gülgillerden bir çeşit ağacın yemişidir. Meyvesi ancak çağla halindeyken yenir. Olgunlaştıktan sonra, sert kabukla kaplı olan içi yenir. Hekimlikte kullanılan kısmı da burasıdır. Başlıca 2 çeşidi vardır. - Acıbadem - Tatlıbadem Kullanıldığı yerler: Badem, bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Hamilelerin zayıf düşmemesini sağlar. Sütle içilirse mideyi kuvvetlendirir. Kabızlığı giderir. Nekahat devresini kısaltır. Böbrek mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları giderir. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir. Bronşit, boğaz ağrısı, anjin, boğaz yanması ve akciğer hastalıklarında faydalıdır. Bademyağı kabızlığı giderir. Egzama ve kaşıntıların verdiği rahatsızlıkları azaltır. Böbrek ve mesane taşlarının düşürülmesine yardım eder. Kulak ağrılarını dindirir. Yumurtayla karıştırılıp da, basur memelerine sürülecek olursa, ağrı ve yanmaları giderir.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gülgillerden ülkemizin her bölgesinde yetişen ağaç. 2.Bu ağacın yaş ve kuru yenen meyvesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marzipan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marzipan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

almond oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). «Bundan sonra, bundan böyle» mânâsında kullanılan eski kelime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

henceforth. after this.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Boğazın iki tarafında, badem biçimindeki bezler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonsillar. tonsil. palatine tonsil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonsil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tonsil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bademciklerin iltihaplanmasına tıp dilinde tonsilit denir. Bademcikler şiş, kırmızı ve yeşilimtrak beyaz renkte cerahatlı görünümdedir. Yutkunma sırasında ağrı yapar. Hastada kırıklık, baş ağrısı ve vücut ağrıları vardır. Hastalık birdenbire üşütme ve ateş ile başlar. Gereği gibi tedavi edilmezse orta kulak iltihabı, böbrek iltihabı, romatizma ve kalp hastalıklarına neden olabilir. Aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tentürdiyot, su.

Hazırlanışı : 1 bardak suya 5 damla tentürdiyot katılır, karıştırılır. Gargara yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quinsy. tonsilllitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amygdaline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Badem ağaçlan bulunan yer, badem ağacı koruluğu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, kuvvetli, şirin.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بعدما] bundan böyle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). beadsman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bekata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Adem oğullan, insanlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بنی آدم] insanlar, Adem oğulları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kötü ruh, şeytan, iblis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.)(Erkek İsmi) - Özü güçlü, demir gibi sağlam kişilikli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâre, sâhten = yapmak). Çâre bulan. Çâre ve tedbir düşünen, bulan: Kadıncağızın hastalığına kimse çâre-sâz olmadı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاره ساز] çare bulan. çâresâz olmak çare bulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاره سازی] çare bulma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İçinde çekirdek oynar gibi ses çıkarmak, tıkırdamak, çıtırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolled iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nosegay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bouquet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çiğde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beyaz, sarı ve pembe çiçekli çeşitleri bulunan bir bitki ve kökü, öksüz oğlan soğanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colchicum. crocus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crocus. meadow saffron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crocus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(mahmurçiçeği): Zambakgiller familyasından türlü renklerde çiçekler açan zehirli bir kır bitkisidir. Çiçekleri Ağustos-Eylül aylarında açar. Rengi sincabidir. Hekimlikte soğan kısmı, çiçekleri ve tohumu kullanılır. Etkili maddesi “colcihine alkoloidi”dir. Birçok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Kabızlığı giderir. Tavsiye edilen dozdan fazla kullanılmamalıdır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Zambakgillerden, soğanlı otsu, çeşitli renklerde çiçek açan kır bitkisi, mahmur çiçeği.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Numunesi çiğdem olan bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. cilve, F. sâhten = yapmak). Cilve eden, cilve-ger, nâzenin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جلوه ساز] kırıtan, cilve yapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kınamak, ayıplamak; suçlu çıkarmak; mahkum etmek; kullanılamaz diye hüküm vermek; (huk). müsaderesine karar vermek; (A.B.D). istimlâk etmek. condemn to death idama mahkum etmek. condemnable (s). müsadere olunabilir; kınanmaya layık, mahkum edilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kınama, ayıplama; kabahatli bulma; suçlu çıkarma; mahkumiyet; (A.B.D). istimlak. condem'natory (s). kınayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı gösteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. dümû). Gözyaşı, Fars. eşk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Soluk, nefes. 2. An, zaman, lahza: Yâd et o demleri. Her dem = Her an. Dem-be-dem = An-be-an, zaman zaman. 3. Bir şeye mensubiyet iddiası: Dem vurmak = İddiasında bulunmak. Musikiden de dem vuruyor. Dem-beste = Sessiz, susan, sâkit. Herdemtaze = Bir cins çiçek. Dem çekmek = İşret etmek, içki içmek. Dem çıkarmak — Düdük üflemek. Deminde = Tavında, zamanında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. dimâ). Kan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood kan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Digital Elevation Model data DEMs are continuous raster layers in which data file values represent elevation DEMs are available from the USGS at 1:24,000 and 1:250,000 scale, can be produced with terrain analysis programs, and IMAGINE OrthoMAX.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Digital Elevation Model See Chapter 6.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Digital Elevation Model A GIS raster layer representing elevation This is a common GIS product created at a variety of scales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Digital Elevation Model data A database of elevation data represented by a regularly-spaced set of x,y,z locations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Digital Elevation Model A digital representation of a continuous variable over a two-dimensional surface by a regular array of z values referenced to a common datum Digital elevation models are typically used to represent terrain relief The format of the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

DEM means 'Digital Elevation Model' It is a 'grid' of points that contains both horizontal and vertical data about the earth's surface DEMs are commonly used for the creation of 'ortho' photos A sketch of a DEM is shown below:. is short for digital elevat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Digital Elevation Model See digital terrain model. digital elevation model - This term is used very generally to describe a great variety of terrain files and file formats There are also a number of mutually incompatible file formats that use the dem file

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ISO 4217 currency code for Deutschemark. demonstrative. 3-Dimensional image showing elevation and relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Demurrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

German marks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Demonstration / Graphics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Digital Elevation Model : A model of terrain relief in the form of a MATRIX Easch element of the DEM is regared as a node of an imaginary grid The gird is defined by identifying one of its corner , the distance between nodes in both the X and Y directions

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the , this , whom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دم] kan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دم] zaman. 2.nefes. 3.içki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Susmuş, nefesi tutulmuş, soluğu kesilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dem = nefes, güzârîden = geçirmek). Vakit geçiren, yaşayan, vakit öldüren: Ney çalarak dem-güzâr oluyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vakit geçirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Nefes, soluk çeken. 2. Ney, kaval gibi çalgıları devamlı üfleyen). 3. Bâzı kuşların, bülbül gibi, uzun uzun öteni. 4. Devamlı öten cins güvercin. 5. Şarap içen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kafadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Arkadaş, Ar. refik, Fars. hem-dem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Arkadaşlık, dostluk; sırdaşlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hâkim, bilge, akıllı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دمادم] her an.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(F.). Her an.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyüklük taslayan, kibirli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (elek). mıknatıs hassasını gidermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Demagoji yapan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. démagogue

laf cambazı

Bir kimsenin, bir grubun duygularını kamçılayarak abartılı veya gerçek dışı sözler söyleyen kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demagogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Demagogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demagogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an orator who appeals to the passions and prejudices of his audience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demagog, halk avcısı. demagogic (s). demagojiye dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir topluluğun duygularını okşayarak, onu kendine çekme ve bu vasıtayla kendi davasını yürütme yolu, halk avcılığı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. démagogie

laf cambazlığı

Bir kimsenin, bir grubun duygularını kamçılayarak abartılı veya gerçek dışı sözler söyleyip onları kazanmaya çalışma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demagogy halkavcılığı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demagogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Heyecanlı, hiddete kapılmış. 2. Kükremiş. 3. Bağırıp çağırma. 4. Heybetli, güçlü. 5. Vakit, zaman, müddet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). talep etmek, istemek; emretmek, ısrar etmek, icbar etmek; sormak, zorla istemek; muhtaç olmak; (huk). mahkemeye celbetmek , bir hak talep etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). talep, istek; ihtiyaç; (huk). talep, dava. in great demand çok revaçta, çok aranan, büyük rağbet gören, tutulan. Iaw of supply and demand arz ve talep kanunu. on demand talep vukuunda, istenilince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vakit, zaman, müddet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Helâk, telef, ölüm. Tîg-ı demâr = Ölüm kılıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Helâk eden, intikam alan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hudut çizmek; ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hudut tayini, sınır çekme. Iine of demarcation sınır çizgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). diplomatik hareket, siyaseti değiştiren adım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. demarké

sp. sıyrılmış, boşta kalmış

Rakip oyuncular tarafından tutulmaktan kurtulmuş.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دمبدم] her an.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hiddetli söz söyleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Demek işi. (bk.) Demek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

payment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A territorial subdivision of Attica , corresponding to a township.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An undifferentiated aggregate of cells or plastids.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act of saying. meaning. bid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A local population of a species; the community of potentially interbreeding individuals at a given locality; a population or race sampled over time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A breeding group unit In natural populations of mice, a deme usually consists of one breeding male with a harem of up to 8 females.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A geographic subpopulation, mostly inbreeding but with occasional gene flow via migrants from the larger metapopulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A locally interbreeding population.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A separately evolving subset of the whole population The subsets may be evolved on a different computers Emigration between subset may be used.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A habitation cylinder, or sub-division thereof; one of the sub-elements of a Cluster. ntia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Atina'da ve bugünkü Yunanistan'da nahiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). alçaltmak, küçültmek. demean oneself kendini küçültmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).davranışlar, hal, tavır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Beyanat. Sayılı bir kimsenin herhangi bir soru üzerine söyledikleri, beyanat: Bakan’ın bugün gazetelerde çıkan demeci herkesi sevindirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

declaration. speech. statement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statement (made by sb in authority. declaration. statement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Demek, söylemek, ağızdan bir söz çıkarmak: Ne dedi? Yarın gel dedi. Ben bir şey demedim. Sizin dediğinizi anladık. 2. İsim vermek, ad takmak, isimlendirmek: Buna ne derler? Siz buna ne dersiniz? Arapça’da ata ne derler? Himalaya dedikleri sıradağlar. 3. Nakil ve rivayet etmek: Oyle derler. Akşam geldi diyorlar. 4. Mânâ vermek, bir mânâya gelmek: Bu söz ne demek? Farsça’da esb at demektir. Demek oluyor ki = Yani, bundan şu anlaşılıyor ki: Demek oluyor ki siz derse devam etmeyeceksiniz. Ne demek? Ne demek olsun? = O nasıl lakırdı? Oyle şey mi olur? Yok demek = Reddetmek, kabûl etmemek. Derken = O sırada... diye düşünürken: Evden çıkalım derken misafir bastırdı. Yarın gelecek derken bir hafta gecikti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so. then. bade. say. tell. call. term. bid. observe. style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bid. call. observe. say. term. utter. to say. to call. to name. to mean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to say. to call. to name. assert. bid. denominate. designate. drive at. imply. mean. remark. style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intend. mean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Cehennem. 2. Ateş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Saldırıp kükreyen. 2. Üfleyen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). deli, kaçık, çıldırmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). bir çeşit akıl hastalığı,şahsiyetin bölünmesi, had derecede bunaklık. dementia praecox erken bunama, demans prekos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihtar, tembih (okullarda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). mülk, emlâk; malikâne; bir malikâneye ait bölge, mıntıka, havali. royal demesne hükümdara ait mülk, miri arazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca). 1. Ekin bağı, bir arada bağlanmış, biçilmiş ekin. 2. Birlikte bağlanmış çiçek vesaire, deste: Bir demet çiçek. Bir demet çalı. Demet bağlamak = Demet demet yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bunch. bouquet. bundle. sheaf. cluster. corymb. fascicle. fascicule. hand. shock. truss. tuft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bunch. cluster. wisp. bouquet. bundle. beam. sheaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truss. bunch. bouquet. sheaf. bundle. faggot. wad. gabion. bank. batch. cluster. tuft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Bağlanarak, oluşturulan deste. 2.Biçilip bağlanmış ekin. 3.Bir kaynaktan çıkan ışıkların meydana getirdiği ışık destesi, hazne.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Demetlere bölmek, demet demet bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tie in bunches. sheaf. stook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. demeviyye) (tıb). Eskilerin «ahlât-ı erbaa» dedikleri dört hassadan kana mensup ve müteallik, kanlı: Mizâc-ı demevî. Demevi adam = Kanı galip ve mizacı kanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bitmiş, sürmüş. Nevdemîde = Yeni bitmiş, yeni sürmüş. Fars. nev-reste.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yan ilâh yan insan bir varlık; tanrısal özellikleri olan insan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). etrafına hasır örülmüş büyük şişe, damacana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). askeri teşkilâtı ilga etmek, ordu teşkiline müsaade etmemek. demilitarized zone askeri donanmadan tecrit edilmiş mıntıka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplumca lekelenmiş kadınlar ve bunların mensup oldukları alem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biraz önce. Ar. mukaddemâ: Demin birisi gelip sizi istedi. Demin buradaydı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just now.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just now. just a moment ago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just now. a second ago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek az önce: Demincek buradaydı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (eski Türkçe’de: demür veya temür). 1. Fe senbolü ile gösterilen, 7.8 yoğunluğunda bir eleman. Demir 1510°’de erir. Kullanış yeri pek çok ve ehemmiyeti büyük olan demir, tabiatta oksit, karbonat ve sülfür halinde bulunur. Ar. hadîd, Fars. Ahen. 2. Gemiyi bir yerde durdurmak için zincirle denizin dibine bırakılan çengel şeklinde ağır demir Alet, lenger, çapa: Demir atmak = Gemi vesairenin, demirini denize salması. Demir almak = Demir kaldırmak. Demir üzerinde = Demirli. Demir taramak = Rüzgârın şiddetiyle demirin deniz dibinde sürünmesi. Demir yeri = Liman. Ocaklık demiri = Gemilerde ihtiyaten bulundurulan en büyük demir. Göz demiri = Teknelerin daima kullandıkları demirler. Tonoz demiri = Geminin kıç tarafından başını çevirmek için atılan küçük demir. Demir resmi = Bir limana demirlemek için verilmesi lâzım gelen para. 3. Bir Aletin demirden olan kısmı, namlı: Kılıç, bıçak, sapan demiri. 4. Pranga, zenclr: Ayağına demir vurdular. Demire vurmak. 5. Demirden yapılmış çeşitli Aletler: Kapı demiri, ocak demiri. Ak demir = Çekiçle dövülmüş demir. Kara demir = Kalıba dökülmüş demir. Erkek demir = Serti. Dişi demir = Yumuşağı. Demir kapan = Mıknatıs. Demirkapı = Nehirlerde gemilerin geçmesini engelleyen kayalık sed ve şelâle. Demir kırı = Demirin rengini andırır at donu. 6. Demirden yapılmış: Demir, karyola, demirkapı, demiryoju. 7. mec. Demir gibi sert ve katı yahut dayanıklı: Demir çarık.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi:Fe

Atom Numarası:26

Kütle Numarası:55,845

Yoğunluk:7,86g/cm3

Erime Sıcaklığı:1538 °C

Kaynama Sıcaklığı:2861 °C

Evrende yaygın olarak bulunan metallerden biridir.

Saf demir ya da çeşitli bileşikleri, endüstrinin hemen her alanında kullanılır.

Canlılar için yaşamsal önemi vardır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iron. irony. ferrous. ferruginous. iron. anchor. cleat. ferr-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferrous. iron. anchor. made of iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iron. anchor. base metal goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dayanıklı ve kullanış sahası geniş, mavimsi esmer renkli bir maden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to anchor. to drop. to cast anchor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iron curtain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Demirden ağ.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sapotgillerden, odunu sert bir ağaç (sideroxylon).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi sağlam ve yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kiraya verilen çiftlik, ev fabrika vesairede kiracı tarafından kullanılıp mukavele sonunda aynen sahibine iadesi şart olan Alet ve eşya, hayvan vesaire. 2. mec. Değişmez ve daimî şey. 3. Kendi dediğinden dönmez, inatçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixture. plant. old timer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permanent or heavy fixtures or equipment. in the nature of fixtures and equipment. long time functioning of employee. old-timer. fixed assets. fixtures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Demirağ).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Demiri işleyip çeşitli Alet ve eşya yapan sanatkâr. Ar. haddâd, Fars. Ahen-ger: Demirci dükkânı, demirci körüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blacksmith. ironsmith. forger. hammersmith. smith. smithy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blacksmith. smith. ironmonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironworker. hardware dealer. ironmonger. dealer in construction iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smith's vise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Demir işleyip ondan çeşitli Alet ve eşya yapmak sanatı, demirci sıfat ve işi: Demircilik her memleketin en fazla muhtaç olduğu bir sanattır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smithery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ironworking. the hardware business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Demirağ).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü eli olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Demir işlerinin yapıldığı iş yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. baklagilerden). Meyvesinden şerbet yapılan bir bitki (tamarindus indica).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(tamarin): Baklagillerdn bir çeşit ağaçtır. Boyu 25 metre kadardır. Meyvesinden şerbet yapılır. Sıcak ülkelerde yetişir. Çiçekleri sarı kırmızı salkımlar halindedir. Meyvesi koyu kırmızımtırak, büyük ve tohumludur. Meyvesinin mayhoş lezzetli, macuna benzeyen öz kısmı kullanılır. İçeriğinde ekşi maddeler, nişasta ve şeker vardır. Kullanıldığı yerler: Susuzluğu giderir. Vücuda rahatlık ve serinlik verir. 20 gramı müshil tesiri gösterir. Bağırsakları temizler. Soğuk içilir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkçe demir kelimesinden Arapça nisbet yâ’sı “katılarak yapılmış galat bir kelimedir). Demir rengine çalar kır at: Demirî bir çift at, demiri kır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Nehirlerde taşıtların geçmesine engel olan kayalık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anchorage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casting anchor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Demirini takmak: Kapıyı demirlemek. 2. (gemicilik) Demir atmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anchor. moor. put over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anchor. to cast anchor. to anchor. to bar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bolt and bar (a door. to anchor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing iron. chained. barred. anchored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü sağlam kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü demir gibi güçlü olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Demirhan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Demirhan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Demirtekin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Demiryolu işlerinde çalışan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde tren katarının yürüdüğü paralel iki raydan meydana gelen yol (demirden yol mânâsıyle sıfat olduğundan «demiryol» demek lâzımdır, izafetle «demiryolu» demek yanlıştır. Bununla beraber, şimdi bu şekil kullanılmaktadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). irtihal, vefat, öIüm; (huk). terk, feragat; intikal; hükümdar tacının halefe intikali; (f). mülkü vasiyetle ferağ etmek, icar etmek, bilhassa hükümdarlığı vârise veya halefe intikal ettirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tahttan feragat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük kahve fincanı; küçük bir fincan kahve.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demiurgos, Eflatun felsefesinde dünyayı yaratan etmen, kainatın yaratıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaynar suyun içine attıktan sonra kıvamını bulması için bekletmek (çay ve pilâv yaparken).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steep. brew. infuse. draw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brevity. infuse. to steep. to brew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steep. to brew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infusion. steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infuse. steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Demleme işine konu olmak. 2. İçki içmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Demlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well-steeped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çayın demletildiği kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teapot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teapot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. demo

tanıtım gösterisi

Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılan sunum.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Bazı video kameralarda, bağlı monitörden izlenebilecek kendi kendini tanıtım işlevi bulunmaktadır. Önemli bazı özellikleri göstermekte ve efektleri görsel olarak tanıtmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). seferberliğin bitmesi, asker terhisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (ask). terhis etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demokrasi, elerki; demokrasi rejimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demokrat kimse. democrat'ic (s). demokrasiye ait, demokratik, halkçı. Democratic Party Demokratik Parti. democrat'ically (z). demokratik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of fashion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superannuated. out of fashion. old-fashioned. out-of-date. behind the times. dated. outdated. outmoded. dowdy. obsolete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of fashion. out of style. dowdy. outmoded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of fashion; 'a suit of rather antique appearance'; 'demode attire'; 'outmoded ideas'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (Fr). modası geçmiş, demode.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. démographe

nüfus bilimci

Nüfus bilimiyle uğraşan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. sosyoloji). İnsan topluluklarının durum ve gelişimini konu olarak alan istatistik. Nüfus coğrafyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsan topluluklarının istatistik karakteriyle ilgilenen sosyoloji ve antropoloji dalıdır. Özellikle toplam nüfus, yoğunluk, doğum ve ölüm oranları, göçler, evlilikler vb olayları inceleyen bilim dalıdır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. démographie

nüfus bilimi

İnsan nüfusunu yapı, gelişme ve dağılım açısından inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demography. vital statistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. démographique

nüfus bilimsel

Nüfus bilimiyle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demographic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demographic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). demografi, nüfus sayımı ve toplumsal istatistik bilgisi. demograph'ics bu bilgiye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). evlenmemiş kadın, kız; telli turna, (zool). Anthropoides virgo; yusufçuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Halk hâkimiyetine dayanan idare şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

democracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

democracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Demokrasi taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

democrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

democrat. democratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

democrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dem , democrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Demokrasiye uygun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

democratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

democratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Demokrasi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yunan filozofudur (M.Ö. 460-370). Doğa filozoflarının sonuncusu olan Demokritos, Abdera’da doğdu. Mısır’da beş yıl kalan ve Asya’yı baştan başa dolaşan Demokritos, çeşitli bilginlerle, özellikle matematikçilerle dostluk kurduktan sonra Atina’ya dönerek kendisini bütünüyle felsefeye adamıştır

M.Ö. 420’ye doğru Abdera’da kendi felsefe okulunu kurmuştur. Mekanist ve atomcu bir maddeciliğe dayanan felsefesine göre doğa, bölünmez parçacıklar olan atomlardan oluşmuştur ve her şey sürekli hareket eden bu atomların çeşitli biçimlerde bir araya gelmelerinden oluşur; yani “hiçbir şey hiçten doğmaz”.

Demokritos için, atom teorisinin öncüsüdür denebilir. Demokritos’a göre atomların devinimlerinin ardında hiçbir bilinçli “amaç” yoktur. Doğa, tamamen mekanik bir şeydir. Bu her şeyin “rastlantısal” bir biçimde oluştuğu anlamına gelmez, çünkü her şey doğanın değişmez yasalarını izler.

Demokritos, olup biten her şeyin ardında bir doğallık, bir neden olduğunu ileri sürüyordu. Bir keresinde de, Pers ülkesine kral olmaktansa böyle bir doğal neden keşfetmiş olmayı yeğlediğini söylemişti.

Demokritos’a göre atom teorisi algılarımızı da açıklayabiliyordu. Ona göre algılayışımızın nedeni, atomların boşlukta hareket edişleriydi. Ay’ı görmemizin nedeni “Ay’ın atomlarının” gözümüze girmesiydi.

Demokritos, insanlık tarihinin başlangıcını merak etmiş ve insanların önceleri hayvanlarınkine benzer bir yaşam sürdüklerini ileri sürmüştür. Ona göre akıllı bir yaratık olan insanı, buluşlara yönelten zorunluluklardır ve insanlar “ilerleme” sonucu “kültür”e sahip olmuştur.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yıkmak, tahrip etmek. demoli'tion (i). yıkma, tahrip; yıkılma, harap olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cin, kötü ruh, şeytan, ifrit; kötü adam, iblis herif; (k).dili çok enerjik kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). paranın değerini düşürmek; parayı tedavülden kaldırmak. demonetiza'tion (i). paramn değerini düşürme; tedavülden kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kötü ruhların etkisi altında olan kimse; deli kimse; (s). mecnun, deli, cinli, kötü ruhların etkisi altında olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cin veya şeytanlara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cin ve şeytanların varlığına inanış; şeytanlara olan itikadı tetkik eden ilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cin ve şeytanların varlığına olan itikadı tetkik eden ilim dalı, demonoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gösterilebilir, ispatı mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. démonstration

tanıtım gösterisi

Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılan sunum.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ispat etmek, göstermek, açımlamak, tatbikatla izah etmek; nümayiş yapmak, gövde gösterisinde bulunmak; göstererek ders vermek. demonstra'tioni ispat, delil; nümayiş, gösteri; sergi, tatbikat dersi. demonstrative (diman'strıtiv) (s)., i ispat eden,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. démoralisation

moral çöküntüsü

Manevi dirençsizlik, ruhsal yönden direnememe, cesareti yitirme.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. démoralise

morali bozulmuş

Manevi gücü azalmışi


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ahlakını bozmak, ifsat etmek; cesaretini kırmak, moralini bozmak, maneviyatını bozmak, gözünü korkutmak, yıldırmak. demoraliza'tion (i). maneviyatın bozulması, ahlakın bozulması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Yunanistan'da halk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aşağı dereceye indirmek, rütbesini indirmek. demotion (i). indirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). halka ait; ammeye ait. demotic characters hiyeroglifin el yazısı şekli. demotics (i). geniş anlamda sosyoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). parçalara ayırmak, yerinden çıkarmak, sökmek; dağıtmak. demountables kolayca takılıp çıkarılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Okun ucuna geçirilen demir ya da kemik parçası.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دمساز] yakın arkadaş.2.sırdaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). teskin edici, yatıştırıcı, müsekkin; (i)., (tıb). teskin edici veya koruyucu ilâç .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Demir. (bk.) Demir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (-red, -ring) (i). kabul etmemek, itiraz etmek, karşı koymak; tereddüt etmek; (huk). davada bir maddeye itiraz etmek; (i). itiraz, tereddüt. without demur tereddüt etmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uslu, yumuşak başlı, kuzu gibi; alçak gönüllü, mütevazı; ağır başlı, ciddi; cilveli; sahte vakarlı. demurely (z). ağır başlılıkla alçak gönüllülükle. demureness (i). ciddiyet, vakar; alçak gönüllülük, tevazu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., den. kuntra istalya; gemi veya vagonun yük almak veya boşaltmak için tayin olunan müddetten sonra alıkonulması;bunun için verilen para, tazminat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). davada resmen yapılan itiraz; davada itiraz eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kâğıt boyutu (İng 44,5 cm x 57 cm; A.B.D. 406 cm x 53,3 cm).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gözyaşı damlası, bir damla gözyaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Göz yaşı döken, ağlayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıb) (mü. dem’iyye). Göz yaşına mensup ve müteallik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دواساز] çare olan. 2.tedavi eden, şifa veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). taç, ufak taç; hüküm darlık alameti olarak başa bağlanan kumaş parçası; hükümdarlık; (f). taç giydirmek. diademed (s). taçlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gözüm.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, sâhten = yapmak). Gönül yapan, lutf ile muamele eden.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Gönül yapan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Dengesiz olarak sallanmak, titremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Diş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T.)! Usul vurma sazları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast iron. cast-iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, kademesini değiştirmeden konuşma dosyanızın çalma hızını kontrol etmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb.) ödem, vücudun bir yerinde su toplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü el.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bir bölge veya zümreye mahsus, mahalli, her zaman görülen; i. böyle bir hastalık. endemical s. mahalli, yerli, yöresel; tıb. bölgesel ve devamlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Belirli bir bölgenin yerli türü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) salgın, yaygın,genel; (i.) salgın hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) salgın hastalıklardan bahseden ilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fazilet

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtue. grace. merit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merit. morality. righteousness. virtue. merit fazilet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtue. goodness. merit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Fazilet. 2.Maharet, hün(Erkek İsmi) 3.Liyakat. 4.Usta gemici. 5.İnsanın ruhsal yetkinliği.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Erdemli yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Erdem).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Erdemli kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtuous. chaste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

righteous. virtuous. virtuous faziletli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtuous. righteous. virtious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erdemli, faziletli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtuousness. virtue faziletlilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virtuousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saadet, mutluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. felsefe). Saadeti mutlak iyilik olarak kabul etme esası üzerine kurulmuş ahlâk nazariyesi, Mutçuluk (y. k.).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. eudémonisme

fel. mutçuluk

Hayatın anlamını mutlulukta bulan, insan davranışlarının mutluluk isteğiyle belirlendiği görüşüne dayanan ahlak öğretisi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(f.). Fazlaca oynak hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave coquettishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyüleyici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refund. repayment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back pay. back payment. payback. proviso for redemption. refunding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pay back. draw back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gemilerdeki çapaların bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower anchor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to boom. to thunder. to die. roar. thump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arslan ve deve gibi büyük hayvan büyük ve korkunç sesle bağırmak: Arslan gibi gümürdeniyor, gümürdüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Toplantılarda görüşülecek mevzuların hepsi, Osm. rûznâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agenda. journal. docket. order book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agenda. spotlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agenda. calendar. diary. items of business. journal. memorandum sheet. order of the day. order paper. topics of the topic genda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

off the agenda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). 1. Gürültü etmek, büyük bir ses çıkarmak, patırtı etmek: Tekerlekler kaldırım taşları üzerinde dönerken gürüldüyordu. 2. Gök gürlemesi sesini çıkarmak, gürlemek, havada ve bulutlardaki elektriğin patlamasından büyük ve dehşetli ses çıkmak, Osm. raad vaki olmak: Şiddetle gök gürüldüyordu. 3. Büyük bir gürültü ile düşmek veya yuvarlanmak: Harap duvar gürüldedi. 4. (hayvan) Büyük sesle bağırmak, ulumak, böğürmek: Arslanlar dehşetli bir surette gürüldüyorlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a loud gurgling noise. roll. rumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) HAdim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خدم] hizmetçiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâdim) (hadem ve hüddâm gibi). Bir resmî dairenin ayak işlerini gören adamlar ki, odacı ve kapıcı kabilinden olup kendilerine mahsus kıyafetleri de vardır: Vilâyet hademesi (halk dilinde müfret mânâda kullanılır). Hademe-i hâssa, hademe-i şâhâne = Tanzimat’ tan sonra saray askerinin bazı sınıfları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caretaker. janitor. servant. porter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who does cleaning and runs errands (in a school or goverment office. bulldog. commissionnaire. office boy. ward orderly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خدمه] hizmetçiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( HALİSÜ’D-DEM) (i. A.). Saf kan, kanına başka kan karışmamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arp. harp. harp çalmak. israrla belırtmek. durmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military academy. staff college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Gönül yapan, hoşnut eden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sıkı fıkı, canciğer arkadaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (c. hem-kademân). Ayakdaş, arkadaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Uyan, uygun, muvafık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hemân-gâh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هماندم] o anda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همدم] arkadaş, yakın dost, sohbet arkadaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing)., (müz). altmış dörtlük nota, bir notanın altmış dörtte biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ageless beauty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Her an, her zaman, devamlı şekilde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هردم] her an, daima.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hıdmet). Hizmetler, (bk.) Hizmet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خدمات] hizmetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hîle, Fars. sâhten = yapmak). Hîle yapan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ayağı uğurlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Hüngür hüngür ağlamak, sesle bir çeşit asabi halecanla ağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sob violently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., Lat. evvelce bahsedilen yerde, aynı kitapta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam., s., Lat. aynı(eser veya yazar).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Marangozlukta ağaç delmek için kullanılan çelik araç.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ülkenin en sağlam, güçlü, kuvvetli kişisi,

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) İnce.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zararını ödemek; zarar görmeyeceğine dair peşinen kefil olmak. indemnifica'tion i. tazminat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tazminat, zararı karşılamak için ödenen para; ceza veya sorumluluktan af; kefalet, teminat, kefil olma, garanti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tanıtlanamayan, açıklanamayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çınlamak, inlemek, Osm. tanîn-endâz olmak.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Ispanak, vitamin ve diğer besin maddeleri bakımından oldukça zengin bir sebzedir. Yapısının büyük bir kısmını su oluşturur. Özellikle C vitamini diğer sebzelere oranla daha fazladır hatta limon, portakal gibi turunçgillere yakındır. Ispanak kalsiyum ve demir bakımından da zengindir.

Ancak ıspanağı diğer yeşil sebzelerden ayıran, demir bakımından aşırı bir zenginlik de söz konusu değildir. Eşit ağırlıklı bir hamburgerde de ıspanak kadar demir vardır. Ayrıca bir mineralin bir sebzede çok bulunması, yenilince doğrudan vücudumuza geçeceği ve vücudumuzu bu mineraller bakımından zenginleştirip kuvvetlendireceği anlamına gelmez.

Her ne kadar çizgi roman kahramanlarının en eskilerinden olan Temel Reis zorda kalınca, bir konserve kutusu açıp içindeki ıspanağı yiyince adeleleri, pazuları şişip insan üstü bir güce sahip oluyor gibi görünüyorsa da ıspanağın içindeki gerek kalsiyumun gerekse demirin insan vücudu tarafından emilmesi zordur. Bu nedenle ıspanaktaki demirin insana pek faydası yoktur.

Temel Reis’in neden başka bir sebze değil de ıspanağı tercih ettiği konusunda, teneke kutu içinde satılan ıspanağın reklamını yapması dışında iki görüş daha var.

Birincisi, içindeki okzalik asitin verdiği ekşimsi tadı nedeniyle ıspanak yemeyi sevmeyen çocuklara bu yemeği sevdirmek. İkincisi ise ıspanakla demir, demirle kuvvet arasında ilişki kurarak demir eksikliğinin vücutta yarattığı zayıflık ve halsizliğin, ıspanak yemekle giderileceğine insanları inandırmaktır.

Demir eksikliğinin anemi denilen kansızlık hastalığı yarattığı doğrudur ama çok demir almanın da insanın kuvvetlenmesiyle fazla bir alakası yoktur. Vücudumuzun bir günlük demir ihtiyacını sadece ıspanaktan karşılayabilmek için yılda vücut ağırlığımızın iki misli kadar ıspanak yememiz gerekir ki bu da çok iyi bir fikir değildir. Ispanaktaki okzalik asit aşırı alındığında, idrarda toplanarak böbreklerde taş oluşumuna sebep olabilir.

Gelelim ıspanağın niçin yoğurtla yenildiğine. Gıdaların bileşimlerinde bulunan bazı maddeler, o gıdanın besin değerini azaltır. Örneğin ıspanakta bulunan okzalik asit, kalsiyumun vücut tarafından alınmasına mani olur. Bu nedenle okzalik asitçe zengin olan gıdalarla yoğun olarak beslenildiğinde, vücudun kalsiyumu bol gıdalarla takviye edilmesi gerekir.

Ispanak, semizotu, ebegümeci, pazı gibi gıdaların, kalsiyum zengini yoğurt ile yenilme alışkanlığının kökeni veya bilinçli olarak başlatılıp başlatılmadığı, insanların tat vermesi için mi yoksa sağlıklarını düşündükleri için mi bu alışkanlığı kazandıkları bilinmiyor ama kalsiyum eksikliğini gidermesi açısından yoğurt ilavesi son derecede yararlı ve sağlıklıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. akdâm). 1. Ayak Fars. pâ Kadem basmak, vaz’-ı kadem etmek = Ayak basmak. 2. Adım, hatve: Kadem atmak. 3. 32 santimlik mesafe ölçüsü: Yirmi kadem boyu vardır. İngiliz kademi = Metrenin üçte biri. 4. Uğur, meymenet, yemin: Kadem getirmek = Uğurlu olmak; kadem getirdiniz. Kadembûsî = Eskiden ayak öpme merasimi. Sâbit-kadem — Ayak direyen. Hoş-kadem= Uğurlu, kademli. Kadem-rân = Adım atan, yürüyen, ilerleyen. Kadem-rence = Zahmet, tenezzül: Fakirhaneye kadem-rence buyurulursa. Kadem-keş = Ayağını çeken, içtinap eden, çekilip bir daha yanaşmayan: Bizimki içkiden kadem-keş oldu. Kadem-nihâde — Ayak basmış, gelmiş, mec. doğmuş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قدم] adım. 2.ayak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Ayak. 2.Adım. 3.Yarım arşın uzunluğunda bir ölçek. 4 Uğur. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ayak öpen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ayak öpme (töreni).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ayak çeken, gitmek istemeyen, yanaşmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ayak basıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ayak basmış, gelmiş, vâsıl olmuş, doğmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Basamak, merdiven ayağı, derece: Kademe kademe yükselmek; bahçeyi kademe kademe yükseltmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step. grade. stage. bracket. echelon. remove. stair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

degree. scale. step. rank. grade. stair. rung basamak. echelon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step. degree. echelon. tier. gradin. rung of a ladder. functional grade. stair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قدمه] basamak. 2.derece.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in steps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in stages. gradual. differential. progressive. fractional. cascade. in echelon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graded. in steps. in echelons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by or in echelons. stopped. gradual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kademiyye) (anatomi). Ayağa ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ayakbastı parası. 2. (hukuk) Hükümet emrini tebliğ eden memura eskiden ödenen vergi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğurlu, meymenetli, mes’ut, mübarek: Dünyaya gelen çocuk uğurlu kademli olsun!

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). 1.İlerleyen. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(halk ağzında: KUDÜMSÜZ) (i.). Uğursuz, meymenetsiz, Ar. meş’Üm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğursuzluk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kâr = iş, sâhten — yapmak). İş yapan, iş beceren, becerikli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beceriklilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Eskilik, eski zamandan kalmış olma: Bu şehrin kıdemi. 2. Diğerinden daha eski olma, zamanca ileri bulunma, bir rütbe, görev vesaireye diğerlerinden önce erişmiş bulunma: Terfide yalnız ehliyete değil, kıdeme de bakılır; o adamın kıdemi vardır; kıdemce hepimizden ileridir. 3. Eski olma, başlangıcı olmama, Osm. kadîmlik, ezelîlik: Kâinatın eskiliğine inanan bazı filozoflar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seniority. priority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seniority. precedence. priority. length of service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seniority. precedence because of length of service. priority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قدم] eskilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

severance pay. dismissal pay. termination indemnity. seniority bonus / pay. discharge obligation. seniority allowance. severance benefit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eskilikçe, kıdemce, eskilik ve kıdem bakımından: O adam kıdemen herkesten fazle terfie lâyıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (mü. kıdemiyye). Eskilik, rütbe ve görevce daha önce olmaya ait, kıdeme ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sınıf ve görevinde eskimiş, kıdem almış, eskilikle terfie hak kazanmış: Alayın en kıdemli subayı odur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

longtime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senior.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who has seniority. senior. veteran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senior status.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having seniority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görev ve sınıfında eskimemiş, yeni, zamanca terfie hak kazanmamış: İktidarı varsa da kıdemsizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacking seniority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıdemi olmama, sınıf ve görevde yenilik: Kıdemsizliği terfiine engel oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar. bolt. crossbar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kadîm). Kadîmler, eskiler, eski adamlar, bk. Kadîm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قدما] eskiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küt küt ses çıkarma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a crunching sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. el çabukluğu, el marifeti, gözbağcılık, hokkabazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

since. as. seeing that. seeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

since. as. now that.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

since. seeing that. considering that. as.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

since. seeing that. considering that. as. forasmuch as. inasmuch / adv / inasmuch as. seeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. terkip) (mâ = bağlama edatı, dâm = «devâm»dan). 1. Daim ve bâkî oldukça. Midâmül-hayât = Sağ oldukça, ömrü oldukça. 2. Çünkü: Madem görmek istiyorsunuz, gelin, görün. Bu mânâ ile bazen «ki» edatını da alır: Mademki böyle istiyorsunuz, böyle olsun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheras.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nachdem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. s., Fr. mesdemoiselles) evlenmemiş Fransız kadını, matmazel; Fransız mürebbiye veya kız öğretmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kudüm» dan masdar). Dönme, dönüş, gelme, geliş. Makdem-i bahar = Baharın gelişi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقدم] gelme, geliş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. deniz tutması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çare bulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr., çoğ. (tek. mademoiselle) genç kızlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F. T.) (musiki). Türk halk musikisinde mızraplı bir çalgı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötü davranmak. misdemeanant i. kabahat işlemiş kimse, kötü hareketinden dolayı suçlanan kimse; suçlu kimse. misdemeanor i. hafif suç; kötü davranış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mo(dulateur) dem(odulateur)

bl. çevirge

Bilgisayar verilerini telefon hattı vb. iletişim hatları üzerinden gönderen elektronik araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electronic equipment consisting of a device used to connect computers by a telephone line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Modulator-demodulator - a device or program that enables a computer to transmit data over analogue telephone lines Computer information is stored digitally, whereas information transmitted over telephone lines is transmitted in the form of analogue waves

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for modulator/de-modulator A hardware device that allows a computer to transmit and receive information over telephone lines A modem converts digital data from computers into analog data that can be transmitted over the telephone lines Traditional

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Modulator/demodulator: a device, which allows computers to communicate over telephone lines by converting digital signals to analog, and vice versa When you dial in to SBC Yahoo!, your modem is actually placing a telephone call to our POP Modems can be ei

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A modem converts digital signals from a computer or other digital device to analog signals for transmission over PSTN lines It converts incoming analog signals back to digital signals for the receiving computer or other digital device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that allows computers to communicate with each other over telephone lines or other delivery systems by changing digital signals to telephone signals for transmission and then back to digital signals Modems come in different speeds: the higher the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hardware device that allows computers to communicate with each other by transmitting signals over telephone lines, enabling what is called 'dial-up access ' Modems come in different speeds The higher the speed, the faster the data are transmitted The fa

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

MOdulator/DEModulator A device that converts between digital signals from the computer and analog signals for communication over a telephone line. modulator/demodulator, a device that can convert digital signals from a computer into analog sound signals f

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

MOdulator/DEModulator Equipment that converts digital signals to analog signals and vice versa Modems are used to send data signals over the telephone network, which is usually analog The modem modulates the 1s and 0s into tones that can be carried by the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A MOdulator/DEModulator A device that can encode digital signals from a computer into analog signals that can be transmitted over analog lines, and vice versa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A communications device that enables a computer to transmit information over a standard telephone line, and the most common way for people to connect to the Internet There are two modems involved in making a connection: one that connects the user's comput

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that enables a computer to transmit information over a standard telephone line Modems can transmit at different speeds or data transfer rates See also baud rate, bps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

MOdulator, DEModulator A device that you connect to your computer and to a phone line, that allows the computer to talk to other computers through the phone system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A modem allows two computers to communicate over ordinary phone lines It derives its name from modulate / demodulate, the process by which it converts digital computer data back and forth for use with an analog phone line. - Devices that convert digital a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for modulator-demodulator A modem is a device or program that enables a computer to transmit data over telephone lines Computer information is stored digitally, whereas information transmitted over telephone lines is transmitted in the form of ana

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That thing that made all those horrible bleeping noises when you logged in to read this Short for modulator/demodulator: a device that converts data between digital and analogue formats Computers 'think' digitally, but telephone lines 'talk' in analogue,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for modulator-demodulator A device or application that permit a computer to transmit data over telephone lines by converting digital data to an analog signal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device allowing computers to communicate over telephone lines Acronym for MODulate-DEModulate, meaning that analog information is modulated to digital information and vice versa The current generation of modems is Hays-compatible, operates at 56KB/sec,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that connects your computer to other computers via phone line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A device that enables a user to dial into another computer via telephone lines to send and receive data The most common use of modems is for dialing into an Internet service provider to access the Internet or World Wide Web, though they can also be used t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Modulator/demodulator A device connected between a computer and a telephone line It consists of a modulator that converts digital computer signals into audio signals for transmission over the telephone line and a corresponding demodulator to convert the i

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kadem» den imef.) (mü. mukaddeme). 1. Önde bulunan, ileride olan, önden giden. 2. Eski, zamanca ileride bulunan, zıddı: muahhar: İskender’ in zamanı Hazret-i Isâ’dan çok mukaddemdir. 3. Değeri fazla olan, mertebesi daha yüksek veya lüzumu daha çok: İş eğlenceden mukaddemdir. 4. İki kısımdan mürekkep olan her şeyin birinci kısmı. 5. (mantık) iki kaziyyeden mürekkep kıyasın birinci kaziyyesi. Diğerine «tâlî» derler. 6. (askerlik) imparatorluk devrinde redif askerinin bölündüğü iki sınıftan birincisi: Önce mukaddem ve sonra tâlî sınıf silâh altına alınır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antecedent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مقدم] önde. 2.önce, önceki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bundan evvel, önce: Bu kelime mukaddemâ kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقدما] önceden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mukaddemât). 1. Maksada girişmeden önce söylenen ve maksadın ifadesine esas alınan söz: Önce bir mukaddeme yaptı, sonra mevzua girdi. 2. Bir kitabın asıl metninden önceki yazı, önsöz, Osm. dîbâce, medhal: Mukaddeme-! İbni Haldûn. 3. (askerlik) Ordunun ileride bulunan kısmı: Mukaddemetüi-ceyş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Hz.Peygamberin isimlerinden).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nedm» den masdar). Nedimlik etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «dümûc» ten if.) (mü. mündemice). Bir şeyin içine sokulmuş veya sarılmış, Osm. dercolunmuş: Bu tâbirde mündemiç İncelikler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadmeden masdar) (c. müsâdemât). t. Çarpışma, tokuşma, çatma, vuruşma. 2. İki düşman birliğin ansızın karşı karşıya gelmesiyle olan küçük çarpışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hıdmet» ten imef.) (mü. müstahdeme). Hizmette bulunan, kullanılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

employee. servant. cleaner. messenger. doorman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who works as a cleaner. messenger or doorman in a government office. employee (generally of a lower status. jobholder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مندمج] içinde yer alan, içinde bulunan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مصادمه] çarpışma. 2.çatışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستخدم] çalışan, hizmet eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستخدمين] çalışanlar, hizmet edenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. derinin sertleşmesi ile his ve zekanın körleşmesi gibi belirtiler gösteren bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uygunsuz, uymaz, aykırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uygun olmayan, aykırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Nefesle üflenen çalgılar ki, mâdenî ve tahta olmak üzere ikiye ayrılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çalgıcı yahut okuyucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nedîm). Nedimler. (bk.) Nedîm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Bazı hallerde yüz, el ve ayaklarda görülen iltihapsız şişkinlik.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücudun anormal derecede su toplamasına halk arasında istiska; tıp dilinde ise ödem denir. Veya hidrofizi denir. Yüzde, ellerde, ayaklarda veya karında ağrısız şişlikler görülür. Bu şişkinliklerin kaynağı kalp, karaciğer veya böbrek hastalıklarıdır. Tedavi maksadıyla tuzsuz rejim ve aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Arpa, kiraz sapı, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 çorba kaşığı arpa ve 3 tutam kiraz sapı konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 4 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edema. oedema. dropsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edema , oedema.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Verme, Ar. tediye, ifa: Onun ödemesine kalırsa. 2. Tazmin: Bu ziyanı kimin ödemesi lâzım gelir?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

payment. pay. payoff. disbursement. settlement. redemption. clearance. conciliation. discharge. inpayment. redress. remuneration. rendering. repayment. satisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consideration. pay. payment. payoff. redemption. satisfaction. settlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquittance. payment. allotment. disbursing. discharge. liquidation. pay. paying. paying in. paying out. payout. refund. settlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edemata , oedemata.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order of payment. order / warrant / summons to pay / for payment. payment order / summons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vermek, Ar. tediye, ifa etmek: Ben borcumu ödedim. 2. Bedelini vermek, tazmin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay. settle. indemnify. repay. pay for. pay out. acquit. ante. ante up. atone for. clear. come across with. defray. disburse. discharge. domiciliate. fee. foot. fork out. fork over. fork up. give. pay in. quit. recoup. redeem. satisfy. shell out. spr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. meet. pay. recompense. reimburse. repay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pay. to pay for sth. defray. disburse. discharge. to pay for. fork out or up. pay in. pay off. pay out. pay up. to effect payment. repay. replace. return. satisfy. settle. stump up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

redeemable. collect. collect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash on-delivery. cod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

payment on delivery. sth which has been sent C.O.D. (cash on delivery. collect-on-delivery charges. charges forward s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) edema.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Demir gibi sağlam ve atak. 2.Demirden yapılmış ok.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance payment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance payment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonprepayment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonprepayment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü demir gibi güçlü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bütün erdemleri özünde toplayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberal democracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberal democracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. bir veya bir kaç memlekete birden sirayet eden; genel, umumi, evrensel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bütün şeytanların bulunduğu yer, cehennem; karışıklık veya kanunsuzluğun hüküm sürdüğü yer; velvele karışıklık, kargaşa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sert, sağlam, demir gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Fars. pîş = ön, Ar. kadem = ayak). Tekke mukabelelerinde Ayîne başlayan derviş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., bak. Q.E.D.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kurtarma, kurtarılma, halas; rehinden kurtarma; kefaret; paraya çevrilme. beyond redemption, past redemption kurtarılamaz. redemptive (s.) kurtarıcı, kurtaran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ploughshare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sadme’nin c.). 1. Çarpmalar, çatmalar. 2. mec. Ansızın başa gelenler. 3. Patlamalar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صدمات] sadmeler, çarpmalar, darbeler. 2.musibetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yalnızca iki hoparlör kullanarak surround ses efekti elde edilmesini sağlayan benzersiz Sony işleme yöntemi.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı Farsça’dır). Hasır, sepet vesaire yapılan ince kamış: Sazdan sepet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (aslında sazdan, yani kamıştan yapılan ney gibi çalgı Aletlerine mahsus olup, şimdi bu kelimeyle bütün çalgı Aletleri ifade edilmektedir). Her nevi çalgı: Saz çalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «sâhten» fiilinden olup terkip teşkiline girer). Yapan, uyduran. Çâresâz = Çare yapan, çaresini bulan. Ni-sâz = Uymayan, aykırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞAZZ) (i. A. «şuzûz» dan if.) (mü. Şâzez). Kaideye uymayan, müstesna, kaidesiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrument. bulrush. reed. rush. sedge. wattles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulrush. reed. rush. wicker. musical instrument. a stringed instrument. group of musicians. rushes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rush. sedge. a stringed instrument. reed. wattle. wicker. withy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is now considered the Turkish national instrument and used to accompany folk song and dance It is another form of lute: pear shaped with a long fretted neck and three courses of metal strings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for Subantarctic Zone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ساز] enstrüman, saz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شاذ] kural dışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beige.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minstrel. bard. troubadour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uygun, muvafık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk Musikisi’nde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kuvvetli ve soğuk esen yel. Soğuk yelle birlikte yoğun hafif kar. 2.Bataklık, sazlık. 3.Küçük pınar, kaynak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekseriya sazlı durgun sularda bulunan bir cins balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Göllerde ve sazlık yerlerde yaşayan bir tatlısu balığı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Saz çalan, çalgıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şâzelî tarîkatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çalgı çalan sanatkâr.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - (bkz.Şadi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kimseye benzemeyen, farklı, tek, eşsiz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Şadiye).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şezâyâ). 1. Yay, kavis. 2. Bir şeyden kopmuş parça (ağaç kıymığı gibi). 3. incik kemiği ve bu kemiğin yanındaki ince uzun kemik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Uygun, münasip. 2.Türk müziğinde birleşik bir makam. 3.Saz çalan sanatkar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Saz biten yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reedy. rush-bed. reed-bed. reeds. morass. sedge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reed bed. marshy place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reedy. rushy. sedgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). t. Sabah aydınlığı 2. Sabah vakti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سپيده دم] tan ağartısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ar. şifâ = iyileşme; sâhten = yapmak), iyi eden. Ar. şâfî: Hiç bir ilâç bana şifâ-sâz olamadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Büyücü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social democracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social democrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. subh = sabah, F. dem = vakit). Sabah vakti, fecir zamanı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صبح دم] sabah vakti, sabahleyin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erdemli ask(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One after another; said especially of horses harnessed and driven one before another, instead of abreast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A team of horses harnessed one before the other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tandem bicycle or other vehicle. one behind the other; 'ride tandem on a bicycle built for two'; 'riding horses down the path in tandem'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Two pins, one behind the other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bicycle or other vehicle which accommodates two or more riders, one in front of the other Tandems for three riders are called 'triplets', for four: 'quadruplets' or 'quads', etc This site contains several different articles about tandem bicycles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Parachute jumps in which two skydivers, usually an instructor and student, share one parachute system The student is in a separate harness that attaches to the front of the instructor's harness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One behind the other, together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bi-place wing for a pilot and a passenger The wing size is almost double that of a solo wing A tandem wing must be specifically certified as bi-place The pilot and passenger are suspended from spreader bars which ensure leg room for the pilot who sits b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Central computer of the Exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as barmaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

At length A pun applied to two horses driven one before the other This Latin is of a similar character to plenum sed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An arrangement of two or more AISwitches where the AISwitches are directly interconnected In this configuration you may call a remote AISwitch and then place a second call on that remote AISwitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Two-person canoe or kayak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A specific group of two piece productsd from Hollister, incorporating the revolutionary Tandem CenterPoint Lock system This patented closure mechanism eliminates any possibility of accidental pouch detachment Available in a variety of pre-cut, cut-to-fit

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A switching arrangement in which the trunk from the calling office is connected to a trunk at the called office through an intermediate point; serves to interconnect central offices when direct interoffice trunks are not available.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A truck that has two drive axles or a trailer that has two axles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Two person payload on a single skydiving system Tandem master knows what is going on, tandem student doesn't Common route of entry into the sport for civilians Many do not wish to progress beyond the one or two tandem dives. a bicycle with two sets of ped

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., i., s. birbiri ardına koşulmuş halde; i. birbiri ardına koşulmuş atlar; iki kişilik bisiklet: s. birbiri arkasına dizilmiş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Taş ve demir gibi güçlü, sağlıklı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstü baş perişan kimse, pejmürde kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde sözlü eserlerdeki söz partisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tertîb, Fars. sahten = yapmak). Tertip edici, tertiple uğraşan, tertipçi.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Delivery Versus Payment Principle)

Borsa işlemlerinin takasında, tarafların, takasa olan borçlarını ödedikleri nisbette alacaklarının ödenmesi prensibidir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Titremek, üşümek: Soğukta tirildeyip duruyordu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Sağlam demir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Top demir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Toy - demir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok erdemli.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Sultan Abdülaziz yenilikçi bir padişahtı. Yapmış olduğu Avrupa seyahatinde gördüğü demiryollarına çok imrenmiş, İstanbul’a dönüşünde İstanbul – Edirne demiryolunun yapımı için bir demiryolu şirketine yetki vermiştir. Ancak yapım sırasında demiryolunun Topkapı Sarayı’nın bahçesinden geçmesi gündeme gelince çevresindekiler bu duruma karşı çıkmışlardı. Bu itirazları tebessümle karşılayan Abdülaziz “tren saraydan değil isterse üstümden geçsin yeter ki bu demiryolu yapılsın” diyerek bu konudaki isteğinin ne denli güçlü olduğunu gösterdi.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. F. T.) (musiki). Piyano gibi tuşa dokunularak çalınan sazlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hislerini kolay belli etmeyen, çekingen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Vurularak çalınan musiki Aletleri: Davul, def gibi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Makedonya Kralı Büyük İskender, M.Ö. 333 yılında Anadolu’nun içlerine girerek Frigya’nın başkenti Gordion’a ulaşır. Kendisine kentin ilk kurucusu Gordios’un arabası gösterilir. Arabanın boyunduruğu, ucu görülmeyen bir düğümle arabanın okuna bağlanmıştır. İnanışa göre bu düğümü çözen Asya’nın fatihi olacaktır. Büyük İskender düğümü kılıcıyla keser. Bugün bu terim, çözümü çok zor olan olaylar için kullanılıyor.

Genel Bilgi by