Den ne demek? | Den anlamı nedir? | Den

Den anlamı nedir?

Den ne demek?

Den anlamı nedir?

Den | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: den

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Türlü, nevi, tarz. 2. Mik tar, derece, mertebe. 3. İtina, itibar, saygı. 4. Tecrübe (bugün yalnız kullanılmıyor).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). in, mağara; sığınak; küçük oda; çalışma odası. den of thieves haydut yatağı. den of vice batakhane Iion's den aslan ini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبدندان] bön. 2.âciz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sarf usul ve prensipleri ; tasrif, çekim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaza, arıza; (gram). sarf bölüğü; (fels). ilinek, âraz, accident insurance kaza sigortası acciden'tal (s)., (i). kaza eseri olan, arızi; rastlantı eseri olan, tesadüfi; esaslı olmayan;(i)., (müz). armür dö kle'den sonra tesadüfi olarak gele

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open sea. high / in the open / main sea. the open sea. high sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katılan rakam veya miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilave edilecek şey veya söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sayı bakımından, sayıca.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عددا] sayıca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Aden körfezi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. adénite

tıp ak kan yangısı

Lenf düğümleri iltihabı.


Yabancı Kelime by

Sağlık Bilgisi

Boyundaki lenf damarlarının şişmesi sonucu meydana gelen iltahaplı şişliğe adenit denir.

Tedavi için gerekli malzeme : Soğan, Sarımsak

Hazırlanışı : Öğle ve akşam yemeklerinde yarımşar kuru soğan ile ikişer diş sarımsak yenir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (anat). Ienf bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). lenf bezlerinin şişmesi veya büyümesi, adenoma, genellikle bez dokusu uru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the mediterranean. mediterranean sea. mediterranean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mediterranean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mediterranean. mediterranean sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

“Altın Bölüm” ya da “Altın Kesit” de denir. Herhangi bir geometrik biçimde, varlığı estetik bir üstünlük sayılan oran. Parçalar arasındaki orantıda, küçük parçanın büyük parçaya oranı, büyük parçanın bütün parçaya oranına eşittir. Cebirsel olarak; a/b= b/ (a/b) biçiminde ifade edilir. Parçalar arasındaki oranın değeri olan 1.618 “altın sayı” adını alır. Altın oran, geometrik olarak iki kareden oluşan bir dikdörtgenin köşegeni aracılığıyla kurulur. Antik Çağdan bu yana matematikçilere ve sanat kuramcılarına konu olan Altın oran, bu adı XIX.yy da almıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Kasden, bilerek ve isteyerek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عمدا] kasıtlı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Dik olarak, boyuna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. matematik). Yukarıdan aşağı düz ve şakulünde olarak: Amûden bir hat indirmek. Mukabili: Ufkan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عمودا] dikine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bob. suddenly. all of a sudden. on a sudden. out of clear sky. in a flash. abruptly. all at once. at once. sharp. short. slap. slap-bang. at a stroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bump. overnight. sharp. short. suddenly. all of a sudden. all at once. bang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

off the top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). evvellik, öncelik, takaddüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (i). önce gelen, evvel, mukaddem; (i). önerti; geçmişte vaki olay; geçmiş, mazi; ,(cog). ced, soy; (gram). zamirin yerini aldığı isim veya tümleç; (mat). bir denklemin ilk ünitesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ateşli, gayretli, şevkli, hararetli. ardently (z). gayretle, şevkle, istekle. ardency (i). ateşlilik; şevk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Altıgen diğer çokgenlere gore kenar uzunluklarının toplamı en kısa olan şekildir. Bunu bilen arı peteğini altıgen yaparak en az malzemeyle en fazla peteği üretir. Böylelikle malzeme tasarruflu kullanarak balmumu israfı önlemiş olur. Ayrıca altıgenler, yapıldığı petekte üretilen balı muhafaza etmek açısından maksimum hacim sağlar. Bir arı kolonisi peteklerini yatayla 7-8 derecelik bir açı yapacak şekilde inşaa eder. Bunun nedeni peteğin içine bırakılan balın yere dökülmemesidir. Ve bu açı hiçbir zaman şaşmamamıştır.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Diğer birçok alışkanlıkta olduğu gibi, bunun da sebebi, insanların çoğunun sağ ellerini kullanıyor olmalarıdır. Asırlar önce, daha çok sağ ellerini kullanan insanlar, kılıçlarını kolay çekebilmeleri için, kılıçlarını kınlarında, sol taraflarında taşıyorlardı.

Ata binerken, sol dizin altına kadar inen bu uzun kılıçla ata sağdan binmek, yani sağ ayağı üzengiye koyup, sol ayağı atın üzerine atarak binmek kılıç nedeni ile zor oluyordu.

Soldan, sol ayağı üzengi üzerine koyup, sağ ayağı atın üzerine atarak binince kılıç sorun yaratmıyordu. Özellikle savaşa giden ordularda disiplin nedeni ile bir örnek hareket edilmesi gerektiğinden, solaklar da ata soldan binmek zorunda kalıyorlardı.

Artık biniciler kılıç taşımıyorlarsa da, ata soldan binmek günümüze kadar uzanan bir gelenek haline geldi.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

Yeniden kullanmak amacıyla atık maddelerin toplanması ve işleme tabi tutulması; kağıdın, camın, alüminyumun ve plastiğin yeniden işlenmesi gibi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [باده نوش] içki içen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Independent External Auditing)

Ortaklıkların ve sermaye piyasası kurumlarının kamuya açıklanacak veya Kurulca istenecek mali tablolarının, genel kabul görmüş muhasebe kavram ilke ve standartlarına uygunluğu ile bilgilerin doğruluğunun ve gerçeği dürüst bir biçimde yansıtıp yansıtmadığının, denetçiler tarafından denetim ilke ve kurallarına göre, defter, kayıt ve belgeler üzerinden incelenmesini ve tespit edilen sonuçların rapora bağlanmasını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ebdân). 1. Gövde, vücut, ten: İnsanın, hayvanın bedeni. 2. Vücudun kol, bacak ve baş gibi ayrıca kısımlarından başka merkezî kısmı, ağacın dal ve budaktan başka olan kısmı, kütük, gövde. 3. Kale bedeni, bârû. 4. Kendilik, nefs, zât, şahıs: Köprünün masraflarını bedeninden verdi. Beden duvarı = Binanın dört tarafına yapılan kalın duvar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

body. trunk. size. form. flesh. frame. person. tabernacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

body. flesh. frame. the flesh. trunk. size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Abyssinian or Arabian ibex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is probably the wild goat of the Bible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

body. trunk. size. aspect. bone. frame. physique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporal punishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calisthenic exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gym.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calisthenics. exercise. gymnastics. physical education. physical jerks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manual worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بداندیش] kötü düşünceli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Bedeniyle, cismiyle, şahsen, vücudiyle, nakden ve bedenen mukabili: bedenen hizmet etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بدنا] vücutça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. bedeniyye). Bedene mensup ve müteallik, cismânî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carnal. corporeal. corporal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical. corporal. bodily. carnal. corporeal. fleshly. gestic. material. organic. sensual. somatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animal. bodily. corporal. earthy. personal. physical. sensual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bodily. fleshly. material. physical. physically. sensual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yatalak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. borçlu, medyun; minnettar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Beyaz nesnelerin beyaz görünmesini ve daha doğal renk dengesinin elde edilmesini sağlayan bir ayar.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Biber acı değildir. Acı, tatlının tersidir ve acıya örnek olarak kininin veya greyfurdun tadı gösterilebilir. Biber acı değil yakıcıdır. Bunun tersi ise serinletici olup, buna da örnek olarak nane veya mentol gösterilebilir.

Biberin yakıcılığı, içinde bulunan kapsaisin adı verilen bir tür bileşikten kaynaklanır. Bu maddenin büyük bir kısmı, biberin etli kısmında ve tohumlarında bulunur. Bu nedenle ucu pek yakıcı olmayan biberin, yenildikçe yakıcılığı daha çok hissedilir.

Kapsaisin maddesi bibere yakıcılık vermekle kalmaz, cilde temas ettiğinde tahrişe de yol açar. Hatta bu özelliğinden dolayı bazı romatizma ilaçlarının formüllerinde de kullanılır.

Yeşil biber kırmızı olanından daha yakıcı değildir. Yakıcı biberler koyu renkli ve çok sivri uçludur. Biberler A ve C vitaminleri bakımından çok zengin olup, sıcak havada yenilen yakıcı biberler insanı terletirler ve terin buharlaşmasıyla insanda bir serinlik hissi duyulur.

Buna karşın, biberin içindeki kapsaisin maddesi, insanda tükürük salgısını da arttırır, solunum ve kan basıncında değişimler yaratır, bağırsaklarda emil imin azalmasına yol açar.

Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda, diğer kanserojen maddelerle birlikte alındığında, karaciğer kanserinin ortaya çıkmasında, hızlandırıcı rolü olduğu konusunda ciddi kuşkular vardır.

Biberden ağzımız yanınca çoğumuz hemen su içeriz ve bir işe yaramadığını görürüz. Peki nasıl oluyor da, biberin yakıcı tesirini su gideremiyor? Sebebi basit, yağ ve su kesinlikle birbirlerine karışmaz. Biberlerin yakıcılık veren maddesi yağlı olduğu için, ne kadar su içerseniz için onunla birleşmez. En iyi metot ekmek yemektir. Ekmek bu yağı absorbe eder ve mideye taşır.

Bir diğer etkili yol da süt içmektir. Sütün içindeki kasein maddesi bir deterjan görevini üstlenir, biberin yağı ile karışarak ağzı temizler. Bu da yeterli değilse rakı içilmesi Önerilir. Rakı da diğer alkol içeren sıvılar gibi yağı çözer ve sorunu giderir, ama sonuçları ertesi sabah ortaya çıkacak başka sorunlar getirir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Biber acı değildir. Acı, tatlının tersidir ve acıya örnek olarak kiwinin ya da greyfurdun tadı gösterilebilir. Biber acı değil yakıcıdır. Bunun tersi ise serinletici olup, buna da örnek olarak nane veya mentol gösterilebilir.

Biberin yakıcılığı, içinde bulunan kapsaisin adı verilen bir tür bileşikten kaynaklanır. Bu maddenin büyük bir kısmı, biberin etli kısmında ve tohumlarında bulunur. Bu nedenle ucu pek yakıcı olamayan biberin, yenildikçe yakıcılığı daha çok hissedilir.

Kapsaisin maddesi bibere yakıcılık vermekle kalmaz, cilde temas ettiğinde tahrişe de yol açar. Hatta bu özelliğinden dolayı bazı romatizma ilaçlarının formüllerinde de kullanılır.

Yeşil biber kırmızı olanından daha yakıcı değildir. Yakıcı biberler koyu renkli ve çok sivri uçludur. Biberler A ve C vitaminleri bakımından çok zengin olup, sıcak havada yenilen yakıcı biberler insanı terletirler ve terin buharlaşmasıyla insanda bir serinlik hissi duyulur.

Buna karşın, biberin içindeki kapsaisin maddesi, insanda tükürük salgısını da artırır, solunum ve kan basıncında değişimler yaratır, bağırsaklarda emilimin azalmasına yol açar.

Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda, diğer kansorejen maddelerle birlikte alındığında, karaciğer kanserinin ortaya çıkmasında, hızlandırıcı rolü olduğu konusunda ciddi kuşkular vardır.

Biberden ağzımız yanınca çoğumuz hemen su içeriz ve bir işe yaramadığını görürüz. Peki nasıl oluyor da, bibrin yakıcı tesirini su gideremiyor? Sebebi basit, yağ ve su kesinlikle birbirlerine kaarışmaz. Biberlerin yakıcılık veren maddesi yağlı olduğu için, ne kadar su içerseniz için onunla birleşmez. En iyi metot ekmek yemektir. Ekmek bu yağı absorbe der ve mideye taşır.

Bir diğer etkili yol da süt içmektir. Sütün içindeki kasein maddesi bir deterjan görevini üüstlenir, biberin yağı ile karışarak ağzı temizler. Bu da yeterli değilse rakı içilmesi önerilir. Rakı da diğer alkol içeren sıvılar gibi yağı çözer ve sorunu giderir, ama sonuçları ertesi sabah ortaya çıkacak başka sorunlar getirir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to part company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ansızın: Birden kapıyı çaldı. 2. Hep beraber: Üçünüz birden gideceksiniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instantaneous. suddenly. at a stroke. all of a sudden. at one heat. at once. per saltum. plump. pop. sharp. short. slap. slap-bang. snap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suddenly. at once. short. bang. all of a sudden. all at once ansızın. aniden. at a time. at the same time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all of a sudden. suddenly. outright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu, alıcının fazladan ses ve / veya video sinyallerini 2’nci / 3’üncü bölgeye / odaya gönderme yeteneğidir. Modele bağlı olarak, farklı ses sinyalleri ya zaten güçlendirilmiştir ya da harici amplifikasyon gerektirir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Hemen, umulmadık bir sırada. Ansızın: Birdenbire tokatı yapıştırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suddenly. on a sudden. in a flash. out of clear sky. abruptly. all at once. at once. all of a sudden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suddenly ansızın. aniden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all of a sudden. suddenly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Niçin bahar gelince insanların yaşama sevinçleri yükselir? Niçin koyunlar baharda ve hemen hemen aynı zamanda kuzularlar? Niçin kuşlar vakti gelince bir anda hep beraber göç yollarına düşerler? Bu zamanlamayı, fiziksel ve psikolojik davranış biçimlerindeki değişimi sağlayan nedir?

İnsan vücudu her gün aynı saatte otomatik olarak belirli fonksiyonları yerine getirir, vücut ısısını değiştirir, hormonlar salgılar. Biz bunların çoğunun farkına bile varmayız. Örneğin bu biyolojik beden saatine uygun olarak vücudumuz akşam saatlerinde ısı kaybını önlemek için beden ısısını düşürür, sabahları ise bedeni günlük aktivitelere hazırlamak için arttırır. Yani vücut ısısı insanlarda, bir günde yaklaşık bir derece iner ve çıkar.

Tabiattaki bu müthiş dengeyi sağlayan, canlılarda beynin merkezine yakın yuvalanmış, küçük ve gösterişsiz bir organ olan hipofiz salgı bezidir. Varlığı milattan yüzyıllarca önce bile bilinen, insanda bir hap kadar küçük ve hafif olan bu bez, balıklarda, sürüngenlerde, hem suda hem karada yaşayan hayvanlarda, kuşlarda ve memelilerde, hemen hepsinde vardır.

Bilindiği gibi hayvanların bir çoğunun üreme aktiviteleri mevsimlere bağlıdır. Deneylerde hipofiz bezi çıkartılan hayvanların aynı zamanda doğurmaları daha doğrusu tabiatın takvimine bağlı kalmaları özelliklerini yitirdikleri görülmüştür. Aynı şekilde vücut sıcaklıklarını ve günlük yaşam ritimlerini düzenleyemedikleri, kuşların göç etme içgüdülerini kaybettikleri tespit edilmiştir.

Biyolojik ritmi düzenleyen hipofiz bezinin bunu, salgıladığı ‘melatonin’ hormonu ile yaptığı biliniyor. Bu hormonun salgı miktarı dış dünyanın gece ve gündüz zamanları, daha doğrusu havanın karanlık ve aydınlık süreleri tarafından ayarlanmaktadır. Yani beden saati gün ışığı döngüsüyle eş zamanlı çalışmaktadır.

Sürekli gece çalışanlarda, uçakla uzun yolculuk yapanlarda hatta kış mevsimine girerken gündüz saatlerinin kısalmasıyla bazı insanlarda, beden saatinin ritminin bozulmasıyla oluşan fiziksel ve psikolojik sorunlar görülmektedir.

Melatoninin beyne nasıl bir sinyal göndererek bu kontrol mekanizmasını yarattığı ve bu saatin moleküler ve hücresel düzeyde nasıl çalıştığı tam açıklığa kavuşabilmiş değil.

Koyun ve benzeri hayvanların sonbaharda günlerin kısalmasıyla çiftleşip, bütün bir kış yavruyu karnında taşıyıp, baharda doğurmalarına karşın, kuş, balık gibi memeli olmayan hayvanlarla diğer bazı küçük memelilerin hipofizlerinin bu iş için niçin ve nasıl bahar aylarını seçtikleri ve üreme mevsimi dışında hipofizden gelen hangi emirle doğurganlıklarını kaybettikleri konularını açıklığa kavuşturmak için çalışmalar devam ediyor.

Bu çalışmaların bir diğer amacı da hayvanların çoğunun sonbaharda hep beraber aktif üreme dönemine girmeleri, doğumların da aynı tarihlere rastlamaları, bu nedenle belli mevsimlerde piyasalarda lüzumundan fazla et bulunmasıdır. Araştırmacılar hayvanların biyolojik saatlerinde ayarlama yaparak, üreme döngülerini değiştirmeye, üremenin yıl içine dağılmasına çalışıyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

Hayvanlarla bitkiler, bitkilerle bitkiler ve hayvanlarla hayvanlar arasındaki denge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extravagantly promises.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mecbur, mecburiyet altında olan, zorunlu; mecburi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. genişlemek, genişletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as an instance of this.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of this sort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accordingly. so. therefore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hence. thence. therefore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yük, ağırlık; sorumluluk, mesuliyet; yük taşıma kapasitesi; f. yüklemek; yüklenmek, sıkıntı vermek; üstüne çullanmak. burden of proof ispat kulfeti, ispat etme mecburiyeti. burdensome s. külfetli, sıkıntı verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. esas konu, ana fikir; nakarat. burden of a song bir şarkının nakarat kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance of the budget. budget equilibrium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Evde cilalı parke üzerinde çorapla yürürken düşme olasılığınız, halıya oranla çok daha fazladır. Çünkü halı ile ayağımız arasında, cilalı parkeye nazaran daha çok sürtünme ve daha fazla temas vardır. Buzlu bir yüzeyin üzerinde ayağımızın kaymasını benzer bir sebebe dayandırabiliriz, ancak buz pateni yapanlar pütürlü buz yüzeyinde, düz bir buz yüzeyinden çok daha fazla bir hızla kayarlar.

Buz, sanıldığı gibi, düzgün bir yüzey olduğu için kaygan değildir. Olay, buz pateninin çok küçük yüzeyinin buza basınç yapması dolayısıyla o noktadaki buzun erimesi ve oluşan bu ince su tabakası üzerinde patenin hareket etmesidir.

İnsan ayağının boyunun ortalama 25 santimetre, eninin ise 10 santimetre olduğunu kabul edelim. Ortalama insan ağırlığı olan 75 kg., iki ayakla 500 santimetrekare yere bastığında, her santimetrekareye 0,15 kg. ağırlık biner. Topuklu ayakkabı giyen kadınlarda yere basılan alan o kadar küçülür ve basınç o kadar artar ki, kadınların topuklu ayakkabı izi sıcak asfaltta kalır, hatta bu basınç nerede ise filinki ile aynıdır.

Ucu neredeyse bıçak gibi olan patenlerin buza değen alanı o kadar küçüktür ki, erime ısısını l derece azaltmak için 130 kg/cm2 gereken buz yüzeyini derhal eritir.

Buz pütürlü olunca, paten sadece buzun pütürünün çıkıntılarına basar, böylece temas yüzeyi iyice küçülür ve basınç artar ve buz daha kolay eriyerek, paten buz ile arasında oluşan ince su tabakası üzerinde rahatça kayar.

Bu arada buzun bir başka şaşırtıcı özelliğine de değinmeden geçemeyeceğiz. Dişimiz ağrıdığında elimizin üzerine konulan buz bu diş ağrısının azalmasına yardımcı olur.

Vücudumuzun herhangi bir yerinde bir ağrı oluştuğunda, uyarıcı sinirler buradan orta beyine ağrı sinyalleri gönderirler.

Bu sayede beyin tarafından uyarılarak vücudun doğal ağrı kesicileri olan ‘endorfin’ ve ‘enkefolin’ salgılanır.

Bu salgıların kaynağa gidebilmesi için sinir sisteminin diğer bölümlerine, ağrı algılarının geçtiği diğer kapıları ‘kapat’ sinyali gönderilir. El üzerinden gelen ağrı sinyallerinden dolayı salgılanan doğal ağrı kesiciler sonucu yüz sinirlerinden gelen ağrı kapıları beyinde kapanmaktadır.

Diş ağrılarında vücudun başka bir yerinde değil de el üstüne buz konulmasının nedeni bu olup, bu noktaya akapuntur uygulanmasıyla da benzer sonuca ulaşılmaktadır. Baş parmakla işaret parmağı arasındaki bu noktaya HO-KU noktası denilmektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.) Büzülüp oturmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ritim, ahenk; sesin yavaşlaması; (müz). perdenin derece derece inmesi, nagmenin sonu, kadans. cadenced (s). derece derece inen; ahenkli, ritmik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). bir solo kısmın sonunda sesin gösterişli bir şekilde yükselmesi, kadenz, durgu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Cam şaşılacak derecede basit bir maddedir. Dünyanın her köşesinde rahatça bulunabilen kum, kuvars ve sodadan meydana gelmiştir. Fakat camın asıl şaşırtıcı özelliği ne tam bir sıvı ne de gerçek bir katı oluşudur. Aslında sıvıya daha yakındır, çünkü atomik yapısındaki düzen sıvılardaki rasgele düzeni andırır. Katıların atomlarının kristal yapısı ise düzgündür.

Katı bir cisimde atomların bir diziliş düzeni vardır. Yani bu diziliş düzeni belli aralıklarla kendini tekrarlar. Camda ise bu özellik yoktur. Çok kuvvetli mikroskoplarla yapılan incelemelerde bile camın yapısında hiç bir kristal oluşumuna rastlanmaz. Arada sırada görülen bazı kristaller ise camdaki kusurlardır.

Cama çok ağdalı bir sıvı diyebiliriz. O kadar ağdalıdır ki, normal dış etkenlerde bile şeklini değiştirmez. Bir sıvıda iç sınırlar bulunmadığından camın içinden geçen bir ışık demeti kırılma ve yansımaya uğramaz, doğrudan geçer. Bu nedenle bir cama baktığımızda arkasındakileri olduğu gibi görürüz. Işık sadece camın yüzeyini aşarken hafifçe kırılır.

Cam saydamdır, su da saydamdır, öyleyse donmuş su olan kar taneleri niçin beyazdır ve niçin kar örtüsü saydam değildir? Bir cismin üzerine gelen ışığın tümünü yansıttığında beyaz, hepsini tutup hiçbirini yansıtmadığında siyah renkte göründüğünü biliyoruz. Cam saydamdır ancak kırıldığında, tuzla buz olduğunda yerdeki küçük cam parçaları yığını beyaz renkte görünür, çünkü her bir cam parçası ışığı değişik yönde geçirmektedir.

Kar tanelerinde de aynı şey söz konusudur. Minik taneler üzerlerine gelen ışığı her yöne gelişigüzel yansıtırlar. Bu nedenle kar taneleri de, kar örtüsü de beyaz renkte görünürler. Benzeri durum tuzda da görülür. Tuz, her biri saydam olan küçük kristallerden oluşmuştur ama bunlardan büyük bir miktarı bir kapta bir araya gelince gözümüze beyaz renkte görünürler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Cam şaşılacak derecede basit bir maddedir. Dünyanın her köşesinde rahatça bulunabilen kum, kuvars ve sodadan meydana gelmiştir. Fakat camın asıl şaşırtıcı özelliği ne tam bir sıvı ne de gerçek bir katı oluşudur. Aslında sıvıya daha yakındır, çünkü atomik yapısındaki düzen sıvılardaki rasgele düzeni andırır. Kumların atomlarının kristal yapısı ise düzgündür.

Katı bir cisimde atomların bir diziliş düzeni vardır. Yani bu diziliş düzeni belli aralıklarla kendini tekrarlar. Camda ise bu özellik yoktur. Çok kuvvetli mikroskoplarla yapılan incelemelerde bile camın yapısında hiç bir kristal oluşumuna rastlanmaz. Arada sırada görülen bazı kristaller ise camdaki kusurlardır.

Cama çok ağdalı bir sıvı diyebiliriz. O kadar ağdalıdır ki, normal dış etkenlerde bile şeklini değiştirmez. Bir sıvıda iç sınırlar bulunmadığından camın içinden geçen bir ışık demeti kırılma ve yansımaya uğramaz, doğrudan geçer. Bu nedenle bir cama baktığımızda arkasındakileri olduğu gibi görürüz. Işık sadece camın yüzeyini aşarken hafifçe kırılır.

Cam saydamdır, su da saydamdır, öyleyse donmuş su olan kar taneleri niçin beyazdır ve niçin kar örtüsü saydam değildir. Bir cismin üzerine gelen ışığın tümünü yansıttığında beyaz, hepsini tutup hiçbirini yansıtmadığında siyah renkle göründüğünü biliyoruz. Cam saydamdır ancak kırıldığında, tuzla buz olduğunda yerdeki küçük cam parçaları yığını beyaz renkte görünür, çünkü her bir cam parçası ışığı değişik yönde geçirmekledir.

Kar tanelerinde de aynı şey söz konusudur. Minik taneler üzerlerine gelen ışığı her yöne gelişigüzel yansıtırlar. Bu nedenle kar taneleri de, kar örtüsü de beyaz renkte görünürler. Benzeri durum tuzda da görülür. Tuz, her biri saydam olan küçük kristallerden oluşmuştur ama bunlardan büyük bir miktar bir kapta bir araya gelince gözümüze beyaz renkte görünürler.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., eski ısıdan parlayan, hararetten beyazlaşmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüzeyden sertleştirilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gerçekten, hakikaten, alay ve latife yoluyle olmayarak, ciddî olarak: O adam cidden Alimdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seriously. in earnest. indeed. really. for real. momentously. real. right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indeed. really. seriously. truly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. seriously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جدا] ciddi olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karadeniz’in bu ismi taşıyan iskelesinden gelen çıralı tahta. Başlıca ahşap yapıların dışarısını kaplamada kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Civelek tüysüz yeniçerilere verilen isimdir. Osmanlı döneminde yüzleri pürüzsüz ve tüysüz olan civelek gençler pamuk ipliğinden bir peçe örterek sokağa çıkarlardı.

Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Arayan abonenin telefon numaranın, aranan abonenin telefon ekranında gösterilmesidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Arayan abonenin telefon numaranın, aranan abonenin telefon ekranında gösterilmemesi, gizlenmesidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by and by. soon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (kim)., (fiz). yoğunlaştırmak, koyulaştırmak; özetlemek, kısaltmak. condensed milk teksif edilmiş süt. condensable (s). yoğunlaştırılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kısaltma, özet; (kim)., (fiz). yoğunlaştırma, sıklaştırma, koyulaştırma; buğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kondensatör, buhar sıkıştırma makinası, tazyik makinası; elektrik kondensatörü ; teksif adesesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güven, emniyet, itimat; mahremiyet, gizlilik; sırdaşlık. confidence game dolandıncılık. confidence man dolandıncı. I have confidence in him. Ona itimadım var. Ona güvenirim. told in confidence mahrem olarak söylenmiş, sır olarak verilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). emin, inanmış, kani; cüretli, atılgan. confidently (z). güvenle, tereddüt etmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mahrem, gizli; güvenilir. confidentially (z). güvenerek; Sır olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). zina davasında maznunun suç ortağı olan uçüncü şahıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tekabül, uygunluk; mektuplar, mektuplaşma, yazışma muhabere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). muhabir; tekabül eden şey; (s). karşılıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güven, itimat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). itimat sebebi, delil; (çoğ). kimlik kartı, ehliyet, vekaletname, itimatname gibi evrak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Erkek üvey kardeş.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Kopenhag.

Nüfus: 5.188.000.

Yüzölçümü: 43.080 km2.

Komşuları: Güneyde Almanya, Kuzeybatıda Norveç, Kuzeydoğuda İsveç.

Önemli Şehirleri: Kopenhag.

Din: %91 Evangelist Lutherci.

Dil: Danimarkaca, Faroese.

Yönetim Biçimi: Anayasal Monarşi (meşruti monarşi).

Tarih: Bishop Absaion, kökeni antik çağlara kadar uzanan Kopenhag kentinin asıl kurucusu olarak kabul edilmektedir. Dones Vikinglerin Ortaçağdaki önemli merkezlerinden birisiydi. Danimarka krallığı 17.yy’a dek, yani güney İsveçteki topraklarını kaybedene kadar çok önemli bir Kuzey Avrupa gücüydü. Norveç 1815’te Scheswig Holstein ise 1864’te ayrıldı. Kuzey Schleswig 1920’de tekrar katıldı. Seçmenler 1992’de reddettikleri AT ile birleşme üzerine yapılan Maastricht Antlaşması’nı Mayıs 1993’te onayladılar.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kuvvetini kırmak hafifletmek, boğmak uyuşturmak (ağrı) kesmek (ses, ağrı); tatsızlaştırmak; parlaklığını gidermek, donuklaştırmak; ses geçmesini önlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zeval, batma, çökme, çöküş, yıkılış, inkıraz, inhitat. decadent (s). inkıraz bulmuş, zeval bulmuş, batmış, çökmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). öImüş kimse, ölen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(mü. münsedde). Seddedilmiş, tıkanmış, tıkalı, kapalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(c. mahzOrât, mehâzir). Sakınacak şey, korkacak şey, engel: Bu işte hiçbir mahzur yoktur: Sizce bir mahzur var mıdır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(mü. memnûne). t. Minnet altında bulunan, minnettar. 2. Hoşnut, razı. 3. (Türkçe) Sevinmiş, sevinçli: Kendisini çok memnun gördüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Alçaklık, Adîlik, zillet, aşağılık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دنائت] alçaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oenî ve alçak tabiatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alçakça, alçaklıkla edilen: Bu, pek denâet-kârâne bir harekettir. Hakkımda pek denâet-kârâne muamelede bulundu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dinar). Dinarlar. (bk.) Dinar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. denarii) eski Roma'da gümüş para veya para birimi, dinar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kirlilik, paslılık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ulusal haklardan mahrum etmek; milli vasıflarını yitirmek; devlet kontrolundan çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tabii halinden çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tabii özelliklerinden uzaklaştırmak; diğer hassalarına dokunmak sızın içilmez hale koymak (alkol). denaturedalcohol mavi ispirto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Diş, Ar. sin. 2. Arap alfabesinde b, t, s, n gibi harflerin dişe benzer olan çıkıntısı: Y den evvel iki dendanlı sin kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دندان] diş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Diş tanesi. 2. Çark vesaire dişi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دندان مزد] diş kirası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). taş veya maden üstünde bulunan ağaç veya yosun şekli; üzerinde ağaç veya yosun şekli olan taş veya maden parçası; (tıb). sinir hücresine giden ince bir lif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ağaçlar ve çalılar ile uğraşan biyoloji dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dendrologie

ağaç bilimi

Botaniğin ağaçları inceleyen dalı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). deniz kenarında bulunan kumlu yol veya tepe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). inkâr, yadsıma, tekzip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experimental. subject. test subject. reagent. guinea-pig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bale. subject. test subject. guinea pig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criterion. sounding board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. test. testing. trial. pilot. trial. testing. test. experimentation. experiment. shot. try. try-out. assay. bash. dissertation. effort. essay. fling. go. practice. probation. proof. proving. study. tentative. touch. whack. workout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. test. testing. trial. pilot. experimentation. experiment. shot. try. try-out. assay. bash. dissertation. effort. essay. fling. go. practice. probation. proof. proving. study. tentative. touch. whack. workout. attempt. competition. shakedown. shy. s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essay. experiment. experimentation. proof. proving. test. testing. trial. try. tryout. quiz. examination. probation. tentative. trying. rehearsal. assaying. cut-and-try. experimental. being tested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

probation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trial period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guinea pig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gereken vasıflara sahip olup olmadığını anlamak için bir şeyi kullanmak veya bir kimseye bir işi yaptırmak, tecrübe etmek: Şu ilâcı bir kere denemeli. Gücünü denemek istiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

have a stab at. try. test. experiment. try out. give it a try. give it a shot. have a try. experience. attempt. have a go. have a go at. assay. chance. condition. essay. prove. put. sample. have a shy at. take a chance. put to the touch. take a whack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. chance. endeavour. practise. test. try. to try. to attempt. to essay. to have a stab at. to test. to try sb/sth out. to try sth on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to test. to try. to experiment. attempt. chance. essay. experience. go. prove. to give a run. to make a stab at. taste. to give sth a whirl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sınanmak, tecrübe edilmek: Bu, denenilmiş bir ilâçtır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). (bk.) Denenmek, denenilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tested / tried / experimented. to be on trial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kir, pas, murdarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Murakabe, kontrol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

control. inspection. supervision. audit teftiş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

examination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Murakıp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

censor. comptroller. controller. auditor. checker. inspector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditor. supervisor. inspector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditor. inspector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditing. inspection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

control. check. test. audit. review. superintendence. governance. discipline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. check. control. inspection. supervision. audit. censure. censorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervision. check. inspection. auditing. control. audit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervisory board. auditing commission. control / supervisory committee / board. board of supervisors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. runaway. uncontrolled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspection. auditing. checking. supervision. check. inspectorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reappraisal. inspection. supervision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditing. supervision. inspection. control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

censor board. auditing / control commission. auditing commission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Murakabe etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. control. audit. inspect. examine. supervise. superintend. oversee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. control. guard. inspect. monitor. police. superintend. supervise. to control. to check. to inspect. to supervise. to oversee. to audit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audit. control. to check. to control. to inspect. to supervise. to oversee. to audit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be inspected. to be supervised. to be audited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controlling. supervisory. controller. inspector. supervisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

controller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Denemek işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. fizik, kimya), ilmî bir gerçeği göstermek için yapılan deneme, tecrübe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pilot. experiment. test. proving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experiment. test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experiment. test. trial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

test tube.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experimenter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experimental. experimenter. empiricist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experience. experimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experience. experimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

versed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experienced. old. practical. skilled. versed. veteran. practiced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experienced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

callow. child. fresh. green. inexperienced. ingenuous. raw. tender. unskilled. unsophisticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperienced. johnny raw. strange. tiro. tyro. unexperienced. unsophisticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experimental. tentative. empirical. empiric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empirical. experimental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alias. empirical. experimental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trancendental. metaphysical. theoretical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Hayvan, şaşkın, ahmak, sersem. 2. İki katı şeyin tokuşmasından meydana gelen ses. 3. Pergel noktası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muvazene.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. equilibrium. equilibration. equation. stability. countenance. counterpoise. easiness. equipoise. poise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aplomb. balance. equilibrium. poise. stability. equipoise. composure. self-possession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equilibrium. balance. counterpoise. equipoise. offset. stability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Dengenin sanatta nasıl kullanıldığı “tahtaravalli” modeli ile kolayca anlayabilirsiniz. Aynı kilodaki iki kişi «simetrik» olarak oturduklarında oluşan denge, farklı kilolardaki kişilerle de «asimetrik» oturmalarla sağlanabilir; bu ikinci hâl «dinamik denge» olarak da nitelendirilebilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equilibrium price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balancing. compensation. stabilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. fizik). Kuvvet katarak veya eksilterek denge haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. equalize. equilibrate. level. stabilize. cancel out. counterpoise. juggle. offset. poise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. cancel. equate. offset. scale. to balance. to poise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. to balance. to stabilize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equalizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balancing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stabilizing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Denge halinde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balanced. well-balanced. stable. level-headed. level. equable. equal. even. even tempered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balanced. equable. level. poised. well-balanced. level-headed. stable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balanced. moderate. stable. stabilized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Denge halinde olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out-of-balance. unbalanced. unstable. immoderate. astatic. deranged. inequable. lop-sided. non compos. non compos mentis. uncompensated. uneven. moody. off one's rocker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbalanced. unstable. out of balance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lopsided. unstable. out of balance. immoderate. mentally unbalanced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dengesiz olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbalance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbalance. instability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disequilibrium. imbalance. instability. immoderation. excessiveness. mental instability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Deniz).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Denizci.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). dang, şiddetli mafsal ve adale ağrıları veren bulaşıcı bir humma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. deniyye) («denâet» den smüş.). Alçak, aşağılık, zelîl. Denî-yüttab’ = Alçak tabiatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despicable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دنی] alçak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yadsınabilir, inkârı mümkün, inkâr olunabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). inkâr, yalanlama ret, tekzip; feragat. a flat denial tam inkâr, katiyetle reddetme. self-denial (i). nefsinden feragat etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). inkâr eden kimse, yalanlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ipek, rayon, naylon gibi ipliklerin kalitesini göstermek için kullanılan bir ağırlık ölçü birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). iftira etmek, leke sürmek; informal çamur atmak. denigra'tion (i). iftira.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alçaklık, denâet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Söylenilmek: Öyle bir söz denildi. Bu iş hakkında ne denildi? Ne denilecektir? 2. İsim konmak. Osm. tesmiye olunmak: Uzay gemisi denilen yeni icat. 3. Nakil ve rivâyet olunmak: Hindistan’da yine veba çıktı deniliyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A coarse cotton drilling used for overalls, etc. a coarse durable twill-weave cotton fabric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

True denim is a twill weave cotton-like fabric made with different colored yarns in the warp and the weft Due to the twill construction, one color predominates on the fabric surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

True denim is a twill-weave, cotton-like fabric made with different colored yarns in the warp and the weft Due to the twill construction, one color predominates on the fabric surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fibre: Cotton Weave: Twill - right hand - may be L2/1 or L3/1 Characteristics: Name derived from French 'serge de Nimes' Originally had dark blue, brown or dark grey warp with a white or gray filling giving a mottled look and used only for work clothes no

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A twilled fabric made of hard twist yarns with the warp yarns dyed blue and the filling yarns undyed Sports denim is softer and lighter in weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Heavy cotton twill woven from coarse yarns.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A heavy twill fabric made with cotton and other fibers woven with white and colored threads. a 3/1 warp-faced twill fabric made from a yarn-dyed warp and an undyed weft yarn Traditionally, the warp yarn was indigo-dyed. a firm 2 x 1 or 3 x 1 twill-weave f

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Twill weave, yarn dyed fabric, usually made of cotton/polyester blend The warp yarns are colored and the filling yarns are white.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This staple cotton cloth is rugged and serviceable, and is recognized by a left-hand twill on the face Mostly Coarse single yarns are used A 2-up and 1-down or a 3-up and 1-down twill may be used in the weave formation Standard denim is made with indigo-b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pamuklu döşemelik kumaş; işçi tulumu yapımında kullanılan kaba pamuklu kumaş, blucin kumaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yeryüzünün büyük bir kısmını kaplayan su. Ar. bahr, Fars. deryâ: Akdeniz, Karadeniz vesaire. 2. Dalga, fırtına: Bugün deniz vardı. 3. Büyük göl veya nehir, derya: Hazar, Aral denizi, Nil denizi. Açık deniz = Engin. Adalar denizi = Adaları çok deniz, aral (Ege Denizi hakkında kullanılmıştır). Deniz aşırı = Denizin ötesinde olan. Deniz otu: = 1. Deniz dibinde biten otlar. 2. Kaba olduğu için şilte ve kanape döşemesi doldurmaya mahsus tora halinde satılır bir cins ot. Deniz enginarı, perçemi, dikeni = Deniz otu çeşitleri. Ölü deniz = 1. Rüzgâr durduktan sonra bir vakit devam eden dalgalanma. 2. Enginde esen rüzgârın tesiriyle sahile gelip çatlamayan dalga. Deniz tutmak = Geminin yalpasından iç bulanıp hasta olmak: Denizde seyahat etmeye alışanları deniz tutmaz. Deniz kadayıfı = Öksürüğe karşı ve göğsü yumuşatmak için haşlanıp İçilen bir cins deniz otu ki, kurusu tel kadayıfına benzer, ciğer otu. Daniz koyunu = Ayıbalığı. Daniz kıyısı = Sahil, yalı. Deniz köpüğü = Hafif ve beyaz bir taş kl, marangozlukta vesairede kullanılır. Dört yanı deniz kesilmek — Hayrette kalıp ne yapacağını şaşırmak. Denize kalkmak = Denize çıkmak, bir limandan hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea. naval. marine. maritime. nautical. sea. the waters. the wave. the waves. the deep. the blue. the briny. brine. drink. main. thalasso-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea. naval. marine. maritime. nautical. the waters. the wave. the waves. the deep. the blue. the briny. brine. drink. main. thalasso-. waters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ocean. sea. beach operator. drink. fish pond. oggin. water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Büyük su kütlesi. 2.Büyük su kütlesindeki dalgalanma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Denizlerin ötesinde, ötesine: Deniz aşırı seyahat, deniz aşırı ülke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval attaché.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başı at başına benzediği İçin bu adla anılan kıvrık kuyruklu küçük bir balık cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Beş, altı metre boyunda, denizde yaşayan memeli bir hayvan; deniz perisi (manatus manatus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oceanography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabuğunun çenetleri çakı sapına benzeyen bir deniz yumuşakçası (Fr. solen).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzü göz göz oymalı, taşı andıran bir çeşit polip birikintisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Geceleri gemilere yol göstermek için sahilin bazı noktalarına yahut deniz ortasındaki kayalık yerlerde yakılan fener. Bu fenerler özel kulelerde veya şamandıralara yerleştirilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beacon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lighthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balinagiîlerden, 8 9 metre boyunda denizde yaşayan bir memeli hayvan (mondon monoceros). Deniz gergedanlarının erkeğinin burnunda uzun bir diş bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiralty chart. marine chart. marine map.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iri bir deniz solucanı (Fr. holothurie).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiralty. maritime law. marine law. admiralty / maritime / naval law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnce ve uzun yapılı bir balık. Bunların başı deniz aygırınınkine benzer (syngnathusacus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maritime climate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Selenterelerin bir altsınıfı (Fr. acaliphes).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Esmer su yosunlarından bir deniz bitkisi (alaria esculenta).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea turtle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marine accident. sea accident. marine casualty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derisi dikenlilerden kestaneye benzeyen bir yumuşakça (echinus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Foklara benzer bir iri deniz memelileri takımı. 2. Masallarda belden aşağısı balık, belden yukarısı kız şeklinde tasvir edilen hayali bir yaratık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mermaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mermaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. jeoloji). Lüle taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. zooloji). Yumuşakçalardan, kalın ve kıvrık kabuklu bir deniz böceği (conus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea wolf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval forces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armada. navy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval forces. sea forces. marine / naval / sea forces. marine. marine forces. navy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Derisi dikenlilerden bazı türleri lâleye benzeyen bir sınıf (crinoides).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Esmer su yosunlarından bir deniz bitkisi (ulva lactuca).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çan çiçeğinin bir türü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiralty mile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nautical mile. marine league. nautical / sea mile. nautical mile (1852 meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seabus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marine infantry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Renklerinin parlaklığı dolayısıyle şakayıka benzetilen bir polip çeşidi (actiniae).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yumuşakçalardan, toplu halde yaşayan bir deniz hayvanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yirminci yüzyılın başlarında bilim insanları bu konuyu çok basit bir şekilde açıklıyorlardı. Bu açıklamaya göre, her ne kadar nehirlerin suları tatlı ise de içlerinde bir miktar da erimiş mineral vardır. Yataklarındaki bu mineralleri ve içlerinde tuz bulunan kayaları erozyona uğratarak okyanuslara taşırlar. Bu mineraller içinde en çok olanı kimya dilinde sodyum klorür (NaCl) diye adlandırılan bildiğimiz sofra tuzudur ve bir daha karaya geri dönmez.

Bilim insanları bu teoriden yola çıkarak dünyanın yaşının da hesap edilebileceğine inanıyorlardı. Ancak nehirlerdeki tuz oranı ile okyanuslardaki tuz oranı mukayese edilerek yapılan hesaplamalarda dünyanın yaşı 300 milyon yıl çıktı. Dünyamız ise gerçekte 4,5 milyar küsur yaşındadır.

Ayrıca bu teoriye göre denizlerdeki tuzun her geçen yıl artması gerekir. Her ne kadar denizlerdeki tuz oranı bölgelere ve zamana göre değişiklik gösterse de içindeki belli başlı elementlerin yoğunluklarının yüz milyonlarca yıl hemen hemen aynı kaldıkları bilinmektedir. Öyleyse bu yüksek miktardaki tuz başlangıçta denizlere nereden gelmiştir? Bilim insanları da tam olarak bilemiyorlar ve emin değiller ama iyi bir tahminleri var.

Tuz iki çeşit atomdan yapılmıştır. Sodyum (Na) ve Klor (Cl). Bilim insanları Sodyum’un ilk teoride olduğu gibi nehirler yolu ile karalardan denizlere taşındığını, Klor’un ise dünya tarihinin ilk dönemlerinde, yer kabuğu ile yer merkezi arasında kalan katmanlardan, okyanusların diplerindeki çatlaklar ve volkanlar yolu ile denize karıştığını ve bu ikisinin birleşerek denizin tuzunu oluşturduklarını tahmin ediyorlar.

Ama hala niçin denizlerin gittikçe tuzlu olmadığının cevabını alabilmiş değiliz. Bilim insanları bunun açıklamasını da şöyle yapıyorlar: Tuz nehirler yolu ile denizlere ilave edilmektedir, ama aynı zamanda denizdeki diğer kimyasallarla birleşerek, okyanus tabanındaki kayalar tarafından emilerek veya deniz suyunun çözeltisinden ayrılıp çökelti haline gelerek bir şekilde deniz suyunun içinden eksilmektedir.

Yüz milyonlarca yıl, eksiltme ve ilave etme yolu ile deniz suyunun tuzluluk oranını hep aynı tutan bu müthiş ayar gerçekten çok etkileyici.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yirminci yüzyılın başlarında bilim insanları bu konuyu çok basit bir şekilde açıklıyorlardı. Bu açıklamaya göre, her ne kadar nehirlerin suları tatlı ise de içlerinde bir miktar da erimiş mineral vardır. Yataklarındaki bu minarelleri ve içlerinde tuz buluna kayaları erezyona uğratarak okyanuslara taşırlar. Bu minareller içinde en çok olanı kimya dilinde sodyum klorür (NaCl) diye adlandırılan bildiğimiz sofra tuzudur ve bir daha karaya geri dönmez.

Bilim insanları bu teoriden yola çıkarak dünyanın yaşının da hesap edilebileceğine inanıyorlardı. Ancak nehirlerdeki tuz oranı ile okyanuslardaki tuz oranı mukayese edilerek yapılan hesaplamalarda dünyanın yaşı 300 milyon yıl çıktı. Dünyamız ise gerçekte 4,5 milyar küsur yaşındadır.

Ayrıca bu teoriye göre denizlerdeki tuzun her geçen yıl artması gerekir. Her ne kadar denizlerdeki tuz oranı bölgelere ve zamana göre değişiklik gösterse de içindeki belli başlı elementlerin yoğunluklarının yüz milyonlarca yıl hemen hemen aynı kaldıkları bilinmektedir. Öyleyse bu yüksek miktardaki tuz başlangıçta denizlere nereden gelmiştir? Bilim insanları da tam olarak bilemiyorlar ve emin değiller ama iyi bir tahminleri var.

Tuz iki çeşit atomdan yapılmıştır. Sodyum (Na) ve Klor (Cl). Bilim insanları Sodyum’un ilk teoride olduğu gibi nehirler yolu ile karalardan denizlere taşındığını, Klor’un ise dünya tarihinin ilk dönemlerinde, yer kabuğu ile yer merkezi arasında kalan katmanlardan, okyanusların diplerindeki çatlaklar ve volkanlar yolu ile denize karıştığını ve bu ikisinin birleşerek denizin tuzunu oluşturduklarını tahmin ediyorlar.

Ama hala niçin denizlerin gittikçe tuzlu olmadığının cevabını alabilmiş değiliz. Bilim insanları bunun açıklamasını da şöyle yapıyorlar: Tuz nehirler yolu ile denizlere ilave edilmektedir, ama aynı zamanda denizdeki diğer kimyasallarla birleşerek, okyanus tabanındaki kayalar tarafından emilerek veya deniz suyunun çözeltisinden ayrılıp çökelti haline gelerek bir şekilde deniz suyunun içinden eksilmektedir.

Yüz milyonlarca yıl, eksilme ve ilave etme yolu ile deniz suyunun tuzluluk oranını hep aynı tutan bu müthiş ayar gerçekten çok etkileyici.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seasickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea sickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydroplane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval airplane. amphibian. float plane. floatplane. hydroplane. naval seaplane. supermarine. waterplane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval base. sea base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea travel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea trip / voyage. sea journey. passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seaway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea lane / road / route.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alga.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alga.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit denizci.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Deniz yüzünün altında da hareket edecek şekilde yapılan harp gemisi, tahtelbahir. Atom rfanizaltısı = Atom enerjisiyle hareket eden denizaltı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

submarine. submarine. submersible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sub. submarine. undersea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

submarine. hush ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

submariner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

submarining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İttihat ve Terakki’nin son sadrazamı Talat bey, trenle Ankara’ya giderken Tuzla’yı geçtikten bir müddet sonra suikaste uğramıştı. Kıyı boyu giden trene birden bire Tuzla açıklarında suyun üstüne çıkan bir denzialtından ateş açılmış, Talat Bey’e bir şey olmamasına rağmen trenin yola devam edecek hali kalmamıştı. Denizaltının ve suikastın kimler tarafından yapıldığı tüm araştırmalara rağmen bulunamamıştı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I. zooloji). Selenterelerin suda yüzebilen cinslerine verilen umumt ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jellyfish. medusa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jellyfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jellyfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overseas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overseas. beyond sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea lion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea horse. hippocampus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seahorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Denizalp).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Mesleği denizcilik olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seaman. mariner. sailor. gob. navigator. tar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mariner. sailor. seaman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sailor. seaman. blue jacket. jacktar. jolly. mariner. salt. shipman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maritime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maritime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deniz ve gemi işletmesiyle alâkalı iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

navigation. seamanship. marine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marine. maritime. navigation. seamanship. sailing. nautical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seamanship. maritime business. marine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ikamet eden kimse, oturan kimse; vatandaş; (ing). muayyen vatandaşlık haklarına sahip olarak bir memlekette ikamet eden yabancı; yeni şartlara veya bir yere intibak etmiş hayvan veya bitki; bir yeri devamlı ziyaret eden kimse; (f)., (ing). yurt

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Deniz adamı, denizci.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Denizlerin hakimi, yöneticisi. 2.Eski Türklerde Deniz tanrısı. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(carrageen): Esmer su yosunlarından bir çeşit deniz bitkisidir. Kullanıldığı yerler: Solunum ve hazım sistemi nezlelerini giderir. Vücudu besleyici olarak da kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea urchin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea urchin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mermaid. siren.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mermaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denizli city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suyun girmesine engel olup dışarı akmasına yol veren tahta ki, kayığın kenarında olur. Pencerenin alt söğesinin dışındaki şiv tahtaya da denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washboard. splashboard. windowsill. windowledge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(mousse de corse): Deniz kayalarında bulunur. Kuru iken saç gibi ince, esmer, birbirine girmiş liflerdir. Deniz bitkileri gibi kokar. Tadı tuzludur. Kullanıldığı yerler: Bağırsak solucanlarını düşürür.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(ephedra campylopoda): Yurdumuzun hemen hemen her yerinde yetişen her zaman yeşil, uzun ömürlü, çalı görünümünde bir bitkidir. Gövdesi incedir. Yaprakları, gövde üzerine karşılıklı, çapraz şekilde dizilmiştir. İçeriğinde “efedrin alkoloid” bulunur. 35 kadar türü vardır. Kullanıldığı yerler: Astım hastalığının şikayetlerini giderir. Terletir. Ateş düşürür. Romatizma ağrılarını dindirir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça’dan). 1. Hayvana yüklenen yükün yarısı, bir tarafına konulan miktarı: Yükün bir dengi. 2. Sıkı bağlanıp kare şeklinde bir hacim teşkil eden tüccar eşyası, balya: Denkleri gümrüğe çıkarmak. 3. Dirhemin dörtte biri, dank. 4. mec. Muvazene, denge: Kayığın dengi. 5. Muvazeneli, dengeli. Ar. mütevâzin: Bu iki çuval denk gelmiyor. 6. Müsavi, eşit, benzer, tıpkısı, eş, akran: O, size denk olamaz. Karı koca denk olmalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balanced. equal. equivalent. well-matched. coequal. bale. large package. equal. match. matching. coequal. counterpoise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equal. equivalent. match. quits. bale. counterpoise. peer. suitable. timely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balanced. bale. equal. equivalent. even. stabilized. bundle. in equilibrium. balancing. in trim. suitable. timely. appropriate. match. peer. square. static. correspondent. corresponding. matching. stable. pack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.) İki cebir niceliği arasında, kurulmuş olan eşitlik durumunun ifadesi. Ar. muadele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equation. equation muadele.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balancing. proportioning. stabilizing. equalizing. equilibrating. compensating. set-off. wrapping. baling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Denk getirmek, birbirine denk yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simultaneous equations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equivalence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Denk olmak, denge hasıl etmek. Osm. tevazün etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reach equilibrium. to become equal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İki veya daha fazla şeyleri birbirine denk getirmek. 2. Gereken miktarı sağlamak: Parayı denkleştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cancel. counterbalance. offset. to balance. to make equal. to manage to find.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to equalize. to balance. to make equal. to provide enough. to compensate. to govern. to counter-balance. to poise. to strike. to normalize. counterbalance. equate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. equality. equivalence. equilibrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parity. equality. balance. equivalence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equivalence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) («den» den. Galatı: dehlemek). 1. itina ve dikkat etmek. 2. Saymak, itibar etmek (şimdi kullanılmıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir türlü, bir çeşit: Ne denli? Ne türlü? Nasıl? 2. Bir miktar ve derecede olan: Ne denli = Ne miktarda, ne derecede, ne kadar? 3. itinalı, dikkatli, mûtenâ. Sayılır, itibarlı, mûteber (şimdi kullanılmıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Denli olma hali.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Danimarka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Söz söylenmek: Buna bir şey denemez. Ona ne denir? 2. İsim verilmek: Amerika’da bulunan bir cins hayvana alpaka denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Küp, büyük küp.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). isim koymak, ad vermek, demek, nam vermek; tefrik etmek, ayırmak, belirtmek, göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). isimlenlendirme, ad verme; isim, unvan; sınıf, mezhep; belli bir öIçü birimi. denominational (s). isme ait; mezheplere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). ad veren, tesmiye eden; (gram). isim veya sıfattan türemiş; (i)., (gram). isim veya sıfattan türemiş fiil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mat). payda, bir sayının kaça bölündüğünü gösteren rakam. Ieast common denominator (bak). Ieast.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kelimenin sözlük anlamı, anlam, mana; tarif, tefrik etme, belirtme, ayırma; işaret, alâmet. deno'tative (s). işaret ve delil teşkil eden, tefrik eden, ayırt eden, gösteren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). delâlet etmek, göstermek, belirtmek, iş'ar etmek, ifade etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sonuç, netice, akıbet, son.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ihbar etmek, haber vermek, ifşa etmek; mukavele veya anlaşmanın fesholunacağını haber vermek; suçlamak, itham etmek, bir kimsenin kusurlarını açığa vurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). baştan, yeniden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sık, ağır, koyu, kesif, kalın, kalabalık; kalın kafalı, ahmak; (fiz). kırılma kuvveti çok olan (mercekcamı); şeffaf olma; kesif densely (z). kesif bir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yoğunluk, kesafet, koyuluk, sıkılık; aptalık; foto şeffaf olmama derecesi kesafet; (elek). alan birimine göre elektrik miktarı, kesafet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «den» den), t. Ehemmiyetsiz, Adi, itibarsız. 2. Dargınlık gösteren, patavatsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bold. tactless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Münasebetsizlik etmek, yersiz ve yakışıksız harekette bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ehemmiyetsizlik, adilik, itibarsızlık. 2. Huysuzluk, dargınlık gösterme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bir yere çarpmaktan meydana gelen ufak çukur veya çentik, çöküntü, girinti, ufak oyuk; (f). çentmek, çöküntü yapmak, göçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarak veya vites dişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). dişlere veya diş hekimliğine ait ; (dilb). dişsel; (i). (t, d gibi) dişsel ünsuz. dental arch diş kavsi. dental nerve (anat). diş siniri. dental plate takma diş. dental surgery diş cerrahisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dişli, tarak şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinarit ballğı, (zool). Dentex vulgaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ufak diş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dişleri olan. denticulated (s). diş1i.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diş macunu veya tozu, dişleri temizlemekte kullanılan herhangibir preparat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). dendane, pervaz altındaki dişlerin her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dişi meydana getiren kemikten daha sert madde, diş kemiği, dentin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diş tabibi, diş hekimi. dentistry (i). diş hekimliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diş çıkarma, diş bitmesi; bir insan veya hayvanın bütün dişleri veya bu dişlerin cinsi, sayışı ve tertibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). takma diş, damak, protez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). soymak, açmak; (jeol). aşındırarak çıplak bırakmak; tamamen mahrum etmek. denuda-tion (i). soyulma, çıplak kalma, açılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). açıklamak, ifşa etmek, suçlamak itham etmek; bir kimsenin kusurlarını açığa vurmak. denuncia'tion (i). açıklama, ifşa ihbar, itham uyarma, ikaz. denunciative, denunciatory (s)., ihbar kabilinden. denunciator (i). ihbar eden kimse muhbir kimse; itham

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). inkâr etmek; tekzip etmek, reddetmek; mahrum etmek; esirgemek, vermemek; yalanlamak; kaçınmak, imtina etmek kırmak. deny oneself feragat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlı olma; taalluk; itimat, güven; bir kimsenin eline bakma; dayanma; muallâkıyet, sarkma, asılma; tabi oluş, bağlılık, emir kulluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlı olma, tabi olma; sömürge, müstemleke; müştemilat, ek bina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). asılı sarkan; bağlı, tabi; ait; (gram). bağlı, merbut dependent variable (mat). bağlı değişken dependently (z). bağlı olarak, tabi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başkasının yardım veya desteğine ihtiyacı olan kimse; bir kimsenin bakmakla yükümlü olduğu şahıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deeply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep. profoundly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deeply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).inen, düşen;neslinden olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çekinme, kaçınma, mahcubiyet, utangaçlık, çekingenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çekingen, utangaç, mahcup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backsliding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fikir ayrılığı, ihtilâf, karşı koyma, muhalefet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). muhalif, karşı koyan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kar hissesi; (mat). bölünen. dividend coupon (tic). kâr kuponu. cash dividend peşin ödenen kâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur. 13. yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düğünlerde pasta kesmek adetinin, yeni evlilere bereket, doğurganlık ve mutluluk dileklerinin iletilmesinin zaman içinde gelişmiş bir şekli olduğundan bahsetmiştik. Doğum günlerinde pasta kesmek adetinin ise tarihi kökeni ve amacı değişiktir. Zaten tek kat olan şekli ve üzerindeki mumlar nedeniyle pasta görünüş olarak da düğün pastasından farklıdır.

Pasta sözcüğünü hep günümüzdeki anlamı ile kullanıyoruz. Aslında tarihi gelişimi içinde ‘kek’ demek daha doğru olur. Doğum günü pastasının bilinen tarihi Helen uygarlıklarına kadar uzanır. Bir kutlama amacı ile ortaya çıkması ise Ortaçağda Almanya’da olmuştur. 13. yüzyılda Almanya’da çocuklara gösterilen ilgi belki bugünkünden bile fazlaydı. Doğum günleri bir festival şeklinde kutlanıyordu.

Doğum günü kutlaması sabaha karşı, şafakta, gün ağarırken başlıyordu. Üstü yanar mumlarla süslenmiş pasta (kek) eve getirildiğinde çocuk uyandırılıyor, pastanın üstündeki mumların ise yemek vakti gelene kadar devamlı değiştirilerek sürekli yanar halde kalmaları sağlanıyordu. Yemeğin başında çocuk mumları üfleyerek söndürüyor ve şölen başlıyordu.

Pastanın üzerindeki mumların sayısı çocuğun yaşından bir fazla oluyordu. Bu bir fazla mum, bir gün sönecek hayatın ışığını simgeliyordu. Ayrıca çocuğa bir çok hediyeler getiriliyor, o gün istediği, sevdiği yiyecekler hazırlanıyordu. Yani o zamanlarda doğum günü kutlamaları çocuklara yönelikti.

Günümüzde her yaştan insanın kutladığı doğum günü ve kesilen pasta işte o zamanların bir adetinin devamıdır. Doğum günü pastasının üstündeki mumları bir üfleyişte söndürmek, bu arada bir dilek tutmak, eğer dilek gerçekleşirse bunu kimseye söylememek adetleri de o günlerden kalmadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya). Yerin altında akan suların oyup meydana getirdiği derin kuyu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

katavothre. ponor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Yer altında akan suların kireçli tabakaları eriterek meydana getirdikleri tabii kuyu. 2.Bataklık, girdap. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat.) duodenum, onikiparmak bağırsağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (menfî cümlede). Hiç bir vakit, ilelebed, nihayetsiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابدا] asla, hiçbir zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Aden, cennet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). dişsiz; (zool.) bazı dişsiz memeli hayvanlara ait; (i). bu hayvanlardan biri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İĞRETİDEN) (i.). Eğreti, geçici olarak. Ar. muvakkaten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extra allowance. weighting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Metin ve sağlam şekilde. 2. Açık ve kesin olarak. Osm. sarahaten ve kat’iyyen: Emrin yerine getirilmesini kendisine ekîden yazdılar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اکيدا] kesinlikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsan, hayvan, bitki gibi tüm canlıların bulundukları ortamda yaşamsal faaliyetlerini sürdürmek için gerekli olan şartlar bütünü ve bu şartların da birbiri ile ilintili olmasıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disposal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hand- me-down. secondhand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forfeiture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cesaret vermek, teşvik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthen , earths.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Deniz).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yiğitlik eden erkek. 2.Sevk ve idare kabiliyeti olan, lid(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Genel kural olarak gelişmiş hayvanların beyinleri basit yapılı hayvanlarınkinden, iri yapılı hayvanların beyinleri de küçük hayvanlarınkinden daha büyük ve karmaşıktır. Ama beyin büyüklüğünün zeka ile hiçbir bağlantısı yoktur. İnsanlarda yetişkinlerin beyinlerinin çocuklarınkinden, erkeklerin beyinlerinin kadınlarınkinden biraz daha büyük olmaları yalnızca yaş, vücut ağırlığı ve cinsiyet farkından kaynaklanır.

Bir beyine bakarak, onun bir kadına mı yoksa erkeğe mi ait olduğuna karar veremezsiniz, çünkü aralarında şeklen gözle görülür büyük bir fark yoktur. Ancak her iki cinsiyetin beyinleri arasında ortalama bir büyüklük ve ağırlık farkı vardır. Kadın beyinleri erkeklerinkinden yaklaşık yüzde 10 daha küçüktürler. Ortalama yetişkin bir erkeğin beyninin ağırlığı 1.375 gramdır.

Burada unutulmaması gereken en önemli husus, kadınların vücut ağırlıklarının da erkeklerden yüzde 10’un üstünde bir oranla hafif olmasıdır. Yani kadının beyninin vücuduna oranı yaklaşık yüzde 2,5 iken erkeğin yüzde 2’dir. Sonuçta kadınlar vücutlarına oranla daha büyük bir beyne sahiptirler.

Tek bir beyne bakarak hangi cinse ait olduğuna karar veremezsiniz ama ortada 100 tane beyin varsa en küçüğünün bir kadına, en büyüğünün ise bir erkeğe ait olma ihtimali çok kuvvetlidir.

İnsan beyninin hacim olarak büyüklüğünün zeka ile bir alakası yoktur. Bilimsel çalışmalar ilk insanlardan Neanderthal adamının beyninin günümüz modern erkeğininkine göre 100 santimetreküp daha büyük olduğunu göstermiştir.

Bilinen en büyük beyinlerden biri Rus yazar Turgenyev’inki idi ve 2021 gramdı. Dünyanın en zeki bilim adamlarından biri kabul edilen Einstein’in beyni ise ortalama boyutta bir beyindi.

Yunusun beyni ortalama 2270 gram ağırlıkta olup insanınkinden yaklaşık 1,66 kat daha ağırdır. Ancak bu, yunusların insanlardan daha zeki oldukları anlamına gelmez. Beyin ağırlığı ile zeka orantılı olsaydı 5 kiloluk beyni ile fil karadaki hayvanların hepsinden, 9 kiloluk beyni ile balina tüm canlılardan daha zeki olurdu.

İnsan beyninden 7 kat daha ağır olan balina beyni, kendi vücudunun 40000’de biri kadardır. Memelilerin beyinlerinin ağırlıkları genel olarak vücut ağırlıklarının 100’de biri, kuşların 200’de, sürüngenlerin 300’de, balıkların ise 5 - 6,000’de biridir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

1991’de Avusturya Alpleri’nde buzullar arasında donmuş bir erkek cesedi bulundu. Şaşırtıcı olan cesedin 5.200 yıl önce yaşamış birine ait olması ve bugüne kadar hemen hemen hiç bozulmadan kalabilmesiydi. ‘Alp Çobanı’ adı verilen bu cesette dikkat çeken bir başka husus da, yüzünde sakal ve bıyık olmamasıydı.

Arkeologlara göre erkekler tarih öncesi devirlerde de tıraş oluyorlardı. Mağara duvarlarındaki bu devirlerden kalma resimler sakal tıraşı için kabukların, köpekbalığı dişlerinin, en çok da keskinleştirilmiş çakmaktaşlarının kullanıldığını göstermektedir. Günümüzde keşfedilen bazı ilkel kabilelerde çakmaktaşının bu amaçla kullanıldığı gerçekten de görülmektedir. Mısır’da açılan mezarlarda eski Mısırlıların M.Ö. 4. yüzyılda sakal kesmek için kullandıkları altın ve bakır aletler bulunmuştur.

Tarih öncesi erkeğinin sakal tıraşı olma nedeni, kesilmezse 150 santimetreye kadar uzayabilecek olan sakalın hareket kabiliyetini hayli kısıtlamasıdır. Ancak sinek kaydı tıraş olma ihtiyacının nedeni bilinmemektedir. Her gün kesilmesi gerekiyorsa erkekler niçin sakallı yaratılmışlardır, o da ayrı bir konu. Erkekler günümüzde olduğu gibi geçmiş zamanlarda da din, toplumsal konum ve moda gibi nedenlerle tıraş oluyorlardı. Örneğin, Roma’da sadece özgür insanlar tıraş olabilirdi.

MS. 14. yüzyılda şimdiki usturanın ilkelleri ortaya çıkmaya başladı, ama erkeklerin acılı ve kanlı tıraş derdi 20. yüzyılın başlarına kadar devam etti. King Camp Gillette (jilet) ABD’de 1901 yılında ilk iki taraflı jileti keşfetti. Ancak Birinci Dünya Savaşı yıllarına kadar 168 jilet ve 51 makine satabilmişti. Savaş başlarında ABD hükümeti ordunun ihtiyacını karşılamak için firmaya 3,5 milyon tıraş makinesi sipariş etti. Böylece tıraş bıçağı bir sektör haline geldi.

Kısa bir süre sonra eski bir kılıç üreticisi olan Wilkinson firması da tıraş bıçağı üretimine geçti ve bu ikili günümüze kadar piyasanın devleri olarak geldiler. Günümüzde Gillette dünya pazarının yüzde 66’sim elinde bulundururken, Wilkinson’un payı yüzde 20’dir. Daima sektörün motoru olan Gillette aslında kaşifinin ve firmanın ismi ve bir marka iken ürünün de ismi haline gelmiştir

1950’li yıllarda ilk elektrikli tıraş makineleri devreye girdi. Aynı yıllarda ise paslanmaz çelik tıraş bıçağı piyasaya çıktı. Günümüz erkeklerinin yaklaşık yüzde 80’i ıslak tıraşı yani tıraş bıçağı kullanmayı tercih ediyor. Dünyada tıraş olan 2 milyar erkek ve her birinin yüzünde ortalama 15 bin kıl varken ve hele hele bu kıllar günde yaklaşık 2 milimetre uzarken, yani bir erkeğin ömrünün ortalama 100 günü tıraş olmakla geçerken, kim bükebilir tıraş bıçağı sektörünün bileğini?


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

early.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

betimes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in old times. in times of old. of old. before now. once. beforetime. sometime. formerly. anciently. erstwhile. lang syne. onetime. in days of yore. of yore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formerly. once. in the old days. in the past.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formerly. in the old days. in the past. autrefois. catchpol. once.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) delil, tanıklık, şahadet, ispat, tanıt; vuzuh, açıklık, aydınlık; şahit; (f.) belirtmek, tasrih etmek, açıklamak, tavzih etmek; ispat etmek. be in evidence göz önünde olmak, belirmek, meydana çıkmak. external evidence harici delil, konu dışında

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) açık, belli, sarih, aşikâr, vazıh, ortada olan, meydanda olan. evidently (z.) aşikar olarak, açıkça, sarahaten, tabii, anlaşılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) delil veya şahit kabilinden, delile dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aforetime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formerly. previously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Flaş Beyaz Dengesi, zorlu çekim koşulları altında renk tonlarının korunmasını sağlayan bir dijital fotoğrafçılık özelliğidir. Çok sayıda yansıtan yüzeyin bulunduğu durumlarda fotoğraf makinesi nesnenin etrafındaki tüm ışık kaynaklarını algılayabilir ve renk bozulması meydana gelebilir. Bunu önlemek için flaş kullanıldığında çekimdeki beyaz dengesi otomatik olarak ayarlanarak, renkler doğal halinde kaydedilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. bahçe; bostan; s alelade. garden hose bahçe hortumu. Garden of Eden cennet bahçesi. garden party gardenparti. botanical garden bitkilerin sergilendiği bahçe. kitchen garden sebze bahçesi. market garden bostan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bahçıvanlık etmek, bahçede çalışmak, çiçeklerle uğraşmak. gardener i. bahçıvan. gardening i. bahçıvanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gardenya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Bahçede yapılan eğlence, bahçede verilen ziyafet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. botanik), Kökboyasıgillerden, bir ağaç veya ağaççık çeşidi çiçeği (gardenia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gardenia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visitors. comers. passers-by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Boyun. Gerden-bend = Boyun bağı, gerdanlık. Gerden-dâde = Boyun eğmiş, mutî, tâbî. Gerden-firâz, ger den-efrâz = Boyun yükselten, serkeş, mağrur, mütekebbir, kendini beğenmiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گردن] boyun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Boyuna bağlanan şey, gerdanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Boynu bağlı, itâatli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Boyun kaldıran, başı yukarıda, mec. Kibir ve gurur sahibi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گردن بند] kolye, gerdanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گردن فراز] mağrur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گردن کش] başkaldıran, asi, dikbaşlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gider olan, Ar. râhil, zâhib, Fars. revende: Giden gelen = Misafir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in one's heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sevindirmek; sevinmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalın barsağın son kısmı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu işin daha ilginç bir yanı var. Güneşin ışığı ne renktir, hiç düşündünüz mü? Çoğunuzun sarı diyeceğine eminim. Güneş ışığı beyazdır, yani bir renk değildir, bütün renklerin karışımıdır.

Bunun ispatı ise çok kolaydır. Eğer evinizde kristal bir avize varsa, bir parçasını annenize belli etmeden alın ve güneşe doğru tutun. Kristalin ışığı kırarak aynı gökkuşağının renkleri gibi ayrıştırdığını göreceksiniz.

Bilindiği gibi, güneşin beyaz ışığı aslında mor, mavi, yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı renklerin karışımıdır. Güneşten çıkarak atmosferimize kadar yol alan güneş ışınlarının çoğunluğu teğet geçerken, bir kısmı atmosferimiz tarafından emilir.

Bu ışık atmosferden geçerken mor tarafındaki ışıklar, kırmızı tarafındakine göre daha fazla dağılırlar ve atmosferde çoğunlukla mavi renk kırılarak yeryüzüne yansıtılır. Bu durumda biz gökyüzünü mavi renkte görürken, güneşi de beyaz-sarı karışımı bir renkte görürüz.

Atmosferimiz olmasaydı, güneşi yine parlak bembeyaz renkte görecek ancak bütün gökyüzü geceleri olduğu gibi karanlık olacak, güneşle beraber diğer yıldızlar da görünüyor olacaktı.

Peki aslında beyaz renk olan güneş ışınları yukarıda bahsedilenler nedeniyle sarı renk görülüyor da, güneş ufka yaklaşıp batarken nasıl turuncu, hatta kıpkırmızı bir renk alabiliyor?

Güneş ufukta alçaldığı zaman, açısı nedeni ile gözümüze ulaştığı mesafe de uzadığından, ışınları ona bakanlara daha çok yol kat ederek ulaşır. Bu, ışınların havada daha çok molekül ve parçacık arasından geçmesi, onlar tarafından daha çok yansıtılması ve dağıtılması demektir.

Böylece güneş ufukta alçalmaya, batma noktasına doğru gelmeye başlayınca, o anda tepesinde bulunduğu yerlerde kırmızı dışındaki renkler atmosfer tarafından emildiği için gökyüzü mavi, güneş sarı renkte görüldüğü halde, güneşi ufukta görenlere kırmızı ve biraz da turuncu renkler ulaşır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu işin daha ilginç bir yanı var. Güneşin ışığı ne renktir, hiç düşündünüz mü? Çoğunuzun sarı diyeceğine eminim. Güneş ışığı beyazdır, yani bir renk değildir, bütün renklerin karışımıdır.

Bunun ispatı ise çok kolaydır. Eğer evinizde kristal bir avize varsa, bir parçasını annenize belli etmeden alın ve güneşe doğru tutun. Kristalin ışığı kırarak aynı gökkuşağının renkleri gibi ayrıştırdığını göreceksiniz.

Bilindiği gibi, güneşin beyaz ışığı aslında mor, mavi, yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı renklerin karışımıdır. Güneşten çıkarak atmosferimize kadar yol alan güneş ışınlarının çoğunluğu teğet geçerken, bir kısmı atmosferimiz tarafından emilir.

Bu ışık atmosferden geçerken mor tarafındaki ışıklar, kırmızı tarafındakine göre daha fazla dağılırlar ve atmosferde çoğunlukla mavi renk kırılarak yeryüzüne yansıtılır. Bu durumda biz gökyüzünü mavi renkte görürken, güneşi de beyaz-sarı karışımı bir renkte görürüz.

Atmosferimiz olmasaydı, güneşi yine parlak bembeyaz renkte görecek ancak bütün gökyüzü geceleri olduğu gibi karanlık olacak, güneşle beraber diğer yıldızlar da görünüyor olacaktı. Peki aslında beyaz renk olan güneş ışınları yukarıda bahsedilenler nedeniyle sarı renk görülüyor da, güneş ufka yaklaşıp batarken nasıl turuncu, hatta kıpkırmızı bir renk alabiliyor?

Güneş ufukta alçaldığı zaman, açısı nedeniyle gözümüze ulaştığı mesafe de uzandığından, ışınları ona bakanlara da çok yol kat ederek ulaşır. Bu, ışınların havada daha çok molekül ve parçacık arasından geçmesi, onlar tarafından daha çok yansıtılması ve dağatılması demektir.

Böylece güneş ufukta alçalmaya, batma noktasına doğru gelmeye başlayınca, o anda tepesinde bulunduğu yerlerde kırmızı dışındaki renkler atmosfer tarafından emildiği için gökyüzü mavi, güneş sarı renkte görüldüğü halde, güneşi ufukta görenlere kırmızı ve biraz da turuncu renkler ulaşır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) altın, altından yapılmış; altın renginde; çok kıymetli, fevkalade; gönençli. Golden Age Yunan ve Roma ef- sanelerinde geçen, insanların barış ve mutluluk içinde yaşadıkları eski bir devir; altın (çağ.) golden eagle kaya kartalı; altın kartal. gold

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Compositae familyasmdan uzun saplı bir sarı çiçek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dog house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in bad. disfavour. disgrace. in the doghouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fall from grace. to fall in esteem. to fall into contempt. to fall into disfavour. to grow out of estimation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

survey. going through. revision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. examine. inspect. sift. skim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overview. review. revise. investigate. to review.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GÖDEN) (i.). Kalın barsağın bir kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül bedenli, gül vücutlu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Zarif, ince vücuda sahip. Gülbeden Begüm, Babur Şah’ın kızı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gulden. florin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Guilder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gulden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the basic unit of money in Suriname; equal to 100 cents. formerly the basic unit of money in the Netherlands; equal to 100 cents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guilder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Hollanda para birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gümürdemek.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler (yek, du, se, cihar, penç, şeş). Şimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi ‘heft’ dir (veya hefte). Yedi günlük ‘hafta’ ismi de buradan alınmıştır. Halen Türkçe’de kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?

Cuma-Arapça-toplama, toplanma)

Cumartesi-Arapça-(ertesi - Türkçe)

Pazar-Farsça-(ba = yemek, zar = yer)

Pazartesi-Farsça-(ertesi - Türkçe)

Salı-İbrânice-(üçüncü)

Çarşamba-Farsça-(cehar şenbe = dördüncü gün)

Perşembe-Farsça-(penç şenbe = beşinci gün)

Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de Şubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryanice, Kasım ayının ise Arapça.

İşin daha ilginç yanı bunlardan Şubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.

Ocak = Türkçe (Kışın evlerde ateş yakılan yer)

Şubat = Süryanice

Mart = Latince (Maritus - mitolojik isim Mars’tan)

Nisan = Süryanice

Mayıs = Latince (Tanrıça Maria’nın ayı)

Haziran = Süryanice

Temmuz = Arapça / Süryanice

Ağustos = Latince (Roma İmparatoru Augustus’un adından)

Eylül = Süryanice

Ekim = Türkçe (Toprağı ekmekten)

Kasım = Arapça (Bölen)

Aralık = Türkçe (İki zaman dilimi arası)


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler (yek, du, se, cihar, penç, şes). İimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi ‘heft’ dir (veya hefte). Yedi günlük ‘hafta’ ismi de buradan alınmıştır. Halen Türkçe’de kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?

Günümüzde kullandığımız ay isimlerinin geldikleri yerler de karışık. Hicri takvimdeki Arabi ay isimlerinin bugün hiçbirini kullanmamamıza rağmen yine de İubat, Nisan, Haziran, Temmuz ve Eylül aylarının isimlerinin kökenleri Arapça ve Süryani-ce, Kasım ayının ise Arapça.

İşin daha ilginç yanı bunlardan İubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day after day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day after day. day by day. from d to d.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خدنگ] ok.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ok.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) büyülenmiş olduğundan dolayı kederli. ,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claimant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

18. yüzyılda Üçüncü Ahmet’in oğlu İehzade Mustafa’nın sünnet düğününde bir cambaz Haliç’i gemi direkleri üzerinde gerilen bir ipte geçti.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

‘Ham’ kelimesinin İngilizce’deki anlamı ‘domuzun bacağının üst kısmından tuzlanarak ve kurutularak yapılan yemek’ demektir. Öyleyse hamburger domuz etinden yapıldığı için mi bu adı almıştır?

Kesinlikle hayır! Hamburgerin tarihi Orta Asya’ya Tatar diye bilinen Türk toplumlarına kadar uzanır. O zamanlar savaşçı Tatar atlıları çiğ et yiyorlardı. Zamanla bu eti eğerlerinin altına koyduklarında, uzun seferlerde atın hareketleri sonucunda bu etin bir şekilde az da olsa piştiğini ve daha kolay çiğnenebilir hale geldiğini keşfettiler.

Yıllar geçtikçe, Asya steplerindeki uzun seferlerinin sonunda bu eti eğerin altından çıkarttıklarında ona tuz, biber ve soğan da ilave ettiler ve sonunda bugünkü bilinen ‘Tatar Bifteği’ ortaya çıktı.

Almanya’nın Hamburg şehrinden bir tüccar, ticaret amacı ile gittiği Orta Asya’da 19. yüzyılın ortalarında Tatar Bifteği’ni görür ve Almanya’ya getirerek Hamburg Bifteği olarak sunar. Daha sonraları bir aşçı bu eti kızartarak servise sunar ve ona ‘Hamburg’a ait’ anlamında hamburger adını verir.

Hamburger Almanya’yı iki yolla terk eder. Yine 19. yüzyılda bir fizikçi ve aynı zamanda yemek geliştirme uzmanı olan Dr. J. H. Salisbury hamburgeri İngiltere’ye getirir. Salisbury sağlıklı bir yaşam için günde üç kere, önceden sıcak su ile yıkanmış biftek yenilmesi gerektiğine inanıyordu. Bu şekilde hazırlanan hamburgere İngiltere’de ‘Salisbury Bifteği’ adı verildi.

Diğer yolla ise, 19. yüzyılın sonlarında Alman göçmenleri ile Amerika’ya gitti. Hamburger etinden yapılan köftelerin ismi burada hamburger olarak yerleşti. Yani tarihinin hiçbir safhasında hamburgerin içinde domuz eti olmadı. Gerisin geriye Türkiye’ye döndüğünde ise tarihinin atalarımıza dayandığını bilmeyenler geleneksel damak tadımıza uygun olmadığını ileri sürdüler.

Bu arada belirtelim ki, Birinci Dünya Savaşı sonrası ABD’de İngilizce’deki Alman kökenli kelimeleri ayıklamak için yapılan çalışmada, hamburgerin ismi de ‘Salisbury Bifteği’ olarak değiştirilmeye çalışıldı, ama tutmadı.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

“Ham” kelimesinin İngilizce’deki anlamı “domuızun bacağının üst kısmından tuzlanarak ve kurutularak yapılan yemek” demektir. Öyleyse hamburger domuz etinden yapıldığı için mi bu adı almıştır?

Kesinlikle hayır! Hamburgerin tarihi Orta Asya’ya Tatar diye bilinen Türk toplumlarına kadar uzanır. O zamanlar savaşçı Tatar atları çiğ et yiyorlardı. Zamanla bu eti eğerlerinin altına koyduklarında, uzun seferlerde atın hareketleri sonucunda bu etin bir şekilde az da olsa piştiğini ve daha kolay çiğnenebilir hale geldiğini keşfettiler.

Yıllar geçtikçe, Asya steplerindeki uzun seferlerinin sonunda bu eti eğerin altından çıkarttıklarında onatuz, biber ve soğan da ilave ettiler ve sonunda bugünkü bilinen “Tatar Bifteği” ortaya çıktı.

Almanya’nın Hamburg şehrinden bir tüccar, ticaret amacıyla gittiği Orta Asya’da 19. yüzyılın ortalarında Tatar Bifteği’ni görür ve Almanya’ya getirerek Hamburg bifteği olarak sunar. Daha sonraları bir aşçı bu eti kızartarak servie sunar ve ona “Hamburg’a ait” anlamında hamburger adını verir.

Hamburger Amanya’yı iki yolla terk eder. Yine 19. yüzyılda bir fizikçi aynı zamanda yemek geliştirme uzmanı olan Dr. J. H. Salisbury hamburgeri İngiltere’ye getiri. Salisbury sağlıklı bir yaşam için günde üç kere, önden sıcak su ile yıkanmış biftek yenilmesi gerektiğine inanıyordu. Bu şekilde hazırlanan hamburgere İngiltere’de “Salisbury Bifteği” adı verildi.

Diğer yolla ise, 19. yüzyılın sonlarında Alman göçmenleri ile Amerika’ya gitti. Hamburger etinden yapılan köftelerin ismi burada hamburger olarak yerleşti. Yani tarihin hiçbir safhasında hamburgerin içinde domuz eti olmadı. Gerisin geriye Türkiye’ye döndüğünde ise tarihinin atalarımıza dayandığını bilmeyenler geleneksel damak tadımıza uygun olmadığını ileri sürdüler.

Bu arada belirtelim ki, Birinci Dünya Svaşı sonrası ABD’de İngilizcede’ki Alman kökenli kelimeleri ayıklamak için yapılan çalışmada, hamburgerin ismi de “Salisbury Bifteği” olarak değiştirilmeye çalışıldı, ama tutmadı.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eski hizmetçi kız ,evlatlık, besleme; cariye, odalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) sertleştirmek, katılaştırmak, pekiştirmek; kuvvetlendirmek; sertleşmek, katılaşmak, pekişmek; kuvvetlenmek; donmak (çimento). hardened (s.), ask. yeraltında ve bombalara karşı takviye edilmiş (üs, roket üssü).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sertleştiren kimse veya madde; sikatif; çelik tavcısı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Temiz hava kriterlerinin ve standartlarının saptanması ve uygulanması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all at once.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all at once. in solido.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (bak). hide: (s). gizli, kapalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hızlı gözden geçirme düğmesine basarak en son çekilen resmi görüntüleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şayak, aba, kalın yünlü kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Horozun sabah erkenden, gün doğarken ötmesinin, insanları uyandırma arzusu ile bir ilgisi yoktur. Onlar kendileri için öterler.

Aslında horozlar gün boyu öterler ama gün ağarırken ötmeleri daha kuvvetli, daha canlıdır. Ortalık da iyice sessiz olunca çok uzaklardan bile duyulabilir. Horozların ötüş tempoları öğleden sonra saat 3’e doğru düşer. Horozların ötmeye başlamaları tam şafak vakti veya çok az öncedir.

Gerek doğan Güneş’in ışığının etkisini gerekse yine aynı zamanda ötmeye başlayan diğer kuşların seslerinin etkilerini ölçmek amacıyla horozlar ışık ve ses geçirmez bir bölmeye konulmuşlar ama yine aynı saatte ötmeye başladıkları görülmüştür. Buradan da sabah sabah ötmenin horozun biyolojik saatinde ayarlanmış olduğu anlaşılıyor.

Sabah Güneş doğarken ötmek sadece horozlara mahsus değildir. Kulağa en çok horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasındandır.

Kuşların büyük çoğunluğu da aynı saatlerde dallarda koro halinde ve kuvvetlice öterler. Gün boyu kuşlardan duyabileceğiniz en büyük ses hacmi bu saatlere rastlar.

Bu sabah ötüşünün nedeni kuşun kendi hakimiyeti altındaki alanı belirtmesidir. Horoz da her ne kadar uçamasa da bir kuş türü olduğundan onun da sabah ötüş nedeni aynidir. ‘Her horoz kendi çöplüğünde öter’ ifadesi bu bakımdan çok doğrudur. Öterek o gün boyu kendi alanı içinde olan kümesin ve tavukların yanına kimsenin özellikle diğer horozların yaklaşmamasını ikaz eder.

Gerek horozun gerekse diğer kuşların gün içinde ötmelerinin nedeni ise farklıdır. Bu ötüşler, yiyeceği, tehlikeyi haber veren, diğerlerinin gözden kaybolmamaları için ‘ben buradayım’ mesajını veren, zaman zaman da aşkını ifade eden iletişim ötüşleridir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hoiden i. kaba ve arsız kız, erkek Fatma. hoydenish s. arsız kız tavırlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

internal balance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inland sea. closed / landlocked sea. closed sea. closed sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Insider Trading)

Sermaye piyasası araçlarının değerini etkileyebilecek, henüz kamuya açıklanmamış bilgileri kendisine veya üçüncü kişilere menfaat sağlamak amacı ile kullanarak, sermaye piyasasında işlem yapanlar arasında fırsat eşitliğini bozacak şekilde haksız yarar sağlamak veya bir zararı bertaraf etmektir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inwardly. within. from inside. through. thro. thru. across.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

across. through. from inside. thru.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at heart. through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aynı, bir, tıpkı, özdeş. identically z. aynen, aynı ,sekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. teşhis etmek, hüviyetini tayin etmek; aynı olduğunu ispat etmek; bir tutmak, fark gözetmemek identify with ile bir tutmak identifica'tion i hüviyetini tespit etme; hüviyet identification card kimlik kartı, hüviyet varakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. identique

mat. özdeş

Kendinde özdeşlik bulunan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kimlik, hüviyet; özdeşlik, ayniyet identity card kimlik belgesi, kimlik cüzdanı identity crisis ergenlik çağındaki benliği bulma bunalımı identity disk üzerinde askerlerin kimligi yazılı olan madalyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İĞNE-DAN) (i. Türkçe iğne, Fars. dân = yer eki; yanlış tabir. Daha yanlışı: iğnedanlık. Doğrusu: iğnelik). İğne mahfazası, teneke veya kemikten ufak silindir şeklinde mahfaza.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pincushion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Ülkenin denizi. İldeniz Şemseddin: Azerbaycan Atabeyleri diye de anılan İldenizler Sülalesinin kurucusu. Kıpçaklardandır. (Öl. 1175). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firsthand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihtiyatsız, tedbirsiz, basiretsiz; tasarruf etmeyen, tutumsuz. improvidence i. ihtiyatsızlık, tedbirsizlik. improvidently z. ihtiyatseca, tedbirsizce; tutumsuzca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tedbirsiz, ihtiyatsız, basiretsiz. imprudence i. tedbirsizlik,ihtiyatsızlık. imprudently z. tedbirsizce, ihtiyatsızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. arsız, edepsiz, yüzsüz, küstah, saygısız. impudence i. küstahlık, yüzsüzlük, arsızlık. impudently z. küstahça, arsızca, yüzsüzce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elaborate. finely. minutely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. isabet,tesadüf etme; tekerrür oranı; oluş derecesi; fiz. bir cisim veya ışmın bir düzey üzerine düşmesi; huk. bir kanun veya verginin etkisi. angle of incidence geliş açısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. olay, hadise, vaka; önemsiz olay; s. bağlı, tabi; fiz. gelen, düşen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rastlantıya bağlı, tesadüfi; arızi, dıştan gelen; doğal olarak takip eden. incidentally z. tesadüfen; fazladan; aklıma gelmişken .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yoğunlaştınlamaz; kısaltılamaz; sıvı haline dönüştürülemeyen (gaz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bere, çentik; f. çentmek; basmak; bere yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. içeriden başlamak, içerlek yazmak, paragraf başı yapmak; diş diş kesmek; kenarını oymak; ambardan erzak verilmesini resmen emretmek; ısmarlamak; senet ile birini uşaklığa vermek; diş diş olmak; i. diş; uşaklık senedi; ısmarlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bere, çentik; çentik yapma; koy, körfez; matb. içerlek yazma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, matb. içerlek yazma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sözleşme kâğıdı, resmi senet, bilhassa hizmetçi veya uşakla yapılan onaylı sözleşme; f. kontrat veya senetle bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, dency i. serbestlik, bagımsızlık, istiklal, hürriyet; geçinecek kadar malı olma. Independence Day Birleşik Amerika'da Bağımsızlık Günü (4 Temmuz). Declaration of Independence Birleşik Amerika'da bağımsızlığı ilan eden resmi belge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hür, bağımsız, başlı başına, ayrı, serbest; kendi geliri ile geçinebilen; pol. parti dışı olan; i. bağımsız kimse; parti üyesi olmayan kimse. independently z. bağımsız olarak; aynca, birbirini etkilemeden, birbirinden habersizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle ABD’de Hıristiyanların şükran günlerinin önemli bir sembolü olan hindi aslında Amerika kıtasının yerlisidir. Vahşi hindi cinsleri Kristof Kolomb kıtayı keşfetmeden de önce Kuzey Amerika’da yaşıyordu. Hatta Avrupa’dan Güney Amerika’ya ilk gelenler Azteklerin bir cins hindi ırkını ehlileştirdiklerini görmüşlerdi.

Amerikan hindileri Avrupa’ya 1519 yılında İspanyollar tarafından getirilmiş, daha sonra bütün Avrupa’da yayılıp 1541 yılında İngiltere’ye ulaşmışlardı. Hayvancağızı gören İngilizlerin kafaları karışmış, o zamanlar Türk toprakları olan Batı Afrika’dan Portekizli tüccarların getirdikleri Afrika hindisi veya yine Türkiye üzerinden getirilen Hint tavuğu sanmışlardı. Sonunda her iki ırkın farklı olduğu anlaşılmıştı, ama bu Amerikan kökenli kuşun adı 17. yüzyılda Amerika’ya göç eden İngiliz göçmenler sayesinde Amerika’da ‘Turkey’ olarak yerleşti.

Tabii bu Türkiye’nin isminin niçin İngilizce’de hindi anlamında kullanıldığının resmi açıklaması. Bunun yanında uydurulmuş başka tezler de var. Bunlardan biri Kolomb’un ilk yolculuğuna katılan bir Portekiz Yahudi’si Jose de Torres’in hindiyi görünce, İbrânice ‘büyük kuş’ anlamında ‘Tukki tukki’ diye bağırması, diğeri de sürekli batıya doğru giderek Hindistan’a ulaşmayı hedefleyen Kolomb’un Amerika’ya vardığında burayı Hindistan ve hindiyi de Hint tavus kuşu sanarak onu ‘Tuka’ diye adlandırması ve zamanla bu kelimenin Turkey olarak telaffuz edilmesidir.

Durun daha tezler bitmedi. Bir başka tezde de, Kızılderililer hindiye ‘Fırke’ dediklerinden bu sözcüğün İngilizce’deki telafuzu ile ‘turkey’ye dönüştüğü ileri sürülüyor. Daha başka hindi tezleri de var. Örneğin hindilerin korkunca çıkardıkları seslerin insanlar tarafından turk-turk-turk (törk) diye taklit edilmesiyle zamanla onlara Turkey denilmesine neden olduğu bile iddia ediliyor. Bunda alınıp gücenecek bir şey yok. Türkçe’de de hindi kelimesi Hindistan anlamına çok yakındır. Ayrıca bizde de bir ‘Mısır’ örneği var.

Hindiler başlangıçta renkli tüyleri nedeni ile kümeslerde süs hayvanı olarak yetiştirilmişler, et kalitelerinin farkına ise 1935’den sonra varılmıştır. Erkek hindiler 130 santim boya ve 10 kilo ağırlığa ulaşabilirlerken dişiler neredeyse yarı ağırlıktadırlar. Vahşi hindiler akarsu ve göl kenarlarında yaşamayı tercih ederler ve tehlike anında 400 metre mesafeye uçabilirler.

Bu arada marketlerde niçin hiç hindi yumurtası satılmıyor, dikkatinizi çekti mi? Günümüzde tavuklar yılda ortalama 250’den fazla yumurtlayabiliyorlarken, hindiler 100 - 120 adet yumurtlarlar ve yumurtaları 4 -5 kez daha ağırdır. Daha ziyade yeni hindileri üretmekte kullanılırlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low tide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Farklı cinslerin birleşerek ortaya bir yavru çıkarmalarına biyolojik bir engel vardır. Bunun birincisi spermin yumurtayı bulabilmesidir. Spermler gözleri olmamalarına, takip edecekleri güzergahı gösteren bir sistem de bulunmamasına rağmen şaşırmadan yollarını bulurlar. En önde giden de yumurtaya ilk ulaşan olarak içine girer. İşte burada tabiatın koyduğu bir sınırlama vardır. İnsan spermi sadece insan yumurtasını tanır ve birleşme işlemini sadece onunla yapar.

İkinci sebep, iki farklı cinsin DNA’larının birbirlerine uymamasıdır. Aynı cinste dişi ve erkeğin DNA’ları, bir fermuarı kapattığınızda dişler nasıl karşılıklı olarak birbirlerine geçerlerse, o şekilde uyumlu olarak birleşirler. İnsanlarda 23 çift kromozom vardır. Örneğin 15 veya daha farklı sayıda kromozoma sahip bir hayvanı döllediğinde, meydana gelen orantısızlıktan, ortaya çıkacak hücre anormal bir yapıda olur ve gelişimine bile başlayamaz.

Şempanze ile insanın genetik yapıları yüzde 99 aynı olduğuna ve teorilere göre milyonlarca yıl evvelki ataları aynı olduğuna göre onlar arasında bir uyumun sağlanması gerekmez mi?

Bilim insanlarına göre bu yüzde 99 benzerlik sadece proteinlerin mukayesesinden ortaya çıkıyor, yoksa DNA dizilişinin uyumu anlamına gelmiyor. İnsan sağlığı için DNA haritasını çıkarmada son aşamaya gelinmiştir ama tüm bu bilgiler, tekrar insan sağlığı için tıp alanında kullanılacaktır. Yani ileride mitolojide olduğu gibi insan başlı, hayvan vücutlu veya tersi yaratıklar ortalarda dolaşmayacaklardır. Buna en azından ahlaki bakımdan toplumun baskısı müsaade etmeyecektir.

Madem iki ayrı cinsin birleşmesinden yavru olmuyor, o halde at ile eşek birleşince nasıl katır doğabiliyor? Bir kere bu istisnai bir durum ve at ile eşeğin DNA yapıları insan ve diğer hayvanlar arasındakilere kıyasla birbirlerine çok yakın. Bunda bile sonuç üreme açısından sağlıklı olamıyor.

Katırın annesi at, babası eşektir. Katırlar erkek veya dişi olabilirler ama doğuştan kısırdırlar, üreyemezler. Çok ender de olsa bazı dişi katırların doğum yaptıkları görülmüştür ama erkekleri kesinlikle kısırdır. Bu nedenle katır elde etmek için her seferinde ata ve eşeğe ihtiyaç vardır.

Katırlar kuvvetli, dayanıklı ve kanaaatkardırlar. Biraz huysuz ve inatçı olmalarının nedeni bu özel durumları olabilir. Aslında uygun ortam bulduklarında erkek at (aygır) ile dişi eşek de birleşiyor. Bu ilişkiden doğan çocuklara ‘Bardo’ (veya ester) deniliyor. Bunlar öbürleri kadar dayanıklı olmadıklarından daha seyrek yetiştiriliyorlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yüzümüz kişiliğimizin aynasıdır. Duygularımızı, düşüncelerimizi yansıtır. Yüzümüz sayesinde birbirimizi tanır, bir kimsenin yaşını hatta hangi coğrafyadan olduğunu tahmin edebiliriz. Çocuklar konuşmada olduğu gibi insan yüzlerini ayırt etmeyi de sonradan öğrenirler.

Yetişkinler ise başka ırktan olan kişileri tanıyıp ayırt etmekte zorluk çekerler. Beyaz ırka göre tüm Japonların birbirlerine benzemesi gibi. Oysa aynı milletten olanların hatta dışa kapalı bir toplumda yetişmiş olanların bile yüzleri birbirlerinden çok farklıdır. Bu özellik sayesinde insanlar birbirlerini tanımayı başarırlar.

Bildiğimiz, gördüğümüz kişilerin bırakın şimdiki yüzlerini görür görmez tanımayı, o kişiye ait çocukluk fotoğrafını bile ilk gördüğümüzde, ona ait olduğunu çıkartabiliriz. Tüm insanların yüzlerinde aynı organlar var, kaş, göz, ağız, kulak, burun, vb. Beynimiz nasıl oluyor da bu organların insandan insana değişen ve her insana değişik ve kişisel bir yüz ifadesi veren bu çok küçük farkları tespit edebiliyor?

Yüzün hangi bölümünün kişiyi tanımada daha önemli bir rol oynadığı sorusu kesin bir cevap bulabilmiş değildir. İnsanların karşısındakileri tanımak için yüzün tamamına bir göz atması yeterlidir.

Karşımızdaki yüzü beynimizin algılaması ve tanıması bir kaç kademeden sonra oluyor. Önce yüzden yansıyan ışık gözümüze giriyor, yani aydınlık ortam şart. Beyin önce açık ve koyu renkli noktalan, sonra da renkleri tespit ediyor. Daha sonra da her şeklin köşelerini kontrol ediyor. Bütün bunlar çok süratli oluyor ama bir anda değil. Bu yüksek seviyede tespitte asıl şaşırtıcı olan bunu beynimizin çok küçük ve sırf bu işle görevlendirilmiş bir kısmının yapmasıdır.

Beynimizin bu minik kısmı yüz görüntüsünü tespit ettikten sonra hafıza ile kontrol ederek, kime ait olduğunu bize hatırlatıyor. Tüm bu kademelerin sırrı henüz çözülebilmiş değildir. Günümüzde en gelişmiş bilgisayarların bile halen başaramadığı bu işlem en çok bilgisayarlarla ilgili araştırma yapan bilim insanlarının ilgisini çekmektedir.

Hayvanlar insanları çoğunlukla kokularından ayırt ederlerken insan beyninin yüzleri hafızaya alma ve zamanı gelince karşılaştırmalı değerlendirme için geliştirdiği mekanizma gerçekten çok şaşırtıcıdır.

İnsan beyninin bu görüntü hafızası ile bilgisayarlar arasında çok önemli bir fark vardır. Bilgisayarlar yazı ve numaraları hafızalarına daha kolay alırlarken resimler hafızada daha çok yer kaplarlar. İnsan beyninde ise durum bunun tam tersidir. Bu nedenle beynin resim hafıza kapasitesi çok geniştir.

Beynin bir yüzü tanıyabilmesi için bazen de ilave bilgiler gerekir. İlk bakışta tanınamayan bir kişi hakkında geçmişi ile ilgili biraz bilgi verildiğinde hemen akla gelebilir. Bütün bu müthiş meziyetine rağmen beynimiz, insan isimlerini hatırlamada bu kadar başarılı değildir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) muhtelif mezhepler arasında vuku bulan, mezheplerarası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karşılıklı dayanışma. interdependent (s.) bir birine bağlı olan. interdependently (z.) birbirine dayanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kendi memleketinin kaybettiği toprakları geri isteyen kimse. irredentism (i.) böyle bir kimsenin doktrini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basing on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Dayanarak, güvenerek, itimâtla: Filânın himâyesine istinâden buna cür’et ediyor; affınıza istinaden. 2. .Senet ve delil sayarak: Nâbî’nin bir beytine istinâden bu kelimenin yerinde kullanıldığını iddia ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

referring to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

based on. relying on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

based on. supported by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ استنادا] dayanarak. 2.güvenerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İstişhâd süreliyle, şâhit getirerek, şâhit göstererek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استطرادا] sırası gelmişken.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Güvenerek, dayanarak, istinat ve emniyet ederek, inanarak: Sizin sözünüze İtimâden bu işe teşebbüs ettim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتمادا] güvenerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benefactor. beneficent. patronizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hukuk ilmi; düstur. jurisprudent s. hukuk uzmanı. jurispruden'tial s. hukuk ilmine ait; hukukla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high water. high tide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of the sort of. something like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Giysilerde düğmelerin kullanılmaya başlandığı ilk zamanlarda, düğmeler hem çabuk kırılabiliyordu, hem de herkesin almayacağı kadar pahalı idi. Zengin kadınlar da, uzun elbiselerini ancak hizmetçilerinin yardımı ile giyebiliyorlardı. Hizmetçiler ise hanımlarının karşısında, onların düğmelerini, sağ ellerini kullanarak daha hızlı ilikleyebiliyorlardı Bu nedenle, terziler dügmeleri hizmetçilerin sağına, hanımların ise soluna gelecek şekilde diker oldular.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congenial. kindred. sport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kindred spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Oturarak, oturduğu yerde: Kaiden selâmını aldı; namazda kaiden okunacak dualar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stable equilibrium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unstable equilibrium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصدا] kasıtlı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Niyet ve meram ederek, isteyerek, Osm. bililtizâm: Kasden yaptığı anlaşıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatically. spontaneously. per se. of one's own accord. of oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic. of one's own accord. automatically. by oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of one's own accord. ex mero motu. naturally. per se. without preoccupation. unprompted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parthenogenesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parthenogenesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enchant. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecstasy. trance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecstasy. rapture. trance. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kuyruklarını bırakma yöntemi, kertenkelelerin bir savunma yöntemidir. Başka bir hayvan kendilerine saldırdığında, kertenkele kuyruğunu bırakır. Vücudundan ayrılan kuyruk, kasların kasılmasıyla bir süre yerde oynamaya devam eder. Saldıran hayvanın dikkati bu yöne kaydığından, kertenkele hızla oradan uzaklaşır.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Köpekler, çevrelerine yakın yerlere, ihtiyaçları olacak yiyecekleri gömerek, besinlerini depolarlar. Bu, insanlar tarafından istifçilik veya besin depolama olarak adlandırılır. Ev hayvanları arasında sadece köpekler, kemiklerini gömmeye eğilimi olan hayvanlardır. Vahşi hayatta yaşayan kurtlar, yakaladıkları küçük avları, daha sonra kullanmak üzere gömerler. Evcil köpekler ise kemiklerini gömdükten sonra onunla ilgilenmez, yani daha sonra çıkarıp, kullanmaz ve unuturlar. Evde yaşayan köpekler de gıdalarını koltuk araları, halı veya elbiselerin altına vs. saklar ve koku yardımıyla tesadüfen bulmazlarsa, unuturlar. Demek oluyor ki, evcil köpekler gömme işlemini besin ihtiyaçlarını garanti altına almak için yapmamaktadırlar. Bu, tamamen vahşi hayattan kalma bir içgüdüdür.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blindly. at random. at a venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Resimlerin daha küçük bir boyuta küçültülmesini sağlar. Resimlerin e-posta ile gönderilmesi ya da daha verimli biçimde saklanması için idealdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Dağ gibi bedenli, iri yapılı, büyük vücutlu, azman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Girit’te yetişen bir cins çalının zamkı ki, saç ve kaş boyamaya yarayan siyah bir mâcun çıkarılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labdanum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to load , loading , to bootstrap , to charge , to download , boutique , premise , premises , shop , store , joint , business , downloading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cistus): Ladengiller familyasından; İç Anadolu ve sahil bölgelerinde yetişen, kış aylarında yaprak dökmeyen, yeşil bodur bir çalıdır. Yaprakları karşılıklı dizilmiştir. Çiçekleri büyük, beyaz veya pembe renklidir. Meyveleri kapsüldür. İçeriğinde Ladan denilen zamk vardır. Kullanıldığı yerler: Balgam söktürür. Nezleyi keser. Dizanteride faydalıdır. Parfümeride kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kurşundan, kurşun; kurşun renginde, kurşuni; ağır kurşun gibi; ağırlık veren; kasvetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

içi ve dışı metalle kaplanmış olup elektrik toplanması için kullanılan cam kavanoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ıhlamur ağacı, bot. Tilia europaea. linden tea ıhlamur, ıhlamur çiçeğinden yapılan çay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., huk. bir davanın sonuna kadar dava mevzuu eşyanın mahkemenin kontrolu altında bulunması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yükselmek veya yükseltmek (ses).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. delirtmek; delirmek; sinirlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çıldırtıcı, delirtici; sinirlendirici, can sıkıcı. maddeningly z. çıldırtırcasına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metal. mineral. mine. diggings. ore. quarry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metal. mine. gold mine. mineral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metal. mine. mineral. rich source. gold mine. minepit. metallic. metalline. ore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maggots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallurgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallurgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mine ore. mineral ore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mine ore. mineral ore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral lode / vein / deposit / lead / squat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral lode / vein / deposit / lead / squat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ore. mineral head. metalliferous ore. pulp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ore. mineral head. metalliferous ore. pulp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metal worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black diamond. stone-coal. mineral of coal. pitcoal. black coal. fossil coal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black diamond. stone-coal. mineral of coal. pitcoal. black coal. fossil coal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mine shaft. pit head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mine. pit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mineral deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (C. mattin) (Ar. doğrusu: mâdin). 1. Toprağın içinden çıkan, eritilip dökülmek veya ısıtılıp dövülmekle çeşitli şekillere girip Alet ve edevat imaline yarayan cisimlerin her biri: Demir, bakır, kalay, kurşun, gümüş, altın en tanınmış madenlerdendir. 2. (kimya) Gelişmesi olmayan cisim, cevher. 3. Bir madenin veya bir çeşit taş, toprak ve başka şeylerin bulunduğu ve çıktığı yer, maden filizler bulunan yer, ocak: Ural dağlarında gümüş ve altın madenleri verdir. Mermer, alçı, kömür madeni. 4. Altın ve gümüşten başka olan maden: Gümüş değil madendir. 5. Maden veya eski maden, has porselen, çini gibi şeyler: Çin, Saksonya madenleri, onda çok eski madenler vardır. 6. mec. Bir meziyet ve faziletin kaynağı olan kişi, o meziyet ve faziletle vasıflı insan: Ol mâden-i ilm-ü hayâ. Kendisinde çok değerli şey bulunan, define, hazine: Herif madeni Bu, kütüphane değil maden! (Türkçe sıfat) 1. Madenden yapılmış: Maden tabak. 2. Gümüş ve altından başka olarak basit veya mürekkep bir madenden yapılmış: Maden madalya, (kimya) Şibih maden = Yarı maden. Maden vasfı taşımayan, fakat kimyaca madenler arasında sayılan bazı basit cisimler, Fr. mitalojide. Îlm-i maâdin = Madenlerin çeşit, cins ve durumlarından bahseden ilim, Fr. miniralogie. Imâl-i maâdin = Madenlerin işletilmesi ilim ve san’atı, Fr. mitalurgie. Maden suyu = İçinde tabiî olarak erimiş bir maden bulunan su. Maden kömürü = Pek eski zamanlardan toprağın altında kalıp yanabilir taş haline geçmiş olan ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yerden maden çıkaran, bir maden ocağını işleyen veya bu işlerde kullanılan adam. Madenci feneri = Madencilerin kullandığı özel fener.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coal miner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miner. mine owner. mine expert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miner. mining expert. mine owner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallurgy. mining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mining. the work of a miner. mining expert or mine owner. business corporation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Madencilik çalışmalarının sonucunda, bitki örtüsünü ve su kaynaklarını kirletici etkiye sahip materyel, özellikle kaya ve maden artıkları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mâdeniyye). 1. Madene ait veya madenden yapılmış: Madenî cisim, mevâdd-ı mâdeniyye. 2. Maden ilmine ait, Fr. min6ralogique. (i. A. c.). Mâdeniyyûn = İlm-i maâdin mütehassısı: Mâdeniyyûnun fikrince.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallic. mineral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallic. metal. mineral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metallic. metal. mineral. pertaining to minerals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Madenden yapılmış nefesli sazlar ki, tahta nefeslilerin zıddıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coin. coinage. piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coinage. metallic money. metal currencies. coins. coin. metallic currency. coined money. hard cash / money. bean. fractional coins. hard money. piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lube oil. mineral / rocl oil. naphta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lube oil. mineral / rocl oil. naphta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Madene ait maden sayılan şeyler, gelişmesi olmayan cisimler, Ar. cemâdât.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معدنيات] madencilik bilimi, mineraloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). I. Maden gibi olan. 2. (kimya) Madenlerin bütün ortak vasıflarını haiz olmayan elemanların genel adı, Osm. şibih maden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. genç kız, evlenmemiş kız; s. evlenmemiş, bekâr; tecrübesiz, bakir, yeni, taze; masum, nezih; ilk. maiden effort ilk teşebbüs. maiden name evli kadının bekarlık soyadı. maiden over kriket oyununda sayı kaydedilmeyen devre. maidenly s. kız gibi;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

baldırıkara, bot. Adiantum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bikir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızlık, erdenlik, bakirelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «medîne» den imen.) (mü. medeniyye). 1. Şehirli, bir şehir ve kasaba ahalisinden bulunan. 2. Göçebe veya vahşî olmayan, belirli bir kültüre erişmiş: Medenî bir adam, medenî milletler. Bir şehir ahalisine ve umumiyetle bütün devlet sathına ait olan: Medenî hukuk. 4.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مدنی] şehirli. 2.uygar. 3.görgülü. 4.Medineli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Medine’ye mensup, şehirli, şehir halkından olan. 2.Bir memleketle ilgili olan. 3.Terbiyeli, görgülü, nazik. Daha çok lakab olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Medenî hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uygarlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEDENİYYET) (i. A ). Medenî olma, belirli bir kültür çevresi teşkil etme: ilkçağ medeniyetleri, Avrupa medeniyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civilization. culture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civilization. civilization uygarlık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncivilized. low.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدنيت] uygarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yağı çıkarılan ve eti gübre olarak kullanılan ringa cinsinden bir balık, zool. Brevoortia tyrannus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Duvara dayanmış bir merdiven görürseniz altından geçmeyin, etrafından dolanın. Çünkü o merdivenin tepesinde ya bir tamirci, ya bir boyacı ya da camları silen biri olabilir. Yani başınıza bir çekiç, su kovası, boya kutusu, hatta bir adamın düşme olasılığı yüksektir. Merdiven altından geçmenin uğursuzluk getireceği inancı gerçekten batıl inançlar içinde en azından bir işe yarayan tek inançtır. Ancak inancın kökeninde pratikteki faydası ile ilgili olmayan farklı şeyler yatmaktadır.

Duvara dayanan bir merdiven, duvar ile arasında bir üçgen oluşturur. Bu, bir çok kültürde tanrıların kutsal üçgeni olarak bilinir. Örneğin piramitlerin kenarlarının üçgen olması da bu inanca dayanır. Bir üçgenin içinden geçmek de, bir kutsal yere meydan okumak anlamına gelebilir.

Eski Mısırlılar için zaten merdivenin kendisi iyi şansın sembolü idi. Merdiven olmasaydı, Güneş Tanrısı Osiris’i karanlıkların ruhundaki hapis hayatından kurtarmak mümkün olamayacaktı. Ayrıca merdiven tanrıların katına tırmanmak için de şekilsel bir semboldü. Günümüzde açılan bu antik mezarlarda ölünün cennete tırmanması için yanma konulmuş bulunan merdivenlere rastlanmaktadır.

Asırlar sonra birçok batıl inançta olduğu gibi Hıristiyanlık bu inancı da Hz. İsa’nın ölüm şekline adapte etti. Çarmıha dayalı merdiven kötülüğün, hıyanetin ve ölümün sembolü oldu. İnsanlar, merdivenin altından geçmekle bütün bu kötü geleceklerle karşılaşabileceklerine inandırıldılar.

17. yüzyılda İngiltere ve Fransa’da suçlular darağacına götürülmeden önce bir merdivenin altından geçiriliyorlardı. Tabii yanında olanlar merdivenin etrafından dolanıyordu.

Değişik kültürler bu uğursuzluğa karşı bazı panzehirler geliştirdiler. Mesela bir merdivenin altından yanlışlıkla veya zorda kalarak geçen kişiler için Romalıların panzehiri yumruktu. O kişiler orta yani en uzun parmaklarını gerip diğer parmaklarını yumruk gibi yaparlar ve geçtikten sonra merdivene doğru sallarlardı. Bizde, Türkiye’de böyle bir adet yoktur ama Amerikan filmlerinde karşısındakine bu hareketi yaparak küfür veya hakaret edildiği sıkça görülür. Bunun kökeni de işte bu Roma panzehiridir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., leh. mezbele, gübrelik, çöp yığını. kitchen midden antro. içinde insan ve hayvan kemikleri ile taş aletler bulunan tarihöncesinden kalma çöp yığını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Senbolü Mo, yoğunluğu 9,01 olan gümüş beyazlığında bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. molibden. molybdenite i., min. doğal molibden disülfidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of the smart set. society. fashionable and pleasure-loving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. melodi süslemelerinden biri, mordan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [معاهده نامه] antlaşma metni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Yeni olarak, yeni ölmek üzere, baştan, tamir suretiyle olmayarak: O köşkü yıkıp müceddeden yaptılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ebede kadar, sonsuz: Müebbeden bahtiyar olsunlar’. 2. Ömrü oldukça, ömrünün sonuna kadar: Müebbeden hapse mahkûmdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.« haden » den). Barışma, anlaşma, uyuşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hedn» den). Dostluk, sadakat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). I. Yalnız, tek ve ayrı olarak, kendi kendine: Bahçıvan, bir kulübeye çekilmiş münferiden yaşıyor. 2. Ayrı ayrı, birer birer, zıddı: müetemian.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

severally. individually. personally. in person. separately. apart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dayanarak, güvenerek, istinaden: Elinde bulunan bazı evraka müsteniden dava açtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

based on the. relying on. banking on. using sth as a guideline or guidance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مطردا] biteviye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «denv ve denâet» ten if.). Gerileyen, geri giden, aşağılayan, zıddı: müterakki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Bir sıra ve tertip üzere, bir düziye, intizamla, ittirâd üzere: Dünya muttariden döner.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birlikte, beraber olarak, birden: Müttehiden hareket ettiler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مؤبدا] ömür boyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستندا] dayanarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Para olarak, para hâlinde. 2. Peşin, elden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقدا] peşin olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nar, erik, elma, kızılcık gibi bazı meyvelerden çıkarılan ekşi pekmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

why. what for. causatively. forwhy. whence. wherefore. wherefrom. wherefrom. reason. cause. occasion. ground. case. inducement. motive. point. rise. room. wherefore. seeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

why. what for. causatively. forwhy. whence. wherefore. wherefrom. reason. cause. occasion. ground. case. inducement. motive. point. rise. room. seeds. grounds. matter. motivation. score. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cause. reason. why ? what for ? For what reason. causa. parent. peg. subject. wherefore. why.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sadece uykumuz gelince mi esneriz? Esneme bulaşıcı mıdır? Aslında esnemenin ve fizyolojisinin ardında yatan gerçek hala tam olarak bilinememektedir.

Önceleri esneme, insanın yorgun olduğu zamanlarda kandaki oksijen miktarını artırmak için vücudun yaptığı bir solunum sistemi refleksi olarak düşünülüyordu. Yapılan deneylerin sonucunda, esnemenin, solunum olayına kısa bir destek verdiği, ancak onun önemli bir fonksiyonu olmadığı tespit edilmiştir.

Hem burnumuzla, hem de ağzımızla nefes alabilmemize rağmen, kapalı ağızla esnemek mümkün değildir. En çok ve sık esnemenin olduğu zaman, sabah uykudan kalkma vaktidir. Ortalama bir esneme 6 saniye sürer.

Sadece insanlar değil, kediler, kuşlar, fareler ve birçok canlı türü de esner. Ancak farklı türlerdeki bu davranış biçimi, aynı fonksiyona yönelik olabilir mi? Örneğin insanların gülme olarak yaptığı yüzdeki kas hareketi diğer bazı canlılarda korkunun ifadesi olabilmektedir.

Yapılan araştırmalarda, hayvanların daha çok dikkat gerektiren bir olayı karşılama sırasında esnedikleri, insanların ise, tersine dış uyarılarda azalma olduğunda esnedikleri saptanmıştır.

Derslerde canı sıkılan öğrencilerin değil de, canı sıkıldığı halde uyumamaya çalışanların daha çok esnedikleri gözlemlenmiştir. Bir diğer görüşe göre de, sınava girecek bir öğrencinin veya yarışa girecek bir atletin çok esnemesinin sebebi, organizmanın kendini sakinleştirmesidir.

Esneme de gülme gibi bulaşıcıdır. Esneyen kişinin yüz hatlarında meydana gelen şekillenmenin, diğer insanlar üzerinde esnemeyi teşvik edici bir etki uyandırdığı tahmin ediliyor. Yani nasıl yemek yiyen bir insanı görünce acıkırsak, onun gibi bir şey.

Esnemenin bulaşıcı olduğunu ileri süren bir görüşe göre ise ilk insanlardan kalma bir davranış olarak esnemekteyiz. İlkel atalarımız akşamları ateşin etrafında topluca otururken grubun lideri tüm dişlerini göstererek esner, oturumu kapatır, artık gecenin başladığı, herkesin sabaha kadar yatması ve hareket etmemesi gerektiği sinyalini verirdi. Grubun diğer üyeleri de esneyerek görüş birliği içinde olduklarını beyan ederlerdi.

Günümüzde bu iş için daha karışık teknolojiler kullanılıyor. Baba televizyonu uzaktan kumanda ile kapatıp koltuğundan kalkıyor. Bu nedenle günümüzde esnemenin hiçbir faydası görülmemektedir ve önümüzdeki bir milyon yıl içinde ortadan kalkacağı sanılmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sadece uykumuz gelince mi esneriz? Esneme bulaşıcı mıdır? Aslında esnemenin ve fizyolojisinin ardında yatan gerçek hala tam olarak bilinmemektedir.

Önceleri esneme, insanın yorgun olduğu zamanlarda kandaki oksijen miktarını artırmak için vücudun yaptığı bir solunum sistemi refleksi olarak düşünülüyordu. Yapılan deneylerin sonucunda, esnemenin, solunum olayına kısa bir destek verdiği, ancak onun önemli bir fonksiyonu olmadığı tespit edilmiştir.

Hem burnumuzla, hem de ağzımızla nefes alabilmemize rağmen, kapalı ağızla esnemek mümkün değildir. En çok ve sık esnemenin olduğu zaman, sabah uykudan kalkma vaktidir. Ortalama bir esneme altı saniye sürer.

Sadece insanlar değil, kediler, kuşlar, fareler ve birçok canlı türü de esner. Ancak farklı türlerdeki bu davranış biçimi, aynı fonksiyona yönelik olabilir mi? Örneğin insanların gülme olarak yaptığı yüzdeki kas hareketi diğer bazı canlılarda korkunun ifadesi olabilmektedir.

Yapılan araştırmalarda, hayvanların daha çok dikkat gerektiren bir olayı karşılama sırasında esnedikleri, insanların ise, tersine dış uyarılarda azalma olduğunda esnedikleri saptanmıştır.

Derslerde canı sıkılan öğrencilerin değil de, canı sıkıldığı halde uyumamaya çalışanların daha çok esnedikleri gözlemlenmiştir. Bir diğer görüşe göre de, sınava girecek bir öğrencinin veya yarışa girecek bir atletin çok esnemesinin sebebi, organizmanın kendini sakinleştirmesidir.

Esneme de gülme gibi bulaşıcıdır. Esneyen kişinin yüz hatlarında meydana gelen şekillenmenin, diğer insanlar üzerinde esnemeyi teşvik edici bir etki uyandırdığı tahmin ediliyor. Yani nasıl yemek yiyen bir insanı görünce acıkırsak, onun gibi bir şey.

Esnemenin bulaşıcı olduğunu ileri süren bir görüşe göre ise ilk insanlardan kalma bir davranış olarak esnemekteyiz. İlkel atalarımız akşamları ateşin etrafında topluca otururken grubun lideri tüm dişlerini göstererek esner, oturumu kapatır, artık gecenin başladığı, herkesin sabaha kadar yatması ve hareket etmemesi gerektiği sinyalini verirdi. Grubun diğer üyeleri de esneyerek görüş birliği içinde olduklarını beyan ederlerdi.

Günümüzde bu iş için daha karışık teknolojiler kullanılıyor. Baba televizyonu uzaktan kumanda ile kapatıp koltuğundan kalkıyor. Bu nedenle günümüzde esnemenin hiçbir faydası görülmemektedir ve önümüzdeki bir milyon yıl içinde ortadan kalkacağı sanılmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yiyeceği tuzlamak insanlık tarihinde bilinen en eski koruma metodur. Arkeolojik kazılarda bu usulün taş devrinde bile bilindiğine dair bulgular edilmiş, hatta Çin’de M.Ö. 2000 yıllarına kadar dayanan kayıtlar bulunmuştur. Romalılar eti, zeytini, karidesi, balığı, ve peyniri tuzlayarak saklıyorlardı. Eski Mısır’da ölülerin vücutları bozulmamaları için tuzla kaplanıyordu.

Tuz suyu çok seven bir kimyasaldır. Yiyecekti suyu emerek, bakterilerin gelişmek için muhtaç oldukları nemli ortamı ortadan kaldırır, ve bakterilerin yiyeceği bozmalarıı önler. Tuz aynı zamanda bu bakterileri de kendisi doğrudan öldürür. Günümüzde eti muhafaza etmek için, tuza kuvvetli bir bakteri düşmanı olan “potasyum nitrat” da eklenmektedir.

Aslında tuzlama bir tür pişirmedir. Et ve balığı tuzladığımızda aynen onları pişirmişiz gibi bir kimyasal reaksiyon oluşur (lakerdayı hatırlayın). Tuzlanan ette proteinler gevşer, çözünür ki bu et ısıtıldığında olan olay ile aynıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yükseklik korkusu, genellikle düşmekten korkma ya da boşluktan tedirgin olma diye bilinir.

Ama tam da böyle değildir. Bu, esasında bir denge sorunudur.

İnsanın dengesi birkaç unsur tarafından belirlenir. Görme, dokunma ve duyma. Olağan hareketler sırasında, bütün bu unsurlar kesişir.

Ama olağan dışı bir harekette, değişik sinirler tarafından bu hareketle ilgili olarak beyne yollanan bilgiler çelişki yaratır. Beyin bunları yorumlamakta zorlanır. Deyim yerindeyse beynin “kafasi karışır”.

İşte insan çok yüksek bir yerde durduğu zaman, böyle bir karışıklık meydana gelir.

Aşağı bakan göz, yerin uzaklığını saptayamaz ve beyne kesin bilgi yollayamaz. Halbuki, ayaklar sert bir şeyin üstünde durdukları için “yere dokunuyorum” mesajını verir. Bu iki farklı bilgi beyinde çelişki yaratır ve beyin, vücudun pozisyonunu netleştiremez.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bound. because of. owing to. for. wherefore. in consequence of. by virtue of. because of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for. from. through. with. because. because of. due to. owing to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by reason of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilinmeyen bir sebep dolayısiyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somehow. for some reason or other. someway. for some reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for some reason or other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causal. casual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causality. causation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principle of causality. law of causation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causeless. innocent of reason. unsubstantiated. gratuitous. causelessly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. groundless. pathological. unreasoning. unwarranted. wanton. causeless. without a reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without cause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: NEREDEN) (bk.) Nere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: NEREDEN) (bk.) Nere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from where. where. whence. wherefrom. how. wherefrom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whence. where. from where. from what place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from where. whence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from generation to generation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Vücudumuzda yaşantımız boyunca hiç durmadan çalışan bir kasımız vardır. Yani tek bir kastan oluşan kalbimiz. Kalbimiz nefes ile alınan oksijeni akciğerlerimizde alan kanı vücudumuzun her noktasına pompalar. Bir dakikalık sürede ciğerlerin aldığı hava ile kalbin pompaladığı kan aynı hacimde, yaklaşık 6 litredir. Gerilim halinde ciğerlerin alıp verdiği hava, kalbin kan kapasitesini aşar. Peki nasıl oluyor da bu kan insandan insana farklı oluyor ve hatta birbirleri ile hiç uyuşmuyor?

İnsanların kan grupları doğmalarından önce genetik olarak saptanmıştır. Kanımızda yabancı maddeleri, mikropları tespit edip bunlarla savaşan hücrelerimiz, yani kırmızı kan hücreleri, bir diğer deyişle alyuvarlar vardır. Bu alyuvarlar sadece 120 gün yaşarlar. Bu nedenle vücudumuzda devamlı alyuvar üretilir. Ortalama bir yaşam süresi boyunca, insan vücudunda yarım tondan fazla alyuvar üretilir. Bu alyuvarların yüzeylerinde ‘antigen’ denilen proteinler ve lipidler vardır. İşte bu antigenlerin varlığı veya yokluğu kan gruplarını tayin eder.

Aslında bilinen 300 kan grubu vardır ama AB 0 adı verilen en yaygın gruplama sistemi, ebeveynlerden miras alınan A ve B adı verilen iki antigenin varlığı veya yokluğu üzerine kurulmuştur. Bu sistemi ilk olarak 1902 yılında Avusturya kökenli ABD’li bilimci Kari Landsteiner ortaya çıkarmıştır.

Bu gruplamada kanlar A, B, AB ve 0 (sıfır) olmak üzere dörde ayrılırlar. İnsanın dışındaki hayvanların da farklı kan grupları vardır. Örneğin, domuzlarda 16, ineklerde 12, köpeklerde 7, kedilerde ise 2 farklı kan gurubu tespit edilmiştir.

Bu gruplamada bazıları birbirleri ile uyumlu olabilir ve diğer gruptan kan alabilir veya verebilir. Uyumsuz gruplarda ise karşı tarafın savunmacı antigenleri gelenleri dost bilmeyip savaş açarak kanda pıhtılaşmaya, böbrek rahatsızlıklarına hatta ölüme sebep olabilirler. Şimdi kim kimden kan alabilir, kim kime kan verebilir ona bakalım.

Kan grubu => Kanın alınabileceği grup => Kanın verilebileceği grup

A => A, 0 => A, AB B => B, 0 => B, AB AB => A, B, AB, 0 => AB 0 => 0 => A, B, AB, 0

Görüldüğü gibi AB grubu herkesten kan alabilmekte, 0 grubu ise herkese kan verebilmektedir. Savaş gibi kan ihtiyacının yoğun, test zamanının az olduğu zamanlarda, kan bankasında mümkün olduğu kadar çok sıfır grubu kan depolanır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Vücudumuzda yaşantımız boyunca hiç durmadan çalışan bir kasımız vardır. Yani tek bir kastan oluşan kalbimiz. Kalbimiz nefes ile alınan oksijeni akciğerlerimizde alan kanı vücudumuzun her noktasına pompalar. Bir dakikalık sürede ciğerlerin aldığı hava ile kalbin pompaladığı kan aynı hacimde, yaklaşık altı litredir. Gerilim halinde ciğerlerin alıp verdiği hava, kalbin kan kapasitesini aşar. Peki nasıl oluyor da bu kan insandan insana farklı oluyor ve hatta birbirleri ile hiç uyuşmuyor?

İnsanların kan grupları doğmalarından önce genetik olarak saptanmıştır. Kanımızda yabancı maddeleri, mikropları tespit edip bunlarla savaşan hücrelerimiz, yani kırmızı kan hücreleri, bir diğer deyişle alyuvarlar vardır. Bu alyuvarlar sadece 120 gün yaşarlar. Bu nedenle vücudumuzda devamlı alyuvarlar üretilir. Ortalama bir yaşam süreci boyunca, insan vücudunda yarım tondan fazla alyuvar üretilir. Bu alyuvarların yüzeylerinde “antigen” denilen proteinler ve lipidler vardır. İşte bu antigenlerin varlığı veya yokluğu kan gruplarını tayin eder.

Aslında bilinen üç yüz kan grubu vardır ama AB0 adı verilen en yaygın gruplama sistemi, ebeveynlerden miras alınan A ve B adı verilen iki antigenin varlığı veya yokluğu üzerine kurulmuştur. Bu sistemi ilk olarak 1902 yılında Avusturya kökenli ABD’li bilimci Karl Landsteiner ortaya çıkarmıştır.

Bu gruplamada kanlar A, B, AB ve 0(sıfır) olmak üzere dörde ayrılırlar. İnsanın dışındaki hayvanların da farklı kan grupları vardır. Örneğin, domuzlarda 16, ineklerde 12, köpeklerde 7, kedilerde ise 2 farklı kan grubu tespit edilmiştir.

Bu gruplamada bazıları birbileri ile uyumlu olabilir ve diğer gruptan kan alabilir veya verebilir. Uyumsuz gruplarda ise karşı tarafın savunmacı antigenleri gelenleri dost bilmeyip savaş açarak kanda pıhtılaşmaya, böbrek rahatsızlıklarına hatta ölüme sebep olabilirler. İimdi kim kimden kan alabilir, kim kime kan verebilir ona bakalım.

Görüldüğü gibi AB grubu herkesten kan alabilmekte, 0 grubu ise herkese kan verebilmektedir. Savaş gibi kan ihtiyacının yoğun, test zamanının az olduğu zamanlarda, kan bankasında mümkün olduğu kadar çok sıfır grubu kan depolanır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yapılan istatistik çalışmalarına göre dünya genelinde kadınlar erkeklerden daha uzun bir hayat süresine sahiptirler. Tarihte 60 - 70 yıl ve daha öncesine gidersek iki unsur öne çıkıyor: Savaşlarda ölenlerden dolayı azalan erkek nüfusu ve yalnız erkeklerin çalışabileceği yıpratıcı işlerden dolayı erkeklerin ömürlerinin kısalması.

Zamanımız için artık bu iki unsur da çok geçerli değil. Dünya savaşları dönemi bitti, yerel savaşlarda askerler kadar kadın ve çocuklar da ölüyor. Kadın ile erkek arasında iş güçlüğü kalmadı. Uzun yıllar aynı ortamda aynı işi yapanlar incelenmiş ve kadınların yine erkeklere göre daha uzun süre yaşadıkları tespit edilmiştir.

Aslında pek çok canlının dişisi erkeğine göre daha uzun ömürlüdür. Kadın vücudu zarif, yumuşak ve güzeldir. Erkeğin ki ise daha geniş, iri, bol kaslı ve kuvvetlidir. Bu nedenle erkek daha hızlı koşar, daha fazla ağırlık kaldırır yani fiziken daha güçlüdür.

Ancak zarafet ve çekiciliğin altında kadın büyük bir biyolojik üstünlük gizler. Dişiler daha anne karnında iken bile daha dayanıklıdırlar. Ceninlerde, erken doğumlarda, bebeklerde, kızların ölüm oranı erkeklere göre daha azdır. Büyüme çağında kızlar oğlanlardan daha çabuk gelişir ve belli bir yaşa kadar da daha çabuk büyürler.

Kadınların daha sağlıklı ve uzun ömürlü olma avantajlarının ardında insan türünün evrimsel devamlılığı ve gelişimi de vardır. İnsanlar oldukça yavaş ürerler. Kadınların gebeliği 9 ay gibi hayli uzun sürer ve sonucunda genellikle tek bir çocuk doğar. Neslin devamı için erkekten çok kadına iş düştüğünden, kadının verimlilik süresince birbiri ardına çocuk doğurabilmesi için kendisine doğa tarafından bu gizli güç ve dayanıklılık avantajı verilmiştir.

Günümüzdeki bilimsel araştırmalar üç noktada yoğunlaşıyor. İnsan dünyaya geldiği zaman hücrelerinde 23 çift kromozom taşır. Bunlardan yirmi üçüncüsü, yani cinsiyet kromozomu kadınlarda iki tane ‘X’ iken erkeklerde ‘XY’dir. ‘Y’ kromozomu ‘X’ den daha küçük olup, içindeki genler yüzde 3-6 daha azdır. Renk körlüğü, hemofili gibi hastalıklar sadece erkeklerde görülürken kadının fazla genleri bu hastalıkları önlemede rol oynar.

İkinci husus ise kadınların ‘estrojen’, erkeklerin ise ‘androjen’ diye bilinen cinsiyet hormonlarını daha fazla salgılamalarıdır. Estrojen hormonu kandaki yağ miktarını azaltmakta bu nedenle kadınlarda kalp ve damar hastalıkları daha az görülmektedir.

Kadınlarda üçüncü uzun ömür mekanizması, hemen her türlü bakteriyel enfeksiyonlara karşı dayanıklılıktır.

Bütün bunlara ek olarak kadınların uzun ömürlü olma oranları yıllar geçtikçe daha da artmakta, ortalama yaşam süresi uzadıkça kadın ile erkek ömrü süresi arasındaki fark daha da açılmaktadır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) görevli bulunduğu yerde oturmayan (kimse).; memleketi dışında yaşayan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) batı; (bh) batı yarıküresi, Asya'nın batısındaki üIkeler, özellikle Avrupa. occidental (s.), (i.) batıya ait, batısal, Avrupa ve Amerika'ya ait; (astr.) batı tarafındaki, batısında; (i.) batılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Tahsisat. Bir iş için ayrılan para. Örtülü ödenek = Osm. tahsîsât-ı mestûre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appropriation. fund. grant. allocation. allowance. grant-in-aid. award. supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocation. allotment. allowance. bounty. grant. appropriation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocation. appropriation. subsidy. allowance. personal allowance. annuity. consideration money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir borç veya ziyanın tediye ve ifa veyahut tazmin edilmesi: Bunun ödenmesi, ödenişi ne suretle olacaktır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ödenmek işi. (bk.) Ödeniş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defrayal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being paid. being paid for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Verilmek, Ar. tediye ve ifa olunmak: Bu, kolay ödenir bir borç değildir. 2. Bedeli verilmek, tazmin olunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be paid. to be paid for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outstanding amount. outstanding dept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

due. dues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paid. paid in. settled. paid up. paid-in. paid-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paid. liquidated. paid out. paid up. paid in. paid off. settled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Paid in Capital)

Esas sermaye sistemine tabi ortaklıklarda, ortaklarca taahhüt edilen sermayenin nakden ödenmiş kısmıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recompense. dues. subscription. monthly contribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dues. monthly contribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beforehand. before now. previously. aforetime. beforetime. ahead. in advance. already. afore. in anticipation. ere now. erstwhile. formerly. heretofore. onetime. pre-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

before. beforehand. formerly. initially. previously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in advance. beforehand. at first. in the beginning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advanced sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advanced sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

front-wheel drive. front wheel drive. front drive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

front-wheel drive. front wheel drive. front drive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discretionary fund. secret funds (government appropriation which is to be spent on a secret pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discretionary fund. secret funds (government appropriation which is to be spent on a secret pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. taşıyabileceğinden fazla yük yüklemek; fazla sıkıntı vermek, fazla sorumluluk yüklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendine fazla güvenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazlasıyle yüklenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Soyca temiz, köleliği olmayan, özgür. 2.Özle, özvar-lıkla, gerçekle ilgili. 3.Suların geçtiği yer, su geçidi. 4.Özsu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Küpe, tane, askı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özden (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-existence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Special

(Auditing)Menkul kıymetlerin halka arzı için kayda alınmak üzere Sermaye Piyasası Kurulu’na başvuran veya Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında olup, birleşme, devir veya tasfiye durumunda bulunan anonim ortaklıklar ile aracı kurumlar ve yatırım ortaklıklarından Kurul’ca belirlenenlerin mali tablo ve raporlarının denetlenmesidir.


Finansal Terim by

Genel Bilgi

El parmaklarımızın her birinin uzunlukları değişiktir ve bu uzunluklar belirli bir sıra izlemezler. Genellikle üçüncü parmak en uzunu iken yüzük parmağımız işaret parmağımızdan daha uzundur. Ayaklarda ise başparmaktan başlayıp gittikçe kısalan bir dizi vardır. Bunların nedenleri, parmaklarımızın görevleri ve geçirdikleri evrim ile açıklanabilir.

Aslında bütün memeli hayvanların parmakları vardır. Evrim sürecinde bunların çoğunun sayılan ve şekilleri değişmiştir. Örneğin, atın sadece bir parmağı ve tırnağı kalmıştır.

Bir portakalı veya tenis topunu elimizde avcumuzun içine alacak şekilde tutarsak bütün parmakların uçlarının aynı hizada durduğunu görürüz. Aynı şekilde parmaklar yumruk yapacak şekilde katlanırsa hepsinin avuç içine bir hizada değdiği görülür.

Buradan da görülüyor ki parmaklarımız bir şeyi tutabilmek için ideal boyutlara sahiptirler. Evrim teorisyenleri, atalarımızın ağaç dallarına tutunabilmeleri ve dalların üzerlerindeki meyveleri rahatlıkla koparıp alabilmeleri için parmaklarımızın bu şekiller ve boyutlarda geliştiklerini söylüyorlar. Bir de işin pratik bir yönü var. Serçe parmağınızın en uzun parmak olduğunu düşünebiliyor musunuz? Her gün sağa sola çarpıp takılırlardı herhalde. Belki de bir kaç milyon yıl sonra gittikçe küçülecekler ve sonunda dört parmaklı kalacağız.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. asılı, sarkık, sarkan, muallak; askıda olan, muallaktaki, karar verilmemiş; gram. tamamlanmamış (cümle) . pendency i. sarkıklık, asılı olma. pendently z. asılı halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. huk. davası görülürken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. bingi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Penguenlerin tıpkı hacıyatmaz gibi sağa sola sallanarak yürümelerinin sebebini bilimadamları araştırdı. Ortaya ilginç bir sonuç çıktı. Kutuplarda yaşayan bu sevimli hayvanlar, enerji tasarrufu yapmak için sarkaç hareketiyle yürüyorlar. Colorado Üniversitesi’nden Timothy Griffin ve Rodger Kram, penguenleri San Diego kentindeki Deniz Dünyası Merkezi’nde aylarca süren bir incelemeye aldı ve ilginç bulgular elde etti.

İki bilimadamı, araştırmanın sonucunu şöyle açıkladı : “Aşırı kısa bacaklı olan penguenler, yana doğru adımlar atarak kaslarının daha az yorulmasını sağlıyor. Böylece her adımın sonunda bir sonraki adım için enerji depoluyor. Normal yürümüş olsalar, kendi heybetlerindeki bir hayvandan iki kat daha fazla enerji harcamaları gerekiyordu. İşte bunu keşfederek bu şekilde yürümeyi geliştirmişler.

Sadece yürümeye başlarken enerji harcıyorlar, bir de dururken....


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önce gelme; üstünlük; önce vaki olma, takad- düm. take precedence takaddüm etmek, başta gelmek. order of precedence kıdem sırası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önceki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emsal, numune, örnek; evvelce vaki olmuş ve tekrar vuku bulması hak veya adet olan şey; teamül, yapılageliş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başkanlık, reislik; başkanlık süresi; b.h. eskiden Hindistan'da en büyük üç eyaletten biri (Madras, Bombay ve Bengal).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başkan; baş, reis; şef, amir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başkanlığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tanrı inayeti, ilâhi takdir; basiret, sağgörü; vaktinde tedbir alma; b.h. Allah, Tanrı. provident s. ihtiyatlı, basiretli, tedbirli. providently z. ihtiyatla, tedbirli olarak; tam zamanında, tam yerinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Allahtan, Allahın lütfuna bağlı. providentially z. Allahtan; talihli olarak, kısmetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. basiretli, sağgörülü, akıllı, geleceği düşünen; açıkgöz, uyanık; tutumlu, hesabını bilir. prudence i. basiret, sağgörü, ihtiyat; açıkgözlük; akıl, sağduyu. prudently z. basiretle, ihtiyatla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basiretli, sağgörülü, sonunu düşünen, akıllı. prudentially z. basiretle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. utangaçlık, sıkılganlık, mahcupluk, tevazu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- da) anat. ferç; çoğ. edep yerleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kırmızılaştırmak, kırmızılaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to redeem. to redeem a pawn. to take out of pawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Renklerin insan davranışını ve psikolojisini önemli ölçüde etkilediği bugün kesinleşmiştir. Kanada’da bir okulda yapılan deneyde, odaların renk ve ışık düzenlerinin değiştirilmesi ile bazı öğrencilerin zeka düzeylerinin ve disiplin sorunlarının olumlu biçimde etkilendiği tespit edilmiştir. Ancak insan gözünün ışık ve rengi algılayan ağ tabakasının görme sinirleri vasıtasıyla bunu beyne ilettikten sonra beyinde nasıl fizyolojik etkiler yarattığını renkbilimciler henüz açıklayamıyor.

Aslında gözümüze gelen görüntü iki çeşit görme hücresi aracılığı ile taranır. Silindir veya çomak şeklinde olanlar ışığı, koni şeklinde olanlar ise rengi algılar. Gözümüzde 7 milyon konik ve 100 milyon kadar silindirik hücre vardır.

Renge duyarlı konik hücreler ağ tabakasının ortasında, ışığa duyarlı silindirik hücreler ise kenarında daha yoğundur. Bu nedenle gece gökyüzünde gözümüzün kenarından gördüğümüz bir yıldızı, ona doğrudan bakınca göremeyiz. Çünkü burada ışığa hassas silindirik hücreler daha az olduğundan görüntü kaybolur. Aynı şekilde gözümüzün kenarıyla baktığımız şekillerde renkler kaybolur.

Yapılan deneylerde, pembe renge bakan kişilerin rahatladıkları, kırmızı, turuncu ve sarı gibi sıcak renklere bakanlarda tansiyonun yükseldiği, nabzın ve solunumun hızlandığı, terlemenin çoğaldığı, mavi rengin ise tam tersi etki yarattığı belirlenmiştir.

Araştırmalar insanların en çok mavi rengi sevdiklerini, bunu kırmızı ve yeşilin takip ettiğini göstermektedir. Erkekler yeşil, deniz mavisi, turuncu ve koyu mor renkleri tercih ederken, kadınlar firuze yeşili, açık mavi, pembe gibi açık-uçuk renkleri, çocuklar ise mavi, kırmızı, yeşil, sarı ve turuncu gibi canlı renkleri daha çok sevmektedirler.

Bir binada sarı renge boyanmış bir tavan, odayı daha yüksek, sarı renkli duvarlar ise daha geniş gösterir. Kliniklerin sıcak renklere boyanması, beyaz rengin hastalarda yarattığı hüzün duygusunu azaltır. Ayaküstü hazır yiyecek satan dükkanların duvarları iştah açtıran portakal rengine boyanırken yarış arabalarında kırmızı veya turuncu-sarı renkler tercih edilir. Aslında bir renk olmayan, daha doğrusu renksizlik olan siyah da makam araçlarının klasik rengidir.

Kırmızı renk kan rengidir, asırlar boyu tehlikenin ve tahribatın simgesi olmuştur. Trafik ışıklarında ‘dur’ sinyali olarak kullanılmasının nedeni de budur. Ameliyathanelerde, bulaşan kan rengini belli etmeyeceği için mantıken kırmızı giysi kullanılması gerekirken, teskin edici mavi ve yeşil renkler tercih edilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Renklerin insan davranışını ve psikolojisini önemli ölçüde etkilediği bugün kesinleşmiştir. Kanada’da bir okulda yapılşan deneyde, odaların renk ve ışık düzenlerinin değiştirilmesi ile bazı öğrencilerin zeka düzeylerinin ve disiplin sorunlarının olumlu biçimde etkilendiği tespit edilmiştir. Ancak insan gözünün ışık ve rengi algılayan ağ tabakasını görme sinirleri vasıtasıyla bunu beyne ilettikten sonra beyinde nasıl fizyolojik etkiler yarattığını renkbilimciler henüz açıklayamıyor.

Aslında gözümüze gelen görüntü iki çeşit görme hücresi aracılığı ile tanınır. Silindir ve çomak şeklinde olanlar ışığı, koni şeklinde olanlar ise rengi algılarlar. Gözümüzde yedi milyon konik ve 100 milyon kadar silindirik hücre vardır.

Renge duyarlı konik hücreler ağ tabakasının ortasında, ışığa duyarlı silindirik hücreler ise kenarında daha yoğundur. Bu nedenle gece gökyüzünde gözümüzün kenarından gördüğümüz bir yıldızı, ona doğrudan bakınca göremeyiz. Çünkü burada ışığa hassas silindirik hücreler daha az olduğundan görüntü kaybolur. Aynı şekilde gözümüzün kenarıyla baktığımız şekillerde renkler kaybolur.

Yapılan deneylerde, pembe renge bakan kişilerin rahatladıkları, kırmızı, turuncu ve sarı gibi sıcak renklere bakanlarda tansiyonun yükseldiği, nabzın ve solunumun hızlandığı, terlemenin çoğaldığı, mavi rengin ise tam tersi etki yarattığı belirlenmiştir.

Araştırmalar insanların en çok mavi rengi sevdiklerini, bunu kırmızı ve yeşilin takip ettiğini göstermektedir. Erkeler yeşil, deniz mavisi, turuncu ve koyu mor renkleri tercih ederken, kadınlar firuze yeşili, açık mavi, pembe gibi açık-uçuk renkleri, çocuklar ise mavi, kırmızı, yeşil, sarı ve turuncu gibi canlı renkleri daha çok sevmektedirler.

Bir binada sarı renge boyanmış bir tavan, odayı daha yüksek, sarı renkli duvarlar ise daha geniş gösterir. Kliniklerin sıcak renklere boyanması, beyaz rengin hastalarda yarattığı hüzün duygusunu azaltır. Ayaküstü hazır yiyecek satan dükkanların duvarları iştah açtıran portakal rengine boyanırken yarış arabalarında kırmızı veya turuncu-sarı renkler tercih edilir. Aslında bir renk olmayan, daha doğrusu renksizlik olan siyah da makam araçlarının klasik rengidir.

Kırmızı renk kan rengidir, asırlar boyu tehlikenin ve tahribatın simgesi olmuştur. Trafik ışılarında “dur” sinyali olarak kullanılmasının nedeni de budur. Ameliyathanelerde, bulaşan kan rengini belli etmeyeceği için mantıken kırmızı giysi kullanmaları gerekirken, teskin edici mavi ve yeşil renkler tercih edilir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oturma, ikamet; ev, mesken, hane, ikametgâh; yer; ikamet müddeti. declaration of residence ikamet beyannamesi. residence permit ikamet tezkeresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir sömürgede veya himaye altında bulunan bir memlekette hami devlet mümessilinin ikametgâhı; doktorluk ihtisas devresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. oturan, sakin, mukim; yerleşmiş; aslında bulunan; gelip geçici olmayan (kuş); i. bir yerde oturan kimse, yerli; bir sömürgede veya himaye altında bulunan bir memlekette hami devlet mümessili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ikamete yarar, içinde oturulur, ikamete mahsus. residential quarter bir şehirde ikametgahların çok olduğu semt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. oturan, mukim (kimse), sakin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. parlak, şaşaalı, göz alıcı resplendence, resplendency i. parlaklık, şaşaa .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rododendron, açalyaya benzer bir bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kemirici, kemirgen (hayvan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kederlendirmek, keyfini kaçırmak, neşesini kaçırmak; kederlenmek, neşesi kaçmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. honestly. for real. real. honest. actually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. indeed. truly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. truly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tırmanıp yükselen (sarmaşık).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Al. başkasının üzüntüsüne sevinme, Oh! deme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Uyanık, tetikte, gözü açık olan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dışarı çıkmayan, daima oturarak vakit geçiren; seyyar olmayan, sabit; bir yerde yerleşmiş olan, yerleşik, sakin; zool. bir yere yapışık. sedentarily z. yerleşik olarak. sedentariness i. yerleşik oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendine güven.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. feragat kendini tutma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aşikâr, açık, belli, ortada olan, meydanda olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendine benzeme; kendini tanıma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from you.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to air , to waft , to despatch , to dispatch , to forward , to route , to transmit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

başından vazgeçmek, ölümü göze almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person ready to sacrifice his life for a cause or a person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Fedai, akıncı, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Madene benzer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («Şimiden» tâbirinden kısaltılmıştır). Şimden sonra, şimden geri. (bk.) Şimdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

already.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

already. this very moment. right now.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Limited Auditing)

Ara mali tablo düzenlemekle yükümlü olan anonim ortaklıklar, aracı kurumlar, yatırım ortaklıkları ve yatırım fonlarının düzenleyecekleri ara mali tabloların, sürekli denetleme ile görevli bağımsız denetleme kuruluşları tarafından incelenmesi ve rapora bağlanmasıdır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. iyice ıslanmış, sırılsıklam; hamur gibi (ekmek); anlamsız, donuk; ayyaş suratlı; f. iyice ıslatmak veya ıslanmak; donuklaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. parlak ışıklı; şaşaalı, gösterişli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gıcırtılı, tiz, keskin sesli. stridently z. tiz bir sesle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öğrenci, talebe; uzman. student body bir okul veya üniversite öğrencilerinin tümü. student lamp değişik yönlere çevrilebilen masa lambası. student nurse hemşirelik öğrencisi. student teacher stajiyer öğretmen. studentship öğrencilik; ing. burs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yatışma; çökme, çökelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. apansız, birdenbire çıkan, ani. sudden death ani ölüm; (spor) beraberlik durumunu çözmek için neticeyi bir puana bağlama; neticeyi bir yazıtura atışıyla halletme. all of a sudden ansızın, birdenbire, aniden. suddenly z. birdenbire, ansızın. suddenn

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yönetici, müdür, şef, idare memuru; s. yönetimsel; yöneten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Continuous Auditing)

Sermaye Piyasası Kanunu’na tabi ortaklıkların, mevzuat ve genel kabul görmüş denetim ve muhasebe esas ve ilkelerine uygunluk yönünden, defter, kayıt ve belgelerinin her yıl denetlenmesidir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İsveç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. 1688-1772'de yaşamış olan isveçli mistik filozof ve dini yazar Emanuel Swedenborg'un doktrinini kabul eden (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kasten, isteyerek ve bilerek, önceden tertip ederek, ansızın bir hiddet ve gazap üzerine olmayarak: Taammüden cinayet işlediği ortaya çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premeditatedly. willfully. deliberately. with malice prepense / aforethought with malicious / criminal intent. with malice aforethought. with intent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعمدا] bilerek, kasıtlı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقليدا] öykünerek, taklit ederek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تجریدا] soyutlayarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «denâet»ten) (c. tedenniyyât). Aşağı inme, tenezzül, aşağılama, zıddı: terakki: Buğday fiyatı tedenni etti (Arapça’daki mânâsı büsbütün başkadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falling off. decline. retrogradation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تدنی] gerileme, alçalma, düşüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gerilemek, alçalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تهدیدا] gözdağı vererek tehdit ederek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Olamayacak şeyleri olur duruma getirmek. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acting. exponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. meyil, istidat, eğilim, şev; psik. yönseme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taraf tutan; şevli, meyilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which comes from a high official.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from head to foot. from top to bottom. up- and-down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Sağlamlaştırarak, kuvvetlendirerek. 2. Evvelce yazılıp neticesi alınmayan yazışmayı tekrar ederek defalarca: Tekîden yazdılar

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Halk rasında bu olay, organizmanın vitamin eksikliğine bağlanır. Oysa tırnaklar üzerinde zaman zaman beyaz lekelerin oluşmasının kesinlikle patolojik bir rahatsızlıkla ilgisi yoktur. Bu olayın nedeni, tırnağın altında küçük bir hava boşluğunun oluşmasıdır. Bu hava boşluğu zaman içinde büyür ve yukarı doğru çıkar. Daha sonra da kendiliğinden kaybolur. Ancak bu hava boşluğundan kaynaklanan beyaz lekeleri anımsatan mantar oluşumu tamamen farklı bir şeydir. “Lökonik hastalığı” adı verilen bu durum, tipik bir deri mantarı rahatsızlığıdır ve genellikle tırnaklarında mantar olan kişilerle el sıkışması yoluyla geçer. Bu hastalık, ağızdan alınan bazı ilaçlarla tedavi edilir.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social balance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Toy - deniz.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üstün, faik; âlâ; insan aklından üstün. transcendently z. üstün olarak. transcendentness i. üstünlük, faiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üstün, faik; fels. deneyüstü, tecrübeden üstün olan; fizikötesi, doğaüstü. transcendental number esas cebir işlemleriyle temin edilemeyen sayı (örneğin Pi sayısı). transcendentalism i. beşer tecrübesi fevkindeki insan bilgisi esaslarını tespit eden

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. üç dişli gladyatör mızrağı; üçlü çatalı olan balık zıpkını; Neptünün sembolü; s. üç çatallı mızrak gibi, üç çatallı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç dişli, üç çıkıntısı veya ucu olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. tread.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşları ile hayvan kemiklerinin üstüne resim kazırlardı. Türkçeye Arapçadan geçen kalem sözcüğünün kaynağı ‘kamış’ anlamına gelen eski Yunanca ‘kalamos’ sözcüğüdür.

Mısır, Yunan ve Roma medeniyetlerinde saz ve bambu gibi bitkilerin içi boş saplarından yapılmış kamış kalemler kullanılırken, Ortaçağda kağıdın üretimi ile beraber, kaz, kuğu, karga gibi kuşların kanatlarındaki tüylerin mürekkebe daldırılması şeklinde kullanılan tüy kalemler yaygınlaştı.

Mürekkepli metal kalemler aslında ta Romalılar devrinden beri biliniyordu ama John Mitchell adlı bir İngiliz 1822’de ilk kez makine yapımı çelik ucu imal etti. Dolmakalemler ise sertleştirilmiş yapay kauçuğun elde edilmesinden sonra yapılabildi.

Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin son yılların bir buluşu olduğu sanılır. Halbuki bu kalemin ilk modeli 1880 yıllarında ortaya çıkmış ama pek rağbet görmemiş, seri üretimine geçilememiştir.

Alakasız gibi gözükse de tükenmez kalemin tekrar gündeme gelmesinde uçakların gelişmesinin etkisi olmuştur. Uçaklar 2-3 bin metreye çıkınca hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalemin haznesinde atmosferik basınç altında doldurulan mürekkep dışarıdaki basınç düşük olunca kendiliğinden akıp yazıları da, giysileri de berbat ediyordu.

İkinci Dünya Savaşı’nda Amerikan Hava Kuvvetleri uçuş personeli için havada kullanabilecekleri, mürekkep akıtmayacak bir kaleme ihtiyaç duydu. Bilye uçlu kalem aranan bu özelliklece sahipti. Başlangıçta sadece havacılar tarafından kullanılırken kısa zamanda geniş halk tabakalarına da yayıldı.

Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda, pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş olan minik bir bilye aracılığı ile aktarılır. Normal yazı kalemlerinde bu bilyenin çapı l milimetre, daha ince yazılar için 0,7 milimetredir. Bilye mürekkebin yuvadan dışarı çıkmasını önler ama yuvasında döndükçe yüzeyine sıvanan mürekkebi kağıda verir.

Tükenmez kalem mürekkebi, dolma kalem mürekkebinden daha farklı, özel bir kimyasal birleşime sahip olup çabuk kuruyan türdendir. Mürekkep uca sürekli ve düzgün olarak geldiğinden dolgun, temiz ve lekesiz bir yazı yazılmasını sağlar. Genellikle bir tükenmez kalemin 2-3 kilometre boyunda bir çizgi çizmeye yetecek kadar mürekkebi vardır.

Tükenmez kalemdeki bilye uç, kağıt üzerinde dolma kalem ucundan çok daha az bir sürtünmeyle ve çok daha çabuk hareket edebildiğinden yazma hızı büyüktür ancak bilye ucun kağıt üzerine sürekli olarak değmesini sağlamak için kalemi daima kuvvetle bastırmak gerekir, bu nedenle de parmaklar daha fazla ve çabuk yorulurlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completely. wholly. totally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduction. deduction talil. dedüksiyon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Uçak kazalarında uçak paramparça olsa da, denizin dibine gitse de hemen kokpit denilen pilot kabinindeki son konuşmaları kaydeden karakutular aranır. Çoğunlukla korkunç kaza enkazı arasından sağlam olarak bulunan bu kutular sayesinde kazanın nedenlerine ulaşılır. Karakutu bu kadar sağlam malzemeden yapılıyorsa neden uçağın tümünde aynı malzeme kullanılmıyor? Uçakların rahatça havada kalabilmeleri, uzun mesafelere az yakıtla ulaşabilmeleri, mümkün olduğunca hafif malzemeden yapılmış olmalarına bağlıdır. Bu malzemeler çoğunlukla alimünyum ve plastiktir.

Kokpitteki sesleri ve uçuş bilgilerini kaydeden her iki kutu da paslanmaz çelikten yapılır. En ve boyları yaklaşık 25’er santimetre, derinlikleri 12-13 santimetredir. Kutuların et kalınlıkları ise 6-7 milimetre kadardır. Kutular ayrıca ısıya ve yangına karşı tedbir olmak üzere plastikle çevrili sıvı köpük ile de donatılmışlardır.

Kutular o kadar sağlamdırlar ki, denize düşmüş bir uçağın kutuları 7 sene sonra çıkarılabilmiş ama buna rağmen kayıtlar sağlıklı olarak dinlenebilmiştir. Başlangıçta kutular kanatların birleşme noktasına yakın bir yere konuluyorlardı. Bu bölge uçağın en ağır kısmı olduğundan düşüş anında bu ağır parçalar kutuların üzerlerine düşerek zarar verebiliyorlardı. Sonraları kutular uçağın kuyruk kısmına konulmaya başlanıldı. Tabii bu, uçağın kuyruk kısmındaki koltuklar insanlar için daha emniyetlidir anlamına gelmez, ancak bu yer karakutuların uçağın enkazından en uzağa düşmesini sağlamaktadır.

Uçak kazalarının nedenleri değişiktir. Havada bir şekilde infilak ederek düşen uçaklarda yolcuların kurtulma olasılığı yoktur. Bu nedenle de uçağın yapıldığı malzeme bu açıdan önemli değildir. Uçak yere bir bütün halinde çarpsa da düşen bir asansörde olduğu gibi yolcular çarpmanın şiddetinden hayatlarını kaybederler.

Uçağın içine sıvı köpük doldurmak elektronik aletleri koruyabilir ama insanların sadece ölüm nedenlerini değiştirir. Uçağın malzemesini karakutu malzemesinden yapmak, parçalanma ve yangından zarar görme tehlikelerini önler ama ne yazık ki bu malzemeden yapılmış bir uçak da uçamaz.

Karakutuların renkleri kara değil turuncudur. Bu rengin tercih edilmesinin sebebi enkaz arasından daha rahat fark edilmeleri içindir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. davet olunmamış, davetsiz; kendiliğinden gelen (fikir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yükten kurtarmak; derdini dökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yoğunlaşmamış; kısaltılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. inkâr olunmaz; söz kaldırmaz derecede iyi. undeniably z. inkâr edilmez surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. öncelsiz; benzeri görülmemiş, yeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

iPhone, iPod® Classic, Nano ve Touch cihazlarınızı USB bağlantı noktasını kullanarak takın ve müzik arşivinizi dilediğiniz gibi kullanmanın keyfini Sony ses kalitesiyle çıkarın. iPod® ve iPhone cihazlarınızı müzik dinlerken şarj edin.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrive. conquer. cope. fare. manage. obviate. overcome. surmount. tackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

achieve. get around / round. get it together. to put a good show. surmount. work off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim


Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tek olarak, yalnız başına, Ar. münferiden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basis of existence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bekçi, muhafız; A.B.D. hapishane müdürü; İng. kolej müdürü; kilise bina veya emlakini muhafaza eden memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kompostoluk bir çeşit armut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. genişletmek, açmak, bollaştırmak; açılmak, genişlemek, bollasmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski İskandinavların baş tanrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tahtadan yapılmış, tahta, ağaç, ahşap; odun gibi, kalın kafalı; cansız, ruhsuz, etkisiz. wooden horse Truva atı, tahta at. wooden Indian tahtadan oyulmuş kızılderili heykeli; odun gibi adam. woodenware i. tahtadan yapılmış sofra takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yedeğe alan. 2. (musiki). Dizinin duraktan önceki notası.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kramp vücudumuzdaki kaslardan bir veya birkaçının elimizde olmadan, irade dışı, ağrı yaparak aniden kasılmasıdır. Krampların başlıca sebepleri soğuk, kötü duruş, alkol zehirlenmeleri ve B vitamini eksikliğidir. Bu nedenlerin birinden veya başka bir nedenden dolayı kaslara bol miktarda oksijen alınır ve yakılır. Bu arada laktik asit açığa çıkar. Bu asitin fazlası kaslar tarafından taşınamayarak kramplara sebebiyet verir.

Örneğin mide krampları, mide kaslarının karın tarafında ağrılı olarak kasılmalarıdır. Bilimsel olarak mide kramplarının açlık belirtisi veya bir mide hastalığının işareti olabileceği ileri sürülürken halk arasındaki genel inanış, tok karnına denize girmenin de mide krampına sebep olabileceği şeklindedir.

Eskiden uzmanlar da böyle düşünüyordu ama artık değil. Yıllar önce boğulma olaylarının çoğunun dolu mide ile yüzmeden ve bu nedenle mideye giren kramptan kaynaklandığı sanılıyordu. Aslında mide krampı özellikle denizde yüzerken oluştuğunda sonuç bakımından en tehlikeli olanlarındandır

Daha sonraları yapılan araştırmalar gösterdi ki, yemekten sonra denize girme ile oluşan mide krampları çok sık rastlanan bir olay değildir. Belki de yemekten sonra biraz rahatça kestirmek isteyen cankurtaranların abarttığı bir şeydir. Ancak yine de dolu mide ile uzun mesafeler yüzülmesi tavsiye edilmez. Nedeni ise kramp değil tehlikeli bir şekilde aşırı yorulmadır.

Bu yorulmanın altında yemekten sonra duyulan uyuşukluk hissi yatıyor. Vücudumuzun kol ve bacak kısımları kuvvetle çalıştıkları zaman daha güçlü bir kan akımına gerek duyarlar. Bu nedenle de koşarken veya yüzerken bacaklarımıza daha çok kan gider.

Yemekten sonra ise sindirim organlarımız yoğun bir şekilde çalışmaya başlarlar ve bu sefer onlar ekstra kana ihtiyaç duyarlar. Bu kan kaslardan ve beyinden çekilerek gelir. Bundan dolayı yemekten sonra uyuşukluk ve yorgunluk hissedilir. Hele bir de kanı çekilmiş kol ve bacaklarla yüzmeye kalkışılırsa, risk yaratacak şekilde bir yorulma ortaya çıkabilir. En iyisi yemekten sonra yüzmek yerine kısacık güzel bir uyku çekmektir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afresh. again. all over. anew. re-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afresh. again. anew. afresh tekrar. over again from the beginingi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

re-. again. anew. once again. once more. de novo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to recommence. to renew. to restart. to resume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reunification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yeniden boyutlandırma işlevi, yüksek çözünürlüklü görüntülerin daha düşük çözünürlüğe indirilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regeneration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Revaluation)

Ortaklıkların aktiflerinde kayıtlı bulunan ve amortismana tabi maddi duran varlıklarının enflasyon sebebiyle elde etme maliyeti ile piyasa değeri arasında oluşan farkın bilançoların sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesi amacıyla Maliye Bakanlığı tarafından her yıl açıklanan oranlar dahilinde değerinin yükseltilmesidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reassessment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revaluation. reappraisal. reassessment. upvaluation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demount. displace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yılbaşı günlerinde, evin bir köşesinde, minik bir çam ağacı bulundurmak ve onu süslemek adetinin kökeninin Almanya olduğu ileri sürülür. Almanların ‘cennet ağacı’ adını verdikleri ve Adem ile Havva’nın gizemli hikayesine dayanarak üzerini elmalarla donattıkları ağaç köknardı.

15. yüzyıldan sonra bu ağaçlara sadece meyve değil ekmek, bisküvi gibi yiyecekler de asılmaya başlanmış, Protestanlığın yayılması ile birlikte bunlara yanan mumlar da eklenmiştir. Adet Avrupa’ya yayılırken aynı zamanda göçmenler tarafından Amerika’ya da taşınmıştır.

Aslında ağaçların ruhani törenlerde önemli bir sembol olarak yer alması adeti çok eskilere, Hıristiyanlık öncesi zamanlara, hatta putlara ve doğaya tapınıldığı zamanlardaki Mısır ve Çin uygarlıklarına kadar uzanır. O devirlerde doğanın yeşilliği ve ağaçlar sonsuz hayatın sembolleriydiler.

Benzer şekilde Kuzey Avrupa ülkelerinde de yine Hıristiyanlıktan çok daha önceki zamanlarda ağaçlar ruhani bakımdan kutsal kabul ediliyorlardı. Kuzey Avrupa’da kış aylarında sadece bir kaç saat süren gündüzler 21 Aralık’tan itibaren uzamaya başlarlar. Uzun karanlık günlerin bittiğinin, gittikçe daha aydınlık günlerin geleceğinin müjdesi olan Aralık ayının bu günleri de törenlerle karşılanırdı.

Bu adet Avrupa’da güneye indikçe değişerek yayıldı. Romalılar zamanında takvimin başlangıcının, dünyanın yaratıldığı ay olduğuna inanılan ve tabiatın canlanmasının müjdecisi olan Mart ayından Ocak ayına kaydırılması ile kutlanacak tarihler konusunda kafalar iyice karıştı.

Zamanla Kuzey Avrupa ülkelerinin ‘karanlığın bitişi’ ayin ve kutlamaları, Hıristiyan dünyasınca Hz. İsa’nın doğum günü kabul edilerek -ki bu kesin değildir- Noel kutlamalarına dönüştürüldü.

Bu arada ağaçlar, özellikle çam ağaçları bu kutlamanın simgesi olmaya devam ettiler. Her ne kadar yılbaşı günlerinde bir çam ağacının süslenmesi tüm dünyada adet olduysa da bu günün dini bakımdan bir özelliği yoktur. Dünyanın Güneş etrafındaki bir turunu tamamladığı coğrafi bir konumdur.

Uygarlık ve teknolojinin ilerlemesi ile çam ağacı üzerindeki mumların yerlerini yanıp sönen minik renkli ampuller, elma, ekmek ve bisküvinin yerini rengarenk süsler aldı. Günümüz insanı ağaçlara tapmamasına rağmen onların kıymetini daha iyi biliyor. Bir kaç günlük eğlence için çam ağaçlarını kesmiyor, plastik taklitlerini kullanıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yılbaşı günlerinde, evin bir köşesinde, minik bir çam ağacı bulundurmak ve onu süslemek adetinin kökeninin Almanya olduğu ileri sürülür. Almanların ‘cennet ağacı’ adını verdikleri ve Adem ile Havva’nın gizemli hikayesine dayanarak üzerini elmalarla donattıkları ağaç köknardı.

15. yüzyıldan sonra bu ağaçlara sadece meyve değil ekmek, bisküvi gibi yiyecekler de asılmaya başlanmış, Protestanlığın yayılması ile birlikte bunlara yanan mumlar da eklenmiştir. Adet Avrupa’ya yayılırken aynı zamanda göçmenler tarafından Amerika’ya da taşınmıştır.

Aslında ağaçların ruhani törenlerde önemli bir sembol olarak yer alması adeti çok eskilere, Hıristiyanlık öncesi zamanlara, hatta putlara ve doğaya tapınıldığı zamanlardaki Mısır ve Çin uygarlıklarına kadar uzanır. O devirlerde doğanın yeşilliği ve ağaçlar sonsuz hayatın sembolleriydiler.

Benzer şekilde Kuzey Avrupa ülkelerinde de yine Hıristiyanlıktan çok daha önceki zamanlarda ağaçlar ruhani bakımdan kutsal kabul ediliyorlardı. Kuzey Avrupa’da kış aylarında sadece bir kaç saat süren gündüzler 21 Aralık’tan itibaren uzamaya başlarlar. Uzun karanlık günlerin bittiğinin, gittikçe daha aydınlık günlerin geleceğinin müjdesi olan Aralık ayının bu günleri de törenlerle karşılanırdı.

Bu adet Avrupa’da güneye indikçe değişerek yayıldı. Romalılar zamanında takvimin başlangıcının, dünyanın yaratıldığı ay olduğuna inanılan ve tabiatın canlanmasının müjdecisi olan Mart ayından Ocak ayına kaydırılması ile kutlanacak tarihler konusunda kafalar iyice karıştı.

Zamanla Kuzey Avrupa ülkelerinin ‘karanlığın bitişi’ ayin ve kutlamaları, Hıristiyan dünyasınca Hz. İsa’nın doğum günü kabul edilerek -ki bu kesin değildir- Noel kutlamalarına dönüştürüldü.

Bu arada ağaçlar, özellikle çam ağaçları bu kutlamanın simgesi olmaya devam ettiler. Her ne kadar yılbaşı günlerinde bir çam ağacının süslenmesi tüm dünyada adet olduysa da bu günün dini bakımdan bir özelliği yoktur. Dünyanın Güneş etrafındaki bir turunu tamamladığı coğrafi bir konumdur.

Uygarlık ve teknolojinin ilerlemesi ile çam ağacı üzerindeki mumların yerlerini yanıp sönen minik renkli ampuller, elma, ekmek ve bisküvinin yerini rengarenk süsler aldı. Günümüz insanı ağaçlara tapmamasına rağmen onların kıymetini daha iyi biliyor. Bir kaç günlük eğlence için çam ağaçlarını kesmiyor, plastik taklitlerini kullanıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on one's account. on account of. owing to. because. because of. because of. owing to. due to. from. of. on account of. seeing. thro. through. thru.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for. from. through. because of. on account of. due to. owing to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the ground that. prima facie. through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by