Deniz üssü ne demek? | Deniz üssü anlamı nedir? | Deniz üssü

Deniz üssü anlamı nedir?

Deniz üssü ne demek?

Deniz üssü anlamı nedir?

Deniz üssü | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: deniz ussu

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval base. sea base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open sea. high / in the open / main sea. the open sea. high sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the mediterranean. mediterranean sea. mediterranean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mediterranean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mediterranean. mediterranean sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). kundura, ayakkabı, çizme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yeryüzünün büyük bir kısmını kaplayan su. Ar. bahr, Fars. deryâ: Akdeniz, Karadeniz vesaire. 2. Dalga, fırtına: Bugün deniz vardı. 3. Büyük göl veya nehir, derya: Hazar, Aral denizi, Nil denizi. Açık deniz = Engin. Adalar denizi = Adaları çok deniz, aral (Ege Denizi hakkında kullanılmıştır). Deniz aşırı = Denizin ötesinde olan. Deniz otu: = 1. Deniz dibinde biten otlar. 2. Kaba olduğu için şilte ve kanape döşemesi doldurmaya mahsus tora halinde satılır bir cins ot. Deniz enginarı, perçemi, dikeni = Deniz otu çeşitleri. Ölü deniz = 1. Rüzgâr durduktan sonra bir vakit devam eden dalgalanma. 2. Enginde esen rüzgârın tesiriyle sahile gelip çatlamayan dalga. Deniz tutmak = Geminin yalpasından iç bulanıp hasta olmak: Denizde seyahat etmeye alışanları deniz tutmaz. Deniz kadayıfı = Öksürüğe karşı ve göğsü yumuşatmak için haşlanıp İçilen bir cins deniz otu ki, kurusu tel kadayıfına benzer, ciğer otu. Daniz koyunu = Ayıbalığı. Daniz kıyısı = Sahil, yalı. Deniz köpüğü = Hafif ve beyaz bir taş kl, marangozlukta vesairede kullanılır. Dört yanı deniz kesilmek — Hayrette kalıp ne yapacağını şaşırmak. Denize kalkmak = Denize çıkmak, bir limandan hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea. naval. marine. maritime. nautical. sea. the waters. the wave. the waves. the deep. the blue. the briny. brine. drink. main. thalasso-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea. naval. marine. maritime. nautical. the waters. the wave. the waves. the deep. the blue. the briny. brine. drink. main. thalasso-. waters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ocean. sea. beach operator. drink. fish pond. oggin. water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Büyük su kütlesi. 2.Büyük su kütlesindeki dalgalanma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Denizlerin ötesinde, ötesine: Deniz aşırı seyahat, deniz aşırı ülke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval attaché.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başı at başına benzediği İçin bu adla anılan kıvrık kuyruklu küçük bir balık cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Beş, altı metre boyunda, denizde yaşayan memeli bir hayvan; deniz perisi (manatus manatus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oceanography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabuğunun çenetleri çakı sapına benzeyen bir deniz yumuşakçası (Fr. solen).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzü göz göz oymalı, taşı andıran bir çeşit polip birikintisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Geceleri gemilere yol göstermek için sahilin bazı noktalarına yahut deniz ortasındaki kayalık yerlerde yakılan fener. Bu fenerler özel kulelerde veya şamandıralara yerleştirilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beacon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lighthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balinagiîlerden, 8 9 metre boyunda denizde yaşayan bir memeli hayvan (mondon monoceros). Deniz gergedanlarının erkeğinin burnunda uzun bir diş bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiralty chart. marine chart. marine map.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iri bir deniz solucanı (Fr. holothurie).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiralty. maritime law. marine law. admiralty / maritime / naval law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnce ve uzun yapılı bir balık. Bunların başı deniz aygırınınkine benzer (syngnathusacus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maritime climate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Selenterelerin bir altsınıfı (Fr. acaliphes).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Esmer su yosunlarından bir deniz bitkisi (alaria esculenta).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea turtle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marine accident. sea accident. marine casualty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derisi dikenlilerden kestaneye benzeyen bir yumuşakça (echinus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Foklara benzer bir iri deniz memelileri takımı. 2. Masallarda belden aşağısı balık, belden yukarısı kız şeklinde tasvir edilen hayali bir yaratık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mermaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mermaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. jeoloji). Lüle taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. zooloji). Yumuşakçalardan, kalın ve kıvrık kabuklu bir deniz böceği (conus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea wolf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval forces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armada. navy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval forces. sea forces. marine / naval / sea forces. marine. marine forces. navy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Derisi dikenlilerden bazı türleri lâleye benzeyen bir sınıf (crinoides).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Esmer su yosunlarından bir deniz bitkisi (ulva lactuca).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çan çiçeğinin bir türü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiralty mile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nautical mile. marine league. nautical / sea mile. nautical mile (1852 meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seabus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marine infantry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Renklerinin parlaklığı dolayısıyle şakayıka benzetilen bir polip çeşidi (actiniae).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yumuşakçalardan, toplu halde yaşayan bir deniz hayvanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yirminci yüzyılın başlarında bilim insanları bu konuyu çok basit bir şekilde açıklıyorlardı. Bu açıklamaya göre, her ne kadar nehirlerin suları tatlı ise de içlerinde bir miktar da erimiş mineral vardır. Yataklarındaki bu mineralleri ve içlerinde tuz bulunan kayaları erozyona uğratarak okyanuslara taşırlar. Bu mineraller içinde en çok olanı kimya dilinde sodyum klorür (NaCl) diye adlandırılan bildiğimiz sofra tuzudur ve bir daha karaya geri dönmez.

Bilim insanları bu teoriden yola çıkarak dünyanın yaşının da hesap edilebileceğine inanıyorlardı. Ancak nehirlerdeki tuz oranı ile okyanuslardaki tuz oranı mukayese edilerek yapılan hesaplamalarda dünyanın yaşı 300 milyon yıl çıktı. Dünyamız ise gerçekte 4,5 milyar küsur yaşındadır.

Ayrıca bu teoriye göre denizlerdeki tuzun her geçen yıl artması gerekir. Her ne kadar denizlerdeki tuz oranı bölgelere ve zamana göre değişiklik gösterse de içindeki belli başlı elementlerin yoğunluklarının yüz milyonlarca yıl hemen hemen aynı kaldıkları bilinmektedir. Öyleyse bu yüksek miktardaki tuz başlangıçta denizlere nereden gelmiştir? Bilim insanları da tam olarak bilemiyorlar ve emin değiller ama iyi bir tahminleri var.

Tuz iki çeşit atomdan yapılmıştır. Sodyum (Na) ve Klor (Cl). Bilim insanları Sodyum’un ilk teoride olduğu gibi nehirler yolu ile karalardan denizlere taşındığını, Klor’un ise dünya tarihinin ilk dönemlerinde, yer kabuğu ile yer merkezi arasında kalan katmanlardan, okyanusların diplerindeki çatlaklar ve volkanlar yolu ile denize karıştığını ve bu ikisinin birleşerek denizin tuzunu oluşturduklarını tahmin ediyorlar.

Ama hala niçin denizlerin gittikçe tuzlu olmadığının cevabını alabilmiş değiliz. Bilim insanları bunun açıklamasını da şöyle yapıyorlar: Tuz nehirler yolu ile denizlere ilave edilmektedir, ama aynı zamanda denizdeki diğer kimyasallarla birleşerek, okyanus tabanındaki kayalar tarafından emilerek veya deniz suyunun çözeltisinden ayrılıp çökelti haline gelerek bir şekilde deniz suyunun içinden eksilmektedir.

Yüz milyonlarca yıl, eksiltme ve ilave etme yolu ile deniz suyunun tuzluluk oranını hep aynı tutan bu müthiş ayar gerçekten çok etkileyici.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yirminci yüzyılın başlarında bilim insanları bu konuyu çok basit bir şekilde açıklıyorlardı. Bu açıklamaya göre, her ne kadar nehirlerin suları tatlı ise de içlerinde bir miktar da erimiş mineral vardır. Yataklarındaki bu minarelleri ve içlerinde tuz buluna kayaları erezyona uğratarak okyanuslara taşırlar. Bu minareller içinde en çok olanı kimya dilinde sodyum klorür (NaCl) diye adlandırılan bildiğimiz sofra tuzudur ve bir daha karaya geri dönmez.

Bilim insanları bu teoriden yola çıkarak dünyanın yaşının da hesap edilebileceğine inanıyorlardı. Ancak nehirlerdeki tuz oranı ile okyanuslardaki tuz oranı mukayese edilerek yapılan hesaplamalarda dünyanın yaşı 300 milyon yıl çıktı. Dünyamız ise gerçekte 4,5 milyar küsur yaşındadır.

Ayrıca bu teoriye göre denizlerdeki tuzun her geçen yıl artması gerekir. Her ne kadar denizlerdeki tuz oranı bölgelere ve zamana göre değişiklik gösterse de içindeki belli başlı elementlerin yoğunluklarının yüz milyonlarca yıl hemen hemen aynı kaldıkları bilinmektedir. Öyleyse bu yüksek miktardaki tuz başlangıçta denizlere nereden gelmiştir? Bilim insanları da tam olarak bilemiyorlar ve emin değiller ama iyi bir tahminleri var.

Tuz iki çeşit atomdan yapılmıştır. Sodyum (Na) ve Klor (Cl). Bilim insanları Sodyum’un ilk teoride olduğu gibi nehirler yolu ile karalardan denizlere taşındığını, Klor’un ise dünya tarihinin ilk dönemlerinde, yer kabuğu ile yer merkezi arasında kalan katmanlardan, okyanusların diplerindeki çatlaklar ve volkanlar yolu ile denize karıştığını ve bu ikisinin birleşerek denizin tuzunu oluşturduklarını tahmin ediyorlar.

Ama hala niçin denizlerin gittikçe tuzlu olmadığının cevabını alabilmiş değiliz. Bilim insanları bunun açıklamasını da şöyle yapıyorlar: Tuz nehirler yolu ile denizlere ilave edilmektedir, ama aynı zamanda denizdeki diğer kimyasallarla birleşerek, okyanus tabanındaki kayalar tarafından emilerek veya deniz suyunun çözeltisinden ayrılıp çökelti haline gelerek bir şekilde deniz suyunun içinden eksilmektedir.

Yüz milyonlarca yıl, eksilme ve ilave etme yolu ile deniz suyunun tuzluluk oranını hep aynı tutan bu müthiş ayar gerçekten çok etkileyici.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seasickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea sickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydroplane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval airplane. amphibian. float plane. floatplane. hydroplane. naval seaplane. supermarine. waterplane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naval base. sea base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea travel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea trip / voyage. sea journey. passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seaway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea lane / road / route.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alga.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alga.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit denizci.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Deniz yüzünün altında da hareket edecek şekilde yapılan harp gemisi, tahtelbahir. Atom rfanizaltısı = Atom enerjisiyle hareket eden denizaltı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

submarine. submarine. submersible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sub. submarine. undersea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

submarine. hush ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

submariner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

submarining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İttihat ve Terakki’nin son sadrazamı Talat bey, trenle Ankara’ya giderken Tuzla’yı geçtikten bir müddet sonra suikaste uğramıştı. Kıyı boyu giden trene birden bire Tuzla açıklarında suyun üstüne çıkan bir denzialtından ateş açılmış, Talat Bey’e bir şey olmamasına rağmen trenin yola devam edecek hali kalmamıştı. Denizaltının ve suikastın kimler tarafından yapıldığı tüm araştırmalara rağmen bulunamamıştı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I. zooloji). Selenterelerin suda yüzebilen cinslerine verilen umumt ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jellyfish. medusa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jellyfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jellyfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overseas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overseas. beyond sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea lion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea horse. hippocampus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seahorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Denizalp).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Mesleği denizcilik olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seaman. mariner. sailor. gob. navigator. tar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mariner. sailor. seaman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sailor. seaman. blue jacket. jacktar. jolly. mariner. salt. shipman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maritime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maritime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deniz ve gemi işletmesiyle alâkalı iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

navigation. seamanship. marine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marine. maritime. navigation. seamanship. sailing. nautical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seamanship. maritime business. marine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ikamet eden kimse, oturan kimse; vatandaş; (ing). muayyen vatandaşlık haklarına sahip olarak bir memlekette ikamet eden yabancı; yeni şartlara veya bir yere intibak etmiş hayvan veya bitki; bir yeri devamlı ziyaret eden kimse; (f)., (ing). yurt

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Deniz adamı, denizci.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Denizlerin hakimi, yöneticisi. 2.Eski Türklerde Deniz tanrısı. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(carrageen): Esmer su yosunlarından bir çeşit deniz bitkisidir. Kullanıldığı yerler: Solunum ve hazım sistemi nezlelerini giderir. Vücudu besleyici olarak da kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea urchin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea urchin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mermaid. siren.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mermaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denizli city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suyun girmesine engel olup dışarı akmasına yol veren tahta ki, kayığın kenarında olur. Pencerenin alt söğesinin dışındaki şiv tahtaya da denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washboard. splashboard. windowsill. windowledge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(mousse de corse): Deniz kayalarında bulunur. Kuru iken saç gibi ince, esmer, birbirine girmiş liflerdir. Deniz bitkileri gibi kokar. Tadı tuzludur. Kullanıldığı yerler: Bağırsak solucanlarını düşürür.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(ephedra campylopoda): Yurdumuzun hemen hemen her yerinde yetişen her zaman yeşil, uzun ömürlü, çalı görünümünde bir bitkidir. Gövdesi incedir. Yaprakları, gövde üzerine karşılıklı, çapraz şekilde dizilmiştir. İçeriğinde “efedrin alkoloid” bulunur. 35 kadar türü vardır. Kullanıldığı yerler: Astım hastalığının şikayetlerini giderir. Terletir. Ateş düşürür. Romatizma ağrılarını dindirir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Deniz).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airbase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air base. naval base.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inland sea. closed / landlocked sea. closed sea. closed sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Ülkenin denizi. İldeniz Şemseddin: Azerbaycan Atabeyleri diye de anılan İldenizler Sülalesinin kurucusu. Kıpçaklardandır. (Öl. 1175). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low tide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (biyol.) içine alma; (tıb.) bir kısım bağırsağın yanındaki kısmın içine girmesi; yiyecek gibi yabancı bir maddenin vücuda girerek doku haline gelmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high water. high tide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kuş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. (çoğ. -mans) Müslüman, islam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Irz ve edebi olmayan: Namussuz bir adam. 2. İffet ve doğruluğu olmayan: Namussuz bir kadının sözüne güvenilemez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bent. corrupt. crooked. deceitful. devious. dishonest. dodgy. rascal. rogue. shady. shameless. scoundrel. dishonourable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unscrupulous. immoral. unvirtuous. rotten wretch. damned thing. blighter. corrupt. crooked. dishonest. dishonourable. dodgy. double. ignominious. reptilian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unchasteness. dishonesty. roguery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unvarnished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plain. undecorated. unadorned. unembellished. austere. homely. simple. stark. uncoloured. unvarnished. uncolored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Toy - deniz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Üstsubay.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kramp vücudumuzdaki kaslardan bir veya birkaçının elimizde olmadan, irade dışı, ağrı yaparak aniden kasılmasıdır. Krampların başlıca sebepleri soğuk, kötü duruş, alkol zehirlenmeleri ve B vitamini eksikliğidir. Bu nedenlerin birinden veya başka bir nedenden dolayı kaslara bol miktarda oksijen alınır ve yakılır. Bu arada laktik asit açığa çıkar. Bu asitin fazlası kaslar tarafından taşınamayarak kramplara sebebiyet verir.

Örneğin mide krampları, mide kaslarının karın tarafında ağrılı olarak kasılmalarıdır. Bilimsel olarak mide kramplarının açlık belirtisi veya bir mide hastalığının işareti olabileceği ileri sürülürken halk arasındaki genel inanış, tok karnına denize girmenin de mide krampına sebep olabileceği şeklindedir.

Eskiden uzmanlar da böyle düşünüyordu ama artık değil. Yıllar önce boğulma olaylarının çoğunun dolu mide ile yüzmeden ve bu nedenle mideye giren kramptan kaynaklandığı sanılıyordu. Aslında mide krampı özellikle denizde yüzerken oluştuğunda sonuç bakımından en tehlikeli olanlarındandır

Daha sonraları yapılan araştırmalar gösterdi ki, yemekten sonra denize girme ile oluşan mide krampları çok sık rastlanan bir olay değildir. Belki de yemekten sonra biraz rahatça kestirmek isteyen cankurtaranların abarttığı bir şeydir. Ancak yine de dolu mide ile uzun mesafeler yüzülmesi tavsiye edilmez. Nedeni ise kramp değil tehlikeli bir şekilde aşırı yorulmadır.

Bu yorulmanın altında yemekten sonra duyulan uyuşukluk hissi yatıyor. Vücudumuzun kol ve bacak kısımları kuvvetle çalıştıkları zaman daha güçlü bir kan akımına gerek duyarlar. Bu nedenle de koşarken veya yüzerken bacaklarımıza daha çok kan gider.

Yemekten sonra ise sindirim organlarımız yoğun bir şekilde çalışmaya başlarlar ve bu sefer onlar ekstra kana ihtiyaç duyarlar. Bu kan kaslardan ve beyinden çekilerek gelir. Bundan dolayı yemekten sonra uyuşukluk ve yorgunluk hissedilir. Hele bir de kanı çekilmiş kol ve bacaklarla yüzmeye kalkışılırsa, risk yaratacak şekilde bir yorulma ortaya çıkabilir. En iyisi yemekten sonra yüzmek yerine kısacık güzel bir uyku çekmektir.


Genel Bilgi by