Dent ne demek? | Dent anlamı nedir? | Dent

Dent anlamı nedir?

Dent ne demek?

Dent anlamı nedir?

Dent | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: dent

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bir yere çarpmaktan meydana gelen ufak çukur veya çentik, çöküntü, girinti, ufak oyuk; (f). çentmek, çöküntü yapmak, göçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarak veya vites dişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaza, arıza; (gram). sarf bölüğü; (fels). ilinek, âraz, accident insurance kaza sigortası acciden'tal (s)., (i). kaza eseri olan, arızi; rastlantı eseri olan, tesadüfi; esaslı olmayan;(i)., (müz). armür dö kle'den sonra tesadüfi olarak gele

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (i). önce gelen, evvel, mukaddem; (i). önerti; geçmişte vaki olay; geçmiş, mazi; ,(cog). ced, soy; (gram). zamirin yerini aldığı isim veya tümleç; (mat). bir denklemin ilk ünitesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ateşli, gayretli, şevkli, hararetli. ardently (z). gayretle, şevkle, istekle. ardency (i). ateşlilik; şevk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., eski ısıdan parlayan, hararetten beyazlaşmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Arayan abonenin telefon numaranın, aranan abonenin telefon ekranında gösterilmesidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Arayan abonenin telefon numaranın, aranan abonenin telefon ekranında gösterilmemesi, gizlenmesidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). emin, inanmış, kani; cüretli, atılgan. confidently (z). güvenle, tereddüt etmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mahrem, gizli; güvenilir. confidentially (z). güvenerek; Sır olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). zina davasında maznunun suç ortağı olan uçüncü şahıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). muhabir; tekabül eden şey; (s). karşılıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). itimat sebebi, delil; (çoğ). kimlik kartı, ehliyet, vekaletname, itimatname gibi evrak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). öImüş kimse, ölen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). dişlere veya diş hekimliğine ait ; (dilb). dişsel; (i). (t, d gibi) dişsel ünsuz. dental arch diş kavsi. dental nerve (anat). diş siniri. dental plate takma diş. dental surgery diş cerrahisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dişli, tarak şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sinarit ballğı, (zool). Dentex vulgaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ufak diş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dişleri olan. denticulated (s). diş1i.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diş macunu veya tozu, dişleri temizlemekte kullanılan herhangibir preparat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). dendane, pervaz altındaki dişlerin her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dişi meydana getiren kemikten daha sert madde, diş kemiği, dentin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diş tabibi, diş hekimi. dentistry (i). diş hekimliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diş çıkarma, diş bitmesi; bir insan veya hayvanın bütün dişleri veya bu dişlerin cinsi, sayışı ve tertibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). takma diş, damak, protez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). asılı sarkan; bağlı, tabi; ait; (gram). bağlı, merbut dependent variable (mat). bağlı değişken dependently (z). bağlı olarak, tabi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başkasının yardım veya desteğine ihtiyacı olan kimse; bir kimsenin bakmakla yükümlü olduğu şahıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).inen, düşen;neslinden olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çekingen, utangaç, mahcup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). muhalif, karşı koyan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). dişsiz; (zool.) bazı dişsiz memeli hayvanlara ait; (i). bu hayvanlardan biri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) açık, belli, sarih, aşikâr, vazıh, ortada olan, meydanda olan. evidently (z.) aşikar olarak, açıkça, sarahaten, tabii, anlaşılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) delil veya şahit kabilinden, delile dayanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aynı, bir, tıpkı, özdeş. identically z. aynen, aynı ,sekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. teşhis etmek, hüviyetini tayin etmek; aynı olduğunu ispat etmek; bir tutmak, fark gözetmemek identify with ile bir tutmak identifica'tion i hüviyetini tespit etme; hüviyet identification card kimlik kartı, hüviyet varakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. identique

mat. özdeş

Kendinde özdeşlik bulunan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kimlik, hüviyet; özdeşlik, ayniyet identity card kimlik belgesi, kimlik cüzdanı identity crisis ergenlik çağındaki benliği bulma bunalımı identity disk üzerinde askerlerin kimligi yazılı olan madalyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihtiyatsız, tedbirsiz, basiretsiz; tasarruf etmeyen, tutumsuz. improvidence i. ihtiyatsızlık, tedbirsizlik. improvidently z. ihtiyatseca, tedbirsizce; tutumsuzca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tedbirsiz, ihtiyatsız, basiretsiz. imprudence i. tedbirsizlik,ihtiyatsızlık. imprudently z. tedbirsizce, ihtiyatsızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. arsız, edepsiz, yüzsüz, küstah, saygısız. impudence i. küstahlık, yüzsüzlük, arsızlık. impudently z. küstahça, arsızca, yüzsüzce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. olay, hadise, vaka; önemsiz olay; s. bağlı, tabi; fiz. gelen, düşen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rastlantıya bağlı, tesadüfi; arızi, dıştan gelen; doğal olarak takip eden. incidentally z. tesadüfen; fazladan; aklıma gelmişken .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bere, çentik; f. çentmek; basmak; bere yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. içeriden başlamak, içerlek yazmak, paragraf başı yapmak; diş diş kesmek; kenarını oymak; ambardan erzak verilmesini resmen emretmek; ısmarlamak; senet ile birini uşaklığa vermek; diş diş olmak; i. diş; uşaklık senedi; ısmarlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bere, çentik; çentik yapma; koy, körfez; matb. içerlek yazma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, matb. içerlek yazma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sözleşme kâğıdı, resmi senet, bilhassa hizmetçi veya uşakla yapılan onaylı sözleşme; f. kontrat veya senetle bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hür, bağımsız, başlı başına, ayrı, serbest; kendi geliri ile geçinebilen; pol. parti dışı olan; i. bağımsız kimse; parti üyesi olmayan kimse. independently z. bağımsız olarak; aynca, birbirini etkilemeden, birbirinden habersizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kendi memleketinin kaybettiği toprakları geri isteyen kimse. irredentism (i.) böyle bir kimsenin doktrini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. melodi süslemelerinden biri, mordan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) görevli bulunduğu yerde oturmayan (kimse).; memleketi dışında yaşayan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) batı; (bh) batı yarıküresi, Asya'nın batısındaki üIkeler, özellikle Avrupa. occidental (s.), (i.) batıya ait, batısal, Avrupa ve Amerika'ya ait; (astr.) batı tarafındaki, batısında; (i.) batılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recompense. dues. subscription. monthly contribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dues. monthly contribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendine fazla güvenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. asılı, sarkık, sarkan, muallak; askıda olan, muallaktaki, karar verilmemiş; gram. tamamlanmamış (cümle) . pendency i. sarkıklık, asılı olma. pendently z. asılı halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. huk. davası görülürken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. bingi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önceki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emsal, numune, örnek; evvelce vaki olmuş ve tekrar vuku bulması hak veya adet olan şey; teamül, yapılageliş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başkan; baş, reis; şef, amir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başkanlığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Allahtan, Allahın lütfuna bağlı. providentially z. Allahtan; talihli olarak, kısmetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. basiretli, sağgörülü, akıllı, geleceği düşünen; açıkgöz, uyanık; tutumlu, hesabını bilir. prudence i. basiret, sağgörü, ihtiyat; açıkgözlük; akıl, sağduyu. prudently z. basiretle, ihtiyatla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. basiretli, sağgörülü, sonunu düşünen, akıllı. prudentially z. basiretle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. oturan, sakin, mukim; yerleşmiş; aslında bulunan; gelip geçici olmayan (kuş); i. bir yerde oturan kimse, yerli; bir sömürgede veya himaye altında bulunan bir memlekette hami devlet mümessili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ikamete yarar, içinde oturulur, ikamete mahsus. residential quarter bir şehirde ikametgahların çok olduğu semt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. oturan, mukim (kimse), sakin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. parlak, şaşaalı, göz alıcı resplendence, resplendency i. parlaklık, şaşaa .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kemirici, kemirgen (hayvan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tırmanıp yükselen (sarmaşık).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dışarı çıkmayan, daima oturarak vakit geçiren; seyyar olmayan, sabit; bir yerde yerleşmiş olan, yerleşik, sakin; zool. bir yere yapışık. sedentarily z. yerleşik olarak. sedentariness i. yerleşik oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aşikâr, açık, belli, ortada olan, meydanda olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendine benzeme; kendini tanıma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. parlak ışıklı; şaşaalı, gösterişli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gıcırtılı, tiz, keskin sesli. stridently z. tiz bir sesle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. öğrenci, talebe; uzman. student body bir okul veya üniversite öğrencilerinin tümü. student lamp değişik yönlere çevrilebilen masa lambası. student nurse hemşirelik öğrencisi. student teacher stajiyer öğretmen. studentship öğrencilik; ing. burs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yönetici, müdür, şef, idare memuru; s. yönetimsel; yöneten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taraf tutan; şevli, meyilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üstün, faik; âlâ; insan aklından üstün. transcendently z. üstün olarak. transcendentness i. üstünlük, faiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üstün, faik; fels. deneyüstü, tecrübeden üstün olan; fizikötesi, doğaüstü. transcendental number esas cebir işlemleriyle temin edilemeyen sayı (örneğin Pi sayısı). transcendentalism i. beşer tecrübesi fevkindeki insan bilgisi esaslarını tespit eden

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. üç dişli gladyatör mızrağı; üçlü çatalı olan balık zıpkını; Neptünün sembolü; s. üç çatallı mızrak gibi, üç çatallı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç dişli, üç çıkıntısı veya ucu olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. öncelsiz; benzeri görülmemiş, yeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by