Dest-bus ne demek? | Dest-bus anlamı nedir? | Dest-bus

Dest-bus anlamı nedir?

Dest-bus ne demek?

Dest-bus anlamı nedir?

Dest-bus | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: dest bus

Türkçe Sözlük

(i. F.). El öpme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Abdest = El suyu). Namaz kılmak için şeriate göre yüz ve dirsekle beraber el ve ayakları yıkamak ve başa meshetmekten ibaret temizlenme işi: abdest almak, abdest vermek = Azarlamak, abdest iktiza etmek = Rüyada kirlenmek, ihtilâm, abdest bozmak = Ayak yoluna gidip dışarı çıkma ihtiyacını gidermek, abdestimde şüphem yoktur = İmanım vardır (halk arasında gusüle de bazen abdest denildiği için, birine küçük, diğerine büyük abdest derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ablution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Purification by washing the hands before prayer; a Mohammedan rite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ritual ablution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبدست] abdest. 2.paylama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Abdest almaya mahsus ibrik.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(pimpinella saxisfrage): Gülgillerden; siyah ve yeşil boya çıkartılan bir bitkidir. Rutubetli yerlerde yetişir. Boyu 70 santimetre kadardır. Kökü akıcıdır. Kullanıldığı yerler: Mideyi kuvvetlendirir. Göğüs ağrılarını dindirir. Ateşi düşürür. Boğmaca, öksürük ve baş ağrılarını keser. Vücuda dinçlik verir. Balgam ve ter söker. Burun kanamalarını keser. Bademcik şişlerini indirir. Mide yanması ve bağırsak gazlarını giderir. Çıbanın olgunlaşmasına yardım eder.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I. F.) (Abdest-hâne = Abdest evi). 1. Abdest almaya ve el, yüz yıkamaya mahsus musluklu ve kurnalı yer. 2. Abdest bozacak yer, ayakyolu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آبدستخانه] tuvalet. 2.abdest alınan yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asıl abdest alırken giyilen bir nevi kısa cüppe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) kısa cübbe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Abdest almamış, abdesti bozulmuş, pehrizslz, sakınılması icap eden günahlardan sakınmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Uböset» ten imef.). Yüzü ekşi, çatık çehreli, asık suratlı: Abus adam. (Çehre hakkında da kullanılır). Vech-i abûs, abûsül-vech = Yüzü ekşi, çatık çehreli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عبوس] somurtkan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kötüye kullanma, suiistimal; kötü muamele; zarar; fesat, suç; küfür, sövüp sayma; Irza tecavüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kötüye kullanmak; suiistimal etmek; zarar vermek, incitmek; sövüp saymak, küfür etmek; şerefini lekelemek; Irza tecavüz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ağzı bozuk, küfürbaz; yolsuz, bozuk; fesatçı abusively (z). yolsuz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Koca, zevc, yaşlı erkek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarım ve tarım ticareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pusu, tuzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). pusu, tuzak; (f). tuzak kurmak, pusuya düşürmek. Iay an ambush pusu kurmak. Iie in ambush pusuya yatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden kullanılan bir çeşit çakmaklı tüfek. ha

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otobüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eşarp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بادبدست] eli boş, züğürt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. Türk musikisinde kürdîli bir mürekkep kep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F). Türk musikisinde bûselikli bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بزستان] bedesten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı: bezistân, kullanılanı: Bedesten). Kıymetli kumaşlar, silâhlar ve mücevherler vesaire alışverişine mahsus örtülü ve mahfuz çarşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covered bazaar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market where antiques. objets d'arts. jewelry etc. are sold. vaulted and fireproof part of a bazaar where valuable goods are kept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Değerli eşyanın satıldığı kapalı çarşı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alaybozan tüfeği; aptal kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öpme, Fars. bûse: BÜs etmek: Öpmek (sıfat terkibi teşkiline gi-rer). Dest-bûs = El öpen. Pây-büs = Ayak öpen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. otobüs; k.ili binek otomobili; f.otobüsle gezmek; otobüsle taşımak.bus bar elektrik bağlama çubuğu. bus boy lokantada kirli tabakları toplayan işçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bisât). Bisâtlar, kilimler, döşekler, minderler, keçe yaygıları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen, (bk.) Bütün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downright. quite. altogether. wholly. completely. entirely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altogether. wholly. completely. neck and crop. out and out. teetotal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.bir çeşit ingiliz askeri başlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiss öpücük.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بوسه] öpücük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Öpüşmek, öpmek. - İslâmî ahlâka aykırı olduğu için isim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpecek yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bûse, öpücük alan, toplayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpülecek yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bûse, öpücük toplayan, kapan, alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şapır şupur öpüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpücü, öpen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). Türk musikisinin 13 basit makamının 2’incisi; lâ (dügâh) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 basit tam beşlinin ikincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde basit makamları teşkile yarayan 6 çeşit tam dörtlünün ikincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. T. F.). Türk musikisinde orta sekizlideki «si» perdesi ki portenin üçüncü çizgisine yazılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam. Aşîrân «mi» perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çalı, çalılık, çalıya benzer şey çalılık arazi; mak. zıvana, burç; f. çalı ile örtmek, kaplamak, çalı ile destek yapmak; çalıdan yapılmış tarakla taramak. beat about the bush sadede gelmemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Afrika'da bulunan ve maymuna benzer ufak bir hayvan, zool. Galago maholi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ormanda rahat yaşayabilme hüneri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili yorgun, bitkin; ne yapacağını şaşırmış bir halde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kile; ing. 4/5 kile. hide one's light under a bushel örnek olmak istememek; yeteneğini gizlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., A.B.D. biçimini değiştirmek, tersyüz etmek, onarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Japonya'nın geleneksel savaş kuralları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek kovan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.ormancı: Avustralya'da çalılıklarda oturan kimse; b.h. Güney Afrika zenci ırkına mensup kimse. Buşman; Buşmanların dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çalıyla kaplı; çalı gibi, gür. bushiness i. çalı gibi oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpme, öpmeklik. Destbûsî = El öpme. Dâmen-bûsî = Etek öpme. Ifâ-yı resm-i dest-bûsi etmek = Etek öpme merasimini ifa etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öpülmüş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iş, meslek, vazife; ticaret; iş yeri; mesele, problem. stage business tiyatro oyuncuların konuşma dışındaki jest, mimik gibi davranışları. have no business hakkı olmamak, alakası olmamak. mean business f. ciddi niyeti olmak. businesslike s. ciddi, sist

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şapırtılı öpüş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. korseyi dik tutan kemik veya madeni balina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. potin, kısa çizme; eski Yunan ve Roma tiyatrosunda oyuncuların giydiği sandalet; trajedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. potin, çizme veya eski Yunan ve Roma tiyatrosunda oyuncuların giydigi sandaleti giymekte olan; trajediye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Püskü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. otobüs şöforü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Müjde.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Müjde, sevinçli hab(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., (eski) ve leh. öpücük, buse; f. öpmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Vücudun göğüsten yukarı kısmı. Vücudun bu kısmını gösteren resim veya heykel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., k.dili patlamak, patlak vermek; iflâs etmek; patlatmak; mahvetmek, iflâs ettirmek; orduda rütbesini tenzil etmek; vurmak; i. göğüs. bust; (argo) mahvolma, iflâs; slang top atma; içki âlemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بوستان] bahçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Bahçe içinde bulunan köşk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bostana ait.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toy kuşu, zool. Otis tarda; Avrupa ve Afrika'da yaşayan diğer birkaç cins kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) tutuklanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) hayvan terbiyecisi; dağıtan veya mahveden kimse; ulan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. telâş etmek, koşuşmak, acele ile hareket etmek; acele ettirmek; i. telaş, koşuşma, acele; eskiden kadınların eteklerini kabarık tutmasl için kalça kısmına taktıkları yastık gibi şey. hustle and bustle telâş, koşuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. meşgul; hareketli, faal; işgüzar, burnunu her işe sokan. busy signal meşgul işareti. busybody i. herkesin işine burnunu sokan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. meşgul etmek iş vermek, boş bırakmamak; meşgul olmak, işi olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eline çabuk kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). El çabukluğu, eline çabuk olma.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Card bus, bellek sürücülerinin ve diğer çevre birimlerinin, bir bilgisayara entegre edilmesini sağlayan standart bir arayüzdür. Card bus, PCMCIA biçiminin geliştirilmiş halidir ve 32 bit/33 MHz bus-mastering uygulamalarına olanak tanımaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). diğerleri eşit olmak üzere; (kıs). cet. par.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). , (şaka). dolambaçlı yol; boş laf etme dolaylı bir şekilde meramını anlatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چيره دست] yetenekli, becerikli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gizli, mahrem, el altından. clandestinely (z). gizlice. clandestineness (i). gizlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). yanabilir, tutuşabilir; parlamaya hazır; (i). kolay tutuşan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yanma, tutuşma; (kim). ısı ve ışık veren oksitlenme. combustion chamber yanma hücresi, yanma haznesi. combustion furnace yanma fırını, yakım ocağı. combustion gases yakım gazları. combustion motor yakımlı motor. combustion period yanma süresi, yakım

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.) (aslı: cünbiş). 1. Kımıldanma, hareket. 2. Zevk, eğlence: Bu akşam cümbüş edecekler; cümbüş İçin kıra çıkıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bancoya benzetilerek yapılmış ve teneke kaplanmış, meyhane musikisinde kullanılan bir çeşit ud. Tanbur şeklinde olanı da vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jamboree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

binge. blowout. jamboree. merrymaking. orgy. revel. revelry. spree. carousal. rave-up. a mandolin with a metal body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orgy. revel. carousal. a mandolin with a metal body. bacchanal. carouse. festivity. jollification. kick- up. life. merriment. merrymaking. rave. rave up. revelry. saturnalia. spree. team.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riotous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Cümbüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Etek öpen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Etek öpme, etek öpme töreni.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دامن بوس] etek öpen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Topuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seabus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. der = zarf edatı, dest = el). 1. Elde etme, tutma, yakalama: Cinayeti işleyenleri derdest ettiler. 2. Elde bulunan, yapılmakta veya görülmekte olan: O iş derdesttir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دردست] yakalama. 2.el altında olma. derdest edilmek yakalanmak. derdest etmek yakalamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). El. (bk.) Derdest.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Ova, sahra, kır. 2. Beyâbân, çöl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دست] el.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دشت] kır. 2.ova. 3.çöl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). El ve ayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bulaşık el, bulaşmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Küçükten beslenip alıştırılmış, ele alıştırılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dest = el, Avîhten = asılmak). Ufak hediye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kuvvet, üstünlük, zafer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). El öpme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dest = el, bûsîden = öpmek). El öpme. İfâ-yı resm-i destbûsi = El öpme törenine katılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) 1. El uzatma, sarkıntılık. 2. El uzatan, sarkıntılık eden, zulüm yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Tezgâh, dokuma Aleti, atölye. 2. Zenginlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dest = el, giriften = tutmak). Düşenin elini tutan, yardımcı. Ar. mutn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). El açan, avuç açan, dilenci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dilencilik, el açıcılık, avuç açıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yardımcı, imdâda yetişen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oyuncak, (bk.) BAzî

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). El işi, iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. El çeken, kör bir kimseyi elinden tutup gezdiren. 2. El uzatan, dilenci. 3. Bir işten vazgeçen. 4. At ve yay gibi elde kolaylıkla idare olunan nesne. 5. Kazanç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dest = el, mâlîden = silmek). El silecek yağlık. Ar. makrama, (makreme), mendil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dest = el, mâye = asıl, esas). Sermaye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birinin kılavuzluğu ile bir işe tâyin edilen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Fakir. 2. Dindar. 3. Mendil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dest =s el, resîden = yetişmek). Eli yetişen, nâil olan, muvaffak: Meramına destres olamadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yardımcı, Ar. muin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yardım, Ar. muAvenet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Millî, dinî, mitolojik hikâye. 2. Türk halk şiir ve musikisinde bir çeşit. (bk.) DAstân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epic. epopee. epos. saga.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epic. saga.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epic. epic poem. saga. song.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستان] hikaye. 2.destan. 3.masal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Hikaye, kıssa. 2.Hile, mekr, tenvir. 3.Rüstem’in babasının lakabı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hilekâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legendary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sarık, Ar. amâme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستار] sarık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sarık bağlayan, mec. Din adamları sınıfına mensup.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستاویز] küçük hediye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دست بدست] elden ele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دست بوس] el öpen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دست بوسی] el öpme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. El, tutam, bağ, demet: Bir deste çiçek, bir deste kaşık. 2. Sap, kabza: Hançer, bıçak destesi. 3. Havan eli. 4. (denizcilik) Gemi demir attığı zaman salıp zincirin üzerine binmesi ki, zincirin çok gerilmesine sebep olur: Deste etmek. Deste more.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bunch. bouquet. sheaf. bundle. deck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book. bunch. bundle. wad. bouquet. packet. package. pack. deck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دسته] grup. 2.demet. 3.kulp.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Demet, tutam, takım. 2.Kabza, tutacak y(Erkek İsmi) 3.On yapraklık altın varak defteri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Boya vesaire ezmeye mahsus yuvarlak ve sert taş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül demeti, destesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide süs notalarınden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir duvar ve binayı yahut bir ağacı durdurup takviye etmek için vurulan dayak: Destek vurmak, destekle tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auxiliary. backup. supporting. support. stand-by. brace. prop. rest. underlay. upholder. buttress. backing. backup. aid. supporter. friend. anchorage. assistance. bolster. booster. bracer. bracket. contribution. cooperation. corbel. countenance. crut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aid. assistance. auspices. backing. boost. brace. bracket. buttress. comfort. console. cooperate. countenance. favour. pier. promotion. prop. reinforcement. rest. shore. shoulder. stand. strut. support. truss. beam. reinforcements. help. helper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support. backing. crutch. plank. prop. reinforcement. stanchion. stay. strut. truss. stand. base. pedestal. stock. poppet. rest. backstay. outrigger. cleat. stay-by. skid. bolster. strutting. holdfast. staff. counterfront. angle tie. abutment. aid and com

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Başka dokulara destek olan doku.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. further.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boost. brace. nourish. sustain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backer. booster. buttress. follower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supporting. bracing. boost. corroboration. logrolling. pump priming. strutting. sustentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support. supporting. backing. truss. propping. shoring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Destek vurarak sağlamlaştırmak. 2. Bir kimseye, bir işte yardımcı olmak, kolaylık sağlamak, desteklemek, arka çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give a leg up. give countenance to. keep smb. in countenance. lend countenance to. encourage. support. brace. prop. shore. stand by. buttress. back up. strengthen. advocate. assist. bear out. bear smb. out. bolster. bolster up. buoy. champion. counte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assist. brace. buoy. buttress. carry. champion. cheer. countenance. endorse. favour. found. nourish. prop. shore. strengthen. subsidize. support. uphold. to prop up. to shore up. to support. to back up. to countenance. to uphold. to champion. to endorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support. to support. to prop up. to bolster. to bolster up. to boost. to back. reinforce. to skid. to truss. to sustain. to second. to assist. back up. build up. buttress. to lend countdown to sb. countenance. espouse. prop. pull for. root for. sell short

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stay up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be supported. to be propped up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supported. propped up. upborne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsupported.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbacked. unsupported.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tie in sheaves. bundle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı Farsça dest-ere = el bıçkısı. Türkçe söylenişi: testere). El bıçkısı. El ile kullanılan küçük bıçkı. Zemin testeresi = Yuvarlak kesmeye mahsus testere. Kıl testeresi = İnce tahtadan oyma çıkarmak için ufak bıçkı. Testere balığı = Uzun burunlu bir cins balık. (bk.) Testere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستره] testere, bıçkı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستگاه] tezgah. 2.atölye. 3.halı dokuma tezgahı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستگير] elden tutan, yardım eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Türkçe söylenişi: testi). Topraktan su vesair sıvıları koymaya mahsus kulplu kap: Su, pekmez, yağ .testisi. (bk.) Testi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستی] testi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gidilecek yer; gönderilen yer; hedef.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., to veya for ile nasip etmek, tahsis etmek, tayin etmek, ayırmak; belirli bir gayeye doğru yöneltmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kader, nasip, kısmet, mukadderat, alın yazısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., gen of ile yoksul, yoksun, mahrum, muhtaç, fakir. destitu'tion (i). yoksulluk, mahrumiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستکار] il işi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستمال] mendil. 2.el bezi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دست مزد] ücret, el emeği. 2.bahşiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دسترس] ulaşma, elde etmek. destres olmak ulaşmak, elde etmek. destres olunmak ulaşılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). harap etmek, mahvetmek, yıkmak; yok etmek, imha etmek, vücudunu ortadan kaldırmak, öIdürmek; iptal etmek, bertaraf etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Çok hızlı giden küçük savaş gemisi, torpido muhribi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destroyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destroyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a small fast lightly armored but heavily armed warship. a person who destroys or ruins or lays waste to; 'a destroyer of the environment'; 'jealousy was his undoer'; 'uprooters of gravestones'. , the agent employed in the killing of the first-born; the de

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A naval vessel of small displacement and maximum speed having a battery of light rapid-fire guns and heavy deck torpedo tubes These vessels have a moderate steaming radius and are intended for the protection of capital ships and for convoy and scouting du

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fast warship, smaller than a cruiser, developed to fight torpedo boats about 1890, and later submarines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yok edici şey veya kimse, telef edici şey veya kimse; den torpido muhribi; muhrip, destroyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (fırlatılan roket veya bombayı) hedefe ulaşmadan imha etmek. destructor (i). roket imha cihazı; (ing)., çöp fırını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yok edilebilir, imhası mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). harap etme, mahvetme, yok etme, helâk, yıkılma; yıkım; belâ; afet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yıkıcı, zararlı, tahrip edici. destructive criticism yıkıcı eleştiri. (edebiyatta)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permission izin. müsaade. gangway!. make way!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

permission. leave. make way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دستور] izin. 2.zerdüşt rahibi. 3.uzak dur. 4.izin ver.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (el demek olan dest ile «ver» edatından mürekkeptir. Cem’i desâtîr gelir). 1. Hüküm ve nüfuzu olan vezir: Destûr-ı mükerrem, destûr-ı Azâm. 2. Zerdüşt dininin mânevî reisi ve lideri. 3. Büyük defter, başvurulan defter-i kebîr. 4. Esas kaide, bir ilim ve fende kaidelerin uygulandığı esas kaide ve umumî örnek: Hesap, cebir düsturu. 5. Türk devletinin kanunlar dergisi. 6. Ruhsat, izin, mezuniyet. Destur = İzin verin geçelim. Müsaade edin, açılın. Bu mânâ ile cin ve perilere karşı da kullanılıp, karanlıkta bir yere girileceği vakit «destur» denilir. Destûr-ül-amel = Her iş ve hareket ona tatbik edilmek üzere örnek alınan kaide ve nizam veya tâlimat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). İzinsiz, müsaadesiz, sellemehüsselâm

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yanlış bir fikri düzelterek gözünü açmak, doğru yolu göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دوردست] ırak, çok uzak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaşça en büyük

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -bi) i eski Yunanistan'da reşit olarak tam vatandaşlık haklarını elde eden genç. ephebic s. bu gençlere ait; bir canlının olgunluk dönemine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) birçok şeyden meydana gelen tek şey, Amerika Birleşik Devletlerinin resmi sloganı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile biten mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (pol)., (A.B.D). engellemek, bir kanunun kabul edilmesini önlemek için vakit geçirici konuşmalar yaparak kürsüyü işgal etmek; (i). böyle bir engelleme; korsan, haydut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile biten mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. girân-destân). Eli ağır, işini ağır gören.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Gül öpüşlü, öpmesi gülün teması hissini veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Gül demeti. 2. mec. Şiir ve biografl mecmuası: Güldeste-i şuarâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anthology seçki. antoloji.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güldemeti, çiçek destesi. - Türk müziğinde mürekkeb makamlardan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گلدسته] çiçek demeti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birlikte çalışan, arkadaş: Hem-dest idiler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هزاردستان] bülbül.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile kalan mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki). Türk musikisinde bûselik beşi isiyle kalan mürekkep makamlardan biri. Az kullanılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T. musiki). Türk musikisinde buselik beşlisinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free enterprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. (kıs i.e.) yani, demek ki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. utanmaz arsız, iffetsiz açık saçık; hayasız, küstah, haddini bilmez. immodestly z. hayâsızca, kustahça im modesty i iffetsizlik; hayâsızlık, küstahlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yanmaz, ateş almaz, tutuşmaz; i. ateş almaz madde. incombustibil'ity i. yanmazlık. in combus'tibly z. ateş almayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. incubi, incubuses) kâbus, karabasan, ağırlık basması; kâbus gibi şey, sıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıkılmaz, bozulamaz, yok edilemez, çok dayanıklı, tahrip olunamaz. indestructibly z. yıkılamayacak şekilde. indestructibility i. yıkıl- mazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uykuda ağırlık basma, eski Türkçe: Kara başkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightmare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کابوس] karabasan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ayak öpen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ayak öpme (töreni).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

articulated bus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kısa elli. mec. Pinti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kenar şeridi; iki değişik renk arasındaki kenar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çobanyıldızı, Kutupyıldızı; yol gösterici rehber veya prensip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mad. mıknatıs taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. libâs). Libâslar, giyecekler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «habs» den imef.) (c. mahbûsîn). Hapsolunmuş, mevkuf, tevkif olunmuş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ محبوس] hapsedilmiş. 2.hapishane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Hapishane, mahbes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mahbusluk, mahbus bulunanın hâli ve mahbus kaldığı müddet: Mehbusiyyeti iki sene sürdü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile biten mürekkep makamlardan biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deputy. member of parliament milletvekili.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

member of parliament. deput. congressman. deputy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مبعوث] gönderilmiş. 2.milletvekili. 3.ölümden sonra dirilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. melbûse). 1. Giyilmiş, kullanılmış giyecek. 2. Giyinmiş, esvap giymiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Giyilecek şeyler, giylnti, esvap, elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Küçük otobüs, kaptıkaçtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minibusses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minibus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minibus. small bus. mini- bus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. minibüs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alçak gönüllü, mutevazı; gösterişsiz; ılımlı; tutarlı; namuslu, iffetli. modestly z. tevazu ile, gösterişsizce. modesty i. alçak gönüllülük, tevazu; iffet; ılımlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) Türk musikisinde bûselik beşlisi ile kalan mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Karabulut.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

meteor. kara bulut

Koyu esmer renkte büyük yağmur bulutu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A circle, or disk, or any indication of radiant light around the heads of divinities, saints, and sovereigns, upon medals, pictures, etc.; a halo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Aureola, and Glory, n., 5.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rain cloud; one of the four principal varieties of clouds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Cloud. a dark gray cloud bearing rain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Nimbus satellite program, initiated by the National Aeronautics and Space Administration and later operated by both NASA and the National and Oceanic Atmospheric Administration , was developed in the early 1960s to meet research and development needs

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. bi) (güz. san.) ayla, hale; bir kimse veya şeyin etrafnı saran parlak şöhret bulutu; meteor, eski yağmur bulutu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. obus). İçi patlayıcı madde dolu top güllesi. Obüs topu = Bir çeşit havan topu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

howitzer. shell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

howitzer. obus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Latince: omnibus). Otobüs gibi biletle yolcu taşıyan büyük at arabası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. otobüs; seçmeler, antoloji; s. çok maddeli. omnibus bill değişik konularla ilgili tasarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. L.). Çok miktarda yolcu taşımada kullanılan büyük otomobil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bus. autobus. motorbus. omnibus. coach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bus. omnibus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bus. autobus. carfare. motor bus. motor coach. motorbus. omnibus. strap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پابوسی] ayak öpme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پایبوسی] ayak öpme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. heykel veya sütun tabanı, kaide; esas, temel; f. sütun üstüne koymak. set on a pedestal idealize etmek, yüksek paye vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yaya, yayan giden kimse; s. yürümeye ait, yaya yürüyen, piyade; ağır, sıkıcı; adi. pedestrianism i. ağır ve adi yazı üslubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mit. güneş tanrısı Apollo; ( şiir )güneş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda İtalyan şehirlerinde vali veya hakim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kadere mahsus; kadere inanan; i. kadercilik- yanlısı. predestinarianism i. kadercilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. önceden mukadder kılmak, önceden nasip etmek; s. kısmet olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takdir, kader, kaza, nasip, kısmet; takdiri ilâhi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., bak. predestinate .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sorulan kelime veya cümlenin kısımlarını ayrı ayrı resimlerle göstererek oynanan bir çeşit bilmece (msl. bir dal ile bir kavuk resmi dalkavuk diye okunacak) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blazonry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşkenar dörtgen. rhombic s. eşkenar dörtgen şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sağlam, gürbüz, güçlü, kuvvetli, dinç; kaba. robustly z. kuvvetle. robustness i. kuvvet, zindelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., gen. şaka kaba kuvvetli, kaba, sağlam .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gül ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi İla kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini aşağılama; suiistimal; istimna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shuttle bus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kenara çekilmek; yan çizmek, sorumluluktan kaçınmak; bertaraf etmek; uzatmak, sallantıda bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İki adet PCI Express ekran kartını aynı anda çalıştırabiliyor.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. halk tarafından tutulmayıp kritiklerce övülen başarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ., -bi, -buses) ifrit, şeytan; mit. geceleyin kadın şeklinde erkeklerin rüyasına girip onlarla cinsel münasebette bulunan dişi şeytan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çog. -buses, -bi) bir kitap veya dersin özeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «abes» ten). Yüz ekşitme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «basbasa» dan) (c. Tabasbusât). Alçakça yalvarma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبصبص] yardakçılık, yaltaklanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yaltaklanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde buselik beşlisi ile kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tahtapûş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تهی دست] yoksul. 2.eli boş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تهيدستی] yoksulluk. 2.eli boşluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «libâs» tan). Giyinme: Yeni elbise telebbüs etmişti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ teng = dar, dest = el). Eli boş, yoksul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Züğürtlük.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تنگ دست] elidarda, yoksul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ufak fes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. teşebbüsât). 1. (işe) Yapışma, sarılma, itina ile başlama, girişme. 2. (hukuk) Cezayı gerektiren bir işe davranma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. enterprise. approach. bid. fist. venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. enterprise. undertaking. initiative. effort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business concern. attempt. enterprise. undertaking. project. initiative. business venture. go. guts. proposition. shot. smack. step.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -bi) tıb. kan damarını tıkayan pıhtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. tire-bouchon

burgu

Tıpa çekmeye yarayan, ucu sivri ve helis biçiminde demir alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corkscrew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corkscrew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. ing.). Havâi elektrik hattından cereyan alarak yürüyen otobüs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trolley bus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trolleybus. trackless trolley. trolley bus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. k.dili tröstü bozmaya çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). Yüz ekşiliği, çehre çatıklığı, gülmez yüz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iş düzenine aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Son dönem elektronik cihazlarda bulunan bağlantı standartıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesine, PC’ye bağlı olduğu sürece otomatik olarak güç sağlayan USB bağlantısı özelliği.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kuruluk, nemsizlik, rutubet yokluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). El birliğiyle çalışanların herbiri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یبوست] kuruluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یبوست] kuruluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زمين بوسی] saygı ile yer öpme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. zîr = alt, dest = el) (c. zîr-destân). El altında bulunan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زیردست] el altındaki, emir altındaki, ast.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

PC Card’ın, işlemci ya da ana bellekten geçmeden doğrudan grafik kartına video verileri göndermesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

PC Card’ın, işlemci ya da ana bellekten geçmeden doğrudan grafik kartına video verileri göndermesini sağlar.

Teknolojik Terim by