Destek Doku ne demek? | Destek Doku anlamı nedir? | Destek Doku

Destek Doku anlamı nedir?

Destek Doku ne demek?

Destek Doku anlamı nedir?

Destek Doku | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: destek doku

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Başka dokulara destek olan doku.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Tohumun içinde, embriyonu çevreleyen kısım.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kışın çok kar yağışı alan bir bölgede yaşıyorsanız, karayolları görevlilerinin yollardaki buzlanmayı gidermek için tuzu kullandıklarını görmüşsünüzdür. Ancak tuz aynı zamanda dondurma yapımında da kullanılmaktadır. Peki ama tuz, bu iki ters gibi görülen işlevi nasıl becermektedir?

Herkesin sandığının aksine tuz suyun içinde şekerin eridiği gibi erimez. Tuz buzun içine girince onu çözer. Tuz yine kalır ama buz çözüldüğü için artık o su değil, tuzlu sudur ve erime noktası saf sudan daha düşüktür.

Buzlanmış yollara tuz döküldüğü zaman, tuz önce buz ile çözümlenerek bir buzlu su tabakası oluşturur ve bu çözeltinin donma noktası düşük olduğundan, sıfırın altındaki sıcaklıklarda bile donmadan kalabilir. Günümüzde ABD’de üretilen tuzun yüzde 45’i yollardaki buzun eritilmesinde kullanılmaktadır.

Bilindiği gibi su, sıcaklığı sıfır dereceye varınca donar. Suya tuz ilavesi ile bu donma sıcaklığı da düşer. Suya yüzde 10 tuz ilavesi donma sıcaklığını -6 dereceye indirir. Yüzde 20 tuz karıştırılmış su ise -16 derecede donar. Ancak yolun veya buzun ısısı -16 dereceden de az ise artık tuzun erimede pek etkisi olmaz, sadece buzun üstünde kalarak tekerleklerin kaymasını azaltabilir.

Dondurma yaparken de karışımın çevresinde çok düşük ısıya ihtiyaç vardır. Dondurma karışımının etrafındaki ısının çok düşük olması, ancak bu düşük ısıda karışımın donmaması gerekir. Burada eklenen tuz karışımın sıfır derecenin altında bile donmadan dondurmanın oluşturulmasını sağlar.

Hatırlarsanız ‘Titanic’ filminde okyanus suyunun ısısı sıfırın birkaç derece altında olmasına rağmen, deniz suyunun yüzeyi, içindeki tuz nedeni ile hala donmamıştı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide süs notalarınden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir duvar ve binayı yahut bir ağacı durdurup takviye etmek için vurulan dayak: Destek vurmak, destekle tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auxiliary. backup. supporting. support. stand-by. brace. prop. rest. underlay. upholder. buttress. backing. backup. aid. supporter. friend. anchorage. assistance. bolster. booster. bracer. bracket. contribution. cooperation. corbel. countenance. crut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aid. assistance. auspices. backing. boost. brace. bracket. buttress. comfort. console. cooperate. countenance. favour. pier. promotion. prop. reinforcement. rest. shore. shoulder. stand. strut. support. truss. beam. reinforcements. help. helper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support. backing. crutch. plank. prop. reinforcement. stanchion. stay. strut. truss. stand. base. pedestal. stock. poppet. rest. backstay. outrigger. cleat. stay-by. skid. bolster. strutting. holdfast. staff. counterfront. angle tie. abutment. aid and com

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Başka dokulara destek olan doku.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. further.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boost. brace. nourish. sustain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backer. booster. buttress. follower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supporting. bracing. boost. corroboration. logrolling. pump priming. strutting. sustentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support. supporting. backing. truss. propping. shoring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Destek vurarak sağlamlaştırmak. 2. Bir kimseye, bir işte yardımcı olmak, kolaylık sağlamak, desteklemek, arka çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give a leg up. give countenance to. keep smb. in countenance. lend countenance to. encourage. support. brace. prop. shore. stand by. buttress. back up. strengthen. advocate. assist. bear out. bear smb. out. bolster. bolster up. buoy. champion. counte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assist. brace. buoy. buttress. carry. champion. cheer. countenance. endorse. favour. found. nourish. prop. shore. strengthen. subsidize. support. uphold. to prop up. to shore up. to support. to back up. to countenance. to uphold. to champion. to endorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

support. to support. to prop up. to bolster. to bolster up. to boost. to back. reinforce. to skid. to truss. to sustain. to second. to assist. back up. build up. buttress. to lend countdown to sb. countenance. espouse. prop. pull for. root for. sell short

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stay up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be supported. to be propped up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supported. propped up. upborne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsupported.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbacked. unsupported.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Canlıların vücutlarında, aynı işi görmek üzere farklılaşmış olan hücre veya liflerin meydana getirdiği anatomik bütün, nesiç. Kemik dokusu, kemikleri; kan dokusu, kanı; sinir dokusu sinirleri vs. meydana getirir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

texture. tissue. histo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tissue. texture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

texture. fabric. texture. tissue. structure. make. configuration. cambium. fibre. grain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sanat yapıtının yüzeyinin görünümü veya hissedilmesi, ki düz veya parlaktan, kaba veya mata kadar çeşitlenebilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Dokuları inceleyen bilim, histoloji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dowdy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loose. free. falling down to. dilapidated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pour. outpour. outpouring. spilth. fall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fall. dropping. flow. pour. spillage. disintegration. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıvı veya tahıl çeşidinden bir şeyin, bulunduğu kap veya yerden dışarı çıkıp akması: Testiden su, fıçıdan yağ, çuvaldan buğday, saman döküldü; yere döküleni toplamak. 2. Düşmek, Osm. sukut etmek: Dişleri, saçı döküldü; kuraklıktan ağaçlardan bütün meyveler, yapraklar döküldü. 3. (akarsu) Son bulmak: Tuna Karadeniz’e dökülür. 4. Çıkarılmak, Osm. sevk ve tahşîd edilmek: Hududa, karaya birçok asker döküldü. 5. Hücum etmek, üstüne düşmek: Bütün halk sokağa dökülmüş; şimdi herkes sayfiyeye döküldü. 6. Dönmek, çevrilmek. Osm. münkalib olmak, müncer olmak: Moda mini eteğe döküldü. 7. Eritilmiş maden vesaire kalıba boşalmak: Kurşun ile antimuan halitasından harfler dökülür. 8. mec. Pek fazla eskimek. Osm. harap ve virân olmak: O yalı dökülüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be poured. fall into. fall out. fall off. pour forth. pour out. spill. fall into decay. go to pieces. feel cheap. come off. course. disembogue. disgorge. drape. empty. fall. flow. molder. moulder. rub off. run down. slop over. teem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moulder. pour. slop. spill. to spill. to pour. to slop. to be shed. to be cast. to fall into ruin. to disintegrate. to flow into. to spill over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be poured out. to be spilled. to be thrown away. to be shed. to get old and shabby. to be tired. to be in a miserable state. to drop. to fall. to pour. to flow. to run. to spill. to crumble. to decompose. to disintegrate. empty. slop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eritme, eritip kalıba dökme. Ar. sebk, izabe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pourable. pouring. cast. casting. molding. moulding. fall. pouring. enumeration. smelting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast. casting. moulding. fall. inventory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. casting. shaping in a mold. detailed presentation. inventory. molting. shedding. font. foundry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dokumak işi, dokumak suretiyle yapılan şey. Ar. nesc: Dokuması sık bez. 2. Boyalı pamuk ipliğinden dokunmuş yatak kılıfı ve minder örtüsü yapımında kullanılan bez: Yerli dokuma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile. woven. knitted. weaving. contexture. textiles. weaving. soft goods. webbing. fabric. piece goods. textile. weave. web. woof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabric. textile. texture. weave. web. weaving. woven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile. weaving. cotton cloth. woven. hosiery. web.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Dokumacılık yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Kumaş dokuma işi veya dokuma ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. ipliklerin bir takımını tezgâhta arış, bir takımını argaç yapıp bez ve kumaş vesaire yapmak. Osm. nescetmek: Bu bezi nerede dokurlar? Çuha, ipekli, hasır dokumak. 2. Silkmek: Ağaç dokumak. İnce eleyip, sık dokumak = Çok tahkik etmek, lüzumsuz yere çok araştırmak. Mekik dokumak = mec. Bir iş için çok gidip, gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weave. to weave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to weave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. document

belge

Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. documentation

belgeleme

Bir çalışma için gerekli belgeleri arama ve sağlama, belgelere dayandırma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. documentaire

belgesel

Belge niteliği taşıyan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

founder. metal worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundryman. founder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry work. cast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DÖKÜM-HANE) (i.). Madenden çeşitli Alet ve eşyalar yapmaya mahsus fabrika. Fr. fonderie: Hurufat dökümhanesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry. iron foundry. ironfoundry. smeltery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry. iron foundary. ironworks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vücuda iyi oturan elbise, sarkan, buruşup yer bırakmayan elbise kumaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tentacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. işleme, geçme, tesir. 2. Zarar verme, bozma. 3. Başa vurma, sarhoş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tesirli, işler, geçer: Dokunaklı soğuk, dokunaklı söz. 2. Bozan, zararlı: Dokunaklı yemek. 3. Başa vuran, sertçe: Dokunaklı tütün, şarap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affecting. appealing. moving. pathetic. plaintive. poignant. touching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touching. moving. biting. insinuating. affective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poignancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. iliştirmek, temasa getirmek. Osm. lems ve massettirmek: Şuraya elinizi dokundurun; şu masayı duvarlara dokundurmayarak götürebilir misiniz? 2. El sürdürmek, bozdurmak: Eşyanıza kimseyi dokundurmadım. 3. İncitmek, sataşmaya bırakmak: O zavallı adama çocukları dokundurmayın. 4. Sözle birine târizde, imâda bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hint. make touch. adumbrate. gibe. jibe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth touch another thing. to hint about sth to sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dokunmak işi. (bk.) Dokunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (y. k.). Derinin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık gibi vasıflarından duygulanması hususiyeti, lâmise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactile. tactual. touching. contact. touch. feeling. handling. palpation. tact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contact. dab. feeling. touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contact. touch. touching. sense of touch. tangency. strike. pat. slap. handling. impression. feel. contingency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sense of touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. El ile veya vücudun diğer bir organıyle ilişmek, sürülmek. Osm. temas etmek: Soğuk havada mermere dokunmak fenadır; elim dokunmakla soğukluğunu duydum. 2. El sürüp bozmak, halel getirmek, değiştirip bozmak, ilişmek: Kimse bu kâğıtlara dokunmasın; ben o yemeğe hiç dokunmadım; buna asla el dokunmamıştır. 3. İncitmek, zarar vermek, rahat bırakmamak, sataşmak: Bu çocuğa dokunmayın; şu fakire niçin dokunuyorsunuz? 4. Tesir etmek, işlemek, tesirli olmak: Bana, onun sözü dokunmaz; söylediği söz bana çok dokundu. 5. Sarhoşluk vermek, çok sert gelip sersemlik getirmek: Bu tütün, bu şarap bana dokunur. 6. Hüzün, keder, üzüntü vermek, merakı arttırmak: Böyle şarkılar bana dokunur; kaval sesi adama dokunur. 7. Sıhhatçe zararlı olmak, yaramamak, rahatsızlık vermek: Ekşi şeyler bana dokunur; zeytinyağı cilt hastalığı olanlara dokunur; her yemeğin çoğu dokunur. 8. Ait olmak: Hayrı dokunmuyorsa bari şerri de dokunmasın; o işte bana dokunur bir taraf göremiyorum. 9. Tecavüz ve tasallut etmek: Irza, namusa dokunmamalı; o söz haysiyetine dokundu. Su ya sabuna dokunmamak = Hiçbir tara fa zararı olmamak, karışmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch. contact. feel. handle. tip. affect. disagree. be intolerant of. clap. kiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affect. disagree. meet. rasp. touch. to touch. to move. to affect. to upset. to harm. to get on. to jar. to concern. to be woven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch. to touch. to contact. to make contact with. to touch with one's hand. to disturb. to upset. to affect adversely. to affect. to move one. to touch on. to deal with. to relate. to tap. to feel. to strike. to hit. to harm. handle. interfere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendi üstüne dökmek: Sabahları soğuk su dökünmeyi Adet edinmiştir. Soyunup dökünmek = İstirahat için soyunup, rahat bir hal ve kıyafette oturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dökülmüş perakende şey: Buğday, taş döküntüsü; zahire bitip yalnız biraz döküntü kalmıştır. 2. Denizin dalgalarını kesmek için sahilin biraz ilerisine bilhassa dökülmüş veya tabiî halde perakende taşlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilapidated. refuse. spoils. waste. debris. sweeps. detritus. fall-out. skin eruption. dreg. excuse. fallout. heap. junk. litter. refuse. residuum. rubbish. rubble. scrap. tot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

castoff. dilapidated. eruption. oddment. refuse. scrap. sleazy. remains. remnants. remainder. rubbish. skin eruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debris. litter. spillage. waste. discarded remnants. skin eruption. refuse. dust. rubbish. brushings. offscouring. crumblings. outfall. offal. tailing. reef. material. waste product. junk. leaving. scraping. dross. rummage. garbage. rummage goods. rift-ra

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detrital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dokunulmak işi: Bu kitaplara dokunulmaz. 2. incitilmek, sataşılmak, zarar verilmek. Osm. ızrar edilmek: Bu fakir adama dokunulmasın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sacrosanct. untouchable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immune. untouchable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untouchable. immune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dokunulmaz olma hakkı ve hali. Osm. masuniyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dokunaklı, tesirli: Dokunur ses. 2. Zararlı, yaramaz: Dokunur yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touching. texture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch. contact. texture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DOKURCİN) (i.). 1. Do kuzar yani on sekiz taşla oynanılan dama gibi bir oyun, üçleme de denir. 2. Buğday demetleri yığını, çeç. 3. Gelin çeyizi kafesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dokunmasını temin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth woven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Sekizden sonra ve ondan evvel gelen sayı. Ar. tis’a. 9: Dokuz kişi, dokuz gün, dokuz kere; on dokuz; yüz yirmi dokuz; dokuz yüz; dokuz bin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

like a cat with nine lives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Beherine veya her defada dokuz: Dokuzar lira aldılar; kompartımanlara dokuzar kişi bindiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dokuz kısımdan meydana gelmiş. 2. iskambil kâğıdının dokuz beylisi: Kupanın dokuzlusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dokuz yaşında olan: Dokuzluk bir çocuk. 2. Dokuz kuruş vesire kıymetinde olan: Dokuzluk kumaş. 3. Dokuz karış, metre vesaire boyunda veya kilo vesaire ağırlığında olan: Dokuzluk ağaç, dokuzluk kuzu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dokuz taşla oynanan bir oyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Dokuz derecesinde olan, sekizinciden sonra gelen. Ar. tâsî: Dokuzuncu gün; on dokuzuncu; yüz dokuzuncu vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ninth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ninth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Hızlı çalıştırma için kullanılan düşük sürtünmeli bir tuştur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Plazması ve taşıdığı yuvarlar bakımından bir doku gibi görülen kana, doku ilminde verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kemiklerin hususî dokusu (uyd. k.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broken or worn out. broken. disjointed. candle end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity of domicile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekstra büyük, geniş LCD dokunmatik ekran güneşli açık mekanlarda bile mükemmel renk, kontrast ve ayrıntılara sahip net görüntüler sağlar. Fotoğraf makinesi ayarları doğrudan dokunmatik ekran üzerinden yapılabilir.

Teknolojik Terim by

Sağlık Bilgisi

Günde, normal olarak 80 saç kılı dökülür. Bundan fazla dökülme yaşın ilerlemiş olması, bazı ateşli hastalıklar, tiroid hastalıkları, kansızlık, verem, şeker hastalığı gibi bütün vücudu etkileyen hastalıklardan sonra görülür. Tıp dilinde alopesi adı verilen saç dökülmesi; basit saç dökülmesi ve pelad olmak üzere iki çeşittir. Saç dökülmesini önlemek ve saçları uzatmak amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Yulaf sapı, su.

Hazırlanışı : Altı bardak suya 1 avuç yulaf sapı konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Suyu ile saçlar yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mucous membrane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). İç organları kaplayen ve sümük denen salgıyı çıkaran özel bezleri havi koruyucu bir doku, mukoza.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Süngere benzeyen bir doku.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yüksek bitkilerde çok yüzlü ve kolay üreyen hücreler.

Türkçe Sözlük by