Deva, Deva ne demek? | Deva, Deva anlamı nedir? | Deva, Deva

Deva, Deva anlamı nedir?

Deva, Deva ne demek?

Deva, Deva anlamı nedir?

Deva, Deva | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: deva deva

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. edviyye). 1. İlâç, Fars. dârû, Ar. muâlece: Bu hastalığın devesi perhizdir. Edviyye-i nebâtiyye = Bitkisel ilâçlar. Edviyye-i kimyeviyye = Kimyevî ilâçlar. 2. mec. Çare, tedbir, derman: Derdime kimse deva bulamadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Aralıksız, durmadan, biteviye, arasız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الدوام] sürekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implements. paraphernal property. tools and tackle. toolings , furniture and fixtures. tooling and implements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Farsça ber = yükseltme edatı, Arapça devâm = dâim olma). Devam üzre bulunan, süren dâim, bâkî: Sıhhat ve Afiyette ber-devam olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuing. going on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بردوام] sürekli, devam eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (Fr). sabık, eski.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remedy. cure. medicine ilaç. çare. em.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A god; a deity; a divine being; an idol; a king.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remedy. medicine. cure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Literally, 'shining one ' An inhabitant of the heavenly realms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Literally, 'shining one' An inhabitant of the heavenly realms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lit , 'A shining one' An inhabitant of the heavenly realms, which is characterized by long life, joyous surroundings and blissful states of mind In the Buddhist tradition, these states are understood to be impermanent, not eternal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Literally, 'shining one ' An inhabitant of the heavenly realms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Angel or celestial being belonging to a kingdom in nature evolving parallel to humanity, and ranging from sub-human elementals to super-human beings on a level with a planetary Logos They are the 'active builders,' working intelligently with substance to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

God Demi-god; great personality in devotion to Krishna, selfrealized to administrative independence 'Shining one ' A being living in the higher astral plane, in a subtle, nonphysical body Deva is also used in scripture to mean 'God or Deity '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lit , 'A shining one' An inhabitant of the heavenly realms, which is characterized by long life, joyous surroundings and blissful states of mind In the Buddhist tradition, these states are understood to be impermanent, not eternal. : a god or deity; divin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A 'Sanskrit term' for a deity; Divine Being Responsible for building all forms and holding the patterns; from Nature to the Solar System. a demigod or godly person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Demi-god, celestial being.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دواء] ilaç. 2.çare.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - İlaç. Çare, tedbir. – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. edviyye). 1. İlâç, Fars. dârû, Ar. muâlece: Bu hastalığın devesi perhizdir. Edviyye-i nebâtiyye = Bitkisel ilâçlar. Edviyye-i kimyeviyye = Kimyevî ilâçlar. 2. mec. Çare, tedbir, derman: Derdime kimse deva bulamadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Misk kokulu bir macun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İlâcı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dâbe). Binek hayvanları, (bk.) DAbe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دواب] yük hayvanları. 2.binek hayvanları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dâhiyye). Musibet, Afet. (bk.) DAhiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (mü. devâiye). İlâca mensup ve müteallik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. dâire). Daireler. (bk.) Daire.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دوائر] daireler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Paranın değerinin düşürülmesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dévaluation

ekon. değer düşürümü

Paranın altın veya yabancı bir paraya göre değerinin düşürülmesi, satın alma gücünün azalması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devaluation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devaluation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). değerini düşürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ikt). devalüasyon, para değerinin düşürülmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dévalué

ekon. değeri düşürülmüş

“Değerini düşürmek” anlamındaki devalüe etmek, “değeri düşürülmek” anlamındaki devalüe olmak birleşik fiillerinde geçer.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(DEVAM) (i. A.). I. Daim olma, sürme, kesilmeme: Ömrün devamı. İki günden beri yağmur devam ediyor. Zelzele beş saniye devam etti. Burada bu sıcak çok devam etmez. 2. Sebat, devamlı şekilde uğraşma: İnsan mesleğinde devam etmelidir. Her iş elinden gelir, lâkin devamı yoktur. 3. Bir göreve veya bir işe girme ve gidip gelme: Oğlunuz nereye devam ediyor? Filân kaleme, falan daireye devam ediyor. Kumara, ava, tiyatroya devam ettiğini işittim. Ber-devim = Devam eden, kesilmeyen. Osm. gayrı munkati: Aklbeti berdevâm olsun I Aleddevim = Mütemadiyen, aralıksız, fâsılasız, bilâfasıla, dalma, bir düzüye: Aleddevâm okumakla meşguldür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendance. continued existance. continuation. permanence. permanency. steadiness. duration. endurance. follow-through. perpetuation. progression. prosecution. pursuance. sequel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuation. pursuance. run. standing. continuance. continuity. duration. attendance. go on! keep on! keep going!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendance. continuation. continuity. attending. carrying on. extension. continuance. permanency. progression. pursuance. sequel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دوام] süreklilik. 2.kalıcılık. 3.devam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD’nin durdurulduğu noktadan otomatik olarak çalmaya devam etmesidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continue. hold. last. persist. resume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go on. to continue. to keep on. to carry on with. to attend. go. go ahead. hold. keep. keep going. last. progress. run. run on. stick with. wage. carry on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continue. maintain. perpetuate. preserve. sustain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carry. carry on. hold. perpetuate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sürer, sürekli: Birkaç gün devamlı yağmur yeğdi. Devamlı bir baş ağrısı. 2. Sebatlı, işinde mütemadiyen çalışan: İşinde devamlıdır. 3. Görevine hergün giden, daima iş ve vazifesi başında bulunan: Talebenin en devamlısı odur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuous. continual. permanent. frequent. regular. everlasting. non-stop. assiduous. chronic. continued. hourly. incessant. invariable. lasting. persistent. settled. steady. sustained. unabating. unbroken. unceasing. unremitting. invariably. regula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consistent. continual. continuous. stable. standing. steady. uninterrupted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constant. continuous. incessant. lasting. permanent. persistent. unbroken. continual. increasing. regular. uninterrupted. unintermitting. uniform. steady. unceasing. running. standing. holding on. non-stop. attending. round. consecutive. durable. slow. pe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuity. permanence. permanency. durability. progression. regularity. endlessness. lastingness. persistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuity. permanence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sürmeyen, çok sürmez, geçici, süreksiz. Osm. bakasız, muvakkat: Bu mevsimde soğuk devamsızdır. Dünya nimeti devamsızdır. 2. İşine devam etmeyen, sürekli çalışmayan, sebatsız: Elinden iş gelirse de devamsızdır. 3. Görevine hergün gitmeyen, daima işi ve vazifesi başında bulunmayan: Devamsız olmasaydı iyi yetişecekti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontinuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absentee. without continuity. inconstant. irregular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irregular. inconstant. without continuity. desultory. discontinuous. discrete. volatile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sürmeme, süreksizlik: Dünya nimetlerinin devamsızlığı inkâr olunamaz. 2. Sebatsızlık, sürekli çalışmama: Devamsızlıkla insan hiç bir işte muvaffak olamaz. 3. Görevine hergün gitmeme, deima iş ve vazifenin başında bulunmama: O çocuğun devamsızlığı iyi yetişmemesine sebep oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontinuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence. absenteeism. lack of continuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absenteeism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Koşan, süratle yürüyen. 2. Koşarak, süratle.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Koşan, seğirten, hızlı yürüyen. 2.Koşmak. Süratle, hızla gitmek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (tıb). Baş dönmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gigantic. giant-like. colossal. gargantuan. monumental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colossal. enormous. gargantuan. gigantic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gargantuan. gigantic. ginormous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دواساز] çare olan. 2.tedavi eden, şifa veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incurable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incurable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). harap etmek, viran etmek, mahvetmek; (k).dili utandırmak. devasta'tion (i). harap etme, viran olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (Türkçe söylenişi: divit). Eskiden yazı yazmak, üzere, mürekkep ve kalem konacak yeri olan, madenden bir Alet ki belde taşınırdı (yalnız mürekkep koymaya mahsus olanına hokka denir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دوات] divit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دواوین] divanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. edat). Edatlar, Aletler, (bk.) Edat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tools. instruments. implements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipment. tools. instruments. implements. gadgets. utensils. appliances. device. tool equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ادوات] avadanlık, araçlar, aletler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. yaralıları savaş alanından hastaneye taşımada kullanılan askeri helikopter.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

et seq.

Türkçe - İngilizce Sözlük by