Deve Katarı | Deve Katarı ne demek? | Deve Katarı anlamı nedir?

Deve Katarı | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: deve katari

Türkçe - İngilizce Sözlük

Applied Behavior Analysis, a therapeutic intervention for children with autism and other pervasive developmental disorders. a loose sleeveless outer garment made from aba cloth; worn by Arabs. a fabric woven from goat and camel hair.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آبال] develer.

Türkçe Sözlük

(f.) «Deveyi» çökertmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. explain. state. clarify. clear up. make smth. clear. unveil. dot the i's. account for. account for smth. account. lay open. show forth. unclose. unfold. declare. give smth. publicity. express. declassify. deliver oneself. develop. dilate. elu.

Türkçe - İngilizce Sözlük

commentary. praphrasing. dissection. exposition. elucidation. explaining fully. confiding. deployment. development. fade in. fading in.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Administrative leaders within OSU Extension who provide program direction The four program areas in OSU Extension are: Agriculture and Natural Resources, Family and Consumer Sciences, 4-H Youth Development, and Community Development.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automated Fingerprint I D System. Automated Fingerprint Identification System A system originally developed for use by law enforcement agencies, which compares a single fingerprint with a database of fingerprint images Subsequent developments have seen it

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Intelligent Tape. advanced intelligent tape; a helical scan technology developed by Sony for tape backup/archive of networks and servers, specifically addressing midrange to high-end backup requirements.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Airside Integration Testing. Developed by Sony, using helical scan technology and 8mm tape AIT tape drives use Advanced Metal Evaporated tape formulation AIT drives and media achieve a native capacity of 25GB Unique MIC technology gives fast data access f

Türkçe Sözlük

(i.). Meyvasını develer yer ve kabuğu ‘dericilikte kullanılır bir ağaç ki, ekseriya kumluk yerlerde olur.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Deve kiralayıcısı, deve ile, ücret karşılığı eşya taşıyan adam. 2. Hacca Surre-i Hümâyûn ile birlikte giden hademe ki, gidişten önce İstanbul’da törenle dolaşırlar.

Türkçe - İngilizce Sözlük

action. plot development. share. stock.

Türkçe Sözlük

(i.), t. Güney Amerika’da yaşar keçi ile deve arasında bir hayvan. 2. Bu hayvanın kılından mamul bir cins ince yünlü kumaş.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to, or situated near, the anus; as, the anal fin or glands. a stage in psychosexual development when the child's interest is concentrated on the anal region; fixation at this stage is said to result in orderliness, meanness, stubbornness, compu

Türkçe - İngilizce Sözlük

of or related to the anus; 'anal thermometer'. a stage in psychosexual development when the child's interest is concentrated on the anal region; fixation at this stage is said to result in orderliness, meanness, stubbornness, compulsiveness, etc.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). köşeli, zaviyeli, açısal; zaviye ile ölçülen; sivri; bir deri bir kemik (insan) ; davranışları rahat olmayan zarafetten yoksun. angular measure açı ölçüsü angular motion deveran dönme. angular velocity (dönüş sırasında) açısal sürat.

Türkçe - İngilizce Sözlük

AppleTalk Remote Access, a protocol developed by Apple to allow PowerBook and Macintosh users to connect to an AppleTalk network over phone lines.

Türkçe - İngilizce Sözlük

an agency of the Intelligence Community that conducts advanced research and development related to information technology.

Türkçe Sözlük

(i. «art» tan). 1. Katarın en gerisindeki deveye takılan büyük çan. 2. Hayvanın sağrısına konulan şilte.

Türkçe - İngilizce Sözlük

An experimental Web browser program, being developed at CERN.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smell of a young wine which may later develop into a mature bouquet in fine wines Asti.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency The agency which initially sponsored the development of the ARPAnet, the forerunner of the Internet.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Defense Advanced Research Projects Agency is the central research and development organization for the Department of Defense It manages and directs selected basic and applied research and development projects for DoD, and pursues research and technolo

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency of the U S Department of Defense ARPA funded research and experimentation with ARPANET, the predecessor to the Internet See also TCP/IP. 'The Defense Advanced Research Projects Agency is the central research and developme

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency Research and development organization that is part of Department of Defense ARPA is responsible for numerous technological advances in communications and networking ARPA evolved into DARPA, and then back into ARPA again S

Türkçe - İngilizce Sözlük

US Advanced Research Projects Agency This agency developed the first system of networked computers in the United States [week 1].

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Research Projects Agency An agency of the U S Department of Defense responsible for the development of new technology for use by the military ARPA was responsible for funding much of the development of the Internet we know today, including the Be

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automated Reasoning Tool, is an expert system software development environment from Inference-Corporation ART provides knowledge engineers with a comprehensive set of knowledge representation and storage techniques and graphics capabilities for building e

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) enginar, (bot) Cynara scolymus Jerusalem artichoke beyaz yerelması, yıldız kökü prickly artichoke kenger, yaban enginarı, bot Cynara cardunculus wild artichoke yabani deve dikeni

Türkçe - İngilizce Sözlük

augment. boost. compound. develop. heighten. increase. redound. save. to increase. to raise. to augment. to enhance. to boost. to bump sth up. to step sth up. to put away. to economize. to save.

Türkçe - İngilizce Sözlük

augment. develop. escalate. grow. increase. proliferate. to increase. to go up. to augment. to mount. to remain. to be left over.

Türkçe Sözlük

(i.). Boz dişi deve.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Assistant Secretary of the Army for Research, Development and Acquisition.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for AT Attachment, a disk drive implementation that integrates the controller on the disk drive itself There are several versions of ATA, all developed by the Small Form Factor Committee ATA: Known also as IDE, supports one or two hard drives, a 16-

Türkçe - İngilizce Sözlük

AT Attachment A disk drive implementation that integrates the controller on the drive itself There are several versions of ATA, all developed by the Small Form Factor Committee: ATA: Also known as IDE, supports one or two hard drives, a 16-bit interface a

Türkçe - İngilizce Sözlük

leap. dash. lunge. development. progress.

Türkçe Sözlük

(f.). Atlatılmak. Tehlike atlatıldı. Adam atlatıldı. Deve hendekten atlatıldı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eksen, mihver, kutup; (mak). dingil; (tar). itilâf, anlaşma, uyuşma. axis bearing (mak). dingil yatağı. axis friction (mak). mihver sürtünmesi. axis pressure dingil basıncı. axis of rotation deveran mihveri; (mat). dönüm ekseni magnetic ax

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Batı Asya'da Amu Derya nehri ile Hindukuş dağları arasında bulunan eski bir ülke. Bactrian (s). bu ülkeye ait. Bactrian camel iki hörgüçlü deve

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırtmaya sebep olan: Devebağırtan = Pek dik ve çamurlu yokuş (taşlık olursa naldöken denir).

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Kulağı yarık dişi deve veya koyun. Hayvan yavru doğurduğunda veya 5 yavru dişi olduğu zaman hayvanın kulağı kesilerek belirtilirdi. - Kur’an-ı Kerim, bu adetleri kaldırmıştır.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Işıklı, parlak, güzel. 2.Dikenli ağaç. 3.Açık, apaçık. 4.Çok koşan cins deve. 5.Vapur.

Türkçe - İngilizce Sözlük

As applied to dialects of Romani, includes those which developed south of Moldavia and Wallachia They are spoken today mainly in Greece and Bulgaria.

Türkçe - İngilizce Sözlük

bath. bathtub. bathroom. watering place. spa. development. washing.

Türkçe - İngilizce Sözlük

An older term used to describe the decarburized skin that develops on steel bars heated in a non-protective atmosphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method of producing printed effects by resist- dying, developed in Java A design is drawn on both sides of a cloth and the parts not to be colored by the first dye are covered with molten wax, which on solidification resists dyeing The cloth is crushed

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultivated. developed. built up. flourishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük

rich and prosperous. cultivated. developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük

development. public works. development charges. prosperity.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. bedelât). 1. Bir şeyin yerini tutan veya tutabilen, yerine geçen: Bir deve iki beygire bedeldir. 2. Karşılık, ivaz, bir şeyin yerine verilen: Malımı kaybettinizse bedelini vermeye mecbursunuz. e. Bedel olarak, yerine: HÜn-ı dil nûş ederim bâde-i gül-gûna bedel. Bed«l-i askerî = Osmanlı devletinde Müslim olmıyan tab’anın askerlik hizmetine bedel verdikleri vergi, eski cizyenin yerini almıştır. Bedel-i şahsî = Osmanlı devrinde bizzat askerlik etmek istemeyenlerin, maaşla kendi yerlerine gönderdikleri adam. Bedel-i nakdî = Askerlik hizmetinden kurtulmak için verilen belirli meblâğ. Tayın bedeli = Askerlere tayınları yerine verilen para.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Her şeyin evveli, ilk çocuk. 2.Genç ve taze kız. 3.Dişi deve yavrusu.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.”Müşteri” denilen yıldız, Jüpiter gezegeni. 2.Sütü çok olan deve.

Türkçe Sözlük

(i.). Hafif ve hızlı yürüyüşlü bir cins hecin devesi.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Okşadıkça süt veren deve. 2.Araplarca çok meşhur ve meş’um bir kadın.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Method for measuring the surface area of catalysts and other high area materials using adsorption of nitrogen gas Named for Brunauer, Emmett, and Teller, who developed the method. between.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir hayvanın üstüne çıkmak, Osm. rükûb etmek, süvâr olmak: Ata, katıra, deveye binmek. 2. Gemi ve araba gibi bir taşıta girmek, Osm. râkib olmak: Arabaya, gemiye, trene bindi. 3. Bir şeyin üstüne çıkmak: Duvarın üstüne bindi. 4. Bir hal ve suret almak: iş inada bindi. Dalına binmek = Kışkırtmak, musallat olmak. Küplere binmek = Çok hiddetlenmek.

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). 1. Birleşerek meydana gelmiş, mürekkep. 2. (kimya) Ayrı elemanların moleküllerinin çeşitli oranlarda kaynaşması ile meydana gelen madde: Benzin birleşik bir maddedir. Birleşik faiz = Bir sermayeye her yıl getirdiği faizlerin de katılmasıyle elde edilen paranın tamamı üzerinden yürütülen faiz. Birleşik fiil = (gramer) Bir kelimeye yardımcı fiillerden birini katmak suretiyle yapılan fiil: Eziyet etmek. Zengin olmak gibi. Birleşik kelime = İki veya daha çok kelimeden meydana gelerek tamamen değişik bir mânâ ifade eden kelime: Devetabanı gibi. Birleşik kesir = Ondalık kesirle beraber bir yahut birkaç birimi içine alan sayı: 2,5, 3,75 birer birleşik kesirdir.

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Tek taçyapraklı bitkilerden, zengin bir familya. Papatya, enginar, kasımpatı, devedikeni vs. bitkiler bu familyadandır.

Türkçe Sözlük

(E.A.) Allah'ın adı ile. Bir işe başlarken ve hayret veya endişe duyulduğu zaman söylenir. Bismillah demek = Bir işe başlamak. Nihayet bismillâh dedi.

Euzü ve Besmele’nin manası nedir?

Euzübillahimineşşeytanirracim demek, Allah’ın rahmetinden uzak olan ve gazabına uğrayarak dünyada ve ahirette helak olan şeytandan, Allahü teâlâya sığınırım, korunurum, yardım beklerim. Ona haykırır, feryat ederim demektir.

Bismillahirrahmanirrahim demek ise, her var olana, onu yaratmakla ve varlıkta durdurmakla, yok olmaktan korumakla iyilik etmiş olan Allahü teâlânın yardımı ile, bu işimi yapabiliyorum demektir.

SÖZLER

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

وَ بِهِ نَسْتَعِينُ

اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى

اَلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِينَ

Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin.Sen bir asker olduğun için askerlik temsilâtiyle, sekiz hikâyecikler ile birkaç hakikatı nefsimle beraber dinle.Çünki ben nefsimi herkesten ziyade nasihâta muhtaç görüyorum.Vaktiyle sekiz âyetten istifade ettiğim sekiz sözü biraz uzunca nefsime demiştim.Şimdi kısaca ve Avâm lisanıyla nefsime diyeceğim.Kim isterse beraber dinlesin.

Birinci Söz

Bismillah her hayrın başıdır.Biz dahi başta ona başlarız.Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudatın Lisan-ı hâliyle vird-i zebânıdır.Bismillah ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak dinle!.Şöyle ki:

Bedevî Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himeyesine girsin.Tâ şakîlerin şerrinden kurtulup hâcâtını tedârik edebilsin.Yoksa tek başıyle hadsiz düşman ve ihtiyacâtına karşı perişan olacaktır.İşte böyle bir seyahat için iki adam, sahraya çıkıp gidiyorlar.Onlardan birisi mütevazi idi.Diğeri mağrur...Mütevazii, bir reisin ismini aldı.Mağrur, almadı...Alanı, her yerde selâmetle gezdi.Bir kâtıü’t-tarîka rast gelse, der: “Ben, filân reisin ismiyle gezerim.” Şakî defolur, ilişemez.Bir çadıra girse, o nam ile hürmet görür.Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belalar çeker ki, târif edilmez.Daima titrer, daima dilencilik ederdi.Hem zelîl, hem rezil oldu.

İşte ey mağrur nefsim! Sen o seyyahsın.Şu dünya ise, bir çöldür.Aczin ve fakrın hadsizdir.Düşmanın,hâcâtın nihayetsizdir.Mâdem öyledir; şu sahranın Mâlik-i Ebedî’si ve Hâkim-i Ezelî’sinin ismini al.Tâ, bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisatın karşısında titremeden kurtulasın.

Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki: Senin nihayetsiz Aczin ve fakrın , seni nihayetsiz kudrete, rahmete raptedip Kadîr-i Rahîm’in dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçı yapar.Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki: Askere kaydolur.Devlet namına hareket eder.Hiçbir kimseden pervâsı kalmaz.Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır.

Başta demiştik: Bütün mevcudat, Lisan-ı hâl ile Bismillah der.Öyle mi?

Evet, nasılki görsen: Bir tek adam geldi.Bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevketti ve cebren işlerde çalıştırdı.Yakînen bilirsin; o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket “etmiyor.Belki o bir askerdir.Devlet namına hareket eder.Bir padişah kuvvetine istinad eder.Öyle de her şey, Cenâb-ı Hakk’ın namına hareket eder ki; zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar.Demek herbir ağaç, Bismillah der.Hazine-i Rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor.Her bir bostan, Bismillah der.Matbaha-i kudretten bir kazan olur ki: Çeşit çeşit pekçok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor.Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar Bismillah der.Rahmet feyzinden bir süt çeşmesi olur.Bizlere, Rezzak namına en lâtif, en nazif, âb-ı hayat gibi “bir gıdayı takdim ediyorlar.Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, Bismillah der.Sert olan taş ve toprağı deler geçer.Allah namına, Rahman namına der, her şey ona musahhar olur.Evet havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi, o sert taş ve topraktaki köklerin kemâl-i sühûletle intişar etmesi ve yer altında yemiş vermesi; hem şiddet-i hararete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması; tabiiyyûnun ağzına şiddetle tokat vuruyor.Kör olası gözüne parmağını sokuyor ve diyor ki: En güvendiğin salâbet ve hararet dahi, emir tahtında hareket ediyorlar ki; o ipek gibi yumuşak damarlar, birer asâ-yi Mûsâ (A.S.) gibi فَقُلْنَااضْرِبْْبِعَصَاكَالْحَجَرَ emrine imtisâl ederek taşları şakk eder.Ve o sigara kâğıdı gibi ince nazenin yapraklar, birer a’zâ-yi İbrahim (A.S.) gibi ateş saçan hararete karşı يَانَارُكُونِىبَرْدًاوَسَلاَمًا âyetini okuyorlar.

Mâdem her şey mânen Bismillah der.Allah namına Allah’ın ni’etlerini getirip bizlere veriyorlar.Biz dahi Bismillah demeliyiz.Allah nâmına vermeliyiz.Allah nâmına almalıyız.Öyle ise, Allah nâmına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız...

Sual: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiat veriyoruz.Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiat istiyor?

Elcevab: Evet o Mün’im-i Hakiki, bizden o kıymettar ni’metlere, mallara bedel istediği fiat ise; üç şeydir.Biri: Zikir.Biri: Şükür.Biri: Fikir’dir.Başta “Bismillah” zikirdir.Âhirde “Elhamdülillah” şükürdür.Ortada, ‘’bu kıymettar hârika-yi san’at olan nimetler Ehad-ü Samed’in mu’cize-i kudreti ve Hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmek’’ fikirdir.Bir pâdişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp, hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de; zâhirî mün’imlere medih ve muhabbet edip, Mün’im-i Hakiki’yi unutmak; ondan bin derece daha belâhettir.

Ey nefis! böyle ebleh olmamak istersen; Allah nâmına ver, Allah nâmına al, Allah namına başla, Allah nâmına işle.Vesselâm.

Türkçe - İngilizce Sözlük

That stage in the development of the ovum in which the outer cells of the morula become more defined and form the blastoderm. early stage of an embryo produced by cleavage of an ovum; a liquid-filled sphere whose wall is composed of a single layer of cell

Türkçe Sözlük

(f.). Bağırmak (öküz, manda, deve).

Türkçe - İngilizce Sözlük

Business Objects Language EnviROnment, application factory for electronic business by SAG, released Oktober 98 It contains a proprietary object oriented language that compiles to Java bytecode All development data is kept in a repository In addition to Ja

Türkçe - İngilizce Sözlük

Business Objects Language EnviROnment, application factory for electronic business by Software AG, released Oktober 98 It contains a proprietary object oriented language that compiles to Java bytecode All development data is kept in a repository In additi

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Bots. botfly larva; typically develops inside the body of a horse or sheep or human.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automated avatar or utility, usually programmed with AW SDK. botfly larva; typically develops inside the body of a horse or sheep or human.

Türkçe Sözlük

(i). T. Vücutte olan uzuv ki başı bedene bağlar, önüne boğaz ve arka tarafına ense derler. Ar. unk, rakabe, Fars. gerdân: insan, deve, kaz boynu, boyun kemikleri. 2. Bazı kapların dar ve uzun olan yukarı kısmı: Şişe, sürahi, testi boynu. Boyna almak = Bir işi üzerine almak, kabullenmek. Osm. deruhte etmek, kefil olmak. Boyun eğmek, bükmek = HAlinden şikâyet etmek. Boynu eğri = Muhtaç. Boyun vurmak = İdam, Osm. siyaset etmek, darb-ı unk etmek. Boyun uzatmak = Teslim olmak. Boynu ince, boynu kıldan ince = Mutî, itaat eden, her emre uyan. Boyunbağı = 1. Tasma, Fars. gerdân-bend. 2. Boyuna veya gömleğin yakasına bağlanan kumaştan giyim eşyası, kravat. Boyun buran = Sarıasmaya benzer benekli bir kuş, şakrak, göçgen. Boyun borcu = Vazife, Ar. vecîbe, farîza. Boyna binmek = Dala binmek, zavallı bulup musallat olmak Boyun çenberi = Köprücük kemiklerinin üstündeki çukur. Boyun kaşımak = Utanmak. Boyun kesmek = Baş eğmek, itaat etmek, tabî olmak, Osm. ser-fürû etmek. Boyun vermek = İtaat etmek, râm olmak. Boyun atkısı = Sargı, şal.

Türkçe Sözlük

(i.). Toprak ve deve tüyü renginde olan. Boz aba. Bozbakkal = Ardıç kuşuna benzer bir cins bahar kuşu. Bozdoğan = 1. Doğanın bir cinsi. 2. Doğan başlı çomak, topuz. 3. Bir cins armut.

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Büyük erkek deve, iki hörgüçlü deve. 2.Turna kuşu, turna sürüsünün önünde uçan turna horozu. 3.Harizm hükümdarlarından birinin lakabı.

Türkçe Sözlük

(i.). Sığır ve develeri zabt için burunlarına vurdukları tahta kıskaç. Isırmayı önlemek için köpeklerin ağız ve burunlarına takılan şey.

Türkçe - İngilizce Sözlük

growth. development. increase. growing. enlargement. expansion. accretion. accrual. augmentation. juvenescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük

buildup. expansion. extension. growth. sprawl. development.

Türkçe - İngilizce Sözlük

growth. growing up. development. accretion. accrual. augmentation. enlargement. expansion. extension. growing. increase. upgrowth.

Türkçe - İngilizce Sözlük

develop. enlarge. expand. grow. thrive.

Türkçe - İngilizce Sözlük

breed. develop. enlarge. expand. foster. magnify. nurture. overrate. overstate. raise. rear.

Türkçe Sözlük

(i.). Kalın ve sağlam deve kösteği.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Bayram. 2.Kalın ve kuvvetli deve kösteği. 3.Doğan kuşu.

Türkçe Sözlük

(i.). Maydanozgillerden, bir bitki, deve elması (Fr. panicaut).

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deve, hecin; (den). sığ yerlerde gemi yüzdürmek için kullanılan tombaz. cameleer (i). deveci; hecin süvarisi. camelhair (i). deve tüyü, bu tüyden dokunmuş kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sugeçirmez dayanıklı bir kumaş; bu kumaştan yapılmış elbise; eskiden kullamlan deve veya keçi tüyünden yapılmış bir kumaş.

Türkçe Sözlük

(i.). Tunç yesaireden yapılmış koni şeklinde bir Alet ki, içindeki tokmağın sallanıp kenarlara vurmasıyle ses çıkarır, çıngırağın büyüğü, ceres, nâkus: Deve çanı, kilise çanı, çan çalmak. Çanına ot tıkamak = Mahvedip sesini kesmek. Çan kulesi = Kilise çanını asmaya mahsus yüksek kule. Kulağa çan çalmak = Çok bağırmak, tekrar tekrar söylemek. Çan, kökü tarih öncesi zamanlara dayanan bir çalgıdır. Çan sallanmağa başlarken, tokmakla vurularak ses çıkartılır. Verdiği temel notaya normal armonikleri eklenir (üst sekizli, beşli, küçük üçlü, alt sekizli). Bu armoniklerin doğruluğu, çanın ana çizgilerine bağlıdır (dış ve iç çevresi). Çanın akordu üstündeki alaşım ölçüsünü azaltarak yapılır. Alaşımın çanın neresinden azaltılacağı belirlidir. Bunlar her armoniğin çıktığı yerlerdir. Çanın alaşımı % 78 oranında bakır, % 22 de kalaydan bileşir. Günümüzde, çanı sallamak için elektrik motoru kullanılır. Motor makarayı harekete geçirir. Eskiden makaraya ip sarılırdı. En dolgun ses, içten vuran tokmakla elde edilir. Dıştan vuran çekiç kullanılırsa, çıkan ses çok madeni olur. Bugün opera ve orkestralarda çan sesi akortlu madeni borulardan bileşen özel bir çalgı ile verilir. Notası, dördüncü çizgi Fa açkısı ile, Timbal veya Davul partisi üzerine yazılır. Gereğine göre, bütün seslerde yapılabilir. Sesinin etkisi, iki sekizli yukarıdandır. Bestenin yerine göre, hangi bey çanın kullanılacağı, bestecinin belirtmesi gerekir. Çanlar, dokunaklı ve görkemli etkiler bırakır.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devekuşu cinsinden fakat daha ufak boyda bir kuş.

Türkçe Sözlük

(i. A. «celb» den). Kesilecek hayvanları ve bilhassa koyun sürüsünü celbederek kasaplara satan tacir. (Halk dilinde celebci denilip, celb ve sevk edici mânâsı düşünülürse belki bu, dahe doğrudur. Vaktiyle sürü ile esir sevk ve esircilere satan insan tacirlerine de denirdi). Celep devesi = Kesilip eti yenmeye yarar genç deve.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. cimâl). Erkek deve.

Türkçe Sözlük

(I. A. «cesâmet» den) (mü. cesîme). 1. Vücutlu, gövdeli, iri: Cesîm bir deve. 2. Büyük, Ar. azîm, kebîr: Cesîm bir dağ. 3. Büyük, ehemmiyetli: Cesîm bir iş, cesîm bir ticaret sahası.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dolaşma, gidip, gelme, deveran: Kanın damarlarda cevelânı. Osm. cevelân-ı dem.

Türkçe - İngilizce Sözlük

shooting. filming. taking. development of a film.

Türkçe - İngilizce Sözlük

filming. development of a film.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Deve kasabı. -Daha çok lakab olarak kullanılır. Cezzar Ahmet Pasa (?-Akka 1804). Osmanlı vezirlerindendir.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cemel’in c. erkek develer.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Capital Improvement Program, airport development and construction programs which will benefit the airport and the National Airspace System. capital improvement program.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Classification of Instructional Programs Code representing academic programs developed by the National Center for Education Statistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Capital improvement projects. is a seven year program of projects to maintain or improve the traffic level of service and transit performance standards developed and to mitigate regional transportation impacts identified by the CMP Land Use Analysis Progr

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). deveran etmek dolaşmak, cevelân etmek; dağıtmak, elden ele geçirmek: dolaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). devir deveran dolaşım; (s). devreden, dolaşan. circulating library dışarıya kitap veren kütüphane.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devir, deveran, dolaşım cereyan; kan dolaşımı; tedavül, piyasadaki para miktan; kitap verme; dağıtım miktarı, tiraj.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dönmek, deveran etmek, dolaşmak. circumvolu'tion (i). bir merkez etrafında dönüş.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Canlı ve oynak yavru: Deve civeleği, mecazen oynak kadın. 2. Yeniçerilerde hizmet ve mülâzemet eden delikanlı.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Aşağı inmek, duruşmak, tortulaşmak. 2. (deve) Diz çökmek.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (deveyi) Diz üstüne düşürmek, ıhlamak. 2. Vurup oturtmak. kakıp yerleştirmek. 3. İndirmek: Başına yumruk çökertmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pusula; pergel; çevre; sınır; saha, alan, menzil; devir, deveran, süre. compass card, compass rose pusula kartı, rüzgargülü. compass needle pusula ibresi, pusula inesi. compass saw delik testeresi. beam compass büyük daire çizmeye mahsus sürgülü perg

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Tüysüz, kılsız. 2. Tüyleri kısa at. 3. Bitki örtüsü olmayan yer. 4. Cilt hastası deve.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çobanların yiyeceklerini, hokkabazların oyun Aletlerini koydukları deriden küçük torba. 2. Köylü kadınların çocuklarını koyup omuzladıklari meşin torba. Devedağarcığı = Kuduz devenin dili altında sarkan kese.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fast warship, smaller than a cruiser, developed to fight torpedo boats about 1890, and later submarines.

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. edviyye). 1. İlâç, Fars. dârû, Ar. muâlece: Bu hastalığın devesi perhizdir. Edviyye-i nebâtiyye = Bitkisel ilâçlar. Edviyye-i kimyeviyye = Kimyevî ilâçlar. 2. mec. Çare, tedbir, derman: Derdime kimse deva bulamadı.

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: tive). Yük taşıyan uzun boyunlu, eti ve sütü yenen bir veya iki hörgüçlü hayvan. Deve geviş getiren memelilerdendir. Arabistan yarımadası ve Kuzey Afrika İle Türkistan ve iran çöllerinde çok bulunup, haklı olarak çöl gemisi denilmiştir. Ar. cemel, Fars. şütür: Bir hörgüçlü deve. Deve aygırı = Buğra. Deve yavrusu = Boduk. Evliyâ devesi, Tanrı deveciğl = Saf adam. Deve bağırtan = Taşlık yokuş. Dav» boynu = 1. Bu hayvanın boynu gibi iki kemer şeklinde. 2. (denizcilik) Tulumbaların iki tarafa uskurlu kavisli bakır boruları ve bunun benzeri borular. Deve tüyü = 1. Bu hayvanın kılından yapılmış. 2. Açık boz veya kahverenginde. Deve tımarı = Dikkatsiz, üstünkörü iş. Deve döşlü = Karınsız (at). Deve dişi = Bir cins nar. Deve dikeni = Yaban enginarı. Deve tabanı = Buhûr-ı Meryem denilen bitkislz bir çeşidi. Devede kulak = Diğer bir şeye nisbetle çok az miktarda olan. Deve yürüyüşü = Yavaş lâkin kesintisiz ve devamlı yürüyüş veya iş. Yok deve = Münasebetsiz söze karşı alay tâbiridir.

Türkçe - İngilizce Sözlük

camel. ship of the desert.

Türkçe Sözlük

(i.). Afrika’da yaşayan, vücudunun ağırlığı ve tüylerinin azlığından dolayı uçamayan büyük bir kuş ki, kanatlarının tüyleri terbiye olunarak şapka süslerinde kullanılmakla pek kıymetlidir. Devekuşu tüyü, yumurtası.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Deve tüyünden yapılmış. 2. Deve tüyü renginde.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Deve sürüsünü gezdirip otlatan adam, deve çobanı. Fars. şütür-bân. 2. Deve sürücüsü, kiralık develeri olan adam. Fars. sârbân.

Genel Bilgi

Bu inanç ve görüşün nereden kaynaklandığı bilinmiyor. Güya devekuşu başını kuma gömünce düşmanlarını ve gelecek tehlikeyi görmez, onun için de rahatlarmış. Güney Afrika’da 80 sene boyunca yapılan gözlemlerde böyle bir olay görülmemiştir. Hiçbir devekuşu kafasını kuma gömmeye teşebbüs etmemiştir. Zaten bunu yaparlarsa boğulacakları da kesin.

Her ne kadar beyinleri gözlerinden küçük olsa da, kuş dünyasının en akıllılarından olmasalar da, devekuşları kendilerini gizlemek için başlarını kuma gömecek kadar da aptal değillerdir. Bu görüntünün asıl nedeni devekuşu yavrularının yırtıcı hayvanlarım saldırılarına karşı açık ve korumasız olmalarıdır. Onlar yetişkin devekuşları gibi hızlı koşup kaçamazlar. Bir tehlikeyi sezdiklerinde aniden kendilerini bulundukları yere bırakarak, hareketsiz kalıp çevreye uyum sağlayarak düşmanlarının dikkatlerinden kaçtıklarını ümit ederler.

Anne devekuşları bazen bütün vücutlarını, kanallarını da açarak toprak üzerine yatırırlar ve yavrularını güneşin kavurucu etkisinden korumaya çalışırlar. Ayrıca devekuşlarının dinlenirken boyun kaslarını rahatlatmak için veya çok sık olmasa da uyurken bazen bu pozisyonu aldıkları biliniyor. Hatta bir görüşe göre, bu pozisyonda kafalarını yere dayayıp düşmanlarının ayak seslerini dinledikleri de ileri sürülüyor.

Daha yumurtadan çıkar çıkmaz erişkin bir tavuk büyüklüğünde olan devekuşu yavrularının uzun boyunları genellikle bej rengindedir ve üzerlerinde siyah çizgiler vardır. Bu renklerle ot renkleri ve gölgeleri karışarak iyi bir kamuflaj imkanı sağlar. Bu durumda otların aralarına başlarını soktuklarında vücutları görünürken boyun ve baş kısımları görülmez. Görülmeyen başın kuma gömülmüş gibi insanlar tarafından algılanmasının nedenlerinden biri de bu olabilir.

Bu tip uçamayan büyük kuşların başlarını kuma gömme gibi aptalca bir savunma sistemine zaten ihtiyaçları yoktur. İşitme ve görme duyuları son derecede iyidir. Boylarının da avantajı ile çevreyi çok iyi gözleyebilirler. Düşmanı diğer av adaylarından önce sezebilirler.

Üç metrelik boylarına ve 100 - 150 kilogramlık ağırlıklarına rağmen saatte 50 kilometre hızla koşabilirler. Köşeye sıkıştıklarında ise kolay teslim olmazlar. Çok seri ve kuvvetli tekme atabilirler, uzun boyunları sayesinde düşmanı yaklaştırmadan mücadele edebilirler.

Genel Bilgi

Devenin ana yurdu Kuzey Amerika’dır. Tarih içinde oradan Güney Amerika ve Asya’ya yayılmış, Kuzey Amerika kıtasında ise zamanla yok olmuştur. Güney Amerika’daki lama, alpaka (bir cins koyun), guanako {lamanın irisi) gibi hayvanlar devenin akrabaları sayılabilirler.

Yaşadıkları kum fırtınalarına ve diğer olumsuz şartlara uyabilmek için iki sıra koruyucu kirpikleri ve tüylü kulak delikleri oluşmuş, burun deliklerini açıp kapayabilme, çok uzaktan görebilme ve koku alabilme yeteneklerine sahip olmuşlardır.

Develerin tek hörgüçlülerine Arap devesi, çift hörgüçlülerine ise Baktriane (Bactrian) devesi adı verilir. Baktriane Afganistan’ın kuzeyinde bir yer olup bugün adı pek bilinmemesine rağmen çok çeşitli medeniyet ve kültürlere ev sahipliği yapmış, çok önemli tarihi geçmişi olan bir bölgedir.

Her iki cins deve de yük hayvanı olarak kullanılırlar. Çift hörgüçlü deve daha yavaştır (3-5 kilometre/saat) ama bir günde kervan içinde durmadan 50 kilometre yol gidebilir. Hörgücünün tepesine kadar olan yüksekliği 2 metre iken Arap devesinin sadece bacak yüksekliği neredeyse 2 metredir. Arap devesi 18 saat boyunca saatte 13-16 kilometre hızla yol alabilir. Develerin yük hayvanı olmalarının yanında etlerinden, sütlerinden, yünlerinden ve derilerinden de faydalanılır.

Genelde develerin hörgüçlerinde su olduğuna, bu sayede çöllerde uzun süreli yolculuklara bu kadar dayanıklı olduklarına inanılır ama gerçek bu değildir. Öyle olsaydı deve vücudundan su tükettikçe hörgücünün de bir balon gibi porsuyup inmesi gerekirdi.

Develerin hörgüçlerinde sadece yağ bulunur. Burası 30-35 kilogramlık bir yağ deposudur. Genellikle bir çok hayvan ilerde enerji kaynağı olarak kullanmak üzere vücudunda yağ depolar ama develer bunu hörgüçlerinde yaparlar. Yiyecek bulamadıkları zaman buradan faydalanırlar. Hörgücün bir ikinci işlevi de deveyi çölün kızgın güneşinden korumasıdır.

Develer zaten çölde suya az gereksinim duyarlar. 40 dereceyi bulan sıcaklıklarda iki haftaya yakın susuz kalabilirler. Burun mukozaları insana göre 100 kat daha büyüktür. Bu sayede nefes verirken havada bulunan nemin üçte ikisini geri kazanabilirler.

Bir devenin vücudundaki toplam suyun yüzde 22’sinin kaybı halinde karnı çekilir, kasları büzüşür ama bu, onun performansını çok etkilemez. Buna karşın bir insan vücudundaki suyun yüzde 5’ini kaybedince görme duyusunda azalma başlar, yüzde 12’sini kaybedince de ölebilir.

Develerin susuzluğa dayanıklı olmalarının nedeni su kayıplarının büyük bir kısmının dokularındaki sudan olması, kandaki suyun pek etkilenmemesidir. Ancak bütün bu özelliklere rağmen susuzluğa dayanma rekoru develerde değil, farelerdedir. Bu konuda zürafa da her ikisiyle yarışabilir.

Yeri gelmişken develerin bir başka özelliğine de değinelim, hayvanlar arasında sadece deve, kedi ve zürafa önce sağ taraftaki ön ve arka ayaklarını, sonra sol taraflakileri atarak yürürler. Yani sol - sağ seklinde değil sol - sol, sağ - sağ şeklinde. Hatta şiirdeki aruz vezninin ritminin Arap yarımadasındaki develerin bu yürüyüşlerindeki ritimden doğduğu bile rivayet edilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). geliştirmek, tekâmül ettirmek, inkişaf ettirmek; genişletmek, açmak; harekete geçirmek, husule getirmek; (foto). develope etmek, banyo etmek, yıkamak; gelişmek, tekâmül etmek, inkişaf etmek; genişlemek; olgunlaşmak; hâsıl olmak, meydana çıkmak;

Yabancı Kelime

İng. developer

yıkamaç

Fotokopi makinelerinde veya fotoğraf basımı işinde kullanılan yıkama aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geliştiren şey veya kimse, tekâmül ettiren şey veya kimse; (foto). develope eden ilaç, revelatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gelişme, inkişaf, tekâmül, ilerleme, terakki; meydana çıkma, zuhur; (biyol). açılma, gelişme; (A.B.D). site. developmen'tal (s). gelişim ile ilgili.

Türkçe Sözlük

(DEVERAN) (i. A.). Dolaşım.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Dönüp dolaşma, cevelân: Kanın deveranı. 2. Ağızdan ağıza gezme, tedavül: Deveran eden bir havadise göre. Öyle bir söz deveran ediyor. 3. (galat olarak devrân şeklinde) Devir, felek, talih.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دوران] dönme, dolaşma, dolaşım. deverân etmek dönmek, dolanmak.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bitkilerde bulunan sivri ve batan iğne. Fars. hâr: Gül dikeni, çalı dikeni. 2. Dikenleri çok ot veya çalı. 3. Arı ve akrep gibi hayvanların iğnesi. 4. mec MAnî, engel, hâil. Eşek dikeni = Yabar enginarı. Ölmez diken = Yaban mersini Boğa dikeni = Deve elması. Çakır dikeni = Beş parmak. Deve dikeni = Mugaylân.

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Japan; any art that is practiced to develop both technical and spiritual maturity is considered a do, a 'way' to harmonize body and mind.

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Dolaşmak eylemi. 2. (anatomi) Kalbin hareketleriyle kan ve lenfin damarlar içinde devamlı olarak akması, deveran. Dolaşım sistemi = Kalbi, akciğer, kan ve lenf damarları içine alan sistem. Ar. deveran.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Trees with crowns extending above the general level of the canopy and receiving full light from above and partly from the side; taller than the average trees in the stand with crowns well developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Trees with well developed crowns which are above the canopy and receive direct sunlight from above and partially from the side.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Software from Lotus Development Corporation, used for developing interactive applications that run on Web servers. a long loose hooded cloak usually worn with a half mask as a masquerade costume; a half mask worn over the eyes with a masquerade costume.

Türkçe Sözlük

(i.). Uç yaşını geçen at ve deve gibi büyük ve iki yaşını geçen koyun ve keçi gibi küçük hayvanlar için kullanılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hecin, tek hörgüçlü binek devesi, (zool). Camelus dromedarius.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Deve yavrusunun babası. - Hulefa-i Raşidin’in ilkidir. Hz.Ebubekir’in lakabı. Rasûlullah (s.a.s)’ın nübüvvetinden önce de sonra da en yakın arkadaşı olmuştur.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Economic Development Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Electronic Data Interchange - a standard format for exchanging business data and documents The standard is ANSI X12 and it was developed by the Data Interchange Standards Association ANSI X12 is either closely coordinated with or is being merged with an i

Türkçe - İngilizce Sözlük

EDI is a standard format for exchanging business data The standard is ANSI X12 and it was developed by the Data Interchange Standards Association ANSI X12 is either closely coordinated with or is being merged with an international standard, EDIFACT EDI me

Türkçe Sözlük

(i.), (aslı: alma). Gülgillerden kırmızı, sarı ve beyaz arasında değişik renkte meyveleri olan bir ağacın ve meyvesinin adı. Ar. tüffah, Fars sîb: Arnavut, Amasya, ferik elması, mec. Yuvarlak şey, top, kürecik: Göz, çene elması. Acı elm», deve, diken elması = Bitki çeşitleri. Yerelması = Şekli patates, lezzeti elmaya benzer meşhur bir kök ki sebze çeşidinden olup etli ve zeytinyağlı yemeği olur. Elma baş = Bir cins ördek. Elmakürk = Tilki postunun bir cinsi ki, kenarına elma dibi denir. Bir elmanın yarısı = Pek benzer. Kızılelma = Vaktiyle Roma şehrine verilen ad. mec. Osmanlı Türkleri’nin ülküsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Avustralya'ya mahsus devekuşuna benzer iri bir kuş, zool. Dromi ceius.

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Illust. of Ectoderm. the inner germ layer that develops into the lining of the digestive and respiratory systems.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Electronic Plan Examination - the comparison of new with old survey information utilising specially developed computer software and an electronic survey accurate plan database. extended period of eligibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A short poem with a witty turn of thought or a wittily condensed expression in prose It was originally a form of monumental inscription in ancient Greece but was developed into a literary form by the poets of the Hellenistic age and by Martial, a Roman po

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) deveelması, çakırdiken, (bot.) Eryngium.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fund investment strategy involving investment in companies for product development and initial marketing, manufacturing and sales activities.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Screen element A proof intended to illustrate the image development of the finished print The screenprint element is shown singly.

Türkçe Sözlük

(i. «esrimek» ten. Aslı ösrük). 1. Sarhoş, mest. 2. Azgın, kızgın: Esrik deve. 3. Zayıf, hasta, dermansız.

Türkçe - İngilizce Sözlük

ETI is a non-governmental organization in operational relations with UNESCO Its mission is to develop and produce scientific and educational computer-aided information systems, to improve the general access to and promote the broad use of taxonomic and bi

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açık sarı; deve tüyü rengi. fallow deer Avrupa'ya mahsus açık sarı renkte bir çeşit küçük geyik.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Further Education Development Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Further Education Development Agency.

Türkçe - İngilizce Sözlük

a state of agitation or turbulent change or development; 'the political ferment produced a new leadership'; 'social unrest'. a substance capable of bringing about fermentation. a process in which an agent causes an organic substance to break down into sim

Türkçe - İngilizce Sözlük

A lightweight thread, introduced in Windows NT 4 0, that makes it easier for developers to optimize scheduling within multithreaded applications See thread.

Türkçe - İngilizce Sözlük

idea. opinion. thought. animus. concept. conception. construct. counsel. cue. edifice. estimation. image. mind. moneymaker. notion. piece of advice. plan. position. product development cycle. reason. reflection. regard. senses. sentiments. sight. understa

Türkçe - İngilizce Sözlük

sprout. to shoot. to germinate. to sprout. to begin to develop.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put forth shoots. to begin to develop. bud. sprout.

Genel Bilgi

Fillerin kulaklarının büyüklüğünün daha iyi işitmeleri ile bir ilgisi yoktur, kulaklar soğutucu görevi yaparlar.

Bilindiği gibi filler çok büyük hayvanlardır ve havanın çok sıcak olduğu bölgelerde yaşarlar. Filin kulaklarında bir çok kan taşıyıcı damar vardır. Bunlar sıcak kanı kulağın yüzeyine taşırlar ve sıcaklığın buradan havaya gitmesini sağlarlar. Böylece hayvancağız kulaklarını oynatarak kendini serinlemiş hisseder.

Afrika filleri çok az ağaç bulunan kurak yerlerde yaşadıklarından kulakları daha büyüktür. Asya’da özellikle Hindistan’da ise fillerin saklanabilecekleri ağaç gölgeleri çok olduğu için oralarda yaşayanların kulakları daha küçük ve üçgenimsidir.

Afrika filleri Asya fillerinden ortalama yüzde 5 daha büyüktürler.

Bugüne kadar yaşayan fillerin içinde büyüklük rekoru 4,10 metre yükseklik ve 10,7 ton ağırlık ile bir Afrika filine aittir. Fillerde dişler yeme değil de savunma amaçlı olup Asya fillerindekiler daha ince ve uzun ama daha hafiftirler.

Filin burnu değişikliğe uğrayarak uzamış, yakalayıcı bir hortuma dönüşmüştür. Bir insanın vücudundaki kasların sayısı 600 iken bir filin gövdesinde 50 bin kas vardır. İnsanda kalp tek bir kastan oluşmuşken gülmek için 17, surat asmak için ise 43 kasın çalışması gerekir. Yani gülmek daha az yorucudur. Fillerin kaslarının 40 bini hortumda bulunur. Bu hortumu ile fil bir ağacı devirebilir, yerdeki bir toplu iğneyi alabilir.

Filleri diğer hayvanlardan ayıran bazı ilginç özellikleri vardır. Örneğin fil zıplayamayan tek memeli hayvandır. Ayrıca fil insanın dışında başı üstünde amuda kalkabilen tek hayvandır.

Filler parmak uçlarına basarak yürürler, çünkü ayaklarının geri taraflarında kemik yoktur, bu bölge sadece yağdan oluşmuştur. Bir günde 30 kilometre yüzebilirler, bu arada hortumlarını şnorkel gibi kullanarak hava alabilirler. Suyun kokusunu 5 kilometre öleden alabilirler ve bir günde 250 litre su içebilirler. Filler, özellikle Asya filleri sakin ve uyumlu hayvanlardır. Ancak bugüne kadar sirklerde ölümcül kazalara aslan ve kaplanlardan çok filler yol açmışlardır.

Fillerin en önemli özelliklerinden birinin kendilerine yapılan bir hareketi unutmadıkları olduğu söylenir. Bu inanış tam doğru değildir. Yapılan deneylerde fillerin zor öğrenen ama bir kere öğrenince ömür boyu unutmayan hayvanlar oldukları saptanmıştır. Kendisine yapılan kötü bir hareketi hiçbir zaman unutmayan hayvan devedir. Kendisini döven kim olursa olsun fırsatını bulduğunda intikamını alır. Dayak yedikten yıllar sonra sahibini öldüren develer görülmüştür. ‘Deve kini’ tanımı işte bu nedenle kullanılır.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Material that is loaded into an imagesetter Film is coated with a light sensitive emulsion and exposed with laser light inside the output device After chemical development the film holds a very sharp image of the layout created by the designer This film i

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thin, transparent plastic sheet that is coated with a photographic emulsion After exposure, it is developed and processed to produce either a negative or a positive to top.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hi-resolution files are sent from a computer to an imagesetter which prints onto clear film Once the film has been developed with chemicals it is used as a mask when exposing a specially coated metal 'plate'.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A web page feature that allows you to fill something in is called a form Your web developer can design a form that will allow people viewing your web pages to provide proscribed data They can see the blank spaces and fill them in right on their screens Fo

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Federal Office of Road Safety, Commonwealth Department of Transport and Regional Development.

Türkçe - İngilizce Sözlük

In a more general sense, an ideal stage in embryonic development.

Türkçe - İngilizce Sözlük

German mathematician who developed the theory of numbers and who applied mathematics to electricity and magnetism and astronomy and geodesy a unit of magnetic flux density equal to 1 maxwell per square centimeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük

German mathematician who developed the theory of numbers and who applied mathematics to electricity and magnetism and astronomy and geodesy.

Türkçe - İngilizce Sözlük

evolution. development. progress. improvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük

formative. development. strides. growing. improvement. advancement. progress. growth. advance. amelioration. budding. expansion. flourish. headway. inflorescence. pickup.

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance. buildup. development. evolution. growth. improvement. progress. progression. sprawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük

development. evolution. growth. progress. developing. growing. maturing. process. improvement. aging. activity. boom. prospering. thriving. efflorescence. pick up. upgrowth.

Türkçe - İngilizce Sözlük

develop. improve. grow. progress. advance. flourish. ameliorate. blossom. blossom out. boom. branch out. evolve. expand. flower. go ahead. grow up. make headway. refine. shape. shape up. thrive.

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance. better. bloom. blossom. boom. develop. evolve. flourish. grow. headway. improve. move. progress. reform. shape. to grow up. to mature. to develop. to improve. to progress. to advance. to reform. to come on. to grow. to come along. to blossom. to

Türkçe - İngilizce Sözlük

to develop. to grow up. to grow healthy. to mature. to make progress.

Türkçe - İngilizce Sözlük

developed. advanced. improved. sophisticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük

advanced. forward. sophisticated. developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük

advanced. developed. full- grown. improved.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be improved / developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük

development. improving. build-up. progress. growth. refinement.

Türkçe - İngilizce Sözlük

development. improvement. bonification.

Türkçe - İngilizce Sözlük

improve. develop. better. advance. work up. build up. ameliorate. boom. cultivate. enlarge. evolve. launch out. open up. reclaim. soup up.

Türkçe - İngilizce Sözlük

better. build. develop. foster. improve. reform.

Türkçe - İngilizce Sözlük

develop. enhance. to develop. to improve. build up. cultivate. expand. work up.

Türkçe - İngilizce Sözlük

X An expert system expert-system developed by General Electric. adv: yet, now, still, again; further, besides, moreover 734.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Made-up of DNA and contained in every cell, they are sets of instructions that control biological development and function You inherit genes as distinct units from your parents.

Türkçe - İngilizce Sözlük

widen. expand. extend. to widen. to broaden. amplify. develop. dilate. enlarge.

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. backward. rear. reverse. rest. remainder. hind. undeveloped. slow. stupid. half-witted. imbecile. backward. toward the rear. behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük

undo. to regain. to recover. to get refunded. to get back. to take back. declare off. devest. to declare off. recall. repeal. resume. revoke. set back.

Türkçe - İngilizce Sözlük

behindhand. late. slow. underdeveloped.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Geviş getiren memeli hayvanların, yedikleri şeyi tekrar ağıza getirip yeniden çiğnemeleri: Deve de, inek ve koyun gibi geviş getirir. 2. mec. ihtiyarların çenesinin gayr-ı ihtiyârî titremesi. Ağız gevişi = mec. Her zaman söylenen söz, Ar. vird-i zeban.

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Çiftparmaklı hayvanların geviş getiren alt takımı: Sığır, deve, koyun gevişgetirenlerdendir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dev gibi, deve ait; kocaman.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Çevre, çepeçevre, yuvarlak. 2. Dönme, deveran.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dönme, devir, deverân: Girdiş-i gerdûn = Felek çarkının dönmesi, devri.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şeyin içeriye girmiş yeri. Çıkıntı mukabili: Duvarın orasında bir büyük girintisi vardır. Bu binanın girintileri çıkıntıları pek çoktur. 2. Tashih İçin satırlar arasına eklenen küçük satır: Yazı girintisi. 3. Yüke yeni giren dört yaşında deve.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become pounchy. to get a pot-belly. to develop a heart.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir yerden bir yere gitme, Ar. rihlet, intikal, hicret: Birçok kuş cinsleri mevsime göre iklimden iklime göç ederler. 2. Taşınma, ev değiştirme: Yazın yalıya göç eder. Oturduğum ev satıldığı için diğer bir eve göç edeceğim. 3. Bir yerden çadırları kaldırıp başka bir yere konma: Göçebe kavimler daima göç ederler. 4. Kaçma, saklanma, erkeğe görünmeme: Kaç göç = NAmahremlik. 5. Ev eşyası, döşeme, mutfak vesair kapkacağı: Bir göç geçiyor, acaba kimindir? Göç arabası. Kendileri gitti, göçleri geride kaldı. Göç-oba ve bundan: Göçebe, göçeve = Deve güdücü.

Türkçe Sözlük

(i.). Deve kaçıran da denilen bir çeşit iri sinek. Gövem eriği = Hurmagillerden, geyik dikeni de denen bir bitki cinsi, akdiken.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Danish physician and bacteriologist who developed a method of staining bacteria to distinguish among them a metric unit of weight equal to one thousandth of a kilogram.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Danish physician and bacteriologist who developed a method of staining bacteria to distinguish among them. a unit of weight in the metric system An ounce equals 28 grams In some meal plans for people with diabetes, the suggested amounts of food are given

Türkçe - İngilizce Sözlük

Global Reporting Initiative GRI is an independent global institution which is developing a generally accepted framework for sustainability reporting You can read about the GRI here.

Türkçe - İngilizce Sözlük

An initiative that began in 1997 to develop an internationally accepted framework for the production of worldwide reports by corporations on sustainable development Developed by CERES.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Güney Amerika'ya mahsus deve cinsinden ve lamadan iri bir hayvan.

Türkçe Sözlük

(f.). Arslan ve deve gibi büyük hayvan büyük ve korkunç sesle bağırmak: Arslan gibi gümürdeniyor, gümürdüyordu.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Öne katıp sürmek, sevketmek: Develerini güdüyordu. 2. Otlatmak, Osm. râ’yetmek: Çoban, koyunlarını, sürüsünü gütmekle meşgul İdi. 3. saklamak, tutmak, Osm. hıfzetmek: Kin, garez güdüyor, babasının huyunu gütmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (s.) dönmek, devretmek; helezoni şekilde gitmek; (s.) yuvarlak, zemberek şeklinde, dairesel. gyra'tion (i.) dönüş, dönme, deveran. gy'ratory (s.) dönen, devreden.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), şiir dönüş, dönme, deveran; daire şekli, zemberek şekli; (f.) dönmek, devretmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük

To have; have. imperial dynasty that ruled China from 206 BC to 221 and expanded its boundaries and developed its bureaucracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperial dynasty that ruled China from 206 BC to 221 and expanded its boundaries and developed its bureaucracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük

activate. actuate. arouse. awake. develop. galvanize. motivate. rouse. stir. wake.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to start. to move. to excite. to activate. to actuate. to set in motion. to warm. to mobilize. to prompt. to stir. arouse. bestir. develop. evoke. fire. get sth under way. to give the enemy hell. put in action. put in motion. set going. spark. spark off.

Türkçe - İngilizce Sözlük

To play on, as a harp; to play on the harp; to develop or give expression to by skill and art; to sound forth as from a harp; to hit upon. a chordophone that has a triangular frame consisting of a sounding board and a pillar and a curved neck; the strings

Türkçe Sözlük

(i.). Deve semeri, devenin hörgücüne vurulan küçük semer.

Türkçe Sözlük

(i.). Deve semeri.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Arap cinsiyle diğer bir cinsten doğmuş melez at. 2. Koşuda kullanılan pek yürük bir cins deve, tek hörgüçlü deve.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هجين] iki hörgüçlü deve.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hevâdic). Kadınların binmesi için devenin sırtına konulan küçük mahfel.

Türkçe Sözlük

(i.). Develerin sırtındaki tümsek, (bk.) Örgüç.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahfe; fil veya deve sırtında taşınan tenteli taht.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابل] deve.

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. International Bank for Reconstruction and Development.

Türkçe - İngilizce Sözlük

International Centre for Development Oriented Research in Agriculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük

International Data Encrypion Algorithm, developed in Europe as an alternative to exportable American ciphers such as DES which were too weak for serious use IDEA is a block cipher using 64-bit blocks and 128-bit keys, and is used in products such as PGP I

Türkçe - İngilizce Sözlük

Developed in Switzerland and licensed for non-commercial use in PGP IDEA uses a 128 bit user supplied key to perform a series of nonlinear mathematical transformations on a 64 bit data block Compare the length of this key with the 56 bits in DES or the 80

Türkçe - İngilizce Sözlük

A symmetric key block cipher algorithm developed by Xuejia Lai and James Massey in 1991.

Türkçe Sözlük

(e.). Deveyi çökertmek için kullanılır sestir. 2. Yorgunluk ve heyecanla hızlı nefes vermeyi tasvir eder.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ih diyerek deveyi çökertmek. 2. Ih diyerek yorgunluk ve heyecanla hızlı nefes vermek.

Türkçe Sözlük

(f.). (deve) Çökmek.

Türkçe Sözlük

(f.). (deveyi) Çöktürmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance. advancement. ascent. gain. improvement. march. proceeding. process. progress. progression. push. scramble. headway. breakthrough. development.

Türkçe - İngilizce Sözlük

make progress. advance. progress. make progress. improve. proceed. keep going. move on. develop. forge ahead. gain. go along. go on. make headway. move. push on. run on. make one's way. go ahead. get along. go forward.

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance. approach. draw. march. move. pass. plough. proceed. progress. put. to go forward. to move ahead. to move along. to advance. to pass. to develop. to progress. to improve. to get better. to better. to come on. to come along. to make headway.

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance. go-ahead. to go forward. to move ahead. to proceed. to be promoted. to advance. to pass. to develop. to progress. to improve. to get better. to move along. come on. flourish. follow on. to come to the fore. to go forward s. frame. gain. ga.

Türkçe Sözlük

(Ar. terkip) (mü. ileyhâ) (tes. ileyhümâ). (c. ileyhüm) (İlâ edatı ile zamirlerden mürekkep. Bazı Arapça terkiplerde bulunur). Ona, onlara, kendisine, kendilerine: MÜmâ-ileyh, mOmâ-lleyhâ, mûmâ-ileyhimâ, mûmâ-ileyhüm: Kendisine, kendilerine İmâ olunan, müşârileyh, müşârileyhümâ, müşârileyhüm: Kendisine, kendilerine işaret olunan. Mef’Ül-ileyh: İsmin «adama, deveye» gibi -e hâli. Müzâfileyh: Yine ismin «adamın, devenin» gibi -in hâli.

Türkçe - İngilizce Sözlük

development and construction of public facilities. roads and utilities. development.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Intelligent Network, A capability with well developed network infrastructure in a telecom network environment allowing new services such as free phones or televoting to be developed quickly and introduced on any scale, from a local trial to network-wide.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Intelligent Network - the capability in a public telecom network that allows new services to be developed quickly and introduced on any scale IOS Interoperability Standard The standard used to define open interfaces in cdmaOne and cdma2000 networks IP Int

Türkçe - İngilizce Sözlük

Most often describes an instrumental piece played in the middle of an opera Can also describe a short piano piece, or a comic interlude played between scenes of an opera. its meaning has developed over the centuries During the Renaissance, it described li

Türkçe - İngilizce Sözlük

treatment. cure. healing. amendment. betterment. bonification. development charges. melioration. redevelopment. refection.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Devedikeni. 2. Lüzumsuz ve münasebetsiz lâkırdı, boş ve mânâsız söz, herze, hezeyân.

Türkçe Sözlük

(i. F., |Aj = devedikeni, hâyîden = çiğnemek). Boş sözler söyleyen, saçmalayan, hezeyân eden.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vigorous dance developed in the British Isles, usually in compound meter; became fashionable on the Continent as the gigue; still popular as an Irish traditional dance genre.

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sport adapted from jujitsu and similar to wrestling; developed in Japan.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A competitive martial art and popular world-wide sport created by Dr Jigaro Kano about 100 years ago. : Japanese system of wrestling, developed in the 19th century.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Judo developed from the principles of jujitsu, a weaponless system of self-defense which was developed by Buddhist monks over a period of 2,000 years Jigoro Kano, a Japanese jujitsu expert, created judo in 1882 By dropping some of the more dangerous moves

Türkçe - İngilizce Sözlük

an esoteric or occult matter resembling the Kabbalah that is traditionally secret. an esoteric theosophy of rabbinical origin based on the Hebrew scriptures and developed between the 7th and 18th centuries.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yukarı çıkarmak, Osm. ref’ etmek: Elinizi kaldırın; başımı kaldırıp baktım. 2. Yükseltmek, Osm. terfî etmek: Bu duvarı bir metre daha kaldırmalı; bu binanın tavanlarını beş on santim daha kaldırmak iyidir. 3. Yükleyip nakletmek, taşımak, götürmek: Daha buğdayı harmandan kaldırmadık; eşyayı bugün kaldıracağız. 4. Ref’ ve lağvetmek, fesheylemek: Ben o Adeti kaldırdım; ablukayı kaldırdı. 5. Ayaklandırmak, heyecanlandırmak, kötü yola sevketmek: Birtakım gençleri kaldırmaya çabalıyordu. 6. (av köpeği) Avı uçurmak veya yuvasından çıkarmak: Bizim köpek bugün bir geyik, bir keklik kaldırdı. 7. Fazla satın almak: Komşular çarşıdan birçok kumaşlar kaldırdılar. 8. Yüklenmek, tahammül edebilmek: Bu gülleyi kaldırabilir misin? Deve kaç kilo kaldırabilir. 9. Yeterli ve tahammüllü olmak: Bizim hâlimiz o kadar pahalı giyeceği kaldıramaz; bizim işimiz öyle kumaşlar kaldırmaz; bu yemek çok tuz kaldırmaz. 10. İyi etmek, yataktan kurtarmak: Doktor hastayı beş günde yataktan kaldırdı. 11. Ümit kesmek, vazgeçmek: Sen bugün gitmeyi kaldır. Atı dörtnala kaldırmak = Doludizgin koşturmak. El kaldırmak = Vurmak, vurmaya hazırlanmak. Ellerini kaldırmak = Dua etmek. Omuz kaldırmak = Bilmezlikten gelmek. Başkaldırmak = İsyan etmek, serkeşlik. Posta kaldırmak = Posta hazırlayıp göndermek. Tabanı kaldırmak = Koşmak, Osm. şitâb etmek. Yelkenleri kaldır mak = Yelken açıp gitmek. Yürek kaldırmak = Mide bulandırmak.

Türkçe Sözlük

(I.). Eskiden savaşlarda ok ve kılıca karşı öne tutulup vücudu muhafazaya yarayan savunma silâhı olup, çeşitleri vardır; madenden veya gergedan ve fil derisinden yapılırdı: Kalkan kullanmak. Kalkanotu = Deveotu çeşidinden öksürükotu. Kalkanbalığı = Meşhur yassı ve büyük balık ki, düğme gibi birtakım nasırlı kemikleri ve beyaz eti vardır.

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconstruction. development.

Türkçe - İngilizce Sözlük

development. progress. improvement. recovery.

Türkçe - İngilizce Sözlük

development. improvement. progress.

Türkçe - İngilizce Sözlük

development pace. rate of development.

Türkçe - İngilizce Sözlük

progress. to progress. to develop. to advance.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to develop. to make progress.

Türkçe - İngilizce Sözlük

wing. to develop wings. to take wing. to be overjoyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to develop wings. to become powerful. to sprout wings. to take to itself wings. wing.

Türkçe Sözlük

(i. tekerlek demek olan «kan» dan). 1. İp, tel ve boru gibi uzun bir şeyin çevrilip çöreklenerek aldığı dairevî şekil, halka, tura: Halat kangal olmuş. 2. Bu şekilde çevrilmiş şeyin her bir çevrimi: Bir kangal kurşun boru, beş kangal tel. Kangal etmek = Halka halka devşirmek. Kangal dikeni = Devenin yediği bir cins bitki.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to snatch. to seize. to catch. to grasp. to snap up. to snatch and carry off. to seize and devour. to grab and eat up. to get the hang of sth right away. to catch. to acquire. to get. to develop. catch at. grab. pin. take.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Esmer, erkek deve.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Empty hand System of combat developed on Okinawa emphasizing striking. a system of fighting without weapons, striking with the hand, feet, elbows, etc. empty hand or Chinese hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Empty or open hand. karate. is a sport based on a method developed in Japan of defending oneself without the use of weapons by striking sensitive areas on the attacker's body with hands, elbows, knees, or feet. a traditional Japanese system of unarmed com

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Devedikeni.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have pins and needles in it. to tingle after being numb. to develop blowholes. prickle. tingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A terrain in which the landscape is shaped by the drainage characteristics due to the dissolving action of the underlying bedrock Over thousands of years, various surface and subsurface features are developed -- sinkholes, streams, springs, and caves to n

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Taşıt dizisi: Deve katarı, otomobil katarı. Katar komutanı. 2. Vagondan ve lokomotiften meydana gelen dizi, tren: Bugün beş katar kalkacak Katar katar = Katar gibi dizilmiş, birçok: Kuşlar katar katar geçiyor.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Söz, lâkırdı: Bir kelâm söyledi. 2. (edebiyat) Birkaç cümleden mürekkep ve kendi başına bir maksat ifade eden söz ve ibare, fıkra: Kelâm, cümlelerden mürekkeptir. 3. Konuşma, söyleyiş: Hayvan kelâma muktedir olsa; deve lisân-ı hâl ile kelâma geldi. 4. Lisan, lehçe: Süryânîler’in kelâmı. 5. İslâm felsefesi: llm-i kelâm. 6. Kur’an-ı Kerîm: Hâfız-ı kelâm Kelâm-Ullah, Kelâm-ı Kadîm -Kur’an-ı Kerîm. Hâsıl-ı kelâm, hulâsa-i kelâm, netîce-i kelâm = Elhâsıl, hâsılı, sözün neticesi. Kelâm-ı kibâr = Atasözü, meşhur söz. Malâ-kelâm = Söz götürmez, diyecek yok. Mîr-kelâm = İyi söz söylemeye gücü yeten, meclis adamı.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mind Spirit Energy Vital-force Intention Ki is the energy developed and concentrated in the hara Ki is a concept that refers to life energy It is thought that one can cultivate healthy, powerful ki through proper breathing and proper living in general In

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnsanın ve bazı hayvanların vücudunda biten sertçe ve kalınca tüy. Ar. şaar, Fars. mûy: Saçından, sakalından, bıyığından kıl koparmak; göğsünden, kollarında çok kıl var; keçi kılı; at kuyruğunun, yelesinin kılları. 2. Keçi tüyü, sef: Kıldan çuval, çul (koyununkine yün ve yapağı, deve, at ve diğer hayvanların ince ve kısa olanına tüy denir). 3. Pek az miktar, çok az: Düşmesine kıl kaldı; kıl kadar yerinden oynamış. 4. Kıldan yapılmış: Kıl çuval; kıl kuşak. Kılbarak = Uzun tüylü bir cins küçük at. Burnundan kıl aldırmamak = Asla müsaade etmemek, hakketse bile kendisine söz söyletmemek. Kılburun = Denizin içine uzanmış pek ince burun, dar kara parçası. Kıl dökmek = (hayvan) Tüyünü değiştirmek. Kılı kırk yarmak = İnceden inceye araştırmak. Kılkuyruk = 1. Bir cins ördek, süne. 2. Züğürt; kılıksız. Kılkıran = Saçkıran hastalığı, Ar. dâ-üs-sâleb. Kılyakı = Hayvan yarasını delip geçirdikleri kaytan çeşidi.

Türkçe Sözlük

(i.). I. Yol gösteren, Ar. delil, Fars. rehber, reh-nümâ: Yolu bilmediğimiz için kılavuzsuz gidemeyiz; insan, bilmediği şehri gezip dolaşmak için kılavuza muhtaçtır. 2. Gelin ve güveye vesair adamlara bazı merasim ve hallerde usul ve Adetleri gösterip öğreten adam. 3. Denizde, kıyıların ve liman girişlerinin durumunu bilen adam ki, gemi kaptanları böylelerini yanlarına alır. Kızıldeniz’de kılavuzsuz gezilemez; Boğaziçi’ne girmek için kılavuz almak lâzımdır. 4. Bazı hayvan sürüsü ve katarlarının önünde onları sevk eden hayvan: Takımla uçan kuşların kılavuzu vardır; bıldırcın kılavuzu; deve katarının kılavuzu merkeptir. 5. Buğday ve mısır başağının ucu. 6. Marangozların ufak bir burgu veya makkabı ki, kalın bir vidanın geçmesine yol açar. 7. Operatörlerin ameliyatta kullandıkları bir cins mil.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become hairy. to begin to develop a beard.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A blood or marriage relative; as in 'next of kin' refers to the closest relative. chemical/x-kinemage -- Kinemages or 'kinetic images' were developed to be distributed with Protein Science Journal They allow the authors of the images to communicate ideas

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kinematics files 'contain animation that moved from one key frame to another, and allow the developer to model movements in the development tools rather than in the game code ' 4.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küçük şey, yavru, genç, civelek. 2. Deve yavrusu («köşek» de denilir). 3. Köçekçe oynayan oyuncu.

Türkçe Sözlük

(i.). Ön ayağı sakat (deve) (koiuk da denir).

Türkçe Sözlük

(aslı: KÜS) (i. F.). Pek büyük davul ki, Türk mehter musikisinde kullanılır, katır, at, hattâ deve ve fille nakledilirdi: Kös çalınmak.

Türkçe Sözlük

(i.). Deve yavrusu.

Türkçe Sözlük

(f.) (deve). Doğurmak.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Maddesi, hacmi veya genişlik ve mesafesi az olan, ufak, Ar. sagıyr, Fars. hurd: Küçük taş, küçük dağ, küçük köy, küçük dere. 2. Ehemmiyetsiz, değersiz: Küçük iş, küçük adam. 3. Yaşı az, genç: Küçük kardeş, küçük oğlum, o, benden küçüktür. 4. Yavru, Fars. beçe: Devenin küçüğü de yanında idi. Her hayvanın küçüğü güzeldir. 5. Çocuk, Ar. tıfl, sabî: Küçüklerin oynaması için bahçe yapmalı. 6. Küçüklük, Ar. sabâvet, tufOliyyet: Küçükten beri derse çalışmıyor. Küçük düşmek = Karşılıkta bulunamayıp mahcûb olmak. Küçük yaş = Çocukluk: Küçük yaşından beri böyledir.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Dağ. 2. Eyer. 3. Deve hörgücü. 4. Sivri ve kubbeli. 5. Hücum, saldırma.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnsan ve hayvanda işitmeye mahsus olan iki organ ki, başın iki tarafında bulunur. Ar. üzn, Fars. gûş: İnsan kulağı; at kulağı. 2. İşitme, Ar. sem’, sâmia: Kulağı ağır; kulak vermek. 3. Dinleme, dikkat. 4. Bir şeye bir ucundan bağlı parça, bir şeyin pahasını veya isim, ölçü vs. yi gösteren ilişikte bulunan kâğıt, bez, meşin parçası veya bir mektup ve telgraf vesaireye alıcı tarafından imza ve iade olunmak üzere bağlı ilmühaber kâğıdı: Bu vazoların kulağı düşmüş; kıymeti kulağında yazılıdır; götürdüğünüz tezkerenin kulağını imza ettirdiniz mi? 5. İçi kıyma vesaire ile dolmuş yassı hamur parçası: Kulak çorbası. 6. Kasatura ve bıçak gibi kesici Aletlerin kabzasının başındaki çatal çıkıntı: Sivri, yassı kulaklı bıçak. Kulak asmak = Dikkatle dinlemek, söylenilen sözü kabûl etmek: Kendisine söyledim, nasihat verdim kulak asmadı; benim sözüme kulak asmaz. Ağır kulak = Kolay işitmez, sağırca. Eşekkulağı = Bir cins bitki. Ayıkulağı = Yer şakayıkı. Eli kulağında = Hazır. Kulak uğultusu = Aslı olmaksızın kulakta hâsıl olan uğultu ve ses. Kulak, gözkulak olmak = Dikkatli davranmak. Balık kulağı = Balığın kulağa benzer organı ki, teneffüs için suyu oradan alır, tarak. Kulak bükmek = Tavsiye ve ihtar etmek, aklına getirmek. Kulaktozu (doğrusu kulakdozu) = İnsan kulağının aşağı sarkan yumuşak yeri ki, küpe buraya takılır. Can kulağı ile dinlemek = Gayet dikkatle dinlemek. Çıkrıkçı kulağı Bir çeşit demir kalem. Kulak çınlamak, kulağı çınlasın. = bk. Çınlamak. Denizkulağı = Bir cins bitki. Kulağıdelik = HAdiseleri kolayca duyabilen, uyanık insan. Devede kulak = Nisbeten büyük şey, büyük bir şey yanında pek küçüğü. Şeytanın kulağına kurşun = Şeytan işitmesin, nazar değmesin (gıpta edilecek bir hâl için söylenir). Tavşankulağı = Bir ot. Kulak tutmak := Dinlemek, dikkat etmek. Kulak doldurmak = Dinlemek, kandırmak, inandırmak. Kulak dolgunluğu — Çok işitmekle elde edilen bilgi. Kulağakaçan Çabuk yürüyen kulağı çatal bir küçük kara böcek. Kulak kabartmak = Renk vermeksizin dikkatle dinlemek, gizliden kulak vermek, kulak misafiri ölmek. Kabakulak = Bir çeşit hastalık. Karakulak = Postu kürk yapılan ve arslanın artığını yediği söylenen bir cins vaşak, Anadolu vaşağı. Kalemkulak = Bazı atların kesilmiş kalem biçiminde küçük ve güzel kulakları. Kuzukulağı = Sebzeden sayılan mayhoşça bir cins yaprak. Kulak kıkırdağı = Kulağın baştan dışarı olan çıkıntısı. Kulağa koymak = İhtar, tavsiye etmek: Bu işi kulağa koymuşlar. Keçikulağı = Kuzukulağıntn bir çeşidi, sebze gibi kullanılan mayhoşça yaprak. Kellekulak = Vücut, kılık, çalım. Kulağa küpe = Dikkatle işiterek ezberlenen söz: Bu söz kulağınızda küpe olsun. Kulağa girmek = Dikkatle dinlenmek: Onun kulağına söz girmez. Bir kulaktan girip bir kulaktan çıkmak = İşitip dinlememek. Kulak kirişte olmak = İşitmek üzere dikkatli olma, daima uyanık bulunmak. Kulak misafiri olmak = Renk vermeksizin söylenilen sözlere kulak verip işitmek: Bir şey konuşuyorlardı, ben de kulak misafiri oldum. Kulak vermek = Dinlemek. Yerin kulağı var = Bir şey ne kadar gizli

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk askeri musikisinde, mehterhâne-i hümâyûnda katır, at, deve ve fil üzerinde taşınan çok büyük davul: KÜs çalınmak.

Türkçe Sözlük

(I.). İki hayvanın birbirine koşulması veya iki devenin bir iple bağlanması.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Son derece bulunan. 2.Nihayet son. 3.Erişilecek son nokta son sınır. 4.Peygamber (s.a.s)’in devesinin adı.

Türkçe - İngilizce Sözlük

bath tub. any small. shallow basin or pan. developing tray. bedpan. dish. washbowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük

An early stage of an individual insect's development It will later metamorphose from this stage of life into a more advanced stage A caterpillar is the larva of a moth or butterfly A grub is the larva of a beetle See also pupa. the young and immature form

Türkçe - İngilizce Sözlük

Immature form of insects from the time of leaving the egg until the transformation into the next phase of development.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Syn: Grub, worm A young insect which quits the egg in an early stage of morphological development and differs fundamentally in form from the adult; in a strict zoological sense, the immature form of animals which undergo metamorphosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük

An early stage of an individual insect's development It will later metamorphose from this stage of life into a more advanced stage A caterpillar is the larva of a moth or butterfly A grub is the larva of a beetle See also pupa. the young and immature form

Türkçe - İngilizce Sözlük

Immature form of insects from the time of leaving the egg until the transformation into the next phase of development.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Syn: Grub, worm A young insect which quits the egg in an early stage of morphological development and differs fundamentally in form from the adult; in a strict zoological sense, the immature form of animals which undergo metamorphosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Source of many learned, theological, and scientific words borrowed into ME Sometimes scholars have difficulty in distinguishing a Latin etymon from an OE etymon because French developed from Latin.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Source of many learned, theological, and scientific words borrowed into ME Sometimes scholars have difficulty in distinguishing a Latin etymon from an OE etymon because French developed from Latin.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Full Name:Legacy AV devices Description: LAV devices are existing devices that were designed prior to the development of HAVi and therefore are not 'HAVi aware' Typical examples are current DV camcorders.

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychological energy that is finalistic and founded not on substances but their relations and movements Always in advance of consicousness, calling us into new activity Libido in turn is a part of the life energy that drives all organisms to grow and deve

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lift is a force acting perpendicular to the direction of flight The lift is equal to the fluid density multiplied by the circulation about the airfoil and the free stream velocity In level flight, the lift developed by an airplane's must be equal to t

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lift is a force acting perpendicular to the direction of flight The lift is equal to the fluid density multiplied by the circulation about the airfoil and the free stream velocity In level flight, the lift developed by an airplane's must be equal to t

Türkçe - İngilizce Sözlük

It develops great heat when treated with water, forming slacked lime, and is an essential ingredient of cement, plastering, mortar, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük

It develops great heat when treated with water, forming slacked lime, and is an essential ingredient of cement, plastering, mortar, etc.

Türkçe Sözlük

(LİSAN) (i. A.) (c. elsine). 1. Ağzın içinde bulunan organ ki, insanda konuşmaya yarar; dil, Fars. zebân. 2. Bir kavmin konuştuğu dil (bu mânâda Türkçe «dil» kelimesi son zamanlarda yerleşmiştir; asıl Türkçe’de «dil» yalnız 1. mânâda yani bildiğimiz organ içindir): Türk, Arap, Fars, İngiliz, Alman, Fransız dilleri. Lisan bilir = Bir yabancı dil bilir, kendi dilinden başka diller bilen adam. 3. Söyleme, söz, nutuk: Bu adamın lisanı yok mu? Lisânında kabalık var. Fasîhü’l-lisân = Düzgün konuşan veya yazan, sözü fasih. Lisân-Aşnâ = Dil bilir, dilmaç. Lisân-ı hâl = Bir şahıs veya şeyin hâlinden ve duruşundan anlaşılan şey: Yorulup kalmış olan deve lisân-ı hâl ile yolun uzunluğundan şikâyet ediyordu. Ilm-i lisân = Mukayeseli diller ilmi, Fr. Iinguistique. Lisâna gelmek = 1. Dile gelmek. 2. Aleyhinde söz söylenmek, hakkında söz söylenmesine sebebiyet vermek, (botanik) Dile benzer bazı yapraklara denir.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A language developed at MIT by Seymore Papert that features commands that move a 'turtle' on the CRT screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A language developed at MIT by Seymore Papert that features commands that move a 'turtle' on the CRT screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plot of ground, which may or may not be developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plot of ground, which may or may not be developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten or partially molten rock at temperatures ranging from 700 deg C to 1600 deg C Some magma bodies are believed to exist at drillable depths within the earth's crust, although practical technologies for harnessing magma energy have not been developed

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molten or partially molten rock at temperatures ranging from 700 deg C to 1600 deg C Some magma bodies are believed to exist at drillable depths within the earth's crust, although practical technologies for harnessing magma energy have not been developed

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mahâmil, Türkçe benzeri: mahmel). 1. İki kişinin oturmasına mahsus olarak devenin üstüne konulan bir çeşit sepet. 2. Mekke ve Medîne’ ye her yıl hac mevsiminde kafile ile gönderilen hediyeler: İstanbul mahmili, Mısır, mahmili, mahmil-i şerif.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Barley or other grain which has been soaked with water, allowed to sprout, and then dried Sprouting allows development of the enzymes that bring about starch conversion in the mash.

Türkçe - İngilizce Sözlük

which has been developed. properous. populous and thriving.

Türkçe - İngilizce Sözlük

primitive, animistic conception of psychic energy A developed person gives off this 'mana' and has an unconscious, positive influence on other people Also includes magic, spirits, demons. 'Conceit', pride, is one of the ten fetters binding one to existenc

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., praying mantis peygamber devesi, zool. Mantis religiosa.

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Güney Arabistan’da Ummân ile Hadramût arasındaki ülke ki, «mehrt» ve «mehârî» denilen hızlı hecin develeriyle meşhurdur.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mehre’den çıkan hızlı hecin develeri.

Türkçe Sözlük

(i. Farsça «mes» den). Mesh kabûl eden yumuşak ayakkabı ki, üstüne kundura veya lastik giyilirdi. Serhadlı mest = Yandan kopçalısı. Deve mesti = Devenin ayağının derisi.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring forth. to produce. to be the cause of sth. to generate. to institute. to fabricate. to originate. to develop. to form. to compose. to frame. to work. to make. to establish. to execute. achieve. afford. constitute. grow. make up. to bring to pass.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (halk dilinde: mahfe). Devenin üstüne konulan bir çeşit oturulacak sepet, hödüç. (bk.) Mahfe.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. moa, Yeni Zeland'a mahsus devekuşuna benzer türu tükenmiş bir kuş.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A representation of a set of components of a process, system, or subject area, generally developed for understanding, analysis, improvement, and/or replacement of the process [GAO] A representation of information, activities, relationships, and constraint

Türkçe - İngilizce Sözlük

A quantitative representation of the relationships among the entities in a system, often used to make predictions about the system For example, scientists at the HBEF have developed models to predict how future pollution levels may affect stream acidity T

Türkçe - İngilizce Sözlük

To render modern; to adapt to modern person or things; to cause to conform to recent or present usage or taste. become technologically advanced; 'Many countries in Asia are now developing at a very fast pace'; 'Viet Nam is modernizing rapidly'.

Türkçe - İngilizce Sözlük

make repairs or adjustments to; 'You should overhaul your car engine'. become technologically advanced; 'Many countries in Asia are now developing at a very fast pace'; 'Viet Nam is modernizing rapidly'.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köstebeklerin yeraltını oyarak çıkardıkları toprak yığnı, köstebek tepesi; önemsiz şey. make a mountain out of a molehill habbeyi kubbe yapmak, pireyi deve yapmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük

layer of organic matter that develops beneath conifer forest communities and is associated with Bly acidic soils.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The sphere or globular mass of cells , formed by the clevage of the ovum or egg in the first stages of its development; called also mulberry mass, segmentation sphere, and blastosphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Segmentation. a solid mass of blastomeres that forms when the zygote splits; develops into the blastula.

Türkçe - İngilizce Sözlük

a solid mass of blastomeres that forms when the zygote splits; develops into the blastula.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually called OSF/Motif The UNIX industry's standard user interface originally developed by the Open Software Foundation Motif is based on the X-Window system and is a Presentation Manager look- alike Motif is available for all IBM AIX workstations. an i

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any movement that has development possibilities.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çölde yetişen bir cins dikenli çalı, devedikeni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.>F.) [مغيلان] deve dikeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kızmış (erkek fil veya deve); i. kızgınlık; kızgın fil.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dişi deve.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ناقه] dişi deve.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devetüyü renginde Çin pamuklu kumaşı, kahverengimsi sarı renkten pamuk bezi; çoğ. bu bezden yapılan giysi; kahverengimsi sarı renk.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Collection of Digital architectures and development programs intended to provide a significant affinity between VAX systems and various workstations, including Macs and IBM-compatible PCs.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Not Eligible. o-traditional planning Planning of a community that favors the return of new-home development with such traditional features as grid-street patterns, prominent front porches, backyard garages, multi-use buildings and housing clustered near c

Türkçe - İngilizce Sözlük

National Electrical Manufacturers Association Along with the American Collage of Radiology is the standards organization that developed and controls the DICOM Specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The abbreviated version of the word 'Internet ' netiquette - Rules for good manners on the Internet Click here for a guide to netiquette Netscape - The company that developed Netscape Navigator Netscape Communicator - Netscape's suite of Web-related progr

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Nimbus satellite program, initiated by the National Aeronautics and Space Administration and later operated by both NASA and the National and Oceanic Atmospheric Administration , was developed in the early 1960s to meet research and development needs

Türkçe - İngilizce Sözlük

Logical negation A 0 becomes a 1 and a 1 becomes a 0. a reserved word used as a unary Boolean operator and in membership tests 3 1, A 1. require the development a formal written charter. a report; be sure you understand the difference!.

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alleged force or natural power, supposed, by Reichenbach and others, to produce the phenomena of mesmerism, and to be developed by various agencies, as by magnets, heat, light, chemical or vital action, etc.; called also odyle or the odylic force.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Official Development Assistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Overseas Development Administration, UK. official development assistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Official development assistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Overseas Development Administration.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Overseas Development Administration.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Official Development Assistance Used to help countries in need but is often used for political gain.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Official Development Aid, or government-funded help by rich countries for poor ones ODA levels have fallen constantly since the 1992 Earth Summit, which reaffirmed a 1969 target of contributing 0 7 percent of gross national product per year Only four coun

Türkçe Sözlük

(i.). T. Ciğerde olan balgam veya gıcık üzerine insanın elinde olmadan ve sesli bir nefesle onu çıkarmaya çalışması: Öksürük gelmek, tutmak. 2. Ekseriye soğuktan gelen göğüs rahatsızlığı, öksürme: Bir öksürüğe tutuldum, öksürüğü vardır. Öksürükotu = Devetabanı, farfara otu.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Object Linking and Embedding developed by Microsoft Allows objects from one application to be embedded within another ArcView Version 2 does not support the still evolving OLE standard Instead, it supports DDE OLE support is planned for future releases of

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for Object Linking and Embedding, OLE is a compound document standard developed by Microsoft It enables you to create objects with one application and then link or embed them in a second application Embedded objects retain their original form

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation of Object Linking and Embedding, pronounced as separate letters or as oh-leh OLE is a compound document standard developed by Microsoft Corporation It enables you to create objects with one application and then link or embed them in a second

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form. to constitute. call into being. compose. develop. make up.

Türkçe - İngilizce Sözlük

repair. restitution. restoration. reparation. overhauling. overhaul. development. innovation. improvement. mending. reconditioning. refection. repairing.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to the mouth; surrounding or lining the mouth; as, oral cilia or cirri. an examination conducted by word of mouth a stage in psychosexual development when the child's interest is concentrated in the mouth; fixation at this stage is said t

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to the mouth; surrounding or lining the mouth; as, oral cilia or cirri. an examination conducted by word of mouth a stage in psychosexual development when the child's interest is concentrated in the mouth; fixation at this stage is said t

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Devenin arkasındaki tümsek: Bir, iki örgüçlü deve. 2. Buna benzer her çeşit tümsek: Ayak, burun örgücü. 3. Tepe, çıkıntı: Dağ örgücü. (bk.) Höi-güç.

Türkçe Sözlük

(i.). Devenin örgücü üzerine konulan küçük semer.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devekuşu zool. Struthio camelus. ostrich plume devekuşu tüyü, özellikle kuyruk ve kanatlarının uzun ve beyaz tüyleri. ostrich tip devekuşu tüyünün ucu. ostrichlike s. görmezlikten veya anlamazlıktan gelerek kendini emniyette zanneden.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., foto. aşırı derecede develope etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A color television standard or timing format developed in West Germany and used by most other countries in Europe, including the United Kingdom but excluding France, as well as Australia and parts of the Far East PAL uses a total of 625 horizontal lines p

Türkçe - İngilizce Sözlük

A color television standard or timing format developed in West Germany and used by most other countries in Europe, including the United Kingdom but excluding France, as well as Australia and parts of the Far East PAL uses a total of 625 horizontal lines p

Türkçe - İngilizce Sözlük

A broad view, usually scenic. 1) Predecessor to the diorama developed in the late 18th century 2) A bar running up and down stage to hold masking, scenery, or lighting.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indexing software developed by the OpenText Corp which serves as the basis for its products used for searching the WWW, intranets, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indexing software developed by the OpenText Corp which serves as the basis for its products used for searching the WWW , intranets, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indexing software developed by the OpenText Corp which serves as the basis for its products used for searching the WWW, intranets, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indexing software developed by the OpenText Corp which serves as the basis for its products used for searching the WWW , intranets, etc.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemsiz, ehemmiyetsiz, adi, olağan, ufak tefek; ikinci derecedeki; pireyi deve yapan. petty cash küçük kasa; ufak kasa defteri. petty jury bak. petit jury. petty larceny çok değerli olmayan bir şey çalma. petty officer den. assubay, erbaş. pettil

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is the process of refining the assessment procedures and developing the moderation processes for a syllabus within a restricted select group of schools.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Routing approach developed by CrossComm Corp that brings Layer 3 routing functionality to Layer 2 protocols by leveraging tables of MAC addresses.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Develop strategies and plans for change, communications, training and performance measurement to maximise opportunities and minimise risks.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The underlying technological environment or 'architecture' of different media systems on top of which suppliers and customers develop services and applications In a simple hardware-based usage of the term, the personal computer, television, and telephone

Türkçe Sözlük

(i.). Yeni doğmuş deve yavrusu.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A complete sequence of computer software instructions necessary to provide an application, solve a specific problem, perform an action, or respond to external stimuli in a prescribed manner As a verb, it means to develop a program.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for Programming in Logic PROLOG was developed by A Colmerauer and P Roussel at the university of Aix-Marseille in 1971 It was designed for natural-language processing but has become one of the most widely used languages for artificial intelligence

Türkçe - İngilizce Sözlük

The primary growth from the spore of a moss, usually consisting of branching confervoid filaments, on any part of which stem and leaf buds may be developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A genus of air- breathing land snails having an elongated spiral shell. an insect in the inactive stage of development intermediate between larva and adult.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Insects go through a number of different life stages At the end of the final larval stage, the once softbodied larva develops a hard outer shell and becomes a pupa Inside the insect begins reforming itself from the breakdown and rearrangement of larval ti

Türkçe - İngilizce Sözlük

The stage in gypsy moth development when the larva changes into the adult moth. : inactive stage of insects with complete metamorphosis during which development into the final adult form is completed.

Türkçe Sözlük

(I.) (aslı: butlamak, zira eski Türkçe’de buta ve budağ yavru demektir). (dişi deve) Doğurmak, yavrulamak.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Subgenre of rock in which rhymed lyrics are spoken over rhythm tracks; developed by African Americans in the 1970s and widely disseminated in the 1980s and 1990s. Acronym for Reflections, Announcements and Physicalities, which take place in the mornings a

Türkçe - İngilizce Sözlük

The reel originated around 1750 in Scotland and the Irish dance masters brought it to full development The music is 4/4 time and it is danced at a relatively fast tempo Both men and women dance the reel For women, it is a light, rapid soft shoe dance that

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güney Amerika'ya mahsus üç parmaklı devekuşu, zool. Rhea americana; b.h. Satürn gezegeninin beşinci uydusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çark gibi dönme, eksen üzerinde devretme, deveran; sıra ile farklı ekinler ekme; devir sıra ile gelme.

Türkçe - İngilizce Sözlük

SAMBA is a collection of free software developed to provide Microsoft file system services from UNIX file servers More information about the on-going SAMBA project may be found at the SAMBA home page.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Deveci, deve sürücüsü.

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Deve sürücüsü. Deveci.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Deve süren, deveci.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mim. bir çeşit tiriz, boyunsak, ters deveboynu.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Staff and Educational Development Association, which is the professional association for staff and educational developers in the UK, promoting innovation and good practice in higher education.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Staff and Educational Development Association [UK].

Türkçe - İngilizce Sözlük

Staff and Educational Development Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Services, Employment Redevelopment.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A developmental series of communities a chain of seral stages containing the initial , one or more transitional stages, and a single climax stage. survival, evasion, resistance, and escape. having lost all moisture; 'dried-up grass'; 'the desert was edged

Türkçe - İngilizce Sözlük

Secure Electronic Transaction MasterCard and Visa developed this standard jointly to insure secure electronic transactions.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Secure Electronic Transaction, a protocol developed by Visa and MasterCard to allow secure credit card transactions of the Internet.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Secure Electronic Transaction: A system for encrypting e-commerce transactions, such as online credit card purchases Developed by Visa, MasterCard, Microsoft, and several major banks, SET combines 1,024-bit encryption with digital certificates to ensure s

Türkçe - İngilizce Sözlük

Secure Electronic Transaction MasterCard and Visa developed this standard jointly to ensure secure electronic transactions.

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Devedikeni.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to watch. to look at. to navigate. to move. to proceed. to progress. to develop. admire. behold. contemplate. cruise. kibitz. look on. oversee. spectate. steer.

Türkçe Sözlük

(i.). Devenin göbeğiyle memeleri arası.

Türkçe - İngilizce Sözlük

buildings. complex. development.

Türkçe - İngilizce Sözlük

apartment development. citystate.

Türkçe - İngilizce Sözlük

housing development housing estate. housing complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serial Line Internet Protocol A recently developed communications protocol Designed to work with high-speed modems to establish a temporary Internet connection over a standard phone line. -- A standard for using a regular telephone line and a modem to con

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yuvarlak ekmek: Bir somun ekmek. 2. Yumru şey, deve ayağı gibi şiş ve yumuşak şey. 3. Ucu vidalı kalın çivinin ucuna geçirilmeye mahsus vidalı kare şeklinde demir pul.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The legislator, private individual, or group who developed a piece of legislation and advocates its passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Series of satellites developed by the French Space Agency, with the cooperation with Belgium and Sweden for the purpose of remotely monitoring resources on the Earth The first SPOT satellite was launched in 1986 See the following website for more informat

Türkçe - İngilizce Sözlük

A high resolution satellite Earth Observation System designed by CNES , France, and developed with the participation of Sweden and Belgium MORE.

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sprint is a multi-day session of intense Zope 3 development organized around extreme programming ideas such as pair programming.

Türkçe - İngilizce Sözlük

To destroy all spores or germs in , as by heat, so as to prevent the development of bacterial or other organisms. make infertile; 'in some countries, people with genetically transmissible disbilites are sterilized' make free from bacteria.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. devekuşuna benzer, devekuşuna ait, devekuşu familyasından.

Türkçe Sözlük

(i.). Beygir ve deve gibi yük hayvanlarını süren adam. Bu hayvanların kiracısı veyahut kiracının uşağı: Beygir sürücüsü.

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Su eksikliği veya yokluğu, kuruluk: Bu ovanın susuzluğu geûşmesini engelliyor. 2. Susama, su içmeme: Deve susuzluğa dayanır.

Türkçe Sözlük

(i. F.). At ve deve gibi binek ve yük hayvanı.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Deve.

Türkçe Sözlük

(i. F ). Deveci, deve güdücü, deve çobanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شتربان] deveci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شترخوار] deve dikeni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شترمرغ] devekuşu.

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is when a woman chooses to terminate the pregnancy Teratogen - A teratogen is any environmental agent, be it a drug, chemical, infection or pollutant which harms a developing embryo or fetus.

Türkçe Sözlük

(i.) (Aslı «yassı» demektir). 1. Ayağın altı: Çok yürümekten tabanlarım ağrıyor. 2. Kunduranın altını teşkil eden kösele: Bu ayakkabının tabanı sağlam. 3. mec. Dayanma, sebat, direnme, mukavemet: Sizde hiç taban yok mu? 4. Kılıç vesaire namlusu olan iyi demir: Hind, Horasan tabanı (Bu mânâ ile sıfat gibi de kullanılır: Taban kılıç). 5. Tarla veya dağın yassı ve düz sırt şeklinde olanı (Bu mânâ ile sıfat gibi de kullanılır: Taban tarla, yer). 6. Herşeyin altına ufkî durumda konan kereste vs., daire: Kiriş tabanı, taban ağacı. 7. Tarlanın toprağını bastırmak için yuvarlanan ağır silindir. 8. Bir nehrin derin olan orta yeri. Taban atmak = Uzunca bir yolu yaya yürümek. Taban inciri = Yassı kuru incir. Ok tabanı = Dam çatısının makas bağı. Taban çekmek = Durmayıp gitmek. Devetabanı = 1. Açık adım. 2. Bir cins bitki. Düztaban = mec. Uğursuz. Taban suyu = Kuvvetli, bol ve sağlam su. Taban tabana = Tamamiyle zıt, büsbütün uyuşmaz şey. Daltaban = Baldırıçıplak takımı. Tabana kuvvet = Hızla yürüyerek kaçmak. Tabanı kaldırmak = Kaçmak, firar etmek.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yeni doğmuş at yavrusu. Biniye gelmiş iki yaşında at yavrusu. Deve yavrusu. 2.Yaramaz çocuk.

Türkçe Sözlük

(i.), iki yaşında deve civeleği.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tarakotu; kumaş tüyünü kabartmak için kullanılan kuru deve dikeni başı, kumaş tüyünü kabartma aleti; f. kumaş tüyünü kabartmak. fuller's teasel fes tarağı, bot. Dipsacus fullonum.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .fırtına, bora, özellikle ,şiddetli rüzgâr fırtınası. tempestbeaten s. fırtınaya tutulmuş, fırtına yemiş. tempest in a teapot ufak bir meseleyi büyütme, pireyi deve yapma. tempesttossed s. fırtına ile öteye beriye atılmış.

Türkçe - İngilizce Sözlük

The chess equivalent to time involving moving pieces and keeping the initiative An example of a lost tempi is moving a piece twice in the opening before developing the rest of the army When moving a piece twice, the opponent is said to 'gain a tempi' beca

Türkçe - İngilizce Sözlük

An offer, especially an offer of money in settlement of a claim or debt, made in the form of an auction The classic form of tender was developed by the UK Treasury, whereby applicants would tender for an issue of Treasury bills, stating the price at which

Türkçe - İngilizce Sözlük

Period of time in which a number of cases are completed for analysis and management decisions as to whether or not a particular project or program is viable. 1 A crucial part of program development in which program behavior is exercised in an attempt to f

İngilizce - Türkçe Sözlük

i devedikeni, bot. Cirsium; kenger, bot. Cynara cardunculus. blessed thistle kolgan, peygamber dikeni, bot. Carduus benedictus. globe thistle kirpidikeni. milk thistle boğa dikeni, bot. Silybum marianum. sow thistle eşek marulu, bot. Sonchus oleraceus

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sakırga, kene. tick fever kenelerin naklettiği ateşli hastalık. camel tick deve kenesi, zool. Trichodectes cameli. dog tick köpek kenesi, zool. Haematopinus piliferus. sheep tick koyun kenesi, zool. Trichodoctes ovis.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnsan ve hayvanın el ve ayak parmaklarının ucundaki sert ve hissiz kısım. 2. At ve sığır gibi hayvanların ayakları ucundaki bir veya iki parça maddeye de denir. Etle tırnak = Hısım akraba. Tırnak iliştirmek, takmak, geçirmek = Yapışıp bırakmamak, elde etmeye çalışmak. Baştan tırnağa, tepeden tırnağa = Baştan ayağa. Tırnak pidesi = Üstünde basılmış tırnak izleri bulunan bir cins pide. Demir tırnağı = (denizcilik) Lengerin sivri ucu. Devetırnağı = Bir cins bitki. Tırnağı dibinde = Peşin, parayla. Tırnak sökmek = mec. Takat bırakmamak. Şeytantırnağı = Tırnağın yanından ayrılan deri parçacığı. Katırtırnağı = Bir cins bitki ve çiçeği.

Türkçe - İngilizce Sözlük

a lotion for cleansing the skin and contracting the pores a substance used in a printer to develop a xerographic image a solution containing chemicals that can change the color of a photographic print.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plastic-carbon based substance that forms the image on the paper Toner is part of a mono-component, or dual- component developing system It has the appearance of a dry powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Technical and Office Protocol A development of the CSMA/CD protocol under the auspices of Boeing Computer Services for office and laboratory automation use This has been combined with MAP and further development will be under the auspices of the MAP/TOP U

Türkçe - İngilizce Sözlük

A violently rotating column of air that is in contact with the ground Tornadoes usually develop from severe thunderstorms and can produce winds of 100 to 300 mph.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çocuğun çocuğu, evlâdın evlâdı. 2. İki yaşında deve yavrusu (bunun aslı «torum» dur).

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is a request to transport objects from the software development environment, identified as the source system, to the specified target system.

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reproduce. to increase. to multiply. to breed. to be derived from. to spring up. to appear suddenly. to come on the scene suddenly. to generate. to grow. to develop. to produce. to propagate. to shoot. to spread. to descent. derive. pullulate.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dönüş devir, deveran; sapış, yön değiştirme, yönelme, istikameti çevirme; sapak, dönemeç; viraj; oyun sırası; korkutma, ödünü koparma; gezme, dolaşma; gidip gelme; muamele; sıra, nöbet; kabiliyet, yetenek, istidat; biçim; yön; tarz, nevi; k.dili.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnsan ve hayvanın teni üzerinde biten incecik kıl. 2. Bazı dokuma, meyve vesaire üzerindeki hav: Seccade, havlu, şeftali tüyü. Tüyler ürpermek = 1. Urkmek. 2. Üşümek. Dilde tüy bitmek = Bir sözü çok söyleyip tekrar etmek ve dinletememek. Devetüyü = Açık kahverengi. Sıçaırtüyü = Koyu kır rengi. Tüyü düzmek = Hayvanın tonu iyileşmek. Ustu başı düzelmek. Tüy kalem = Nakkaş fırçası.

Türkçe - İngilizce Sözlük

United Nations UNCED: United Nations Conference on Environment and Development UNCSD: United Nations Commission on Sustainable Development UNDP: United Nations Development Programme UNEP: United Nations Environment Programme UNESCO: United Nations Educati

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., foto. eksik develope etmek; güdük yıkamak.

Türkçe - İngilizce Sözlük

relating to or concerned with a city or densely populated area; 'urban sociology'; 'urban development'. located in or characteristic of a city or city life; 'urban property owners'; 'urban affairs'; 'urban manners'.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Use or harvesting of marine and coastal resources pertaining to developed or built up areas.

Türkçe Sözlük

(i. F ). Deve, Ar. cemel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اشتربان] deveci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اشترخار] deve dikeni.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pertaining to picture signals in a television system Voltage Drop The voltage developed across a component or conductor by the current in the resistance or impedance of the component or conductor.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Organic molecules essential in small amounts for normal metabolism, growth and development of the body See also Micronutrient.

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chemicals produced by plants or animals that are required in our diets in very small amounts to maintain normal health development.

Türkçe Sözlük

Dünya Çevre ve Gelişme Komisyonu. ( World Commission on Environment and Development )

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekerlek; çark, dolap; den. dümen dolabı; eskiden kullanılan işkence çarkı; k.dili. bisiklet; çarkıfelek; deveran, dönme; (argo) kodaman; çoğ. yürüten unsur; çog, (argo) vasıta, araba .wheel and axle mil teker. wheel animalcule bak. rotifer. whe

Türkçe Sözlük

(i.). Devedikeninin büyük cinsi.

Türkçe - İngilizce Sözlük

burn. scald. burned place. blight. lighted. alight. lit. alit. stunted. underdeveloped. which kindles an intense feeling of sadness or melancholy in.

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yıllık deve yavrusu.

Türkçe - İngilizce Sözlük

development. wash. washing. washout.

Türkçe - İngilizce Sözlük

bath. bathe. wash. to wash. to develop. to bathe. cleanse. to develop.

Türkçe - İngilizce Sözlük

bath. bathe. to wash oneself. have a bath. to be washed. to have a bath. to bathe. to be developed.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yürümek işi, hareket: Yürüyüş sıhhate faydalıdır. 2. Yürüme tarzı, Fars. reftâr: Bu atın güzel yürüyüşü vardır. 3. Hücum, akın: Kaleyi yürüyüşle aldılar, kaleden yürüyüşle çıktılar. 4. Birdenbire çıkıp yürüme, boşanma: Kalabalık yürüyüşe geçti. Deve yürüyüşü = Yavaş ve devamlı yürüyüş. Yürüyüş kapısı = Kalenin büyük kapısı.