Devlet Kurumu | Devlet Kurumu ne demek? | Devlet Kurumu anlamı nedir?

Devlet Kurumu | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: devlet kurumu

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hindistan’ın Devletâbâd şehrinde imal olunan bir nevi yazı kâğıd.ı (Devlet Abâdî’den kısaltılmıştır).

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sumatra adasının en kuzey kısmı. Önceleri burada Açe İslam devleti hüküm sürerdi. Şimdi ise Hollanda sömürgesidir.

Türkçe Sözlük

Allah daim ve bakî etsin mânâsiyle kullanılan Arapça duadır: Adâmellâhü devletehu.

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Kırım ve-liahtı. (1548- Kazvin 1579) Devlet Giray’ın oğlu. Osmanlı-İran savaşında Osmanlılara yardımcı oldu. İkinci Şa-mah savaşını kazanan İranlılarca tutsak edildi ve Kazvin’de öldü.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. adad). 1. Kol, bazu. 2. mec. istinatgah, muin, yardımcı: Adûdüddevle = Devletin yardımcısı. Anatomi. Azm-ı adud = Kol kemiği; cerrahî. Haz-i adud = Kolun kesilmesi.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yaşlanma manasına gelen “ağmak”tan. Büyük, efendi. Büyük kardeş, ağabey. 2.Amir, baş, reis. Eski devlet teşkilatımızda bazı idarecilere verilen unvan. 3.Osmanlı devletinde okuma-yazma bilenlere verilen şeref unvanı. 4.Halkın saygısını kazananlara verilen unvan. 5.Er-kek, eş, koca. 6.Eski büyük konaklarda çalışan hizmetlilerin başı. Eski Türklerde soylu aileye mensup kadınlar da bu unvanı kullanmışlardır.

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Bilgili, haberli, uyanık, afif. Vakıf olmuş, malumatlı. Agah Efendi: (1744-1824). Türk devlet adamı.

Yabancı Kelime

Fr. agresif

saldırgan

Başkasına saldıran, yapısında saldırma özelliği olan (devlet, kimse, hayvan).

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bir şahsın, bir şirketin veya bir devletin bazı işlerini gören kimse. 2. Gizli vazifesi olan kimse.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقلام] kalemler. 2.yazı gereçleri. 3.devlet daireleri.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kutlu uğurlu. 2.Ak. 3.Güneş, nur, aydınlık. Akşit Muhammed b. Tugac: İhşidiler devletinin kurucusu.

Yabancı Kelime

Fr. aménagement

huk. düzenleyim

Devlete ve kişilere ait ormanların, önceden hazırlanıp kabul edilmiş esaslara uygun olarak işletilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Amerika kıtalarına mensup; Amerika Birleşik Devletlerine ait;(i). Amerika kıtalarının yerlisi; Amerika Birleşik Devletleri tebaasına ait olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerikalılara mahsus âdet, kelime veya deyim; Amerika Birleşik Devletlerine bağlılık.

Ülke

(The United States of America) Coğrafi Verileri

Konum: Kuzey Amerika’da, Kuzey Atlas Okyanusu ve Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında, Kanada ile Meksika arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 38 00 Kuzey enlemi, 97 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Kuzey Amerika.

Yüzölçümü: 9,631,420 km².

Sınırları: toplam: 12,248 km.

Sınır komşuları: Kanada 8,893 km (2,477 km Alaska dahil) Küba 29 km, Meksika 3,326 km.

Sahil şeridi: 19,924 km.

İklimi: Çoğunlukla ılıman, Hawaii ve Florida’da tropikal, Alaska’da arktik, Mississippi Nehri kıyısında yarı bozkır, güneybatıda çorak iklim görülür.

Arazi yapısı: Geniş merkez ovası, batıda dağlar, doğuda tepelikler ve alçak dağlar, Alaska’da engebeli dağlar ve geniş nehir vadileri, Hawaii’de engebeli, volkanik arazi.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Death Valley -86 m.

en yüksek noktası: McKinley Dağı 6,194 m.

Doğal kaynakları: Kömür, bakır, kurşun, molibden, fosfat, uranyum, boksit, altın, demir, cıva, nikel, potas, gümüş, tungsten, çinko, petrol, doğal gaz, kereste.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %18.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %25.

Ormanlık arazi: %30.

Diğer: %27 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 223,850 km² (2005 verileri).

Doğal afetler: Volkanlar, depremler, kasırgalar, toprak kaymaları, tsunami.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 298,444,215 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.91 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 3.18 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 6.43 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.85 yıl.

Erkeklerde: 75.02 yıl.

Kadınlarda: 80.82 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.09 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.6 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 950,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 14,000 (2003 verileri).

Ulus: Amerikalı.

Nüfusun etnik dağılımı: beyaz %81.7, zenci %12.9, Asyalı %4.2, Kızılderili %1, Hawai ve diğer Pasifik Ada yerlileri %0.2 (2003).

Din: Protestan %52, Roma Katolikleri %24, Musevi %1, diğer %12, inançsız %10 (2002).

Diller: İngilizce, İspanyolca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.

erkekler: %99.

kadınlar: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Amerika Birleşik Devletleri.

kısaltma: US yada USA (ing.), ABD (tr).

ingilizce: United States.

Yönetim biçimi: Federal Cumhuriyet.

Başkent: Washington, DC.

İdari bölümler: 50 eyalet ve 1 bölge; Alabama, Alaska, Arizona, Arkansas, California, Colorado, Connecticut, Delaware, Kolombiya, Florida, Georgia, Hawaii, Idaho, Illinois, Indiana, Iowa, Kansas, Kentucky, Louisiana, Maine, Maryland, Massachusetts, Michigan, Minnesota, Mississippi, Missouri, Montana, Nebraska, Nevada, New Hampshire, New Jersey, New Mexico, New York, Kuzey Carolina, Kuzey Dakota, Ohio, Oklahoma, Oregon, Pennsylvania, Rhode Adası, Güney Carolina, Güney Dakota, Tennessee, Texas, Utah, Ve

Türkçe Sözlük

(i.). Amerika kıtasından olan kimse. Daha çok Amerika Birleşik Devletleri halkı için kullanılır.

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Pasifik Okyanusu’nda adalar grubu.

Coğrafi konumu: 14 20 Güney enlemi, 170 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Okyanusya.

Yüzölçümü: toplam: 199 km².

Kara: 199 km².

Su: 0 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 116 km.

İklimi: Tropikal deniz iklimi, güneydoğudan hafif rüzgarlar esmekte; Kasım - Nisan ayları yağışlı, Mayıs - Ekim ayları kuru geçer.

Arazi yapısı: Dik kayalıklı beş volkanik ada, sınırlı kıyı ovaları, iki mercan adası yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Lata dağı 964 m.

Doğal kaynakları: Sünger taşı.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %10.

Otlaklar: %10.

Ormanlık arazi: %70.

Diğer: %10 (2005 verileri).

Doğal afetler: Aralık - Mart ayları arasında ortaya tufanlar çıkmaktadır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 57,794 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %34.7 (erkek 10,388; kadın 9,654).

15-64 yaş: %62.4 (erkek 18,698; kadın 9,654).

65 yaş ve üzeri: %2.9 (erkek 633; kadın 1,071) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.19 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -21.11 mülteci/1,000 nüfus (2006 verileri).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.06 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.08 erkek/kadın.

15-64 yaş: 1.08 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.59 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 1.06 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 9.07 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 76.05 yıl.

Erkeklerde: 72.48 yıl.

Kadınlarda: 79.82 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 3.16 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Amerikan Samolilisi.

Nüfusun etnik dağılımı: Samoliler (Polonezler) %89, Beyaz ırklar %2, Tongan %4, diğer %5.

Dinler: Hıristiyanlar %50, Roma Katolikleri %20, Protestanlar ve diğer %30.

Dil: Samoaca, İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %97.

Erkeklerin: %98.

Kadınların: %97 (1980 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: American Samoa.

kısaltma: AS.

ingilizce: American Samoa.

Başkent: Pago Pago.

Bağımsızlık günü: yok (ABD yönetiminde).

Milli bayram: Bayrak günü, 17 Nisan (1900).

Anayasa: 1966’da imzalanmış, 1967 yürürlüğe girmiştir.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), SPC (Güney Pasifik Komisyonu).

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Toprakların %90’ı halka aittir. Ekonomik aktiviteler ABD’ye kuvvetli şekilde bağlıdır ve ABD Amerikan Samoa’sının diş ticaret hacminde büyük rol oynamaktadır. Ton balığı üretimi ve ihracatı Amerikan Samoa’sı ekonomisinin en başlıca unsurlarından biridir.

İş gücü: 17,630 (2005).

Sektörlere göre işgücü dağılımı: devlet %33, ton balığı avcılık ve üretimi %34, diğer %33.

İşsizlik oranı: %29.8 (2005).

Bütçe: gelirler: 121 milyon $; Giderler: 127 milyon $.

Endüstri: Tonbalığı üretimi, el sanatları.

Elektrik üretimi: 130 milyon k

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Çok hasta. 2.Aşk hastası. 3.Başlıca nokta. 4.Önder, şef, komutan. 5.Diyarbakır’ın eski adı. Ortaçağ’da İslam Türk devletlerinde kullanılan bazı unvanlar ve memuriyet isimleri.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Fail, yapan, işleyen. 2.İslam devletlerinde zekat, vergi tahsildarı veya valiler ve devlet memurlan.

Türkçe Sözlük

(i. A. «ümran» dan if.) (mü. Amire). 1. Mamur, Abâdân, harap zıddı. 2. Meskûn, şen, ahalisi ve şenliği olan, terkedilmiş, metrûk ve hâlî olmayan: Bilâd-ı Amire (şenlikli ülkeler). 3. Güzel işlenmiş, imar olunmuş: Arâzî-i Amire. 4. Devlete ait, resmî, Osmanlı devletine mensup ve müteallik: Tersane-i Amire, Tophane-i Amire, matbah-ı Amire, Istabl-ı Amire. (Bu gibi resmî tâbirlerde kelime müzekker veya Farsça olduğu halde, sıfatın müennes kullanılması galat-ı meşhur olarak gelmiştir).

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Mamur eden, şenlendiren. 2.İmar olunmuş. 3.Devlete ait. 4.Kendisine bağlı görevliler bulunan. Amir b. Abdullah b. Mes’ud: Tabiindcndir. İslam fıkıh bilgini.

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Devletin varlığını hiç bir surette tanımayan, her türlü iktidarı reddeden bir doktrin.

Yabancı Kelime

Fr. anarchisme

kargaşacılık

Tarihsel şartlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldırılmasına çalışan öğreti.

Yabancı Kelime

Fr. anarthrie

tıp dil tutukluğu

Tarihsel şartlar ne olursa olsun devletin ortadan kaldırılmasına çalışan öğreti.

Türkçe Sözlük

(i.). Bir devletin şeklini, yasama, yürütme ve yargılama kudretlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, temel kanun, teşkilât-ı esasîye.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). İngilizce konuşan (Afrikada devlet veya şahıs).

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayip Denizinde ada, Porto Riko’nun doğusunda yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 18 15 Kuzey enlemi, 63 10 Batı boylamı.

Harita konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: toplam: 102 km².

Kara: 102 km².

Su: 0 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 61 km.

İklimi: Tropikal iklim.

Arazi yapısı: Zemininde kireç taşı bulunan yassı bir mercan adası.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m; en yüksek noktası: Crocus Tepesi 65 m.

Doğal kaynakları: tuz, balık, ıstakoz.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %0.

Otlaklar: %0.

Ormanlık arazi: %0.

Diğer: %100 (genellikle kayalıklardan oluşur) (2005).

Doğal afetler: Tropikal fırtınalar yaygındır. (Temmuz - Ekim).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 13,477 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %22.8 (erkek 1,557; kadın 1,510).

15-64 yaş: %70.4 (erkek 4,878; kadın 4,608).

65 yaş ve üzeri: %6.9 (erkek 412; kadın 512) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.57 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 6.9 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.03 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.03 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.06 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.81 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 1.03 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 20.32 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 verileri).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.28 yıl.

Erkeklerde: 74.35 yıl.

Kadın: 80.3 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.73 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Anguilla.

Dinler: Anglikan %29.

Dil: İngilizce (resmi).

Okur yazar oranı: 12 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %95.

erkekler: %95.

kadınlar:: %95 (1984 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Anguilla.

Başkenti: Pago Pago.

Milli bayram: Anguilla Günü, 30 Mayıs.

Anayasa: 1 Nisan 1982; 1990’da değiştirilmiştir.

Hukuk sistemi: İngiliz hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), OECS (Doğu Karayip Devletleri Teşkilatı), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu).

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Anguilla kısıtlı miktarda doğal kaynaklara sahiptir, ekonomisi konfor turizmi, ıstakoz ürünleri, mültecilerden gelen para havaleleri sayesinde gelişme göstermiştir.

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi: - 108.9 milyon $ (2004 verileri).

GSYİH (Reel Büyüme): %10.2 (2004 verileri).

Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %5.3.

İş gücü: 6,049 (2001).

Sektörlere göre işgücü dağılımı: ticaret %36, hizmet %29, inşaat %18, taşımacılık %10, imalat %3, tarım/balıkçılık/ormancılık/madencilik %4.

İşsizlik oranı: %8 (2002 verileri).

Bütçe: gelirler: 22.8 milyon $; Giderler: 22.5 milyon $.

Endüstri: Turizm, tekne yapımı, denizaşırı finansal hizmetler.

Endüstrinin büyüme oranı: %3.1 (1997 verileri).

Tarım: Az miktarda tütün, sebzeler; büyük baş hayvanlar.

İhracat tutarı: 14.56 mily

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldükten sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı.

İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’de Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını- adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsino-re’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.

Genel Bilgi

Anneler gününün nereden kaynaklandığını anlatanlar günün yaratıcısı olarak hep annesini kaybetmiş olan küçük bir kızdan bahsederler. Gerçekte ise bu fikri hayata geçiren Anna Jarvis annesini 1905 yılında kaybettiğinde 41 yaşındaydı.

Asıl mesleği öğretmenlik olan 1864 doğumlu Anna Jarvis, 1902 yılında babası ölünce annesi ile beraber ABD’de, Philadelphia’da yaşamaya ve çalışmaya başladı. Üç yıl sonra 9 Mayıs 1905’de de annesini kaybetti. Sürekli annesi ile beraber yaşamasına rağmen öldüklen sonra “Ona hayatta iken gerekli ilgiyi gösteremediği”ne inanıyor ve bunun ezikliğini duyuyordu.

İki sene sonra Mayıs’ın ikinci pazarında, annesinin ölüm yıldönümünde arkadaşlarını evine çağırdı ve bu günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini ilk onlara açtı. Fikir kabul gördü, anneler memnun kaldı, babalar itiraz etmedi, Amerika’nın önde gelen bir giysi tüccarı da finansal desteği sağladı. İlk anneler günü Jarvis’in annesinin 20 yıl süresince haftalık dini dersler verdiği Grafton’daki bir kilisede, 10 Mayıs 1908’de, 407 çocuk ve annesinin katılımı ile kutlandı. Jarvin her bir anneye ve çocuğa kendi annesinin en çok sevdiği çiçek olan karanfillerden birer tane verdi. O günden sonra, temizliği, asaleti, şefkati ve sabrı ifade eden beyaz karanfil Amerika’da anneler gününün sembolü olarak kabul edildi.

Sıra anneler gününü “milli bir gün” olarak kabul ettirmeye gelmişti. Jarvis, tarihte tek bir kişi tarafından gerçekleştirilen en başarılı mektup yazma kampanyası ile gazete patronlarından işadamlarına, devlet adamlarından din adamlarına kadar ulaşabildiği herkese bu fikrini iletti. Fikir o kadar çok ve çabuk kabul gördü ki, Senato onaylamadan çok önce, bir çok eyalet ve şehirde anneler günü kutlamaları gayrı resmi olarak başlatılmıştı bile.

Sonunda 8 Mayıs 1914’te Senato’nun onayı, Başkan Wilson’ın da imzası ile Mayıs’ın ikinci pazarı ‘Anneler Günü’ olarak resmen ilan edildi. Çok kısa sürede diğer ülkelere de yayılan bu gün çiçek ve tebrik kartı satışlarının tavana vurduğu bir gün oldu.

Anna Jarvis sonunda muradına ermiş, kampanyasını başarı ile sonuçlandırmıştı ama kendi hayatı pek mutlu sonla bitmedi. Yoğun çalışmadan evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadı. Her anneler günü onun için bu yönden acı oldu.

Daha ziyade dini ağırlıklı bir kutlama olarak düşündüğü bu günden ticari çıkar sağlamaya çalışanlara karşı hukuki savaş açtı. Davaların hepsini kaybetti. Dünyadan elini eteğini çekti. Bütün gelirlerini hatta ailesinden kalan evini bile kaybetti.

Kalan hayatını adadığı, gözleri görmeyen kız kardeşi Elsinore’da 1944’de ölünce sağlığı da tehlikeye girdi. Dostları ona destek vererek son yılını sanatoryumda geçirmesini sağladılar. Bütün dünya annelerinin en azından senede bir gün mutlu olmalarını sağlayan Anna Jarvin, mutsuz, yarı görmez ve yalnız bir şekilde 1948’de 84 yaşında öldü.

Ülkemizde de Türk Kadınlar Birliği’nin girişimi ve önerisi üzerine 1955 yılından beri Mayıs ayının ikinci Pazar günü ‘Anneler Günü’ olarak kutlanmaktadır.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). arşiv, devletin evrak hazinesi. archival (s). arşive ait. ar'chivist (i). arşiv müdürü veya bu işlerle meşgul olan kimse, arşivci.

Yabancı Kelime

İt. arma

ongun

Bir devletin, bir hanedanın veya bir şehrin simgesi olarak kabul edilmiş resim, harf veya şekil.

Yabancı Kelime

İt. armata

den. donanma

Bir devletin deniz kuvvetleri.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Arnavut cinsiyeti ve bu cinsiyete mensubiyet: Arnavutluğunu inkâr etmiyor. 2. Arnavutlar’la meskûn memleket, Rumeli’nin batı ciheti: Osmanlı devrinde Kosova, Işkodra, Manastır, Yanya vilâyetleri. Şimdi müstakil bir devletin Türkçe’deki adı.

Türkçe Sözlük

(i.). Asâletli, soy ve neseb sahibi, necib, asil. Osmanlı devrinde resmî yazışmada büyükelçilere ve Hıristiyan büyüklerine, devlet adamlarına ve prenslerine denirdi.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. asâkir). 1. Devlet ve memleketin muhafazası için maaşla veya kur’a ile toplanarak hazır bulundurulan silâhlı adamlar topluluğu, ordu, çeri, kol. Osm. cünd, ceyş, leşker, sipâh: Asker toplamak, yazmak. Sevk-ı asker etmek = Bir yere asker götürmek, harbetmek üzere asker yürütmek, asker çekmek Düşman üzerine asker yollamak. 2. Asker topluluğunu terkip eden şahısların herbiri: Bir asker geldi, baksana asker. (Bu mânâ ile sıfat gibi dahi kullanılır): Ben asker adamım. O, asker oğlu askerdir. Ahz-ı asker = Kur’ada bulunan ahalinin askere alınması usul ve tertibi: Ahz-ı asker kanunnamesi. Asâkir-i Berriyye = Kara askeri. Asâkir-i Bahriyye = Deniz askeri gemici asker. Asâkir-i Redife = Redif askeri. (bk.) Nizam. Asâkir-i muntazama = Talim görmüş ve muntazam askerler ki, nizâmiyye, redif ve mustahfazdan ibarettir. Asâkir-i muâvine = Muntazam orduya yardımda bulunmak üzere, geçici olarak maaşla veya gönüllü olarak toplanan başıbozuk asker.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Selçuklu devletinde şehzadelerin terbiyesiyle vazifeli şahıs. 2.Lala. Devlet idaresinde yetki taşıyan naip.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Devlet yönetiminde bir san. Lala.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vekil, dava vekili attorney at law avukat attorney general devletin en yüksek hukuk memuru (adalet bakanı gibi) ; başsavcı, baş müddeiumumi power of attorney vekâlet, temsil yetkisi; vekaletname attorneyship (i). vekâlet, avukatlık

Türkçe Sözlük

(i.). Atûfet, şefkat sahibi. Son devir Osmanlı protokolünde bâlâ rütbesi sahipleri ile vezir müşir rütbesi taşımıyan dâmâd’lara verilen unvandı. Devletlû atûfetlû: Serasker (harbiye nâzırı, savunma bakanı) ile dâmâd olan müşir ve vezirlere verilen unvandı.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Oğuzların önemli bir kolu. Büyük Selçuklu Devleti’nin kurulması ve yakındoğunun Türkleşmesinde büyük rol oynamışlardır.

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Okyanusya kıtasının esası olan ülke ve devlet.

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya) (Almanca: Osterreiche). Bir orta Avrupa ülkesi, Avusturya. Osm. Nemçe, eski Avusturya ve Macaristan devleti, Avusturya imparatorluğu ile Macaristan krallığı.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -Ay gibi temiz ve aydın yönetici, ileri gelen, bey. Abeg Kutbeddin (Öl. 1210): Delhi Memlükler Devleti’nin kurucusu. İslam’ın Ortaasya’da yayılmasında büyük başarılar gösteren, Gazne sultanı Muiziddin’le birlikte savaşıp onun ölümüyle Delhi sultanlığına gelen ünlü komutan.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - 1.Devletin gözü. 2.Devletin kaynağı. Aynüddevle (Öl. 1152). Danişmendli hükümdar. Melikşah’ın oğlu.

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. uzuv), (bk.) Uzuv. Uzuvlar. Uye, üyeler. Bir başkanın başkanlığında bir meclis veya heyetin hepsi veya beheri. (Bu mânâ ile Arapça müfredi olan uzuv asla kullanılmadığı için, hem çokluk, hem de galat olarak teklik gibi kullanılır). Şûrâ-yı devlet Azâsından, belediye meclisine Azâ intihap olundu: Azâlar, reisten evvel gelir.

Türkçe Sözlük

(I. A. «Azîm» den itaf.) (mü. uzma) (c. aâzım). Daha veya pek ve en büyük, Ar. ekber: Türk şairlerinin Azami. İmlm-ı Azam = Hanefî mezhebinin kurucusu olan Ebû-Hanîfe NÜmân bin SAbit. Sadr-ı Azam = Osmanlı devletinde başbakan, vezîr-i Azam, sadr-ı Alî.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Ebvâb). 1. Kapı, giriş, medhal: Bâb-ı merhamet (merhamet kapısı) açıktır. Minel-bâb ilel-mihrâb = Kapıdan mihraba kadar, cümlesi, hepsi, tamamı. 2. Dergâh, derbâr, umumî merci, başvurma yeri olan büyük kapı: Bâb-ı devlet = Devlet kapısı; herkesin başı bu bâba bağlıdır. 3. Büyük daire, kapı: Bâb-ı Ali = Sadrazamlık ve dîvân-ı hümâyûn ile dahiliye ve hariciye nezaretlerini ve şûrây-ı devleti havi yüksek daire. Paşa kapısı = Sadrâzam dairesi. Bâb-ı meşihat, Bâb-ı fetvâ = Meşîhat-ı Islâmiye (şeyhülislâmlık) dairesi, şeyhülislâm kapısı. Bâb-ı seraskeri = Askerî daire, serasker kapısı (millî savunma bakanlığı, harbiye nezareti). 4. Bir kitabın bölündüğü kısımların beheri, ki taksimatın en büyüğü olup, ekseriya her bâb birkaç fasla ayrılır: Bâb-ı evvel, bâb-ı sânî = Birinci bâb, ikinci bâb. 5. Arapça fiil tasnif şekillerinin beheri: Birinci, dördüncü bâb; ef’Al, tef’il, istif Al bâbları. 6. Husus, madde, keyfiyet: Ol bâbda = O hususta; bu bâbda malûmatım yoktur. O bâb-ı Ahar = O başka iş. 7. Geçit, boğaz, derbent (Bu mânâ ile Türkçe’de çok kullanılmaz, yalnız bazı has isimlerde bulunur): Bâb-ül-ebvâb = Şirvan’daki derbent. Bâb-ül-mendeb = Kızıldeniz’in güneyindeki boğaz. Bâb-üzzekkak = Cebel-i TArik Boğazı. Bâb-üsSaâde’t iş şerife = Harem-i Hümâyûn. Bâb-üs-Saâdet-iş-Şerife Ağası = Kızlar Ağası, Başağa. Bâb-ı Hümâyûn = Topkapı Sarayı’nın büyüft ve resmî kapısı. Gerek bâb ve gerek kapı isimleri bu mânâ ile kullanıldığından, ikisini de bu mânâ ile kullanmak, meselâ: Bâb-ı Seraskeri kapısı demek hata ise de, bâb bu mânâ ile ve kapı ise lügat mânâsında kullanılarak, «BAb-ı Seraskerî» denilen dairenin kapısı mânâsiyle «BAb-ı Seraskerî kapısında duran nöbetçi» denilirse, bu tâbirde hata görmek hatadır.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İrak’ın başkenti olan tarihsel kent. Bağdat Hatun: (XIV. yy.) Emir Coban’ın güzelliğiyle ünlü kızı. İlhanlılar devletinin son hükümdarı Ebu Said Bahadır Han ile evlenmiştir. Bahadır Han’ın ölümünden sorumlu tutularak Arpa Han tarafından öldürüldü.

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. ke.). Müttefik. Bir başka devletle anlaşması bulunan.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Timur devletinin güney sınırını koruyan eski bir sınır kalesi.

Ülke

(Bahrain) Coğrafi Verileri

Konum: Orta Doğu’da Basra Körfezinde Arabistan Yarımadası kıyısı açıklarında Bahreyn Adası ile 30 kadar küçük adadan oluşan bir takımadada yer alan ülkedir.

Coğrafi konumu: 26 00 Kuzey enlemi 50 33 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Doğu.

Yüzölçümü: toplam: 665 km².

Kara: 665 km².

Su: 0 km².

Sınır komşuları: 0 km.

Sahil şeridi: 161 km.

İklimi: Bahreyn’de yıl boyunca nem oranı yüksektir. Kış ayları ılımandır. Egemen rüzgar kuzeybatıdan esen nemli şamal rüzgarıdır. Güneyden esen rüzgarlar ise hem sıcak hem de kurudur; bazen kum ve toz getirir.

Arazi yapısı: Bahreyn Adası`nın orta bölgesi kayalıktır. Güneyde ve batıda bazı yerleri tuzlu bataklıklarla kaplı kumlu ovalar vardır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Basra Körfezi 0 m; en yüksek noktası: Jabal ad Dukhan 122 m.

Doğal kaynakları: Petrol doğal gaz balık inci.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %2.82.

Sürekli ekinler: %5.63.

Otlaklar: %6.

Ormanlık arazi: %0.

Diğer: %85.55 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 40 km² (2005 verileri).

Doğal afetler: periyodik kuraklıklar; kum fırtınaları.

Nüfus Bilgileri

NüfuSu: 698585 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %27.4 (erkek 96567; kadın 94650).

15-64 yaş: %69.1 (erkek 280272; kadın 202451).

65 yaş ve üzeri: %3.5 (erkek 12753; kadın 11892) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.45 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0.82 mülteci/1000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.03 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.02 erkek/kadın.

15-64 yaş: 1.38 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 1.07 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 1.26 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 16.8 ölüm/1000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 74.45 yıl.

Erkek: 71.97 yıl.

Kadın: 77 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.6 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.2 (2001 verileri).

Ulus: Bahreyn.

Nüfusun etnik dağılımı: Bahreynliler %63 Asyalılar %19 diğer Araplar %10 İranlılar %8.

Dinler: Şii Müslümanlar %70 Sünni Müslümanlar %30.

Dil: Arapça İngilizce Farsça Urduca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %89.1.

Erkek: %91.9.

Kadın: %85 (2005 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi uzun adı: Bahreyn Devleti.

kısa şekli : Bahreyn.

Yerel tam adı: Dawlat al Bahrayn.

yerel kısa şekli: Al Bahrayn.

Eski adı: Dilmun.

ingilizce: Bahrain.

Yönetim Biçimi: Mutlak Monarşi.

Başkent: Manama.

İdari bölmeler: 12 belediye; Al Hadd Al Manamah Al Mint**ah al Gharbiyah Al Mint**ah al Wusta Al Mint**ah ash Shamaliyah Al Muharr** Ar Rifa› wa al Mint**ah al Janubiyah Jidd Hafs Madinat Hamad Madinat ‹Isa Juzur Hawar Sitrah.

Bağımsızlık günü: 15 Ağustos 1971.

Milli bayram: Milli Gün 16 Aralık (1971).

Anayasa: 14 Şubat 2002 de yeni anayasa kabul edilmiştir.

Hukuk sistemi: İslam hukuku ve İngiliz hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ABEDA AFESD

Türkçe Sözlük

(i. A. «umûr-ı bahriye» den kısaltma). Devletin donanma ve deniz askerleri ve bunlarla alâkalı işler: Bahriye nezareti, bahriye nâzırı: İngiltere’nin bahriyesi kuvvetlidir.

Türkçe Sözlük

(i.). Hükümet üyelerinden her biri. Devletin görmekle mükellef bulunduğu hizmetlerden birini idare etmek üzere başbakan tarafından milletvekilleri arasından veya dışarıdan seçilen ve devlet başkalarınca tasdik edilerek iş başına getirilen kimse, nâzır, vekil: Devlet bakanı, millî eğitim bakanı v.s.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Balkan, Balkan devletlerine veya bu memleketlerde oturanlara ait; Balkan yarımadasına veya dağlarına ait. the Balkans Balkan Devletleri; Balkan Dağları.

İngilizce - Türkçe Sözlük

ing. -ise (f). Balkanlaştırmak; birbirlerine düşman olan muhtelif ufak devletlere bölmek.

Türkçe Sözlük

(i. Fr. bailli). Vaktiyle Avrupa devletlerinin büyükelçi ve büyük konsoloslarıyle, general ve amiral gibi büyüklerine verilen isimdir Bilhassa Ortaçağ sonları ile Yeniçağ başlarındaki Venedik büyükelçilerine denir.

Türkçe Sözlük

(i. İtalyanca «bandirea»). Ecnebî bayrağı, sancağı. Fransız bandıralı bir gemi. Bir ecnebî devletin bandırası altına girmek = O devletin tabiiyetini kabûl ve himayesi altına girmek.

Yabancı Kelime

Fr. banderole

denetim pulu

1. Paketlerin, şişelerin ağızlarına konulan şerit veya etiket. 2. Devletçe verginin kesildiğini gösteren etiket.

Türkçe Sözlük

(i. A. «bina» dan). Yapan ve tesis eden, müessis: Çelebî Sultan Mehmed Han, Osmanlı devletinin ikinci bânîsi sayılır.

Yabancı Kelime

Fr. bank-note

kâğıt para

Devlet bankası tarafından piyasaya çıkarılan değeri kâğıt üzerinde belirtilen para.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). baratarya, kaptan veya mürettebat tarafından gemiye veya eşyaya kasten yapılan zarar veya kaza; sık sık kavga veya hukuki ihtilâflara sebebiyet verme suçu, dava veya kavgaları teşvik itiyadı; kilise veya devlet dairelerinde bir mevkii satma v

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bir devletin idare merkezi olan şehir, başşehir, devlet merkezi.

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlı devrinde Balkanların bazı yerlerinde devlet arazisinden tapu ile ve mirasla geçen tarla.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Altınordu devletinin kurucusu (1204-1255). Cengiz Han’ın torunu.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlhanlı devleti hükümdarı Hulagunun torunu. 11 ay İlhanlı devleti hükümdarı oldu.

Türkçe Sözlük

(i.). Uzun bir sapın ucuna bağlı ve devletin belirli alâmetlerini havi belirli renklerde kare veya dikdörtgen şeklinde bez. Bandıra. Ar. râyet: Türk bayrağı, Fransız, italyan bayrağı. 2. (Eski askeri tâbirlerde) Tabur = Bir bayrak asker. Bayrak açmak = Asker toplamak. Bayrak altı = Hayme-gâh, ordu-gâh. Bayrak donanması ve alay bayrakları = Gemilerin, şenlik günlerinde açtıkları çeşitli renklerde parçalar. Bayrak askeri = Nefîr-i Am, halktan toplanan asker.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. bedelât). 1. Bir şeyin yerini tutan veya tutabilen, yerine geçen: Bir deve iki beygire bedeldir. 2. Karşılık, ivaz, bir şeyin yerine verilen: Malımı kaybettinizse bedelini vermeye mecbursunuz. e. Bedel olarak, yerine: HÜn-ı dil nûş ederim bâde-i gül-gûna bedel. Bed«l-i askerî = Osmanlı devletinde Müslim olmıyan tab’anın askerlik hizmetine bedel verdikleri vergi, eski cizyenin yerini almıştır. Bedel-i şahsî = Osmanlı devrinde bizzat askerlik etmek istemeyenlerin, maaşla kendi yerlerine gönderdikleri adam. Bedel-i nakdî = Askerlik hizmetinden kurtulmak için verilen belirli meblâğ. Tayın bedeli = Askerlere tayınları yerine verilen para.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ay yüzlü. 2.Fatımi devleti vezir ve serdarlarındandır. 2 defa Şam valisi olmuştur. (1013-1094).

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya) (Fransızca Belgique). Batı Avrupa’da bir devlet.

Ülke

Başkent: Brüksel.

Nüfus: 10.063.000.

Yüzölçümü: 11.787 km2.

Komşuları: Batı’da ve Güney’de Fransa, Güneydoğu’da Lüksemburg, Doğu’da Almanya, Kuzey’de Hollanda.

Önemli Şehirleri: Brüksel, Antwerp, Ghert, Charleroi, Liege.

Din: %75 Katolik.

Dil: Fransızca, Almanca.

Yönetim Biçimi: Anayasal Monark’a bağlı parlamenter demokrasi.

Siyasi Partiler.

Flaman Bloğu, Halkın Birliği, Fransızca Konuşanların Demokratik Cephesi, Özgürlük ve İlerleme Partisi, Reformcu Liberal Parti, Hristiyan Halk Partisi, Sosyal Hristiyan Parti, Sosyal Parti.

Tarih: Belçika ismi, ülkenin ilk yerleşik insanları olan Belgae’lerden gelmektedir. Ülke olarak Julius Caesar tarafından fethedilmiş ve Romalıların, Frank’ların Burgundy’nin, İspanya’nın, Avusturya’nın ve Fransa’nın da dahil olduğu bir dizi işgalci devlet tarafından 1800 yıl yönetilmiştir. 1815’ten sonra Belçika Hollanda’ya bağlandı fakat bağımsız bir anayasal monarşi olması 1830’a rastlar. Belçika’nın tarafsızlığı her iki dünya savaşında da Almanya tarafından ihlal edildi. Kral 3. Leopold 28 Mayıs 1940’ta Almanya’ya teslim oldu. Savaş sonrası, tahtından feragat edip yerini oğlu Kral Baudovin’e bırakması konusunda siyasi baskıya maruz kaldı. Kuzey Belçika’da yaşayan Flamanlar Hollandaca, güneydeki Valonlar ise Fransızca konuşurlar. Bu dil farklılığı daimi bir karşıtlık kaynağı olmuş, iki grup arasında düşmanlığa yol açmıştır. Parlamento, gücün merkezi hükümetten 3 bölgeye -Valonya, Flander ve Brüksel- transferini amaçlayan bir takım önlemler almıştır. Belçika yaptığı dış ticaret ile ekonomisini yürütmektedir ve toplam ücretiminin %50’si dış ülkelere satılmaktadır.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i. münakaşacı, kavgacı, dövüşken; cenkçi, harbe meyilli; muharip, harbe girmiş; harbe ait; i. harpte taraflardan birini teşkil eden devlet veya millet; bu devlet ordusunun mensubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Belçika, Hollanda ve Lüksemburg, Benelux Devletleri.

Ülke

Başkent: Portonova.

Nüfus: 5.342.000.

Yüzölçümü: 43.500 km2.

Komşuları: Batı’da Togo, Kuzey’de Burkina Faso ve Nijer, Doğu’da Nijerya.

Din: %70 yerel inançlar, %15 Müslüman, %15 Hristiyan.

Dil: Fransızca, Fon, Yomba dilleri.

Yönetim Biçimi: Demokrasi.

Tarih: Abomey Krallığı, 17 yy. da komşu krallıklarla yaptığı savaşlarda güç kazandı; 19. yy.ın son dönemlerinde Fransız hakimiyetine girdi ve 1904’te Fransız Batı Afrikasına dahil edildi. 1 Ağustos 1960’da Dahomey adı altında bağımsızlık kazandı, Benin ismini ise 1975’te aldı. Bağımsızlıktan bu yana yapılan beşinci dairede, general Ahmet Kerekov iktidara geçti. Bundan 2 yıl sonra, 1974’de Benin’in Marksist-Leninizt felsefe güden sosyalist bir devlet olduğunu ilan etti. Aralık 1989’da Kerekov bundan böyle Marksizm ve Leninizm’in devlet ideolojisi olmayacağını açıkladı. Krekov, 30 yıl içinde ilk defa yapılan başkanlık seçimlerinde yerini Nicephore Sogho’ya bıraktı. Ekonomi, tarımsal kaynaklı endüstrilerin gelişimine bağlıdır.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Haberci. 2.Eskiden müslüman devletlerde posta ve haber alma örgütünün adı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Islah, iyileşme; huk. gayri menkul üzerinde yapılan devamlı Islahat ve masraflar; bir gayri menkulün, yol açılması gibi devlet faaliyetleri dolayısıyle iktisap ettiği kıymet fazlası, şerefiye. betterment tax şerefiye, değerlenme resmi.

Ülke

(Belarus) Başkent: Minsk.

Nüfus: 104.405.000.

Yüzölçümü: 80.134 km2.

Komşuları: Batı’da Polonya, Kuzey’de Litvanya, Letonya.

Önemli Şehirleri: Minsk, Homel.

Dil: Belarus Rusçası, Rusça.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: Bölge, Ortaçağ’da Litvanyalıların ve Polonyalıların yerleşimine sahne oldu. 1503’te başlayan Rusya-Polonya savaşında ödül olarak ortaya kondu. Bölgenin batı kısmının Polonya tarafından yönetilmesine rağmen, 1992’de SSCB’ye bağlandı. 1941’de Alman orduları tarafından işgal edildi. Beyaz Rusya 1944’de Rus birliklerince ele geçirildi. SSCB’ye ilhak edilen Kuzeydoğu Polonya topraklarını almak suretiyle topraklarını genişletti. 25 Ağustos 1991’de bağımsızlığını ilan etti. Sovyetler Birliği’nin 26 Aralık 1991’de dağılması üzerine de bağımsız bir devlet oldu. Ülkenin yeni anayasası 15 Mart 1994’te kabul edildi ve 10 Temmuz 1994 seçiminde de yeni bir devlet başkanı seçildi.

Türkçe Sözlük

(i.). Hükümete ve devlete ait, mîrî: Beylik arazi, arâzî-i emiriyye. Beylik gemi = Savaş teknesi. Beylik = Büyük ve geniş kebe.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Devlet hazinesi.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hiç bir tarafı tutmayan, tarafsız. Bîtaraflık = Devletler hukukunda iki veya daha fazla devlet arasında açılan savaşa katılmayan devletin siyasî vaziyeti, tarafsızlık.

Genel Bilgi

Bir gün Güneş’in doğduğu zamandan ertesi gün doğacağı zamana kadar geçen süredir. Bir ay ise Ay’ın aynı evresinin gökyüzünde tekrar göründüğü zamana kadar geçen süredir. Çok eskilerde bu zaman birimleri insanların hayatlarını organize edebilmeleri için yeterliydi.

Zamanla bir günden uzun, bir aydan da kısa bir zaman birimine ihtiyaç duyuldu. Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanmaya başladılar. Sonraları Yunanlılar, Çinliler ve Mısırlılar 10 günlük, Romalılar ise 8 günlük haftayı kullanmaya çalıştılar.

Bir hafta olarak kabul edilen yedi günlük sürenin kaynağı tam olarak bilinmiyor. En kuvvetli tez bu sürenin Ay’ın evrelerinden kaynaklandığına dayanır. Ay’ın dört evresinin (yeni ay, ilk dördün, dolunay, son dördün) sürelerine en yakın olan tam gün sayısı yedidir.

Ancak bu doğal ve astronomik temelin yanı sıra astrolojik bir inanışın da, ta Babilliler zamanından itibaren, yedi günün bir hafta olarak seçilmesinde rol oynadığı ileri sürülüyor. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile Güneş ve Ay’ın toplam sayısının yedi oluşu bu sayıya gizemli ve uğurlu bir sayı olarak bakılmasına neden olmuştur.

Daha sonraları dinlerde göklerin yedi kat oluşuna inanış, müzikteki ana nota ve tabiattaki ana renk sayılarının da yedi oluşu bu sayının gizemini iyice arttırmıştır. Takvimde yedi günlük haftanın resmiyet kazanması ise milattan sonra 327 yılında Roma İmparatoru I. Constantinus’un çıkardığı bir emirle olmuştur.

Tevrat’ın yaratılış (tekvin) anlayışına göre Tanrı evreni 6 günde yaratmış, yedinci günde de (cumartesi) dinlenmiştir. Hıristiyanlar haftayı Tevrat’taki şekliyle kabul ettiler, yalnız Hz. İsa’nın diriliş hatırasına yedinci günü değil de birinci günü, yani pazarı ‘Tanrı Günü’ olarak kabul ettiler.

İslam dininin doğuşundan sonra da yine yedi günlük hafta süresi benimsendi. Ancak Hz. Muhammed’in müminleri mescitte toplayıp, namaz kıldığı, hutbede devlet ve günlük işleriyle ilgili açıklamalar yaptığı altıncı gün (cuma) dinlenme günü olarak kabul edildi. Türkiye Cumhuriyeti’nde 27 Mayıs 1935 tarihinde yayımlanan bir kanunla tatil günü cumadan pazara alındı.

1792 yılında Fransa takvim yapısını değiştirerek 10 günü bir hafta kabul etti ama yürütemedi. Rusya 1929’da 5 günlük hafta uygulamasına geçti, sonra bir haftayı 6 güne çıkardı ve sonunda pes ederek 1940’da 7 günlük haftaya geri döndü.

Genel Bilgi

Bir gün Güneş’in doğduğu zamandan ertesi gün doğacağı zamana kadar geçen süredir. Bir ay ise Ay’ın aynı evresinin gökyüzünde tekrar göründüğü zamana kadar geçen süredir. Çok eskilerde bu zaman birimleri insanların hayatlarını organize edebilmeleri için yeterliydi.

Zamanla bir günden uzun, bir aydan da kısa bir zaman birimine ihtiyaç duyuldu. Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanmaya başladılar. Sonraları Yunanlılar, Çinliler ve Mısırlılar 10 günlük, Romalılar ise 8 günlük haftayı kullanmaya çalıştılar.

Bir hafta olarak kabul edilen yedi günlük sürenin kaynağı tam olarak bilinmiyor. En kuvvetli tez bu sürenin Ay’ın evrelerinden kaynaklandığına dayanır. Ay’ın dört evresinin (yeni ay, ilk dördün, dolunay, son dördün) sürelerine en yakın olan tam gün sayısı yedidir.

Ancak bu doğal ve astronomik temelin yanı sıra astrolojik bir inanışın da, ta Babilliler zamanından itibaren, yedi günün bir hafta olarak seçilmesinde rol oynadığı ileri sürülüyor. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile Güneş ve Ay’ın toplam sayısının yedi oluşu bu sayıya gizemli ve uğurlu bir sayı olarak bakılmasına neden olmuştur.

Daha sonraları dinlerde göklerin yedi kat oluşuna inanış, müzikteki ana nota ve tabiattaki ana renk sayılarının da yedi oluşu bu sayının gizemini iyice arttırmıştır. Takvimde yedi günlük haftanın resmiyet kazanması ise milattan sonra 327 yılında Roma İmparatoru I. Constantinus’un çıkardığı bir emirle olmuştur.

Tevrat’ın yaratılış (tekvin) anlayışına göre Tanrı evreni 6 günde yaratmış, yedinci günde de (cumartesi) dinlenmiştir. Hıristiyanlar haftayı Tevrat’taki şekliyle kabul ettiler, yalnız Hz. İsa’nın diriliş hatırasına yedinci günü değil de birinci günü, yani pazarı ‘Tanrı Günü’ olarak kabul ettiler.

İslam dininin doğuşundan sonra da yine yedi günlük hafta süresi benimsendi. Ancak Hz. Muhamnıed’in müminleri mescitte toplayıp, namaz kıldığı, hutbede devlet ve günlük işleriyle ilgili açıklamalar yaptığı altıncı gün (cuma) dinlenme günü olarak kabul edildi. Türkiye Cumhuriyeti’nde 27 Mayıs 1935 tarihinde yayımlanan bir kanunla tatil günü cumadan pazara alındı.

1792 yılında Fransa takvim yapısını değiştirerek 10 günü bir hafta kabul etti ama yürütemedi. Rusya 1929’da 5 günlük hafta uygulamasına geçti, sonra bir haftayı 6 güne çıkardı ve sonunda pes ederek 1940’da 7 günlük haftaya geri döndü.

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Dışarı. 2.Dış harici. 3.Osmanlı Devleti’nde saray dışında vazifeli memurlar.

Türkçe Sözlük

(E.A.) Allah'ın adı ile. Bir işe başlarken ve hayret veya endişe duyulduğu zaman söylenir. Bismillah demek = Bir işe başlamak. Nihayet bismillâh dedi.

Euzü ve Besmele’nin manası nedir?

Euzübillahimineşşeytanirracim demek, Allah’ın rahmetinden uzak olan ve gazabına uğrayarak dünyada ve ahirette helak olan şeytandan, Allahü teâlâya sığınırım, korunurum, yardım beklerim. Ona haykırır, feryat ederim demektir.

Bismillahirrahmanirrahim demek ise, her var olana, onu yaratmakla ve varlıkta durdurmakla, yok olmaktan korumakla iyilik etmiş olan Allahü teâlânın yardımı ile, bu işimi yapabiliyorum demektir.

SÖZLER

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

وَ بِهِ نَسْتَعِينُ

اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى

اَلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِينَ

Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin.Sen bir asker olduğun için askerlik temsilâtiyle, sekiz hikâyecikler ile birkaç hakikatı nefsimle beraber dinle.Çünki ben nefsimi herkesten ziyade nasihâta muhtaç görüyorum.Vaktiyle sekiz âyetten istifade ettiğim sekiz sözü biraz uzunca nefsime demiştim.Şimdi kısaca ve Avâm lisanıyla nefsime diyeceğim.Kim isterse beraber dinlesin.

Birinci Söz

Bismillah her hayrın başıdır.Biz dahi başta ona başlarız.Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudatın Lisan-ı hâliyle vird-i zebânıdır.Bismillah ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak dinle!.Şöyle ki:

Bedevî Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himeyesine girsin.Tâ şakîlerin şerrinden kurtulup hâcâtını tedârik edebilsin.Yoksa tek başıyle hadsiz düşman ve ihtiyacâtına karşı perişan olacaktır.İşte böyle bir seyahat için iki adam, sahraya çıkıp gidiyorlar.Onlardan birisi mütevazi idi.Diğeri mağrur...Mütevazii, bir reisin ismini aldı.Mağrur, almadı...Alanı, her yerde selâmetle gezdi.Bir kâtıü’t-tarîka rast gelse, der: “Ben, filân reisin ismiyle gezerim.” Şakî defolur, ilişemez.Bir çadıra girse, o nam ile hürmet görür.Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belalar çeker ki, târif edilmez.Daima titrer, daima dilencilik ederdi.Hem zelîl, hem rezil oldu.

İşte ey mağrur nefsim! Sen o seyyahsın.Şu dünya ise, bir çöldür.Aczin ve fakrın hadsizdir.Düşmanın,hâcâtın nihayetsizdir.Mâdem öyledir; şu sahranın Mâlik-i Ebedî’si ve Hâkim-i Ezelî’sinin ismini al.Tâ, bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisatın karşısında titremeden kurtulasın.

Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki: Senin nihayetsiz Aczin ve fakrın , seni nihayetsiz kudrete, rahmete raptedip Kadîr-i Rahîm’in dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçı yapar.Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki: Askere kaydolur.Devlet namına hareket eder.Hiçbir kimseden pervâsı kalmaz.Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır.

Başta demiştik: Bütün mevcudat, Lisan-ı hâl ile Bismillah der.Öyle mi?

Evet, nasılki görsen: Bir tek adam geldi.Bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevketti ve cebren işlerde çalıştırdı.Yakînen bilirsin; o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket “etmiyor.Belki o bir askerdir.Devlet namına hareket eder.Bir padişah kuvvetine istinad eder.Öyle de her şey, Cenâb-ı Hakk’ın namına hareket eder ki; zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar.Demek herbir ağaç, Bismillah der.Hazine-i Rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor.Her bir bostan, Bismillah der.Matbaha-i kudretten bir kazan olur ki: Çeşit çeşit pekçok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor.Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar Bismillah der.Rahmet feyzinden bir süt çeşmesi olur.Bizlere, Rezzak namına en lâtif, en nazif, âb-ı hayat gibi “bir gıdayı takdim ediyorlar.Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları, Bismillah der.Sert olan taş ve toprağı deler geçer.Allah namına, Rahman namına der, her şey ona musahhar olur.Evet havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi, o sert taş ve topraktaki köklerin kemâl-i sühûletle intişar etmesi ve yer altında yemiş vermesi; hem şiddet-i hararete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması; tabiiyyûnun ağzına şiddetle tokat vuruyor.Kör olası gözüne parmağını sokuyor ve diyor ki: En güvendiğin salâbet ve hararet dahi, emir tahtında hareket ediyorlar ki; o ipek gibi yumuşak damarlar, birer asâ-yi Mûsâ (A.S.) gibi فَقُلْنَااضْرِبْْبِعَصَاكَالْحَجَرَ emrine imtisâl ederek taşları şakk eder.Ve o sigara kâğıdı gibi ince nazenin yapraklar, birer a’zâ-yi İbrahim (A.S.) gibi ateş saçan hararete karşı يَانَارُكُونِىبَرْدًاوَسَلاَمًا âyetini okuyorlar.

Mâdem her şey mânen Bismillah der.Allah namına Allah’ın ni’etlerini getirip bizlere veriyorlar.Biz dahi Bismillah demeliyiz.Allah nâmına vermeliyiz.Allah nâmına almalıyız.Öyle ise, Allah nâmına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız...

Sual: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiat veriyoruz.Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiat istiyor?

Elcevab: Evet o Mün’im-i Hakiki, bizden o kıymettar ni’metlere, mallara bedel istediği fiat ise; üç şeydir.Biri: Zikir.Biri: Şükür.Biri: Fikir’dir.Başta “Bismillah” zikirdir.Âhirde “Elhamdülillah” şükürdür.Ortada, ‘’bu kıymettar hârika-yi san’at olan nimetler Ehad-ü Samed’in mu’cize-i kudreti ve Hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmek’’ fikirdir.Bir pâdişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp, hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de; zâhirî mün’imlere medih ve muhabbet edip, Mün’im-i Hakiki’yi unutmak; ondan bin derece daha belâhettir.

Ey nefis! böyle ebleh olmamak istersen; Allah nâmına ver, Allah nâmına al, Allah namına başla, Allah nâmına işle.Vesselâm.

Türkçe Sözlük

(I.). Yazıcı, kâtip, muharrir, münşî, mektupçu (beylikçi bundan galat olsa gerek). Eski Türk devletlerinde devlet kâtibi.

Ülke

(Bolivia) Başkent: La Paz.

Nüfus: 7.719.000.

Yüzölçümü: 424.164 km2.

Komşuları: Batıda Peru, Şili; Güneyde Arjantin, Paraguay; Doğuda ve Kuzeyde Brezilya.

Önemli Şehirleri: La Paz, Santa Cruz, Cochabamba.

Din: %95 Katolik.

Dil: İspanyolca, Quechua ve Aymara dilleri.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: İnkalar 13. yy. da bölgeyi ilk sahipleri Kızılderililerden alarak fethettiler. İspanya’nın hakimiyeti 1530’larda başladı ve 6 Ağustos 1825’e kadar sürdü, ülkenin ismi bağımsızlık savaşçısı Simon Bolivar’dan esinlenerek konuldu. 1879-1935 yılları arasında süren bir dizi savaşta Bolivya; Pasifik sahilini Şili’ye petrol yataklarına sahip Chaco’yu Paraquay’a ve kauçuk yetiştirilen bölgelerini de Brezilya’ya bıraktı. Özellikle maden işçileri arasında başgösteren ekonomik huzursuzluk, uzun süredir devam eden siyasi istikrarsızlığı besledi. 1951-64 yılları arasında Victor Paz Estensaro başkanlığındaki reformcu hükümet (kalay) madenlerini millileştirdi ve Kızılderili çoğunluğun yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik çabalarda bulunda fakat askeri bir cunta tarafından devrildi. Darbeler ve karşı darbeler askeri cuntanın General Villay’ı devlet başkanı olarak seçtiği 1981 yılına kadar sürdü. 1982 Temmuz’unda askeri cunta büyüyen ekonomik kriz ve dış borç zorlukları arasında iktidarı devraldı. Cunta Ekim’de istifa etti ve 1980’de demokratik yollardan seçilen Kongre’nin iktidara gelmesine izin verdi. Kokainin hammaddesi olan koka üretiminin azaltılması yönündeki Amerikan baskısı, polisle koka üreticileri arasında çatışmalara yol açtı ve Bolivyalılar arasındaki Anti-Amerikan duyguları artırdı.

Ülke

(Bosnia Herzegovina) Başkent: Saraybosna.

Nüfus: 4.651.000.

Yüzölçümü: 19.741 km2.

Komşuları: Yugoslavya, Hırvatistan, Adriyatik denizi.

Din: %40 Müslüman, %31 Ortodoks, %15 Katolik.

Dil: Sırpça, Hırvatça.

Yönetim Biçimi: Federasyon.

Tarih: Bosna MS. 958’lerde Hırvat Krallar, 1000-1200 yıllar arasında da Macaristan tarafından yönetildi. 1200 yılında örgütlenen Bosna, daha sonra da Hersek’i kontrol altına aldı. Bu krallık, 1391’de ülkenin güney kısmının bağımsız Hersek dükalığı olmasıyla parçalandı. 1463’te Türkler tarafından fethedilince bir Türk eyaleti durumuna geldi. Bölge 1878’de Avusturya-Macaristan egemenliğine girdi ve Bosna Hersek eyaletinin bir parçası oldu. 1918’de Yugoslav egemenliğine giren bölge 1946 anayasası ile bir federe devlet olarak Hersekle tekrar birleşti.

Bosna-Hersek parlamentosu 15 Ekim 1991’de bir egemenlik bildirgesi onayladı. Bağımsızlık referandumu ise 29 Şubat 1992’de yapıldı. Bu referanduma karşı çıkan Sırplar, şiddetli çarpışmalar ve bombalamalar yaşanmasına neden oldular. 7 Nisan’da A.B.D. ve Avrupa Birliği bu cumhuriyeti tanıdılar. Bosnalı Sırplar, Müslümanlar ve Hırvatlar arasında 3 yönlü çatışmalar devam etti. Sırp güçleri binlerce Bosnalı Müslümanı katlettiler ve yoğun bir “etnik temizliğe” giriştiler. Başkent Saraybosna kuşatıldı ve Bosnalı Sırp güçleri tarafından etrafı çevrildi. Bosnalı Müslüman ve Hırvatlar 23 Şubat’ta bir ateşkes üzerinde uzlaştılar ve 18 Mart 1994’te, Bosna’da bir Müslüman-Hırvat konfederasyonu kurulması için bir anlaşma imzaladılar. Bosna ve Hırvat hükümetleri bu konfederasyonun asgari ölçülerde Hırvatistanı bağlaması yönünde anlaşmaya vardılar. Müslüman-Sırp çatışmaları ardında bir çok sivil yaralı bırakarak devam etti.

17-20 Şubat arası Bosnalı Sırplar, NATO ültimatomuna cevaben Saraybosna etrafındaki ağır silahlarının bir çoğunu çektiler. 28 Şubat’ta yine bir NATO uçağı, uçak yasağı olan bir bölgede bu yasağı ihlal ettiği gerekçesiyle bir Sırp uçağını düşürdü.

1994’ün yarısına gelindiğinde Bosnalı Sırplar ülkenin %70’inden fazlasının kontrolünü ele geçirmişlerdir. Bölünmüş Bosna’nın %49’unu Sırplara, %51’ini de Müslüman-Hırvat konfederasyonununa veren uluslararası barış planı Bosnalı Sırplar tarafından sürekli olarak reddedilmiştir. Ancak ABD’nin önderliğinde Dayton Barış Antlaşması 1996’nın başında kabul edildi.

Ülke

Başkent: Brasilia.

Nüfus: 158.739.000.

Yüzölçümü: 3.286.470 km2.

Komşuları: Kuzey’de Fransız Guyana’sı, Surinam, Guyana ve Venezuella, Batı’da Kolombiya, Peru, Bolivya, Paraguay ve Arjantin; Güneyde Uruguay.

Önemli Şehirleri: Sao Paulo, Rio de Janerio, Brasilia, Salvador.

Din: %90 Katolik.

Dil: Portekizce, İspanyolca, Fransızca, İngilizce.

Yönetim Biçimi: Federal Cumhuriyet.

Siyasi Partiler.

Brezilya Demokratik Hareket Partisi.

Tarih: Pedro Alveres Cahrali’n-Portekizli bir gemicidir. 1500’de Brezilya’ya gelen ilk Avrupalı olduğu bilinir. Ülke o zaman çeşitli Kızılderili kabileleri tarafından mesken tutulmuştur. Bu kabilelerin çok az bir kısmı günümüze kadar gelmiştir ve Amazon bölgelerinde yoğunluk kazanırlar. Daha sonraki yüzyıllarda Portekizli koloniciler beraberinde çok sayıda Afrika kölesini getirerek ülkenin içlerine doğru ilerlediler. Kölelik 1888’e kadar devam etti. Napolyo’nun ordusundan kaçan Portekiz kralı 1808 yılında Brezilya’ya gelip, hükümet koltuğuna oturdu. Ülke bu tarihte, 6. Dom Joavo başkanlığında, bir krallık haline geldi. Portekiz’e dönmesinin ardından oğlu Pedro 7 Eylül 1822’de Brezilya’nın bağımsızlığını ilan etti ve imparator ilan edildi. 2.İmparator olan 2. Dom Pedro 1889’da tahttan indirildi ve Brezilya Birleşik Devletleri ismi altında bir cumhuriyet ilan edildi. 1967’de ülkenin ismi Brezilya Federal Cumhuriyeti olarak değiştirildi. Askeri bir cunta 1930’da iktidarı ele geçirdi, cuntanın başında Getulio Nargas vardı. Bu yönetim 1945’te ordu tarafından devrilinceye kadar sürdü. 1945-64 yılları arasında demokratik rejime geçiş yapıldı, bu zaman diliminde başkent Rio’da Janero’dan Brezilyaya taşındı. 1964 yılında devlet başkanı Joao Belchoir Margues Goulart ülkedeki enflasyonu daha da tırmandıran bir takım ekonomi politikaları yerleştirmeye çalıştı fakat ordunun bir isyanıyla görevden uzaklaştırıldı. Daha sonraki 5 başkan da ordudan gelmiştiler. Bunların döneminde ülkede yoğun bir sansür uygulandı, muhalefet bastırıldı ve çok sayıda işkence davası açıldı.

1974 seçimlerinde resmi muhalefet partisi Millet Meclisi’nde daha fazla sandalye kazandı, yoğun biçimde uygulanan sansür biraz olsun yumuşatıldı. 1930’dan beri iş başına gelen hükümetler endüstriyel ve tanımsal büyümeyi, bunun yanında ülkenin iç bölgelerinde gelişmesini amaçlayan politikalar izlediler. Büyük maden yataklarının keşfi, ülkenin büyük kısmında bulunan tarıma elverişli topraklar ve büyük işgücü kapasitesi ile Brezilya 1970’lerde Latin Amerika’nın bir numaralı endüstriyel gücü oldu, tarımsal üretimi yüksek seviyelere ulaştı. Ne var ki, gelir dağılımındaki eşitsizlik ve enflasyon ciddi ekonomik bunalımlara yol açtı. Brezilya dünyada dış borcu en fazla olan ülkeler arasındadır. 1992 Temmuz’unda ülkenin 44 milyar dolarlık dış borcunun yeniden gözden geçirilmesine karar verildi. 1991’de yapılan nüfus sayımında -50 yılda ilk defa- nüfus artış hızının %2’nin altına düştüğü gözlendi. 1989’da Brezilya, Amazon bölgesi için geniş ölçekli bir çevre programı açıkladı. Bu bir bakıma

Ülke

Başkent: Bandor Seri Begawan.

Nüfus: 285.000.

Yüzölçümü: 2.226 km2.

Komşuları: Güneybatı’da Sarawak.

Önemli Şehirleri: Bandor Seri Begawan.

Din: %63 Müslüman, %14 Budist, %8 Hristiyan.

Dil: Malay, İngilizce, Çince.

Yönetim Biçimi: Bağımsız Sultanlık.

Tarih: Brunei sultanlığı 16. Yüzyılın ilk dönemlerinde, Sulu adalarının bir kısmı ve Filipinlilerin yanısıra Borneo adasının tümü üzerinde hakimiyeti olan güçlü bir devletti. 1988 yılında bir andlaşma ile Büyük Britanya’nın himayesine girdi. Brunei 1 Ocak 1984’te tam bağımsız bir devlet oldu.

1987’de Brunei Sultanı Nikaragualı kontragerillalara 10 milyon dolar bağışladı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarı insan yarı boa şeklinde olan efsanevi bir canavar; eski devirlerde özel törenlerde kullanılan Venedik devlet kayığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tampon, tampon vazifesi gören herhangi bir şey; cilt yapmada kullanılan bir araç. buffer arm tampon kolu. buffer beam tampon kirişi. buffer letter kaynaştırma harfi buffer state tampon devlet.

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) 1.X. yy.’ın başlarında Orta Asya’daki yağma boyundan çıkan ve ilk İslam devletinin Türk hükümdarlarının birçoğuna verilen ünvan. 2.İliğ ve Karahanlı sülalesinden birçok hükümdarların unvanıdır. - Tarık Buğra, Saltuk Buğra.

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - 1.Ülke, y(Erkek İsmi) 2.Büyük bina. 3.Ben, benek. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Buka Han: Altınordu devletinin Bayagut boyundan Nogay Yarguçi adlı prensin oğlu.

Ülke

(Bulgaria) Başkent: Sofya.

Nüfus: 8.800.000.

Yüzölçümü: 42.885 km2.

Komşuları: Kuzeyde Romanya, Batıda Yugoslavya, Makedonya, Güneyde Yunanistan ve Türkiye.

Önemli Şehirleri: Sofya, Plovdiv, Varna.

Din: %85 Bulgar Ortodoksu, %13 Müslüman.

Dil: Bulgarca.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Siyasi Partiler.

Bulgaristan Sosyalist Partisi, Bulgar-Halk Çiftçi Birliği, Hak ve Özgürlükler Partisi, Demokratik Güçler Birliği.

Tarih: Bulgaristan’a ilk yerleşenler 6. Yy. da Slavlar oldular. Türk Bulgarları 7. yy.’da geldiler. Slavlarla karışarak 9. yy.da Hıristiyan oldular, 10. Ve 12. yy.larda güçlü imparatorluklar kurdular. Ülke 1396’da Osmanlılar tarafından ele geçirildi ve 500 yıllık Osmanlı egemenliğine sahne oldular. 1876’da meydana gelen bir ayaklanma 1908’de bağımsız krallık olunmasına yol açtı. Bulgaristan I. Balkan savaşından topraklarını genişletmesine rağmen, Almanya’nın yer aldığı I. Dünya Savaşında Ege Sahil Şeridini kaybetti. II. Dünya savaşında Mihver’e katıldı fakat 1944’de bu ittifaktan çekildi. Komünistler Sovyet desteğiyle iktidarı ele geçirdiler. 8 Eylül 1946’da monarşi lağvedildi. 10 Kasım 1989’da 35 yıldır iktidarda olan, Komünist parti lideri ve devlet başkanı Todar Jivkov istifa etti. Ocak 1990’da tutuklanan Jivkov, Eylül 1992’de yolsuzluktan ve görevi kötüye kullanmaktan suçlu bulundu.

Burma bkz. Myanmar.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Göktürk devletinin kurucusu (Öl. 552). Avarlarla arası açılınca, savaşarak onları çökertti ve merkezi Ötüken olmak üzere Göktürk devletini kurdu (552). Aynı yıl öldü.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bürokrasi, devlet dairelerine mahsus formaliteler, kırtasiyecilik; devlet memurları.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devlet dairesinde memur olan kimse; kırtasiyeci.

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Os manii devlet teşkilâtında sadâret (başba kanlık) makamından yazılan bir çeşit emirnâme ki, dîvân yazısıyla yazılıp başında o makamın büyük mührü bulunurdu. 2. Bir vali veya diğer bir makamdan yazılıp iş sahibinin eline verilen açık emir-nâme. 3. Kolağası (kıdemli yüzbaşı) rütbesine kadar olan subaylara, meretlerinden verilen tevcih-nâme.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Çakır gözlü. 2.Mavi hareli göz. Çağrı bey (990-1060). Büyük Selçuklu devleti hükümdarı Tuğrul beyin kardeşi. Çağrı bey müslüman olduğunda Davud ismini aldı. Kardeşi Tuğrul ise Muhammed ismini almıştır.

Türkçe Sözlük

(i. F. cân = ruh, dâşten = tutmak). Canlı. Fars. zîrûh, diri. Ar. hay. vaktiyle Asâyişe memur adam, zabtiye. Ortaçağ Türk devletlerinde yüksek rütbeli bir subay.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Özü pek. 2.Güçlü kişilikli kimse. Canbek Giray (1568-1636): Kırım hanı. Devlet Giray’ın torunu. Şakay Mübarek Giray’ın oğlu. Selamet Giray’ın son zamanlarında kalgay (veliaht) oldu. Arkasından han oldu. IV. Murat tarafından Rodos’a sürüldü.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kapadokya (merkezi Kayseri olan eski bir Roma devletinin üzerinde bulundugu bölge).

Türkçe Sözlük

(i.). Çar tarafından idare edilen devlet.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kartel, ticaret birlikleri veya sendikalar arasında yapılan anlaşma; savaş halinde olan devletlerin esir mübadelesi için aralarında yaptıkları anlaşma; düelloya davet.

Türkçe Sözlük

(i. A. «ces» ten) (c. cevâsis). 1. Kötülüğe ait haber ve sırları gizlice öğrenip haber veren kimse. 2. Düşman tarafından bir devletin askerî, siyasî, iktisadî durumunu ve kuvvetini öğrenmek üzere asıl şahsiyetini gizleyerek onun ülkesine veya ordusuna sokulmuş, yahut kendi vatanı aleyhinde böyle bir hizmette bulunmak üzere düşman tarafından kazanılmış adam. Eski Türkçe’de: Çaşıt.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Moğol kavminin bir kolu olup birçok kabileyi bünyesinde toplamıştır. Celayirliler devleti, kendisine İlhanlılar devletini örnek almıştır.

İsimler ve Anlamları

(s.) (Erkek İsmi) 1.Efendi, nazik ve kibar. 2.Şehir terbiyesi almış okuryazar kimse. 3.Osmanlı devletinin ilk devirlerinde şehzadelere verilen unvan. Musa Çelebi, Süleyman Çelebi. - Mevlevi tarikatının başı bu adla anılırdı. Mevlana veya Hacı Bektaş soyundan olan kimse.

Türkçe Sözlük

(i. A. «celâl» den smüş) (mü. celîte) (c. ecille). Büyük. Ar. azîm, yüce, Alî, kadri büyük ve mertebesi yüksek: Rabb-i celîl = Tanrı; dâhiliyye nezâret-i celîlesi, Aydın vilâyet-i celîlesi (resmî yazışmada vezir ve müşir rütbesinde bulunanlara mahsus olup, meselâ nazırı veya valisi bu rütbeden aşağı rütbede bulunan nezaret ve vilâyete nezaret-i celîle ve vilâyet-i celîle denilmeyip, behiyye veya aliyye denilirdi): Ecilie-i rictl-i devlet-i allyye = Osmanlı devletinde bâlâ ve daha yukarı rütbe taşıyan memurlar.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Büyük, ulu. (bkz.Celal). Allah için sıfat olarak kullanılır. 2.Osmanlı devletinde vezir ve müşir rütbelerinde bulunanlara hitapta bu sıfat kullanılırdı. 3.Güzel sanatlarda bir yazı stili.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İyilik, güzellik. 2.Olgunluk. 3.Büyüklük. 4.Tazelik. 5.Kusursuzluk. Cevdet Paşa: Osmanlı devlet adamı. Tarihçi ve hukukçu (1822-1895).

Ülke

Başkent: Cezayir.

Nüfus: 27.895.000.

Yüzölçümü: 919.595 km2.

Komşuları: Batıda Fas, Güneyde Moritanya, Mali ve Nijerya; Doğuda Libya ve Tunus.

Önemli Şehirleri: Cezayir, Wahran, Qacentina.

Din: %99 Sunni Müslüman.

Dil: Arapça ve Berberi Fransızcası.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Siyasi Partiler.

Ulusal Kurtuluş Cephesi, İslami Kurtuluş Cephesi, Sosyalist Güçler Cephesi, Cezayir’de Demokrasi Hareketi.

Tarih: Ülkenin bilinen ilk yerlileri, Berberilerin, Romalıların, Vandalların ve son olarak da Arapların atalarıdır. 1518’den Fransa’nın yönetimi devraldığını 1830 yılına kadar, ülkeyi Türkler yönetti. Geniş ölçekli Avrupa göçleri ve Fransızların kendi kültürlerini yerleştirmeye çalışmaları, Arap milliyetçiliğinin bir gerilla savaşına atılmasını önleyemedi. Barış ve Fransızların geri çekilmeleri Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle ile müzakere edildi. Bağımsızlık 5 Haziran 1962’de geldi. 1965’te askeri bir darbe olup da Albay Hovari Boumedienne liderliğe gelinceye kadar, bu iç savaşın galibi ve ülkeyi yöneten Ahmet Ben Beila idi. 1967’de Cezayir İsrail’e savaş ilan etti. ABD ile bağlarını kopardı ve SSCB ile askeri siyasi bağlar kurdu. 1988’deekonomik sıkıntıları protesto eden ayaklanmalarda 500 kişi öldü. 1989’da ise seçmenler, çok partili sisteme geçişi düzenleyen yeni bir anayasayı onayladılar. Hükümet islam kökten dincilerinin kazanacağı tahmin edilen 1992 Ocak seçimlerini iptal etti ve cezayiri 10.000 camisinde yürütülen tüm din dışı faaliyetleri yasakladı. 29 Haziran 1992’de devlet başkanı Muhammed Boudiaf uğradığı suikast sonucu öldü. Gruplar arası çatışmalar halen devam etmektedir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksek rütbeli hakim veya diğer devlet memuru; saray katibi; rektör; (Almanya'da) şansölye, başbakan. Chancellor of the Exchequer ingiltere'de Maliye Bakanı. Lord Chancellor ingiltere'de Lordlar Kamarası Başkanı ve Adalet Bakanı. chancellorship (i).

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vatandaş, teba; hemşeri; şehirli kimse; sivil kimse. citizenry (i). bütün vatandaşlar. citizenship (i). vatandaşlık, tabiiyet. native citizen bir devletin uyruğu olarak doğmuş vatandaş. naturalized citizen bir devletin uyruğuna sonradan giren kims

Türkçe Sözlük

(i. F. A. cizye = vergi, F. güzâşten = eda etmek). Vergi veren, haraca bağlı, tâbî, bir Müslüman devletinde cizye vergisi veren Hıristiyan tab’a.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). talep, iddia; hak; sigorta poliçesi üstünden ödenecek para; maden vb'ni işletmek için devletin arazisinde hak talep etme. clalm for damages tazminat davası; tazminat talebi. claim jumper ABD başkasının maden ocağını işgal edip alan kimse. Iay claim

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birlikte harbeden devletlerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). her eyaletin ayrı bir devlet olarak idare edildiği idari sistem.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konser; ahenk, uyum: birleşme; ittifak, ittihat. concert grant kuyruklu piyano. Concert of Europa 1815 tarihinde Avrupa Devletleri arasında yapılan anlaşma. concert pitch konser için kullanılan ton standardı (la=saniyede 440 devre). in concert hep b

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabul, teslim, itiraf; imtiyaz, devlet veya diğer bir yetkili makam tarafından tanınmış imtiyaz, ayrıcalık; mümessillik, bayilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kat mülkiyeti, bir binanın kat sahiplerinin ayrı olması hali; bir üIke üzerinde birkaç devletin ortak hakimiyeti; (Roma huk). ortak malsahipliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Avrupa'da özellikle 14 ve 15 yüzylllarda prenslerin veya devletlerin hizmetine girmiş paralı askerlerin kumandanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çeşitli bağımsız devletlerin konfederasyon halinde bir araya gelmeleri, ittifak, birlik; kanunen yasak olan bir fiilin yapılması için çeşitli parti, grup veya kimselerin birlik olmaları. the Confederacy Amerikan iç harbi esnasmda Güney Eyaletlerinin

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ittifak etmek, ittifak ettirmek, birleşmek, birleştirmek, (bak). federate confederated (s). birleşik, (bak). federated confederation (i). konfederasyon, birleşik devletler, (bak). federation.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). devlet tahvilâtı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meclis, konsey, encümen, danışma kurulu, divan, şüra. councilman (i). encümen üyesi, bilhassa belediye encümeni üyesi. Council of Ministers (huk). Bakanlar Kurulu, Kabine. Council of State (huk). Danıştay, Devlet Şurası. council of war harp me

Türkçe Sözlük

(CUMHUR) (i. A.) (c. cemâhîr). 1. Halk, Ar. nâs, umûm, enâm. 2. Takım, gürUh, hey’et: Cumhûr-ı fukahâ, cumhûr-ı hükemâ = Fakihler, hakimler sınıfı. 3. Cumhuriyet rejimiyle idare olunan devlet: Türkiye Cumhuriyeti.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (y. k.). Bir cumhurbaşkanının başında bulunduğu devlet: İsviçre Cumhuriyeti.

Türkçe Sözlük

(i.). Dağcının yaptığı iş. Dağa çıkmak = Eşkıyalık etmek, devlet kuvvetlerine karşı gelmek için dağlara çekilmek. Dağa kaldırmak = Bir kimseyi herhangi bir gaye ile zorla dağa veya tenha bir kıra götürüp orada tutmak. Dağ ardında olsun da, yer altında olmasın = Hasretin ölüme tercih edildiğini anlatır. Dağdan gelip bağdakini kovmak = Sonradan girdiği bir yerde eskileri beğenmez olmak. Dağ dağ üstüne olur, ev ev üstüne olmaz = Aynı evde oturan iki ailenin er geç geçimsizliğe düşeceğini ifade eder. Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur = Ne kadar uzakta olurlarsa olsunlar insanların birbiriyle buluşabileceğini anlatır. Dağ fare doğurmuş = Büyük şeyler beklenen bir işten basit bir netice alınca söylenir. Dağ gibi = Pek büyük, iri, güçlü. Dağ anası = Çok iri kadın. Dağlar kadar = Aşırı ölçüde büyük. Dağlara düşmek = Perişan ve avare olmak. Dağlara, taşlara = Kötü bir durum karşısında söylenir (hepimizden uzak olsun mânâsına).

Türkçe Sözlük

(DAHİL) (i. A.) (mü. dâhile) (duhûl’den). T. Giren, duhûl eden: Şehre dahil oldu. 2. Bir şeyin içinde bulunan Dahll-I hesap = Mahsup. Dâhil-I bil’-meclis = Mecliste hazır. 3. Bir şeyin içerisi, iç taraf, iç: Bu evin dahili, haricinden güzeldir. 4. Bir devletin ülkesi, hariç mukabili: Elde edilen mahsul dahilde sarfolunduktan sonra hayli miktarı da ihraç edilir. 5. Osmanlı devrinde bir ilmîye rütbesi: İbtidây-i dâhil.

Türkçe Sözlük

(DAHİLEN) (i. A.). 1. İçeriden, içten: Evi dahilen boyatmamış. 2. Ülke İçinde olarak: Devlet, dahilen ıslahat İle uğraşmak için bir müddet sulh ve asayişi muhafaza etmek istiyor.

Türkçe Sözlük

(DAHİLİ) (i. A.) (mü. dâhiliyye). 1. İç veya içeri ile alâkalı: Göğsümde dahilî bir ağrı hissediyorum. 2. Aileye ait, mahrem, hususî: Onun dahilî bir rahatsızlığı vardır; dahilî masrafları pek fazla. 3. Bir devletin kendi ülkesiyle alâkalı: UmOr-ı dâhiliyye, nizâm-ı dâhili, nizâmnâme-l dâhili = Bir resmî veya ticarî idarenin kurulmasını ve görevlerini tanzim eden nizamname.

Türkçe Sözlük

(i. A). 1. («umur-ı dâhiliyye» den kısaltma). Devletin kendi ülkesiyle alâkalı işlere, yani iç idare işlerine bakan vekâlet, bakanlık: Dahiliye vekâleti, dahiliye vekili. 2. İç hastalıkları.

Türkçe Sözlük

(DAİRE) (i. A. «devr» den) (c. devâir). T. Bir merkezî noktayı az, çok uzaktan çevirip her yeri merkezden aynı uzaklıkta bulunan eğri. Bu çizginin içinde kalan yuvarlak yer ki, kürenin yüzey resmi hükmündedir. 3. Büyük bir apartman vesair binanın bölündüğü kısımların beheri: Her biri birkaç oda vs. den mürekkeptir: Misafirhanede bir daire kiraladı. 4. Devlet idare eden şubelerin beheri ve beherinin kalem, meclis vesairesini içine alan binaları: Başbakanlık, maliye, millî eğitim dairesi. Devâlr-i hükümet = Hükümet daireleri. 5. Belediye şubelerinin beheri, bir büyük şehrin her kısmının belediyesi: Belediye dairesi, birinci, ikinci daire, daire Amirleri. 6. Bir resmî idarenin yönettiği yer: Konya vilâyetinin dairesi pek geniştir, orası kazamızın dairesinin dışındadır. 7. Büyük ev, konak: Filânın dairesi büyüktür. Bu dairede beş, elti sofra çıkar, daire halkı. 8. mec. Bir mânevî emrin hükmünde bulunan yer: Filânı haddi daresine sokmak, edep ve terbiye dairesi içinde söz söylemek, (astronomi) DAlre-tüşşems = Güneş dairesi. Dâiret-ül-bürûc = Burçlar dairesi (Fr. 4cliptique) (tıp). Dâire-i iltihâbiyye = Bir çıban vesaire iltihabının uzandığı yer ki, bir daire teşkil eder (askerlik). Dâire-i te’sîr = (tesir evleri) Mermilerin ulaşabildiği uzaklık. Rub’ıdâire = Dairenin dörtte biri ki, bir dik açı teşkil edip dairenin kavsi bir açısının yerini tutar. Muhît-i daire = Daire-i çenberi. Nısıf daire =s Dairenin yarısı. Dâiro-I irtifâ, dâiret-üs-semâvât = Bir gök cismi ile rasat yapılan yerin tepe noktasından geçen daireler. Dâire-i tOl = TÜl dairesi, boylam çizgisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دائره] daire. 2.büro, ofis. 3.devlet dairesi. 4.tef, zilli tef.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eskiden devlet adamlarına yazılan resmî fermanlarda adlara şeref pâyesi olarak eklenen tâbir.

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Bilim, bilgi, ilim. Ehl-i daniş: Bilgi sahipleri. Daniş-Merd: Bilgili, Tanzimattan önce kadıların yanında stajer olarak çalışan kimse. - Danişmend: Sultan Melikşah’ın alimlerinden emir Danişmend’in kurmuş olduğu bir Türk devlet ve sülalesi.

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Devlet şûrası, şûrây-ı devlet.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Arapça’da müennestir. Birçok cem’i varsa da dilimizde hiç biri bu mânâlarla kullanılmaz). 1. Evin büyüğü, birkaç daireyi içine alan mesken, konak. 2. Mahal, mekân, makam, yer: Dâr-ı dünyâ, dâr-ı Ah ı ret. Dâr-ül-istihzârât = Kimya işleri yapılan yer (Fr. laboratoire). Dâr-ül-amân = Emniyet yeri. Dâr-ül-beka = Ahıret. Dâr-ül-harb = Savaş yeri. İslâm hukukunda bir İslâm devletinin hükmünde olmayan yerler. Dâr-ül-hilâfe = Hilâfet merkezi olan şehir, 1924’e kadar İstanbul. Dâr-üs-saâde-i şerife ağası = Osmanlı sarayında haremin en büyük Amiri olan büyük görevli. Dâr-ül-islâm = 1. Cennet. 2. Vaktiyle Bağdad şehri. Dâr-üs-saltanat = Taht merkezi. Dârüşşafaka = Yetim çocukların okutulmasına, tahsil talim ve terbiyesine mahsus müessese. Dâr-ı şûrây-ı askerî = Askerî şûrâ, askerî meclis. Dâr-ül-fenâ = Dünya. Dâr-ülfünûn = Üniversite. Dâr-ülmuallimîn, dâr-ülmuallimât = Erkek ve kız öğretmen yetiştirmeye mahsus mektep. Dâr-ül-mülk = Başkent. Dâr-ülvelâde = Gebe fakir kadınları doğurtmaya mahsus hastahane, doğumevi. Dâreyn = mec. iki ev (dünya ve Ahıret).

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ortaçağ islâm devletlerinde resmî elbise ve kumaş dokunan ve biçilip dikilen yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilân, takrir; demeç; ihbarname, tebliğ; beyanname; (huk). ifade; briç karar verilen oyun. Declaration of Independence Amerika Birleşik Devletlerinin istiklal beyannamesi. declaration of rights haklar beyannamesi.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Devletin gelirleri ile masraf defterini tutan. Bu mânâ ile vaktiyle maliye nâzırına denirdi. Defttrdâr-ı şıkk-ı evvel; defterdlr-ı şıkk-ı sânî ve şıkk-ı silis = Tanzimat’tan önce maliye nâzırı, müsteşarı ve müsteşar muavini. 2. Şimdi bir vilâyetin maliye işlerine bakan görevli (eskiden sancaklardakilere muhasebeci ve kazadakilere malmüdürü denirdi).

Yabancı Kelime

Fr. décadence

çöküş

Devletlerin veya uygarlıkların son bulması, mahvolması.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ulusal haklardan mahrum etmek; milli vasıflarını yitirmek; devlet kontrolundan çıkarmak.

Türkçe Sözlük

(i.). Derebeyinin mülkü, toprağı, devletçiği, idare tarzı.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Deniz, Ar. bahr: Deryâ-dil = Kalbi deniz gibi geniş olan: Kapdân-ı derya = Vaktiyle Osmanlı devletinde bahriye nâzırı.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (el demek olan dest ile «ver» edatından mürekkeptir. Cem’i desâtîr gelir). 1. Hüküm ve nüfuzu olan vezir: Destûr-ı mükerrem, destûr-ı Azâm. 2. Zerdüşt dininin mânevî reisi ve lideri. 3. Büyük defter, başvurulan defter-i kebîr. 4. Esas kaide, bir ilim ve fende kaidelerin uygulandığı esas kaide ve umumî örnek: Hesap, cebir düsturu. 5. Türk devletinin kanunlar dergisi. 6. Ruhsat, izin, mezuniyet. Destur = İzin verin geçelim. Müsaade edin, açılın. Bu mânâ ile cin ve perilere karşı da kullanılıp, karanlıkta bir yere girileceği vakit «destur» denilir. Destûr-ül-amel = Her iş ve hareket ona tatbik edilmek üzere örnek alınan kaide ve nizam veya tâlimat.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (bk.) Devlet.

Türkçe Sözlük

(i. A.)” (e. düvel). 1. Baht, talih, saadet: Devlet ve ikbal İle. 2. Makam ve nimet, servet ve varlık: Devlete nâil olmak. 3. Müstakil olarak idare edilen hükümet ve ülkesi: Türkiye, Avusturya, Fransa devleti. 4. Saltanat süren sülâle, hükümdarlık eden hânedan: Devlet-i Selçukıyye, Devlet-i Abbâsiyye. Ne devlet = Ne saadet, ne bahtiyarlık (Arapça tâbirlerde «devle» şeklinde kullanılır: Sâhib-üd-devle = Devlet sahibi).

Türkçe - İngilizce Sözlük

state. governmental. official. political. state. government. commonweal. commonwealth. the community. polity.

Türkçe - İngilizce Sözlük

government. state. prosperity. good luck. the collectivity. commonwealth. nation. polity. power.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دولت] devlet. 2.talih. 3.mevki.

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Bir hükümet dairesinde teşkilatlandırılmış olan siyasi topluluk. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Devlet Giray: Kırım hanı (1530-1577). Mübarek Giray’ın oğlu.

Finansal Terim

(Government Debt Securities)

Devletin cari yıl bütçe kanununa dayanarak, bütçe açıklarının finansmanı amacıyla çıkarmış olduğu borçlanma senetlerinin genel adıdır.

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Bir büyük şahsın veya saygı ifadesi olarak hitâb edilen birinin evi, meskeni, konağı: Dün devlet-hânelerine gittimse de kendilerini bulamadım. Yarın devlet-hânede misiniz?

Türkçe Sözlük

(i. A.). Devletin, saadet ve ihtişamının sığınacağı yer, hükümdar.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Devletçilik sistemine taraftar olan. 2. Bu sisteme uygun olan.

Türkçe Sözlük

(i.), cemiyet işlerinin, bilhassa ağır sanayi ve tarımın devlet eliyle yürütülmesi usûlü.

Türkçe Sözlük

(f.). Devlete maf etmek.

Türkçe Sözlük

yahut DEVLETLU 1. Dünyada. veya ahirette talih ve saadet veya makam ve nimet sahibi: Ne devletli adamdı. 2. Osmanlı devletinde vezirlere ve müşirlere verilen unvandı: Devletlû paşa hazretleri. Sadrâzamlara fehâmetlû devletlû, eski sadrâzamlara: Übbühetlû devletlû, şeyhülislâmla ra: Devletlû semâhatlû, seraskerlere devletlû atûfetlû, dârüssaâdet-iş-şerîfe ağalarına devletlû inâyetlû, mekke şeriflerine devletlû siyâdetlû, şehzâdelere devletlû necâbetlû unvanları verilirdi.

Türkçe Sözlük

(bk.) Devletli. Devletli’nin eski şekli aslı —Jı, —lig olan ek önce —lû, sonra —lu, —lü olmuştur.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. düyûn). Borç, belirli bir müddet sonunda ödenmek üzere faizle veya faizsiz alınmış para: Deyni çoktur. Düyûna boğulmuştur. Düyûn-ı Umumiye = Osmanlı Devletinin son zamanlarında, dış borçları ödemek için kurulmuş teşkilât.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Her türlü yetkiyi kendisinde toplamış bulunan devlet yahut hükümet başkanı, memleketi dikta ile idare eden şahıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerika Birleşik Devletlerinin on sent kıymetinde ufak gümüş parası. dime bag (A.B.D)., argo on dolarlık esrar paketi. dime novel heyecanlı ucuz roman. dime store ucuz mal satan büyük mağaza.

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Diplomatik, siyasî işler ve dış münasebetlerle meşgul devlet adamı; bu sahada pek usta olan: Bismark gibi bir diplomat nâdir yetişir, Reşid Paşa büyük bir diplomattı.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Direk veya sütunları olan: Uç direkli gemi, direkli bina. 2. Bir yüzünde direkler resmi olan beş franklık bir gümüş para. Vaktiyle İki Sicilya devleti paralarından olup, Doğu’da pek yaygın idi, riyâl.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). resmi müessese halinden çıkarmak, kilisenin devletle olan ilişkisini kesmek. disestablishment (i), resmi müessese halinden çıkarma, kilisenin devletle olan ilişkisini kesme.

Yabancı Kelime

Fr. dispensaire

sağlık ocağı

Mahalle, köy, kasaba vb. idari birimlerde vatandaşın sağlık sorunlarının giderildiği, tedavilerinin yapıldığı devlet kuruluşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). gönderme, sevketme, çekme (telgraf); öldürme, idam etme; acele, sürat; yazışma, mektup; telgraf; (f). göndermek (kurye veya mektup), çekmek (telgraf); sevk etmek; idam etmek; süratle bitirmek. dispatch boat resmi mektupları taşıyan devlet gem

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., Dixie land Amerika Birleşik Devletlerinin güney eyaletleri.

Türkçe Sözlük

(i. L. tarih). Almanya’yı meydana getiren devletlerin özel parlamentolarına verilen isim.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir sıvıyı yahut tahıl gibi bir şeyi bulunduğu kap veya yerden dışarıya veya diğer bir kaba boşaltmak. Osm. sabbetmek: Su dökmek; şarabı fıçıya dökmek. 2. Düşürmek, Osm. ıskat etmek: Ağaçların bir kısmı yapraklarını döker, bir kısmı dökmez; hastalık bütün saçımı döktü. 3. Saçmak, sepmek, ekmek: Tavuklara yem döktüm. 4. Akıtmak, Osm. isâle ve irâka etmek: Göz yaşı dökmek. 5. Vücutta sivilce gibi şeyler çıkarmak: Vücudunun her tarafında çıbanlar dökmüş 6. Gemi veya demiryolu vesaire ile çıkarmak.Osm. sevk ve tahşîd etmek: İngilizler, Hin298 distan’a birçok mühendis döktüler; filan devlet hududuna asker döküyor. 7. Erimiş maden vesaireyi kalıba boşaltmak: Hurufat dökmek; top dökmek. 8. Sulu hamuru kaynar yağın içine veya sıcak saçın üzerine akıtıp bazı yenecek şeyler hazırlamak: Lokma, kadayıf dökmek. 9. Tüy ve hav gibi şeyi kaybetmek: Bu kadife çabuk havını döker; hayvanlar bu mevsimde tüylerini dökerler. 10. Dışarı atmak: Şu suyu, şu süprüntüyü dökün. Ayağına sıcak su dökmek = İyi karşılamak. Ter dökmek = Terlemek. Su dökmek = İşemek, Osm. tebevvül etmek. Kan dökmek = Muharebeye gitmek; canını feda etmek. Göz yaşı dökmek = Ağlamak. Yüz suyu (Osm. Ab-ı rû) dökmek = Haysiyetini ayaklar altına alıp yalvarmak.

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Amerika Birleşik Doluşun Devletleri parası, lirası. sistemi

Ülke

Başkent: Santa Domingo.

Nüfus: 7.826.000.

Yüzölçümü: 48.443 km2.

Komşuları: Batıda Haiti.

Önemli Şehirleri: Santo Domingo, Santiago de Los Caballeros.

Din: %95 Katolik.

Dil: İspanyolca.

Yönetim Biçimi: Temsili Demokrasi.

Tarih: 1492’de Kolomb oraya ulaştığında Hispanida adasında Carib ve Arawak Hintlileri yerleşmişti. 1496’da kurulan Santa Domingo kenti yarıkürede Avrupalılarca yerleşilmiş en eski alandır.

1697’de adanın batısındaki 1/3’lük kısmı Fransa’ya devredildi. Santa Domingo 1795’te Fransa’ya katıldı. Haitili lider Toussant L’Ouverture 1801’de burayı ele geçirdi. 1803-1821 arasında pek çok yerli cumhuriyet belli aralıklarla kurulup kalktı. 1822-1844 arasında Haiti bölgeye tekrar egemen oldu ve 1861-63’te İspanyol işgali gerçekleşti.

1916’dan anayasal çerçeveden seçilen hükümetin başa geçtiği 1924’e kadar ülke Amerikan donanmaları tarafından işgal altında tutuldu. 1930’da Gen. Rafael Leonidas Trujiollo Malina devlet başkanı seçildi. Trujillo 1961’de uğradığı suikaste kadar ülkeyi zorbalıklar yönetti. 1960’ta Trujillo tarafından atanmış olan başkan Joaguin Balaguer 1962’de baskılara dayanamadı. 33 yıl içinde yapılan ilk özgür seçimlerde seçilen Juan Bosch; 1963’te devredildi. 24 Nisan 1964’te Bosch taraftarları ve komünistleri de dahil olduğu diğer bazı gruplar ayaklandı. Dört gün sonra Amerikan donanması Bosch yanlısı güçlere müdahale etti. Daha sonra beş Güney Amerika devleti tarafından oluşturulan barış koruma güçleri gönderildi.

Haziran 1966’da Balaguer’in Bosch’u yendiği seçimleri geçici bir hükümet denetledi. Balaguer sonraki 28 yıl boyunca görevde kaldı, ancak Mayıs 1994’te yeniden seçilmesinde hile yapıldığı ortaya çıkınca 1995’te yeni seçim yapma sözü verdi.

Ülke

Başkent: Roseau.

Nüfus: 88.000.

Yüzölçümü: 750 km2.

Komşuları: Kuzeyde Guadeloupe, Güneyde Martinik.

Önemli Şehirleri: Roseau.

Din: %77 Katolik.

Dil: İngilizce (resmi).

Yönetim Biçimi: Parlamenter Demokrasi.

Tarih: 1805’tenberi bir İngiliz kolonisi olan Dominika 1967’de özerk, 3 Kasım 1978’de de bağımsız oldu. 30 Ağustos 1979’da çıkan David Kasırgası adayı harap ederken, Dominika ekonomisinin temeli olan muz fidanlıkları da yok oldu. 1980-81’de hükümete karşı darbe girişimleri oldu.

Dominika, 1983’te Amerika Birleşik Devletleri’nin Grenada’ya saldırmasında teşvik unsuru olmuştur.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Yabancı devlet parası. 2. Yabancı ülkelerde yabancı paralarla ödenecek olan poliçe, çek gibi senetler. 3. Özlü söz, böyle sözleri taşıyan afiş.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bazı devletlerde en yüksek asalet unvanı, (bk.) Duka.

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. devlet). Devletler. (bk.) Devlet.

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Büyük devletler (Birinci Cihan Harbi’nden önce: İngiltere, Almanya, Amerika, Fransa, Japonya, Rusya, Avusturya Macaristan, İtalya, Türkiye ve Çin).

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İttifak etmiş, birleşmiş devletler. Birinci Cihan Harbi’nde: Türkiye, Almanya, Avusturya Macaristan İmparatorlukları.

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Uyuşmuş, anlaşmış devletler. Birinci Cihan Harbi’nde: İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. düveliyye). Devlete mensup, ait ve müteallik: Münâsebât-ı düveliyye = Devletarası münasebetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دول] devletler.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ si ae) (i). kilise; cemaat; eski Yunan şehir devletlerinde yasama meclisi. ecclesiarch (i). kilise başkanı, büyük papaz. ecclesias'tic (s)., (i). kiliseye veya kilise örgütüne ait, dini; (i). papaz, vaiz, rahip . ecclesias'ticism (i). kilise pre

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. celîl). (bk.) Celîl. Celîl ler, yüksekler. Ecille-i ricâl-i devlet-l Aliyye = Osmanlı devletinde Tanzimat’tan sonra Ulâ sınıf-ı evveli rütbesini taşıyan devlet memurlarına denirdi.

Türkçe Sözlük

(ECNEBİ) (i. A.) (mü. ecnebiyye). 1. Yabancı, bigâne: Memâlik-i e«nebiyye, düvel-i ecnebiyye, lisân-ı ecnebi = Yabancı ülkeler, devletler, dil. 2. Diğer bir memleket veya ırk ve milliyete mensup olan, diğer bir devlet tabiiyetinde bulunan adam: Ecnebilere mahsus bir yer (ecânib, bizce kullanılmıyan ecneb’in cem’i ise de bir mânâsı müşterek olduğundan, bunun cem’i yerinde kullanılıyor).

Türkçe Sözlük

(i.). Yabancılık, bir yabancı devletin tab’alığı.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rütbece, görgü ve faziletçe büyük olanlar, devlet ricali.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ekârîm) (kerîm’ den itaf.). Daha veya pek kerîm, pek cömert ve Alîcenâb, lutuf ve keremi fazla olan. Serdâr-ı Ekrem = Osmanlı devletinde sadrâzam veya başka bir vezirin padişah yerine başkumandanlık ettiği zaman seferde aldığı unvan. Yâv»r-I Ekrem = Tanzimat’tan sonra padişahın müşir (mareşal) rütbesindeki yâverleri. Yâver-i Ekrem-i Hazret-i Şehriyârî (cem’inde yanlış olarak «yâverân-ı kirâm» denmiştir; halbuki kirâm, kerîm’in cem’idir).

Ülke

Başkent: Malabo.

Nüfus: 410.000.

Yüzölçümü: 28.051 km2.

Komşuları: Güneyde Gabon, Doğuda ve Kuzeyde Kamerun.

Önemli Şehirleri: Malabo.

Din: Çoğunluk Katolik.

Dil: İspanyolca (resmi), Fang, Bubi.

Yönetim Biçimi: Geçiş Dönemi.

Tarih: 15 yy.da Portekizlilerce ele geçirilen Fernando Po adası (bugünkü Bako) 1778’de İspanya’ya devredildi. 12 Ekim 1968’de bağımsız oldu. Anakaradaki Rio Muni eyaleti ile ada arasındaki çekişmeler sonucu 1969’da bir dizi ayaklanma çıktı. 1972’de anakaradan Masre Nguema Biyogo ömür boyu, devlet başkanı oldu.

Masre’nin hükümdarlığı, ulusu iflasa sürükleyen, Afrika’nın en vahşi yönetimidir. Ağustos 1979’da bir askeri darbe ile görevinden uzaklaştırıldı. Darbenin lideri Teodoro Mbasogo devlet başkanı oldu.

21 Kasım 1993’te yapılacak seçimlere razı oldu. İktidar partisi tek başına galip geldi ancak muhalefet partileri, hile yapıldığı iddiası ile seçimleri boykot etti.

Devlet büyük ölçüde dış yardımlara dayalı olarak varlığını sürdürmektedir.

Türkçe Sözlük

(i.) (il’den. Aslı: ilçi). Elçi, bir memleket veya devlet tarafından diğeri nerdine gönderilen vekil. Ar. sefîr. Büyükelçi = Sefir-i kebîr. Orta elçi = Büyükelçinin bir derece aşağısındaki elçi. Elçi vekili = Maslahatgüzar. Aracı, görücü, bir istek için gönderilen.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Başka bir devlet nezdinde devletini temsil eden kişi. 2.Sefir. 3.Allah’ın gönderdiği rasul ve nebil(Erkek İsmi)

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. iki kişinin yaşça daha büyüğü; daha ilerde veya kıdemli olan; eski; i. ihtiyar; kilise mütevelli heyeti üyesi. elder statesman devlet işleri için fikri sorulan, kendisine danışılan emekli kimse.

Türkçe Sözlük

(i. A. emn’den) (c. emânât). 1. Birine bir şeyi bırakma tevdi etme: Bunu size emanet edeceğim, emanet bırakacağım. 2. Birine emniyet edilip bırakılan şey: Emanetimi iade ediniz. 3. Osmanlı devletinde bazı devlet dairelerine verilen isim: Rüsûmat emaneti, şehremaneti. Allaha emanet olun = Sizi rabbime emanet ederim, Allaha ısmarladık. Emanetullah = Tanrıca emanet Hükmünde vatandaşlar, bilhassa tab’anın himayeye muhtaç olan takımları. Sandık emaneti = Sandık eminliği, sandıkkârlık.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Emniyet edilen kimseye bırakılan şey, eşya veya kimse. 2.Osmanlı devletinde bazı devlet dairelerine verilen isim.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ın emaneti. Devletin tebası, halk, millet.

Türkçe Sözlük

(EMR) (i. A.) (c. evâmir). 1. Buyurma, buyruk, ferman: Filân emretti. Gitmeye emir aldım. Emr-i Ali = Sadâret emri. Emr-i nezâret-penâhi (Osmanlı devrinde) = Emir sizindir. Emr ü ferman hazret-i men-leh-ül-emrindir = Eskiden resmi mektupların sonuna yazılması Adet nezâket tabiri. 2. Bir makamdan bir iş hakkında emri ihtiva eden yazı; emirnâme: Bakanlıktan bir emir geldi. Memuriyetiniz hakkındaki emri aldınız mı? Menfi şekliyle de: Bana gitme diye emrettiler, yani beni gitmekten men’ ettiler. 3. (tıp) Doktorun tertip ve tenbihi; reçete. 4. (gramer) Fiilin yap veya yapsın gibi emir mânâsını ifade eden sığası. Emr-i İlâhî = Allahın emri. Emr-i Hak vâkî olmak = Ölüm, vefat. Emr-i bil mâruf nehy-i anil münker = Şer’an yapılması lüzumlu olan işleri destekleme, yapılmaması gerekenleri de önlemeye çalışma. Emr-i Hak = Ölüm, vefat: Emr-i Hak vukuunda. Ulul-emr = Şer’ an halka emretmekle ve halkın emirlerine itaatle mükellef bulunan devlet otoriteleri. Emir kulu = Aldığı emri yapmaya mecbur bulunan ve o hususta fikir beyan edemeyen adam. Emre muharrer senet = Bono.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir kavmin, bir şehrin başı. 2.Büyük bir hanedana mensup kimse. 3.Peygamberimizin soyundan gelen. 4.Kumandan. 5.Abbasi devletinde başkomutan. 6.Osmanlı devletinde beylerbeyi ve Tanzimat’tan sonra sivil paşalığın ilk derecesi.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eski Arap devletlerinde serdar, serasker, başkumandan.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Ortaçağ İslâm devletlerinde) Su beyi yani amiral ki, amiral kelimesi bu Arapça terkipten gelir ve bütün Batı dillerine geçmiştir.

Türkçe Sözlük

(i. A.) Emirlerin emîri. Abbâsî devletinde başkumandan. Tanzimat’tan sonra Osmanlılar’da sivil (mülkî) paşalığın ilk derecesi ki, askerî rütbelerden kaymakama (yarbay) eşitti.

Yabancı Kelime

Fr. émission

1. çıkarma, 2. ekon. sürüm

1. Çıkarmak işi. 2. Devletçe para, senet ve tahvil çıkarma, piyasaya sürme.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir devletin sınırlarını genişletme politikası.

Türkçe Sözlük

(I. F. A.). Osmaıîlı devletinde padişah irâdesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) birçok şeyden meydana gelen tek şey, Amerika Birleşik Devletlerinin resmi sloganı.

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Devletin ileri gelenleri.

Genel Bilgi

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkulan ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi birçok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.

El yazısı analizi kişinin şuuraltında yatanlar hakkında az çok ipucu verebilir ama bu da bir noktaya kadardır. El yazısından sadece cinsiyet değil ırk, din ve hatta yazanın solak mı, yoksa sağ elini mi kullandığı da tespit edilemez.

Bu konu nörobiyoloji dalında çalışanların da ilgisini çekmiş ve bilim insanları sinirkaslarının reaksiyonlarını sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bazı sinirkası reaksiyonlarının benzer kişiliklere ve beyin ikazlarına sahip insanlarda olduğunu görmüşler, buradan da yazı tarzı ile kişilik arasında bir bağlantı olabileceğini saptamışlardır.

El yazısı insandan insana değişir. Her çocuğa ilkokulda harflerin yazılması belirli bir kalıpta öğretilmesine rağmen, çocuklar çok kısa sürede kendi bireysel özelliklerini harflere ve yazı şekillerine yansıtırlar. Zamanla insan olgunluğa erişince kendi kişiliğine özel ve bakıldığında yazanın kim olduğunu ele verecek yazı stili oluşur.

Aslında çok azımız düşündüğümüz gibi yazarız. El yazımız düşüncemizden ziyade kişiliğimizi yansıtır. El yazısını analiz etme artık sosyal bir bilim dalı olarak kabul edilmektedir. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi (cinsiyeti değil) hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemelerin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır.

Sahte imzalar da benzer bir konudur. Sahtekar taklit ettiği imzaya kendi yazı stilinden de bir şeyler katar. Çoğu kez bu sahte imzalar kolaylıkla ayırt edilebilir. Sahte imzayı atan, imzayı çok incelemiş, imzayı atış şeklini ve kalem hareketlerinin sırasını çok iyi uygulamışsa bile imzanın sahte olduğu tespit edilebilir, ancak sahte imzayı atan hakkında bilgi edinilemez.

Genel Bilgi

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkuları ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi bir çok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.

El yazısı analizi kişinin şuuraltında yatanlar hakkında az çok ipucu verebilir ama bu da bir noktaya kadardır. El yazısından sadece cinsiyet değil ırk, din ve hatta yazanın solak mı, yoksa sağ elini mi kullandığı da tespit edilemez.

Bu konu nörobiyoloji dalında çalışanların da ilgisini çekmiş ve bilim adamları sinirkaslarının reaksiyonlarını sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bazı sinirkası reaksiyonlarının benzer kişiliklere ve beyin ikazlarına sahip insanlarda olduğunu görmüşler, buradan da yazı tarzı ile kişilik arasında bir bağlantı olabileceğini saptamışlardır.

El yazısı insandan insana değişir. Her çocuğa ilkokulda harflerin yazılması belirli bir kalıpta öğretilmesine rağmen, çocuklar çok kısa sürede kendi bireysel özelliklerini harflere ve yazı şekillerine yansıtırlar. Zamanla insan olgunluğa erişince kendi kişiliğine özel ve bakıldığında yazanın kim olduğunu ele verecek yazı stili oluşur.

Aslında çok azımız düşündüğümüz gibi yazarız. El yazımız düşüncemizden ziyade kişiliğimizi yansıtır. El yazısını analiz etme artık sosyal bir bilim dalı olarak kabul edilmektedir. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi (cinsiyeti değil) hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemenin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır.

Sahte imzalar da benzer bir konudur. Sahtekar taklit ettiği imzaya kendi yazı stilinden de bir şeyler katar. Çoğu kez bu sahte imzalar kolaylıkla ayırt edilebilir. Sahte imzayı atan, imzayı çok incelemiş, imzayı atış şeklini ve kalem hareketlerinin sırasını çok iyi uygulamışsa bile imzanın sahte olduğu tespit edilebilir, ancak sahte imzayı atan hakkında bilgi edinilemez.

Ülke

Başkent: Erivan.

Nüfus: 3.522.000.

Yüzölçümü: 11.500 km2.

Komşuları: Kuzeyde Gürcistan, Doğuda Azerbaycan, Güneyde İran, Batıda Türkiye.

Din: %94 Ortodoks.

Dil: Ermenice.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: Bugünkü Ermenistan 2 Nisan 1921’de bir Sovyet Cumhuriyeti olarak kurulmuştur. 30 Aralık 1922’de SSCB’nin bir parçası olan Kafkas seddini oluşturmak üzere, 12 Mart 1922’de Gürcistan ve Azerbaycan’la birleşti. Ermenistan, 5 Aralık 1936’da SSCB’nin anayasal bir cumhuriyeti oldu. 7 Aralık 198’de meydana gelen bir deprem sonucu 55.000’den fazla insan öldü, bir çok şehir yıkıntı haline dönüştü. Ermenistan 23 Eylül 1991 tarihinde bağımsızlığını ilan etti ve 26 Aralık 1991’de SSCB dağılınca da tamamen bağımsız bir devlet oldu. Çoğunluğu Hıristiyan olan Ermenistan ile çoğunluğu Müslüman olan Azerbaycan arasındaki savaş 1992’de yayıldı ve 1993’te, 1994’te de devam etti. Azerbaycan’da Dağlık Karabağ Enklavi üzerine iki tarafın da egemenlik iddiaları vardı. 1994 Mayıs’ında Ermeni güçlerinin bu bölgede kontrol kazanmaları üzerine geçici bir ateşkes ilan edildi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.),(huk.) mirasçısız ölen kimsenin emlâkinin devlete geçişi, bu şekilde intikal eden mülk, mahlul mülk. by way ofescheat mahlulen, mirasçısı olmayan bir kimseden hukumete kalarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (huk.) zor alımına çarptırmak müsadere etmek, zeamet sahibine vermek; devlete kalmak, mahlul olmak. escheator (i.) mahlul mallar memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), (i.) fikir edinmek , hukum vermek; takdir etmek, tahmin etmek, kestirmek: paha biçmek: hesap etmek: (i.) hesap, tahmin, takdir; rey; fikir; (ikt.) şirket veya devletin önceden yapılansenelik masraflar hesabı estima'tion (i.) hesap etme; hesap, rey,

Ülke

Başkent: Addis Ababa.

Nüfus: 58.710.000.

Komşuları: Batıda Sudan, Güneyde Kenya, Doğuda Somali, Cirbuti, Kuzeyde Eritre.

Önemli Şehirleri: Addis Ababa.

Din: %45-50 Müslüman, %35-40 Ortodoks.

Dil: Amhara dili (resmi), Tgre, Galla.

Yönetim Biçimi: Geçiş Döneminde.

Tarih: Etyopya kültürü kaynağını Mısır ve Yunanistan’dan alır. Eski monarşi 1880’de İtalya tarafından saldırıya uğradı ancak 1936’da yeni bir İtalyan saldırısına dek bağımsızlığını korudu. 1941’de İngiltere ülkeyi özgürlüğüne kavuşturdu.

Son imparator I. Harle Selassie 1931’de bir parlamento ve düzeni kurdu ancak bütün siyasal partileri kapattı.

1970’lerde yaşanan kuraklık nedeniyle yüzbinlerce kişi öldü. Ordunun isyanı ve öğrenci gösterileri sonucu 1974’te Selassie tahttan indirildi. Cunta, tek partili sosyalist bir devlet oluşturarak başarılı bir toprak reformu gerçekleştirdi. Muhalefet şiddet yoluyla bastırıldı. M.S. 330’da benimsenmiş olan Kobt Kilisesi’nin etkisi önlendi ve 1975’te monarşi lağvedildi. Rejim kanlı darbelerle, Sudan ve Somali’nin yardımları ile desteklenen siyasi grupların isyanları ile karşı karşıya kaldı. 1977’de SSCB ile işbirliği andlaşmaları yapılırken, bir zamanlar en önemli müttefik olan ABD ile ilişkiler kötüleşti. 1978’de Sovyet ve Küba birlikleri Somali güçlerinin yenilgiye uğratılmasına yardım etti. Etyopya ve Somali 1988’de bir barış antlaşması imzaladı.

1984’te milyonları açlığa ve ölüme sürükleyen yaygın kuraklık sonucu dünya çapında bir yardım çabası başladı. 1988’de Eritreli gerillaların zaferi hükümetin, kuraklığa uğramış bölgelerde yabancıların ve işçilerin yardım çalışmalarını yarıda kestirmesine yol açtı. 1994’te Etyopya’da kuraklık sonucu yeni bir kıtlık yaşandı. Etyopyalı halkın Devrimci Demokratik Cephesi (EPRDF), (6 isyancı ordudan oluşan) Şubat 1991’de hükümete karşı büyük bir saldırı düzenledi. Mayıs’ta başkan Mengist, Haile Mariam ülkeyi terketti. EPRDF idareyi ele geçirerek geçici bir hükümet kurdu. Eritre 24 Mayıs 1993’te bağımsız oldu.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (lng.) maliye; kraliyet veya devlet hazinesi; servet, para; (k.dili) bir kimsenin kişisel gelirinin tümü. Chancellor of the Exchequer (ing.) Maliye Bakanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir memleketin başka bir devlette bulunan küçük toprak parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir devletin diğer bir devletin konsolosunu tanıdığını gösterir belge.

Türkçe Sözlük

FACEBOOK . Facebook Inc, insanların arkadaşlarıyla iletişim kurmasını ve bilgi alışverişi yapmasını amaçlayan bir sosyal paylaşım web sitesidir. 4 Şubat 2004 tarihinde Harvard Üniversitesi 2006 sınıfı öğrencisi Mark Zuckerberg tarafından kurulan facebook, öncelikle Harvard öğrencileri için kurulmuştu. Daha sonra Boston civarındaki okulları da içine kapsayan facebook, iki ay içerisindeki Ivy Ligi okullarının tamamını kapsadı. İlk sene içerisinde de; Amerika Birleşik Devletleri’ndeki tüm okullar facebook’da mevcuttu. Üyeler önceleri sadece söz konusu okulun e-posta adresiyle (.edu,.ac.uk,vb.) üye olabiliyordu. Daha sonrasında da ağ içine liseler ve bazı büyük şirketler de katıldı. 11 Eylül 2006 tarihinde ise facebook tüm e-mail adreslerine, bazı yaş sınırlandırmalarıyla açıldı. Kullanıcılar diledikleri ağlara; liseleri, çalışma yerleri ya da yaşadığı yerler itibarıyla katılım gösterebilmektedirler. Alexa istatistiklerine göre facebook 31 Ekim 2010 itibarıyla; Dünya’nın en fazla ziyaret edilen 2’inci sitesidir. Bunun yanı sıra; Kanada, Güney Afrika ve Norveç’in en fazla ziyaret edilen sitesi;İngiltere ve İsveç’in 2'inci en fazla ziyaret edilen sitesi, Mısır ve Panama’nın 3.üncü ABD, Avustralya ve Türkiye’nin de 5'inci fazla ziyaret edilen sitesidir. Facebook ismini “paper facebooks”dan alır. Bu form A.B.D.üniversitelerinde okulların öğrencilerine, öğretmenlere ve çalışanlara doldurduğu onları tanıtan bir formdur. Facebook’un şu anda 800 milyondan fazla kullanıcısı bulunmaktadır. Site kullanıcılara ücretsizdir ve gelirini banner reklamlarından ve sponsor gruplarından almaktadır (Nisan 2006’da gelirlerin haftalık 1,5 milyon dolar olduğu öne sürülmüştür). Kullanıcılar profilleri fotoğrafları, ilgi alanları, gizli ya da açık mesajları ve arkadaş grupları sergilemektedir. Profillerin gösterimi sadece arkadaşlara görünecek şekilde veya belli ağların dışındakilere açık olmayacak şekilde sınırlandırılabilir. TechCrunch’a göre; A.B.D.’deki üniversitelerdeki öğrencilerin %85’inin facebook’da bir hesabı bulunmakta ve bunların %60’ı her gün bağlanmaktadır. %85 her hafta, %93 her ay bağlananlar arasındadır. Facebook sözcüsü Chris Hughes ise kullanıcıların her gün ortalama 19 dakika facebook’da vakit geçirdiğini söylemektedir. Facebook’un Kurucusu, eski Harvard Üniversitesi Öğrencisi Mark Zuckerberg 13 Mart 2009 itibarıyla facebook’un yeni arayüzü tüm hesaplarda kullanılmaya başlamıştır. Ancak bu arayüz, kullanıcılar arasında ikilik yaratmıştır. Bazı kullanıcılar bu arayüzü çok başarılı bulurken, bazı kullanıcılar protesto etmektedir. Facebook yöneticileri ise bu yeni arayüz için ısrar etmektedirler. Teknik açıdan ise facebook, web otoriteleri tarafından en başarılı Web 2.0 uygulamalarından biri olarak gösterilmektedir. 2006 yılında, MySpace’in News Corporation’a satılmasıyla facebook’un da satılacağı söylentileri çıkmıştır. Zuckerberg ise facebook’u satmak istemediğini belirtmiş ve söylentileri yalanlamıştır. İlk teklifin Viacom tarafından 975 milyon dolar olduğu öne sürülür

Türkçe Sözlük

(i. A. fahm’den) (c. fihâm). Çok kuvvetli, İtibar ve nüfûz sahibi olan, fahâmetli: Düvel-i fahîme = İtibar ve nüfûz sahibi devletler.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başkalarının menfaati ile din ve devlet uğurunda şahsî menfaatlerini feda eden, hamiyetli: Fedakâr adam.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir devletler federasyonu ile alâkalı, yahut ona alt: Federal birlikler; A.B.D. federal anayasası. Federal devlet = Bir devletler birliğine dahil, iç işlerinde serbest devlet.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). federasyon şeklinde; bir federasyona ait; birleşik devletlere ait. Federal (s)., (A.B.D). merkez hükümetine ait veya sadık; Amerikan iç Savaşında birleşme taraftarlarına ait. Federal Bureau of Investigation (ABD). ulusal polis örgütü, (FBI). Federa

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). devletleri birleştirmek.

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Muhtelif müstakil devletlerin hükümranlık haklarından bir kısmını müşterek bir üst otoriteye bırakmalarından İbaret siyasî sistem.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Müşterek bir devlet meydana getiren muhtelif küçük devletler birliği. 2. Birçok teşekkülün meydana getirdikleri birlik: Öğrenci federasyonu, sendikalar federasyonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). federasyon halinde birleştirmek; birleşik devletler hükümeti idaresi altında örgütlendirmek; (s). birleşik, müttefik, müttehit. federative (s). federasyona ait, federasyon esasına dayanan, federatif.

Türkçe Sözlük

(i.). Sadrâzama ve Mısır hidîvi ile prenslere verilen unvan: Devletlû fahâmetlû paşa hazretleri, Almanya prenslerinden fahâmetlû hazretleri.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (fitret okunması galattır). 1. iki peygamber arasında geçen vakit. 2. Bir devlette kargaşalık ve iktidar bölünmesi zamanı: Yıldırım Sultan BAyezid Han ile Çelebî Sultan Mehmed Han arasında geçen Fetret Devri.

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Fetvâya sığınan. Osmanlı devletinde şeyhülislâmlara denirdi.

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı yukardaki Ar. edattır). Paha, kıymet, fiyat. Fî-i mîrî = Devletçe tayin olunan kıymet, narh.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bir kitabın kısımlarını sayfa rakamları ile gösteren cetvel ki, kitabın başına veya sonuna konur. Fransızca: table des mati&res. 2. Bir kütüphanedeki kitapların veya bir mağazada bulunan eşyanın isimlerini ihtivâ eden defter. Fransızca: catalogue. 3. Lokanta veya ziyafet yemeklerinin isimleri yazılı pusula (şimdi bu mânâ için «liste» denmektedir). Fransızcası: liste. Fihrist odası = Osmanlı devrinde şûrâ-yı devlet kararlarını kayıt ve tescil eden kalem.

Ülke

Başkent: Manila.

Nüfus: 69.809.00.

Komşuları: Güneyde Malezya, Endonezya, Kuzeyde Tayvan.

Önemli Şehirleri: Manila, Quezon City, Cebu.

Din: Roma Katolikleri %83, Protestanlar %9, Müslüman %5.

Dil: Plipino, İngilizce (ikisi de resmi dil). Cebuano, Bicol, İlocano, Pampango ve diğerleri.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Siyasal Partiler.

Liberal Parti, Nacionalista Parti, Edsa Ulusal Hıristiyan Demokratlar Birliği (NUCD), Milliyetçi Halk Koalisyonu, Kilusan Bugong Lipunan, PDP-Laban Partisi).

Tarih: Filipin adaları 1571 yılında Macellan tarafından ziyaret edildi. Daha sonra bölgeye gelen İspanyollar, Manila kentini kurdular. İspanya hükümdarı II. Felipe’den esinlenerek, bu takım adaları Filipinler adını verdiler. 1869’da Süveyş Kanalı’nın gerçekleşmesiyle Filipinler Avrupa pazarına açıldı. 1899 Manila savaşında İspanya ABD’ye yenilince, Filipinler ABD’ye bırakıldı. Ancak Amerikan hükümetinin tutumu ve II. Dünya Savaşı nedeniyle ülkenin bağımsızlığına kavuşması ancak 1946 yılında mümkün olabildi. 1972’de başkan Ferdinand Marcos sıkı yönetim ilan etti ve sıkı yönetim sırasında Filipinler’in ABD ile ilişkileri zayıfladı.

1973-1976 yılları arasında hükümet güçleriyle ayrılıkçı Moro Müslümanları arasında çatışmalar çıktı. 1977 yılında yeniden başlayan çatışmaların ardından, Libya’nın aracılık ettiği özerklik anlaşması bölgede Hıristiyanlarca reddedildi.

1981 yılında sıkı yönetim kaldırıldı, ancak Marcos olağanüstü birtakım yetkilileri elinde tutmaya devam etti. Haziran’da 6 yıllık bir dönem için yeniden başkan seçildi.

21 Ağustos 1983 yılında Muhalefet lideri Bengno S. Aouino’nun suikaste kurban gitmesi Marcos’u istifaya çağıran gösterilere yol açtı. 1986 seçimlerinde Marcos suikasta uğrayan Aguino’nun eşi Corozon Aguino’ya karşı zafer kazandığını ilan etti. Aguino kendini başkan ilan etti.

24 Şubat’ta Marcos askeri ve dinsel desteğinin azalmasından dolayı olağanüstü hal ilan etti. 26 Şubat’ta ülkeden kaçtı. Aguino ABD ve diğer devletlerce başkan olarak tanındı. 1987 yılında Aguino toprak reformunu başlattı. Aguino’nun aday gösterdiği kişiler yasama organında büyük çoğunluk elde ettiler. Ekonominin zayıflığı, yaygın fikirliği, komünist muhalefler ve askeriyenin zayıf desteği yüzünden büyük sıkıntılarla karşılaştı. Aralık 1989 yılında asi güçler askeri üsleri televizyon istasyonlarını ele geçirdi ve başkanlık sarayını bombaladılar.

Aguino 1982’de başkanlık seçimlerinde Fiedel Ramous’un başkanlığını tanıdı. 1992’de ABD’nin Filipinlerdeki askeri varlığı sona erdi. 30 Ocak 1994’te Müslüman ayrılıkçı gerillalarla ateşkes andlaşması imzalandı.

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Mukaddes toprağı ve Kudüs’ü içine alan ülke ki, şimdi İsrail ile Ürdün devletleri arasında bölünmüştür.

Yabancı Kelime

İng. first lady

başbayan

Devlet büyüklerinin eşi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devlet veya hükümdar hazinesi.

Türkçe Sözlük

(hi. i. denizcilik). Devlete alt gemilerin grandi direğine çekilen flama. Bu flama, direğin yarısı uzunluğunda olur. Flandra balığı = Vücudü flandra biçiminde pembe renkli bir balık (cepola rubescens).

Yabancı Kelime

Fr. formaliste

1. biçimci, 2. bürokrat

1. Alışılmış kural, tutum, davranış veya belli biçimin dışına çıkmayan. 2. Devletle ilgili işlerin yürütülmesinde, kırtasiye işlerini öne sürerek işlemleri zorlaştıran.

Yabancı Kelime

Fr. formel

1. biçimsel, 2. resmî

1. Biçime dayanan, biçimle ilgili, şekle ait. 2. Devletin öngördüğü yöntemlere uygun olarak yapılan.

Ülke

Başkent: Paris.

Nüfus: 57.840.000.

Yüzölçümü: 543.965 km2.

Komşuları: Güneyde İspanya, Doğuda İtalya, İsviçre, Almanya, Kuzeyde Lüksemburg, Belçika.

Önemli Şehirleri: Marseille, Lyon, Toulouse, Strasbourg, Bordeaux.

Din: %90 Katolik.

Dil: Fransızca (resmi).

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Siyasal Partiler.

Sosyalist Parti, Sol Radikal Hareketi Fransız Komünist Partisi, Ulusal Cephe, Fransa İçin Birlik.

Tarih: M.Ö. 58-51’de J. Coesar tarafındn fethedilen Celtic Gaul, 500 yıl boyunca Romalılar tarafından yönetildi. Şarlman zamanında Fransız hakimiyeti Avrupa’nın büyük bölümüne yayıldı. Onun ölümünden sonra Fransa ardıl krallıklardan biri olarak ortaya çıktı.

Monarşi Fransız İhtilali ile yıkıldı. (1789-93) onu Birinci Cumhuriyet izledi, ardından Napolyon döneminde I. İmparatorluk (1804-15), Krallık (1814-48), İkinci Cumhuriyet (1848-52), İkinci İmparatorluk (1852-70), Üçüncü Cumhuriyet (1871-1946), Dördüncü Cumhuriyet (1946-58) ve Beşinci Cumhuriyet (1958’den bugüne dek) kuruldu.

Fransa, Birinci Dünya Savaşı’ndan (1914-1918) Almanya tarafından işgal edildiği zaman ciddi oranda insan gücü ve servet kaybı yaşadı. Versailles Andlaşması ile 1871’de Almanya’nın ele geçirdiği Alsace ve Lorane eyaletlerini geri aldı. Almanya Mayıs 1940’ta Fransa’ya yeniden saldırdı ve Vichy hükümeti ile bir andlaşma imzaladı. Fransa Eylül 1944’te Müttefiklerce kurtarıldıktan sonra 1946’ya dek görev yapacak olan Gen.Charles de Gaulle geçici hükümetin başkanı oldu ve yeni bir anayasa için seçmenlerin onayını almayı başardı. Güçlü yönetici Avrupa Ekonomik Topluluğu bağlamında Fransız ekonomik ve teknolojik gelişmelerini ilerletti.

Fransa 1954’te Hindiçini’den, 1956’da Morocco ve Tunus’tan çekildi. 1958-62’de geriye kalan Afrika topraklarının çoğu özgürlüklerine kavuştu. 1966’da Fransa, NATO’nun askeri emri üzerine bütün askerlerini geri çekti, buna karşılık 60.000 askeri Almanya’da kaldı.

Mayıs 1968’de isyancı öğrenciler Paris’te ve diğer merkezlerde ayaklanarak polisle çatışmaya girdiler, onlara ulus çapında grevleri başlatan işçiler de katıldı. Hükümet, 26 Mayıs’ta grevcilere ücret artışı sözü verdi. De Gaulle, anayasal reformlar hakkında ulus çapında bir halk oylamasını kaybetmesi üzerine Nisan 1969’da görevinden istifa etti.

10 Mayıs 1981’de Francois Mitterand adlı sosyalist aday başkan seçildi. Hükümet Eylül’de 5 büyük endüstriyi ve özel bankaların çoğunu millileştirdi. Bununla birlikte 1986’dan 1993’e kadar Fransa’da pek çok devlet şirketinin satışa sunduğu bir özelleştirme programı izlenmeye devam etti. Mitterand 1988’de ikinci kez 7 yıllık bir dönem için seçildi.

1993’te ülkeye girişler için daha sıkı kurallar getirildi ve hükümetin yabancıları ülke dışına çıkarması kolaylaştırıldı. Haziran 1994’te Ruanda’ya sivilleri devam eden katliamdan korumak amacıyla Fransız askerleri gönderildi.

14 Ağustos 1994’te Çakal Carlos adı ile bilinen uluslararası terörist Sudan’da yakalandı (İlich Ramirez Sanchez), Fransa’ya gönderildi ve orada ömür boyu hapse mahkum edildi.

Korsika

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Mert, lutufkâr, cömert, eli açık. Osm. sehâvet sahibi. 2. Tanzimat sonrası Osftıanlı devletinde mülkiyede râbia ve hâmise rütbelerinde bulunanlara ve askeriyede mülâzim ve yüzbaşılara resmen verilen unvan ve lâkap.

Türkçe Sözlük

(GALİB) (a’lar uzun) (i. A. galebe’den if.) (mü. galibe). 1. Yenen, üstün, galebe çalan: Japonlar, Çinliler’e galip geldiler. Güreşen pehlivanlardan hangisi galip geldi? Oyunda galip geldi. Devlet-i galibe = Galip devlet. 2 Daha kuvvetli, daha ümid edilir: İhtimâl-i galib, zann-ı galib. 3. Harpte galebe çalan taraf: Galip, mağlûba sulh şartlarını teklif etmek hakkını taşır.

Ülke

Başkent: Banjul.

Nüfus: 859.000.

Yüzölçümü: 10.689 km2.

Komşuları: 3 Tarafı Senegal ile Çevrili.

Önemli Şehirleri: Banjul.

Din: Müslüman %95.4, Hıristiyan %3.7, Diğer 0.8.

Dil: İngilizce, Mandhka, Wolof.

Yönetim Biçimi: Askeri Rejim.

Tarih: Ülke 1588 yılında İngiltere’nin Afrika’daki ilk sömürgesi oldu. 1965 yılında bağımsız oldu. 1970 yılında İngiliz Devletler Topluluğu içinde bir Cumhuriyet statüsü kazandı. 1981 yılındaki darbe girişiminin ardından, Senegal ile konfederasyon kurdu. Konfederasyon 1989’a kadar sürdü. 24 yıl süren iktidar sonunda 23 Temmuz 1994 yılında Lieut Yahya Jammeh tarafından kanlı bir darbe gerçekleştirildi. Demokrasiye geçiş sözü vermesine rağmen Jammeh politik faaliyetleri yasakladı, potansiyel muhalifleri tutukladı.

Ülke

Başkent: Accro.

Nüfus: 17.225.000.

Yüzölçümü: 238.533 km2.

Komşuları: Batıda Cote D’Ivoire, Burkina, Faso Kuzeyde, Doğuda ise Togo.

Önemli Şehirleri: Accro.

Dil: İngilizce.

Yönetim Biçimi: Askeri Rejim.

Tarih: MS 400-1240 arası Afrika İmparatorluğu adıyla Nijer ırmağı boyunca adlandırılan Gana, Altın sahilleri adıyla Britanya İmparatorluğu eliyle 113 yıl yönetildi. 1957 yılında bağımsız oldu. 1960 yılında İngiliz Devletler Topluluğu içinde Cumhuriyet statüsüne sahip oldu. 964 yılı referandumu ülkede imar faaliyetlerinde bulunan ancak ülkeyi borç batağına sürükleyen, ardından da rüşvet suçlamalarıyla karşı karşıya kalan Nkrumah 1966 yılında iktidardan indirildi. 1969 yılında seçimler yapıldı, ancak ardından 1972, 198, 1979 ve 1981 yıllarında 4 darbe girişimi ile ülke karşı karşıya kaldı. 1979 ve 1981 yıllarında hava gerginleşti “Jerry Rawlings”in darbeleri anayasayı ortadan kaldırdı ve siyasi partileri yasakladı. Çok partili siyasete olanak tanıyan yeni bir anayasa 1992 yılında kabul edildi.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ganâim). 1. Harpde düşmandan alınan mal: O muharebede gazilerin ellerine geçen ganîmet malı hesapsız idi. Hums-ı ganâim = Ganimetlerin beşte biri ki, eskiden padişah hissesi idi. 2. mec. Tesadüfen ele geçip bir daha elde edilmesi umulmayan nimet veya fırsat: Sizi görmeyi ganîmet sayarım, bu mevsimde bu güzel havaları ganimet bilka: Garb ocakları = Vaktiyle Osmanlı devletinin Cezâir, Tunus ve Trablusgarb (Libya) eyaletleri. Trablusgarb = Libya’da Trablus şehri ve vilâyeti ki, Osmanlı devletinde bir vilâyet ve onun merkezi idi.

Yabancı Kelime

İng. guarantor

güvenceci

Güvence veren ve bunun gerçekleşmesini gözeten ve denetleyen (kimse, kuruluş veya devlet).

Türkçe Sözlük

(i.). Su üzerinde yüzen ve hareket eden büyük tekne. Ar. sefine, Fars. keşti: Yelken gemisi = Yelkenle ve rüzgâr kuvvetiyle hareket eden asıl gemi. Tüccar gemisi — Eşya, tahıl vesaire nakline mahsus olanı, şilep. Harp gemisi Deniz savaşına mahsus devlet gemisi. Gemi kalkmak = Hareket etmek. Gemi yatağı = Liman, muhafazalı koy. Gemi karaya oturmak = Gemi sığ bir yere saplanıp kalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Japonya'da eskiden toplanan emekli devlet adamları heyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika Birleşik Devletlerinden biri; Gürcistan.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. George isimli dört İngiliz kralı zamanına ait, 1714-1839; Amerika Birleşik Devletlerinin Georgia eyaletine ait; Gürcü, Gürcistan'a ait, Gürcü diline ait.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Görünmek işi. 2. Görünen şekil ve suret, Osm. sûret-i zâhire, şekl-i hâricî: Görünüşü güzel. 3. Gösteriş, nümayiş. 4. Eski Türk devletlerinde hâkanın tab’asını kabûl edip umumî törenle görüşmesi ki, Osmanlılar’daki padişahın ayak divânı tâbiri buradan gelir, (bk.) Görünmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) idari teşkilat, hükümet; yönetim, idare, hüküm; yönetme, hükümet sürme, idare etme; hükümet erkanı; memleket, devlet. government house (ing.) hükümet konağı. Government Issue A.B.D. devletin sağladığı levazım. government papers, government securi

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Karayipler’de, Karayip Denizi ve Atlas Okyanusu arasında, Trinidad ve Tabago’nun kuzeyinde yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 12 07 Kuzey enlemi, 61 40 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 344 km².

Kara komşuları: 0 km.

Kıyı şeridi: 121 km.

İklim: tropikal; kuzeybatıdan daima rüzgarlar esmektedir.

Arazi yapısı: Orta kısmında volkanik özellik taşıyan dağlar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Saint Catherine Dağı 840 m.

Doğal kaynakları: Kereste, tropikal meyveler.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %5.88.

ekinler: %29.41.

Diğer: %64.71 (2005 verileri).

Doğal afetler: Haziran - Kasım ayları arası kasırga mevsimidir.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 89,703 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.26 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -12.59 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 14.27 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 64.87 yıl.

Erkeklerde: 63.06 yıl.

Kadınlarda: 66.68 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.34 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Grenadalı.

Nüfusun etnik dağılımı: siyahlar %82, kuzey Asyalılar ve Avrupalılar, azınlık olarak Arawaklar/Karayip Kızılderilileri.

Din: Roma Katolikleri %53, Anglikan %13.8, diğer Protestanlar %33.2.

Dil: İngilizce (resmi), Fransız kökenliler.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %96.

erkekler: %96.

kadınlar: %96 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Grenada.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Saint George’s.

İdari bölümler: 6 bölge ve 1 bağımsız bölge; Carriacou ve Petit Martinique, Saint Andrew, Saint David, Saint George, Saint John, Saint Mark, Saint Patrick.

Bağımsızlık günü: 7 Şubat 1974 (İngiltere’den).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 7 Şubat (1974).

Anayasa: 19 Aralık 1973.

Hukuk sistemi: İngiliz hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), C, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), LAES, NAM, OAS (Amerika Devletleri Teşkilatı), OECS (Doğu Karayip Devletleri Teşkilatı), OPANAL, OPCW (K

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) devletin kadınlar tarafından idaresi.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (hicâb’dan). 1. Kapıcı, perdedâr. 2. Eski islâm devletlerinde başmâbeynci, saray nâzırı veya vekil-i mutlak ve vezîr-i Azam vazifesini yapan büyük memur. 3. Kaş (bu mânâ ile c. havâcib, tes. hâcibeyn). 4. (tıp) Ara-zarı.

Türkçe Sözlük

(HADD) (i. A.) (c. hudûd). 1. Sınır, iki devlet ülkelerinin veya iki memleket ve eyaletin temas ettikleri yer (bu mânâ ile ekseriye cem’i kullanılır). 2. Derece, mertebe: Hadd-i İeiz = Fesâhatin çok yüksek bir derecesi. 3. İnsanın kadir ve derecesi, gerçek pâyesi, değeri: Haddini bilir adamdır; insan haddini tecavüz etmemeli; benim haddim değildir; haddim olmayarak. 4. Şerîat hükümlerine uygun ceza: Hadd-i şer’İsini vermek; yalan şahidin hadd-i şer’İsini vermek; yalan şahidin şer’İ haddi nedir? 5. (mantık) Kaziyeyi terkip eden iki kısmın her biri: Hadd-i ekber, hadd-i asgar. 6. (matematik) Cebirde bir denklemi yapan kısımların beheri (Fr. terme). Birine haddini bildirmek = LAyık cezayı vermek. Hadden ziyade, bî-had = Pek çok. Hadd-I zâtında = Zaten, tab’an, doğuştan, fıtreten.

Türkçe Sözlük

(i. A. «hıyânet» ten if.) (c. havene). Hıyanet eden, doğrulukla hareket etmeyip hile düzenleyen, emniyeti kötüye kullanan, gördüğü iyiliğe karşı nankörlük eden: Hâin adam hiçbir vakit hayır görmez: Hâin-i memleket, hâin-i devlet = Memleketine ve devletine karşı ihanet eden.

Türkçe Sözlük

(i.). Hıyânet, insanın gördüğü iyiliğe veya devletinin menfaatlerine karşı çıkması ve zarar vermeye çalışması.

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.) (mü. hâkaniyye). Hâkana mensup ve ait, Ar. sultânî, Fars. şâhâne: Tapu ve kadastro idaresi. Hudûd-ı hâkanî = Osmanlı devleti hududu.

Türkçe Sözlük

(HAKİMİYYET) (i. A.). Hâkimlik, Amirlik. Devletin, ülkesi ve ahalisi üzerindeki iktidarı, yüksek ve siyasî iktidar, Fr. souverainetö.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Ev, mesken: Bu şehrin kaç hânesi vardır? HAnesi misafirden boş kalmaz. 2. Küçük kısımlara bölünmüş bir şeyin gözcüklerinin beheri: Dama, tavla, kasa hanesi. 3. Rakamların sağdan sola doğru olan sıra ve derecelerinin her biri: Onlar, yüzler, binler hânesi. 4. Diğer bir isme katılarak yer ve mekân gösteren mürekkep isimler yapar: Kütüphane, hastahane, eczahane, tophane, baruthane vs. Yazıhane = 1. Yazı masası. 2. İş yeri. Devlet-hâne = Saygı tâbiri olarak eviniz. Bend-hâne = Tevazu tâbiri olarak evim (kulunuzun evi). Hâne-berdûş — Evi omuzunda, omuzundaki kilimden ibaret, serseri. Hine-harâb = Evi yıkılmış, evsiz, perişan.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Han derecesinde hükümdarlık: Buhârâ’da bir hayli sene hanlık etti. 2. Bir hanın idaresinde olan devlet: Buhârâ Hanlığı, Hıyve Hanlığı.

Türkçe Sözlük

(HARBİYYE) (i. A.) (umûr-ı harbiyye’den kısaltılmış). 1. Harp ve asker işlerine bakan devlet dairesi: Savunma bakanlığı, eskiden: Ser-askerlik. Harbiye nâzırı: = Millî savunma bakanı, daha eskiden ser-asker. 2. (fünûn-ı harbiyye’den kısaltılmış) Askerî yüksek bilgiler veren ve subay yetiştirmeye mahsus askerî yüksek tahsil müessesesi, harbokulu: Harbiye mektebi.

Türkçe Sözlük

(HARİÇ) (i. A. «hurûc»dan if.) (mü. hârice). Dış, dışarı, bir şeyin dışarısında bulunan, Fars. bîrûn, dahil mukabili: Hesaptan hariç. 1. Bir şeyin dış tarafı, dışarısı, dış tarafı, harici: Bu evin hârici, dahilinden güzeldir. 2. Ecnebi memleket: Eskiden şeker hariçten gelirdi, (matematik) HAric-i kısmet = Bölme işleminin neticesi, bölüm. Meselâ 20 sayısını 5’e bölünce bulduğumuz 4 rakamı hâric-i kısmettir. Hâric-ez-memleket = Devletler hukukunda aslında bir memlekette iken, hükmen başka memlekette sayılmak: Elçiler hâric-ez-memleket imtiyazını haizdirler. Hâric-an-il-merkez = Merkezden dışarıya yatkın kuvvet, Fransızca excentrique. Eklenen harflerle mekân zarfı mânâsını ifade eder: Hariçte, harice, hariçten: Dışarıda, dışarıya, dışarıdan.

Türkçe Sözlük

(İ.A.) (umûr-ı hâriciyye’den kısaltılmış). Yabancı devletlerle bilhassa siyasî münasebetleri düzenleyen bakanlık: Hâriciye nezâreti, bakanlığı, hariciye nâzırı, vekili, bakanı.

Türkçe Sözlük

(HARİTA) (i. A. Yunanca’ dan). 1. Bir bölgeyi, ülkeyi, devleti, kıtayı, dünyayı veya dünyanın herhangi bir parçasını belirli projeksiyon usulleriyle belirli nisbetlerde küçülterek gösteren resim veya şekil: Harîta-i berriyye, harîta-i bahriyye = Kara haritası, deniz haritası. Harîta-i mücesseme = Kabartma harita. Harîta-tüs-semâ = Yıldızları gösterir harita. 2. Meşinden kese ve torba, dağarcık, mec. Bu, haritada yoktu = Umulmuyor, beklenmiyordu.

Türkçe Sözlük

(HARB) (i. A.) (c. hurûb). Kavga, cenk, muharebe: Harbetmek, harbe gitmek, harb zamanı. Erkân-ı harb, erkân-ı harbiyye = Harb fennini iyi bilip muharebenin tertibini yapan ve mevkileri tayin eden tâbiye mütehassısı subay, kurmay: Erkân-ı harb zabiti, erkân-ı harb reisi. Ilân-ı harb = Bir devletin diğer bir devlete, savaşa girmeye karar verdiğini resmen tebliğ etmesi. Bilâ-harb = Muharebe etmeksizin: Filân memlekete bilâ-harb girdiler. Dâr-ül-harb = Muharebenin geçtiği yer. İslâm hukukunda, İslâm ülkesi olmayan topraklar. Divân-ı harb = Askerî mahkeme. Dîvân-ı harb-i örfî s Örfî idare zamanında, askerlerden başka sivillere de hükmü geçen fevkalâde askerî mahkeme. Saff-ı harb = Muharebe sırasında askerin teşkil ettiği sıra. Fenn-i harb = (eskimiştir) Askerlik ve harple ilgili düzenli bilgiler. Meydân-ı harb = Savaşılan yer, muharebenin olduğu yer: Bir askerin cesareti meydân-ı harbde anlaşılır. Yâver-i harb = Muharebe zamanında veya barışta, kumandanın maiyetinde, emirlerini tebliğe hazır bulunan subay ki, kordon takar.

Türkçe Sözlük

(HASS) (i. A. «husCs» tan if.) (mü. hâssa). 1. Bir adama veya bir şeye mahsus ve muayyen olup umuma ait olmayan, hususî, mahsus: Bu tabiat, o adama hastır. 2. Avâma ait olmayıp seçkin bir sınıfa ait olan: Meclis-i HAs = Osmanlı devletinde Tanzimat’tan sonra hükümet, kabine, bakanlar kurulu. 3. Bir hükümdarın şahsına mahsus olan: Hâs ordu, asâkir-i hâssa. Hâs ahır = Hükümdara mahsus atların bulunduğu yer, Istabl-ı Amire. Hazîne-i hâssa = Hükümdarın şahsî mal ve mülklerinin idaresi. Hadâik-i hâssa = Saray bahçeleri, has bahçe. Hâs oda = Osmanlı Saray-ı Hümâyûnunda Enderûn’un en yüksek dairesi ki, 40 subay hizmet ederdi. Hâs odabaşı = Bu dairenin başı olan kumandan ki, vaktiyle sarayın en yüksek rütbeli görevlisi sayılırdı.

Türkçe Sözlük

(HATT) (i. A.) (c. hutût). 1. Çizgi, çizik: Bir hat çekmek, çizmek. 2. Yazı: Tâlik hattı. Hüsnühat (hüsn-i hat) = Güzel yazı: Hüsnihat hocası. 3. Bir sıra ve çizgi şeklinde şey: Demiryolu, telgraf hattı. Hatt-ı kebîr = Ana demiryolu, Anadolu hatt-ı kebîri. 4. (matematik) Birçok noktaların birbiriyle kesişmesinden meydana gelen çizgi: Hatt-ı müstakim = Doğru çizgi. Hatt-ı münhanî = Eğri çizgi. Hatt-ı münkesir = Kırık çizgi. 5. (coğ.) Dünya haritasında çizili bulunan tûl ve arz (enlem ve boylam) çizgileri: Hatt-ı Ustüvâ = Ek vator. 6. Gençlerde yeni çıkmaya başlayan bıyık ve sakal, (askerlik) Ateş hattı = Savaş meydanında mermilerin düşmana eriştiği anlaşılan mesafe başındaki sıra ki, asker orada durup kurşun atmaya başlar. Ictimâ-ı meyâh hattı = Suları bir yere toplanan bir arazi havzasını çeviren yüksek noktaların meydana getirdiği daire. Taksîm-i Meyâh hattı = Arazinin en yüksek noktalarının sırası ki, suları iki ayrı yöne doğru akar iki yamacı birbirinden ayırır. Hatt-ı hudûd = İki devlet arasındaki hududun teşkil ettiği çizgi. Hatt-ı hareket = (Hareket çizgisi). Bir kimsenin veya görevlinin takib etmesi icab eden yol, usul. Hatt-ı dest = El yazısı: Müellifin hatt-ı destiyle yazılı kitabın kıymeti pek büyüktür. Hatt-ı sebz = Gençlerin sakaldan önce yanaklarında biten ince tüy. Hatt-ı şarif, hatt-ı hümâyûn = Osmanlı padişahlarının el yazısıyle yazılı ve bir hususun icrasına dair çıkan ve resmen ve alenen BAbıâlî’de okunan fermân: Gülhâne Hatt-ı Şerîfi, Islâhât Hatt-ı Hümâyûnu.

Türkçe Sözlük

(aslı: HâDUN, KADUN, KADIN) (i.) (Arapça’da cem’i: havâtîn). 1. İslâm’ dan önceki ve daha sonraki Türk devletlerinde hâkan zevcesi, imparatoriçe. 2. İtibarlı kadın, hanım, Fars. bânû, Ar. seyyide kullanılıyorsa da, hâtûn kelimesinde daha fazla saygı vardır. Hâtûn, kimseye derdini anlatamıyor. Güzelhâtun otu, güzelavrat otu = İtalyanca belladona dedikleri çiçek ki, tıbbî bitkilerdendir.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hazâin) (Türkçe: hazne). 1. Para konan ve saklanan yer, vezne, sandık: Devlet hazinesi (maliye bakanlığına yalnız hazine de denir). 2. Değerli şeyler saklamak üzere yapılmış muhafazalı yer depo. 3. Akar suyun veya yağmur suyunun birikip saklandığı yer, sarnıç, depo, su hazinesi de denir (Türkçe’de bu mânâda daha çok «hazne» denir). 4. Top ve tüfek barutunun konduğu yer. 5. Gönjülü mal, defîne. 6. İrin biriken yer. 7. Para vesair değerli şeylerden ibaret yük. 8. Vaktiyle on altı bin altın kurüş miktarı. Hazîne-i hâssa = Osmanlı hükümdarına ait emlâk, arâzi vesairenin gelir ve masraf dairesi. Hazîne kethudâsı — Eskiden Enderûn-ı Hümâyûn’daki değerli mal ve eşyanın muhafaza ve idaresine memur zat.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Devlet malının parasının saklandığı y(Erkek İsmi) 2.Gömülü ya da saklıyken bulunan değerli şeyl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir Arap kabilesinin ismi. 2.Hz.Peygamberi Mekkeli muhacirlerle, Medine’de kabul eden ve ilk İslam devletinin temelini teşkil eden ensarın en önemli kolu.

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir devletin başka bir devlet üzerindeki siyasî baskısı ve üstünlüğü.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bir civarda bulunan, komşu: Kendisiyle hemcivârız. 2. Birbiriyle temas halinde, aynı hudutta: Hemcivar devletler, kazâlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). altı devletten meydana gelen grup.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kapıcılık; perdecilik. 2. Mâbeyncilik, saray memurluğu. 3. Ortaçağ İslâm devletlerinde vezirlik. 4. Kâbe perdeciliği.

Türkçe Sözlük

(aslı: HİLAFET) (I. A.). 1. Halifelik, Sünnî Müslümanlar’ın ruhanî liderliği, Hz. Muhammed’in mânevî halefi olma: Hilâfet-i İslâmiyye, hilâfet-i kübrâ. 2. Halifelik ülkesi: Abbâsî hilâfetinin geniş sınırları vardı. 3. Stajyer ve yardımcılık, Osmanlı devrinde, devlet dairelerinde küçük kâtiplik (kalfa kelimesi buradan gelir). Arapça terkiplerde «hilâfe» suretinde kullanılır: Dâr-ül-hilâfe = Hilâfet merkezi, halifelik başkenti.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kendisine gösterilen emniyet ve itimadı kötü kullanan veya vaad ve taahhüdünü yapmayarak hilekârlıkta bulunma. 2. Kendi devlet ve memleketi aleyhinde düşmana hizmet etme, hainlik: Eski Romalılar en ağır cezayı hiyanete tahsis etmişlerdi. Halk dilinde yanlış ve sevimsiz olarak hâin ve vefasız mânâsiyle sıfat gibi de kullanılır: Hiyanet adamdır.

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Batı Avrupa’da Felemenk memleket ve devleti. Kolanda peyniri, sünbülü = Bu memlekete mahsus çeşitleri.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bir memleketi idare etme: Beş sene hükümet sürdü, icrâ-yı hükümet etti. 2. Bir memlekette hüküm süren ve onu idare eden hey’et, devlet: Fransa, Hindistan hükümeti. 3. İdare usûlü: Demokrat hükümet. 4. İdare heyeti: Hükümete müracaat etmek; hükümet konağı. Hükûmet-i merkeziyye = Başkentte toplanan hükümet kudreti. Hükûmet-i mahalliyye = Vilâyetlerde hükümeti temsil eden kuvvetler. Hükümet konağı = Hükümet dairelerine mahsus bina.

Türkçe Sözlük

(i.). Cennetkuşu, devletkuşu. mec. Saadet, kutluluk, saltanat. Hümâ-pervâz = Yükseklerde uçan ve mecâzen yüksek himmetli (eski Yunanlılar’ın ph£nix dedikleri kuşa da Doğu’da hümâ deniyor).

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Devlet kuşu. 2.Saadet, mutluluk.

Türkçe Sözlük

(i. F.) 1. Kuvvetli, saadetli, Fars. huceste, mübarek: Tâlî-i hümâyûn. 2. Devlet ve saltanat sahibi olan padişaha ait, şâhâne, mülükâne, sultânî: Saray-i hümâyûn = Padişah sarayı. Enderûn-i hümâyûn = Eski Osmanlı saray üniversitesi. Amedî-i dîvân-ı hümâyûn = BAbıâlî’nin dîvân-ı hümâyûnla olan yazışmalarına mahsus daire. Dîvân-ı hümâyûn kalemi = Babıâli’de muahedelerin, fermanların, beratların kayıt ve zaptına memur daire. Hatt-ı hümâyûn = Osmanlı padişahının el yazısı ile yazılmış en yüksek derecede ferman. Gülhane hatt-ı hümâyûnu; Babıâli’de hatt-ı hümâyûn okundu. Ordu-yı hümâyûn = Osmanlı impaartorluk ordusu. Donanmay-ı hümâyûn = Osmanlı imparatorluk donanması. Nâme-i hümâyûn — Osmanlı padişahının diğer hükümdarlara gönderdiği mektup.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hasımlık, düşmanlık, Ar. adâvet: Husûmetini saklayıp yalandan dostluk gösteriyor. Illn-ı husûmet = İki devlet arasında savaş ilânı, Osm. İlân-ı harb.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Cuma ve bayram namazlarında hatîblerin okudukları Ayet ve hadîslerle süslü dinî nutuk ki, 1924’e kadar Halîfe’nin ismini ve duasını da içine alırdı. Kendi namına hutbe okutmak = Ortaçağ İslâm devletlerinde mâdenî para basmak gibi saltanat ve istiklâl alâmetlerindendi. 2. Kitabın veya bir nutuk ve makalenin başındaki süslü ve mensur ön söz: Kitabına güzel bir hutbe yazmıştır; kitabının hutbesini başkasına yazdırdı (bu mânâ bugün kullanılmıyor).

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حکومت] hükümet. 2.hakimiyet. 3.devlet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ هما] zümrütüanka. 2.devletkuşu.

Türkçe Sözlük

(i. A. «ecr» den masdar) (c. icârât). 1. Kira. 2. Vakıf veya devlete ait kira. İcâre-i zemin = Üzerine yapı veya bağ vesaire yapılan araziye karşılık devlete verilen vergi. Icâre-i muaccele = Peşin kira. İcâre-i müeccele = İleride verilecek kira. İcâre-i vahide = Vakıf mütevellisi tarafından ay ve yıl gibi bir müddet tayiniyle yapının veya arazinin kiralanması.

Türkçe Sözlük

(i.). Sarayda yetiştirilen ve çeşitli devlet hizmetlerine çıkarılan devşirmeler.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tanzimat’tan sonra Osmanlı devletinde lise, rüşdiyye (ortaokul) ile dârülfünûn (üniversite) arasındaki okul: Idâdiyye-i mülkiyye, idâdiyye-i askeriyye, idâdiyye-i tıbbiyye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اداره] döndürme. 2.çekip çevirme, yönetme. 3.devlet dairesi. 4.yönetim.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Eski Türklerde bir şan. 2.Devlet yönetme gücü.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ihâlât). 1. Bir işi birine terketme, birinin üzerine yükleme: Bu işi filâna ihâle edelim (havâle gibi). 2. Eksiltme veya artırmaya çıkarılan bir devlet işinin veya bir işletmenin isteyene verilmesi muamelesi: Birçok işletme ihâle suretiyle idare olunur (zıddı: emânet).

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar) (c. ihtilâfât). Uymayış, uyuşmama, Osm. adem-i tevafuk: Aramızda ihtilâf vardır. İhtilâf çıktı. İhtilâf-ı Arâ = KAfi rey toplanamaması. Ihtilâf-ı leyi ve’n-nehâr = Gece ile gündüz arasındaki fark. (hukuk) İhtilâf-dâr = iki kimseden biri bir devlet, diğeri başka bir devlet tab’asından olmak.

Türkçe Sözlük

(İLAN) (i. A. «alen» den masdar) (c. ilânât). 1. Meydana çıkarma, açıklama, bildirme: İlân-ı meserret etmek = Sevinç göstermek. 2. Bir yayın vasıtasiyle verilen veya ayrıca yayınlanmak üzere yazılan ve bastırılan kâğıt ve yazı ilânnâme: Bir ilân gördüm. Bu gazete ilândan çok kazanır. İlân-ı iflâs = Bir tacirin iflâsa karar verip bunu açıklaması. İlin-ı harb = İki devlet arasında savaşa karar verildiğini birbirine resmen tebliğ etmeleri: Münasebetler kesildikten sonra İlân-ı harb olundu.

Türkçe Sözlük

(I.). 1. ilhanın başta bulunduğu devlet şekli, İmparatorluk. 2. Böyle bir devletin idaresi altındaki ülkeler. 3. ilhan olma hâli.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.İlk kan. 2.İran’da İlhanlılar’dan sonra bir devlet kuran Türk hükümdarı.

Türkçe Sözlük

(i. A. «lüzûm» dan masdar) (c. iltizâmât). 1. Kendi üzerine lâzım sayma: lltizâm-ı sükût. İşe karışmamayı yi iltizâm ettim. 2. Birinin tarafını tutma, tarafgirlik etme: Biri Akif’i ve diğeri Fikret’i iltizâm ederek münakaşaya giriştiler. 3. İcap ettirme, gerektirme: Serveti iyi yaşamasını iltizâm etmez, yaşamasını bilmez ne zenginler vardır. 4. (mülkî idare) Osmanlı devrinde belirli bir bölgedeki belirli bir vergiyi, devlet nâmına toplamak: Bir kazanın Aşârını iltizâm etti. İltizâm almak, iltizâma vermek, iltizâmâta karışmak. Bil-iltizâm = İş edinerek, bilip isteyerek, rasgele değil: Bil-iltizâm bu işi yaptı.

Türkçe Sözlük

(i. A. «lüzûm» dan masdar) (c. ilzâmât). 1. Osmanlı devrinde, devletin bir gelirini veya bir çiftlik vesaireyi iltizâma verme, iltizâm ettirme. 2. Münakaşada karşısındakini kuvvetli delil ve sözlerle susturma: Onu ilzam ettim. O, münakaşada hiç ilzâm olunmaz.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Namazda kendisine uyulan kimse. 2.Önde bulunan, önayak olan kimse. 3.Halife. Devlet başkanı. 4.Mezhep kuran yüksek dereceli alim. 5.Hz.Ali neslinden gelen. 6.İmam-ı Âzam: Hanefiyye mezhebinin kurucusu.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İmparator unvan ve sıfatı: Prusya krallarından I. Wilhelm, Almanya İmparatorluğunu ilân etmiştir. 2. Bir imparatorun idaresinde bulunan devlet, hükümdarı imparator unvanını haiz devlet: Almanya, Rusya imparatorluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. devlet memurunu mahkemeye sevketmek; suçlamak, itham etmek, hakkında şüphe göstermek. impeachable mahkamece itham edilebilir. impeachment i. A.B.D.'nde devlet memuruna karşımecliste dava açma; suçlama, itham.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devlet hazinesinden verilen avans, peşin para.

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar) (c. imtiyâzât). 1. Diğerlerinden ayrılma, farklı olma, fark, üstünlük: Arkadaşlar arasında imtiyâzı vardır. 2. Masraflı veya mesuliyeti! bir işin başkaları yapamamak üzere bir şahıs veya şirket ve heyete tahsisi, hususî, ruhsat: Demiryolu, vapur, maden, fabrika, gazete imtiyazı, imtiyaz ruhsat-nâmesi, berâtı. 3. Istisnâ, muafiyet, istisnâİ haklar: O adamın bazı imtiyazları vardır. 4. Muhtariyet, iç işlerinde serbest, fakat başka bir devlete tâbî devletin idaresi: I878’de BAb-ı Alî, Bulgaristan’a imtiyaz verdi. İmtiyaz nişanı = II. Abdülhamid’in ihdas ettiği en yüksek dereceli ve murassâ, tek rütbesi olan Osmanlı nişanı. İmtiyaz madalyası = Bu nişanın madalyası ki, altın ve gümüş cinsi vardır. Sâhib-i imtiyaz = İmtiyaz sahibi. Bir bayındırlık işinin veya bir fabrika, gazete vesairenin imtiyazını almış olan adam: Filan gazetenin sâhib-l imtiyâzı Ali Beydir.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ainne). 1, Dizgin: İrhây-ı inân etmek = Dizgini gevşetmek, koyuvermek, hayvanı koşturmak. Atf-ı inân, ircâ-ı inân etmek = Dizgini çevirmek, başka tarafa döndürmek, saptırmak. 2. mec. İdare: İnân-ı devlet.

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Lutuf ve kerem sahibi. Nesir dilinde devletlû ile beraber DArüssaâdet’-iş-Şerife ağasıiçin söylenirdi: Devletlû, inâyetlû efendim hazretleri.

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. İngiltere ahalisinden olan adam. İngiltereli: İngilizlerin ahlâkı, İngiliz kadını, ingiliz çocuğu. 2. İngiltere ve İngiliz kavmine ait ve onlarla alâkalı: İngiliz devleti, İngiliz dili.

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Avrupa’nın kuzey batısındaki ada ve buradaki krallık. Büyük Britanya Devleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) içe ait, içinde bulunan, dahili, iç; içilir (ilaç); içten, deruni, bâtıni. internal combustion engine iç yakımlı makina. internal evidence bir şeyin kendisinde bulunan delil. internal medicine dahiliye. internal revenue devlet geliri. intern

Türkçe Sözlük

(hi.) (mü. İrâniyye) (c.F. İrâniyân). İran’a mensup, müteallik ve Iran ahalisinden olan: Devlet-i İrâniyye.

Türkçe Sözlük

(i. A. «selâm» dan masdar). 1. Cenâb-ı Hakkin tebliğine ve öteki İman esaslarına inanma: Bütün peygamberler islâm üzere idiler, iman ile İslâm birdir: İslâm’a gelmek. 2. Peygamberimiz tarafından ilâhî vahy ile kurulan din, dîn-i Muhammedî, Müslümanlık: Dİn-i islâm. 3. İslâm dinini kabûl etme, Müslüman olma: Şeref-i İslâm ile müşerref oldu. 4. İslâm ümmeti, islâm cemaati: Ulemây-ı İslâm, halîfe-i İslâm, Alem-i İslâm. 5. Müslüman, Müslim: İslâm’dır, İslâm oldu. Hüccet-ülIslâm = En büyük kelâm bilgini imâm Gazâlî’nin lakabıdır. Seyf-ül-lslâm = Islâmin kılıcı HAlid bin Velîd’in lakabıdır. Şeyhülislâm — Osmanlı devletinde din, adalet ve eğitim işlerine bakan ve ulemânın başı sayılan büyük görevli; protokolde sadrâzamla eşit sayılır, fakat ondan sonra gelirdi. Türkistan’da büyük din Alimlerine de bu unvan verilmiştir.

Türkçe Sözlük

(İSMETLÜ) (i.), ismet, iffet, namus ve perde sahibi. Eski protokolde kadınlar hakkında kullanılan unvan. Devletlû ismetlû = VAlide-sultânlar, sultân-efendiler, kadın-efendiler hakkında kullanılan unvan. Yalnız . ismetlû, hanım-sultenlar ve hanım-efendi denen padişah ve şehzâde eşleri hakkında kullanılırdı. Bu prenseslere «ismet-meâb, ismet-penâh» denirdi. Prenses olmayan yüksek kadınlara. meselâ vezir zevcelerine iffetlû unvanı verilirdi.

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Orta Doğu’da, Akdeniz Sahilinde, Mısır ile Lübnan arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 31 30 Kuzey enlemi, 34 45 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Doğu.

Yüzölçümü: 20,770 km².

Sınırları: toplam: 1,017 km.

sınır komşuları: Mısır 266 km, Gazze 51 km, Ürdün 238 km, Lübnan 79 km, Suriye 76 km, Batı Şeria 307 km.

Sahil şeridi: 273 km.

İklimi: Ilıman, güneyde sıcak ve kuru iklim tipi görülür.

Arazi yapısı: Güneyde Negev çölü, kıyıda alçak ovalar, orta kısımda dağlar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Ölü Deniz -408 m.

en yüksek noktası: Har Meron 1,208 m.

Doğal kaynakları: Kereste, potas, bakır, doğal gaz, fosfat kayalıklar, magnezyum bromid, kil, kum.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %15.45.

daimi ekinler: %3.88.

Diğer: %80.67 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 1,940 km²(2003 verileri).

Doğal afetler: Sonbahar ve yaz ayları boyunca kum fırtınaları; kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 6,352,117 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.18 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 6.89 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.46 yıl.

Erkeklerde: 77.33 yıl.

Kadınlarda: 81.7 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.41 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 3,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 (2001 verileri).

Ulus: İsrailli.

Nüfusun etnik dağılımı: Yahudi %76.4 (İsrail doğumlu %67.1, Avrupa/Amerika doğumlu %22.6, Afrika doğumlu %5.9, Asya doğumlu %4.2), Yahudi olmayan %23.6 (çoğunlukla Arap) (2004).

Din: Musevi %76.4, Müslüman %16, Arap Hıristiyan %1.7, diğer Hıristiyan %0.4, Dürzi %1.6, diğer %3.9 (2004).

Diller: İbranice (resmi), Arapça (Arap azınlıklar tarafından kullanılır), İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %95.4.

erkekler: %97.3.

kadınlar: %93.6 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: İsrail Devleti.

kısa şekli : İsrail.

Yerel tam adı: Medinat Yisra’el.

yerel kısa şekli: Yisra’el.

ingilizce: Israel.

Yönetim biçimi: Parlamenter Cumhuriyet.

Başkent: Kudüs.

İdari bölümler: 6 bölge; Merkez, Haifa, Jerusalem, Kuzey, Güney, Tel Aviv.

Bağımsızlık günü: 14 Mayıs 1948.

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 14 Mayıs (1948).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: BSEC (Karadeniz Ekonomik İşbirliği), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Göktürk devletinin kurucusu Bumin kağanın kardeşi olan Türk hakanı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Türkçe Sözlük

(i. A. «meded»den masdar). 1. Yardım isteme, birinin yardım ve merhametine sığınma: Tanrı’dan istimdâd etti. 2. Düşmana karşı bir kumandandan veyahut müttefik bir devletten asker isteği: Karşısındaki kuvvetin çokluğunu görünce istimdâda mecbur oldu.

Türkçe Sözlük

(i.). Bir mülkün umumî menfaat için devlet tarafından vatandaştan veya bir hükmî şahsiyetten satın alınması (Türkler’in mülk kelimesinden yaptıkları bir kelimedir, asıl Arapça’sı temellük’dür).

Türkçe Sözlük

(i. A. «şûrâ»dan masdar) (c. istişârât). Danışma, birinin fikir ve görüşünü alma. Istişâre Odası = Tanzimat devri Osmanlı teşkilâtınde, hâriciye nezâretinde, devletlerarası hukuk mütehassıslarından kurulu komisyon.

Türkçe Sözlük

(İTİLAF) (i. A. «ülfet» ten masdar). 1. Görüşme, anlaşma, uyuşma, alışma, Ar. ülfet, ünsiyet. 2. Muvafakat (siyasî dilde Fr. entente kelimesi yerine kullanılır: Filân mesele hakkında devletler arasında husûle gelen itilâf).

Türkçe Sözlük

(I.). Bir ülkeye tâyin olunan elçiye, devleti tarafından verilen mektup ki, elçi, onu gittiği devletin başkanına sunarak elçi tanınır: Yeni Fransa büyükelçisi İtimâd-nâmesini takdîm etti.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Devletin İtimâdı, güveni. 2. Safevî sadrâzamlarına verilen unvan.

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. ufâk» dan masdar) (c. ittifâkat). 1. Uyuşma, söz birliği etme, ittifak, muvafakat: Bu işte arkadaşlarla ittifak edemedik: Aramızda ittifak hâsıl olamadı. 2. Birlikte hareket etmek üzere sözleşme, birleşme, andlaşma: iki devlet arasında ittifak vardır; tedâfüî ittifak; taarruzî ittifak: Birincisi yalnız dışardan vuku bulacak taarruz ve tecavüze karşı durmak, ikincisi başka devletlere taarruz ve tecavüz dahi etmek üzere iki devlet arasında akdolunan ortaklık muahedesi. 3. Rast geliş, tesadüf (dilimizde bu mânâ ile az kullanılmıştır). İttifâk-ı Arâ = Bir meclis veya bir heyet üyelerinin bir görüşte toplanması, hepsinin aynı fikirde bulunması, sözbirliği: Bu işe ittifâk-ı Arâ ile karar verildi. İttihâd-ı Arâ da denir.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Devletin izzeti. Ortaçağ Türk devletlerinde hükümdar unvanlarından.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kesilmiş sütten yapılan bir çeşit kaymak, yoğurda benzer bir yiyecek; ziyafet, kır eğlentisi; A.B.D. devlet hesabına gezi; f. eğlenmek, ziyafet vermek; devlet hesabına seyahat etmek; grup halinde sözde ciddi bir maksatla seyahat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. hukuk; hak. jus civile Lat. medeni hukuk. jus divinum Lat. tanrısal emirlere dayanan hukuk. jus gentium Lat. devletler hukuku .

Türkçe Sözlük

(i. Fr. cabinet). 1. Bir devletin vekiller hey’eti, hükümet: Fransa kabinesi değişti (XIX. asırda «kabineto» de kullanılmıştır). 2. Hekim muayenehanesi. 3. Helâ. 4. Küçük oda.

Türkçe Sözlük

(aslında: KâADİ, KAAZİ) (e ). (i. A.) (c. kuzât) («kazâ» dan if.). 1. İfave icra eden: Kaadi-i-hâcât = Herkesin dileğini, isteğini yerine getiren, Tanrı. 2. Şer’İ hâkim, eskiden şer’İ mahkeme reisi, şerîate göre muhakeme ile hükmeden adam: Kadı efendi. Kaadi-l-kuzât = Kadılar kadısı, Ortaçağ İslâm devletlerinde en büyük kadı, bütün kadıların reisi ve Amiri.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hüküm, karar, hakimlik. 2.Seri devlette, mahkeme reisi. İlim sahibi yetkili. Kadı İyaz: (İyaz b. Musa b. Ümran es-Sebtî (1083-1149). Meşhur fıkıh ve hadis bilgini. İspanya’da Gırnata kadılığı yaptı. 20’yi aşkın eseri vardır.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kadîme) (c. kudemâ). 1. Eski, Ar. atıyk, Fars. dîrîn: Zamân-ı kadîm; târîh-ı kadîm; ezmine-i kadîme (eski zamanlar). 2. Başlangıcı olmayan, ezelî: Cenâb-ı Hak kadîmdir; Alem kadîm olamaz; Kelâm-ı Kadîm. 3. (hukuk) Evvelini bilir kimse olmayan. 4. Çok eski zaman: Kadîmden beri. Min’el-kadîm = Eskiden beri. (c.). 1. Eski adamlar, eski zaman adamları: Kudemânın yıldızlar hakkında tamamen yanlış inannışları vardı. 2. Eskiler, kıdem bakımından ileri gelenler: Kudemây-ı ricâl-i devletten; kudemâdan bir zat. 3. (m. gibi). Yaşlı ve vekarlı adam, ağır başlı, eski tarz ve kıyafette adam: Kudemâ kıyafeti; kudemâ tarzı.

Türkçe Sözlük

(i.). (Asıl Türkçe olup Farsça’ya geçmiştir). Eskiden padişah nâmına devlet adamlarına giydirilen üstlük süslü ceket ki, bir çeşit nişan vermek mahiyetindeydi; hıl’at: Kaftan giydirmek. Kaftanağası = Eskiden büyüklerin dairelerinde baş içağası. Kaftanböceği = Hanımböceği de denilen güzel bir böcekcik, Fr. bette a bon Dieu. Biçilmiş kaftan, üstüne biçilmiş kaftan = Pek lâyık ve münasip, tam yakıştığı gibi olan: Bu iş size biçilmiş kaftandır, üstünüze biçilmiş kaftandır. Kılıç kaftan = Eskiden bir kumandana verilen imtiyaz alâmetleri.

Türkçe Sözlük

(i.). Bir büyük dairede baş içağası ki, kaftanlara bakardı, kaftanağası. Kaftancıbaşı = Vaktiyle büyük devlet adamlarına giydirilen hıl’atların verilmesine nezaret eden memur.

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kalem, Fars. reften = gitmek). Bir hükümdar veya hükümetin kalemi hüküm sürdüğü yani idaresi altında bulunan yer, ülke: Osmanlı devletinin kalem-revi dâhilinde.

Türkçe Sözlük

(i. i. camara). 1. Vapur odası. Yan kamara = Güvrtenin iki yanındaki kamaraların beheri; kaptan kamarası; birinci kamara. 2. Avrupa devletlerinde millet meclisi: italya kamarasında; İngiltere’nin Lordlar, Avam Kamarası.

Türkçe Sözlük

ve galatı HANGİ (I.). İki veya fazla şeylerden birini tayin hususunda kullanılan sorgu tâbiridir: Bu iki taştan kangısı daha dayanıklıdır? Talebenizden kangısı daha istidatlıdır? Onun çok kabahatleri vardır, kangısını söyleyeyim? Kangı adam buna tahammül edebilir? Kangı devlet teb’asındandır? Kangı biri = Sorguyu mübhemleştirir: Hatalarınızın kangı birini söyliyeyim? bk. Hangi.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). isviçre’yi meydana getiren devletlerden her biri.

Türkçe Sözlük

(a ve u uzun) (I. A. Yunenca’dan) (c. kavânin). 1. Kaide, değişmez nizam: Matematik, fizik kanunu. 2. Usul, nizam, tabiat kanunu. 3. Devletçe konulan ve uyulan yasa: Ceza, ticaret, basın kanunları.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Devletin teşri, yasama kuvveti tarafından herkesçe uyulmak üzere konulan her türlü nizam, kaide kural. 2.Herhangi bir mevzu üzerindeki kanunu taşıyan kitap.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir mevzu hakkında devletçe uyulacak maddeleri, bir kanunu hâvî kitap, broşür vs.: Ticaret kanun-nâmesi.

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlılar’da büyük devlet adamlarına mahsus olan geniş ve devrik yakalı muhteşem kürk.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Esmer bey, Esmer hükümdar. Karahanlılar devletinin kurucusu.

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Doğu, Basra Körfezi kıyısında yarımada, Suudi Arabistan sınırında yer alır.

Coğrafi konumu: 25 30 Kuzey enlemi, 51 15 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Doğu.

Yüzölçümü: 11,437 km².

Sınırları: toplam: 60 km.

sınır komşuları: Suudi Arabistan 60 km.

Sahil şeridi: 563 km.

İklimi: Çöl iklimi.

Arazi yapısı: Daha fazla düzlükler ve kumla çakıllardan oluşan çöller yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Basra Körfezi 0 m.

en yüksek noktası: Qurayn Abu al Bawl 103 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, balık.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %1.64.

daimi ekinler: %0.27.

Diğer: %98.09 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 130 km² (2002 verileri).

Doğal afetler: Duman, toz fırtınası, kum fırtınası.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 885,359 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.5 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 14.12 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 18.04 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 73.9 yıl.

Erkeklerde: 71.37 yıl.

Kadınlarda: 76.57 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.81 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.09 (2001 verileri).

Ulus: Katarlı.

Nüfusun etnik dağılımı: Arap %40, Pakistanlı %18, Hintli %18, İranlı %10, diğer %14.

Din: Müslüman %95.

Diller: Arapça (resmi), İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %89.

erkekler: %89.1.

kadınlar: %88.6 (2004 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Katar Devleti.

kısa şekli : Katar.

Yerel tam adı: Dawlat Katar.

yerel kısa şekli: Katar.

ingilizce: Qatar.

Yönetim biçimi: İslam Hukukuna Dayalı.

Başkent: Doha.

İdari bölümler: 9 belediye; Ad Dawhah, Al Ghuwayriyah, Al Jumayliyah, Al Khawr, Al Wakrah, Ar Rayyan, Jarayan al Batinah, Madinat ash Shamal, Umm Salal.

Bağımsızlık günü: 3 Eylül 1971 (İngiltere’den).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 3 Eylül (1971).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ABEDA, AFESD (Arap Ülkeleri Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Fonu), AL, AMF (Arap Ülkeleri Para Fonu), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ESCWA (Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, GCC (Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ISO (Uluslararası Standartlar Ör

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yazıcı. Bir kuruluşta yazı işleriyle vazifeli kimse, sekret(Erkek İsmi) 2.Osmanlı devletinde divanın resmi yazılarını yazan vazifeli. 3.Devlet memuru. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır. - Katib Çelebi 1609-1658 yıllan arasında yaşamış ünlü bilgin. En mühim eseri Keşfü’z-Zünun’dur

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Asya’da, Çin’in kuzey batısında yer alır.

Coğrafi konumu: 48 00 Kuzey enlemi, 68 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Asya.

Yüzölçümü: 2,717,300 km².

Sınırları: toplam: 12,012 km.

sınır komşuları: Çin 1,533 km, Kırgızistan 1,051 km, Rusya 6,846 km, Türkmenistan 379 km, Özbekistan 2,203 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: Kıtasal iklim görülür, kışlar soğuk, yazlar sıcak geçer.

en alçak noktası: Vpadina Kaundy -132 m.

en yüksek noktası: Khan Tangiri Shyngy 6,995 m.

Doğal kaynakları: Petrol, doğal gaz, kömür, demir, manganez, krom, nikel, kobalt, bakır, molibden, kurşun, çinko, boksit, altın, uranyum.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %8.28.

daimi ekinler: %0.05.

Diğer: %91.67 (205 verileri).

Sulanan arazi: 35,560 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Depremler ve toprak kaymaları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 15,233,244 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.33 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -3.33 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 28.3 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 66.89 yıl.

Erkeklerde: 61.56 yıl.

Kadınlarda: 72.52 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.89 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.2 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 16,500 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 200 den az (2003 verileri).

Ulus: Kazakistanlı.

Nüfusun etnik dağılımı: Kazakistanlı %53.4, Rus %30, Ukraynalı %3.7, Özbek %2.5, Alman %2.4, Uygur %1.4, diğer %6.6 (1999 nüfus sayımı).

Din: Müslüman %47, Rus Ortodoksları %44, Protestanlar %2, diğer %7.

Diller: Kazakistanlı %40, Rus %66.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.4.

erkekler: %99.1.

kadınlar: %97.7 (1999 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kazakistan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Kazakistan.

ingilizce: Kazakhstan.

Yerel tam adı: Qazaqstan Respublikasy.

Eski adı: Kazakistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Astana.

İdari bölümler: 14 bölge ve 3 şehir; Almatı, Almatı şehri, Aqmola (Astana), Aqtobe, Astana, Atyrau, Batys Qazaqstan (Oral), Bayqongyr, Mangghystau (Aqtau; formerly Shevchenko), Ongtustik Qazaqstan (Shymkent), Pavlodar, Qaraghandy, Qostanay, Qyzylorda, Shyghys Qazaqstan (Oskemen; formerly Ust’-Kamenogorsk), Soltustik Qazaqstan (Petropavl), Zhambyl (Taraz; eski Dzhambul).

Bağımsızlık günü: 16 Aralık 1991 (Sovyetler Birliğinden ayrıldı).

Milli bayram: Cumhuriyet Günü, 25 Ekim (1990).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Ko

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kebîre) (c. kibâr küberâ). 1. Büyük, ulu, koca: Cebel-i kebîr, dâire-i kebîre (maddî şeyler için daha çok azîm ve cesîm kullanılır). 2. Yaşlı, büyük: Veled-i kebîr = Büyük oğul. Şeyh-i kebîr = Yaşlı ihtiyar. 3. Büluğ yaşına erişmiş, çocukluktan kurtulmuş: Bir kebîr oğlu ve iki kebîre kızı ile diğer bir sagîr oğlu vardır, c. Küberâ = Büyük adamlar, yüksek mevkilerde bulunan devlet adamları: Küberâ konakları, c. Kibâr = Asil ve şerefli adamlar: Kibar meclisi, kibar kıyafeti, bk. Kibar.

Türkçe Sözlük

(bağ edatı). 1. (F., asıl Türkçesi «kim»dir). Masdar mânâsını ifade eder: Bana dedi ki, yarın gelecektir = Yarın geleceğini söyledi; kendisine tenbih ettim ki, kimseye söylemesin = Kimseye söylememesini tenbih ettim. 2. Gaye ve netice gösterir ve neticeyi öncesine bağlar, tâ ki, hattâ: Elimi bırak kı yazı yazayım; kapıdan çekil ki geçeyim; sermayesi yok ki, ticaret etsin. 3. Sebep gösterir, zira, çünkü: Aldanma ki, şair sözü elbette yalandır (bu mânâsı eskimiştir). 4. Açıklayıcı bir mânâ verir: Vaktâ ki, Osmanlı devleti kuruldu; bir vakitte ki, ben canımla uğraşıyordum kendisine hürmet etmedim diye gücenmiş. «İnsan ki aşka dûçâr ola (aşka dûçâr olunca) akıl ve re’yi elinden gider» gibi tâbirler şimdi kullanılmıyor (aşağıdaki «ki» ile karıştırılmamalıdır). Çûn, bel, kâş, mâdem edatlarıyla birleşerek mürekkep edatlar teşkil eder: Çünkü, belki, keşke, mâdemki gibi. Bazı kelimelere katılarak tâbirler teşkil eder: İhtimal ki, bugün gelsin = İhtimaldir, muhtemeldir ki...; caiz ki = Caizdir ki vesaire (yukarıya bk.). Kî Türkçe’de aitlik ekidir: Dünkü adam; bugünkü iş; geçen seneki ürün. İçerik! = İçeri bulunan. Içeridekiler = İçeride bulunanlar; hangi kitabı istiyorsun bendekini mi? Sizdeki kaybolmuş; sizin oğlunuz çalışkandır, ama benimki pek tembel; sizin atınız Ahmed’inkinden büyüktür (bu gibi tâbirlerde bir ismin tekrarlanmaması için onun yerini tutar: Sizin atınız benimkinden iyidir = Benim atımdan).

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Asya, Çinin batısı.

Coğrafi konumu: 41 00 Kuzey enlemi, 75 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Asya.

Yüzölçümü: 198,500 km².

Sınırları: toplam: 3,878 km.

sınır komşuları: Çin 858 km, Kazakistan 1,051 km, Tacikistan 870 km, Özbekistan 1,099 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: Tien Shan’ın yüksekliklerinde kuru kıtasaldan kutupsala değişiklik görülür; güneybatıda subtropikal iklim görülür, kuzey dağ eteklerindeki bölgelerde subtropikal iklim görülür.

Arazi yapısı: Tien Shan zirvesini vadi ve havzalar kuşatmışlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Kara-Darya 132 m.

en yüksek noktası: Jengish Chokusu 7,439 m.

Doğal kaynakları: Çok hidro güç, altın kaynakları ve diğer metaller, kömür, petrol, doğal gaz, cıva, bismut, kurşun, çinko.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %6.55.

daimi ekinler: %0.28.

Diğer: %93.17 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 10,720 km² (2003 verileri).

Coğrafi Not: kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 5,213,898 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.32 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -2.5 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 34.49 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 68.49 yıl.

Erkeklerde: 64.48 yıl.

Kadınlarda: 72.7 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.69 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 den az (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 3,900 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 200 den az (2003 verileri).

Ulus: Kırgız.

Nüfusun etnik dağılımı: Kırgız %52.4, Rus %18, Özbek %12.9, Ukrayna %2.5, Alman %2.4, diğer %11.8.

Din: Müslüman %75, Rus Ortodoksları %20, diğer %5.

Diller: Kırgızca - resmi dil, Rusça - resmi dil.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.7.

erkekler: %99.3.

kadınlar: %98.1 (1999 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kırgızistan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Kırgızistan.

Yerel tam adı: Kyrgyz Respublikasy.

yerel kısa şekli: yok.

Eski adı: Kırgızistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti.

ingilizce: Kyrgyzstan.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Bişkek.

İdari bölümler: 7 bölge ve 1 şehir; Batken Oblasty, Bishkek Shaary, Chuy Oblasty (Bishkek), Jalal-Abad Oblasty, Naryn Oblasty, Osh Oblasty, Talas Oblasty, Ysyk-Kol Oblasty (Karakol).

Bağımsızlık günü: 31 Ağustos 1991 (Sovyetler Birliğinden ayrıldı).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 31 Ağustos (1991).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IBRD (Uluslararası İmar ve Kal

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kıyan, esirgemeyen, merhametsiz, pek zâlim: Pek kıyıcı adamdır. 2. Tütün vesaire kıyan: Tütün kıyıcı. Kıyıda balık avlayan balıkçı. 4. Vaktiyle sahile düşen ve devlete ait olan eşya ve enkazı çıkarmak ve korumakla görevli memur.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zâlimllk, merhametsizlik. 2. Tütün vesaire kıyan adamın mesleği, meşguliyeti. 3. Sahilde yapılan balıkçılık. 4. Vaktiyle sahile düşen ve devlete ait olan eşya ve enkazın çıkarılıp saklanması görevi.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kıyem) (Arapça takiplerde «kıyme» suretinde de bulunur). 1. Değer, baha, Ar. semen, bedel: Bunun kıymeti nedir? Her şeyin kıymeti üzerinde yazılıdır; kıymet takdir etmek. Kıymet-i İtlbâriyye — Devletçe kabûl olunan fiyat. Kıymet-I hakikıyye = Değer ve baha. Kıymet-i mevzua = Satıcısı tarafından tâyin olunmuş değer. 2. İtibar, izzet, makbûl olma: Benim indimde bunun kıymeti büyüktür. Zî-kıymet = Kıymetli, kıymeti çok, pek değerli, pahalı: Zi-kıymat taşlar = Mücevherler.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnsanın omuz başından parmakları ucuna kadar uzanan organı, Ar. zirâ. Farı. bâzû: Kollarını sıvadı, kollarını açtı. 2. Atın ön ayağı: Atın lağ kolu ağrıyor. 3. Giyeceğin kola gelen, kolu saran kısmı: Bu ceketin kolları dar. 4. Gömlek yeninin ucu yerinde iğreti, kolalı keten bezi: Yaka, kol (yakalık ve kolluk da denir). 5. Ağa; dalı, Ar. gusn, Fars. şâh: Çınar ağacı her tarafa kol atmış, kol, kanat uzatmış. 6. Şube, dal, bölük, taraf, kısım: Tuna, denize döküldüğü yerin yakınlarında birka; kola ayrılır. Alpler bir;ok kollara bölünür. Avcılar üç kola ayrıldı. 7. Bir ordunun bölündüğü kısımlar, kanat, Osm. cenâh: Sağ kol = Meymene, sağ kanat. Sol kol = Meysere, sol kanat. İleri kol = Pİşdâr, öncü. Geri kol = dümdâr. art;ı. 8. Muhafaza veya teftiş için ayrılıp gezdirilen askeri birlik: Kol gezmek, kola ;ıkmak. 9. Bir heyetin bölündüğü dal ve zümrelerin her biri: Halvetî tarîkatinin HAlidî, Sünbülî kolu. 10. Oyuncu vs. takımı: Zuhûrî kolu, kol oyunu. 11. Bir şeyi kapamak veya bir şeye dayanmak üzere kol şeklinde uzanan ağa;, demir vs.: Kapı kolu. 12. Bazı Alet ve edevâtın sapı, tutulacak veya ;evrilecek parçası: Dikiş makinesinin kolu. 13. (denizcilik) Bir halatın kalınlığını teşkil eden iplerin her biri: U; dört koldan mürekkep halet. Kol atmak = Dallanıp budaklanmak, (at) Kolunu atmak = On kemiği ;ıkmak. Kollarını açmak = Kucaklamaya hazırlanmak, memnuniyetle kabûl etmek. Kola almak = Taltif etmek. Kolağası = Osmanlı devrinde kıdemli yüzbaşı ki, daha da eskiden sağ ve sol kolağası diye ikiye bölünürdü. Kolordu = Bir devlet askerinin bölündüğü en büyük birliklerden biri, ordudan kü;üktür. Kolvurmak = Bir aşağı, bir yukarı gezmek. Kol uzatmak = Dallanmak. Kolu uzun = Kudretli, hükmü geçer. (denizcilik) Kol bastırmak = İki halatı dikerek eklemek. Kol bağlamak = Serbest bırakmamak, hareketine engel olmak. Kol burmak, bükmek = Galip gelip kahretmek. Terazi kolu = Terazinin tutulan veya asılan yerinden itibaren iki tarafının her biri. Kolu çıkmak = Bir kaza ve çarpma ile kol kemiği omuzda veya dirsekteki oynak yerinden ayrılmak: Kolu çıkmış, kolunu çıkarmış. Kola çıkmak = Asayişi temin için askerlerle gezmek. Kol demiri = 1. Kapı üzerine çekilen demir. 2. Bir çeşit kundakçı Aleti. Karakol = 1. Gece gezen devriye asker. 2. Şehrin belirli yerlerindeki zâbıta binaları, karakolhane, merkez. Kol kanat = El, ayak. Kolu, kanadı kırık = Harekete muktedir olmayan. Kol, kanat kalmamak = Çok yorulmak veya dayak yemek. Kol, kanat kırılmak = Ümitsizliğe düşüp bir şey yapamamak. Kol gibi = Kol kalınlığında, bol su. Kol gezmek = Kola çıkmak. Kol kesmek = Kuvvet, iktidar ve harekete güç bırakmamak. Keşif kolu = Düşman askerini ve araziyi keşifle görevli birlik. Kol nizâmı = Saf itibariyle olmayıp, önden geriye doğru uzanan asker tertibi. Hücum kolu = Hücum için ayrılmış askerî birlik. Kolu yetişir = Eli işlere yatkın.

Yabancı Kelime

Fr. colonialisme

sömürgecilik

Genellikle bir devletin başka ulusları, devletleri, toplulukları, siyasal ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması veya yayılmayı istemesi.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Devletler veya federasyonlar birliği.

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. conttrance). 1. Bir mesele hakkında müzakerede bulunan, kararları tebliğ etmek üzere devletlerin murahhaslarından mürekkep meclis: Lahey konferansı, demiryolları konferansı. 2. Bir mevzû üzerinde bir hatibin yaptığı konulma. bk. Kongre.

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. congrfes). 1. Bir mesele hakkında karar vermek üzere devlet murahhaslarından mürekkep fevkalâde toplantı: Berlin kongresi. Viyana kongresi. Kararı kat’İ olmayıp ihtardan ibaret olan toplantıya «konferans» denir. 2. Herhangi bir cemiyet, parti vs. üyelerinin belirli bir süre içinde yaptıkları toplantı.

Türkçe Sözlük

(i. İ.). 1. Borçlarının tamamını ödeme imkânı kalmayan bir tüccarın, bir kısım borcunu ödeyerek borçlarının hepsinden kurtulmak üzere alacaklılarıyla yaptığı anlaşma. 2. (tarih) Papalık makamıyla Katolik devletler arasında yapılan anlasm»

Yabancı Kelime

Fr. consolidation

ekon. süreletme

Kısa vadeli bir devlet borcu yerine uzun vadeli bir borç oluşturulması.

Türkçe Sözlük

(i.) (L. consulus). Bir devletin, tab’alarının çeşitli işlerini görmek üzere’ yabancı devletlerdeki bir şehre tayin ettiği diplomat, Osm. şehbender, Fr. consul. General konsolos = Başkonsolos, Osm. başşehbender, Fr. consul gâniral. Vis konsolos = Osm. şehbender vekili, Fr. vice-consul, konsolos muavini.

Türkçe Sözlük

(i. İ. tarih). 1. Roma cumhuriyetinde her yıl seçilen iki devlet başkanından her biri ki, imparatorluk devrinde yüksek bir pâye olmuştur. 2. İ799’dan 1804’e kadar Fransa’daki üç devlet başkanından her biri ki, birincisi, cumhurbaşkanı makamında idi.

Yabancı Kelime

Fr. convention

anlaşma

Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge.

Türkçe Sözlük

(i.) (i. corsare). 1. Deniz haydudu, denizlerde haydutluk edip bilhassa tüccar gemilerine musallat olan silâhlı gemici. 2. Deniz haydudu gemisi, deniz haydutlarının bindikleri gemi. 3. Savaş zamanında düşman gemilerini çapul etmeye devlet tarafından izinli olarak çıkarılan gemi ve bu geminin mensûbu olan denizci.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hıristiyan hükümdarlığı, hükümdarlık hâl ve sıfatı: İsveç hükümdarı krallık unvanını hâizdir. 2. Bir kralın idaresinde bulunan ülke, krallık unvanıyla idâre olunan devlet.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Kremlin, içinde Sovyetler Birliği devlet dairelerinin bulunduğu Moskova'daki yüksek duvarlı kale; Sovyet Hükümeti.

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler, Karayip Denizi ve Kuzey Atlas Okyanusu arasında ada devleti, Florida’nın güneyinde yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 21 30 Kuzey enlemi, 80 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 110,860 km².

Sınırları: toplam: 29 km.

sınır komşuları: Guantanamo Körfezinde ABD Donanma Merkezi 29 km.

Sahil şeridi: 3,735 km.

İklimi: Ülkede subtropik iklim hakimdir. Yıllık ortalama sıcaklık 26Cº. Ocak ayıyla Ağustos ayındaki sıcaklık arasında az bir fark vardır. Küba’da Haziran-Ekim arasında görülen ve saate 265 km’lik bir hıza ulaşan kasırgalara rastlanır. Mayıs-Ekim arası yağışlı mevsim, Kasım-Nisan arası kuru mevsim görülür. Yaz ortalama sıcaklık; 27.4Cº civarındadır. Ortalama Sıcaklık: 22.2Cº.

Arazi yapısı: Yatık ve inişli çıkışlı ovalar, dik kayalar ve güneydoğuda dağlar yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Pico Turquino 2,005 m.

Doğal kaynakları: kobalt, nikel, demir, bakır, manganez, tuz, kereste, silis, petrol, işlenebilir topraklar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %27.63.

Sürekli ekinler: %6.54.

Diğer: %65.83 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 8,700 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Doğu sahillerinde Ağustos - Ekim aylarında kasırgalar ortaya çıkar, kuralıklar genel sorunlardandır.

Coğrafi Not: Karayipler’in en büyük ülkesidir.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 11,382,820 (Haziran 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.31 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -1.57 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.06 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.06 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.85 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.99 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 6.22 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.41 yıl.

Erkeklerde: 75.11 yıl.

Kadınlarda: 79.85 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.66 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 3,300 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 200 den az (2003 verileri).

Ulus: Kübalı.

Nüfusun etnik dağılımı: melez %51, beyaz ırk %37, siyah ırk %11, Çinli %1.

Din: Roma Katolikleri %85 Protestanlar, Musevileri, diğer.

Diller: İspanyolca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %97.

erkekler: %97.2.

kadınlar: %96.9 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Küba Cumhuriyeti.

kısa şekli : Küba.

Yerel tam adı: Republica de Cuba.

yerel kısa şekli: Cuba.

Yönetim biçimi: Sosyalist Cumhuriyet.

Başkent: Havana.

İdari bölümler: 14 bölge ve 1 belediye; Camaguey, Ciego de Avila, Cienfuegos, Ciudad de La Habana, Granma, Guantanamo, Holguin, Isla de la Juventud, La Habana, Las Tunas, Matanzas, Pinar del Rio, Sancti Spiritus, Santiago de Cuba, Villa Clara.

Bağımsızlık günü: 20 Mayıs 190

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İstimâl olunmak, geçerli olmak: O kumaşlar şimdi kullanılmıyor. 2. Bir hizmet veya memuriyete tâyin olunmak, işte bulundurulmak, kayırılmak, hizmete alınmak: Devlet memuriyetlerinde böyle değerli adamlar kullanılır. 3. idare olunmak, zapt altında bulundurulmak: Kullanılamayacak derecede serttir; azgın atın kullanılması ne kadar müşkül. 4. Eskitilmek, giyilmek veya döşenmek: Bu potin kullanılmıştır: O kitap hiç kullanılmamıştır.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Çürük diş üzerine geçirilen madenî kaplama. 2. Bazı Avrupa devletlerinde para birimi. 3. Taç.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gücenmiş, küsmüş, dargın, muğber: Bana küskündür. O, bütün Aleme küskündür. 2. Mevkiinden düşmüş ve refahını kaybetmiş: Devlet küskünü, talih küskünü. 3. Yerinden hoşlanmayan, gelişmeyen, büyümeyen: Küskün ağaç.

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Doğu, Basra Körfezi kıyısında, Irak ve Suudi Arabistan arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 29 30 Kuzey enlemi, 45 45 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Doğu.

Yüzölçümü: 17,820 km².

Sınırları: toplam: 462 km.

sınır komşuları: Irak 240 km, Suudi Arabistan 222 km.

Sahil şeridi: 499 km.

İklimi: Kuru çöl iklimi, aşırı sıcak yazlar ve kısa, serin kışlar.

Arazi yapısı: Düz ve hafif dalgalı çöl arazisi.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Basra Körfezi 0 m.

en yüksek noktası: 306 m.

Doğal kaynakları: petrol, balık, karides, doğal gaz.

Sulanan arazi: 130 km² (2003 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 2,418,393 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %3.52 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 15.66 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 9.71 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.2 yıl.

Erkeklerde: 76.13 yıl.

Kadınlarda: 78.31 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.91 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.12 (2001 tahmini).

Ulus: Kuveytli.

Nüfusun etnik dağılımı: Kuveytli %45, diğer Araplar %35, Güney Asya %9, İran %4, diğer %7.

Din: Müslüman %85, Hıristiyan, Hindu, Pers, diğer %15.

Diller: Arapça (resmi), İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %83.5.

erkekler: %85.1.

kadınlar: %81.7 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kuveyt Devleti.

kısa şekli : Kuveyt.

Yerel tam adı: Dawlat al Kuwayt.

yerel kısa şekli: Al Kuwayt.

ingilizce: Kuwait.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Küveyt.

İdari bölümler: 5 eyalet; Al Ahmadi, Al Farwaniyah, Al ‘Asimah, Al Jahra’, Hawalli.

Bağımsızlık günü: 19 Haziran 1961 (İngiltere’den).

Milli bayram: Milli gün, 25 şubat (1950).

Anayasa: 11 Kasım 1962.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ABEDA, AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AFESD (Arap Ülkeleri Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Fonu), AL, AMF (Arap Ülkeleri Para Fonu), BDEAC, CAEU (Arap Ülkeleri Ekonomik Anlaşmalar Konseyi), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ESCWA (Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, GCC (Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), I

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kuvâ) (kuvvet kelimesinin aynı olup bazı Arapça terkiplerde kuvvet mânâsıyla kullanıldıktan başka, dilimize mahsus şu mânâları da vardır): 1. Fikir, niyet, tasavvur, henüz yapılmayan ve fiile gelmeyip tasavvurda bulunan işin hâli: Falan yere kadar bir demiryolu uzatılması kuvvededir. Henüz kuvveden fiile çıkmadı. Oyle bir şey kuvvede vardır. 2. Gerçekte ve fiilde olmayıp ancak tabiatta olarak, imkân ve ihtimali bulunan şeyin hâli: Her insan kuvvede şair ise de bazıları fiilide kâtip değildir. 3. His, duygu, insanın yaradılışında var olan saygı ve iktidarların her biri. Kuvve-i bâsıra = Görme duygusu. Kuvve-i sâmia = İşitme duygusu. Kuvve-i şamme = Koklama duygusu. Kuvve-i lâmise = Dokunma duygusu. Kuvve-i müdrike = Anlama hassası. Kuvve-i mümeyyize = Seçebilme ve ayırabilme hassa ve iktidarı. Kuvve-i hâfıza = Zihinde tutabilme kabiliyeti. 4. Bir devletin asker vesairece olan hâl ve iktidarı: Kuvve-i askeriyye, kuvve-i mâliyye, kuvve-i berriyye, kuvve-i bahriyye) (askerî, mâlî, kara, deniz kuvvetleri). Bi’l-kuvve = Tasavvurda ve henüz gerçekleşmemiş olan, tasarı hâlinde, bi’l-fiil mukabili. Kuvve-i ile’l-merkez (ile’l-merkeziyye yanlıştır) = Bazı cisimlerin dönerken merkeze yaklaşabilme istidadı; merkezcil kuvvet, Fransızca: force centripite. Kuvvei an’l-merkez (ani’l-merkeziyye değil) = Dönerken merkezden uzaklaşabilme istidadı; merkezkaç kuvvet, Fransızca: force centrifuge.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kuvâ) (Arapça terkiplerde: kuvve. bk. Kuvve). T. Zor, güç, tâkat, kudret: Bu yükü kaldıracak kadar kuvvetim yok. Buna kuvvetim yetmiyor. 2. Bir devletin silâhlı kuvvetleri: Kuvve-i berriyye, kuvve-i bahriyye (kara ve deniz kuvvetleri). Kuvvetü’z-zahr = Arkada ihtiyaten bulundurulan yedek asker. 3. Sıhhat, sağlamlık, güçlülük, vücudun güçlü olması; zaaf mukabili: Bende hiç kuvvet kalmadı. Kuvvet için ilâç alıyor. 4. Tesir, nüfuz: Onun söylediği sözün kuvveti vardır. 5. (matematik «cebirde») Bir sayının sağında ve biraz daha yukarıda yazılan küçük rakam ki, o sayının kaç kere kendi misliyle çarpılması lâzımgeldiğini gösterir: 4! dört üstü iki ki, dördün iki kere dörtle çarpılacağını gösterir ve 16’ya eşittir. 6. Bir makinenin harekete geçirdiği veya çektiği ağırlık miktarı ki, beygir kuvvetiyle ölçülür: Yüz beygir kuvvetinde bir benzin motoru. 7. Hassa: Kuvve-i hâfıza, kuvve-i müdrike, bk. Kuvve. Kuvvetle = Zorla, pek kuvvetle vurmak, çekmek. Var kuvvetiyle = Bütün vücut kuvvetini kullanarak, olanca kuvvet ve iktidarını toplayıp kullanarak: Var kuvvetiyle çekti, itti. Var kuvvetiyle çalıştı. Kuvvet vermek = 1. Takviye etmek, sağlamlığını arttırmak. 2. Tesirini arttırmak.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mes’Ül olmaz, sorulmaz: Devlet başkanları anayasalara göre lâ-yüs’eldir.

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Iaique). 1. Dinî olmayan. 2. Dinî teşekküllerin otoritesinden müstakil olan: Türkiye laik bir devlettir.

Türkçe Sözlük

(i. L. Y. Fr.) (Fr. laTque). 1. Dinî olmayan. 2. Dinî teşekküllerin otoritesinden Azâde olan: Türkiye Cumhuriyeti layik bir devlettir.

Yabancı Kelime

Fr. libéralisme

1. ekon. serbestlik, 2. ekon. ve fel. erkincilik

1. İthalatı serbest bırakma, ithalata konulmuş miktar sınırlamalarını kaldırma. 2. ekon. Bireyin özgürlüğünü ve ekonomik güçler arasında hür yarışmayı savunan, bireyler, sınıflar ve uluslararasındaki ekonomik ilişkilere devletin karışmamasını isteyen öğreti. 3. fel. Herkese vicdan, inanç, düşünce özgürlüğü tanınmasının gerekli olduğunu savunan, hür düşünüşe bağlı dünya görüşü.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. teğmen; den. yüzbaşı; vekil, naip. lieutenant colonel yarbay. lieutenant commander ön yüzbaşı, kıdemli yüzbaşı. lieutenant general tuğgeneral. lieutenant governor devlet başkan vekili, vali muavini. second lieutenant teğmen. first lieutenan

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. elviye). 1. Sancak, Ar. râyet: Livây-ı zafer. 2. Osmanlı devletinde bir eyaletin bölündüğüü mülkî idare dairesi ki, her biri birkaç kazadan mürekkepti, sancak, mutasarrıflık, bugünkü vilâyet = il karşılığı: Ankara livâsı, Bursa, Antalya, Üsküb livâları. 3. İki alaydan mürekkep askerî birlik, tugay. Mîr-i livâ ve mîrlivâ = 1. Tanzimat’ttan önce sancakbeyi. 2. Tanzimat’tan sonra askerî paşaların en küçüğü, bugünkü tuğgeneral ve tümgeneral rütbelerine karşılıktı. Livâ da denirdi: Livâ paşa; livâ oldu.

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Cebel-i Lübnan = Bugün bu adla anılan devletin dağlık kısmı. Bu devlet kurulmadan önce sahil kısmına bu ad verilmezdi.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Aradaki şey, aralık, ara: Ben, onların mâbeynine girmem, mâbeynlerinde birtakım sözler cereyan etmiş. 2. Harem ile selâmlık arasındaki daire veya oda ki, hem harem, hem selâmlık tarafından kullanılır: Mâbeyn odası. 3. Saray-ı hümâyûn’un harem dışında kalan ve devlet işleriyle ilgili daireleri: Mâbeyn-i hümâyûn.

Türkçe Sözlük

(hi.). Macarlarin oturdukları ülke ki, Tuna’nın iki tarafında olup bir devlet teşkil eder.

Türkçe Sözlük

(MAL) (i. A.) (c. emvâl). 1. Sahip olunan değerli ve lüzumlu şey veya elaltında bulunan para, eşya, hayvan, gelir vesaire, var, varlık, servet: Çok malı vardır; malının hesabını kendi de bilmezdi; emvâl-l kesîre kazanmıştı. 2. Nakit para, gelir: Mâl-i mîrî, mal memuru. 3. Tüccar eşyası, Ar. emtia: Tüccar malı. 4. mec. Fena şey veya şahıs: Bilirim ne maldır; bu da bir mal mı? Maletmek, edinmek = Ehemmiyet vermek, vazife edinmek: O, kendine mal etmiyor. Mal bulmuş», mal bulmuş Mağribî’ye dönmek — Hırsla bir mala konup memnun olmak. Beytülmil = İslâm devletinde devlet hazinesi ve sonradan vârisleri belli olmayan mallara bakan şer’İ daire: Beytülmâl müdürü. Ra’sülmll = Faize verilmiş paranın bütünü, faizi dışında esil verilen para. Mâl-i şâmil = Cansız mal. MSI-i nâtık = Canlı mal. Mil sahibi = MAlik, elde tutan. Mal sandığı = Vezne. Mal kalemi = Vezneye bağlı muhasebe kalemi. Emvâl-i menkule = Taşınabilir mallar. Emvâl-i gayr-i menkule = Emlâk, akar ve arazi gibi nakli mümkün olmayan mallar. Malmüdürü = Bir kazanın mâlî işlerine bakan adam. Mâl-i mirî, emvâl-i emîriyye = Devlet hazinesine ait para vesaire. Malı malına = Asıl değeriyle, ticaretsiz, kârsız (satmak).

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. mâliye). 1. Mal ve servete ait: Mâlî iktidarı yoktur; ahvâl-i mâliyyesi pek bozuktur. 2. Devletin gelir ve giderlerinin idaresine, maliyeye ait; maliye bakanlığı. Sene-i mâliyye = MAlî yıl ki, martta başlar.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Devletin mâlî işlerini gören daire: Maliye bakanlığı, maliye memuru, (bk.) MAlî.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماليه] devletin gelir ve gider işlerini takip eden bakanlık ve ona bağlı daireler.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Maliye mütehassısı. 2. Devletin maliye teşkilâtında çalışan kimse.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Osmanlı devletinde akıncı kumandanı. 2. Meşhur bir akıncı beyleri hânedanı. Malkoçoğlu = Kurnaz, becerikli.

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Akdeniz’in ortasında bir ada ki, şimdi bir devlettir. Maltıkeçisi = Kulakları ve memeleri uzun, çok süt veren keçi. Maltataşı = Keserle yontulur bir cins yumuşak taş. Maltagülü, muşmulası = Bu çiçek ve meyvenin birer cinsi.

Türkçe Sözlük

(i. Fr. mandat). Kendi kendini idare edemeyen bir memleketi idare etmek için Milletler Cemiyeti’nin bir devlete verdiği vekillik.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Eskiden bir memleketi Milletler Cemiyeti adına idare eden devlet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منصب] devlet memuriyetindeki makam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [منصبدار] makam sahibi devlet memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deniz kenarında veya denize yakın; denizle ilişiği olan; denizciye mahsus; deniz seferleri ile ilgili. maritime law deniz hukuku. maritime power donanması olan devlet. maritime traffic deniz ticareti.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mâşere, topluluğa alt olan, ortaklaşa: Mâşerî vicdan, mâşerî devlet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مصلحت گزار] elçi adına devlet işlerini yürüten.

Türkçe Sözlük

(i. A. «tab’»dan im.) (c. matâbî). Kitap vs. basmaya mahsus yer, basmahane, yeni kelimesi: basımevi. Matbaa-i Amire = Osmanlı devletinde devlet matbaası.

Genel Bilgi

Bu geleneğin kökeni eski deniz savaşlarına kadar uzanıyor. O devirlerde her bir savaş gemisinin direğinin tepesinde dalgalanan kendine özgü renkli bir bayrağı vardı. Bir deniz savaşından sonra yenilen gemi, galip tarafın bayrağını asmak zorundaydı, bunun için de kendi bayrağını yarıya çekerek üstte yer bırakırdı.

Günümüzde böyle bir durum söz konusu değilse de, bayrakları yarıya indirmek bir saygı ifadesi olarak kaldı. Milletlerin matem günlerinde, önemli devlet adamlarının ölümünde, diğer milletlerin de bayraklarını yarıya indirmeleri, mateme katılmak anlamında uluslararası bir gelenek haline geldi.

Hangi ulustan olursa olsun denizde birbirinin yanından geçen gemilerin, geçiş süresince bayraklarım yarıya indirmeleri geleneği, saygının bir ifadesi olarak günümüzde hala devam etmektedir.

Türkçe Sözlük

(i. A. “«zabt» tan) (c. mazâbıt). Bir meclis veya heyetin müzakere ve kararlarını, makama vermek üzere kaleme alınan ve bütün heyet tarafından imza edilen kararname: ŞÜrây-ı devlet mazbatası.

Türkçe Sözlük

(i. A. «cülûs» dan im.) (c. mecâlis). 1. Konuşmak veya bir iş müzakere etmek için bir araya gelmiş olanların topluluğu, cemiyet, encümen: Meclis kurmak, meclise çıkmak, gitmek. 2. Devlet işlerinden birini müzakere etmek için toplanan ve birçok üyeden meydana gelen geni; komisyon, şûra: Meclis-i HSss-ı Vükelâ (eskiden bakanlar kurulu), Meclis-i Keblr-i Maârif, Meclis-i MAliyye, Meclis-i Meb’Üsân (eskiden millet meclisi), Mecâlis-i Aliyye (eskiden bakanlar kurulu).

Türkçe Sözlük

(i. A. «medîne» den imen.) (mü. medeniyye). 1. Şehirli, bir şehir ve kasaba ahalisinden bulunan. 2. Göçebe veya vahşî olmayan, belirli bir kültüre erişmiş: Medenî bir adam, medenî milletler. Bir şehir ahalisine ve umumiyetle bütün devlet sathına ait olan: Medenî hukuk. 4.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. A.B.D. ve Kanada'da devlet sağlık sigortası.

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Amerika’da, Karayip Denizi ve Meksika körfezi kıyısında, Belize ve ABD arasında, Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında, Guatemala ve ABD arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 23 00 Kuzey enlemi, 102 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Kuzey Amerika.

Yüzölçümü: 1,972,550 km².

Sınırları: toplam: 4,353 km.

sınır komşuları: Belize 250 km, Guatemala 962 km, ABD 3,141 km.

Sahil şeridi: 9,330 km.

İklimi: Tropikalden çöl iklimine kadar değişiklik gösterir.

Arazi yapısı: Yüksek, kayalıklı dağlar, alçak kıyı ovaları, yüksek platolar, çöller.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Salada Gölü -10 m.

en yüksek noktası: Volcan Pico de Orizaba 5,700 m.

Doğal kaynakları: Petrol, gümüş, altın, kurşun, çinko, doğal gaz, kereste.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %12.66.

daimi ekinler: %1.28.

Diğer: %86.06 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 63,200 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Volkanlar, depremler, kasırgalar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 107,449,525 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.16 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -4.32 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 20.26 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 75.41 yıl.

Erkeklerde: 72.63 yıl.

Kadınlarda: 78.33 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.42 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.3 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 160,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 5,000 (2003 verileri).

Ulus: Meksikalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Melezler %60, Kızılderililer %30, beyazlar %9, diğer %1.

Din: Roma Katolikleri %89, Protestan %6, diğer %5.

Diller: İspanyolca, çeşitli Maya, Nahuatl ve diğer yerel diller.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %92.2.

erkekler: %94.

kadınlar: %90.5 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Meksika Devleti.

kısa şekli : Mexico.

Yerel tam adı: Estados Unidos Mexicanos.

yerel kısa şekli: Mexico.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Federal Cumhuriyet.

Başkent: Mexico City.

İdari bölümler: 31 eyalet ve 1 federal bölge; Aguascalientes, Baja California, Baja California Sur, Campeche, Chiapas, Chihuahua, Coahuila de Zaragoza, Colima, Distrito Federal, Durango, Guanajuato, Guerrero, Hidalgo, Jalisco, Mexico, Michoacan de Ocampo, Morelos, Nayarit, Nuevo Leon, Oaxaca, Puebla, Queretaro de Arteaga, Quintana Roo, San Luis Potosi, Sinaloa, Sonora, Tabasco, Tamaulipas, Tlaxcala, Veracruz-Llave, Yucatan, Zacatecas.

Bağımsızlık günü: 16 Eylül 1810 (İspanya’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 16 Eylül (1810).

Anayasa: 5 Şubat 1917.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: APEC (Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu), BCIE, BIS (Uluslararası İmar Bankası), Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), CE (Avrupa Konseyi), EBRD (Avrupa Y

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. memâlik). 1. Bir devletin idaresinde bulunan yer, ülke: Bahreyn şeyhinin memleketi. 2. Bir idareye tâbî veya bir milletin yaşadığı, büyük toprak parçası, Ar. hıtta, diyâr: Anadolu, Irak, Horasan memleketi, memâllk-i Osmâniyye, memâlik-l mahrûsa-i şâhâne, memâlik-i Islâmiyye. 3. (Türkçe) Şehir, kasaba, belde: İstanbul gibi güzel memleket olmaz. 4. (Türkçe) Bir İnsanın doğup büyüdüğü yer ve diyar.

Türkçe Sözlük

(ME’MÜR) (i. A. «emr» den imef.) (mü., me’mûre). 1. Bir emir alan, bir işe tayin olunan, görevli: Bu işi yapmaya memurdur. Memur olduğu hizmeti hakkıyla yaptı. 3. (A. c. memûrtn). Devlet hizmetinde bulunan adam, bir Amirin hizmetinde bulunan adam, bir Amirin emrinde iş görmekle görevli maaşlı adam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مأمور] görevli. 2.devlet memuru.

Türkçe Sözlük

(ME’MÜRİYYET) (i. A.). 1. Bir adama emir ve havale olunan devlet işi, birinin yapmakla görevli bulunduğu iş: Memuriyetle Anadolu’ya gitti. 2. Maaşla gördürülen devlet işi, hizmet, vazife, makam: Bir memuriyete tayin olundu, kaymakamlık, ehemmiyetli bir memuriyettir, bir memuriyet bulamadı. Me’mûriyyet-i mahsûsa = Hususî şekilde bir adama emir ve havale olunan iş: Me’mûriyyet-i mahsûsa ile Almanya’ya gönderildi. Me’mûriyyet-i fevkalâde = Hususî şekilde verilen ehemmiyetli ve geçici görev. Ilâve-i me’mûriyyet = Birine, memuriyete ek şeklinde verilen İkinci memuriyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yararlık, değer; hüner, marifet; hak; mukâfat; fazilet; f. hak etmek, değer kazanmak, lâyık olmak. merit system A.B.D. devlet memurluğunda başarıya göre atama ve terfi sistemi. on his merits değerine göre. Order of Merit ingiliz kral veya krali

Türkçe Sözlük

(i. A. «rekz» den imef.) (c. merâkiz). 1. Bağlı olduğu halde dönerek bir daire teşkil eden şeyin bağlı bulunduğu sütun veya milin bağlandığı yani saplandığı yer. 2. Daire veya kürenin tam ortasında bulunan nokta ki, daire çevresinin veya küre yüzeyinin her noktasından eşit mesafede bulunur: Daire merkezi, arz merkezi. 3. Orta, vasat: Şehrin merkezi. 4. Bir hükümdar, vali, hâkim vesairenin oturduğu yer, bir devletin başşehri. Merkez-i saltanat, Türkiye Cumhuriyetinin merkezi: Ankara. Vilâyet, nahiye merkezi. 5. Şubeleri bulunan bir dairenin umumî idare yeri: Bu vapur kumpanyasının, sigorta şirketinin merkezi nerededir? 6. Bir kasabanın veye şehrin bir mahalle ve semtinin karakol veya zabıta dairesi. 7. (Türkçe) Yol, hâl, suret: Sizin fikriniz ne merkezdedir. 8. (fizik) Merkez-i sıklet = Ağırlık noktası. Bir cismin ağırlığının orta noktası ki, yere dik bulunursa cismin her tarafını tutup durabilir, (fizik). Merkez-i eşı’a-i mün’akise = Parlak bir cisme aksedip dönen ışınların havada birleştikleri nokta ki, fazla ısı meydana getirip yakar. Tebâud-ı an-il merkez = Merkezden dışa kaçma, merkezkaç, Fr. force centrifuge. Takarrüb-i il-el merkez = Dıştan merkeze gelme, merkezcil, Fr. force centripfcte.

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). 1. Yazılı olarak bırakılan, sözle veya elden gönderilen kısa haber: Telefon edip bir mesaj bırakmış; mesajınızı aldım. 2. Devlet adamlarının bir topluluğa veya bir yabancı devlet adamına yazılı hitabı, tebliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika Birleşik Devletlerinde ve Meksika'da yetişen dikensiz kaktüs, bot. Lophophora williamsii; bazı sabır otlarından elde edilen uyuşturucu içki. mescal button dikensiz kaktüsün uyuşturucu etkisi olan kurutulmuş tepesi.

Türkçe Sözlük

(i. A. «tab» dan imef).) (mü. metbûa). 1. Kendisine tâbî olunan, zıddı: tâbî. Metbûl mutahhamım = Tabasından bulunduğum hükümdar veya devlet.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kendisine tâbi olunan hükümdar veya devletin hâli: Tâbiiyyet ve metbûiyyet münasebeti.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mehâvir). T. Dönen çark ve tekerlek gibi şeyler ortasından geçen ok ki, onun etrafında dönülür. 2. (coğrafya). Arzın iki kutbu arasında uzanıp merkezinden geçtiği farzolunan çizgi: Mihver-i arz, mihver-i Alem. 3. (R.) (anatomi, botanik). Mihvere benzer çizgi, meyil vesaire, (askerlik) Mihver-i harekât = Askerî harekât yapılan yerin merkezi. Mihver (Devletleri) = İkinci Cihan Savaşı’nda Almanya ve müttefikleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papaz, vaiz; bakan, devlet vekili; orta elçi. minister plenipo tentiarv orta elçi.

Türkçe Sözlük

(i. F. «emîr-zâde» den kısaltılmış). Timuroğulları ve Kaçar Türk imparatorluk hanedanlarının prenslerine verilen unvan: Bâbur Mİrzâ. Sonradan ileri gelen devlet adamlarınada verilmiş, fakat bu takdirde unvan başa getirilmiştir: Mİrzâ Muhsin Han.

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Emiroğlu beyi, hükümdar soyundan gelen. 2.Doğu Türk devletlerinde asalet unvanı. 3.Dubb-i Ekber yıldız kümesindeki parlak yıldız.

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Moğollar’ın oturduğu ülke ki, bugünkü Moğolistan devleti dışında kuzeyde Rusya’ya ait Buryatlstan ve güneyde Çin’e ait İç Moğolistan’dan ibarettir.

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Doğu Avrupa’da, Romanya’nın kuzeydoğusunda yer alır.

Coğrafi konumu: 47 00 Kuzey enlemi, 29 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Doğu Avrupa.

Yüzölçümü: 33,843 km².

Sınırları: toplam: 1,389 km.

sınır komşuları: Romanya 450 km, Ukrayna 939 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: Sert olmayan kışlar, sıcak yazlar.

Arazi yapısı: İnişli çıkışlı stepler, Karadeniz’in güneyinde aşamalı yokuşlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Nistru (Dnister) Nehri 2 m.

en yüksek noktası: Dealul Balanesti 430 m.

Doğal kaynakları: Linyit, fosfatlar, alçıtaşı, işlenebilir toprak.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %54.52.

daimi ekinler: %8.81.

Diğer: %36.67 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 3,000 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Toprak kaymaları.

Coğrafi Not: Kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 4,466,706 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.28 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.23 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 38.38 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 65.65 yıl.

Erkeklerde: 61.61 yıl.

Kadınlarda: 69.88 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.85 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.2 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 5,500 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 300 den az (2001 verileri).

Ulus: Moldovalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Moldovalı/Romen %78.2, Ukraynalı %8.4, Rus %5.8, Gagauz %4.4, Bulgar %1.9, diğer %1.3 (2004 verileri).

Din: Doğu Ortodoksları %98, Museviler %1.5, Baptistler %0.5 (2000).

Diller: Moldovaca (resmi), Rusça, Gagauzca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.1.

erkekler: %99.6.

kadınlar: %98.7 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Moldova Cumhuriyeti.

kısa şekli : Moldova.

Yerel tam adı: Republica Moldova.

eski: Moldavia Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Kişinev.

Bağımsızlık günü: 27 Ağustos 1991 (Sovyetler Birliğinden ayrıldı).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 27 Ağustos (1991).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, BIS (Uluslararası İmar Bankası), BSEC (Karadeniz Ekonomik İşbirliği), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CEI (Orta Avrupa Girişimi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu),Intelsat, Inter

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Avrupa’da, Akdeniz kıyısında, Fransa’nın güneyinde, İtalya sınırında yer alır.

Coğrafi konumu: 43 44 Kuzey enlemi, 7 24 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 1.95 km².

Sınırları: toplam: 4.4 km.

sınır komşuları: Fransa 4.4 km.

Sahil şeridi: 4.1 km.

İklimi: Akdeniz iklimi.

Arazi yapısı: Tepelikli, engebeli, kayalıklı.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Akdeniz 0 m.

en yüksek noktası: Agel Tepesi 140 m.

Doğal kaynakları: yok.

Coğrafi Not: Dünyanın ikinci en küçük bağımsız devleti (Holy See’den sonra).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 32,543 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.4 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 7.68 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 5.35 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.69 yıl.

Erkeklerde: 75.85 yıl.

Kadınlarda: 83.74 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.76 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Monakolu.

Nüfusun etnik dağılımı: Fransız %47, Monakolu %16, İtalyan %16, diğer %21.

Din: Roma Katolikleri %90.

Diller: Fransızca (resmi), İngilizce, İtalyanca, Monakoca.

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Monako Prensliği.

kısa şekli : Monako.

Yerel tam adı: Principaute de Monaco.

yerel kısa şekli: Monaco.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Monako.

Bağımsızlık günü: 1419.

Milli bayram: Ulusal Gün , 19 Kasım.

Anayasa: 17 Aralık 1962.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ITU (Uluslararası Telekomünikasyon Birliği), OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü).

Ekonomik Göstergeler

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 870 milyon $ (2000 verileri).

İş gücü: 41,110 (2004).

İşsizlik oranı: %3.1 (1998).

Endüstri: Turizm, inşaat, küçük çaplı endüstri ve tüketim malları.

Tarım ürünleri: yok.

Para birimi: Euro (EUR).

Para birimi kodu: EUR.

Mali yıl: Takvim yılı.

İletişim Bilgileri

Kullanılan telefon hatları: 33,700 (2002).

Telefon kodu: 377.

Radyo yayın istasyonları: AM 1, FM NA, kısa dalga 8 (1998).

Radyolar: 34,000 (1997).

Televizyon yayını yapan istasyonlar: 5 (1998).

Televizyonlar: 25,000 (199

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.). Bir hükümdar tarafından yapılan devlet yönetimi. Parlamanter (meşrûtî) demokrasi veya mutlakıyet şeklinde ölebilir.

Yabancı Kelime

Fr. monarchie

top. b. tek erklik

Siyasi otoritenin genellikle miras yolu ile bir kişinin üzerinde toplandığı devlet düzeni veya rejim.

Yabancı Kelime

Fr. monopole

tekel

1. Bir malın yapımının yalnızca bir kuruluşun elinde bulunduğu durum. 2. Devletin herhangi bir üretim alanını elinde tutması, satışı tek elden yönetmesi ve fiyata hâkim olması durumu.

Türkçe Sözlük

(MUAHEDE) (i. A. «ahd» den masdar) (c. muâhedât). iki devlet arasında yapılan anlaşma: Paris Muahedesi; ticaret muahedeleri.

Türkçe Sözlük

(MUAVİN) (i. A. «avn» den İf.) (mü. muâvine). Yardımcı, muavenet ve yardım eden. Ef’Al-i muâvine = Olmak ve etmek gibi mürekkep fiillerin yapısına giren fiiller. Asâkir-i muâvine = Orduya yardım etmek üzere savaşta toplanan başıbozuk askerler. Bir memura yardım ve yokluğunda vekâlet etmek üzere tâyin olunmuş memur, müsteşar, müşavir, İkinci: Vali, müdür, defterdar muavini. Şûray-ı devlet muavinleri = İmparatorluk devrinde danıştay üye yardımcısı olan görevliler.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Emevi devletinin ilk hükümdarı olup Hind ve Ebu Süfyan’ın oğludur. Mekke’de doğmuştur. Hz.Peygamber (s.a.s.)’in kayınbiraderi ve vahiy katibidir.

Türkçe Sözlük

(i. A. «cedd» den if.). Yenileyen, yeni hâline koyan, yeni bir şekil ve usûle koyan, yeniden kuvvet veren: II. Sultan Mahmud Osmanlı devletinin müceddididir.

Türkçe Sözlük

(aslı: MÜDİR) (i. A. «devr» den if). (mü. müdîre). 1. idare eden, çeviren, bakan: Mektep müdürü. 2. İdare bilir, idareye muktedir, bir işi hakkıyla idare edebilen: Müdür bir adamdır, pek müdîre bir kadın. (c. F. müdîrân). 3. idare memuru: Vapur şirketinin müdürü. Evrik müdürü — Evrak kalem ve dairesinin başı. 4. Bir nahiyenin en büyük mülkiye memuru: Nahiye müdürü. 5. Son devirde Osmanlı devletine tâbî devletlerde nâzır vazifesini gören adam: Mısır, Bulgaristan, Romanya, Sırbistan, Karadağ, Tunus dâhiliye, maarif, maliye müdürü, hey’et-i müdîrân. 6. Son devirde Mısır Hidivliği’nde vali: Şarkıyye müdürü. Malmüdürü = Osmanlı devrinde bir kazânın mâliye işlerini idareyle görevli memur, sancağınkine (il) muhâsebeci ve vilâyetinkine (eyalet) defterdâr denirdi.

Türkçe Sözlük

(i. A. «esâs» tan if.) (c. müessisîn). 1. Tesis eden, kuran, temel atan, yapı yapan, Ar. bânî: Bu binanın müessisi kimdir? 2. Kuran, vücude getiren: Müessls-i devlet; bu usûlün müessisi.

Türkçe Sözlük

(MUHAREBE) (İ.A. «harb» den) (c. muhârebât). 1. İki veya fazla devlet veya taraf arasında savaş, harb, cenk: Fransa Prusya muharebesi; bir muharebe çıkması muhtemel değildir; muhârebât-ı bahriyye (bu mânâsı dilimizde yerini «harb» ve «savaş» kelimelerine bırakmıştır). 2. Bir defada yapılan vuruşma, meydan muharebesi: Mohaç, Çaldıran, Haçova muharebeleri.

Türkçe Sözlük

(i. A. «harb» den if.) (mü. muhâribe) (tes. muhâribeyn, muhârebeteyn). 1. Biriyle kavga ve cenk eden, savaşan, savaşçı: Muharip devletler, düvel-i muhâribe. 2. İyi savaşçı, cesur, cengâver: Oranın ahalisi muharip adamlardır.

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). 1. Bir kişiye tahsis ve tayin olunmuş maaş vesaire, tahsisat: Muhassasâtını alıyor. 2. Devlet dairelerinden her birine bütçeye göre ayrılan para: Maarif muhassasâtı.

Türkçe Sözlük

(MUHTAR) (i. A. «hayr» dan İmef) (mü. muhtâre). 1. Seçilmiş, ihtiyâr olunmuş, seçkin (bu mânâ ile Peygamberimiz hakkında kullanılır). Ahmed-i Muhtâr. 2. Aklı, iradesi tam, yerinde olan, istediği gibi hareket edebilen, cebir ve tahakküm altında bulunmayan: Fâil-i muhtâr. 3. İdaresi kendinde olan, imtiyazlı, iç idaresinde müstakil, fakat dış idaresinde başka bir devlet veya makama bağlı: Idâre-i muhtâre. 4. Bir köy veya mahalle ahalisi tarafından köy ve mahalleye ait işlere bakmak üzere seçilen adam: Köy, mahalle muhtarı.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bir büyük devlet adamının veya resmi bir dairenin mühürünü taşıyıp evrakı mühürlemek görevi, mühürdâr sıfat ve memuriyeti: Seraskerlik mühürdârlığı. 2. Eskiden hususî kâtiplik: Bazı vezirlere mühürdârlık etmişti.

Türkçe Sözlük

(i. A. «kelâm» dan masdar) (c. mükâlemât). 1. Söyleşme, konuşma, iki kişi arasındaki konuşma. 2. Bir dili öğrenmek için iki dil üzere düzenlenmiş konuşma şeklinde temrinler: Fransızca mükâleme. 3. Muahede için iki devlet murahhasları arasında yapılan müzakere: O diplomat mükâlemeye memur oldu.

Türkçe Sözlük

(i. A. «lüzûm» dan if.) (mü. mülâzıme). 1. Bir yere veya bir şahsa yapışıp ayrılmayan. 2. Bir sınıf veya heyete dahil olmak maksadiyle maaşsız devam ve hizmet eden, staj gören: Filân kalemde mülâzımdır. Şûrây-ı devlet mülâzımı = (eskiden) Üye namzedi. 3. (askerlik) MGIIzım veya müllzım-ı sini yahut ikinci mülâzım s Teğmen. Müllzım-ı evvel yahut birinci mülâzım = Üsteğmen.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. emlâk). 1. Sahip olunan şey, arazi ve emlâk gibi gelir veren gayrimenkul mal: Mülkü yoktur; birçok emlâki vardır. Mülk-i mlrt, emlâk-1 miriyye = Hazineye ait arazi. Emllk-I hümâyûn, emlâk-i şlhlne = Padişahlara ait arazi. 2. Vakıf olmayıp sahibinin mülkü olan arazi ve akar: Bu dükkân, bu ev, bu bağ vekıf mıdır, yoksa mülk mü? 3. Bir devlet ve hükümdarın idaresinde bulunan memleket, Fars. kişver.

Türkçe Sözlük

(i. A. «hezimet» ten if.) (mü. münhezime). Hezimete uğramış, bozulmuş, bozgunluk vermiş, mağlûp: İki devletten biri elbette münhezim olacaktır.

Türkçe Sözlük

(i. A. «ruhsat» dan imef.) (mü murahhasa). 1. İzinli, ruhsat verilmiş. 2. Gönderen devlet veya hey’et nâmına istediği şekilde rey verebilen diğer bir devlet veya hey’et nezdine gönderilmiş vekil, delege.

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulh» dan mas.). Barışma, barışıklık, .uzlaşma: İki devlet musâlaha ettiler, musâlaha akdolundu. Sulh, asayiş, huzur.

Türkçe Sözlük

(i. A. «selâse» den imef.) (mü. müsellese). 1. Uçlü, üç kat, üç şeyden ibaret, üç kısımdan yapılmış. Ittifâk-ı müselles — Uç devlet arasındaki ittifak. 2. Uç köşeli, üç açı ile çevrilmiş: Şekl-I müselles. 3. (matematik, geometride). Uç köşeli ve üç açı ile çevrilmiş şekil, üçgen. 4. Uç kere kaynatılıp koyulaştırılmış, baharat ve şekerle karışık şurup. 5. Uç mısrâlık nazım şekli, şarkı.

Türkçe Sözlük

(i. A. «cevâz» den if.) (mü. mütecâvize). 1. Geçen, aşan: Haddini mütecâviz. 2. Tecavüz ve taarruz eden, sarkıntılık eden: İki devletten hangisi mütecavizdir? 3. Geçen, aşan, ziyade, fazla: Beş bini mütecaviz («beş binden mütecaviz» dememeli).

Türkçe Sözlük

(MÜTEHABB) (i. A. «hubb»den if.) (mü. mütehâbbe). Sevişen, İyi münasebetlerde bulunan, birbirine dost olan. Düvel-i mütehâbbe = Dost devletler.

Türkçe Sözlük

(i. A. «tâat» den if.) (mü. mutîa). 1. İtaat eden, baş eğen, söz dinleyen: insan, nefsine mutî olmamalıdır. 2. Tâbî, birinin hükmü altında bulunan: Kırım hanları Osmanlı devletine mutî idiler. 3. Serkeşlik etmeyip asayiş içinde yaşayan: Oranın adamları pek mutî kimselerdir.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Teselli. 2. Devlet hizmetindeyken ölenlerin ailelerine maaş bağlama.

Türkçe Sözlük

(MUVAZENE) (i. A. «vezn» den masdar). 1. İki şeyin ağırlıkça bir ve eşit olması, denge. 2. Karşılıklı iki şeyin ölçü ve başka bakımlardan bir gelmesi ile olan uygunluk, denk olma: Devletler muvazenesi. 3. Bir cismin ağırlık merkezi dik gelerek durabilmesi: Pencereden uzanırken muvazenesini kaybedip düştü. 4. Gelir ve giderin bir gelmesi: Bütçe muvazenesi. 5. Mukayese, ölçü: Eski servetinizle şimdiki servetinizi muvazene ederseniz ne kadar ilerlediğinizi anlarsınız.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ekmek. Nân-ı azîz = Ekmek (eski resmî dilde). Nân ve nîmet = Velinimetten görülen iyilik, ihsan: Bu devletin nân ve nîmetiyle beslenmişizdir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. milli, ulusal, millete ait; i. yurttaş, vatandaş. national anthem milli marş veya şarkı. National Assembly Millet Meclisi. national bank milli banka; Amerika'da bankınot çıkarmaya yetkisi olan banka. national church bir devletin resmi kilises

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. harp halinde bulunan bir devletin tarafsız bir gemiye verdiği serbest geçiş belgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. donanma, devletin gemi kuvveti; deniz kuvvetleri; deniz filosu. navy bean küçük kuru fasulye. navy blue lacivert, koyu mavi. navy yard harp gemileri tersanesi.

Türkçe Sözlük

(i.). Asalet ve necâbeti olan, soyu temiz. Devletlû necâbetlû = «Şehzade» denen Osmanlı Türk imparatorluk prensleri için resmî yazılarda kullanılan unvan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ندیم] padişahların ve yüksek rütbeli devlet ricalinin sohbet arkadaşı. 2.güzel hikaye anlatan.

Türkçe Sözlük

(i. A. «nazar» dan). 1. Bakma, bakış, etrafı görme, seyir: Bu evin, bu tepenin güzel nezâreti vardır. Bir tahta perde çekip evin nezâretini kesti. 2. Gözetme, teftiş, yoklama, muayene: İşçilere nezâret edecek bir mühendis lâzım. 3. İdare, başkanlık: Bu işe kim nezâret ediyor, bu iş onun nezâretindedir. 4. Bakanlık: Dâhiliye, hâriciye, mâliye, maârif nezâreti. 5. Eskiden bakanlık sayılmayan büyük devlet teşkilâtından bazıları: Hazîne-i hâssa nezâreti, reji nezâreti.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Yan, yakın, yer: Filanın nezdindedir; nezd-i Alîlerinde; filân devlet nezdindeki sefir. 2. Göre, nazarında, fikrince: Bilgiler nezdinde o mesele halledilmiştir; benim nezdimde malûmdur.

Türkçe Sözlük

(NİŞAN) (i. F.). 1. Alâmet, eser: Nâm ve nişanı, kalmadı. 2. Senbol, belli olmak için edilen işaret, damga vesaire: Nişan koymak. 3. Yara eseri, iyi olmuş yaranın belli olan yeri: Kılıç yarasının yüzünde nişanı kaldı. 4. Ok veya kurşun ve gülle ile vurulması istenen nokta, hedef: Nişâna atmak, nişan dikmek. 5. Hedefe vurmak üzere silâhın göze götürülüp doğrulması: Nişan almak, nişan atmak. 6. Silâhın üzerinde nişan almaya mahsus ve ekseriya oynak ve dereceli Alet: Bu tüfeğin nişanı doğru değildir. 7. Bir kıza namzed olan erkeğin buna alâmet olmak üzere verdiği yüzük vesaire: Kızın parmağında nişanı vardı. 8. Namzetlik, nikâhlanmadan önceki sözleşme, sözlülük. 9. Bir hâdiseye hâtıra olmak üzere dikilen taş: Nişan taşı (nişantaşı). 10. Tuğray-ı hümâyûn, Osmanlı devrinde ferman ve beratlara çekilen işaret. 11. Devlet tarafından yüksek hizmet sahiplerine verilen ve göğse takılan alâmet. Her devlette dereceleri vardır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نشان] iz. 2.belirti. 3.nişan yeri. 4.devlet madalyası.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nişan atmada mahir, hedefe vurmada mehareti olan: Çok iyi nişancıdır. 2. Osmanlı devrinde yüksek bir devlet görevlisi: Nişancı Mehmet Paşa.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dizi, sıra. Düzen, usul, tertip, yol, kaide. 2.Kanunlar. 3.Hindistan’daki küçük devletlerin hükümdarlığı. Nizamüddin: Dinin nizamı, düzeni. - Dilimizde “Nizamettin” olarak kullanılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) başka devletlerin işine karışmama siyaseti.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) not, işaret; tezkere, pusula, betik; (müz.) nota, ses; piyano tuşlarından biri; bir devletin başka bir devlete yaptığı bildiri, nota; alâmet, delil; hesap pusulası; senet; şöhret, itibar; dikkat, hesaba alma. note paper mektup kâğıdı. circular not

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Mutfağın ateş yanan yeri: Mutfak ocağı. 2. Duman çıkması için çatıda açılmış büyük baca. 3. İri kereste, temel direği. 4. Osmanlı devrinde devletin irsi olarak verdiği mâlikâne: Ocağa ait. Ocaklık demir = Cankurtaran demiri, büyük lenger.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yazıhane, daire, ofis; ticarethane; hizmet, iş, memuriyet, vazife, görev; hükümet dairelerinden biri; bu daireye mensup memurlar; ibadet tören ve ayinleri. officeholder (i.) devlet memuru. office hours çalışma saatleri. police office karakol. post

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İslam Devleti’nin II. Halifesi Ömer b. Hattab. Dünya durdukça adaletinden dolayı ondan bahsedilecek. Cennetle müjdelenmiştir. Hak ile Batılı çok iyi ayırt edebilen bir alim olduğu için Ömeru’1-Faruk adını almıştır.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Asker, bir devletin bütün kara kuvvetleri. Orduy-ı Hümâyûn = Osmanlı ordusu. 2. Kara kuvvetlerinin bölündüğü en büyük birlik: Birinci, ikinci... ordu. Hâssa ordusu = Merkezi İstanbul›da bulunan I. orduya imparatorluk devrinde verilen ad. Ordu kadısı = Seferde, orduy-ı hümâyûnla beraber giden kadı. Ordu kurmak = Asker toplamak. Ordu (Urdu) dili = Hintçe’nin büyük bir edebî lehçesi ki, Arap harfleri ile yazılır ve PAkistan’ın resmî dilidir. Büyük ölçüde Türkçe kelimeler ihtivâ eder. Ordu merkezi = Ordu karargâhının bulunduğu şehir: Konya, İkinci Ordu’nun merkezidir.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir tür kuş ya da ejderha. 2.Hz.Muhammed (s.a.s)’in damadı ve Hz.Ömer’den sonra devlet başkanı olan III. halife. 3.Osmanlı devletinin kurucusu, Osman Gazi.

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (mü. Osmâniyye). I. Sultan Osman’a ait: Hânedân-ı Osmanî, Devlet-i Osmâniyye. 2. Osmanlı devletine ait: Târîh-ı Osmânî, Asâkir-i Osmâniyye, Memâlik-i Osmâniyye. 3. Osmanlı (Türkiye) Türkleri’ne ait: Lisân-ı Osmânî, lugat-i Osmâniyye. Nişln-ı Osmânî = Osman Gazi adına Sultan Abdülaziz tarafından ihdâs olunmuş nişan ki, Nişân-ı Mecîdî’den yüksek ve Nişân-ı Imtiyaz’dan sonraydı; değişik rütbeleri vardı.

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. I. Osman’ın kurduğu devlete mensup: Osmanlı dili, Osmanlı devleti, Osmanlı askeri, Osmanlıların ahlâkı. 2. mec. Cesur, cömert, mert, baba karakterli: Osmanlı adamdır, tam Osmanlıdır. 3. Eskiden paşalar maiyetinde bulunan. 4. Tavla oyununun bir çeşidi.

Genel Bilgi

Farsça “yeni gün” anlamına gelen Nevruz Osmanlı’da da şenliklerle kutlanırdı. Baharın başlangıcı kabul edilen Nevruz ile birlikte herkes birbirine Nevruziye denen kıymetli hediyeler verir, yine Nevruziye denen içinde sandal ağacı, anber, gül suyu, zencefil gibi türlü baharatların bulunduğu çok kuvvetli ve nefis bir macun özel olarak hazırlanarak padişaha ve devlet büyüklerine ikram edilirdi.

Yabancı Kelime

Fr. autonome

özerk

Bir üst organa bağlı olmakla beraber ayrı bir yasayla kendini yönetme yetkisi olan (kuruluş, devlet vb.).

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Öz el. l. Yalnız bir kişiye, bir şeye ait ya da ilişkin olan. Devlete değil, kişiye ait olan. 2.Her zaman görülenden, olağandan farklı, dikkate değ(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Türkçe Sözlük

(i.). Padişah unvan ve sıfatı veya devleti.

Yabancı Kelime

Fr. pacte

antlaşma

İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bütün Amerika devletlerine veya haklarına mahsus veya ait.

Yabancı Kelime

Fr. pantouranisme

Turancılık

Osmanlı Devleti’nin son yıllarında ortaya çıkmış olan, Osmanlılık ve İslamcılık akımları karşısında bütün Türklerin tek vatanda ve tek bayrak altında birleştirilmesini amaçlayan akım.

Yabancı Kelime

Fr. panturkisme

Türkçülük

Osmanlı Devleti’nin son yıllarında ortaya çıkan, Osmanlılık ve İslamcılık akımları karşısında bütün Türklerin tek vatanda ve tek bayrak altında birleştirilmesini amaçlayan akım.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kuruşun kırkta biri; vaktiyle üç akçaya bölünürdü. 2. Akça; devletçe bastırılan ve mübadele vasıtası olarak kullanılan maden ve kâğıt parçası. Para etmek = Revacı olmak, muteber olmak, kıymeti olmak. Para ile değil = Bedava gibi, pek ucuz. Para bozmak = Büyük parayı değerince küçüklerle değiştirmek. Para kırmak = mec. Çok para kazanmak. Çil para = Yeni tedavüle çıkmış parlak madenî para.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Osmanlı devletinde yüksek rütbeli askerlere verilen unvan. General. 2.Uslu, ağırbaşlı.

Yabancı Kelime

Fr. paternalisme

fel. babacılık

Devletin türlü sınıflar üzerinde babalık ederek bu sınıflar arasında denge kurmaya çalışması işlemi.

Türkçe Sözlük

(i. F ). 1. Sabit, devamlı: Devlet ve ikbali pâyende olsun. 2. (Türkçe’de) Destek, dayak, yerinden oynamış bir şeyin düşmemesi için konulan destek.

Türkçe Sözlük

(PAY-TAHT) (i. F). Bir devletin hükümdar ve hükümetinin bulunduğu şehir, taht şehri.

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Osmanlı devletinde, Rumeli bölgesinde gece bekçilerine verilen ad.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Ticarette dış ülkelere mal çıkarma veya oralardan mal getirme izni. 2. Devlet Demir Yollarında paso mânâsıyle kullanılan bir tâbir.

Yabancı Kelime

Lat.

istenmeyen kişi

Bulunduğu ülkenin yasa ve düzenlemelerine uymadığı durumda ilgili devletçe çalışması istenmeyen diplomat.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. devlete veya hükümete ait; siyasi, siyasete ait, siyasal;siyasi bir partiye ait. political agent siyasi delege. political economy iktisat ilmi. political science idari ilimler, siyasal bilgiler. politically z. siyaset bakımından.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. siyasetçi, politikacı, siyaset uzmanı; devlet adamı; kendi yararına politikayla meşgul olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hükümet şekli, idare şekli;devlet, hükümet.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Pontus, Kuzeybatı Anadolu'da tarihi bir devlet. Pontic s. Pontus devletine ait, Pontus.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. domuz eti; A.B.D., (argo) devlet işlerinde pek dürüst olmayan gayelere kullanılmak üzere ayrılan para. pork barrel A.B.D., (argo) bir milletvekilinin kendi seçim bölgesi için ayırttığı para. pork sausage domuz sosisi. pork tapeworm domuz tenyası, z

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., the ile, veya the Sublime Porte Babıali, Osmanlı Devleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yetenek, kabiliyet; iktidar, kuvvet, kudret, güç; hüküm; etki, tesir, hakimiyet, nüfuz, yetki, salâhiyet; fiz. erk, erke; devlet, hükümet; huk. bir başkası adına herhangi bir işi yapma yetkisi, vekâlet, ve kâletname; melaike; mat. üs, bir sayının k

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sır ortağı olan; özel, kişisel; i., huk. ortak; ayrı kulübede tuvalet, ayakyolu. privy council özel meclis; b.h. İngiltere'de devlet danışma meclisi. privy purse İng. hükümdarın şahsına mahsus para dairesi. privy seal İng. ikinci derecede önem

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hamilik; bir hükümetin daha kuvvetli bir hükümet tarafından kontrol ve idaresi; başka devletin idaresinde bulunan devlet.

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Diplomatlar arasında yapılan ön anlaşma zaptı. 2. Devlet erkânı veya devletler arasındaki münasebetlerde, resmî törenlerde, her türlü siyasî temaslarda uyulan kaideler.

Yabancı Kelime

Fr. provocation

kışkırtma

Herhangi bir kişiye, gruba, kuruluşa veya devlete karşı girişilen ve onları sonradan ağır sonuçlar verecek bir karşı eylemde bulunmaya zorlayan, önceden tasarlanmış girişim.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. reâyâ). 1. Sürü, otlatılan hayvan sürüsü, bir çobanın güttüğü hayvanlar. 2. Bir hükümdârın hüküm ve idaresine tâbî halk, devlet görevlileri dışında kalan bütün vatandaşlar.

Finansal Terim

(Rating)

İhraçcıların (şirket, devlet, vs.) ihraç ettikleri borç niteliğindeki menkul kıymetlerin (tahvil, finansman bonosu vs.) anapara ve faizini zamanında geri ödeme yeterliliğine ne ölçüde sahip olduklarını göstermek amacıyla bağımsız kuruluşlar tarafından yapılan değerlemedir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) iki devlet arasında yapılan anlaşma, ticari mübadele usulü; karşılıklı münasebet.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. rlcâl). Bülûğa ermiş erkek. mec. Ehil, muktedir: Bu işin recülü değildir, (c.). ilerigelenler, Ayân: Ricâl-I devlet.

Genel Bilgi

Renklerin insanlar üzerindeki etkisi hiç de yabana atılır cinsten değil. Her ne kadar ‘zevkler ve renkler tartışılmaz’dense de uzmanların elde ettikleri dikkat çekici sonuçların bu tartışmanın yapılmasında gecikildiğini açıkça gösteriyor.

Renkler, kendi dilleriyle karşınızdakine, muhattabınıza sizin karakterinizi sizden önce anlatıyor. İşte renklerin yadsınamaz etkisini farkeden batılı şirketler, bunu iş hayatında sıklıkla kullanmaya başlamış ve çok da başarılı olmuşlar.

Hayatımızı şekillendiren, bizi kimi zaman neşeli, kimi zaman da düşünceli yapan renkler ve marifetleri saymakla bitmez. İşte renklerin dünyası, şirketlerin bunu nasıl kullandıkları ve bizle nasıl olnadıkları:

KAHVERENGİ

Kansas Üniversitesi Sanat Müzesi’nde bir araştırma için halının altını elektronik bir sistemle donatmışlar; duvar rengini beyaz ve kahverengi olarak değişebilir yapmışlar. Arka fon beyaz kullanıldığında, insanlar müzede yavaş hareket etmiş, daha uzun süre kalıp, daha fazla alanda dolaşmışlar. Arka fon kahverengiye döndüğünde ise, insanlar müzede çok daha hızlı hareket edip, daha az alan dolaşmış ve müzeyi çok daha kısa sürede terketmişler.

Dikkat ederseniz dünyadaki fast-food restaurantlarının hepsinin sandalyeleri ve masaları kahverengi, duvar boyaları ise kahverengi-şampanya-pembe karışımıdır. Hiçbir fast-foodcunun duvarını beyaz göremezsiniz. Burger King, Kentucky Fried Chicken ve benzer fast-foodlar yıllardır bilinçli olarak tüm duvarlarını baştan aşağıya kahverengi ağaç kaplama yaparlar.

KIRMIZI

Kırmızı, iştah açar. Dünyadaki ünlü gıda firmalarının hepsinin logosunun kırmızı olduğunu hayretle farkedeceksiniz; Coca Cola, Pizza Hut, McDonald’s, Ülker, Burger King. Bu listeyi binlere çıkarabilirsiniz.

Kırmızı tansiyonu yükseltir ve kan akışını hızlandırır. ‘Peki boğalar niye kırmızı renge saldırıyor?’cevabı ise ilginç; maymunların dışında, araştırılan hayvanların hemen hepsi siyah-beyaz görmektedir. Yani boğalar da renk körüdür. Kırmızıya değil, kendilerine sallanan koyu renkli beze saldırırlar.

YEİİL

Yeşil, güven verir. O yüzden bankaların logolarında en çok tercih ettikleri iki renkten biridir. Yatak odası için de rahatlatıcı bir renktir. Batı’da büyük otellerin mutfaklarında duvar renginin, aşçıların yeniliklerini arttırmak için yeşile boyandığı söylenir.

Hastaneler de logo ve iç dizaynlarında yeşili tercih eder. Çünkü rahatlatıcı ve sakinleştiricidir. Tabiatı en çok hatırlatan renktir. Yeşil alanlarda insanların daha az mide ağrısı çektikleri tespit edilmiş. Sakız paketlerinde ve sebze satılan yerlerde de yeşil en çok tercih edilen renktir.

SİYAH

Siyah, gücü ve tutkuyu temsil eder. Hırsın da bir ifadesidir. Bizde ve Batı’da siyah, matemi simgelerken Japonya’da mutluluğun simgesidir. Fonda kullanıldığında karamsarlığı çağrıştırır. Işığı yok eder. Konsantrasyonu en çok getiren renktir. Einstein’in konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan bir odaya girip ve bu şekilde düşündüğü söylenir.

MAVİ

Freud, maviyi sakin diye niteler. Faber Birren ise tansiyonu düşürdüğünü söyler. Araplar ise mavi taşların kanın akışını yavaşlattığına inanırlar. Nazar boncuğu o yüzden mavi taşlıdır.

Sakinleştirici bir renktir, Batı’da bu etkisi yüzünden intiharları azaltmak için köprü korkuluklarını maviye boyarlar. Mavi ve özellikle lacivert kozmik bir renk olarak kabul edilir; sonsuzluğu, otoriteyi ve verimliliği çağrıştırır. Uluslararası toplantılarda tüm devlet başkanları lacivert takım elbise giyerler.

Dünyadaki firmaların yarısından fazlası logolarında maviyi kullanırlar. Aynı şekilde Bill Clinton, büyük jüriye ifade vermesinden önce mavi kravat takarak, altın bronz karışımı bir şekil ve rengi kullandığını hatırlayın. Daha çok altını ve parayı çağrıştırır çünkü.

MOR

Mor, nevrotik duyguları açığa çıkardığı, insanları bilinçaltında korkuttuğu tespit edilen bir renk.

PEMBE

Pembe giyenlere, hizmetlerinden dolayı ödeme yaparken kendimizi daha rahat hissettiğimizi tespit etmişler. İngiltere’de Boots ve Marks and Spencer mağazalarında tüm tezgahtarların pembe gömlek giydiği bilinir.

SARI

Sarı, geçiciliğin ve dikkati çekiciliğin ifadesidir. O yüzden tüm dünyada taksiler sarıdır. Dikkat çeksin ve geçici olduğu bilinsin diye.

Araba kiralama firmaları logolarında hep sarıyı kullanırlar. ‘Ürün geçici, lütfen geri getirin’ demek istiyorlar. O yüzden dünyada hiçbir banka ambleminde bildiğimiz sarıyı kullanmaz. (Portakal ve bronz ya da bakır kimi zaman yer alabilir) Paranın geçici değil, kalıcı olmasını isterler. Türkiye’de sarıyı logosunda baskın bir renk olarak kullanan tek banka, devlet bankası Vakıfbank’tır.

BEYAZ

Beyaz, istikrarı, devamlılığı ve temizliği simgeler. Bu yüzden üzerinde fazla şaibeler olanların, beyaz ağırlıklı kıyafetleri seçmelerinde yarar var. Beyaz elbiseler, sizin temiz olduğunuz imajını verir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. gelir, irat; çoğ. devlet tahvilatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir sömürgede veya himaye altında bulunan bir memlekette hami devlet mümessilinin ikametgâhı; doktorluk ihtisas devresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. oturan, sakin, mukim; yerleşmiş; aslında bulunan; gelip geçici olmayan (kuş); i. bir yerde oturan kimse, yerli; bir sömürgede veya himaye altında bulunan bir memlekette hami devlet mümessili.

Türkçe Sözlük

(RESM) (I. A.) (c. rüsûm). 1. Yazma, çizme. 2. Eser, nişan, alâmet: Resmi kalmış. 3. Şekil, suret: Gül resmi. 4. Tertip, plan, taslak: Yapılacak mektebin resmini çizmek. 5. Elle yapılan tasvir: Rafael’ln yaptığı resimler meşhurdur. 6. Tasvir yapmak san’atı: Resim öğreniyor. 7. Fotoğraf: Resmimi aldıracağım. S. Tarz, tertip, usûl: Bu resimde yapılır. 9. Adet, tavır: Feleğin resmi böyledir! 10. Alay, tören: Askerin geçit resmi (bu mânâ ile cem’i yerine «merâslm» kullanılır). 11. Devletçe ve devlet namına edilen hareket ve söylenilen söz: Resmin dışında bir İş. 12. Vergi, bir maldan hazinenin aldığı hisse, teklif, bac: Gümrük resmi, uuz resmi (bu mânâ ile cem’i «rüsûm» un cem’i olarak «rüsûmât da kullanılır). Resm-i selim = 1. Askerin kumandana ve devlet büyüklerine yaptığı tören. 2. Bir geminin diğerine karşı yaptığı saygı gösterisi. Resm-I geçit (yanlış bir terkiptir) = Askeri birliklerin törenle geçmesi. Resm-1 kabûl = Kabûl resmi, resepsiyon. Resm-I küşâd = Açılış merasimi.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Devlet namına, devlet tarafından, devletçe, resmi şekilde. 2. mec. Adet yerini bulsun diye, içten gelmeyerek görünüşte: Resmen iyi kabûl gösterdiyse de memnun olmadığını anladım.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. resmiyye). 1. Devlet tarafından veya devlet namına olan: Resmi ilân. 2. Alayla ve törenle yapılan: Resmi bir karşılama. 3. Adet yerini bulsun diye yapılıp aslında samimi olmayan: Resmi bir söz söyledi. Hendese-i resmiyye = Düzlem geometri, zıddı: Hendese-I mücesseme.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Devletle ilgili olan. 2.Törenle yapılan. 3.Çok ciddi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dönme, devir; bir cismin bir merkez etrafında dönmesi; bir gezegenin güneş etrafında dönmesi; devir süresi, devre; inkılâp, devrim, fikir devrimi, hal ve kıyafetlerin değişmesi; devlet yönetiminin tamamen değiştirilmesi; ihtilâl, isyan. revolution

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sadrâzam, vezirler ve bazı devlet ricâli tarafından belirli zamanlarda padişaha verilen hediyeler.

Türkçe Sözlük

(karagümrük dememeli) kaldırıldı (eskiden bazı devletlerin çeşitli eyaletleri arasında da gümrük alınabilirdi).

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (resm’in çokluğunun çokluğu). 1. Muhtelif malların devlete ait vergileri. 2. (müfret gibi) Gümrük idaresi.

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. rüteb). 1. Sıra, basamak, derece, pâye. 2. Miktar, derece: Bu rütbe çalışmak. 3. Devlet görevlilerine verilen pâye, derece.

Türkçe Sözlük

(SADR-I AZAM) (i. F„ Ar. sadr = baş, Azam = en büyük). Osmanlı devletinde önceleri veztr-l Azam denen başvezir, başbakan.

Türkçe Sözlük

(i.) (Almanya’nın Sachsen = Saksonya devletinin adından). Kışın soba ve limonluk içine alınan çiçek, ağaç vs. bitkilerin dikilip yetiştirildiği toprak, tahta, porselen vs. kap: Saksıda karanfil, portakal yetiştirmek. Saksıgüzeli = Kaya koruğuna benzer bir bitki.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Pâdişâhlık, hükümdarlık: Kanunî Süleyman Han kırk altı sene saltanat sürdü. 2. Devlet, hükümet. 3. Debdebe, tantana.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. sâmâniyye) (c. F. sâmâniyân). Sâmân devletine mensup ve bu devletle alâkalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tasdik, teyit; müeyyide; kanuna itaatsizlik cezası; gen., çoğ. milletlerarası bir kanunu çiğneyen devlete karşı diğer birkaç devletin birleşerek aldık ları zorlatıcı tedbir; f. tasdik etmek, teyit etmek, tasvip etmek.

Türkçe Sözlük

(i.). Sandalyası olmayan. Sanda lyasız nâzır, bakan = Devlet bakanı.

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Devletçe harcanan paraların hesaplarını kontrol eden yüksek heyet, dîvân-ı muhâsebât.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emniyet, güvenlik; korkusuzluk; kefalet, teminat; rehin, emanet, depozito; kefil; emniyet tedbirleri; çoğ. tahviller, senetler. Security Council Güvenlik Konseyi. security risk A.B.D. devlet memuriyetinde veya milli güvenliği ilgilendiren bir işte ç

Türkçe Sözlük

(i. A.). Elçilik, elçi vazifesi: Sefâretle Avrupa’ya gitmişti. 2. Bir yabancı devlet nezdinde bulunan sefirin unvanı, sıfatı ve yeri, elçilik: Paris sefâreti.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. esfâr). 1, Yolculuk, seyahat. 2. Harbe gitme, muharebeye gidiş. 3. Muharebe, harp, bir devletin diğer bir devletle muharebe ve çatışma hâlinde bulunması: Rusya seferinde. 4. Askerin harbe, muharebeye hazır bulunması, mukabili: hazer. Hazerde ve seferde. 5. (Türkçe) defa, kere, nöbet: Bu sefer affettim. Bir daha yapmıyacaksın. Sefertası = Yolculukta yemek taşımaya yarayan ve tabak yerine kullanılan kaplar takımı.

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. sefer = harb, Fars. bürden = almak). 1. Harbe sevkolunmuş veya olunmak üzere hazırlanmış (asker). 2. Diğer bir devletle muharebe etmekte bulunan veya muharebe etmek üzere hazırlanmış olan (devlet): Filân devlet ordusunu seferber hâline koydu. Seferber bulunan asker, ordu.

Genel Bilgi

MARİFETNAMEDEN

• Başın üst kısmının seğirmesi: İyi bir makam ve mevkiden haber verir.

• Başın ön tarafının seğirmesi: İyi bir devlet bulmaya işarettir.

• Başın yan tarafının seğirmesi: Sağı ve solu hayırlı eyler.

• Alnın seğirmesi: Sağda ise eğlence – Solda ise habere işarettir.

• Kaşın seğirmesinden: Sağ ve sol her yer dostlukla dolar.

• Kaşın ortası seğirirse: Sağı zevk – solu kederdir.

• Dil seğirirse: sağı hüzün – solu coşkunluktur.

• Gözün dışı seğirirse: Sağda kötüleme – Solda ziynettir.

• Gözbebeğinin seğirmesi: sağ gözde olursa sıkıntı - solda sevinçtir.

• Göz kuyruğunun seğirmesinde: sağ göz için sevinç - solda maldır.

• Gözün altı seğirirse: Sağdaki iyiliğe – soldaki mevkiye alamettir.

• Yanağın seğirmesi: sağda olursa hayır – solda olursa mala işarettir.

• Burundaki seğirme: sağ tarafta kahır – sol taraftaki mevkiye alamettir.

• Dudağın üst kısmındaki seğirme: Sağda olursa rızık – solda şenliktir.

• Dudağın uç kısmının seğirmesi: Sağda zarar – solda esenliktir.

• Dudak altının seğirmesi: Sağda ve solda daima güzellik alametidir.

• Seğiren çene: Sağda eğlence – solda güzellik işaretidir.

• Kulağın seğirmesi: Sağda ve solda güzel habere işarettir.

• Boğazın seğirmesi: sağda mala – solda üzüntüye işarettir.

• Arka omuzların seğirmesi: Sağda üzün – solda keder alametidir.

• Kol pazularının seğirmesi: Sağda olursa rızık – solda olursa mala çıkar.

• Bilek seğirirse: Sağda ve solda iyi habere işarettir.

• Kolların seğirmesi: Sağda kötüleme – solda ayıptır.

• Elin bilekleri seğirirse: Sağda mala – solda meşakkate delildir.

• Elin sırtı seğirirse: Sağdaki üzüntüye soldaki şerefe alamettir.

• Avucun seğirmesi: Her ikisinde de rızık ve mala işarettir.

• Başparmak seğirmesi: Sağda yük – solda üzüntüdür.

• Şahadet parmağı titreyip seğirirse: Sağ ve solda yeni sebeplere çıkar.

• Ortak parmak seğirirse: Sağda olursa üzüntü – solda olursa neşedir.

• Serçe parmak seğirirse: Sağda makam – solda gam işaretidir.

• Yüzük parmağının seğirmesi: Sağda mal – solda hayır.

• Göğüs seğirmesi: Sağda hüzün – solda sevinç olur.

• Meme seğirmesi: Sağda makam – solda sevinç işarettir.

• Karnın seğirmesi: Sağda kavuşma – solda neşedir.

• Göbek seğirmesi: Sağda üzüntü – solda esenliktir.

• Böğür seğirmesi: Sağda mevki – solda rızık alametidir.

• Oyluğun seğirmesi: Sağda güzellik - solda oğul işarettir.

• Kasık seğirmesi: Sağda olursa cima – solda yolculuktur.

• Husyelerin seğirmesi: Sağda çocuk doğumuna – solda kedere işarettir.

• Makatın seğirmesi: Sağda mal – solda yola işarettir.

• Baldır seğirmesi: Sağda olursa eğlence – solda yolculuk işaretidir.

• Diz seğirmesi: Sağda üzüntü – solda sevinç alametidir.

• Diz altı seğirmesi: Sağda yola – solda kedere çıkar.

• Bacak seğirmesinden: Sağda mal – solda mevki görünür.

• Sırtın ortasının seğirmesi: Sağda yol – solda erzak işaretidir.

• Karın arkasının seğirmesi: Sağda mal – solda ayrılık alametidir.

• Topuğun seğirmesi: Sağda mal – solda yolculuk alametidir.

• Ayak arkasının seğirmesi: sağda hüzün – solda esenliğe çıkar.

• Elin kemiği seğirmesi: Sağda yolculuk – solda mal demektir.

• Avuç seğirirse: Sağda yola - solda şeref kazanmaya delildir.

• Başparmak seğirmesi: Sağda mal – solda murada çıkar.

• İkinci parmak seğirmesi: Sağda ve solda iyi habere işarettir.

• Ortak parmaklar seğirirse: Sağda ve solda çekişmeye sebep olur.

• Yüzük parmağı seğirirse: Sağda çekişme – solda sevinç vardır.

• Küçük parmak seğirirse: Sağda ve solda rızık ve mal demektir.

Eğer bir yerin seğirirse bak ve bu söylediklerimizi hatırla ve şüpheye düşmeden inan.

Bir damar yerinden oynuyorsa onu hareket ettiren mutlaka ALLAHU Tealadır.

Damarın sana vermek istediği işareti anla ve arkasından gelecek olanı bekle.

Erzurumlu İbrahim HAKKI Hazretleri (Kuddise Sirruh)

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sihâm, eshâm). 1. Ok, yayla atılan ucu sivri demirli kamış (bu mânâ ile birinci cem’i kullanılır). 2. Hisse, pay, Ar. nasîb, Fars. behre. 3. Devlet tarafından ikraz olunan paraya mukabil alınan resmi senet (bu mânâ ile ikinci cem’i kullanılır).

Yabancı Kelime

İng. secularism

fel. dünyacılık

Bireysel katılımı önemli gören, dinin devletten ayrı ve özerk olmasını savunan öğreti.

Türkçe Sözlük

(hi.). Selçukoğulları (devlet ve hânedânı) na ait.

Türkçe Sözlük

(I.). t. Cömert. 2. Eskiden kazaskerlik pâyesini alanlara ve «devletlû» unvâniyle beraber şeyhülislâma verilen resmî unvandı.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Yemişler, meyvel(Erkek İsmi) Faydalar, veriml(Erkek İsmi) 2.Neticel(Erkek İsmi) 3.Devlete ait mülklerden alınan vergil(Erkek İsmi)

Türkçe Sözlük

(i. «sermek» ten). 1. Serilen ve yayılan şey. 2. Satılmak üzere yere serilmiş eşya, meyve vesaire ve bunların serildiği yer: Karpuz sergisi. 3. Fuar, Fr. exposition: Paris’in 1900 sergisi. 4. Devlet hazinesinde karşılığında para verilmek üzere muvazene usûlünce düzenlenmiş olan senet. 5. mec. Yorgunluktan serilip yayılmış: Sergi oldum.

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Erkek İsmi) - Hudut, sınır, sınırbaşı; iki devlet arasındaki sınır boyu. - Türk dil kuralına göre “d/t” getirilerek de kullanılır.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hudut başı, iki devlet arasındaki hudut boyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hizmetçi, uşak; köle, kul; besleme, yanaşma. servant boy uşak. servant girl hizmetçi kız. fellow servant kapı yoldaşı. public servant memur, devlet memuru. your humble servant, your obedient servant bendeniz, kulunuz.

Türkçe Sözlük

(ŞEYHU’L-İSLAM) (halk dilinde: ŞEHİSLAM) (i. A.). Osmanlı devletinde ulemanın başı. Diyanet işleri, eğitim ve adliyenin en büyük Amiri ve sadrâzam’dan sonra devletin ikinci görevlisi idi. (bk.) Meşihat.

Türkçe Sözlük

(hi. tes. A.). İki Sicilya; Sicilya ve Napoli krallıklarından müteşekkil eski Güney İtalya devleti.

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasf» tan) (c. sıfât). 1. Bir kişi veya bir şeyin hâli: Fazilet insana yakışır sıfatların en iyisidir. 2. İnsanın bir iş ve harekette bulunmaya salâhiyet kazanmak için takındığı hâl veya unvan. 3. Şekil, çehre, beniz, dış görünüş: Onun ne adam olduğu sıfatından bellidir. 4. (gramer) Kendi kendine var olmayıp bir kişi veya şeye Arız olan bir durumu gösteren kelime: Ak, kara, büyük, küçük, ağır, hafif, Alim, câhil kelimeleri sıfattır (sıfatlanan isme «mevsûf» denir). Sıfat-ı resmiyye = Bir adamın devlet ve hükümetçe taşıdığı görev ve mevki; Onun bir resmî .sıfatı var mıdır?

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Silâhlı, silâh taşıyan adam. 2. Cengâver, savaşçı adam. 3. Eskiden hükümdar ve devlet büyükleri hizmetinde görevli muhafız.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sükut ve düzeni korumakla görevli kimse, mübaşir; Roma imparatorluğu'nda devlet sırlarını saklamaya ant içmiş memur veya müşavir.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Arslan, Ar. esed, Şİr-1 Huda, Ar. Esedu’llah = Hazret-i Alî. Şîr-i ner = Erkek arslan. Şîr-ü hurşîd = Arslan ile Güneş. İran devletinin bir nişenı ve bayrağındaki senbol.

Türkçe Sözlük

(i.). Siyâdet, seyyidlik lakabı. Devletiû siyâdetlû = Osmanlı protokolünde Mekke şerifine verilen unvan.

Türkçe Sözlük

(SİYASET) (i. A.). (Kemalpaşazâde’ye göre: Tyasa’dan). 1. Hükümet ve devlet idaresi, politika. 2. Şiddetli ceza. 3. Ölüm cezası: Siyâsete uğramak. 4. Hükümet etmek: Siyasetçe böyle yapmak lâzımdır. 5. Devletlerarası münasebet ilmi, diplomasi. (Bu mânâsı Türkçe’ye mahsustur). Erbâb-ı siyâset = Politikacı. Meydân-ı siyâset = İdam yapılan yer.

Türkçe Sözlük

(i.). Filistin’de bağımsız bir Yahudi devleti meydana getirmek ve yayılmak istiyen Yahudilik akımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rica eden kimse, aracı; devlet dairesinde hukuk müşaviri; İng. davavekili. Solicitor General başsavcı, müddeiumumi.

Türkçe Sözlük

(i.) (uy. k.). Sömürgeci devlet tarafından sömürülen ülke, müstemleke.

Yabancı Kelime

Fr. socialisme

top. b. toplumculuk

Toplumsal refahı devlet inisiyatifinin getireceğini savunan, işçilerin yönetime katılmalarına ağırlık veren, hür teşebbüsü devletin ve sendikaların baskısı altında tutmaya çalışan, telkin ve propagandalarını eğitim, tarım ve vergi reformları üzerinde yoğunlaştıran siyasi öğreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. hal, vaziyet, durum, keyfiyet; debdebe, tantana, ihtişam; devlet; hükümet; eyalet; memleket; s. devlete ait; resmi; siyasi. state bank (A.B.D.) bir eyaletin müsaadesi altında çalışan banka; devlet bankası. state college eyalet üniversitesi. stat

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devlet idaresi, devletçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -men) devlet adamı, devlet işlerinde tecrübeli ve bilgili olan kimse. statesmanlike, statesmanly s. devlet adamına yakışır, akıllı ve tedbirli. statesmanship i. hükümet idaresinde hikmet ve cömertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., pol. devletçilik taraftarı, devletçi; istatistik uzmanı.

Yabancı Kelime

Fr. subvention

ekon. destekleme

Devletçe yapılan para yardımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imdadına yetişme, vardım; devletten alınan tahsisat.

Türkçe Sözlük

(SÜDAN) (i. A.). 1. Zenciler. 2. Orta Afrika’da büyük bir ülke ki, doğusu Araplar’la meskûn ve bugün Sudan adındaki devleti teşkil etmektedir. Batı Sudan’a ise bugün «Mali» denmektedir ve bu devlette zenciler yaşar.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süper devlet; geniş kapsamlı elektrik şebekesi.

Türkçe Sözlük

(i. A.). Müzakere yeri, meclis, divân. ŞOrây-ı Devlet = Danıştay. Dâr-ı Ş0rly-ı Askerî = Yüksek Askerî Meclis.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Para kesesi. 2.Hediye. 3.Osmanlı devletinde halifelik makamınca Mekke ve Medine fakirleri ile alimlerine gönderilen para.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Çarhacı askeri. 2. Gemiye müsait rüzgâr. 3. Ortaçağ İslâm devletlerinde büyük devlet dâirelerinden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hükümdar; başka memleket üzerinde hüküm süren devlet. suzerainty i. hükümdarlık.

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Asya’da, Çin’in batısında yer alır.

Coğrafi konumu: 39 00 Kuzey enlemi, 71 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Asya.

Yüzölçümü: 143,100 km².

Sınırları: toplam: 3,651 km.

sınır komşuları: Afganistan 1,206 km, Çin 414 km, Kırgızistan 870 km, Özbekistan 1,161 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: İç kısımlarda kıtasal, Pamir dağlarında yarı çöl ve kutupsal iklim görülür.

Arazi yapısı: Pamir ve Alay dağları yer şekillerini oluşturur; Fergana Vadisi kuzeyde, Kofarnihon ve Vakhsh vadileri güneybatıda yer alırlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Syrdariya 300 m.

en yüksek noktası: Ismail Samani Zirvesi 7,495 m.

Doğal kaynakları: Hidro enerji, petrol, uranyum, cıva, kömür, kurşun, çinko, antimon, tungsten, gümüş, altın.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %6.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %25.

Ormanlık arazi: %4.

Diğer: %65 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 6,390 km² (1993 verileri).

Coğrafi Not: Kara ile çevrili.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 6,578,681 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.12 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -3.49 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 116.09 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 64.18 yıl.

Erkeklerde: 61.09 yıl.

Kadınlarda: 67.42 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 4.29 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 den az (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 100 den az (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (1999 verileri).

Ulus: Tacik.

Nüfusun etnik dağılımı: Tacik %64.9, Özbek %25, Rus %3.5, diğer %6.6.

Din: Sünni Müslüman %80, Sii Müslüman %5.

Diller: Tacikce (resmi), Rusça.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.

erkekler: %99.

kadınlar: %97 (1989 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Tacikistan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Tacikistan.

Yerel tam adı: Jumhurii Tojikiston.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Duşanbe.

Bağımsızlık günü: 9 Eylül 1991 (Sovyetler Birliğinden).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 9 Eylül (1991).

Anayasa: 6 Kasım 1994.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasy

Türkçe Sözlük

(TAHSİL) (i. A. «husûl» den masdar) (c. tahsîlât). 1. Hâsıl etme, husûle getirme, ele geçirme, kazanma. 2. Vergi veya gelir toplama. 3. İlim ve bilgi edinme, okuyup öğrenme. 4. (cem’i). Devlet gelirlerinin toplanması.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Devletin vergilerini veya bir gelir sahibinin gelirlerini toplayan.

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Devletin bazı organlarının, Sayıştay’ın murakabesinde olmayan ve genel bütçede görünmeyen harcamaları.

Finansal Terim

(Bond)

Devletin 1 yıl, anonim ortaklıkların en az 2 yıl ve daha uzun vadeyle, ödünç para bulmak amacıyla, itibari kıymetleri eşit ve ibareleri aynı olmak üzere çıkardıkları borç senetleridir.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Tıpta kanı silmek, durdurmak için kullanılan gaz bezi topağı 2. Otomobil ve vagonlarda çarpışma tesirini azaltacak tertibat. Tampon devlet — İki ülke arasında bulunan devlet.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sabah yıldızı, zühre, venüs, yol. Tarık b. Ziyad (Öl. Şam 720): Berberi asıllı İslam komutanı. Cebeli Tarık’ı geçip İspanya’yı fethetti. İslam egemenliğini sağlayıp Endülüs İslam Devleti’nin kurulmasını sağladı.

Türkçe Sözlük

(L A. F ). Abbâsî imparatorluğunun yıkılmasından sonra İslâm Aleminde teşekkül eden küçük devletler.

Türkçe Sözlük

(TAZMİN) (i. A. «zımn, zımân»dan masdar) (c. tazmînât). I. Sebep olduğu zarar ve ziyanı ödeme: Arabanın camını kıran yolcu, tazmin etmeye mecburdur. 2. (edebiyat) Başkasının seçilmiş ve meşhur bir sözünü yahut bir mısrâ ve beytini kendi söz veya şiirine alma. Tazminât-ı harbiyye = Harpte yenilen devletin galip devlete ödediği savaş tazminatı.

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m tâbî) Bir devletin hükmünde bulunan: Fransa tebeası (dilimizde bazen müfred gibi dahi kullanılıyorsa da, ekseriya müfredi «den» edâtı ile ifade olunur: Fransa tebasından bir adam).

Türkçe Sözlük

(i. A. «devi, devlet» ten) (c. tedâvülât). Elden ele gezme, dolaşma, kullanma, geçerli olma: Bu memlekette hangi para tedâvül ediyor?.

Türkçe Sözlük

(i. A. «külfet» ten) (c. teklîfât, tekâlif). 1. Birinden zahmetli ve diğeri hakkında faydalı bir iş isteme, böyle bir iş veya şartın kabûlünü yükletme: Bana, yapamıyacağım bir iş teklif ediyor; bu, ağır bir tekliftir; bana bu teklifi etmeyin, bunu teklif etmeyin. 2. Yabancıya edilen muamele, yakın ve lâubâli olmayanlara yakışır resmî muamele: Teklifle kabûl etmek, aramızda teklif yoktur. 3. Şeriat veya devlet düzeninin herkese yüklediği vazife veya ödenmesini emrettiği meblâğ, vergi (bu mânâ ile ekseriya cem’i, tekâlîf kullanılır).

Türkçe Sözlük

(TEMETTÜ’) (i. A. «metâ» dan) (c. temettuât). Kâr etme, fayda görme. Temettü vergisi = Herkesin kazancıyla mütenasip olarak devlete verdiği vergi, gelir vergisi. Hisse-i temettü = Bir şirket hissesine isabet eden kâr, Fr. dividende.

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.). Dini benimseyen ve Tanrı adına hüküm sürer devlet şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) karaya veya araziye ait; belirli bir bölgeye ait; Birleşik Amerika'da devlet teşkilatına girmemiş bölgelere ait; bölgesel savunma için hazırlanmış askeri kuvvetlerle ilgili. territorial acquisitions ilhak olunmuş topraklar. territorial army ana vat

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) toprak, arazi, memleket; bir devlete ait üIke; başka devletin hükmü altında bulunan memleket; (bh) eskiden Birleşik Amerika'da henüz devlet teşkilâtına girmemiş ancak merkezi hükümet tarafından atanan bir vali idaresindeki bölge.

Türkçe Sözlük

(i. A. «şeref» ten) (c. teşrîfât). T. Şereflendirme, şeref verme. 2. Gitme, gelme, Ar. kudüm, vürûd, azîmet: Nereye teşrif ediyorsunuz? Teşrifiniz nereye (kelimeyi dilimize mahsus olan ve asıl mânâsından büsbütün ayrılmış bulunan bu mânâda kullanırken «nereyi teşrif ediyorsunuz?» demek yersizdir). 3. (c.) Teşrîfât: Devlet erkânı ve kordiplomatiğin resmî günlerde sıra ve sınıflara göre kabûl şekilleri, protokol.

Türkçe Sözlük

(i. A. «zuhûr» dan), t. Birbirine karşı görünme, ortaya çıkma: İki devletin donanmaları tezahür etti; hastalığın belirtileri tezahür etti. 2. Birbirine arka verme, yardımlaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üçüncü sınıf adi.Third World süper devletlerle siyasal ilişkisi gelişmemiş ülkeler, üçüncü Dünya.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eflatun'un fikrine göre şeref ve azametin hâkim prensip olduğu devlet; Aristo'ya göre şeref rütbelerinin servet derecelerine göre verildiği devlet idaresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden Amerika Birleşik Devletleri'nde faaliyet gösteren gizli Çin örgütü; A.B.D. aile

Türkçe Sözlük

(i,). 1. Tanzimat ordusunda topçu sınıfını içine alan müstakil teşkilât. Tophâne-i Amire Müşiri = Tanzimat’tan sonra bu dairenin başı olan mareşal ki, hükümet üyesi sayılırdı. 2. Devlete ait top fabrikası. 3. İstanbul’da vaktiyle tophanenin bulunduğu semt: Tophane.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Muhalefete hiçbir hak tanımadan bütün vatandaşları devlet otoritesinin hizmetinde ve emrinde toplayan idare sistemi: Rusya’da totaliter bir rejim vardır.

Türkçe Sözlük

Ticareti yapılan bitki ve hayvanların ticaret kayıtları analizi. Doğal yaşam ve doğal yaşam ürünlerinin küresel ticaretini denetleyen uluslararası kurum. Kurum özellikle CITES anlaşmasının düzenlemeleri konusunda çalışmakta ve devletlerin CITES hükümlerine uyup uymadıklarını denetlemekte, bu yasaların daha düzgün uygulanması için baskı oluşturmaktadır.

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tüccar malının bir devletten gelip diğer bir devlete gitmek üzere bir üçüncü devletten geçmesi: Transit malı, transit tüccarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Ürdün (devleti).

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hıyanet, hainlik; devlete karşı hainlik. high treason hükümdara karşı hıyanet.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. devlete hıyanet kabilinden. treasonableness i. hıyanet. treasonably z. haince.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -virs, -viri) en yüksek hükümet mevkiini eşit olarak elde tutan üç devlet başkanından biri. triumvirate i. üç kişinin bir arada devlet başkanı olması, triumvirlik; üçler grubu.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Ak doğan, çakırdoğan, yırtıcı kuşlardan bir kuş (Bin kez öldürür, bir tanesini yer). 2.Selçuklu Devleti’nin kurucusu, Tuğrul Bey.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Büyük küme. 2. On bin (10.000). 3. iran’da on bin akça değerinde altın sikke. 4. Eski Türk devletlerinde 10.000 kişilik birlik. 5. Fırka, tugay’la kolordu arasında askerî birlik. Mîr-i tuman = İran’da korgeneral. Tümen tümen = Binlerce, on binlerce.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski İranlılara göre Türk ülkesi. Bütün Türkler’in ve Turan kavimlerinin birleşmesiyle meydana gelecek devlet.

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Asya’da, Hazar Denizi kıyısında, İran ile Kazakistan arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 40 00 Kuzey enlemi, 60 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Asya’da.

Yüzölçümü: 488,100 km².

Sınırları: toplam: 3,736 km.

sınır komşuları: Afganistan 744 km, Iran 992 km, Kazakistan 379 km, Özbekistan 1,621 km.

İklimi: subtropikal çöl iklimi.

Arazi yapısı: Kuzeyde dağlar ve kum çölleri, İran sınırında alçak dağlar, batıda hazar denizi yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Vpadina Akchanaya -81.00 m.

en yüksek noktası: Gora Ayribaba 3,139 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğala gaz, kömür, sülfür, tuz.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %3.

daimi ekinler: %0.

Otlaklar: %63.

Ormanlık arazi: %8.

Diğer: %26 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 13,000 km² (1993 verileri).

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 4,603,244 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.85 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -1.04 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 73.25 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 61 yıl.

Erkeklerde: 57.43 yıl.

Kadınlarda: 64.76 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 3.58 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: 100 den az (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (1999 verileri).

Ulus: Türkmen.

Nüfusun etnik dağılımı: Türkmen %77, Özbek %9.2, Rus %6.7, Kazakistanlı %2, diğer %5.1 (1995).

Din: Müslüman %89, Doğu Ortodoks %9, diğer %2.

Diller: Türkmence %72, Rusça %12, Özbek %9, diğer %7.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.

erkekler: %99.

kadınlar: %97 (1989 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: kısa şekli: Türkmenistan.

Eski adı: Türkmen Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Aşkabat.

İdari bölümler: 5 vilayet: Ahal (Ashgabat), Balkan (Nebitdag), Dashhowuz (eski Tashauz), Lebap (Charjew), Mary.

Bağımsızlık günü: 27 Ekim 1991 (Sovyetler Birliğinden).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 27 Ekim (1991).

Anayasa: 18 Mayıs 1992.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), IOC (Uluslararası Oli

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Memleket. 2. Bir devletin idaresi altında bulunan yer.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Bir devletin egemenliği altında bulunan yerlerin tümü. 2.Yurt, vatan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Türkçe Sözlük

(i. L.). Bir devlet tarafından, bir anlaşmazlık karşısında, diğer devlete yapılan son ve kesin ihtar ki, kabul edilmemesi savaşa yol açabilir.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Orhun yazıtlarında geçen, çocukları ve hayvanları koruduğuna inanılan Tanrıça. 2.Devlet kuşu. - İsim olarak kullanılmaz.

Türkçe Sözlük

(hi. A. coğrafya). 1. Güneydoğu Arabistan’da bir ülke ve devlet. 2. Hind Okyanusu’nun Arabistan yarımadasının güneyini örten parçası olan deniz. 3. Deniz, büyük deniz, okyanus.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Amerikan iç savaşı zamanmda Kuzey hükümetine bağlı olan; i., (the) ile Amerika Birleşik Devletleri; (eski) Güney Afrika Birliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birleşmiş, birleşik; ittifak halinde; ahenkli. United Arab Republic Birleşik Arap Cumhuriyeti (Mısır'ın resmi adı). United Kingdom Britanya Krallığı United Nations Birleşmiş Milletler. United States of America Amerika Birleşik Devletleri. unitedly

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Orta Asya’da büyük devlet ve uygarlık kurmuş, yazılı anıtlarla sanat yapıtları bırakmış olan bir Türk ulusu. 2.Uygar, medeni. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Bir devletin tâbiiyetinde bulunan kimse, tab’a.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Vuku bulan hâl, geçen macera, hâdise, olay, olmuş hâl. 2. Harb, cenk, mesele (Arapça’da bir kere düşüş demek olup, pek bu mânâlara gelmediğinden, vâkıa veya vakîa’dan galat olsa gerektir) Vak’a-nüvîs = Osmanlı imparatorluğu zamanında, meydana gelen vakaları yazmaya memur resmî devlet tarihçisi.

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müfredi vâride bu mânâ ile kullanılmaz). T. Bir şahıs veya ailenin her türlü gelirinin bütünü: Vâridatı idaresine kâfidir, vâridat sahibi. 2. Bir devletin, vergi vesaireden senede aldıklarının bütünü ki, bütçesinin gelir kısmını teşkil eder. 3. Akla gelen şeyler, Ar. sânihât: Vâridât-ı zihniyye (bu mânâda az kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). 1. italya’nın kuzey doğusunda bir şehir. 2. Eski Venedik devleti.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Veriş, Fars. dâd, Ar. atıyye, ihsan: Vergisi çoktur. 2. Devlet hazinesine ödenen para, Ar. resm.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Osmanlı devletinde, askeri ve idari en yüksek derece olan vezirlik rütbesinde olan kimse.

Türkçe Sözlük

(i. A. «vezâret» ten) (c. vüzerâ). 1. Hükümdarın vekili olup devlet işine bakan zat, sadrâzam. 2. Hükümet Azası, vekil, bakan. 3. Osmanlı devletinde mareşale eşit en yüksek sivil rütbe.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika Birleşik Devletlerindeki eyaletlerden biri. Virginia creeper frenk asması, bot. Parthenocissus quinquefolia. Virginia reel bir Amerikan halk dansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Al. bir devletin dünya siyaseti; milletlerarası politika.

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski Türk devletlerinde “hükümdar” anlamında kullanılan bir unvan.

Genel Bilgi

Televizyondan veya gazetelerden, bizde pek olmasa da ABD’de polis sorgulamalarında gerektiğinde bir sanığın yalan makinesine bağlanarak, doğruyu söyleyip söylemediğinin kontrol edildiğini görmüş veya okumuşsunuzdur. Hatta ABD’de FBI veya CIA gibi çok önemli devlet görevlerine alınmaya aday memurlara da bu test uygulanmaktadır.

‘Polygraph’ denilen bir alet ile sanığa 4-6 adet sensör bağlanır. Bu sensörlerden gelen çeşitli sinyaller, dönmekte olan bir kağıdın üzerine grafik olarak kaydedilir. Bu sensörlerle sanığın, o Nefes alış hızı. o Nabzı. o Kan basıncı (tansiyonu). o Terleme miktarı. kayda alınır. Bazı yalan makinelerinde kol ve bacak hareketleri de kaydedilir.

Yalan makinesi testi başladığında, sanığa önce 3 veya 4 basit soru sorulur. Bu şekilde sanığın verdiği sinyallerin düzeni öğrenilir. Daha sonra gerçek sorular sorulmaya başlanılır ve sinyaller kayda alınmaya devam edilir.

Test süresince ve sonrasında bir uzman grafikleri sürekli kontrol altında tutarak, hangi sorularda sinyallerin değiştiğini tespit eder. Kalp atışının hızının artması, tansiyonun yükselmesi ve terleme genellikle yalan söylemenin belirtileridir. İyi eğitilmiş bir uzman grafiklere bakınca nerede yalan söylendiğini derhal anlayabilir.

Her şeye rağmen, insanların soruları yorumlamaları ve tepkileri farklı olduğundan, yalan söylerken farklı davranabildiklerinden, bu test mükemmele ulaşmış değildir, bazen yanıltıcı olabilir ve kesin delil kabul edilmez.

Genel Bilgi

Televizyondan veya gazetelerden, bizde pek olmasa da ABD’de polis sorgulamalarında gerektiğinde bir sanığın yalan makinesine bağlanarak, doğruyu söyleyip söylemediğinin kontrol edildiğini görmüş veya okumuşsunuzdur. Hatta ABD’de FBI veya CIA gibi çok önemli devlet görevlerine alınmaya aday memurlara da bu test uygulanmaktadır.

“Polygraph” denilen bir alet ile sanığa 4 - 6 adet sensör bağlanır. Bu sensörlerden gelen çeşitli sinyaller, dönmekte olan bir kağıdın üzerine grafik olarak kaydedilir. Bu sensörlerle sanığın, • Nefes alış hızı.

• Nabzı.

• Kan basıncı (tansiyonu).

• Terleme miktarı. kayda alınır. Bazı yalan makinelerinde kol ve bacak hareketleri de kaydedilir.

Yaln makinesi testi başlasığında, sanığa önce 3 veya 4 basit soru sorulur. Bu şekilde sanığın verdiği sinyallerin düzeni öğrenilir. Daha sonra gerçek sorular sorulamya başlanılır ve sinyaller kayda alınmaya devam edilir.

Test sürsince ve sonrasında bir uzman grafikleri sürekli kontrol altında tutarak, hangi sorularda sinyallerin değiştiğini tespit eder. Kalp atışının hızının artması, tansiyonun yükselmesi ve terleme genellikle yalan söylemenin belirtileridir. İyi eğitilmiş bir uzman grafiklere bakınca nerede yalan söylediğini derhal anlayabilir.

Her şeye rağmen, insnların soruları yorumlamaları ve tepkileri farklı olduğundan, yalan farklı davranabildiklerinden, bu test mükemmele ulaşmış değildir, bazen yanıltıcı olabilir ve kesin delil kabul edilmez.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vaktiyle bir devlet adamının önünden gidip herkesin yaklaşmasını ve yolun üzerinde durmasını yasak eden görevli. 2. Sefir, konsolos vesaire muhafızı, kavas.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yeni asker mânâsıyle Osmanlı devletinde yaya bir sınıf asker. Yeniçeri ağası = Bu askerin başkumandanı. 2. mec. Zorba, zor ile bir şey yapmak isteyen.

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle yüksek devlet erkânının giydiği kırmızı tepeli sarık.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zimem). 1. Himaye, sahip çıkma, koruma mecburiyeti, birinin emniyetini taahhüt. Ehl-i Zimmet = Bir İslâm devletinin tâbiiyyet ve himayesinde bulunan Hıristiyan ve Yahudiler. 2 Uhde: Birinin üzerinde, elinde bulunan şey: Filânın zimmetinde şu kadar alacağım vardır; zimmetine para geçirmiş; Bu iş benim zimmetimdedir. 3. Bir adamın kendi üzerine geçirip ödemeye mecbur olduğu para, borç: Eski veznedarın hayli zimmeti çıktı. Tebriye-i zimmet = Üzerinde bir şey olmadığını isbat etme: O, tebriye-i zimmet etti. Tebriye-i zimmet mazbatası = Bir memurun işten ayrılmasında kendisine verilen ve hiçbir ilişiği olmadığını belirten mazbata. Beriyy-üz-zimme = Osm. tebriyye-i zimmet etmiş, ilişiksiz.

Türkçe Sözlük

(i. A. «zimmet» ten imens.) (mü. zimmiyye). Bir İslâm devletinin tabiiyyet ve himayesinde bulunan Müslüman olmayan kimse (ler).

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Alman devletleri arasında bir gümrük birleşmesi; k.h. herhangi bir gümrük birleşmesi.