Digital Media Port ne demek? | Digital Media Port anlamı nedir? | Digital Media Port

Digital Media Port anlamı nedir?

DIgItal MedIa Port ne demek?

DIgItal MedIa Port anlamı nedir?

DIgItal MedIa Port | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: digital media port

Teknolojik Terim

Kablosuz ve kullanımı kolay Digital Media Port (veya DM Port), PC’nizi, VAIO dizüstü bilgisayarınızı, MP3 çalarınızı ve diğer Bluetooth® etkin aygıtlarınızı BRAVIA TV’ye veya Sony ürünü ev sinema sistemine bağlar. TV’niz üzerinden en sevdiğiniz parçaları dinleyin veya bir dijital radyo istasyonuna ayarlayın ve salonu süper bir ses kalitesiyle doldurun. ATRAC, WMA, MP3 ve AAC dahil olmak üzere başlıca müzik dosyası biçimlerinin tümüyle uyumludur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

100 Hz teknolojisinin, bir kareden diğerine daha yumuşak geçiş sağlayan gelişmiş hali; titreşimi de ortadan kaldırır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Av köpeğine verilen «getir» emri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

On or towards the port or left side; said of the helm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put-in capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z).,(den). sol tarafa, sol tarafta, iskeleye, iskelede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eşit olarak bölmek, paylaştırmak, taksim etmek. apportionment (i). pay; paylaştırma, bölme, taksim, hisselere ayırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ABD). yanları açık garaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

13 yüzyılda ingiltere'nin deniz savunmasına yardım etmelerine karşılık kendilerine bazı haklar tanınan Güneydoğu ingiltere'deki beş liman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilhassa dini kitap satışına mahsus gezici kitapçılık. colporteur (i). seyyar kitap satıcısı; özellikle dinsel kitaplar satan veya dağıtan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). komedi artisti, komedyen; komedi yazarı comedienne(i). kadın komedi artisti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). davranmak; with ile uymak, uygun olmak. He comported himself well. iyi davrandı. The results comportwith our expectations. Netice beklediğimiz gibi oldu. comportment (i). davranış, hal ve gidiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yeni Loewe Concept serisinin İçinde 160 GB’lık sabit kaydediciye sahip versiyonu.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Avrupa’da (özellikle İngiltere) FM radyo sinyallerinin yerini alması beklenen bir standarttır. Bu yayın türü sayesinde, hem data hem de ses DAB uyumlu yazılımlar vasıtasıyla iletilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kanepe, sedir, divan; (ing). küçük yazıhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(t). hudut harici etmek. deport oneself davranmak, hareket etmek. deporta'tion (i). hudut harici etme. deportee' (i). hudut harici edilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tavır, davranış hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). parmağa ait, parmak gibi; on esaslı numara sistemine ait. digital computer çift rakamla kullanılan sayıcı hesap makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablosuz ve kullanımı kolay Digital Media Port (veya DM Port), PC’nizi, VAIO dizüstü bilgisayarınızı, MP3 çalarınızı ve diğer Bluetooth® etkin aygıtlarınızı BRAVIA TV’ye veya Sony ürünü ev sinema sistemine bağlar. TV’niz üzerinden en sevdiğiniz parçaları dinleyin veya bir dijital radyo istasyonuna ayarlayın ve salonu süper bir ses kalitesiyle doldurun. ATRAC, WMA, MP3 ve AAC dahil olmak üzere başlıca müzik dosyası biçimlerinin tümüyle uyumludur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Digital8, Video8 ya da Hi8 kasetleri oynatabilen, hatta i.LINK™ üzerinden dijital halde gösterebilen bir dijital kamera biçimidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yüksükotu, (bot). Digitalis purpurea; (ecza). yüksükotunun kalp kuvvetlendirici olarak kullanılan yaprağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). oynama, oyalanma, eğlenme; (f). oynamak, oyalanmak, eğlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nispetsizlik, fark. disproportional (s). nispetsiz olan disproportionally (z). nispetsiz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nispetsiz, gereğinden fazla, aşırı, ifrata kaçan, uymayan. disproportionately (z). nispetsizce. disproportionateness (i). nispetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ev içersindeki ağlarda kullanılan ve farklı firmalar tarafından üretilen elektronik cihazların bir standart dahilinde üretilip birbirlerine uyumlu hale getirilmesini amaçlayan birlik.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Video görüntülerini - her biri bir piksele karşılık gelen, binlerce minik aynadan yansıtarak ışık kaynağı olarak kullanan projektör teknolojisi.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Avrupa’da (özellikle İngiltere) FM radyo sinyallerinin yerini alması beklenen bir standarttır. Bu yayın türü sayesinde, hem data hem de ses DAB uyumlu yazılımlar vasıtasıyla iletilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

5.1 hoparlör sistemiyle bütün ses efektlerinin ve frekansların ayrı ayrı hoparlörlerden dağıtımı için Dolby firması tarafından geliştirilmiş ses sistemidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu biçimde kaydedilen film sesleri, beş ayrı surround ses kanalına ve özel efektler için bir ek subwoofer kanalına çözümlenebilir (5.1 çok kanallı surround ses).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Digital Plus, Dolby® Digital tabanlı yeni bir ses kodeki olup Blue-Ray ve HD-DVD gibi gelecek nesil diskler için kullanılacaktır. Dolby® Digital Plus, veri hızını 3 Mbps ve daha fazlasına genişletmeyi teklif ediyor. Ayrıca gelecekte geleneksel 5.1 kanal modelinin ötesinden 7.1 ayrı kanallara ya da daha fazlasına kanal genişletilmesine izin verme esnekliğine sahiptir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Digital 5.1 Surround Ses Oluşturucu, uyumlu cihazda oynatıldığında surround sesle anılarınızı tamamen üretmenize olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

6.1 Çoklu kanal surround sesi için fazladan bir orta kanal ekler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Örneğin DVD oynatıcıdan gelen Dolby® Digital ya da DTS® biçimi dijital ses sinyallerini, dijital surround ses için çok kanallı (5.1) sinyallere dönüştürme yeteneği sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Windows’un, seçmeli ve aboneliğe özel içerikleri bilgisayar, taşınabilir aygıt veya ağ aygıtlarında yürütmek üzere korumayı ve güvenle dağıtmayı olanaklı kılan esnek bir platform.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD oynatıcı ve diğer HDTV elemanları gibi, bir video kaynağını HDTV ya da HDTV monitörüne bağlamak için kullanılan bir dijital arayüzdür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Daha yüksek dinamik aralık sağlayan, parlak ve karanlık ayrıntıları koruyan bir dijital fotoğraf işleme sistemi. 16.384 seviye parlaklık ile 14 bit dxp, 12 bit sistemlere göre dört kat artış sağlar ve daha derin ve gerçekçi dijital görüntüler elde edilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. muvafık, uygun, mutabakat halinde, uyuşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihraç etme, ihracat; ihraç malı. export duty ihracat resmi. export license ihracat lisansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ihraç etmek, dışarıya mal göndermek, ihracat yapmak. exporta'tion (i). ihraç etme, ihracat; ihraç edilen mal. ex'porter (i). ihraç eden kimse, ihracatçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanılan bir çok TV sinyal standardı 50 Hz (ya da saniyede 50 kez) resim tazeleme hızını temel almaktadır. Bu tazeleme hızında resimlerde titreşim meydana gelebilir. Gelişmiş 100 Hz Digital Plus, hızlı hareket eden ayrıntılar içeren resimlerde bile daha net ve daha sorunsuz görüntü sağlayan gelişmiş Dijital Sinyal İşlemcisi ve Hareket Algılayıcısı kullanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kullanılan bir çok TV sinyal standardı 50 Hz (ya da saniyede 50 kez) resim tazeleme hızını temel almaktadır. Bu tazeleme hızında resimlerde titreşim meydana gelebilir. Gelişmiş 100 Hz Digital Plus, daha net, daha yumuşak bir görüntü sağlamak için tümleşik Dijital Sinyal İşlemcisini kullanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bükülebilen bir cins konusma borusu (pilotlar veya odalar arasında kullanılır) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an airport for helicopters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A landing pad for helicopters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Heliport - -- Article 4-513 Transportation Uses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An indicator of whether a heliport is present. an airport for helicopters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). helikopter alanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şimdiki, hazır, derhal olan, elde mevcut; vasıtasız; yakın. immediately z. hemen, derhal, doğrudan dogruya. immediacy i. yakınlık; doğrudan doğruya mevcut olma; fels şuur; sezgi yoluyla bilinen şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ithal malı, yabancı memleketten getirtilen mal; anlam, mana; önem, ehemmiyet. imports and exports ithalât ve ihracat. import license ithalât lisansı. import duty ithalat gümruk resmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ithal etmek, yabancı memleketten getirtmek; belirtmek, ifade etmek, ima etmek, delâlet etmek; etkilemek, tesir etmek; önemi olmak, hükmü olmak; sokmak, kanştırmak. importable s ithal edilebilir, memlekete sokulabilir. im porta'tion i ithal edilen şe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önem, ehemmiyet; etki, tesir, nüfuz, itibar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemli, ehemmiyetli, mühim; gururlu, kibirli, azametli; etkili; nufuzlu, itibarlı. importantly z. önemle, ehemmiyetle; sıkkıcı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zorla isteyen, ısrarla bir şey isteyerek rahatsız eden. importunacy, importunateness i. Israrla isteyerek rahatsız etme. importunately z. ısrarla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ısrarla istemek, tekrar tekrar istemek. importunity i. usandırıcı ısrar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. ortasında, asıl bahse veya işe (girişmek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zamansız, mevsimsiz, münasebetsiz, uygunsuz, sırasız. inopportunely z. vakitsizce, uygunsuz zamanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tahammül edilemez, çekilmez, dayanılmaz; haksız. insupportably z. dayanılmaz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), tiyatro bir gösteride filim, teyp bandı, renkli ışıklar gibi çeşitli teknikler kullanma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) arada bulunan, aracılık eden, vasıta olan; meyan - cılık eden; (i.) vasıta, meyancı, aracı; ortada bulunan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ortadaki, orta seviyede bulunan, aradaki; (i.) orta seviyede bulunan şey; orta boy araba; meyancı, vasıta, aracı; (kim.) ara mamulü. intermediately (z.) ara yerde bulunarak; vasıta olarak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çaresiz, telâfi olunamaz; tedavisi mümkün olmayan. irremediably (z.) çaresiz olarak, telafisi mümkün olmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Arnavutça’dan). 1. Yayvan yemiş sepeti. 2. Seyyar satıcı tezgâhı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street vender. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaddy goods. catchpenny article.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Malını işportada satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hawker. pedlar. peddler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street peddler. handseller. pitchman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peddling. hawking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). 1. Geminin içini aydınlatmak, havalandırmak ve girip çıkmaya matısus iskeleleri asmak üzere güvertelerine açılan anbar ağzını örtmek için etrafı camlı ve üzeri beşik örtüsü gibi kapaklı örtü ve modern gemilerde yalnız iskele ağızlarını örtmek için yapılan küre şeklinde kapı. 2. Otomobil motorunun sac kapağı. Otomobil karoserisinin sac kısımları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plate. hood. bonnet. skylight. cowling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companion. hatchway. hatch ; hood. bonnet. air intake. bottom skin. cowl. cowl panel. folding top. motor hood. protection cap. nacelle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Otomobil kaportalarını tamir eden kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

body shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

official passport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. vasıtalar, araçlar. the media gazete, radyo, televizyon gibi yayın araçlarının bütünü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

VAIO tarafından desteklenen çeşitli video ve ses biçimlerinin oynatılmasını/çalınmasını sağlayan bir yazılım.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. medieval.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s orta, vasat; ortaya ait, ortalama

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. orta; i. orta; medyan, orta değer; geom. kenarortay. median nerve kol medyan siniri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s aracılık etmek, vasıta olmak, araya girmek; ara bulmak; arada haber götürmek; s. dolaylı ilgisi olan, doğrudan doğruya olmayan, dolayıslyle olan; ara yerde bulunan, ortada olan, ikisi ortası. mediately z. vasıta olarak. media'tion i. ara buluculu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eski yöneticisinin unvanı ve bazı yetkileri kendisinde kalmak üzere bir ülkeyi başka bir ülkeye bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arabulucu aracı, uzlaçtırıcı kimse; şefaatçi. mediatorship i. aracılık, arabuluculuk, uzlaştırma: şefaat, şefaatçilik. mediatory s. uzlaştırmayla ilgili, uzlaştırıcı; şefaate ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ortaçağa ait veya benzer. medievalism i. ortaçağa ait inanış ve adetler. medievalist i. ortaçağ ilimleri uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SMS ile aynı alt yapıya sahip ancak SMS’e göre daha çok veri gönderimini sağlayan (melodi-resim-kısa video vb) bir sistemdir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. mixed-media.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bir kimsenin kanunen bakmakla yükümlü olduğu kimseye bakmaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Oportünizm anlayışına, görüşüne uygun hareket eden, idare-i maslahatçı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. opportuniste

fırsatçı

Duruma göre davranan, içinde bulunduğu şartları değerlendirmeyi bilen kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opportunist. temporizer. timepleaser. timeserver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. opportunisme). Hareketlerini, düzenli bir plana veya moral prensiplere göre değil de, zamanın şartlarına göre ve çıkarına uyacak şekilde ayarlayan davranış.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. opportunisme

fırsatçılık

Güç durumlarda, davranışlarını ahlak kuralları veya düzenli bir düşünceden çok, çıkarlarına uyacak biçimde ayarlamayı amaçlayan tutum.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opportunism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opportunism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. elverişli uygun; tam zamanında olan, vakitli. opportunely z. tam zamanında. opportuneness i. elverişlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.fırsatçılık,oportünizm. opportunist i.fırsatçı kimse,oportünist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fırsat, uygun zaman, elverişli durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resimde oranlar ile çok farklı yanılsamalar sağlanabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. passaporte). Girişçıkış tezkeresi, yabancı ülkelere gidenlere verilen yol tezkeresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passport. pass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pasaport; bir memleketin karasularına girmek veya çıkmak için bir gemiye verilen izin kâğıdı; giriş vesilesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. liman; liman şehri. port authority. liman otoritesi, liman idaresi. port of call den. uğranılacak liman. port of entry ithalât limanı, gümrük dairesi olan liman. free port serbest liman, açık liman. home port demirleme limanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. porto şarabı, genellikle koyu kır mızı renkte olan tatlı şarap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., den. geminin sol veya iskele tarafı; f. dümeni iskeleye kırmak; iskeleye dönmek (gemi). Helm to port Dumeni iskeleye kır. on the port bow pruvanın solunda (gemi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. gemi lombarı; lombar kapağı; mak. buhar, gaz veya su yolu (bilhassa valf içinde). port lid lombar ağzı, lombar kapağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., ask. tüfek veya başka bir silâhın omuzdaki duruşu; duruş; fl tufeği namlusu sol omuza doğru olmak üzere eğri vaziyette tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Port Louis, Mauritius adasının baş kenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Port-au-Prince, Haiti'nin başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Port of Spain, Trinidad ve Tobago kolonisinin başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. taşınabilir, nakli mümkün, portatif; i. taşınabilir şey, portatif eşya. portabil'ity i. ta şınabilme, nakledilebilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., A.B.D., Kan taşıma, nakletme; karadan kayık nakliyatı; nakliyat yolu; nakliye, hamaliye, hamallık; f. kayık nakletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Portekiz «portugal» İsminden). Turunçgillerden bir ağaç ve meyvesi, Ar. nârenc. Çin portakalı = Mandalina. Kan portakalı = İçi kırmızı cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange. orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(citrus aurantium var): Turunçgiller familyasından bir ağaçtır. Boyu 2-10 m arasında değişir. Yaprakları sert dayanıklı ve düz kenarlıdır. Meyvesi C vitamini bakımından zengindir. Kabuğunun altında sarımtırak, bazılarında ise kırmızı renkte sulu ve dilimli bir öz bulunur. Kabuklarından portakal esansı elde edilir. Eczacılıkta ve gıda sanayiinde kullanılır. Çiçeklerinden de portakal çiçeği esansı yapılır. Kullanıldığı yerler: Çiçeklerinin kaynatılmasıyla elde edilen su, spazm giderir. Kabuklarından yapılan şurup ise, mide hastalıklarında kullanılır. Damar sertleşmesini ve felci önler. Soğuk algınlığı, grip ve nezlede faydalıdır. Yorgunluğu ve sinir bozukluğunu giderir. Cildin güzel olmasını sağlar. Kansızlığı giderir. Hazmı kolaylaştırır. Karaciğeri çalıştırır ve safra ifrazatını artırır. Ateşi düşürür. Nekahat devresini kısaltır. Vücuda enerji verir. Şeker hastalarına faydalıdır. Susuzluğu giderir. Zayıflatıcıdır. Mide hastalıklarından şikayet edenler portakal yememelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Portakal şerbeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Portakal renginde (turuncu demek daha doğrudur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A door or gate; hence, a way of entrance or exit, especially one that is grand and imposing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lesser gate, where there are two of different dimensions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Formerly, a small square corner in a room separated from the rest of the apartment by wainscoting, forming a short passage to another apartment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

By analogy with the French portail, used by recent writers for the whole architectural composition which surrounds and includes the doorways and porches of a church.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The space, at one end, between opposite trusses when these are terminated by inclined braces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prayer book or breviary; a portass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to a porta, especially the porta of the liver; as, the portal vein, which enters the liver at the porta, and divides into capillaries after the manner of an artery. a grand and imposing entrance ; 'the portals of the cathedral'; 'the port

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pig; a porket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The coarse-grained brownish yellow wood of a small tree of Florida and the West Indies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also called pigeon wood, beefwood, and corkwood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Lascivious; licentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to pornography; lascivious; licentious; as, pornographic writing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Licentious painting or literature; especially, the painting anciently employed to decorate the walls of rooms devoted to bacchanalian orgies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A treatise on prostitutes, or prostitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The quality or state of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a grand and imposing entrance ; 'the portals of the cathedral'; 'the portals of heaven'; 'the portals of success'. a site that the owner positions as an entrance to other sites on the internet; 'a portal typically has search engines and free email and cha

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually used as a marketing term to described a web site that is or is intended to be the first place people see when using the web Typically, a portal site has a catalog of web sites, a search engine, or both A portal site also may offer e-mail and other

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Web site that offers services to entice Internet surfers to use the site as their main 'point of entry' to the Web Typically, a portal will provide a directory of links to sites, a search engine, and other services such as free e-mail, or filtering and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually used as a marketing term to described a Web site that is or intended to be the first place people see when using the Web Typically a 'Portal site' has a catalogue of web sites, a search engine, or both A Portal site may also offer email and other

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Web site or service that offers a broad array of resources and services, such as e-mail, forums, search engines, and on-line shopping malls The first Web portals were online services, such as AOL, that provided access to the Web, but by now most of the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually Portal is used as a marketing term to described a Website that is or is intended to be the first place people see when using the Web Typically a Portal site has a list of sub-sites, a search engine, news, weather, etc A Portal site may also offer

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Web site or service that offers a broad array of resources and services, such as email, forums, search engines, and on-line shopping malls The first Web portals were online services, such as AOL, that provided access to the Web, but by now most of the t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually used as a marketing term to describe a Web site that is or is intended to be the first place people see when using the Web Typically, a portal site has a catalog of web sites, a search engine or both A portal site may also offer email and other se

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a term used to describe a web site that is intended to be the first place people when using the web A portal site may offer e-mail and other services to entice people to use that site as their main point of entry to the web It typically has a cata

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A portal is a Web site that serves as a gateway to the Internet, often consisting of a collection of links to the most popular Web services on the Internet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually used as a marketing term to described a Web site that is or is intended to be the first place people see when using the Web Typically a 'Portal site' has a catalogue of web sites, a search engine, or both A Portal site may also offer email and oth

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually used as a marketing term to described a Web site that is or is intended to be the first place people see when using the Web Typically a 'Portal site' has a catalog of web sites, a search engine, or both A Portal site may also offer email and other

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is generally used as a marketing term to describe a website that is or is intended to be the first place people see when using the Web Generally, a portal site has a catalog of websites, a search engine and it may offer email service to entice people

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Usually used as a marketing term to describe a Web site that is or is intended to be the first place people see when using the Web Typically a 'portal site' has a catalog of web sites, a search engine, or both A portal site may also offer email and other

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An integrated and personalized web-based interface to information, applications and collaborative services Access to most portals is limited to corporate employees or corporate employees and certain qualified vendors, contractors, customers and other part

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term, generally synonymous with gateway, for a World Wide Web site that is or proposes to be a major starting site for users when they get connected to the Web or that users tend to visit as an anchor site There are general portals and specialized or ni

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gateway or entrance to the web In common usage it has come to describe a starting point page with a hierarchical, topical directory, a search window, and added features like news headlines and stock quotes For typical examples, see Yahoo and Netscape Ne

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A web site that becomes a user's primary starting point for access to the Internet AOL and Yahoo! are examples of portal sites.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A high-traffic Web site with a wide range of content, services and vendor links It acts as a value-added middleman by selecting the content sources and assembling them in a simple-to-navigate and customize interface for presentation to the end user Portal

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Internet A web site aiming to be a first 'port of call' for Internet users Most portals are search engines offering news and other content facilities in their attempt to become the best place to start when browsing the web Successful portals are likely to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Web site that acts as a doorway to a variety of other sites and services Since healthcare portals can guide high volumes of users to search engines, drug databases, consumer content, online prescription services, medical supplies and physician continuin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A site which provides wide variety of information and services such as e-mail, chat rooms, shopping and search facilities to attract and retain a greater number of visitors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A web site designed to be a 'first port of call' when you go online such as Excite and Yahoo Portals offer a mixture of news and information, a search engine and/or a directory Portals are search tools, Most started life as search tools but have had addit

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Web sites that serve as starting points to other destinations or activities on the Web Initially thought of as a 'home base' type of Web page Most major search engines and directories have positioned themselves as 'portals' Often portals offer free servic

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Web 'supersite' that provides a variety of services including Web searching, news, white and yellow pages directories, free e-mail, discussion groups, online shopping, and links to other sites.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gantry , portal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapı, süslü ve büyük kapı; medhal, girilecek yer. portal-to-portal pay (maden ocağı veya fabrikada) işçinin işyerinde harcadığı zamana göre ödenen para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. kapıya ait (karaciğer deki); tıb. bağırsaklardan karaciğere kan nakleden büyük damara ait. portal vein tıb. kapı toplardamarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İt., müz. portamento, ses kaydırması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Taşınabilir, sökülüp, taşınabilen: Portatif gardırop. 2. Kolay taşınabilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portable. folding. collapsible. foldaway. knockdown. transportable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portable. movable. collapsible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. portatif, taşınabilen, nakledilebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

luggage rack / stand / grid. trolley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir kale veya müstahkem yere girilmesini önlemek için indirilen demir parmaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stave. staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Ottoman court; the government of the Turkish empire, officially called the Sublime Porte, from the gate of the sultan's palace at which justice was administered. the Ottoman court in Constantinople.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staff. stave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Ottoman court in Constantinople.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., the ile, veya the Sublime Porte Babıali, Osmanlı Devleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. konaklarda arabanın girip çıktığı büyük kapı; konak kapısı önünde bulunan arabaya binilip inilen bitişik ve üstü kapalı yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Avrupa’da İspanya’nın batısında bir memleket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portuguese. portugal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portugal. portuguese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Portugal. portugal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güneybatı Avrupa’da, Kuzey Atlas Okyanusu kıyısında, İspanya’nın batıısnda yer alır.

Coğrafi konumu: 39 30 Kuzey enlemi, 8 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 92,391 km².

Sınırları: toplam: 1,214 km.

sınır komşuları: İspanya 1,214 km.

Sahil şeridi: 1,793 km.

İklimi: Ilıman deniz iklimi; kuzeyde hava soğuk ve yağışlı, güneyde daha kuru ve ılımandır.

Arazi yapısı: Tagus Nehrinin kuzeyi dağlıktır, güneyde inişli çıkışlı ovalar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Ponta do Pico 2,351 m.

Doğal kaynakları: Balık, orman, tungsten, demir, uranyum, mermer, işlenebilir arazi, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %26.

daimi ekinler: %9.

Otlaklar: %9.

Ormanlık arazi: %36.

Diğer: %20 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 6,300 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Azores depreme meyillidir.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 10,066,253 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.18 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 0.5 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 5.94 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 75.94 yıl.

Erkeklerde: 72.44 yıl.

Kadınlarda: 79.68 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.48 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.74 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 36,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 280 (1999 verileri).

Ulus: Portekiz.

Nüfusun etnik dağılımı: Homojen Akdenizliler soyu; sömürgeleştirme döneminde Afrika’dan göç edip yerleşmiş olan zencilerin sayısı 100,000 civarındadır.

Din: Roma Katolikleri %94, Protestanlar (1995).

Diller: Portekizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %87.4.

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Portekiz Cumhuriyeti.

kısa şekli : Portekiz.

Yerel tam adı: Republica Portuguesa.

yerel kısa şekli: Portugal.

Yönetim biçimi: Parlamenter Cumhuriyet.

Başkent: Lizbon.

İdari bölümler: 18 bölge ve 2 özerk bölge; Aveiro, Acores (Azores), Beja, Braga, Braganca, Castelo Branco, Coimbra, Evora, Faro, Guarda, Leiria, Lisboa, Madeira, Portalegre, Porto, Santarem, Setubal, Viana do Castelo, Vila Real, Viseu.

Bağımsızlık günü: 1140 (5 Ekim 1910 tarihinde cumhuriyet bağımsızlığını ilan etmiştir).

Milli bayram: Portekiz Günü, 10 Haziran (1580).

Anayasa: 25 Nisan 1976.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), EIB (Avrupa Yatırım Bankası), EMU (Avrupa Ekonomi ve Para Birliği), ESA (Avrupa Uzay Ajansı), A


Ülke by

Türkçe Sözlük

(hi.). Portekizliler’in usulünde veya Portekiz dilinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portuguese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Portuguese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portugese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portuguese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Portoguese (people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Portuguese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. ufak para çantası, para cüzdanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden belirtmek veya haber vermek (özellikle kötü olayı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısa zamanda meydana gelecek bir olayın habercisi veya delili; harika, acibe. porten'tous s. meşum, uğursuz; hayret verici, harikulade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hamal; siyah bira. porterage i. hamallık; hamal parası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapıcı; A.B.D. yataklı vagonlarda hizmet eden görevli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir çeşit kalın ve yumuşak biftek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evrak çantası; makam, mevki, vazife; bir kimseye özgü tahvillerin tümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wallet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wallet. purse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portfolio. wallet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Portfolio)

Sahip olunan varlıkların aynı veya farklı özelliğe sahip birden fazla kıymete yatırılması sonucu oluşan toplam değerdir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Portfolio Management)

Kıymetli madenlere dayalı olanlar dahil olmak üzere sermaye piyasası araçlarından oluşturulan portföylerin müşteriler hesabına vekil sıfatıyla yönetilmesidir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. lombar; kale mazgalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük bir binanın kapısı önündeki direkler altı, revak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kapı yerine kullanılan perde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kısım, parça, cüz; porsiyon, bir tabak yemek; pay, hisse; kısmet, kader, nasip; drahoma, çeyiz; f., hisselere ayırmak, taksim etmek; parsellemek; miras bırakmak; kızına drahoma vermek. lega1 portion huk. mahfuz hisse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iri yapılı, cüsseli, şişman; heybetli, gösterişli. portliness i. cüsseli oluş; heybetli oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -eaus, - eaux) İng. bavul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Şapka, palto gibi şeylerin asıldığı duvar askısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coat stand. hallstand. hall tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coat stand. coat hanger. hat stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hallstand. hatstand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Portekiz’de yapılan ünlü bir şarap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

port city in northwest Portugal; noted for port wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Porto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

port city in northwest Portugal; noted for port wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Porto Novo

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. portör

tıp taşıyıcı

Kendisi hastalığa yakalanmaksızın o hastalığın sebebi olan mikrobu taşıyan kimse veya hayvan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrier. contact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. resim, tasvir, portre; kelimelerle çizilen portre. portrait gallery resim sergisi. portrait painter portre ressamı. portrait bust, portrait statue portre heykel. pen portrait yazı ile yapılan tasvir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. portreci, portre ressamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. resim, tasvir, portre; resim sanatı; tarif, tanımlama, tavsif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. resmetmek, resmini yapmak; tarif etmek, tanımlamak, tasvir etmek. portrayal i. resmetme, tanımlama, tarif etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir insanın fotoğraf veya resimle tasviri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portrait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portrait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Portekiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Portekiz'le ilgili; i Portekizce; Portekizli; Portekizliler. Portuguese manofwar denizanası, zool. Phy salia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sathı düzgün olmayan, taşlık (yer). 2. Bir şeyin üzerinde hâsıl olan kabarcıklar: Dilin pörtüğü. (bk.) Pürtük.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. semizotu, bot. Portulaca sativa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. oran, nispet: çoğ. bir cismin genişlik, uzunluk ve derinliği, ebat, boyutlar; hisse, pay; uygunluk; mat. iki çift nicelik arasındaki nispet eşitliği, oran- tı; orantı kuralı; f. orantı kurmak; birbirine uyumlu kılmak. proportion of births to

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. orantılı; i. bir başkasıyle orantılı olan nicelik veya sayı. proportional representation pol. nispi temsil. proportionally z. nispeten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. orantılı. proportionateness i. orantılılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mana, kavram, mefhum, meal; f. manasında olmak, göstermek, bildirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sözcü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person responsible for writing a report. reporter. referent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dostça münasebet, dostça ilişki, ahenk, uyum en rapport (an rapor) (Fr.) birbiriyle anlaşmış, uyum halinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

re-export.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) tekrar ihraç etmek; (i.) tekrar ihraç edilen mal; tekrar ihraç. reexporta'tion (i.) ithal edilen malın yeniden ihracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çaresi bulunur. remediably z. çaresi bulunur surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çare kabilinden, çare bulan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. söylemek, anlatmak, nakletmek; rapor vermek veya yazmak; resmen malumat vermek veya yazmak; haber yaymak; haber vermek, şikayet etmek; kendi hakkında malumat vermek; i. rivayet, şöhret, şayia, söylenti; rapor, takrir, malumat; top sesi, patlama

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazete muhabiri; muhbir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muhbirlik kabilinden; röportaj kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir yazarın, gördüklerini anlatan yazısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interview. reportage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interview. reporting. set of articles on a topical subject. report. reportage. commentary. running commentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feature report. programme which gives a detailed report on a particular topic. newspaper report. feature. interview. reportage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reporter. interviewer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

writer of feature articles. interviewer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Hızlı okuma ve yazma imkanı sunan hafıza kartı. SD kartlar dijital kamera, MP3 çalar, akıllı telefon, ses kaydedici ve avuç içi bilgisayarlarda kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. liman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendine fazla önem verme, kendini fazla yüksek görme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir ressamın çizdiği kendi portresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini geçindirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. roket alanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başkasının zevklerini bozan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., s. eğlence, oyun, spor; neşe; alay, istihza; eğlence konusu, alay mevzuu; oyuncak; kdili. kumarbaz kimse; gösteriş meraklısı kimse; biyol. değşinme, değşinme gösteren hayvan veya bitki; f. oynamak, eğlenmek; alay etmek, takılmak, şaka etme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Sporla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sporting. sport. sportive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pertaining sports. sportsmanlike. gentlemanly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. spor ile ilgili; oyun kurallarına uyan, sportmen; kumarbaz. sporting chance k.dili. kazanma ihtimali ağır basan şans. sporting house genelev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sporcu, sportmen; oyun oynamayı seven; oyun veya şaka kabilinden . sportively z. sportmence; neşeyle. sportiveness i. sportmenlik; neşelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. ing.). Sporcu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportive. sportsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportsman. athlete. sportsmanlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sportsman. gentlemanly player. athleté.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. men) sporcu; avcı; profesyonel kumarbaz; sportmen. sportsman like s. sporcuya yakışır, sportmence; namuslu. sportsmanship i. sporculuk sportmenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. spor giysi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. sporcu: hovarda, neşeli, canlı; gösterişli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. gamda altıncı nota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. desteklemek; tahammül etmek, götürmek, dayanmak, tutmak, kaldırmak, çekmek; kuvvet vermek, cesaret telkin etmek; beslemek, geçindirmek; masrafını vermek; devam ettirmek; ispat etmek, teyit etmek; savunmak, müdafaa etmek; yardım etmek, tutmak,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekilir, tahammül edilebilir; ispat edilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taraftar; yardımcı; jartiyer; askı; bileklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. destekleyici; yardımcı; ispat etme hususunda faydalı. supportive therapy psik. hastaya problemlerinde yardımcı olarak yapılan psikoterapi; tıb. hastanın genel sıhhat durumunu kuvvetlendirerek hastalık bulgularının ortadan kaldırıldığı tedavi usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Litografyada yazı veya resmin eczalı kâğıt vasıtasıyla bir taştan diğerine nakli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To carry or bear from one place to another; to remove; to convey; as, to transport goods; to transport troops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To carry, or cause to be carried, into banishment, as a criminal; to banish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To carry away with vehement emotion, as joy, sorrow, complacency, anger, etc.; to ravish with pleasure or ecstasy; as, music transports the soul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Transportation; carriage; conveyance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vessel employed for transporting, especially for carrying soldiers, warlike stores, or provisions, from one place to another, or to convey convicts to their destination; called also transport ship, transport vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Vehement emotion; passion; ecstasy; rapture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A convict transported, or sentenced to exile. an exchange of molecules across the boundary between adjacent layers of a fluid or across cell membranes move while supporting, either in a vehicle or in one's hands or on one's body; 'You must carry your camp

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charges for postal service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term describing an agreement between a fiber provider and their customer to provide backbone fiber for a fee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is a request to transport objects from the software development environment, identified as the source system, to the specified target system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of three distinct processes involved in erosion It is the movement of eroded material in the medium of air, water or ice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any mechanism in physics by which particles or regions of fluid move around, or a mathematical model of such a mechanism such as a PDE.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of emissions from one source being carried by wind to other locations. transportation of racecar to and from selected event.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Intercity Transport. the moving of eroded rock or soil particles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any of the functions carried out by protocols in the Network or Transport Layers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This layer provides transparent transfer of data between end systems, or hosts, and is responsible for end-to-end error recovery and flow control It ensures complete data transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

System for conveyance of information.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of the WASP server that is responsible for transferring messages to a web service using particular transport protocol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The method by which the paper is moved past the digitizing scanner Affects speed of throughput and types of paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Responsible for end-to-end delivery of the entire message.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shipping , carriage , conveyance , freightage , portage , porterage , traction , transport , transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. askeri vasıta; kendinden geçme, zevk ve heyecandan çılgın hale gelme; nakil, münakalat, taşınma, yerden yere götürme; sürgün olmuş kimse. Ministry of Transport Ulaştırma Bakanlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yerden yere götürmek, taşımak, nakletmek; kendinden geçirmek, çı1dırtmak; sürgüne göndermek, nefyetmek. transportable s. nakli mümkün; taşınabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.. nakil, yerden yere taşıma, münakalât, ulaştırma; nakil vasıtası; nakil vasıtası bileti; taşıt ücreti; sürgünlük cezası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. transporter

yükçeker

Yükleri bir noktadan başka bir noktaya götürmekte kullanılan araç.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Kulak kepçelerini belirli frekanslarda havalandırarak İçindeki küçük kompakt hoparlörün etkisini artıran teknoloji.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. triporteur

üçteker

Eşya taşımak için bir kasası bulunan, çoğu kez motorlu, üç tekerlekli küçük taşıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

three-wheeler. luggage carrier. three-wheeled parcel carrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin ürettiği 60 mm’lik 1.8 GB kapasiteli disk.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemsiz, unimportance i. önemsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. söylenmemiş, anlatılmamış; bildirilmemiş, beyan edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sportmence olmayan, sporcuya yaraşmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. desteksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

USB Media Player ile birçok USB aygıtını doğrudan BRAVIA TV’nize bağlayabilirsiniz. WALKMAN® mp3 çalar, Cyber-shot fotoğraf makinesi, VAIO dizüstü bilgisayar, Handycam® Video Kamera veya USB Memory Stick™ fark etmez; multimedya dosyalarınızın keyfini büyük ekranda çıkarmak için bağlamanız yeter. USB aygıtınızın içeriği doğrudan BRAVIA TV’ye aktarılır; böylece zahmet çekmeden müzik dinleyebilir (MP3), en sevdiğiniz fotoğrafların slayt gösterisini (JPEG) veya son çektiğiniz ev videolarını izleyebilirsiniz (MPEG1).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

WM-PORT, Sony WALKMAN® ürününüzü bir dizi uyumlu cihaza bağlamanızı sağlayan 22 pimli bir konektördür. Veri senkronizasyonu için Sony WALKMAN® ürününüzü PC’ye ve VAIO dizüstü bilgisayarınıza kolayca bağlayabilir; böylece ses ve video dosyalarınızı aktarıp düzenleyebilirsiniz. WM-WM-PORT ayrıca cihazı şarj etmenize veya doğrudan bir AC güç kaynağına bağlamanıza olanak verir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Büyük beğeni kazanan XMB™, BRAVIA’nıza hangi cihazların bağlı olduğunu görebilmenizi kolaylaştıran ve bunlara kolayca erişmenizi sağlayan çekici ve sezgisel bir grafik kullanıcı arayüzüdür (GUI). Ayarlar seçeneğinin yanı sıra, bağlantılarınız Fotoğraflar, Dijital TV, Analog TV ve Giriş Cihazları gibi anlaşılması kolay gruplar içerisinde, yatay çubukta görüntülenir. İleri ve geri ilerlemek için uzaktan kumandanızı kullanın. Simgelerden birini seçtiğinizde, TV kanalları, Blu-ray Disc™ oynatıcı ya da Sabit Disk Sürücü DVD Kaydedici gibi kullanılabilir seçenekleri gösteren bir dikey çubuk otomatik olarak görüntülenir. Bu çubukta, ilgili seçenekleri tıklayarak bir kanal seçebilir ya da bir disk oynatabilirsiniz.

Teknolojik Terim by