Dilber-i Rana | Dilber-i Rana ne demek? | Dilber-i Rana anlamı nedir?

Dilber-i Rana | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: dilber rana

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Afât). Belâ, felâket, musibet. Aşkına iptilâ bir musibet addolunan güzel, dilber: Afet-i cân, Afet-i devrân, Afet-i cihân (bu ikinci mânâya cem’i gelmez).

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Büyük felaket, bela, musibet. 2.Çok güzel kadın, dilber

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آفت دوران] güzel, dilber.

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) l. Güneş, gün ışığı. 2.Çok güzel, dilber, parlak yüz.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Güneş yüzlü, yüzü güneş gibi parlak (güzel). 2. Sevimli, dilber. 3. Güneşe karşı olan (yer).

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ceylan (ceyran), gazâl. (mec.) 1. Dilber, sevilen, sevgili. 2. İri ve güzel göz, çeşm-i gazâl: Beni bir gözleri Ahûya zebûn etti felek. AhO-beçe = Gazâl yavrusu, (mec) Ülfet ve yakınlıktan kaçınan sevgili, güzel.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Adabalığının midesinden çıkardığı güzel kokulu siyah bir madde ki, Hind Okyanusu sahillerinin bazı sığ mahallerinde bulunur. Misk ü anber. 2. Güzel koku: Anber kokuyor. 3. mec. Zülf-i dilberden kinaye olur. Anber balığı = Balinaya benzer ve karnından anber çıkan bir çeşit balık, adabalığı. Fr. Cachalot. Anber çiçeği = Hubb-ül-misk denilen yuvarlak, sarı renkli ve pek hoş kokulu bir cins çiçek ki, küçük bir ağacın üzerinde olur. Misk ile anber = Pek Alâ, pek münasip, isteğe uygun.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (asıl fiil olup sıfat terkibi içinde sıfat mânâsını ifade eder). Donatan, süsleyen, tezyin eden, şenlendiren: Suhan-Arâ = Süslü söz söyleyen. DilArâ = Gönül süsleyen, yani sevgili, dilber, mahbub. Meelis-Arâ = Meclis süsleyen, sohbet ve zarafetiyle meclisi şenlendiren.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Dinlenme, karar. 2. Rahat, huzur, istirahat. 3. İkamet, meks: Arâm etmek = Dinlenmek. Arâm-ı cân = Can rahatlığı. Arâm-ı dil = Gönül rahatlığı. Dil-Arâm = Gönlü rahatlandıran dilber.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصنام] putlar. 2.dilberler.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). güzel, dilber. beauteously z .güzel bir şekilde. beauteousness (i). güzellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güzellidiyle tanınan kadın veya kız, dilber; salon kadını

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Halk ağzında: Put). Çoktanrılı dinlerde ibâdet edilen, tapılan resim veya heykel. Ar. sanem. mec. 1. Dilber, pek güzel şahıs: Put kadar güzel. 2. Lâkırdı bilmez, tavır ve edadan mahrum olarak cansız put gibi duran adam. (bk.) Put.

Türkçe Sözlük

(CAN) (i. F.). 1. İnsan ve hayvanın hayatı olan ve cisim ile beraber şahsiyeti teşkil eden manevî yapı ki, ölümle cisimden ayrılır, ruh: Tende can var iken. 2. Yaşayış, hayat: Canını feda eder. 3. Gönül, yürek, kalb: Canım istiyor, canı istemiyor, candan seviyor. 4. Kuvvet, kudret, zor: Sende hiç can yok mudur? 5. Ruh gibi sevgili ve aziz, dost, muhib: Canım = Dostum, azizim, canım birader. Canım •fendim = Rica yerinde. Can atmak = 1. Pek fazla arzu etmek, çok istemek. 2. Zor kurtulmak, güçle kendisini kurtarmak. Can acıtmak = Ağrı meydana getirmek. Can acı», yürekler acısı = Pek acınacak şey. Can-8zâr = Can inciten. Can almak = Öldürmek, katletmek. Can alacak yer = Bir işin en mühim ve yararlı ciheti: Meselenin can alacak yeri orasıdır. Canâver (bk.) Canavar. Can evi = Midenin üstü. Canbaz. (bk.) Cambaz. Cin-bahş = Can bağışlayan, can bağışlarcasına insanı memnun eden, ferahlık veren. Can ciğer = Sevişen dostlar: Burada hep can ciğeriz. Can çekişmek = Komada olmak. Can çıkmak = Ölmek, ruhunu teslim etmek: Can çıkmadan tereke yazılır mı? Can hırâş = Sanki canı tırmalarcasına heyecanlandıran ve hırpalayan, dayanılmayacak surette keder veren. Candan, can ve yürekten = Büyük bir samimiyetle, gönülden, ciddî bir sevgiyle. Cin-rübâ = Gönül kapan, dil-rübâ. Can-siparane = Canını feda eden, fedakâr. Can-sipârtne = Fedakârca. Cilveli = Gönül alan, dilber. Can-süz = Can yakan, çok keder ve esef veren. Can sıkmak = Sıkıntıyı mucip olmak, ıztırap vermek. Canı sıkılmak = Muztarip olmak. Canına susamak = Kendisini tehlikeye atmak. Çinfersâ = Canın dayanamıyacağı. Cân-fezâ = Can bağışlayan, ferah arttıran. Can kalmamak = Çok gülmekten bayılmak: Gülmeden kimsede can kalmadı, kimde can kaldı? Can kurtarmak = Herkesin kendi canını kurtarma derdine düşmek: Can kurtaran yok mu? Birinin canını kurtarmak, ölümden kurtarmak. Can kurtaranlar = Tahlisiye heyeti. Cân-güzlr = Can eritircesine bıktıran. Ikicanlı = Gebe kadın. Canlı cenaze = Gayetle zayıf. Can vermek = 1. Diriltmek, ihya etmek: Cenâb-ı Hak bir avuç toprağa can verdi. 2. Ölmek, vefat etmek, ruhunu teslim eylemek. 3. Pek ziyade arzu etmek: Zenginlik için can veriyor. Can havliyle = iç oynayarak, helecanla. Cana yakın = Sevimli, kanı sıcak. Can cana, baş başa = Etrafa bakmaya imkân olmayanacak kadar büyük kalabalık, izdihâm. Can yoldaşı = Arkadaş.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönül kapan, gönül kapıcı güzel, sevgili, dilber.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Sevgili, sevilen. Ar. mâşûka, mahbûbe, Fars. dilber. 2. Tasavvufta Tanrı yerine de kullanılır: Canını cânânına teslim etti.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Dilberce hareket, naz: Cilve tabiî olduğu vakit ne kadar tatlı ise yapmacık olduğu vakit de o kadar soğuk ve tatsız olur. 2. Güzel bir surette ortaya çıkmak: Şöyle bir hâl-i cilve-nümâ oldu. 3. Tecelli: Cilv»-i rabbâniyye = Tanrı’nın tecellisi (Arapça’da gelinin damada ilk görünmesi ve damadın geline yüz görümlüğü vermesi mânâlarıyle kullanılıp, her ne kadar münasebet açıksa da, dilimizdeki kullanılış yeri büsbütün başkadır).

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, Arâsten = donanmak). Gönlü süsleyen yani hoşlandıran, dilber, güzel.

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, Arâm = rahat). Gönül rahatı, gönlü rahatlandıran, dilber, güzel.

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, Avîhten = asılmak). Gönlün asıldığı; gönlü kendine bağlı tutan, dilber, güzel.

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, rübûden = kapmak). Gönül kapan, gönül alan, herkesi kendisine bağlayıp Aşık eden, dilber, güzel.

Türkçe Sözlük

(DİL-BER) (i. F. dil = gönül, berden = götürmek). Gönül alan, gönül çeken, güzel, sevilen, sevgili.

Türkçe - İngilizce Sözlük

belle. captivating. charming. beautiful. comely. beautiful girl. beautiful woman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلبر] gönül alan, güzel, sevgili.

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönül alıp götüren, güzel.

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. dil-ber). Dilberler, güzeller.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sevilen kimseye yakışır surette: Dilberâne bir yürüyüşü vardır.

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Dilberler, güzell(Erkek İsmi)

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dilberlik, güzellik.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağzın üst ve alt kenarı. Ar. şefe, Fars. leb: Ait dudak, üst dudak; kiraz, mercan dudak. 2. mec. Kenar, bir şeyin ağzının kenarı, kıyısı: Leb-i deryâ = Deniz dudağı (yani sahil). Dudağını ısırmak = Hayrette kalmak. Dudak bükmek = Ağlayacak gibi olmak. Dudak çatlamak = Mahzun ve üzüntülü olmak. Dudak çukuru = Ust dudağın oluğu. Dilberdudağı = Hamurdan yapılır bir çeşit tatlı. Dudak sarkıtmak = Somurtmak. Dudak dudağa = Öpüşmek, Fars. lebber-leb. Dudağından kan damlar = Kırmızı, güzel dudaklı. Kiraz dudak = Bir dilberin lâl renkli güzel dudağı. Dudak yarılmak, uçuklamak = Birdenbire pek korkmak.

Türkçe Sözlük

(i.) (yukarıdaki Ar. kelimeden). 1. Tarz, üslûp: İfadesindeki edâ diğer hiç bir şairin sözünde yoktur. 2. Şive, naz: Dilberin edâsı Aşıkı usandırır. 3. Tavır, kurum: Bunun edâsı çekilmez.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. fettâne) (fitneden imüb.). 1. Fitne ve fesat sahibi, karıştırıcı, kurnaz. 2. Gönül alan, meftûn eden, sihirbâzca bir kuvvetle aşka düşüren: Bir dilber-i fettân. Çeşm-i fettân.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aldatma, iğfal, hile: Kizb ü firîb = Yalancılık ve aldatma, i. Aldatan, Ar. muğfil (sıfat terkipleri yapmaya da yarar). Ebleh-firîb = Ahmak aldatan. Dil-firîb = Gönlü aldatan, cazibeli, güzel, dilber.

Türkçe Sözlük

(i. F.). T. Sihirbaz, büyüleyici. mec. Çok güzel, dilber.

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Gözle işaret, göz kırpma: Bir gamzı dilberâne ile. 2. Gammazlık, münafıklık: Gamz-ı düşman.

Türkçe Sözlük

(i. F. gonca, dehân = ağız). Ağzı gonca gibi küçük ve güzel olan: Gonca-dehân bir dilber.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zorla alan, Ar. gaasıb, Fars. yağmâ-ger. 2. Uzaktan çeken, cezbeden, câzib: Nem kapıcı. Gönül kapıcı = Fars. dilber, dil-rübâ.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (mah, meh = ay, rû = yüz). Ay yüzlü, güzel, dilber.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. meh-rûyân) (meh = ay, rû = yüz). Ay yüzlü, yüzü ay gibi parlak, güzel,dilber.

Türkçe Sözlük

(MEH-LİKAA) (i. F., Fars. meh = ay, Ar. likaa = çehre). Ay çehreli (güzel), dilber.

Türkçe Sözlük

(MEH-VEŞ) (i. F.) (c. mehveşân). Yüzü ay gibi olan, güzel, dilber.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. muğân). Mecusî, Zerdüştî, ateşperest. Pîr-i muğân = Meyhaneci. mec. Mürşid. Muğ-beçe = Mecûsî çocuğu. mec. Meyhaneci çırağı, dilber çocuk.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Resim gibi güzel sevgili, dilber.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. peçegân). 1. Yavru, insan ve hayvan yavrusu, küçüğü. 2. Çocuk, oğlan, Fars. gulâm. Muğpeçe, muğbeççe = Mecûsî çocuğu, meyhanesi çırağı, dilber.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Tek tanrılı dine mensup olmayanların tapındıkları heykel. 2. Dilber, pek güzel şahıs.

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar..’dan). 1. Güzel, lâtif, parlak, seçkin: Dilber-i rânâ. Rânâ = Yarı kırmızı, yarı sarı gül ki, eski şairlerce pek makbûldü. 2. Pek iyi, pekâlâ: Rânâ bilirsiniz.

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Güzel, hoş latif, parlak. Çok iyi, çok ala. 2.Arapça’da “er’an” kelimesinin mücnnesi olup “ahmak, sünepe kadın” demektir. Erkek adı olarak da kullanılır.

Türkçe Sözlük

(i. F.) («rübûden» fiilinden mastar ismi, birleşik sıfat teşkîline girer). Kapan, kapıcı. Dil-rübt = Gönül kapan, pek güzel ve dilber. Keh-rübâ, geh-rübâ = Seman kapan, kıl ve çöpleri çeken değerli sarı taş. Ahen-rübâ = Demiri çeken, mıknatıs.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güzel, dilber.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. esnâm). 1. Put. 2. mec. Güzel şahıs, dilber.

Türkçe Sözlük

(I. A. «vesm» den smüş.) (mü. vesîme). Güzel, dilber.