Dır Dır ne demek? | Dır Dır anlamı nedir? | Dır Dır

Dır Dır anlamı nedir?

Dır Dır ne demek?

Dır Dır anlamı nedir?

Dır Dır | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: dir dir

Türkçe Sözlük

(Ses taklidi) bezdirecek şekilde durmaksızın söylenme. Bu şekilde dır dır etmek: Dır dır söylenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Imek fiilinin müzari (geniş zaman) müfred üçüncü şahsı, c. dırlar. D harfinden sonra gelen kelimenin son hecesine göre kalın veya ince okunur: Nerededir, buradadır, gibi. Menfisi, değildir, değildirler, yahut değillerdir. Allah büyüktür, gök cisimleri hesapsızdır.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

1 GB’ı aşkın hafıza alanı için 6 CD-R ve 1 CD-RW ile gelmektedir. CD-RW ile aynı diski 300’den fazla kez biçimlendirebilirsiniz. CD-R ile aynı yüksek kapasiteyi ve sorunsuz kamera/PC iletişimini sağlayan CD-RW biçimi, aynı CD’nin birden fazla kullanılması düşünü gerçeğe dönüştürüyor.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Her ne kadar Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar) milattan önce 46 yılında takvimin başlangıcını Ocak ayı olarak ilan ettiyse de, 16. yüzyılın ortalarına kadar Avrupa’da yeni yıl geleneksel olarak, bahar aylarının başlangıç tarihi olarak da kabul edilen, Mart ayının 25’inde başlardı.

1564 yılında Fransa Kralı IX. Charles, takvimi değiştirerek yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. O zamanki iletişim şartlarında bazı insanların bundan haberi olmadı, bazıları ise bu kararı protesto etmek amacıyla eski adetlerine devam ettiler. l Nisan’da partiler düzenlediler, birbirlerine hediyeler verdiler.

Diğerleri ise bunları Nisan aptalları olarak nitelendirip bu güne ‘Bütün Aptalların Günü’ adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak bir partiye davet ettiler, gerçek olması mümkün olmayan haberler ürettiler.

Yıllar sonra takvimin ayları yerine oturup, Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar l Nisan gününü kendi kültürlerinin bir parçası olarak görmeye başladılar. Adeti gittikçe süsleyerek, zenginleştirerek ve yaygınlaştırarak devam ettirdiler. Bu adetin İngiltere’ye ulaşması yaklaşık iki yüzyıl sürdü, oradan da Amerika’ya ve bütün dünyaya yayıldı.

1 Nisan şakalarının sembolünün ‘Nisan Balığı’ olmasının nedeni ise Mart ayının sonlarına doğru, Güneş’in Balık Burcu’nu terk ediyor olmasıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.) «Deveyi» çökertmek.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

ABD Temsilciler Meclisi’nin salonunun duvarlarında dünyaya ün salmış kanun koyucularından 23 tanesinin mermerden yapılmış kabartma portresi asılıdır. Bunlardan biri de ünlü heykeltraş Joseph Kiselewski tarafından yapılan Kanuni Sultan Süleyman portresidir.

Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bitmez tükenmez kuvvet sahibi olan, her şeyi yapmaya gücü yeten Allah’ın kulu.-Kadir; Allah’ın isimlerindendir. (bkz.Kadir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causing regret. exciting. pity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Merhamete getirmek, acımaya sevketmek, rikkati mucip olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse pity for. to ask for sympathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause regret. to excite pity. tell the tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appellation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naming. denomination. terminology. nomenclature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). isim koymak, isim takmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. entitle. intitle. refer to. denominate. designate. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

name. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give a name. to call. to denominate. designate. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağaçlık haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afforestation. silviculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afforestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afforest. to afforest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to afforest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ateşte karıştırıp pişirerek koyulaştırmak, lüzucetlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to raise. to lend or incline to oneside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Ağrı olayı, ince sinir sistemimizle, beyin, kas sistemimiz ve dolaşım sistemimizle doğrudan ilgilidir. Ancak bu iletişimin sırları tam olarak çözülebilmiş değildir. Ağrı, doktorun hastalığı teşhis etmesine yardım eder, öyleyse faydalıdır. O zaman kadınlar niçin ağrılar içinde doğum yapar? Niçin çok ciddi bazı hastalıklarda ağrı hiç ortaya çıkmaz?

Ağrılar dört sınıfa ayrılır. İlk ikisi toplumca bilinen klasik ağrılardır. İlki, Parmağımıza inen bir çekiç darbesi sonucu duyulan ağrı. İkincisi vücudumuzun içinden kaynaklanan, romatizma, migren vb. ağrılar. Üçüncü sınıf ağrılar, tuhaf ve mantıkdışı görülen ve olaydan çok uzun bir süre sonra ortaya çıkabilen ağrılardır.

Örneğin, bir kolun kesilmesinden yirmi yıl sonra olmayan kolda ağrı hissedilmesi olayları ile karşılaşılmıştır. Dördüncü sınıf ağrılar ise, doğrudan kişinin ruhsal hali ile ilgili olan hayali ağrılardır. Nedeni hayali de olsa ağrı gerçektir. Bu tip ağrıların yüzde 30’unun ilaç niyetine verilen etkisiz maddelerle giderildiği bilinmektedir.

Baş ağrısını ise diğerlerinden ayrı bir yere koymak gerekir. Yapılan araştırmalara göre, baş ağrılarının yüzde 90’ı kas ağrılarıdır. Ağır bir el çantası ya da omuz çantası taşımak, telefonu çenenin altına sıkıştırarak konuşmak, başın öne eğik olduğu konumda sürekli daktilo yazmak ve okumak gibi hareketlerin boyun ve baş kaslarını etkilemesi, baş ağrılarının en yaygın nedenlerini oluşturmaktadır.

Tarih boyunca ağrıyı gidermek için, sıcak su, kızgın demirle dağlama gibi başka bir ağrı uygulama da dahil olmak üzere çeşitli yöntemler kullanılmıştır. Bunların ortaya koyduğu en önemli yarar, ağrının, oluşum ve engelleme mekanizmasının omurilikte değil, beyinde bulunduğunun saptanması olmuştur.

En kuvvetli bir ağrının bile gerilim durumunda veya tam tersi olan uyku halinde ortadan kalkması, ağrının denetiminde beynin ne kadar büyük bir rolü olduğunu gösterir. Örneğin kimi kazalardan sonra kendileri ile konuşulan yaralı kazazedelerin hiç acı duymadıklarını söyledikleri çok görülür.

Ağrı üzerinde en etkili iki ilaç, haşhaştan elde edilen morfin ile söğüt kabuğundan elde edilen aspirindir. Bu maddeler ağrılı duyuyu uyarmak yerine, ağrının hissedilmesini engeller. Ağrı özellikle insanları ilgilendirir. Bize ağrı çektiren olayların çoğu hayvanlarda görülmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Ağrı olayı, ince sinir sistemimizle, beyin, kas sistemimiz ve dolaşım sistemimizle doğrudan ilgilidir. Ancak bu iletişimin sırları tam olarak çözülebilmiş değildir. Ağrı, doktorun hastalığı teşhis etmesine yardım eder, öyleyse faydalıdır. O zaman kadınlar niçin ağrılar içinde doğum yapar? Niçin çok ciddi bazı hastalıklarda ağrı hiç ortaya çıkmaz?

Ağrılar dört sınıfa ayrılır. İlk ikisi toplumca bilinen klasik ağrılardır. İlki, parmağımıza inen bir çekiç darbesi sonucu duyulan ağrı. İkincisi, vücudumuzun içinden kaynaklanan, romatizma, migren vb. ağrılar. Üçüncü sınıf ağrılar, tuhaf ve mantıkdışı görülen ve olaydan çok uzun bir süre sonra ortaya çıkabilen ağrılardır. Örneğin, bir kolun kesilmesinden yirmi yıl sonra olmayan kolda ağrı hissedilmesi olayları ile karşılaşılmıştır. Dördüncü sınıf ağrılar ise, doğrudan kişinin ruhsal hali ile ilgili olan hayali ağrılardır. Nedeni hayalide olsa ağrı gerçektir. Bu tip ağrıların yüzde 30’unun ilaç niyetine verilen etkisiz maddelerle giderildiği bilinmektedir.

Baş ağrısını ise diğerlerinden ayrı bir yere koymak gerekir. Yapılan araştırmalara göre, baş ağrılarının yüzde 90’ı kas ağrılarıdır. Ağır bir el çantası ya da omuz çantası taşımak, telefonu çenenin altına sıkıştırarak konuşmak, başın öne eğik olduğu konumda sürekli daktilo yazmak ve okumak gibi hareketlerin boyun ve baş kaslarını etkilemesi, baş ağrılarının en yaygın nedenlerini oluşturmaktadır.

Tarih boyunca ağrıyı gidermek için, sıcak su, kızgın demirlerle dağlama gibi başka bir ağrı uygulama da dahil olmak üzere çeşitli yöntemler kullanılmıştır. Bunların ortaya koyduğu en önemli yarar, ağrının, oluşum ve engelleme mekanizmasının omurilikte değil, beyinde bulunduğunun saptanması olmuştur.

En kuvvetli bir ağrının bile gerilim durumunda veya tam tersi olan uyku halinde ortadan kalkması, ağrının denetiminde beynin ne kadar büyük bir rolü olduğunu gösterir. Örneğin kimi kazalardan sonra kendileri ile konuşılan yaralı kazazedelerin hiç acı duymadıklarını söyledikleri çok görülür.

Ağrı üzerinde en etkili iki ilaç, haşhaştan elde edilen morfin ile söğüt kabuğundan elde edilen aspirindir. Bu maddeler ağrılı duyuyu uyarmak yerine, ağrının hissedilmesini engeller. Ağrı özellikle insanları ilgilendirir. Bize ağrı çektiren olayların çoğu hayvanlarda görülmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Akıl aslında bir kabiliyettir, zeka da öyle. İkisi arasındaki en önemli fark, bir başkasından akıl alabilirsiniz ama zekayı asla. O, her insanın kendisine mahsustur.

Bir hastalık söz konusu olmadığı sürece şüphesiz herkesin aklı vardır. Akıllı olmak, kendi davranışlarını bilmek, kontrol edebilmek, doğru ve yanlışlarını değerlendirebilmek yeteneğidir.

Akıl, insanı hayvandan ayırt eden en önemli faktördür. Hayvanlar yalan söyleyemez ama insanlar sık sık bu yola başvurur. İşte insandaki yalanla gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme, bir konuda fikir yürütebilme, görüş belirtebilme yeteneği akıldır.

‘Ah şimdiki aklım olsaydı’ lafını çok işitmişizdir. Demek ki, akıl insan olgunlaştıkça da değişiyor ve insanın kendisi de bunun farkına varıyor. Bir insan değişik fikirlerle diğerinin aklını karıştırabilir. Hayret verici, şaşırtıcı şeyler insanın aklını durdurabilir.

Bir şeyin içeriğini anlamamak ‘akıl erdirememek’ olarak nitelendirilirken başkalarının çözemediği bir sorunu çözen kişiye ‘bir tek o akıl etti’ denilir. Birine bir yol göstermek ona ‘akıl vermek’tir. Bir şeyi hatırlamak, unutmamak ‘akılda tutmak’tır. ‘Akılsız’ tanımı ise doğru ve isabetli düşünemeyen anlamında kullanılır.

Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yeteneğidir. Genel olarak zekanın 12 yaşına kadar hızla geliştiği sonra gelişme hızının yavaşlayarak 20 yaşına kadar sürdüğü, orta yaşlarda ise zeka seviyesinin sabit kaldığı kabul edilir.

Zeka hayvanlarda da vardır. Hayvanlarda zeka bir nevi içgüdüsel olaydır. Şüphesiz hayvan zekası insana göre gelişmemiştir ama her iki zeka türü de sinir sistemi ile ilgilidir. İnsanı ayıran, evriminde oluşmuş konuşabilirle özelliği, dik durabilmesi, el yapısı nedeniyle aletleri kullanabilmesi ve gelişmiş beyin ve sinir sistemidir.

Zeka, bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir müzik bestecisi kendi duygusal yapısının içersinde en karışık eserleri aklıyla değil zekası sayesinde oluşturur. Biz bu kişilere ‘müzik dehası’ diyoruz. Ancak bu müzik dehaları en basit bir matematik problemini bile çözemeyebilirler.

Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere, iradeye ve bilgi edinme isteğine göre farklılıklar gösterebiliyor. Akıl somut olarak ölçülemez ama zeka pek sağlıklı olmasa da IQ denilen bir testle ölçülmeye çalışılıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb see reason. to bring sb to his senses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

or else.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

else. otherwise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the contrary. otherwise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A ). Gücü her şeye yeten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interest. to concern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aldırmak işi. Aldırış etmemek = Ehemmiyet vermemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regard. care. attention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. attention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifferent. unheeding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

never mind!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

never mind. don't worry. take it easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Almaya sevk ve icbar etmek, kabul ettirmek. 2. Vasıtayla almak, almaya adam göndermek. 3. Satın aldırmak, satın almaya sevk ve icbar veya buna müsaade etmek: Bana sunu aldırmadılar. 4. Sığdırmak, istiap ettirmek: Bu kadar zahireyi şu anbara nasıl aldıracaksınız? 1. Ehemmiyet vermek: Herif hiç aldırmıyor. 2. Deli olmak, çaldırmak. Burnundan kıl aldırmamak = Kibirli bir tavırla muhalefet etmek, söz dinlememek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay attention. mind. take heed of. bother about. heed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. mind. regard. to make sb take. to get sb to take. to have sth out. to mind. to care. to pay attention. to worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb get sth. to mind. to pay attention to. to have sth surgically removed. care. reck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disregardful. unsusceptible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconcerned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Hiç bir şeye aldırmamayı Adet edinmiş kimsenin hali, tasasızlık, kayıtsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference. heck. insouciance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb sent out for sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflammation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alev çıkarır hale getirmek, tutuşturmak, yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inflame. to exacerbate. to incite. enkindle. fan deliberately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim, fark etmez bu kokuyu tam olarak giderenleyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile giderilebilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılması ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40((75XO,7)=0.76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40( (60x0,6)= 1.1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim fark etmez, bu kokuyu tam olarak gideremeyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile gideribilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılamsı ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oaranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40(75*0,7)=0,76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40(60*0,6)=1,1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mainmast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower mast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. mantık). İki şey arasında bazı noktalarda uygunluk hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «an» dan). 1. Birinin hatırına getirmek, hatırlatmak. 2. Bir şeyi hatıra getirmek, unutturmamak: Kendini hayırla andır. 3. Benzetilen, hatıra getirecek surette çok benzemek: Mahşeri andırır bir kalabalık. Konuşma dilinde: Bu kumaş onu andırıyor. Şu adam falanı andırıyor, denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to remind. to resemble. to border on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to remind one of. to resemble. to recall sb to the memory of others. evoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ocağın demir ayaklığı. and/or ve ya da, veya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to explain the meaning. to give the meaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to explain. to give meaning to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir arı kolonisinde on binlerce işçi arı, binlerce erkek arı ve sadece bir tane ana (kraliçe) arı vardır. Ana arı kovanın her şeyidir, yokluğunda iş düzeni ve üretim durur. Ana arı kovanda tek olduğu gibi, ölümü halinde yerine geçebilecek ikinci bir arıya da izin vermez. Kovanda ana arı adayı olmak demek ölüm demektir.

Ana arının yok olmasına bir şekilde ölmesi neden olabileceği gibi arıcı tarafından da bilinçli olarak kovandan alınabilir. Ana arı yok olunca koloninin kendisine süratle yeni bir ana arı edinmesi gerekecektir. Bu yeni ana arı eskisinin yumurtladığı son yumurtalardan çıkacaktır.

Bu yumurtaların arı sütü ile beslenmesi, yeni ana arının arı sütü içinde doğuş ve gelişme evrelerini geçirmesi gerekmektedir. Burada görev yine işçi arılara düşer. İşçi arılar üst çene bezlerinden beyaz renkte, pelte kıvamında, hafif keskin koku ve tatta bir sıvı salgılarlar. İşte arı sütü budur. Bu salgı ile beslenen yumurtalar 16 gün sonra arı olarak gözü terk ederler.

Arı yetiştiricileri bu safhada larvaları yok ederek, arı sütünü kaşıklarla gözlerden toplarlar. Her bir gözden yaklaşık 0,1 gram arı sütü alınabilir. Yüzde 65’İ su, yüzde 35’i ise protein, yağ, şeker ve vitamin ihtiva eden kuru maddeden oluşmuştur.

Arı sütü, özellikle sinir sistemi hastalıklarında, yorgunluk sorunlarında, kısırlık ve damar sertliği tedavilerinde, insana güç ve zindelik kazandırmada kullanılan, doğrudan doğadan gelen önemli bir tabii gıdadır. Piyasaya saf veya bala karıştırılmış halde, draje veya tablet halinde sunulmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Arılar doğanın gerçekten usta mimarlarıdırlar. Kesiti düzgün altıgenler oluşturan prizma şeklindeki petek gözlerinin dipleri bir piramit oluşturarak sona ererler. Kovanlardaki şekliyle dik duran her petekte, petek gözleri yatayla sabit bir açı yapacak şekilde inşa edilirler.

Her bir gözün derinliği 3 santimetre, duvar kalınlığı ise milimetrenin yüzde beşi kadardır. Bu kadar ince duvar kalınlığına rağmen altıgen yapı nedeniyle büyük bir direnç kazanırlar ve arıların depoladıkları kilolarca balı rahatlıkla taşıyabilirler.

Arıların petek gözlerini kusursuz bir şekilde altıgen yapmalarının başka sebepleri de vardır. Eğer beşgen, sekizgen veya daire şekillerini seçselerdi bitişik gözler arasında boşluklar kalacak, işçi arılar fazla mesai yaparak ve daha fazla balmumu harcayarak bu boşlukları doldurmak zorunda kalacaklardı.

Gerçi üçgen veya kare yapsalardı bu boşluklar olmayacaktı ama altıgenin bir başka özelliği daha vardır. Alanları aynı olan üçgen, kare ve altıgen şekillerden toplam kenar uzunluğu en az olanı altıgendir. Yani aynı miktarda balmumu ile daha çok altıgen odacığın kenarı çevrilebilir.

Aslında matematiğin, geometrinin ve simetrinin en kusursuz örnekleri sadece bal peteklerinde değil doğanın her yerinde görülebilir. Ancak bizler günlük hayatın hayhuyu içinde bu mükemmelliğin farkına varamayız.

Kar taneciklerinin hepsi birbirlerinden farklı altıgen şekilleri, tohumların dizilişlerindeki spiraller, mineral krislallerindeki geometrik yapılar ve değişmez açılar, tavus kuşunun kuyruğundaki lekeler, sümüklü böceğin kabuğu, örümcek ağları, tüm bunlar görünümü olarak kusursuz olmalarına karşın müthiş bir matematik düzen de gösterirler.

Papatyanın ortasındaki sağ spirallerin sayısının 21, sol spirallerin ise 34 olması, Himalaya çamının kozalaklarındaki pulların aynı şekilde 5 sağ, 8 sol spiral oluşturması, kara çam kozalaklarında ve ananas meyvesinde ise 8 sağ, 13 sol spiral bulunması tesadüf değildir elbette.

Leonardo Fibonacci (1170-1250) isimli büyük matematik ustası ta o yıllarda, her sayının kendinden önce gelen iki sayının toplamı olduğu bir dizi geliştirdi;

1, 1, 2, 3, 5. 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, ...

Dikkat ederseniz yukarıda verilen sağ, sol spiral sayıları, bu dizide artarda yer alan sayılardır.

Bu dizinin ilginç bir yanı da on ikinci terimden yani 144’den sonraki ardışık sayıların birbirlerine oranlarının (233/144 = 377/233 = 610/377) 1,61803 olması, 5. Sayı ile 12. Sayı arasındaki oranların da bu sayıya çok yakın olmalarıdır.

15. Yüzyılın ikinci yarısında yaşamış matematikçi Pacial Luca tabiatta daima kenarları arasında 1,618 oranı bulunan bir dikdörtgen bulunduğunu, hatta insan vücudunun da bu oranda yaratıldığını ileri sürüyor, mahkeme tarafından yakılma tehlikesine karşı da Leonardo da Vinci’nin çizimlerini göstererek meydan okuyordu. Zamanın heykeltraşlanın heykellerinde de bu oranı kullandıklarını belirtmeleri üzerine bu oran ‘Tanrısal Oran’ olarak da anılmaya başlandı.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purify. to purify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowdlerize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough cobblestone pavement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrasion. corrosion. erosion. attrition. denudation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrosion. erosion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wearing off. etching. corroding. erosion. obliteration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sürterek oyup çukurlatmak veya üstündeki yazı, çiçek vesaireyi silip kazımak: Fazla tedavül meskûkâtı (madenî paraları) aşındırır. Birinin kapısını aşındırmak = Çok gidip gelmek, usandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrade. corrode. eat. erode. fray. to erode. to corrode. to abrade. to wear away. to eat sth away. to eat away at sth. to go very often.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to erode. to wear off. to corrode. to eat. abrade. fret. obliterate. wear. wear away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ateş vermek, tutuşturmak. 1. Ziyade kızdırmak. 2. Fesadı şiddetlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to set on fire. to provoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «at» tan). Birine at kazandırmak, atlı etmek, ata bindirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Tahrik etmek, isyan ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Tahrik etmek, isyan ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make revolt. to cause to revolt. to arouse. to provoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse to revolt. arouse. incite a riot. stir up. touch off a riot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bu gün Ay yüzeyine dikilmiş tek bayrak ABD’ye ait. Aya ilk ayak basmanın yanında 1969-1972 yılları arasında 12 ABD’li astronot ay yüzeyinde dolaştılar, toplam 170 saat Ay’da kaldılar. Bu arada sağa sola kilometrelerce yürüyüş yaptılar. Dünyaya dönüşlerinde 400 kilogram kaya ve toprak örneği, 30 bin fotoğraf getirdiler.

Bütün bunlar az şey değil. Onca çalışma, emek, bilgi, para ve risk. Ay için sarf edilen ve katlanılan bunca şeye karşılık Ay’ın ABD’ye ait olması pek mantıksız gelmiyor. Niçin Ay’ı da bir eyaletleri ilan edip bayraklarına bir yıldız daha ilave etmediler? Aslında insanların çoğu tarafından, Neil Armstrong’un aya ilk ayak basığından ve oraya ABD bayrağını dikmesinden beri Ay’ın ABD malı ve toprağı olduğu sanılıyor. Ancak bu bayrak sembolik açıdan bir önem taşıyor ve şimdilik Ay kimseye ait değil.

Sovyet Rusya ile ABD’nin uzaya gitme yarışına başlamaları ile birlikle uzayı sahiplenme konusu da gündeme geldi. Sonunda 1968 yılında, yani Ay’a seyahatten bir yıl önce yapılan uluslararası bir anlaşma ile çözüme ulaşıldı. Ay’ın ve diğer gökcisimlerinin ve uzayın araşlırılması ve kullanılması konusunda belirli kurallar getirildi.

Bu anlaşmaya göre, uzay hiç bir şekilde ve hiç bir ulus tarafından sahiplenilemez. Tüm dünyanın malı olarak kabul edilen Antarktika gibi uzay ve Ay kimseye ait değil veya herkese ait. İsteyen gidebilir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f). 1. Başkası tarafından kışkırtılmak. 2. Yüz verilip şımartılmak (şımarılmak): Yüz bula bula azdırıldı. 3. Yoldan çıkarılıp kötü yola sevkedilmek. 4. Küçük bir fenalığı ıslah olunmayacak hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be made wild. to be excited sexually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Harekete getirmek, kışkırtmak. 2. Yüz verip şımartmak. 3. Yoldan çıkartmak, ayartmak, sapıttırmak. 4. Küçük bir fenalığı ıslah olunmayacak hale getirmek: Çamaşırcı çamaşırı azdırdı: Fena yıkayarak temizlenmeyecek hâle getirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lead astray. drive smb. wild. excite. exacerbate. irritate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

windfall. to inflame. to exacerbate. to turn sb on. to spoil şımartmak. to deprave. to debauch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inflame. to irritate. to tease. to excite sexually. to spoil. to corrupt. to lead astray. exacerbate. seduce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Eskiden borçları olanlar Baba Cafer Zindanı’na atılırlardı. Hapsedilen borçlular zindanın tek penceresinden yardım isterler, borçlarını ödemeleri için halka yalvarırlardı. Baba Cafer’den bir borçlu kurtarmak büyük sevap sayılırdı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. «budûr» dan) (c. buvâdir). 1. Hemen söylenilip hatâdan uzak olmayan söz. 2. Ansızın zuhur eden vak’a.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unforeseen danger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بادره] tehlikeli olay, felaket.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. bahadırân) (Türkçe’de dahi buğadur ve batur kullanılıp ikisi arasındaki münasebet açık ise de, hangisinin hangisinden çıktığını kestiremedik). Yiğit, cesur, kahraman, batır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brave. gallant. valiant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهادر] yiğit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit, bağatur. Timur soyundan Hindistan’da hükümdarlık yapmış Türk lid(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

BAHADIR-ANE (i. F). Yiğitçe, dilâverce, kahramanca: Bir tavr-ı bahadırâne ile; bahadırâne bir yürüyüşü vardır. Cesur adamlara yakşır surette, yiğitçe: Bahadırâne yürümek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bahadır).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bacağın budu, kaba eti. 2. Sak, diz ile ayağın bileği hükmünde olan oynak yeri arasındaki uzuv. Baldır sinir = Ökçe siniri. Baldır kemikleri = Baldırdaki iki kemik, azmeyn-i sak, düdük kalemi ile İncik. Baldırıçıplak = Aşağılık adam, ayak takımı, serseri. Kayış baldırlı = Çevik. Baldırıkara = Bir süs bitkisi, kerbeze (edianthum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calf. shank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calf. back of the shank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Don ve şalvar paçasının baldıra gelen yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nemli yerlerde yetişen zehirli bir bitki, ağıotu (conium). Maydanozgillerden olan bu bitkinin büyük baldıran, küçük baldıran, su baldıranı gibi çeşitleri vardır. Baldıran şerbeti. Su baldıranı = Rezne. Küçük baldıran = Teft.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Ağuotu): Maydanozgillerden nemli yerlerde yetişen 1-2 metre boyunda zehirli bir bitkidir. Gövdesi kalındır. Saplarının alt kısmı erguvani renktedir. Yeprakları büyük, çiçekleri yayvan ve küçüktür. Terkibinde coniine vardır. Büyük baldıran ve küçük baldıran olmak üzere 2 çeşidi vardır. Ev ilaçlarında kullanılmaz. Kullanıldığı yerler: Hekimlikte ağrı giderici ve spazm giderici olarak, siyatik, tetanoz, epilepsi, trilemnius nevraljisi ve kore hastalığının tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(bk.) Baldıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vagabond. rough. ruffian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(fujer): Eğreltiotugillerden; nemli yerlerde yetişen otsu bir bitkidir. Yaprakları at yelesini andırır. Yurdumuzun hemen hemen her yerinde yetişir. Kullanıldığı yerler: Grip ve soğukalgınlığında hastayı rahatlatır. Balgam söktürür. Mide ağrılarını keser. Böbrek kumlarının dökülmesini sağlar. Derideki şişlikleri indirir. Saç dökülmesini önler. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Diğer ilaçlara da tat verici olarak kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bal gibi tatlı etmek. 2. Koyulaştırıp yapışkanlık peyda ettirmek. 3. Çok öğmek ve güzel tavsif edip imrendirmek: Tarif ederken o kadar ballandırdı ki, ağzımızın suyunu akıttı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to praise extravagantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İtalyanca «bandirea»). Ecnebî bayrağı, sancağı. Fransız bandıralı bir gemi. Bir ecnebî devletin bandırası altına girmek = O devletin tabiiyetini kabûl ve himayesi altına girmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag. ensign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Pekmez içine bandırılmış ceviz sucuğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sulu şeyin içine bırakıp ıslatarak yumuşatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dip. to dunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dip into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. «banderole»). Tekelde bulunan tütün vesaire paketlerine yapıştırılan damgalı kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hosting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Siper altına almak, muhafaza ve himaye etmek, korumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelter. hut. house. hold. nestle. keep back. harbor. harbour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodate. harbour. house. nestle. shelter. to shelter. to accommodate. to lodge. to house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shelter sb. to afford / to give / to offer / to provide shelter. harbour. nestle. tabernacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bu günlerde çarşı pazardan aldığınız her şeyin üzerinde bir etiket var. Bu etikette kalınlıkları farklı dikey çizgiler ve bazı numaralar bulunuyor. Kasiyerler bu malın etiketli tarafını bir camın üzerinden geçiriyor veya etikete bir ışık tutarak, fiyatlarını otomatik olarak yazar kasalarına geçiriyorlar.

Barkodlar önceleri marketler için, işlemlerini hızlandırmaları ve stoklarını daha iyi kontrol edebilmeleri için hazırlanmıştı. Ancak sistem o kadar başarılı oldu ki, süratle her tipte satılan eşyaya konulmaya başlanıldı.

Şimdi, süpermarketten aldığınız ve üzerinde barkod olan herhangi bir malı elinize alın ve bu bir tip etikete bakarak anlatacaklarımızı dinleyin.

Gördüğünüz gibi, bir barkodda iki kısım vardır. 1) Makinenin okuduğu dikey çizgiler kısmı; 2) İnsanların okuyabildiği 12 adet rakam. İlk altı rakam eşyanın tanım numarası olup, üreticiler yıllık bir ücret karşılığında, bu kodları veren uluslararası bir konseyden kendi ürünlerine tahsis ettirebilirler.

İkinci gruptaki ilk beş rakam malzeme numarasıdır. Aynı kod birden fazla çeşitteki ürün için kullanılamaz. Yani üreticinin sattığı her değişik üründe, her değişik paketlemede, hatta paketlerin koli olarak tekrar paketlenmelerinde hep değişik malzeme numarası verilir. Böylece markette ne kadar mal satıldığı, depoda ne kadar kaldığı, hep kontrol altında tutulur.

Örneğin, teneke kola ile şişe kolanın kod numaraları farklıdır. Hatta kutu kolanın bir kolide 6’lık, 12’lik veya 24 adet bulunması durumunda bile farklı kod verilir.

Sağdaki en son rakam ise kontrol numarasıdır. Bu numara bütün taranan dikey çizgilerle hafızaya alınan bilgilerin, bir çeşit sağlamasını yapar.

Görüldüğü gibi, barkodun üzerinde, malın fiyatı ile ilgili her hangi bir bilgi yoktur. Kasiyer barkodu taradığında sinyal sistem içinde bir merkeze gider, buradaki bilgisayar barkod numaralarına göre girilmiş ve her zaman değiştirilebilir fiyat bilgisini derhal kasaya gönderir. Bu merkez mağazadaki malların fiyatlarını her zaman değiştirebilme imkanı sağlar.

Çeşitli kalınlıktaki dikey kalın ve ince çizgiler ile aralarındaki boşluklar, çeşitli kombinasyonlarda dizilerek, her biri, bir rakamı temsil eder, yani altlarındaki rakamın bilgisayar tarafından okunmasını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu günlerde çarşı pazardan aldığınız her şeyin üzerinde bir etiket var. Bu etikette kalınlıkları farklı dikey çizgiler ve bazı numaralar bulunuyor. Kasiyerler bu malın etiketli tarafını bir camın üzerinden geçiriyor veya etikete bir ışık tutarak, fiyatlarını otomatik olarak yazar kasalarına geçiriyorlar.

Barkodlar önceleri marketler için, işlemlerini hızlandırmaları ve stoklarını daha iyi kontrol edebilmeleri için hazırlanmıştı. Ancak sistem o kadar başarılı oldu ki, süratle her tiptesatılan eşyaya konulmaya başlanıldı.

İimdi, süpermarketten aldığınız ve üzerinde barkd olan herhangi bir malı elinize alın ve bu bir tip etikete bakarak anlatacaklarımızı dinleyin.

Gördüğünüz gibi, bir barkodda iki kısım vardır.

1) Makinenin opkuduğu dikey çizgiler kısmı;

2) İnsnların okuyabildiği 12 adet rakam.

İlk altı rakam eşyanın tanmım numarası olup, üreticiler yılık bir ücret karşılığında, bu kodlaeı veren uluslararası bir konseyden kendi ürünlerine tahsis ettirebilirler.

İkinci gruptaki ilk beş raklam malzeme numarasıdır. Aynı kod birden fazla çeşitteki ürün için kullanılmaz. Yani üreticinin sattığı her değişik üründe, her değişik paketlemede, hatta paketlerin koli olarak tekrar paketlenmelerinde hep değişik malzeme numarası verilir. Böylece markette ne kadar mal satıldığı, depoda ne kadar kaldığı, hep kontrol altında tutulur.

Örneğin, teneke kola ile şişe kolanın kod numaraları farklıdır. Hatta kutu kolanın bir kolide 6’lık, 12’lik veya 24 adet bulunması durumunda bile farklı kod verilir.

Sağdaki en son rakam ise kontrol numarasıdır. Bu numara bütün taranan dikey çizgilerle hafızaya alınan bilgilerin, bir çeşit sağlamasını yapar.

Görüldüğü gibi, barkodun üzerinde, malın fiyatı ile ilgili herhangi bir bilgi yoktur. Kasiyer barkodu taradığında sinyal sistem içinde bir merkeze gider, buradaki bilgisayar barkod numaralarına göre girilmiş ve her zaman değiştirilebilir fiyat bilgisini derhal kasaya gönderir. Bu merkez mağazadaki malların fiyatlarını her zaman değiştirebilme imkanı sağlar.

Çeşitli kalınlıktaki dikey, kalın ve ince çizgiler ile aralarındaki boşluklar, çeşitli kombinasynlarda dizilerek, her biri, bir rakamı temsil eder yani altlarındaki rakamın bilgisyar tarafından okunmasını sağlarlar.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Bas güçlendirme, tek bir dokunuşla bas sinyalinin güçlendirilmesini sağlayan bir Sony teknolojisidir. Sony WALKMAN® mp3 veya mp4 çalarla, HiFi veya başka bir ses cihazıyla müzik dinlerken daha zengin ve güçlü bas sesler duymak isterseniz, tek yapmanız gereken, bir düğmeye dokunmaktır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insubordination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contumacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolt. riot. uprising. rebellion. muting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, kuvvetli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Mâmur, şenlikli. Bir Oğuz oymağının ve Akkoyunlu hanedanının adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultivated. developed. built up. flourishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

developed. prosperous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rich and prosperous. cultivated. developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İmar edilmiş, mamur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to improve. to build up. to provide public services for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bayındır olma hali, ümran. Bayındırlık bakanlığı: Memleketin bayındırlığı ile uğraşan bakanlık, nafıa vekâleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosperity. public works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development. public works. development charges. prosperity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flagpole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag staff. flagpole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bedr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dolunay, ondört gecelik ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.İşleri kötü idare eden. 2.Çapkın kadın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars) (Erkek İsmi) - İleri görüşlü, aydın lid(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A). Dolunay, on dört gecelik ay. (coğrafya). Mekke-i Mükerreme ile Medine-i Münevvere arasında bir yer ki, Peygamberimizin meşhur gazasının geçtiği yerdir. Ashâb-ı Bedr: Bu gazâda bulunan sahâbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Beğendirmek, birine beğeneceği bir şeyi göstermek veya birçok şeylerin içinden birini seçtirmekO adama elbise beğendirmek ne kadar zor. Sürünün içinde koyun beğendirmek. 2. Kabûl ve takdir ettirmek, makbûle geçecek bir iş yapmak: Yazımı beğendiremedim. Hizmetçi, efendisine işini beğendirmeye ça lışmalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recommend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sb to like sth. sell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bender). Benderler (iskeleler), (bk.) Bender.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.
Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

North Africa Bendir a drum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A North African frame drum usually with strings stretched across the underside of the drum head to create a buzzing tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bendir is a drum of western North Africa, which is round and 20 inches in diameter Two snares are connected underneath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bakkaldan veya marketten yumurta alırken kabuğunun rengi sizin için önemli mi, bu konuda bir tercihiniz var mı? Sizce kabuk renkleri farklı olan yumurtaların içleri de besin değeri olarak farklı olabilir mi? Tavukların niçin bazılarının yumurtaları beyaz da bazılarının açık kahverengi?

Bu konuda iki zıt ama ikisi de yanlış olan görüş var. Kabuktaki beyaz rengin, yumurtanın ideal oluşumunu tamamladığını gösterdiğini, bunun dışında bir renk değişiminin kalitede düşüş anlamına geldiğini iddia edenlerin yanı sıra kabuğun rengi ne kadar koyu ise besin açısından da o kadar değerli olduğunu ileri sürenler de var. Genellikle Avrupa ülkelerinde kahverengi yumurtalar makbul sayılırken ABD’de durum tam tersidir.

Oysa her iki görüş de yanlıştır. Besin değeri, lezzet ve pişme karakteristikleri bakımından her iki renk yumurtanın da içi aynı değerdedir. Her iki yumurtada da aynı miktarda protein, mineral ve vitaminler (C vitamini hariç) vardır. Tabii tavuğun yediği yemin kalitesi de belirli farklar yaratabilir.

Yumurtanın içi değil de kabuğunun rengi ile haklı olarak ilgilenenler sadece onları paketleyenler ve satanlardır, çünkü bir pakette hep aynı rengin olması müşteri tarafından tercih edilmektedir.

Tabiatta yaşayan hayvanların yumurtalarını renkli veya koyu renkte hatta gölgeli ve çizgili şekilde yumurtlamalarının ana nedeni, bu yumurtaları yemek isteyen düşmanlarına karşı kamuflaj yaparak neslin devamını sağlamaktır.

Yumurtaların kabuklarının renklerini, tavuğun kökenine, atalarının yaşadığı yerlere bağlayanlar da var. Bu görüşe göre Asya kökenli tavukların yumurtaları kahverengi, Akdeniz kıyıları kökenlilerin ise beyaz oluyormuş.

Daha çok kabul gören bir diğer görüşe göre ise beyaz kabuklu yumurtalar beyaz ibikli ve kulak memesi beyaz olan tavuklar tarafından yumurtlanıyormuş. İbik ve kulak memesi kırmızı olanlar ise kahverengi kabukları olanları yumurtluyormuş.

Kabuğu hangi renk olursa olsun işte size yumurta ile ilgili bazı faydalı bilgiler: Yumurtayı haşlayıp haşlamadığınızı unuttunuz. Masanın üstünde fırıldak gibi döndürün. Eğer hemen duruyorsa taze yani pişmemiş, biraz daha uzun süre dönmeye devam ediyorsa içi katı yani haşlanmış demektir. Yumurtanın tazeliğini merak ediyorsanız suya koyun, taze ise suda batacak, bayat ise yüzecektir.

Yumurtada hemen hemen hayati tüm vitaminler vardır. Bulunmayan tek vitamin C vitaminidir. Yumurtanın besin değeri yüksek olan kısmı sarısıdır. Akı ve sarısı karıştırılarak, omlet gibi pişirilen yumurtalarda, aktaki bazı maddeler sarıdaki vitaminlerin bir kısmının etkilerini yok ederler.

Kalori açısından et ve süt ile mukayese edildiğinde 55 gramlık bir yumurta, 40 gram yağlı sığır etine veya 100 gram yağlı süte eşdeğerdedir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tedious. tiresome. wearing. wearisome. irksome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harassment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bıktırmak, usandırmak, usanç ve nefret vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sicken. to disgust. to weary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sür’atli, seri, hızlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sür’atli, seri, hızlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Esirgenmeyen. 2. Esirgemeyen, elinden geleni yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Esirgenmeyen. 2. Esirgemeyen, elinden geleni yapan.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Biber acı değildir. Acı, tatlının tersidir ve acıya örnek olarak kininin veya greyfurdun tadı gösterilebilir. Biber acı değil yakıcıdır. Bunun tersi ise serinletici olup, buna da örnek olarak nane veya mentol gösterilebilir.

Biberin yakıcılığı, içinde bulunan kapsaisin adı verilen bir tür bileşikten kaynaklanır. Bu maddenin büyük bir kısmı, biberin etli kısmında ve tohumlarında bulunur. Bu nedenle ucu pek yakıcı olmayan biberin, yenildikçe yakıcılığı daha çok hissedilir.

Kapsaisin maddesi bibere yakıcılık vermekle kalmaz, cilde temas ettiğinde tahrişe de yol açar. Hatta bu özelliğinden dolayı bazı romatizma ilaçlarının formüllerinde de kullanılır.

Yeşil biber kırmızı olanından daha yakıcı değildir. Yakıcı biberler koyu renkli ve çok sivri uçludur. Biberler A ve C vitaminleri bakımından çok zengin olup, sıcak havada yenilen yakıcı biberler insanı terletirler ve terin buharlaşmasıyla insanda bir serinlik hissi duyulur.

Buna karşın, biberin içindeki kapsaisin maddesi, insanda tükürük salgısını da arttırır, solunum ve kan basıncında değişimler yaratır, bağırsaklarda emil imin azalmasına yol açar.

Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda, diğer kanserojen maddelerle birlikte alındığında, karaciğer kanserinin ortaya çıkmasında, hızlandırıcı rolü olduğu konusunda ciddi kuşkular vardır.

Biberden ağzımız yanınca çoğumuz hemen su içeriz ve bir işe yaramadığını görürüz. Peki nasıl oluyor da, biberin yakıcı tesirini su gideremiyor? Sebebi basit, yağ ve su kesinlikle birbirlerine karışmaz. Biberlerin yakıcılık veren maddesi yağlı olduğu için, ne kadar su içerseniz için onunla birleşmez. En iyi metot ekmek yemektir. Ekmek bu yağı absorbe eder ve mideye taşır.

Bir diğer etkili yol da süt içmektir. Sütün içindeki kasein maddesi bir deterjan görevini üstlenir, biberin yağı ile karışarak ağzı temizler. Bu da yeterli değilse rakı içilmesi Önerilir. Rakı da diğer alkol içeren sıvılar gibi yağı çözer ve sorunu giderir, ama sonuçları ertesi sabah ortaya çıkacak başka sorunlar getirir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Biber acı değildir. Acı, tatlının tersidir ve acıya örnek olarak kiwinin ya da greyfurdun tadı gösterilebilir. Biber acı değil yakıcıdır. Bunun tersi ise serinletici olup, buna da örnek olarak nane veya mentol gösterilebilir.

Biberin yakıcılığı, içinde bulunan kapsaisin adı verilen bir tür bileşikten kaynaklanır. Bu maddenin büyük bir kısmı, biberin etli kısmında ve tohumlarında bulunur. Bu nedenle ucu pek yakıcı olamayan biberin, yenildikçe yakıcılığı daha çok hissedilir.

Kapsaisin maddesi bibere yakıcılık vermekle kalmaz, cilde temas ettiğinde tahrişe de yol açar. Hatta bu özelliğinden dolayı bazı romatizma ilaçlarının formüllerinde de kullanılır.

Yeşil biber kırmızı olanından daha yakıcı değildir. Yakıcı biberler koyu renkli ve çok sivri uçludur. Biberler A ve C vitaminleri bakımından çok zengin olup, sıcak havada yenilen yakıcı biberler insanı terletirler ve terin buharlaşmasıyla insanda bir serinlik hissi duyulur.

Buna karşın, biberin içindeki kapsaisin maddesi, insanda tükürük salgısını da artırır, solunum ve kan basıncında değişimler yaratır, bağırsaklarda emilimin azalmasına yol açar.

Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda, diğer kansorejen maddelerle birlikte alındığında, karaciğer kanserinin ortaya çıkmasında, hızlandırıcı rolü olduğu konusunda ciddi kuşkular vardır.

Biberden ağzımız yanınca çoğumuz hemen su içeriz ve bir işe yaramadığını görürüz. Peki nasıl oluyor da, bibrin yakıcı tesirini su gideremiyor? Sebebi basit, yağ ve su kesinlikle birbirlerine kaarışmaz. Biberlerin yakıcılık veren maddesi yağlı olduğu için, ne kadar su içerseniz için onunla birleşmez. En iyi metot ekmek yemektir. Ekmek bu yağı absorbe der ve mideye taşır.

Bir diğer etkili yol da süt içmektir. Sütün içindeki kasein maddesi bir deterjan görevini üüstlenir, biberin yağı ile karışarak ağzı temizler. Bu da yeterli değilse rakı içilmesi önerilir. Rakı da diğer alkol içeren sıvılar gibi yağı çözer ve sorunu giderir, ama sonuçları ertesi sabah ortaya çıkacak başka sorunlar getirir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formulation. moulding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

form. mould. shape. give shape to. model. carve out. fashion. mold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion. form. shape. style. to shape. to form. to give shape to. to put into a form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give form. to shape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geçen sene, bir sene evvel: Bıldır bu kadar sıcak olmadı; bıldır gitti idim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sonbahara yakın avlanır, eti pek leziz bir kuş, ki, çulluğa benzer, Ar. selvâ. Bıldırcınotu = Hind’den gelen bir zehirli nebat. Bıldırcın kılavuzu = Erkeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifesto. notification. proclamation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

report.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Tebliğ, tebliğler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communique. bulletin. proclamation. notice. announcement. manifesto. memorandum. memo. notification. asseveration. edict. memorial. report. service. throwaway. writ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

announcement. assertion. bulletin. communique. declaration. handout. manifesto. notice. notification. paper. report. communiqué.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communique. announcement. notice. proclamation. communiqué. handout. judgment judgement. manifesto. paper. pronouncement. statement. declaration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Anlatılmak, Osm. ilâm ve ifhâm edilmek. 2. Haber verilmek: Bursa taraflarında bol yağmuryağdığı mahallinden bildiriliyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

declaration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

announcement. notice. declaration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notice. announcement. notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bildirme, anlatma, haber verme, Ar. İlâm, ifhâm. 2. Haber verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impartation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirmation. notice. proclamation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

announcing. notifying. making known. communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bildirmek, anlatmak, Osm. İlâm ve ifhâm etmek. 2. Haber vermek: İşin aslını bana bildirdiler. Git anla da bize bir mektupla bildir. Haddini bildirmek = Değerini anlatmak, cezasını vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

declare. notify. let smb. know. inform. let know. tell. say. serve notice. proclaim. report. state. acquaint. advise. affirm. announce. annunciate. communicate. enunciate. give forth. give out. herald. impart. indicate. intimate. issue. lodge. notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaint. advertise. advise. affirm. announce. apprise. assert. attest. broadcast. certify. communicate. couch. declare. disclose. impart. inform. notify. proclaim. pronounce. protest. release. report. signify. tell. vote. weave. to tell. to inform. to an

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notice. notify. declare. to be announced. to be notified. to be told. to inform. to announce. to notify. to tell. to communicate. to give notice of. advertise. apprise. enounce. enunciate. impart. to let know. note. post. promulgate. purport. shoot a line

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instruct. catch up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to acquaint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb conscious of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be seen aboard. to be put into a vehicle. to be hit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motorized forces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bindirmek fiili ve tarzı .

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bindirme, blndiriş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbrication. overlap. joint. corbel. embarkation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overlap. scarf. lading. loading. embarkment. mounting. ramming. boarding. falling aboard. clinker work. clinker built. projection. embarkation. overlapping. overlapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bindirmek, binmeye sevk veya müsaade etmek, bir şeye zorlamak. Osm. irkâb etmek: Atına bindirmek: O, kendi atına kimseyi bindirmez. 2. Gemi ve araba gibi bir taşıta koymak, idhal etmek: Askeri gemiye, arabalara bindirdiler. 3. (saati) ileri almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to mount. to help to get on. to add on. to overlap. to superpose. to run into. to bump into. to ram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to add on. to overlap. to see sb abroad. to put sb on. to collide with. to ram. to run into. clash. get on / onto. get up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir gün, dünyanın kendi ekseni etrafında bir dönüşü tamamladığında geçen süredir. Bunu herkes bilir. Aslında tam da öyle değildir. Çünkü dünya kendi ekseni etrafında dönüşü sırasında yörüngesi üzerinde güneşin etrafında da döndüğünden, güneşten bakıldığında bir tam devri için geçen süre farklı gözlemlenir.

Neyse şimdi biz bunu karıştırmayalım ve bugün bütün dünyanın kabul ettiği zaman sistemine bakalım; o Bir yıl 12 aydır. o Bir yıl 52 haftadır o Bir ay 28-31 gündür. o Bir ay 4-5 haftadır. o Bir hafta 7 gündür. o Bir gün 24 saattir. o Bir saat 60 dakikadır. o Bir dakika 60 saniyedir. o Bir saniye 100 mili saniyedir.

Görüldüğü gibi, bir gün kaç saniyedir diye sorulduğunda bile kafadan hesaplanamayacak kadar karışık bir bölünme. Önce gün 24’e, sonra 60’a, sonra bir daha 60’a bölünüyor. Saniyeden sonraki bölünmeler ise ondalık sistemle gidiyor. İşte çocukların zaman hesaplarında zorlanmalarının sebebi.

Bir günde niçin 24 saat olduğunu kimse bilmiyor. Bu rakamın güneş saatini ilk kullanan Mısırlılardan kaynaklandığı sanılıyor. Yere dikilen yüksek bir taşın gölgesi sabah batıya, akşam doğuya düşüyordu ve Mısırlılar bu arayı altıya bölmüşlerdi. Dolayısı ile bir gün 24 bölüm oluyordu.

12 sayısı 2, 3, 4 ve 6 ile bölünebildiğinden, o zamanlar en çok kullanılan sayı birimi idi ki, bugün bile düzine adı altında sayı birimi olarak kullanılmaktadır.

Mısırlılar ayrıca 30 günlük ay ve 360 günlük yıl takvimini uyguluyorlardı.

Bugün bir dairenin 360 dereceye bölünmesinin sebebinin de bu olduğu sanılıyor. Yaklaşık 3 bin yıl önce, bugün Irak olarak bilinen yerde yaşayan, Babilliler ise 60 sayısını matematik sistemlerinde temel olarak almışlardı. 2, 3, 4, 6, 12, 15, 20 ve 30 ile bölünebilen ve 360’ı da bölen bu sayı dakika ve saniyenin birimi olarak alındı. O zamanlar için onluk sistem, yani on sadece 2 ve 5’e bölünebilen zavallı bir sayı idi.

Saniyenin bölümleri ise o devirlerde ölçülemiyordu, ölçülebilmeye başlandığında ise dünya ondalık sisteme geçmişti ve bu esas alındı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). El ile öndekinin sırtına basarak üstünden atlamak suretiyle oynanan oyun.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Niçin bahar gelince insanların yaşama sevinçleri yükselir? Niçin koyunlar baharda ve hemen hemen aynı zamanda kuzularlar? Niçin kuşlar vakti gelince bir anda hep beraber göç yollarına düşerler? Bu zamanlamayı, fiziksel ve psikolojik davranış biçimlerindeki değişimi sağlayan nedir?

İnsan vücudu her gün aynı saatte otomatik olarak belirli fonksiyonları yerine getirir, vücut ısısını değiştirir, hormonlar salgılar. Biz bunların çoğunun farkına bile varmayız. Örneğin bu biyolojik beden saatine uygun olarak vücudumuz akşam saatlerinde ısı kaybını önlemek için beden ısısını düşürür, sabahları ise bedeni günlük aktivitelere hazırlamak için arttırır. Yani vücut ısısı insanlarda, bir günde yaklaşık bir derece iner ve çıkar.

Tabiattaki bu müthiş dengeyi sağlayan, canlılarda beynin merkezine yakın yuvalanmış, küçük ve gösterişsiz bir organ olan hipofiz salgı bezidir. Varlığı milattan yüzyıllarca önce bile bilinen, insanda bir hap kadar küçük ve hafif olan bu bez, balıklarda, sürüngenlerde, hem suda hem karada yaşayan hayvanlarda, kuşlarda ve memelilerde, hemen hepsinde vardır.

Bilindiği gibi hayvanların bir çoğunun üreme aktiviteleri mevsimlere bağlıdır. Deneylerde hipofiz bezi çıkartılan hayvanların aynı zamanda doğurmaları daha doğrusu tabiatın takvimine bağlı kalmaları özelliklerini yitirdikleri görülmüştür. Aynı şekilde vücut sıcaklıklarını ve günlük yaşam ritimlerini düzenleyemedikleri, kuşların göç etme içgüdülerini kaybettikleri tespit edilmiştir.

Biyolojik ritmi düzenleyen hipofiz bezinin bunu, salgıladığı ‘melatonin’ hormonu ile yaptığı biliniyor. Bu hormonun salgı miktarı dış dünyanın gece ve gündüz zamanları, daha doğrusu havanın karanlık ve aydınlık süreleri tarafından ayarlanmaktadır. Yani beden saati gün ışığı döngüsüyle eş zamanlı çalışmaktadır.

Sürekli gece çalışanlarda, uçakla uzun yolculuk yapanlarda hatta kış mevsimine girerken gündüz saatlerinin kısalmasıyla bazı insanlarda, beden saatinin ritminin bozulmasıyla oluşan fiziksel ve psikolojik sorunlar görülmektedir.

Melatoninin beyne nasıl bir sinyal göndererek bu kontrol mekanizmasını yarattığı ve bu saatin moleküler ve hücresel düzeyde nasıl çalıştığı tam açıklığa kavuşabilmiş değil.

Koyun ve benzeri hayvanların sonbaharda günlerin kısalmasıyla çiftleşip, bütün bir kış yavruyu karnında taşıyıp, baharda doğurmalarına karşın, kuş, balık gibi memeli olmayan hayvanlarla diğer bazı küçük memelilerin hipofizlerinin bu iş için niçin ve nasıl bahar aylarını seçtikleri ve üreme mevsimi dışında hipofizden gelen hangi emirle doğurganlıklarını kaybettikleri konularını açıklığa kavuşturmak için çalışmalar devam ediyor.

Bu çalışmaların bir diğer amacı da hayvanların çoğunun sonbaharda hep beraber aktif üreme dönemine girmeleri, doğumların da aynı tarihlere rastlamaları, bu nedenle belli mevsimlerde piyasalarda lüzumundan fazla et bulunmasıdır. Araştırmacılar hayvanların biyolojik saatlerinde ayarlama yaparak, üreme döngülerini değiştirmeye, üremenin yıl içine dağılmasına çalışıyorlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi, ‘ring’ kelimesi, İngilizce’de daire, halka anlamındadır. Parmağa takılan yüzüğe bile bu nedenle ‘ring’ denilir. Aslında geçmişte profesyonel boksta, boksörler grup halinde, kasabadan, kasabaya dolaşır, oradaki yerli boksörlerle maç yaparlardı.

Boks yapılacak alana seyirciler daire şeklinde yerleştirilir, en önde oturanlara alanı çevreleyen ip tutturularak, başkalarının boks yapılacak yere girmeleri önlenirdi. Ayrıca sahnedeki boksöre meydan okuyan biri kafasını bu ipe çarparak dövüşmek isteğini belirtirdi.

Seyirci miktarı artınca bu usulü uygulamak zorlaştı. Yere dikilen kazıklara ip bağlanarak boks yeri belirlenmeye başlandı. Tabii ki bu iş için en uygun şekil kare idi.

Boks yapılan yerlerin dünyanın her yanında kare olmasına rağmen “ring” diye adlandırılmasının hikayesi işte bu!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi, “ring” kelimesi, İnglizce’de daire, halka anlamındadır. Parmağa takılan yüzüğe bile bu nedenle “ring” denilir.

Aslında geçmişte profesyonel boksta, boksörler grup halinde, kasabadan, kasabaya dolaşır, oradaki yerli boksörlerle maç yaparlardı.

Boks yapılacak alana seyirciler daire şeklinde yerleştirilir, en önde oturanlara alanı çevreleyen ip tutturularak, başkalarının boks yapılacak yere girmeleri önerilirdi. Ayrıca sahnedekiboksöre meydan okuyan biri kafasını bu ipe çarparak dövüşmek istediğini belirtirdi.

Seyirci miktarı artınca bu usulü ugulamak zorlaştı. Yere dikilen kazıklara ip bağlanarak boks yeri belirlenmeye başlandı. Tabii ki bu iş için en uygun şekil kare idi.

Boks yapılan yerlerin dünyanın her yanında kare olmasına rağmen “ring” diye adlandırılmasının hikayesi işte bu!


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be debited. to be forced to go into debt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to debit. to charge. indebt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle kağıt para devrinden önce, alışverişte kullanılan paralar altın ve gümüş içeriyorlardı. Her devirde olduğu gibi, o devirde de bulunan bazı düzenbazlar, bu paraları kenarlarından kazıyarak, çok az miktarda da olsa, bu değerli madenleri biriktiriyor, parayı da tekrar kullanabiliyorlardı.

O devirlerde tüccarlar, parayı tartıyorlar ve ağırlığı eksikse kabul etmiyorlardı. Tabii, para da elinizde kalıyordu. Antik para kataloglarında dikkat ederseniz, paraların büyük bir kısmının tam yuvarlak olmadığını görürsünüz.

Bu sorunu çözmek ve halkı eksik paraya karşı korumak için bozuk paraların kenarları tırtıllı yapılmaya başlandı. Bu tırtıllar sayesinde paranın kenarının kazındığı hemen belli oluyordu ve kenarı kazınmış parayı kimse almıyordu.

Bu adet günümüze kadar devam etti. Artık içinde değerli bir maden bulunmamasına rağmen, bozuk paralarımızın kenarlarında ya tırtıl ya da bir yazı vardır.

Günümüzde madeni paralar ‘bozukluk’ veya ‘ufaklık’ adı altında sadece küsuratları ödemede kullanılıyor. Bozuk paralar da para olma niteliklerini kanundan almalarına rağmen, kullanılmalarında bazı sınırlamalar vardır.

Gerek kağıt, gerekse madeni para olsun, her ikisiyle de yapılan ödemeleri kabul etmemek mümkün değildir. Buna ‘Kanuni Tedavül Mecburiyeti’ denilir ki, kağıt paralarda bu mecburiyet sınırsızdır. Ödenen miktar ne kadar büyük olursa olsun, bunu karşı taraf kabul etmek mecburiyetindedir.

Madeni paraların ise mecburiyeti sınırlıdır. En çok üzerlerinde yazan değerin 50 katını tamamen bozuk para ile ödeyebilirsiniz. Örneğin 50 bin liralıklarla, 2,5 milyona kadar ödemelerinizi yapabilirsiniz ama daha fazlasını da bozuk para ile ödeme isteğinizi karşı taraf kabul etmeyebilir.

Kağıt paraların Merkez Bankası tarafından basıldığı bilinir de, madeni paraları Maliye Bakanlığı’nın çıkardığı pek bilinmez. Madeni paraların toplam para stoku içindeki oranı da yaklaşık yüzde l civarındadır.

Hiç dikkat ettiniz mi? İnsan yüzleri kağıt paralarda önden, madeni paralarda ise yandandır. Madeni paralarda yer çok küçük olduğundan, kabartma tekniği ile bir yüzün tam detayını vermek mümkün olamamaktadır. Yandan bir profil kişiyi daha iyi tanınır kılmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Bulanmasına sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blur. dim. muddy. cloud. darken. trouble. upset. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blur. cloud. to muddy. to roil. to turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to muddy. to stir up. cloud. dim. thicken. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Evde cilalı parke üzerinde çorapla yürürken düşme olasılığınız, halıya oranla çok daha fazladır. Çünkü halı ile ayağımız arasında, cilalı parkeye nazaran daha çok sürtünme ve daha fazla temas vardır. Buzlu bir yüzeyin üzerinde ayağımızın kaymasını benzer bir sebebe dayandırabiliriz, ancak buz pateni yapanlar pütürlü buz yüzeyinde, düz bir buz yüzeyinden çok daha fazla bir hızla kayarlar.

Buz, sanıldığı gibi, düzgün bir yüzey olduğu için kaygan değildir. Olay, buz pateninin çok küçük yüzeyinin buza basınç yapması dolayısıyla o noktadaki buzun erimesi ve oluşan bu ince su tabakası üzerinde patenin hareket etmesidir.

İnsan ayağının boyunun ortalama 25 santimetre, eninin ise 10 santimetre olduğunu kabul edelim. Ortalama insan ağırlığı olan 75 kg., iki ayakla 500 santimetrekare yere bastığında, her santimetrekareye 0,15 kg. ağırlık biner. Topuklu ayakkabı giyen kadınlarda yere basılan alan o kadar küçülür ve basınç o kadar artar ki, kadınların topuklu ayakkabı izi sıcak asfaltta kalır, hatta bu basınç nerede ise filinki ile aynıdır.

Ucu neredeyse bıçak gibi olan patenlerin buza değen alanı o kadar küçüktür ki, erime ısısını l derece azaltmak için 130 kg/cm2 gereken buz yüzeyini derhal eritir.

Buz pütürlü olunca, paten sadece buzun pütürünün çıkıntılarına basar, böylece temas yüzeyi iyice küçülür ve basınç artar ve buz daha kolay eriyerek, paten buz ile arasında oluşan ince su tabakası üzerinde rahatça kayar.

Bu arada buzun bir başka şaşırtıcı özelliğine de değinmeden geçemeyeceğiz. Dişimiz ağrıdığında elimizin üzerine konulan buz bu diş ağrısının azalmasına yardımcı olur.

Vücudumuzun herhangi bir yerinde bir ağrı oluştuğunda, uyarıcı sinirler buradan orta beyine ağrı sinyalleri gönderirler.

Bu sayede beyin tarafından uyarılarak vücudun doğal ağrı kesicileri olan ‘endorfin’ ve ‘enkefolin’ salgılanır.

Bu salgıların kaynağa gidebilmesi için sinir sisteminin diğer bölümlerine, ağrı algılarının geçtiği diğer kapıları ‘kapat’ sinyali gönderilir. El üzerinden gelen ağrı sinyallerinden dolayı salgılanan doğal ağrı kesiciler sonucu yüz sinirlerinden gelen ağrı kapıları beyinde kapanmaktadır.

Diş ağrılarında vücudun başka bir yerinde değil de el üstüne buz konulmasının nedeni bu olup, bu noktaya akapuntur uygulanmasıyla da benzer sonuca ulaşılmaktadır. Baş parmakla işaret parmağı arasındaki bu noktaya HO-KU noktası denilmektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Göçebelerin evi yerinde olup ordugâhlarda askerlerin, bekçi ve ko rucu gibi adamların da geçici ikametgâhıdır. Kalın bezden yahut keçe veya deriden yapılır. Ekseriya mahrut (piramid), bazen üçgen biçiminde olur ve bir direkle kurulup etekleri ip parçalarıyla kazıklara bağlanır. Oba, hayme, hargâh, çetr: Çadır kurmak, çadırda yatmak. Çeşitleri olup, en büyüğüne otak, en küçüğüne çerge derler. Tatar çadırına «alaçık», Türkmen çadırına «derim», halı ve kilimden yapılanına da «oba» denir. (F. çetr, çadır’dan gelir). Çadır altı = Sefer, ordugâh: Çadır çiçeği = Şekli çadıra benzer bir çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tent. tabernacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canvas. tent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tent. beach operator. canvas. tabernacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چادر] çadır. 2.örtü, kadınların giydiği örtü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canvas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canvas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tent pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çadır yapıp satan adam. Çadırcılar = Çadırcı esnafının çarşısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tentmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(çadıruşağı): Maydanozgillerden; özsuyu hekimlikte kullanılan bir bitkidir. Böceklerin, gövdesine açtığı, deliklerden özsuyu sızar. Zamk gibi yapışkan olan bu maddeyle yakı yapılır. Kullanıldığı yerler: Kan ve lenf damarlarını genişletir. Ağrıları dindirir. Müzmin ve mikrobik hastalıkların tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vurdurmak, dövdürmek, çarptırmak: Yere çaldırmak. 2. Bir musiki Aleti icrâ ettirmek: Davul, çan, piyano çaldırmak. 3. Vurdurmak: Hizmetçiye kapıyı çaldırmak. 4. Hırsızlığa uğratmak, kaptırmak, iyi muhafaza edemeyip çalınmasına sebebiyet vermek: Ahırın kapısını açık bırakarak atı çaldırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb play. to let sb play. to get sth stolen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lose by theft. to have sb play (an instrument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Cam şaşılacak derecede basit bir maddedir. Dünyanın her köşesinde rahatça bulunabilen kum, kuvars ve sodadan meydana gelmiştir. Fakat camın asıl şaşırtıcı özelliği ne tam bir sıvı ne de gerçek bir katı oluşudur. Aslında sıvıya daha yakındır, çünkü atomik yapısındaki düzen sıvılardaki rasgele düzeni andırır. Katıların atomlarının kristal yapısı ise düzgündür.

Katı bir cisimde atomların bir diziliş düzeni vardır. Yani bu diziliş düzeni belli aralıklarla kendini tekrarlar. Camda ise bu özellik yoktur. Çok kuvvetli mikroskoplarla yapılan incelemelerde bile camın yapısında hiç bir kristal oluşumuna rastlanmaz. Arada sırada görülen bazı kristaller ise camdaki kusurlardır.

Cama çok ağdalı bir sıvı diyebiliriz. O kadar ağdalıdır ki, normal dış etkenlerde bile şeklini değiştirmez. Bir sıvıda iç sınırlar bulunmadığından camın içinden geçen bir ışık demeti kırılma ve yansımaya uğramaz, doğrudan geçer. Bu nedenle bir cama baktığımızda arkasındakileri olduğu gibi görürüz. Işık sadece camın yüzeyini aşarken hafifçe kırılır.

Cam saydamdır, su da saydamdır, öyleyse donmuş su olan kar taneleri niçin beyazdır ve niçin kar örtüsü saydam değildir? Bir cismin üzerine gelen ışığın tümünü yansıttığında beyaz, hepsini tutup hiçbirini yansıtmadığında siyah renkte göründüğünü biliyoruz. Cam saydamdır ancak kırıldığında, tuzla buz olduğunda yerdeki küçük cam parçaları yığını beyaz renkte görünür, çünkü her bir cam parçası ışığı değişik yönde geçirmektedir.

Kar tanelerinde de aynı şey söz konusudur. Minik taneler üzerlerine gelen ışığı her yöne gelişigüzel yansıtırlar. Bu nedenle kar taneleri de, kar örtüsü de beyaz renkte görünürler. Benzeri durum tuzda da görülür. Tuz, her biri saydam olan küçük kristallerden oluşmuştur ama bunlardan büyük bir miktarı bir kapta bir araya gelince gözümüze beyaz renkte görünürler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Cam şaşılacak derecede basit bir maddedir. Dünyanın her köşesinde rahatça bulunabilen kum, kuvars ve sodadan meydana gelmiştir. Fakat camın asıl şaşırtıcı özelliği ne tam bir sıvı ne de gerçek bir katı oluşudur. Aslında sıvıya daha yakındır, çünkü atomik yapısındaki düzen sıvılardaki rasgele düzeni andırır. Kumların atomlarının kristal yapısı ise düzgündür.

Katı bir cisimde atomların bir diziliş düzeni vardır. Yani bu diziliş düzeni belli aralıklarla kendini tekrarlar. Camda ise bu özellik yoktur. Çok kuvvetli mikroskoplarla yapılan incelemelerde bile camın yapısında hiç bir kristal oluşumuna rastlanmaz. Arada sırada görülen bazı kristaller ise camdaki kusurlardır.

Cama çok ağdalı bir sıvı diyebiliriz. O kadar ağdalıdır ki, normal dış etkenlerde bile şeklini değiştirmez. Bir sıvıda iç sınırlar bulunmadığından camın içinden geçen bir ışık demeti kırılma ve yansımaya uğramaz, doğrudan geçer. Bu nedenle bir cama baktığımızda arkasındakileri olduğu gibi görürüz. Işık sadece camın yüzeyini aşarken hafifçe kırılır.

Cam saydamdır, su da saydamdır, öyleyse donmuş su olan kar taneleri niçin beyazdır ve niçin kar örtüsü saydam değildir. Bir cismin üzerine gelen ışığın tümünü yansıttığında beyaz, hepsini tutup hiçbirini yansıtmadığında siyah renkle göründüğünü biliyoruz. Cam saydamdır ancak kırıldığında, tuzla buz olduğunda yerdeki küçük cam parçaları yığını beyaz renkte görünür, çünkü her bir cam parçası ışığı değişik yönde geçirmekledir.

Kar tanelerinde de aynı şey söz konusudur. Minik taneler üzerlerine gelen ışığı her yöne gelişigüzel yansıtırlar. Bu nedenle kar taneleri de, kar örtüsü de beyaz renkte görünürler. Benzeri durum tuzda da görülür. Tuz, her biri saydam olan küçük kristallerden oluşmuştur ama bunlardan büyük bir miktar bir kapta bir araya gelince gözümüze beyaz renkte görünürler.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracing. refreshing. enlivening. animator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracing. crisp. enlivening. refreshing. stimulant. stirring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bringing to life. vitalization. impersonation. animation. enaction. interpretation. renaissence. renascense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representation. animation. activation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animation. resuscitation. personification. refreshment. rouse. shot in the arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Can vermek, diriltmek: Hazret-i isa’nın bir ölüyü canlandırmış olduğu söylenir. 2. Ayıltmak, kendine getirmek: Lokmanruhunu koklatmakla derhal kendisini canlandırdı. 3. Taze hayat vermek, neşelendirmek, revaç ve muamelâtını arttırmak: Demiryolu hatları Anadolu’yu, Anadolu’nun ticaretini canlandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bring to life. characterize. animate. play the role of. perform. personate. personalize. personify. refresh. uplift. enliven. brace. exhilarate. inspire. liven up. spirit up. spirit. quicken. accelerate. arouse. brisk. brisk up. drum up. enact. forti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animate. arouse. boost. brighten. enliven. exhilarate. fire. foster. galvanize. impersonate. invigorate. liven. portray. refresh. relieve. renew. resuscitate. revitalize. revive. rouse. spirit. stimulate. stir. stoke. wake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animate. to animate. to enliven. to resuscitate. to personify. to bring to life. arouse. bestir. brighten. brisk. crank up. exhilarate. fire. freshen. galvanize. galvanize into life. ginger. hearten. inform. jazz up. leaven. light. play. quicken. raise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. İkiye ayırıp çatal etmek: Demiryolunu filân yerde çatallandırdılar. 2. mec. İçinden çıkılmaz yapmak, karıştırmak: Bu hal işi çatallandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissuasive. deterrent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deterrent. dissuasive. aversive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deterrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissuasiveness. deterrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dissuaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deterrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissuasion. determent. deterrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vazveçirmek, döndürmek: Kendisini o fikirden, o niyetten caydırdım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissuade. deter. talk smb. out of smth. argue smb. out of smth. sidetrack. wean away from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissuade. deter. talk smb. out of smth. argue smb. out of smth. sidetrack. wean away from. discourage. to dissuade. to deter. to disincline. to deflect sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deter. disincline. divert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Silâhlandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cedur» dan smüş.). Lâyık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kürekle çekilen bir gemi çeşidi vaktiyle muharebelerde ve ticarette dahi kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. T. A.) (Bir kelimeyi) cemî yapmak, cemî sigasını teşkil etmek: Türkçe’de isimleri cemîlendirmek için sonlarına «lar, Jer» eklemek lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abetment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessing. boost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encouragement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolster. encourage. to encourage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to encourage. brace up. embolden. give scope for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increasing in variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diversify. to diversify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase in variety. diversify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be answered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cevabını vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer. to reply yanıtlandırmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be punished. to be penalized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

castigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chastisement. correction. penalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ceza vermek, cezaya uğratmak, mahkemece cezasını tayin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give smb. gyp. punish. penalize. castigate. cop it. correct. crime. discipline. dish out. plague. scourge. slate. smirk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discipline. do. penalize. punish. scourge. to punish. to penalize. to discipline. to castigate. to fine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to punish. to penalize. chasten. correct. discipline. knock hell out of. scourge. smite. sort out. strafe. straighten out. trounce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçlarına su kovası veya yoğurt tablası vs. gibi şeyleri asarak taşımak üzere omuza alınan ağaç, omuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ard arda kullanılarak parlak gözlerle bakmayı tasvir eder: Çıldır çıldır yüzüme bakıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aklını oynatmak, delirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go bananas. go crazy. go mad. go nuts. be nuts. go berserker. loose one's senses. be out of one's senses. flip. flip out. rave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go crazy/crackers/nuts/insane/bananas/barmy. to go off one's head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go mad. craze. to become insane. to be out of one's mind. to go off one's nuts. rave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maddening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çıldırmasına sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drive smb. up the wall. send smb. up the wall. drive crazy. drive smb. nuts. drive smb. to distraction. drive smb. wild. frenzy. derange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craze. madden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drive sb crazy. derange. distract. infatuate. madden. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ekilecek tohum ve çekirdekleri veya dikilecek bağ çubuklarını filiz verinceye kadar geçici olarak toprak veya kum yahut suyun içinde bulundurmak: Ağaç çekirdeklerini, bostan tohumunu, bağ çubuklarını çimlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incarnate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Oku hedefe isabet ettirmemek, hedeften şaşırtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kalem veya diğer bir şeyle bir çizgi çektirmek: Şu tahtanın üzerine bir şekil çizdirmeli. 2. Çıkartmak, üzerine bir çizgi çektirip kaydını silmek: ismini defterden çizdirdiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth drawn / marked / scratched / cancelled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long since.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yeni ürünlerin elde edilmesi amacıyla cam, çinko, plastik, kâğıt ve benzeri özel çöplerin değerlendirilmesi ve organik çöplerin kompost haline çevrilmesini ifade eden bir terimdir. (Abfallverwertung/waste treatment, waste recycling)

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyin tadını tattırıp alıştırmak, iptilâ ettirmek: Siz çocukları oyuna dadandırdınız, şimdi derse çalışmıyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to get a taste for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Daldırmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Batırma, toprağın veya suyun içine yatırma. 2. Ağaç veya bağ kütüğü dallarının ayrıca kökleşmek üzere toprağın içine yatırılması usûlü: Bağı, ağaçları daldırma ile çoğaltmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dipping. immersion. dip. submersion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immersion. dipping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immersion. layer. layering. plunge. dipping. shoot. quenching. splashing. steeping. dip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Toprak ve su vs. içine sokmak, batırmak: Yüzerken başını suya daldırmak, kaşığı çorbaya daldırdı. 2. Ağaç veya bağ kütüğü dalını yeniden kök tutup müstakil bir ağaç veya bağ kütüğü olmak üzere toprağın içine yatırmak: Bağı, ağacın dallarını daldırmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dip. immerse. submerge. to dip. to plunge. to immerse. to submerge. to layer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plunge. to layer. to dip. to submerge. to immerge. to immerse. to splash. to quench. to sink. to steep. bury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dalgalı hale getirmek, dalga çıkarmak, talazlandırmak. Osm. temvîc etmek: Lodos denizi dalgalandırdı. 2. Dalgalı göstermek. Osm. temevvüc ettirmek: Rüzgâr, çayırları dalgalandırıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wave. to agitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make waves in. to wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dal budak peydâ ettirmek, dallı budaklı etmek. 2. Şubelere ve parçalara bölmek, dallara ayırmak. 3. mec. Büyütüp zorlaştırmak. Osm. İzâm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let sth branch out. to overexpand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tanelendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ayağa kaldırtmak, durdurmak. 2. Karşı durdurmak, dayandırmak. 3. Cesaret vermek, gayrete getirmek, teşvik etmek: Onu siz davrandırırsanız davranacaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

predicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lean sth on sth. to make sth depend on sth. father on / upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tedirgin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tedirginlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Demeye sevk ve icbar etmek, zorlamak, demeye bırakmak, söyletmek: Kendisine lâf dedirmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dokundurmak, temas ettirmek: Soğuk demiri vücuda değdirmemeli. 2. Ulaştırmak, vardırmak. Osm. İsâl ettirmek: Şu mektubu mahalline değdlriniz (eskimiştir). 3. Kıymetini buldurmak, takdir etmek: Bu atı elli altına değdiren ancak donunun güzelliğidir. 4. Sözü dokundurmak, İmâ ve târiz etmek: O, sözü bana değdirmek istedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to touch (to another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being evaluated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assessment. valuation. appreciation. estimation. evaluation. estimate. appraisal. appraisement. rating. reclamation. valorization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evaluation. putting sth to use. turning to account. valuing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Değer kazandırmak, değerini artırmak. 2. Değerini tayin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciate. evaluate. form an estimate of. appraise. comment. commentate. interpret. judge. parlay. peruse. reclaim. recover. recycle. score. seize on. seize upon. size up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

augment. estimate. evaluate. gauge. judge. seize. utilize. view. to put to good use. to turn to account. to utilize. to avail oneself of. to evaluate. to appraise. to estimate. to appreciate. to judge. to recycle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to appraise. to evaluate. to realize the value of. to add value to. to make sth increase in value. to put sth to use. to turn sth to account / to profit / to advantage. assess. put to good account. rate. turn to account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Delmeye sevk ve mecbur veya müsaade etmek. Osm. sakb ettirmek: Bir marangoz çağırıp şu tahtayı birkaç yerinden deldirmell. Bu kızın kulağını deldirmedlniz mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth bored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infusion. steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infuse. steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yunan filozofudur (M.Ö. 460-370). Doğa filozoflarının sonuncusu olan Demokritos, Abdera’da doğdu. Mısır’da beş yıl kalan ve Asya’yı baştan başa dolaşan Demokritos, çeşitli bilginlerle, özellikle matematikçilerle dostluk kurduktan sonra Atina’ya dönerek kendisini bütünüyle felsefeye adamıştır

M.Ö. 420’ye doğru Abdera’da kendi felsefe okulunu kurmuştur. Mekanist ve atomcu bir maddeciliğe dayanan felsefesine göre doğa, bölünmez parçacıklar olan atomlardan oluşmuştur ve her şey sürekli hareket eden bu atomların çeşitli biçimlerde bir araya gelmelerinden oluşur; yani “hiçbir şey hiçten doğmaz”.

Demokritos için, atom teorisinin öncüsüdür denebilir. Demokritos’a göre atomların devinimlerinin ardında hiçbir bilinçli “amaç” yoktur. Doğa, tamamen mekanik bir şeydir. Bu her şeyin “rastlantısal” bir biçimde oluştuğu anlamına gelmez, çünkü her şey doğanın değişmez yasalarını izler.

Demokritos, olup biten her şeyin ardında bir doğallık, bir neden olduğunu ileri sürüyordu. Bir keresinde de, Pers ülkesine kral olmaktansa böyle bir doğal neden keşfetmiş olmayı yeğlediğini söylemişti.

Demokritos’a göre atom teorisi algılarımızı da açıklayabiliyordu. Ona göre algılayışımızın nedeni, atomların boşlukta hareket edişleriydi. Ay’ı görmemizin nedeni “Ay’ın atomlarının” gözümüze girmesiydi.

Demokritos, insanlık tarihinin başlangıcını merak etmiş ve insanların önceleri hayvanlarınkine benzer bir yaşam sürdüklerini ileri sürmüştür. Ona göre akıllı bir yaratık olan insanı, buluşlara yönelten zorunluluklardır ve insanlar “ilerleme” sonucu “kültür”e sahip olmuştur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uzun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Tonlarla, taramalarla vb. ile dereceli etkilerin yaratılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) 1. El uzatma, sarkıntılık. 2. El uzatan, sarkıntılık eden, zulüm yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elaboration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dilenmeye mecbur etmek, dilenecek hâle getirmek: Bu israf bir gün kendisini dilendirecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give tongue to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Durdurmak: Rüzgâr yağmuru dindirdi. 2. Rahatlandırmak, sükûnet buldurmak. Osm. teskin etmek, Asûde etmek: Ağrıları dindirmek. 3. Söndürmek: Mumu dindirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allay. appease. ease. quench. soothe. to stop. to cease. to appease. to ease. to allay. to relieve. to soothe. to slake. to quench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stop. to slake. to quench. assuage. quieten. soothe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reposeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refreshing. restful. relaxing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relaxing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Rahatlatmak, sükûnet vermek. Osm. teskin etmek. 2. Rahat ettirmek, yorgunluk aldırmak: Vücudumu dinlendireceğim. 3. Söndürmek: Mumu dinlendireceğim, mec. Kalıbı dinlendirmek = Ölmek, vefat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relax. rest. to rest. to relax. to leave fallow. to mature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rest. to let rest. to leave fallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Son derece diri, çok diri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full of life. energetic. very robust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energetic. shapely. fresh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیر] geç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ses taklidi) bezdirecek şekilde durmaksızın söylenme. Bu şekilde dır dır etmek: Dır dır söylenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Imek fiilinin müzari (geniş zaman) müfred üçüncü şahsı, c. dırlar. D harfinden sonra gelen kelimenin son hecesine göre kalın veya ince okunur: Nerededir, buradadır, gibi. Menfisi, değildir, değildirler, yahut değillerdir. Allah büyüktür, gök cisimleri hesapsızdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. dürû) (Arapça’da müennes olup müzekkeri kadın gömleği demektir). Deri veya telden zırh, cübbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bayrak, sancak. Ar. alem. Dırafş-ı GAyvânî = İran mitolojisinde meşhur GAve’nin deriden olan önlüğünden ibaret ve mücevherlerle bezenmiş bayrak ki, eski iranlılarca resmî ve mukaddes bir alâmet idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

DIRAĞMAN (i.) (Arapça «tercüman» dan çıkma, Fransızca dragoman’dan). Tercüman, dil uşağı. Eskiden Avrupa’nın Türkiye’deki elçiliklerinin tercümanları. (bk.) Drogman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fransızca dragon). Bir sınıf süvari askeri: Dragon alayı. mec. Parasız, (bk.) Dragon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Parlama, Ar. ziyâ, nûr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Parlak, aydınlık, ışıklı: Dürr-i dırahşin = Parlak İnci.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درخشان] parlak, parlayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Parlak, parlayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Dal, ağaç. Ar. şecer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درخت] ağaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dramatik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zekâ, malûmat, bilgi, ilim ve tecrübe, beceriklilik, iktidar: Dirayetli olduğu için kendisine filan vazife verildi. Yalnız kıdeme bakılmayıp en ziyade dirayete dikkat edilmelidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ability. skillfulness. discernment. perception. senses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Zeka, bilgi, kavrayış. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Dirâyetli, kavrayışlı, bilgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dirayet sahibi, becerikli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sapient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) bilgili ve kavrama yeteneği olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dirayeti olmayan, beceriksiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zekâ, kavrayış ve tecrübe yokluğu, iktidarsızlık, beceriksizlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دراز] uzun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beef. bellyache. grouch. grumble. moan. nagging. squawk. whine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perpetual complaint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellyache. bitch. carp. crab. grouch. grouse. mouth. nag. rabbit. squawk. whine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crab. nag. quetch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dır dır etmeyi huy edinmiş olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uğursuz, meşum; dehşetli, korkunç. direly (z). dehşetle; uğursuzlukla. direness (i). dehşet, uğursuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). idare etmek, tanzim etmek, emretmek; göstermek, aydınlatmak, irşat etmek, tevcih etmek, yöneltmek, çevirmek, doğrultmak; yolu tarif etmek, salık vermek, tavsiye etmek. directive (s). idare edici, yol gösterici. directive (i). emir, direktif, ka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). doğru, müstakim, dosdoğru: dürüst, tok sözlü; açık, sarih; doğrudan doğruya, vasıtasız, araçsız; babadan oğula intikal eden; (astr). güneş etrafında dünya yönünde dönen; (gram). doğrudan doğruya olan, dolaysız, vasıtasız; (z). dosdoğru, doğ

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yön, meyil, cihet, istikamet, taraf; idare, nezaret; emir, talimat, tembih; (müz). belirli bir notanın nasıl çalınacağını belirten işaret. direction finder radyo yön bulucu alet, yön alıcı cihaz. directional (s). istikamete ait. directional anten

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). direktör, müdür, idareci, müdürler kurulu üyesi; herhangi bir şeyi idare eden şef. directorate (i). müdüriyet; müdürler kurulu; müdürlük. director'ial (s). idareye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). müdürlük, direktörlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). rehber, nizamname; Fransız ihtilalinde Cumhuriyet Hükümetini idare eden beşler heyeti; (huk). açıklayıcı hüküm; (s). idare eden, istişareye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (nad). müdire, kadın direktör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (nad). müdire; (geom). doğrultman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ درفش] sancak. 2.bayrak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). korkunç, dehşet veren, uğursuz; hüzünlü, mahzun. direfully (z). hüzünle, uğursuzca, korkunç bir şekilde. direfulness (i). hüzün, uğursuzluk, dehşet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düz ve uzun ağaç ki, ahşap binalarda köşelere konur: Altılık, sekizlik direk, meşe direği, çadır direği. 2. Gemide yelken serenlerini tutmak üzere dikilen ağaç ki altındaki kalın parçasına ana direk denir: Bir, iki, üç direkli gemi. 3. Binaların bir tarafını tutmak üzere ağaç veya taştan sütun. Ar. amûd. Göğün direkleri alınmak = Cok yağmak!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pole. pillar. column. mast. post. stick. backbone. atlas. beam. pylon. spar. stake. stanchion. upright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pole. pillar. column. mast. post. stick. backbone. atlas. beam. pylon. spar. stake. stanchion. upright. girder. pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. column. mast. pillar. pole. staff. stanchion. post. axis. prop. pylon. standard stud. stake. newel. legpiece. stemple. boom. yard. spar. upright. gin pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Direk Dijital Akım (Direct Stream Digital – DSD) teknolojisi, Super Audio CD’lerde (SACD) kullanılan, sesin olağanüstü kalitede oluşturulmasını sağlayan temel bir kayıt sistemidir. DSD, dijital veri biçimini kullanmaktadır ve standart CD biçimine göre 4 kattan daha fazla bilgi alabilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Direk veya sütunları olan: Uç direkli gemi, direkli bina. 2. Bir yüzünde direkler resmi olan beş franklık bir gümüş para. Vaktiyle İki Sicilya devleti paralarından olup, Doğu’da pek yaygın idi, riyâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Direkleri çok veya her tarafı direkle kaplı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Otomobillerde ön tekerleklere kumanda ederek arabanın istenilen tarafa sevkedilmesini temin eden çark.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel. steering wheel. draglink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel. steering wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steering wheel. steering wheel / mechanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct. non-stop. straight. through. thru. thro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct. incisive. nonstop. square. through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct , directly , firsthand , forthright , immediate , immediately , in-your-face , one-level , random , squarely , straight , straightly , upfront.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Talimat, emir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). ismin bir halidir. Fiilin hangi yöne doğru cereyan ettiğini gösterir. Karşı, doğru, yukarı gibi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. directive

yönerge

Herhangi bir konuda tutulacak yol için üst makamlardan alt makamlara belli bir esasa dayanarak verilen buyruk.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directive. instruction. order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directive. instruction. order. rules of action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Müdür.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. directeur

yönetmen

Bir kuruluşu yönetme yetkisi olan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

director.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

master.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

director. principal. manager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directorship. directorate. direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directorship. directorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Fransız ihtilâlinin üçüncü yılında Konvansiyon’un yerine geçen idare şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (gerek bunun ve gerek Arapçaiaşmış olan «dirhem» in Yunanca’dan olduğu bazı dilciler tarafından ileri sürülmüşse de, Yunanlılar, kelimenin Farsça «direm»den geldiğini kabul eder. Zaten eski Yunan’da daha çok Iran parası kullanıldığından, bunun aslı Farsça’dır). 1. Dört, beş kuruş kıymetinde ve frank’a karşılık eski bir gümüş para. 2. Akça, Ar. nukud. Direm haride = Para ile alınmış, satın alınmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درم] dirhem, akçe, gümüş para.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Akça, para. 2.Gümüş para.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Gerip sertleştirmek, kuvvetli basıp dayamak: Ayak diremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pitchfork. hayfork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harman savurmaya mahsus kalın yaba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) drenaj.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Bir kuvvetin tesirine karşı koyan karşı kuvvet, mukavemet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir organizmanın abiyotik ve biyotik baskı faktörlerine karşı (su noksanlığı, sıcaklık ekstremleri, hava kirliliği, zararlılar) dayanma yeteneği. ( Resistenz/Resistance )

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistance. capacitance. drag. reluctance. strength.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistance. resistor. stamina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistance. load. resistor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Karşı koyan kuvvet, mukavemet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistant. resolute. tough. robust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistant. tough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having low resistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gecikme, yavaşlık. Ar. teenni, teahhur. 2. Dinlenme, karar, istirahat. Fars. Arâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tenacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obstinacy. resistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boycott. disobedience. non-cooperation. noncooperation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistance. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposition. resistance. boycott.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistance fighter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passive resister. resistance fighter. undergrounder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposition. resistance. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

persistence. resistance. act of resistance. endurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dayanmak, kuvvetli davranmak, dik ve karşı durmak, muhalefet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resist. stand. stand out against. fight back. refuse. withstand. hold out. hold up. jib. jib at doing. persevere. offer resistance. make a stand for. stand out. stick up to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resist. withstand. to put one's foot down. to insist. to resist. to withstand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to insist on. to resist. to hold out. hold one's ground. oppose. outstand. stick to one's guns. withstand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Öteden beriden derilip devşirllmiş Adi şeyler, derme çatma şey. 2. Öteden beriden devşirilmiş gayri muntazam ve işe yaramaz asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Drezin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to insist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to insist. to show obstinacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dretnot.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ekin biçme, hasat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (g kalın okunur). Arslan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (ga uzun okunur). Arslan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mersiye, ağıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Diren, ot vs. toplamaya ve harman savurmaya yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. «direm» den) (c. derâhim). 1. Okkanın dört yüzde bir kısmı. Yeni dirhem yahut dirhem-i Aşârî = Yeni okka denilen kilonun binde bir kısmı ki, eski dirhemin ortalama üçte biridir. 2. Araplarin eski bir gümüş parası. Takriben bir frank kıymetinde idi. (bk.) dirhem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drachm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dram. drachma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı tirig). 1. Canlı, Osm. berhayat. Ar. hay, Fars. zinde: Bu hindiyi diri mi, yoksa kesilmiş mi aldınız? 2. mec. İyi pişmemiş, çiğ: Bu et pek diridir, pilâvın taneleri diri kalmış. 3. Sert; diri söz. 4. Kuvvetli, canlı, uyanık: Diri bir delikanlıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alive. live. youthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alive. live. living. fresh. energetic. lively. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alive. living. vigorous. energetic. lively. fresh. undercooked. rare. humming. sappy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, canlı kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Esirgeme. 2. Men’etme, önleme. 3. (e.). Ah, aman, eyvah, yazık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دریغ] esirgeme. dirîğ etmek esirgemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Esirgeme, acıma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (ga uzun okunur). Yazık, eyvahlar olsun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دریغا] ne yazık ki, vah vah, eyvahlar olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idare edilebilen balon, zeplin, hava gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Canlılık, hayat, yaşayış. 2. Sertlik, katılık, (bk.) Dirlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sap. vitality. liveliness. vivacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liveliness. freshness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resurrection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revival. invigoration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resurrection. revival. invigoration. resurgence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resurrection. resurgence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Canlanmak, hayata gelmek: Mahşerde ölüler dirlecektir. 2. (pörsük şey) Sertleşmek, katılaşmak: Bu çiçekler artık dirilmez. 3. mec. Kuvvet ve tazelik kazanmak, cesaret almak, canlanmak, taze hayat bulmak: Bu haberi alınca dirildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revive. arise from dead. resuscitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to return to life. to be revived. to be resuscitated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to return to life. to be revived. to gain fresh vigour. awake. quicken. raise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dır dır dırlama, çekişme. 2. Münakaşa, geçimsizlik, kavga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squabble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revivication. reanimation. resuscitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hayat vermek, hayata geri getirmek. Osm. ihya eylemek: Ölüleri diriltmek. 2. Sertleştirmek, katılaştırmak, pörsüklüğünü gidermek: Bu çiçekleri suya koymakla diriltebilirsiniz. 3. mec. İmar etmek, şenlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resurrect. resuscitate. to bring to life. to resuscitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to revive. to resuscitate. awake. quicken. vitalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayat, yaşayış: Ölüm dirim dünyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (huk). tamamen iptal eden, fesheden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eski, Ar. kadim, kadîmi: De’b-i dîrîn = Eski Adet. Bendo-i dirine — Eski kul.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیرین] eski.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dİrîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیرینه] eski.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Umumiyetle bir şeyin bir ucunu bir tarafa çekme: Topları dirisa etmek = Kuyruklarını çekip ağızlarını hedefe döndürmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit kama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Münasebetsiz ve lüzumsuz sözler söyleyip karşısındakini rahatsız etmek: Artık dırlanıp durma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sertçe münakaşa etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hayat, yaşayış, ömür: Dirliğine son vermek. 2. Yaşamak İçin lâzım olan şey, nafaka, maaş, gelir: Dirlik düzmek. 3. Birlikte yaşayış, geçinme: Birlikte dirlik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life. health. livelihood. peace. amity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace. peaceful coexistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmony in social relations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geçimsiz, imtizaçsız: Dirliksiz adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Avusturya'da giyilen renkli bir etek; kuşaklı etek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Droseragiller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kırbaç. 2. Tura.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Dede Korkut hikayelerinde, çocuğu olmadığı için hor görülen sonra da Boğaç Han adında yiğit bir oğula sahip olan kahramanın adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kol ile bilek kemiklerinin birleştiği yerdeki büküm. Ar. mirfik: Elleri dirseğe kadar yıkamak. 2. Ortasından bükümlü veya bir yere dayanmaya mahsus kereste: Bir dirsek dayamak. 3. Köşe, zaviye: Yol, orada bir dirsek teşkil ediyor. 4. Makine vesairelerde ortasından bükümlü kol. 5. (denizcilik) Dirsek başı = Gemi altının birdenbire yukarıya doğru kıvrıldığı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elbow. bend. bracket. ancon. angle. cubitus. flexion. olecranon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracket. console. crank. elbow. bend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. crank. elbow. hand. turn. pend pipe. angle bracket. angle. outrigger. shoulder. stove pipe. offset. support. cantilever. console. cam. knee. prop. crook. flexion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ulna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ulna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kir, pislik, çamur, toz; leke; alçaklık, namussuzluk, değersizlik, işe yaramazlık; dedikodu, iğrenç konuşma; içinde açık saçık resim ve yazılar bulunan kitap; (mad). toprak, çakıl, kum. dirt cheap sudan ucuz, bedava. dirt poor yoksul, fakir. dirt

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (f). kirli, pis, murdar; bulanık; iğrenç, çirkin; alçak; sisli, fırtınalı, bozuk (hava); fazla miktarda radyoaktif zerreler yayan; argo yanında esrar bulunan; (f). pisletmek, kirletmek, murdar etmek; lekelemek. dirty work (k).dili el altından yü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıraya koydurmak, sıralatmak: Fenerleri havuzun etrafına dizdirmişti. 2. Mürettibe yazı tertip ettirmek: Bu kitabı, anlar bir mürettibe dizdirmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Başkalarını hile ile kandırarak soymayı sanat edinen namussuz. Ar. ayyar, tarrar. Osm. müzevvir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceitful. fraudulent. crooked. sharp. swindler. cheater. cheat. confidence trickster. double-dealer. confidence man. shark. adventurer. bilker. carpet bagger. chiseler. chiseller. crook. faker. fakir. fiddler. fraud. grifter. gyp. hustler. impostor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. crook. fiddler. fraud. hustler. racketeer. rogue. shark. sharper. swindler. twister. confidence trickster. conman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swindler. embezzler. cheat. cheater. chevalier d'industrie. chiseller. conman. crook. crooked. defrauder. faker. falsificator. fraudulent. gammoner. highflyer. knave. maladministrator. confidence man. masquerader. rogue. shark. sharper. shaver. spiv. take

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolandırıcının kötü işi. Osm. ayyarlık, tarrarlık: Dolandırıcılığın kanunen cezası vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racket. swindle. cheat. confidence trick. confidence game. deceitfulness. double-dealing. charlatanry. deceit. do. frame-up. fraud. grift. jugglery. knavery. plant. ramp. roguery. skin game. take-in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. fiddle. fraud. racket. ramp. swindle. bunko. confidence trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swindling. cheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get laid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be swindled. buy a pup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. common law cheat. con. defraudation. ramp. swindle. swindling. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çevirmek, kuşatmak, etrafını almak. Osm. ihata etmek. 2. Hile ile aldatıp soymak: Herkesi dolandırmakla geçiniyor; ondan yüz lira dolandırmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sell smb. a gold brick. sell smb. a pup. swindle. cheat. spoof. gold brick. rotate. double-cross. take in. bilk. bunco. chisel. con. cozen. defraud. diddle. do. do down. do in. flimflam. gammon. gull. gyp. have. hornswoggle. jockey. nick. nobble. rac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. chisel. con. defraud. screw. to swindle. to cheat. to nick. to defraud. to bunk. to con. to screw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swindle. to take in. bamboozle. cheat. chisel. to take a person to cleaners. con. cozen. deceive. defraud. diddle. gull. let in. mulct. overreach. twist. welsh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Genellikle meyveler çiğ olarak (tabii yıkandıktan sonra), sebzeler ise pişirildikten sonra yenilir. Bu da bazı yiyeceklerin meyve mi, yoksa sebze mi olduklarına dair karışıklıklara yol açar. Örneğin domates salatada çiğ olarak yenilebilir, bunun yanında tencere yemeği olarak dolması da yapılır. Bu durumda domates meyve midir, yoksa sebze mi? Genel kanının ikincisi olmasına rağmen aslında domates bir meyvedir.

Çarşı, pazar anlayışına göre, tabiatta bulunduğu şekilde yenilen ve tadı tatlı olan yiyecekler meyvedir. Çarşıda, pazarda, marketlerde elma, çilek, üzüm ve muz meyve olarak kabul edilirlerken, taze fasulye, domates, kabak ve patates, sebze reyonlarında bulunur.

Ancak bilim insanları, yani botanistler, sebze-meyve ayırımını böyle yapmıyorlar. Onlara göre meyve, içinde etli veya kuru, çoğunluğunu çekirdek diye adlandırdığımız, kendi tohumu veya tohumları bulunan yiyecektir. Bu tanıma göre kayısı, şeftali, üzüm, taze fasulye, domates, salatalık (hıyar) ve benzeri gıda maddeleri teknik olarak meyvedir. Yani kısaca çekirdeği olan tüm yiyecekler meyvedir. Geriye kalanlar, yani patates, havuç, şalgam, soğan, sarımsak gibi bitki kökleri, lahana, marul gibi bitki yaprakları, hatta aslında bir çiçek olan karnabahar bile birer sebzedir.

Bu arada belirtmekte fayda var; biz bitkilerin değişik kısımlarını yeriz. Örneğin, maydanoz yetiştiği bitkinin yaprak kısmı iken, karabiber ağacın meyvesi, tarçın kabuğu, susam ise bitkisinin tohumudur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Genellikle meyveler çiğ olarak (tabii yıkandıktan sonra), sebzeler ise pişirildikten sonra yenilir. Bu da bazı yiyeceklerin meyve mi, yoksa sebze mi olduklarına dair karışıklıklara yol açar. Örneğin domates salatada çiğ olarak yenilebilir, bunun yanında tencere yemeği olarak dolması da yapılır. Bu durumda domates meyve midir, yoksa sebze mi? Genel kanının ikincisi olmasına rağmen aslında domates bir meyvedir.

Çarşı, pazar anlayışına göre, tabiatta bulunduğu şekilde yenilen ve tadı tatlı olan yiyecekler meyvedir. Çarşıda, pazarda, marketlerde elma, çilek, üzüm ve muz meyve olarak kabul edilirlerken, taze fasulye, domates, kabak ve patates, sebze reyonlarında bulunur.

Ancak bilim insanları, yani botanistler, sebze-meyve ayrımını böyle yapmıyorlar. Onlara göre meyve, içinde etli veya kuru, çoğunluğunu çekirdek diye adlandırdığımız, kendi tohumu veya tohumları bulunan yiyecektir. Bu tanıma göre kayısı, şeftali, üzüm, taze fasulye, domates, salatalık (hıyar) ve benzeri gıda maddeleri teknik olarak meyvedir. Geriye kalanlar, yani patetes, havuç, şalgam, soğan, sarımsak gibi bitki köklerri, lahana, marul gibi bitki yaprakları, hatta aslında bir çiçek olan karnabahar bilen birer sebzedir. Bu arada belirtmekte fayda var; biz bitkilerin değişik kısımlarını yeriz. Örneğin, maydanoz yetiştiği bitkinin yaprak kısmı iken, karabiber ağacın meyvesi, tarçın kabuğu, susam ise bitkisinin tohumudur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hill aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. Şarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. Şarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti. Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik Şirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyada şimdiye kadar en çok söylenmiş, halen de söylenmekte olan şarkı hangisidir diye sorulsa hemen akla gelmeyebilir. Bu şarkı herkes tarafından çok tanıdık, müziği ezbere bilinen bir şarkıdır. ‘İyi ki doğdun -isim-’ veya ‘mutlu yıllar sana’ şeklinde söylenen doğum günü şarkısı.

Bu şarkı yaratılırken doğum günlerinde söyleneceği kimsenin aklına gelmemişti. 1893’de ABD’de, Kentucky’de öğretmen iki kız kardeşin, öğrencilerinin sabahları söylemeleri için besteledikleri bu şarkının orijinal adı da ‘Good Morning to All’ yani ‘Herkese Günaydın’ idi.

Kardeşlerden şarkının müziğini yapan Mildred Hİll aynı zamanda kiliselerde org, konserlerde piyano çalıyordu. İarkının sözlerini ise Mildred’in dokuz yaş küçük kız kardeşi Patty yazmıştı. Mildred 1916’da 57 yaşında öldükten birkaç yıl sonra bestelediği şarkı ‘Happy Birthday’ (Mutlu doğum günü) adı altında söylenmeye başlanacaktı.

Hill kardeşler şarkının telif haklarını 1893 yılında almışlardı. Ancak Robert Coleman isimli biri, şarkının bestesini kullanarak sözlerini ‘Happy birthday to you’ olarak değiştirdi. İarkı zaman içinde o kadar yayıldı ki bestecileri bile unutuldu.

Ne zaman şarkı doğum günü formatında Broadway’de, bir müzikalde kullanılmaya başlandı, o güne kadar sesi çıkmayan üçüncü kardeş Jessica mahkemeye başvurdu. Bestenin gerçekten kendilerine ait olduğunu ispat etti ve şarkının tüm haklarına ailesinin sahip olmasını sağladı. Bundan böyle şarkının ticari amaçla kullanıldığı her yerde Hill ailesine telif hakkı ödenmesi gerekecekti.

Bu haber tüm dünyayı şok etti. Telefonla yarım milyon insana doğum günlerinde melodiyi dinleten tanıtım ve pazarlama şirketleri bundan vazgeçtiler, müzikaller bu parçayı ya repertuarlarından çıkarttılar ya da şarkı şeklinde değil de düz okuma veya şiir şeklinde söylettiler.

Onlar telif hakkı ödememek için yollar ararken Dr. Patty Hill, 78 yaşında, uzun bir hastalıktan sonra ama şarkısının dünya çapında bir doğum günü adeti olduğunu gördükten sonra öldü.

Günümüzde bu şarkının telif hakkı Warner/Chappel Müzik İirketi’ne geçmiştir. Ticari amaçla kullanıldığı her yerde şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır. Bu miktarın yılda l milyon dolara yakın olduğu tahmin edilmektedir. Doğum günü kutlayacakların bilgilerine sunulur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. touch. to move. to affect. to touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to move. to affect. to touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edirne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a city in northwestern Turkey; a Thracian town that was rebuilt and renamed by the Roman emperor Hadrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Adrianople.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a city in northwestern Turkey; a Thracian town that was rebuilt and renamed by the Roman emperor Hadrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir tarafa meylettirmek. Fesi, külahı eğdirmek = Keyif çatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bend. to make crooked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkanın eğin denilen kısmını örten şey, ferâce yakası, kürk vesairenin devrik büyük yakaları, zağara (zahâre) (Fransızca pelerin denilen şeye de bu isim pek münasiptir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diverting. entertaining. fun. funny. hilarious. recreative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entertaining. racy. amusing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amusing. entertaining. off the wall. racy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Alıkoymak, geri bırakmak, geciktirmek, vakit geçirtmek, zaman kaybettirmek: Boş yere beni orada bir ay eğlendirdi. 2. Avutmak, eğlence bulmak, can sıkıntısını defedip neşe ve ferahlık vermek: Şu çocuğu biraz eğlendir. Bizi birtakım oyunlarla eğlendirdi. Bu iş, bu düşünce beni eğlendiriyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amuse. beguile. break up. divert. entertain. feast. recreate. regale. tickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amuse. divert. entertain. humour. tickle. to entertain. to amuse. to divert. to regale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to amuse. to entertain. divert. tickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tohum serptirmek. Osm. zer’ ettirmek: Bu tarlaya arpa ektireceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamppost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utility pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to electrify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Süleymaniye Camii’nin sağdaki küçük minaresi Cevahirli Minare olarak bilinir. Cevahir mücevher anlamına gelir. Bu muazzam caminin küçük minaresinin yapıtaşları arasında elmas madeni de vardır. Elmasların kullanılma nedeni İran İahı’nın, Kanuni Sultan Süleyman’a bir çekmece dolusu elmas yollayarak yaptığı jesttir. Elmaslar caminin yapımı sırasında para biterse kullanılması için gönderilmişti. Ancak Sultan Süleyman elmasların parasını karşılayacaklarını belirtti ve minarenin yapımında kullanılmalarını emretti.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Emmeğe sevk ve icbar etmek, massettirmek, emzirmek: Çocuğa meme, süt emdirmek, parayı birine emdirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sesin seviyesini ölçmede kullanılan birim Desibel’dir ve kısaca dB olarak yazılır. İnsan kulağı inanılmaz şekilde hassas olduğundan bu dB ölçüsü de biraz tuhaftır. Kulağımız en hafif bir yaprak hışırtısından, jet motorunun yüksek sesine kadar her şeyi işitebilir. Halbuki jet motorunun sesi insanın işitebileceği yumuşak bir fısıldamadan bir trilyon kat daha fazladır. İnsan kulağı aralarında bir dB fark olan sesleri bile ayırt edebilir.

Desibel seviyesi matematik dilinde “eksponenşıl” denilen şekilde (aynen deprem ölçüsü ‘rihter’de de olduğu gibi) katlanarak artar. İnsan kulağının işitebileceği en düşük ses seviyesi yani sessizlik O (sıfır) dB’dir. Bu seviyenin 10 kat fazlası 10 dB, 100 kat fazlası 20 dB, 1000 kat fazlası 30 dB’dir ve böyle artarak gider. Şimdi bazı seslerin seviyelerine bakalım.

Sesin şiddet faktörü => Ses seviyesi (dB) => Sesin kaynağı

1.000.000.000.000.000.000 => 180 => Roket sesi 1.000.000.000.000.000 => 150 => Jet uçağının kalkışı 1.000.000.000.000 => 120 => Gök gürültüsü 100.000.000.000 => 110 => Klakson sesi (l metreuen) 10.000.000.000 => 100 => Metro istasyonu 1.000.000.000 => 90 => Mutfak blenderi 100.000.000 => 80 => Saç kurutucusu 10.000.000 => 70 => Otobandaki trafik 1.000.000 => 60 => Normal konuşma 10.000 => 40 => Oturma odası 1.000 => 30 => Kütüphane, hafif fısıltı 10 => 10 => Yaprak hışırtısı l 0 => İşitmenin alt sınırı

Yukarıdaki bütün ses seviyeleri kaynağın yakınından alınmıştır. Kaynaktan uzaklaştıkça bu seviyeler mesafeye bağlı olarak düşer. 85 dB’in üzerindeki sesler işitme duyusunun kaybına yol açabilir. Tabii bu süreye de bağlıdır. 10 saat 95 dB seviyesindeki sese maruz kalmak zarar verebilirken, çok kısa sürede 120 dB’lik bir ses seviyesi kulağa zarar vermez.

Sesin iki temel özelliği vardır. Biri yukarıda belirttiğimiz şiddeti veya seviyesi, diğeri de frekansı. Ses hava dalgaları ile yayıldığından bir saniyedeki dalga sayısı frekansını verir. Ve bu da ‘Herz’ birimi ile ifade edilir. Sesin şiddeti ile frekansı arasında bir bağlantı yoktur. İnsan kulağı 20 ile 20.000 Herz arasındaki sesleri algılayabilir. 20.000’in üstü ultrasonik sesler olup bu sesleri insan kulağı algılayamaz.

Sesin bir kulağımıza gelmesi ile öbürüne gelmesi arasında saniyenin milyonda biri kadar bir süre olmasına rağmen sinir sistemimiz bunu beynimize ulaştırır ve sesin hangi yönden geldiğini algılarız. 85 dB’in üstü insan kulağı için zararlı iken bebeklerin ağlaması 100 dB’in de üstündedir. Anneler, babalar bebeklerinizi ağlatmayın, sonra zararı size dokunabilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sesin seviyesini ölçmede kullanılan birim Desibel’dir ve kısaca dB olarak yazılır. İnsan kulağı inanılmaz şekilde hassas olduğundan bu dB ölçüsü de biraz tuhaftır. Kulağımız en hafif bir yaprak hışırtısından, jet motorunun yüksek sesine kadar her şeyi işitebilir. Halbuki jet motorunun sesi insanın işitebileceği yumuşak bir fısıldamadan bir trilyon kat daha fazladır. İnsan kulağı aralarında bir dB fark olan sesleri bile ayırt edebilir.

Desibel seviyesi matematik dilinde “eksponenşıl” denilen şekilde (aynen deprem ölçüsü “rihter”de de olduğu gibi) katlanarak artar. İnsan kulağının işitebileceği en düşük ses seviyesi yani sessizlik 0 (sıfır) dB’dir. Bu seviyenin 10 kat fazlası 10 dB, 100 kat fazlası 20 dB, 1000 kat fazlası 30 dB’dir ve böyle artarak gider. İimdi bazı seslerin seviyelerine bakalım.

Yukarıdaki bütün ses seviyeleri kaynağın yakınından alınmıştır. Kaynaktan uzaklaştıkçabu seviyeler mesafeye bağlı olarak düşer. 85 dB’’in üzerindeki sesler işitme duyusunun kaybına yol açabilir. Tabii bu süreye de bağlıdır. 10 saat 95 dB seviyesindeki sese maruz kalmak zarar verebilirken, çok kısa sürede 120 dB’’lik bir ses seviyesi kulağa zarar vermez.

Sesin iki temel özelliği vardır. Biri yukarıda belirttiğimiz şiddeti veya seviyesi, diğeri de frekansı. Ses hava dalgaları ile yayıldığından bir saniyedeki dalga sayısı frekansını verir. Ve bu da “Herz” birimi ile ifade edilir. Sesin şiddeti ile frekansı arasında bir bağlantı yoktur. İnsan kulağı 20 ile 20.000 Herz arasındaki sesleri algılayabilir. 20.000’’in üstü ultrasonik sesler olup bu sesleri insan kulağı algılayamaz.

Sesin bir kulağımıza gelmesi ile öbürüne gelmesi arasında saniyenin milyonda biri kadar bir süre olamasına rağmen sinir sistemimiz bunu beynimize ulaştırır ve sesin hangi yönden geldiğini algılarız. 85 dB’’in üstü insan kulağı için zararlı iken bebeklerin ağlaması 100 dB’’in de üstündedir. Anneler, babalar bebeklerinizi ağlatmayın, sonra zararı size dokunabilir.


Genel Bilgi by

Yabancı Kelime

Fr. indirect

dolaylı

Doğrudan doğruya olmayan, dolayısıyla olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect. remote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circumstantial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

TV’nizin nexTView menüsünde kaydetmek istediğiniz programı seçtiğinizde, zamanlayıcı programlaması için gereken tüm bilgiler otomatik olarak VCR’ınıza aktarılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Erdiriş, erdirmek fiili ve tarzı. Ar. Isâl, tebliğ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ermesine sebep olmak, ermesini sağlamak. Osm. vusûl ettirmek, İsâl, tebliğ etmek: Vaktiyle yerine erdirdiniz mi? Akıl erdirmek = Anlalamak, Osm. fehm ve idrâk etmek: Bu işe akıl erdiremedim, gitti.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yüzyıllarca önce insanlarda şeytani güçlerin, bebeklerin veya küçük çocukların odalarında dolaştıklarına, onların vücutlarına girmek için fırsat kolladıklarına ilişkin ortak bir inanç vardı. Ayrıca bu şeytani güçlerin, mavi renk tarafından kovulduğuna da inanılıyordu. Çünkü mavi göklerin rengi idi. Hatta bugün bile hala Ortadoğu’da şeytanı kovmak için, bazı evlerin kapıları maviye boyanmaktadır.

O zamanlarda, sülalenin devamı için, erkek bebeklerin önemi daha fazla olduğu için, şeytan korkar da gider diye, erkek bebeklerin ve küçük erkek çocukların giysilerinin mavi olması adet haline geldi ve yüzyıllar boyunca devam etti.

Çok sonraları kız bebekler de “erkek bebekler kadar önem kazanınca”, onların giysilerine de bir renk verilmesi ihtiyacı doğdu ve de çiçeklerin en güzeli olan gülün rengi, yani pembe renk verildi.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkulan ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi birçok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.

El yazısı analizi kişinin şuuraltında yatanlar hakkında az çok ipucu verebilir ama bu da bir noktaya kadardır. El yazısından sadece cinsiyet değil ırk, din ve hatta yazanın solak mı, yoksa sağ elini mi kullandığı da tespit edilemez.

Bu konu nörobiyoloji dalında çalışanların da ilgisini çekmiş ve bilim insanları sinirkaslarının reaksiyonlarını sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bazı sinirkası reaksiyonlarının benzer kişiliklere ve beyin ikazlarına sahip insanlarda olduğunu görmüşler, buradan da yazı tarzı ile kişilik arasında bir bağlantı olabileceğini saptamışlardır.

El yazısı insandan insana değişir. Her çocuğa ilkokulda harflerin yazılması belirli bir kalıpta öğretilmesine rağmen, çocuklar çok kısa sürede kendi bireysel özelliklerini harflere ve yazı şekillerine yansıtırlar. Zamanla insan olgunluğa erişince kendi kişiliğine özel ve bakıldığında yazanın kim olduğunu ele verecek yazı stili oluşur.

Aslında çok azımız düşündüğümüz gibi yazarız. El yazımız düşüncemizden ziyade kişiliğimizi yansıtır. El yazısını analiz etme artık sosyal bir bilim dalı olarak kabul edilmektedir. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi (cinsiyeti değil) hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemelerin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır.

Sahte imzalar da benzer bir konudur. Sahtekar taklit ettiği imzaya kendi yazı stilinden de bir şeyler katar. Çoğu kez bu sahte imzalar kolaylıkla ayırt edilebilir. Sahte imzayı atan, imzayı çok incelemiş, imzayı atış şeklini ve kalem hareketlerinin sırasını çok iyi uygulamışsa bile imzanın sahte olduğu tespit edilebilir, ancak sahte imzayı atan hakkında bilgi edinilemez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkuları ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi bir çok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.

El yazısı analizi kişinin şuuraltında yatanlar hakkında az çok ipucu verebilir ama bu da bir noktaya kadardır. El yazısından sadece cinsiyet değil ırk, din ve hatta yazanın solak mı, yoksa sağ elini mi kullandığı da tespit edilemez.

Bu konu nörobiyoloji dalında çalışanların da ilgisini çekmiş ve bilim adamları sinirkaslarının reaksiyonlarını sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bazı sinirkası reaksiyonlarının benzer kişiliklere ve beyin ikazlarına sahip insanlarda olduğunu görmüşler, buradan da yazı tarzı ile kişilik arasında bir bağlantı olabileceğini saptamışlardır.

El yazısı insandan insana değişir. Her çocuğa ilkokulda harflerin yazılması belirli bir kalıpta öğretilmesine rağmen, çocuklar çok kısa sürede kendi bireysel özelliklerini harflere ve yazı şekillerine yansıtırlar. Zamanla insan olgunluğa erişince kendi kişiliğine özel ve bakıldığında yazanın kim olduğunu ele verecek yazı stili oluşur.

Aslında çok azımız düşündüğümüz gibi yazarız. El yazımız düşüncemizden ziyade kişiliğimizi yansıtır. El yazısını analiz etme artık sosyal bir bilim dalı olarak kabul edilmektedir. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi (cinsiyeti değil) hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemenin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır.

Sahte imzalar da benzer bir konudur. Sahtekar taklit ettiği imzaya kendi yazı stilinden de bir şeyler katar. Çoğu kez bu sahte imzalar kolaylıkla ayırt edilebilir. Sahte imzayı atan, imzayı çok incelemiş, imzayı atış şeklini ve kalem hareketlerinin sırasını çok iyi uygulamışsa bile imzanın sahte olduğu tespit edilebilir, ancak sahte imzayı atan hakkında bilgi edinilemez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hakikaten, niçin erkeklerin tüm giysilerinde düğmeler sağda, ilikler solda iken kadın giysilerinde tam tersidir?

İşte, insanların daha çok sağ ellerini kullanmalarından dolayı yerleşen bir alışkanlık daha. Sağ elini kullanan bir insan için, sağdaki bir düğmeyi, soldaki bir iliğe geçirmek daha kolaydır. Bu nedenle de erkeklerin düğmeleri daima sağdadır.

Kadınların çoğunluğu da, daha çok sağ ellerini kullanmıyor mu?

Giysilerde düğmelerin kullanılmaya başlanıldığı ilk zamanlarda, düğmeler hem çabuk kırılabiliyordu, hem de herkesin alamayacağı kadar pahalı idi. Düğme alabilecek zengin kadınlar da, uzun elbiselerini ancak hizmetçilerinin yardımı ile giyebiliyorlardı.

Peki kadınların düğmeleri niçin solda?

Hizmetçiler ise hanımlarının karşısında, onların düğmelerini, sağ ellerini kullanarak daha rahat ve daha hızlı ilikleyebiliyorlardı (tabii erkeklerin de daha hızlı çözdüklerini söylemeye gerek yok). Bu neden(ler)le, terziler düğmeleri hizmetçinin sağına, hanımının ise soluna gelecek şekilde diker oldular. Günümüzde her kadın, kendi kendine giyinip soyunmasına rağmen nedendir bilinmez, bu adet değişmedi.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Temelini atmak, bir temel üzerine bina etmek. 2. Sağlatmak, sağlam şekilde bağlamak. 3. Tashih ve tahkik etmek, düzeltmek, araştırmak. 4. Teferruatına sonra girişmek üzere asıl mevzuu kararlaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be married off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marrying off. giving in marriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ev bark sahibi etmek, eş vermek. Osm. teehhül ettirmek, tezvîc etmek: Kızımı evlendirdim; oğlumu evlendireceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marry. to marry off. to give in marriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to marry off. to marry in a civil ceremony. give away. marry. mate. tie. yoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Diğeri vasıtasiyle ezmek. Osm. sahkettirmek: Bozayı ezdirip öyle kullanmalı. 2. Basılıp mağlûp ve perişan olmasına engel olmamak: Ben adamlarımı size ezdirmem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth squashed. to have sb squashed. to have sb crushed. to have sth crushed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Feng Shui Çin’in 3500 yıllık uyumlu bir ortam yaratmak için kullandığı bir yöntemdir.Kelime anlamı ise, “rüzgâr - su” dur. Bu iki güç Çinliler’e göre, yeryüzünün eğimini, şeklini, topografyasını belirler. Feng-Shui metodu yaşanan mekanlardaki enerjiyi, huzur, sağlık ve bereketi sağlamak ve arttırmak üzere değerlendirmeyi amaçlar.

Feng-Shui’ye göre.

***Yatağı pencerenin önüne koymak yanlıstır. Çünkü cam kırılgandır ve güvensizlik yaratır. Ertesi gün işinizden kovulma endişesi duyarsınız. Kendinizi güvende hissetmezsiniz. Uyumak için önce kendinizi güvende hissetmelisiniz.

***İmzanızda adınız ve soyadınız mutlaka olsun. Soyadınızı yazmak, atalardan gelen enerjiyi de kullanmanız için gerekiyor. İmza atarken, adınızda geçen g, y ve ğ’lerin kuyruklarını torba gibi yapın, bir süre sonra ekonomik olarak ferahladığınızı göreceksiniz. Harflerin bu kuyruklarına “para torbası” deniyor.

***Yatak odanıza arada sırada ateşi getirmek için bir mum yakın. Mümkünse bir kaç da çiçek olsun. Metal enerjisini kırmalısınız.

***Çok önemli bir toplantıya giderken kırmızı iç çamaşırı giyin. Bu sizin enerjinizi artıracak ve daha dinamik olmanıza yardımcı olacak.

***Önemli biriyle kritik bir görüşme yapıyorsanız, etrafınızdaki sütun ya da üçgenlere sizin değil, onun yüzü dönük olsun. Tehdit altında kalan o olacaktır.

***Evlerinizde kare değil de, yumuşak hatlı koltuklar kullanın. Eğer koltuklarınızı değiştiremiyorsanız, mutlaka yumuşak yastıklar kullanın. Çünkü evinizde gevşemeniz gerekiyor.

***Bembayaz bir eviniz varsa, bitkiler kullanmalısınız. Mavili, yeşilli yatak örtüleriyle, su, akarsu posterleriyle değişik bir hava yaratabilirsiniz. Yatağın üzerine yastıklar koyabilirsiniz.

***Kurutulmuş çiçeklerin de belli bir ömrü var. Uzun süre evlerinizde bulundurmayın. Plastik çiçeklerin de ağaç enerjisi vardır ancak belli bir süre sonra eskir, enerjisini kaybeder.

***Gümüs takı kullanmak insanı olumsuz yönde etkiler, duygusallaştırır ve ağlama isteği verir. Depresyona yol açtığı için dikkatli kullanın. Altının daha özel ve iyi bir enerjisi vardır.

***Yatak odasında, yattığınız yerden kendinizi bir aynada görüyorsanız, bu uykunuzu bozabilir. Rüya görmenizi ve dingin uyanmanızı engelleyebilir.

***Balkonları depo olarak değerlendirmemeli, kullanmalıyız.

***Florasan ışık insan doğasına aykırıdır.

***Dijital saatler kalp ritmini etkiler, uyanmak için başucunuzda klasik saatler kullanın.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Açmak, ferah hâle getirmek. 2. Sevindirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kara baldıran (bitki).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (İtalyanca: flandra). Flamanın uzunu, beylik gemilerin grandi direğine çekilen, direğin yarısı uzunluğunda parça şalı ve mızrak ucuna takılan uzun ve ensiz bayrak. Fılandıra balığı = Testere balığının bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Flandra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Art arda kullanılarak sürat ve telâşlı hareketi, dönüp dolanmayı anlatır. Fıldır fıldır aramak = Sıkı sıkı aramak. Gözleri fıldır fıldır ediyor = Gözleri dönüp duruyor, FILIK m.). Tiftiğin beyaz ve iyi cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pricing. inventory pricing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gadr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Gadreden, hiyanet eden, fenalık eden. (bk.) Gadr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. guderâ, gudürân). 1. Selin ortaya çıkardığı birikinti su, göl. durgun su. 2. Küçük ırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göle ait, göl kenarlarında yetişen veya gölde yaşayan: Nebâtât-ı gadtriyye, semek-i gadîri = Göl balığı, göl bitkileri. Fr. lacustre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gadir (yanlış olarak «gadr» yerine kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. gadre-robe

giysi dolabı

Giysilerin düzenli bir biçimde saklanmasını ve kullanmak istendiğinde kolay ulaşılmasını sağlayacak biçimde yapılmış dolap.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wardrobe. cloakroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öfkelendirmek, gazaba gelmek, hiddetlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaşatmak, birinin yaşama ortamını temin etmek. Osm. iâşe, infak etmek: Çoluk çocuğunu geçindirmek için gece gündüz çalışmaya mecburdur. Bu iş beni geçindiriyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maintain. support. to support. to support. to maintain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to support (a person , a family. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Çocuk annesine sormuş: ‘Anne gelinlerin giysisi niçin beyaz renkte?’ Annesi cevaplamış: ‘Beyaz renk masumiyetin ve mutluluğun sembolüdür.’ Çocuk tekrar sormuş: Teki o zaman damatlar niçin siyah giyiyorlar?’

Eski Roma’da gelinliklerin rengi sarıydı. Gelinler yine sarı renkte peçe takıyorlardı. Peçe evli ve bekar kadınları ayırt ediyordu. Ortaçağlarda ise gelinliğin rengi üzerinde pek durulmadı. Kumaşın kaliteli ve gösterişli olması daha önemliydi. Herkes en iyi elbiselerini giyiyordu, renk de herkesin kendi tercihine göreydi.

Beyaz gelinlik adetinin yaygınlaşması 16. yüzyılda olmuştur. Bu yıllarda kraliyet ailesi gelinlerinin gümüşi renkte gelinlik giymeleri gelenekti. Kraliçe Viktorya bunu reddetti ve beyaz gelinlik giymekte ısrar etti.

Bundan sonra İngiliz ve Fransız yazarlar, beyaz rengin masumiyetin simgesi olduğu konusunu işlemeye başladılar. O dönem ahlakına göre bekaret evliliğin vazgeçilmez koşulu olduğu için beyaz gelinlik adeti tuttu. Evlenirken beyaz giysi giymek genç kızların bekaretlerini topluma ilan etmelerinin vasıtası oldu.

Gelinlikle ilgili bazı batıl inançlar da var. Bunlara göre gelinin gelinliğini bizzat kendisi dikmesi, damadın düğünden önce gelini gelinlikle görmesi, gelinin gelinliği düğünden önce giymesi uğursuzluk getiriyor.

Söz evlenmeden açılınca evlilik yüzüğünden de bahsetmek gerekiyor. İnsanların evlenince yüzük takmaları eski Mısırlıların inançlarına dayanıyor. Milattan 2800 yıl önce Mısır’da yaşayanlar dairenin veya halka şeklindeki cisimlerin, başlangıç ve bitiş noktalarının olmaması nedeni ile sonsuzluğu temsil ettiklerine inanıyorlardı. Yüzük evliliğin sonsuza dek süreceğini simgeliyordu. Sonra bu inanç ve adet Romalılar vasıtası ile iyice yaygınlaştı. Kazılarda o devirlere ait çok ilginç evlilik yüzüklerine rastlanılmıştır.

Evlilik yüzüğünün sol ele ve sondan bir önceki parmağa takılmasının sebebi ise modern tıbbın gelişmesinden önceki devirlere ait yanlış bir insan anatomisi bilgisidir. O zamanlarda dolaşım sistemimizdeki ana damarın sol elimizde bu parmaktan başlayıp kalbimize gittiği sanılıyordu. Böylece buraya takılan yüzükler evli çiftin kalben bağlılığını simgeliyordu. Gerçi şimdi damarların nereden gelip nereye gittiği biliniyor ama bu da bir adet olarak kaldı.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ship's mast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çektirip gergin hale getirmek: Şu çarşafı gerdirmeli. 2. Çektirmek, astırmak, perde gibi uzatmak: Merdiven başına bir perde gerdirmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb make sth taut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feedback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

panning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Yürütmek, dolaştırmak: Atı gezdirmek. 2. Geziye götürmek, eğlendirmek: Şu çocukları biraz gezdirmeli. 3. Her tarafı gösterip baktırmak: Kiracıya, müşteriye evi, bağı gezdirmek. 4. Bir şeyi herkesin önüne götürüp biraz dağıtmak veya toplamak: Yemeği gezdirmek, tef gezdirmek. 5. Geçirmek, Osm. imrâr etmek: Etrafa bir göz gezdirdi. Yazı üzerine kalem gezdirmek. Elbisenin üzerine ütü gezdirmek. 6. Serpmek, dağıtmak, ekmek, damlatmak: Üzerine yağ, şerbet, şeker gezdirmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

walk about. walk. take walk for a walk. walk around. show around. trot round. promenade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

walk. to show around. to sprinkle. to show round. to take out walking. to walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to show around. to take through. to sprinkle. to be unable to hold the ship on her course. pass. play. take about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İçeriye koymak, bir şeyin içine sokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dressed (by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressing. clad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GEYDİRMEK) (f.). 1. Birinin vücudunu elbise, çamaşır ve şapka, çorap ve ayakkabı gibi şeylerle örtmek, elbisesini üstüne geçirmek, Osm. iksâ etmek: Şu çocuğu giydirin. Kendisini giydirip kuşattım. 2. Esvap, çamaşır vesair elbise vermek, Osm. ilbas etmek: Kendisi her bayram birkaç yetim ve kimsesiz çocuk giydirmeyi Adet etmiştir. 3. Giymeye bırakmak; giymesine müsaade etmek: Bana o ceketi giydirmedi. Giydirip kuşatmak = mec. Sövüp saymak, iyice küfretmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attire. clothe. dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dress to clothe sb. to abuse. to reproach. clothe. dress. gear. rig. rig out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bu işin daha ilginç bir yanı var. Güneşin ışığı ne renktir, hiç düşündünüz mü? Çoğunuzun sarı diyeceğine eminim. Güneş ışığı beyazdır, yani bir renk değildir, bütün renklerin karışımıdır.

Bunun ispatı ise çok kolaydır. Eğer evinizde kristal bir avize varsa, bir parçasını annenize belli etmeden alın ve güneşe doğru tutun. Kristalin ışığı kırarak aynı gökkuşağının renkleri gibi ayrıştırdığını göreceksiniz.

Bilindiği gibi, güneşin beyaz ışığı aslında mor, mavi, yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı renklerin karışımıdır. Güneşten çıkarak atmosferimize kadar yol alan güneş ışınlarının çoğunluğu teğet geçerken, bir kısmı atmosferimiz tarafından emilir.

Bu ışık atmosferden geçerken mor tarafındaki ışıklar, kırmızı tarafındakine göre daha fazla dağılırlar ve atmosferde çoğunlukla mavi renk kırılarak yeryüzüne yansıtılır. Bu durumda biz gökyüzünü mavi renkte görürken, güneşi de beyaz-sarı karışımı bir renkte görürüz.

Atmosferimiz olmasaydı, güneşi yine parlak bembeyaz renkte görecek ancak bütün gökyüzü geceleri olduğu gibi karanlık olacak, güneşle beraber diğer yıldızlar da görünüyor olacaktı.

Peki aslında beyaz renk olan güneş ışınları yukarıda bahsedilenler nedeniyle sarı renk görülüyor da, güneş ufka yaklaşıp batarken nasıl turuncu, hatta kıpkırmızı bir renk alabiliyor?

Güneş ufukta alçaldığı zaman, açısı nedeni ile gözümüze ulaştığı mesafe de uzadığından, ışınları ona bakanlara daha çok yol kat ederek ulaşır. Bu, ışınların havada daha çok molekül ve parçacık arasından geçmesi, onlar tarafından daha çok yansıtılması ve dağıtılması demektir.

Böylece güneş ufukta alçalmaya, batma noktasına doğru gelmeye başlayınca, o anda tepesinde bulunduğu yerlerde kırmızı dışındaki renkler atmosfer tarafından emildiği için gökyüzü mavi, güneş sarı renkte görüldüğü halde, güneşi ufukta görenlere kırmızı ve biraz da turuncu renkler ulaşır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bu işin daha ilginç bir yanı var. Güneşin ışığı ne renktir, hiç düşündünüz mü? Çoğunuzun sarı diyeceğine eminim. Güneş ışığı beyazdır, yani bir renk değildir, bütün renklerin karışımıdır.

Bunun ispatı ise çok kolaydır. Eğer evinizde kristal bir avize varsa, bir parçasını annenize belli etmeden alın ve güneşe doğru tutun. Kristalin ışığı kırarak aynı gökkuşağının renkleri gibi ayrıştırdığını göreceksiniz.

Bilindiği gibi, güneşin beyaz ışığı aslında mor, mavi, yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı renklerin karışımıdır. Güneşten çıkarak atmosferimize kadar yol alan güneş ışınlarının çoğunluğu teğet geçerken, bir kısmı atmosferimiz tarafından emilir.

Bu ışık atmosferden geçerken mor tarafındaki ışıklar, kırmızı tarafındakine göre daha fazla dağılırlar ve atmosferde çoğunlukla mavi renk kırılarak yeryüzüne yansıtılır. Bu durumda biz gökyüzünü mavi renkte görürken, güneşi de beyaz-sarı karışımı bir renkte görürüz.

Atmosferimiz olmasaydı, güneşi yine parlak bembeyaz renkte görecek ancak bütün gökyüzü geceleri olduğu gibi karanlık olacak, güneşle beraber diğer yıldızlar da görünüyor olacaktı. Peki aslında beyaz renk olan güneş ışınları yukarıda bahsedilenler nedeniyle sarı renk görülüyor da, güneş ufka yaklaşıp batarken nasıl turuncu, hatta kıpkırmızı bir renk alabiliyor?

Güneş ufukta alçaldığı zaman, açısı nedeniyle gözümüze ulaştığı mesafe de uzandığından, ışınları ona bakanlara da çok yol kat ederek ulaşır. Bu, ışınların havada daha çok molekül ve parçacık arasından geçmesi, onlar tarafından daha çok yansıtılması ve dağatılması demektir.

Böylece güneş ufukta alçalmaya, batma noktasına doğru gelmeye başlayınca, o anda tepesinde bulunduğu yerlerde kırmızı dışındaki renkler atmosfer tarafından emildiği için gökyüzü mavi, güneş sarı renkte görüldüğü halde, güneşi ufukta görenlere kırmızı ve biraz da turuncu renkler ulaşır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gölge etmek, gölge altında bulundurmak: Şu fidelerl gölgelendirmeli. O ağaç bizi ne güzel gölgelendiriyordu. 2. Resim veya yazıya gölge makamında leke yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shade. to shade. to give shade. shadow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring prosperity to. to make happy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be entrusted with a task. to be charged with a duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrusting. employment. commission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delegation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrust. employ. place. give work. commission. deploy. draft. draught. draw out. elect. instruct. post. set on. station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. commission. designate. employ. to commission. to charge. to employ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to charge sb with a duty. to entrust sb with a task. charge. nominate. warrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ızgara; ızgara şeklinde şey; Amerikan futbol sahası; (d.y.), ray şebekesi; sahne için ışık ve panoların asıldığı ızgara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to group. to separate into groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gather into a group. to assemble into groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exceptionable. invidious. vexatious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Darıltmak, gü. cenmesine, darılmasına sebep olmak, hatır kırmak: Kendisini gücendirdiniz; kimseyi gücendirmemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tread on smb.'s corns. offend. displease. give offence. give offense. affront. badger. chafe. disoblige. gall. huff. miff. pique. give umbrage. vex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to offend. to hurt. affront. displease. embitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restorative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booster. buttress. refreshing. strengthening. making more powerful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supercharger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reinforcement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortification. reinforcement. strengthening. consolidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Zor hale koymak, zorlaştırmak: Tertipsizlik kolay işi de güçlendirir. 2. Kuvvet vermek: Gittikçe güçleniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strengthen. make strong. support to. beef up. brace. cement. enforce. enrich. exalt. reinforce. soup up. steel. tone up. vivify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brace. buoy. buttress. consolidate. empower. fortify. invigorate. refresh. reinforce. revitalize. strengthen. sustain. to strengthen. to reinforce. to invigorate. to consolidate. to buttress sth. to brace. to fortify. to refresh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strengthen. give teeth to. give weight to. invigorate. solidify. steam up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ötücü gövercin. 2. Kişneyen aygır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Hızla ve ses çıkararak.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

18. yüzyılda Üçüncü Ahmet’in oğlu İehzade Mustafa’nın sünnet düğününde bir cambaz Haliç’i gemi direkleri üzerinde gerilen bir ipte geçti.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to excite (a discussion , the atmosphere , a person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (Arap harflerinde). Bir harfe hareke yazmak veya hareke ile okumak, Osm. tahrîk etmek: İlk harfini esre ile harekelendirmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enliven. relieve. to set in motion. to activate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jazz up. pep up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hasta etmek, hastalığı mucib olmak: Dünkü rüzgâr beni hastalandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerator. breather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventilating. aeration. ventilation. airing. air conditioning. fanner. blower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventilation. airing. air-conditioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventilation. air condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hava aldırmak, havasını yenilemek: Şu odayı havalandırmalı, her sabah pencereleri açıp koğuşları havalandırırlar. 2. Hava boşluğuna kaldırmak, uçurmak: Uçurtmayı havalandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air. to air. to ventilate. to fly. to cause to take off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to air. to ventilate. to take up into air. to fly (a kite. to cause sb to become distracted from his / her work. aerate. breathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

power assisted steering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air servo-assisted steering gear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shot in the arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispose. jolly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Heyecan vermek, heyecana düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excite. electrify. stir up. stir. thrill. turn on. warm up. work up. carry away. exalt. ferment. flush. hot up. impassion. inebriate. key up. spike. sweep away. sweep off. tickle up. transport. unsettle. wind up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrify. excite. ferment. fire. send. thrill. titillate. warm. windfall. to excite. to thrill. to turn sb on. to titillate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to get excited / enthusiastic / upset. to arouse sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öfkelendirmek, gazaba getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb furious. to get a rise of sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Hızır).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birinin hırs ve tamahını uyandırmak, şiddetle arzu ettirmek. 2. Kızdırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to anger. to infuriate sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bitirmek, sona erdirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speeding up. acceleration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be speeded up. to be accelerated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acceleration. accelerating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acceleration. speeding up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hızını arttırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerate. expedite. precipitate. press. quicken. to speed sth up. to accelerate. to quicken. to precipitate. to expedite. to hurry sth up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerate. to speed up. to accelerate. expedite. hasten. precipitate. quicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir resme, bir karikatüre bakarız ama bir yazıyı okuruz. Aslında ikisi arasında bir fark yoktur. Gözümüz şekilleri görür, beyin de değerlendirir. Ancak okumayı öğrenmeye başladığımızdan beri edindiğimiz ve hemen herkeste bulunduğu için farkına varamadığımız bazı alışkanlıklar nedeni ile okuma hızımız, insanın sahip olduğu kapasiteye göre hayli yavaştır.

İnsanlar sadece göz ve beyin arasında olması gereken okuma işleminin arasına bazı lüzumsuz alışkanlıklar katarlar. Kimi duyulacak şekilde (özellikle çocuklar) sesli okur, kiminin okurken dudakları kıpırdar, kimileri ise yazıyı içinden kelime kelime okur.

Bütün bu kötü alışkanlıklar okuma süresince ekstra bir güç sarfettirdiğinden okurken çabucak yorulmaya da sebep olurlar. Halbuki okuma sırasında ağız, dil, dudak, damak ve gırtlak gibi organların çalışmalarına hiç gerek yoktur.

Yavaş okumamızın birinci nedeni gözümüzün görme alanını iyi kullanmamamız yani okurken her kelimeye tek tek bakmamızdır. Bu şekilde normal bir satın okumak için gözümüzü 8-12 kere hareket ettirmemiz gerekir. Halbuki gözümüzün bir bakışında birden fazla kelimeyi görebildiğimizden aynı uzunluktaki bir kelimeyi 2-3 göz harekeli ile okumamız mümkündür.

Günümüzün baş döndürücü temposunda yavaş okuyarak zaman kaybetme lüksümüz yoktur, örneğin 400 sayfalık bir kitapta yaklaşık 96 bin kelime vardır. Bu kitabı dakikada 150 kelime okuyan bir kişi 10 saatte, 500 kelime okuyan 3 saatte, bin kelime okuyabilen ise l,5 saatte bitirebilir. Basit fakat disiplinli bir eğitimle kazanılacak zaman muazzamdır.

Okumamızı yavaşlatan en önemli psikolojik etken ise hızlı okursak anlayamayacağımızı zannetmemizdir. Etrafındakilerden sürekli ‘tane tane oku’ veya ‘yüksek sesle oku’ direktiflerini alan bir çocuğun bu alışkanlığı zamanla kökleşmiş hale gelir.

Halbuki dakikada 6 bin kelime okuyarak küçük yaşta üniversiteye giden Mariel Aragon, dakikada 2 bin 500 kelime okuyarak ABD’yi yöneten John Kennedy hızlı okuyarak daha iyi anlamanın mümkün olduğunun kanıtlarıdır.

Süratli okuma teknikleri ise paragraf okumak, sütun okumak, çapraz okumak gibi çeşitlidir. Bunların içinde anlama bakımından sütun okuma en etkin olanıdır. Bu teknikte 3-4 kelimelik dar bir sütunu okuyorsanız, sütunun ortasından bir doğru boyunca sözleri aşağıya doğru kaydırmak yeterlidir. Devamlı bir çalışma sonunda sütunu tamamıyla anladığınızı göreceksiniz.

Daha geniş sütunlarda da yine aynı şekilde ancak her satırda kelimeleri birer atlayarak yani 4-5 kelimelik bir satırda ikinci ve dördüncü kelimeleri okuyarak sütunu taramak yeterli olmaktadır. Gözler diğer kelimelerin resimlerini çekecek ve beyne ileteceklerdir.

Çok fazla kişisel yetenek gerektirmeyen hızlı okuma tekniği ile okumak, konsantrasyonun yanında kültüre ve sürekli egzersiz yapmaya da bağlıdır. Tüm bu koşulları sağlayanlar rahatlıkla dakikada bin kelime okuma seviyesine çıkabilmektedirler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Memnun ve hoşnut etmek, sevindirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to limit. to put a limit to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsanı alışkanlıklarından, huylarından vazgeçirmek mümkün değildir. Atasözü

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to upset sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth carry a meaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İğrenmesini mucib olmak, tiksindirmek, Osm. ikrâh ve istikrâh ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disgust. shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Parıltı, parlayış. 2.Alacakaranlık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.) (y. k.) Alâkalandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concern. bear on. bear upon. interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concern. interest. refer. to concern. to interest. to bear on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interest. to concern. to pertain to. to arouse sb's interest in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ilıklatmak, ılık yapmak, soğuğu kırıp veya biraz soğutup az sıcak bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

associate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

VW200 ve VW60 ev sineması projektörü modelleri ile birlikte gönderilen yazılım paketi. Image Director 3 yazılımı, kullanım kolaylığı için gama düzeltme ayarını düzenlemek ve saklamak üzere, bir RS-232C kablosu ile projektörünüzü bir bilgisayara bağlamanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Çok kişi S.O.S.’in gemimizi kurtar (Save Our Ship), ruhumuzu kurtar {Save Our Soul) veya diğer sinyalleri durdur (Stop Other Signals) kelimelerinin baş harflerinden oluştuğunu sanır. Bu bilgiler tamamıyla yanlış olup S.O.S. harfleri hiç bir kelimenin baş harfinden oluşturulmamıştır.

Tamamen telgraf zamanından kalmadır ve gemilerde de yakın zamana kadar telsiz telgraf kullanılıyordu. Bilindiği gibi telgrafta mors alfabesi denilen sistemde her harf, nokta ve çizgilerin değişik kombinasyonundan oluşuyor. Bu sinyali gönderen maniple denilen alete tek dokunuşta karşıya nokta yani ‘bip’, biraz daha uzunca basınca ‘dııııt’ sinyali gidiyordu. Gönderenler de, alanlar da mors alfabesini ezbere bildiklerinden bu ‘bip’ ve ‘dııııt’larda hangi harfler olduğunu çözüyor ve normal yazıya dönüştürüyorlardı.

İmdat çağrısının çok kolay akılda tutulabilmesi için 1908’de üç çizgi, üç nokta, üç çizgi olan S.O.S. seçildi. Yani telsizde ‘dıııt, dııııt, dııııt, bip, bip, bip, dııııt, dııııt, dııııt’ sinyali aldığınızda hemen acil yardıma ihtiyacı olan biri olduğunu anlıyordunuz.

Filmlerde görmüşsünüzdür. Gemiler, özellikle uçaklar, tehlikeli bir durumda yardıma ihtiyaçları olduğunda ‘mayday’ (mey-dey) çağrısı yaparak durumlarını bildirirler. Bu kelime Fransızca’da bana yardım et anlamındaki m’aidez kelimesinden türetilmiştir.

Hiç dikkat ettiniz mi, filmlerde telsizle konuşan her kişinin ismi hep ‘Roger’ (rocır)dır. Halbuki ‘roger’ telsiz konuşmalarında ‘anladım’ anlamında kullanılır ve her iki taraf da cümlenin başında ve sonunda bu kelimeyi kullanırlar. Filmleri tercüme edenler ise bu kelimeyi bir erkek ismi sandıklarından, herkes birbirine ‘Roger’ diye ismen hitap ediyormuş gibi çevirirler.

Nasıl bizde telefonda harfleri söylemek için Ankara’nın ‘A’sı, Bursa’nın ‘B’si denilirse Roger kelimesi de İngilizce’de ‘R’ harfinin tanımı için kullanılır, yani Roger’in ‘R’si denilir. R harfi ise mors alfabesinde başlangıçta ‘anlama’nın kodu idi. Sonra konuşmalı iletişime geçilince ‘Roger’ olarak kullanılmaya başlanıldı. Filmleri tercüme edenlerin ABD bahriyesinde nasıl oluyor da bu kadar Roger bir araya geliyor diye uyanmamaları gerçekten ilginç!


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Arzu ettirmek, güzel ve lezzetli bir şey gösterip birinin iştahasını uyandırmak, rağbet ettirmek: Mevsimsiz vakitte o güzel çiçekleri gösterip de herkesi imrendirmekte mânâ var mı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse sb's appetite or desire for. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convincing. persuasive. evidential. evidentiary. cogent. colorable. conclusive. credible. demonstrative. likely. potent. vivid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cogent. convincing. persuasive. plausible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convincing. persuasive. plausible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plausibility. persuasiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). inanması sağlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be convinced of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

persuasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. inanmaya sevketmek, zorlamak, kandırmak, inanmasını temin etmek, Osm. ikna etmek: Ben sizi inandıramadım, Allah inandırsın. 2. (yalanı) kabûl ettirmek, aldatmak, bk. İnanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assure. convince. lead. persuade. satisfy. sell. to persuade. to convince.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to convince. to persuade. reason with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Girişim. 2.Öne geçme. 3.Bulut altından sıyrılma. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dere» ten masdar). Dere olunma, içinde bulunur mânâslyle bu masdar ve bilhassa münderic, lisanımızda çok kullanılırsa da Arapça’da indirâc yalnız inkıraz (yıkılış) mânâsında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İzi, eseri kalmayacak surette mahvolma: Eski eserlerin indirâsı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dolaşık, dolambaçlı, doğru olmayan, dolaylı; hile türünden; dolaylslyla olan; doğrudan doğruya olmayan, araçlı. indirect cost dolaylı masraf. indirect damage dolaylı zarar. indirect discourse sözcünün söylediklerinin şahıs ve zaman değişimiyle nak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dolaylı söz veya hareket; doğru olmayan hal veya hareket, hilekârlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya) (uyd. k.). Cisimlerin oksijenini alma özelliğinde olan madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya ve matematik) (uyd. k.). İndirgemek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). l.’ (kimya). Bir oksidin oksijenini alarak madeni serbest bırakmak. 2. (matematik) Bir ifadeyi daha kısa yahut basit bir şekle sokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduce. degrade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reduce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil down to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reducing agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşağı indiren, Osm. tenzil eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

launching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Aşağı götürülmek, Osm. tenzil edilmek: Bu kereste dağdan indirilmiştir. 2. Azaltılmak, Osm. tenzil ve tenkis edilmek: Zahirenin fiyatı indirildi. 3. Aşağı koyuverilmek: Perde indirildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discount. price cut. reduction. cut. allowance. abatement. allowance for cash. deduction. degression. offtake. price cutting. purchase discount. rebate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut. cutback. discount. rebate. reduction. sale. cutback tenzilat. ıskonto. sales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebate. allowance. abatement. discount. reduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduced. cut-rate. cut. deductible. at a discount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduced. at a discount. cut-price. cut-rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduced. marked down in price. discount price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearance / cheap sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowering. setdown. degradation. relegation. curtailment. landing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduction. reduction. lowering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bringing down. lowering. launching. cutoff. deducting. degradation. diminution. reducing. reduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Aşağı götürmek, Osm. tenzil etmek: Dağdan kereste, raftan eşya indirmek. 2. Hayvandan, arabadan aşağı almak: Yolcuları arabadan indirdiler. 3. Azaltmak, ucuzlatmak, Osm. tenzil etmek: Etin fiyatını indirdiler. Posta ücretlerini indirdi. 4. Çıkarmak, Osm. tarh ve tenzil etmek, hesaptan aşağı vurmak: Masrafı indirdikten sonra geliri hesap etmeli. Başından indirmek = mec. Kahırlandırıp felç olmasına sebep olmak. Hatim indirmek = Kur’an’ı hatmetmek. Gemi indirmek = Yeni yapılmış gemiyi suya, denize salmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower. set down. take down. put down. bring down. reduce. cut. degrade. bash. cast down. clip. clout. clump. dismount. draw down. drop off. dump. land. lay low. let down. lift down. plant. relegate. send down. strike. take from. take off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduct. dip. lower. reduce. shutter. to lower. to bring down. to reduce. to deduct. to bring sth down. to mark sth down. to let sb down. to bring sth down. to land. to give to deal. to unload. to break.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lower. to take down. to bring down. to get down. to reduce. to land. to deliver. to wreck. to destroy. abate. clip. couch. diminish. draw down. let down. put down. retrench. set down. take off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aşağı aldırtmak, tenzil ettirmek, eksiltmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kızgınlığa yol açmak, öfke yaratmak. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denomination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denomination. personification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entitle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Isınmasını sağlamak, alıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Oyun kartlarının nerede ve ne zaman ortaya çıktığı tam olarak bilinmiyor. 7. ve 10. yüzyıllar arasında Çin’de ortaya çıktığı ve 13. yüzyılda Marco Polo tarafından Avrupa’ya getirildiği tahmin ediliyor. Hindistan’dan veya Arabistan’dan geldiğini ileri sürenler de var ama bugünkü şekilleriyle kullanılmalarının 14. yüzyıl Fransa’sına dayandığı kesin gibi.

O tarihlerde, Fransa’da dört sınıf vardı ve iskambil kağıtlarındaki kupa, maça, karo ve sinek bu dört sınıfı temsil ediyordu. Kupa bir kalkanı andıran şekli ile asil sınıfı ve kiliseyi, maça bir mızrağın ucunu çağrıştıran şekli ile orduyu, karo ticari deniz işletmelerinin eşkenar dörtken kiremitlerinden esinlenerek orta sınıfı, sinek ise yonca yaprağına benzeyen şekli ile köylüyü temsil ediyordu. Bugün briç, poker veya benzeri oyunlarda, kupanın en değerli, sineğin ise en değersiz kart Olmasının nedeni işte bu sınıflamadır.

Aslında bizde papaz adı verilen kartın adı İngilizce’de kral (king), kızın ise kraliçedir (queen). Vale veya oğlan için ilk zamanlarda düzenbaz anlamına gelen ‘knave’ kelimesi kullanılırken, günümüzde ‘jack’ ismi kullanılmaktadır. Yani yabancı kartlarda kral ve kraliçe evli iken, bizde biraz yaşlı görülerek krala papaz adı verilmiş, kraliçeye de ‘kız’ denilerek oğlana layık görülmüştür.

Bazı ülkelerde oyun kartlarında değişik isim ve semboller kullanılmasına rağmen, en yaygın olanı Fransızların kullandıklarıdır. Fransızlar ‘maça’ şeklini mızrağa benzeterek ‘pique’ adını vermişlerdir. İngilizce’de ise aynı anlamdaki ‘spades’ kelimesi kullanılmaktadır. Her ne kadar bir kalkanı andırdığı için asil sınıfı temsil ettiği ileri sürülse de ‘kupa’ klasik bir kalp şeklidir. Bu nedenle Fransızlar ona ‘coeur’, İngilizler ise ‘heart’ adını vermişlerdir.

‘Karo’ için Fransızca’da kare anlamındaki ‘carreau’ kullanılırken İngilizler elmas anlamındaki ‘diamond’u tercih etmişlerdir. Bizim ‘sinek’ dediğimiz şekil ise çok açık üç yapraklı bir yoncadır. Fransızlar bu anlamdaki ‘trefle’ kelimesini kullanırlarken, İngilizler ‘club’ (kulüp) ismini kullanmışlardır.

İşte bu nedenle briç oyuncuları ‘maça’ya ‘pik’, ‘kupa’ya ‘kör’, ‘sinek’e de ‘trefli’ derler, zaten aslına uygun olan ‘karo’yu da olduğu gibi kullanırlar. Birli, papaz, kız ve oğlan için kullanılan as, rua, dam ve vale isimleri de yine Fransızca karşılıkları As, Roi, Dame ve Valet kelimelerinden dilimize geçmiştir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse appetite or desire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şey yapmak isteğini uyandırmak, teşvik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to encourage. to motivate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Arpacık, gözde çıkan sivilce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Koşturmak, acele ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affliction. suffering. distress. pain. agony. anguish. hurt. misery. sting. torture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اضطراب] acı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bütün hayvanların vücutlarının, uyuma, vücut ısısı, üreme zamanı gibi periyodik fonksiyonlarını kontrol eden biyolojik bir iç saatleri vardır. Bu iç saatlerin çoğu, kendi fonksiyonları için kendi zaman dilimlerinde çalışır, ancak ışık ve sıcaklık gibi dış etkenlerden de etkilenir.

Eğer İstanbul’dan Newyork’a uçarsanız, sizin vücut saatiniz hala İstanbul’a ayarlıdır. Örneğin İstanbul’dan saat 12:00’de havalanır, 8 saatlik bir uçuştan sonra Newyork’a varırsanız, vücut saatiniz 20:00’dedir ama Newyork saat 13:00’ü yaşamaktadır. Vücudunuzun saati ortama göre 7 saat ileridedir. Karnınız acıkacak, biraz sonra uykunuz gelecektir ama, akşam olmasına bile daha 7-8 saat vardır, İşte bu olaya jet-lag denilir. ‘Lag’in İngilizce’de anlamı geri kalma, gecikmedir. Bu durumda uçuştan sonra insanda yorgunluk duyulmakta, özellikle okuma, araba kullanma ve iş görüşmeleri gibi konularda motivasyon ve konsantrasyon eksikliği görülmektedir.

Dünya dönüşünü 24 saatte tamamladığından, dünya yüzeyi kuzeyden güneye her biri l saatlik 24 zaman bölgesine bölünmüştür. Örneğin İstanbul ile Newyork arasında 7 zaman bölgesi vardır ve aynı anda İstanbul’da saat 14:00 iken, Newyork’ta sabah 07:00’dir.

N AS A’ya göre insan vücudunun biyolojik saatinin her bir zaman bölgesine, yani bir saatlik bir zaman değişimine alışması bir gün almaktadır. Bu durumda İstanbul’dan Ne w York’a gidince vücut kendini ancak 7 gün sonra adapte edebilmektedir. Jet-lag olayı uçma mesafesine değil, kaç zaman bölgesinden geçtiğinize bağlıdır. Aynı mesafe, aynı zaman bölgesinde kuzey-güney mesafesinde gidilince jet-lag olayı görülmemektedir.

Jet-lag olayının doğuya doğru mu, yoksa batıya doğru mu seyahatte daha çok görüldüğü tartışma konusudur. Şüphesiz bu insanların çoğunluğunun yapısına ve yaşam düzeyine bağlıdır. Yapılan anketler sonucunda, çoğunluğun doğuya doğru yapılan uçuşlarda daha çok rahatsız olduğu, insanın vücut saatini hızlandırmada, yavaşlatmaya göre daha fazla zorlandığı görülmektedir.

Küçük çocukların pek etkilenmediği jet-lag olayından en çok etkilenenler ise günlük yaşantısı düzenli ve rutin işler yaparak yaşayanlardır. Uçaktaki havanın kuru olması, seyahat süresince hareketin kısıtlı olması, içki içilmesi, yeterli sıvı içecek alınamaması, farklı iklimde farklı yemekler, insanlarda jet-lag’a karşı direnç kırıcı diğer etkenlerdir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bütün hayvanların vücutlarının, uyuma, vücut ısısı, üreme zamanı gibi periyodik fonksiyonlarını kontrol eden biyolojik bir iç saatleri vardır. Bu saatlerin çoğu, kendi fonksiyonları için kendi zaman dilimlerinde çalışır, ancak ışık ve sıcaklık gibi dış etkenlerden de etkilenir.

Eğer İstanbul’dan Newyork’a uçarsanız, sizin vücut saatiniz hala İstanbul’a ayarlıdır. Örneğin İsatnbul’dan saat 12:00’de havalanır, sekiz saatlik bir uçuştan sonra Newyork’a varırsanız, vücut saatiniz 20:00’dedir ama Newyork saat 13:00’ü yaşamakadır. Vücudunuzun saati ortama göre yedi saat ileridedir. Karnınız acıkacak, biraz sonra uykunuz gelecektir ama, akşam olmasına bile daha yedi-sekiz saat vardır.

İşte bu olaya jet-lag denilir. “Lag”in İngilizce’de anlamı geri kalma, gecikmedir. Bu durumda uçuştan sonra insanda yorgunluk duyulmakta, özellikle okuma, araba kullanma ve iş görüşmeleri gibi konularda motivasyon ve konsantrasyon eksikliği görülmektedir.

Dünya dönüşü 24 saatte tamamlandığından, dünya yüzeyi kuzeyden güneye her biri 1 saatlik 24 zaman bölgesine bölünmüştür. Örneğin İstanbul ile Newyork arasında yedi zaman bölgesi vardır ve aynı anda İstanbul’da saat 14:00 iken, Newyork’ta sabah 07:00’dir.

NASA’ya göre insan vücudunun biyolojik saatinin her bir zaman bölgesine, yani bir saatlik bir zaman değişimine alışması bir gün almaktadır. Bu durumda İstanbul’dan Newyork’a gidince vücut kendini ancak yedi gün sonra adapte edebilmektedir. Jet-lag olayı uçma mesafesine değil, kaç zaman bölgesinden geçtiğinize bağlıdır. Aynı mesafe, aynı zaman bölgesinde kuzey-güney mesafesinde gidilince jet-lag olayı görülmemektedir.

Jet-lag olayının doğuya doğru mu, yoksa batıya doğru mu seyahatte daha çok görüldüğü tartışma konusudur. İüphesiz bu insanların çoğunluğunun yapısına ve yaşam düzeyine bağlıdır. Yapılan anketler sonucunda, çoğunluğun doğuya doğru yapılan uçuşlarda daha çok rahatsız olduğu, insanın vücut saatini hızlandırmada, yavaşlatmaya göre daha fazla zorlandığı görülmektedir.

Küçük çocukların pek etkilenmediği jet-lag olayından en çok etkilenenler ise günlük yaşantısı düzenli ve rutin işler yaparak yaşayanlardır. Uçaktaki havanın kuru olması, seyehat süresince hareketin kısıtlı olması, içki içilmesi, yeterli sıvı içecek alınamaması, farklı iklimde farklı yemekler, insanlarda jet-lag’a karşı direnç kırıcı diğer etkenlerdir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kudret» den smüş.). Çok kudret sahibi, her şeye muktedir (Esmây-ı Hüsnâ’dan yani Tanrı’nın 99 adından biridjr, başkası hakkında kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kadr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kudret» den if.). Kudret ve kuvvet sahibi, muktedir: Ben bu işe kadir değilim; ona kim kadir olabilir? Cenâb-ı Hak her şeye kadirdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mighty. powerful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mighty. powerful. strong. capable of. able.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قادر] güçlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قدیر] çok güçlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Değer, kıymet, itibar. 2.Parlaklık. 3.Kudret sahibi kudretli, kuvvetli, güçlü. 4.Allah’ın isimlerinden. Kur’an-ı Kerim’de 50’ye yakın yerde geçmektedir. Başına”abd” takısı olarak “Abdülkadir” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Night of Power. the 27th of Ramadan when the Koran was revealed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. kadr = değer, Fars. dânisten = bilmek). Değerli adamların değerini bilen ve anlayan, takdir edebilen: Bir vezir-i kadr-dân idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değerbilir, vefalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciative of merit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’la güçlenen. Gücünü Allah’tan alan. 2.Ebu’l-Ahmed b. İshak. Abbasi halifesi (Öl. 1031). Halife Muktedir’in torunu.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قدردان] değerbilir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değerli adamları takdir etmek hassası: Kadirdanlık büyük bir meziyettir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güçlü kuvvetli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. denizcilik). Eski bir çeşit kürekli harp gemisi ki, lüzumuna göre hem yelken, hem kürekle çekilir ve her küreğini, kürek mahkûmu dört suçlu veya esire çektirirlerdi. Kadırga limanı = Vaktiyle kürekli harb gemilerine üs vazifesi gören liman. Kadırgabalığı — Balina denilen büyük deniz hayvanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.) (mü. kaadiriyye). Abdülkadir Geylânî’nin kurduğu büyük tarikat: Tarîk-ı Kaadirî; Tarîkat-ı Kaadiriyye = Bu tarîkate mensup edam: Kadiriler, Kadiri dervişi. Kadiri dergâhı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. F.). Kadiri tekkesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) 1.Güçlü, kuvvetli hükümdar, padişah. 2.Kadir ve şah kelimelerinden türetilmiş birlesik isimdir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciative of merit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قدرشناس] değerbilir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadir, değer bilirlik, Ar. vefâ, Fars. kadr-şinâsî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) değerbilirlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanların sıkılınca geleneksel olarak başvurdukları üç şey alkol, nikotin ve kahvedir. Alkol alınmasına ve sigara içilmesine sağlık kuruluşlarınca karşı çıkılmasına karşılık kahve içme alışkanlığı hiç bir zaman benzeri eleştirilerle karşılaşmamıştır. Halbuki fazla miktarda kahve içimi de anormal zihinsel durumlar oluşturabilir, kafeinin birden kesilmesi kendine özgü olumsuz belirtiler ortaya çıkarabilir.

Günlük hayatımızda başlıca kafein kaynakları, kahve, çay, çikolata, kakao ve kolalı içeceklerdir. Kafein en çok kahvede bulunur, çayda ise kahvenin yarısı ile beşte biri kadardır. Bir fincan kahvede 85-100 miligram, bir bardak çayda 60 miligram, kolalı içeceklerin litresinde ise 100-130 miligram kafein bulunur. Bu nedenle kafein üzerindeki araştırmalar kahve üzerinde yoğunlaşmıştır.

Kafeinli içecekler içildiklerinde vücut tüm kafeini emer, kandaki seviyesi 15-45 dakikada en yüksek seviyesine çıkar. Alınan miktarın en azından yarısının vücutta kullanılıp atılmasına kadar geçen zaman yaklaşık beş saattir. Kafein kandaki yağ asitlerinin seviyesini arttırır, bu maddeler enerjiye çevrilerek vücut direncini arttırırlar. Kafein sinir sistemine uyarıcı etki yapar, uykuya olan reaksiyon zamanını uzatır, canlılığı arttırır.

Bir insan kısa sürede 6-7 fincan kahve içerse, kafeine bağlı, huzursuzluk, uykusuzluk, ishal, kalp çarpıntısı gibi belirtiler görülebilir. Ancak kafein zehirlenmesi olabilmesi için günde 80-100 fincan kahve, 125 bardak çay veya 200 kutu kolalı içecek içilmesi gerekmektedir ki bu da pratikte mümkün değildir.

5-10 gramlık kafein tozu erişkin bir kişiyi öldürebilmektedir. Kafein zehirlenmesi belirtileri sıkıntı, kusma, kalp çarpıntısı ve komadır. Kalbin durması ve solunum yetersizliği nedeniyle ölüm bile meydana gelebilir.

Aşırı kahve alımının şeker, gut, mide, bağırsak ve idrar yolları hastalıklarına da yol açtığı ileri sürülmüş ama bu hastalıkların hiçbirinin nedeni ile aşın kafein alımı arasındaki ilişki kanıtlanamamıştır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (uyd. k.). Bir dayanma noktası üzerinde oynayabilen çubuk ki, en çok küçük bir güç ile büyük bir direnci yenmeyi sağlar. Kaldıraçlar, orta kısımlarında (makas kollarında olduğu gibi), dayanma (ceviz kıracağı kollarında olduğu gibi) direnç veya (maşa kollarında olduğu gibi) güç noktaları bulunduğuna göre birinci, ikinci ve üçüncü çeşit kaldıraç adlarıyla üçe ayrılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lever. rank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaldırmak işini yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jack (for lifting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

removal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yukarı çıkarılmak: Bu sandık kaldırılmalı ki, altı temizlensin. 2. Yükseltilmek, Osm. terfî edilmek: Bu duvar bir metre daha kaldırılmalıdır. 3. Ortadan kaldırılmak, Osm. ilga, ref’ ve lâğvedilmek: Eski Adetler kaldırıldı. 4. Yükletilip nakledilmek: Üzüm kesildiyse de daha bağdan kaldırılmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be lifted. to be taken away. to be abrogated. to cease to be in effect. to be endured. to be stolen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yerden kaldırılıp yükseltilerek yapılmış taş döşemesi: Evimizin önüne kaldırım yapmalı. 2. Bu şekilde taş döşenmiş sokak: Şehrin kaldırımları hayli bozulmuştu, yeniden yapıldı; bütün gün kaldırımlarda geziyor; yaya kaldırımı. Kaldırım üstünde kalmak = Evsiz, aç çıplak kalmak. Kaldırım taşı = Kaldırım döşetmede kullanılan taş. Kaldırım şâiri = Adî şair. Kaldırım kargası = Çok dolaşan, sürtük. Kaldırım mühendisi = İşsiz güçsüz, serseri (kaldırım, Türkçe olduğu halde bazı Rum müellifleri Yunanca’da «iyi yol» tâbirinden alınmış diye göstermişlerdir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sidewalk. side walk. pavement. paving. walkway. footpath. footway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pavement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sidewalk. pavement. stone pavement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loafer. idler. sidewalk superintendent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curbstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paving stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaldırım döşetmek sanatını bilen ve yapan adam: Kaldırımcılar kâhyası. 2. İşportalardan bir şeyler çalan hırsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pavior.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who lays paving stones. pickpocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaldırım döşenmiş, taş döşenmiş: Bütün sokaklar kaldırımlıdır. Arnavutkaldırımı = Bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taşla döşenmemiş, toprak (sokak): Kasaba daha yeni olduğundan sokakları kaldırımsızdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

removal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lift. removal. lifting. hoist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrogation. lifting. removal. abolition. withdrawal. cancel. cancellation solution. superseding. repealing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yukarı çıkarmak, Osm. ref’ etmek: Elinizi kaldırın; başımı kaldırıp baktım. 2. Yükseltmek, Osm. terfî etmek: Bu duvarı bir metre daha kaldırmalı; bu binanın tavanlarını beş on santim daha kaldırmak iyidir. 3. Yükleyip nakletmek, taşımak, götürmek: Daha buğdayı harmandan kaldırmadık; eşyayı bugün kaldıracağız. 4. Ref’ ve lağvetmek, fesheylemek: Ben o Adeti kaldırdım; ablukayı kaldırdı. 5. Ayaklandırmak, heyecanlandırmak, kötü yola sevketmek: Birtakım gençleri kaldırmaya çabalıyordu. 6. (av köpeği) Avı uçurmak veya yuvasından çıkarmak: Bizim köpek bugün bir geyik, bir keklik kaldırdı. 7. Fazla satın almak: Komşular çarşıdan birçok kumaşlar kaldırdılar. 8. Yüklenmek, tahammül edebilmek: Bu gülleyi kaldırabilir misin? Deve kaç kilo kaldırabilir. 9. Yeterli ve tahammüllü olmak: Bizim hâlimiz o kadar pahalı giyeceği kaldıramaz; bizim işimiz öyle kumaşlar kaldırmaz; bu yemek çok tuz kaldırmaz. 10. İyi etmek, yataktan kurtarmak: Doktor hastayı beş günde yataktan kaldırdı. 11. Ümit kesmek, vazgeçmek: Sen bugün gitmeyi kaldır. Atı dörtnala kaldırmak = Doludizgin koşturmak. El kaldırmak = Vurmak, vurmaya hazırlanmak. Ellerini kaldırmak = Dua etmek. Omuz kaldırmak = Bilmezlikten gelmek. Başkaldırmak = İsyan etmek, serkeşlik. Posta kaldırmak = Posta hazırlayıp göndermek. Tabanı kaldırmak = Koşmak, Osm. şitâb etmek. Yelkenleri kaldır mak = Yelken açıp gitmek. Yürek kaldırmak = Mide bulandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lift. erect. carry. remove. abolish. arouse. blank out. blue-pencil. boost. brook. cancel. clear. clear away. deration. do away with. elevate. get up. heave. heft. hoist. hold. hold up. jack. jack up. give smb. a lift. lift up. move away. perk. perk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axe. bear. cancel. cock. heave. hoist. lift. prise. pry. quash. raise. rear. remove. revoke. stomach. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abolish. remove. to lift up. to raise. to elevate. to bear. to support. to endure. to make sb stand up. to get sb up from bed. to put sth away or out of reach. to abolish. to do away with. to remove. to kidnap. to steal. to dispa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yukarı çıkartmak: Şu dolabı kaldırtmalı da altını temizlemeli. 2. Yükselttirmek, daha yüksek ettirmek: Şu duvarı duvarcıya bir metre daha kaldırtmalı. 3. Gidermek, Osm. ref ve lağvettirmek, izâle ettirmek: Köylülerin bu Adetini kaldırtmalı. 4. Yükletip naklettirmek veye naklolunmasına müsaade etmek: Buğdayı harmandan kaldırtmazlarsa bari samanı kaldırtalım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kalkınmasını sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to develop. to improve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to develop. to improve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(OTU) (i.). Mineçiçeğigillerden bir bitki (calamagrostis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kandıran, Osm. iknâ ve irzâ eden. 2. Aldatan: Pek kandırıcı adamdır. Birtakım kandırıcı sözlerle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceptive. beguiling. convincing. thirst-quenching. coaxer. colourable cause. persuasive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceptiveness. convincingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İ. inandırılmak, zihni çelinmek, Osm. irzâ olunmak. 2. Aldatılmak: Kolay kandırılır adam değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be cheated. to be deceived. to be duped. to be fooled. to be taken in. to be persuaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kandırma, Ar. iknâ, irzâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), inandırma, zihin çelme. 2. Aldatma: Onun kandırması pek gariptir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cajolery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inducement. seduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adult. persuasion. deception. deceiving. convincing. inveiglement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İnandırmak, zihnini çelmek, razı etmek: Bizimle birlikte gelmeye kandırmaya çalıştımsa da kandıramadım. 2. Doyurmak, yeterli miktarda yedirmek veya içirmek: Yemeğe, suya kandırdım. 3. Aldatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sell smb. a pup. argue. bait. bamboozle. befool. beguile. cheat. con. cozen. deceive. delude. diddle. dish. dissuade. dupe. entice. fast-talk. finagle. flimflam. fool. gammon. get round. gyp. hornswoggle. induce. intrigue. inveigle. jockey. jolly. ki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beguile. cheat. delude. dupe. entice. fool. fox. hoodwink. hustle. induce. seduce. sell. trick. to persuade. to convince. to get round sb. to get around sb ikna etmek. to deceive. to fool. to cheat. to take sb in. to fox. to hoodwink. to cajole sb. to del

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to deceive. to fool. to take in. to persuade. to convince. to quench sb's thirst. bilk. bring over. cozen. diddle. inveigle. manage. quiet. tempt. trick. pull the wool over someone's eyes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Açıkta bulunan işçi vesaireyi bir işe yerleştirmek: Kapısızları kapılandırmak için iş ve işçi bulma bürosu açıldı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kara Mehmet halk arasında gücüyle ün yapmış bir pehlivandır. Ne kadar güçlü olduğunu ölmek üzereyken başından geçen bir olayla son kez kanıtlamıştır. Kara Mehmet bir semt kahvehanesinde kalp krizi geçirerek ölmüştür. Kriz anında dayandığı dokuz çubuklu demir parmaklığı kağıt gibi birbirinin içine geçirmişti. Çubuklar öylesine iç içe geçmişti ki daha sonra onları demir küskü ile açmak isteyenler başarılı olamadılar.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Baldırıkara.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik karaoke performansınızı orijinaliyle karşılaştırır ve puanınızı hesaplar. Şarkı söyleme sonucunuz bağlanmış TV’nizde gösterilecektir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Atı durdurup işetmek. Orada hayvanlarımızı kaşandıracak kadar birkaç’dakika durduk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaşımayı gerektirmek: Dokunduğu yeri kaşındırır bir ottur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb itch. irritate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Kıvrım kıvrım, büklüm büklüm bükmek. 2. Çaresiz râzı olup kabûl etmeye mecbur eylemek: Hastalık zavallıyı çocuklarından ayrılmaya da katlandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oyun oynamaya yarayan yassı ve kayar taş: Kaydırak oynamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slide. flat round stone. hopscotch. slide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaymaya sevk olunmak, kayarak indirilmek: Yeni yapılan gemi, kızak üzerinde denize kaydırıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be slid / to be skidded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaydırmak işi. bk. Kaydırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sliding. travelling. tracking. dollying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sliding sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kaymaya sevketmek, kayarak indirmek: Yeni yapılan gemiyi kızağın üzerinde kaydırarak denize indirdiler. 2. Ayağının kaymasına sebep olmak: Sokağa atılan karpuz kabukları adamı kaydırır, mec. Ayağını kaydırmak = Mevkiinden, işinden etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dislocate. slide. slip. slip in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scroll. to slide. to skid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth skidded / slid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to worry sb. to cause sb concern. disquit. weigh on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şarta bağlamak, Osm. takyîd etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causing sb to earn / to gain / to win.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kâr ettirmek, kazanmasına sebep olmak: Bu ticaret adama çok kazandırır, kendisini hizmetine alıp çok para kazandırdı. 2. Hâsıl ettirmek, aldırmak: Son yazdığı kitap kendisine büyük bir şöhret kazandırdı. Av merakı bana romatizmayı kazandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bring. bring in. redound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring in sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to earn / to gain / to win. bring in. earn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kazıcı bir Aletle yeri eştirmek, açtırmak, Osm. hafrettirmek: Bahçeyi kime kazdıracaksınız? Kuyuyu kaça kazdırdınız? 2. Çelik kelem vesaire ile tahta, maden, taş vesaire oydurmak, hâk veya nakşettirmek: Bir mühür kazdıracağım, kapının kemeri üzerindeki mermere kendi ismini kazdırmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause grief. deject. hurt. sadden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kenevir sapından çıkarılan lif, kabaca keten: Kendir bezi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemp. hemp plant. marijuana. hawser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden, kendir, hint keneviri gibi bitkileri içine alan bir familya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ettirmek, yaptırmak. 2. Yerine getirtmek: imamlar cemaate namaz kıldırırlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth performed by. to have sb perform sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Yunanca’dan: üstüvâne, silindir, merdâne). Eski bir şarap ölçüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı «kın-tıraş» ki, o da Türkçe «kın» ile Farsça «trâş» kelimelerinden yapılmış yanlış bir tâbirdir). Oluk ve yiv oymaya mahsus kundakçı Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Başkası vasıtasıyla kırmak, Osm. kesrettirmek: Şu taşları, cevizleri kırdırmalı. 2. İskonto ettirmek, mühletle ödenecek bir senet, poliçe ve maaş gibi alacakların bir miktarından vaz geçerek gerisini peşin ödetmek: Poliçeyi yüzde on eksiğine kırdırdım. 3. Tehlikeye koyup ölüme sebep olmak: Kumandan idaresizlik ederk hayli asker kırdırdı. 4. İndirtmek, aşağı düşürtmek: Etin fiyatını hayli kırdırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb break sth. to cause sb to break sth. to have a rate discounted. to get an advance on one's salary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Aslında kırmızı renk hiçbir boğayı kızdırmaz. Çünkü boğalar renk körüdür ve kırmızıyı diğer renklerden ayırt edemezler. Boğa güreşinde matador boğayı eline aldığı şapkasını şalını sallayarak kızdırır. Boğanın kırmızı şala saldırdığı inancı yanlıştır.

İspanya’da boğaların kırmızı renge saldırdığı inancı, matadorların kırmızı başlık kullanmaları nedni ile yaygınlaşmıştır. Halbuki başlıklarda bu renk boğayı kızdırmak için değil, seyircilere hoş görüntü verebilmek için seçilmişti.

Kırmızı renk aslında insanları etkiler. Yapılan deneylerde bu rengin insanlarda kan basıncını yükseltip, kalp atışını hızlandırdığı saptanmıştır. Bunun nedeninin de kırmızının, kanın rengi olduğu sanılmaktadır.

Boğalar arenada kırmızı rengi görünce asabileşmezler. Kendinizi boğanın yerine koyun. Etrafınızdaki çığlık atan binlerce insanın ortasında, tozlu, gürültülü ve çok sıcak bir ortamda, sırtınıza saplanmış onca kılıcın acısı içinde, bir de şapkasını şalını sallaya sallaya üstünüze gelen bir adam varsa, yani kızmak için bu kadar sebep varken, sırf rengi kırmızı diye bir bez parçasına kızar mıydınız?

Boğa güreşi hakkında bilinen yanlışlar sadece bu kadar değil. Aslında boğa güreşi geleneği İspanya’dan doğmuş değildir. İlk çağlardan itibaren boğa, kuvvetin, dayanıklılığın ve verimliliğin simgesi olmuştur. Boğa güreşinin ilk versiyonu antik Yunan, Roma, Mısır ve hatta Kore ve Çin medeniyetlerinde görülür.

Boğaya Persliler taparlar, Afrika Zuluları ise öldürüp safrasını içerlerdi. Tüm bu geleneklerin temelinde, hayvanın gücü yatmaktadır. Bu geleneğin bir şekilde İspanya’ya geldiği, Avrupa ülkeleri içinde feodal düzeni en son terk eden bu ülkede de kalıcı olduğu sanılmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse sb's jealousy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kıskanmasına sebep olmak, gayret ve rekabete düşürmek: Çocukları kıskandıracak şeylerden kaçınmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make suffer greatly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. ince ince doğratmak, bıçak veya satırla çok ince dilimler haline koydurmak: Tütün, et kıydırmak. 2. Nikâh yaptırmak: Belediye dairesinde nikâhını kıydırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb cut up sth. to have sb kill or harm sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increasing the value of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase the worth of. to up the value of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kızdırmak hareketine mâruz kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be angered. to be made red-hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocation. superheating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angering. making sb angry. making sth red-hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ateşte ısıtarak kızartmak. 2. Hiddetlendirmek, birinin kızacağı söz söylemek veya iş yapmak: Kendisini kızdırmak için söyledim. Eğlenmek maksadıyla birini kızdırıp bağırtmak. 3. Azdırmak, azmasına sebebiyet vermek: Koçları kızdırmak. 4. Hararet vermek, kızışmasına sebep olmak: Kırmızı biber tavukları kızdırır (yumurtlamak istidadını verir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get in one's hair. put smb.'s nose out of joint. heat. anger. annoy. irritate. tease. aggravate. badger. bait. bug. burn. chafe. enrage. exacerbate. exasperate. gall. get across. heat up. huff. incense. inflame. infuriate. nettle. overheat. peeve. pr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravate. anger. annoy. displease. enrage. exasperate. hassle. incense. irritate. nettle. peeve. provoke. rile. try. vex. to anger. to annoy. to irritate. to rile. to peeve. to put sb's back up. to rub sb up the wrong way. to superheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to anger. to make red-hot. annoy. bug. enrage. exasperate. ferment. fret. get sb's back up. get one's / sb's monkey up. gripe. heat. irritate. nettle. rag. rile. stir things up. tease. twit. vex. warm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to root.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kolaylatmak, Osm. teshil etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Positioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küf bağlamasına yol açmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mildew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hile ile, oyunla aldatmak. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İstimâl ettirmek: Kalaysız bakırları aşçıya kullandırmamalı. 2. Bir iş veya görevde ve hizmette bulundurmak: Ticaret bilmeyen adamları mağaza ve dükkân hizmetlerinde kullandırmazlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make / to let sb use sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çürütüp kurt tutturmak, kurt peydâ ettirmek:

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuruşa çevirmek, paraya çevirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to itemize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşkuya düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse sb's suspicions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intensifier. refresher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intensification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intensification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuvvetli hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hop up. strengthen. fortify. stiffen. build up. support. beef up. brace up. confirm. intensify. recruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brace. to strengthen. to fortify. to brace güçlendirmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strengthen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kuyruklu yıldızların diğer gökcisimlerinden farklı ve gizemli şekilleri, aniden ortaya çıkıp bir süre sonra yok olmaları, onların tarih boyunca insanlar tarafından Tanrıların habercileri olarak algılanmalarına yol açmıştır. Onların ölüm ve felaket habercileri olduklarına, kuraklık, sel, açlık gibi büyük doğal afetlerin ve salgın hastalıkların hatta her iki dünya savaşının da o sıralarda görülen kuyruklu yıldızlardan kaynaklandığına inanılmıştır. Milattan önce 43 yılında Sezar’ın ölümünden sonra çok parlak bir kuyruklu yıldız görüldü ve onun Roma imparatorunun göğe yükselen ruhu olduğuna inanıldı. Böylece kuyruklu yıldızlardan ünlü kişilerin ölüm haberlerini almak gibi bir boş inanç daha yerleşti.

Bilim insanları Güneş sistemimizden çok uzakta ama yine Güneş çekimine bağlı olarak bir yörüngede dönen, her birinin kütlesi ve boyutu dünyamızdan çok az olan kirli kar topu şeklinde milyarlarca kuyruklu yıldız olduğuna inanıyorlar.

Bu görüşe göre başlangıçta görkemli kuyrukları olmayan bu gök cisimlerinden bazıları sistem içindeki karşılıklı çekim güçleri nedeni ile Güneş’e doğru hareket etmeye başlıyorlar.

Güneş’e yaklaştıkça, dış katmanlarında donmuş halde bulunan uçucu gazlar (karbondioksit, su, metan amonyum, vb.) hızla buharlaşmaya başlıyor. Güneş’e yaklaştıkça cismin etrafını gaz bulutu olarak sarıyorlar.

Güneş yüzeyinde devamlı patlamalar olduğundan ve uzaya büyük hızlarla gaz bulutları fırlatıldığından, cisim Güneş’e iyice yaklaştığında bunların etki alanına giriyor ve etrafındaki gaz bulutu Güneş’in tersi yöne doğru savrularak bir kuyruk görünümünü oluşturuyor. Bu nedenle kuyruklu yıldızların kuyruklarının yönleri hep Güneş yönünün ters tarafındadır.

Kuyruklu yıldızın kuyruğunun parlaklığına Güneş ışınlarının, gaz bulutu ve parçacıklardan yansımaları neden olur. Aslında büyüklüklerine bağlı olarak kuyruklu yıldızlar kuyruklarından sürekli madde kaybederler. Sonunda gök taşları haline gelen kuyruklu yıldız kalıntıları, dünya yakınından geçerken bize akan yıldız yağmurları olarak görünürler.

Eğer dünyamız bir kuyruklu yıldızın kuyruğu içinden geçerse ne olur? Bu, korkulacak bir şey değildir. Çünkü kuyruklu yıldızların kuyrukları yoğun değildir ve dünyanın bu kuyruk içinden geçmesi ona hiçbir şekilde etkide bulunmaz. Nitekim Halley kuyruklu yıldızı 1910’da geldiğinde, Dünya onun kuyruğunun içinden geçmişti ve bunun yeryüzüne bir zararı olmamıştı. Zamanımızda kuyruklu yıldızların normal gök cisimleri oldukları biliniyor. Bunlar çok büyük hacimli kuyruklarından dolayı korkutucu görünen aslında küçük ve hafif cisimlerdir. 12. yüzyılın ortalarından itibaren bilimin bunların yapılan ve ne olduklarını çözmeye başlamasından sonra halkın peşin hükümleri ve korkuları kaybolmaya başlamıştır.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Çoğu ev sineması projektöründe, Lens Kaydırma işlevi doğru orantılı görüntü yansıtırken resmin yatay ve dikey olarak konumunu (bazı modellerde yalnızca dikey kaydırma kullanılabilir) ayarlar. Bu işlev yüksek resim kalitesini korurken yansıtma alanını genişletir. Bunu, tam panel yüzeyini kullanarak ve elektrikli işlemeden kaçınarak gerçekleştirir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seasoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seasoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatlandırmak, lezzet vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make taste delicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make taste delicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anlam kazandırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Üstü kapalı küçük ağıl. Mandıra köpeği = Azgın ve kötü huylu adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowshed. dairy. compound. creamery. dairy farm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dairy. dairy farm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dairy farm. small dairy. small cheesery. milking barn or shed. sheep farm. dairy house. dairy barn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bu geleneğin kökeni eski deniz savaşlarına kadar uzanıyor. O devirlerde her bir savaş gemisinin direğinin tepesinde dalgalanan kendine özgü renkli bir bayrağı vardı. Bir deniz savaşından sonra yenilen gemi, galip tarafın bayrağını asmak zorundaydı, bunun için de kendi bayrağını yarıya çekerek üstte yer bırakırdı.

Günümüzde böyle bir durum söz konusu değilse de, bayrakları yarıya indirmek bir saygı ifadesi olarak kaldı. Milletlerin matem günlerinde, önemli devlet adamlarının ölümünde, diğer milletlerin de bayraklarını yarıya indirmeleri, mateme katılmak anlamında uluslararası bir gelenek haline geldi.

Hangi ulustan olursa olsun denizde birbirinin yanından geçen gemilerin, geçiş süresince bayraklarım yarıya indirmeleri geleneği, saygının bir ifadesi olarak günümüzde hala devam etmektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Mayalı hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. c.) (m. mikdâr). Miktarlar, (bk.) Miktar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Sun’İ liman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Menderek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jetty. mole. pier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakwater. jetty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mole. breakwater. close port. land-locked harbour. jetty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Mide veya sindirim sisteminde görülen rahatsızlıkların çoğu, sinirlerin devamlı olarak gergin olmasından veya karaciğer hastalıklarından kaynaklanır. Çünkü sinir sisteminin bozulması, vücuttaki bütün salgı bezlerini, bu arada mide ve karaciğer salgı bezlerini de etkiler. Ayrıca, karaciğere dokunacak şeylerin devamlı olarak kullanılması da, sindirim sisteminde rahatsızlıkların doğmasına uygun zemini hazırlar.

Mide veya sindirim sisteminde meydana gelen rahatsızlıklar şöyle tespit edilir:

- Mide yanması, mide zafiyeti : Yemeğe başladıktan kısa bir süre sonra başlayıp, devam eden ağrılar.

- Mide iltihabı, onikiparmak ülseri : Yemek yedikten kısa bir süre sonra başlayan ağrılar.

- Mide ülseri : Yemek tedikten 2-3 saat sonra başlayan ağrılar.

Hepsinde de uyulması gereken kurallar kısaca şu şekide sıralanabilir.

- Yemeğe çiğ salata veya taze meyve ile başlamak sindirim sistemi için çok faydalıdır.

- Lokmalar iyice çiğnenmeli ve yavaş yenmelidir.

- Sofradan, tam manasıyla doymadan kalkmalıdır.

- Yemekte ve yemekten sonra fazla miktarda su içmemelidir.

- Çok sıcak veya çok soğuk şeyler yenmemelidir.

- Yemekleri her gün belirli saatlerde yemelidir.

- Yemekten sonra 1 saat kadar istirahat etmelidir.

Mide ve sindirim bozukluklarının tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kerviz kökü, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 tane kereviz kökü konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden sonra ikişer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ucu orta eğiklikte olan golf sopası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mikropsuz hâle getirmek, sterilize etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış salık vermek, yanlış yola sevketmek, yanltmak, yanlış yol göstermek, yanlış tarif etmek. misdirection i. yanlış salık verme, yanıltma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müdür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜDİRR) (i. A.) (mü. müdirre) («müdrir» galattır) (tıp). Süt, kan ve sidik vesair şey akıntıları bol akıtan (ilâç vs.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manageress. directress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manageress. directress. head-mistress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(halk dilinde: MÜDÜRİYET) (i. A.). 1. Müdür sıfat ve görevi, müdürlük. 2. Bir müdürün idare ve emrinde bulunan daire. 3. Osmanlı devrinde Mısır’da sancak (vilâyet).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hader» den if.) (mü. muhaddire) (tıp). Uyuşturucu, hissi ibtâl eden, Fr. narcotlque. (i. c.) Uyuşturucu ilâçlar: Muhaddirât kullanmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخدر] uyuşturucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kudret» den if.) 1, Güçlü, kuvvetli, kuvvet ve iktidar sahibi: Muktedir adamdır. 2. Bir işi yapabilen, becerebilen: Ben okutmaya muktedir olamadım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

able.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

able. capable. powerful. skilful. skillful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

able. capable. virile. potent. able to copulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقتدر] güçlü, iktidarlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İktidarlı, gücü yeten, becerebilen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «hadere»den if.) (mü. münhadire). İnişli, meyilli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Odanın kapı tarafındaki yüzünde büyük dolap ki içine yatak vesaire konurdu. Çingene evinde musandıra aramak = Olmayacak yerde bir şey istemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «devr» den if.) (mü. müstedîre). Daire şeklinde olan, dönüp dolaşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadr» dan» if.). Başa geçip oturan, başta kurulan, Osm. tasaddur eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «büdûr» dan if.) (mü. mütebâdire). Ortaya çıkan. Mütefeâdir-i hâtır = Hatıra gelen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متکدر] kederli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nedret» ten if.) (mü. nâdire). Az bulunur, bulunmaz, seyrek. Nâdirü’l-vücûd = Pek az bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rare. unusual. exceptional. few and far between. infrequent. scarce. uncommon. unwonted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infrequent. rare. scarce. uncommon. unique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That point of the heavens, or lower hemisphere, directly opposite the zenith; the inferior pole of the horizon; the point of the celestial sphere directly under the place where we stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lowest point; the time of greatest depression. the point below the observer that is directly opposite the zenith on the imaginary sphere against which celestial bodies appear to be projected an extreme state of adversity; the lowest point of anything.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rare. scarce. uncommon. scarcely. curious. different. few and far between. recherché. unique. unusual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The point on any given observer's celestial sphere diametrically opposite of one's zenith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lowest point of the celestial sphere; opposite to zenith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That point on the celestial sphere vertically below the observer, or 180 degrees from the zenith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Point on the ground vertically beneath the center of a remote sensing platform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The point on the ground vertically beneath the centre of a remote sensing system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That point on the celestial sphere directly opposite the zenith and directly below the observer The lowest point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The nadir is that part of the celestial sphere that is directly below the observer For a transit or theodolite, it is the point directly below the vertical axis of the instrument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The point on the celestial sphere 180o from the zenith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The point on the ground vertically beneath the satellite. straight down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lowest measured value In cancer treatments, it usually refers to the lowest white blood cell and platelet count. the point directly underneath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term used to describe a point directly underneath an object or body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Point on Earth directly beneath a satellite, the opposite of zenith Compare with subsatellite point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The point on the celestial sphere opposite the zenith or directly below the observer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An imaginary point directly under an observer on the surface of the Earth, extending through the Earth and into the sky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Straight down, usually used for reference in the output of a downward-facing luminaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The lowest point Refers to the lowest blood glucose concentration on a bg curve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The direction toward the center of the Earth or other body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The point on the celestial sphere 180 degrees from the zenith. an extreme state of adversity; the lowest point of anything. the point below the observer that is directly opposite the zenith on the imaginary sphere against which celestial bodies appear to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نادر] az bulunur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. ayakıcı; en aşağı safha veya nokta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Seyrek, az, ender bulunur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.c.). Az ve seyrek bulunan şeyler: O büyüklükte inci nâdirâttandır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نادرات] az bulunur şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nevâdlr). Garip fıkra, tuhaf hikâye: Bir nâdire söyledi, çok nevâdir bilir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نادره] az bulunur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nadir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Garip hikâyeler ve tuhaf fıkralar bilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Garip hikâyeler, fıkralar ve zarif nükteler söyleyen, zarif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nâdir olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occasional. rarely. seldom. every once in a while. few and far. far between. uncommonly. once in a while.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rarely. seldom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rarely. seldom. unusually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نادرا] nadir olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moisturizer. humectant. cold cream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humudifying. moisturizing. humidifier. moisturizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humidifying. humidifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to humidify. to moisturize. to moisten. bedew. damp. dampen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhilarate. hearten. lighten. to enliven. to exhilarate. to buck sb up. to brighten. to perk sb up. to cheer sb up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brighten. cheer up. elate. enliven. exhilarate. lighten. quicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Şenlendirmek: Meclisi neş’elendirmek için birtakım tuhaflıklar yaptı. 2. Hafif surette sarhoşluk getirmek, keyif vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sonuçlandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring to an end sonuçlandırmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to conclude. to bring to a conclusion. deduct. knock sth off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nâdire). Nâdireler, az bulunan şeyler, (bk.) NAdire.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نوادر] nadir olan değerli eşyalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Az bulunan şeyl(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Özellikle içine girer girmez geniş bir alanla karşılaştığınız ve diğer katlara buradan merdiven veya asansörle çıktığınız, banka, otel veya benzeri binalarda ana giriş kapılarının döner kapı tipi olduğunu görmüş, belki de dört kanatlı olan bu kapıların bir gözüne acele ile iki kişi birden girmeye çalışıp zorluk yaşamışsınızdır. Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur.

Bu tip büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır ve ısınan hava sürekli yukarı doğru yükselir. Dışarıdaki soğuk hava kapının önünde onun yerini alabilmek için kapıyı açmanızı beklemektedir. Bina dışına açılan normal bir kapıyı açtığınızda dışarıdaki soğuk hava sert bir rüzgar şeklinde içeriye hücum eder.

Bu arada içerde yükselmekte olan sıcak havanın az miktarda da olsa giren soğuk hava ile yer değiştirip açılan kapıdan dışarı kaçması mümkündür. Bu sırada binanın iç ısısı düşer, kazanlar veya klimalar daha sık devreye girer ve tekrar normal ısıya ulaşabilmek için belirli bir enerji (motorin, elektrik, vb.) harcanır. Özellikle çok kişinin sık sık girip çıktığı binalarda döner kapılar bu ısı kaybını en aza indirir. Döner dört kanattan ikisinin arasına girerken, kapılar dönüp önünüzdeki kanat sizin içeri girmeniz için yeterli aralığı sağladığında, arkanızdaki kanat soğuk havanın girişine mani olacak şekilde girişi kapamış durumdadır. Aynı şekilde karşı taraftaki diğer iki kapı da sıcak havanın dışarı çıkmasına mani olur ve içerinin ısısı korunmuş olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Özellikle içine girer girmez geniş bir alanla karşılaştığınız ve diğer katlara buradan merdiven veya asansörle çıktığınız, banka, otel veya benzeri binalarda ana giriş kapılarının döner kapı tipi olduğunu görmüş, belki de dört kanatlı olan bu kapıların bir gözüne acele ile iki kişi birden girmeye çalışıp zorluk yaşamışsınızdır. Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur.

Bu tip büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır ve ısınan hava sürekli yukarı doğru yükselir. Dışarıdaki soğuk hava kapının önünde onun yerini alabilmek için kapıyı açmanızı beklemektedir. Bina dışına açılan normal bir kapıyı açtığınızda dışarıdaki soğuk hava sert bir rüzgar şeklinde içeriye hücum eder.

Bu arada içerde yükselmekte olan sıcak havanın az miktarda da olsa giren soğuk hava ile yer değiştirip açılan kapıdan dışarı kaçması mümkündür. Bu sırada binanın iç ısısı düşer, kazanlar veya klimalar daha sık devreye girer ve tekrar normal ısıya ulaşabilmek için belirli bir enerji (motorin, elektrik, vb.) harcanır. Özellikle çok kişinin sık sık girip çıktığı binalarda döner kapılar bu ısı kaybını en aza indirir. Döner dört kanattan ikisinin arasına girerken, kapılar dönüp önünüzdeki kanat sizin içeri girmeniz için yeterli aralığı sağladığında, arkanızdaki kanat soğuk havanın girişine mani olacak şekilde girişi kapamış durumdadır. Aynı şekilde karşı taraftaki diğer iki kapı da sıcak havanın dışarı çıkmasına mani olur ve içerinin ısısı korunmuş olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Trafik ışıkları uygulaması, önceleri demiryollarının trenleri kontrol için uyguladığı sinyaller Örnek alınarak başlamıştır. Demiryolları idaresi kırmızı rengi ‘dur’ sinyali olarak seçmişti. Kırmızı renk kan rengi olduğundan asırlar boyu tehlikenin, tahribatın ve ölümün simgesi olmuştur. Demiryolları ilk faaliyete geçtiği 1830’lu yıllarda ‘ikaz’ ışığının rengi yeşil, ‘geç’ ışığının ise beyazdı.

Bir süre sonra beyaz sinyal problem yaratmaya başladı. Beyaz renkli ‘geç’ sinyali diğer sokak lambaları ile karıştırılabiliyordu. Ama daha da kötüsü ‘dur’ işaretlerine konulan kırmızı mercekler yerlerinden düşünce ışık beyazlaşıyor, ‘geç’ sinyali olarak algılanıyor ve kazalara yol açabiliyordu.

Sonunda demiryolcular kırmızıyı ‘dur’, yeşili ‘geç’ sarı rengi de ‘ikaz’ sinyali olarak kullanmaya başladılar. Bilindiği gibi sarı, renk spektrumu içinde en göz alıcı renktir. Böylece makinist bir sinyalin bulunması gereken yerde beyaz ışığı görürse, bir şeylerin yanlış olduğunu anlıyor ve tedbirini alıyordu.

Karayollarına gelince, yollarda sadece atların ve at arabalarının bulunduğu tarihlerde bile dünyanın büyük şehirlerinde trafik sorundu. İlk trafik lambası otomobillerin ortaya çıkmasından çok önce 1868’de Londra’da kullanıldı. Gazla yakılan ve bir eksen etrafında döndürülebilen kırmızı ve yeşil lambalar bir yıl sonra patlayıp, kendilerini çeviren polisi de yaralayınca bu uygulama ortadan kalktı.

Ama öte yandan otomobillerin ortaya çıkması ve şehirlerde dolaşmaya başlamalarıyla birlikte durum iyice kötüleşti. Çeşitli şehirlerde değişik uygulamalar yapıldı. Demiryollarındaki uygulama örnek alındı ama demiryollarında birbirine paralel iki hat vardı. Bu sistem iki yolun kesiştiği kavşaklarda işe yaramıyordu.

Sonunda günümüzdekilere benzeyen ilk elektrikli otomatik trafik lambasını, ilkokul mezunu ve ABD’deki Cleveland’da otomobil sahibi ilk siyah olan Garrett Morgan geliştirdi. 1914’de ilk denemelerine başlayan Morgan 1923’de de patentini aldı. Morgan 1963’de ölümünden az önce patentini 40 bin dolara General Electric firmasına sattı.

Morgan’ın lambaları demiryollarına benzer şekilde bir “T” üzerinde kırmızı ve yeşil iki lambadan ibaretti. Çok geçmeden ikaz anlamında sarı lamba da ilave edildi ve uygulama bütün dünyaya süratle yayıldı.

Aradan geçen yıllara rağmen sarı renk hala ‘ikaz’ anlamındadır ama günümüz sürücüleri onu ‘geç’ sinyali olarak algılıyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sal volatile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Amonyak tuzu denilen, tuzlu ve yakıcı beyaz bir madde. Nişadır ruhu = Amonyak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nişâdırıyye) (kimya). Nişadıra (amonyaka) ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characterization. description.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualify. characterize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characterize. to qualify. to describe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to characterize. to describe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have been given the duty of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give sb a duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

award a prize. crown. recompense. remunerate. requite. reward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

award. remunerate. repay. reward. to reward. to award a prize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to award sb a prize. to give sb a reward. favour. to place a premium. recompense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hiddet ve gazaba getirmek, hiddetlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to anger. to infuriate. to enrage. get sb's blood up. inflame. madden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sapan sürerken öküzleri dürtmek için kullanılan uzun ve ucu iğneli deynek (küçüğüne «tbizlengeç» ve daha uzununa «masastıra» ve «arda» derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Öğendire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxygen tent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honor. honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to honor. to honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb feel proud. grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honor. honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to honor. to honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb feel proud. grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to organize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to organize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mainmast. middle class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mainmast. middle class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abate. lift. wipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrogate. axe. blot out. bring away. cut out. eliminate. kill. make away. prescind. remove. shuffle aside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Örümcekler günümüz teknolojisinin bile çözemediği inanılmaz canlılardır. Örümcek ağının çok özel nitelikleri olan sağlamlık ve esneklik bugüne kadar taklit edilemedi. Aynı çaptaki bir çelik telden iki kat daha güçlü olan bu doku ne kadar çekilirse çekilsin orjinal durumuna dönecek kadar esnektir.

Örümcek ağları kendine yüksek hızla çarpan nesneleri yırtılmadan esneyerek frenler. Tekrar gerisin geriye yaylanmadığından nesne ters yöne fırlamaz, yapışır kalır. Örümcek ağının esneme kapasitesi bugün yapay olarak üretilmiş en iyi telin neredeyse dört katıdır.

Bu maddeyi yapay olarak elde etmeyi hala başaramayan bilim insanlarının örümcek çiftliği kurup, örümcekleri sağarak, ipliklerini aldıklarını biliyor muydunuz? Yaklaşık 2.5 santimetre boyundaki bu örümceklerden günde hayvan başına 320 metre (yaklaşık 3-5 gram) iplik elde ediliyor ve bu iplikler ABD ordusuna kurşun geçirmez yelek yapmada kullanılıyor.

Dünyada 34 bin örümcek cinsi tepit edilmiştir. Yani her cins örümcek farklı özellikler taşır. Örümceklerin hepsinde zehir bezleri vardır, ama karadul örümceği, kahverengi örümcek gibi çok az türü insana zarar verebilir. Dünyanın en büyük örümceği ise Güney Amerika’nın kuzey kısmında yaşayan “Goliath Trantula” isimli dev örümcektir. Erkeğinin bacağının boyu 25 santimetreyi bulur. Kurbağaları, kertenkeleleri, fareleri ve hatta küçük yılanları yakalayıp yiyecek kadar güçlüdür.

Örümcekler, diğer böceklerden farklı olarak sekiz bacağa ve sekiz göze sahiptirler. Büyüme safhasında bir bacak kırılırsa yerine yenisi gelebilir. Vücutları iki parça olup arka kısmındaki bezlerden ağ üretimi başlar, buradaki çok ince deliklerden sıvı ve damlalar halinde verilen ağ malzemesi dışarı çıkar çıkmaz donar.

Örümcek ağının her tarafı yapıştırıcı değildir. Kurban ağa yakalanınca yapışkan kısmı bildiklerinden kendileri de ağa yakalanmadan onun yanına kadar giderler. Örümcek ağını amacına göre farklı şekillerde örer. Ağdaki ipliklerin de cinsleri yerlerine göre farklıdır. Yumurtaların sarmalanması için ürettiği yumuşak iplik onu aynı zamanda bir uçurtma gibi uçurabilir. Ağın ana yapısı, dairesel kısımları, avı yakalayacak kısmı için elastikiyetleri ve sağlamlıkları farklı ipler üretir.

Örümceklerin birçok türünde erkeğine göre 4 – 5 kat büyük olan dişinin çiftleştikten sonra erkeğini yediği doğrudur. Ancak bu erkeklerin bir gecelik zevk uğruna katlandıkları bir sonuç değil, kendi nesillerini devam ettirebilmek, kendi evlatlarını üretebilmek için kendilerini dişiye kurban etmeleridir.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Yanlış dönüş olması durumunda seyahatinizi otomatik olarak yeniden yapılandıran araba navigasyon sistemi

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to take pains over sth. to cause sb to want to imitate sb. encouragement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to take pains over sth. to cause sb to want to imitate sb. encouragement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Dikkat ve ihtimamla bir iş yaptırmak. 2. Teşvik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encourage. encourage. support. accelerate. prod. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prod. stimulate. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encourage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encourage. encourage. support. accelerate. prod. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prod. stimulate. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encourage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very hastily and abrubtly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very hastily and abrubtly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derlenip toparlanmaya vakit bulmadan, alelacele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaba gürültüyü ifade eder: Paldır küldür içeri girdi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

1930’lu yılların başında ABD’nin Duke Üniversitesi’nde J. B. Rhine ve eşi L. Rhine tarafından yürütülen çalışmalarda, psişik çalışmaları belirtmek için Almanca “parapsychologie” terimini kullanmışlardır. Normal dışı, farklı psikoloji anlamına gelmektedir.

Bu yıllarda telepati, telekinezi ve durugörü çalışmalarının yoğun olduğu duyu dışı algılamalar görülmektedir. Duyu dışı algılamaları, geçmişi, şimdiki zamanı ve geleceği algılama diye önce üçe ayırmışlardır. Duyu dışı algılamalarında kimi insanların daha başarılı olduğu bilinmektedir. Psişik güç denen bu olgu, doğuştan tüm bireylerde varolmakla beraber, aynı seviyede olmamakta ve çalışmalarla ilerletilebilmektedir.

Trans haline geçilerek farklı boyutlara gidilebilmesi, bir haritanın üzerinde yapılan çalışmayla karada su bulma yöntemine kadar birçok farklı konu, parapsikolojiye dahil olabilmektedir. Parapsikoloji konusunda birçok kitap yazılmış ve ayrıca Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülkede seminerler düzenlenmiştir.

Somut dünyadan çok farklı bir konu olan parapsikoloji, yapılamayacağı yapmak, imkansızı imkanlı hale getirmek gibi farklı bir konu olduğundan büyük ilgi görmektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrode. oxidize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrode. oxidize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse sb's suspicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prepare a project.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Nükleer enerji denilince aklımıza Hiroşima ve Nagasaki’ye atılan atom bombaları, Çernobil’deki nükleer santral kazası ve nükleer atıklar gelir. Nükleer enerji ve onun sonucu radyasyon iyi amaçlarla kullanılmadıkları zaman insan neslini dünyadan silebilecek kadar tehlikelidirler. Kontrol altında kullanıldıkları zaman ise insan yaşamını iyileştirmekten sağlığa kadar bir çok konuda insanlığa bahşedilmiş birer lütufturlar.

Nükleer enerjinin esasını anlamak için çok fazla fizik, kimya, matematik bilmeye gerek yoktur. Nasıl odun, kömür, petrol ürünleri kullanarak ısı enerjisi elde ediyorsak nükleer enerji de öyledir.

Nükleer santralarda kullanılan yakıtın en bilineni uranyumdur. Uranyum santralde başka bir yakıta dönüşürken ortaya müthiş bir ısı çıkar. Bu ısı reaktörün etrafında dolaştırılan suyu buhar haline çevirir. Türbinlere verilen buhar da türbinleri çevirir. Sonunda türbinler de kendilerine bağli elektrik jeneratörlerini çevirerek elektrik üretirler. Prensip, nükleer enerji ile çalışan uçak gemilerinde de, denizaltılarda da aynıdır.

Gelelim radyasyona... Uranyum gibi kararsız elementler gerek atomik yapılarına müdahale edilerek gerekse tabiattaki halleri ile bir başka elemenle dönüşebilirler. Yani tarihte kurşundan altın elde etmek için uğraşan simyacıların başaramadıkları işin benzeri uranyumda kendi kendine oluşur.

Bu dönüşüm işi olurken uranyum atomunun içindeki bazı parçacıklar da ışık olarak yayılırlar. Yani radyasyon bir ışıktır. Sadece atom bombasından, nükleer atıklardan çıkmaz tabiatta da bol miktarda vardır. Yalnız ışıma yolu ile değil besinler yolu ile de vücuda girebilir.

Radyasyon olayında üç ana ışık türü vardır: Alfa, beta ve gama. Alfa ışınları deriden geçemezler, beta ışınları deriden çok az miktarda geçebilirler, gama ışınları ise deriden ve vücuttan geçebilirler. Alfa ve beta ışınları sadece yoğunlaştıkları organ üzerinde tahribat yaparlarken gama ışınları tüm organlara zarar verirler. Tabii bu arada ışına maruz, kalma süresi de önemlidir.

Vücudumuz hücrelerden, hücreler moleküllerden, moleküller de atomlardan meydana gelirler. Bu radyasyon ışınları isabet ettikleri atomların yapılarını bozarak sonunda hücrelerin ölmelerine sebep olurlar. Vücut için sürekli gerekli olan hücre üreme mekanizmasını bozarlar, vücudun direncini yıkarlar.

Aslında günlük yaşantımızda radyasyonla iç içe yaşıyoruz. Radyasyon her an her yerde vardır hatta Güneş ışığında bile. Yaz mevsiminde deniz kenarında yapılan bilinçsiz güneşlenmelerde isteyerek aldığımız radyasyonun etkisi cilt kanserine yol açabilecek kadar tehlikeli olabilir.

Radyasyonun insan bünyesi için faydalı olduğu durumlarda vardır. Kanserin ışınla tedavisi, enfraruj ve ultraviyole tedavileri, lazerin tıpta kullanılması gibi.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yeniden salık vermek; (mektuba) düzeltilmiş adresi yazıp yollamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Reiki, şifa ve ruhsal çalışmalara dayanan binlerce yıllık ve enerji aktarımı ile şifa vermeye dayalı bir tekniktir. Batı’ya yayılmaya başladığında “Evrensel Yaşam Enerjisi” olarak tercüme edilmiştir. Ancak ezoterik olarak “yüce kaynağın bilincini taşıyan, ruhsal amaçla çalışan yaşam gücü enerjisi” açıklaması anlamını daha iyi ortaya koyar. Yani Reiki, bir ruhsal şifa tekniğidir.

Kaynağının Tibet olduğu sanılan Reiki, 19. yüzyılda Japon Budisti olan Dr. Mikao Usui tarafından yeniden ortaya çıkarılmış ve bir şifa tekniği halinde sunulmuştur.

Reiki, bedende meydana gelen enerji dengesizliklerini ve negatif enerji blokajlarını çözebilmek için yetersiz veya eksik kalan kendi enerji bedenimizi dengeleyip, tamamlayarak ve temelde bilinç değişikliği gerçekleştirerek ruhsal, dolayısıyla da fiziksel iyileşme sürecini başlatmamız yolunu açar.

Reiki fiziksel, zihinsel, duygusal sorunların tümünde kullanılabilir. Reiki bir din değildir ve hiçbir inanca bağlı tutulmaz. Japonya, Amerika ve Avrupa’nın bazı bölgelerinde Reiki klinikleri bulunmaktadır. Türkiye’de de son yıllarda yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.

Reiki, bir Reiki Master’ının, öğrencisine Reiki’yi kullanma yeteneğini transfer etmesiyle olur. Seminere katılan kişi enerjiyi, enerjinin çalışma sistemini ve el ile tedavi etmeyi öğrenir.

Enerji aktarımı sırasında uygulama yapılan kişiye, o kişiden de uygulama yapan kişiye herhangi bir problem geçmez. Reiki, uygularken konsantrasyon ve inanmak şart değildir. Siz inanmasanız bile o çalışır ve şifa verir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colorant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colouring. coloration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colouring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

color. colour. clothe. stain. variegate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colour. salt. tinge. to enliven. to colour. to color. to give colour to. to liven up. to jazz sth up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artwork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to illustrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Canlandırmak, kuvvet ve tesirini arttırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moisten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «sudûr» dan if.) (mü. sâdıra). Çıkan, meydana gelen: O adamdan böyle iş sâdır olmaz. Şeref-sâdır, şeref-sudûr = Şerefle sâdır olan (ekseriya hükümdar emirleri hakkında kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صادر] çıkan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hayrette kalan, şaşıran.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.çıkmak, meydana gelmek. 2.imzadan çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sadır).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صادره] çıkan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki ucu sivri ve sap çıkarılabilen eski bir çeşit ütü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.’dan). Yüksek bir havuzun içine fıskiye hâlinde akıp oradan dökülen su ki ekseriya cami avlularında olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. sudOr). 1. Göğüs: Sadrını madalyalarla süslemiş. IIlet-l sadr = Göğüs hastalığı. 2. Yürek, kalb, hatır: Sadra şifâ verecek bir haber, bir cevap yoktur. 3. Her şeyin önü, başı, ilerisi, en yüksek yer: Sedra geçmek, sadırda kurulmuş (odanın baştarafında oturmaya mahsus olan «sedir bundan galattır. (bk.) Sedir). 4. Başbakan, en yüksek makamda bulunan. Sadr-ı Anadolu = Anadolu kazaskeri. Sadr-ı RÜm = Rumeli kazaskeri. 5. («sadrâzamı dan hafifletilmiş) Sadr-ı lâhık, sadr-ı sâbık (şimdiki sadrâzam, eski sedrâzam).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sağmak işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Mütecaviz

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggressive. offensive. thrusting. pushy. get-tough. hard-hitting. militant. aggressor. attacker. assailant. assailer. invader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggressive. assailant. gross. militant. truculent. vicious. aggressor. attacker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggressive. belligerent. aggressor. assailant. hostile. militant. oppugnant. rebarbative. transgressor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become aggressive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggression. offensiveness. militancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggressiveness. belligerence. truculence. militancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attack. aggression. offensive. offense. raid. thrust. assault. charge. dash. invasion. offence. on-slaught. onset. onslaught. pounce. scrimmage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggression. attack. broadside. invasion. offence. onrush. rush. sally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggression. attack. assult. belligerence. truculence. assault. assault and battery. blow. charge. incursion. inroad. invasion. offensive. onrush. onset. onslaught. punch. rampage. swoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attacking. rush. encroachment. onslaught. lunge. on-slaught. onrush. swoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dash. pounce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hücum ettirmek. 2. Atılmak, hücum etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light into. attack. jump on. rush. fly at. run at. thrust. lash into. aggress. assail. assault. ride atilt at smb. run atilt at smb. charge. come at. come down on. come for. come on. come upon. make a dash. descend. fall on. fly at smb. fly out at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attack. charge. engage. molest. rush. tackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to attack. to assail. to assault sb / sth. to rush. to charge. to charge at. to act on. to dissolve. assault. carve up. dash. go at. hammer. hit. invade. lay about one. lay on. make at. make for. push. ramp. sally. set about. tear into. tilt at. we.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iki taraf arasında karşılıklı saldırmama hâli: Saldırmazlık antlaşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonagression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonaggression treaty. treaty / pact of non-aggression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonaggression pact. pact of nonaggression. pact of non-agression. nonaggression pact / treaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sallanmak işini yaptırmak. 2. Asarak idam etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rock. to cause sth to sway or shake. to hang sth on. to hang sb. to make sb swing. to oscillate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Halkalarına gemi bağlanmak üzere limanda demir atarak duran içi boş ve her tarafı kapalı büyük fıçı: Gemiyi şamandıraya bağlamak; vapur şamandıradadır. 2. Gece kandilinde fitili tutmak üzere yağda yüzen telli mantar parçası: Kandil şamandırası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

can buoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buoy. float. ballcock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buoy. float. toilet float. floater. camel. dog. carburetor floating device. mooring buoy. navigation guide. safety buoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sarmak işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb wind or wrap around to twine around sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(t). Parlaklık ve gösteriş kazandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Geçirmek, gidermek, defettirmek: Sancıyı, başağrısını savdırdım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Saymak işini yaptırmak. Deliye pösteki saydırmak Boş yere uğraştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb count sth. to cause sb to respect sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paginate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadr» dan galat). Üstüne minder ve yastık konmaya mahsus kerevet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cedar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cedar. couch. divan. sofa. cedar dağservisi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divan. couch. lounge. sofa. squab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

form. to shape. to form. to give shape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give shape to. embody. shape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Şen etmek, yüzünü güldürmek. 2. Mâmur, bayındır etmek, imar etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Şen etmek, yüzünü güldürmek. 2. Mâmur, bayındır etmek, imar etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jollify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir gün ikinci Mahmut Mısır Çarşışı’nda halk arasında gezinirken uğradığı bir dükkanda kendisine kahve getiren sevimli bir kahveci çırağını çok sevdi. Hemen o gün saraya alınan çocuk sonradan tarihimizin meşhur Serasker Rıza Paşa’sı olmuştur.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb spread sth out. to have sb hang sth up to dry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. şeref; sâdır = sudûr eden, çıkan). Şerefle sudûr eden, çıkan («şeref-sânih» gibi padişah emirleri hakkında kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref; sâdır = sudûr eden, çıkan). Şerefle sudûr eden, çıkan («şeref-sânih» gibi padişah emirleri hakkında kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şeref ve itibar kazandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şeref ve itibar kazandırmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

padişahın emriyle çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sertleştirmek, (bk.) Sertleştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vocalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound recording. postsynching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vocalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sesli hâle getirmek. 2. Bir notayı okumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vocalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to record the sound for. to make a sound recording for a motion picture. vocalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sevmesini sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endear. ingratiate. make smb. love smth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb / sth to love or like sb else / sth else. to let oneself / itself be caressed or fondled by another. attach. endear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

happy. gladsome. rejoicing. joyous. joyful. happy-go-lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joyful. pleasing. welcome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joyful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birinin sevinmesine sebep olmak, memnun etmek. Öksüz sevindiren = Az değerli, fakat çok süslü ve parlak şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delight. gladden. gratify. please. satisfy. to please. to delight. to gladden. to gratify. to satisfy. to warm the cockles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to please sb. delight. elate. gladden. lighten. please. quicken. rejoice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dolayısiyle anlatmak, hissettirmek: Hırsızlar sezdirmeden kasadan parayı almışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to sense or perceive sth. to get sth across to sb indirectly. to make sth evident to sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şiddetini arttırmak, sıklaştırmak, daha sert ve güç etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase the intensity. to aggravate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualifying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to qualify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aldırmak, Osm. istiâb ettirmek: Bu kitapları dolaba sığdırabilecek misiniz?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squeeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squeeze. to fit in. cram in. squeeze in. force into. to squeeze. to cram in. to force into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth fit into a container of place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arming. armament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Silâh vermek, Osm. teslîh etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disarmament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be wiped up / wiped away / dried / cleaned / rubbed out / erased.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yaş bir şeyi kurutturmak, bez vesaire ile suyunu aldırmak: Şu tabağı sildirin; bu çocuk burnunu sildlrmiyor. 2. Temizletmek, su İle veya ıslak bez ile temizletmek: Şu çocuğun yüzünü slldirlh; yarın tahta slldireceğim. 3. Kazdırarak, kazdı rtmak, bozdurmak: Devam etmediği için adını defterden sildirdiler; içinden bir kaç satın sildirdim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb wipe up. to wipe away. to wipe. to dry. to clean. to erase. to rub out sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.). 1. Üstüvâne, merdane. 2. Yol yapmada kullanılan ağır makine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cylindrical. cylinder. roller. roll. road roller. calender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cylinder. roll. roller. road roller. steamroller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cylinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opera hat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

top hat. high hat. silk hat. tile. topper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cylindrical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bozgunluk yeri, bir mağlûbiyetin vuku bulduğu yer. Sırp-sındığı = Sırplar’ın vaktiyle yenildikleri savaş yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigestible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigestible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sindirmek işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Besinlerin kana karışacak hâle gelinceye kadar sindirim sisteminde uğradıkları bütün değişiklikler, hazım. Sindirim sistemi = Ağızdan anusa kadar, sindirimin içinde sağlandığı organlar ve bunlara yardım eden karaciğer, pankreas gibi bezlerin hepsi, hazım cihazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digestive. nutritive. digestion. assimilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation. digestion. alimentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digestive system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digestive system. gut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yenerek bozmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digestion. suppression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilation. suppression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çukura koymak, gizlemek, gömmek, batırmak. 2. Hazmetmek. 3. Korkutarak baş eğdirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilate. cow. digest. overawe. saturate. suppress. to digest. to assimilate. to cow. to daunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be digested. to cow. to intimidate. to digest. to cause sth to pervade or permeate. assimilate properly. damp down. stomach. suppress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assortment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

classification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

classification. categorization. cue sheet. grading. labelling. sorting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

categorize. class. classify. grade. label. sort. to classify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to classify. to sort out. assort. categorize. class. grade. label. place. range. rank. rate. reduce to classes. subsume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restriction. check.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limit. delimit. delimitate. line off. pale. pale in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

border. confine. limit. qualify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to restrict. to check. to circumscribe. line off. qualify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irritant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frustrating. maddening. nerve racking. sore. trying. vexatious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get smb.'s shirt out. get smb.'s dander up. make angry. irritate. annoy. put smb. out of temper. aggravate. needle. string up. jangle smb.'s nerves. anger. bugger. disconcert. exacerbate. fret. give the willies. grate. incense. rile. rough the wrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annoy. displease. fuss. irritate. rasp. rile. ruffle. to annoy. to make nervous. to rub sb the wrong way. to irritate. to nettle. to displease. to rile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb tense and irritable. to put sb in a state. to get sb on edge. to make sb nervous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Eskiden düşünce ve duyguların merkezinin kalp olduğu sanılırdı. Kalbin anatomik yapısına pek benzemese de kalp simgesi -iskambilde kupa- hala sevmek kelimesinin sembolü olarak kullanılmaktadır. Oysa bugün bilincin, içgüdülerin, vücudun bütün hareketlerinin, tepkilerinin ve duyguların beyinde oluşup biçimlendiğini biliyoruz.

Duyu organlarımız sadece aracıdırlar. Gözlerimizle bakar ama beynimizle görür ve anlarız. Kulağımızla dinler ama beynimizle işitiriz. Beynimizle güleriz, beynimizle sinirleniriz.

Anatomik değil de ruhsal anlamda sinir, “herhangi bir durum veya olay karşısında duyulan ruhsal gerginlik” diye tanımlanır. Sinir krizi ise, çok şiddetli bir heyecanın veya bunalımın etkisiyle davranışlarını denetleyemeyen ve bunu bağırma, ağlama, gülme gibi tepkilerle ortaya koyan bir kişinin durumudur.

Genel anlamda sinirli olma durumunu, sinir sistemi hastalığı ile karıştırmamak gerekir. Sinir hastası, sinir sisteminde dengesizliği olan kimselere denilir. Bu dengesizlik bazı fonksiyonel bozukluklara da yol açar, kişiyi hastalık hastası yapar. Hastada aynı zamanda şiddetli yürek darlığı, kolay heyecanlanma, ruhsal dengesizlik görülür. Çoğunlukla da bütün bu belirtiler birbirleriyle karışırlar.

Sinirlilik ise belirli bir hastalık değildir. Genellikle çocuklukta yaşanan kötü şartlardan ileri gelen ve yetişkinlikte de devam eden bir çeşit hırçınlık halidir. Her ne kadar toplumda zaman zaman olumlu bir özellikmiş gibi algılanıyor ve insanlara hükmetme aracı olarak görülüyorsa da, hatta kimi yöneticiler bu amaçla sinirlenmiş rolünü oynuyorlarsa da, sinirlilik zamanımızda alkolizm gibi toplumsal bir hastalıktır.

İnsanlar genellikle sinir yerine ‘asap’ kelimesini kullanırlar. Asap Arapça a’şab kelimesinden gelmiş olup sinirin çoğulu anlamındadır. Bu konudaki uzmanlara hala bir çok yerde ‘asabiyeci’ denilir. Ancak asap sözcüğünün tarihine gidince eski hukukta ‘akrabalık’ ve ‘kandaşlık’ anlamında kullanıldığı görülüyor.

Asap’ın tarihteki asıl anlamı ise, Araplarda İslamiyetten evvelki devrede, bir insanın baba tarafından akrabalarını yahut kabilesini haklı haksız her meselede müdafaaya hazır olması ve kabile mensuplarının gerek kendi mal ve mülklerini korumak, gerek başkalarının mal ve mülklerini zaptetmek için bir söz üzerine derhal birleşmeleridir.

Günümüzde asabi kelimesinin öfke ve kızgınlık içinde kontrolünü ve soğukkanlılığını yitirmiş, sinirlerini denetleyemez duruma gelmiş anlamında kullanılmasının kökeninde bu eski davranış biçimi yatıyor.

Zaten sinir sistemimizin en güç kavranan özelliği de işte bu duyguların ve kişilik özelliklerinin denetlenememesidir. İnsan beyninin bu karmaşık üst düzey işlevi, insanın bazen kendi çıkarlarını ya da güvenliğini bile tehlikeye atarak içgüdülerini ve reflekslerini öne çıkarmasını sağlıyor. İnsanlar değişik nedenlerle inançları uğruna ölümü bile göze alabiliyorlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

18. yüzyıla gelinceye kadar, cambazlık, ateş yutma vb. gösteriler sokaklarda halka, saraylarda ise asillere yapıyordu.

Philip Astley, bugünkü modern sirklerin kurucusu kabul edilir. 1763 yılında kurduğu sirkinde, ana gösteri ata binilerek yapılanlardı. Astley atlar bir daire etrafında döndüklerinde, binicilerin at üzerinde daha rahat ayakta durduklarını bildiğinden, sirk çadırım ve gösteri yerini bir daire oluşturacak şekilde düzenledi ve atların gösteri sırasında, daima daire biçiminde dönmelerini sağladı.

Bir başka sirk sahibi, Antonio Franconi’de, dairenin en uygun çapının yaklaşık 13 metre olduğunu saptadı ki, bu mesafe bugün bile kullanılan ölçüdür.

Son bir not olarak, İngilizce’si ‘circus’ olan sirk kelimesinin, Latince’de daire anlamına gelen, ‘circle’dan türediğini de belirtmeden geçmeyelim.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaking out. extraction. wangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dokulardan terler gibi azar azar akıtmak, damlatmak: Bu küp yağ sızdırıyor. 2. mec. Birinden para çekmek. 3. Sarhoş edip uyutmak, sızıp yatacak şekilde sarhoş etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exude. ooze. squeeze. wangle. to leak. to squeeze out. to ooze out. to squeeze. to make known.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sth to leak. to ooze out. to leak. to squeeze out of sb. to cause sb to pass out (because of heavy drinking. to strain. to filter. to decant. to bleed. to drain. to infilter. to infiltrate. get out. ooze. wangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Terminator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir CD-R’ın CD-ROM tarafından okunabilmesi için, tek ya da çoklu kayıt oturumlarından sonra diskin “sonlandırılması” (finalised) gerekmektedir. Bu işlem, CD’nin içindekiler tablosunun yazılmasını içermektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scotch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conclude. bring to an issue. accomplish. finalize. get through. leave off. put a period to. snuff out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decide. effect. to bring to a conclusion. to conclude. to finish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carry through. conclude. tie up. work out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dubber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dubbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Suçlu olduğuna karar vermek. Osm. Tecrîm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accuse. to find sb guilty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diluting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diluting with water. dilution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Su vermek, yaş ve nemli yahut çok sulu etmek. Ağız sulandırmak = Ağzın suyunu akıtmak, imrendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilute. to water down. to make watery. to dilute. to water sth down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dilute sth with water. to water down. to dilute. to thin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alevlendirmek, tutuşturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şümûlü olacak, içine alacak hâle getirmek, genişletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Şüpheye düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to accelerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sürüklenmesine sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Süs vermek, bezemek, Osm. tezyîn etmek: Evini çok süslendirmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAKDİR) (i. A.) (c. takdîrât). 1. Kader, ilâhî ve ezeli hüküm: Tedbir daima takdire uygun gelmez. 2. Kıymet biçme, fiyat tâyin etme. 3. Bir adamın değerini anlayıp itiraf etme, kadir bilirlik. 4. Beğenme. 5. Farz, ihtimal, itibar, çare. 6. Bir mânânın zihinde canlandırılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciation. admiration. recognition. estimation. approbation. commendation. discretion. estimate. opinion. regard. tribute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiration. appreciation. approbation. commendation. estimate. estimation. tribute. predestination. fate. understanding. case. prearrangement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciation. estimation. recognition of the worth / merit / importance of sb / sth. assessment. understanding fully. approval. commendation. applause. distillation. critical appraisal. discretion. estimate n. evaluation. fate. front. plaudit. predestinat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقدیر] değerlendirme. 2.beğenme. 3.Tanrı’nın isteği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Beğenme, değer verme. 2.Allah’ın isteği, Allah’ın yazdığı. İnsan için tesbit edilen hayat çizgisi.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.değerlendirilmek. 2.beğenilmek. 3.değer biçilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admire. appreciate. commend. esteem. recognize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to estimate. to appreciate. to recognize the worth / merit / importance of sb / sth. to understand fully. to approve. to appraise. to assess. to distill. consecrate. get the hang of. ordain. to carry a tribute. upbear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.değerlendirmek. 2.beğenmek. 3.değer biçmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial discretion. right to exercise judicial discretion. discretionary right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial discretion. discretionary authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Beğenilen bir işe karşı verilen yazılı kâğıt.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Takdir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admirable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Değer biçerek: Hizmetini takdîren terfiine karar verdiler. 2. Takdir şekliyle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقدیرا] takdir ederek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. takdîriyye). Takdire ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) Beğenen, takdir eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testimonial. certificate of merit. letter of appreciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate / letter of commendation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تقدیرنامه] başarı belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a sum due payable on the installment plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ufak fırın. 2. El ve ayak ısıtmaya mahsus üstü kapalı küçük mangal. 3. Kışın ısınmak üzere odanın ortasına konan bir mangalla onun üzerindeki bir kafes ve bunun üzerine açılmış pek geniş bir yorgan veya kebeden ibâret ısıtma vasıtası ki, mangalın etrafına toplanıp ayaklarını mangala doğru uzatanlar yorgan veya kebeyi üstlerine çekerler. Tandır yorganı, kebesi = Anılan yorgan veya kebe. Tandır kebabı = Ustü örtülerek buğu ile pişen bir çeşit kebap. El tandırı — El ısıtmaya mahsus içi sıcak su ile dolu yuvarlak kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oven made in a hole in the earth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oven consisting of a clay-lined pit or a large earthen jar buried in the. tandoor. tandoori.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yukarıda târif olunan tandırın altında pinekleyen tenbellerden birinin okuyup veya söyleyip diğerlerinin dinledikleri masal, 2mec. Asılsız fasılsız şey, saçma sapan söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Taneletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put a date on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadr» dan masdar). Başa koyma, başa geçirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweetener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by