Dışa Dönük ne demek? | Dışa Dönük anlamı nedir? | Dışa Dönük

Dışa Dönük anlamı nedir?

Dışa Dönük ne demek?

Dışa Dönük anlamı nedir?

Dışa Dönük | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: disa donuk

Türkçe - İngilizce Sözlük

extrovert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extrovert. extroverted. up-front.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

ABD Temsilciler Meclisi’nin salonunun duvarlarında dünyaya ün salmış kanun koyucularından 23 tanesinin mermerden yapılmış kabartma portresi asılıdır. Bunlardan biri de ünlü heykeltraş Joseph Kiselewski tarafından yapılan Kanuni Sultan Süleyman portresidir.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Kanuni Sultan Süleyman’ın büyük bir ağaç sevgisi vardı. Avrupa’ya yaptığı seferlerden birinde bir yeniçerinin bir armut ağacının dalını kırdığını görünce yeniçerinin kendi yayının kirişi ile bu ağaca asılmasını emretmişti.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extrovert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extrovert. extroverted. up-front.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). malûliyet; yetersizlik, kifayetsizlik, kuvvetsizlik, zaaf; yetkisizlik, salahiyetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sakatlamak, kuvvetten düşürmek, zayıflatmak; (huk). salahiyetini elinden almak, ehliyetsiz kılmak. disabled (s). sakat. disablement (i). sakatlık; yetkisizlik, salahiyetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yanlış bir fikri düzelterek gözünü açmak, doğru yolu göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). ihtilaf halinde olmak, aralarında anlaşmazlık olmak; (i). anlaşmazlık, ahenksizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir alışkanlıktan vazgeçirmek, bir itiyadı bıraktırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). inkar etmek, kabul etmemek, reddetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mahzur, aleyhte olan durum, dezavantaj, zarar, ziyan. at a disadvantage (diğerlerine nispetle) daha zayıf bir durumda olmak, dezavantajlı olmak. be to somebodys disadvantage bir kimsenin zararına olmak. disadvantaged (s). normal sayılan menfaatlerde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). menfaatine halel getirmek, yararına olmamak, zarar vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mahzurlu, zararlı; müsait olmayan, elverişsiz. disadvantageously (z). aleyhine olarak, zararına olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sevgisini azaltmak, soğutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sevgisi azalmış, soğumuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). inkar etmek, kabullenmemek; (huk). reddetmek, cerhetmek, nakzetmek; (i). inkar, ret, iptal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (ing). (huk). orman kanununun kapsamı dışında bırakmak, ormanları tahrip etmek, ormansız bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uyuşmamak, uymamak, uygun düşmemek; muvafık olmamak, anlaşamamak; bozuşmak, münakaşa etmek, tartışmak, atışmak; (gen). with ile bünyesine uygun gelmemek, yaramamak, dokunmak (yiyecek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nahoş, hoşa gitmeyen; kötü, huysuz, kavga eden, aksi, ters, sert. disagreeableness (i). uygunsuzluk, nahoşluk; terslik. disagreeably (s). terslikle, nahoş derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihtilaf, anlaşmazlık, ayrılık, tutmazlık, mübayenet, uyuşmazlık; çekişme, münakaşa, münazaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). müsaade etmemek, engel olmak men etmek; inkar etmek, reddetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. (tıp) Kapak, kapakçık. 2. Mantar, şişe kapağı vesaire.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (led, ling) tamamen lağvetmek, iptal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gözden kaybolmak, kaybolmak; yok olmak; zail olmak, ortadan kaybolmak. disappearance (i). gözden kaybolma, kaybolma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hayal kırıklığına uğratmak, memnun edememek, canını sıkmak, üzmek, müteessir etmek, ümitlerini boşa çıkarmak. disappointed (s). hayal kırıklığına uğramış, ümidi kırılmış. disap pointedly (z). hayal kırıklığına uğramış olarak. disappointingly (z).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayal kırıklığı, ümidi boşa çıkma, hüsran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beğenmeyiş, uygun görmeyiş, tensip etmeyiş, tenkit; memnuniyetsizlik, hoşnutsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beğenmeyiş, hoşnutsuzluk, tasvip etmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., of ile beğenmemek, uygun görmemek, tensip etmemek; tenkit etmek; reddetmek, kabul etmemek, tasvip etmemek. disapprovingly (z). beğenmeyerek, tasvip etmeyerek, reddederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arapça’da elbise demek olduğu halde Osmanlıca’da yalnız Farsça kaidesi ile yapılan sıfat terkiplerinde bolluk mânâsında kullanılırdı: Asâr-ı merhamet-disâr = Merhametle dolu eserler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçeri’nin zıddı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out. outside of. forth. outside. exterior.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. forth. out. outside. exterior. abroad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out. the outside. exterior. abroad. outdoors. forth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protrude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go out. to go to the toilet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of doors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out. outdoors. outside. out of doors. abroad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alfresco al fresco. out. outdoor. outdoors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Non- Resident)

Türk Parasını Kıymetini Koruma mevzuatında tanımlanan dişarıda yerleşik kişidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exogamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outdoors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abroad. forth. out. outdoor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taşra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taşralı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). silahsızlandırmak, silahtan tecrit etmek, silâhını almak; zararsız hale getirmek; şüpheyi bertaraf etmek, dost kazanmak; (ask). silâhını elinden almak; silahları bırakmak; bir memleketin silahlı kuvvetlerinin sayısını azaltmak veya sınırlamak. di

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). silahsızlanma, silahları bırakma, silahların sınırlandırılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karıştırmak, dağıtmak, düzenini bozmak. disarrangement (i). karışıklık, düzensizlik, dağınıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). nizamsızlık, düzensizlik, karışıklık; düzensiz kıyafet; (f). düzensiz bir hale getirmek, bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sökmek, parçalarına ayırmak, demonte etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayırmak, münasebetini kesmek, ilgisini kesmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). felaket, belâ, musibet, talihsizlik, büyük kaza. disastrous (s). felâket getiren, feci. disastrously (z). feci halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). reddetmek, tanımamak, tekzip etmek, inkâr etmek. disavowal (i). ret, tekzip, inkâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Donmuş, buz bağlamış, katı (galatı: müncemid) Elleri donuk. 2. Ustü donmuş gibi, dumanlı, bulutlu, berrak olmayan, buzlu: Donuk cam. 3. Cilâsız (tahta, maden vesaire) 4. Fersiz, ruhsuz: Donuk adam; donuk ifade.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (galatı ve zebanzedi: domuz) Tonguz. (bk.) Domuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çevrili, çevrilmiş, dönmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blurred. clouded. colourless. dull. dullish. cold. dim. matt. mat. opaque. toneless. glassy. blear. dead. diaphanous. frosty. inanimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colourless. dull. faint. flat. glassy. lifeless. lusterless. mat. matt. matte. matte mat. colorless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dim. opaque. dull. lusterless. flat. mat. dead. non-luminous. blurred. pale. unpolished. frozen. frosted. amorphic. amorphous. bloodless. crepuscular. drab. expressionless. faint. fuzzy. inanimate. lackluster. leaden. misty. ponderous. stuffy. toneless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turned. facing. directed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Donuk olmak, fer’i, cilâsı ve parlaklığı gitmek

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dull. film over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deaden. dim. flatten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fersizlik, cilâsızlık, sönüklük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuzziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dullness. opacity. inanimateness. mist. tarnish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İşlerin yürüyüşü, hadiseler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

going. goings-on. state of affairs. course. way. complexion. drift. set. trend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course. pattern. things. goings-on. affairs. situation. conduct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the course of events. the progress of a job. conduct. behaviour. goings on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having one's eyes on sth else (because of discontent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حادثات] olaylar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

4. Murat bedensel olarak olağanüstü güçlü bir adamdı. Çok iyi silah kullanır, iyi dövüşür, bir ok atışta kalkanı delerdi. Yanında bulunan silahtar Musa Paşa’yı zaman zaman sağ eliyle kuşağından yakalayarak havaya kaldırır, bir müddet dolaştırdıktan sonra tekrar yere indirirdi.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introverted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji) (y. k.). İçedönüş halinde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultan. sovereign. monarch. padishah. sov'ran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultan. ruler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

( PADŞAH ) (i. F.). Hükümdarlar hükümdarı, büyük hükümdar, hâkan, imparator.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Padişahça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Pâdişâhla alâkalı. 2. Hükümdarlık: Fermân-ı pâdişâhî.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

“Anber” çok eskiden beri hükümdar hazinelerine giren, hükümdarlar arasında hediye olarak alınıp yollanan kıymetli bir hediyeydi. Osmanlı’da erkeklik gücünü artırıcı bir iksir olarak kullanılan bu madde belli miktarda ilaç olarak yendiği gibi, padişahlar tarafından anber kaplar, kadehler, tesbihler, pencere perdeleri ve hatta anberden yapılmış gömlekler olarak kullanılırdı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Padişah unvan ve sıfatı veya devleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultanate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., Fr. sözde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by