Doğru Akım ne demek? | Doğru Akım anlamı nedir? | Doğru Akım

Doğru Akım anlamı nedir?

Doğru Akım ne demek?

Doğru Akım anlamı nedir?

Doğru Akım | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: dogru akim

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct current. continuous current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

8 kanallı doğrusal PCM, sıkıştırılmamış dijital ses verisinin 8 kanalını ifade eder. Örneğin bir film müziğinin en fazla 8 kanala kadar Blue-ray Disc® durumunda, her biri için 20 bit / 96kHz veri hızı mümkündür.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Her şeye hükmeden Allah’ın kulu.- Hakim, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Y. K.). Cereyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kısır.2. Neticesiz. 3. Yağmur getirmeyen rüzgâr, bilhassa batıdan veya kuzey-batıdan esen rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka kalındır) (i. A. «akm» dan smüş.) (tes. akime). 1. Çocuğu olmayan, doğurmayan (kadın), doğurtmayan (erkek): Bu adam akim, bu kadın akimedir. 2. Netice ve verimi, faydası ve sonu olmayan: O iş akim kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current. trend. flow. stream. movement. rheo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stream. trend. current cereyan. movement cereyan. tarz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current. stream. trend. movement. flow. idea that is gaining ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fruitless. sterile kısır. verimsiz. futile. unsuccessful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sterile. barren. fruitless. unsuccessful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقيم] kısır. 2.sonuçsuz. akim kalmak gerçekleşememek, sonuçsuz kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

En yüksek ses kalitesini sağlamak için hassas dijital voltaj darbelerini, dengeli akım darbelerine dönüştürür.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cömert, eli açık kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). elleri böğründe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towards the evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoi polloi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cemiyetteki durumu ve görgüsü bayağı olan kimseler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

riffraff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mob. the common rabble. canaille. dregs of mankind. dregs. herd. hoipolloi. flotsam and jetsam. riff raff. rout. scum. scum of the earth. trash. the vulgar herd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bakma, bakış, nazar. 2. Mütalaa, düşünme. 3. Besleyiş, timar. 4. Veçhe, cihet, suret: Bir bakıma = Mincihetin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursing. respect. regard. aspect. point of view. care. attention. maintenance. nursing. attendance. custody. handling. keep. keeping. nurse. nurseling. nursling. nurture. overhaul. upkeep. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendance. attention. care. charge. maintenance. respect. standpoint. trust. upkeep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maintenance. care. servicing. upkeep. attention. attendance. control. overhaul. nursing. curing. after care. after sales service. charge. fosterage. keeping. staff management. provident care.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who takes care of sb. caretaker. maintenance person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşkünlerin, müzmin hastalığı olanların sürekli olarak bakıldığı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery. nursing home. home. hospital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensary. nursing home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensatory. clinic. nursing home. dispensary. welfare home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on account of. with regard to. in point of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in point of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iyi bakılmış, semiz hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well-groomed. well-kept. snug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sleek. well-cared for. well-kept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well cared for. well kept. crisp. well groomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Emek verilmemiş, bakılmamış: Bakımsız bir bahçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neglected. uncared-for. bedraggled. ragged. squalid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilapidated. squalid. uncared-for. neglected. unkempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neglected. unkept. disorderly. squalid. uncared for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squalor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrepair. neglect. lack of proper care. want of care.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neglect. lack of good care. want of care. dilapidation. lack of care. squalor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bazı sağlık nedenleri ile beyinlerinin bir kısmı fonksiyonlarını yerine getiremeyen insanlar vardır. Ancak normal sağlıklı insanlar beyinlerinin tüm bölümlerini kullanırlar ama hepsini aynı anda değil. Yani bir beyin hiçbir zaman yüzde yüz kapasite ile çalışmaz.

İnsanlar belirli zamanlarda belirli işler yaparlar. Beyin hücrelerinin kontrol ettiği bir çok şeyi aynı anda yapmazlar, yapamazlar. Satranç oynarken bakkaldan ne alacaklarını düşünmezler. Dolayısıyla yaşamın her anında beyin hücrelerinin yaklaşık yüzde 5’i faal durumdadır.

Bu açıdan bakınca belirli zamanlarda beynimizin az bir kısmını kullandığımız doğrudur ama bu, diğer kısımların görev kendilerine geldiğinde çalışmayacağı anlamına gelmez.

Kısacası sağlıklı bir beynin çalışmayan veya yedek olarak tutulan hiç bir bölümü yoktur. Görev kendisine geldiğinde her bölüm, her hücre çalışır ve görevini yapar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

think tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as it were.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after a fashion. in a sense. somewhat. in a way. in one way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

some. a certain number of. certain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a certain number of. certain. some.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çakın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea-things. tea set. tea service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternating current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate current, alternating current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha zengin, daha güçlü bas sesi sunmak için tasarlanan bu yenilikçi subwoofer, her biri ayrı bir hoparlör birimi (diğer modellerde bulunan geleneksel tek amplifikatör yerine) kullanan iki tam dijital amplifikatör kullanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Direk Dijital Akım (Direct Stream Digital – DSD) teknolojisi, Super Audio CD’lerde (SACD) kullanılan, sesin olağanüstü kalitede oluşturulmasını sağlayan temel bir kayıt sistemidir. DSD, dijital veri biçimini kullanmaktadır ve standart CD biçimine göre 4 kattan daha fazla bilgi alabilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eğri olmayan, düz, bir uçtan bir uca bir istikamet üzere giden. Ar. müstakim, Fars. râst: Doğru yol, doğru direk, doğru duvar. 2. Yalan olmayan, gerçek. Ar. sahih, muhakkak: Doğru söz, doğru havadis. 3. Yalan söylemez, doğruluktan ayrılmaz, sâdık. Fars. rast-gû: Doğru adam. 4. Doğruluk üzere hareket eden, namuslu. Ar. müstakim: Doğru bir veznedar. 5. Hile bilmeyen, iyi niyetle hareket eden, hâlis: Kalbi doğru; doğru yürekli. 6. Hatâsız, yanlışsız, sağlam: Doğru hesap. 7. Doğru olarak, bir tarafa ve istikamete, sapmayarak ve eğrilmeyerek: Bu yol doğru oraya çıkıyor; doğru yürümek, gitmek. 8. Yalan olmayarak, gerçekten, sahiden: Doğru söyle; doğru haber alabildiniz mi? 9. Hilesiz, temiz kalble, iyi niyetle: Doğru düşünmek. 10. Doğruluk, hakikat, gerçek: Doğruyu sevmek. Doğrudan ayrılmamak 11. Semt ve cihet bildirerek yönelmeyi gösterir: O tarafa doğru hareket etti. 12. Derece bildirerek yaklaşmayı gösterir: Otuz yaşlarına doğru. Doğrudan, doğrudan doğruya Vasıtasız. Doğrusu = Yalansız, Osm. el-hak, bilâ-hilâf. Gün doğrusu = 1. Doğu, şark. 2. Güney doğu rüzgârı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

true. right. correct. exact. accurate. proper. authentic. honest. fair. truthful. straight. direct. above-board. faithful. guileless. just. orthodox. righteous. sincere. spot-on. square. upstanding. straight. through. thru. thro. due. true. right. ar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

true. right. correct. exact. accurate. proper. authentic. honest. fair. truthful. straight. direct. above-board. faithful. guileless. just. orthodox. righteous. sincere. spot-on. square. upstanding. through. thru. thro. due. ar. aboveboard. base. becoming

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. f. hakiki sahi, gerçek, doğru; halis, katkısız, som, safi; sadık, samimi, içten; tam, aym; asıl; meşru; z. doğru olarak, hakikaten, gerçekten; doğru; f. doğrultmak, düzeltmek, tam şeklini vermek. true bill muhakeme lüzumu kararı. true-false tes

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right angle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct current. continuous current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

properly. as straight as a tie. straight and narrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct proportion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct proportion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

segment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straight path.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğrudan doğruya, dolaşmayarak, vasıtasız: Bu yoldan doğruca oraya çıkarsınız; doğruca kendisine müracaat ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

due. full. right. slap. straight. directly. straight ahead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

more or less right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daima doğru söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truthful. righteous. true-blue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truthful. veracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truthful. veracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doğrucu olma hali. 2. (felsefe). Tanrı’nın bize verdiği bilgilerin doğru olduğu prensibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veracity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first-hand. immediate. face-to-face. first hand. first-hand. sheer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full. directly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha zengin, daha güçlü bas sesi sunması için oluşturulmuş bu yenilikçi subwoofer, her biri ayrı bir hoparlör birimini çalıştıran iki tam dijital amplifikatör kullanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kaset hızında kısa süreli hız değişikliklerini önlemek için kaset sürücünün döner mekanizması, kayışlar yerine doğrudan motorlarla döndürülmektedir. Bu sayede daha güvenilir, doğru kaset hareketi ve en iyi ses kalitesi elde edilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confirmation. corroboration. affirmation. verification. correction. avowal. defence. defense. recognition. support. testification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirmation. verification. confirmation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verification. confirmation. confession. corroboration. protestation. redress. vindication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Doğruyu söylemek, hakikati kabûl ve itiraf etmek: İşte şimdi doğruladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hold with. confirm. corroborate. attest. certify. verify. affirm. avouch. bear out. correct. homologate. justify. predicate. substantiate. support. sustain. testify. vouch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirm. certify. confirm. corroborate. substantiate. testify. to confirm. to verify. to affirm. to bear out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authenticate. confirm. to verify. to corroborate. to confirm. attest. certify. confess. correct. own. predicate. vouch for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eğik veya eğri iken doğru hale gelmek. 2. Yönelmek: Çocuk, öğretmeni görünce okula doğruldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straighten up. straighten. straight oneself up. get on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to straighten out. to be straightened. to become erect. to sit up. to be righted. to be put to right. to direct oneself towards. stand. straighten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rectification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rectifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (eğri şeyi) Doğru hale getirmek: Eğri bacaklı doğan çocukların bacaklarını doğrultmak mümkündür. 2. (yanlış şeyi) Doğru hale getirmek, hatasını gidermek, tashih etmek: Şu ifadeyi Doğrultmalı. 3. Temin etmek: Gündeliği doğrulttu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to straighten. to correct. to aim. to point sth at. to direct. redress. right. square. true.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (matematik), istikamet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direction yön. istikamet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doğru olma hali, düzlük, istikamet. Fars. rastî: Bu yolun, bu direğin doğruluğu. 2. Gerçeklik, sıhhat. Fars. dürüstî: Bu haberin, bu sözün doğruluğu. 3. Yalan söylemeyen adamın hali. Ar. sıdk, Fars. rast-gûluk: Bu adamın-doğruluğu. 4. Namus, iyi niyet, istikamet, dürüstlük, doğruluktan ayrılmamalı. 5. Hilesizlik, temizlik: Kalbimin doğruluğu. 6. Hatâ yokluğu, yanlışsızlık, sıhhat: Hesabın doğruluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uprightness. accuracy. exactness. authenticity. rectitude. honesty. truthfulness. straightness. straightforwardness. candor. candour. correctitude. correctness. directness. evenness. exactitude. faithfulness. fidelity. integrity. justice. justness. p.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accuracy. authenticity. honesty. integrity. justice. precision. probity. propriety. rectitude. righteousness. truth. validity. straightness. uprightness. rightness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accuracy. honesty. truth. uprightness. straightness. candour. correctitude. correctness. exactitude. exactness. fairness. fidelity. integrity. justness. orthodoxy. precision. probity. rightfulness. validity. veracity. verity. virtue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Doğrusal Motorlu İzleme Sisteminde, lazer, manyetik alandaki değişikliklere göre hareket eder. Yüksek hızlı, doğru konum kontrolü sağlar ve neredeyse tamamen gürültüsüzdür ve aşınmaz. Doğrusal Motorlu İzleme sistemi, hassas izleme ve CD üzerinde herhangi bir noktaya hızlı erişim sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Doğrusal PCM (Darbe Kod Modülasyonu) sıkıştırma yapılmayan bir ses teknolojisidir. Ses verilerini sıkıştırmak yerine, bilgiyi olduğu gibi kaydederek orijinal CD’nin birebir kopyasını yaratır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Doğrusal PCM (Pulse Code Modulation – Tını Kodlama Modülasyonu) sesi, bir sıkıştırılmamış yüksek kaliteli dijital ses biçimidir. Sony DVD Video oynatıcılar, çeşitli kuantizasyon (16 bit, 20 bit ya da 24 bit) ve örnekleme hızlarında (48 kHz ya da 96 kHz) DVD’leri oynatabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in fact. actually. as a matter of fact. honestly. to tell the truth. in all conscience. frankly speaking. strictly speaking. the straight of it. frankly. honest. indeed. in sooth to say. strictly. verily. of a verity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the truth of the matter. to speak honestly. indeed. frankly. verily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead ahead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct. straight. correct. honest. straight ahead. directly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straight ahead. crow line. as the crow flies. dead ahead. direct. right as nails. outright. as straight as a line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Geri doğru uyumluluk, aygıtların eski kuşak biçimlerle çalışabilmesini tanımlayan bir terimdir. DVD Video oynatıcılar, DVD’lerin yanı sıra ses CD’leri ve Video CD’ler de oynatabilmektedirler.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doğu. 2. Bu yönden esen rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitkilerde güneş ışığı tesiriyle meydana gelen dönüş. (bk.) Göçüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hikmet» ten smüş.) (c. hükemâ). 1. Üstün zekâsı ve yüksek ahlâkıyla seçkin adam, filozof: Lokman hakîm. Yunan hakimleri. 2. İlim ve felsefe mütehassısı. 3. Bütün ilim ve fenleri bilen adam, ansiklopedist, Alim, allâme: Hakîm-i zû-fünûn. 4. Tıb ilmi mütehassısı, tabip, doktor (bu mânâsıyle Türkçe’de «hekîm» şekli yerleşmiştir). Hakîm-i Mutlak = Tanrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hükm’den if.) (mü. hâkime) (c. hükkâm). 1. Hükmeden, Amir, galip: Hâkim soy, hâkim millet. 2. Üstte bulunan, havalesi olan: Kale, şehre hâkim idi; noktai hâkime. 3. Yargıç: Ağır ceza hâkimi. 4. Vali, Amir, Ar. Amil, bir memleketin idaresiyle görevli olan kimse: Memleketin hâkimi. 5. Hükümdar, emîr, hân: Buhârâ, Hıyve, Afgan hâkimi. Hâkim-i hakîkî, hâkim-i mutlak = Tanrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dominating. commanding. dominant. predominant. magisterial. sov'ran. judge. ruler. adjudicator. justice. savant. recorder. solon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judge. masterful. predominant. sovereign. sage bilge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

God Tanrı. age. of great wisdom. philosopher. ruler. dominating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wise man; a physician, esp. a Mohammedan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Mohammedan title for a ruler; a judge. a Muslim physician a Muslim ruler or governor or judge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjudicator. ruling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Muslim ruler or governor or judge. a Muslim physician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حکيم] Tanrı. 2.hakim, yargıç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Her şeye hükmeden, hikmet sahibi olan Allah. 2.Hükmeden, dava yargılama işine memur olan, yargıç. 3.Üstte bulunan. 4.Hekim, akıllı, becerikli. 5.Kadı, vali, amir, hükümdar, emir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hükmederek, hâkimlik ve Amirlik tavır ve tarzıyle: Hâkimâne bir tavırla; hâkimâne emrediyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hakîme lâyık hal ve surette: Hakîmâne tavır ve hal; hakîmâne sözler; hakîmâne hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (hâkim’in müennesi). Hey’et-i hâkime = HAkimler heyeti. Evsâf-ı hâkime = HAkim vasıflar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Hakim).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kişinin dilediği gibi kullanabilecek hakka malik olduğu malı (bkz.Harim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(HAKİMİYYET) (i. A.). Hâkimlik, Amirlik. Devletin, ülkesi ve ahalisi üzerindeki iktidarı, yüksek ve siyasî iktidar, Fr. souverainetö.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sovereignty. domination. dominance. command. control. dominion. imperium. raj.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

command. control. domination. sovereignty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاکميت] egemenlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Hakimlik, amirlik, üstünlük, egemenlik. Sulta.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Amirlik, hâkimlik, hüküm ve emretme. 2. Yargıçlık, kadılık, nâiplik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judgeship. rulership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haşarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draught. turbulence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

induced current.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (uyd. k.). Bitkilerde, ışık etkisiyle meydana gelen göçüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ermine. weasel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). As denilen hayvanın başka bir adı. Nefîs kürk verir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kızmak, azarlamak, paylamak, Osm. tâzîr etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Köçekçe oynayan köçeklerin meydana getirdikleri topluluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde köçekçe’lerden meydana gelen köçek süiti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coupling. harness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mahkeme). Mahkemeler, (bk.) Mahkeme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محاکم] mahkemeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mahâkim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «tnakm» dan if.) (mü. müntakıme). intikam alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «kıyâm» dan if.) (mü. müstakıyme). 1. Doğru, düz: Hatt-ı müstakim. 2. mec. İffetli, namuslu, hilesi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستقيم] doğru, düz, dosdoğru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Doğru, düz, dik. Temiz, namuslu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rekm» den if.) (mü. müterâkime). Birikmiş, yığılmış, toplanmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منتقم] intikam alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishing tackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özünden temiz, dürüst kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüst ve doğruluğu ilke edinen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rakam» dan if.) (mü. râkıma). 1. Yazan, çizen. Rikım-ı hurûf = Bu harfleri yazan (eskiden yazarlar, eserlerinde kendileri hakkında bu tâbiri kullanırlardı). 2. (matematik) Bir noktanın, bir yüzeyin hizasından yükseklik derecesi, Fr. cote.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altitude. elevation yükselti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elevation. altitude. height above sea level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ راقم] yazan. 2.deniz seviyesinden yükseklik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yazan, çizen. -Yükselti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towards morning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). 1. Hastalıklı. 2. Yanlış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سقيم] hastalıklı, sakat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chess set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صراط مستقيم] doğru yol. 2.sırat köprüsü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tableware.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cover. the dishes. flatware.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Birlikte kullanılıp hepsi beraber bir düzen teşkil eden ve ancak birlikte kullanılırsa işe yarayabilen şeyler, malzeme: Bahçıvan takımı, çay takımı, yatak takımı, at takımı, yolcu takımı. 2. Hepsi birlikte bir iş görenler, avene, kumpanya: Ortaoyunu takımı. 3. Zümre, sınıf, topluluk, cemaat: Takım takım geldiler. 4. Mikdar, kısım, bölük, bazı: Birtakım adamlar, birtakım eşya, birtakım sözler. 5. Takılacak şey, süs için takılan mücevher vesaire: Bu kadının mükemmel takımı vardır. 6. Kehribar vesaireden ağızlık: Bu takım pek güzel. 7.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). 1. Verimsiz kılma ve neticesiz bırakma. 2. (tıp) Mikroplardan temizleme, Fr. sterilisation.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set. suit. suite. team. group. clique. gear. fitment. band. battery. brigade. bunch. covey. gang. outfit. posse. squad. tackle. tribe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set. suit. suite. team. group. clique. gear. fitment. band. battery. brigade. bunch. covey. gang. outfit. posse. squad. tackle. tribe. ensemble. parcel. platoon. pool. range. togs. troop. unit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set. battery. gang. kit. layout. platoon. set. suite. tackle. team. train. group. new. troop. band or bunch of people. set of things. team. unit. crew. series. party. tool. fixture. system. implement. assembly. instrument. aggregate. device. h.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archipelago. group of chain of islands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya). Birbirine yakın birkaç adanın bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tachymeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tachometer. tachymeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Gökte birbirine göre olan durumları aynı kalan yıldızlar topluluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constellation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constellation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavşanca ile oynayan eski Türk raks takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavşanca’lardan yapılmış Türk dans süiti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toilet kit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dresser set. toilet set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed clothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedclothes. bedding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedroom suite or set of bedsheets and pillowcases (for one b.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Bitki kök ve saplarının yerçekimi tesiriyle belli bir istikamet almalar! hususiyeti.

Türkçe Sözlük by