Dok ne demek? | Dok anlamı nedir? | Dok

Dok anlamı nedir?

Dok ne demek?

Dok anlamı nedir?

Dok | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: dok

Türkçe Sözlük

(i.). Yelken bezinin en iyi cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). 1. Gemi tamir veya inşasında kullanılan üstü örtülü havuz. 2. Ticarî eşya için rıhtımlarda yapılan büyük depo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dock. warehouse on a wharf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dock. wharf. average accustomed. port construction site. shipyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family doctor. family doctor / physician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Tohumun içinde, embriyonu çevreleyen kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulldog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kışın çok kar yağışı alan bir bölgede yaşıyorsanız, karayolları görevlilerinin yollardaki buzlanmayı gidermek için tuzu kullandıklarını görmüşsünüzdür. Ancak tuz aynı zamanda dondurma yapımında da kullanılmaktadır. Peki ama tuz, bu iki ters gibi görülen işlevi nasıl becermektedir?

Herkesin sandığının aksine tuz suyun içinde şekerin eridiği gibi erimez. Tuz buzun içine girince onu çözer. Tuz yine kalır ama buz çözüldüğü için artık o su değil, tuzlu sudur ve erime noktası saf sudan daha düşüktür.

Buzlanmış yollara tuz döküldüğü zaman, tuz önce buz ile çözümlenerek bir buzlu su tabakası oluşturur ve bu çözeltinin donma noktası düşük olduğundan, sıfırın altındaki sıcaklıklarda bile donmadan kalabilir. Günümüzde ABD’de üretilen tuzun yüzde 45’i yollardaki buzun eritilmesinde kullanılmaktadır.

Bilindiği gibi su, sıcaklığı sıfır dereceye varınca donar. Suya tuz ilavesi ile bu donma sıcaklığı da düşer. Suya yüzde 10 tuz ilavesi donma sıcaklığını -6 dereceye indirir. Yüzde 20 tuz karıştırılmış su ise -16 derecede donar. Ancak yolun veya buzun ısısı -16 dereceden de az ise artık tuzun erimede pek etkisi olmaz, sadece buzun üstünde kalarak tekerleklerin kaymasını azaltabilir.

Dondurma yaparken de karışımın çevresinde çok düşük ısıya ihtiyaç vardır. Dondurma karışımının etrafındaki ısının çok düşük olması, ancak bu düşük ısıda karışımın donmaması gerekir. Burada eklenen tuz karışımın sıfır derecenin altında bile donmadan dondurmanın oluşturulmasını sağlar.

Hatırlarsanız ‘Titanic’ filminde okyanus suyunun ısısı sıfırın birkaç derece altında olmasına rağmen, deniz suyunun yüzeyi, içindeki tuz nedeni ile hala donmamıştı.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pediatrician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Başka dokulara destek olan doku.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tooth doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Duka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dokunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dökmek işi. 2. Kalıba dökülmüş Adi demir. 3. Eritilip kalıba dökülerek yapılmış: Dökme demir, dökme karyola, (bk.) Dökmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

molten. pouring. in bulk. pouring. spilth. casting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

molten. pouring. casting. poured. cast. in bulk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulk. casting. font. spill. pouring. spilling. cast piece. cast iron. cast. dumped. founding. found. infusion. dumping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast iron. cast-iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Madenleri eritip kalıba dökerek çeşitli şeyler yapan sanatkâr, dökümcü: Pirinç dökmecisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moulder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Madenleri eritip kalıba dökerek eşya yapmak sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir sıvıyı yahut tahıl gibi bir şeyi bulunduğu kap veya yerden dışarıya veya diğer bir kaba boşaltmak. Osm. sabbetmek: Su dökmek; şarabı fıçıya dökmek. 2. Düşürmek, Osm. ıskat etmek: Ağaçların bir kısmı yapraklarını döker, bir kısmı dökmez; hastalık bütün saçımı döktü. 3. Saçmak, sepmek, ekmek: Tavuklara yem döktüm. 4. Akıtmak, Osm. isâle ve irâka etmek: Göz yaşı dökmek. 5. Vücutta sivilce gibi şeyler çıkarmak: Vücudunun her tarafında çıbanlar dökmüş 6. Gemi veya demiryolu vesaire ile çıkarmak.Osm. sevk ve tahşîd etmek: İngilizler, Hin298 distan’a birçok mühendis döktüler; filan devlet hududuna asker döküyor. 7. Erimiş maden vesaireyi kalıba boşaltmak: Hurufat dökmek; top dökmek. 8. Sulu hamuru kaynar yağın içine veya sıcak saçın üzerine akıtıp bazı yenecek şeyler hazırlamak: Lokma, kadayıf dökmek. 9. Tüy ve hav gibi şeyi kaybetmek: Bu kadife çabuk havını döker; hayvanlar bu mevsimde tüylerini dökerler. 10. Dışarı atmak: Şu suyu, şu süprüntüyü dökün. Ayağına sıcak su dökmek = İyi karşılamak. Ter dökmek = Terlemek. Su dökmek = İşemek, Osm. tebevvül etmek. Kan dökmek = Muharebeye gitmek; canını feda etmek. Göz yaşı dökmek = Ağlamak. Yüz suyu (Osm. Ab-ı rû) dökmek = Haysiyetini ayaklar altına alıp yalvarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pour. pour out. pour out of. pour from. empty. diffuse. spill. shed. unbosom. deplenish. deplete. dump. effuse. shower. slop. slosh on. teem. tip over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast. empty. pour. shed. slop. spill. tip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dump. to pour to shed. to cast. to have break out on one's skin. effuse. empty. pour. run. slop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Dokuz defa on. 90: Doksan kişi, doksan sene, doksan yaşında, dokuz yüz doksan dokuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ninety. fourscore and ten. ninety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ninety. fourscore and ten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ninety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Beherine veya her defasında doksan: Doksanar kuruş bölüştüler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Doksan derecesinde olan, seksen dokuzuncudan sonra gelen: Doksanıncı sene; doksanıncı defa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ninetieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ninetieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doksan kısımdan mürekkep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doksan yaşında olan: Doksanlık bir ihtiyar. 2. Doksan kuruş vesaire kıymetinde: Doksanlık ekmek. 3. Doksan kilo vesaire ağırlığında, doksan metre vesaire boyunda. Doksanlık adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing ninety. ninety years old.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Yüksek tahsilini tamamladıktan sonra, kendi sahasında çalışmalarına devam ederek o İlim kolunda yüksek bir mertebeye vardığını imtihanla isbat edenlere verilen ilmî unvan: Edebiyat doktoru, tıp doktoru, hukuk doktoru. 2. Hekim, tıp doktoru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctor. physician. therapist. doc. medic. medico. healer. medico-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctor. physician. therapist. doc. medic. medico. healer. medico-. practitioner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physician. doctor. person with a doctorate. graduate. healer. medical man. medic medico. public liability insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctoral , doc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Doktor payesi. 2. Doktor olmak için verilen imtihan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postgraduate. doctorate. doctor's degree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctorate. doctoral examination. doctor's degree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Canlılarda yaşama savaşı her zaman en hızlı tepkileri olan türlerin yararına sonuçlandığından, en basit organizmalarda bile haber alma organları (duyu organları), hareket organları (kaslar) ve bunlar arasındaki ilişkiyi sağlayan organlar, yani sinir sistemi gelişmiştir.

Vücudumuzun her yanı sinirlerle örtülü olduğu halde sinir hücrelerinin gövdeleri yalnızca beyinde ve omurilikte bulunur. Bütün vücuda dağılmış milyonlarca sinire karşılık beyinden ve omurilikten yalnızca 43 çift sinir çıkar. Bunlar merkezden ayrıldıkları sonra gitgide dallanarak vücudun her yanına dağılırlar.

Refleks bir uyarıya vücudun ani ve otomatik olarak cevap vermesidir. Örneğin elimiz sıcak bir tencereye değdiğinde aniden çekmemiz bir reflekstir. Reflekslerde komuta omuriliktedir. Beyne bilgi gidebilir ama refleks olayında beyin aktif olarak rol oynamaz.

Bir sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken doktor dizkapağının hemen altına, kası kemiğe bağlayan tendona minik lastik bir çekiçle sertçe vurursa bacağınız ileri doğru fırlar. Bu reflekste de baldır kaslarındaki duyu sinirleri kasın genişlemesine tepki gösterirler ve yeni sinir sinyalleri oluşturarak kaslara hafif bir basınç uygulandığını ve gerildiklerini omuriliğe iletirler.

Omurilik ise bu basınca dayanabilmesi için kasların kasılması gerektiğini bildirir ve bacak tekrar geri hareket eder. Görüldüğü gibi refleks, beynin denetiminden geçmeksizin, yani beyin devrede olmadan, doğrudan omuriliğin komutlarıyla gerçekleşmiştir.

Diz kapağı refleksinin sınanması özellikle omuriliğin işleyişi konusunda bilgi veren önemli bir tanı yöntemidir. Bu alanda uzmanlaşmış bir doktor basit bir kaç testle sinir sisteminin işleyişine ve ne kadar sağlıklı olduğuna ilişkin pek çok bilgi edinebilir. Çekiçle vurulduğunda bacağın normalden fazla hareket etmesi tümörden kalsiyum eksikliğine kadar bir çok hastalığın habercisi olabilir.

Dize çekiçle vurularak yapılan kontrol tek başına tabii ki yeterli bilgi vermez. Doktorlar bir ön bilgi almak için bu çabuk ve kolay testi yaptıktan sonra vücut üzerinde diğer muayene ve kontrollerine devam ederler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doktor, doktor olma hali, payesi. 2. Hekimlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctoral. medicine. physic. profession of a doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctorate. profession of a doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctorate. profession of a doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Dinî, felsefî yahut siyasî bîr nazariye, bir öğretim sistemi meydana getiren bilgi ve dogmların tamamı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. doctrine

öğreti

1. Bilimde, felsefede bir görüşü bir sistem içinde belli bir anlayışa, düşünceye dayalı olarak oluşturan ilke ve dogmalar bütünü. 2. Toplumda herhangi bir alanda çığır açan bir düşünce adamının ortaya koyduğu görüşler, ilkeler bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctrine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctrine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dökmek işini yaptırmak. 2. Kolaylıkla ve pişkin bir tarzda söylemek, yazmak, oynamak, oynatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth poured. to have sth cast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Canlıların vücutlarında, aynı işi görmek üzere farklılaşmış olan hücre veya liflerin meydana getirdiği anatomik bütün, nesiç. Kemik dokusu, kemikleri; kan dokusu, kanı; sinir dokusu sinirleri vs. meydana getirir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

texture. tissue. histo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tissue. texture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

texture. fabric. texture. tissue. structure. make. configuration. cambium. fibre. grain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sanat yapıtının yüzeyinin görünümü veya hissedilmesi, ki düz veya parlaktan, kaba veya mata kadar çeşitlenebilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Dokuları inceleyen bilim, histoloji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dowdy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loose. free. falling down to. dilapidated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pour. outpour. outpouring. spilth. fall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fall. dropping. flow. pour. spillage. disintegration. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıvı veya tahıl çeşidinden bir şeyin, bulunduğu kap veya yerden dışarı çıkıp akması: Testiden su, fıçıdan yağ, çuvaldan buğday, saman döküldü; yere döküleni toplamak. 2. Düşmek, Osm. sukut etmek: Dişleri, saçı döküldü; kuraklıktan ağaçlardan bütün meyveler, yapraklar döküldü. 3. (akarsu) Son bulmak: Tuna Karadeniz’e dökülür. 4. Çıkarılmak, Osm. sevk ve tahşîd edilmek: Hududa, karaya birçok asker döküldü. 5. Hücum etmek, üstüne düşmek: Bütün halk sokağa dökülmüş; şimdi herkes sayfiyeye döküldü. 6. Dönmek, çevrilmek. Osm. münkalib olmak, müncer olmak: Moda mini eteğe döküldü. 7. Eritilmiş maden vesaire kalıba boşalmak: Kurşun ile antimuan halitasından harfler dökülür. 8. mec. Pek fazla eskimek. Osm. harap ve virân olmak: O yalı dökülüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be poured. fall into. fall out. fall off. pour forth. pour out. spill. fall into decay. go to pieces. feel cheap. come off. course. disembogue. disgorge. drape. empty. fall. flow. molder. moulder. rub off. run down. slop over. teem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moulder. pour. slop. spill. to spill. to pour. to slop. to be shed. to be cast. to fall into ruin. to disintegrate. to flow into. to spill over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be poured out. to be spilled. to be thrown away. to be shed. to get old and shabby. to be tired. to be in a miserable state. to drop. to fall. to pour. to flow. to run. to spill. to crumble. to decompose. to disintegrate. empty. slop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eritme, eritip kalıba dökme. Ar. sebk, izabe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pourable. pouring. cast. casting. molding. moulding. fall. pouring. enumeration. smelting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast. casting. moulding. fall. inventory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. casting. shaping in a mold. detailed presentation. inventory. molting. shedding. font. foundry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dokumak işi, dokumak suretiyle yapılan şey. Ar. nesc: Dokuması sık bez. 2. Boyalı pamuk ipliğinden dokunmuş yatak kılıfı ve minder örtüsü yapımında kullanılan bez: Yerli dokuma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile. woven. knitted. weaving. contexture. textiles. weaving. soft goods. webbing. fabric. piece goods. textile. weave. web. woof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabric. textile. texture. weave. web. weaving. woven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile. weaving. cotton cloth. woven. hosiery. web.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Dokumacılık yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Kumaş dokuma işi veya dokuma ticareti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

textile industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. ipliklerin bir takımını tezgâhta arış, bir takımını argaç yapıp bez ve kumaş vesaire yapmak. Osm. nescetmek: Bu bezi nerede dokurlar? Çuha, ipekli, hasır dokumak. 2. Silkmek: Ağaç dokumak. İnce eleyip, sık dokumak = Çok tahkik etmek, lüzumsuz yere çok araştırmak. Mekik dokumak = mec. Bir iş için çok gidip, gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weave. to weave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to weave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. document

belge

Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. documentation

belgeleme

Bir çalışma için gerekli belgeleri arama ve sağlama, belgelere dayandırma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. documentaire

belgesel

Belge niteliği taşıyan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

founder. metal worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundryman. founder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry work. cast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DÖKÜM-HANE) (i.). Madenden çeşitli Alet ve eşyalar yapmaya mahsus fabrika. Fr. fonderie: Hurufat dökümhanesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry. iron foundry. ironfoundry. smeltery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundry. iron foundary. ironworks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vücuda iyi oturan elbise, sarkan, buruşup yer bırakmayan elbise kumaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tentacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. işleme, geçme, tesir. 2. Zarar verme, bozma. 3. Başa vurma, sarhoş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tesirli, işler, geçer: Dokunaklı soğuk, dokunaklı söz. 2. Bozan, zararlı: Dokunaklı yemek. 3. Başa vuran, sertçe: Dokunaklı tütün, şarap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affecting. appealing. moving. pathetic. plaintive. poignant. touching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touching. moving. biting. insinuating. affective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poignancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. iliştirmek, temasa getirmek. Osm. lems ve massettirmek: Şuraya elinizi dokundurun; şu masayı duvarlara dokundurmayarak götürebilir misiniz? 2. El sürdürmek, bozdurmak: Eşyanıza kimseyi dokundurmadım. 3. İncitmek, sataşmaya bırakmak: O zavallı adama çocukları dokundurmayın. 4. Sözle birine târizde, imâda bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hint. make touch. adumbrate. gibe. jibe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth touch another thing. to hint about sth to sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dokunmak işi. (bk.) Dokunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (y. k.). Derinin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık gibi vasıflarından duygulanması hususiyeti, lâmise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactile. tactual. touching. contact. touch. feeling. handling. palpation. tact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contact. dab. feeling. touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contact. touch. touching. sense of touch. tangency. strike. pat. slap. handling. impression. feel. contingency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sense of touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. El ile veya vücudun diğer bir organıyle ilişmek, sürülmek. Osm. temas etmek: Soğuk havada mermere dokunmak fenadır; elim dokunmakla soğukluğunu duydum. 2. El sürüp bozmak, halel getirmek, değiştirip bozmak, ilişmek: Kimse bu kâğıtlara dokunmasın; ben o yemeğe hiç dokunmadım; buna asla el dokunmamıştır. 3. İncitmek, zarar vermek, rahat bırakmamak, sataşmak: Bu çocuğa dokunmayın; şu fakire niçin dokunuyorsunuz? 4. Tesir etmek, işlemek, tesirli olmak: Bana, onun sözü dokunmaz; söylediği söz bana çok dokundu. 5. Sarhoşluk vermek, çok sert gelip sersemlik getirmek: Bu tütün, bu şarap bana dokunur. 6. Hüzün, keder, üzüntü vermek, merakı arttırmak: Böyle şarkılar bana dokunur; kaval sesi adama dokunur. 7. Sıhhatçe zararlı olmak, yaramamak, rahatsızlık vermek: Ekşi şeyler bana dokunur; zeytinyağı cilt hastalığı olanlara dokunur; her yemeğin çoğu dokunur. 8. Ait olmak: Hayrı dokunmuyorsa bari şerri de dokunmasın; o işte bana dokunur bir taraf göremiyorum. 9. Tecavüz ve tasallut etmek: Irza, namusa dokunmamalı; o söz haysiyetine dokundu. Su ya sabuna dokunmamak = Hiçbir tara fa zararı olmamak, karışmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch. contact. feel. handle. tip. affect. disagree. be intolerant of. clap. kiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affect. disagree. meet. rasp. touch. to touch. to move. to affect. to upset. to harm. to get on. to jar. to concern. to be woven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch. to touch. to contact. to make contact with. to touch with one's hand. to disturb. to upset. to affect adversely. to affect. to move one. to touch on. to deal with. to relate. to tap. to feel. to strike. to hit. to harm. handle. interfere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendi üstüne dökmek: Sabahları soğuk su dökünmeyi Adet edinmiştir. Soyunup dökünmek = İstirahat için soyunup, rahat bir hal ve kıyafette oturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dökülmüş perakende şey: Buğday, taş döküntüsü; zahire bitip yalnız biraz döküntü kalmıştır. 2. Denizin dalgalarını kesmek için sahilin biraz ilerisine bilhassa dökülmüş veya tabiî halde perakende taşlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilapidated. refuse. spoils. waste. debris. sweeps. detritus. fall-out. skin eruption. dreg. excuse. fallout. heap. junk. litter. refuse. residuum. rubbish. rubble. scrap. tot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

castoff. dilapidated. eruption. oddment. refuse. scrap. sleazy. remains. remnants. remainder. rubbish. skin eruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debris. litter. spillage. waste. discarded remnants. skin eruption. refuse. dust. rubbish. brushings. offscouring. crumblings. outfall. offal. tailing. reef. material. waste product. junk. leaving. scraping. dross. rummage. garbage. rummage goods. rift-ra

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detrital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dokunulmak işi: Bu kitaplara dokunulmaz. 2. incitilmek, sataşılmak, zarar verilmek. Osm. ızrar edilmek: Bu fakir adama dokunulmasın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sacrosanct. untouchable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immune. untouchable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untouchable. immune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dokunulmaz olma hakkı ve hali. Osm. masuniyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dokunaklı, tesirli: Dokunur ses. 2. Zararlı, yaramaz: Dokunur yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touching. texture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch. contact. texture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DOKURCİN) (i.). 1. Do kuzar yani on sekiz taşla oynanılan dama gibi bir oyun, üçleme de denir. 2. Buğday demetleri yığını, çeç. 3. Gelin çeyizi kafesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dokunmasını temin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth woven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Sekizden sonra ve ondan evvel gelen sayı. Ar. tis’a. 9: Dokuz kişi, dokuz gün, dokuz kere; on dokuz; yüz yirmi dokuz; dokuz yüz; dokuz bin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

like a cat with nine lives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Beherine veya her defada dokuz: Dokuzar lira aldılar; kompartımanlara dokuzar kişi bindiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dokuz kısımdan meydana gelmiş. 2. iskambil kâğıdının dokuz beylisi: Kupanın dokuzlusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dokuz yaşında olan: Dokuzluk bir çocuk. 2. Dokuz kuruş vesire kıymetinde olan: Dokuzluk kumaş. 3. Dokuz karış, metre vesaire boyunda veya kilo vesaire ağırlığında olan: Dokuzluk ağaç, dokuzluk kuzu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dokuz taşla oynanan bir oyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Dokuz derecesinde olan, sekizinciden sonra gelen. Ar. tâsî: Dokuzuncu gün; on dokuzuncu; yüz dokuzuncu vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ninth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ninth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. endocrine

anat. iç salgı

Vücuttaki salgı bezlerinin doğrudan doğruya kana karışmak üzere çıkardıkları salgı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endocrine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. endocrinologie

iç salgı bilimi

İç salgı bezlerinin gelişmelerini, işlevlerini, hastalıklarını inceleyen biyoloji ve tıp dalı.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Hızlı çalıştırma için kullanılan düşük sürtünmeli bir tuştur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Plazması ve taşıdığı yuvarlar bakımından bir doku gibi görülen kana, doku ilminde verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kemiklerin hususî dokusu (uyd. k.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broken or worn out. broken. disjointed. candle end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eşek yavrusunun küçüğü: Küçük sıpa.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cholédoque

anat. öd kanalı

Karaciğer ve öd kesesi kanallarının birleşmesinden oluşan, safrayı bağırsağa veren kanal.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity of domicile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekstra büyük, geniş LCD dokunmatik ekran güneşli açık mekanlarda bile mükemmel renk, kontrast ve ayrıntılara sahip net görüntüler sağlar. Fotoğraf makinesi ayarları doğrudan dokunmatik ekran üzerinden yapılabilir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

İnsan bir yakınını kaybedince, başarısından dolayı bir ödül kazandığında, duygusal bir film seyrederken, yıllardır üzerine titrediği çocuğunu evlendirirken veya çok haklı olduğuna inandığı bir konuda haksızlığa uğradığında gözyaşlarını tutamaz.

Nedenleri çok değişik de olsa tüm bu olaylar karşısında gözlerden akan damlalar ruhsal bir boşalma sağlar. İnsan ağladıkça açılır, ferahlar gibi görünür. Ancak gözyaşının arkasında yatan psikolojik ve biyolojik mekanizma hala tam anlaşılmış değildir.

Ağlama şekli insandan insana değiştiği gibi gözyaşı dökmenin de değişik biçimleri vardır. Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı salgılanır. Bunlar göz kırpmamız sayesinde gözlerimizi korur ve devamlı nemli kalmalarını sağlarlar.

Bundan başka soğan doğrarken veya mangal yakarken dumanın gözümüze kaçması sonucu olarak döktüğümüz yakıcı gözyaşları vardır. Son olarak da asıl konumuz olan, üzüntü, aşırı sevinç veya benzeri gerginliklerimize tepki olarak döktüğümüz ruhsal gözyaşları vardır.

Ruhsal ağlama konusunu ilk inceleyen Darwin oldu. Tabii her şeyde olduğu gibi bunu da evrim teorisine bağladı. Ona göre ruhsal tepki ve ağlama bir davranış şeklinin tümü idi. Evrim sürecinde bu tepki içinde anlamsız bir işlevi olan gözyaşı öne çıktı. Bu teoriye karşı çıkanlar gerekçe olarak yine Darwin’in doğal seçme ve ayıklama teorisini ileri sürdüler. Buna göre evrim içinde insan için faydalı fonksiyonlar öne çıkmakta, diğerleri körelmekte ve gözyaşı anlamsız bir fonksiyon ise evrim süreci içersinde yok olması gerekirdi.

Yirminci yüzyılın ortalarında ortaya atılan bir diğer teoriye göre ise hıçkırarak ağlayınca dökülen gözyaşlarının hastalıklara karşı korunmamıza yardım eden yaşamsal bir değeri vardır. Gözyaşı dökmeden hıçkırarak ağlarken nefes kesiliyor, burun ve boğazdaki koruyucu zarlar kuruyor ve bakterilerin istilasına uygun bir ortam haline geliyorlar. Oysa ağlarken burun pasajına akan gözyaşları bu kurumaya mani oluyor.

Tabii bu teoriyi ileri sürenler herkesin hıçkırarak ağladığını varsayıyorlardı. Halbuki insanların çoğu hıçkırmadan sessiz sessiz ağlarlar. Bu teoriye göre spor yaparken burun ve boğazları kuruyan sporcuların da gözyaşı dökmeleri gerekmekteydi.

Pek akla yakın gelmeyen bu iki teoriden sonra bir hipotez daha ileri sürüldü. Buna göre de ruhsal sıkıntılar sırasında vücutta bir takım kimyasal maddeler oluşuyor, bunlar tıpkı ter, idrar, dışkı sayesinde toksik maddelerin vücuttan atılışına benzer şekilde gözyaşı ile vücuttan uzaklaştırılıyorlardı.

Bu teori doğru ise ruhsal gözyaşları ile soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyasal yapılarının farklı olmaları gerekiyordu. Yapılan deneyler sonucu görüldü ki, ruhsal gözyaşları, soğan (yakıcı) gözyaşlarından daha fazla protein içermektedirler. Fakat henüz bu farkın nedenini açıklayacak bir kanıt bulunabilmiş değildir. Sevinç ve üzüntü gözyaşlarının da aralarında kimyasal bir fark olup olmadığı halen araştırılmaktadır.

Dünyadaki yaratıklardan sadece insan ruhsal nedenlerle ağlar. İnsanı farklı kılan bu durum da şüphesiz yaşam tarihindeki evriminin bir sonucudur. Doğrudan gözünü rahatsız edecek bir şey olmazsa yeni doğmuş bir bebek doğumundan bir kaç hatta sonraya kadar gözyaşı dökmezsizin ağlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Ortodoksluk mezhebinden olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodox. greek orthodox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Orthodox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodox. greek orthodox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Orthodox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir Hıristiyan mezhebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodoxy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodoxy. greek orthodox church.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodoxy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodoxy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodoxy. greek orthodox church.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodoxy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paddock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paddock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stony slope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stony slope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kökleşmiş kanaatlere, bilgilere aykırı olarak ileri sürülen ve yadırganan düşünce.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. paradoxe

1. aykırı düşünce, 2. çelişki

1. Kökleşmiş inanışlara aykırı olarak ileri sürülen düşünce. 2. Söylenilen sözlerin, yapılan davranışların birbirini tutmaması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradoxical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pradoxical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradoxical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pradoxical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

resmîleştirmek, resmîlik kazandırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physician of the soul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Günde, normal olarak 80 saç kılı dökülür. Bundan fazla dökülme yaşın ilerlemiş olması, bazı ateşli hastalıklar, tiroid hastalıkları, kansızlık, verem, şeker hastalığı gibi bütün vücudu etkileyen hastalıklardan sonra görülür. Tıp dilinde alopesi adı verilen saç dökülmesi; basit saç dökülmesi ve pelad olmak üzere iki çeşittir. Saç dökülmesini önlemek ve saçları uzatmak amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Yulaf sapı, su.

Hazırlanışı : Altı bardak suya 1 avuç yulaf sapı konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Suyu ile saçlar yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mucous membrane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). İç organları kaplayen ve sümük denen salgıyı çıkaran özel bezleri havi koruyucu bir doku, mukoza.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Süngere benzeyen bir doku.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yüksek bitkilerde çok yüzlü ve kolay üreyen hücreler.

Türkçe Sözlük by