Döl Yolu ne demek? | Döl Yolu anlamı nedir? | Döl Yolu

Döl Yolu anlamı nedir?

Döl Yolu ne demek?

Döl Yolu anlamı nedir?

Döl Yolu | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: dol yolu

Türkçe Sözlük

(i.). Rahmin ağzından dışarıya doğru uzanan yol, mehbil.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD ya da benzer bir kaynaktan 5.1 Surround Ses bilgisi alan bir giriş. 5.1 Surround Ses, iki ön kanal, iki arka kanal, bir merkez ve bir subwoofer kanallarından oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). Sayılmak: Geç kalan gelmemiş addolunur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gençlik, büyüme çağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). delikanlı, genç, büyümekte olan.(kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mouthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full to the brim. mouthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca: Şark, maşrık). Asya’nın Karadeniz’le Akdeniz ve Marmara ile Adalar Denizi arasında olarak, doğuda Fırat vadisine ve şimdiki kullanılışa göre iran’a kadar uzayan yarımada ki (Asyâ-yı Suğra = Küçük Asya) ismiyle maruf olup, şimdi Türkiye’nin Asya topraklarını teşkil etmektedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatolia. asia minor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatolia. anatolian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Anatolia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anadolu ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatolian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an Anatolian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir asidin temerküz derecesini ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handful. a lot of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsanın tabiî ihtiyaçlarını görmesi için ayrılan yer, abdesthane.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dolunay, mehtap.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fişeklik; omuz kayışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit saç yağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bike lane. bike path. cycle path. cycle track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

therefore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accordingly. hence. whereupon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consequently. hereby. thence. therefore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refrigerator. fridge. frige. freezer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fridge. icebox. refrigerator. ice-box. a cold fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fridge. ice safe. refrigerator. yellow goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dresser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

local road. orbital road. ring road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).,with ile taziyede bulunmak, kedere ortak olmak. condolatory (s). taziye ifade eden. condolence (i). taziye, başsağlığı. Ietter of condolence taziye mektubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). maviye veya yeşile çalan silikattan mürekkep bir maden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bawdy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Turpgillerden, bir süs bitkisi, kuduz otu (alyssum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde tren katarının yürüdüğü paralel iki raydan meydana gelen yol (demirden yol mânâsıyle sıfat olduğundan «demiryol» demek lâzımdır, izafetle «demiryolu» demek yanlıştır. Bununla beraber, şimdi bu şekil kullanılmaktadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seaway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea lane / road / route.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Rahmin içindeki yavru, cenin. 2. Soy, nesil, uruk, ırk. Döl almak = Cins aygıra kısrak çekip tayını almak. Döl eşi = Son, Ar. meşîme. Döl döş = Tenasül. Döl yatağı := Rahim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

race. fruit. offspring. progeny. progeniture. spawn. seed. semen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offspring. posterity. seed. semen. sperm. young. generation. race. stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offspring. semen. sperm. young. new generation. issue. seed. seedling. descendants. posterity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

succession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rahim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rahmin ağzından dışarıya doğru uzanan yol, mehbil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağa tozluk yerine dolanan çuha kenarı veya ensiz şayak ve aba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sarılan bir şeyin her sarılması, sargının veya makara vesaireye sarılan ip, şerit ve kurdele gibi şeylerin her devresi: Sargıyı, sarığı on dolam doladı. 2. Sarılan bir şeyin bir defa sarılmasına yetecek miktarı: Şu telden bana üç dolam verin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çuhadan entari gibi önü açık olarak kavuşturulur ve üstüne kuşak bağlanır eski bir elbise: Tatar dolaması. 2. Parmakta olan, ağrı verici bir iltihab, kurlağan.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Şeytan tırnağı veya parmağa iğne ya da kıymık batması sonucu, tırnak dibinde meydana gelen iltihaplanmaya; halk arasında dolama, tıp dilinde paronychia denir. Başlangıçta kırmızı bir benek halindeyken daha sonra içi dolu sivilceye dönüşür. Dolama, kan zehirlenmesine neden olabilir. Bu nedenle ihmal edilmeden doktora başvurmak gerekir. Alkol pansumanı veya sıcak su kompresi çok faydalıdır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kına, su.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı suya 2 kahve kaşığı kına konur. Lapa haline gelinceye kadar ısıtılır. Sonra dolama olan yere sarılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winding. twist. whitlow. felon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winding. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(paronychia serpilifolia): Karanfilgiller familyasından yeşil ve beyaz renkte küçük çiçekleri bulunan bir çeşit bitkidir. Yaprakları beyazımtırak yeşildir. Kökü kullanılır. Kullanıldığı yerler: Dolama ve çıbanların tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Etrafına döndürüp çevirmek, sarmak: Başına bir şal, beline bir kuşak doladı. 2. Ağır ve zor bir işi birinin başına sarmak: Bu işi be nim başıma doladılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wind. twist. whirl. rotate. coil up. cincture. coil. enlace. enwrap. lap. reel. reel up. wrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coil. weave. wind. wrap. to wind round. to encircle. to twist. to coil. to bandage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wind on to around. coil. curl. lap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Dolama otugillerin örnek bitkisi (paronychia serpilifolia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Dolanbaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sinuosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curve. bend. labyrinth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circuitous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winding. full of curves. meandering. involved. intricate. tangled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tortuous course. detour. devious path. ramble. twisty road. roundabout route.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unequivocal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit avcı tuzağı, ağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolandırma, Ar. desise, iğfal, kandırma (ekseriya yalan kelimesiyle beraber kullanılır): Yalan dolan birtakım sözlere kapılmamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Döne döne bükülmüş, pek dolaşık ve karışık. Fars. pîçâpîç, pîç-ender-pîç: Dolanbaç yol; o binanın yolları pek dolanbaçtır. 2. Girilecek ve çıkılacak yeri bulunamayan çok dolaşık yol. Ar. Akul (Fr. labyrinthe).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Dolanbacı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Başkalarını hile ile kandırarak soymayı sanat edinen namussuz. Ar. ayyar, tarrar. Osm. müzevvir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceitful. fraudulent. crooked. sharp. swindler. cheater. cheat. confidence trickster. double-dealer. confidence man. shark. adventurer. bilker. carpet bagger. chiseler. chiseller. crook. faker. fakir. fiddler. fraud. grifter. gyp. hustler. impostor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. crook. fiddler. fraud. hustler. racketeer. rogue. shark. sharper. swindler. twister. confidence trickster. conman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swindler. embezzler. cheat. cheater. chevalier d'industrie. chiseller. conman. crook. crooked. defrauder. faker. falsificator. fraudulent. gammoner. highflyer. knave. maladministrator. confidence man. masquerader. rogue. shark. sharper. shaver. spiv. take

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolandırıcının kötü işi. Osm. ayyarlık, tarrarlık: Dolandırıcılığın kanunen cezası vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racket. swindle. cheat. confidence trick. confidence game. deceitfulness. double-dealing. charlatanry. deceit. do. frame-up. fraud. grift. jugglery. knavery. plant. ramp. roguery. skin game. take-in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. fiddle. fraud. racket. ramp. swindle. bunko. confidence trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swindling. cheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get laid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be swindled. buy a pup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. common law cheat. con. defraudation. ramp. swindle. swindling. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çevirmek, kuşatmak, etrafını almak. Osm. ihata etmek. 2. Hile ile aldatıp soymak: Herkesi dolandırmakla geçiniyor; ondan yüz lira dolandırmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sell smb. a gold brick. sell smb. a pup. swindle. cheat. spoof. gold brick. rotate. double-cross. take in. bilk. bunco. chisel. con. cozen. defraud. diddle. do. do down. do in. flimflam. gammon. gull. gyp. have. hornswoggle. jockey. nick. nobble. rac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. chisel. con. defraud. screw. to swindle. to cheat. to nick. to defraud. to bunk. to con. to screw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swindle. to take in. bamboozle. cheat. chisel. to take a person to cleaners. con. cozen. deceive. defraud. diddle. gull. let in. mulct. overreach. twist. welsh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraudulent bankruptcy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dönüp devretmek, tavâf etmek. 2. Tedavül etmek, yaygınlaşmak, mütedavil olmak, geçmek. 3. Bükülmek: Ayağı dolandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coil up. coil. wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coil. gad. meander. roam. to wind round. to get entangled. to coil. to be wrapped around. to hang about. to rove. to stroll. to roam. to wander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get wound and tangled around a thing. to be wrapped around. to be wound on to. to wander around. coil. curl. wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı Farsça’dır. Farsça’dan Arapça’ya da geçmiştir. Arapça çokluğu «devâlib» tir). 1. Kuyudan su çıkarıp bahçeleri sulamaya mahsus döner makine: Kuyu dolabı, bostan dolabı, sakız dolabı. 2. Her çeşit döner çark, çıkrık. 3. Duvarın içine oyulmuş veya ayrıca yapılmış raflı ve kapaklı eşya koymaya mahsus yer: Dolaba komak; dolapta saklamak; çamaşır, erzak dolabı. 4. Eskiden selâmlık ile harem arasında eşya alıp vermeye mahsus döner dolap ki, veren ile alan birbirini görmezdi; dönme dolap: Hizmetçiyi dolaba çağırıp yemeğini vermek; aşçı dolaptan yukarıya yemeği verdi. 5. Bedesten içindeki dükkânlar: Bedestende bir dolabı var. 6. İşlerin idaresi. Ar. umûr: Ticaret dolabını çevirmek; bu adam dolabının başındadır; dolabı bozuldu. 7. mec. Hile, hile ile iş görme: Kendi dolabını çevirmekten başka bir şey düşünmüyor; buna bir dolap düşünmeli. Dolap kurmak = Hile ve desise düşünmek. 8. tjp Bir cins küçük meşe direği: Çifte dolap, tek dolap. 9. Kurulmakla veya kolu çevrilmekle çalan çalgı kutusu, laterna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cupboard. cabinet. closet. wardrobe. water-wheel. cabal. cheating. cuddy. dodge. dope. doubling. flimflam. frame-up. game. hutch. imposture. intrigue. jiggery-pokery. machination. machinations. maneuver. manoeuvre. ramp. repository. ruse. sell. trap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. collusion. cupboard. game. intrigue. manoeuvre. scheme. sell. subterfuge. trick. trickery. wardrobe. water wheel. plot. monkey business. fridge. refrigerator. ice-box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabinet. cage. cupboard. locker. rotor. turbine. wardrobe. waterwheel. whim. capstan. hoist. dolly. swift. shirpool. barrel. mill wheel. machine. mill. drum. flight. gin reel. rotary. dial. anger brace. safe. closet. deception. fetch. fixup. humbug. hutch

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel horse. work beast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cupboard maker. plotter. intriguer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Dolabı olan: dolaplı kuyu: Dolapfı saat = Çalgılı çekmecesi olan saat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Amerika Birleşik Doluşun Devletleri parası, lirası. sistemi

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dollar. buck. greenback. smacker. rock. potato.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dollar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dollar. smacker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Birbirine dolanma, karışma: Sarmaş dolaş olmak = Sarmaşıp girift olmak. 2. Dolaşık. 3. Engel, mâni. Dolaş olmak = T. Kuyruk olmak, birine katılma. 2. Engel olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doğru gitmeyen, dolaşan, sapa: Dolaşık yol. 2. Karışık, karışmış, birbirine geçmiş, girift olmuş: Dolaşık saç; dolaşık ip. 3. Saf ve açık olmayan. Ar. müşevveş, muğlak: Dolaşık lakırdı; dolaşık iş; pek dolaşık bir mesele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect. round about. intricate. tangled. confused.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doğru gitmeyerek dönüp dolaşan şeyin hali, eğrilik. Ar. İvicâc: Yolun, çay yatağının dolaşıklığı. 2. Karışıklık, birbirine geçme, burgaçlık, giriftlik: İpin, saçın dolaşıklığı. 3. Açıklık ve sarahat yokluğu. Ar. teşevvüş, iğlak: Cümlenin, ifadenin dolaşıklığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being roundabout. intricateness. indirectness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gezilmek: Her taraf dolaşıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Dolaşmak eylemi. 2. (anatomi) Kalbin hareketleriyle kan ve lenfin damarlar içinde devamlı olarak akması, deveran. Dolaşım sistemi = Kalbi, akciğer, kan ve lenf damarları içine alan sistem. Ar. deveran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cycle. circulation. currency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolaşarak varılan, doğru olmayan, sapa: Dolaşlı yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolaşmak işi. (bk.) Dolaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circuit. circulation. ramble. sally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

navigation. rotation. circulation. roving. walk. entanglement. outing. tangel. circuit. routing. round-up. hike. convection. cruising. cruiser. range. currency. trip. tour. itera n cy. razzle. roam. stroll. touring. turn. wander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dönmek, devir, cevelan etmek: Sabahtan beri sokaklarda dolaşıyorum; kırlarda dolaşıp durduk. 2. Gezmek, seyahat etmek. Fars, geşt-ü güzâr, Ar. teferrüc: Bir dolaş da gel; bir iki sene Anadolu’da dolaştım; o adam Akdeniz’de çok dolaştı; gelin biraz dolaşalım. 3. Yayılmak, intişar etmek, ortalarda olmak: Öyle bir söz dolaşıyor. 4. Birbirine geçmek, karışmak, girift olmak: Saçları dolaşmış: Bu iplikler dolaşırsa çözülmesi pek zor olur. 5. Doğrudan gitmeyip dolaşıklı olmak, öteye beriye sapmakla uzamak: Bu yol çok dolaşıyor. 6. Dönüp diğer bir taraftan varmak: Arkadan dolaş; art kapıdan dolaştık. 7. Boşuna gezmek, Ötede beride gezip durmak: İşsiz dolaşıp duruyor; buralarda ne dolaşıyorsunuz? Dışarıda çok dolaşma işimiz vardır. 8. Çevrilip öbür tarafa geçmek: Bozburun dolaşıldığı gibi limana girilir. 9. Gezerek aramak ve teftiş etmek: Bütün kırları dolaştık, vuracak bir kuş bile bulamadık. 10. Dönmek, devretmek: Kaptan Cook yelkenli gemisiyle dünyayı üç kere dolaştı; Stanley bütün Güney Afrika’yı dolaştı. 11. Gezip dolanmak veya teftiş etmek: Maarif müdürleri mektepleri dolaşmakla vazifelidir; idare memurları, idarelerindeki yerleri dolaşmakla mükelleftir. Ayak dolaşmak = Doğru yürüyemeyip ayaklan birbirine karışmakla sarhoş gibi yürümek. Ayağa dolaşmak = 1. Mâni ve engel olmak. Osm. musallat ve bâr olmak: Ayağıma dolaştı durdu. 2. İyiliğe karşılık bir fena hareketin cezasını çekmek: Nimetin kadrini bilmedi, ayağına dolaştı. Bir şeyin ardında, arkasında dolaşmak = Peşine düşmek. Dört dolaşmak = Sıkıntıda bulunmak, oraya buraya başvurmak. Dil dolaşmak = Açık ve rahat söyleyememek, sarhoş gibi söylemek, sözün gelişini idare edememek: Sanığın dili dolaştı, itiraf etti. Zihin dolaşmak = Zihin karışmak, şaşırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bat around. go for a walk. take a walk. walk around. walk about. air oneself. go around. go about. look round. walk. circulate. circuit. become tangled. knot. jauntiness. browse around. float. flow. hike. itinerate. jaunt. go for a jaunt. go on a jau.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulate. ramble. roll. rove. stroll. tangle. tour. walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wander. to be indirect. to get tangled. to be generally reported. to walk. to circulate. to rove. to hike. to go around. to be entangled. to walk about. to loaf. to twist. to patrol. to hack. to recirculate. to in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Döndürülmek, devredilmek, çepeçevre gezdirilmek: Sofrada yemek dolaştırılıp herkes tabağına yemek alır. 2. Doğrudan doğruya götürülmeyip uzak uzak yollardan gezdirilmek: Şehri seyretsin diye dolaştırılarak götürüldü. 3. (söz) Münasebetini bulmak için bahisten bahse geçirilerek maksada götürülmek: Söz dolaştırılarak maksada gelindi. 4. Çevrilmek, sardırılmak: Ayağına bir ip dolaştırıldı. Ayağa, başa dolaştırılmak = Musallat edilmek, baş belâsı olarak verilmek: Bu iş de benim başıma dolaştırıldı; bir belâdır ayağıma dolaştırıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be taken for a walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by-pass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Döndürmek, devrettirmek, çepeçevre gezdirmek: Kendisine bütün bağları dolaştırdım; beni iki saat çarşıda dolaştırdı 2. Doğrudan doğruya götürmeyip sapa yollardan ve uzaklardan çevirerek götürmek: Yarım saatte gitmek mümkünken rehberimiz bizi iki saat dolaştırdı; bizi tâ nerelere kadar dolaştırdı. 3. (sözü) Maksada sevk için münasebet düşürmek: Sözünü dolaştıra dolaştıra maksadına geldi. 4. Çevirmek, sarmak: Ayağına bir ip dolaştırdı. 5. Etrafını çevirmek, sarmak, kuşatmak: Düşmanın bulunduğu tepeyi askerle dolaştırdı. Ayağa, başa dolaştırmak = Musallat etmek: Bu işi, bu belâyı başıma, ayağıma dolaştırdılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulate. entwine. float. ravel. snarl. tangle. to take for a walk. to walk. to show around. to entangle. to tangle. to entwine. to circulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take sb for a walk. to show sb around. to wind or tangle sth around sth else. to circulate. to lead around. to entangle. to twist. to tangle. to recirculate. to ravel. to complicate. entwine. foul. implicate. pass. snarl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dolayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surroundings. suburbs. outskirts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

environment. surrounding. suburbs. outskirts. suburban area. turn in a road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Devir, çevre, havali, etraf. 2. Daire şeklinde çizgi. 3. Münasebet: Dolayısıyla = 1. Münasebetiyle. 2. Doğrudan doğruya olmayarak, vasıtalı olarak, münasebet düşerek: Dolayısıyle benden malûmat aldı. —den dolayı (e.) = 1. Sebebinden, —den nâşi, —den ötürü: O adam yeni işlenmiş bir cürümden dolayı tevkif olunmuş; kendisiyle olan arkadaşlığından dolayı ona da sormuşlar. 2. Dair, müteallik, hakkında: Sizden dolayı bazı şeyler sordu. Fırdolayı = Çepeçevre: Ormanı fırdolayı gezdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becouse of. on account of. owing to. because of. because. for. inasmuch as. whereat. because of. on account of. due to. owing to. by virtue of. out of. for. from. seeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

because of. on account of. due to. owing to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

because of. on account of. due to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by implication. ergo. whereat. on account of. becouse of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consequently. so. because of. on account of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

because of. on account of. consequently. so. accordingly. circumstantial. in consequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Vasıtalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect. circuitous. mediate. constructive. oblique. remote. roundabout. secondhand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect. oblique. roundabout. tortuous. veiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect. backhanded. circuitous. circular. inferential. mediate. roundabout. secondhand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect object.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect object.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indirect tax. excise duty. excise. indirect duty / tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Vasıtasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct. firsthand. unequivocal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct tax. direct / assessed tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

5.1 hoparlör sistemiyle bütün ses efektlerinin ve frekansların ayrı ayrı hoparlörlerden dağıtımı için Dolby firması tarafından geliştirilmiş ses sistemidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kaset kaydedicilerde düşük parazitli kaydetme/çalma için kullanılan parazit giderme sistemleri.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® B/C ve S, kaset kaydedicinin sinyal-parazit performansını geliştirmek için tasarlanmış ses paraziti giderme sistemleridir. Dolby® HX Pro (Kafa Alanı Uzatması – Headroom Extension) erken kaset doygunluğundan kaynaklanan bozulmayı önleyerek performansı artırır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu biçimde kaydedilen film sesleri, beş ayrı surround ses kanalına ve özel efektler için bir ek subwoofer kanalına çözümlenebilir (5.1 çok kanallı surround ses).

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Digital Plus, Dolby® Digital tabanlı yeni bir ses kodeki olup Blue-Ray ve HD-DVD gibi gelecek nesil diskler için kullanılacaktır. Dolby® Digital Plus, veri hızını 3 Mbps ve daha fazlasına genişletmeyi teklif ediyor. Ayrıca gelecekte geleneksel 5.1 kanal modelinin ötesinden 7.1 ayrı kanallara ya da daha fazlasına kanal genişletilmesine izin verme esnekliğine sahiptir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Digital 5.1 Surround Ses Oluşturucu, uyumlu cihazda oynatıldığında surround sesle anılarınızı tamamen üretmenize olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

6.1 Çoklu kanal surround sesi için fazladan bir orta kanal ekler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Örneğin DVD oynatıcıdan gelen Dolby® Digital ya da DTS® biçimi dijital ses sinyallerini, dijital surround ses için çok kanallı (5.1) sinyallere dönüştürme yeteneği sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Stereo sinyalleri, dört kanal (2 ön, 1 orta, 1 arka mono) kullanılan analog surround sese kodlama/çözme olanağı sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Pro Logic® II, Dolby® Pro Logic®’in gelişmiş halidir ve ön (sol/sağ) ve arka (sol/sağ) sinyalleri tam frekans aralığı performansında ve gelişmiş kanal ayrımıyla çözer.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Pro Logic® II x dekoder, sizde bulunan stereo – ya da 6.1- veya 7.1 için 5.1 kanal ses – kanal oynatımını genişleten ilk ve tek teknolojidir. Bu, dinleyicinin kendisini eğlence deneyiminin içinde bulmasını sağlayan, kusursuz, doğal surround ses ortamı oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Üç boyutlu ses efektlerinin oluşturulmasını sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® Surround şarkı üretildiğinde dört ses bilgisi kanalı iki ses parçasına kodlanır. Daha sonra bu iki parça, evdeki video kasetleri ve TV yayımları gibi stereo program kaynaklarına getirilerek burada orijinal dört kanallı surround ses deneyimi oluşturmak üzere Dolby® Pro Logic® Dolby® Digital tarafından şifresi çözülür.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dolby® TrueHD, yüksek tanımlamalı disk tabanlı medya için geliştirilmiş gelecek nesil kayıpsız teknolojidir. Bit bit en yüksek çözünürlüklü stüdyo ustalarının aynısı niteliğinde ses sağlar. Dolby® TrueHD, sekiz adete kadar tam aralık kanalları destekler

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z)., (müz). tatlı, aheste, hoş, dolçe. dolce far niente tatlı rehavet. dolce vita tatlı hayat. dolcis'simo (s)., (z)., (müz). çok tatlı, çok hoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). okyanusun rüzgârların hafif ve sakin olduğu ekvatora yakın kısımları; iş ve sanat gibi çevrelerde durgunluk, sükunet; kasvet, keder, bezginlik, sıktntı. be in the doldrums canı çok sıkkın olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doldurmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling. backfilling. charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fill. filling. stuffing. loading. charging. packing. feeding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Boş şeyi dolu hale getirmek, içine bir şey koymak: Testiyi su ile, sandığı eşya ile doldurmak. 2. Bir şeyi bir kabın içine koymak: Bu eşyayı sandığa, zahireyi anbara doldurmalı. 3. Eksik olan şeyi tamamlamak. Osm. iblağ etmek: Verdiğiniz parayı beş yüz liraya doldurduk; daha hesabı dolduramadık. 4. Ateşli silâhlara kurşun ve mermi koyup atılmaya hazırlamak: Tüfeği, topu doldurmak. 5. Kesilmiş hayvanın karnına, kabak ve yaprak gibi bir sebzeye pirinçle üzüm, fıstık vesaire koyup pişirmek, dolma yapmak: Kuzu, hindi, domates doldurmak. 6. Çukur bir yeri taş, toprak, moloz vesaire ile düzeltmek: Orasını dolduracağız. 7. Denizin içine taş ve çimentolu moloz vesaire atarak karaya çevirmek: Sahilin sığlarını doldurup rıhtım yapmalı. 8. İçilecek şeyi kadehe koyup sunmak: Bana bir su, bir limonata doldur. Çile doldurmak = 1. Tam kırk gün inzivada kalıp ibadet etmek. 2. Cefa çekmek. Defter-i Amâli doldurulmak = Günah-kâr olmak. Çukur doldurmak = mec. Ölmek, defnolunmak. Donuna doldurmak = Bir kimse, dışarı çıkmaya vakit bulamayıp donuna etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fill. charge. load. stuff. complete. write out. choke up. clog. congest. cover in. crowd. glut. infest. infuse. line. replenish. store. throng. top up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. fill. imbue. indoctrinate. load. occupy. pervade. store. stuff. to fill. to fill sth up. to fill sth in. to fill sth out. to crowd. to encumber. to urge. to egg sb on. to cram. to stuff. to charge. to load. to pervade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pad. to fill to charge. to load. to fill. to turn sb against sb else. close. congest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Doldurmak işini yaptırmak, doldurmayı temin etmek: Şu testileri kime doldurtacağız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth filled or filled out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). içine bir şey konup boşluğu giderilmek, dolu hale getirilmek: Testiler dolduruldu mu? Sabahtan beri su verildiği halde havuz doldurulamadı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kısım, hisse, pay, nasip; muhtaç kimselere yiyecek, giyecek v.b dağıtımı, yardım, iane, sadaka verme; hükümetin işsizlere yardım olarak verdiği para; (f)., out ile iane olarak dağıtmak; ufak miktarda giyecek, yiyecek v.b yardımı yapmak. go v

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kasvetli, sıkıntılı, kederli, hüzünlü, mahzun. dolefully (z). sıkıntıyla, kasvetle, hüzünle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kavun ve karpuzun keleği, bostan bozumu ufak yemiş. 2. Tekerleğin merkezindeki ağırlık. 3. Umumiyetle yumru şey. Acı dölek = Ebu Cehil karpuzu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). dolerit, dolantaşı, koyu renk birkaç çeşit volkanik taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Doldurma işi. 2. Bir şeyin içine doldurulan madde. 3. Diş dolgusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wadding. filling. stuffing. inlay. plug. stopping. core. wadding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cement. filling. backfill. filler. packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stuffing. act of filling. fill. material used for filling. filling. charge. charging. back fillet. back fill. batch. core. liner. slug. pane. packing. pack. stuff. cushion. inlay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dolmuş, içi dolu. Ar mâl, meşhûn, mâl-A-mâl. Fars. pür: Dolgun havuz. 2. Kabarık, şişkin: Dolgun minder. 3. Çok yemekten şişmiş: Dolgun mide. 4. Tam, çokça, değerlice: Dolgun fiyat. 5. Hiddet, kin ve öfkeyi içine biriktirip saklamış. Ar. mubattın: Dolgun adam. 6. Son dereceye gelen: Dolgun yürek = Hüzün ve kederin son derecesine gelen yürek: Dolgun göz = Göz yaşı dökmek için küçük bir sebep arayan mahzun göz. Etine dolgun = Tıknaz, orta şişmanlıkta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fat. well-rounded. chubby. plump. goodly. buxom. succulent. lined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buxom. fat. rich. sonorous. filled. stuffed. full. plump. high. satisfactory. rich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full. filled. stuffed. plump. high. charged. loaded. heavy. saturated. replete. wad. solid. liberal. packed. chubby. fat. good. meaty. pregnant. well rounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high salary. fat salary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get plump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dolmuş şeyin hali. Ar. meşhûniyet, imtilâ. 2. Garaz, kin, yürekte gizli tutulan hiddet: Birine dolgunluğu olmak. 3. Mide şişkinliği. Ar. imtilâ. Kulak dolgunluğu = Çok işitmekten meydana gelen bilgi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repletion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fulness. plenitude. buxomness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fullness. ful l ness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). doliko sefal, uzunkafalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Uzun kafalı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dolichocéphale

anat. uzun kafalı

Başı dar, kafatasının uzunluğu genişliğinden fazla olan (kimse).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). oyuncak bebek, kukla; yalnız dış güzelliği olan kadın; güzel ve sevimli çocuk; (f)., k.dili up ile süslemek, süslenmek, şık giyinmek, giydirmek. dollhouse (i). oyuncak bebek evi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dolar, 100 sent karşılığı olan Amerikan para birimi; Kanada, ,Çin ve bazı İngiliz sömürgelerinin para birimleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Döllemek işi, Ar. ilkah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insemination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insemination. impregnation. improlificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Döl sahibi kılmak, (biyoloji) Erkek cinsiyet hücresi, dişi cinsiyet hücresiyle kaynaşarak tek bir hücre meydana getirmek. Osm. ilkah etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertilize. inseminate. impregnate. fecundate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inseminate. to make pregnant. impregnate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Döllenmek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impregnation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertilization. pollination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impregnation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Döllenmek, döl sahibi olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be inseminated. to be fertilized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parthenogenesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., k.dili topak, ufak parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(ç).dili bebek, kukla; (mak). tekerlekli kriko; iki tekerlekli yük taşıyıcısı; filim veya televizyon kamerasını taşıyan tekerlekli araç; dekovil lokomotifi; şahmerdan başlık takozu; çoğ, (argo). dolofin, sentetik uyuşturucu bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dolmak işi: Havuzun bu kadar çabuk dolması. 2. İçi pirinç, üzüm ve fıstıkla veya kıyma ile doldurulup pişirilen kesilmiş hayvan yahut kabak, yaprak gibi sebze yemeği: Kuzu, hindi, midye, kabak, patlıcan, lahana dolması: Yalancı dolma = Zeytinyağı ve pirinç ile yapılan yaprak dolması. 3. Bir şeyin içine doldurulan madde: Duvar dolması. 4. Doldurulmuş, içine pirinç vesaire doldurulan: Dolma kuzu, dolma domates. 5. Taş, toprak ve moloz vesaire ile doldurulup tesviye edilmiş: Dolma bahçe, dolma tepe. Dolmayı yutmak = Söylenen aldatıcı sözlere inanmak: Ben bu dolmayı yutmam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solid. stuffed. stuffed vegetables. reclaimed bank. embankment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being filled up. made by filling up. swamp or shallow water. a vegetable stuffed w. submergence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain pen. stylograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (boş kap vesaire) İçine bir şey konup boşluktan kurtulmak, dolu hale gelmek: Testi, sandık, havuz doldu; sarnıç daha dolmadı. 2. Bir kap ve zarf vesaire içine girmek, girip onu doldurmak: Dışarıda bırakılan kazana su dolmuş; karnına hava dolmuş; çocuklar kapıyı açık bulup içeri dolmuşlar. 3. Şişmek, kabarmak: Midem doldu; bu minder çok dolmuş. 4. Sabrederek hiddet ve kinini içinde saklamakla taşacak dereceye gelmek: Artık sabrede ede dolmuştum. 5. Tam olmak, tamamlanmak. Osm. ikmal olunmak: Tamam, hesap doldu. 6. Boş yeri kalma mak, artık alamamak: Araba, vapur, doldu. Kulak dolmak = Çok işitmekle öğrenmek. Gözler dolmak = Ağlayacak olmak, göze yaş gelmek. Yürek dolmak = Çok üzgün hale gelmek, ağlamaklı olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fill. be full. swell. clog. congest. lapse. swim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fill. be full. swell. clog. congest. lapse. swim. charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get full. to be filled. to be packed with. to be completed. to come to an end. fill. fill up. well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pen. fountain pen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain pen. fill- up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolma yapmaya yarayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fit for stuffing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit giysi, dolama; bir çeşit kadın paltosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Keltçe’den). Taşların üzerine kapak gibi yatırılmış büyük taşlardan meydana gelen taş çağı Abidesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cromlech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Cromlech. a prehistoric megalith typically having two upright stones and a capstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cromlech. dolmen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A megalithic tomb with one large flat stone laid on several upright stones Dolmens were usually originally covered by an earthen hill or barrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A megalithic chambered tomb, with a large flat stone laid on upright ones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An older Breton term for a Megalithic tomb from two words dol and men meaning stone table. [arch] Tomb of very large upright stones capped with a massive horizontal slab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large boulder resting, typically, on three smaller stones These boulders can range from one ton to many ton monstrosities These constructions are manmade, but who or when is unclear A second style of dolman is glacier created, and is more correctly call

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A stone-age structure consisting of two vertical stones supporting a slab of stone The most well-known dolmens are the 'gateways' at Stonehenge, England. a prehistoric megalith typically having two upright stones and a capstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarih öncesi devirde büyük taşlardan yapılmış olan lahit şeklinde abide, dolmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Boş yeri kalmamış. Fars. pür: Dolmuş testi, sandık, araba 2. Artık tahammül olunamayacak, taşacak derecede hiddetlenmiş: Osm. pür-hiddet, pürgazab. 3. İskelede, doluncaya kadar yolcu alıp, dolunca hareket eden nöbet kayığı, doldurma suretiyle yolcu taşıma, bu şekilde yolcu taşıyan nakil vasıtası. Dolmuşa gelmek = Kandırılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filled. stuffed. full. jitney. shared taxi. dolmush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taxi or motorboat which only starts when it is filled with passengers and w. full. filled. stuffed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolmuş yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolmuş yapma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

para transit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Tabiî kalsiyum ve magnezyum karbonatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dolomite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dolomite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol). kalsiyum, magnezyum ve karbonattan ibaret bir çeşit beyaz mermer, dolomi Dolomites Tirol,da bu kayadan oluşmuş dağlar, dolomitler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ,şiir keder, gam, elem, azap. dolorous (s). acıklı, kederli, elem veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Delphinidae familyasmdan yunusbalığı ve ona benzeyen başka birkaç çeşit balık, (zool). Delphinus delphis; den palamarlık baba veya şamandıra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). Delfin takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahmak, budala, kalınkafalı kimse. doltish (s). kafasız, budala, ahmak dom sonek lik, -Iık veya ''yeri anlamın da kullanılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dolu, dolmuş; boş olmayan. Ar. memlû, meşhûn: Dolu şişe, sandık, havuz. 2. Bir kap vesaire içine birikip toplanmış olan: Bu dolap kitap dolu; bu gölde balık, şu dağda av kuşları doludur. 3. Çok, fazla. Osm. kesretli: Bu bağda dolu kiraz vardır; Necd’de cins kısraklar doludur. 4. İçi boş olmayan, som. 5. Fişek ve barutu konup atılmaya hazırlanmış (ateşli silâh): Dolu tüfek, top. Doludizgin = (hayvanı) Tam süratle koşturmak: Bir atlı dolu dizgin geliyordu. 6. Bir kap vesaireyi dolduran miktar: Avuç dolusu, kâse dolusu. 7. içki dolu kadeh, bardak. Fars, piyâie: Bir dolu içmek. Ağız dolusu = Ehemmiyetsiz, değersiz çok lâflar: Ağız dolusu lâf, hangisine inanırsın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yazın havanın üst tabakalarındaki su zerrelerinin donup iri ve yuvarlak buz taneleri suretinde yağması ki, bazen çok ve pek iri taneli yağarak büyük hasar verir. Ar. bered, Fars. tegerk: Dolu yağmak, düşmek: Yağmurdan kaçıp doluya tutulmak = Hafif bir sıkıntıdan kaçarken daha ağırına uğramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full. filled. loaded. crowded. occupied. engaged. abounding. abundant. alive with. capacity. fraught. instinct. instinct with. laden. replete. rife. shot. shot through. steeped in. thick with. hail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraught. full. hail. laden. loaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full. filled. hail. abounding. loaded. containing a drink. charged. filled up. stuffed. packed. solid. complete. full-up. laden. fraught.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın son hızla koşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at a full gallop. at full speed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikişsiz kap yapılan bütün deri: Bal, pekmez, su doluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fullness. fulness. full. repletion. throng.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling. act of filling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayın dünyaya karşı gelen tarafının tamamiyle aydın görünmesi hali, ayın on dördü. Ar. bedr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fullmoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Tam yuvarlak halde görünen ay, bedir, bedr-i tam. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır. Hatta birçok ülkede polisler ve hastanelerin acil servis personeli, dolunay oluştuğu zaman işlenen suçların, intiharların, trafik kazalarının daha çoğaldığını, insanların renkleri görme yeteneklerinin azaldığını, sara nöbetlerinin sıklaştığını, sinir hastalarının uykusuzluktan daha çok yakındıklarını söylemektedirler ama bilim insanları bu görüşlere katılmıyorlar.

Eskilerin Ay’ın dönemlerine bağladıkları etkilerin büyük bir kısmının boş inançlar olduğu bir gerçektir. O zamanlar insanların uykularında gezinmeleri dolunay ışığı tarafından çekilmelerine bağlanıyordu. Dolunayın ışığının yatak odasından içeri girmesinin uyuyanın rüyasını etkilediğine, dolunay ile birlikte cinsel içgüdü fonksiyonlarının, insanların üremelerinin ve tarlaların bereketlerinin arttığına hatta ‘kurt adam’ efsanesine bile inanılıyordu.

Bilim insanları yine de Ay’ın evrelerinin ve özellikle dolunayın insanları etkilemesi olayına ciddiyetle yaklaşıyorlar. Ay’ın evreleri ile cinayetler, kazalar, dünyamızda oluşan kasırgaların dağılımı, magnetik alanlarda bozulma, kadınların aybaşları ve sara nöbetleri arasındaki ilişkileri yakından takip ediyorlar, devamlı istatistiki bilgi topluyorlar. Ancak kesin bir sonuca varılmış, Ay’ın evreleri ile bahsedilen olaylar arasında henüz bilimsel bir ilişki saptanmış değildir.

Yapılan bir çalışmada dolunay süresince oluşan trafik kazalarının alışılmadık bir şekilde fazla olduğu saptanmış fakat daha sonra olayların zaman aralıkları incelendiğinde çoğunun hafta sonu günlerine denk geldiği görülmüştür. Hafta sonu tatiline giderken ve dönerken sürücülerin acele etmeleri kazaların en önemli nedenidir. Yani tatil aceleciliğinin yarattığı trafik kazalarının yanında dolunayın etkisinin sözü bile edilemez.

Bilindiği gibi Ay’ın dünyada okyanuslardaki ‘gel-git’ denilen, suların alçalması ve yükselmesi olayı üzerinde doğrudan etkisi vardır. Vücudumuzun da çoğu su olduğuna göre Ay vücudumuzu da etkileyebilir mi? Vücudumuzdaki suyun oranı, okyanuslardaki su miktarı ile kıyaslanamayacağı gibi ‘gel-git’ olayı günde iki kez oluşmaktadır. Yani Ay’ın çekim gücü insanı etkilese bile bunun sadece dolunay safhasında değil her gün olması gerekir.

Dolunay safhasında iken Ay’ın parlaklığı da pek önemli bir etken değildir, çünkü bu safhada Ay’ın dünyaya gönderdiği ışık miktarı Güneş’in gönderdiğinin 600 binde biri kadardır.

Peki dolunayı bu kadar özel kılan nedir? Dolunay, Güneş Dünya’nın bir tarafında, Ay ise tam aksi tarafta aynı hizaya gelince oluşur. Bu durumda Güneş’in, Ay’ın Dünya üzerindeki etkisini arttırıp arttırmadığı da incelenmiştir. Bir miktar arttırdığı doğrudur ama Güneş o kadar uzaktadır ki bu etkileme de fazla kayda değer değildir.

Öyle görülüyor ki, her gün olan olaylar, Ay’ın dolunay safhasında da olunca sebep ona bağlanmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Dolmak işi. (bk.) Dolmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crowd into a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (uyd. k.). Bütün organları belirdikten sonra embriyonun aldığı ad. Ar. cenin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foetus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında beyaz akıntı; tıp dilinde ise; Gleet denilir. Arasıra görülen beyaz akıntı pek önemli değildir. Çünkü üşütmek, ruhi bunalım, uzun süren bir hastalık veya yüksekçe bir yerden düşmekten kaynaklanabilir. İç çamaşırında krem rengi beyazlıkta bir leke görülür. Kuruduğu zaman kahverengiye çalan sarı bir renk alır. Önce beyaz akıntının nedenini bulmak gerekir. Önemli bir hastalıktan kaynaklanmıyorsa, aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Anason

Hazırlanışı : 2 kahve kaşığı anason, tavada iyice kavrulup yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whirl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok dolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chock full.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full up. charged. chock a block. chock full. crowded. jam full or packed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first-aid box / cabinet. medicine chest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. la) şekil,görüntü, hayal: hayalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothespress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press. wardrobe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. endolenfa, iç kulakta bulunan bir sıvı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heaps. lots of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Fin bilgini Gadolin’in adından) (i. kimya). Atom ağırlığı 157,3 olan ve Gd simgesiyle gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kollu şamdan; fıskıye; ufak taşlı bir çeşit küpe; çarkıfelek fişeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wardrobe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inset cupboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Venedik’te kullanılan, tek kürekle yürütülen, iki başı yukarıya kıvrık kayık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gondola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gondola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gondol; Kuzey Amerika'ya mahsus dibi düz bir mavna; yolcular için balona takılan vagon; (d.y.) üstü açık yük vagonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gondolier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gondolier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gondolcu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sa. manyolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air line. airline. airway. skyway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lively. vital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animated. lively. full of beans. live. perky. rambunctious. vivacious. vivid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idol. cult figure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a material effigy that is worshipped as a god; 'thou shalt not make unto thee any graven image'; 'money was his god'. someone who is adored blindly and excessively. an ideal instance; a perfect embodiment of a concept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An image of a deity that serves as the object of worship. object that people worship, as in: He donated the golden idol he found to the museum. symbol of the substitution of the ego for our true Self or God; a false belief that there can be something othe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Amsemmud Adamum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. put, sanem; mabut; çok sevilen kimse veya şey; yanlış fikir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. putperest kimse; taparcasına seven kimse. idolatress i. putperest kadın. idolatrous s. putperestlik kabilinden. idolatrously z. puta taparcasna. idolatry i. putperestlik; çılgmca sevgi, şuursuz sevgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aşırı derecede sevmek, fig. tapmmak; putlaştlrmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. parfüm yapımında kullanılan bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tembel, üşenen; tıb. ağrısız, acısız. indolence i. tembellik. indolently z. tembelce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodstream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodstream. circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood circulation. blood stream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

land route.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. muhtemelen Isp.). 1. Bir nevi boyalı parlak kendir bezi ki, potin yüzü dahi olur. 2. Bu bezden yapılmış: Karamandola potin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrolment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be enrolled. be enroled. be enlisted. be written. check in. enter. enter into. sign up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to enrol. to enroll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be enrolled. to be entered. to be recorded. to be registered. to be enlisted. enrol l oneself. put oneself down. register oneself. sign up. to enter one's name for the term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footpath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

path. pathway. trail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foot path. footpath. footway. packway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookcase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

library case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

race track. racing track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an armful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picked up here and there by listening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. mandoline). Telli ve mızraplı bir çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mandolin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small and beautifully shaped instrument resembling the lute. a stringed instrument related to the lute, usually played with a plectrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mandolin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Stringed instrument similar to, but smaller than, the lute It evolved in 18th-century Italy It has four pairs of strings, which are plucked with a plectrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small stringed instrument descended from the lute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plucked-string instrument with a rounded body and fingerboard; used in some folk musics and in country-western music. an adjustable slicer for vegetables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A member of the string instrument family, part of the subfamily of unbowed strings The mandolin is tuned like the violin, except it has eight strings, rather than four Often found in folk music ensembles, the mandolin is smaller than the guitar It has the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mandolin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. metodoloji, yöntembilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe). Usul ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. méthodologie

yöntem bilimi

Özellikle felsefe ve bilim alanında yöntem araştırmak ve yeni yöntemler yaratmak için ilkeler geliştiren bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

methodology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

methodology. methodology yöntembilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

methodology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. méthodologique

yöntem bilimsel

Yöntem bilimle ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kitchen cabinet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

money circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pédologue

1. çocuk bilimci, 2. toprak bilimci

1. Çocuk bilimi uzmanı. 2. Toprak bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocuk bilimi, çocuk bilim, pedoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toprak ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Konusu çocuk olan ilim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pédologie

1. çocuk bilimi, 2. toprak bilimi

1. Konu olarak çocuğu alan ve onu her bakımdan inceleyerek özelliklerini belirten bilim. 2. Toprakların fiziksel, kimyasal, biyolojik vb. özelliklerini inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ergenlik çağı öncesi, 9-12 yaşlar arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be refused. to be rejected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (gen.) of veya with ile güzel kokulu; keskin koku yayan; hatırlatıcı. redolence, redolency (i.) güzel koku, keskin koku. redolently (z.) güzel kokulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden Almanya, Felemenk veya İskandinavya'ya mahsus yaklaşık olarak bir dolar değerinde gümüş para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Anadolu kazaskeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milky way. the galaxy. galaxy. via lactea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the milky way. the galaxy gökyolu. hacılaryolu. kehkeşan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the milky way. the Milky Way. galaxy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Güneş sisteminin de içinde bulunduğu, yüz milyar kadar yıldızdan meydana gelmiş bir yıldızlar kümesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locked in a close embrace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water route. waterway. canal. flume. gully. gutter. watercourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Su çekmeye yarar dolap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meat safe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teodolit, yatay ve düzey açılan öIçmeye mahsus yer ölçümü aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşları ile hayvan kemiklerinin üstüne resim kazırlardı. Türkçeye Arapçadan geçen kalem sözcüğünün kaynağı ‘kamış’ anlamına gelen eski Yunanca ‘kalamos’ sözcüğüdür.

Mısır, Yunan ve Roma medeniyetlerinde saz ve bambu gibi bitkilerin içi boş saplarından yapılmış kamış kalemler kullanılırken, Ortaçağda kağıdın üretimi ile beraber, kaz, kuğu, karga gibi kuşların kanatlarındaki tüylerin mürekkebe daldırılması şeklinde kullanılan tüy kalemler yaygınlaştı.

Mürekkepli metal kalemler aslında ta Romalılar devrinden beri biliniyordu ama John Mitchell adlı bir İngiliz 1822’de ilk kez makine yapımı çelik ucu imal etti. Dolmakalemler ise sertleştirilmiş yapay kauçuğun elde edilmesinden sonra yapılabildi.

Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin son yılların bir buluşu olduğu sanılır. Halbuki bu kalemin ilk modeli 1880 yıllarında ortaya çıkmış ama pek rağbet görmemiş, seri üretimine geçilememiştir.

Alakasız gibi gözükse de tükenmez kalemin tekrar gündeme gelmesinde uçakların gelişmesinin etkisi olmuştur. Uçaklar 2-3 bin metreye çıkınca hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalemin haznesinde atmosferik basınç altında doldurulan mürekkep dışarıdaki basınç düşük olunca kendiliğinden akıp yazıları da, giysileri de berbat ediyordu.

İkinci Dünya Savaşı’nda Amerikan Hava Kuvvetleri uçuş personeli için havada kullanabilecekleri, mürekkep akıtmayacak bir kaleme ihtiyaç duydu. Bilye uçlu kalem aranan bu özelliklece sahipti. Başlangıçta sadece havacılar tarafından kullanılırken kısa zamanda geniş halk tabakalarına da yayıldı.

Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda, pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş olan minik bir bilye aracılığı ile aktarılır. Normal yazı kalemlerinde bu bilyenin çapı l milimetre, daha ince yazılar için 0,7 milimetredir. Bilye mürekkebin yuvadan dışarı çıkmasını önler ama yuvasında döndükçe yüzeyine sıvanan mürekkebi kağıda verir.

Tükenmez kalem mürekkebi, dolma kalem mürekkebinden daha farklı, özel bir kimyasal birleşime sahip olup çabuk kuruyan türdendir. Mürekkep uca sürekli ve düzgün olarak geldiğinden dolgun, temiz ve lekesiz bir yazı yazılmasını sağlar. Genellikle bir tükenmez kalemin 2-3 kilometre boyunda bir çizgi çizmeye yetecek kadar mürekkebi vardır.

Tükenmez kalemdeki bilye uç, kağıt üzerinde dolma kalem ucundan çok daha az bir sürtünmeyle ve çok daha çabuk hareket edebildiğinden yazma hızı büyüktür ancak bilye ucun kağıt üzerine sürekli olarak değmesini sağlamak için kalemi daima kuvvetle bastırmak gerekir, bu nedenle de parmaklar daha fazla ve çabuk yorulurlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sultan Abdülaziz yenilikçi bir padişahtı. Yapmış olduğu Avrupa seyahatinde gördüğü demiryollarına çok imrenmiş, İstanbul’a dönüşünde İstanbul – Edirne demiryolunun yapımı için bir demiryolu şirketine yetki vermiştir. Ancak yapım sırasında demiryolunun Topkapı Sarayı’nın bahçesinden geçmesi gündeme gelince çevresindekiler bu duruma karşı çıkmışlardı. Bu itirazları tebessümle karşılayan Abdülaziz “tren saraydan değil isterse üstümden geçsin yeter ki bu demiryolu yapılsın” diyerek bu konudaki isteğinin ne denli güçlü olduğunu gösterdi.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Eskiden ramazanda meyhaneler zorunlu olarak kapatılırdı. Bayram arifesinde meyhaneciler gedikli müşterilerinin evlerine midye ya da uskumru dolmaları gönderirlerdi. Bu ikramlara „unutma bizi dolması’ denirdi.

Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Yalnızca iki ön hoparlörü kullanarak Dolby® Surround Ses efekti sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Tüyleri yolunmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çekilip koparılmak, Osm. nez’ ve kal’ edilmek. 2. Saçını yolarak üzüntüsünü göstermek, matem etmek, yırtınıp ağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cut off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by