Don Kişotluk ne demek? | Don Kişotluk anlamı nedir? | Don Kişotluk

Don Kişotluk anlamı nedir?

Don Kişotluk ne demek?

Don Kişotluk anlamı nedir?

Don Kişotluk | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: don kisotluk

Türkçe Sözlük

(i.) (Don Quichotte adından). Lüzumsuz kahramanlık göstermeye kalkışma.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD ve DVD biçimlerinden gelen dijital ses verilerini, amplifikasyon için analog sinyallere dönüştüren Dijital Sinyal İşleme (Digital Signal Processing – DSP) tekniği. Bu teknik, orijinal kaydın özelliklerini koruyarak geniş bir dinamik aralığa sahip yüksek kaliteli ses sunar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD yazılımında resimler, 8 bit çözünürlükte MPEG-2 teknolojisi kullanılarak kodlanmıştır. Sony DVD oynatıcılar bunları 10 bite dönüştürerek, dijital görüntüdeki suni ayrıntıları en aza indirir ve resim geçişlerini orijinal film master’indeki daha benzer şekilde oluşturur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Analog sinyalleri dijital biçime dönüştüren yüksek performanslı bir IC Yongası. Elde edilen dijital veriler, Dijital Sinyal İşleme (Digital Signal Processing – DSP) teknikleriyle işlenebilmektedir. Modern IC yongaları, 1 bit teknolojisine dayanmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) öIüler diyarı; cehennem, tamu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) tamamıyle bırakmak, terketmek, başından atmak; kendini tamamıyla vermek; kendini kaptırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) metruk, terk edilmiş; hayâsız, ahlâksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) terk; metrukiyet, terk edilmiş olma; tam feragat ile kendini teslim etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(biyol). ökçe veteri, Aşil kirişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

En yüksek ses kalitesini sağlamak için hassas dijital voltaj darbelerini, dengeli akım darbelerine dönüştürür.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Arabamızın motoru arabayı yürütecek gücü sağlarken bir yandan da ısı üretir. Motor bloğu içinde devamlı dolaşan su ile motor soğutulur. Motordan aldığı ısı ile ısınan bu su da radyatörde havanın yardımıyla soğutulur.

Kapalı bir çevrimde ve ideal ısı dengelerinde devamlı oluşan bu olayın farkına biz ancak, herhangi bir arıza durumunda soğutma olayı yetersiz kaldığında, radyatörden buharlar çıktığında, yani bilinen tabiri ile arabamız hararet yaptığında varırız.

Kışın soğuk aylarında, hava sıcaklığı sıfırın altına düşünce, arabamız kapı önünde hareketsiz halde iken bu soğutma suyu da her su gibi donabilir. Donunca genişler ve yaptığı basınçla motor bloğunu çatlatabilir. Bu olayı önlemek için suyun içine, sıfırın çok altındaki derecelerde bile donmasına mani olacak ‘anti-firiz’ dediğimiz sıvı ilave edilir.

Motorun soğutma suyunun içine ne oranda antifiriz konulacağını, o bölgede olabilecek en düşük hava sıcaklığı belirler. O zaman şöyle düşünülebilir. Tam emniyetli olması bakımından, soğutma suyunun yerine niçin tamamen antifiriz doldurmuyoruz? Antifiriz oranı yüzde yüzü bulunca sıcaklık ne kadar düşerse düşsün maksimum korunma sağlanmış olmaz mı?

Hayır, olmuyor. Mantıken ters gelebilir ama belirli orandan fazla konulan antifiriz bu sefer de tamamen ters tepki veriyor. Suya yüzde 50 oranında katılmış antifiriz -37 derecede donarken, antifirizin kendisi yani saf antifiriz -12 derecede donuyor.

Suyla karışabilen her şey onun sıfır derece olan donma noktasını düşürür. Yani donma derecesini düşürmek için suya toz şeker, şurup hatta aküdeki asit bile konulabilir. Hepsi de bir dereceye kadar aynı işlevi görür ancak hiçbiri diğer tehlikeli yan etkileri bakımından tavsiye edilmez.

İlk otomobillerde şeker ve balın antifiriz olarak kullanılmaları denendi, sonraları ise alkolde karar kılındı. Ancak bu sefer de alkolün kaynama noktası düşük olduğundan motor sıcakken sorun çıkardı. O halde ideal antifirizin donmayı önlemesi ama aynı zamanda da suyun kaynamasına sebep olmaması gerekiyordu. Günümüzde bu amaçla ‘etilen glikol’ denilen renksiz kimyasal bir sıvı kullanılıyor.

Suyun içine katılan kimyasalların donmayı önleme özelliği, suyun ve buzun moleküler yapıları ve antifirizin bu yapılara olan etkisinden ileri geliyor. Bilindiği gibi tüm sıvılarda olduğu gibi suda da moleküller serbest ve düzensiz halde, katılarda (buzda) ise sabit ve düzgün bir yapıdadırlar. Su donarken önce moleküllerinin hareketleri yavaşlar sonra da düzgün ve sabit bir pozisyona gelirler yani kristalleşirler. İşte antifirizin buradaki rolü, moleküllerinin su molekülleri ile birleşerek onların buz kristalleri oluşturmalarına mani olmaktır.

Peki öyleyse ortada su yokken antifiriz kendi kendine niçin daha çabuk donuyor? Çünkü suya katıldığında antifirizin su moleküllerine yaptığını su da antifiriz moleküllerine yapar. Donmayı önlemek daha doğrusu geciktirmek iki taraflı çalışır, su da antifirizin donma derecesini düşürür. Sonuç olarak arabanın soğutma suyuna önerilenden fazla antifiriz konmasının hiçbir faydası yoktur aksine zararı vardır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kıyamet gününde iyilik ve kötülük orduları arasında sıkacak savaşa sahne olacak meydan, mahşer; ölüm kalım savaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Çoban düdüğü.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

HiFi terminolojisinde aşağı dönüştürme genellikle Çoklu kanal karışımını alıp daha az kanal sayısıyla tekrar oynatmak anlamına gelir. Örneğin bir 5,1 karışımı, A/V amplifikatör kullanılarak stereoda tekrar oynatılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

ATRAC (Uyarlamalı Dönüşüm Akustik Kodlama-Adaptive Transform Acoustic Coding), MiniDisc’lerde kullanılmak üzere Sony tarafından geliştirilmiş bir veri sıkıştırma işlemidir. Yalnızca insan kulağı tarafından algılanabilecek ses bileşenleri kaydedilir ve bu sayede 64 mm’lik diske 80 dakikalık yüksek kaliteli stereo ses kaydedilmesine olanak sağlanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony ATRAC sıkıştırma sistemini kullanarak, 30 müzik CD’sine eşit bir alana sahip ATRAC CD oluşturabilirsiniz. Tek bir CD-R/-RW üzerinde sakladığınız müziğinizi uyumlu bir CD çalarda çalabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Atmosferdeki azotun bitkiler tarafından özümlenmesi, sonra topraktan geçerek atmosfere dönmesi süreci. Azot, proteinlerin önemli bir bileşenidir ve bu nedenle hem bitkiler hem de hayvanlar için gereklidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dizzy. giddy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giddy. vertiginous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giddiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vertigo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vertigo. swimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Hasta, kendisinin veya etrafındaki eşyanın boşlukta döndüğünden şikayet eder. Tıp dilinde vertigo denen baş dönmelerinin nedenleri çeşitlidir. Bunlardan başlıcaları şunlardır:

- Kulak ağrısı

- Araç tutmaları

- Ani hava değişimi

- Bazı göz hastalıkları

- İlaç zehirlenmeleri

- Düşük veya yüksek tansiyon

- Damar sertliği ve bazı kalp hastalıkları

- Kansızlık ve kan hastalıkları

- Mikrobik hastalıklar

- Beyin hastalıkları

- Sara ve bazı ruh hastalıkları

Tedaviye başlanmadan önce hastalığın gerçek nedeninin tespit edilmesi gerekir. Baş dönmelerine yapılacak ilk iş; hemen oturmak veya öne eğilmek ve mümkünse hemen yatmaktır. Baş dönmesi sık sık oluyorsa mutlaka bir doktora gitmek gerekir. Basit baş dönmelerinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Anason, su.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı suya 1 kahve kaşığı anason konur. 10 dakika demlendikten sonra içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. i. botanik). Güzelavratotu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An herbaceous European plant with reddish bell-shaped flowers and shining black berries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The whole plant and its fruit are very poisonous, and the root and leaves are used as powerful medicinal agents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Its properties are largely due to the alkaloid atropine which it contains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Called also deadly nightshade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A species of Amaryllis ; the belladonna lily. an alkaloidal extract or tincture of the poisonous belladonna herb that is used medicinally perennial Eurasian herb with reddish bell-shaped flowers and shining black berries; extensively grown in United State

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perennial Eurasian herb with reddish bell-shaped flowers and shining black berries; extensively grown in United States; roots and leaves yield atropine. an alkaloidal extract or tincture of the poisonous belladonna herb that is used medicinally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belladonna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güzelavratotu, belladon, bot. Atropa belladonna; bu bitkiden çıkarılan zehirli ilaç. belladonna lily nergis zambağı, bot. Amaryllis belladonna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İçine su, benzin, petrol gibi sıvı maddeler konulan, silindir biçiminde saç veya çinkodan büyük kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İçine su, benzin, petrol gibi sıvı maddeler konulan, silindir biçiminde saç veya çinkodan büyük kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drum. jerry can. skip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bin. can. drum. metal barrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oil drum. metal barrel. plastic jerry can.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

French term for a water bottle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Originally, a deep-toned instrument of the oboe or bassoon family; thence, a bass reed stop on the organ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name bombardon is now given to a brass instrument, the lowest of the saxhorns, in tone resembling the ophicleide. a large shawm; the bass member of the shawm family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. bombardon, mızıkada en kalın sesli nefesli çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. bir hava ile birlikte çalınan alçak sesli ve tek perdeli nağme; orgda pes birtakım notalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir satırın sağdan sola ve diğerinin soldan sağa yazıldığı eski bir yazı şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ,şiir iskoçya. Caledonian (i)., (s). Iskoçyalı (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kadıköy yakasının eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalseduan, Kadıköytaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (matb). kalın bir çeşit matbaa harfi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uğursuz sayılan kelimelerden kaçınma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). göz yummak, kusura bakmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kordon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). tohumdan ilk çıkan tek veya çift çenekli yaprak, kotiledon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital kodları, işitsel analog sinyallere çeviren bir IC Yongasıdır. Modern IC yongaları, 1 bit teknolojisine dayanmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Az ısı açığa çıkararak, yüksek düzeyde dengeli, yüksek güçlü Doğru Akım (DC) voltajları oluşturmada kullanılan bir elektronik yöntem. Bu özellik, mükemmel bir çıkış kafa alanı sağlayacak şekilde en iyi amplifikatör performansı sunar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep-freezer. deep freeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). iki çenekli bitki, tohum zarfı iki kısma ayrılan bitki. dicotyledonous (s). tohum zarfı iki kısma ayrılan, iki çenekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Halkın eskiden istanbul’ca»: Fransızlar’a verdiği bir ad: Didon sakalı = Yalnız çenesinde sivri sakalı, olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). çan sesi gibi; (i). çan sesi, dan dan; aynen tekrar edilen ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backsliding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (zool). iki defa diş çıkaran memeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extrovert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extrovert. extroverted. up-front.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Soğuktan billûrlaşarak, geçici olarak katı hale geçmiş su vesair sıvılar, buz. Fars. yah: Dışarıda don var; testi don tutmuş. Don çözülmek = Buz erimek. 2. Su vesair sıvıların soğuktan billûrlaşmasıyle geçici olarak katılaşması. Ar. cumûd (ve galatı incimad). Buz bağlama: Don havasıdır; havalar don gidiyor; hava dona çekecek. Donyağı = Makinelere sürülmekte vesair böyle işlerde kullanılan iç yağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Umumiyetle, elbise. Ar. sevb, libas, Fars. câme: Kara don. 2. Belden aşağı giyilen ve bacakları örten elbise, şalvar, tuman, dizlik: Ayağında donu yok. İç donu = Tenin üzerine ve pantolon, entari vesairenin altına giyilen bir iç çamaşırı. 3. At rengi: Bu atın donu güzel; doru don, açık don. Donsuz = Hiç bir şeyi olmayan, Adi, aşağılık, şıllık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frost. glazed frost. frostiness. freeze. underpants. briefs. drawers. don.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brief. freeze. frost. underpants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sir; Mr; Signior; a title in Spain, formerly given to noblemen and gentlemen only, but now common to all classes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A grand personage, or one making pretension to consequence; especially, the head of a college, or one of the fellows at the English universities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To put on; to dress in; to invest one's self with. a European river in southwestern Russia; flows into the Sea of Azov Celtic goddess; mother of Gwydion and Arianrhod; corresponds to Irish Danu a Spanish title of respect for a gentleman or nobleman the he

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frost. briefs. drawer. freeze. frostiness. pants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Spanish title of respect for a gentleman or nobleman. teacher at a university of college. the head of an organized crime family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Celtic goddess; mother of Gwydion and Arianrhod; corresponds to Irish Danu. a European river in southwestern Russia; flows into the Sea of Azov. put clothing on one's body; 'What should I wear today?'; 'He put on his best suit for the wedding'; 'The princ

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

City of Seattle Department of Neighborhoods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An Oxford academic See also Fellow [Oxford].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Director of Nursing. Underwear with a variety of different fly cuts, extending to the knees or ankles Those which extend to the knees, the part from the bottom edges to the hips is ornemanted either by thick borders or sprinkled motifs Beside these, there

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sound effect that is used most often in this series Usually, this sound effect is used when someone is being shoved from the back, cannons are being fired, or doors are being pounded upon, but in One Piece, it is used more as a fanfare to something the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Don.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ''Bay'' anlamına gelen ispanyolca bir söz; ispanya'nın ileri gelenlerinden, Don; (ing)., k.dili üniversite öğretmeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (ned, ning) giymek, giyinmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in one's underwear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Don Quichotte adından). Lüzumsuz kahramanlık göstermeye kalkışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (isp). hanım, bayan; ispanyol hanımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şaşkınlıktan bir an için ne yapacağını, ne diyeceğini bilememek, donup kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be petrified with horror or astonishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decorate. to adorn. to embellish süslemek. tezyin etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gemi direğine, yelkene yahut başka bir parçaya bağlı olan halat ve makara gibi manevra vasıtaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accoutrements. rigging. appointments. rig. equipment. furnishing. hardware. accoutrement. equipage. gear. implement. tackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitment. installation. rig. hardware. rigging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardware. rigging. outfit. assessories. supplies. garniture. armature. makeup. trimming. equipment. facilities. munition. installation. appurtenance. fitout. fitting- out. fixture. gear. rig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Herkesle alâkalı sevinçli bir hâlin ilânı veya kutlanması için şehrin elektrik, bayraklar vesair şeylerle süslenmesi, top, tüfek ve fişekler atılması. Şehr-Ayîn = Şenlik, donanma gecesi. 2. Harp gemilerinin bütünü: Türk, Fransız donanması, donanmay-ı hümâyûn. İnce donanma = Nehir için ufak gemiler filosu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fleet. navy. armada. maritime power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armada. navy. fleet. illuminations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fleet. navy. naval force. fireworks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Süslenmek, bezenmek: Gelin güzel donanmış. 2. (şehir, bina vs.) Elektirik ve bayraklarla süslenmek: Bütün şehir donanmış; resmi binalar çok güzel donandı. 3. (gemi) Yelken vesaire takımıyle cihazlanmak: Yeni inşa olunan gemiler daha donanmadı. 4. (at) Mükemmel takımlarla hazırlanmak: At donandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spruce oneself up. to do oneself up. to be decorated. to be equipped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be decorated. to be equipped. to dress up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hediye etmek, bağışlamak, iane vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipment. gear. kit. outfit. paraphernalia. tackle. fittings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessory. accoutrement. reinforcement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Donanma işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dressed up. to be adorned. to be decorated. to be embellished. to be equipped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Donatmak işi, teçhiz. 2. (askerlik) Birliklere gerekli olan silâh ve makineleri sağlama işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipping. arming. rig. supplying. armament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armament. equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipment. fittings. gearing. equipping. procurement of ordinance. accessories. accessory. gear. fixture. equipage. device. appliance. armature. garnish. harness. tackling. tackle. installation. rigging. rig. purchase. train. mounting. furniture. ap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iane verme; iane, hediye, bağış, hibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Donatmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipment. equipping. fit out. fitting. decoration. installing. outfitting. rigging. trimming. confection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) («elbise» mânâsındaki «don» dan olup «giydirmek» demelidir) 1. Süslendirmek, bezetmek. Osm. tezyin etmek: Odalarını güzel donatmış; gelini giydirip donattılar. 2. Şehri ve binaları, elektrik ve bayraklarla süslemek: Şehri, çarşıyı, sokakları, vapurları donatmak. 3. Süslü şekilde tertib etmek: Meyve tablası donatmak. 4. mec. Sövüp sayarak azarlamak, kabahatlerini etrafiyle yüzüne vurarak paylamak. 5. (denizcilik) Geminin arma ve teknesindeki eksikleri tamamlamak ve teçhiz edip sefere hazırlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rig out. deck out. ornament. equip. rig. outfit. decorate. furnish. gird. arm. attire. bedeck. bedight. catch up. damask. invest. prank. prank out. prank up. turn out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

array. attire. deck. decorate. equip. furnish. grace. issue. provision. to deck out. to ornament. to decorate. to adorn. to grace. to furnish. to equip. to rig. illuminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decorate. to rig. to equip. to set lavishly (with food and tableware. administer. affreight. array. bedeck. fit out. fit. fit up. furnish. garnish. gear. to fit out. outfit. prepare. upholster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Donatma işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb / sth equipped or decorated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Itır cinsinden bir bitki.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Henüz evlenmemiş kız. 2.Örfte devamlı erkek çocuğu olan ailenin son doğan çocuğu kız olursa döndü adını koyarlardı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Buz haline geçirme. 2. Karın içinde döndürmekle buz haline geçirilmiş limonata, şerbet ve süt vesaire ki, yazın serinlik vermek için yenir: Limonlu, kaymaklı dondurma. 3. Dondurulmuş, buz haline geçirilmiş 2. Donup tek parça olmuş: Dondurma kavurma; dondurma duvar. Dondurma taş = Tabiî olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice-cream. ice cream. sundae. ice. freezing. refrigeration. congelation. congealment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice. freezing. frosting. ice cream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice cream. refrigeration. freezing. solidication. hardening. chilling. icing. freeze. ice. refrigerating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dondurma yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice cream seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice cream seller / maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Su vesair sıvıları soğutmakla katı hale geçirmek: Bu soğuk, suları, nehri donduracaktır; bu yağı erittikten sonra dışarıya koyup dondurmalı. 2. Üşütmek, soğukta bırakmak: Bizi donduracaksınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeze. ice. transfix. to freeze. to chill. to frost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeze. to freeze. to consolidate. bind. congeal. frost. ice. petrify. refrigerate. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crank. table lifting rapping turning. torsion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Devrettirmek, çevirmek. Osm. tahrik etmek: Çarkı, fırıldağı, dolabı döndürmek. 2. Geriye çevirmek. Osm. ircâ etmek: Kendisini yarı yoldan döndürdüler. 3. İçini dışına veya önünü arkasına çevirmek. Osm. taklîb etmek: Bu minderi döndürmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn. turn round. turn aside. turn over. rotate. spin. whirl. turn inside out. reverse. deflect. return. revolve. roll. slew. slew round. slue. slue round. swerve. swing. twiddle. twirl. veer. veer round. wheel. wind. wind up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convert. flip. revolve. rotate. swerve. swivel. turn. twine. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rotate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezing. frosty. cutting. nipping. perishing. freezer. deep-freezer. chilling. refrigerant. cryo-. frigid. withering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezing. cold. chilling. perishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to freeze. to be frozen. to be consolidated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torsion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be turned. to be rotated. to be sent back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frozen. frappe. pegged. refrigerated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. donnée

veri

Bir araştırmanın, bir tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan ana öge.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

datum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

p. p. from Do, and formerly the infinitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Performed; executed; finished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is done or agreed; let it be a match or bargain; used elliptically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Given; executed; issued; made public; used chiefly in the clause giving the date of a proclamation or public act. cooked until ready to serve having finished or arrived at completion; 'certain to make history before he's done'; 'it's a done deed'; 'after

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having finished or arrived at completion; 'certain to make history before he's done'; 'it's a done deed'; 'after the treatment, the patient is through except for follow-up'; 'almost through with his studies'. cooked until ready to serve. completed, as in:

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). do; (s). tamamlanmış, bitmiş; iyi pişmiş (yemek). done brown iyi kızarmış (et, ekmek). done for mahvolmuş, bitkin, öIüm döşeğinde. done in çok yorgun, bitkin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Karşı ziyarette bulunma. - (bkz.Döndü).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (uyd. k.). Alternatif akımla çalışan motor veya dinamoların dönen kısmı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). bağışta bulunulan kimse veya kurum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sözünden döner, sözünde durmaz, kaypak. Ar. mütelevvin: Pek dönek adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renegade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capricious. fickle. flighty. rat. renegade. treacherous. turncoat. volatile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconstant. fickle. renegade. seceder. secessionist. uncertain. unstable. variant. volatile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sözünden dönen adamın hali, sözünde durmama. Osm. sebatsızlık. Ar. televvün: Onun dönekliği malûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconstancy. tergiversation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rotary. rotational. rotatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Başı sonu belli zaman süresi: Devre, devir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

period. term. semester. session. circle. date. day. epoch. spell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day. epoch. era. period. season. semester. spell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

period. term. period of time. era. school term. semester. cycle. epoch. phase. time period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yolun yön değiştirdiği yer, yolun dönülen yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. curve. winding. wind. zag. elbow. hook. sweep. turning. turnout. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. curve. turning. winding. corner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curve. bend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uç yaşını geçen at ve deve gibi büyük ve iki yaşını geçen koyun ve keçi gibi küçük hayvanlar için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Geri dönme noktası. Ar. medar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tropic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tropic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dönen: Yanar döner. 2. Döne döne kızaran kebap, döner kebap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning. turnable. winding. swivel. rotary. rotative. rotatory. revolving. rolling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gyratory. turning. revolving. rotating. rotary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolving. rotating. spiral. turning. spinning. circling. circulating. rotated. rotary. rolling. whirling. pressed lamb roasted on a large vertical spit. gyratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doner kebab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Döner çok açılı objektif, çok sayıda yaratıcı çekim açısına izin verdiğinden, kendi fotoğraflarınızı ve zor fotoğrafları çekmeyi kolaylaştırmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolving door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pressed lamb roasted on a large vertical spit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travelling platform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulating capital. floating / liquid / working capital. floating capital. liquid capital. current capital. effective capital. floating assets. rolling capital. revolving fund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnspit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muşmula denilen meyve. Ezgilden büyük ve beşbıyıktan küçüktür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Makinelerin içinde kazana su vermek ve sintine suyunu atmak için kullanılan tulumba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vicious circle kısırdöngü. loop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loop. circle. circular reasoning. rotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

16:9 en-boy oranı ve mükemmel görüntü kalitesi sunan bir TV projeksiyon sistemi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski zaman şatolarında en yüksek kule, burç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eşek, merkep; eşek adam, akılsız veya inatçı kimse. donkey engine (mak). donki makinası, küçük yardımcı buhar makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gelidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeze. freezing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezing. freeze. frost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezing level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezing point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezing point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıvı iken, sıcaklığının azalmasıyle katı hale gelmek: Dışarısı öyle soğuk ki, dondum. Yağ dondu. 2. Soğuktan donarak ölmek: Böyle havada yola çıkarsa, insan donar 3. Çok üşümek. 4. Kimyevî bir etki ile katılaşmak: Çimento ve alçı çabuk donar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeze. congeal. chill. perish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeze. frost. jell. to freeze. to set. to bind. to curdle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to freeze. to freeze to death. to feel very cold. to set. to harden. to remain motionless. bind. frost. jell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Üşümenin en ağır şekline donma denir. Donan kişiyi birdenbire ısıtmamak gerekir. Böyle durumlarda yapılacak ilk iş; vücuda bir battaniye sarıp, ılık bir yere taşımak; orada başı hafif geriye doğru olmak üzere sırtüstü yatırmak, kol ve bacaklarını soğuk su ile iyice ovmaktır. Limonsuyu ile masaj yapılabilir. Aşağıdaki reçeteler de aynı amaçla kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ceviz yaprağı, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 3 tutam ceviz yaprağı konur. Kaynatılır. Ilıdıktan sonra, vücut bu suyla iyice ovulur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dönmek işi. Ar. devr. 2. Geri gelme . Ar. avdet, ric’at. 3. Değişme, Osm. tehavvül, tegayyür. 4. Din değiştirme. Ar. ihtida, irtidâd: Çin’in dönmelerine Şark Türkçesi’yle Dungan derler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning. turn. rotation. torsion. conversion. convert. circumvolution. cycle. deflection. deflexion. facing. gyration. loop. proselyte. renegade. spin. swing. tumble. twist. veer. wheel. whirligig. winding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apostle. relapse. reversal. revolution. rotation. turnabout. turning. conversion. convert. transsexual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolution. turning. member of a Jewish community which converted to Islam in the seventeenth ce. rotation. circulation. spin. rotative. rotary motion. regress. turnabout. turn. circuit. rolling. return. currency. circular motion. curling. warping. whirli

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dönme özelliği, odanın tüm köşelerinden ekranı net olarak görmeniz için çoğu BRAVIA TV’de bulunan mekanik bir özelliktir. İzleme açısının sola veya sağa en fazla 20° ayarlanmasını sağlar, böylece ekran uygun olmayan konumlarda bırakılmaz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whirl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kendi mihveri veya başka bir mihver etrafında devretmek, devreylemek: Dünya 24 saatte bir kere kendi etrafında, senede bir defa da güneşin etrafında döner. Mevlevi dervişleri muntazam bir hareketle dönerler; bu tekerlek dönmüyor. 2. Arkaya doğru gelmek, geri gelmek, avdet etmek: Filân yere gidip akşam döneceğim; bu vapur Mudanya’ya kadar gidip oradan yine buraya döner. 3. Değişmek, başkalaşmak. Osm. diğergûn olmak, tahavvül ve tegayyür etmek: Onun işi döndü; aklı döndü. 4. Eski dinini bırakıp diğer bir dine girmek: Çin’in Dungan denilen ahalisi dönerek İslâm dinini kabul etmişlerdir: Arnavutlar’ın bir kısmı fetih sırasında ve bir kısmı da çok sonra dönmüşlerdir. 5. Caymak, vazgeçmek, sözünü tutmamak: Sözünden dönmek. 6. Birini terk edip onun tarafını tutmaktan vazgeçmek: Sonraları Kleopatra’dan dönmüşlerdi. 7. Bir hal almak, benzemek, bir harekette bulunmak: Arslana döndü = Gayet yiğitçe harekette bulundu; suya düşmüş sıçana döndü. Baş dönmek = Başı dönüyor gibi olmak. Sözünden dönmek = Verdiği sözden caymak. Soy dönmek = Nesil bozulmak, karışmak, asalet ve cins karışmak. Göz dönmek = mec. Fazla hiddet ve telâştan gözler kararmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn one's coat. turn. rotate. turn back. go back. come back. return. return to. swerve. wheel about. change one's mind. bear. budge from. call back. chop about. chop round. circle. come home. deflect. face. front. get round. go back on. gyrate. pivo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrive. convert. depart. relapse. return. revolve. swerve. turn. veer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

return. revert. deflect. to turn. to revolve. to rotate. to spin. to return. to go back. to come back. to turn toward / into. to become. to repeat. to stay back. to be converted to change. to wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kokmuş, ekşimiş, bozuk: Dönmüş yemek. Gözleri dönmüş = Hiddet veya diğer bir üzüntüden gözleri dışarıya fırlayıp çılgına dönmüş. Sütü dönmüş = Bir üzüntüden sütü çalkanmış (kadın).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frostbitten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frozen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frosted. frozen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., it hanım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). herkesin katıldığı kavga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. donneur

tıp verici

Başkasına aktarılmak üzere kan, doku veya organ veren kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). veren veya hediye eden kimse; bağışta bulunan kimse; (tıb). kan veren kimse, verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tembel ve haylaz kimse; colloq boş gezenin boş kalfası. don't kıs donot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «donmak» tan). Sibirya’nın donmuş bataklıklarla dolu çölü (Avrupa dillerinde bu mânâ ile kullanılan «tundra» kelimesi bundan gelmedir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Don giymemiş olan. 2. mec. Yoksul, serseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Donmuş, buz bağlamış, katı (galatı: müncemid) Elleri donuk. 2. Ustü donmuş gibi, dumanlı, bulutlu, berrak olmayan, buzlu: Donuk cam. 3. Cilâsız (tahta, maden vesaire) 4. Fersiz, ruhsuz: Donuk adam; donuk ifade.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (galatı ve zebanzedi: domuz) Tonguz. (bk.) Domuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çevrili, çevrilmiş, dönmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blurred. clouded. colourless. dull. dullish. cold. dim. matt. mat. opaque. toneless. glassy. blear. dead. diaphanous. frosty. inanimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colourless. dull. faint. flat. glassy. lifeless. lusterless. mat. matt. matte. matte mat. colorless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dim. opaque. dull. lusterless. flat. mat. dead. non-luminous. blurred. pale. unpolished. frozen. frosted. amorphic. amorphous. bloodless. crepuscular. drab. expressionless. faint. fuzzy. inanimate. lackluster. leaden. misty. ponderous. stuffy. toneless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turned. facing. directed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Donuk olmak, fer’i, cilâsı ve parlaklığı gitmek

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dull. film over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deaden. dim. flatten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fersizlik, cilâsızlık, sönüklük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuzziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dullness. opacity. inanimateness. mist. tarnish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Devrolunmak: Mevlevi semâmda bir usûl ile dönülür. 2. Geri gelmek: Oraya gidilirse akşama dönülebilir mi? 3. Sözünden veya bir tarafı tutmaktan cayılmak: Bir tarikate girdikten sonra dönülmek olmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («dönmek» ten). Eni ve boyu kırk adım veya mimari arşından ibaret arazi ölçüsü (918,672 m2). Bir dönüm dört «evlek» e bölünür: Bu tarla elli dönümdür. Yeni dönüm, Aşarî dönüm = Eni ve boyu yüz metreden ibaret arazi ölçüsü, hektar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Devir, dönme, gezinme. 2. Geri geliş, avdet. 3. Kere, defa, nöbet. Gün dönümü = Güneşin yaz başında kuzeyden, kış başında güneyden Ekvator’a doğru gelişi, gece yahut gündüzün uzamaya başlaması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a land measure of about square metres. turn. revolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a land measure of about 920 square meters. about a quarter of an acre. turning. returning. rotating. revolving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climacteric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crossroads. crunch. landmark. milestone. watershed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning point. turning / critical point. crisis. crosss. landmark. milestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dönüme yetecek miktarda: Bir dönümlük tohum kaldı. 2. Dönüm kadar: İki dönümlük bir bağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geri gelme. Osm. avdet, rücû: Hac dönüşümde Kudüs’ten geçmek emelimdir; tiyatrodan bu kadar erken dönüşünüze bir mânâ veremedim, (bk.) Dönme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

return. turning. return. turn. comeback. rotation. spin. swing. return journey. way back. facing. gyration. regress. regression. rev.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comeback. cycle. return. rotation. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cycle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer) Faili ile mefûlü bir olan fiil, mütavaat: Sevinmek, gezinmek, takınmak gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflexive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflexive. rotational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflexive verb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversion. mutation. transformation. regressive assiilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şekil veya halden başka bir şekil veya hale girmek. Osm. tahavvül etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transform. change. turn into. turn to. grow. be transformed into. shade into. convert. expand. pass. resolve. return to. shade. shade off. shade off into. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convert. degenerate. mutate. turn. to change. to transform. to turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn into. to be transformed into. to mutate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversion. transformation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversion. transformation. mutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Gezinip aramak, araştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transform. transform. convert. turn into. turn to. coke. reduce. resolve. translate. transmute. transubstantiate. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convert. transform. turn. to change/turn. to convert. to transform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convert. transform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transformer. converter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transforming. converting. convertor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

converter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Değişme, başka bir hale girme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transformation. transmutation. mutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transformation. conversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transform. transformation. conversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (y. k.). Osm. istihâle ve tahavvül etme nazariyesi. Lamarck’ın ortaya attığı ve Darwin’in geliştirdiği nazariye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rotative. rotatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dönerken, dönüşte: Kalemden dönüşün size uğrarım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yereşeği, osurgan böceği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yağlarının eritilmesiyle elde edilen ve normal sıcaklıkta katı halde bulunan yağlar: Donyağı gibi yahut donyağının dolması = Soğuk, konuşmayan, kimseler için söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixed oil. tallow. hard oil. cup grease. fat. rough fat. tallow oil. stearin. consistence oil. blubber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indonesia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indenesia. indonesia. indonesian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indonesia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Cakarta.

Nüfus: 200.410.000.

Yüzölçümü: 1.913.443 km2.

Komşuları: Güneydoğu Asya, Hint Okyanusu’nda takım adalar.

Önemli Şehirleri: Surabaya, Bandung, Uyung Pandang, Malang.

Din: Müslüman %87.

Dil: Bahasa İndonezya, İngilizce.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: Önce Portekiz ardından da Hollanda sömürgesi olan Endonezya II. Dünya Savaşı’nda Japonya tarafından 1942’de işgal edildi. 1945 yılında Ahmet Sukarno’nun liderliğinde yürütülen Ulusçu hareket bağımsızlık ilan etmesine karşın, bu ilan kabulü ancak 1949’da olmuştur. İlk Cumhurbaşkanı olan Sukarno 1950 yılında federal yapıyı feshederek üniter bir cumhuriyet kurdu ve katı bir ulusçuluk politikası uyguladı. Ülke içinde yükselen ağır baskılar sonucu 1965 yılında Sukarno yetkilerini General Suharta’ya devretmiştir. Suharta 1993 yılında 6. Kez Cumhurbaşkanı seçildi. Suharta muhalefeti sınırladı ve ülkeyi Batı ile müttefik yaptı. Politik istikrar ve ülkenin zengin petrol kaynakları ülkeyi ekonomik bakımdan istikrarlı yaptı.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indonesian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indonesian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir enerji biçiminin diğerine dönüşmesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sözünden dönmeyen, doğru sözlü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (cogr.) Akdeniz'de esen kuvvetli kuzeydoğu rüzgarı, poyraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

Şimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile görüntülersek her kare tekerleğin aynı pozisyonunu aynı noktada görüntüleyeceği için gözümüz tekerleği duruyormuş gibi algılar. Tekerleklerin dönüş hızına bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini görüntülerse bu sefer de tekerlekler geri dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer görüntüyü vererek gözü iyice yanıltır. Bu tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu görüntü yanılgısı olmayabilir.

Sinema konusunda en çok merak edilenlerden biri de sessiz sinema zamanındaki eski filmlerde insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır. Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 görüntü geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar günümüzün saniyede 24 görüntü veren makinelerinde oynatıldığı zaman hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.

Diğer sebep ise eski filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 görüntü hızıyla oynatılarak karakterlerin daha komik görüntü vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına başvuruluyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

İimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile görüntülersek her kare tekerleğin aynı pozisyonunu aynı noktada görüntüleyeceği için gözümüz tekerleği duruyormuş gibi algılar.

Tekerleklerin dönüş hızına bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini görüntülerse bu sefer de tekerlekler geri dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer görüntüyü vererek gözü iyice yanıltır. Bu tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu görüntü yanılgısı olmayabilir.

Sinema konusunda en çok merak edilenlerden biri de sessiz sinema zamanındaki eski filmlerde insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır. Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 görüntü geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar günümüzün saniyede 24 görüntü veren makinelerinde oynatıldığı zaman hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.

Diğer sebep ise eski filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 görüntü hızıyla oynatılarak karakterlerin daha komik görüntü vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına başvuruluyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Biri döndüğü vakit ötekinin de dönmesine yol vermemek üzere uç uca getirilerek serbest bir eksenle bağlanmış iki halkadan ibaret teknik düzen. 2. Tunçtan 6 köşeli bir çeşit oyun zarı. 3. Yeltek, kaypak huylu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swivel. barrel swivel. vane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bugün artık hemen hemen her evde buzdolabı var. Günlük gıdalarımızı bozulmasınlar diye buzdolabında saklarken, uzun süre saklayacaklarımızı da buzluk veya derin dondurucu dediğimiz kısmına koyuyoruz. Gıdaların normal hava şartlarında bozulmalarının nedeni, bu ortamda gıdada bulunan bakterilerin, mikropların kısacası mikro organizmaların gelişerek faaliyetlerini sürdürmeleridir.

Gıdaları soğukta veya dondurarak muhafaza en çok başvurulan ve püf noktaları olan yöntemlerdir. Bu arada gıda muhafazasında tam tersi yollar da vardır. Isıtarak muhafaza ve kurutma gibi. Hatta turşu kurmak bile bir muhafaza yöntemidir. Dondurarak muhafazaya geçmeden önce pastörizasyon, sterilizasyon gibi sık sık ismini duyduğumuz veya etiketlerin üzerlerinde gördüğümüz terimlerin anlamlarına bir bakalım.

Gıdaları daha dayanıklı kılmak amacıyla uygulanan yöntemlerden pastörizasyon ve sterilizasyon ısıl uygulama ile muhafaza anlamına gelmektedirler. Sterilizasyonda gıda 100 derecenin üzerinde ısıtılır. 100 derecenin altındaki ısıl uygulamalar ise pastörizasyon adını alır. Her iki yöntemde de amaç daha işin başında bakteri ve mikropları öldürmektir.

Hangi yöntemin uygulanacağını gıdanın asit durumu belirler. Asit oranı fazla gıdalarda bakteri ve mikropların ısıya dirençleri azalır. Bunun için düşük asitli gıdalar sterilize edilirlerken yüksek asitli gıdalar pastörize edilirler. Ancak sütte durum farklıdır. Süte pastörizasyon işleminin uygulanmasının asıl amacı dayanıklı bir ürün elde etmekten ziyade verem mikrobunu öldürmektir.

Kurutarak saklamada, su ortamdan uzaklaştırılır. Böylece bakteri ve mikropların gelişmesi önlenir, biyokimyasal reaksiyonlar en aza indirilir. Ancak yine de bazı kimyasal reaksiyonlar oluşur ve bunlar da renk koyulaşmasına ve gıdanın acılaşmasına yol açarlar.

Soğukta muhafazada, gıdanın hücre suyu, en fazla donma noktasına kadar soğutulur. Meyve ve sebzelerde bu sıcaklık +4 ile -2 derece arasındadır. Bu yöntemin en yaygın kullanma yeri buzdolabıdır ve dondurarak muhafaza ile karıştırılmaması gerekir.

Günümüzde gıdaların dondurularak saklanması çok yaygın bir şekilde uygulanan en iyi muhafaza yöntemidir. Bu yöntemde hücre suyunun donması ve hücrelerin ölmesinin sağlanmasına kadar sıcaklık düşürülür. Gıdalar genellikle -40 derecede dondurulur, -18 veya -20 derecede muhafaza edilir.

Gıdadaki su miktarının azalması bakteri ve mikropların yaşamalarına uygun olmayan bir ortam yaratır. Ancak dokulardaki suyun donarak buza dönüşmesi sırasında hacim büyüdüğünden hücrelerdeki doku yapıları da bozulabilir. Bunu önlemek için donma olayının hızı çok iyi kontrol edilmelidir.

Gıdaları yavaş yavaş dondurursak oluşan buz kristalleri hücre dokularını parçalayacağından, yapısı bozulmuş olan bu gıda çözünme sırasında dışarıdan gelecek bakterilerin hücumuna karşı direnç gösteremez ve çabucak bozulur, donma sırasında oluşan buz kristallerinin boyutları, donma hızına bağlıdır. O halde donma, buz kristallerinin büyümelerine fırsat bırakmayacak şekilde mümkün olduğunca hızlı olmalıdır (şok donma).

Bu şekilde dondurulmuş gıdalar tüketiciye ulaşana kadar dondurulmuş durumda olmalı ve depolarda -18 derecenin üstüne çıkılmamalıdır. Çünkü bir kere dondurulduktan sonra çözülen gıda artık steril değildir, hatta bu durumda bozulma daha hızlı oluşur, tekrar dondurmak da çare değildir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outward and inward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Germence). Bisikletin ön tekerleğe kumanda eden kısmı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. guidon

yönelteç

Bisikletin ön tekerlek maşası üstüne bağlanmış, iki elle kullanılan yön değiştirme aracı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handle bars.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burgee fors. handlebar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the handlebars of a bicycle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), şiir mukâfat; bahşiş; (f.) mükâfat vermek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tabur sancağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solstice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüz ile gecenin eşit olduğu gün, yılda iki defa olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preparatory period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (z.) baştan (çarpma), burun buruna (çarpışma) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). hayatın esas gayesini zevk kabul eden öğreti, hedonizm, hazcılık; zevke düşkünlük. hedon'ic (s). hedonizme ait. he'donist (i). zevk düşkün kimse; hazcılık taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hedonist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who believes in hedonism. someone motivated by desires for sensual pleasures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone motivated by desires for sensual pleasures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y., Fr.). Felsefede hazcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hedonism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

introverted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji) (y. k.). İçedönüş halinde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji) (y. k ). Libido tesiri altında görülen içe kapanış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yalnlz fosilleri bulunan çok buyük bir cins keler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Endonezya. Indonesian s., i. Endonezyalı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tedavisi günümüzde mümkün olmayan hastaları ölmeden önce dondurup, teknolojinin gelişip, tedavi imkanlarının bulunabileceği ileriki yıllara kadar saklamak, bilim insanlarının üzerinde çok çalıştıkları bir konudur ve bilim insanlarını bu araştırmalara iten sebep kurbağalardır.

Doğada bazı cins kurbağalar kış uykusu süresince donarlar; kalp atışları, nefes alışları ve kan dolaşımları tamamen durur. Hatta aort damarları kesildiğinde bile kanama olmaz. Buzlar çözüldükten sonra, önce kalp atmaya başlar ve kurbağa hayata geri döner.

Yapılan araştırmalarda kurbağaların aniden donmadıkları, 24 saat süresince kan ve hücrelerinin arasındaki su dondukça geriye donma noktası düşük bir tip antifriz çözelti bıraktıkları ve glikoz üretimlerini çok yükselttikleri tespit edilmiştir. Oysa insanda bu oranda şeker yükselmesine mani olacak birçok mekanizma vardır ve iyi çalışmamalarının sonucu ise şeker hastalığıdır.

Bir memelinin hücresinin dondurularak saklanabilmesi için, hücrenin içinde oluşan buzun en az seviyede olması gerekir. Hücre içindeki suyun tamamen donması ölüme yol açar. Bunun için de dondurma işlemine hücre dışı sıvılardan başlanılmalı, sadece hücre aralarındaki ve kandaki su donmak, hücredeki zar ve proteinlerin yapıları bozulmamalıdır.

Donmuş kan, besin ve oksijen taşıyamayacağından, metabolizmada ne gibi aksaklıklar görülebileceği hala bilinmemektedir. Ayrı bir sorun da suyun donduğu vakit genişlemesidir. Bu yüzden kan damarları parçalanabilir, doku yapısı bozulabilir, hücre zarı yırtılabilir.

Aslında artık günümüzde insanın yumurta hücreleri, sperm ve beyaz kan hücreleri, deri ve korneası dondurularak saklanabilmektedir. Ancak bunların hücre sayıları çok azdır. Nakil için böbrekler ve karaciğer buz içinde saklanır ama bunun da süresi en fazla 2-3 gündür. Üstelik bu organlar soğuk ortamda saklanmakta ama dondurulmamaktadır.

Halen bir organ bile dondurulup saklanamadığına göre, bütün bir vücudu dondurarak saklama konusunda bilim insanları pek iyimser değiller ama çalışmalar devam ediyor. Daha doğrusu insanı dondurup saklamak şüphesiz mümkün de, tekrar ısıtılıp canlandırmanın yolu henüz bilinmiyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tedavisi günümüzde mümkün olmayan hastaları ölmeden önce dondurup, teknolojinin gelişip, tedavi imkanlarının üzerinde çok çalıştıkları bir konudur ve bilim insanlarını bu araştırmalara iten sebep kurbağalardır.

Doğada bazı cins kurbağalar kış uykusu süresince donarlar; kalp atışları, nefes alışları ve kan dolaşımları tamamen durur. Hatta aort damarları kesildiğinde bile kanama olmaz. Buzlar çözüldükten sonra, önce kalp atmaya başlar ve kurbağa hayata geri döner.

Yapılan araştırmalarda kurbağaların aniden donmadıkları, 24 saat süresince kan ve hücrelerinin arasındaki su dondukça geriye donma noktası düşük bir tip antifriz çözelti bıraktıkları ve glikoz üretimlerini çok yükselttikleri tespit edilmiştir. Oysa insanda bu oranda şeker yükselmesine mani olacak birçok mekanizma vardır ve iyi çalışmalarının sonucu ise şeker hastalığıdır.

Bir memelinin hücresinin dondurularak saklanabilmesi için, hücrenin içinde oluşan buzun en az seviyede olması gerekir. Hücre içindeki suyun tamamen donması ölüme yol açar. Bunun için de dondurma işlemine hücre dışı sıvılardan başlanılmalı, sadece hücre aralarındaki ve kandaki su donmalı, hücredeki zar ve proteinlerin yapıları bozulmamalıdır. Donmuş kan, besin ve oksijen taşıyamayacağından, metabolizmada ne gibi aksaklıklar görülebileceği hala bilinmemektedir. Ayrı bir sorun da suyun donduğu vakit genişlemesidir. Bu yüzden kan damarları parçalanabilir, doku yapısı bozulabilir, hücre zarı yırtılabilir.

Aslında artık günümüzde insanın yumurta hücreleri, sperm ve beyaz kan hücreleri, deri ve korneası dondurularak saklanabilmektedir. Ancak bunların hücre sayıları çok azdır. Nakil için böbrekler ve karaciğer buz içinde saklanır ama bunun da süresi en fazla 2-3 gündür. Üstelik bu organlar soğuk ortamda saklanmakta ama dondurulmamaktadır.

Halen bir organ bile dondurulup saklanmadığına göre, bütün bir vücudu dondurarak saklama konusunda bilim insanları pek iyimser değiller ama çalışmalar devam ediyor. Daha doğrusu insanı dondurup saklamak şüphesiz mümkün de, tekrar ısıtılıp canlandırmanın yolu henüz bilinmiyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

Karbon atomlarının fiziksel, jeolojik, kimyasal ve diğer süreçler sonucunda atmosfer, okyanuslar, yeryüzü vb. arasındaki dolaşımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hava kirliliğini azaltmak için otomobil gibi motorlu araçlara takılan araç. Makineden çıkan egzos gazı dönüştürücüden geçirilir, dönüştürücü kimyasal reaksiyonları hızlandırarak, birleşim atmosfere salınmadan önce, çevreyi kirleten kimi maddelerin başka maddelere dönüştürülmesini sağlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creamy ice-cream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vicious circle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. cordon). 1. İpekten, az çok kalın, kaytan ve İp: Kanepenin etrafına kordon geçirmek, çıngırak kordonu. 2. Saat asmaya mahsus altın vesaireden zincir: Kordonunu çalmışlar. 3. Nişan asmaya mahsus enli ve kalınca kordele: Birinci rütbeden nişanlar büyük kordon ucuna takılırdı. 4. Bir sıra teşkil eden tahta veya taş çıkıntısı, çıkıntılı oyma sırası. 5. Bir yerin karantinaca veya gümrük, vesairece muhafazası için tayin olunan ve kolcularla muhafaza olunan sınırı: Şehrin. etrafına kordon çekmişlerdi. 6. Bir sınırın muhafazası için konulan karakol silsilesi. 7. (denizcilik) Kullanılmış halattan ayrılan kolların her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cordon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

braid. cordon. esplanade. flex. reglet. string. cord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

braid. cordon. cord. shoulder knot. rope. pull. cord of an appliance. string course. plaster molding. cordon. cord. tube. sentry line. string.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Hintçe’den). Sertlik bakımından elmastan sonra gelen, saydam ve türlü renklerde bir taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incubation period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kuşların kış ayları gelirken niçin güneye, ılıman bölgelere göç ettiklerinin nedeni herkes tarafından bilinir. Kışın beslenemeyecekleri için göç ettikleri bilgisi genel anlamda doğrudur ama kuşların göçü sanıldığı kadar basitçe izah edilebilecek bir olay değildir.

Kuşların göç nedenlerinin atalarından, buzul çağı zamanlarından kalma olduğunu ileri sürenler de var. Ancak günümüzdeki görüşler, kuşların iç biyolojik takvimlerine göre belirli zamanlarda hormonal dengelerinin değiştiği, uzun bir yolculuğa hazırlık olarak vücutlarında yağ depolama miktarlarını arttırdıkları, kışı beklemeden hava şartlarındaki değişiklikleri hissettikleri an göç yollarına düştükleri şeklinde.

Bu görüşlere göre kuşlar Eylül ayı civarında göçe başlasalar bile yağ depolamaya çok daha önce, yazın en sıcak günlerinde başlıyorlar. Belki kar yağışının geleceğini bilmiyorlar, belki de göçmen kuşlar hayatlarında hiç kar görmediler, karlı ortamda yaşamadılar, yiyeceksiz kalmadılar ama göçme işini tecrübeleriyle değil biyolojik takvimleri ve bunun tetiklediği hormonal değişimler sayesinde otomatik olarak yapıyorlar.

Soğuk havalar gelirken kuşların daha ılıman yerlere göç etmeleri tamam da göç ettikten sonra niçin tekrar geri dönüyorlar? Daha sıcak iklimlerde yaşamak, bol yiyecek bulmak, daha mutlu olmak için yüzlerce kilometre yol git, sonra da gerisin geriye dön.

Bu, biraz insanların yaz aylarında yazlığa gidip dönmelerine benziyor ama insanlarda durum farklı, çocukların okulları, ebeveynlerin işleri var.. Gerçi insanlarda da göçmenlik yaygın ama onlar göç ettikleri yerlerde kalırlar. Zaten bu düşünülmüş, belirli bir ihtiyaç ve amaç uğruna yapılmıştır, kuşların bu göç işini oturup düşünerek yapmadıkları bir gerçek.

Kuşların göç ettikten sonra baharda tekrar geri dönmelerini uzmanlar çeşitli sebeplere bağlıyorlar. Birinci sebep, şüphesiz baharda kuzey yarımkürenin ısınması. Bu mevsimde gündüzlerin uzaması nedeniyle yiyecek arama sürelerinin artması ve ana besinleri olan böceklerin çoğalması da diğer sebepler.

Bu arada güney yarımkürede bu kadar kuşu besleyecek yiyecek olmaması aksine kuş avlayarak beslenen hayvanların çok olması da ilkbahardaki geri dönüşe etken. Bütün bu nedenlere rağmen geri dönüş sinyalini yine de biyolojik takvimlerinin verdiği biliniyor.

Kuşların göç ettikten sonra geri dönmeleri kadar, Ekvator Afrikası’ndan dönen bir kuşun Doğu Anadolu’da bir ahırda bir evvelki yıl yaptığı yuvayı tekrar bulabilmesi de ilginçtir. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, göçmen kuşların başlıca dayanak noktalan gündüz Güneş, geceleri ise yıldızlardır. Hava kapalıysa akarsular, dağlar gibi yeryüzündeki coğrafik şekilleri kullanıyorlar. Göçmen kuş türlerinin bir çoğunun yolculuklarında yerin manyetik alanından da faydalandıkları tespit edilmiştir. Yakıt olarak vücutlarındaki yağı kullanan kuşların göç süresince kat ettikleri mesafeler de inanılmazdır. Örneğin dış görünüşü ile diğer kırlangıçların aynısı olan Kutup Denizi Kırlangıcı her yıl Arktika’dan Antarktika’ya ve tersine 17 bin, toplam 35 bin kilometre uçar. Ama birbirinin benzeri iklimde ve buzlarla kaplı bu iki yer arasında gidip gelmekte ne bulur bilinmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Lavabonuzu veya küvetinizi su ile doldurun ve tıkacı aniden çekin. Su düz olarak delikten boşatmayacak, döne döne bir hortum oluşturacak şekilde boşalacaktır. Bu dönüş yönü kuzey yarımkürede sağa doğru, yani saat yönünde, güney yarımkürede ise tam tersidir. Bilim insanları buna ‘Coriolis’ kuvveti diyorlar. Her iki yarımkürede böyle birbirine ters yönde hava akımlarının ve okyanus akıntılarının olduğu herkes tarafından kabul ediliyor da, bir lavabodan boşalan suda, böyle küçük bir ortamda dünyanın dönüşünün etkili olup olamayacağı tartışma konusu.

Dünya kendi etrafında dönerken her tarafındaki hız aynı değildir. Ekvatordaki biri, bir günde dünya çapı kadar yani 40.000 kilometre giderken bir diğer ifade ile saatte 1670 kilometre hızla yol alırken, tam kutuptaki bir insan sıfır hızla sadece kendi etrafında dönmektedir. Aynı şekilde gökyüzünde asılı gibi duran bulutlar rüzgarın etkisini katmazsanız yere göre hareketsizdirler ama altlarındaki kara parçası ile birlikte dönerler. Bu durumda ekvatordaki bulutlar da kutuptakilere nazaran hızlı dönmektedirler.

A’yı ekvatorda, B’yi ise onun tam kuzeyinde 45 derece paralelinde iki nokta olarak düşünelim. Bir top mermisini A’dan tam kuzeye nişanlayıp attığımızda, atış sırasında ekvatorun dönüş hızı B noktasına göre neredeyse iki kat olacağından mermi B noktasının doğusuna gidecektir.

Aynı şekilde kuzey kutbundan hemen hemen hareketsiz bir konumdan tam güneye atılan bir mermi 45 paralelinde dünya dönüş hızı daha çok olduğundan bu sefer hedefin batısına düşecektir. Yani kuzey yarımkürede kuzeye veya güneye atılan her şey atanın konumuna göre sağa gitmektedir. Bu durum güney yarımkürede ise sola doğru gerçekleşmektedir.

Her iki yarımkürede kuzey - güney doğrultusunda hareket eden hava akımları ve okyanus akıntıları bu durumdan etkilenirler. Kuzey yarımkürede sağa, güneyde sola dönerler. Ancak be. dünya yüzünde büyük bir ölçekte okyanusların dibindeki sürtünme ve bulutların, hava akımlarının üzerinde bulundukları yerle birlikte hareket etmelerinin etkileriyle oluşan bir tabiat olayıdır.

Bilim insanları bunun lavabo veya küvet gibi nispeten mikro ölçüde de mümkün olup olmadığını hala tartışıyorlar. Bir kısmı burada suyun musluktan çıkış şekil ve hızının, lavaboya düştüğü noktanın, lavabonun ve suyun gittiği yerin yapısının etken olduğunu söylüyorlar, diğerleri de ideal şartlarda 50 kere deney yapın ve görün diyorlar. Haydi banyoya, bilimsel deney yapmaya...!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Lavabonuzu veya küvetinizi su ile doldurun ve tıkacı aniden çekin. Su düz olarak delikten boşalmayacak, döne döne bir hortum oluşturacak şekilde boşalacaktır. Bu dönüş yönü kuzey yarımkürede sağa doğru, yani saat yönünde, güney yarımkürede ise tam tersidir. Bilim insanları buna “Coriolis” kuvveti diyorlar.

Her iki yarımkürede böyle birbirine ters yönde hava akımlarının ve okyanus akıntılarının olduğu herkes tarafından kabul ediliyor da, bir lavabodan boşalan suda, böyle küçük bir ortamda dünyanın dönüşünün etkili olup olmayacağı tartışma konusu.

Dünya kendi etrafında dönerken her tarafındaki hız aynı değildir. Ekvatordaki biri, bir günde dünya çapı kadar yani 40 bin kilometre giderken bir diğer ifade ile saatte 1670 kilometre hızla yol alırken, tam kutuptaki bir insan sıfır hızla sadece kendi etrafında dönmektedir. Aynı şekilde gökyüzünde asılı gibi duran bulutlar rüzgarın etkisini katmazsanız yere göre hareketsizdirler ama altlarındaki kara parçası ile birlikte dönerler. Bu durumda ekvatordaki bulutlar da kutupdakilere nazaran hızlı dönmektedirler.

A’yı ekvatorda, B’yi ise onun tam kuzeyinde 45 derece paralelinde iki nokta olarak düşünelim. Bir top mermisini A’dan tam kuzeye nişanlayıp attığımızda, atış sırasında ekvatorun dönüş hızı B noktasına göre neredeyse iki kat olacağından mermi B noktasının doğusuna gidecektir.

Aynı şekilde kuzey kutbundan hemen hemen hareketsiz bir konumdan tam güneye atılan bir mermi 45 paralelinde dünya dönüş hızı daha çok olduğundan bu sefer hedefin batısına düşecektir. Yani kuzey yarımkürede kuzeye veya güneye atılan her şey atanın konumuna göre sağa gitmektedir. Bu durum güney yarımkürede ise sola doğru gerçekleşmektedir.

Her iki yarımkürede kuzey - güney doğrultusunda hareket eden hava akımları ve okyanus akıntıları bu durumdan etkilenirler. Kuzey yarımkürede sağa, güneyde sola dönerler. Ancak bu, dünya yüzünde büyük bir ölçekte okyanusların dibindeki sürtünme ve bulutların, hava akımlarının üzerinde bulundukları yerle birlikte hareket etmelerinin etkileriyle oluşan bir tabiat olayıdır.

Bilim insanları bunun lavabo veya küvet gibi nispeten mikro ölçüde de mümkün olup olmadığını hala tartışıyorlar. Bir kısmı burada suyun musluktan çıkış şekil ve hızının, lavaboya düştüğü noktanın, lavabonun ve suyun gittiği yerin yapısının etken olduğunu söylüyorlar, diğerleri de ideal şartlarda 50 kere deney yapın ve görün diyorlar. Haydi banyoya, bilimsel deney yapmaya...!


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The capital city of England. the capital and largest city of England; located on the Thames in southeastern England; financial and industrial and cultural center United States writer of novels based on experiences in the Klondike gold rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the capital and largest city of England; located on the Thames in southeastern England; financial and industrial and cultural center.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

United States writer of novels based on experiences in the Klondike gold rush. says Francis Crossley, is Luan-dun , City of the Moon, and tradition says there was once a temple of Diana where St Paul's now stands Greenwich he derives from Grian-wich , als

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As Greater London has expanded, parts of the counties of Middlesex and Surrey are now included in London Old birth certificates may refer to 'Southwark, Surrey' and 'City Road, Middlesex' but these are now well within the Greater London area and, in parti

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Largest city in England.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The capital city of England. the capital and largest city of England; located on the Thames in southeastern England; financial and industrial and cultural center United States writer of novels based on experiences in the Klondike gold rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the capital and largest city of England; located on the Thames in southeastern England; financial and industrial and cultural center.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

United States writer of novels based on experiences in the Klondike gold rush. says Francis Crossley, is Luan-dun , City of the Moon, and tradition says there was once a temple of Diana where St Paul's now stands Greenwich he derives from Grian-wich , als

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As Greater London has expanded, parts of the counties of Middlesex and Surrey are now included in London Old birth certificates may refer to 'Southwark, Surrey' and 'City Road, Middlesex' but these are now well within the Greater London area and, in parti

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Largest city in England.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Londra. Londoner i. Londralı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Makedonya. Macedonian i. s. Makedonyalı; Makedonya dili; s. Makedonya ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Meryem Ana, Hazreti Meryem; Meryem Ana resmi veya heykeli. Madonna lily beyaz zambak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güneydoğu Avrupa’da, Balkan Yarımadası’nın ortasında yer alan Makedonya Bulgaristan, Sırbistan, Arnavutluk ve Yunanistan arasındadır.

Coğrafi konumu: 41 50 N, 22 00 E.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 25,333 km².

Sınırları: toplam: 766 km.

sınır komşuları: Arnavutluk 151 km, Bulgaristan 148 km, Yunanistan 246 km, Sırbistan 221 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

Denizleri: yok (kara ile çevrili).

İklim: Yazları ılıman ve kuru, sonbahar ayları oldukça soğuk rüzgarlı ve kar yağışlı geçer.

Arazi yapısı: Dağlık arazi derin havzalar ve vadilerle çevrilidir, ülke üç büyük göle sahiptir ve Vardar Nehri ile iki parçaya bölünmüştür.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Vardar Nehri 50 m; en yüksek noktası: Golem Korab (Maja e Korabit) 2,753 m.

Doğal kaynakları: Krom, kurşun, çinko, manganez, tungsten, nikel, demir, asbest, kükürt, kereste, işlenebilir topraklar.

Toprakları: Tarıma elverişli: %22.01.

sürekli ekilen: %1.79.

Diğer: %76.2 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 550 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Yüksek deprem riski.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 2,050,554 (Temmuz 2006 verileri) Nüfusun 170.000 kadarının Türk olduğu tahmin edilmektedir.

Nüfus artış oranı: %0.26 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.65 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 9.81 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 73.97 yıl.

Erkeklerde: 71.51 yıl.

Kadınlarda: 76.62 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.57 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 den az (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 200 den az (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 200 den az (2003 verileri).

Ulus: Makedonyalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Makedonyalı %66.6, Arnavut %22.7, Türk %4, Romalı %2.2, Sırp %2.1, diğer %2.4 (1994).

Din: Makedonya Ortodoksları %67, Muslümanlar %30, diğer %3.

Diller: Makedonca %70, Arnavutça %21, Türkçe %3, Sırp - Hırvatça %3, diğer %3.

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Makedonya Cumhuriyeti.

yerel adı: Republika Makedonija.

yerel kısa adı: Makedonija.

kısaltma: FYROM (ing.).

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Üsküp (Skopje).

İdari bölümler: 123 belediye; Aracinovo, Bac, Belcista, Berovo, Bistrica, Bitola, Blatec, Bogdanci, Bogomila, Bogovinje, Bosilovo, Brvenica, Cair (Skopje), Capari, Caska, Cegrane, Centar (Skopje), Centar Zupa, Cesinovo, Cucer-Sandevo, Debar, Delcevo, Delogozdi, Demir Hisar, Demir Kapija, Dobrusevo, Dolna Banjica, Dolneni, Dorce Petrov (Skopje), Drugovo, Dzepciste, Gazi Baba (Skopje), Gevgelija, Gostivar, Gradsko, Ilinden, Izvor, Jegunovce, Kamenjane, Karbinci, Karpos (Skopje), Kavadarci, Kicevo, Kisela Voda (Skopje), Klecevce, Kocani, Konce, Kondovo, Konopiste, Kosel, Kratovo, Kriva Palanka, Krivogastani, Krusevo, Kuklis, Kukurecani, Kumanovo, Labunista, Lipkovo, Lozovo, Lukovo, Makedonska Kamenica, Makedonski B


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yalnız fosili bulunan mamuta benzer fil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. tek çenekli bir bitki, monokotiledon. monocotyledonous s. tek çenekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. efendisine körü körüne itaat eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle içine girer girmez geniş bir alanla karşılaştığınız ve diğer katlara buradan merdiven veya asansörle çıktığınız, banka, otel veya benzeri binalarda ana giriş kapılarının döner kapı tipi olduğunu görmüş, belki de dört kanatlı olan bu kapıların bir gözüne acele ile iki kişi birden girmeye çalışıp zorluk yaşamışsınızdır. Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur.

Bu tip büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır ve ısınan hava sürekli yukarı doğru yükselir. Dışarıdaki soğuk hava kapının önünde onun yerini alabilmek için kapıyı açmanızı beklemektedir. Bina dışına açılan normal bir kapıyı açtığınızda dışarıdaki soğuk hava sert bir rüzgar şeklinde içeriye hücum eder.

Bu arada içerde yükselmekte olan sıcak havanın az miktarda da olsa giren soğuk hava ile yer değiştirip açılan kapıdan dışarı kaçması mümkündür. Bu sırada binanın iç ısısı düşer, kazanlar veya klimalar daha sık devreye girer ve tekrar normal ısıya ulaşabilmek için belirli bir enerji (motorin, elektrik, vb.) harcanır. Özellikle çok kişinin sık sık girip çıktığı binalarda döner kapılar bu ısı kaybını en aza indirir. Döner dört kanattan ikisinin arasına girerken, kapılar dönüp önünüzdeki kanat sizin içeri girmeniz için yeterli aralığı sağladığında, arkanızdaki kanat soğuk havanın girişine mani olacak şekilde girişi kapamış durumdadır. Aynı şekilde karşı taraftaki diğer iki kapı da sıcak havanın dışarı çıkmasına mani olur ve içerinin ısısı korunmuş olur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Özellikle içine girer girmez geniş bir alanla karşılaştığınız ve diğer katlara buradan merdiven veya asansörle çıktığınız, banka, otel veya benzeri binalarda ana giriş kapılarının döner kapı tipi olduğunu görmüş, belki de dört kanatlı olan bu kapıların bir gözüne acele ile iki kişi birden girmeye çalışıp zorluk yaşamışsınızdır. Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur.

Bu tip büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır ve ısınan hava sürekli yukarı doğru yükselir. Dışarıdaki soğuk hava kapının önünde onun yerini alabilmek için kapıyı açmanızı beklemektedir. Bina dışına açılan normal bir kapıyı açtığınızda dışarıdaki soğuk hava sert bir rüzgar şeklinde içeriye hücum eder.

Bu arada içerde yükselmekte olan sıcak havanın az miktarda da olsa giren soğuk hava ile yer değiştirip açılan kapıdan dışarı kaçması mümkündür. Bu sırada binanın iç ısısı düşer, kazanlar veya klimalar daha sık devreye girer ve tekrar normal ısıya ulaşabilmek için belirli bir enerji (motorin, elektrik, vb.) harcanır. Özellikle çok kişinin sık sık girip çıktığı binalarda döner kapılar bu ısı kaybını en aza indirir. Döner dört kanattan ikisinin arasına girerken, kapılar dönüp önünüzdeki kanat sizin içeri girmeniz için yeterli aralığı sağladığında, arkanızdaki kanat soğuk havanın girişine mani olacak şekilde girişi kapamış durumdadır. Aynı şekilde karşı taraftaki diğer iki kapı da sıcak havanın dışarı çıkmasına mani olur ve içerinin ısısı korunmuş olur.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) diş ağrısı. odontalgic (s.) diş ağrısına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (anat.) diş gibi, diş şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dişlerden ve dişlerin gelişmesinden bahseden ilim. odontologist (i.) diş ilmi uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tropic of capricorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tropic of capricorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Döner çok açılı objektif, çok sayıda yaratıcı çekim açısına izin verdiğinden, kendi fotoğraflarınızı ve zor fotoğrafları çekmeyi kolaylaştırmaktadır. Optik vizör, aşırı aydınlık koşullarda LCD ekranın zor görüldüğü durumlarda fotoğraf çerçevesinin belirlenmesini sağlar. Vizör, güç tüketimini azaltmak için LCD’nin yerine de kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Ordu donatım sözünün kısaltılmışı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir resim veya binanın düzeni; düzen, tertip; kanun, kural.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dişleri koruma veya bozuklukları düzeltme ile uğraşan dişçilik dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodontics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orthodontics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Özür dileme sözü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pardon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pardon me. excuse me.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of pardoning; forgiveness, as of an offender, or of an offense; release from penalty; remission of punishment; absolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An official warrant of remission of penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The state of being forgiven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A release, by a sovereign, or officer having jurisdiction, from the penalties of an offense, being distinguished from amenesty, which is a general obliteration and canceling of a particular line of past offenses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To absolve from the consequences of a fault or the punishment of crime; to free from penalty; applied to the offender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To remit the penalty of; to suffer to pass without punishment; to forgive; applied to offenses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To refrain from exacting as a penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To give leave to. a warrant granting release from punishment for an offense grant a pardon to; 'Ford pardoned Nixon'; 'The Thanksgiving turkey was pardoned by the President'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pardon me. excuse me.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the act of excusing a mistake or offense. a warrant granting release from punishment for an offense. the formal act of liberating someone. accept an excuse for; 'Please excuse my dirty hands'. grant a pardon to; 'Ford pardoned Nixon'; 'The Thanksgiving tu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An act of grace by the chief executive of a state or county that releases a convicted person from punishment imposed by a previous court sentence. , v To remit a penalty and restore to the life of crime To add to the lure of crime the temptation of ingrat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A remission of punishment or penalty without indicating exoneration from guilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To release from punishment; exempt from penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Action by an official of an executive branch of government relieving a criminal from a conviction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A form of clemency, granted by the executive branch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person may apply for a pardon from a summary offence conviction after three years while the waiting period to apply to apply for a pardon from an indictable offence is five years Applications are made to the National Parole Board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An act of grace from governing power which mitigates punishment and restores rights and privileges forfeited on account of the offense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pardon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pardon me. excuse me.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of pardoning; forgiveness, as of an offender, or of an offense; release from penalty; remission of punishment; absolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An official warrant of remission of penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The state of being forgiven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A release, by a sovereign, or officer having jurisdiction, from the penalties of an offense, being distinguished from amenesty, which is a general obliteration and canceling of a particular line of past offenses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To absolve from the consequences of a fault or the punishment of crime; to free from penalty; applied to the offender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To remit the penalty of; to suffer to pass without punishment; to forgive; applied to offenses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To refrain from exacting as a penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To give leave to. a warrant granting release from punishment for an offense grant a pardon to; 'Ford pardoned Nixon'; 'The Thanksgiving turkey was pardoned by the President'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pardon me. excuse me.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the act of excusing a mistake or offense. a warrant granting release from punishment for an offense. the formal act of liberating someone. accept an excuse for; 'Please excuse my dirty hands'. grant a pardon to; 'Ford pardoned Nixon'; 'The Thanksgiving tu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An act of grace by the chief executive of a state or county that releases a convicted person from punishment imposed by a previous court sentence. , v To remit a penalty and restore to the life of crime To add to the lure of crime the temptation of ingrat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A remission of punishment or penalty without indicating exoneration from guilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To release from punishment; exempt from penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Action by an official of an executive branch of government relieving a criminal from a conviction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A form of clemency, granted by the executive branch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person may apply for a pardon from a summary offence conviction after three years while the waiting period to apply to apply for a pardon from an indictable offence is five years Applications are made to the National Parole Board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An act of grace from governing power which mitigates punishment and restores rights and privileges forfeited on account of the offense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. affetmek, suçunu bağışlamak; i. af suçunu bağışlama, mağfiret; günah çıkarma; afname. I beg your pardon Affedersiniz. Pardon me Pardon. pardonable s. affolunabilir. pardoner i., tar. Katolik kilisesinde günahların affını satmaya yetkili olan ki

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. diş kemik ve etlerinin hastalıklarını inceleyen diş bilimi dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Operada baş kadın rolünü oynayan artist.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prima donna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prima donna. diva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prima donna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

primadonna; k.dili sinirli ve kibirli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takma ad, müstear isim. pseudonym'ity i. takma isimlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. kimya). Rn senbolüyle gösterilen ve radyumun çözülmesiyle meydana gelen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a radioactive gaseous element formed by the disintegration of radium; the heaviest of the inert gasses; occurs naturally and is considered a hazard to health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a radioactive gas found in some homes that, if occurring in strong enough concentrations, can cause health problems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A radioactive gas found in some homes that in sufficient concentrations can cause health problems. A radioactive gas found in some homes that in sufficient concentrations can cause health problems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A radioactive gas found in some homes that in sufficient concentrations can cause health problems Usually found in areas with basements Depending on your area the lender may require a radon check in your home.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A radioactive gas found in some homes that in sufficient concentrations can cause health problems Rate-improvement Mortgage A fixed-rate mortgage that includes a provision that gives the borrower a one-time option to reduce the interest rate during the ea

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A radioactive gas found in some homes that in sufficient concentrations could cause health problems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A radioactive gas found in some buildings that insufficient concentrations can cause health problems. a cancer-causing radioactive gas found in many communities' ground water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A naturally appearing radioactive gas found in some buildings, that in sufficient concentrations may cause health problems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A radioactive gas which may cause health problems for occupants of some buildings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An odorless, colorless, tasteless inert gas formed by the natural breakdown, or radioactive decay, of the radium that occurs in trace amounts in soils and rocks. a colorless, naturally occurring, radioactive, inert gaseous element formed by the radioactiv

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A naturally occurring radioactive gas formed when the element radium decays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A radioactive gas that comes from the natural decay of uranium that is found in nearly all soils REBAR Steel reinforcing bars embedded in concrete to assist in carrying imposed loads; gives a 'backbone' to concrete, ranges in diameters from 3/8 inch to 2

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A radioactive gas produced by the decay of one of the daughters of radium Radon is hazardous in unventilated areas because it can build up to high concentrations and, if inhaled for long periods of time, may cause lung cancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A naturally occurring, colorless, odorless, radioactive gas formed by the disintegration of the element radium; damaging to human lungs when inhaled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A radioactive gas found in some homes that in sufficient concentrations can cause health problems Many home inspections check for radon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A radioactive inert gas formed continuously in the earth's interior by radioactive decay Densest of all known gases, tends to collect in caves as well as man made cellars etc Concentration varies greatly between localities Geology Ref MM.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A heavy radioactive gas given off by rocks containing radium Rn-222 is the main isotope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Radon gas results from the natural breakdown of radium in soil, rock and groundwater In some areas, this gas, which carries a risk of lung cancer, may enter buildings and homes through sub-ground rooms where it decays into products called radon progeny wh

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A heavy radioactive gaseous element formed by the decay of radium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A toxic gas found in the soil beneath a house that can contribute to cancer and other illnesses. a colorless, odorless naturally occurring radioactive gas byproduct of the decomposition of uranium Found in varying degrees nearly everywhere Radon tends to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. radon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses devam ederken TV ekranında sabit bir çerçeve gösterilir.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

İlk olarak eski Mısırlılar, güneşin her gün düzenli bir hareketle doğup, belirli zamanlarda gökyüzünün aynı noktalarında bulunup, battığını gözlemlediler ve bunun bir günü zaman parçalarına ayırmada kullanılabileceğini keşfettiler.

Böylece güneşin bu hareketinden yararlanarak ilk güneş saatini yaptılar. Bu saat, meydanlık bir yere yüksek bir taş koymak ve güneşin hareketi sırasında, bu taşın gölgesini takip etmekten ibaretti.

Mısır, konumu itibari ile kuzey yarım kürede fakat ekvatora da yakın bir ülke olduğundan, güneş doğduğunda, gölge hemen tam batıda oluşuyor, güneş yükseldikçe gölge kuzeye, yani sağa doğru hareket ederek, güneş batışında doğu yönüne ulaşıyordu. Yani gölge bugünkü tüm saatlerin akrep ve yelkovanında olduğu gibi soldan sağa doğru dönüyordu.

Daha sonraları, pendulumlu, pilli saatlerde de yön değişmedi, hatta sağa doğru dönüşler ‘saat yönüne dönüş’ diye adlandırılır oldu.

Avustralya gibi ekvatorun güneyindeki ülkelerde, güneş doğarken taşın gölgesi güneye düşer ve güneş yükseldikçe sola doğru dönüş yapar. İlk saat orada keşfedilseydi, bugün akrep ve yelkovan ters yönde dönüyor olabilirdi.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Balıkçıların kullandığı ıhlamur kabuğu lifinden mamul halat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alaycı, hakaret dolu, acı, kötü (gülüş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit tabakalı akik taşı, alt tabakası kırmızı Süleymani taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Lübnan'da Sayda şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Analog sinyalin, bir dijital video kamera ile dijital sinyale dönüştürülmesine olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Günümüzde ilim o kadar gelişmiştir ki, atomun, çekirdeğinin, çevremizdeki her şeyin, dünyamızın hatta gökyüzündeki yıldızların hareketlerinin şimdiye kadar keşfedilen ve bilinen fizik kuralları ile izahı mümkündür. Bildiğimiz her şey fizik kurallarına uyar. Bir şey hariç. Yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olan su.

Fizik kurallarına göre bir madde ısıtıldığında genişler, genleşir. Soğutulduğunda da büzüşür, yani hacmi azalır. Ancak su bu kurala uymaz, aksine sıfır derecenin altına soğutulduğunda donar ve buz olarak hacmi azalacağına artar. Saf su buza dönüşürken, hacminin yüzde 9’u oranında genişler. Buzda su molekülleri olağanüstü gevşek bir oluşum içinde yer alırlar. Buz, arada deliklerin kaldığı bir yapıya sahiptir.

Bilindiği gibi, bilimsel formülü ‘H2O’ olan su, iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşmuştur. Bu iki hidrojen atomu, oksijen atomu ile birleştiklerinde, kendi aralarında 105 derecelik bir açı meydana getirirler. Yapı olarak iki hidrojen atomunu birleştiren başka elementler de vardır ve onlar fizik kurallarına uyarlar. Örneğin aynı yapıdaki ‘H2S’ eksi 83 derecede donar ve eksi 60 derecede gaz haline geçer. Ancak su hidrojen atomlarının dipol bağlantıları nedeni ile sıfır derecede donar, artı 100 derecede gaz haline geçer, donarken de hacmi küçüleceğine büyür.

İşte bu fizik yasalarına aykırı özellik dünyamızdaki yaşamı sağlar. Eğer buz sudan daha yoğun, yani daha ağır olsaydı, suyun içinde dibe batardı. Soğuk bölgelerde denizlerde, göllerde ve nehirlerdeki dibe batan buzlar, güneş ışığı alamayacaklarından eriyemeyeceklerdi. Böylece yıllar süren birikimlerle her tarafı buzlar kaplayacak ve buzullar devri başlayabilecekti.

Ancak buz, yoğunluğunun azlığı nedeni ile suyun üzerinde kalır. Bu durumda buzlar altlarındaki suların donmalarına engel oldukları için dünyamızdaki ani ısı değişikliklerini de önlerler, gece ve gündüz arasındaki ısı farklarını azaltırlar ve yaz günlerindeki güneş ışığı ile kolayca erirler.

Eğer buz sudan daha ağır olmuş olsaydı, gezegenimizdeki tüm su rezervleri donmuş olurdu. Belki de başlangıçtaki buzul devrinde öyleydi de, tabiat ana kendi koyduğu kurallara aykırı olarak, hidrojen atomlarının arasındaki açıya biraz dokundu, buzun suyun üstünde kalmasını sağladı ve dünyamızı bizim için yaşanır hale getirdi.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüzde ilim o kadar gelimiştir ki, atomun, çekirdeğinin, çevremizdeki her şeyin, dünyamızın hatta gökyüzündeki yıldızların hareketlerinin şimdiye kadar keşfedilen ve bilinen fizik kuralları ile izahı mümkündür. Bildiğimiz her şey fizik kurallarına uyar. Bir şey hariç. Yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olan su.

Fizik kurallarına göre bir madde ısıtıldığında genişler, genleşir. Soğutulduğunda da büzüşür, yani hacmi azalır. Ancak su bu kurala uymaz, aksine sıfır derecenin altına soğutulduğunda donar ve buz olarak hacmi azalacağına artar. Saf su buza dönüşürken, hacminin yüzde 9’u oranında genişler. Buzda su molekülleri olağanüstü gevşek bir oluşum içinde yer alırlar. Buz, arada deliklerin kaldığı bir yapıya sahiptir.

Bilindiği gibi, bilimsel formülü ‘H2O’ olan su, iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşmuştur. Bu iki hidrojen atomu, oksijen atomu ile birleştiklerinde, kendi aralarında 105 derecelik bir açı meydana getirirler. Yapı olarak iki hidrojen atomunu birleştiren başka elementler de vardır ve onlar fizik kurallarına uyarlar. Örneğin aynı yapıdaki ‘H2S’ eksi 83 derecede donar ve eksi 60 derecede gaz haline geçer. Ancak su su hidrojen atomlarının dipol bağlantıları nedeni ile sıfır derecede donar, artı 100 derecede gaz haline geçer, donarken de hacmi küçüleceğine büyür.

İşte bu fizik yasalarına aykırı özellik dünyamızdaki yaşamı sağlar. Eğer buz sudan daha yoğun, yani daha ağır olsaydı, suyun içinde dibe batardı. Soğuk bölgelerde denizlerde, göllerde ve nehirlerdeki dibe batan buzlar, güneş ışığı alamayacaklarından eriyemeyeceklerdi. Böylece yıllar süren birikimlerle her tarafı buzlar kaplayacak ve buzullar devri başlayabilecekti.

Ancak buz, yoğunluğunun azlığı nedeni ile suyun üzerinde kalır. Bu durumda buzlar altlarındaki suların donmalarına engel oldukları için dünyamızdaki ani ısı değişikliklerini de önlerler, gece ve gündüz arasındaki ısı farklarını azaltırlar ve yaz günlerindeki güneş ışığı ile kolayca erirler.

Eğer buz sudan daha ağır olmuş olsaydı, gezegenimizdeki tüm su rezervleri donmuş olurdu. Belki de başlangıçtaki buzul devrinde öyleydi de, tabiat ana kendi koyduğu kurallara aykırı olarak, hidrojen atomlarının arasındaki açıya biraz dokundu, buzun suyun üstündekalmasını sağladı ve dünyamızı bizim için yaşanır hale getirdi.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. veter, kiriş, sinir, kasların kemiklere yapışmasını sağlayan yapılar, tendon. tendon reflex veter üzerine vurulunca kasın mukabil hareketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeterli derecede yapılmamış; yeterli derecede pişirilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yapılmamış, ihmal edilmiş; açılmıs, bağı çözülmüş; mahvolmuş, perişan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. affedilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başarılı, iyi yapılmış; iyi pişmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıpırdadıkça renkleri ve dalgaları değişen (boya, kumaş, deri vs.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iridescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iridescent. shot. shot. changeable şanjan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shot. chatoyant. capricious. fickle. iridescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

ES alıcımız gelen sinyali farklı bir çıkış sinyaline dönüştürebilir. Bu şekilde, yalnızca TV’nize bir bağlantı gerekir (HDMI™/ Komponent).

Teknolojik Terim by