Döş ne demek? | Döş anlamı nedir? | Döş

Döş anlamı nedir?

Döş ne demek?

Döş anlamı nedir?

Döş | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: dos

Türkçe Sözlük

(i.). Kaburga altı Döş altı (ağızlarda) = 1. Göğüs 2. Yamaç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). asidoz, özellikle şeker hastalığında kanın asitli hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family friend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gram). şart cümlesinin ikinci kısmı, ceza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler’de Atlas Okyanusu`nun batısında Rüzgarüstü Adalarının 160 km doğusunda Venezuela`nın 435 km kuzeybatısında yer alır.

Coğrafi konumu: 13 10 Kuzey enlemi 59 32 Batı boylamı.

Harita konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: toplam: 431 km².

Kara: 431 km².

Su: 0 km².

Sınır komşuları: 0 km.

Sahil şeridi: 97 km.

İklimi: Tropik iklimin egemen olduğu adada kuru (Aralık-Mayıs) ve yağışlı (Haziran-Kasım) geçen iki mevsim görülür. Antiller kasırga alanın güney sınırındaki yer alan ülkede daha önceki yıllarda kasırgalar büyük yıkımlara yol açmıştır.

Arazi yapısı: Ada tortul kayaçları kaplayan ve kalınlığı 90 m`ye ulaşan mercan birikintilerinden oluşmuştur. En yüksek noktası olan Hillaby dağının bulunduğu kuzey kesimi dışında genellikle alçak ve düzdür. Yüzey suları oldukça azdır; az sayıdaki doğal su kaynakları kireçtaşı yataklarında toplanan yeraltı sularıyla beslenir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Hillaby Dağı 336 m.

Doğal kaynakları: Petrol doğal gaz balık.

Arazi kullanımı: işlenebilir toprak arazi: %37.21.

Sürekli ekinler: %2.33.

Otlaklar: %5.

Ormanlık arazi: %12.

Diğer: %43.46 (2005 verileri).

Doğal afetler: Antiller kasırga alanının güney sınırındaki yer alan ülkede daha önceki yıllarda kasırgalar büyük yıkımlara yol açmıştır. Ayrıca periyodik heyelanlar gözlemlenmektedir.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 279912 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %20.1 (erkek 28160; kadın 28039).

15-64 yaş: %71.1 (erkek 97755; kadın 101223).

65 yaş ve üzeri: %8.8 (erkek 9508; kadın 15227) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.37 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.31 mülteci/1000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.01 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1 erkek/kadın.

15-64 yaş: 0.97 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.62 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.94 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 11.77 ölüm/1000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 72.79 yıl.

Erkek: 70.79 yıl.

Kadın: 74.82 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.65 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %1.5 (2003 verileri).

HIV/AIDS - taşıyan insan sayısı: 2500 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenler: 200 (2003 verileri).

Ulus: Barbadoslu yada Bajan (halk arasında).

Nüfusun etnik dağılımı: Siyah ırk %90 beyaz ırk %4 diğer %6.

Dinler: Protestan %67 (Anglikan %40 Pentekostal %8 Methodist %7 diğer %12) Roma Katolikleri %4 inançsız %17 diğer %12.

Dil: İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %99.7.

Erkek: %99.7.

Kadın: %99.7 (2002 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Barbados.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Bridgetown.

İdari bölmeler: 11 bölge; Christ Church (İsa Kilisesi) Saint Andrew Saint George Saint James Saint John Saint Joseph Saint Lucy Saint Michael Saint Peter Saint Philip Saint Thomas.

Bağımsız


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Barbados, Batı Hint adalarından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Geminin iki başındaki omuzluk direkleri ki omurga bunlara bağlanır: Baş bodoslaması, kıç bodoslaması. Bodoslama demiri — Kayığın altında baştan kıça kadar uzanan demir lama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stenpost. nose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from the front.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dear friend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ürünlerde normal olarak bulunan zararlı öğelerden bazılarını tasfiye etmek amacıyla tasarlanmış ya da değiştirilmiş ürünleri ifade etmek için kullanılan terim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fully furnished. furnished. fitted and arranged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

succession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). İskeleye yanaşan veya başka bir yere aborda olan gemilere girip çıkmak için konan iskele.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (z). halk oyunlarında bir dans figürü; (z). sırt sırta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). ilâcın belirli miktarda verilmesi, dozaj, düzem, yaşa göre miktar tayini; kuvvet veya lezzet vermek için şaraba şeker, alkol v.b katılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead ahead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct. straight. correct. honest. straight ahead. directly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straight ahead. crow line. as the crow flies. dead ahead. direct. right as nails. outright. as straight as a line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bir defada alınan ilâç miktarı, doz; (f). belirli miktarda ilâç vermek; tatsız bir şey vermek; ilâç almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Yatak: Kendisine mükemmel bir döşek yaptılar. 2. Pamuklu yumuşak şiltenin altına serilen yünle dolu kaba şilte. 3. (denizcilik.) Iskarmozların sonunu teşkil eden yarım döşekleri omurgaya bağlamak için omurganın üzerine konan ağaçlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mattress. bed. ship's bottom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mattress. day bed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Oturaklı, sabit. 2. (denizcilik) Fazlaca geniş ve bu sebeple yalpası az (gemi). Karşılığı: Narin yapılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flat bottomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Döşenmiş, döşenmiş olan. Ar. mefruş: Parke döşeli bir oda. Dayalı, döşeli = Her tarafı özenerek döşenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnished. floored. laid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Oda vesairenin zeminini kaplayan tahta vesaire: Tavandan döşemeye kadar; tahta, mermer döşeme. 2. Bir oda veya daireye yerleştirilen eşya, minder, yastık, kanape vesaire, mobilya, mefruşat: Bu konağın döşemesi pek muntazam; döşeme düzmek zevk işidir. 3. Bir geminin, rüzgâr veya akıntının tesiriyle seyir yolundan başka bir tarafa düşmesi

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appointments. floor. floor covering. upholstery. laying. furnishings. pavement. planking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floor. upholstery. floor covering. furniture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floor. flooring. pavement. paving. platform. upholstery. interior furnishings. laying. installing. deck. lagging. apron. installment. tesselation. bedding. boarding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Döşeme yapan kimse. 2. Mefruşatçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upholsterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upholsterer. furniture dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upholsterer. furnisher. layer. installer. house decorator. bolsterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upholstery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upholstering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaymak, sermek. Osm. tefriş etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spread. lay down. floor. upholster. furnish. appoint. inlay. veneer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floor. furnish. lay. to furnish. to lay down. to spread. to pave. to floor. to install.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to furnish. to spread. to lay down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mobilyası, mefruşatı olan. Ar. mefruş: Döşemeli ev; alaturka, alafranga döşemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flooring. upholstery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material suitable for upholstering. upholstery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yayılmak, uzanmak, genişlemek. 2. Hastalanıp yatağa yatmak: Birkaç ay ayakta gezdikten sonra döşendi. 3. Sözü uzatmak, etrafıyle anlatmak. Osm. bast ve temhîd eylemek: Bir takım uzun hikâyelere döşendi. 4. Girmek, koyulmak: Yola döşendi. 5. Mobilyası, mefruşatı düzeltilmek, tefriş olunmak: Yeni yapılan konak daha döşenmedi. 6. Zemini kaplanmak: Yaya yolları çimento ile döşenecektir; avlunun mermerleri döşendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be furnished. to rebuke. to give sb a rap on the knuckles. to write a diatribe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be furnished. to scold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Zemini kaplamak, yere sermek, tefriş etmek: Yemek odasına çini döşetmek temizlik için lâzımdır. 2. Mefruşatını tertib etmek, mefruşatla donatmak, tefriş etmek: Yeni yaptırdığınız konağı döşettiniz mi? Salonu alafranga mı döşeteceksiniz? 3. (yatak vesaire) Sermek, yapmak: Benim yatağımı döşettiler mi? Bana yalnız bir şilte döşetsinler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth furnished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Döşetmek işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Döşeme işi yapan usta, tesisatçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

installer. fitter. plumber. electrician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ipekten yapılmış duvar halısı; küfe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). evrak dosyası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. dostân). 1. Sevilen insan. Ar. muhib, Fars. yâr: Dost nasihati. 2. Erkek veya kadın sevgili: Ar. mâşuk, maşuka, mahbûb, mahbûbe. 3. (tasavvuf) Hakikî dost ve ariflerin Aşık olduğu Tanrı 4. Gayr-ı meşru zevç veya zevce (Fr. maîtresse): Bir dost tutmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forthcoming. friend. ally. pal. fellow. lover. associate. bean. bedfellow. brother. comrade. connection. connexion. crony. pard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ally. company. crony. fellow. friend. friendly. mate. pal. steady. lover. mistress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of Do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ally. comrade. friend. confident. lover. mistress. associate. buddy. butty. companion. cully. friendly. kiss- and-tell. love. mucker. opposite number. pal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ دوست] sevgili. 2.yakın arkadaş. 3.Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

eski do'nun ikinci şahıs tekili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. dost). Dostlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jovial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make friends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fraternize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become ally ies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Birini dost tutan, Ar. muhib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Niyeti, meramı dostun meramına uygun olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyük kadeh. (bk.) Dost-kâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Dostlukla olan, doğruluk ve sevgiye dayanan veya lâyık: Bazı dostâne ihtarlarda bulundu. 2. Dostluğa yakışır surette, dostçasına: Size dostâne söylüyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دوستانه] dostça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dost gibi, dosta yakışır surette: Dostça muamele, söz; size dostçasına söyleyeyim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendly. amicable. comradely. neighborly. neighbourly. winning. in a friendly manner. amicably. neighborly. neighbourly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicable. cordial. familiarly. friendly. in a friendly manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dostluk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دوستی] dostluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دوستکام] dost canlısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dost hali, sevgi: Bana dostluk gösteriyor; onun dostluğuna güvenilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendship. amity. good fellowship. camaraderie. attachment. friendliness. neighborliness. neighbourliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicability. amity. attachment. companionship. comradeship. concord. friendship. intimacy. society. company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attachment. amity. friendship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşarcıların ekin yığınlarını damgalattıkları tahta damga (eskiden).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bir iş veya şahıs üzerindeki evrakın tamamı. 2. Çeşitli evrakın içine konduğu kartondan kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

file. folder. record. dossier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

file. folder. record. dossier. binder. register. file kütük.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dossier. file. file holder. record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

file. to file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to file. to put in a file. to classify. to throw into the discard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be filed. to be put in its file. to be classified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. endoskop, vucut içi boşluklarını aydınlatarak görülmesini sağlayan alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat., zool. iç iskelet .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. endoscope

tıp içgörür

İnsan vücudunun herhangi bir boşluğunu, muayeneyi kolaylaştırmak için aydınlatıp görünür duruma getiren alet.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. endoscopy

tıp iç görüm

İnsan vücudunda, organ veya kovuk içlerinin endoskopla muayenesi.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. endoscopic

iç görümlü

Endoskopi ile ilgili.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. osmosis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. endosperm, besidoku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. (spor) zarının iç tabakası; bakt. hücre içinde yetişen cinsiyetsiz spor; iç spor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friends and acquaintances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). bir kemerin dış çevresi; kemer sırtı, kubbe sırtı, bir kemerin tümsekli yüzeyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pimp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mim.) kemerin asıl iç kavsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair weather friend. fair-weather friend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s kaleydoskopa ait; çok değişen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiçek dürbünü, kaleydoskop; çok değişen manzara

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Çevrildikçe içindeki renkli cam parçalarını, yine içindeki küçücük aynalara aksettirerek çok renkli geometrik şekiller gösteren boru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kaleidoscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kaleidoscope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

true friend. friend who sticks by you when you're in trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muhabbet dellâlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crepe de chine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şöhret, şan, şeref.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Yunanca = güney). 1. Güney rüzgârı: Lodos esmek; bugün biraz lodos var. Batı lodosu = Güneybatı rüzgârı. Kıble lodusu = Güneydoğu rüzgârı. 2. Güney yönü: Lodosa nâzır; lodos tarafında. 3. Güney rüzgârı, havası, lodos estiği gün: Dodosta insana bir gevşeklik gelir: Lodosta balık yenmez. 4. Lodos rüzgârı fırtınası: Lodosa tutulduk; bu lodosta kayığa binilmez, mec. Lodos poyraz = Sebatsızlık. Lodos poyraz mukataası = Serserilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

south or southwest wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

south or southwest wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Çoğu insanlar sadece iki tür rüzgarın adını bilirler: Poyraz ve Lodos . Poyraz kuzeyden eser soğuk getirir, Lodos ise güneyden eser, sıcak ve baş ağrısı getirir.

Aslında estikleri yönlere göre adlandırılan sekiz ana rüzgar vardır. Kuzeyden = YILDIZ, kuzeydoğudan = POYRAZ, doğudan = GÜNDOĞUSU, güneydoğudan = KEŞİŞLEME, güneyden = KIBLE, güneybatıdan = LODOS, batıdan = GÜNBATISI ve kuzeybatıdan = KARAYEL. Yani Lodos tam güneyden değil güneybatıdan eser. İmbat, meltem gibi genellikle denizden karaya esen yerel rüzgarlar ise yöreye göre özel adlar alırlar.

Belirli havalarla insanın ruhsal durumu ve anti-sosyal davranışları arasında ilişki vardır. Genel olarak ilkbaharla beraber ve yaza doğru suçların arttığını istatistikler göstermektedir. Aslında havalar ısındıkça insanlar çevreleri ile daha ilgisiz ve enerjisiz olurlar ancak tarihle savaşlar, ihtilaller ve halk ayaklanmalarının çoğu yılın bu bölümünde olmuştur.

Rüzgarlar da iklim ve insan davranışını etkileyici faktörlerden biridir. Rüzgar üzerinden geçtiği bölgelerin iklimini de taşır. Bu iklimlerin rüzgarın estiği bölgedeki iklime göre farkı, rüzgarın insan üzerindeki etkisini belirler. Örneğin kutup bölgeleri ve civarlarında iklimler çok az farklı olduğu için rüzgar önemli bir rol oynamaz. Yurdumuz ve benzeri bölgelerde belirli yönden esen rüzgarlar çoğu kez olağan iklimi, sıcaklık, nem ve basınç yapılarını aniden değiştirdikleri için az çok insan hayatını etkilerler.

Genellikle nemini bırakmış olan kuru güney rüzgarları, özellikle güneşli havalarda iyice kızışır ve elektriklenirler. İşte Lodos adı verilen bu kaprisli güney rüzgarları insanlarda ruhsal sıkıntı yaratır. Baş dönmesine, gece uykusuzluğuna, baş ve mide ağrılarının yanında huzursuzluk duygularına da yol açar. Lodoslu günlerde trafik kazalarının, kalp krizlerinin, astım nöbetlerinin, erken doğumların ve hatta intiharların sayılarının arttığı gözlemlenmiştir.

Halk arasında, genellikle yağmur getirdiği için “Lodos’un gözü yaşlıdır” diye bir deyim vardır. İnsanların çoğu bir barometre gibi havaya ve yağmur öncesine duyarlıdırlar. Havanın dönmesinden çok az önce gerginlik, ruhsal çöküntü ve sıkıntı belirtileri gösterirler.

Lodos’un insanlar üzerinde yarattığı etkilerin sebepleri ve Lodos rahatsızlıklarına ne gibi önlemler alınabileceği konusunda çalışmalar devam etmektedir. İşin ilginç yanlarından biri de, Lodos etkisi altında bulunan bir bölgeye yerleştirilenlerin ancak bir kaç yıl sonra rüzgarın etkisinden rahatsız olmaya başlamalarıdır.

Konu rüzgardan açılmışken güncel bir tartışmaya da değinmeden geçmeyelim. Rüzgar bir hava akımıdır, yani hava olmazsa rüzgar da olmaz. Öyleyse Armstrong’un Ay’a ayak basar basmaz diktiği bayrak nasıl dalgalanıp duruyor? Ay’da hava olmadığına göre hangi rüzgar bu bayrağı sürekli dalgalandırıyor?

Ay’a gidildiğine inanmayanlar tarafından delil olarak ileri sürülen bu olay yolculuktan önce düşünülmüş, bayrak direğinin üstüne çok ince yatay bir çubuk tutturulmuş ve bayrak yandan ve üstten sabitlenmişti. İlk bakışta bayrağın dalgalanıyormuş izlenimini veren bu durum fotoğrafa dikkatlice bakınca fark edilebiliyordu.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Çoğu insanlar sadece iki tür rüzgarın adını bilirler: Poyraz ve Lodos. Poyraz kuzeyden eser soğuk getirir. Lodos ise güneyden eser, sıcak ve baş ağrısı getirir.

Aslında estikleri yönlere göre adlandırılan sekiz ana rüzgar vardır.

Yani Lodos tam güneyden değil güneybatıdan eser. İmbat, meltem gibi genellikle denizden karaya esen yerel rüzgarlar ise yöreye göre özel adlar alırlar.

Belirli havalarla insanın ruhsal durumu ve anti-sosyal davranışları arasında ilişki vardır. Genel olarak ilkbaharla beraber va yaza doğru suçların arttığını istatistikler göstermektedir. Aslın da havalar ısındıkça insanlar çevreleri ile daha ilgisiz ve enerjisiz olurlar ancak tarihte savaşlar, ihtilaller ve halk ayaklanmalarının çoğu yılın bu bölümünde olmuştur.

Rüzgarlar da iklim ve insan davranışını etkileyici faktörlerden biridir. Rüzgar üzerinden geçtiği bölgelerin iklimini de taşır. Bu iklimlerin rüzgarın estiği bölgedeki iklime göre farkı, rüzgarın insan üzerindeki elkisini belirler. Örneğin kutup bölgeleri ve civarlarında iklimler çok az farklı olduğu için rüzgar önemli bir rol oynamaz. Yurdumuz ve benzeri bölgelerde belirli yönden esen rüzgarlar çoğu kez olağan iklimi, sıcaklık, nem ve basınç yapılarını aniden değiştirdikleri için az çok insan hayatını etkilerler.

Genellikle nemini bırakmış olan kuru güney rüzgarları, özellikle güneşli havalarda iyice kızışır ve elektriklenirler. İşte Lodos adı verilen bu kaprisli güney rüzgarları insanlarda ruhsal sıkıntı yaratır. Baş dönmesine, gece uykusuzluğuna, baş ve mide ağrılarının yanında huzursuzluk duygularına da yol açar. Lodoslu günlerde trafik kazalarının, kalp krizlerinin, astım nöbetlerinin, erken doğumların ve hatta intiharların sayılarının arttığı gözlemlenmiştir.

Halk arasında, genellikle yağmur getirdiği için “Lodos’un gözü yaşlıdır” diye bir deyim vardır. İnsanların çoğu bir barometre gibi havaya ve yağmur öncesine duyarlıdırlar. Havanın dönmesinden çok az önce gerginlik, ruhsal çöküntü ve sıkıntı belirtileri gösterirler.

Lodos’un insanlar üzerinde yarattığı etkilerin sebepleri ve Lodos rahatsızlıklarına ne gibi önlemler alınabileceği konusunda çalışmalar devam etmektedir. İşin ilginç yanlarından biri de, Lodos etkisi altında bulunan bir bölgeye yerleştirilenlerin ancak bir kaç yıl sonra rüzgarın etkisinden rahatsız olmaya başlamalarıdır.

Konu rüzgardan açılmışken güncel bir tartışmaya da değinmeden geçmeyelim. Rüzgar bir hava akımıdır, yani hava olmazsa rüzgar da olmaz. Öyleyse Armstrong’un Ay’a ayak basar basmaz diktiği bayrak nasıl dalgalanıp duruyor? Ay’da hava olmadığına göre hangi rüzgar bu bayrağı sürekli dalgalandırıyor?

Ay’a gidildiğine inanmayanlar tarafından delil olarak ileri sürülen bu olay yolculuktan önce düşünülmüş, bayrak direğinin üstüne çok ince yatay bir çubuk tutturulmuş ve bayrak yandan ve üstten sabitlenmisti. İlk bakışta bayrağın dalgalanıyormuş izlenimini veren bu durum fotoğrafa dikkatlice bakınca fark edilebiliyordu.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Lodos yani güney rüzgârı esmek, lodosa dönmek: Hava lodosladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to begin to blow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to begin to blow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güneye bakan, güney rüzgârına karşı: Orası lodosluktur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. omurga kemiğinin alt kısmının ileri doğru fazla çıkması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) düğümlü, boğumlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) düğümlülük, düğüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deathbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deathbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. belirli bir ölçüden fazla ilâç verme, dozu aşma; aşırı doz; kıs. O.D., o/d fazla esrar alma; fazla esrardan hasta olan veya ölen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. pardessus). Mevsimlik ince palto.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light overcoat. top coat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightweight overcoat. topcoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light overcoat. top coat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightweight overcoat. topcoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.: tatil etmek). T. Muvakkat tatil, istirahat. Paydos etmek = Muvakkat tatil etmek. Paydos vakti = İşin tatil edildiği zaman, istirahat saati. 2. Bazı sebeplerden dolayı yapı vesaire işlerinin tatil olunması: Parası tükendiği için yapıyı paydos etmeye mecbur oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recess. break. rest. respite. end of a work period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. rest. end of the workd day. stopping work for a while. taking a break. knocking- off time. recess. respite. standstill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yumuşak, yüzü havlı bir çeşit deri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. kilisedeki altar masası arkasındaki perde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bozcaada.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeraltında su tabakasının üstünde bulunan su hattı ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زن دوست] zampara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ zen = kadın, dûst = seven). Kadınlardan hoşlanan, zanpara.

Türkçe Sözlük by