Dua ne demek? | Dua anlamı nedir? | Dua

Dua anlamı nedir?

Dua ne demek?

Dua anlamı nedir?

Dua | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: dua

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ed’iye). 1. Allah’a yalvarma, niyaz: Ellerini kaldırmış dua ediyordu. 2. Birinin iyiliği için Allah’a yalvarma: Duanızla meşgulüm. Hayır duâ, duâyi hayr = Birinin lehinde yapılan duâ. Bed-duâ = Birinin aleyhinde yapılan duâ: Babasının bedduâsına uğradı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer. devotions. blessing. invocation. orison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer. devotion. invocation. petition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Disaster Unemployment Assistance - Section 407 of the Disaster Relief Act of 1974 created a program for the payment of unemployment assistance to individuals whose unemployment is the direct result of a major disaster as declared by the President of the U

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Disaster Unemployment Assistance - Section 407 of the Disaster Relief Act of 1974 created a program for the payment of unemployment assistance to unemployed individuals whose unemployment is the direct result of a major disaster as declared by the Preside

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Directory User Agent The software that accesses the X 500 Directory Service on behalf of the directory user The directory user may be a person or another software element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Directory User Agents, when users wish to access a directory, they use directory user agents These agents directly represent the users in accessing the information stored in the Directory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Directory User Agent The software that accesses the X 500 Directory Service on behalf of the directory user The directory user may be a person or another software element See RFC1208.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Directory User Agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Disaster Unemployment Assistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prayer or invocation. l agency A relationship in which a real estate agent or broker represents both parties in a transaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Supplication to Allah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Prayer or supplication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Directory User Agent Specified in the X 500 specification. what.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birinin aleyhinde olunan dua, tersine dua: Birinin bedduasını almak, bedduasına uğramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curse. malediction. imprecation. damn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curse. malediction. imprecation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imprecation. malediction. curse. damn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بددعا] ilenç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bölünmüş, bölünebilir; ayrı, ayrılabilen; dağıtılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invoke. pray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pray. invoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. duâ F. güften = söylemek). Duâcı, duâ eden, eskiden vakıftan bağlanmış maaş karşılığında duâ etmekle vazifeli fakir adam: Duâ-gûyân vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F). Duâ okuyucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birinin hayır duâsında bulunan. Fars. senâ-kâr: Duâcınızım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beadsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دعاگو] duacı, dua eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). ikili, çifte, çift iki kat; (i), gram ikili adlandırma. dual con trol hav çift kumanda. Dual Monarchy eski Avusturya Macaristan imparatorluğu. dual ownership bir mülkün iki sahibi olması. dualpurpose (s). çift görevi veya kullanılışı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

900MHz ve 1800MHz frekanslarında yayın yapan şebekelerle iletişim kurabilen cep telefonları için tanımlanan özelliktir. Üçüncü kuşak UMTS sisteminde bu iki frekans dışında daha yüksek bir bant genişliğinde yayın yapılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Maksimum kaydetme esnekliği için Sony HDD / DVD kaydediciler Dual RW uyumludur. Bu, DVD-RW, DVD+RW, DVD-R ve DVD+R disklerine kaydedebilecekleri anlamına gelir. Yenilikçi bir özellik; geniş kayıt ortamı seçimi ve PlayStation®2 ve bilgisayarlar dahil olmak üzere diğer DVD aygıtlarıyla uyumluluk sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ikilik; (fels.) düalizm, evrenin zihin ve madde olarak iki prensipten meydana geldiği görüşü. dualist (i). ikilik prensibi taraftarı. dualis'tic (s). ikilik prensibine ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dualiste

fel. ikici

İkicilik felsefesini kabul eden.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. dualisme

fel. ikicilik

Birbirinden ayrı, birbirinden bağımsız, birbirine geri götürülemeyen, birbirinin yanında veya karşısında bulunan iki ilkenin varlığını kabul eden görüş.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dâİ). 1. Dâvet edenler. 2. Duâ edenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) Bir meslekte kıdem bakımından başta gelen kimse. Fr. doyen.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. doyen

aksakal

Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) tedrici, derece derece; kademeli. gradualism (i.) siyasi veya toplumsal değişiklikerin tedrici olarak uygulanması prensibi. gradually (z.) derece derece, ted.ricen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) diploma vermek; diploma almak, mezun olmak; derecelere ayırmak; derecelere aynlmak; tedricen değişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) mezun kimse, diplomalı kimse; dereceli sıvı öIçeği; (s.) mezunlara ait; dereceleri olan. graduate school üniversite mezunlannı öğrenci olarak kabul eden fakülte. graduate student ihtisas yapan öğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mezun olma, diploma alma, diploma dağıtımı, öIçü bardağı üstündeki derece işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tek, yalnlz, ayrı, başlı başına; hususiyeti olan; ferdi, bireysel; i. fert, kimse, şahıs, birey; tane. individually z. ayrı ayrı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fikir ve harekette şahsi bağımsızlık; ferdiyetçilik, bireycilik; benlik, kendini beğenmişlik; ferdin hususi menfaatlerini arama; hususiyet, ferdiyet. individualist i. ferdiyetçi, bireyci, erkin kimse. individualistic s. ferdi, bireysel, ferdiyete ai

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. individualiste

fel. ve top. b. bireyci

Bireycilikten yana olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ferdiyet, başkasına benzemeyiş, hususiyet; erkinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ferdiyet vermek, ferdiyetini belirtmek, bireyleştirmek, ayırmak; ayrı tutmak. individualization i. ferdileştirme, bireyleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Cemiyet yerine ferdi esas alan ve ona büyük ehemmiyet veren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. individualisme

fel. ve top. b. bireycilik

Bireylerin yararlarını toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğreti, tutum veya politikaların genel adı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayırt etmek; fert yapmak. individuation i. fert yapma; fert olma; fertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. jeoloji). Kadıköytaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bankalara faizle yatırılan para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank deposit. deposits. money on deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üniversiteden mezun olduktan sonraki tahsile ait; i. doktora talebesi, üniversiteden mezun talebe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. fazla ve artakalan, artık; i. artık, artan şey; mat. iki hesap sonucu arasındaki fark; gözlem ve hesap sonuçları arasındaki fark; A.B.D. tekrar kullanılan bir filim veya plak için ödenen para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla ve artakalan, artık. residuary clause huk. bir vasiyetnamede malın taksiminden sonra geriye kalan kısmın tahsisi hakkındaki hüküm. residuary estate mal bölümünden sonra açıkta kalan mülk. residuary legatee malın taksiminden sonra kalan servet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karınca yiyengillerden tamandua, zool. Tamandua tetradactyla .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. üniversite öğrencisi; s. üniversite öğrencisine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time deposit. deposit for fixed period. term deposits. time deposits. fixed deposits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demand deposit. deposit at call. demand deposits. call deposits. sight deposits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Masallarda geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuş.

Türkçe Sözlük by