Dua-guy ne demek? | Dua-guy anlamı nedir? | Dua-guy

Dua-guy anlamı nedir?

Dua-guy ne demek?

Dua-guy anlamı nedir?

Dua-guy | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: dua guy

Türkçe Sözlük

(i. F., A. duâ F. güften = söylemek). Duâcı, duâ eden, eskiden vakıftan bağlanmış maaş karşılığında duâ etmekle vazifeli fakir adam: Duâ-gûyân vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birinin aleyhinde olunan dua, tersine dua: Birinin bedduasını almak, bedduasına uğramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curse. malediction. imprecation. damn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curse. malediction. imprecation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imprecation. malediction. curse. damn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بددعا] ilenç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bölünmüş, bölünebilir; ayrı, ayrılabilen; dağıtılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ed’iye). 1. Allah’a yalvarma, niyaz: Ellerini kaldırmış dua ediyordu. 2. Birinin iyiliği için Allah’a yalvarma: Duanızla meşgulüm. Hayır duâ, duâyi hayr = Birinin lehinde yapılan duâ. Bed-duâ = Birinin aleyhinde yapılan duâ: Babasının bedduâsına uğradı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer. devotions. blessing. invocation. orison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer. devotion. invocation. petition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Disaster Unemployment Assistance - Section 407 of the Disaster Relief Act of 1974 created a program for the payment of unemployment assistance to individuals whose unemployment is the direct result of a major disaster as declared by the President of the U

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Disaster Unemployment Assistance - Section 407 of the Disaster Relief Act of 1974 created a program for the payment of unemployment assistance to unemployed individuals whose unemployment is the direct result of a major disaster as declared by the Preside

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Directory User Agent The software that accesses the X 500 Directory Service on behalf of the directory user The directory user may be a person or another software element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Directory User Agents, when users wish to access a directory, they use directory user agents These agents directly represent the users in accessing the information stored in the Directory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Directory User Agent The software that accesses the X 500 Directory Service on behalf of the directory user The directory user may be a person or another software element See RFC1208.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Directory User Agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Disaster Unemployment Assistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A prayer or invocation. l agency A relationship in which a real estate agent or broker represents both parties in a transaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Supplication to Allah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Prayer or supplication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Directory User Agent Specified in the X 500 specification. what.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invoke. pray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pray. invoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. duâ F. güften = söylemek). Duâcı, duâ eden, eskiden vakıftan bağlanmış maaş karşılığında duâ etmekle vazifeli fakir adam: Duâ-gûyân vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F). Duâ okuyucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birinin hayır duâsında bulunan. Fars. senâ-kâr: Duâcınızım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beadsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دعاگو] duacı, dua eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (i). ikili, çifte, çift iki kat; (i), gram ikili adlandırma. dual con trol hav çift kumanda. Dual Monarchy eski Avusturya Macaristan imparatorluğu. dual ownership bir mülkün iki sahibi olması. dualpurpose (s). çift görevi veya kullanılışı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

900MHz ve 1800MHz frekanslarında yayın yapan şebekelerle iletişim kurabilen cep telefonları için tanımlanan özelliktir. Üçüncü kuşak UMTS sisteminde bu iki frekans dışında daha yüksek bir bant genişliğinde yayın yapılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Maksimum kaydetme esnekliği için Sony HDD / DVD kaydediciler Dual RW uyumludur. Bu, DVD-RW, DVD+RW, DVD-R ve DVD+R disklerine kaydedebilecekleri anlamına gelir. Yenilikçi bir özellik; geniş kayıt ortamı seçimi ve PlayStation®2 ve bilgisayarlar dahil olmak üzere diğer DVD aygıtlarıyla uyumluluk sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ikilik; (fels.) düalizm, evrenin zihin ve madde olarak iki prensipten meydana geldiği görüşü. dualist (i). ikilik prensibi taraftarı. dualis'tic (s). ikilik prensibine ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dualiste

fel. ikici

İkicilik felsefesini kabul eden.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. dualisme

fel. ikicilik

Birbirinden ayrı, birbirinden bağımsız, birbirine geri götürülemeyen, birbirinin yanında veya karşısında bulunan iki ilkenin varlığını kabul eden görüş.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dâİ). 1. Dâvet edenler. 2. Duâ edenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) Bir meslekte kıdem bakımından başta gelen kimse. Fr. doyen.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. doyen

aksakal

Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse.


Yabancı Kelime by

Ülke

Başkent: Cayenne.

Nüfus: 117.000.

Yüzölçümü: 86.504 km2.

Komşuları: Güneyde ve Doğuda Brezilya, Batıda Surinam, Kuzeyde Atlas Okyanusu.

Önemli Şehirleri: Cayenne, Saint-Laurent-du-Maroni.

Din: Katolik %87, Protestan %3.9, Dindışı %3.5.

Dil: Fransızca.

Yönetim Biçimi: Denizaşırı il.

Tarih: Bölge 1500 yıllarında İspanyollar tarafından bulunmuş, ilk yerleşim merkezi de 1604’te Fransızlar tarafından kurulmuştur. Sırasıyla Hollanda, İngiltere ve Portekiz denetimine girdikten sonra 1817’de bir Fransız sömürgesi haline gelmiştir. Çoğunlukla Fransızca konuşan halk 1848’den bu yana Fransız yurttaşları olarak kabul edilmektedir. 1970’ten sonra Fransız Guyanası Fransız meclisinde 2 üye tarafından temsil edilmeye başlandı.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) tedrici, derece derece; kademeli. gradualism (i.) siyasi veya toplumsal değişiklikerin tedrici olarak uygulanması prensibi. gradually (z.) derece derece, ted.ricen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) diploma vermek; diploma almak, mezun olmak; derecelere ayırmak; derecelere aynlmak; tedricen değişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) mezun kimse, diplomalı kimse; dereceli sıvı öIçeği; (s.) mezunlara ait; dereceleri olan. graduate school üniversite mezunlannı öğrenci olarak kabul eden fakülte. graduate student ihtisas yapan öğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mezun olma, diploma alma, diploma dağıtımı, öIçü bardağı üstündeki derece işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. güften fiilinden imas. olup sıfat terkipleri teşkiline girer). Diyen, söyleyen: Rlst-gO = Doğru söyleyen. GOft ü gû = Dedikodu, Ar. kıyl ü kaal.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyamızdaki ısının kaynağı güneş olduğuna göre ve bir dağın tepesi güneşe daha yakın iken orada hava niçin daha soğuk oluyor? Öncelikle şunu söyleyelim ki, güneş ile dünya arasındaki mesafeyi düşünürsek, bir dağın tepesine çıkmakla bu mesafedeki azalış çok önemsiz kalır. Güneş dünyamızdan 149,5 milyon kilometre uzakta iken dünyamızdaki en yüksek dağın yüksekliği 9 kilometreyi bile bulmaz. (Everest: 8.846 metre)

Biz zaten her gün evimizde otururken dünyanın kendi çevresinde dönmesinden dolayı, dünyanın çapı kadar, güneşe 12 bin kilometre yaklaşıp uzaklaşıyoruz. Elips şeklindeki yörüngesinde dünya güneşin etrafında dönerken güneşe en fazla yaklaştığı mesafe 147 milyon, en uzaklaştığı mesafe ise 152 milyon kilometredir. Yani dünya zaten bir yıl içinde güneşe 5 milyon kilometre yaklaşıp uzaklaşmaktadır. Bu durum dünyamızdaki ısıyı pek etkilemez, mühim olan ışınların dik gelmesidir.

Güneşin dünyamızda yarattığı sıcaklık, ışınlarının yeryüzünden yansıması ile olur. Ondan sonra yükseldikçe nemli havada her bir kilometrede yaklaşık 6-7 derece düşer. Yani Everest’in dibi ile tepesi arasında 50 dereceden fazla sıcaklık farkı olması doğal. Bu sıcaklık düşüşü atmosferin birinci katmanına kadar böyle sürüyor. Yani yeryüzünde ısı 25 derece iken 11 kilometre tepemizde -50 dereceye kadar düşüyor. Bundan sonra sıcaklık değişiminin akıl almaz dansı başlıyor.

Atmosferin ikinci tabakası olan ve içinde ozon tabakası da bulunan 11. ve 48. kilometreler arasında hava ısısı bu sefer tam tersi yükseldikçe artıyor, tekrar sıfır dereceye kadar çıkıyor. 48. kilometreyi geçip 3. tabakaya girince ta 88. kilometreye gelene kadar tekrar düşüşe geçiyor. Bu tabakanın sonunda, yani 88. kilometrede -80 derecelere kadar düşüyor. Bundan sonra da sürekli yükselişe geçerek güneşe yaklaştıkça artıyor.

Güneşin yüzeyinden 2 milyon derece sıcaklıkla çıkan ışığın 149,5 kilometre yol kat ettikten sonra dünyamız yüzeyine yaşayabileceğimiz bir ortamı yaratacak şekilde bu kadar ince ayarla gelmesi hakikaten inanılmaz.

Yeryüzünde ısınan havanın yükseldiği doğrudur, ama hava bu enerjisini yükselirken harcar ve dağın tepesine ulaştığında çevre hava ısısı ile aynı ısı derecesine gelir. Dağ tepelerinin soğuk olmasının bir başka nedeni dağ yüzeylerinin şekilleri dolayısıyla güneş ışıklarını dik alamamalarıdır. Bu nedenle dağların etekleri bile serin olur, burada ısınıp yükselen bir hava tabakası bile oluşamaz. Ayrıca dağdaki kayalarla birlikte kar ve buz da güneş ışınlarını fazla emmez ve çoğunu yansıtırlar.

Yeryüzünün ısınmasında bulutlar da önemli rol oynarlar. Dikkat ederseniz bulutsuz geceler, bulutlu gecelerden daha soğuktur. Çünkü bulutlar yerden gelen ısıyı tekrar yere yansıtırlar. Dağ zirvelerinde ise ne bu sıcaklığı yere tekrar yansıtacak bulut vardır, ne de onu tutacak yoğunlukta atmosfer.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyamızdaki ısının kaynağı güneş olduğuna göre ve bir dağın tepesi güneşe daha yakın iken orada hava niçin daha soğuk oluyor? Öncelikle şunu söyleyelim ki, güneş ile dünya arasındaki mesafeyi düşünürsek, bir dağın tepesine çıkmakla bu mesafedeki azalış çok önemsiz kalır. Güneş dünyamızdan 149.5 milyon kilometre uzakta iken dünyamızdaki en yüksek dağın yüksekliği 9 kilometreyi bile bulmaz. (Everest: 8.846)

Biz zaten her gün evimizde otururken dünyanın kendi çevresinden dönmesinden dolayı, dünyanın çapı kadar, güneşe 12 bin kilometre yaklaşıp uzaklaşıyoruz. Elips şeklindeki yörüngesinde dünya güneşin etrafında dönerken güneşe en fazla yaklaştığı mesafe 147 milyon, en uzaklaştığı mesafe ise 152 milyon kilometredir. Yani dünya zaten bir yıl içinde güneşe 5 milyon kilometre yaklaşıp uzaklaşmaktadır. Bu durum dünyamızdaki ısıyı pek etkilemez, mühim olan ışınların dik gelmesidir.

Güneşin dünyamızda yarattığı sıcaklık, ışınların yeryüzünde yansıması ile olur. Ondan sonra yükseldikçe nemli havda her kilometrede yaklaşık 6-7 derece düşer. Yani Everest’in dibi ile tepesi arasında 50 dereceden fazla sıcaklık farkı olması doğal. Bu sıcaklık düşüşü atmosferin birinci katmanına kadar böyle sürüyor. Yani yeryüzünde ısı 25 derece iken 11 kilometre tepemizde -50 dereceye kadar düşüyor. Bundan sonra sıcaklık değişiminin akıl almaz dansı başlıyor.

Atmosferin ikinci tabakası olan ve içinde ozon tabakası da bulunan 11. ve 48. kilometreler arasında hava ısısı bu sefer tam tersi yükseldikçe artıyor, tekrar sıfır dereceye kadar çıkıyor. 48. kilometreyi geçip 3. tabakaya girince ta 88. kilometreye gelene kadar tekrar düşüşe geçiyor. Bu tabakanın sonunda, yani 88. kilometrede -80 derecelere kadar düşüyor. Bundan sonra da sürekli yükselişe geçerek güneşe yaklaştıkça artıyor.

Güneşin yüzeyinden 2 milyon derece sıcaklıkla çıkan ışığın 149.5 kilometre yol kat ettikten sonra dünyamız yüzeyine yaşayabileceğimizbir ortamı yaratacak şekilde bu kadar ince ayarla gelmesi hakikaten inanılmaz.

Yeryüzünde ısınan havanın yükseldiği doğrudur, ama hava bu enerjisini yükselirken harcar ve dağın tepesine ulaştığında çevre hava ısısı ile aynı ısı derecesine gelir. Dağ tepesinin soğuk olmasının bir başka nedenidağ yüzeylerinin şekilleri dolayısıyla güneş ışınlarını dik alamamalarıdır. Bu nedenle dağların etekleri bile serin olur, burada ısınıp yükselen bir hava tabakası bile oluşamaz. Ayrıca dağdaki kayalarla birlikte kar ve buz da güneş ışınlarını fazla emmez ve çoğunu yansıtırlar.

Yeryüzünün ısınmasında bulutlar da önemli rol oynarlar. Dikkat ederseniz bulutsuz geceler, bulutlu gecelerden daha soğuktur. Çünkü bulutlar yerden gelen ısıyı tekrar yere yansıtırlar. Dağ zirvelerinde ise ne bu sıcaklığı yere tekar yansıtacak bulut vardır, ne de onu tutacak yoğunlukta atmosfer.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir çeşit oyun topu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) GÜ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گوی] çevgen topu, polo topu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), (k.dili) adam, herif; (ing.) acayip kıIıklı adam; (f.) alay etmek, birini eğlence konusu haline getirmek,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), (den.) gemi direklerini yerlerinde saptayan halat, çıkarılan veya indirilen yükü yerinde tutan halat; çelik halat; (f.) halatla tutturmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Polo oyunu, cirit. mec. Söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Söyleyen, lakırdı söyler, Ar. kaail, mütekellim: Hazret-i Isâ beşikte gûyâ oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça’dan). 1. Sanki, sözde (başkasının tasdik olunmayan esassız sözü anlatılırken kullanılır): GÜyâ bu işi kendisi görmüş, gûyâ ben size haber vermişim. 2. Zannedersin ki, imiş gibi: Resmini gören gûyâ kendisini karşısında imiş gibi olur. Eski ifade tarzında bazen «ki» edatiyle beraber kullanılır: GÜyâ ki havaya uçmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as if. as though. like. professedly. quasi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supposedly. as if/though. it seemed that. one would think that. as though. as if.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supposedly. as if. allegedly. admittedly. quasi. reportedly. reputedly. seemingly. so to speak. so called. as though.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گویا] sözümona.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Güney Amerika’nın Kuzeyinde, Kuzey atlas Okyanusu kıyısında, Surinam ile Venezuela arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 5 00 Kuzey enlemi, 59 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Güney Amerika.

Yüzölçümü: 214,970 km².

Sınırları: Toplam

2,949 km.

sınır komşuları: Brezilya 1,606 km, Surinam 600 km, Venezuela 743 km.

Sahil şeridi: 459 km.

İklimi: tropikal; sıcak, nemli, kuzeydoğu rüzgarının etkisi ile değişiklik gösterir.

Arazi yapısı: Genellikle engebeli yüksek ovalar, alçak kıyı arazileri, kuzeyde savanlardan oluşur.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Roraima Dağı 2,835 m.

Doğal kaynakları: Boksit, altın, elmas, kereste, karides, balık.

Arazi kullanımı: İşlenebilir topraklar: %2.23.

daimi ekinler: %0.14.

Diğer: %97.63 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 1,500 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Yağmur sezonu boyunca beklenmedik su baskınları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 767,245 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.25 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -7.49 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 32.19 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 65.86 yıl.

Erkeklerde: 63.21 yıl.

Kadınlarda: 68.65 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.04 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %2.5 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 11,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 1,100 (2003 verileri).

Ulus: Guyanalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Doğu Hindistanlı %49, siyah ırk %32, melez %12, Kızılderili %6, beyaz ve Çinliler %1.

Din: Hıristiyan %50, Hindu %33, Müslüman %9, diğer %8.

Diller: İngilizce, Kızılderili lehçeleri, Creole, Hindu, Urdu.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.8.

erkekler: %99.1.

kadınlar: %98.5 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Guyana Cumhuriyeti.

kısa şekli : Guyana.

Eski adı: İngiliz Guyanası.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Georgetown.

İdari bölümler: 10 bölge; Barima-Waini, Cuyuni-Mazaruni, Demerara-Mahaica, Doğu Berbice-Corentyne, Essequibo Adaları-Batı Demerara, Mahaica-Berbice, Pomeroon-Supenaam, Potaro-Siparuni, Upper Demerara-Berbice, Upper Takutu-Upper Essequibo.

Bağımsızlık günü: 26 Mayıs 1966 (İngiltere’den).

Milli bayram: Cumhuriyet Günü, 23 Şubat (1970).

Anayasa: 6 Ekim 1980.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), C, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslarar


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Guyana. Guy Fawkes Day (ing.) 5 Kasım, Guy Fawkes'ın yakalanışının kutlandığı gün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Söyleyen, söyleyici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Söyleme, söyleyiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. gayb). Gayblar. (bk.) Gayb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هرزه گویی] saçmalama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tek, yalnlz, ayrı, başlı başına; hususiyeti olan; ferdi, bireysel; i. fert, kimse, şahıs, birey; tane. individually z. ayrı ayrı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fikir ve harekette şahsi bağımsızlık; ferdiyetçilik, bireycilik; benlik, kendini beğenmişlik; ferdin hususi menfaatlerini arama; hususiyet, ferdiyet. individualist i. ferdiyetçi, bireyci, erkin kimse. individualistic s. ferdi, bireysel, ferdiyete ai

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. individualiste

fel. ve top. b. bireyci

Bireycilikten yana olan.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ferdiyet, başkasına benzemeyiş, hususiyet; erkinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ferdiyet vermek, ferdiyetini belirtmek, bireyleştirmek, ayırmak; ayrı tutmak. individualization i. ferdileştirme, bireyleştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Cemiyet yerine ferdi esas alan ve ona büyük ehemmiyet veren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. individualisme

fel. ve top. b. bireycilik

Bireylerin yararlarını toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğreti, tutum veya politikaların genel adı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayırt etmek; fert yapmak. individuation i. fert yapma; fert olma; fertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. jeoloji). Kadıköytaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (edebiyat). Kasîde söyleyecilik, kasîde yazıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bankalara faizle yatırılan para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank deposit. deposits. money on deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commendable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creditable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laudable. meritorious. praiseworthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili sıkıcı, baş belâsı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üniversiteden mezun olduktan sonraki tahsile ait; i. doktora talebesi, üniversiteden mezun talebe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. fazla ve artakalan, artık; i. artık, artan şey; mat. iki hesap sonucu arasındaki fark; gözlem ve hesap sonuçları arasındaki fark; A.B.D. tekrar kullanılan bir filim veya plak için ödenen para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla ve artakalan, artık. residuary clause huk. bir vasiyetnamede malın taksiminden sonra geriye kalan kısmın tahsisi hakkındaki hüküm. residuary estate mal bölümünden sonra açıkta kalan mülk. residuary legatee malın taksiminden sonra kalan servet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interrogate. to question. to subject sb to a cross-examination. to grill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karınca yiyengillerden tamandua, zool. Tamandua tetradactyla .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. üniversite öğrencisi; s. üniversite öğrencisine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time deposit. deposit for fixed period. term deposits. time deposits. fixed deposits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demand deposit. deposit at call. demand deposits. call deposits. sight deposits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Masallarda geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuş.

Türkçe Sözlük by