Dürr-i Nab ne demek? | Dürr-i Nab anlamı nedir? | Dürr-i Nab

Dürr-i Nab anlamı nedir?

Dürr-i Nab ne demek?

Dürr-i Nab anlamı nedir?

Dürr-i Nab | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: durr nab

Türkçe Sözlük

(i.). Parlak beyaz inci.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rafı’nin kulu. (bkz.er-Rafi). Allah’ın isimlerinden

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Merhametli, esirgeyen, koruyan, acıyan, ahirette mümin kullarına merhamet eden Allah’ın kulu.- er-Rahim, Allah’ın isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rahman’ın kulu. Rahman; dünyada her canlıya, mü’min-kafir ayırdelmeksizin herkese merhamet eden. Allah’ın isimlerindendir. Abdurrahman İbn Avf: Sahabedendir.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Rauf olan Allah’ın kulu. (bkz.er-Rauf).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çok lütuf, şevkat ve rahmet eden. Onları belli nimetlerle dengeli yaşatan, seviyelendiren Allah’ın kulu. (bkz.Rauf).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın isimlerinden. Reşid’in kulu.- (bkz.er-Reşid).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bütün mahlukların rızkını veren Allah’ın kulu. - Rezzak, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) çok kötü, iğrenç, nefret uyandıran abominable snowman (bak) yeti abominably (z) çok fena bir şekilde, berbat olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Ali = Yüksek F. cenâb = cânib). Haysiyetli, yüksek karakterli, küçüklüğe düşmeyen, hasis olmayan, cömert, açık elli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی جناب] cömert. 2.haysiyetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eli açıklık, cömertlik, Alîcenâb olma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uysallık, yumuşak başlılık, boyun eğme; yükümlülük, mükellefiyet ; sorumluluk, mesuliyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uysal, yumuşak başlı; yükümlü, mükellef, sorumlu. amenableness (i)., (bak). amenability amenably (z). uysalca, boyun eğerek, yumuşak başlılıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kil). çocukların vaftizini reddeden bir Hıristiyan mezhebine mensup kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tar). bir ordunun deniz kıyısından içeriye doğru girişi (özellikle ksenofon'un katıldığı Fars seferi, M.Ö.401); (tıb). ateşin yükselmesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (biyol). yapıcı metabolizma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. anabolisme

biy. özümleme

Özümlemek işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «tanab» kullanılmamıştır). Çadır ipleri, bağları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اطناب] ipler. 2.çadır ipleri. 3.ağaç kökleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çıkış sinyalinin hassas biçimde ayarlanmasını sağlar. Sinyal seviyesinin diğer cihazlarla eşleştirilmesi için sıklıkla kullanılır.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بنابرین] bundan dolayı, buna dayanarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). kannabin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendir, kenevir, haşiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Asıl mânâsı yön, cânib ve cihet ise de, dilimizde yalnız saygı tâbiri olarak hazret gibi Farsça veya Türkçe kaidesine göre kullanılır: Cenâb-ı Hak (Tanrı), Cenâb-ı Risalet-meâb (Peygamber), cenâb-ı hilâfet-penâhî (padişah), sefir cenâbları. (zatınız yerine cenâbınız kullanılması yanlıştır). Uluvv-i cenâb = Şeref ve haysiyet muhafazası, cömertlik. Alîcenâb = Şeref ve haysiyetini muhafaza eden, hasisliğe tenezzül etmeyen, kerem sahibi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جناب] hazret.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - “Yan”manasına gelir. Şeref, onur ve büyüklük terimi olarak kullanılır. Hazret, Cenab-ı Hakk, Cenab-ı Halik, Allah. - Dil kuralı açısından “b/p” olarak kullanılmaktadır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gusül Abdesti lâzım gelen hal. Bu halde olup da henüz gusül etmemiş olan kimse ki, şer’an temiz sayılmaz ve namaza yanaşamaz ve Kur’an’ı eline alamaz (ağır küfür tâbiri olarak dahi kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impure. unclean. damn. bloody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جنابت] pis, murdar. 2.cünüplük hali.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tespihağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (min). zincifre, sulüğen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kolayca arkadaş olabilir; hoş sohbet; samimi, sıcakkanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). vicdana uygun, dürüst, âdil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İkiz çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bitkilere, köklerini keserek zarar veren bir böcek (curtilla). 2. Arslanağzı denilen çiçeğe de denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Saklanıp gizlenmiş inci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Delinmemiş inci. mec. Bâkire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parlak beyaz inci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pâdişâhlara lâyık iri inci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sedefinden tek olarak çıkan iri, büyük inci. mec. Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Afrika'ya mahsus bir çeşit darı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. dürrârî). Önü açık bir nevi elbise. Ferace, biniş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. zooloji). Turaç kuşu, çil kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dürre). Büyük inci tâneleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. dürer, dürrât). Büyük inci tânesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İnci tanesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. dürriyye). inciye ait, inci gibi parıldayan, parlak: Kevkeb-i dürrî = Parlak yıldız.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. muktedir kılmak, kuvvet vermek; yetki vermek, salâhiyet tanımak; imkân vermek, mümkün kılmak, kolaylaştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) itiraz olunabilir, yakışık almaz, makbul olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zeneb). Kuyruklar. (bk.) Zeneb.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). modaya uygun, kibar kimseler arasında revaçta olan. fashionably (z). modaya uygun olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hanbelî). Hanbelîler. (bk.) Hanbelî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Kendi kendisine yetişen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wild. self-sown. volunteer. raised with little or no supervision. self-taught. self-made.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hunâbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hûn = kan, Ab = su). 1. Sulu kan, kanlı su, su ile kan karışık. 2. mec. Kanlı gözyaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cünOb» dan masdar). Sakınıp çekinme, Ar. tevakkî, ihtirâz: Şüpheyi çeker işlerden ictinâb etmeli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجتناب] kaçınma, uzak durma, çekinme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kaçınmak, uzak durmak, çekinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tasavvur edilebilir, göz önüne getirilebilir. imaginably z. tasavvur edilebilir surette, göz önüne getirilebilecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gebe bırakılabilir, döllenebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .zaptedilemez, zorla ele geçirilemez istila edilemez; kazanılamaz. impregnably z. zaptedilemez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İNABE) (i. A. masdar). 1. Günahlardantövbe ile Hakk’a dönme. 2. Bir mürşide başvurarak tarikata girme: Filân şeyhten inâbe almıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iktidarsızlık, ehliyetsizlik, kifayetsizlik yeterli olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. (toplantıda, mahkemede) gıyabında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sahibinin tasarrufundan çıkması yasak, satılamaz, devrolunamaz, alınamaz. inalienability i. elden çıkaralamayış. inalienably z. elden çıkarılmaz surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eğiliminde, meyilli hale getirilebilir, mutemayil, arzulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. özellikle 1500 tarihinden evvel Avrupa,da basılmlş kitaplar; baslı ilk kitaplar; bir şeyin başlangıç devirleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., gram. çekilmez, sıygasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tarif edilemez; tanımlanamaz, açıklanması olanaksız, anlatılamaz. indefinably z. anlatılamaz şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. belgilenemez ve sınırlanamaz; hallolunamaz. indeterminably z. çözülemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zaptolunamaz, hücumla alınamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sonsuz, nihayetsiz, bitmez, tükenmez. interminably (z.) sonu gelmeyerek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hukuk). Başka bir yerde bulunan bir şâhidin, oranın mahkemesince ifâdesinin alınması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giving a rogatory commission to (another court or to an individ. taking evidence of an absent witness. appointment of a proxy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Sözü uzatma, lüzumsuz tafsilâta boğma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

I. A. masdar). Sözü ip gibi çekip uzatma, lüzumsuz tafsilâtla ve fazla sözlerle bphsi uzatma (zıddı: Tefiz).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اطناب] sözü uzatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turpgillerden, etli çiçekleri sebze olarak yenen bir bitki (brassica deracea).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cauliflower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cauliflower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(karnabit): Turpgillerden; vatanı Doğu Akdeniz bölgesi olan 2 yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları koyu yeşil, çiçekleri beyaz veya sarımtıraktır. Kış sebzelerindendir. Lahanaya benzer. Aslında, lahananın çiçek saplarının kısalıp etlenmesiyle lahanadan türemiştir. Yenen kısmı, henüz açmamış yoğun çiçek durumudur. Yurdumuzda; güzlük turfanda karnabahar, kışlık karnabahar ve mart karnabahar olmak üzere üç çeşidi vardır. Fosfor ve vitamin bakımından çok zengindir. Kullanıldığı yerler: Zihin yorgunluğunu giderir. Cinsel gücü arttırır. Sinirleri kuvvetlendirir. İdrar söktürür. Dalak hastalıklarına iyi gelir. Şeker hastalarına faydalıdır. Kalp hastalıklarında şikayetlerin azalmasında yardımcı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.) (ya Arapça kanabit yahut Rumca’dan). Lahanaya benzer bir cins sebze ki, karnabahar da denilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. menbâ). Menbâlar, kaynaklar, (bk.) Menbâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منابع] kaynaklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. minber). Minberler, (bk.) Minber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. enyâb). 1. Köpekdişi. gözdişi. 2. Yırtıcı hayvanların pek uzun ve sivri olan dört yan dişleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Halis, sâf, berrak: Şarâb-ı nâb, Ab-ı nâb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناب] saf, halis, katışıksız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-bed, -bing) k.dili yakalamak, tutmak, ele geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yaban kirazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (tıp). Damar vurması, nabız atması.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نابجا] yersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نابهره] nasipsiz. 2.soysuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نابکار] hayırsız. 2.işe yaramaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Haberci, haber veren.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Haberci, haber veren. 2.Yüksek, yüce. 3.Büyük Türk şairidir. 17.asrın ikinci yarısında yaşamıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yerden çıkıp fışkıran, kaynayan, akan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. nevâbig). t. Şanı, şöhreti büyük insan. 2. Sonradan şâir olan. 3. (hi.). Büyük bir Arap şairi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نابينا] kör.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nebât» tan if.) (mü. nâbite). Biten, yerden çıkıp gelişen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Ulu, şerefli kimse. 2.Sonradan şair olan kimse. 3.Haberci, haber veren.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(NABZ) (i. A.). Atan ve vuran damar ve bilhassa bilek damarı: Nabzına bakmak, nabzını saymak, nabzı atıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulse. sphygmus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan'da zengin olmuş Avrupalı; çok zengin ve lüks hayat yaşayan adam; Hindistan'da Moğollar zamanında prens veya vali; Hindistan'da bazı Müslüman büyüklerine verilen ünvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir SAmt kavim, Nebâtîler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نابود] yok. 2.yokluk. 3.perişan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نبض] nabız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [نبض گير] nabza göre şerbet veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. nabzıyye) (tıp). Damarın atmasına ait.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hoş görünen, cana yakın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fethedilebilir, zaptedilebilir; hücum edilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şüpheli, şüphe götürür; kati olmayan; kararlaştırması zor. questionableness i. şüpheli hal. questlonably z. şüpheli surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) makul, mantıklı, akla uygun; uygun. reasonableness (i.) uygunluk. reasonably (z.) makul surette; oldukça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük ve üstü açık otomobil; üstü açık talika; küçük motorbot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mevsime göre olan, tam vaktinde olan; tam yerinde veya zamanında yapılan. seasonableness i. mevsimine göre olma, mevsiminde olma. seasonably z. mevsimine göre, mevsiminde, zamanında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. sünbük). (bk.) Sünbük.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Başaklar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Y. hardal). Bir çeşit hardal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (musiki). Tanburlar. (bk.) Tanbur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portable. movable. transportable. removable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearable. carriageable. fit for transport. portable. removable. transferable. transportable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Taşınabilir Ses Geliştirici MP3’e dönüştürülmüş müziğin kalitesi düşer. Taşınabilir Ses Yükselticisi, sesi orijinal kaynak düzeyine yaklaştırmak için ses frekanslarını güçlendirerek bunu telafi eder, böylece Network WALKMAN®™ cihazları ve başka bir taşınabilir müzik çalarda daha yüksek kaliteyi güvence altına alır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. makul; inanılabilen; elde tutulabilir; bahiste ispatı mümkün olan; savunması kolay. tenableness, tenabil'ity i. makul olma .tenably z. makulce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sınırlanabilir, vadesi tayin edilir. terminabil'ity, terminableness (i.) vadeye tabi olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. atnâb). Çadır ipi, çadırın kazıklara bağlanan iplerinin herbiri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طناب] sicim, çadır ipi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -la) çıngırak, çıngırdak. tintinnabulary s. çıngırağa ait; çıngırak sesli. tintinnabula'tion i çıngırdama; çan çalınması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. devlete hıyanet kabilinden. treasonableness i. hıyanet. treasonably z. haince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akort edilebilir, ayarlana bilir, düzeltilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlıkarınca; aksi yöne veya fikre dönüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yapamaz, -mez, iktidarsız, aciz; beceriksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kısaltılmamış, orijinal, aslı gibi, tam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tayini mümkün olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. elde edilemez, ulaşılamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mantıksız; vicdansız; insafsız; prensip sahibi olmayan. unconscionably z. vicdansızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. itirazı mümkün olmayan, itiraz edilmeyen; kusursuz. unexceptionably z. kusursuzca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. modaya uymayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. idare edilemez, yönetilmez serkeş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ağıza alınmaz, sözü edilmez; i., çoğ. iç çamaşırları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (T. halk dilinde: hünnab). Kabuğu kırmızı ve çekirdeği pek sert bir cins küçük meyve, çiğde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عناب] hünnap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Fasîle-i unnâbiyye = Unnâb ağacı çeşitlerinden ağaçlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir şey denilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. elde edilemez, bulunamaz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. affedilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. münakaşa kaldırmaz; şüphe götürmez, muhakkak. unquestionably z. şüphesiz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mantıksız, muhakemesiz; makul olmayan; aşırı, müfrit. unreasonableness i. mantıksızlık; makul olmayış. unreasonably z. mantıksızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mevsimsiz, zamansız, vakitsiz. unseasonableness i. mevsimsizlik. unseasonably z. mevsimsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. müdafaası imkânsız, savunulamaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practicability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

applicability. enforceability. practicability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Vişne jurubü, şerbeti. 2. Kirazla vişne arası meyve veren bir ağaç ve meyvesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. yenbû). (bk.) Yenbû.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yiyeceği tuzlamak insanlık tarihinde bilinen en eski muhafaza metodudur. Arkeolojik kazılarda bu usulün taş devrinde bile bilindiğine dair bulgular elde edilmiş, hatta Çin’de bu konuda MÖ 2000 yıllarına dayanan kayıtlar bulunmuştur. Romalılar eti, balığı, zeytini, karidesi ve peyniri tuzlayarak saklıyorlardı. Eski Mısır’da da ölülerin vücutları bozulmamaları için tuzla kaplanıyordu.

Tuz, suyu çok seven bir kimyasaldır. Yiyecekteki suyu emerek, bakterilerin gelişmek için muhtaç oldukları nemli ortamı ortadan kaldırır ve bakterilerin yiyeceği bozmalarını önler. Tuz aynı zamanda bu bakterileri kendisi de doğrudan öldürür. Günümüzde eti muhafaza etmek için tuza kuvvetli bir bakteri düşmanı olan ‘potasyum nitrat’ da ilave edilir.

Aslında tuzlama bir tür pişirmedir. Et ve balığı tuzladığımızda aynen onları pişirmişiz gibi kimyasal bir reaksiyon oluşur (lakerdayı hatırlayın). Tuzlanan ette proteinler gevşer ve çözünür ki, bu, et ısıtıldığında olan olay ile aynıdır.


Genel Bilgi by