Dut ne demek? | Dut anlamı nedir? | Dut

Dut anlamı nedir?

Dut ne demek?

Dut anlamı nedir?

Dut | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: dut

Türkçe Sözlük

(i.). Dutgillerden, beyaz, siyah ve pembe çeşitleri bulunan tanınmış meyve. Yaprakları ipek böceklerini beslemede kullanılır. Ak dut, kara dut; dut şurubu. Dut ağacı = Bu meyveyi veren ağaç. Ahududu = Kırmızı ağaç çileği. Diken dudu = Böğürtlen meyvesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mulberry. white mulberry. berry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mulberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mulberry. pissed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Device Under Test It is used interchangeably with UUT.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Device Under Test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Device under test See also UUT or unit under test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Device under test. device under test. Device Under Test A DUT board is used in automated testing of integrated circuits It is part of the interface between the chip and a test head, which in turn attaches to computerized test equipment The specific test e

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Stands for Device Under Test, which is just the integrated circuit you are trying to test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym: Device Under Test This is the target device being tested Less frequently referred to as 'CUT'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(morus): Dutgillerden yapraklarıyla ipek böceği beslenen bir ağaçtır. Meyveleri, Beyaz ve kara olur. Karadut ekşidir. Dutusaresi çıkartılır. Hekimlikte şurubu, meyveleri, ve yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Beyaz dut yaprakları idrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır. Aç karnına yenen beyaz dut, Bağırsak solucanlarının düşürülmesini sağlar. Mide ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Karadut şurubu pamukçuk hariç diğer ağız ve bademcik iltihaplarını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). iki kat bükülmüş, kanbur, kanburu çıkmış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Felemenk veya Hollanda'ya ait; Felemenk'ten gelmiş veya Felemenk'te yapılmış:(i). Felemenk dili, Hollanda dili, Felemenkçe; Fe!emenk halkı; Pennsylvania'da konuşulan bir çeşit Almanca; bu dili konuşan halk. Dutch brick sert tuğla. Dutch ch

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. men) (i). Felemenkli, Hollandalı; (den.) Hollanda gemisi . Dutchman's breeches Kuzey Amerika'ya mahsus bir çeşit gelincik çiçeği. Dutch man spipe (i). zeravende benzer bir çeşit asma, loğusaotu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Dut ağaçlarının türlerini içine alan bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gümrüğe tabi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). görevini bilen vazifeşinas: itaatkar; hürmetkar, saygılı. dutifully (z). vazifesini bilerek; hürmetkarane. dutifulness vazifeşinaslık; hürmetkarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dut bahçesi. 2. Dut ağaçlarının çok olduğu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Durmayıp daima öten, çok söyler, geveze: Düttürü Leylâ = Geveze ve kılıksız kadın.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., to (veya) towards (ile) vazife, görev, ödev, sorumluluk, borç; hürmet, saygı; itaat, boyun eğme; resim, vergi, gümrük resmi, iş, hizmet; (mak.) iş, kudret. duty call mecburi ziyaret. duty of water belirli bir alanı sulamak için gerekli olan su mi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(z).gümrük resminden muaf, gümrüksüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (c. hayâdîd tamamen yanlıştır) (Türkçe haydamaktan veya Macarca hayduk’dan). Dağ hırsızı, yol kesici, eşkiya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigand. bandit. gangster. filibuster. footpad. hoodlum. mobster. mugger. outlaw. little perisher. plugugly. robber. thug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bandit. outlaw. rascal. rogue. thug. brigand. robber. naughty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bandit. brigand. robber. road agent. filibuster. footpad. freebooter. raider. ruffian. stick- up man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağ hırsızlığı, yol kesicilik, Ar. şekavet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highjacking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigandage. banditry. thuggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to engage in banditry. to misbehave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hudutları, sınırları bitişik olan ülkeler: Türkiye, Yunanistan’a hemhuduttur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contiguous. sharing the same boundary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. hemhudûd.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HUDÜD) (I. A ). Sınır, hudut. (bk.) Hudûd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demarcation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frontier. border. limit. end. boundary. frontier sınır.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

end. front. limits. confine. property line. terminus. side. contour. boundary line. border. bound. boundary. frontier. limit. march. margin. rubicon. verge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to limit. to put a limit to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sınırsız; sonsuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlimited. boundless. illimitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. sbandito). Haydut, yol kesici, şek! adam, pek iri vücutlu ve korkunç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black mulberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مابعدالطبيعه] fizik ötesi, doğa ötesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مابعدالطبيعيه] metafizik, doğa ötesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) MAdûd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAHDÜD) (i. A. «hadd» den imef.) (mü. mahdûde). 1. Etrafı çevrilmiş, Ar. muhat, çevrilmiş: Adanın her tarafı denizle mahduttur. 2. Sınırlı, sınır ve hududu olan, hududu tayin olunmuş: Bu ülke, iki taraftan denizle, öteki iki taraftan filân memleketle mahduttur. 3. mec. Pek ileriye varmayan, çok şeyler ihata edemiyen, eksik: Onun aklı, malûmâtı, iktidarı mahduttur.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sevilmiş, sevilen. Gaznelilerin bir hükümdarı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(TECEDDÜD) (i. A. «cidd» den masdar). Yenilenme, yeni olma, tazelenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

renewaled. renaissance. innovation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A F.). Yenilik taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesitance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesitation. indecision. doubt. stammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavering. faltering. indecision. compunction. demur. doubt. hesitancy. hesitation. humph. incertitude. quandary. shilly shally. uncertainty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falter. hesitate. vacillate. waver. wobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to doubt. to hesitate. boggle. demur. falter. hang back. hover. pause. scruple. stagger. vacillate. vibrate. wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «redd» den). 1. Gidip gelme, birinin yanına devamlı gitme:Filan zata tereddüd ederdi (bu mânâ ile az kullanılmıştır). 2. Karar veremeyiş, kararsızlık. Bilâ tereddüd = Tereddüd etmeksizin, düşünmeksizin, hemen karar vererek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesitant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesitant. wavering. faltering. indecisive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfaltering. unhesitant. unwavering. without gloves. without hesitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şiddet» ten). Şiddet kazanma, daha kuvvetli ve sert olma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mesuliyet hissi olmayan, vazifeşinas olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

İtalyanca`da “görünüm” anlamına gelen sözcük, büyük ölçüde gerçeğe dayanılarak yapılan ayrıntılı kent resimleri, çizimleri ve oyma baskıları için kullanılır. Gerçeğe dayanmayan düşsel örnekler, “ ideata” ya da “capriccio” olarak anılır. İlk vedutalar, büyük olasılıkla Flaman manzara ressamı Paul Brill gibi İtalya`da çalışan Kuzeyli ressamlar tarafından yapılmıştı. Ancak bu türün en başarılı ustaları Venedikli sanatçılardır.

Türkçe Sözlük by