Düz ne demek? | Düz anlamı nedir? | Düz

Düz anlamı nedir?

Düz ne demek?

Düz anlamı nedir?

Düz | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: duz

Türkçe Sözlük

(i. F.) («dûhten» fiilinden imas. sıfat terkibi teşkiline girer). Dikici, diken: Palan-dûz = Palan diken, palancı. 2. Dikmeye yarayan: Çuvaldız (çuval-dûz) = Çuval dikmeye yarayan büyük iğne, çuvaldız. 5. Dikilmiş: Zer-dûz = Altınla dikilmiş, altın tel ile işlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (esk. Türkçe’de: tüz). 1. İnişi yokuşu ve çukuru, tepesi olmayan. Ar. müstevî, musattah: Düz yer, düz yol. 2. Düzelmiş, tesviye olunmuş, pürüzü olmayan: Düz tahta, düz kâğıt, düz duvar. 3. Doğru, düz çizgi hâlinde: Kâğıdın bir kenarı düzdür. 4. Sade, süssüz; düz iş. 5. Düz ve doğru yer. İnişi ve yokuşu bulunmayan yer, yahut yol: Bir kere düze çıkalım. 6. Anason, sakız ve diğer bir maddesi olmayıp sade üzümden çıkarılan rakı: Düziçmek, Erdek düzü. Ayak düze basmak = Müşküller bertaraf olup iş kolaylaşmak: Düz yüzey üzere doğru olarak basmak. 7. Devrik ve kıvrık olmayan, dik: Düz yaka. Düzayak = Yokuşu ve merdiveni olmayan, satıhta bulunan. Düztaban = Tabanı oyuk olmayan. Düz su = Denizin aynı derinlikte olan yerleri. Düpdüz, dümdüz = Büsbütü, tamamen düz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flat. level. smooth. plain. straight. even. right. flush. horizontal. plane. slick. straight. flatwise. flatways. platy-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct. even. flat. flush. horizontal. level. plain. plane. right. slick. smooth. straight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

even. flat. plain. right. smooth. straight. level. simple. acyclic. direct. rectilinear. aclinal. flush. horizontal. uniform. slippery. unruffled. bare. splay. glare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekrandaki parlaklık ve rengin tutarlı olması için BRAVIA Dijital Projektörler 3D Gamma Düzeltme özelliğini kullanır. Özellikle karanlık sahnelerde, görüntüler en ince ayrıntısına kadar hatasız ve tutarlıdır.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Varlık ve birliği sonsuz sayıda eserler ve delillerle belli olan Allah’ın kulu. - ez-Zahir, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.ez-Zahir).

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Aybaşı kanaması normal olarak 2-7 gün sürer. Normal olarak 28 günde bir görülen aybaşı kanaması, bazı hallerde vaktinden önce veya sonra da görülebilir. Nedeni; asabi krizler, hormon dengesizliği veya bünye zayıflığı olabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Çörekotu, bal.

Hazırlanışı : Sabah, öğle ve akşam, tok karnına 2 kahve kaşığı çörek otu ile 3 kahve kaşığı süzme bal karıştırılıp, yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

veya BİRDÜZİYE (i.). Durmadan, arkası kesilmeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

veya BİRDÜZİYE (i.). Durmadan, arkası kesilmeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılık veya vaziyet düzgünlüğü: Kendine çekidüzen vermek, evin çekidüzeni bozuldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tidiness. orderliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.) Birkaç düzlemin kesişmesiyle meydana gelen açı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (çuval, F. dûhten = dikmek), (bk.) Çuvaldız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چوالدوز] çuvaldız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İttihat ve Terakki’nin son sadrazamı Talat bey, trenle Ankara’ya giderken Tuzla’yı geçtikten bir müddet sonra suikaste uğramıştı. Kıyı boyu giden trene birden bire Tuzla açıklarında suyun üstüne çıkan bir denzialtından ateş açılmış, Talat Bey’e bir şey olmamasına rağmen trenin yola devam edecek hali kalmamıştı. Denizaltının ve suikastın kimler tarafından yapıldığı tüm araştırmalara rağmen bulunamamıştı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kalbe batan, gönül delen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönül çalan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmony in social relations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dördü bir karından doğmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quad. quadruplet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hiç pürüzü olmayan, tamamen düz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straight. absolutely straight. quite smooth. plane. satin. straight. as the crow flies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plane. straight. very straight. very smooth. straight ahead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as the crow flies. as straight as a line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dümdüz olarak, tamamen düz bir şekilde. 2. Açıktan açığa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Alt kanatları üstekiler tarafından örtülen, dört kanatlı böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çok ince, nispeten hafif ve özellikle duvara monte edilebilen televizyonlar. Mevcut düz panel televizyonlarda plazma veya LCD teknolojisi kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tamu, cehennem. Dûzah-karâr = Cehennemde karar ve mekân bulacak, cehennemlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دوزخ] cehennem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) Durağı cehennem olan, kâfir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A). Mekânı cehennem olan, kâfir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oturduğu yer cehennem olan, kâfir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cehenneme mensup ve ait olan, cehennemlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Merdiveni veya inilip çıkılacak kısmı olmayan ev yahut yol, yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sade, Adî, pürüzsüz ve müşkülâtsız yahut süssüz: Düzce iş, adam, yazı. Sadece, sadelikle, gösterişsiz, doğrudan: Düzce söyliyeyim. Düzce hareket ediyor. 2. işin sade ve külfetsiz olan doğru ciheti: Düzcesini isterseniz bunu yeniden yapmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hırsız, uğru. Ar. harâmî, sârık. Düzd-i dil = mec. Gönül hırsızı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hırsız gibi, hırsız:a.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. düzd). Hırsızlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Hırsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çalınmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Bir sathın tam yatay olup olmadığını anlamaya yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) DÜzah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recovery. straightening. improvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amelioration. improvement. upturn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Düz hale gelmek, düz edilmek. Osm. tesviye olunmak: A’etsiz zemin düzelmez. 2. Tertip ve tanzim olunmak, yoluna konmak: Ticaretimiz düzelecektir. 3. İslah, tashih ve tamir olunmak: Elbise, müsvedde düzeldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improve. get better. recover. do better. mend. ameliorate. amend. come along. look up. meliorate. refine. reform. smooth down. straighten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mend. rally. recover. reform. straighten. to be put in order. to straighten. to get better. to improve. to reform. to rally. to get well. to recover. to clear up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be put in order. to begin to go well. to straighten out. to improve. to get better.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reformative. corrective. reformatory. amendatory. correctional. emendatory. regenerative. proofreader. corrector. improver. rectifier. corrector of the press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrective. rectifier. troubleshooter. proofreader düzeltmen. musahhih.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrective. rectifier. proofreader. conditioner. coordinator. improver. restorer. commutating. reviser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amendable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amendable. improvable. qualifiable. rectifiable. remediable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Düz edilmek, tesviye edilmek. 2. Tashih edilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be corrected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düzeltmek İşi, duzeltiş, tashih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correcting. correction. proofreading. improvement. adjustment. trimming. amendment. emendation. melioration. readjustment. recension. rectification. refinement. reformation. retouch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amelioration. amendment. correction. reclamation. rectification. improving. proofreading. reform reform. ıslahat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correction mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Düz etmek, tesviye etmek: Şu yolu düzeltmeli. 2. Yoluna koymak, tertip ve tanzim etmek: Şu odayı kim düzeltecek? 3. Pürüzünü ve eğriliğini giderip düz ve doğru etmek: Bu tahtaları düzeltmeli. 4. Tashih, ıslah ve tamir etmek: Bu takımları düzeltmek lâzım gelir. Bu elbiseyi düzeltmeden giyemezsiniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correct. adjust. set aright. improve. tidy up. arrange. reorganize. straighten. straighten out. smooth. level. polish. unbend. ameliorate. amend. better. clean up. dub. emend. face-lift. fix. grade. grade up. haul up. heal. justify. level off. level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ameliorate. arrange. correct. cure. do. level. make. mend. reclaim. rectify. redress. reform. rehabilitate. remedy. restore. retrieve. smooth. square. straighten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fix. to correct. to proofread. to smooth. to straighten. to improve. to rectify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reader. proofreader. reader musahhih.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proofreader. copyreader. emendator. press corrector. printer's reader. proof reader. reviser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nizam, tertip: Bu odaya düzen vermeli. Burada düzen yoktur. 2. Ahenk, ses ve sazların belirli bir sese uydurularak düzeltilmesi ve okuyup çalacek hâle getirilmesi (bu mânâda «akort» kelimesinin kullanılması yanlış ve çirkindir): Bu saza düzen vermeli. Bu piyanonun düzeni bozuk. 3. Uydurma söz. Ar. sanîa: Bu, sır kendi düzenidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. regularity. regulation. formation. arrangement. coordination. harmony. system. orderliness. array. contexture. convention. cosmos. disposal. disposition. get-up. layout. make-up. method. regime. right. scheme. trim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. method. order. regularity. sequence. setup. trick. trickery. trim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. device. formation. installation. order. organization. system. trim. orderliness. the social order. the system. mechanism. linkage. set-up. contrivance. accord. harmony. gadget. gear. plan. plant. train. tree. program (me. tool. machine. gin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceitful. tricky. left-handed. crafty. cross. designing. gadgety. intriguing. pettifogging. roguish. serpentine. trickster. impostor. bilker. deceiver. falsifier. intriguer. racketeer. rogue. shammer. shyster. tartar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiddler. fraud. trickster. tricky. twister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat (er. trickster. artful. artist. crafty. doer. fabricator. humbugger. jesuitical. juggler. knave. maladministrator. palterer. wily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplicity. deceit. knavery. wiliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sivrisinek, arı gibi şeylerin iğnesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrivance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mechanism mekanizma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mechanism. setup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. setting. organizing. reorganization. regulation. collocation. distribution. execution. hatcher. layout. make-up. trimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alignment. composition. control. disposal. disposition. ordering. regulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement. organization. preparation. formulation. accomodation. design. devising. rectification. timing. equipment. relaying. systemizing. improvement. planning. commutation. coordination. adjusting. adjustment. grouping. governing. confection. colloca

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir çok Sony dijital video kamerada, düzenleme bilgisayarı bulunmaktadır. 20 taneye kadar programın ve sahnenin karelere göre seçilmesi mümkündür. Bir VCR’a bağladığınızda (AV kablosu ya da i.LINK™ kablosu ile) yalnızca kopyalama işlevini başlatmanız yeterlidir. Seçilen tüm sahneler otomatik olarak transfer edilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kayıtların düzenlenmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MiniDisc müzik parçaları, herhangi bir kalite kaybı yaşanmaksızın taşınabilir, birleştirilebilir ya da bölünebilir. Başlık ya da disk adı da eklenebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Düzenleme Penceresi, kurulu düzenleme işleviyle birlikte sunulan bir grafik kullanıcı arayüzüdür. Programlanan her sahnenin başlangıç ve bitiş resimlerini göstererek, kayıtlarınızı gözden geçirmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Düzenli hale getirmek, düzen vermek, tanzim etmek, tertip etmek: Sazınızı düzenleyiniz!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line up. arrange. collocate. compose. construct. coordinate. dispose. do. do out. draw. draw up. engineer. execute. forge. form. frame. get up. give. grade. lay out. methodize. mount. order. organize. promote. put up. regularize. regulate. scheme. se.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appoint. array. assemble. codify. collate. condition. control. coordinate. dispose. do. fix. install. organize. plan. programme. regulate. scheme. throw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrange. order. organize. edit. to put in order. to arrange. to prepare. to formulate. to design. to plan. to accomodate. to adjust. to devise. to rectify. to improve. to set-up. to string. to systemize. to equip. to gear. to range. to time. to organize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tanzim ve tertip edilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be put in order. to be arranged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düzene konmamış, düzensiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düzeni yapılmış, düzenli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulating. organizing. regulatory. organizer. regulator. regulative. compensator. grader. promoter. trimmer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulator. regulator regülatör. organizer organizatör. regulating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

editor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tertipli, muntazam: Düzenli ev. 2. Ahenk ve düzeni yerinde; kurulmuş: Düzenli saz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orderly. in order. systematic. systematical. regular. neat. tidy. harmonious. in good trim. clean-cut. coordinate. dainty. equal. even. methodical. ordered. organized. right. settled. snug. stated. steady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elegant. methodical. neat. ordered. orderly. regular. shipshape. steady. straight. together. trim. uniform. tidy. well-arranged. systematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

geared. regular. in order. orderly. systematic. uniform. organized. planned. balanced. harmonic. set. equipped. symmetric. symetrical. tactic. tactical. coordinate. crisp. even. methodical. just so. stated. steady. straight. tidy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regular army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standing army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İyi düzen hali: Dirlik düzenlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regularity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regularity. orderliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nizam ve tertibi olmayan: Düzensiz ev. 2. Ahenksiz: Düzensiz saz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desultory. disorganized. disordered. chaotic. irregular. unsteady. untidy. out-of-trim. snatchy. out-of-balance. out-of-order. erratic. excursive. fitful. freehand. haywire. hugger-mugger. huggermugger. indigested. inordinate. jerky. non-uniform. non.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bumpy. discordant. discursive. dishevelled. disorderly. erratic. fitful. irregular. messy. odd. slipshod. slovenly. spasmodic. turbid. turbulent. uneven. untidy. wildcat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorderly. irregular. confused. non-uniform. inharmonious. non-harmonic. out of order. out of trim. out of balance. unsymmetrical. unorganized. gearless. sporadically. anyhow. back to front. chaotic. desultory. disordered. episodic. erratic. formless. il

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nizamsızlık, tertipsizlik: Bu evin düzensizliği. 2. Ahenksizlik, düzenli bulunmama: Piyanonun düzensizliği çalışmaya mâni oluyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confusion. disarray. disorder. jumble. mess. muddle. turbulence. untidiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorder. irregularity. lack of orderly planning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düz eden, tesviye eden, doğrultan. 2. Tanzim ve tertip eden, yoluna koyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Düz etmek, pürüzünü kaldırıp doğrultmak, düzlemek: Bahçeyi, yolu, tahtayı düzetmek. 2. Yoluna koymak, tanzim ve tertip etmek, düzeltmek: Şu odayı düzetmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (uyd. k.). Seviye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

level. grade. plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

degree. level. pitch. plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

level. rank. face. plane. rock bottom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Seviye karşılığı olarak uydurulmuş olmayan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düzeltilmiş, tesviye edilmiş. Ar. müstevî: Düzgün yol, düzgün tahta. 2. Yoluna konmuş. Osm. müretteb, muntazam: Düzgün iş, düzgün bahçe. 3. Kadınların yüzlerine sürdükleri beyaz ve kırmızı boya: Düzgün sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smooth. clear-cut. shapely. in good trim. straight. formal. fluent. regular. dandy. ordered. shipshape. slick. square. trim. unruffled. right. dandyish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clean. dress. even. level. presentable. proper. regular. shapely. shipshape. smooth. steady. true. orderly. clean-cut. correct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smooth. neat. orderly. well proportioned. level. well-arranged. correct. regular. flat. plain. glossy. fresh paint. cosmetic. wash. ceruse. even. uniform. plane. uniformly. facial preparation. formal. sleek. straight. laminar. right. taut. clear-cut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Girintisi, çıkıntısı, pürüzü olmayan. 2.Düzeltilmiş, tesviye edilmiş. 3.İyi düzen verilmiş. 4.İntizamlı, nizamlı. 5.Yolunda, rayında. 6.Kadınların yüzlerine sürdükleri beyaz veya kırmızı boya. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kadınların sürdükleri boyaları yapan ve satan adam. 2. Geline düzgün süren kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ak ve kızıl sürmüş, yüzünü boyamış: Düzgünlü bir kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regularity. order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. dozzina). On iki parçadan ibaret takım, deste: Bir düzine kaşık, havlu. Bunun düzinesi kaça? Düzine ile almak, satmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dozen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dozen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Üzerine, bir doğrunun her noktasının dokunması gerek yüzey. Osm. müstevî. Açıortay düzlemi = iki düzlemli bir açıyı iki komşu ve eşit açıya bölen düzlem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plane. plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

platform. plane. even.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Mekânın iki boyutlu, düşey ya da yatay bir uzantısı. Mimari kompozisyonlarda somut değeri olsa da resimde mekân ve hareket yanılsamasının ön koşuludur. Heykelde ise çok yalın geometrik biçimler dışında düzlem çokça ilgilenilen bir öğe değildir. Resimde tuvalin yüzeyi resimdeki mekânın en yakın boyutu olarak hissedilmekle birlikte, bu yüzeyin alt bölümü izleyiciye en yakın, en üstüyse en uzak mekânı içeren bir yer düzlemi olarak da yanılsanır. Derinlik yanılsamasını amaçlayan kompozisyonlarda ön plan, orta plan, arka plan anlatımları, bunları algılatan farklı derinlik düzlemlerinin vurgulanmasıyla oluşturulur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plane geometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya) (y. k.). Yer küresini düz bir satıh üzerinde gösteren harita. Osm. küre-i musattaha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leveling. levelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Düz hale getirmek. Osm. tesviye etmek: Zemini düzlemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

level. smooth. to smooth. to level. to flatten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smooth. to flatten. to level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become smooth / level / straight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flatten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düz ve yüzeyli olan şeyin hâli. Ar. üstüvâ: Zeminin düzlüğünü anlamak için tesviye Aleti kullanmalı. 2. Doğruluk, iniş çıkışı olmamak: Bu tahtanın düzlüğü bellidir. 3. Sadelik, külfetsizlik: Ibârenin düzlüğü makbûldur. 4. inişsiz yokuşsuz yer, düz yer: O yokuştan sonra bir düzlüğe çıkılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flatness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

level. smoothness. flatness. levelness. straightness. flat place. plain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flatness. smoothness. levelness. evenness. plainness. flat. level place. plain. tabeland. table. level area. plane fillet. level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

false. arranging. arrangement. collecting. collection. fake. forged. assembling. mounting. rigging. setting up. composing. composition. fitting. equipping. pitching. artificial. seeming / spurious argument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düzme, sahte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

false. forged. fake. sham. spurious düzme. sahte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

False. fake. forged. falsified. phony. pseudo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sahtekâr, düzme şeyler yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sahtekârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falsification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yapmak, işlemek, kılmak: Bir kitap düzdü (bu mânâ artık istanbul’da kullanılmamaktadır). 2. Tertip ve tanzim etmek: Takım düzmek, ev düzmek. 3. Vücuda getirmek, icat etmek, uydurmak, yalandan kurmak: Bu havadisi kendisi düzmüştür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prepare. fuck. knock off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invent. to arrange. to compose. to prepare. to make up. to invent uydurmak. to fuck. to screw. to lay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arrange. to compose. to set up. to fit up. to assemble. to mount. to equip. to rig. to design. to layout. to plan. to organize. to prepare. to bring together. to invent a story. to counterfeit. to forge. to rape. invent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayak tabanı düz olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flat footed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flat foot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flat foot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flat-footedness. being ill-omened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Düzmek işine konu olmak. 2. Koyulmak: Hep beraber yola düzüldüler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bilhassa musikide kalıp hâlinde usul, ölçü, nota.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prose. prose nesir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclined plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presentable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) («endûhten» fiilinden Sıfat terkiplerinde bulunur). Kazanan ve elde eden. Ar kâsib: Zer-endûr = kazanan.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

LCD projeksiyon ya da arkadan projeksiyon ekranlarda en iyi görüntü için farklı gri seviyelerinin ayrı ayrı ayarlanmasına olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Denerseniz göreceksiniz ki, bir gazete sayfasını yukarıdan aşağıya düzgün olarak yırtabilirsiniz. Ancak sağdan sola yani enine yırttığınızda düzgün yırlamazsınız, muhakkak zikzaklar oluşur.

Gazete kağıdının ana maddesinin ağaç olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir gazete kağıdında ağacın lirleri yukarıdan aşağıya olacak şekilde gelir.

İşte bu sebeple bir gazete sayfasını düşey olarak yırtarsanız, yırtık, liflerin yolunu takip ederek düzgün bir şekilde aşağıya kadar iner. Enine yırtıldığında, her life rastlayışında yırtılma zikzak çizer.

Peki lifler niçin düşey doğrultuda? Bunun nedeni kağıdın üretiliş biçiminde yatıyor. Bu lifler çok az su içeriyor ve üretim bandında, bandın hareketi boyunca yayılıyor. Üretim bandı sonunda su kuruyor ama, lifler kağıtta uzunlamasına yer alıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Denerseniz göreceksiniz ki, bir gazete sayfasını yukarıdan aşağıya düzgün olarak yırtabilirsiniz. Ancak sağdan sola yani enine yırttığınızda düzgün yırtamazsınız, muhakkak zikzaklar ouşur.

Gazete kağıdının ana maddesinin ağaç olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir gazete kağıdında ağacın lifleri yukarıdan aşağıya olacak şekilde gelir.

İşte bu sebeple bir gazete sayfasını düşey olarak yırtarsanız, yırtık, liflerin yolunu takip ederek düzgün bir şekilde aşağıya kadar iner. Enine yırtıldığında, her life rastlayışında yırtılma zikzak çizer.

Peki lifler niçin düşey doğrultuda? Bunun nedeni kağıdın üretiliş biçiminde yatıyor. Bu lifler çok az su içeriyor ve üretim bandında, bandın hareketi boyunca yayılıyor. Üretim bandı sonunda su kuruyor ama, lifler kağıtta uzunlamasına yer alıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day and night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day and night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yalnızca Batı resim sanatına özgü bir kavram olan “gölge-ışık düzeni”, sanatsal gerçekliğin yeniden üretilmesi için gerekli olan bir yanılsama tekniğidir. Resimsel yapıtın içerdiği tüm betiler, bu teknik sayesinde bir kısmı gölgeli diğer kesimleri ise aydınlıkmış izlenimi verecek biçimde betimlenirler. Böylelikle bir yüzey sanatı olan resmin üç boyutlu nesneleri ifade etmekteki yetersizliği bir ölçüde giderilmek istenmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Günün aydınlık olan, yani güneşle aydınlanan kısmı, gece mukabili, Ar. nehâr, Fars. rûz: Ekvatora yakın yerlerde gündüz ile gece daima eşit gibidir, kutuplara yaklaşıldıkça yazın gündüz ve kışın gece pek uzayıp üç ay devamlı gündüz veya gece olan yerler de vardır. Gündüz vakti, gündüzün. Ar. nehâren: Gündüz çalışıp gece dinlenmek daha iyidir. Gündüzsefası = Bir cins çiçek ki, gündüz açılıp gece kapanır. Güpegündüz = İyice gündüz olduktan sonra. Ar. bâdelfecr. Gece, gündüz = Gündüzün ve geceleyin, Ar. leyl-ü-nehâr, Fars. şeb-ü-rûz: Daima gece gündüz çalışır, gece gündüz yürüdük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daytime. daylight. day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day. daylight. daytime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daytime. by-day. in the daytime. in / by daylight. day time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İşi, okulu gündüz olan. 2. Gündüzleri içki kullanan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on day duty. day student. outcollege.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüzün geçen ve vâki olan. Geceli gündüzlü = Gece, gündüz, dâimî surette: Geceli gündüzlü çalışarak şu kitabı bitirdim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day. day student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüze mahsus: Gündüzlük kıyafet, gündüzlük elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kahkaha çiçeğinin başka bir adı (convolvulus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüz vakti. Ar. nehâren: Gündüzün uyumayı sevmem. Sıcak yerlerde gündüzün yolculuk olamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüzün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broad daylight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in broad daylight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Hata düzeltme sistemi, zorlu veri okuma koşulları altında bile en iyi çalma kalitesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. matematik), iki düzlemin kesişmesinden meydana gelen açı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. musiki). Batı musikisinde ikişer zamanlı ölçülerden yapılmış düzüm ve usuller. Zıddı: Uçüzlü düzümler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spirit level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayakkabı diken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kudurmuş, Osm. dâ-ülkelbe uğramış: Kuduz köpek. Kudurma, = Osm. dâ-ül-kelb: Kuduz hastalığı. Kuduzotu = Ar. haşîşetüi-kelb, Fr. esctepiade. Kuduzböceği = Ezilmişi yakı yapmaya yarayan bir böcek, yanboliş kurdu, Fr. cantharia (galatı: kunduzböceği).

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kuduz hayvanın ısırması ve salyasının insan vücudundaki herhangi bir sıyrıktan girip, kana karışması sonucu ortaya çıkan bulaşıcı ve öldürücü bir hastalıktır. Tıp dilinde Rabies veya Hydrophobia denir. Kuduz virüsü, vücuda girdikten sonra sinir sistemine yerleşerek, beyne kadar gelir ve orada iltihap yapar. Bu iltihaplanma, ısırıldıktan sonra geçen 7 ila 60 gün arasında meydana gelir. Bu nedenle kuduz aşısının bu süre içinde yapılması gerekir. Kuduz belirtileri ortaya çıktıktan sonra yapılacak kuduz aşısı ile kuduz serumunun kıymeti yoktur. Kuduz hastalığının başlangıcında, yorgunluk, durgunluk, sinir bozukluğu, baş ağrısı ve kalpte sıkışma görülür. Hasta yerinde duramayacak kadar sıkıntılıdır. Bir süre sonra boğaz ve solunum yollarındaki kramplar başlar. Bu dönemde sudan da korkmaya başlar. Kuduz şüphesi olan bir hayvan ısırdıktan sonra ısırılan yerden bol kan akıtılır. Sonra oksijenli suyla yıkanıp, tentürdiyot sürülür. Bu işlem sık sık tekrarlanır.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabid. mad. rabies. hydrophobia. lyssa. lyssa-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrophobia. rabies. rabid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabid. rabies. hydrophobia. hydrophobic. mad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thrift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kuduz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kuduz.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(dişotu): Dişotugiller familyasından, koyu yeşil renkli, çok yıllık otsu bir bitkidir. Boyu 30-120 cm arasındadır. Yaprakları sert ve dalgalıdır. Çakıllı, çorak arazide yetişir. Çiçekleri salkım şeklindedir. Zehirlidir. Kullanıldığı yerler: Ödem hastalığında faydalıdır. Mesane taşlarının düşürülmesine yardım eder. Spazm ve ağrıları giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Makbûl kürkü olan bir hayvan. Kunduzböceği galat olup aslı kuduzböceğidir. bk. Kuduz. Kunduz hayası = Kunduzun kuyruğu altında bir şişten çıkan sıvı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beaver. castor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the established order. the established regime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zooloji). Selenderelerin muhtelif gruplarını ifade eden tabir,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jellyfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Ay sadece gece görülebilir diye bir şey yok. Gündüzleri de periyoduna bağlı olarak ay da tepemizde, bütün yıldızlar da. Ama güneşin atmosferimizde yansıyan ışınları onları görmemize mani oluyor. Atmosferimiz olmasaydı gökyüzü gündüzleri de karanlık olacak, güneşle birlikte yıldızları da görebilecektik.

Ay dünyamıza çok yakın olduğundan gökyüzünde görüntü olarak yıldızlardan çok büyük görünür. Eğer konumuna göre güneşten iyi ışık alabilirse gündüzleri de gökyüzünde rahatlıkla görünebilir. Ayın yüzeyi bir asfalt yol yüzeyi gibi yansıtıcıdır. Koyu renktedir ama tam siyah da değildir. Biz gökyüzünde aya baktığımızda sadece onun güneşten yansıttığı ışığı görüyoruz. Güneş kadar ışık saçmıyor ama yine de gökyüzündeki en parlak yıldızdan 100.000 kat daha fazla ışık yansıtabiliyor.

Gündüz havanın aydınlığı yıldızların parıltısını yok eder. Aslında parlak yıldızların olduğu bölgede gökyüzünün parlaklığı da biraz daha farklıdır ama bu farkı pek algılayamayız. Ama ayın olduğu bölgede ışık yeterli ise geceki gibi çok parlak olmasa da onu görebiliriz. Hatta hava şartlarının olumlu olduğu durumlarda hava aydınlıkken Venüs gezegenini bile görebiliriz.

Güneşi büyük bir ampul, ayı da büyük bir ayna olarak düşünebiliriz. Bazı durumlarda ampulün ışığını doğrudan görmesek bile, aynanın yansıttığı ışığını görebiliriz. Bu, geceleri olan durumdur. Güneşi göremeyiz, çünkü dünyamız ondan gelen ışığı bloke etmiştir. Ayı, yani aynadan yansıyan ışığını görebiliriz. Ampulü de, aynayı da birlikte gördüğümüz durum ise ayın gündüz görünme durumudur.

Genellikle ‘ayın karanlık yüzü’ diye kullanılan deyiş şekli yanlıştır. Doğrusunun ‘ayın arka yüzü’ olması gerekir. Ayın dünyamız etrafındaki dönüş süresi ile kendi etrafındaki dönüş süresi hemen hemen aynı olduğundan, biz ayın hep bir yüzünü görürüz ama ay dünya ile güneş arasındayken bize bakan yüzü karanlık, güneşe bakan arka yüzü aydınlıktır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Ay sadece gece görülebilir diye bir şey yok. Gündüzleri de periyoduna bağlı olarak ay da tepemizde, bütün yıldızlar da. Ama güneşin atmosferimizde yansıyan ışınları onları görmemize mani oluyor. Atmosferimiz olmasaydı gökyüzü gündüzleri de karanlık olacak, güneşle birlikta yıldızları da görebilecektik.

Ay dünyamıza çok yakın olduğundan gökyüzünde görüntü olarak yıldızlardan çok büyük görünür. Eğer konumuna göre güneşten iyi ışık alabilirse gündüzleri de gökyüzünde rahatlıla görünebilir. Ayın yüzeyi bir asfalt yol yüzeyi gibi yansıtıcıdır. Koyu renktedir ama tam siyahta değildir. Biz gökyüzde aya baktığımızda sadece onun güneşten yansıttığı ışığı görüyoruz. Güneş kadar ışık saçmıyor ama yine de gökyüzündeki en parlak yıldızdan bin kat daha fazla ışık yansıtabiliyor.

Gündüz havanın aydınlığı yıldızların parıltısını yok eder. Aslında parlak yıldızların olduğu bölgede gökyüzünün parlaklığı da biraz daha farklıdır ama bu farkı pek algılayamayız. Ama ayın olduğu bölgede ışık yeterli ise geceki gibi çok parlak olmasa da onu görebiliriz. Hatta hava şartlarının olumlu olduğu durumlarda hava aydınlıkken Venüs gezegenini bile görebiliriz.

Güneşi büyük bir ampül, ayı da büyük bir ayna olarak düşünebiliriz. Bazı durumlarda ampülün ışığını dğrudan görmesek bile, aynanın yansıttığı ışığını görebiliriz. Bu, geceleri olan durumdur. Güneşi göremeyiz, çünkü dünyamız ondan gelen ışığı bloke etmiştir. Ayı, yani aynadan yansıyan ışığını görebiliriz. Ampulü de, aynayı da birlikte gördüğümüz durum ise aynı gündüz görünme durumudur.

Genellikle “ayın karanlık yüzü” diye kullanılan deyiş şekli yanlıştır. Doğrusunun “ayın arka yüzü” olması gerekir. Ayın dünyamız etrafındaki dönüş süresi ile kendi etrafındaki dönüş süresi hemen hemen aynı olduğundan, biz ayın hep bir yüzünü görürüz ama ay dünya ile güneş arasındayken bize bakan yüzü karanlık, güneşe bakan arka yüzü aydınlıktır.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پالان دوز] semerci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Palan diken ve yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında üç boyutlu nesne ve varlıkların, iki boyutlu olarak üzerinde betimlendiği düzlem. Kullanımı tüm uygarlık ve üsluplarda farklıdır.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu tuşa bir kez basıldığında oynatıcı ve kaydedici aynı anda çalışmaya başlar. İkinci basışınızda kayıt durur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous. monotone. humdrum. flat. soul-destroying. drab. singsong. uniform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drab. dull. flat. humdrum. monotonous. toneless. workaday. drab monoton. yeknesak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotonous. humdrum. soul destroying. uneventful. uniform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotony. sameness. uniformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Batı musikisinde üçlü ölçülere ayrılabilen düzümler ki, ikizli düzümler’in zıddıdır.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Projektör, ekranın merkezine konumlandırılmadığında, görüntü belirli bir açıdan yansıtılır ve görüntüde bozulma görülebilir. Yastıklama Düzeltmesi bu bozulmayı otomatik olarak düzeltir. Sony SideShot™ ile yatay Yastıklama Düzeltmesi, gerektiğinde projektörü ekranın merkezinden eksen dışına konumlandırabilirsiniz. Fişe takıp açtıktan sonra izlemeye odaklanabilmeniz için otomatik olarak projektör yükselir, yastıklama düzeltme gerçekleştirilir, otomatik odaklanır ve giriş bulunur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dondurulmuş görüntülerde ya da ağır çekimde bile en iyi resim oynatım kalitesi sağlar. Aynı zamanda kaset hareket mekanizmasının düzensiz hareketlerini de telafi eder. Post prodüksiyon ve düzenleme için çok pratik bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F„ zer = altın, duhten = dikmek). 1. Altın ve sırma İle işleyen ve nakşeden, simkeş. 2. Altın tel ve sırma İle işlenmiş, sırmalı; Zer-dûz palan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زردوز] sırmacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by