Dy ne demek? | Dy anlamı nedir? | Dy

Dy anlamı nedir?

Dy ne demek?

Dy anlamı nedir?

Dy | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: dy

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Disprosyum elemanının senbolü.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

1 GB’ı aşkın hafıza alanı için 6 CD-R ve 1 CD-RW ile gelmektedir. CD-RW ile aynı diski 300’den fazla kez biçimlendirebilirsiniz. CD-R ile aynı yüksek kapasiteyi ve sorunsuz kamera/PC iletişimini sağlayan CD-RW biçimi, aynı CD’nin birden fazla kullanılması düşünü gerçeğe dönüştürüyor.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik Bant Genişliği Kontrollü (Automatic Bandwidth Control – ABC) radyo, yakın frekanslı istasyonlardan kaynaklanan bozulma parazitlerini en aza indirerek daha iyi yayın kalitesi sunar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kuvvetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tapınağın en iç odası adz (i). keser, marangoz keseri aedile eski Roma'da Bayındırlık memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hareket halinde olan hava veya gaza ait. aerodynamics (i). aerodinamik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). evvelce; şimdiden, halen; zaten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). uyuşturucu, yatıştırıcı , müsekkin (ilaç), ağrı kesici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kana dışarıdan giren yabancı cisimlere karşı koyan madde, antikor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zam kimse, herhangi bir kimse, hiç kimse, herkes, her kim. He isn't just anybody. O herhangi bir kimse değil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) yıldızların hareketleriyle ilgili bilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kasetin hızlı ileri/geri sarılması ya da CD/MiniDisc değişimleri sırasında otomatik olarak radyoya geçmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kendi kuvvetini üreten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., argo (filimde) kötü adam

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağzı yayvan, topraktan, büyük kap.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s)., (i). topa vurur gibi sağa sola vurmak; mukabele etmek, atışmak; (s). çarpık, dışarı doğru meyilli (bacak); (i)., ing. hokey oyunu; hokey kulubü. bandylegged (s). çarpık bacaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). açık saçık, müstehcen; (i). müstehcen söz. bawdily (z). açık saçık bir şekilde. bawdiness (i). açık saçık oluş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). genelev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). boncuk gibi, boncuklu; köpüklü. beady-eyed (s). ufak gözlü ve şeytanca bakışlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tavuk; (argo) kocakarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biyoloji ilminin canlıların hareketlerini inceleyen dalı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. kanlı; kan gibi; kana susamış, gaddar, zalim; Ing., (argo) Allahın belası, uğursuz, alçak; f. kana bulamak, kanla lekelemek. bloody flux dizanteri, kanlı ishal. bloody Mary votka ve domates suyundan yapılan bir içki. bloody minded hunhar, zalim, ga

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beden, vücut; ceset; gövde; bir şeyin ana bölümü; karoser (araba); geom. üç buutlu cisim; yoğunluk, kesafet (içki); cisim. body corporate hukuki şahıs. bodyguard i. muhafız asker. body politic hükümetin idaresi altında birleşmiş halk topluluğu. body sn

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şekil vermek; şekil yönünden temsil etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. bodyguard

koruma

Can güvenliğinin tehlikede olduğu düşünülen bir kimseyi saldırılardan korumak üzere görevlendirilmiş kişi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. konyak. brandied s. konyağa yatırılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili arkadaş, ahbap, kafadar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Fransa'da bir eyaletin ismi, Burgonya; burada yapılan şarap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pis kokulu ve zehirli bir kimyasal karışım, kakodil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). daha ziyade çay koymaya mahsus küçük kutu, teneke veya çekmece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). şeker, bonbon, şekerleme, çikolata; (f). şekerleme yapmak; şerbet içinde kaynatmak; şekerleme haline getirmek. candy pull akide şekerine benzer bir şekerin yapılışı nedeniyle gençlerin toplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hardal çiçeğine benzeyen bir çiçek, iberide, (bot). Iberis amara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak bakımı, nasır gibi basit ayak rahatsızlıkların tedavisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bulutlu, bulutlarla ilgili; dalgalı (mermer); dumanlı; karanlık, açık. olmayan; şüphe altında; töhmet altlnda cloudily (z). bulutlu olarak cloudiness bulutlu olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). komedi, güldürücü piyes veya filim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kondil, kemiğin ucunda olan yumru, lokma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat). kondiloid, lokmamsı, lokma şeklinde. condyloid process alt çenenin arka tarafında olan yumrumsu tepe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). küçük kamara veya kiler, gemi mutfağı; ufak oda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). muhafaza, nezaret; hapsetme. be in custody mahpus olmak; bir kimsenin vesayeti altında bulunmak. give into custody teslim etmek, emanet etmek. take into custody tutmak, hapsetmek, tevkifetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili baba babacığım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çok uzun bacaklı bir örümcek, (zool). Phalangis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (k).dili âlâ mükemmel, iyi; (i). mükemmel kimse veya şey; züppe kimse, (colloq). çıtkırıldım kimse, hanım evladı; (den). bocurum dirsekli şalupa. dandy roller kâğıt filigran silindiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik, örneğin Mini cihazlar için bas güçlendirmesini kontrol edebilmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili bebek bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (bot). (zool). iki eş parçadan ibaret olan, çift büyüyen, ikiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). hendek, suyolu, mecra, kanal; set, toprak duvar, bent: (jeol). duvara benzer taş damar; (f). set yaparak muhafaza etmek, etrafına set çekmek; hendek vasıtasıyla suyunu boşaltmak; kazmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bedenden ayırmak, cisimden tecrit etmek. disembodied (s). bedenden ayrılmış, cisimden kurtulmuş. disembodiment (i). bedenden ayırma veya ayrılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). derbeder, üstü başı dökülen; (i). acayip kıyafetli kimse, modaya aldırış etmeyen kadın; meyvalı pasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki, çift; (kim.) iki atomdan meydana gelen molekül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). (dyed, dyeing) boya, kumaş boyası, renk, boyayıcı madde; (f). boyamak, boyanmak. dyestuff (i). boya ilacı. dyed in the wool (s). ham madde halinde boyanmış; hakikî, öz tamamıyle. doubledyed (s). iyi boyanmış; huyları kökleşmiş, yerleşmiş inanç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(s).ölüm,ölme;(s).ölen,ölmekte olan dying bed ölüm döşeği .dying confession (veya) declaration ölüm döşeğinde yapılan itiraf, açıklama. dying will ölmek üzereyken ifade edilen arzu, son dilek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Parlak ortam ışığı altında bile net ve yüksek kontrastlı resim kalitesi veren özel kaplamalı yeni tür taşınabilir ekran. DynaClear Screen™ ve yeni VPL-AW15 Sony projektörle, evde büyük ekran eğlencenin tadına varmak için artık büyük özenle aydınlatılmış bir odaya gerek duymazsınız. DynaClear Screen™, geleneksel taşınabilir ekranlardan daha hafiftir ve yalnızca saniyeler içerisinde kurulabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tabii kuvvete ait, dinamik; mekanik gücü olan; değişme ve hareket halinde olan; kuvvetli, enerjik, faal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MP3 çalarınızla müzik dinlerken ses düzeyinin şarkılar arasında değişmesi keyfinizi kaçırabilir. Dynamic normaliser, WALKMAN® MP3 ve MP4 çalarlarda bulunan ve ses düzeyini otomatik olarak dengeleyip eşit ses kalitesi sağlayan bir Sony teknolojisidir. Böylece bir şarkıdan diğerine geçerken sesi ayarlamaya gerek kalmaz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

İki ayrı TV sinyalinin, tek bir ekranda yan yana görüntülenmesini sağlayan bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dinamik bilimi; (çoğ.) hareket ettirici kuvvetler ve kanunlar; (müz.) sesin alçak veya yüksek olmasını belirten işaretler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(fels.) tabiat olaylarını kuvvet ve enerji terimleriyle açıklayan doktrin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). dinamit, nitrogliserinden yapılmış patlayıcı bir madde; (f). dinamitle havaya uçurmak; (kuyu açmak için) dinamitlemek .dynamiter (i). dinamitçi, dinamitle uçuran kişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dinamo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dinamometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (elek.) direkt akımın voltajını değiştiren alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hükümdar, prens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hükümdar sülâlesi, hanedan. dynastic (s). hanedana ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (radyo). dinatron, bir çeşit üçlü valf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(fiz.) din .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

önek fena, zor, sert .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb.) dizanteri, kanlı basur, kanlı ve sancılı ishal dysenter'ic (s).dizanteriye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) bir uzvun görevini yapmaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). beğenmeyen, eleştiren, tenkit eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(tıb.) hazımsızlık. dispepsi dyspeptic (i),(s). hazımsızlığı olan kimse; (s). hazımsızlığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (tıb). nefes darlığı, dispne.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb.) beslenme yetersizliği; adalenin gelişmemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Easy Handycam düğmesine basılarak kolay ‘doğrult ve çek’ işlemine olanak sağlar. En iyi kaydı ve en az karışıklığı garantilemek için tüm fotoğraf makinesi ayarları otomatik olarak kontrol edilir

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(,çoğ. ses) (i)., (zool.) yılan ve böceklerde dış derinin atılması, değişmesi, dış kabuğun dökülmesi. ecdysiast (i). striptiz yapan kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). girdap, anafor; rüzgâr veya tozun girdap gibi dönmesi; (f). girdap gibi döndürmek veya dönerek gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dîn). Dinler, (bk.) Din.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ادیان] dinler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ادیار] manastırlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrodinamik .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cisimlendirmek, şekillendirmek, somutlaştırmak, belirtmek temsil etmek; bir butun halinde toplamak, düzenlemek, tertip etmek. embodiment i. cisim haline gelme, şekil alma; düzenleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir insanın esirlikten veya düştüğü bir belâdan kurtulması için verilen para vesaire: Kendisini haydutların elinden kurtarmak için fidye vermek lâzım geldi. Deha çok Fidye-i necât = Kurtuluş parası denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ransom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ransom. ransom kurtulmalık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ransom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. first lady

başbayan

Devlet büyüklerinin eşi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). delice cesur, atılgan, çılgın. foolhardily (z). delicesine bir cesaretle, çılgınca. foolhardiness (i). delice cesaret, çıIgınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili geri kafalı kimse; müşkülpesent kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çok kısa dalga boyundaki elektromanyetik radyasyon.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aşırı süslü, cicili bicili, zevksiz. gaudily z. gösterişli surette. gaudiness i. aşırı süslülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İngiltere üniversitelerinde yıllık ziyafet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. başı dönmüş, başı dönen; sersemletici, baş döndürücü (yükseklik veya dönme hareketi); hoppa, terelelli; sersem, beyinsiz: f. sersemletmek, sersemlemek. giddily z. başı dönerek, sersemlemiş olarak. giddiness i. baş dönmesi, sersemleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Eski Roma sirklerinde birbirleriyle veya yırtıcı hayvanlarla boğuşan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gladiator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gladiator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) karışık ve anlamsız yazı veya söz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili), (s.), ünlem şekerleme, bonbon; (s.) sahte sofu; ünlem, (ç.dili) ne iyi. goody-goody (i.) hanım evlâdı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

fazla iffet taslayan kimseler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) hazır, yakın, el altında; eli işe yatkın, becerikli, usta, mahir; elverişli, kullanışlı. handily (z.) kolay bir şekilde, elverişli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) elinden her iş gelen işçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tahammüllü, mukavim, dayanıklı, kuvvetli; cesur, gözüpek, cüretkâr, yiğit; kendine güvenen, atılgan, küstah; kışa dayanıklı, soğuğa dayanıklı (özellikle bitkiler). hardily (z.) yiğitlikle, mertçe. hardiness (i.) dayanıklılık, mukavim oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) örs keskisi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Enerjisi veya gücü var gibi görünen resimlerin devinim hâlinde olduğu izlenimi veren yanları. Bu devinim gerçekte yoktur; ancak öznelerin akla getirdiği gayretkeş eylemlerin yarattığı yanılsamadır.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu TV’ler hem 720p hem de 1080i formatında High Definition içeriği görüntüler, analog komponent ve dijital HDMI™ bağlantısına sahiptir ve ekranda en az 720 satır gösterir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kuvvetli, sert, çarpıcı (esans, içki); inatçı, kafa tutan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gram). bir isimle bir sıfatın ortaklaşa belirttikleri anlamı iki isimle ifade tarzı; Iawful order yerine law and order.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., radyo gelen sinyali devamlı bir frekansa karıştıran (alıcı tipi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s)., (i). karmakarışık, altüst; (i). karmaşa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(genegerçekotu): Sütleğengillerden bir ağaçtır. Tohumlarından hindyağı çıkarılır. Hindyağı berrak, renksiz veya soluk sarı renkli, koyu kıvamlıdır. Kokusu yok denecek kadar azdır. Lezzeti hafif ve biraz tahriş edicidir. Etkili maddesi Ricinoleik asittir. Kullanıldığı yerler: Müshildir. Kabızlığı giderir. Saçkıranda faydalıdır. Lavmanlarda da kullanılır. Saçların dökülmesini önler.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evde oturmayı tercih eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, A.B.D, k.dili merhaba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. latarna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fiziğin hidrodinamik bahsi ile ilgili. hydrodynamics i. sıvıların durumunu inceleyen fizik kolu, hidrodinamik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilâhi okuma; ilâhiler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. idil, köy hayatını idealleştirip tasvir eden kısa şiir veya düzyazı, pastoral şiir veya düzyazı. idyllic s. pastoral; saf ve sevimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya), ir senbolü ile gösterilen, atom ağırlığı 193,1 olan bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) izodinamik, eşit kuvvete sahip olan, eşit kuvvete sahip noktaları gösteren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Yumuşakçaların yassısolungaçlılar sınıfından bir deniz hayvanı. istiridye, çiğ olarak veya azıcık ateşe gösterilerek limonla yenir. İstiridye çatalı = Bunu açmaya mahsus kuvvetli çatal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clam. oyster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oyster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), eski çıtkırıldım delikanlı, züppe, cicibey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tehlike, nazik durum; huk. muhakeme edilmekte olan bir sanığın maruz olduğu cezaya çarpılma ihtimali. in jeopardy of his life idam cezası tehlikesine maruz; hayatı tehlikede. double jeopardy huk. aynı suç için ikinci defa yargılanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İngiliz kukla oyununda Punch'ın karısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Tıbda ve fotoğrafçılıkta kullanılan bir mayi ki, sürüldüğü şeyin üzerinde deri gibi bir tabaka teşkil eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir cins küçük uskumru balığı, kolyozun küçüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). Sözleri ve davranışları yalan ve yapmacık olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comedian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comedian. comic. comedy actor. comedy actress. comedienne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comedian. comedienne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bayan, hanım, kibar kadın, hanımefendi; (b.h.) bir İngiliz asılzadesinin karısı, Leydi; sevilen kadın, sevgili. Lady Day 25 marta tesadüf eden bir kilise yortusu. lady in waiting kraliçe veya prensesin nedimesi. lady of the house evi idare eden k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hanım böceği, gelincik böceği, (zool.) Coccinella.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) parmak biçiminde yapılan bir çeşit hamur işi; yüksükotu, (bot.) Digitalis purpurea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kadın avcısı, kadınların hoşlandığı adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) hanımca, hanıma yakışır, hanım gibi, nazik, zarif; kadınsı (erkek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sevilen kadın, nişanlı kız; metres.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hanımefendilik; (b.h.) Her, Your Ladyship (asalet unvanı) hanımefendi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) pansiyoncu kadın; evini kiraya veren mal sahibi kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hastalık, illet, dert.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Katoliklerde fakirlerin ayaklarını yıkama ayini. Maundy Thursday paskalyadan evvelki perşembe günü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. media

1. iletişim ortamı, 2. iletişim araçları

1. Bildirişim, haberleşme veya komünikasyon imkânlarının sağlandığı ortam. 2. Toplumda sözlü veya yazılı haber alma imkânını sağlayan teknik araçlar.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. psikoloji). Görünüşe göre, sahip olduğu tabiatüstü kuvvetler sayesinde, ruhlardan haber alma gücüne sahip olan şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «deyn»den imef.) (mü. medyûne). Borcu olan, borçlu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدیون] borçlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. melodi, ezgi, nağme; terennüm edilen şiir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Ekvatora dik olarak geçtiği farzedilen dairelerin her biri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. méridien

gök b. boylam

Yeryüzündeki herhangi bir noktanın meridyen çemberiyle başlangıç olarak alınan Greenwich gözlemevinin meridyen çemberi arasındaki açı değeri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meridional. meridian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meridian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meridian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili deniz yarsubayı; bahriyeli ceketi biçiminde bluz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. R.). Küçük bir deniz hayvanı ki, eti lezzetli olup dolması ve tavası yapılır: Midye dolması. Midye incisi = Bu sedefin içinde bulunan kıymetsiz ve Adî inci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mussel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mussel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sene ortasındaki; i., A.B.D. sene ortasında yapılan imtihan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ingiliz asılzadesi kadın (bu tabir Fransa'da kullanılır); şık giyimli kadın .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek sesle okunan mersiye; müz. tek sesli şarkı, monodi; ses aynılığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karamsar, umutsuz, bedbin, içedönük, içekapanık, meyus. moodily z. karamsarca moodiness i. karamsarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. çamurlu; bulanık, kirli, pis; karışık; f. çamurla kirletmek, çamura bulamak; bulandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. multimedia

bl. çoklu ortam

Bilgisayarda metin, grafik, ses ve canlandırma ögelerini birleştirerek sunan ortam.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muhtaç, fakir, yoksul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(zam.), (i.) hiç kimse; (i.) önemsiz bir kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ahmak veya budala kimse; bir deniz kırlangıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. audio-visuel

görsel-işitsel

Görme ve işitme duyularıyla ilgili olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audio-visual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Homer'in Odise adlı ünlü destanı; serüvenli uzun yolculuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, organdie i. çok ince ve şeffaf muslin, organze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabuklu pirinç, çeltik; çeltik tarlası. paddy wagon A.B.D., (argo) emniyet arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., k.dili şiddetli öfke; A.B.D., k.dili pataklama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Senbolü Pd, yoğunluğu 11,9 olan, sert bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. bir çeşit elma pastası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. edebi bir eserin gülünç şekilde taklidi hezel; beceriksizce taklit; müz. bir parçanın gülünç şekilde taklidi; f. gülünç bir taklit eseri yazmak. parodist i. hezel yazan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hıyanet, hainlik; vefasızlık, sadakatsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışınların bitkilerin hareketi ile olan ilgisini tetkik eden ilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

podium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

podium. dais.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

podium. small platform. dais.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bespaye, bot. Poly podium vulgare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gram. vezin tekniği, prosodi, şiir yazma kuralları, aruz. prosodic(al) s. vezin tekniğine ait. prosodist i. bu tekniği bilen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mezmur okuma; mezmur koleksiyonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zihin faaliyetini inceleyen bilim, psikodinami.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radiation

fiz. ışınım

1. Işın veya tanecik yayımı. 2. Uzayda yayılan bir dalgayı oluşturan ögelerin bütünü. 3. Bir enerjinin ışık demeti durumunda yayılması. 4. Isının, bir kaynaktan ışın ve dalga hareketi yoluyla yayılması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiation. radiation ışınım.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Nükleer enerji denilince aklımıza Hiroşima ve Nagasaki’ye atılan atom bombaları, Çernobil’deki nükleer santral kazası ve nükleer atıklar gelir. Nükleer enerji ve onun sonucu radyasyon iyi amaçlarla kullanılmadıkları zaman insan neslini dünyadan silebilecek kadar tehlikelidirler. Kontrol altında kullanıldıkları zaman ise insan yaşamını iyileştirmekten sağlığa kadar bir çok konuda insanlığa bahşedilmiş birer lütufturlar.

Nükleer enerjinin esasını anlamak için çok fazla fizik, kimya, matematik bilmeye gerek yoktur. Nasıl odun, kömür, petrol ürünleri kullanarak ısı enerjisi elde ediyorsak nükleer enerji de öyledir.

Nükleer santralarda kullanılan yakıtın en bilineni uranyumdur. Uranyum santralde başka bir yakıta dönüşürken ortaya müthiş bir ısı çıkar. Bu ısı reaktörün etrafında dolaştırılan suyu buhar haline çevirir. Türbinlere verilen buhar da türbinleri çevirir. Sonunda türbinler de kendilerine bağli elektrik jeneratörlerini çevirerek elektrik üretirler. Prensip, nükleer enerji ile çalışan uçak gemilerinde de, denizaltılarda da aynıdır.

Gelelim radyasyona... Uranyum gibi kararsız elementler gerek atomik yapılarına müdahale edilerek gerekse tabiattaki halleri ile bir başka elemenle dönüşebilirler. Yani tarihte kurşundan altın elde etmek için uğraşan simyacıların başaramadıkları işin benzeri uranyumda kendi kendine oluşur.

Bu dönüşüm işi olurken uranyum atomunun içindeki bazı parçacıklar da ışık olarak yayılırlar. Yani radyasyon bir ışıktır. Sadece atom bombasından, nükleer atıklardan çıkmaz tabiatta da bol miktarda vardır. Yalnız ışıma yolu ile değil besinler yolu ile de vücuda girebilir.

Radyasyon olayında üç ana ışık türü vardır: Alfa, beta ve gama. Alfa ışınları deriden geçemezler, beta ışınları deriden çok az miktarda geçebilirler, gama ışınları ise deriden ve vücuttan geçebilirler. Alfa ve beta ışınları sadece yoğunlaştıkları organ üzerinde tahribat yaparlarken gama ışınları tüm organlara zarar verirler. Tabii bu arada ışına maruz, kalma süresi de önemlidir.

Vücudumuz hücrelerden, hücreler moleküllerden, moleküller de atomlardan meydana gelirler. Bu radyasyon ışınları isabet ettikleri atomların yapılarını bozarak sonunda hücrelerin ölmelerine sebep olurlar. Vücut için sürekli gerekli olan hücre üreme mekanizmasını bozarlar, vücudun direncini yıkarlar.

Aslında günlük yaşantımızda radyasyonla iç içe yaşıyoruz. Radyasyon her an her yerde vardır hatta Güneş ışığında bile. Yaz mevsiminde deniz kenarında yapılan bilinçsiz güneşlenmelerde isteyerek aldığımız radyasyonun etkisi cilt kanserine yol açabilecek kadar tehlikeli olabilir.

Radyasyonun insan bünyesi için faydalı olduğu durumlarda vardır. Kanserin ışınla tedavisi, enfraruj ve ultraviyole tedavileri, lazerin tıpta kullanılması gibi.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). içindeki sıcaklığı dışarıya yayacak şekilde yapılmış cihaz. Otomobil radyatörü motoru soğutmaya, kalorifer radyatörü konduğu yeri ısıtmaya yarar: Elektrik radyatörü, gaz radyatörü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiator. heater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.) (radiodiffusion sözünün kısaltılmışı). 1. Hertz dalgaları vasıtasıyle, konuşma, haber, konser vesair programlar yayma tekniği. 2. Radyo yayınlarım alıcı cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio. tuner. wireless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio. wireless set. above- the-line-advertising. advertising medium. audience. console. continuity. broadcasting corporation. cut in. jingle. theme advertising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Radyo Görüntü Modu, bir yandan dijital radyo dinlerken, diğer yandan da BRAVIA TV’nizin ekranında en sevdiğiniz fotoğraflar arasında gezinebilmenizi sağlayan bir özelliktir . ‘Duvar kağıdınız’ olarak ayarlamanız için önceden yüklenmiş dört farklı damlacık deseni de mevcuttur. Radyo Görüntü Modunu Fotoğraf Görüntüleme Slayt Gösterisi Modu ile bir araya getirerek, en sevdiğiniz görüntülerden oluşan bir slayt gösterisi ile kendi eğlencenizi yaratabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio station. broadcasting station. radio / wireless station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Saat, 77,5 kHz’den iletilen LW radyo sinyali ile otomatik olarak ayarlanır. Radyo sinyali bir atom saatinden verilir. Böylece kış ve yaz saati düzeltmeleri de dahil olmak üzere saat ve tarihin her zaman doğru ayarlanmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio drama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broadcast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broadcast. broadcasting. radio broadcast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Radyoaktifliği olan: Radyum, uranyum radyoaktif elemanlardır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radioactif

fiz. ışınetkin

Işın etkinliği olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radioactive. hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radioactive. radioactive ışınetkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radioactive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Düşük veya yüksek düzeyde radyasyon yayınlayan atık. Atomik çağın başlangıcından bu yana, radyoaktif atıklar çözülememiş ve büyüyen bir sorun oluşturmuştur. Nükleer silahlar üretilirken, kullanılan yakıtın işlemden geçirilmesi sonucunda ortaya yüksek düzey radyoaktif atık denilen bir atık çıkmaktadır. Bu atıklar genellikle sıvı, kimi zaman katılaştırmış biçimde saklanmakta ve binlerce yıl boyunca çevre için tehlike arz etmektedirler. Tıbbi ve endüstriyel faaliyetler sonucunda ortaya çıkan düşük düzey radyo aktiflerin de dikkatli olunmadığı takdirde, tehlikeli olabildikleri bilinmektedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Bir atom çekirdeğinin elektromanyetik ışınlar yahut zerrecikler yayarak çözülmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radioactivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Radyoaktiflik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radioactivité

fiz. ışınetkinlik

Alfa, beta veya gama ışınlarını yayma özelliği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radioactivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radioactivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Radyoaktiflik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Hertz dalgaları yardımıyla aktarılan fotoğraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L. Y.). Röntgen cihazıyla alınan resim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y.). Telsiz telgrafla gönderilen haber, bu haberin yazılı olduğu kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Karbonun radyoaktif izotopu. «Karbon 14» de denir. Fosil iskeletlerinin ne kadar önce yaşadığını bulmakta faydalanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radio link.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Radyoloji, rönt gen mütehassısı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radiologue

ışın bilimci

Işın bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Fizik ve tıbbın X ışınlarını konu alan kısmı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radiologie

ışın bilimi

Işık, elektrik ve ısı ışınlarının uygulama alanlarını inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radiomètre

fiz. ışınölçer

Işınların enerjiye dönüşmesini gösteren araç.


Yabancı Kelime by

Genel Bilgi

Pille çalışan portatif radyolarda sesin yüksekliği pilin ömrünü etkiler. Radyo açık, sesi kapalı durumu ile sesin sonuna kadar açık durumu arasındaki fark pillerin ömürlerinin üçte bir kadar kısalmasına neden olur. Ses sonuna kadar açıldığında pillerden çekilen akım yüzde 30 artmaktadır. Bu durum, küçüğünden büyüğüne, pille çalışan ve hapörleri olan bütün radyo, teyp, volkmen vb. için aynıdır.

Pillerin kullanış şekilleri de ömürlerini belirler. Bir radyoyu 4 saat sürekli açık tutmak ile birer saatlik aralarla 4 kere açıp kapamak arasında da fark vardır. Piller çalışmıyorken çok az da olsa kendilerini toparlayabildiklerinden, devamlı açık tutulduklarında, aynı toplam süre için ömürleri daha kısa olur. İüphesiz bu durum ilk çalıştırmada, yani ilk hareket anında daha fazla akım çeken motorları çalıştıran piller için geçerli değildir.

Pille çalışan hesap makinelerinde, makineyi uzun süre açık tutmak mı pilin ömrünü daha çabuk bitirir, yoksa yapılan işlemlerin yoğunluğu mu? Makinede hesapları yapan mikro işlemci, hesap makinesi çalışıyorken en fazla güç çeken kısmıdır. Ne kadar çok rakamla, ne kadar çok işlem yapılırsa, pillerin ömürleri o kadar kısalır. Hesap makinesi açıldığında, yapılan işlemin dışında akım çeken tek şey ekranın aydınlatmasıdır ki pilin ömrü üzerinde işlemler kadar etkili olamaz.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Bir hastanın röntgen ışınları altında muayenesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Telsiz telefon.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radiotéléphone

telsiz telefon

Elektromanyetik dalgalar yardımıyla çalışan telefon.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Telsiz telgraf.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radiotélégraphe

telsiz telgraf

Elektromanyetik dalgalar yardımıyla çalışan telgraf düzeni.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. L. Fr.). Röntgen ile tedavi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. radiothérapie

fiz. ve tıp ışın tedavisi

X ışınlarının biyolojik etkisine dayanan tedavi yöntemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radiotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. kimya). Ra senbolüyle gösterilen radyoaktif bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İşitsel FM radyo sinyalleriyle birlikte dijital veriler ileten bir sistemdir. RDS, sinyali veren istasyonun ismini görüntüler ve o istasyon için en güçlü sinyali otomatik olarak bulur. Özellikleri arasında aşağıdakiler bulunmaktadır: Program Servis İsimi (Program Service Name – PS): 8 karaktere kadar istasyon ismi bilgisi; Trafik Anonsu (Traffic Announcement – TA): trafik bilgisi bültenlerine otomatik olarak geçen bir özellik; Alternatif Frekans (Alternative Frequency – AF): Aynı istasyon için birden fazla sinyal olduğunda, güçlü sinyalin otomatik olarak seçilmesi; Gelişmiş Diğer Şebeke (Enhanced Other Network – EON): trafik anonsu sırasında otomatik olarak başka bir istasyona geçme; Saat (Clock Time – CT): Doğru saatin otomatik olarak ayarlanması.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (f.) hazır, anık, amade; yetenekli, istekli; çabuk kavrayan; (i.) hazır olma; gezleme durumu; (f.) hazırlamak. ready money hazır para, nakit. a ready pen iyi yazı yazma kabiliyeti. make ready for (bir şey için) hazırlamak. readily (z.) seve

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sanat yapıtı olarak benzerleri arasından seçilip değerlendirilmiş, üzerinde bir değişiklik yapılmaksızın kullanılmış ya da üzerindeki değişiklik sadece üretimi sırasındaki rastlantılara bağlı olarak ortaya çıkmış endüstri ürünü obje.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) hazır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), ABD sulandırılarak kullanılmaya hazır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) konfeksiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) portakal rengi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çare; ilaç, deva; huk. hakkın yerine getirilmesi için kanunun gösterdiği yol; f. çaresini bulmak, icabına bakmak, düzeltmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rapsodi; muhtelif parçalardan düzenlenmiş eser; heyecanlı ve duygusal konuşma. rhapsodical s. heyecanlı. rhapsod'ically z. heyecanla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Rh senbolüyle gösterilen beyaz bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhodium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kaba fakat gayretli ve elinden iş gelir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. külhanbeyi, karışıklık çıkarmaya meyilli kimse; s. külhanbeyi gibi. rowdiness, rowdyism i. külhanbeylik. rowdyish s. külhanbeyce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L. kimya). Rb senbolüyle gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırmızı, al; sıhhatli ve pembe yüzlü; İng., (argo) kahrolası. ruddiness i. kırmızılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kumlu, kuma benzer; kumsal; kum rengi (saç). sandiness i. kumlu olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sedaya). Meme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثدی] meme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. sedia). 1. Hasta nakline mahsus, iki kişi tarafından taşınan dört kollu taşıma vasıtası. 2. Eskiden mühim kimselerin taşınmasına mahsus etrafı kapalı, koltuklu sandalye kl, iki sırıkla iki kişi tarafından kaldırılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stretcher. litter. sedan chair. sedan. wheeled bed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stretcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

litter. stretcher. sedan chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambulance man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. sediyye). 1. (anatomi) Meme ile alâkalı, memeye ait. 2. Meme şeklinde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. içine tohum katılmış; tohuma kaçmış; kılıksız; keyifsiz. seedily z. tohuma kaçmış bir şekilde. seediness i. tohuma kaçma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) göIgeli; (k.dili) şüpheli, kötü; gizli, saklı. shady dealings gizli ilişkiler, entrika, dolap. shadily (z.) göIgeli olarak; (k.dili) şüpheli olarak; gizli olarak. shadiness (i.) göIgeli oluş; (k.dili) şüphelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) içine zencefilli gazoz karıştırılmış hafif bira.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), argo kavga, gürültü, arbede; argo danslı eğlenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). kumaş tiftiği, paçavralardan yapılmıs yün; kibarlık taslayan kimse; görünüşte iyi olan kalitesiz şey, taklit; bayağılık, pespayelik; çerçöp, artık, süprüntü; (s). eski yünden yapılmış; taklit, adi, bayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Na senbolüyle gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: Na

Atom Numarası: 11

Kütle Numarası: 22,990

Yoğunluk: 0,971 g/cm3

Erime Sıcaklığı: 97,72 °C

Kaynama Sıcaklığı: 883 °C

Doğada en çok sodyum klorür (sofra tuzu) halinde bulunur.

Kağıt, cam, sabun, tekstil, petrol ürünleri ve metal endüstrisinde yaygın olarak kullanılır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sodium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sodium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sodium bicarbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sodium bicarboante.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sodium phosphate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caustic soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caustic soda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sodium carbonate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sodium nitrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam., i. biri, birisi, bir kimse; i. hatırı sayılır kimse, büyük şahsiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. süratli, hızlı, çabuk. speedily z. acele ile, süratle, hızla. speediness i. hızlılık, sürat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek),anat. omur, fıkra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr.). İki nokta arasındaki uzaklığı, uzaktan ölçmeye yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(il). Spor sahası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stadium. coliseum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stadium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stadium. sports stadium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f., ünlem sabit, titremez, sallanmaz, değişiklik göstermez, oynamaz; şaşmaz, dönmez, metin; sağlam; ılımlı, ciddi; düzenli, muntazam; sürekli, daimi; den. yerinde duran, rüzgârdan sallanmaz; i., (argo) devamlı flört edilen arkadaş; f. sabit k

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir görüntü sabitleme sistemi. Sony SteadyShot, bir dahili hareket sensörü ve CCD teknolojisinden oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Benzersiz bir Sony teknolojisi olan görüntü sabitleme özelliği, Handycam® video kameralar, Cyber-shot dijital fotoğraf makineleri ve Dijital SLR fotoğraf makinesi serisinde mevcuttur. Titreme algılama yöntemi (jiroskopik sensörler) ve sunduğu fayda (daha az bulanıklık) bu ürünlerin tümünde aynı olsa da teknoloji her birinde farklı işlev gösterir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çalışma, okuma, irdeleme, mütalaa; inceleme, araştırma, tetkik; gayret, çalışkanlık; düşünme, tefekkür; dalgınlık; araştırma konusu veya sahası; kalem tecrübesi, alıştırma taslak; müz., etüt; yazıhane; çalışma odası; k.dili. rol ezberleyen kimse. stu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. okumak, irdelemek, çalışmak, mütalaa etmek; düşünmek; incelemek, araştırmak, tetkik etmek; gayret etmek; tahsil etmek. study up on için ders çalışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

studio. atelier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

studio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

studio. studio flat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuvvetli, dayanıklı, metanetli, sağlam bünyeli; sebatlı azimli. sturdily z. kuvvetle, dayanacak şekilde. sturdiness kuvvetlilik; sebat; gürbüzlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koyunlara mahsus sersemlik illeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kamu yararına olan bir teşebbüse hükümetçe verilen para yardımı; ing. tar. Parlamento tarafından krala verilen tahsisat; iane, para yardımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Benzersiz bir Sony teknolojisi olan görüntü sabitleme özelliği, Handycam® video kameralar, Cyber-shot dijital fotoğraf makineleri ve Dijital SLR fotoğraf makinesi serisinde mevcuttur. Titreme algılama yöntemi (jiroskopik sensörler) ve sunduğu fayda (daha az bulanıklık) bu ürünlerin tümünde aynı olsa da teknoloji her birinde farklı işlev gösterir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sağlanan benzersiz resim sabitleme teknolojisi, Handycam® video kameralar, Cyber-shot dijital fotoğraf makineleri ve Dijital SLR fotoğraf makineleri ürün serilerinde bulunmaktadır. Titremeyi algılama yöntemi (jiroskopik sensörler) ve yararı (daha az bulanıklık) tüm ürünlerde aynıdır fakat her birindeki teknoloji biraz farklı çalışır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yavaş hareket eden; geç kalan veya gelen, geciken. tardily z. gecikerek. tardiness i. gecikme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tüylü oyuncak ayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir kuvveti uzak bir mesafeye iletmeyle ilgili veya bu işte kullanılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), şiir birer hecesi vurgulu olan dört hece grubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. termodinamik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mersiye, ağıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parmak kuvvetiyle disk fırlatma oyunu. play tiddledywinks k.dili. oyalanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. üstü başı temiz; temiz giyimli; muntazam, düzenli, tertipli; k.dili. oldukça, epey; i. sandalye arkasına konan dantela örtü; f., (up ile) düzeltmek, temizleyip nizama koymak. tidily z. düzenle. tidiness i. düzen, tertip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dalkavuk; f. dalkavukluk etmek, yaltaklanmak. toadyism i. dalkavukluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıcak su ve şekerle karıştırılmış bir içki; Hindistan'da bazı hurma ağaçlarından çıkarılan tatlı bir şıra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Antil adalarına mahsus ve böcek yiyen bir çeşit küçük kuş, zool. Todus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. facia, trajedi; felâket, korkunç olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hem trajedi hem komedi yönü olan piyes. tragicomical s. hem ağlatıcı hem güldürücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mağarada oturan kimse; köşeye çekilmiş veya münzevi kimse; zool. insana benzer maymun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. başka aktörün rolunü almaya hazır olan aktör, yardımcı aktör; f. başka aktörün yerini alabilmek için onun rolünü ezberlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ölez, ölumsüz, sonsuz, nihayetsiz, ebedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kullanışsız, elverişsiz; acemi, eli işe yakışmaz. unhandily z. elverişsiz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hamma yakışmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hazır olmayan; tetik olmayan, ağır kanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sabit olmayan, sallanan; titrek; düzensiz; değişken, kararsız, güvenilmez. unsteadily z. sallanarak, düşecek gibi; kararsız. unsteadiness i. kararsızlık; sabit olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düzensiz, tertipsiz dağınık. untidily z. düzensizce. untidiness i. tertipsizlik, düzensizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hantal, lenduha gibi, kaba, heyulâ gibi, idaresi güç. unwieldiness i. hantallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). V senbolüyle gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Felemenk'li ressam Van Dyck'ın eseri; Van Dyck'ın resimlerinde görülen modaya göre yaka veya pelerin veya sakal; s. Van Dyck tarzına ait .Vandyke beard keçisakal. Vandyke brown koyu kahverengi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vadi, dere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yabani otları bol; k.dili. çiroz gibi, kara kuru, ıskarta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (A.B.D.),( argo) garip kimse; acayip şey, tuhaf olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rüzgarlı, rüzgarı çok; rüzgar gibi, değişken; fırtınalı; hızlı; gaz yapan; havai; geveze; övüngen. windiness i. rüzgarlılık; gevezelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ormanlık, ağaçlık, ormanı çok; ağaç veya odun cinsinden, oduna benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dokunmadan önce boyanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kelimesi çok; kelimelerden ibaret. wordily z. çok kelime ile. wordiness i. çok kelimelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boyanmış yün ipliğinden dokunmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. astronomi). Gök küresinde kuşak biçiminde bir alan. Güneş, görünürde bu kuşak boyunca derece derece yer değiştirerek bir yıl sonunda tekrar çıkış noktasına varır: 12 takım yıldız bu kuşak üzerindedir. Buna göre kuşak 12 kısma ayrılır: Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Arslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlan, Kova, Balık.

Türkçe Sözlük by