Ecel Beşiği ne demek? | Ecel Beşiği anlamı nedir? | Ecel Beşiği

Ecel Beşiği anlamı nedir?

Ecel Beşiği ne demek?

Ecel Beşiği anlamı nedir?

Ecel Beşiği | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ecel besigi

Türkçe - İngilizce Sözlük

mantrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çekişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to argue. to quarrel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strawberry jam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yavaşlamak; sürati kesmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Tonlarla, taramalarla vb. ile dereceli etkilerin yaratılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gradational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graduated. graded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graded. graduated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Her canlının ve insanın ölüm vakti: Ecel gelince baş ağrısı bahane olur. Ecel-i kazâ = Bir kazaya uğrayarak ölüm. Ecel-1 müsemmâ, ecel-i mev’Üd = Tanrı katında tekdir edilmiş olan: Ecel-i mev’Üdlyle öldü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ECELL) (i. A. «celîl» den itaf.). Daha veya pek büyük. Ar. celîl, Alî, eşref: Ecelf-i mahlûkat = Yaratıkların en şereflisi olan insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time of death. death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the appointed hour of death. fate. time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجل] hayatın sonu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mantrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجل] çok büyük, ulular ulusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overnight stay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir yerde gece kalmak, geceyi geçirmek: Ormanda geceledik. Yatacak yer bulamayıp dışarda geceledik. 2. Vakit gece olmak, karanlık, gece basmak: Geceleyince yolu göremediğimizden durmaya mecbur olduk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spend the night. to spend the night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spend the night (in a place. to stay overnight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gece vakti, Ar. leylen: Geceleyin yola girdik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by night. at night. during the night. overnight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geceli gündüzlü, gece gündüz: Geceli gündüzlü çalışarak iki haftada bitirdim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Geceye mahsus: Gecelik kıyafet. 2. Gece giyilen entari, gece vakti veya gündüzün dahi evin içinde giyilen esvap: Geceliğini giymiş: Gecelikle sokağa çıkmak ne kadar çirkindir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightgown. nightdress. lingerie. nightshirt. bedgown. gown. nighty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightdress. nightie. pertaining to the night. night dress. fee for the night. nightgown. nighty. overnight. lasting the night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

night gown. pertaining to the night. lasting the night. night dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative. notional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparative. relative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relativity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syllabication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Heceleri yani harfler ve harekeleri birer birer söyleyerek okumak: Heceleyerek okuyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spell. spell out. articulate. syllabicate. syllabify. syllabize. syllable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spell out by syllables. to syllable. to utter the syllables of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spell. syllabify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şu kadar hecesi olan: Bir, iki, üç... hecesi olan kelime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having syllables. syllabic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کچل] kel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Uyuşmak, hışır hışır olmak: Bahçede çalışmaktan ellerim keçeleşti 2. Karışıp teller belli olmayacak surette keçe gibi olmak: Bu kızın saçı keçeleşmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become matted. to become callused and rough. to become numb. mat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Uyuşturmak, hışır hışır etmek: İş, elleri keçeleştirir. 2. Saçı birbirine geçirip telleri belli olmayacak surette keçe gibi yapmak: Acı su saçı keçeleştirir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth into felt. to cause to become matted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

felted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mecellât). 1. Kitap, dergi, mecmua, broşür, risâle: Edebiyata ait güzel bir mecelledir. 2. İslâm hukukunun muâmelât kısmı: Mecelle dersi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجله] dergi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «celâ»dan if.) (mü. mütecelliyye). 1. Meydana çıkan, görünen, apaçık. 2. Parlak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متجلی] görünen, tecelli eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kirli, pis, iğrenç adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyin üzerine ağaç dalı, çalı gibi şeyler örterek uzaktan görünmesini önlemek, alalamak, kamuflaj.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to veil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekerle kaynatılmış meyve tatlısı: Çilek, gül, vişne reçeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jam. preserve. preserves. conserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jam. marmalade. preserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jam. preserves. marmalade. conserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tecellî.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Tecelli).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «celâ» dan masdar) (c. tecelliyyât). 1. Görünme, açığa çıkma. 2. İlâhî kudret eserlerinin görünmesi, açığa çıkması. 3. İlâhî lutfa erişme. 4. Talih, kader: Benim tecellim böyle imiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfiguration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifestation. fate. luck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifestation. becoming manifest. revelation. destiny. fate. phenomenon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تجلی] görünme, ortaya çıkma. 2.kader.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Görünme, belirme. 2.Kader, talih. 3.Allah’ın lütfuna erişme.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

görünmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تجليگاه] görünme yeri, zuhur yeri, ortaya çıkış yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yalandan cesaret gösterme. 2. İnat ve serkeşlik etme.

Türkçe Sözlük by