Ecl ne demek? | Ecl anlamı nedir? | Ecl

Ecl anlamı nedir?

Ecl ne demek?

Ecl anlamı nedir?

Ecl | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ecl

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sebep. Türkçe «den» ve «için» yahut Arapça «lâm» harfleriyle kullanılır: O eclden = O sebepten. Liecl-it-teftîş = Teftiş sebep ve maksadı ile, teftiş için.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

ABD Temsilciler Meclisi’nin salonunun duvarlarında dünyaya ün salmış kanun koyucularından 23 tanesinin mermerden yapılmış kabartma portresi asılıdır. Bunlardan biri de ünlü heykeltraş Joseph Kiselewski tarafından yapılan Kanuni Sultan Süleyman portresidir.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bulutlandırmak, karartmak; kaplamak; içinden çıkılması zor hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

city council. municipal council. town council. municipal board. municipal councillor / council / assembly / board. town / municipal council. shop council. select council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çoğunlukla kefen olarak kullanılan mumlu bez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tülbent.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sonek ufak manasına gelen bir takı, -cik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). belâgatle söz söylemek, inşat etmek; nutuk çekmek. declaim against şiddetle karşı koymak, bağırıp çağırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sööz söyleme, sanatı, hitabet, belâgat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( s). hitabete ait; tantanalı, heyecanlandırıcı (konuşma tarzı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilân, takrir; demeç; ihbarname, tebliğ; beyanname; (huk). ifade; briç karar verilen oyun. Declaration of Independence Amerika Birleşik Devletlerinin istiklal beyannamesi. declaration of rights haklar beyannamesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). beyan eden, ifade eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilân etmek, beyan etmek, ifade etmek, ortadan söylemek, alenen söylemek; bildirmek, haber vermek; iddia etmek; ispat etmek. Well, I declare I Aman I Acayip !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., gram isim çekimi, tasrif; çökme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuzey kutbu ile pusulanın kuzey yönu arasındaki açı; (astr). inhiraf, meyil; menfi cevap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sapmak, meyletmek, inhirafetmek ; zevalbulmak; eksilmek, azalmak, düşmek; eğilmek, sarkmak; reddetmek, çekilmek, istememek; (astr). meyletmek; eğmek, saptırmak, eğdirmek, çevirmek, inhiraf ettirmek; -den çekilmek veya kaçınmak; (gram). çekmek, tasr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meyil, iniş; gerileme; batma, zeval, inhitat, inkıraz, sapma, inhiraf; (tıb). hastalık ârazının zeval bulma devresi; (tıb). maddi ve manevi kuvvetten düşme. go into a decline kuvvetten düşmek. on the decline çökmekte, inkıraz bulmakta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iniş, meyil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). debreyaj pedalına basmak, debreyaj yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. celf, dilimizde kullanılmaz). Aşağılık, baldırı çıplak gürûhu (Arapça’da kaba ve ahmak adamlar demektir).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekler, bir çeşit küçük oval pasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb.) Loğusa humması, havale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üstün başarı; alkış; şeref, büyük şöhret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). çeşitli sistem ve kaynaklardan derlenmiş; seçme şeylerden ibaret; seçen, derleyen; (i). felsefe ve sanatta belirli bir inancı olmayıp çeşitli fikirler ve üsluplar içinden kendine uygun gelenleri seçen kimse, değişik sistem ve fikirleri bir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ışığını karartmak, tutmak, örtmek; (bir kimsenin) yıldızını söndürmek, bir kimseden üstün çıkmak, gölgede bırakmak; tutulmak, sönmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tutulma, güneş tutulması, ay tutulması; sönme, karanlığa gömülme, gözden kaybolma, yok olma. annular eclipse güneşin halka şeklinde tutulması. lunar eclipse ay tutulması. partial eclipse Güneş veya ayın kısmen tutulması.solar eclipse güneş tutu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (astr.) ekliptik, dünyanın etrafını dolaşan ve tropiklere değen büyük halka; (s). güneş ve ayın tutulmasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşılıklı konuşma şeklinde pastoral şiir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Farklı sanatsal dizgelerden alınan öğelerin yeni bir dizge içinde yeniden kullanılması eylemi. Sanatta farklı çağ ve üsluplardan seçilip devşirilen öğelerin yeni bir tasarım ya da ürün oluşturmak için ele alınması olgusunu ifade eder. Bu durum 19. yüzyılda çok yaygın biçimde görülür. Bununla birlikte, eklektisizm bir üslup değil, bir davranış biçimi olarak değerlendirilmelidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). on dokuzuncu yüzyılın sonu; 1880-1910 devrinin özelliklerini arzeden. fin-de-siecle (s). çökmüş, soysuzlaşmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (huk). parayı ödemediği için ipotekli malı sahibinin elinden almak; imkânsızlaştırmak, engellemek; önceden halletmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). ipotekli malı sahibinin kaybetmesi, hakkın düşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kefen .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at çulu, haşa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ev temizliği; pol. temizlik, ayıklama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board of directors. administrative council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., gram. çekilmez, sıygasız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ıslah olunamaz. irreclaimably (z.) tamamen (kaybolmuş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). isveç vatandaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Swedish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kireç sürmek veya katmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lime. to whitewash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calcification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arthritis. calcification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calcification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calcify. to calcify. to become calcareous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be limed. to get caked with lime. to calcify. to get whitewashed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calcification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kireç hâline gelmek. 2. (botanik) Bitkilerin hücre zarlarında (kalsiyum karbonat ve kalsiyum oksalat gibi) kalsiyum tuzları toplanmak. 3. (biyoloji) Dokularda, dokunun vazifesine engel olacak derecede kalsiyum tuzları birikmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to calcify. to become calcified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kireçle yapılmış veya sıvanmış yahut badana olmuş: Kireçli duvar veya harç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limy. chalky. calciferous. calcic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard. limy. calcareous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limy. calcareous. mixed with lime. cretaceous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ar. terkip) (li = harf-i cer, ecl = sebep), için, maksadıyla. Li-ecli teferrüc = Gezip eğlenmek için. Li-eclü’ttahsîl = Tahsil maksadıyla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cülûs» dan im.) (c. mecâlis). 1. Konuşmak veya bir iş müzakere etmek için bir araya gelmiş olanların topluluğu, cemiyet, encümen: Meclis kurmak, meclise çıkmak, gitmek. 2. Devlet işlerinden birini müzakere etmek için toplanan ve birçok üyeden meydana gelen geni; komisyon, şûra: Meclis-i HSss-ı Vükelâ (eskiden bakanlar kurulu), Meclis-i Keblr-i Maârif, Meclis-i MAliyye, Meclis-i Meb’Üsân (eskiden millet meclisi), Mecâlis-i Aliyye (eskiden bakanlar kurulu).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parliamentary. parliamentarian. assembly. council. board. gathering. assemblage. congress. convocation. diet. divan. house. majlis. parliament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamber. convocation. council. house. parliament. assembly. board. turkish grand national assembly. social gathering. assembly. council. place of assembly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

council. parliament. board. assemblage. assembly. committee. congress. divan. powwow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجلس] toplantı yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güzel sözleriyle meclisi şenlendiren, güzel söz söyleyerek meclisi süsleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مجلس افروز] meclisi aydınlatan, meclisi şenlendiren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.A. «celb» den imef.) (mü. meclûbe). 1. Celbolunmuş, başka yerden getirilmiş. Emvâl-i meclûbe = Getirilmiş mallar. 2. Taraftarlığı kazanılmış, bir tarafa meylettirilmiş: Kendisi o tarafa meclûbdur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مجلوب] celbedilmiş. 2.aşık, tutkun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tutkunluk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. orta tabakadan, burjuva olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «celb» den if.) (mü. müsteclibe). Kendine doğru çeken, celb eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. encâl). 1. Oğul. 2. Sülâle.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çocuk, evlat. Kuşak, soy, nesil.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Buğdaygiller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Norveç halkından ve Norveççe konuşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

norwegian. norseman. norsewoman. northman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

norwegian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Norwegian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. klinik devresinden evvel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir önceki hareketten dolayı imkânsız hale getirmek, engel olmak, mâni olmak; dışarıda bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) geri istemek veya çağırmak; ziraate elverişli hale koymak; (vahşi hayvanı) ehlileştirmek; (azgın kimseyi) ıslah etmek; iadesini talep etmek; yeniden talep etmek; (i.) geri çağırma. beyond reclaim ıslah olmaz, adam olmaz. reclaim ant (i.), (h

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Fr.) toplumun gözünde olmaya çalışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) boylu boyuna uzanmak; arkaya dayanmak, uzanmak, yaslanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) münzevi, dünya işlerinden kendini çeken; (i.) münzevi kimse, dünyadan çekilmiş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) inziva, münzevilik, dünyadan çekilme. reclusive (s.) inziva kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haşa, eyer altına konan keçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir yere kapatıp dışarı salıvermemek, tecrit etmek, ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayrılmış; kapalı; bir kenara çekilmiş; ırak; mahfuz, saklı, korunmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. inziva, köşeye çekilme; tenhalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalnızlık eğiliminde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, Fr. asır, yüzyıl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sofra bezi, sofra örtüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cild» den masdar). (kitabı) Dikip kap geçirme, ciltleme: Bu kitapları teclid ettireceğim.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açığa vurulmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Suyun arıtılmasında, tuzunun giderilmesinde ve ayrıca sınai süreçlerde kullanılan, zardan yapılma filtreler.

Türkçe Sözlük by