Ecr ne demek? | Ecr anlamı nedir? | Ecr

Ecr anlamı nedir?

Ecr ne demek?

Ecr anlamı nedir?

Ecr | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ecr

Türkçe Sözlük

(bk.) Ecir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اجر] ödül. 2.ücret.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). takdis etmek; tanrıya adamak , vakfetmek, hasretmek, tahsis etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). takdis ve tahsis merasimi; kendini adama, vakfetme, takdis, tahsis, ithaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). azalmak, eksilmek, küçülmek, çekilmek; azaltmak, eksiltmek decreasingly (z). gittikçe azalarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eksilme, azalma, çekilme; küçülme; eksiklik, noksan on the decrease azalmakta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). resmi emir, irade, karar, hüküm, kararname. decree nisi huk altı ay zarfında aksi sabit olmadığı takdirde icra mevkiine giren boşanma kararı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). emretmek, buyurmak; hüküm vermek, karar vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eksilme, azalma; zayiat; eksiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eskimiş, yıpranmış, hemenhemen işlemez hale gelmiş, ihtiyarlıktan zayıflamış, eli ayağı tutmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çatırdatarak ateşte kavurmak (tuz, maden vb)', ateşte çatırdamak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihtiyarlıktan ileri gelen elden ayaktan kesilme, düşkünlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

With decreasing volume of sound; a direction to performers, either written upon the staff , or indicated by the sign. a gradual decrease in loudness grow quieter; 'The music decrescendoes here' gradually decreasing in volume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Gradually softer Synonymous with diminuendo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The same as diminuendo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gradual decrease in the volume. weakening in volume; sometimes called diminuendo. decreasing loudness in a more gradual manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gradual decrease in volume. : Getting progressively softer Means the same as diminuendo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The dynamic effect of gradually growing softer Also referred to as diminuendo [Dynamics Notation].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dynamic marking meaning 'gradually getting softer '. - A gradual degrease in loudness, like the diminuendo. a gradual decrease in loudness. grow quieter; 'The music decrescendoes here'. gradually decreasing in volume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z)., (müz). dekreşendo, diminuendo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). azalan, küçülen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). resmi karar, Papa tarafından verilen emir ve hüküm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hüküm veya iradeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kınama, takbih.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kötulemek, zemmetmek, kınamak, takbih etmek, batırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kutsal bir şeye karşı hürmetsizlikte bulunmak, kutsal bir gayeden çevirmek, uzaklaştırmak. desecra'tion (i). mukaddesata hürmetsizlik , tecavüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cirm). Cirmler. (bk.) Cirm. Ecrâm-ı semâviyye, ecrâm-ı ulviyye: Gök cisimleri, yıldızlar. (Fransızca: corps cilestes).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجرام] cansız varlıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Gök cisimleri, yıldızlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجرام سماویه ]gök cisimleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ham ipek veya keten rengi; bu renkte kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) alçak, melun, Lânete lâyık, murdar, tiksindirici, iğrenç; berbat, kötü, süfli. execrably (z.) kötü bir şekilde; alçakça, murdarca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) Iânet etmek, belâ okumak, nefret etmek. execra'tion (i.) lânet, nefret; melun şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فجر] tan ağartısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فجرکاذب] gerçek tan ağartısından önceki geçici aydınlık

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فجر صادق] tan ağartısı, şafak sökmesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sabaha karşı güneş doğmadan önce ufkun gündoğusu tarafından görülen aydınlığı, tanyerinin ağarması.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(FECR-İ KAZİB) (i. F.). Gün doğmadan tan yerinde belirip sonradan kaybolan aydınlık, geçici tan, yalancı tan, aldatıcı fecir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FECR-İ SADIK) (i. F. A.). Tan yerinde gün doğmadan belirip, gün doğuncaya kadar süren aydınlık, gerçek ten, hakikî fecir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Fecri).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Türkiye ve Irak'ı içine alan hilal şeklindeki bir toprağı kapsayan ve tarım alanı olarak kullanılan verimli bir saha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (hicr şekli galat-ı meşhurdur). 1. Ayrılık, .hasret 2. (tıp) Sayıklamak, hezeyan, (bk.) Hicr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هجر] ayrılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cereyân» dan im.) (c. mecârî). 1. Suyun aktığı yatak, su yolu: Tuna mecrâsı, mecrây-ı Nİl. 2. mec. Bir işin oluş şekli veya bir sebebin yazılma şekli: iş tabii mecrâsından çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

channel. conduit. duct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

channel. culvert. drain. watercourse. bed of stream. canal. conduit. well drain. gutter. river bed. offtake. penstock. gully. sewer. outflow pipe. duct. dike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مجرا] su yatağı. 2.yol, güzergah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Suyun aktığı yatak, su yolu. Bir işin gidiş yolu. Bedendeki ahlatın alıştığı yol. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cerh» den İmef.) (mü. mecrûha). 1. Yaralanmış, yaralı, gerek savaş ve kavgada, gerek kazada vücudunun bir tarafı yara olmuş: Harpte mecrûh oldu. O kazada beş kişi öldü ve on kişi mecrûh oldu. 2. Red ve ibtâl olunmuş yahut kendiliğinden bâtıl hâle gelmiş bulunan: Bu söz, bu dâvâ mecrûhtur. 3. (i. A. c. mecrûhîn). Yaralı adam: Mecrûhların nakline mahsus araba.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجروح] yaralı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجروحين] yaralılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cerr» den imef.) (mü. mecrûre). Çekilmiş, sürüklenmiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir yer veya zamanda ölenlerin isim listesi; olmuş bir kimse hakkında yazılan yazı. necrological s. ölülerin isim listesine ait. necrologist i. ölmüş kimseler hakkında yazı yazan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ölülerle haberleşerek fala bakma; sihirbazlık, büyücülük. necromancer i. büyücü, sihirbaz. necroman'tic s. büyücülük yapan; büyü kabilin- den; şaşılacak, harikulade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. psik. ölülere karşı şehvet duyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski bir şehrin büyük kabristanı; mezarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. ses) tıb., bot. bir dokunun çürüyüp ölmesi, kangren, nekroz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çürüyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. dirsek çıkıntısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) hain, alçak; korkak, cebin; (i.) ödlek kimse; hain kimse; kaçak; dinini bırakan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yeniden yaratmak, ihya etmek. recrea'tion (i.) yeniden yaratma, ihya; yeniden yaratılmış şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) canlandırmak, dinlendirmek, eğlendirmek, hayat vermek; eğlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eğlence. recreational (z.) eğlence kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) posa, süprüntü; (tıb.) ifraz edilip tekrar vücuda alınan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) şikâyete karşı şikayet veya iftiraya karşı iftirada bulunmak. recrimina'tion (i.) karşılıklı şikâyet. recriminative, recriminatory (s.) karşılıklı şikâyet kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) nüksetmek (hastalık). recrudescent (s.) tekrar vaki olan, nükseden. recrudescence (i.) nüksetme, yeniden gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) acemi asker; kura neferi; yeni gelen üye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ordu veya donanma için nefer kaydetmek, acemi asker toplamak; ikmal etmek eksiğini doldurmak; sıhhati iyileşmek, düzelmek. recruitment (i.) acemi asker kaydetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasa hırsızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bostan korkuluğu; hırpani kılıklı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sır saklama, sır tutma; ketumluk, gizlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gizli, saklı, hafi, mektum; esrarlı; mahrem; i. sır, gizli şey; anlaşılmaz şey, muamma. secret police gizli polis teşkilatı. secret service hafiye teşkilâtı. secret society gizli cemiyet. an open secret herkesçe bilinen sır. in on the secret s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sekreterliğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müdüriyet, müdüriyet personeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sekreter, özel kâtibe, kâtip, yazman; bakan; bir çeşit yazıhane (kıs. sec., secy., sec'y). secretary bird Güney Afrika'ya mahsus yılan avlayan bir kuş. Secretary of State A.B.D.'nde Dış işleri Bakanı. secretary treasurer i. hem sekreter hem vezne

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gizlemek, saklamak; biyol. salgılamak, ifraz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. onikiparmak bağırsağında bulunan bir hormon, sekretin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. salgılama, salgı, ifrazat; gizleme, sır saklama, ketumiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sır saklayan, sıkı ağızlı, ketum; tıb. salgılayan. secretively z. gizliliğe meylederek. secretiveness i. gizlilik, gizliliğe meyletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. vücutta sıvı madde hasıl eden, ifrazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) toprak kirasını ürünle ödeyen çiftçi, ortakçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piyes yazma veya sahneye koyma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devlet idaresi, devletçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. damkoruğu, kaya koruğu, bot. Sedum sempervivum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تجربه] deneme, sınama. 2.deneyim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تجربی] deneysel, tecrübî.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cered» den masdar). 1. Soyma. 2. Bir tarafta tutma, ayırma. 3. Dünyadan vazgeçerek Tanrı’ya kalbini bağlama: Ehl-i tecrîd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تجرید] soyutlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

soyutlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

soyutlamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تجریدا] soyutlayarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cerh» den), yaralama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cürm» den masdar). Ceza alma, suçlama, ziyana uğratma: Kendisini tecrîm ettiler (Ar.’da mânâsı başkadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insulation. separation. isolation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insulation. isolation. isolating. separation. quarantining. divesting oneself / sb of (a prejudice , etc. insulating. abstracting (sth in one's mind. lining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to isolate. to separate. to set apart. to quarantine. to divest oneself / sb (of a prejudice , etc. to insulate. to abstract sth (in one's mind. cloister. seclude. sequester.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: TECRİBE) (i. A. «cerb» masdar). Deneme, sınama. Tecrübe etmek = Denemek. Tecrübe-i kalemiyye = Kalem denemesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experience. knowledge. experimentation. tentative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experience. probation. shy. trial. test. experiment. experiment deney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experience. experiment. experimentation. proof. test. testing. trial. direct observation of or participation in events. tryout. try. rehearsal. empirical. tentative. cut and try. trying. probation. proving. attempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experienced. old. sophisticated. handsome. practised. versed. versed in. vet. veteran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experienced. experienced deneyimli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experienced. worldly wise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fledgling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperienced. inexperienced deneyimsiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperienced. callow. jackaroo. naive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience. lack of experience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tecrübeye dayanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experimental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تجربه] deneme, sınama. 2.deneyim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

denenmek, sınanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

denemek, sınamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., ask. çok gizli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakan muavini, bakan muşaviri, müsteşar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., (argo) nükteli söz, saka; f. nükteli söz söylemek. wisecracker i. nükteci kimse, şakacı kimse, hazırcevap kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zücûr). 1. Yasak, Ar. men’, nehy (asıl Arapça’da hayvanları sesle veya el ve işaretle kovup uzaklaştırma mânâsına gelir). 2. Zorlama, icbar, istemeyerek bir işe sevk. 3. Angarya gibi meşakkatli işte kullanma. 4. Zahmet, eziyet (son Uç mânâsı dilimize mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ زجر] zorlama. 2.eziyet etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A.). 1. Zecr yoluyla, yasaklayarak, men’ ve nehy ederek. 2. Zorla, cebren. 3. Ceza maksadıyla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zorlayıcı. Zecrî tedbir = İstenileni yaptırmak için tatbik edilen zorlayıcı yol.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زجری] zorlayarak, zorlayıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eskiden içkilerden alınan vergi.

Türkçe Sözlük by