Edebi Eser ne demek? | Edebi Eser anlamı nedir? | Edebi Eser

Edebi Eser anlamı nedir?

Edebi Eser ne demek?

Edebi Eser anlamı nedir?

Edebi Eser | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: edebi eser

Türkçe - İngilizce Sözlük

literary work. literary output.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آواره سر] aylak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si.). Beşer, her birine veya her defasında beş: Mevcut parayı taksim ettiklerinde beşer lira düştü. Beşer beşer saymalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hayvân-ı nâtık (konuşan mahlûk, yani insan. İstanbullu mânâsına da gelir). Nev’I beşer = İnsan cinsi. Ebul-beşer = Hazret-i Adem. S«yyil-ül-beşer = Peygamberimiz (insanlığın efendisi). Ilm-ül-beşer = Antropoloji ve etnoloji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man. mankind insanoğlu. insan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man. mankind. five each. five a piece. humanity. mortal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بشر] insan. 2.insanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Derinin dış tabakası: Beşere-i dâhiliyye, beşere-i muhâtiyye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بشره] deri, dış deri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. beşeriyye). İnsana mensup ve müteallik. Ahvâl-ı beşeriyye = İnsanlık halleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

human.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

human.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بشری] insanlıkla ilgili, insanî.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BEŞERİYET) (i. A.). İnsanlık, insanın tabiî hâli: Beşeriyyet icabı. «Beşeriyyet» ile «insaniyyet» arasında çok fark vardır. Beşeriyyet, insanın her türlü tabiî hallerine, insaniyyet ise yalnız faziletlerine ve mânevî büyüklüklerine aittir. Meselâ unutkanlık, korku, iştaha, şehvet gibi haller beşeriyyet; kerem, cömertlik, vefa, kanaat gibi haller ise insaniyyet vasıflarındandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mankind. humanity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humanity. humankind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بشریات] antropoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بشریت] insanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بسر و چشم] başüstüne, başım gözüm üstüne.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). çö1, sahra, bozkır; (s): çöl halinde olan, boş, ıssız. desert fauna çöl direyi. desert flora çöl biteyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). terketmek, ayrılmak, bırakmak; (ask). vazifeden kaçmak; kaçmak, firar etmek. deserter (i). firari, kaçak. desertion (i). firar, terk; terkedilmişlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). liyakat, istihkak, pay, hisse; mükafatı hak etme. He got his deserts. Hak ettiğini buldu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). müstahak olmak,layık olmak; hak kazanmak, mükafata 1ayık olmak. deservedly (z). hakkıyla, haklı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mükafata 1ayık, değerli. deserving of praise övülmeye layık değerli deservingly (z). övülmeye lâyık olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), insanların babası yani Adem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابوالبشر] Âdem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. edebiyye) (edeb’den imen.). Edebiyata ve edebî ilimlere mensup ve ait: Onun edebî iktidarı büyüktür. Asâr-ı edebiyye = Edebî eserler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literary. literate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literary. literary yazınsal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literary work. literary output.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EDEBİYYAT) (i. A. c.). Edebî ilimler, şiir, kompozisyon, dil, gramer, arûz vs.’ye ait ilimler ki, fennin zıddıdır (Fr. lettres). Edebiyyât-ı Arabiyye, edebiyyât-ı şarkıyye, edebiyyât-ı garbiyye. kütüb-i edebiyyât = Arap, Doğu, Batı, edebiyatı, edebiyat kitapları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literature. belles lettres. polite letters. letters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literature. letters yazın.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literature. letters. pen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literary history. history of literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Edebiyatla uğraşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man of letters. teacher of literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man of letters. man of letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profession of letters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. edebi). Edebiyatla uğraşanlar, edipler. Osm. üdebâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Asâr). 1. İşaret, alâmet, nişan, bir şeyin varlığına delâlet eden hal: Bir insanlık eseri gösterdi. 2. Esası kalkmış bir şeyin kalan kısmı. Ar. bakıyye: Burada bina eseri yoktur. Orada bir eski şehrin eseri görülüyor. 3. Bir adamın vücuda getirdiği şey, telif, meydana getirme: Şehnâme Firdevsî’nin, matbaa Gütenberg’ in, Süleymaniye Camii Mimar Sinan’ın eseridir. 4. Telif kitap: Cevdet Paşa’nın eserleri. 5. Fiil, iş, amel, tesir. 6. Eski zamanlardan kalma insan yapıları: Eski Mısır eserleri. 7. Hadîs-i şerif, hadis ilmi, haber. 8. Tarih, olaylar. Asâr-ı atîka = Eski zamanlara ait güzel sanat eserleri. Asâr-ı kalemiyye = Telifler, yazılar, kitabeler. Külliyyât-ı Asâr = Bir müellifin bütün eserleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work. creation. handiwork. piece. baby. production. achievement. consequence. effort. ghost. vestige.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work. creation. handiwork. piece. baby. production. achievement. consequence. effort. ghost. vestige. shadow. smell. spark. strain. suggestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trace. work. work of art. product of a person's skill. result. consequence. effect. impress. performance. shadow. strain. streak. track. vestige.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اثر] iz. 2.eser, yapıt. 3.kitap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Nişan, alamet, iz. 2.Etki, tesir. 3.Yok olmuş bir nesneden kalma parça. 4.Bir kişinin ortaya koyduğu mahsul, telif. 5.Hadis, hadis ilmi. 6.İmal, icat. 7.Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Esericedit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ESER-İ CEDID) (i), iyi vasıflı yazı kâğıdı mânâsında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ancient monuments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göze görünsün diye yapılan iş; hayranlıkla seyretme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İnsanüstü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فوق البشر] insan üstü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Gobi Çölü .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواجه سرا] harem ağası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İnsanlık İcâbı olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İnsanların en hayırlısı; Hz. Muhammed.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خيره سر] sersem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yüzümüz kişiliğimizin aynasıdır. Duygularımızı, düşüncelerimizi yansıtır. Yüzümüz sayesinde birbirimizi tanır, bir kimsenin yaşını hatta hangi coğrafyadan olduğunu tahmin edebiliriz. Çocuklar konuşmada olduğu gibi insan yüzlerini ayırt etmeyi de sonradan öğrenirler.

Yetişkinler ise başka ırktan olan kişileri tanıyıp ayırt etmekte zorluk çekerler. Beyaz ırka göre tüm Japonların birbirlerine benzemesi gibi. Oysa aynı milletten olanların hatta dışa kapalı bir toplumda yetişmiş olanların bile yüzleri birbirlerinden çok farklıdır. Bu özellik sayesinde insanlar birbirlerini tanımayı başarırlar.

Bildiğimiz, gördüğümüz kişilerin bırakın şimdiki yüzlerini görür görmez tanımayı, o kişiye ait çocukluk fotoğrafını bile ilk gördüğümüzde, ona ait olduğunu çıkartabiliriz. Tüm insanların yüzlerinde aynı organlar var, kaş, göz, ağız, kulak, burun, vb. Beynimiz nasıl oluyor da bu organların insandan insana değişen ve her insana değişik ve kişisel bir yüz ifadesi veren bu çok küçük farkları tespit edebiliyor?

Yüzün hangi bölümünün kişiyi tanımada daha önemli bir rol oynadığı sorusu kesin bir cevap bulabilmiş değildir. İnsanların karşısındakileri tanımak için yüzün tamamına bir göz atması yeterlidir.

Karşımızdaki yüzü beynimizin algılaması ve tanıması bir kaç kademeden sonra oluyor. Önce yüzden yansıyan ışık gözümüze giriyor, yani aydınlık ortam şart. Beyin önce açık ve koyu renkli noktalan, sonra da renkleri tespit ediyor. Daha sonra da her şeklin köşelerini kontrol ediyor. Bütün bunlar çok süratli oluyor ama bir anda değil. Bu yüksek seviyede tespitte asıl şaşırtıcı olan bunu beynimizin çok küçük ve sırf bu işle görevlendirilmiş bir kısmının yapmasıdır.

Beynimizin bu minik kısmı yüz görüntüsünü tespit ettikten sonra hafıza ile kontrol ederek, kime ait olduğunu bize hatırlatıyor. Tüm bu kademelerin sırrı henüz çözülebilmiş değildir. Günümüzde en gelişmiş bilgisayarların bile halen başaramadığı bu işlem en çok bilgisayarlarla ilgili araştırma yapan bilim insanlarının ilgisini çekmektedir.

Hayvanlar insanları çoğunlukla kokularından ayırt ederlerken insan beyninin yüzleri hafızaya alma ve zamanı gelince karşılaştırmalı değerlendirme için geliştirdiği mekanizma gerçekten çok şaşırtıcıdır.

İnsan beyninin bu görüntü hafızası ile bilgisayarlar arasında çok önemli bir fark vardır. Bilgisayarlar yazı ve numaraları hafızalarına daha kolay alırlarken resimler hafızada daha çok yer kaplarlar. İnsan beyninde ise durum bunun tam tersidir. Bu nedenle beynin resim hafıza kapasitesi çok geniştir.

Beynin bir yüzü tanıyabilmesi için bazen de ilave bilgiler gerekir. İlk bakışta tanınamayan bir kişi hakkında geçmişi ile ilgili biraz bilgi verildiğinde hemen akla gelebilir. Bütün bu müthiş meziyetine rağmen beynimiz, insan isimlerini hatırlamada bu kadar başarılı değildir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparative literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قصيده سرا] kaside şairi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dülger ve marangoz Aleti ki, kısa bir sapa geçirilmiş bir tarafı keskin, öteki tarafı çekiç gibi bir çelikten ibarettir, Fars. tîşe. mec. Nalıncı keseri = Kendine doğru yontmak için kullanılır. mec. Menfaatperest, yalnız kendi menfaatini düşünür adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adze. adz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسرات] sevinçler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sürür» dan mîmli masdar). 1. Sevinç. 2. Sevince alt tören, şenlik, düğün, Ar. sûr: icrây-ı meserret. Meserret-bahş = Sevindiren, meserret ve sevinç veren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسرت] sevinç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sevinçl(Erkek İsmi) Şenlik, sevinç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şer’» den if.) (yapma kelime). Şeriat ile uğraşan bilgin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «reşh» den if.) (mü. mütereşşiha). Ter gibi sızan, terleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Türk müziğinde birleşik bir makam. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saklama, saklanma; muhafaza, koruma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. saklayan, koruyan; i. koruyucu şey, bozulmayı önleyici kimyasal madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen. çoğ. reçel, şekerleme; av hayvanları için ayrılmış koru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. korumak, esirgemek, vikaye etmek; saklamak; reçelini yapmak; konsevesini yapmak; çürümesini veya bozulmasını önlemek, sağlam tutmak, dayandırmak. preservable s. korunabilir, saklanabilir; konservesi yapılabilir. well preserved dinç, genç kalmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ecza. rezerpin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yer ayırtma, ayırtılmış yer; açığa vurmama, fikrinin hepsini söylememe; hıfız, muhafaza, bilhassa şahsı için saklama; şüphe; şart, ihtiraz kaydı; A.B.D. bilhassa kızılderililer için ayrılmış arazi parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ihtiyaten saklamak, ilerisi için saklamak; hakkını muhafaza etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ihtiyat olarak saklanan şey; çekinip sıkılma ve açılamama; ilgisizlik, kayıtsızlık; ağız sıkılığı; ask., çoğ. yedek askerler; çoğ. yedek kuvvet; ihtiyat akçesi; orman olarak ayrılan araziç reserve air biyol. ciğerde daima bulunan hava kalıntısı. res

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. başka zaman veya muayyen bir kimse için saklanılmış; çekingen; ağzı slkı; vakur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. su haznesi, su deposu, sarnıç, bent; hazne; havza; depoda saklanan ihtiyat eşya; f. hazne veya depoda saklamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). En üstün, deha eseri olan sanat mahsulü. Bir zamanlar bu mânâda «şeh-kâr» kullanılmış, «şâheser» i, Fr. chef d’oeuvre’ü tercüme ederek, ilk defa Kemal Emin Bara kullanmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masterpiece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masterpiece. masterwork. magnificent. chef d'oeuvre. magnum opus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [شاه اثر] üstün nitelikli eser.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Değerli, üstün nitelikli. Kalıcı, değerli, üstün yapıt.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artistic production.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work of art. artistic work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nefsini koruma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سربسر] bir baştan bir başa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rahat rahat, gönlünün dilediği gibi, çekinip sakınmadan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صناعات ادبی] edebî sanatlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Odalık edinme, odalık gibi kullanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Şeriate uygun hareket.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Şeriata göre davranma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şeref» ten). Bir hürmet ve şerefe nail olma, şereflenme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Şereflenme, şeref bulma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تشرف] şereflenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şereflenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zamana uyan kimse, zamanın adamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hak edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sınırlanmamış; açık sözlü, samimi, çekinmesiz; şartsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. çekinmeden, açıkça; şartsız olarak. unreservedness i. çekinmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yeşil olmak, y Şİİ renk peyda etmek. 2. (bitkiler) Sürmek, yapraklanmak: Ağaçlar yeşerdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yeşil renk peyda ettirmek veya yeşilliği daha parlak göstermek: Bu yağmur ortalığı yeşertti.

Türkçe Sözlük by