Edge Led ne demek? | Edge Led anlamı nedir? | Edge Led

Edge Led anlamı nedir?

Edge Led ne demek?

Edge Led anlamı nedir?

Edge Led | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: edge led

Teknolojik Terim

Geleneksel bir LED arka ışığı genellikle LCD ekranın arkasında yer alır ve ekrana ışık verir. Sony’nin en son buluşu olan Edge LED, optik bir plaka kullanarak LED ışıklarını ekranın kenarları boyunca yerleştirir. Sonuç, taşınması ve evde istediğiniz yere yerleştirilmesi daha kolay olan daha ince ve daha hafif bir LCD ekrandır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim


Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). doğruluğunu kabul etmek, teslim etmek, onaylamak, tasdik etmek; şükranla tanımak; gerçek veya kanuni olduğunu kabul etmek. acknowledgment (i). teslim, onaylama, tasdik, itiraf, kabul, teşekkür; senet, tasdikname, borç ikrarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin adaleti- Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اختر دنباله دار] kuyruklu yıldız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Aralıksız, durmadan, biteviye, arasız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الدوام] sürekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dismissed. to be discharged / removed from office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ucuna tüy takılmış mantarla oynanan bir oyun; bu oyunda kullanılan raket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. büldân, bilâd). 1. Yer, memleket, hıtta. 2. Kasaba, şehir: Beled-i emin (el-beled-ül-emîn): Mekke-i Mükerreme. Şeyh-ül-beled = Arap ülkelerinde belediye reisi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلد] kent. 2.memleket.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «beled» den imen.) (mü. belediyye). 1. Şehir ve kasabaya mensup ve müteallik. 2. Şehir ve kasaba ahalisinden olan, şehirli. Bedevi veya köylü olmayan. 3. Yerli, mahallî. 4. Belediye idaresine mensup ve müteallik: Meclis-i beledî, nizâmât-ı belediyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Yukarıdaki Arapça kelimeden). Yerli kumaş, çit bezi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلدی] kentli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir şehir veya kasabanın sokaklarıyla başka umumî işlerine, temizlik vesair ihtiyacına bakan idare: Belediye nizamları, belediye reisi, meclis-i belediye, belediye dairesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

municipality. city hall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

municipality. municipal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

city hall. municipal borough. municipality. township. civic government. civil government. community. municipal corporation. incorporated town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mayor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mayor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the town council. municipal corporation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

city council. municipal council. town council. municipal board. municipal councillor / council / assembly / board. town / municipal council. shop council. select council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

19. yüzyılın sonra İstanbul’un belediye reislerinden Hüseyin Bey, kahvede iskambil oynamaya giden bir seyyar ekmekçiyi cezalandırmak için atının yerine bağlattı. Seyyar sırtındaki ekmek küfeleriyle bekledi.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

municipal police. a municipal police force charged with seeing that various laws and ordinanc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the business of governing a city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

municipal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلدیه] belediye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Veletsiz, çocuksuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at one go.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., k.dili hata , gaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as an instance of this.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ,şiir iskoçya. Caledonian (i)., (s). Iskoçyalı (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CCD kameranın ışığı alan kısmıdır. 3CCD, kameranın uçana renk olan kırmızı, yeşü ve mavi (RGB) İçin ayrı bir CCD göz özelliği olmasıdır. Gelen ışık üç ana renge ayrılır ve renkleri ayrı olarak ele aldığından; daha gerçekçi ve parlak görüntüler elde edilir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dini savunan. 2.Dinin ululadığı, övdüğü. Celaleddin Harizmşah: Son Harizm hükümdarı (Öl. 1231). Celaleddin Rumi: Ünlü Türk mutasavvıfı, Mevlana. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılmaktadır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dinin cemali, parlak yüzü. Daha çok şeref unvanı olarak kullanılmıştır. el-Cevad el-İsfahani tarafından ilk defa kullanılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uğursuz sayılan kelimelerden kaçınma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z)., (den). orasına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). tohumdan ilk çıkan tek veya çift çenekli yaprak, kotiledon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). başlık şeklinde, kukuletalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin mutluluğu, uğuru, büyüklüğü. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). iki çenekli bitki, tohum zarfı iki kısma ayrılan bitki. dicotyledonous (s). tohum zarfı iki kısma ayrılan, iki çenekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

RGB (Kırmızı, Yeşil ve Mavi) Dinamik LED teknolojisi orijinaline mükemmel şekilde benzeyen görüntüler yaratır. Sürekli yanan floresan (CCFL) tüpler yerine LED teknolojisi kullanılarak renk kontrastı iyileştirilmiş ve daha yüksek netlik sağlanmıştır. Dinamik RGB LED ekranda olup bitenlere tepki verir, böylece görüntünün karanlık olduğu bölümlerde arka ışığın anlık olarak kapatılabilmesini sağlar. Sonuç, size daha ayrıntılı bir görüntü ve enerji bakımından daha verimli bir TV sunan saf, gerçek siyahlardır. Geleneksel beyaz yerine kırmızı, yeşil ve mavi LED’lerin kombinasyonlarını kullanarak, ekrandaki görüntüler daha geniş bir renk aralığına sahip olur – bu da Blu-ray Disc™’leri, DVD’leri ve PLAYSTATION®3 oyunlarını yapımcıların amaçladığı şekilde izleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). inkar etmek, kabul etmemek, reddetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (mak). tarak, tırmık, tarama aleti; (f). deniz dibini taramak, tarakla temizlemek (liman, nehir); tarama aleti kullanmak. dredger (i). tarak dubası, tarama makinası. dredging (i). tarama. dredging machine tarama aleti, ırmak vb'nin kum

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). üzerine un serpmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

GSM sisteminde, GPRS altyapısını kullanarak veri iletim hızının yaklaşık olarak üç katına çıkartılabilmesine olanak sağlayan teknolojidir. GPRS altyapısını kullanabilmek için gerekli olan operatör aboneliklerinden farklı bir abonelik gerektirmeden data hızını arttırması en önemli avantajıdır. Her an alınan ve gönderilen verinin hızı, baz istasyonlarındaki yoğunluğa, telefonunuzda bulunan modemn terminal sınıfına göre değişiklik gösterebilir. Maksimum 236 Kbps veri iletim hızına erişilebilmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

2G ve 2.5G cep telefonlarının daha hızlı veri transferi yapmasını sağlayan bir tür kodlama sistemi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kenar, ağız; (geom.) ayrıt; keskinlik; sınır, hudut; (A.B.D.), (k.dili) avantaj, üstünlük . edge tool kesecek alet, keskin ağızlı alet . give an edge to bilemek; açmak (iştah); (A.B.D.), (k.dili) avantaj tanımak.on edge sabırsız; endişeli, aksi, s

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yanaşmak, yavaş yavaş sokulmak, yaklaşmak; yan yan ve yavaş yavaş sürmek; bilemek, keskinletmek; kenar geçirmek. edge in sokulmak.edge out kıl payı ile yenmek; kenara itmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Geleneksel bir LED arka ışığı genellikle LCD ekranın arkasında yer alır ve ekrana ışık verir. Sony’nin en son buluşu olan Edge LED, optik bir plaka kullanarak LED ışıklarını ekranın kenarları boyunca yerleştirir. Sonuç, taşınması ve evde istediğiniz yere yerleştirilmesi daha kolay olan daha ince ve daha hafif bir LCD ekrandır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim


Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). kenarı üste gelecek şekilde, yan yan, yandan . not be able to get a word in edgeways karşısındakinin fazla konuşmasından dolayı ağzını açamamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dinin en olgunu, en olgunlaştırdığı isim. 2.Dinin tamamı. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır. - (bkz.Ekmelettin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Daha veya en genç, körpe ve nâzik (vücûd ve dal). Müennesi: Meldâ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kolay bükülen sivri uç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, eski Boş Iâf ! Saçma !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). flee.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tüyleri çıkıncaya kadar beslemek; tüylendirmek; uçmak için tüy çıkarmak, tüylenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tüyleri henüz bitmiş yavru kuş; acemi çaylak, bir işe yeni başlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., eski (ing). (huk). bir semtte her erkeğin bütün semt halkının davranışlarından mesul olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) karışık ve anlamsız yazı veya söz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.) (Ar.’da geçmiş zamanın 3. müfred şahsı olup dua yerinde bazı Ar. tâbirlerde bulunur). Dâim ve bâki etsin: Halled-Allah = Allah dâim ve baki eylesin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) lop, katı (yumurta); (k.dili) sert; kolay kanmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). (bahçe, tarla) etrafını çevirmek için dikilen ağaç veya çalı; mania, engel; her iki taraf için bahse girişme; olasılı zararlara karşı tedbir; (f). etrafına çalı dikmek, çalı ile çevirmek; kuşatmak, sarmak, ihata etmek; çevirmek; iki taraf içi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kirpi, ufak bostan kirpisi, (zool). Erinaceus europaeus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s)., (i). karmakarışık, altüst; (i). karmaşa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hantal ve beceriksiz delikanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah dâim ve bâkı etsin!

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. rehine koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., den. tonoz çapasına bağlı yoma ile istikamet değiştirmek; böyle çekilerek yürümek veya çekip yürütmek; i. tonoz çapası. kedge anchor tonoz demiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Din’de olgunluğa eren, dinin son derecesi. 2.Din bilgisi kuvvetli. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. safra olarak gemide daimi duran demir külçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. altı bakır veya pirinç, kazan şeklindeki büyük orkestra davulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bıçağın keskin yanı, bıçak ağzı; bıçak gibi keskin herhangi bir şey; terazi kolu veya saat rakkası için destek vazifesi gören sert çelikten kama şeklinde çıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bilgi, malumat, vukuf; ilim; kanaat; eski cinsi münasebet. intuitive knowledge hisle edinilen bilgi. take knowledge of biri hakkında (bir şey) anlamak. this branch of knowledge ilmin bu dalı. to my knowledge bildiğim kadar, bildiğime göre. knowle

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cholédoque

anat. öd kanalı

Karaciğer ve öd kesesi kanallarının birleşmesinden oluşan, safrayı bağırsağa veren kanal.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Işık yayan diyot, içerisinde bir elektrik akımı geçtiğinde, görünen ışığı yayan yarı iletken bir aygıt. Bir çok LED’de ışık tek renklidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yerel Karartma (LED) teknolojisi, orijinalinin mükemmel bir eşi olan görüntüler yaratır. Sürekli yanan flüoresan (CCFL) tüpler yerine LED’ler kullanarak, daha fazla netlik için renk kontrastını geliştirir. Yerel Karartma (LED) ekranda olup bitenlere tepki verir ve görüntünün karanlık olduğu bölümlerde arka ışığın kapatılabilmesini sağlar. Sonuç ise saf, gerçek siyahlar ve enerji tüketimi açısından daha verimli bir TV’dir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Light emmiting dîode’un kısaltması. Üzerinden akım geçerken ışık çıkaran diyot çeşidi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., bak. lead led horse yedek at, yedekte götürülen at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yer, yan, vukuunda, sırasında, esnasında. Lede’s-suâl = Soruldukta. Lede’l-tahkik = Tahkik olundukta, araştırılınca. Lede’l-hâce = ihtiyaç görüldükte, Ar. inde’l-hâce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yılan ve akrep sokması.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. raf gibi düz çıkıntı; çıkıntılı kaya tabakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ana hesap defteri, hesap defterinin en büyüğü, defteri kebir; mezarın kapak taşı. ledger bait bir yere bağlanan olta yemi. ledger line müz. yardımcı çizgi; kurşunu suyun dibine oturan olta sicimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(LEDÜNN) (i. A.) (Arapça’da zarf olup ind ve nezd demektir). Nezd-i İlâhî, Tanrı’ya yakınlık. Ilm-i ledün = ilâhî bilgiler ki, ancak velîlere mahsustur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ledünniye). Tanrı’nın sırlarına ait. Mevâhib-I ledünniye = Peygamberimiz’e Tanrı tarafından ihsân edilen bilgiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). 1. İlm-i ledün. 2. mec. Bir işin gizli cihetleri: Siz işin ledünniyyâtına vâkıf değilsiniz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لدنی] Tanrı sırlarıyla ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayağına tez, atik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lânet, beddua; iftira.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekilmiş, öğütülmüş; işlenmiş; çentikli, oluklu, tırtıllı, tırtıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Hayret!

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. tek çenekli bir bitki, monokotiledon. monocotyledonous s. tek çenekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cild» den imef.) (mü. mücellede). Dikilip kap geçirilmiş, ciltlenmiş (kitap): Bütün kitapları mücelleddir. (c. mücelledât) Kitabın, birlikte dikilmiş ve bir hacim teşkil eden kısmı veya bütünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «huld» den imef.) (mü. muhallede). Daim, bâkt, ebedî, ölümsüz: Muhalled bir eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vilâdet» ten if.) (mü. müvellede). 1. Doğmuş, doğurulmuş, doğma. 2. iki cinsin birleşmesinden vücuda gelmiş, melez (Fr. mulâtre bundan galattır). 3. Aslında ve esasen yokken, sonradan olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Doğmak suretiyle dünyaya gelmiş insanlar veya hayvanlar, belirli bir zaman veya bir yılda doğanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.anlatılmak. 2.taşınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili yeni çıkmış, yeni model.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

OLED ya da Organik EL. Organik ışık emen diyot. Parlak ve net resimler üreten görüntü penceresi için kullanılan bir cihaz teknolojisidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Geleneksel LED’lerin tersine, OLED (Organik Işık Yayan Diyot) ekranın arka ışığa ihtiyacı yoktur. Üzerinden elektrik akımı geçtiğinde ışık veren özel bir katman kullanır. Bu da, Sony’nin 3 mm kalındığında ekrana sahip XEL-1 ürününde olduğu gibi, evinizde çok daha az yer kaplayan ultra ince bir ekran demektir. Yeni teknoloji enerji tasarrufu da sağlar – arka aydınlatma olmadan, çalışması için çok daha az elektrik gerekir ve bu da çevre ve elektrik faturalarınız için çok daha iyidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Organic Light Emitting Diode’un kısaltması. Kendisi ışık üreten, LCD panellere göre iki kat daha parlak, onlardan daha ucuz ve daha az enerji harcayan, çok ince tabakalar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Geleneksel LED’lerin tersine, OLED (Organik Işık Yayan Diyot) ekranın arka ışığa ihtiyacı yoktur. Üzerinden elektrik akımı geçtiğinde ışık veren özel bir katman kullanır. Bu da, Sony’nin 3 mm kalındığında ekrana sahip XEL-1 ürününde olduğu gibi, evinizde çok daha az yer kaplayan ultra ince bir ekran demektir. Yeni teknoloji enerji tasarrufu da sağlar – arka aydınlatma olmadan, çalışması için çok daha az elektrik gerekir ve bu da çevre ve elektrik faturalarınız için çok daha iyidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. plead.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. rehine koymak; taahhüt etmek, kefalet etmek; ciddi olarak söz vermek veya verdirmek; şerefine içmek. pledger i. yeminli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. söz, yemin, ant; rehin; taahhüt; şerefine içme; gizli bir örgüte girmeye yeminli kimse. hold in pledge rehin olarak tutmak. put in pledge rehine koymak take . the pledge yemin etmek, söz vermek (özellikle içki içmeme hususunda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. yara tiftiği veya sargısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boynuzu, saçı veya başı kesilmiş, kel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) keskin bıçak ağzı, keskin uç; sivri dağ yamacı; zor durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, argo şaşırtıcı hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gagasında renkli hal kası olan (kuş) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karışık renkli kuyruklu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin elçisi, peygamberi. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayak otu, bot. Carex romans sweet sedge eyir otu, bot. Acorus calamus. sedgy s. ayak otuyla dolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini tanıma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendi kendini nitelendiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kumaş kenarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. az maharetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) keskin ağızlı, keskin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mahir , usta, tecrubeli; maharet gerektiren. skilled trades maharet gerektiren meslekler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ded, -ding) kızak; f. kızakla taşımak veya yolculuk etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaypaklık, kızağın kaymasına elverişli olma; nakliyat işlerinde kızak kullanma hard veya rough sledding müşkül durum güçlükler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. özellikle yük taşımaya mahsus büyük kızak; f. kızakla yolculuk etmek veya taşımak. sledg'ing i. kızak kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ağır çekiç, varyos; f. varyosla vurmak. sledgehammer i. varyos, balyoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güya, sözde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. az pişmiş, rafadan (yumurta).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yumuşak kabuklu (yengeç, kaplumbağa); ılımlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. ayağının arka parmağı mahmuzlu (kuş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cetvel tahtası, cetvel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuvvetli iradeli; inatçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شعله دار] alevli, şuleli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

frak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. tabldot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parmak kuvvetiyle disk fırlatma oyunu. play tiddledywinks k.dili. oyalanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok seyahat etmiş; seyahati dolayısıyle tecrübe edinmiş; işlek (yol).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tedirgin, üzgün: meraklı. troubled waters bulanık sular: düzensizlik, sıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yıkılacak gibi, yıkılmak üzere, yarı yıkık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üveyik, zool. Streptopelia turtur; yusufcuk, zool. Turtur auritus; kumru, zool. Turtur communis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iki ağızlı, iki yüzü keskin, iki anlamlı, iki tesirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kabul edilmemiş, onaylanmamış, cevaplandırılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gem vurulmamış (at); azgın; küstah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. lüzumsuz, istenilmeyen; münasebetsiz; çirkin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açıkta olan, gizlenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. idaresiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iffeti bozulmamış, lekelenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dengi bulunmayan, eşsiz, eşi bulunmaz; üstün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. misli görülmemiş, benzeri olmayan, eşsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tüyleri bitmemiş; gelişmemiş, toy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihtiyacı karşılanmamış; yerine getirilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eşsiz, emsalsiz, benzeri olmayan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. seçmen olarak kaydedilmemiş; ankete katılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karaktersiz, prensipsiz, ahlaksız

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kabullenmemiş; uzlaşmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rakipsiz; eşsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. heyecansız, telaşsız, sakin .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kararsıız, kararlaştırılmamış; henüz yerleşilmemiş; belirsiz; değişken (hava); yerleşmemiş, göçebe; ödenmemiş, kapanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. maharetsiz, hünersiz; maharet gerektirmeyen. unskilled labor kaba iş; kaba iş yapanlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kirlenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bozulmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ünvansız; ünvan hakkı olmayan; isimsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kullanllmayan(yol); dünyayı görmemiş; dar görüşlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıkıntısız; durgun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. irade dışı, kendiliğinden gelen; istek dışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. veda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerikan lise ve üniversitelerinde diploma töreninde veda konuşmasl yapan son sınıf birincisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. veda kabilinden; i. diploma törenindeki veda söylevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. evlâd). t. Çocuk. 2. Oğul, Ar. ibn, Fars. püser (eskiden daha çok Müslüman olmayanlar hakkında kullanılırdı: Vasil veled-i Kosta). Veled-i sulbi = Öz oğul. 3. (veled-i zinâ’dan kısaltılmış) Piç, afacan. Umm-i veled = Efendisinden çocuğu olan nikâhsız cariye. Bilâ-veled = Çocuk bırakmaksızın: Bilâveled vefat etti. Veled-i zinâ = Piç, Osm. haram-zâde. Veled-i mânevi = 1. Ahret evlâdı, ahretlik. 2. Şeyhine göre mürîd (dilimizde çok defa cem’i, müfred gibi kullanılır. (bk.) Evlâd).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kıskı, kama, çivi, takoz; kıskı şeklinde sey; üçgen şeklinde ilerleyen küme; çivi yazısında çivi şeklindeki işaret; f. kıskı ile kesmek veya ayırmak; kıskı sokmak; kıskı sokup sıkıştırmak; sıkışmak, takılmak; sıkıştırmak. wedg'y s. kıskı gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) zengin, para babası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. soğuktan kurumuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by