E'er ne demek? | E'er anlamı nedir? | E'er

E'er anlamı nedir?

E'er ne demek?

E'er anlamı nedir?

E'er | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). ever

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) ci anlamında sonek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fişeklik; omuz kayışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bira; alkollü veya alkolsüz olarak bitki kökleri, pekmez, şeker veya maya ile hazlrlanmlş herhangi bir içki. beer barrel bira fıçısı. beer garden bira icilen açık hava lokantası. small beer hafif bira; ing. önemsiz kimse, değersiz şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bira türünden, bira gibi; bira etkisiyle sarhoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sert ve siyah bir çeşit bira.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. korsan, deniz eskiyası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). topçu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karabina denilen tüfeği kullanan asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). meslek, meslek hayatı; meslekte başarı kazanma; sürat; (s). profesyonel. take up a career bir mesleğe girmek. career woman meslek sahibi kadın. in full career bütün hızı ile. careerist (i). meslek bakımından ilerlemeye meraklı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hızla gitmek veya koşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). horoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). savaş veya yarış arabası sürücüsü, arabacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). alkış tutmak, tempo ile bağırarak taraf tutmak; neşelendirmek, memnun etmek; teşvik etmek, cesaretlendirmek; tempo tutarak bağırmak; neşelenmek. cheer up moralini düzeltmek. Cheer up ! Keyfine bak ! Gecmiş olsun !.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). teşvik, alkış tutma; neşe ve memnuniyet veren şey; ruh haleti; kıvanç; yiyecek, erzak; misafirperverlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). neşeli, şen, hoş, neşe saçan; (i).,içten gelen. cheerfully (z). neşeyle. cheerfulness (i). neşelilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). alkış, taraf tutma; (s). memnun edici, neşelendirici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ünlem, (ing). , (k.dili). merhaba; Allaha ısmarladık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). spor karşılaşmalarında tezahürat yapan grubun lideri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). neşesiz, keyifsiz; iç kapayıcı, kasvetli. cheerlessly (z). neşesiz olarak. cheerlessness (i). neşesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem). Sıhhatinize !.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). neşeli, keyifli, şen; neşe verici, keyiflendirici. cheerily (z). neşeli bir tarzda. cheeriness (i). neşeli oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (ask). askeri hizmete mecbur tutmak; müsadere etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akran, arkadaş, eş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. deer) geyik, karaca, (zool). Cervus. deer fly ufak yeşilimsi birkaç çeşit atsineği. deerhound (i). büyük cins tazı. deer park içinde geyik beslenilen koru. fallow deer alageyik, sığn, (zool). Dama dama musk deer misk keçisi, (zool). Moschus mos

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). despotça hükmetmek, hâkim durumda olmak. domineering (s). oto riter, tahakküm eden; küstah. domineer ingly (z). otoriterce, tahakküm ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tekin olmayan, korku veren, ürkütücü, meşum. eerily (z). ürküterek, korku vererek, uğursuzlukla .eeriness (i) tekin olmayış, uğursuzluk, meşumluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir aday veya partinin seçimi kazanması için çalışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. muhendis; makinist; den. çarkçı; f. mühendis sıfatıyla inşa etmek; idare etmek, yönetmek. chief engineer baş muhendis; den. çarkçı başı. civil engineer insaat mühendisi. electrical engineer elektrik mühendisi. mechanical engineer makina mühendi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). alay etmek, terbiyesizce gülmek, eğlenmek; (i). istihza, eğlenme, alay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

fusilier i, eskitüfek kul lanan asker; çog Ingiltere'de bazı alayların adına ilâve olunan isim

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlas, atlastaki bilgi, coğrafya isimleri indeksi..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. alay etmek, eğlenmek, istihza etmek, taş atmak; i. istihza, alay, alaylı söz, taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika'ya mahsus bir çeşit yağmurkuşu, zool. Charadrius vociferus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rahatça oturacak mesafe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir çeşit hafif Alman birası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yan bakmak, yan gözle bakmak; i. yan bakış; öfke veya şehvet bakışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili kuşkulu; açıkgöz; kurnaz; çok bilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eskişehir taşı, lületaşı; lületaşı pipo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f .dağlı kimse; dağcı; f. dağlara tırmanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. isyancı, asi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (Felemenkçe) Bay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (şiir) hiç, asla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Atomla, atom çekirdeğiyle alâkalı Nükleer enerji = Atom enerjisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear. nuclear çekirdeksel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic reactor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear power station. nuclear plant. atomic power plant / station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. idareci, müfettiş; ustabaşı, kalfa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi güzel erkek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. broşür yazan kimse (baz. aşağ); f. broşür yazıp yayınlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akran, küfüv, emsal; kanun önünde aynı haklara sahip olan kimse; ingiliz asılzadesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., into ile gözetlemek, tecessüsle bakmak; bir delikten bakmak veya çıkmak; out ile aralıktan bakmak, çıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., asılzadelik; asılzadeler sınıfı; asılzadelerin nesep kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. emsalsiz, eşsiz. peerlessly z. emsalsizce. peerlessness i. emsalsiz oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yol açmak için önden giden kimse, öncü; ask. istihkâm taburunda er; f. yol açmak, öncülük etmek; akıncı ruhu ile işe girişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hükümet izniyle savaşan korsan gemisi. privateering i. hükümet izniyle korsanlık yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hal ve keyfiyetlerden yararlanarak haddinden fazla para kazanmak; i. vurguncu kimse, fırsatçı kimse. profiteer İng. i. vurgunculuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. acayip, tuhaf, garip, yadırganan; şüpheli, muammalı; argo kalp, sahte; argo homoseksüel; f., argo bozmak, tesirini bozmak. queer'ish s. acayipçe. queer'ly z. tuhaf ,şekilde. queer'ness i. tuhaf hallilik, acayiplik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şantaj yapan kimse: kanuna aykırı yollarla başkalarından para koparan kimse, haraççı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tek., çoğ. ren (geyik), kuzey geyiği, zool. Rangifer tarandus. reindeer moss renlikeni, bot. Cladonia rangiferina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gören kimse; gaipten haber veren kimse, peygamber, kahin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gofre kumaş, çizgili ve üstü pürtüklü ince dokuma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.), (den.) rotayı şaşırmak, sapmak, yolundan ayrılmak; (i.), (den.) borda veya güverte kavsi, tek demirde geminin yatma vaziyeti; yoldan sapma. sheer off (den.) sapmak, yön değiştirmek, alargaya çıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (z.) çok ince ve şeffaf (kumaş); halis, saf, sırf; dimdik; (z.) tamamıyle, büsbütün; dimdik olarak. sheer determination sırf irade. sheer drop diklemesine inen yamaç. sheer folly tam delilik. sheer nonsense bütün bütün saçma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hakaretle dudak bükmek; küçümsemek, istihza etmek, alay etmek; i. istihza; hakaret. sneeringly z. alay ederek, küçümseyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., İskoç. sormak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dümen kullanmak, seyretmek; idare etmek, yönetmek, sevk ve idare etmek; doğrultmak, yön vermek; den. dümen dinlemek; sevk ve idare olunmak. steer clear of sakınmak, uzak durmak, yanaşmamak. steering committae yönetim kurulu. steering gear dümen dona

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iğdiş edilmiş boğa; kasaplık öküz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güverte yolculan için kasara altı, en ucuz tarifeyle yolculuk edenlere mahsus salon ve kamaralar; dümen kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. geminin dümen dinlemesi için gerekli asgari hız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. serdümen, dümenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thermonuclear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., den. laçka etmek. veer away halatı laçka etmek. veer and haul laçka ve vira etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., den. yön değiştirmek; saat yel kovanı doğrultusunda yön değiştirmek; dönmek; değişmek; çevirmek, döndürmek.veer round den. dönüp aksi yöne gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Birleşik Amerika'nın doğusuna mahsus bir ardıçkuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kaplamak, kaplama yapmak; fig. cilâlamak, yaldızlamak; i. kaplama tahtası; gösteriş, yapma tavır, yaldız, cilâ. veneering i. kaplama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. kendi isteği ile bir vazifeye giren kimse, gönüllü; gönüllü asker; huk. kendisine karşılıksız olarak mal verilen kimse; ekilmeden büyüyen bitki; s. gönüllülerden ibaret, gönüllü; kendiliğinden büyüyen; f. kendi isteği ile bir şeyi teklif

İngilizce - Türkçe Sözlük by