Ef’a ne demek? | Ef’a anlamı nedir? | Ef’a

Ef’a anlamı nedir?

Ef’a ne demek?

Ef’a anlamı nedir?

Ef’a | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: efa

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. efâİ). Engerek yılanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kefal balığına benzer bir cins balık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). artifact.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(gecesefası): Bileşikgillerden çiçekleri güzel, sarı renkli bir bitkidir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Terletir. Aybaşı kanını söktürür ve aybaşı kanamalarının normal olmasını sağlar. İştah arttırır. Nikris ve sıracada da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. olmak, vaki olmak, zuhur etmek; başına gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyilik, ihsan, hayır, nimet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyilik eden kimse; hayır sahibi; velinimet. benefactress i. hayır sahibi kadır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vefasız, sadakatsiz, dönek, sözünde durmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

once.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in / at one go.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for once only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی وفا] vefasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kısakafalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Defaatle, tekrar tekrar, birçok kere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Defaatle, tekrar tekrar, birçok kere.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ısıtma; Isınma. calefactory (s)., (i). Isıtıcı, ısıtan; (i). bir manastırdaki sıcak oturma odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s), (tıb). ısıtıcı, yakıcı ilâç; (s). Isıtan, yakan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ayrılık ve hicranda bırakma, vefasızlık: Aşıklara vefa yerine cefa ediyor. 2. Cevr, ezâ. Fars. renciş: Bu kadar cefaya tahammül olunmaz. Cefâ-pîşe = Cefa etmeyi Adet edinmiş olan cefakâr. Cefâ-dîde = Cefa görmüş, ayrılık, çevir ve eziyet çekmiş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rigour. suffering. pain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruelty. oppression. unkindness. harshness. suffering. pain. hardship. punishment. torment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جفا] üzme, eziyet etme. cefâ çekmek cefaya katlanan, üzülen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cefâ arayan, cefâ eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cefâ görmüş, cefâ çekmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. cefa, F. kâr = iş). İşi çevir ve cefa etmekten ibaret olan, çevir ve cefa eden: Ey yâr-ı cefâkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cefâkârcasına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cefâcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ A. cefa, F. keşiden = çekmek). Çevir ve cefa çeken, ezâ ve cefaya düçar olan: Aşık-ı cefakeş = Cefa çeken Aşık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Zâlim, gaddar. 2. Mâşuk, sevilen, sevgili.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جفاجو] üzen, cefa eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جفادیده] üzülmüş, cefa çekmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جفاکار] cefa eden, üzen. 2.cefa çeken, üzülen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جفاکاری] cefa etme, üzme. 2.cefa çekme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جفاکش] üzülen, cefa çeken, eziyete katlanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thorny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جفاپيشه] üzmeyi huy edinmiş, cefa eden. 2.aşığını üzen sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. defaât). Kere, sıra, nöbet: Bir defa = Bir kere. Baıı d» fa = Bazı kere. Bu defa = Bu kere: D«f’a-i Ülâda = Birinci kerede, başlangıçta. Defaâtla, biddefait = Defalarca, yine, kezâ, arka arkaya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

times.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time. turn. instance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Def’a’nin c. kereler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دفعات] kereler, defalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). resim v.b'ni bozmak, tahrif etmek, şeklini bozmak, güzelliğine halel getirmek, silmek. defacement (i). bozma, tahrif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). bilfiil, fiilen, hakikatte, edimli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. define). Defineler. (bk.) Define.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دفائن] gömüler, defineler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time after time. over and over. again and again. time and again. numbers of times. times without numbers. tons of times. scores of times. for the nth time. for the umpteenth time. repeatedly. always. fast. heaps of times.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repeatedly. again and again. over and over again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time and again. on a number of occasions. again and again. at different times. dozens and dozens of time. plenty of times. on more scores than one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). emanet paradan çalmak, zimmetine geçirmek. defalca'tion (i). emanet paradan çalma, zimmetine geçirme, suiistimal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zem ve iftira ile bir kimsenin itibarını zedelemeye çalışmak; namusuna leke sürmek. defamation (i). iftira; lekeleme. defamatory ri)( s) iftira olan, lekeleme kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. défense

sp. savunma

Bir takımın, kalesini korumak için gösterdiği çaba.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stonewalling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. défensive

sp. savunmalı

Savunmayı esas alarak kurulan (oyun düzeni).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in one single payment. single sum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. dafter). Defterler. (bk.) Defter.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دفاتير] defterler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihmal; mahkeme, maç v.b.'ne gelmekten kaçınma; hazır bulunmayış, yokluk. in default of payment ödenmediği takdirde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). emanet paranın açığını ödemekten kaçınmak, taahhütlerini yerine getirmemek; mahkemede ispatı vücut etmemek; spor karşılaşmasına zamanında gelmeyip hakkını kaybetmek ; ifa etmemek, ödememek;ispatı vücut etmediğinden mahkum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mahkemede ispatı vücut etmeyen kimse, gaip kimse; yiyici kimse, irtikâp yapan kimse, emanet edilen paranın hesabını vermeyen kimse, borçlarını ödemeyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Uzun kafalı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dolichocéphale

anat. uzun kafalı

Başı dar, kafatasının uzunluğu genişliğinden fazla olan (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. efdai). Efdallar, en fâzıllar, en faziletliler, (bk.) Efdal.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Pek mümtaz olanlar, çok bilgilil(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Ar. c.) (m. efham). (bk.) Efham.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - En ulu, pek büyük ve saygıya layık kimsel(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ef’a). Ef’alar, yılanlar. (bk.) Ef’a.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. üfnûn). 1. Sarmaşık gibi birbirine sarılmış sık ağaç dalları. 2. Değişiklikler; işler, haller şartlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ifrât). 1. ifrit gibi, ifrite benzer adamlar, hilekârlar, kurnazlar. 2. Şeytanlar. 3. Pek hâin cinler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ افاضل] seçkin insanlar. 2.bilginler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Efadıl).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(e.). Vâ esefâi Eyvah, yazık: Vâ esefâ ki, artık düzeltilmesi mümkün değildir!

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسفا] vah vah, eyvahlar olsun, yazık!

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saçma sapan söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فيروزه فام] turkuaz, açık mavi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ata, cet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

each time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. halîfe). Halîfeler. (bk.) Halîfe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خلفا] halifeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hanîf). Hanîfler. (bk.) Hanîf.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yorulmaz, yorulmak bilmez, usanmaz, bıkmaz indefatigabil'ity i. yorulmazlık. indefat'igably z. yorulmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Asıl mânâsı taç olup, Hıristlyanlar’da nikâh sırasında eşlere çiçek ve mücevherden taç giydirmek Adet olduğundan, Hıristiyan nikâhı mânâsiyle kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir kompozisyonda tüm figürlerin boy ve önem farkı gözetilmeksizin başları aynı hizaya gelecek biçimde yerleştirilmesi. Özellikle Yunan sanatının Klasik Dönem kabartmaları için kullanılan bu terim, resim ve grafik sanatında da geçerlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Başı büyücek bir cins makbûl balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gray mullet. grey mullet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grey mullet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grey mullet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hukuk). Birinin vereceği bir parayı veya yapacağı bir işi, bir taahhüdü yerine getirmediği takdirde onun yerine yapmayı üzerine almak kanunî muamele ve taahhüdü, kefil olma, yüklenme, Ar. zımân: Kendisine kim kefâlet edecektir? Bu işi ancak sizin kefâletinizle kabûl ederim; onun kefâleti kabul olunmadı. Kefâlet senedi = Kefil olmayı, gösteren, kefilin verdiği senet. Kefâleti-bi’n-nefs = Nefsine kefil olma, yani bir adamın şahsı talep olundukta bulup vermek taahhüdü. Kefâleti bi’l-mâl = Malına kefil olma, yani onun borçlu olduğu parayı vermeyi taahhüt etme. Kefâlet-i müteselsile = İki veya daha fazla kişinin karşılıklı ve zincirleme kefil ve zâmin olması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bail. security. suretyship. guarantee. bailment. caution. caution money. guaranty. indemnification. recognizance. sponsion. warranty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bail. guaranty. security. surety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bail. caution. civil bail. bailment. caution money. security. suretyship. going bail for. surety bond. surety. accessory contract. bill guarantee. cautio. cautionary. guaranty. indemnity. pawn. security bond. sponsorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کفالت] kefillik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bail bond. bailment. deed of suretyship. letter of indemnity / guarantee. bond of indemnity. indemnity bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kefâlet süreliyle, kefil olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on bail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kefâlet senedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guaranty. bond. surety bond. bail bond. deed of suretyship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (masdar gibi kullanıyorsak da «küffâr» mübalâğa isminin müennesi olup asıl «örtücü ve imhâ edici» demektir). Bir mecburiyet altında veya yanlışlıkla işlenmiş bir günahı affettirmek ümidiyle şerîate uygun olarak verilen sadaka veya tutulan oruç vesaire, günahtan arınma: Kefâret lâzımdır; kefâreti kolaydır, mümkündür. Kefâret-i yemin = Yerine getirilemiyen bir yemine karşı icab eden şer’İ sadaka, oruç ve köle veya halayık Azat etmekten ibarettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act on atonement as laid down in Islamic law and usually involving a paymen. atonement. penance. redemption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Yaşamaya yetecek kadar rızk. Klflf-ı n«f» = Bir kimseyi ancak yaşatacak kadar yiyecek; bununla kanaat etme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Lale renginde.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. palamarın bağlandığı iskele babası veya şamandıra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suçlu kimse; kötülük eden kimse. malefac'tion i. kötülük etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفاهيم] mefhumlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mefharet). Mefharetler, övünmeler, bk Mefharet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفاخر] övünülecek şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - İftihar edilecek, övünülecek şeyl(Erkek İsmi) Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m. mefrak). Mefraklar, başın üst kısımları, (bk.) Mefrak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i, A. c.) (m. mefsedet). Fesatlıklar, kötülükler, (bk.) Mefsedet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mafsal). Mafsallar. (bk.) Mafsal.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفاصل] eklemler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. miftâh). Miftâhlar, anahtarlar, (bk.) Miftah.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفاتيح] anahtarlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) Mefâze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fevz» den im.) (c. mefâviz). 1. Sığınıp kurtulacak yer, Ar. melce’, me’men. 2. (zıddı) Helâk olacak yer, tehlikeli yer. 3. Çöl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Gelişme kusuru sonunda kafatası ve beyni küçük olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Telif ve tasnif olunmuş kitaplar, eserler: İbni Sİnâ’nın her ilimde müellefâtı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Ölen bir adamın bıraktığı şeyler, tereke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Kitaplar, te’ lif ve kalem eserleri: Musannefâtı bir kütüphane dolduracak miktardadır. Musennefât-ı meşhûre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «feyd» den imef.) (mü. müstefâde). 1. Kazanılmış, kâr edilmiş. 2. Anlaşılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hı ile) (i. A. «fahr» dan if.)

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahs» dan if.). Araştıran, yoklayan, her şeyi anlamayı merak eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Araştırıp yoklayarak veya yoklamakla olan; her şeyi anlamayı merak ederek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hı ile) (i. A. «fahr» dan if). Tefâhür eden, övünen, kurulan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «fakd» dan if.). Araştırıp soran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fevt» ten if.) (mü. mütefâvite). Farklı, aralarında fark bulunan, miktar ve cinsleri çeşitli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Süprüntüler, pislikler, (bk.) Muzahref.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مؤلفات] telif edilmiş yapıtlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مزخرفات] pislikler, süprüntüler, döküntüler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nefîse). Nefîs, değerli ve güzel şeyler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نفائس] değerli ve nefis eserler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fena, kötü, yakışmaz, alçak. nefariously z. kötülükle, alçakça. nefariousness i. alçaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nefîs, değerli ve güzel olan şeyin hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excellence. exquisiteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excellence. superior quality. choiceness. exquisitieness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نفاست] nefislik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Nefislik, nefis olma hali. Kıymetlilik.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika yerlilerinin beyazlara verdiği kabul edilen soluk benizli sıfatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. prefabrike yapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden hazırlamak, önceden imal etmek; bir binanın kurulmasını kolaylaştırmak için aksamını önceden hazırlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. préfabriqué

kurma

Parçaları önceden hazırlanıp birleştirilerek oluşturulan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prefabricated önüretimli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. önsöz, mukaddeme, başlangıç; f. önsöz ile başlamak; kitabın önsözünü yazmak; önsöz yerine geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önsöz niteliğindeki, mukaddeme kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) basıncını azaltma (hava, gaz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Sarsılma, halecan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yaşayışta bolluk ve kolaylık, bollukla kolay ve rahat yaşama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosperous. comfort. ease. welfare. weal. prosperity. bonanza. opulence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfort. ease. opulence. prosperity. weal. welfare. wellbeing. luxury. affluence. comfort gönenç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easy circumstances. prosperity. welfare. affluence and ease. affluence. boom. comfort. easy street. high living. milk and honey. physical comfort. weal. well being.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رفاه] bolluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Bolluk, rahatlık, sıkıntı içinde olmamak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Refâhiyet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Bolluk, gürlük.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Refâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Arkadaşlık, maiyet: Refakatinde bir adam vardı; refakatinde iki kâtip bulunuyor. 2. Yol arkadaşlığı: Filân yere gideceğim, bana kim refâkat etmek ister? Onun refâkati pek iyidir. 3. (musiki) Eşlik. Bir saz veya sese başka bir sazla eşlik etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companionship. accompaniment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accompanying. escorting. companionship. acting as a companion to. attendance. company. fellowship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رفاقت] eşlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Refildik arkadaşlık, yoldaşlık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to accompany. to escort. go along with. walk out with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

eşlik etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospital attendant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone from outside who stays with a patient in hospital. paid companion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

eşliğinde, beraberinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kızartıcı, deriyi kızartan; i. tıb. deriyi kabartmadan kızartan ilâç. rubefaction i. kı- zartma, kırmızılaştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Slftlik, berraklık. 2. Endişesizlik, rahat, huzur, eğlence: Safi sürmek, zevk ve saflsına bakmak. Safi geldiniz (doğrusu: safi getirdiniz) = Hoşgeldlniz. Safi bulduk = Hoşbulduk. Safly-ı hatırla = Memnuniyet ve sevinçle. Gecesaftsı = Gece açılıp gündüz kapanan bir cins çiçek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Yeşilköy'un eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., huk. bir hükmün veya ruhsatnamenin iptal talebi üzerine mahkemenin ilgili şahsın bilgisine başvurmak için gönderdiği celpname.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Safâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enjoyment. pleasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleasure. delight. life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Gönül rahatlığı, rahatlık, kaygısız ve sakin olma. 2.Eğlence, zevk, neşe.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin, Allah ile kul arasınadaki aracılığı, dinin şefaati. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Bir suçlu veya muhtacın affı için üçüncü bir şahsa yapılan aracılık ve rica.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intercession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شفاعت] af için aracılık etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Birinin suçunun bağışlanması ya da dileğinin yerine getirilmesi için o kimseyle başkası arasında yapılan aracılık, dua. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Şefaat eden, Ar. şefî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intercessor. friendly arbitrator. interceder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şefaatle ilgili.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شفافت] saydamlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debauch. debauchery. dissipation. dissolytenesss. reckless extravagance with money. profligacy. squandering. depravation. libertinism. orgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سفاحت] sefihlik, zevk ve eğlence düşkünlüğü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sonunu düşünmeyerek lüzumsuz yere malını israf etme. 2. Zevk ve eğlenceye düşkünlük, süs, zevk ve eğlence yolunda isrâf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sefine). Gemiler. (bk.) Sefîne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سفائن] gemiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eşfâk). Şefkat, acıyarak, ve esirgeyerek sevme. (bk.) Şefkat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شفقت] şefkat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Şefkat, acıyarak ve esirgeyerek sevme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Alçaklık, aşağılık, hakirlik. 2. Son derece sıkıntılı yaşama, fakirlik ve ihtiyaçtan çekilen sıkıntı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misery. poverty. dog's life. wretchedness. beggary. calamity. sordidness. squalidity. squalidness. squalor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gutter. misery. poverty. the gutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misery. wretchedness. extreme poverty. baseness. vileness. abjection. pinch of poverty. squalor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سفالت] sefillik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Elçilik, elçi vazifesi: Sefâretle Avrupa’ya gitmişti. 2. Bir yabancı devlet nezdinde bulunan sefirin unvanı, sıfatı ve yeri, elçilik: Paris sefâreti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassadorship. embassy. legation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy. legation. ambassadorship. envoyship. embassy building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سفارت] elçilik, büyükelçilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy. legation. building housing the residence and office of an ambassador or envoy. embassy building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سفارت خانه] elçilik binası, elçilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Bir sefir ile maiyyeti heyetinin makamı ve resmî dairesi, elçilik: Londra’da Türk Sefarethanesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Seyir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) utangaç, mahcup, çekingen. shamefac'edly (z.) mahcup olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. emdirici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sersemletici, uyuşturucu; i. uyuşturucu ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sersemlik; hayret, şaşkınlık; duyumsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şerîf). Şerifler. (bk.) Şerîf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شرفا] şerifler, Hz. Muhammed soyundan gelenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’ce yapılmış bir Ar. kelimedir) («kömür» demek olan «fahm»dan) (kimya). Kömürleşme, kömür kesilme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفخر] şişinme, övünme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahr» dan) (c. tefahhurât). Övünme, kurulma, Osm. fahretme: Dünyada hiçbir şeyle tefahhur etmemeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahs»dan) (c. tefahhusât). Etrafıyla araştırıp inceleme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفحص] derinlemesine araştırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fahr» dan) (c. tefâhürât). Birine karşı tefahhur etme, övünme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boasting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفاخر] övünme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tef’İl, tef’ile bu mânâya gelmez) (edebiyat). Aruz’da mısraın belirli hecelere bölünmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fakd»dan) (c. tefakkudât). Hazır olmayan birini arayıp sor ma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفقد] arkasını arayıp sorma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fıkh»dan). Fıkh (İslâm hukuku) öğrenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tefrik). Ufak tefek şeyler, az kıymetli hediyeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tafsil). Tafsiller, teferruât.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفاصيل] ayrıntılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tefsir). Tefsirler, açıklamalar, (bk.) Tefsir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفاسير] tefsirler, yorumlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fevt» den). İki şey arasındaki fark, birinin diğerinden farklı olması.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفاوت] farklılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fevk» den) Üste çıkma, başkalarından üstün olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفوق] üstünlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fazUdan). 1. FazI ve fazilette yarışma 2. (matematik) Miktar fazlası, farkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. tefâzuliyye) (matematik). İki rakamın arasında miktarca olan farktan doğan nisbet: Hesâb-ı tefâzulî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفضل] üstünlük taslama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Telef.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

losses. casualties. loss of human or animal life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلفات] can kaybı, ölümler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zoolloji). Barsaklarda parazit olarak yaşayan bir kurt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. arîf). (bk.) Arif.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عرفا] arifler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adherence. constancy. fidelity. trueness. truth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fidelity. loyalty. faithfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loyalty. faithfulness. being true to one's word. fidelity. truth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وفا] sözünde durma. 2.dostluğu sürdürme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sözünü yerine getirme, sözünde durma, borcunu ödeme. 2.Sevgi, dostluk ve bağlılıkta sebat. Yetme yetişme; ömrü vefa etmedi.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sözünde durmak, vefa göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Sözde durma, verdiği sözü, vâdi tutma, borcu ödeme. 2. Sevgide sadakat, devam ve sebat. Bî-vefâ = Vefasız. 3. Yetişme, kifâyeF, kâfi olma: Hocamın ömrü vefa etmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Dostluğunda sabit ve sadık olan, dostunu unutmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dostlukta sebat ve devam, vefa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vefalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وفادار] vefalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Vefâ-dâr.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Vefa ile ilgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Vefalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وفاکار] vefalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) - Sevgisi geçici olmayan, vefası olan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Vefası olan, sevgisinden geçmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

approved. constant. faithful. loyal. true-hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constant. loyal. truehearted. faithful. true.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithful. loyal. faithfulness. staunch. truehearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vefası olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disloyal. errant. erring. inconstant. perfidious. unfaithful. untrue. untruthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disloyal. faithless. fickle. perfidious. unfaithful. untrustworthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disloyal. unfaithful. faithless. false.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vefalı olmama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disloyalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disloyalty. perfidy. treachery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disloyalty. unfaithfulness. infraction of faith. perfidy. treachery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(VEFAT) (i. A.) (c. vefiyyât). Ölüm. Vefat etmek = Ölmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deaths. decease. demise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

death. decease. demise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decease. dath. passing. death. demise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وفات] ölüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to die. to pass away. depart. to meet one's destiny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ölmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate of dead. certificate of death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Yüksek y(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zarîf). 1. Zarifler, nazikler. 2. (teklik gibi) Sevici kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zurefâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظرفا] zarifler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by