Efe ne demek? | Efe anlamı nedir? | Efe

Efe anlamı nedir?

Efe ne demek?

Efe anlamı nedir?

Efe | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: efe

Türkçe Sözlük

(i.) (efendl’den hafifletilmiş kelime olması muhtemeldir). İzmir ve Aydın zeybekleri arasında ağa mânâsında kullanılır: Bir efe geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swashbuckler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Ağabey, büyük kardeş. 2.Yiğit, cesur. 3.Kabadayı.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

1280 x 960 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, Internet, e-posta ile gönderme ve hızlı baskı için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

1600 x 1200 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, yüksek kaliteli baskı ya da ayrıntılı görüntü gerektiren Internet uygulamaları için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

2048 x 1536 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, hassas ayrıntılı görüntüler gerektiren profesyonel kalitede uygulamalar için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

640 x 480 piksel görüntü çözünürlüğü sunan bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Dosya boyutunun küçük olması, Internet, e-posta ve hızlı baskı için çok hızlı resim transferi olanağı sağlar. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

2240 x 1680 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, müthiş hassas ayrıntılı görüntüler gerektiren çok profesyonel kalitede uygulamalar için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

2560 x 1920 piksel görüntü çözünürlüğü sunan, profesyonel kalitede uygulamalar için uygun bir dijital fotoğraf CCD biçimidir. Efektif piksel sayısı, son görüntüyü oluşturan piksellerin sayısıdır. Fotoğraf makinesinin piksel sayısı ne kadar çoksa, fotoğraf, görüntü kalitesinde kayıp yaşanmadan o derece çok büyütülebilir. 5,0 megapiksel görüntü, büyük biçim ve poster baskılarında bile en ince görüntü ayrıntılarının gösterilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Arife.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عرفه] arife, bayramdan önceki gün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Arife, dini bayramlardan bir evvelki gün. 2.Bir önceki gün.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ingiltere'de kraliyet muhafız alayının askeri; sığır eti yiyen kimse; (argo) ingiliz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Bey hitabının nezaket için mübalağalandırılmış şekli. 2. Osmanlı hanedanında paşa olmayan dâmatlarla sultanların (prenseslerin) oğullarına verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

don. gentleman. sir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentleman. esquire. gent. nibs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

this time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for this one time only. just this once.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ortak savunucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kitapta bakılması gereken yeri gösteren not.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meylevî dervişlerine saygı mübalağası olarak verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: tefe). 1. Eğerin iki tarafındaki yuvarlak eteği. 2. Def gibi yuvarlak ve daire biçiminde şey. 3, Çulha tezgâhının tarağın kurulduğu yayı. 4. İpekçi dolabı, çarkı. 5. Çarka sarılmış büyük ipek turası ki, iki kiloya yakındır: Üç defa ipek. 6. Varak ve bakır vesaire yaprakları destesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). iptal, lağvetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iptali mümkün, lağvolunabilir, feshedilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). yenmek, mağlup etmek; hezimete uğratmak; bozmak, iptal etmek, ıskat etmek; (i). bozgun, yenilgi, mağlubiyet, hezimet. defeatism (i). bozgunculuk. defeatist (i)., (s). bozguncu kimse; (s). bozguncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dışkı boşaltmak; tortusunu çıkarmak. defeca'tion (i). dışkı boşaltma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: tefeci). Çok yüksek faizle ötekine berikine gizlice borç para veren: Defeciye borcu vardır, (bk.) Tefeci.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kusur, noksan, eksiklik; (f). terketmek; karşı tarafa iltica etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bulunduğu veya mensup olduğu zümre, parti, taraf v.b.'nden çekilme, terketme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kusurlu, sakat, eksik, noksan; (gram). bazı çekim şekilleri kullanılmayan. defectively (z). kusurlu olarak, noksan olarak. defectiveness (i). kusurluluk, noksanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı tarafa kaçan kimse. defence (ing)., (bak). defense.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk ağzında: tefeli). Tezgâhın tefesine çok kuvvet verilerek tarak fazla basılmakla sık dokunmuş (bez vs.)

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). savunmak müdafaa etmek, muhafaza etmek, korumak, saklamak, himaye etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). müddeialeyh, davalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koruyucu kimse, savunucu veya müdafaa eden kimse, himaye eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pencereden fırlatılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). defence (i). savunma, müdafaa, korunma, vikaye, himaye; muhafaza eden herhangi bir şey, koruyan şey. defenseIess (s). müdafaasız, korunmasız, muhafazasız, biçare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). savunulabilir, müdafaa edilebilir , müdafaası kabil, hak verilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (-red, -ring) sonraya bırakmak, ertelemek, tehir etmek, tecil etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (-red, -ring) to ile kararı başkasına bırakmak, başkasının fikrine uymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). riayet, uyma; hürmet, ihtiram. out of deference to -e riayeten, -e uyarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). nakleden, taşıyan; (anat). ersuyu (sperma). kanalına ait; (i) yörünge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). riayetkârane, hürmetkar. deferentially (z). hürmetkârca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). erteleme, tehir; mecburi askerlik hizmetinin ertelenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ertelenmiş; kâr hisseleri ertelenmiş; mecburi askerliği ertelenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). 1. Savmak. 2. Savuşturmak: Belâyı defetmek. Düşmanı defetmek. 2. Kovmak. 3. (fizik) itelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispel. remove. to drive away. to repel. to fight off. to expel. to eject. to chase. to kick sb out. to get rid of sb/sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to repel. to push back. to repulse. to drive away. to expel. avert. dismiss. eradicate. fence out. heal. hold off. oust. pack sb off. remove. rid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Videoları geliştirmek için kullanılan, fotoğrafların karıştırılması ya da stroboskopik ya da “eski film” efektleri ekleme gibi sekiz gelişmiş efekt. Bu efektler şunlardır: Sepia, Solarise, Monotone, Stretch, Slim, Pastel, Negative Art ve Mosaic.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Efe soyundan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effect. effects.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effects.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. bankacılık). Nakit para, elde bulunan para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash. ready money. effective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash. ready money. effective. actual amount. fund holdings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real fas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effective rate. actual quotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effective demand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Labada, ıspanağa benzer bir sebze.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. eféminé

kadınsı

Davranış ve kılık kıyafet bakımından kadına özenen (erkek).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca’dan). 1. Sahip, malik, mevlâ: Evin efendisi, uşağın, bahçıvanın efendisi. 2. Osm. seyyid, çelebî, hâce (saygı unvanı olup başlıca Alimlerle, kalem erbabına mahsustur. Ağa mukabili): Ahmed Efendi, hoca efendi, kâtip efendi. 3. Şer’İ hâkim, kadı, molla: İstanbul efendisi (saygı ve nezaket mübalağası olarak paşa ve bey gibi unvanlara eklenir): Paşaefendi, bey-efendi, hanım-efendi, sultân efendi. Dîvân efendisi = Eskiden vezirlerin yazı işlerini idare eden resmî memur. Reis Efendi = Tanzimat’tan önce hâriciye nâzırı, reis-ülküttâb. i. Terbiyeli, edîb, temkin ve vakar sahibi, çelebî: Efendi adam (garip bir terkip olarak: Efendiden adam da derler). Efendimiz = Peygamberimiz ve eskiden padişah ve hanedan üyeleri hakkında kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well-behaved. well mannered. blushing. master. lord. seigneur. sir. guvnor. guv. arbiter. husband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorous. dignified. esquire. lord. master. sir. gentleman. husband. polite. gentlemanly. courteous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentleman. master. husband. bwana. lord. patron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sahiplik, mâlik olma: Bu evin efendiliği kime aittir? 2. Efendi sıfat ve unvanı: Okuyup, yazmaya alışıp efendiliği kazandı. Efendilik, beylikten aşağı değildir. 3. Terbiye vakar ve temkin, çelebilik: Efendilik böyle mi olur? 4. Lutuf, ihsan, iyilik: Bana bir efendilik etmiş olacaksınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gentlemanly behaviour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Seslenme edatı, efendimi

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ma'am.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sir. sir! madam!. yes!. pardon?. pardon me?. sorry?. i beg your pardon?. what did you say?.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sahipsiz, kapısız (uşak vesaire). 2. Koruyanı olmayan kimse.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ekran kapısı efekti, yansıtılan görüntüde pikselleri ayıran ince çizgilerin görülebilir hale geldiği yerdir. Bu ismi almıştır çünkü bu efekt ince bir delikli elekten bakmaya benzer. Dijital projektörünüzün lensi keskince odaklanmışsa, her bir piksel ekranda kendi küçük siyah kutusu içerisinde görüntülenir. Kutuların çizgileri kontrol elektronik devrelerinin, ışığın panelde parlamasını önlediği yerlerdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yes-man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tekerlek çemberi, ispit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Y. philosophos’tan Arapçalaşmış). Madde ve hayatı; bunların, cemiyet, ruh, kâinat gibi belirtilerini, sebep, prensip ve gaye bakımından inceleyen zihnî zalışma ve bu çalışmaların zihnî verimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosophy. thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosophy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosophy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosopher. philosophy teacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosopher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zorla yedirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Güzel kokululuk. mec. Hoş ve güzel sözlülük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crusade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crusade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nezaket ve saygı mübalâğası olarak konuşma ve yazı dilinde: Hanım, İng. lady. 2. Osmanlı hânedânında şehzâde zevceleri ile pâdişâhların kadın-efendi olmayan eşlerine verilen resmî prenseslik unvanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madame. ma'am. mum. lady. gentlewoman. ladyship. the missis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady. madam. miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a lady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Erkek tenasül Aletinin (penis) baş kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hem-dem, arkadaş, Ar. musâhib.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [همسفر] yoldaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., argo saçmalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iptal edilemez, feshedilemez. indefeasibil'ity i. iptal edilemezlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çürümez; hatasız, yanılmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. savunulamaz, savunmasız, müdafaasız; korumasız, muhafazasız. indefensibil'ity i. savunmasızlık. indefen'sibly z. savunulamaz şe kilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. At tımarında kullanılan sert kıl kese, ince gebre. 2. (hi.). Kırım’ da bir şehir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Keffe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scale. scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pan of a balance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kabaca bir taş çeşidi. 2. Dişlerin diplerinde ve kaplarda meydana gelen kireç çökeli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کفل] kalça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (atı) Kese ile silmek, timar etmek. 2. (atın tüylerini) Parlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ölüyü sardıkları bez: Ölüyü kefene sarıp tabuta koyarlar. Kefen soyucu = Çok alçak, hırsız ve ahlâksız, Ar. nebbâş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kefene sarılmış. 2. Yufkaya sarılmış (tavuk vesaire).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shroud. winding sheet. cerement. grave clothes. cerements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shroud. winding sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shroud. winding sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kefeni omuzunda. mec. rind, kalender.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kefene sarılmış, kefenlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kefen vesair cenazeye ait şeyler satan adam. mec. Soyucu, tamâhkâr, zâlim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ölüyü kefene sarmak, Osm. tekfîn etmek. 2. Tavuk, hindi vesaireyi bütün olarak yufkaya sarıp pişirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shroud (a corpse. enshroud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kâfir) («küffâr») gibi. Kâfirler, bk. Kâfir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کفره] kafirler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscript.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Madenden yapılmış nefesli sazlar ki, tahta nefeslilerin zıddıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEFERR) (i. A. «firâr» dan im.). Kaçacak yer, kaçamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «irfân» dan masdar). Bilişme, yanışma, bildiklik, ülfet, biribirini bilip tanıma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «half»den). Birbirine karşı yemin etme, andlaşma, yemin ile ahidleşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUHALEFET) (i. A. «halefe» den). 1. Uymama, başka türlü olma, Ar. mugayeret, mübSyenet: Bir yere gelecek renkler arasında muhalefet olmalıdır. 2. Zıtlık, düşmanlık: O adam bana dalma muhalefet ediyor. 3. iktidar partisinin karşısında bulunan parti veya görüşler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oppositional. out. opposition. contrariety. defiance. dissension. dissent. dissidence. hostility. the outs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissidence. opposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposition. opposing. the opposition. the opposition camp. defiance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مخالفت] karşı düşüncede olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to offer opposition. balk. contest. contravene. to kick against the prick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposition party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minute of dissent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Ölen bir adamın dul kalan karısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «keşf» ten masdar) (c. mükâşefât) (tasavvuf). Mutasavvıflara Tanrı’nın ilhâmıyle İlâhî sırların açılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «südûf» tan masdar). Rastgelme, birlikte bulunma, tesadüf etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «seyf»den masdar). Kılıçla vuruşma, birbirine karşı kılıç çekme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fikr» den if.) (mü. mütefekkire). 1. Düşünen, düşüncesi olan, dalmış, dalgın. 2. (Türkçe) Filozof, bilgin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thinker. pensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fenn» den if.) (mü. mütefennine). Çeşitli fenler okuyup öğrenmiş: Mütefennin adam (Arapça’da fen «çeşit, türlü» demek olduğundan, asıl mânâsı «birkaç türlü olan» veya «türlü şeyler düşünen» dir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fer’» den if.) (mü. müteferria). 1. Dallanan, dal ve budağa ayrılan, bir asıl ve kökten ayrılmış. 2. Bir esastan ayrılmış ve bir maddeye ait olan: Evrâk-ı müteferria.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fere» den lf.). Teferrüc eden, gezinen, gezip eğlenmeye giden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferd» den lf.) (mü. müteferride). 1. Kalabalıktan çekilip yalnız başına kalmış. 2. Başkaldıran, tâbiiyetten çıkıp kendi başına idare olunan, Osm. teferrüd eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) ( i. A. «fark» dan if.). Ayrılmış, dağılmış, perakende, perişan, toplu olmayıp ötede beride bulunan: Müteferrik bölükler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sundry. miscellaneous. diverse. scattered. dispersed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mebâliğ-i müteferrika veya mesârif-i müteferrika’dan kısaltılmıştır). Cins ve çeşitleri önceden belirtilemeyen, muhtelif mesraflar ve bunlara karşı verilen para, ücret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferâset» ten if.). Anlayan, anlayışlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fesh» ten lf.). Tefessüh etmiş, çürümüş, kokmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «fevk» den if.) (mü. mütefevvika). Üst gelen, üstün, diğerlerini geçen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ متفکر] düşünür. 2.düşünceli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [متفکرانه] düşünceli düşünceli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [متفلسفانه] bir filozof gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متفنن] fen bilimleri ile uğraşan, teknik ile uğraşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متفرق] dağınık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متفسخ] bozulmuş, kokuşmuş, çürümüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (asıl cem’i olan «enfâr» yerine bizde «neferât» kullanılmıştır). 1. Bir tek adam, kimse, şahıs, ferd: Ahaliden bir nefer geldi. 2. İnsanların sayılmasında kullanılır: Uç nefer işçi. 3. Rütbesiz asker, er. Dümen neferi = mec. Okulda sınıfın en zayıf, başarısız öğrencisi, sınıf sonuncusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private. private soldier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نفر] kişi. 2.asker.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir adam, tek kişi. 2.Er, ask(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çavuş üzümünün bitmesine yakın toplanılan küçük salkımları ki, üçer dörder taneli olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Türk dinî tasavvuf! şiir ve musikisinde bir şekil, Bektaşî ilâhîsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. enfâs). 1. Ciğere alınıp verilen hava, soluk. 2. Bir soluk alacak kadar vakit, an, dem, lahza: Tanrı, bir nefeste Alemi yok edebilir. 3. Okuyup üfleme, üfürükçülük: Nefes etmek. 4. Üfürükçülüğün tesiri: O adamın nefesi vardır; nefesi meşhurdur. Nefes almak = 1. Solumak. 2. Yorgunluk çıkarmak, istirahat etmek: Bırak bir parça nefes alalım. Nefes aldırmak = 1. İstirahat ettirmek. 2. Vakit bırakmak, aralık vermek: Hiç nefes aldırmadı. Tek-nefes ve daha doğrusu tengnefes veya tık-nefes = Nefes darlığı. Nefes tüketmek = Boş yere çok söylemek, söyleyip de dinlenilmemek. Son nefes = Can verme vakti: Son nefesinde tövbe etmiş. Nefes darlığı = Solumada zahmet çektiren illet, Osm. zıyk-ı sadr. Nefesi tutulmak = Nefes alamamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breath. exhalation. whiff. wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breath. puff. wind. draw. drag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breath. puff. air. exhalation. gasp. respiration. wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trachea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe. throttle. venting pipe. windpipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Dispne denilen nefes darlığı önemli bir hastalığın belirtisi olabilir. Spor yaptıktan, koştuktan veya yorucu bir iş yaptıktan sonra nefes darlığı normal sayılabilir. Ancak ortada neden yokken nefes darlığından şikayet etmek mutlaka üzerinde durulması gereken bir konudur. Çünkü kansızlık, kalp hastalıkları, mide hastalıkları, bronşit, tiroid bezinin büyümesi, akciğer hastalıkları, zatürree, astım, zehirlenme, şişmanlık, nefes darlığına neden olabilir. Nefes darlığından şikayet edenlerin sigarayı kesinlikle bırakmaları, ağır yemekleri de terk etmeleri gerekir. Önemli bir hastalıktan kaynaklanmayan nefes darlığını tedavi etmek amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ispanak, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya yarım kilogram temizlenmiş ıspanak konur. Haşlandıktan sonra süzülür. Ispanağın tamamı yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyspnea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breathtaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Halitosis denilen nefes kokusunun nedenleri çeşitlidir. Genellikle aşağıdaki nedenlerden kaynaklanır:

- Hazımsızlık, geğirme, kokulu yiyecekler, alkol ve bazı ilaçlar.

- Burun veya sinüz hastalıkarı.

- Çürük dişler, ağız yaraları veya bademcik iltihabı.

- Kusma veya uzun süreli perhizler.

Diğer taraftan şeker hastalığı, kansızlık ve ateşli hastalıklar sırasında da nefes kokusu hissedilir. Herşeyden önce, ağız temizliğine çok dikkat etmek gerekir. Çürük dişler tedavi ettirilmeli, yenilen ve içilen şeylerin kokusuz olmasına dikkat edilmelidir. Hergün temiz havada yürümek de faydalıdır. Kısa sürede geçmeyen nefes kokularında bir doktora başvurmak gerekir. Aşağıdaki reçeteler de tedavi amacıyla kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, su.

Hazırlanışı : Bir bardak ılık suya, 1 tatlı kaşığı süzme bal konur, karıştırılıp, içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of breath. panting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to breathe out. to exhale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nefes etmek, okuyup üflemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nefes alınmak, okunup üflenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wind instrument. long-winded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.). Nefesle üflenen çalgılar ki, mâdenî ve tahta olmak üzere ikiye ayrılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hava almak için kulübe, anbar vesaire üstünde açılmış delik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Roma'da vali, yüksek rütbede memur; baş memur, reis; Paris polis şefi; özel okullarda bazı sorumlulukları olan öğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir vali veya yüksek rütbeli memurun sorumlu olduğu bölge, makam, hizmet süresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-red,- ring) yeğlemek, tercih etmek; daha çok beğenmek; huk. daha ziyade hak vermek; sunmak, arzetmek, takdim etmek; (eski) terfi ettirmek. prefer charges davacı olmak. preferred stock tic. imtiyazlı hisse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tercih olunur, daha iyi. preferably z. tercihen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tercih; tercih hakkı veya yetkisi; rüçhan; tercih olunan herhangi bir şey; huk. tediye hususunda öncelik. give preference to tercih etmek have prefer ence over tercih hakkına sahip olmak. right of preference huk. rüçhan hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tercih hakkı olan; tercihli; tercih eden veya edilen. preferential tariff gümrükte rüçhanlı tarife, asgari tarife.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. terfi, yükselme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(tıb.) fare ısırmasından ileri gelen bulaşıcı bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (den.) camadancı; çift sıra düğmeli kalın ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ABD, argo esrarlı sigara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hafif kahvaltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) manastır yemekhanesi; üniversite yemekhanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) vermek, isnat etmek, hamletmek; göndermek, havale etmek, müracaat etmek; işaret etmek, ima etmek; bakmak, danışmak, sormak. referable (s.) havale edilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Mühim meseleler hakkında yurttaşların doğrudan doğruya oy vermeleri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. référendum

huk. halk oylaması

Halkın türlü siyasi ve toplumsal sorunlar karşısında olumlu veya olumsuz görüşünü belirlemek için başvurulan oylama.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

referendum. plebiscite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

referendum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

referendum. ballot vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L. Fr.). 1. Bir kimse hakkında tavsiye mahiyetindeki bilgiler. 2. Bir eserde, bir kaynağa, bir metne bakılması hususundaki işaret, atıf.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. référence

1. tavsiye mektubu, 2. kaynak, 3. tavsiye

1. Birinin işe uygun olduğunu, işe alınmasını bildirmek amacıyla yazılmış mektup. 2. Araştırma ve incelemede yararlanılan belge. 3. Bir şeyin, bir kimsenin iyi, işe yarar olduğunu ilgili kişiye söyleme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reference. reference. letter of recommendation. letter of introduction. credentials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reference. credentials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reference. trade card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Reference Price)

Bir hisse senedinin işlem görebileceği en üst ve en alt fiyat limitlerinin belirlenmesinde esas teşkil etmeyen, fiyat tescili yapılıncaya kadar üyelerce referans değer olarak kullanılması amaçlanan fiyattır. Sadece Rüchan Hakkı Kupon Pazarı’nda işlem görmeye başlayacakyeni pay alma kuponları için hesaplanır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) hakem; tartışmalı bir meseleyi hal için kendisine müracaat edilen kimse, bilirkişi, eksper; (f.) hakemlik yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) havale etme veya olunma; münasebet, ilgi; kinaye, ima, telmih; müracaat; müracaat kitabı veya yeri; tavsiye eden kimse; tavsiyename, ehliyetname, referans; (f.) bir kitabın içine müracaat yerlerini işaret etmek. reference library araştırma i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) referandum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kastedilen nesne veya kavram, bir söz veya sembol ile ima edilen şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Acıma, merhamet etme, esirgeme. Kur’an-ı Kerim’de Nur suresi ayet 2 ve ve Hadid suresi 27.ayette geçmektedir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ref.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to raise. to liftup. to do away with. to abolish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Rafeddin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ring tour. circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. içinde inci bulunan kabuklu deniz böceğinin bir teki ve bir kabuğu. 2. (anatomi) Kulağın salyangoz şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. sâfil) (süfelâ’dan galattır). Sefiller, (bk.) SAfil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. esfâr). 1, Yolculuk, seyahat. 2. Harbe gitme, muharebeye gidiş. 3. Muharebe, harp, bir devletin diğer bir devletle muharebe ve çatışma hâlinde bulunması: Rusya seferinde. 4. Askerin harbe, muharebeye hazır bulunması, mukabili: hazer. Hazerde ve seferde. 5. (Türkçe) defa, kere, nöbet: Bu sefer affettim. Bir daha yapmıyacaksın. Sefertası = Yolculukta yemek taşımaya yarayan ve tabak yerine kullanılan kaplar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

journey. voyage. expedition. campaign. headway. navigation. ploy. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expedition. navigation. sailing. journey. voyage. campaign. state of war. time. occasion. travel. occurrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expedition. sailing. voyage. journey. campaign. military expedition. war time. occasion. travel. trip. cruise. run. passage. course. navigation. sail. go. round. wartime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سفر] yolculuk. 2.savaş. 3.kez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir yerden bir yere gitme, yolculuk, seyahat. 2.Savaş hazırlığı. Savaşa gitme. Harp, savaş. 3.Gemilerin kalktıkları limana tekrar dönünceye kadar yaptıkları fiil. 4.Istılahta: Şer’i bakımdan üç gün üç gecelik (veya onsekiz saatlik) yola gitmek için kişinin oturduğu yerden ayrılması. 5.Defa, kere. 6.Arabî ayların ikincisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Seferberlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobilized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobilized for war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobilized. at war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ سفربر] savaşa gönderilmiş. 2.savaşa hazırlanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. sefer = harb, Fars. bürden = almak). 1. Harbe sevkolunmuş veya olunmak üzere hazırlanmış (asker). 2. Diğer bir devletle muharebe etmekte bulunan veya muharebe etmek üzere hazırlanmış olan (devlet): Filân devlet ordusunu seferber hâline koydu. Seferber bulunan asker, ordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Seferber olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobilization. state of war.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mobilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) savaşa hazırlanma hali, savaş hali.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (c. sefâric). Ayva.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. seferiyye). 1. Yolculukla alâkalı. 2. Seferle alâkalı, sefere ait. 3. Oruç ve namazın hafifletilmesini gerektiren; yolculuk hâliyle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expeditionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expeditionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سفری] yolcu. 2.savaş ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Harbe gitmek, sefer etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muharebeye giden, herpte bulunmak üzere yolculuk eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Seyahate ve yolculuğa mahsus. 2. Harple alâkalı. 3. Defalık: Bu seferlik bu kadar kâfi. 4. Cenk vakti, muharebe hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi) (mü. Şefeviyye). Dudağa ait. botanik: fasîle-i şefeviyye = Fr. Labi£es denilen çiçekleri dudak gibi ikiye ayrılmış bitkiler sınıfı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

huk. nefis müdafaası, meşru müdafaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şerefât). Minarenin ezan okunan yeri: Uç şerefeli minare.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şerefât). Minarenin ezan okunan yeri: Uç şerefeli minare.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Trafik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traffic. navigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

traffic of vehicles. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سير و سفر] trafik, gidişgeliş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. T.) (musiki). Tahtadan yapılmış nefesli çalgılar, zıddı: mâdenî nefesliler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sley. slay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Wholesale Price Index)

Toptan Eşya Fiyat Endeksidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usurer. pawnbroker. loan shark. moneylender. money lender. cutthroat. shylock. discount broker. broker. jew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usury. loan shark. usurer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usurer. loan shark. blood sucker. money broker. pawn broker. collybist. excess profiteer. moneymonger. pawn shop. pawnbroker. pawnbroker's business shop. money scrivener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Tefek» sıfatının küçültülmüşü olup «ufacık» sıfatına katılarak kullanılır. Ufacık tefecik = Pek küçük yapılı, zarif ve nazik: Ufacık tefecik bir kız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usury. loan sharking. pawn brokery pawn broking. ramp. unconscionable bargain. usurious trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fehm»den) Azar azar, fakat iyice anlama; farkına varma Meseleyi tefehhüm etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coming to understand sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفهم] anlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anlamak, farkına varmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («ufak» sıfatına katılarak kullanılır). Ufak tefek = 1. Küçük yapılı 2. Küçük ve ehemmiyetsiz işler, öte beri, şundan bundan, (bk.) Tefecik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fikriden) (c. tefekkürât). Düşünme, derin düşünce, fikir edinme, zihin yorma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemplation. meditation. thinking. though. consideration. reflection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفکر] düşünme, kafa yorma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

düşünmek, kafa yormak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفکرات] düşünmeler, düşünceler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ı A. «felsefe» den). Felsefe yapma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفلسف] felsefe yapma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i A. «fenn»den). Fen bilgisi edinme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fer’» den) (c. teferruât). 1. Dallanma, dal ve budaklanma, ayrılma. 2. Bir asıldan ayrılan küçük şube ve dallar, ayrıntılar, tafsilât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

details.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accessories. details. particulars ayrıntılar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appendant. appurtenance. details.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detailed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fere» den). 1. Açılma, ferahlanma: Teferrüc için gezmeye çıkmıştı. 2. Eğlenmek için gezinme, gezme, seyahat: Deniz kıyılarında teferrüc etmekte idiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. teferrüc, Fars. gâh, geh = yer). Eğlenmek için gezinmeye mahsus yer, eğlenme, dinlenme yeri: Bu şehrin teferrücgâhları çoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A, «ferd» den). Tek-olma, herkesten ayrılıp üstün, ileri olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferâğ» dan). 1. Fâriğ olma, bir işi bitirip kurtulma. 2. Satın alınan bir mülkün ferağ muamelesini yaptırma yani eski sahibine ferağ ettirip kendi adına çevirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferah» dan) Ferahlanma, içi açılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fark» dan). Ayrılma, dağılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «feraset» ten). Çehreden insanı anlama, zekâ ile anlama, sezme. ,

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفرج] gezinti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تفرجگاه] gezinti yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تفرد] yalnızlık. 2.benzersizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفرعات] ayrıntılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rot. rotting. putrefaction. decay. degeneration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفسخ] çürüme, çürüyerek dağılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çürümek, çürüyerek dağılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fevh»den) (c. tefevvühât). 1. Ağza alma, söyleme, telaffuz etme: Birtakım sözler tefevvüh etti. 2. Münasebetti münasebetsiz sözler, dedikodu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفوه] dile getirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fevk» den). Üste çıkma, üstün olma, yükselme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفوق] üstünlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «feyz.den) (c. tefeyyüzât). 1. Feyz bulma, ilerleme, yükselme. 2. Taşıp yayılma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تفأل] fal açma. 2.hayra yorma, uğur sayma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.fal açmak. 2.hayra yormak, uğur saymak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir veya birkaç taşıyıcı kablo üzerinde hareket eden bir kabin vasıtasıyle yükseklere eşya ve insan taşıma usûlü ve tesisatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telpher. cable car. cableway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cable car. teleferic. telpher. cable-car. cable railway. telpher telfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rahat nefes alamayan, zor nefes alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teeny weeny teensy weensy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minion. petty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. korunmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وفيات] ölümler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koldaş, iş veya hayat arkadaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by