Ef’i ne demek? | Ef’i anlamı nedir? | Ef’i

Ef’i anlamı nedir?

Ef’i ne demek?

Ef’i anlamı nedir?

Ef’i | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: efi

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افعی] engerek yılanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). açık havada yakılan büyük ateş, şenlik ateşi; işaret vermek için yakılan ateş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. uygun olmak, münasip olmak, denk gelmek. befitting s. uygun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. maaşlı papazlık makamı; arpalık, tımar. beneficed s. maaşlı makam sahibi olan; arpalık sahibi olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iyilik, hayır, lütuf, ihsan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyilik eden, hayır yapan, lütufkar. beneficently z. iyilik ederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hayırlı; faydalı, yararlı. beneficial association huk. hayır cemiyeti, umumi menfaatlere hizmet eden cemiyet. beneficial enjoyment huk. malik sıfatlyla kendi nam ve hesabına tasarruf. beneficially z. faydalı bir şekilde. beneficialness i. faydalılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., sig. faydalanan kimse, müstefit sahip; maaşlı papazlık makamı veya tımar sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. fayda, kar, yarar, menfaat; menfaat için tertiplenen eğlence veya gösteri; hak, imtiyaz, yetki; f. hayır işlemek, iyiliği dokunmak; istifade etmek, yararlanmak. benefit of clergy eskiden ruhban sınıfına tanınan dokunulmazlık imtiyazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mavimtırak renkte, lüfere benzer eti lezzetli bir balık, zool. Pomatomus saltatrix.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini hava ile şişirebilen bir balık, zool. Saccopharynx ampullaceus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir işe başlamadan evvel kesin ve ayrıntılı bilgi vermek için yapılan kısa toplantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çerkesler’in konuşmaları gibi Türkçe’yi yanlış ve bozuk bir şive ile söyleme: Dili çetrefildir. Çetrefil söylüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complicated. confusing. incomprehensible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complicated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mürekkepbalığı, (zool). Sepia officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Def’.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plea. vigorous repulsion. defence. exception. incidental plea. motion. special plea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meydan okuma; karşı koyma, muhalefet mukavemet. in defiance of hiç bırakmayarak, zorluklara rağmen gözüne alarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). muhalif, karşı gelen; cüretkâr, küstah. defiantly (z). cüretle, küstahça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eksiklik, noksanlık, kusur, yetersizlik, kifayetsiz!ik; hesap açığı. deficiency disease (tıb). gıda eksikliğinden ileri gelen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eksik, noksan; yetersiz, kifayetsiz, zayıf, açık (hesap). be deficient in -de eksik olmak. deficiently (z). yetersizce, kifayet etmeyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hesap açığı, zarar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı gelen kimse; meydan okuyan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (ask). havale siperi yapmak; (i). havale siperi yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Moda geçidi. Mankenlerin, takdim edilecek elbiseleri giyerek dâvetl ilerin önünden geçmesi, bu suretle elbiselerin teşhiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dress parade. fashion show. parade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To march off in a line, file by file; to file off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Defilade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any narrow passage or gorge in which troops can march only in a file, or with a narrow front; a long, narrow pass between hills, rocks, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of defilading a fortress, or of raising the exterior works in order to protect the interior.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Defilade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make foul or impure; to make filthy; to dirty; to befoul; to pollute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To soil or sully; to tarnish, as reputation; to taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To injure in purity of character; to corrupt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To corrupt the chastity of; to debauch; to violate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make ceremonially unclean; to pollute. a narrow pass place under suspicion or cast doubt upon; 'sully someone's reputation'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion show. fashion display. mannequin parade. style show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a narrow pass. place under suspicion or cast doubt upon; 'sully someone's reputation'. make dirty or spotty, as by exposure to air; also used metaphorically; 'The silver was tarnished by the long exposure to the air'; 'Her reputation was sullied after the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). sıra halinde yürümek; (i). sıra halinde yürüyüş; dağlar arasındaki uzun ve dar geçit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kirletmek, pisletmek, bulaştırmak, bozmak. defilement (i). kirletme, bozma, pisletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. cdefn» den). Gömülmüş, gömülü, defnolunmuş. Ar. medfûn: Konya’da defın-i hâk-i ıtır-nâk bulunan Hazret-i Mevlânâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DEFN) (i. A.). Toprağın içine sokma, gömme, mezara koyma: Cenaze nereye defnolunacaktır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burial. interment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burial. interment. funeral. sepultre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

death certificate. certificate of death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DEFİNE) (i. A.) (c. defâin). Yere gömülmüş mal ve akça: Define aramak ve bulmak, mec. Pek değerli veya bilgili olup, ancak dıştan gösterişi olmayan, gizli kadir ve değeri olan adam veya mal: O, bir definedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treasure. treasure trove. trove. hoard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To fix the bounds of; to bring to a termination; to end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To determine or clearly exhibit the boundaries of; to mark the limits of; as, to define the extent of a kingdom or country.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To determine with precision; to mark out with distinctness; to ascertain or exhibit clearly; as, the defining power of an optical instrument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To determine the precise signification of; to fix the meaning of; to describe accurately; to explain; to expound or interpret; as, to define a word, a phrase, or a scientific term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buried treasure. trove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Defining a new macro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Set down the precise meaning of something Be prepared to state the limits of the definition Take note of multiple meanings if they exist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

State meaning and identify essential qualities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Definitions call for concise, clear, authoritative meanings Details are not required but limitations of the definition should be briefly cited You must keep in mind the class to which a thing belongs and whatever differentiates the particular object from

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Definition Group A grouping of term and its definition Allowed within the definition listing within the front matter of the catalog Note that upon output, term and definition normally are laid out in tabular format, possibly separated by an automatically

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Define ) is intended literally Only a formal statement or equivalent paraphrase, such as the defining equation with symbols identified, being required.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Asks candidates to give a clear and precise account of a given word or term. give a brief and precise meaning of a word or phrase. To give a value to a data object during program execution To declare derived types and procedures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To describe a thing by its qualities and circumstances To mark out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To set bounds to, mark the limits of See below Definitio; Definition. to give the meaning of a word or concept; typically this will involve the identification of a class or genus to which the item belongs and the identification of those characteristics th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دفينه] gömü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tarif etmek, tavsif etmek; sınırlamak, tahdit etmek, tayin etmek, ayırmak, tefrik etmek. definable (s). tarifi mümkün; ayırt edilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Yere gömülmüş, kıymetli eşya. 2.Kıymet ve değeri olan kimse veya mal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Define arayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treasure hunter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sınırlı, mahdut, belirli, muayyen, kararlaştırılmış, mukarrer; kesin, kati. definite article İngilizcede isimden önce kullanılan ve nitelediği ismi belirleyen kelime, yani the. definitely (z). kesinlikle, tamamen, kati surette. definiteness (i). kesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarif, tanımlama, izah, tavsif; berraklık, vuzuh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kesin, kati, nihai, son, tam ve eksiksiz; tayin eden, sınırlandıran, tahdit eden, mukarrer. definitively (z). kesinlikle; nihai olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kesinlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İttifak etmiş, birleşmiş devletler. Birinci Cihan Harbi’nde: Türkiye, Almanya, Avusturya Macaristan İmparatorlukları.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yürekler, kalpler, gönüll(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Rüzgar, dalgalanma. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kadiri tarikatı şubelerinden biri. Kurucusu: Eşrefoğlu Abdullâh RÜmî’dir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. felsefiyye). Felsefe ile alâkalı, felsefeden sayılan, felsefece.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosophical. philosophic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philosophical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فلسفی] felsefe ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Felsefe ile alâkalı fikir ve düşünceler. Filozofların fikir ve görüşleri: Felsefiyyâtla uğraşıyor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işaret parmağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

balık koftesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi) (mü. halîfe). Arkaya ve geriye mensup ve ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hanefiyye). I. Dört Sünnî mezhepten Imâm-ı Azam Ebûhanîfe’nin mezhebine ait: Mezheb-i Hanefî. 2. Imâm-ı Azam’ın mezhebine tâbi veya mensub olan: Fıkh-ı Hanefî. Bu mânâ ile isim de olur: Hanefîler, bütün Müslümanların yarısından fazlasını teşkil ederler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İmamdı Azam Ebu Hanife’nin mezhebinden olan. Hanefi mezhebine mensup kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Hanefî mezhebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şâzelî tarîkatinden ayrılan bir küçük tarîkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hanefî). Hanefîler, Hanefî mezhebinden olanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Fasîle-i harşefiyye = Enginar çeşidinden dikenli bitkiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çanak çömlek gibi topraktan yapılan şeyler ve bunları yapmak sanatı, Fr. céramique.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Standart resim görüntüleme teknolojilerinin çok üzerinde kalitede resimleri saklayabilme ve görüntüleme imkanı sunan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

High Definition, çarpıcı görüntü kalitesi ve sese sahip ev eğlencesinin keyfini çıkarabilmenizi sağlar. Blu-ray Disc™ filmleri izlediğinizde, kendinizi sinemada hissedeceksiniz. Ekranda yaşam bulan karakter ve sahnelerle PLAYSTATION®3’ünüzü fişe takmak da aynıdır. Tümü, inanılmaz netliğe ve ayrıntıya sahip resim oluşturan High Definition TV setlerindeki çok yüksek çözünürlüğün sonucudur. Standard Definition TV’lerde 720 x 576 piksel bulunur. High Definition TV ekranlarında çok daha fazlası vardır; Bazı durumlarda 1920 x 1080 piksele kadar çıkan bu ekranlarla, ulaşabileceğiniz en üst noktaya ulaşırsınız. Piksel sayısı ne kadar fazla olursa, çözünürlük de o kadar yüksek ve görüntülerde göreceğiniz ayrıntılar da o kadar ince olur.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. idée fixe

ruh b. saplantı

Kişinin, etkisinden kendini kurtaramadığı yersiz saçma düşünce.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idée fixe. obsession. insane delusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tarif edilemez; tanımlanamaz, açıklanması olanaksız, anlatılamaz. indefinably z. anlatılamaz şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. belirli olmayan, belirsiz, sayısız, belgisiz, bellisiz, müddeti olmayan; bot. sayısı belirsiz, sayısı çok olan (ercik); gram. belgisiz (sıfat, fiil). indefinite article belgisiz sıfat: bir (İngilizcede a, an). indefinite pronoun belgisiz zamir. indef

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hesaplaşma, uyuşma: Istefil oldular (Türkçe’ye benzemiyor, aslı anlaşılamadı. Rumca (istofilikon) yani dostane ve sevgiyle tabirinden çıkmış olması ihtimali vardır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self respect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-respect. self-esteem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çevrenin belirli bir boyutu için amaçlanan kalite düzeyinin ortaya konması. Bu düzey ulaşılır olmayabilir ve nicelik olarak ifade edilebilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KEFİL) (i. A. «kefâlet» ten smüş.) (c. küfelâ). Birinin borcunu vermeyi veya bir taahhüdünü yerine getirmeyi üzerine alan, borçlunun borcunu ödemek istememesi veya ödiyememesi hâlinde onun yerine borcunu vermeyi taahhüt eden adam. Ar. zâmin: Kefil olmak; kefil istemek; kefil vermek; kefil almak; kefile raptetmek (bağlamak). Kefîl-i bi’l-mâl, malına kefil = Birinin borcunu vermeye kefâlet eden. Kefîl-i bi’n-nefs, nefsine kefil = İstenildiği vakit teslim etmek üzere birinin şahsına kefâlet eden. Biribirine kefil = Zincirleme kefâlet ile her biri diğerine kefil bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surety. bail. bondsman. guarantor. guarantee. guaranty. sponsor. voucher. warranter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guarantee. guarantor. security. sponsor. surety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bail. guarantor. surety. bondsman. accessory obliger. bailman. bailsman. bill surety. cautio. cautioner. guarantee. security. sponsor. voucher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کفيل] kefil, kefalet eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guarantee. sponsor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act as surety. to stand surety. to bail. to sponsor. to act as guarantor for. to stand surety for. to go bond for. come forward as surety. guarantee. put in a bailiff. to come forward as a surety. to enter into a suretyship. to represent and warrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suretyship. acting as guarantor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kefen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sütten yapılan alkollü bir Türk içkisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kefir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An effervescent liquor like kumiss, made from fermented milk, used as a food and as a medicine in the northern Caucasus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kephir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ketfiye.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Durulmuş sarılmış.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. büyü gibi kötü tesiri olan, zararlı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s başkalarına zarar veren, kötü maleficence i. kötülük, kötü hareket veya hal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mayın tarlası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hafî» den if.) (mü. muhtefiyye). Ihtifâ eden, gizlenen, saklanan, gizlenmiş, saklı: Birkaç gün muhtefî kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mükellef olma hâli: Askerlik mükellefiyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. obligation. liability. contribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kafâ» dan if.) (mü. muktefiyye). Birinin ardı sıra giden birine uyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kifâyet» ten if.) (mü. müktefiye). Kanaat eden, iktifâ eden: O kadarla müktefî oldu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İktifa eden. 2.Ardı sıra izinden gidilmiş örnek olan. - Hz.Peygamber (s.a.s.)’in isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «left» ten lf.) (mü. mültefite). 1. İltifat eden, yüzünü çevirip bakan, iltifatçı: Çok mültefit adamdır. 2. Ehemmiyet veren: Benim fikirlerime mültefit olmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obliging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «def’» den if.) (mü. mündefia). Geçmiş, savulmuş: Hastalık mündefî oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Yaralardan çıkan cerahat vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nef’» ten if.) (mü. müntefia). Faydalanan, kâr eyleyen, kazanan: Bu ticaretten epeyi müntefî oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefy» den if.) (mü. müntefiyye). Görünmeyen, gelip geçen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nefh» ten if.) (mü. müntefiha). Şişmiş, şişkin, hava ile dol muş, üfürülmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ref’»den if.) (mü. mürtefia). Yükselmiş, yüksek, yüce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şifâ» dan if.) (mü. müştefiyye). Şifâ bulan, hastalıktan kurtulan, iyi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «feyd» den if.) (mü. müstefide). Fayda gören, faydalanan, kazanan, istifade eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «feyz»den if.) (mü. müstefîze). Feyz kazanan, ilerleyen, gelişen: Sayenizde müsteflz oldum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «vefk» den if.) (mü. müttefike). Uyuşmuş, birlik, birleşmiş, biriyle ittifak etmiş, muahede ile bağlı: Aynı fikir ve reyde, uygun, muvafık: Bu hususta ikimiz müttefikiz. Müttefikur-re’y = Bir reyde bulunan. Müttefiku’n-aleyh = Hakkında ittifak olunmuş, birlikte kararlaştırılmış. Mütteflku’l-kavl = Sözleri bir olanların herbiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allied. unanimous. ally. confederate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allied. confederate. ally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ally. associate. allied. confederate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İttifakla, oy birliğiyle, el birliğiyle, hep beraber.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملتفت] iltifat eden, güleryüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرتفع] yüksek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yararlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متفق] birlik olmuş, ittifak yapmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nef’.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çıkar ile ilgili faydacı, menfaat, kâr. - Nefi’, Divan edebiyatının başarılı şairlerindendir. 4.Murad zamanında yaşamıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Cemâat, topluluk. Nefîr-i Am = Düşmanla savaşmak için halktan toplanan asker. 2. Boru şeklinde eski bir Türk nefesli sazı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نفير] boynuzdan yapılmış boru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nefs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NEFİS) (i. A. «nefâset» den smüş) (mü. nefîse). Pek makbûl, değerli, güzel: Anadolu’da nefis halılar yapılır. Sanâyî-i nefise = Güzel sanatlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excellent. exquisite. fine. marvellous. marvelous. beautiful. delicious. yummy. dainty. ambrosial. awfully nice. beyond praise. delectable. peachy. scrumptious. stunning. delightly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brilliant. delectable. delicious. dreamy. great. heavenly. lovely. luscious. scrumptious. smashing. tremendous. self. personality. the flesh. the body. the cravings of the flesh. one's own personality. sensuality. excellent. fine. beautiful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essence. essential value. the flesh. the body. one's bodily appetites. the craving of the flesh. of superior quality. choice. detectable. bang-on. dainty. delectable. delicious. elegant. excellent. exquisite. galumptious. luscious. nice. self. splendid. s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çok hoş, hoşa giden, beğenilen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawful defence defense. self defence defense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Pek hoş, çok hoşa giden, en güzel, çok beğenilen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nefy.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yapı ustası.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Etilen, propilen gibi karbonlu hidrojenlerin umumî adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A manufactured fiber characterized by its light weight, high strength, and abrasion resistance Olefin is also good at transporting moisture, creating a wicking action End-uses include activewear apparel, rope, indoor-outdoor carpets, lawn furniture, and u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A man-made fiber characterized by its light weight, high strength, and abrasion resistance Used in products such as furniture covers and draperies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A synthetic fiber used in carpet yarns See also polypropylene, and solution dyed. a chemical family of unsaturated hydrocarbons; also refer to polyolefin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Man-made fibers derived from polypropylene or polyethylene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This fiber is also called polypropylene, and is extremely popular in Berbers and level loops Olefin carpets are highly stain, static, mold, and mildew resistant They can be used for indoor or outdoor carpets, including outdoor turf Their resistance to mat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

olefin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. T.) (musiki). Orkestra yöneticisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conductor. maestro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conductor of an orchestra. conductor. director of music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yılan iğnesi. zool. Syng nathus ophidion.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boru donanımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden canlandırmak; önceden düşünüp hayal etmek. prefigura' tion i. önceden canlandırma. prefigurative z. ilerde vaki olacak bir olayı temsil eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (kelime başına) önek koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önek, kelimenin başına ilave olunan ek; bir ismin önüne konan unvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rif’at»tan smüş.) (mü. ref i a). Yüksek, yüce. Refîü’d-dereeât = itibarı yüksek olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رفيع] yüksek, yüce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yüksek, yüce, saygın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Refı).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bolluk ve rahat içinde geçinen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «refâhet» ten). Bolluk ve rahatlıkla geçinen, yaşayışı ve geçinmesi ferah olan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Refhan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Refih).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (I. A.) (c. rüfeka). 1. Arkadaş, yoldaş. 2. Ortak, şerik: Refiklerine danışmadan bir şey yapamıyor. 3. Dost, muavin, yardımcı. 4. Koca, zevc.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companion. associate. partner. husband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رفيق] arkadaş, yoldaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Arkadaş, yol arkadaşı, yoldaş. Muavin, yardımcı. 2.Koca. 3.Ortak. 4.Mesleğe yeni giren kimsenin rehber olarak tanıdığı kişi. Kur’an’da geçen bir isimdir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eş, karı, zevce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wife. female partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رفيقه] eş, zevce, hayat arkadaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Eş, kan, zevce.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) tekrar doldurmak; (i.) herhangi bir kabın içindeki biten maddenin yerine konan yedek takım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tasfiye etmek, saf hale koymak; inceleştirmek, tasfiye yolu ile izale etmek; safileşmek, tasfiye olunmak, temizlenmek; incelmek, zarifleşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ince, kibar, zarif; safi, has; dakik, tam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saflık, halislik, tasfiye; incelik, kemal, kibarlık; zariflik, nezaket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rafineri, tasfiyehane, şeker fabrikası; kalhane, kal ocağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) tekrar kullanılacak hale koymak, tamir edip yenilemek, düzeltmek; tekrar kullanılacak hale gelmek; (i.) tamir, ıslah, yeniden donatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. sadefiyye) (paleaontolojl). Kabuklu deniz böceklerinden bir çeşit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صنایع نفيسه] güzel sanatlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صدفی] sedefli. 2.sedef ile ilgili. 3.sedef rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şefâat» tan smüş.) (mü. Şefîa). Şefâat eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شفيع] şefaatçi, şefaat eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şefaat eden. (bkz.Şafi).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ak, beyaz. Bahr-i Sefîd = Akdeniz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سفيد] beyaz, ak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Üstübeç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. sefihe). Malını zevk ve eğlencede, hovardalıkta yiyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissolute. dissipated. debauched. recklessly extravagant with money. abandoned. cronk. debauchee. raffish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سفيه] zevk ve eğlence düşkünü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «şefakat» ten smüş.) (mü. şefîka). Merhamet ve sevgisi olan, şefkatli («müşfik» daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شفيق] müşfik, şefkatli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şefkatli, acıması olan, esirgeyici.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Şefik).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.A.). 1. Sefalet çeken, zaruret ve ihtiyaç içinde yaşayan. 2. mec. Alçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miserable. wretched. poor. abject. destitute. beggarly. dead-end. down at heels. hangdog. poverty-stricken. ropy. shabby. sordid. squalid. starveling. down and out. miserable. poor. wretch. rep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abject. miserable. sordid. squalid. poor. destitute. base. low. indigent. mean. vile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miserable. wretched. extremely poor. pitifully worn-out or dilapidated. abject. reprobate. shabby. sordid. squalid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سفيل] aşağılık. 2.yoksul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سفيله] aşağılık kadın. 2.yoksul kadın. 3.orospu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misery. wretchedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sefâin). 1. Gemi, Fars. Keştî. 2. Çeşitli bahisleri toplayan kitap: Sefînetü’ş-Şuarâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سفينه] gemi. 2.şiir mecmuası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Vapur, gemi. 2.Uzayın güney yarımı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassador. envoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassador. envoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سفير] elçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - El içi. Yabancı diplomat

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.), «sefâret» ten smüş.) (c. süferâ). Elçi. Sefîr-I kebîr = Büyükelçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassadoress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سفيرکبير] büyükelçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassadorship. envoyship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassadorship. envoyship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir yerin imarından dolayı bir mülke kazandırılan şeref ve itibara karşılık, sahibinden alınan para: Açılan cadde üzerinde bulunan yapılardan şerefiyye alınacaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir yerin imarından dolayı bir mülke kazandırılan şeref ve itibara karşılık, sahibinden alınan para: Açılan cadde üzerinde bulunan yapılardan şerefiyye alınacaktır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iffeti bozulmamış, lekelenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tarif edilmemiş; bellisiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ham, tasfiye edilmemis; inceliksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Vefalı, bağlı. 2.Tam, mükemmel, eksiksiz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Vefalı, sevgisi geçici olmayan. 2.Tam, eksiksiz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Uygun, muvafık, arkadaş, yoldaş, aynı fikirde olan. Ahmed Vefik Paşa.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «vefk» den). Uygun, muvafık, aynı fikirde.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Vefik).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çok, bol.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Vefir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Vefat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taxpayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taxpayer. tax payer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. tıp). Nefes verme. Mukabili: Şehîk (nefes alma).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (Ar. «zencebil»den). Hindistan’dan gelen çok tanınmış bir bahar ki, ısıtıcı ve midevîdir (zingibar oficinale).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gingery. ginger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ginger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ginger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(zencebil): Zencefilgiller familyasından anayurdu Hindistan ve Malezya olan etli rizomlu bitkidir. Baharat olarak kullanılır. Tıbbi zencefilin tropik ülkelerde kültürü yapılır. Kullanıldığı yerler: İştah açar. Mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür. Kusmayı önler. İshali keser. Bağırsak bozukluklarını giderir. Soğuk algınlığında çabuk iyileşmeyi sağlar. Bedeni ve zihni gücü artırır. Cinsel istekleri kamçılar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Birçeneklilerden zencefil, kakule gibi bitkileri içine alan bir familya.

Türkçe Sözlük by