Efil ne demek? | Efil anlamı nedir? | Efil

Efil anlamı nedir?

Efil ne demek?

Efil anlamı nedir?

Efil | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: efil

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Rüzgar, dalgalanma. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çerkesler’in konuşmaları gibi Türkçe’yi yanlış ve bozuk bir şive ile söyleme: Dili çetrefildir. Çetrefil söylüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complicated. confusing. incomprehensible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complicated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (ask). havale siperi yapmak; (i). havale siperi yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Moda geçidi. Mankenlerin, takdim edilecek elbiseleri giyerek dâvetl ilerin önünden geçmesi, bu suretle elbiselerin teşhiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dress parade. fashion show. parade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To march off in a line, file by file; to file off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Defilade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any narrow passage or gorge in which troops can march only in a file, or with a narrow front; a long, narrow pass between hills, rocks, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of defilading a fortress, or of raising the exterior works in order to protect the interior.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Defilade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make foul or impure; to make filthy; to dirty; to befoul; to pollute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To soil or sully; to tarnish, as reputation; to taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To injure in purity of character; to corrupt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To corrupt the chastity of; to debauch; to violate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make ceremonially unclean; to pollute. a narrow pass place under suspicion or cast doubt upon; 'sully someone's reputation'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion show. fashion display. mannequin parade. style show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a narrow pass. place under suspicion or cast doubt upon; 'sully someone's reputation'. make dirty or spotty, as by exposure to air; also used metaphorically; 'The silver was tarnished by the long exposure to the air'; 'Her reputation was sullied after the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). sıra halinde yürümek; (i). sıra halinde yürüyüş; dağlar arasındaki uzun ve dar geçit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kirletmek, pisletmek, bulaştırmak, bozmak. defilement (i). kirletme, bozma, pisletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hanefî mezhebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hesaplaşma, uyuşma: Istefil oldular (Türkçe’ye benzemiyor, aslı anlaşılamadı. Rumca (istofilikon) yani dostane ve sevgiyle tabirinden çıkmış olması ihtimali vardır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KEFİL) (i. A. «kefâlet» ten smüş.) (c. küfelâ). Birinin borcunu vermeyi veya bir taahhüdünü yerine getirmeyi üzerine alan, borçlunun borcunu ödemek istememesi veya ödiyememesi hâlinde onun yerine borcunu vermeyi taahhüt eden adam. Ar. zâmin: Kefil olmak; kefil istemek; kefil vermek; kefil almak; kefile raptetmek (bağlamak). Kefîl-i bi’l-mâl, malına kefil = Birinin borcunu vermeye kefâlet eden. Kefîl-i bi’n-nefs, nefsine kefil = İstenildiği vakit teslim etmek üzere birinin şahsına kefâlet eden. Biribirine kefil = Zincirleme kefâlet ile her biri diğerine kefil bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surety. bail. bondsman. guarantor. guarantee. guaranty. sponsor. voucher. warranter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guarantee. guarantor. security. sponsor. surety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bail. guarantor. surety. bondsman. accessory obliger. bailman. bailsman. bill surety. cautio. cautioner. guarantee. security. sponsor. voucher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کفيل] kefil, kefalet eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guarantee. sponsor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act as surety. to stand surety. to bail. to sponsor. to act as guarantor for. to stand surety for. to go bond for. come forward as surety. guarantee. put in a bailiff. to come forward as a surety. to enter into a suretyship. to represent and warrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suretyship. acting as guarantor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) tekrar doldurmak; (i.) herhangi bir kabın içindeki biten maddenin yerine konan yedek takım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.A.). 1. Sefalet çeken, zaruret ve ihtiyaç içinde yaşayan. 2. mec. Alçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miserable. wretched. poor. abject. destitute. beggarly. dead-end. down at heels. hangdog. poverty-stricken. ropy. shabby. sordid. squalid. starveling. down and out. miserable. poor. wretch. rep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abject. miserable. sordid. squalid. poor. destitute. base. low. indigent. mean. vile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miserable. wretched. extremely poor. pitifully worn-out or dilapidated. abject. reprobate. shabby. sordid. squalid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سفيل] aşağılık. 2.yoksul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سفيله] aşağılık kadın. 2.yoksul kadın. 3.orospu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misery. wretchedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iffeti bozulmamış, lekelenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (Ar. «zencebil»den). Hindistan’dan gelen çok tanınmış bir bahar ki, ısıtıcı ve midevîdir (zingibar oficinale).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gingery. ginger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ginger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ginger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(zencebil): Zencefilgiller familyasından anayurdu Hindistan ve Malezya olan etli rizomlu bitkidir. Baharat olarak kullanılır. Tıbbi zencefilin tropik ülkelerde kültürü yapılır. Kullanıldığı yerler: İştah açar. Mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür. Kusmayı önler. İshali keser. Bağırsak bozukluklarını giderir. Soğuk algınlığında çabuk iyileşmeyi sağlar. Bedeni ve zihni gücü artırır. Cinsel istekleri kamçılar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Birçeneklilerden zencefil, kakule gibi bitkileri içine alan bir familya.

Türkçe Sözlük by