Efr ne demek? | Efr anlamı nedir? | Efr

Efr anlamı nedir?

Efr ne demek?

Efr anlamı nedir?

Efr | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: efr

Teknolojik Terim

Cep telefonlarının kulaklık kısımlarından elde edilen sesin kalitesini yükselten bir teknolojidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) (A. Alem = Cihan, F. efrûhten = Parlatmak). Alemi parlatan, bütün Aleme ışık saçan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالم افروز] dünyayı parlatan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş tutuşturan, ateş yakan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش افروز] ateş yakan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dostça davranmak, yardım etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاتفریق] hiçbir ayırım gözetmeksizin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). keyfi yerinde, kaygısız, dertsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gûyâ gaaib’ten, Alem-i gayb’dan haber veren bir ilim. (bk.) Cifr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جفر] gaipten haber veren bilim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cihânı, dünyayı parlatan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Dünyayı parlatan, aydınlatan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dolandırmak, aldatmak, hakkını yemek, gadretmek; (slang). üç kâgıda getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ödemek, tediye etmek, vermek, tesviye etmek. defrayment (i). ödeme tediye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (papaz) rütbesinden mahrum etmek ; cüppesini çıkartmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). buzlarını çözmek veya eritmek. defroster (i). buzdolabı v.b.'nde buzları çözme veya eritme tertibatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. defroster

buzçözer

Buzu çözen, donmayı önleyen alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heater that removes ice or frost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A setting of your car's heating controls that lets you easily remove frost and fog from your vehicle's windows. heater that removes ice or frost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönül aydınlatan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دل افروز] gönül aydınlatan, sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönül aydınlatan. - (bkz.Dilfüruz).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ferd). Ferdler, kişiler, (bk.) Ferd, efrat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افراد] fertler, bireyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ferh). Piliçler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ferah). Sevinçler, sevinmeler, iç açıklıkları.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İbr.) (Erkek İsmi) - Hz.Yusuf un ikinci oğlu. Orta Filistin’de yerleşen İsrail kabilesine adını verdiği söylenir. Bu kabile Hz.Süleyman’ın ölümünden sonra asıl İsrail topluluğunun 12 kola ayrılmasında etken oldu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. efrâhten fiilinden imef.). Yükseltilmiş, yükselmiş, kaldırmış, kaldırılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. feres). Feresler, atlar. (bk.) feres.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Atlar, beygirler, kısraklar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Turan Türkleri büyük kahraman kağanının Farsça adı. Alp er Tonga asıl adıdır. Büyük İskender’den evvel yaşamıştır. Kaşgar’daki ilk müslüman Türk sülalesi Karahanlıların Afrasiyab neslinden geldiği söylenmektedir. Alper Tonga Hüsrev tarafıandan öldürülmüştür.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(EFRAD) (i. A. c.). 1. Fertler. 2. (askerlik). Erler, er rütbesinde olanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individuals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. efrâhten fiilinden imas. sıfat terkibi teşkiline girer). Yükselten, kaldıran. Osm. ref’eden: Ser-efrâz = Baş yükselten, seçkin, mümtaz (ser-firâz da denilir).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Kaldıran, yükselten. - Firar. Yükselten, mümtaz, büyük, meşhur, maruf.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fr. Franc’dan). Bu kelime Ortaçağ’da teşekkül ederek, o sıralarda Franklar’ın ve bilhassa Charlemagne’ ın hükmü altında bulunanlara ve zamanla genişleyerek bütün Avrupalı lar’a dendi. Frenk, Avrupalı, hasseten Fransız, tâife-i efrenc. (tıp) DS-ül-efrenc: = Firengi hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افرنج] Batılı, Avrupalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. efrenciyye). Frenkler’e yani Avrupalılar’a mensup ve ait: Tarih-i efrencî, elsine-i efrenciye = Avrupa tarihi, Milâdî tarih, Avrupa dilleri, (tıp) Frengi hastalığına ait: lllet-i efrenciyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Süs. mec. Şan, debdebe.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Cemşid soyundan anlayış ve zekasıyla meşhur bir İran hükümdarı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. mimarlık). Saçaklarda binanın enince uzayıp giden ve baş tabanı kornişten ayıran kısmı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). 1.Parıltı, ışık. 2.Nur. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. efrûhten fiilinden imef. Ekseriya terkiplerde bulunur). Şulelenmiş, parlamış, tutuşmuş: Dil-i efrûhte = Gönlü yanık. Şem’-i efrûhte = Yakılmış mum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (efrûhten fiilinden imas. sıfat terkibi teşkiline girer). 1. Şulelendiren, parlatan, aydınlatan, ışık veren: Hüsn-i cihân-efrûz = Dünyayı aydınlatan güzellik. 2. Tutuşturan, yakan: Dilefrûz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Şule, parıltı. 2.Aydınlatan, parlatan. 3.Tutuşturan, yakan. Gösterişli güzel.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). en öndeki yer, ön taraf, ön sıra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. fürûhten yahut efrûhten fiilinden imas. olup sıfat terkibi teşkiline girer). Parlatan, aydınlatan, tenvir eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير قابل تفریق] ayırdedilmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Boyun kaldıran, başı yukarıda, mec. Kibir ve gurur sahibi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) greypfurt, greyfurt, kızmemesi, altıntop, (bot.) Citrus paradisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) aksi iddia edilemez, inkâr edilemez, itiraz kabul etmez. irrefragably (z.) inkâr edilemez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) fesholunamaz, bozulamaz; kırılmaz (Işın). irrefrangibly (z.) fesholunmaz bir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Köy (Arap ülkelerinde yer isimlerini meydana getiren bazı terkiplerin başında bulunur: Kefrü’z-Zeyyâd).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کرم شب افروز] ateş böceği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مجلس افروز] meclisi aydınlatan, meclisi şenlendiren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferağ» dan im.) (tıp). Dökülecek yer, yol ve mecrâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fark» dan im.) (c. mefârık). Baş tepesi, saçların iki tarafa bölündüğü yer ki, başın ortasıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A. «fark» dan imef.) (mü. mefrûka). Ayrılmış, ayrı, araya başka bir şey girmiş, makrûn mukabili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEFRÜŞ) (i. A. «ferş» ten

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفروش] döşenmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Döşeme ve döşetmeye yarayan şeyler, mobilya: Salon mefrûşâtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabrics. furnishings. interior fittings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnishings. furniture. upholstery. upholstering. fitment. furnishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفروشات] döşeme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Odalık mânâsiyle kullanılıyorsa da, Arapça’da yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «farz» dan imef.) (mü. mefrûza). Farzolunan, yapılması farzolan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferz» den imef.) (mü. mefrûze). Bir toptan ayrılmış, bölünmüş (müfrez gibi): Mefruz arsa.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفروز] ayırılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفروض] farzedilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Farz olunmuş, varsayılmış.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mefruz).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A. «ferâğ» dan if.) (mü. müstefriğa) (tıp). Istifrağ ettiren, kusturan (ilâç).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ürküp kaçma. 2. Tiksinme, ikrâh etme: Bu yemekten bana nefret geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hate. hatred. disgust. detestation. abhorrence. loathing. animosity. abomination. animus. antipathy. aversion. contempt. despite. dislike. distaste. down. enmity. execration. horror. odiousness. odium. repugnance. repulsion. miso-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allergy. aversion. distaste. gall. hate. hatred. loathing. outrage. repugnance. repulsion. venom. disgust. dislike. detestation. animosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abhorrence. aversion. hate. hatred. loathing. detestation. strong dislike of sth. abomination. bloody. disgust. dislike. horror. odium. rancour rancor. repugnance. repulsion. revulsion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abhor. detest. hate. loathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hate. to loathe. to detest. to abhor. to have a strong dislike of sth. abominate. despise. execrate. to hate one's guts. look down one's nose at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abhorrent to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

odious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lânet, beddua.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نفرین] lanet, ilenç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir böbrek hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Böbreklerin çalışmasında görülen bir bozukluktan kaynaklanır. Bu durumda idrara protein karışır. Tıp dilinde bright hastalığı da denir. 3 çeşidi vardır.

- Akut Nefrit.

- Müzmin Nefrit.

- Subakut Nefrit.

Nefritin bütün çeşitlerinde yatak istirahatı şarttır. Üşütmemeye dikkat etmek ve bele kuşak sarmak da gerekir. Ayrıca çıkan idrar miktarından çok su içilir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su.

Hazırlanışı : Bir su bardağı sıcak suya 1 kahve kaşığı kuru kekik konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülüp, içilir. Günde iki kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ışınları kırmak. refract (İng.) angle kırılma açısı. refracting telescope mercekli teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kırılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kırılan. refractive index kırılma oranı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mercekli teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) inatçı, itaatsiz; kolay işlenemez, erimez. refractorily (z.) inatla. refractoriness (i.) inatçılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), from ile kendini zaptedip çekmek, bir şey yapmaktan çekinmek, kendini tutmak, sakınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şarkı nakaratı, nakarat nağmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kırılabilir. refrangibil'ity, refrangibleness (i.) kırılma kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. refârif). 1. Yumuşak, ince kumaş. 2. Döşek, döşeme, minder.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.İnce, yumuşak kumaş. 2.Kenar saçağı. 3.Döşek, döşeme, minder, yastık. 4.Kuşu çok olan çimenlik. 5.Dallan salkım salkım olan ağaç. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tazelemek, yeniden canlandırmak, hayat vermek; dinlendirmek, serinletmek; kuvvetlendirmek (hatırayı). refresh oneself canlanmak; dinlenmek, tazelik kazanmak, serinlemek. refreshingly (z.) canlandırıcı surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) tazeleyici; (i.) tazeleyen veya ihya eden şey; (k.dili) içki; (huk.) tehir edilen veya fazlasıyle uzayan celse için avukata verilen ek ücret. refresher course eski bilgileri hatırlayıp yenilikleri öğrenmek için yapılan çalışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) canlandırıcı, hayat verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) taze hayat verme; canlandırma, canlanma; canlandırıcı veya dinlendirici şey; (çoğ.) yiyecek içecek şeyler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) serinlik verici, soğutkan (ilaç veya içki); soğutucu veya dondurucu (kimyasal madde).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) soğutmak, buzdolabı içinde dondurmak veya donmak. refrigera'tion (i.) soğutma, serin tutma, dondurma. refrigerative (s.) soğutucu, dondurucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) buzdolabı, soğutucu. refrigerator car frigorifik vagon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. şeb = gece, efrûhten = parlamak). Gece parlayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شب افروز] geceyi aydınlatan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Geceyi aydınlatan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başını yükselten, başta gelen, Osm. temâyüz eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سرافراز] başı yüce. 2.başta gelen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A «ferd» den) (tasavvuf). Dünyadan ayrılıp yalnız Allah ile meşgul olma: Ehl-i tefrîd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferah» dan). Ferahlandırma: Kalbimi tefrîh etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفریح] ferahlık verme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEFRİK) (ka ile) (i. A. «fark» dan) (c. tefârîk). 1. Ayırma: Sürüden beş koyun tefrik etti. 2. Ayrı tutma, seçme: Evlâdımdan hiçbirini diğerlerinden tefrik etmem. 3. Meclis-i tefrik = İdare meclisine yeni üye seçmek için toplanan kurul. (bk.) Tefârîk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinction. separation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinguishing. differentiating. discrimination. segregation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفریق] ayırma, ayırdetme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ayırılmak, ayırt edilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distinguish. to differentiate (between two things. define. denominate. differentiate. discriminate. make a distinction. segregate. separate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ayırmak, ayırt etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ayrılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) 1. Ayrılma, ayrılık, anlaşmazlık: Aralarına tefrika düştü, girdi. 2. Gazete ve dergilerde devamlı olarak yayınlanan eser, yazı serisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serial. serialized literary work. installment (of a serial. disagreement. discord. discursion. consecutive narrative. dissension. feuilleton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تفرقه] bölücülük. 2.ayrılma. 3.bölüm bölüm yayınlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEFRİŞ) (i. A. «ferş.ten) (c. tefrîşât). 1. Döşeme, döşetme, yayma. Seccâdesini odaya tefriş edip oturdu. 2. Bir yerin zeminini döşetme, bir şeyle örtme. Merdiven önünü mermerle ve yemek odasını çini ile tefriş etti. 3. Bir evi döşetme: Yeni biten dairesini daha tefriş etmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spreading out over. paving. covering. furnishing. providing with furnishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفریش] döşeme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

döşenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

döşemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnishings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفریشات] döşemeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A «fart» tan) Orta dere cenin altında kalma, zıddı: ifrât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tephrite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفریط] aşırılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) ondan, oradan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kimseden arkadaşlık görmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bolluk, çokluk, Ar. kesret. Vefretle = Pek çok ve bol olarak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Çokluk, bolluk. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by