Eği ne demek? | Eği anlamı nedir? | Eği

Eği anlamı nedir?

Eği ne demek?

Eği anlamı nedir?

Eği | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: egi

Türkçe Sözlük

yahut EĞÜ veya İĞİ (i.). Kaburgaların omurgaya bağlı olmayanları, en alttakileri. Ar. dil’, Fars. pehlû.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Halk dilinde: İğ. (bk.) İği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Adamcağız.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalkan, siper; saye, himaye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çileğe ve daha ziyade böğürtlen meyvasına benzer, lâkin ondan büyük, güzel, kokulu bir meyva.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changing one's tune. variety in food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cicada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cicada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آهستگی] yavaşlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vatan veya hükümdara sadakat; sadakat, bağlılık, merbutiyet (gerçeğe, bir partiye v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bulaşıktık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آلودگی] bulaşma, bulaşıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Amâdelik, hazırlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آمادگی] hazırlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). Hicri sene, H.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rahat, huzur, istirahat, Asfyiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آسودگی] huzur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gadfly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glowworm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glow worm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yaz gecelerinin karanlığında otların arasında veya havada uçarken parıldayan, yanıp sönerek sarı-yeşil bir ışık veren bir böceği görmüşsünüzdür. Yanına yaklaşıldığında ışığını söndüren, gece karanlığında izini kaybettiren bu böceğin ismi ateş böceğidir.

Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bunun bilimsel adı ‘soğuk ışık’tır ki günümüz teknolojisi bu ışığı henüz yapay olarak üretmeyi başaramamıştır. Bilim insanları dünyada milyonlarca yıldır mevcut olan bu tabiat teknolojisinin önce çalışma mekanizmasını çözmek sonra da taklit ederek insanlık hizmetine sunabilmek için çalışmalarına hız vermişlerdir.

Kısa bir zaman öncesine kadar sürtünme veya ısı olmadan ışık elde etmenin imkansız olduğuna inanılıyordu. Nasıl ki normal bir ampul kendisine verilen enerjinin yüzde 4’ünü, florasan ampul ise yüzde 10’unu ışığa dönüştürebiliyor, geri kalanını ısı olarak yayıyorsa, ateş böceğinde de benzer bir durum olduğunu sanan bilim insanları, böceğin bu iş için kullandığı enerjinin tamamını ışığa dönüştürebildiğini tespit edince hayrete düştüler. Gelelim ateşböceğinin ışık üretme mekanizmasına... Aslında ateş böceklerinin ışık verme reaksiyonları o kadar hızlıdır ki bu fonksiyonun kademelerini incelemek hemen hemen imkansızdır. Yani ışık üretim mekanizması hakkındaki bilgiler hala teoride kalmaktadırlar. Kesin olarak bilinen bunun moleküler seviyede kimyasal bir işlem olduğu, bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştiirebildikleridir.

Ateş böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden, ışık elde elmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmekledir. Bunlardan birincisinin kimyasal yapısı aydınlatılmış ve yapay olarak elde edilmiştir. İkincisinin ise yapısındaki gizem çözülmesine rağmen sentetik olarak üretilmesi hala mümkün olamamıştır.

Ateş böceklerinde üretilen iki kimyasalın birleşiminin de ışık vermeye tam olarak yetmediği, böceğin ışık bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi gerektiği tespit edilmiştir. Bilinmeyen bir başka ayrımı ise bu ışığı hangi şalterin açıp kapadığıdır.

Bu gizemli böceklerin 2 bin çeşidi olup erkekleri uçabilirken dişileri kanatsızdırlar. Erkekler dişileri aramak için geceleri uçarlar ve ışıklarını birbirleri ile iletişim kurmak için kullanırlar. En iyi ışık verimini gelişmiş dişiler verir. Ateş böcekleri geceleri 3 saat süreyle ışık verebilirler.

Genellikle ısırarak zehirledikleri salyangozları yedikleri için kireçli toprakların olduğu nemli bölgelerde daha çok görünürler. Parlamayı sağlayan kimyasal maddeler sayesinde, kazara onu yiyen bir düşmanı kusmak zorunda kalır ve bir daha başka ateş böceği yemeye teşebbüs etmez.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salvia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kınkanatlılardan, karanlıkta vakit vakit parlayan maruf böcek. (Campyris noctiluca).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atlasçiçeğigillerden bir bitki. Yaprakları yayvan ve dikenli olan atlas çiçeği, güzel ve parlak çiçekler açar. Pek çok çeşidi vardır. Kaktüs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İkiçeneklilerden bir bitki familyası. Bu familya bitkileri sıcak ve kurak ülkelerde yetişir, gövde ve yaprakları etli ve dikenlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic nucleus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting dog. beagle. game dog. hound. retriever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kabul oyu. olumlu oy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ankle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ankle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileşikgillerden, çok iri, sarı renkli çiçeği olan, tohumundan yağ çıkarılan ve Türkiye’de yetiştirilen bir bitki (Helianthus annuus). Çiçekleri daima güneşe doğru döndüğü için günebakan da denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower. helianthus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower. sunflower günebakan. gündöndü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «Azâde» den). Her kayıttan uzak oluş, serbestlik, kayıtsız ve tasasız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honeycomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comb. honeycomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honey comb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flagpole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag staff. flagpole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calisthenic exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gym.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calisthenics. exercise. gymnastics. physical education. physical jerks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başlamak, ilk adımı atmak (bir işte); meydana gelmek, vücut bulmak, zuhur etmek; başlatmak, önayak olmak, ihdas etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. herhangi bir işe yeni başlayan kimse, başlayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başlangıç; menşe; baş, esas, mebde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kuşatmak, çevirmek, ihata etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watchdog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watch mastiff. watchdog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bendelik, kulluk, kölelik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بندگی] kulluk. 2.kölelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nutritionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük bey, beyciğim. (dostluk veya hakaret, küçümseme makamında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yabancılık, bîgânelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Yabancılık, bîgânelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hone. grinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharpener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oilstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whetstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kesici Aletleri bileyecek Alet. Ar. meşhaz: Bileği çarkı = Bilemeye mahsus çark. Bileği demiri = Kasap masadı. Bileği taşı = Bilemeye mahsus maruf taş. Bileği kayışı = Berberlerin ustura biledikleri kayış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dung beetle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trumpet flower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(çan çiçeği): Çançiçekgillerden; çiçekleri boru biçiminde olan bir bitkidir. Çiçekleri turuncu renktedir. Kullanıldığı yerler: Nefes darlığı, bronşit ve astımın sebep olduğu rahatsızlıkları giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tent pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). I. Hizmetçilere verilen ücret ve elbise parası. 2. Hizmetkâr. 3. Tüfek fitili. 4. Elbiselik kumaş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جامگی] giysi parası. 2.hizmetçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalın camların kenarından bakılınca görülen, yeşile çalar mavi renk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Çançiçeğigillerden, bir bitki cinsi, boru çiçeği (campanula).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellflower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitişik taçyapraklılardan bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cork jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

black bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pumpernicel. rye bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Harici CD/MiniDisc otomatik değiştiricilerin kontrol edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çiğin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چگونگی] nitelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

—CİK, CEĞİZ (e.), (bk.) —cak, —cağız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tree cricket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cricket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beceriklilik, maharet, hazâkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit büvelek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mastiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheepdog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karabuğdayın bir çeşidi (polygonum aviculare) .

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üniversite talebesi veya mezunu; üniversite mensubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). üniversite ile ilgili; üniversite öğrencilerine özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowslip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primrose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çuhaçiçeğigillerden, bir süs bitkisi (primula veriş).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowslip. primrose. polyanthus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(baharçiçeği): Çuhaçiçeğigillerden; sık çiçek açan bir süs bitkisidir. Kökü kırmızı; yaprakları sarıdır. Çiçekleri ise; koyu sarı renkte olup, çuha gibi kıvrıktır. Kullanıldığı yerler: İdrar ve balgam söktürür. Vücuda rahatlık verir. Sinirleri yatıştırır. Rahat uyku sağlar. Yarımbaş ağrılarını dindirir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.), ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the lower slopes of a mountain. hillside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), ikiçeneklilerln ayrı taçyapraklılar kısmından, bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Menfilik edatı olup 1. Isnad fiiline dahil olur: Değilim, değilsin, değildir, değiliz, değilsiniz, değillerdir. Değil idim (değildim), değil idik vs. Gaib sigalarında bazen isnad fiili ortadan kalkar ve yalnız bu edat kalır: O adam değil (değildir). Onlar orada değil (değillerdir). 2. İki şeyden birini red ve diğerini ispata yarar ve bağlama edatı gibi ve Arapler’ın «lâ ... bil» edatlarıyle ifade ettikleri mânâ ile kullanılır: Onu söyleyen ben değil, sizsiniz. Değil yazmaya, okumaya bile İktidarı yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ain't. not. no. not a. un-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not. no.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Son çekim edatı olup «dek» den daha kuvvetlidir. Kadar, ili, hattâ, tâ: Sabaha değin göz kapayamadım. Siz gelinceye değin ben bekleyeceğim. İstanbul’dan Edirne’ye değin hep düz yerlerdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

until. till. up to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

until.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contact. mention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Temas etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch on. touch upon. refer. speak to. advert. deal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to touch on. to mention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to touch on. to mention. brush. deal with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Değdirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (döner ve çarh demek olan «teker» den). 1. Buğday vesaireyi öğütmeye mahsus Alet ve makine ki, çeşitleri olup en tanınmışı, su, yel ve kol ila döneni ve sonraları icat olunan, buhar ve mazotla işleyenleridir. Bunlara bir zamanlar yanlış tâbirle «fabrika» denmiştir. har, hayvan, su, yel değirmeni. Değirmen deresi = Değirmen suyunun yolu Değirmen taşı = Değirmen tekerleği 2. Elde döndürülerek kavrulmuş kahve ve karabiber vesaireyi toza çevirmeye yarayan Alet: Kahve, biber değirmeni. 3. Zeytin vesaireyi ezip suyunu almaya mahsus makine, pres: Zeytin değirmeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grinder. mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mill. grinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mill. grinding machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir un değirmeni işleten adam. Ar. tahhân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değirmencinin meslek ve vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miller's trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Su veya yel değirmenleri çok olan yer. 2. (coğrafya) Ege Denizi’nin doğusunda iki ada ismidir: Küçük Değirmenlik, Büyük Değirmenlik. 3. Öğütülecek hububat: Değirmenlik buğday.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yuvarlak, müdevver, dairevî: Değirmi çehre. 2. Eni, boyu bir, kare. Ar. murabbâ: Bir değirmi tülbent.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Değirmi biçimine koymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yuvarlak veya eni, boyu bir olmak: Şişmanladı, yüzü değirmilendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yuvarlaklık, dairevî şekil: Çehre değirmiliği. 2. En ile boyu bir olma, kare, murabbâ şekil: Bu kilimin değirmiliği tam değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Bir şeyi verip yerine diğer bir şey alma. Ar. tebdil, tahvîl. 2. Bir malın diğer bir mal ile değiştirilmesi, mübadele, trampa: Değiş tokuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barter. exchange. interchange. swap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange. barter. commutation. permutation. swap. trade. trading. traffic. trucking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commute. interchange. swap. swop. traffic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Her açıdan kolay izleme için değişebilir açılı yüksek kaliteli geniş LCD ekran. Bu özellik ile çekilecek alanı belirlerken kamerayı yukarı veya aşağı doğru eğerek kadrajı rahatlıkla ayarlayabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erratic. unstable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternating. varying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değişen, Osm. tebeddül ve tagayyür eden: Değişici renk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Değişmiş, Osm. tebeddül etmiş, Ar. mütegayyir. 2. Mübadele edilmiş, değiştirilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

different. diverse. way-out. diversified. alternative. several. varied. variegated. variant. calico. quirky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alien. atypical. different. diverse. quaint. refreshing. unlike. variant. varied. various. new. unusual. original.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

varied. various. changed. different. modified. amended. variant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başkalaşma, Ar. tebeddül, tegayyür. 2. Mübadele, trampa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. alteration. diversification. shift. chopping. modification. innovation. kink. recast. variance. variegation. variety. vicissitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alteration. amendment. break. change. modification. shift. turn. variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amendment. modification. change. modification alteration. revision. novelty. diversification. mutation. redeployment. shift. twist. variance. variety. vicissitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. changing. mutation. alteration. variation. switch. turn. metamorphosis. permutation. meta-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alteration. diversity. evolution. flux. switch. variation. changing. change. barter. change in the wind direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange. exchange. metamorphosis. alternation. giro. permutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Canlı varlıklardaki soyaçekimin atlama şeklinde değişebileceğini ve bu değişmelerin, türlerin meydana gelmesinde ana yol olduğunu ileri süren nazariye, mütasyonizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başkalaşan, tebeddül ve tegayyür eden, sabit olmayan: Çabuk değişir bir renktir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variable. changeable. flexible. changeful. unstable. unsteady. uncertain. choppy. inconstant. inconsistent. mobile. capricious. erratic. fickle. fitful. flexile. fluid. incalculable. inequable. labile. mercurial. mutable. protean. shifting. sliding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capricious. flighty. floating. inconsistent. moody. uneven. variable. varied. volatile. wanton. wayward. changeable. factor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variable. changeable. flexible. floating. kaleidoscope. mobile. uncertain. unsteady. variant. wayward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu tür dijital ses filtreleri, belirli bir müzik stiline ya da kullanıcının tercihine uyması için iki tür filtre eğrisinden birinin seçilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running cost. variable cost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flux. instability. variability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variability. variation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Değişme, başka hale gelme. Ar. tebdil, tegayyür: Havanın değişmesi. 2. Çamaşır tebdil etme, temiz çamaşır giyme: Çamaşır yıkanacağından bugün değişmeniz gerekir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transition. alteration. changing. chopping. interchange. shift. switch. transmutation. turn. vicissitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. conversion. mutation. shift. variation. exchange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. shift. variance. exchange. modulating. modulation. altering. barter. conversation. changeover. swap. transformation. transmutation. transition. revolution. preference. increment. metamorphosis. fluctuation. distortion. commutation. chopping. varia

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Değişme işi, değişmek, başka hale gelmek. Osm. tebeddül etmek: Bu atın eğeri değişmiş. 2. Başkalaşmak, başka türlü olmak, tegayyür etmek: İspirtoya su katınca rengi değişir. Bu adamın tabiatı büsbütün değişti. Hava değişiyor. 3. Çamaşır değiştirmek, temiz çamaşır giymek: Siz değiştiniz mi? Değiştirmek: Tebdil veya mübadele etmek: Bu atı ne değişirim, ne satarım. Bunu dünyada bir şeyle değişmem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. convert. amend. modify. alter. mutate. turn to. shift. alternate. chop about. chop round. shade. switch. vary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alter. change. convert. evolve. mutate. shift. trade. vary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange. to change. to alter. to become different. to be replaced by another. to be changed. to exchange sth for sth else. to change one's clothes. to trade sth for sth else. fluctuate. turn into. metamorphose. shift. vary. veer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde bir parçanın usul geçkili olması: Değişmeli şarkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changeless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constant. decided. declared. equable. firm. fixed. flat. immovable. immutable. inexorable. inflexible. intransigent. invariable. rigid. set. settled. stable. steady. strict. sworn. unchangeable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixed. constant. immutable. invariable. unchangeable. stable. equable. hard core. immovable. incommutable. irrevocable. permanent. steadfast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changelessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constancy. invariability. stability. immutability. equability. fixity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parameter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alterative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

converter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be changed. to be exchanged. to be converted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide portenin başında yazılan diyez ve bemoller: Değiştirme işaretleri yahut portenin donanımına aykırı olarak nota içinde diyez, bemol veya bekar kullanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changing. exchange. replacement. alteration. conversion. shift. switch. interchange. commutation. disguise. leavening. modification. re-formation. recast. reformation. trans-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alteration. amendment. change. conversion. exchange. modification. shift. swap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alteration. shift. switching. change. distortion. conversion. shifting. alternation. change-over. modulation. variation. permutation. replacement. modification. inversion. substitution. denaturalization. transformation. change over. changing. commutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyi verip yerine diğer bir şeyi almak, değiştirmek: Atları, arabayı değiştirdim. 2. Bir şeyi bırakıp yenisini kullanmak, yeniletmek: Odanın bütün mobilyasını değiştireceğim. Bugün çamaşır değiştirmeli. 3. Başkalatmak, Osm. tagyîr etmek: Tabiatını büsbütün değiştirmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. exchange. convert. alter. vary. shift. switch. swop. swap. replace. alternate. commute. disguise. diversify. doctor. falsify. garble. interchange. intersperse. juggle with. metamorphose. modify. recast. switch to. transmute. unmake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alter. cast. change. convert. distort. doctor. falsify. modify. qualify. shift. swap. switch. vary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alter. change. modify. substitute. to change. to exchange sth for sth else. to modify. to amend. to alter. to shift. to convert. to replace. to vary. to substitute for. to alternate. to denaturize. to turn. to transform. to distort. to variate. to modulat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Değişmek işini yaptırmak: Onlara yerlerini değiştirttim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth changed or exchanged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strait jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Acizlik, acz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دیوانگی] delilik, çılgınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tencere daha 14. yüzyılda hemen hemen tamamıyla bugünkü şeklini aldı. O zamanlar tencereler sadece yemek pişirmek için değil, su kaynatmak hatta içinde çamaşır yıkamak için bile kullanılıyordu. En eski tencereler dökme demirdendiler. Sonraları toprak, bakır, alimünyum, emaye ve camdan olanları da yapıldı

Bakır tencerelerin, kullanış ve dayanma bakımından iyi olmalarına karşın sık sık kalaylanmaları gerekir. Alimünyum tencerelerin sakıncalı yanları ise kesif soda ve alkali eriyiklerin alimünyum üzerine olan etkileridir. Sıcak-soğuk farkından etkilenip çatlasalar da en sağlıklı tencereler cam (payreks) olanlarıdır. Pişirme sırasında içleri görülebildiğinden sık sık kapaklarının açılması gerekmez, yiyeceğin vitamini kaçmaz.

Düdüklü tencerelerin yan yüzleri basınca dayalı malzemeden yapılır. Kapakları ise ilginçtir. Çevrilince tencerenin ağzını içten sıkı sıkı kapatırlar ve buharın kaçmasına mani olurlar.

Düdüklü tencerenin kapağında herhangi bir patlama tehlikesine karşı, istenen basınca, dolayısıyla pişme derecesine göre ayarlanabilen bir subap vardır. Basınç ayarlananın üstüne çıkınca subap açılır, buhar buradan dışarı kaçar, hızla çıkan buharın çıkardığı düdük sesi de etrafı olaydan haberdar eder. Düdüklü tencere ismini de bu nedenle almıştır.

Düdüklü tencerenin pişirme prensibinde suyun kaynama özelliği yatar. Su 100 derecede kaynar demek tek başına doğru bir ifade değildir. Kaynama sıcaklığı atmosfer basıncı ile doğrudan ilgilidir. Basınç atmosfer basıncından düşükse, su daha düşük sıcaklıklarda da kaynayabilir veya basınç atmosfer basıncından yüksekse suyun kaynaması için daha yüksek sıcaklıklar gerekir.

Normal tencere ısıtıldığında su 100 derecede kaynar ve tüm su kaynayana kadar bu sıcaklık sabit kalır, yemek de bu sıcaklık da pişer. Düdüklü tencerede ise buhar dışarı kaçamadığından tencerenin içindeki basınç gittikçe artar, dolayısıyla su 100 derecede kaynamaz, tenceredeki sıcaklık 130 dereceye kadar çıkar.

Böylece pişirilmesi istenen besinlerin ısısı suyun kaynama derecesinden çok daha yükseğe çıkar. Bu yüksek sıcaklık yiyeceğe süratle nüfuz ederek, vitamin ve minerallerini kaybetmeden daha çabuk pişmesini sağlar. Bundan dolayı et haşlaması en çok yarım saatte, kuru sebzeler yirmi dakikada pişebilirler.

Gelelim düdüklü tencerenin öyküsüne. 1682 yılının 12 Nisan akşamı Londra’da bir evde kraliyet sosyetesinden bir grup yemek yiyeceklerdir. Bu yemek o güne kadar yenmiş yemeklerden farklıdır çünkü davetlilerden Fransız mucit, 35 yaşlarındaki Deniş Papin, yemeği son buluşu olan, her tarafı kapalı, üzerinde emniyet vanası olan bir kap içinde pişirecektir.

Papin, gazlarla ilgili ana kanunları formüle eden İrlandalı fizikçi Robert Boyle’nin asistanıdır ve kabın içindeki buhar basıncını arttırarak, yemeğin sıvı kısmının kaynama noktasını yükselten bu buluşunu 1679’da gerçekleştirmiştir. Yemekte bulunanlar pişen etten o kadar memnun olmuşlardır ki, bu buharlı tencere süratle yayılmış, hemen hemen bütün yiyeceklerin hatta pasta ve pudinglerin pişirilmelerinde bile kullanılmıştır.

Her icadın ilkinde olduğu gibi, bunda da bazı aksamalar olmuş, emniyet valfı sık sık tutukluk yapmış, güzel bir akşam yemeği yemeye hazırlananlar, tencere patlayınca yiyecekleri duvarlarda seyretmek zorunda kalmışlardır. Bu patlamalar düdüklü tencerenin neredeyse 150 yıl unutulmasına yol açmıştır. Tekrar popüler olması ise Napoleon Bonaparte sayesinde olmuştur.

‘Bir ordu midesi üzerinde hareket eder’ diye bir vecizenin sahibi olan Napoleon askerlerine yiyecek ikmalini sağlıklı yapamamaktan şikayetçi idi. Bu sorunu çözmek için parasal ödül vaat etmesi üzerine Fransız şef Nicholas Appert, Papin’in buluşunu geliştirerek günümüzdekine benzer pratik bir düdüklü tencere yapmış ve tekrar yaygın olarak kullanılmasını sağlamıştır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Düğün çiçeğigillerin örnek bitkisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buttercup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(girit lalesi): Düğünçiçeğigillerden; 30-60 cm. boyunda, uzun ömürlü bir bitkidir. Kökleri ipliksidir. Nisan - Haziran aylarında çiçek açar. Zehirlidir. Yaprakları çok küçüktür ve üç parçalıdır. Hekimlikte nadiren kullanılır. Kullanıldığı yerler: Basur memelerinin şikayetlerini giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İki çeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yemiş koparmak için ağaç dalını vesair şeyleri tutup eğmeğe mahsus ucu eğri değnek, ağaçtan kanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğilmiş, dik olmayan, meyilli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oblique. inclined. slanting. sloping. threshold. bevel. drooping. droopy. leaning. skewed. on the slope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oblique. bent. slant. slanting. gradient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slant. oblique. bent down. inclined. slanted. pitched. prone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclined plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğik durma hali, meyil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclination. obliquity. propensity. tilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağ sarmaşığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Temayül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclination. obliquity. aptitude. bias. squint. tendency. affection. bent. current. device. disposition. drift. gravitation. leaning. liability. notion. penchant. ply. predisposition. proclivity. proneness. propensity. pulse. relish. sense. set. slan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affinity. bent. bias. disposition. inclination. leaning. mind. propensity. sense. stream. tendency. trend. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclination. tendency. affinity. aptitude. bent. bias. cast. desire. disposition. drift. fitness. liking. movement. ply. predilection. predispostion. proclivity. proneness. propensity. run. set. tide. trend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disposed. inclined. apt. affected. inclinable. liable. slant. slanting. vulnerable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a tendency to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eğilmek işi. (matematik) Bir doğrunun bir başka doğruya (veya düzleme) göre eğik olması. 2. (fizik) Yerin manyetik alanında bulunan serbest mıknatıslı bir iğnenin doğrultusu ile yatay düzlem arasında meydana gelen açı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eğilmek işi, meyil. Ar. inhinâ. Atlının yere eğilmesi. 2. Çevrilme: Taze fidanın eğilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sag. stoop. bending. bent. warp. bend. inflexion. flexure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decline. dip. inflection. stoop. the act of bending or curving. an oblique. intersection. magnetic inclination. warping. deflection. in flexion. declination. buckling. cantling. reclination. lurch. warp. sag. tilt. bow. bending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eğilmek, çarpılmak. Osm. mâil olmak, meyelân etmek, çarpılmak: Sağa doğru eğilmiştir. 2. Bükülmek, çevrilmek, inhinâ etmek: Fidan taze iken eğilir, (bk.) Iğilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflexible. rigid. stiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflexible. rigid. stony. tough. uncompromising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Başkalarının baskısını ve üstünlüğünü kabul etmeyen, baş eğmeyen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğiklik, meyil: Bu yamacın eğimi pek fazla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gradient. dip. inclination. incline. slope. bevel. cant. declination. elevation. fall. grade. obliquity. pitch. slant. tilt. tip. my better half.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buckle. grade. gradient. inclination. incline. slant. slope. declivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slope. bevel. declivity. dip. grade. gradient. rake. tilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arka kemiğinin eğilir yeri: Birinin eğinine binmek (Avrupa dillerinde yine bu mânâda kullanılan Fransızca: lehine, İngilizce: chine, İtalyanca: sehiena kelimeleriyle benzerliği gariptir).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - sırt, ar(Kadın İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ur, tümsek, et beni, siğil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkanın eğin denilen kısmını örten şey, ferâce yakası, kürk vesairenin devrik büyük yakaları, zağara (zahâre) (Fransızca pelerin denilen şeye de bu isim pek münasiptir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut İĞİRİCİ (i.), iplik bükmek işiyle meşgul adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iğ ile bükme, iğden iplik çekme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). iğ ile iplik bükmek, (yün ve pamuk vesaireyi) iğden çekip iplik yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İğ ile iplik büktürmek, iğden yün ve pamuk vesaire çektirmek: Fukara kızlarını toplayıp pamuk eğirtmekle meşgul oluyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spindal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(azakeyeri): Yılanyastığıgiller familyasından; akarsu kıyıları ve bataklıklarda yetişen 60-70 cm. boyunda bir otsu bitkidir. Meyveleri yeşilimsi renktedir. Çiçekleri, siyahımsı-erguvani renklidir. Tadı mayhoştur. Kullanıldığı yerler: İştahı açar, mide ve bağırsak gazlarını giderir. Mide ekşimesini geçirir. Mide ülserini iyileştirir. İdrar ve adet söktürür. Dişetlerini kuvvetlendirir. Ter söktürür, ateşi düşürür ve ağrıları dindirir. Kusturur, aksırtır. Sinirleri yatıştırır. Sarılık ve nikris tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational. educative. instructional. instructive. pragmatic. pragmatical. didactic. educator. trainer. handler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogue. educational. instructive. trainer. tutor. instructor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational. instructor. supervisor of the education of children. tutor. governess. animal trainer. informative. instructional. instructive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultivation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Talim ve terbiye, maarif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instructional. education. training. instruction. schooling. practice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course. education. schooling. training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational institute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teachers college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational institution. educational establishment / institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

training program. training program (me.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Terbiyeci, maarifçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogue. trainer. educationalist. educationist. academician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedagogue. educator. educationalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educationalist. educator. pedagogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğitim görmüş, talimli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educated. literate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trained. instructed. educated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational. pedagogical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneducated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneducated. unenlightened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneducated. untrained. lumpenpetrol. unschooled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philistinism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Terbiye etmek, talim ve terbiyeye tabi tutmak, yetiştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breed. discipline. drill. educate. groom. school. season. train. to educate. to train. to breed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to educate. to train. to instruct. discipline. edify. process in. teach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Mürebbî, köy eğitmeni: Eskiden köyde öğretmenlik yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instructor. instructress. educationalist. educationist. educator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educationist. instructor. educator. village teacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tutorial. educator. instructor. training instructor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational. pedagogical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). fevkalade kötü, çok fena. egregiously (z). kötülükle. egregiousness (i). göze batar derecede fena ahlâklı oluş, kötülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manpower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manual labo r. elbow grease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. mersiyeye ait, mersiye tarzında, hüzünlü, matemli; i. mersiye; mersiye vezni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Havada ince bulut ve buhar bulunduğu vakit güneş ışınlarının geçerken kırılmasıyle güneş ışığını teşkil eden renklerin ayrılmasından hasıl olan 7 renkli büyük halka ki, bazen tek ve bazen çift olur. Osm. kavs-i kuzah(Arapça zannıyle «alâim-i semâ» suretinde de yazılmıştır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mersiye yazmak; mersiye okuyarak hatırasını anmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamppost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utility pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. deftere kaydetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

household bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homely fare. plain fare. plain food. home cooking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. ilim, irfan. 2. Emsal ve akranına üstün olma, eşsizlik, seçkinlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tekrar unsuru). Falan ve fıstık sözlerinin yanı sıra söylenir: Falan festegiz; felan fıstık. Festegiz = Şu, bu; öteberi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Midede toplanan gazın ağızdan çıkarılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belch. burp. eructation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Midede hasıl olan gazı ağızdan çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla sinirli kimselerde görülür. Bunlar yemeklerde haddinden fazla hava yutarlar. Ayrıca geğirme mide veya safra kesesi hastalıklarının bir belirtisi olabilir. Bu nedenle esas nedeni tespit etmek gerekir. Asabi kimselerde görülen geğirmelerde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kimyon, süt.

Hazırlanışı : 2 su bardağı çiğ süte, 1 çorba kaşığı kimyon konur. Kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden sonra birer su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burp. belch. eructate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belch. burp. to eruct. to burp. to belch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to burp. to belch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geğirmek işi, geğirme ile çıkan ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belch. burp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ship's mast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as needed/required. in accordance with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in accordance with. following.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gluten-bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precious thing / person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viewfinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gözün saydam tabakasının arkasında «irisi denen renkli kısmın ortasında siyah bir dairecik şeklinde görülen açıklık. 2. mec. Pek aziz ve sevgili kimse. Gözbebeği gibi sevmek = Pek çok sevmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pupilar. pupillar. pupilary. pupillary. pupil. pupilla. apple of the eye. apple of eye. orb. blue boy. dearest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pupil. pupil of the eye. apple of the eye. the apple of sb's eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pupil of the eye. pupil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Etrafı gözetleyecek yer, av bekleme yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Karanfilgillerden, bahçelere süs için dikilen bir bitki çeşidi (Fr. lychnide).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.F.).Meşhur çiçek ki, küçük ve dikenli bir ağaçta olup şeklinin ve kokusunun güzelliği ile meşhur ve şairlere göre bülbülün sevgilisidir. Pek çok çeşidi vardır: Al, penbe, sarı katmerli gül, gül-l zîbâ. Gül-l sad-berk = Yabanî gül. Hokka (veya okka) gülü = Tatlısı yapılan cinsi. Gül ağacı = Bu çiçeği veren küçük ağaç. Gül bayramı = MÜsevîler’in bir bayramı, (pantekot). Gülbeşeker = Bir çeşit gül reçeli.Gülhatem (hatmi) = Alaca renkli ağaç hatmisi. Gülsuyu = Gülden çıkarılan güzel kokulu su, Fars.gülâb, (Ar.)mâ-ülverd. Gülyağı = Gülden çıkarılan kokulu yağ (sıfat terkiplerine de girer). Gül-ruh = Gül yanaklı. Gül-ro = Gül yüzlü. Gül, gülgiller (Rosaceae) familyasının Rosa cinsinden güzel kokulu bitki türlerine verilen ad. Anavatanı Anadolu, İran ve Çin›dir ama başka yerlerde de yetişir. Çok güzel ve kıymetlidir. Park ve bahçelerin süslenmesinde kullanıldığı gibi odaları, balkon ve terasları süsler. Kesme çiçekçilikte çok talep edilen bir çiçektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayçiçeği, günebakan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hindibâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tacir: Bedestende hacegi

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ خواجگی] hocalık. 2.efendilik. 3.ağalık. 4.sahiplik. 5.tüccar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockroach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockroach. roach. black beetle. croton bug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockroach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eve ait, evde yaşar, Ar. beytî, ehlî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hânendelik, ses san’atkârlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ladybird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خستگی] hastalık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moving to another climate for medical reasons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hicret; göç; (b.h). Hz. Muhammed'in hicreti; hicri sene.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). yarım inme, vücudun yalnız bir tarafına gelen felç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in-service training. on-the-job training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خرده گير] kusur bulan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi iğdedir.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sabit Disk Sürücünüzden DVD’ye aktarılan bilgileri sıkıştırırken en iyi kaliteyi korur. Bu biçim, kaydedilen her bir sahnenin bit hızını otomatik olarak kontrol eder. Bunu, içeriğin hangi kesimlerinin, örneğin, karmaşık aksiyon sahneleri, daha yüksek bit hızlarına ihtiyaç duyduğunu algılayarak yapar. Daha düşük sesli sahneler daha düşük bit hızlarında kaydedilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. okunmaz, okunması mümkün olmayan. illegibil'ity i okunmazlık. illeg'ibly z. okunmaz bir ,sekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gayri meşru, evlilik dışında doğan; kanuna aykrı; makul olmayan, saçma. illegitimacy i. piçlik, gayri meşru olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lily of the valley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snowberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(mayısçanı): Zambakgillerden, ok biçimindeki yaprakları arasında ince bir sap üzerinde küçük çan biçiminde beyaz çiçekler açan bir süs bitkisidir. Boyu 20 cm kadardır. Çiçekleri beyazdır ve üzüm salkımı şeklindedir. Yemişleri küçük ve kırmızıdır. Kokusu çok güzeldir. Kullanıldığı yerler: Kalp hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Çarpıntıyı keser. Kalp hastalığından kaynaklanan suyu söktürür. Ev ilaçlarında kullanılmaz.

Şifalı Bitki by

Genel Bilgi

Dünyadaki 6 milyar kişinin konuştuğu 3000’den fazla dil vardır ama dünya nüfusunun yarısı bu dillerden yalnızca 15’ini konuşmaktadır. En çok sayıda insanın konuştuğu dil ise Çin’deki Mandarin dilidir. Yazı dili bütün Çin’de aynı olmasına rağmen halkın yüzde 70’i Mandarin dilini konuşur ve kuzeyde oturan bir kişi güneydekinin konuştuğunu anlamaz.

Afrika’da 1000’e yakın dil konuşulmaktadır fakat l milyondan çok kişinin konuştuğu dillerin sayısı 30’u geçmez. Hindistan’da 800’den fazla dil konuşulmaktadır. Hatta bu kalabalık ülkede, her 12 kilometre gittikçe lisanın değiştiği söylenmektedir.

Genetik bilimi, insanlığın dünyanın belli bir noktasında, çok büyük bir olasılıkla Yakın Doğu’da doğarak yayıldığı ve dünya üzerindeki iki toplum coğrafi olarak birbirinden ne kadar uzaksa genetik yapılarının da o kadar farklı olduğu düşüncesini doğrulamaktadır. Örneğin Çin, Japon gibi doğu milletleri genetik olarak birbirlerine, Avrupalılar ise Kuzey Afrikalılara, Ortadoğululara ve Hintlilere daha yakındırlar.

Dünyanın bu genetik haritası ile konuşma lisanlarının yayılışı paralellik gösterir. Teoriye göre milattan önce 7500 yıllarında tarımın başlaması ve hayvancılığın gelişmesi ile birlikte Yakın Doğu’dan Avrupa’ya, Kuzey Afrika’ya ve Hindistan’a büyük göçler olmuştur. Bu büyük göç dalgaları üç ana dil gurubunun oluşmasına yol açmışlardır.

Diller arasındaki akrabalığa, bir başka deyişle dillerin tarihsel oluşumuna dayanan bu sınıflandırmada, ortak bir kökenden kaynaklandıkları varsayılan diller aynı öbeğe konulmuştur. Çelişkili olmalarına ve tam tatminkar açıklaması yapılamamasına rağmen bu üç dil grubu şunlardır: (1) Hint-Avrupa dilleri, (2) Ural-Altay dilleri, (3) Hami-Sami dilleri.

Türk dilleri Ural-Altay ailesinin Altay öbeğindedir. Büyük dil öbeklerinin dışında sınıflandırılmalarına rağmen Kore, Japon ve Eskimo dilleri de bu aileden gösterilir. Hami-Sami dillerinin en belirgin örneği Arapça’dır. Çin-Tibet ve Kafkasya dilleri, Avustralya, Afrika ve Amerika yerli dilleri bu ana sınıflandırmanın dışındadırlar.

Diller ayrıca dilbilgisi yapılarına göre de dört sınıfa ayrılır: (1) Kelimelerin kısa kısa, ek almadan, cümle içindeki yerlerine göre anlam yüklendikleri diller (Çin, Vietnam, vb.); (2) Zaman, kişi, olumsuzluk gibi tüm durumların fiilin köküne ek gelmesiyle türetilen diller (Türkçe); (3) Dilbilgisi bağlantılarının fiil kökünde değişiklik yapılarak ifade edildiği diller (Hint-Avrupa, Hami-Sami); (4) Sözcüklerle ekler birleştirilerek bir cümlenin tek sözcüğe dönüştürüldüğü diller (Eskimo). Örneğin Eskimo dilinde “takusariartorumagaluarnerpa” kelimesi “onun bununla uğraşmaya gerçekten niyetli olduğunu sanıyor musunuz” anlamına gelir.

Dünyadaki bütün dillerin tek ortak yanı, en çok kullanılan kelimelerin, daha az kullanılanlara göre az sayıda harfle yazılmaları, yani daha kısa olmalarıdır. Ayrıca hemen hemen bütün lisanlarda vücudun kısımlarının ve organlarının isimlerinin bir çoğu kısa kelimelerle ifade edilir. Türkçe’deki baş, bel, kaş, göz, kas, dil, diş, el, kol, saç, aya, ten, diz, kan, boy, bel, kıl, vb. gibi.

Lisanın zenginliğinde milletlerin yaşadığı ortamın ve kültürün etkisi vardır. Eskimo’lar ata, sadece at demekle yetinirken Türklerde atın cinsine, yaşına, rengine göre değişik isimleri vardır. Ancak bizler de ‘kar’a sadece kar derken Eskimo dilinde karı ve yağışını tanımlayan 32 kelime vardır.

Hayvanlara sesleniş bile dillere göre değişir. Bir İngiliz tavuğunu “bili-bili” diye çağırırsanız anlamaz. İngilizler tavuğu “çak-çak” (chuck), Finliler “fibi-fibu” diye çağırırlar ama hemen hemen bütün dillerde tavuğu kovalama sesleri birbirlerine benzer; kış-kış, kuş-kuş, kş-kş, kiş-kiş...


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Dünyadaki 6 milyar kişinin konuştuğu 3000’den fazla dil vardır ama dünya nüfusunun yarısı bu dillerden yalnızca 15’ini konuşmaktadır. En çok sayıda insanın konuştuğu dil ise Çin’deki Mandarin dilidir. Yazı dili bütün Çin’de aynı olmasına rağmen halkın yüzde 70’i Mandarin dilini konuşur ve kuzeyde oturan bir kişi güneydekinin konuştuğunu anlamaz.

Afrika’da 1000’e yakın dil konuşulmaktadır fakat 1 milyondan çok kişinin konuştuğu dillerin sayısı 30’u geçmez. Hindistan’da 800’den fazla dil konuşulmaktadır. Hatta bu kalabalık ülkede, her 12 kilometre gittikçe lisanın değiştiği söylenmekledir.

Genetik bilimi, insanlığın dünyanın belli bir noktasında, çok büyük bir olasılıkla Yakın Doğu’da doğarak yayıldığı ve dünya üzerindeki iki toplum coğrafi olarak birbirinden ne kadar uzaksa genetik yapılarının da o kadar farklı olduğu düşüncesini doğrulamaktadır. Örneğin Çin, Japon gibi doğu milletleri genetik olarak birbirlerine, Avrupalılar ise Kuzey Afrikalılara, Ortadoğululara ve Hintlilere daha yakındırlar.

Dünyanın bu genetik haritası ile konuşma lisanlarının yayılışı paralellik gösterir. Teoriye göre milattan Önce 7500 yıllarında tarımın başlaması ve hayvancılığın gelişmesi ile birlikte Yakın Doğu’dan Avrupa’ya, Kuzey Afrika’ya ve Hindistan’a büyük göçler olmuştur. Bu büyük göç dalgaları üç ana dil gurubunun oluşmasına yol açmışlardır.

Diller arasındaki akrabalığa, bir başka deyişle dillerin tarihsel oluşumuna dayanan bu sınıflandırmada, ortak bir kökenden kaynaklandıkları varsayılan diller aynı öbeğe konulmuştur. Çelişkili olmalarına ve tam tatminkar açıklaması yapılamamasına rağmen bu üç dil grubu şunlardır:

(1) Hint-Avrupa dilleri, (2) Ural-Altay dilleri, (3) Hami-Sami dilleri.

Türk dilleri Ural-Altay ailesinin Altay öbeğindedir. Büyük dil öbeklerinin dışında sınıflandırılmalarına rağmen Kore, Japon ve Eskimo dilleri de bu aileden gösterilir. Hami-Sami dillerinin en belirgin örneği Arapça’dır. Çin-Tibet ve Kafkasya dilleri, Avustralya, Afrika ve Amerika yerli dilleri bu ana sınıflandırmanın dışmdadırlar.

Diller ayrıca dilbilgisi yapılarına göre de dört sınıfa ayrılır:

(1) Kelimelerin kısa kısa, ek almadan, cümle içindeki yerlerine göre anlam yüklendikleri diller (Çin, Vietnam, vb.);

(2) Zaman, kişi, olumsuzluk gibi tüm durumların fiilin köküne ek gelmesiyle türetilen diller (Türkçe);

(3) Dilbilgisi bağlantılarının fiil kökünde değişiklik yapılarak ifade edildiği diller (Hint-Avrupa, Hami-Sami);

(4) Sözcüklerle ekler birleştirilerek bir cümlenin tek sözcüğe dönüştürüldüğü diller (Eskimo). Örneğin Eskimo dilinde “takusariartorumagaluarnerpa” kelimesi “onun bununla uğraşmaya gerçekten niyetli olduğunu sanıyor musunuz” anlamına gelir.

Dünyadaki bütün dillerin tek ortak yanı, en çok kullanılan kelimelerin, daha az kullanılanlara göre az sayıda harfle yazılmaları, yani daha kısa olmalarıdır. Ayrıca hemen hemen bütün

lisanlarda vücudun kısımlarının ve organlarının isimlerinin bir çoğu kısa kelimelerle ifade edilir. Türkçe’deki baş, bel, kaş, göz, kas, dil, diş, el, kol, saç, aya, ten, diz, kan, boy, bel, kıl, vb. gibi.

Lisanın zenginliğinde milletlerin yaşadığı ortamın ve kültürün etkisi vardır. Eskimo’lar ata, sadece at demekle yetinirken Türklerde atın cinsine, yaşına, rengine göre değişik isimleri vardır. Ancak bizler de ‘kar’a sadece kar derken Eskimo dilinde karın ve yağışını tanımlayan 32 kelime vardır.

Hayvanlara sesleniş bile dillere göre değişir. Bir İngiliz tavuğunu “bili-bili” diye çağırırsanız anlamaz. İngilizler tavuğu “çak-çak” (chuck), Finliler “fibi-fibu” diye çağırırlar ama hemen hemen bütün dillerde tavuğu kovalama sesleri birbirlerine benzer; kış-kış, kuş-kuş, kş-kş, kiş-kiş...


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kolej veya üniversiteler arası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silkworm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signal rocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on- the-job training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Arpacık, gözde çıkan sivilce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marigold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yuvarlak ve ortası çukur bir hamur tatlısı, bk. Kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), ikiçeneklilerden, beyaz çiçekler açan bir süs bitkisi, gündüzsefası, çit sarmaşığı (convolvulus persicum).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(çitsarmaşığı): Çitsarmaşığıgiller familyasından, uçları mavi çizgili beyaz çiçekler açan bir çeşit sarmaşıktır. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı giderir. Hazmı kolaylaştırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee grinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kâr-dîde olma, iş görmüşlük.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(dianthus caryophyllu): İkiçenekliler sınıfının, karanfilgiller familyasından; karşılıklı ensiz sivri yapraklı, düğüm düğüm ince saplı, 300 kadar çeşidi bulunan, otsu bir süs bitkisidir. Yaprakları pembe, beyaz veya kırmızıdır. Ençok tanınan türü çiçek karanfili’dir. Çok hoş kokuludur. Yapraklarından şurup yapılır. Kullanıldığı yerler: Ateş düşürür, terletir. İştah açar. Mide üşütmesinden doğan şikayetleri giderir. Dağkaranfilinin çiçekleri balla karıştırılıp yenirse, iktidarsızlığı giderir.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Amuderya’yı vücuda getiren nehirlerden Surhab üzerinde önemli bir kent.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Süsengillerden, beyaz pembe çiçekler açan soğanlı bitki.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coeducation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coeducation. co-education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kaset Belleği, DV biçiminde kullanılan isteğe bağlı bir özelliktir. DV/MiniDV kasete bir bellek yongası yerleştirilir ve kamera bilgisi, dizin verisi, kayıt tarihi/saati ve fotoğraf verileri gibi ek bilgileri hafızaya kaydeder.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firecracker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Türlü renkte çiçekleri olan bir süs bitkisi (balsamina hortensis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), iki çeneklilerden bir familya. Örnek bitkisi kınaçiçeğidir.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Diski her çaldığınızda kişisel ayarlarınız MiniDisc çalar tarafından kaydedilir. Geri çağrılabilecek özellikler şunlardır: ses yüksekliği, programlı çalma, ses ön ayarı ve çalma hızı.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dragonfly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Su üstünde uçan, başı irice, vücudu narin ve iri vücutlu zarkanatlı bir böcek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir ucu yanmış, yanıp sönmüş odun. bk. Küsgü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çocukluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kuduz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sand viper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Küpeçiçeğigillerin örnek bitkisi ve bunun türlü renkte olan (Lat. fuchsia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrıçanakyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi küpeçiçeğidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Turpgillerden bir bitki (malva sylvestris).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(çoban dağarcığı): Turpgiller familyasından; beyaz veya mor çiçekli otsu bir bitkidir. Birçok türü vardır. Kullanıldığı yerler: Basur memelerini tedavi eder. Boğaz ağrılarını geçirir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I. botanik) Sulak çayırlarda yetişen, zehirsiz bir mantar çeşidi (agaricus campestris).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(frenkteresi): Latinçiçeğigiller familyasından; bir çeşit bitkidir. Çiçekleri kırmızı veya turuncudur. Peru’da doğal olarak yetişir. Çiçekleri salatalarda kullanılır. Kullanıldığı yerler: İştah verir. İdrar söker. Skorbütte faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lavender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lavender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(lavandula): Ballıbabagiller familyasından; çalı görünüşünde, dip kısmı odunsu bir bitkidir. Çiçekleri mavi veya morumsu ya da koyu kırmızıdır. Kokusu güzeldir. Karabaş lavantaçiçeği denilen türü yurdumuzda vardır. Kullanıldığı yerler: Kaynatılmış suyu uyarıcı ve midevidir. Küçük bir torba içinde dolaplara konan lavanta çiçekleri, elbise ve çamaşırları böceklerden korur. Banyo suyuna güzel koku verir. Lavanta kolonyası vücudu ferahlatır. Ateşi düşürür.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. okunur, açık, sökülür, okunaklı. legibil'ity, leg'ibleness i. okunaklılık, açıklık. legibly z. okunaklı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. 4200'den 6000'e kadar erden meydana gelen eski Roma tümeni, alay, fırka; ordu; kalabalık. legion of angels melekler alayı. Legion of Honor Birinci Napolyon devrinde verilmeye başlanan şeref nişanı. foreign legion özellikle Fransız ordusunda yabancı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. alaylardan ibaret, alaylardan meydana gelmiş; alaya mensup; i. bir alaya mensup er.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kanun yapmak, kanun hükmüne koymak; bir kanunu meclise tasdik ettirerek çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanun yapma, yasama; yasa, kanunlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kanun koyan, yasamalı. legislative immunity milletvekilliği dokunulmazlığı. legislative power yasama gücü, yasama erki. legislatively z. kanun vasıtası ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanun yapan kimse; millet meclisi üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanunlan koyan millet meclisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanunşinas, hukukşinas

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. meşru kılmak, kanuna uygun kılmak; nesebini tasdik etmek, tasdik etmek. legitima'tion i. meşru kılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. meşru, kanuna göre, kanuna uygun, kanuni; meşru olarak doğmuş; mantıki, düşünceye uygun, elverişli. legitimate child meşru çocuk. legitimate stage oyuncuların ve seyircilerin bir arada bulundukları canlı tiyatro. legitimacy, legitimateness i. kanuna

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kanuni yetkiyi onaylayan kimse; özellikle Fransa'da Bourbon krallığı taraftarı; İspanya,da Don Carlos partisi taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. canlandıran, hayat veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Öküzgözü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden, menekşe çeşitlerini içine alan bir familya.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dalkavukluk eskiden nizamnameleri, kahyaları, narhları olan bir esnaf kuruluşuydu. Dalkavuklar kendilerine yapılan her türlü hakarete tahammül eden bu işi meslek edinen insanlara verilen isimdi. Dalkavuklara yapılan her muzipliğin bir tarifesi vardı. Mesela dalkavuğa atılan her tokatın bedeli 30 para, merdivenden yuvarlamanın ücreti 180 paraydı. Bir fındık sıçanını kuyruğu dışarıda kalacak şekilde dalkavuğun ağzına sokma 400 para, ellerin ve ayakların domuz topu şeklinde bağlanması 40 paraydı. Bir sakatlık olursa hareketi yapan dalkavuğu tedavi ettirmeye mecburdu. Ölüm olursa masraflar işi yaptıranlar tarafından karşılanıyordu.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Diyelim ki, normal bir fırında bir keki pişiriyorsunuz. Kekler normal olarak 170-180 derecede pişirilirler. Ama siz fırını yanlışlıkla 250 dereceye ayarlarsanız, olacak olan, kekin daha içi ısınmamışken, dışının yanmasıdır. Normal bir fırında, ısı önce yemeğin piştiği kap sonra da yemeğin dışı ile temas eder ve oradan içine doğru yayılır. Fırının içinde ısınan kuru hava da, kekin içi hala nemli iken dışını kurutur ve kahverengi bir kabuğun oluşmasına yol açar.

Bir mikrodalga fırında kullanılan, yani yiyeceğin üzerine gönderilen mikrodalgalar 2.500 megahertz frekansındaki radyo dalgaları boyutunda olup, frekansları FM radyo bandı frekansının yaklaşık 20 mislidir.

Bu frekanstaki radyo dalgalarının ilginç bir özelliği vardır. Su, yağ ve şeker tarafından çok rahat emilmelerine rağmen plastik, cam, seramik gibi malzemeler, nitrojen ve oksijen gibi gazlarca emilmezler ve tekrar gerisin geriye yansıtılırlar.

Sık sık mikrodalga fırınların, yiyeceği içinden dışına doğru ısıttığını duyarsınız. Bu doğru değildir. Dalgalar doğrudan yiyeceğin yağ ve su moleküllerini etkilerler. Yani yiyeceğin dışından başlayıp içine doğru ilerleyen veya tam tersi yönde bir ısınma söz konusu değildin Su ve yağ molekülleri yiyeceğin her tarafına dağılmış olmaları sebebi ile, ısınma da aynı zamanda her yerde olur.

Tabii ki bazı sınırlamalar da vardır. Radyo dalgaları yiyeceğin daha kalın ve yoğun kısımlarından farklı şekilde direnç görerek geçtiklerinden, yiyecekte farklı sıcaklıkta noktalar oluşabilir.

Radyo frekansındaki bu mikrodalgalar, oksijen ve nitrojen tarafından emilmedikleri için, mikrodalga fırında bulunan ve çoğunlukla bu gazları içeren hava da, diğer fırınlardaki gibi sıcak olmayıp, oda sıcaklığındadır. Bu da ısınan hava tesiri ile yiyecekte, kızarmış bir kabuk oluşmasına mani olur.

Bir mikrodalga fırınına, giysilerinizden birini koyarsanız, kumaş aniden ısınır ve içerdeki havayı da ısıtır. Kumaş yanmasa da normal bir fırında olacağı gibi kumaşın yüzeyinde kırışık bir kabuk oluşur.

Daha ilginci, bir mikrodalga fırının içine bir kahve fincanı içinde su koyarsanız, fincanın içindeki suyun ısısı, suyun kaynama noktasını geçtiği halde, suyun kaynamadığını, hava kabarcıklarının çıkmadığını görürsünüz. Bu suyu fırından alır, içine bir kahve kaşığı sokar veya onu içinde kahve bulunan bir kaba dökerseniz, aniden kabarcıklarla kaynayacak ve hatta taşacaktır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Diyelim ki, normal bir fırında bir keki pişiriyorsunuz. Kekler normal olarak 170-180 derecede pişirilirler. Ama siz fırını yanlışlıkla 250 dereceye ayarlarsanız, olacak olan, kekin daha içi ısınmamışkenn, dışının yanmasıdır. Normal bir fırında, ısı önce yemeğin piştiği kap sonrada yemeğin dışı ile temas eder ve oradan içine doğru yayılır. Fırının içinde ısınan kuru hava da, kekin içi hala nemli iken dışını kurutur ve kahverengi bir kabuğun oluşmasına yol açar.

Bir mikrodalga fırında kullnılan, yani yiyeceğin üzerine gönderilen mikrodalgalar 2.500 megahertz frekansındaki radyo dalgaları boyutunda olup, frekansları FM radyo bandı frekansının yaklaşık 20 mislidir.

Bu frekanstaki radyo dalgalarının ilginç bir özelliği vardır. Su, yağ, şeker tarafından çok rahat emilmelerine rağmen plastik, cam, seramik gibi malzemeler, nitrojen ve oksijen gibi gazlarca emilmezler ve tekrar gerisin geriye yansıtılırlar.

Sık sık mikrodalga fırınların, yiyeceği içinden dışına doğru ısıttığını duyarsınız. Bu doğru değildir. Dalgalar doğrudan yiyeceğin yağ ve su moleküllerini etkilerler. Yani yiyeceğin dışından başlayıp içine doğru ilerleyen veya tam tersi yönde bir ısınma söz konusu değildir. Su ve yağ molekülleri yiyeceğin her tarafına dağılmış olmaları sebebi ile, ısınma da aynı zamanda her yerde olur.

Tabii ki bazı sınırlamalar da vardır. Radyo dalgaları yiyeceğin daha kalın ve yoğun kısımlarından farklı şekilde direnç görerek geçtiklerinden, yiyecekte farklı sıcaklıkta noktalar oluşabilir.

Radyo frekansındaki bu mikrodalgalar, oksijen ve nitrojen tarafından emilmedikleri için, mikrodalga fırında bulunan ve çoğunlukla bu gazları içeren hava da, diğer fırınlardaki gibi sıcak olmayıp, oda sıcaklığındadır. Bu da ısınan hava tesiri ile yiyecekte, kızarmış bir kabuk oluşmasına mani olur.

Bir mikrodalga fırına, giysilerinizdenbirini koyarsanız, kumaş aniden ısınır ve içerdeki havayı da ısıtır. Kumaş yanmasa da normal bir fırında olacağı gibi kumaşın yüzeyinde kırışık bir kabuk oluşur.

Daha ilginci, bir mikrodalga fırını içine bir kahve fincanı içinde su koyarsanız, fincanın içindeki suyun ısısı, suyun kaynama noktasını geçtiği halde, suyun kaynamadığını, hava kabarcıklarının

çıkmadığını görürsünüz. Bu suyu fırından alır, içine bir kahve kaşığı sokar veya onu içinde kahve bulunan bir kaba dökerseniz, aniden kabarcıklarla kaynayacakve hatta taşacaktır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Mineçiçeğigillerden, karşılıklı, çiçekleri başak durumunda, bir bitki ve çiçeği (Lat. verbena).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kanotu): Mineçiçeğigiller familyasından; gövdesi dört köşeli, sapsız yaprakları tüylerle örtülü, otsu bitki veya ağaçcıktır. Çiçekleri başak durumundadır. Renkleri eflatun veya bazen de alacalıdır. Yurdumuzda yetişen verbana officinalis denilen türü 30-80 cm boyunda, bir veya birçok yıllık otsu bir bitkidir. Otsu kısmı ve kökü glikozit, tanen ve acı bir madde ihtiva eder. Kullanıldığı yerler: Sinirleri yatıştırır. Yorgunluğu ve uykusuzluğu giderir. İştah açar. İdrar söktürür. Terletir. Baş, bel ve mafsal ağrılarını dindirir. Göğüs ve kulak ağrılarını keser. Romatizma, lumbago, siyatik ve nikriste faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitişik taçyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(eşekkulağı): İkiçenekliler sınıfının, Dipsacaceae familyasından güzel kokulu bir bitkidir. Kullanıldığı yerler: Sinirleri yatıştırır. Vücuda rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. «gaile» den if.). Tarımdan elde edilen gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grenadine red. reddish orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) Norveçli; Norveç diline ait; (i.) Norveçli kimse; Norveç dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Gizlilik, saklılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunch. luncheon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deathbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deathbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formal education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formal education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for instance. e.g. for example. such as.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for example. for instance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for instance. for example. e.g.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. belden aşağısnın felce uğraması, yarım felç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sweet yeast bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sweet yeast bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bachelors button.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(mavi kantoron): Bileşikgiller familyasından; özellikle ılık bölgelerdeki tahıl tarlalarında yetişen bir bitkidir. Çiçekleri mavi veya menekşe rengindedir. Kullanıldığı yerler: İştah açar. İdrar söktürür. Nikris hastalığında faydalıdır. Böbreklerdeki kumun dökülmesine yardımcı olur. Bazı göz hastalıklarında kullanılır. Ağrıları keser. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Fazla miktarda kullanıldığı zaman kalbe zarar verir.

Şifalı Bitki by

Teknolojik Terim

Aynı pozlama seviyesinde farklı enstantane ve diyafram açıklığı değerleri kullanmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blintz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puff pastry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pişkinlik, olgunluk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hükümdarını kasten öIdüren kimse, hükümdar katili veya katli. regici'dal (s.) hükümdar katli nev'inden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Fr.) inhisar, tekel, inhisar idaresi; reji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Fr.) rejim, idare, usul, sistem, nizam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) idare; (tıb.) perhiz, rejim; (gram.) bir kelimenin kendisiyle ilgili başka bir kelimeyi biçimsel yönden etkilemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) alay; (f.) alay teşkil etmek; tasnif etmek; sistematik şekle koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) alaya ait. regimentals (i.), (çoğ.) askeri üniforma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hepsini aynı şekle koyma; tasnif etme, sistematik şekle koyma; murakabeye tabi kılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) diyar; üIke, memleket; mıntıka, bölge, havali, etraf; hava veya deniz tabakası; (anat.) bedenin belirli bir kısmı, nahiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bölgesel, mıntıkaya ait veya mahsus. regionally (z.) bölgeye göre, mıntıka mıntıka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) her teşekkülün kendi kendini idare etmesi; eyaletlere bölme taraftarlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kaydetmek, deftere geçirmek, tescil etmek; göstermek (hareket derecesi); basılmış sayfaları veya renkleri birbirine uydurmak; taahhütlü olarak göndermek; kaydolunmak, ismini sicile geçirmek; birbirine uygun gelmek; (k.dili) tesir etmek, sezilmek,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) defter, kütük, resmi kayıtlar defteri; sicil; kayıt, sicile geçirme; sesin veya çalgının yükseldiği derece; (müz.) kalın ve ince olmak üzere ses perdelerinden biri; odayı ısıtma veya soğutmada kullanılan alet, regülator; kaydeden alet. register of

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kaydedilmiş, kayıtlı, müseccel. registered letter taahhütlü mektup. registered nurse ABD kayıtlı hemşire. registered tonnage ton olarak bir geminin yük veya yolcu taşıma istiabı, safi tonaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (üniversitede) kayıt memuru, sicil memuru, sicil kâtibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kayıt, tescil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kayıt, tescil; defterhane, sicil dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng.) krallık tarafından tesis olunan kürsüye tayin olunan profesör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güveniklik.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kayıtlı görüntüler, yakında bulunan başka uyumlu fotoğraf makinelerine kablosuz olarak gönderilebilir. Kablosuz ağlar üzerinden görüntü aktarımı için DLNA standardını kullanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sürüş sırasında kolay çalıştırma ve gelişmiş sürüş güvenliği sunan bir uzaktan kumanda.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kutsal bir şeye hürmetsizlik kabilinden. sacrihgiously z. kutsal şeylere hürmetsizlik ederek. sacrilegiousness i. kutsal şeylere hürmetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sadelik, düzlük, süssüzlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sahtelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden küçük bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شایستگی] yaraşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yaya koşusu. 2. Topun geri tepmesiyle kundağın geri gelmesi. Seğirdim mengenesi = Topun atışında kundağın geri gelmesini önleyen mengene. Seğirdim yolu = Kalelerde mahfuz yol. 3. Han odaları önündeki dar gezinti yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footrace. recoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Koşuşmak, birlikte koşmak, çabalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı kasların elde olmayan hafif oynaması: Göz seğirmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jerk. repercussions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Seğirme fiili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flick. twitch. to twitch nervously. tremble. to twitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to twitch involuntarily. twitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

MARİFETNAMEDEN

• Başın üst kısmının seğirmesi: İyi bir makam ve mevkiden haber verir.

• Başın ön tarafının seğirmesi: İyi bir devlet bulmaya işarettir.

• Başın yan tarafının seğirmesi: Sağı ve solu hayırlı eyler.

• Alnın seğirmesi: Sağda ise eğlence – Solda ise habere işarettir.

• Kaşın seğirmesinden: Sağ ve sol her yer dostlukla dolar.

• Kaşın ortası seğirirse: Sağı zevk – solu kederdir.

• Dil seğirirse: sağı hüzün – solu coşkunluktur.

• Gözün dışı seğirirse: Sağda kötüleme – Solda ziynettir.

• Gözbebeğinin seğirmesi: sağ gözde olursa sıkıntı - solda sevinçtir.

• Göz kuyruğunun seğirmesinde: sağ göz için sevinç - solda maldır.

• Gözün altı seğirirse: Sağdaki iyiliğe – soldaki mevkiye alamettir.

• Yanağın seğirmesi: sağda olursa hayır – solda olursa mala işarettir.

• Burundaki seğirme: sağ tarafta kahır – sol taraftaki mevkiye alamettir.

• Dudağın üst kısmındaki seğirme: Sağda olursa rızık – solda şenliktir.

• Dudağın uç kısmının seğirmesi: Sağda zarar – solda esenliktir.

• Dudak altının seğirmesi: Sağda ve solda daima güzellik alametidir.

• Seğiren çene: Sağda eğlence – solda güzellik işaretidir.

• Kulağın seğirmesi: Sağda ve solda güzel habere işarettir.

• Boğazın seğirmesi: sağda mala – solda üzüntüye işarettir.

• Arka omuzların seğirmesi: Sağda üzün – solda keder alametidir.

• Kol pazularının seğirmesi: Sağda olursa rızık – solda olursa mala çıkar.

• Bilek seğirirse: Sağda ve solda iyi habere işarettir.

• Kolların seğirmesi: Sağda kötüleme – solda ayıptır.

• Elin bilekleri seğirirse: Sağda mala – solda meşakkate delildir.

• Elin sırtı seğirirse: Sağdaki üzüntüye soldaki şerefe alamettir.

• Avucun seğirmesi: Her ikisinde de rızık ve mala işarettir.

• Başparmak seğirmesi: Sağda yük – solda üzüntüdür.

• Şahadet parmağı titreyip seğirirse: Sağ ve solda yeni sebeplere çıkar.

• Ortak parmak seğirirse: Sağda olursa üzüntü – solda olursa neşedir.

• Serçe parmak seğirirse: Sağda makam – solda gam işaretidir.

• Yüzük parmağının seğirmesi: Sağda mal – solda hayır.

• Göğüs seğirmesi: Sağda hüzün – solda sevinç olur.

• Meme seğirmesi: Sağda makam – solda sevinç işarettir.

• Karnın seğirmesi: Sağda kavuşma – solda neşedir.

• Göbek seğirmesi: Sağda üzüntü – solda esenliktir.

• Böğür seğirmesi: Sağda mevki – solda rızık alametidir.

• Oyluğun seğirmesi: Sağda güzellik - solda oğul işarettir.

• Kasık seğirmesi: Sağda olursa cima – solda yolculuktur.

• Husyelerin seğirmesi: Sağda çocuk doğumuna – solda kedere işarettir.

• Makatın seğirmesi: Sağda mal – solda yola işarettir.

• Baldır seğirmesi: Sağda olursa eğlence – solda yolculuk işaretidir.

• Diz seğirmesi: Sağda üzüntü – solda sevinç alametidir.

• Diz altı seğirmesi: Sağda yola – solda kedere çıkar.

• Bacak seğirmesinden: Sağda mal – solda mevki görünür.

• Sırtın ortasının seğirmesi: Sağda yol – solda erzak işaretidir.

• Karın arkasının seğirmesi: Sağda mal – solda ayrılık alametidir.

• Topuğun seğirmesi: Sağda mal – solda yolculuk alametidir.

• Ayak arkasının seğirmesi: sağda hüzün – solda esenliğe çıkar.

• Elin kemiği seğirmesi: Sağda yolculuk – solda mal demektir.

• Avuç seğirirse: Sağda yola - solda şeref kazanmaya delildir.

• Başparmak seğirmesi: Sağda mal – solda murada çıkar.

• İkinci parmak seğirmesi: Sağda ve solda iyi habere işarettir.

• Ortak parmaklar seğirirse: Sağda ve solda çekişmeye sebep olur.

• Yüzük parmağı seğirirse: Sağda çekişme – solda sevinç vardır.

• Küçük parmak seğirirse: Sağda ve solda rızık ve mal demektir.

Eğer bir yerin seğirirse bak ve bu söylediklerimizi hatırla ve şüpheye düşmeden inan.

Bir damar yerinden oynuyorsa onu hareket ettiren mutlaka ALLAHU Tealadır.

Damarın sana vermek istediği işareti anla ve arkasından gelecek olanı bekle.

Erzurumlu İbrahim HAKKI Hazretleri (Kuddise Sirruh)

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounding. running jumpingly. dashing. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Koşmak, sıçrayarak koşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to twitch involuntarily. fling. gallop. pelt. scamper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Serçe, tarla kuşu gibi kuş cinslerini toplayan bir ta kim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شرمندگی] utangaçlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevdiğim sözünü küçültme hâli, sevgilim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vinegar fly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İki adet PCI Express ekran kartını aynı anda çalıştırabiliyor.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. stratejik; harp bilgisine uygun; şartlara uygun, elverişli, ümit verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. strategic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. stratejik olarak, strateji bakımından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. strateji ilmi, harp ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water bug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watermill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wet fly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir bölgenin bölümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Çiçeği andıran, fakat pek hafif olan bir çocuk hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicken pox. varicella.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicken pox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicken pox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sumercimeğigillerden yüzUcü bir su bitkisi (L. lemna).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Birçeneklllerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi sumercimeğidir.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kompakt tasarımın yanı sıra özel montaj çerçevesi, hoparlörlerin, ekstra delik açılmasına gerek olmaksızın bir çok popüler araba markasının mevcut hoparlör yerlerine doğrudan takılabilmesine olanak tanımaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

griddle bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tazelik, tarâvet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تازگی] körpelik, tazelik. 2.gençlik. 3.yenilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical education / training. technical instruction / training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, o sırada ekranda gösterilen teletekst sayfasını takip eden sayfaları kaydeder. Böylece bundan sonraki sayfalara doğrudan ve daha hızlı biçimde ulaşabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telegraph post (Br pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formal education. basic study / training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bir çeşit deri hastalığıdır. Yer yer küme küme bir takım kızartılarla kendini gösterir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Arpa.

Hazırlanışı : Bir çorba kaşığı arpa, ateşte yakıldıktan sonra külü temriyelerin üzerine sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kabuklulardan çokayaklı küçük bir hayvan cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of bread suitable for making toasted sandwiches.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Düşkünlük.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ladybird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smart alec.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Kurt uluma, Azâd olma.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha ayrıntılı açıklama için katalogun teknik sayfalarına bakın.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Anglosaksonlarda diyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [یگانگی] birlik, teklik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Zorlu, katı, şiddetli. 2.Baskın, üstün. Yiğit, güçlü, çalışkan. 3.Bereketli, bol. 4.İyiliği seven. 5.Yakışıklı, güzel, ince. 6.Uygun yerinde.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yeğin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Zekâ, anlayış, uyanıklık.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

PC Card’ın, işlemci ya da ana bellekten geçmeden doğrudan grafik kartına video verileri göndermesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

PC Card’ın, işlemci ya da ana bellekten geçmeden doğrudan grafik kartına video verileri göndermesini sağlar.

Teknolojik Terim by