Eğme ne demek? | Eğme anlamı nedir? | Eğme

Eğme anlamı nedir?

Eğme ne demek?

Eğme anlamı nedir?

Eğme | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: egme

Türkçe Sözlük

(İĞME) (i.). 1. Bir yana meylettirme, çarpıtma, indirme: O dalı eğmeyiniz. 2. Çevirme, kıvırma. Ar. takvîs: O demir çubuğu eğmesi kuvvetini gösterir. Baş eğme vesaire, (bk.) Eğmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. bending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tilting. bowing. bending. inflection. inclination. bow. curving. deflection. dipping. bend. bender. contortion. dip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asıl vazifesi takım komutanlığı olan en küçük rütbeli subay. Osm. zâbit vekili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

second-lieutenant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

second lieutenant. sublieutenant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Buyruk altına girmeyen, kişilikli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unyielding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grim. indomitable. unbending. uncrushable. unruly and dangerous. unyielding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değmek işi. (bk.) Değmek. Olur olmaz, Adi, rasgele, tesadüfi, her kim, her ne olursa: Bu iş değme adamın harcı değildir. Böyle yazı değme kâğıt üzerine yazılamaz. Değmece: Şüpheli, meşkûk, muhtemel olmayan. Osm. baîd-ül-ihtimâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contact. every. any. touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dokunmak, temas etmek: Islak gömlek tenime değdi. 2. Çarpmak, rasgelmek, isabet etmek: Karanlıkta elim sert bir şeye değdi. 3. Ulaşmak, varmak, vasıl olmak: Gönderdiğiniz mektup yerine değdi. 4. Sonuna varmak, nihayete varıp durmak: Kova, kuyunun dibine değdi. 5. Yetişmek: Başım tavana değdi. Geminin demiri kuma değdi. 6. Tesir etmek, tak etmek: Acısı canıma değdi. 7. Dokunmak, ilişmek, ilgili ve Ait olmak: O adamın bana iyiliği değmedi. 8. isabet etmek, göz, nazar değmek. Osm. isâbet-i ayn. 9. Bir paha ve kıymette olmak: Bu kitap on lira değer. 10. Eşit ve mukabil olmak, karşılık olabilmek, denk olmak: Ettiğimiz istifade çektiğimiz zahmete değmedi. El değmek = Vakit ayırabilmek, boş vakit bulup yapabilmek: İstediğiniz müsveddeyi yazmaya elim değmedi. Başı tavana değmek = Oğünmek, sevinmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

touch. kiss. bear. merit. brush. worth. be worthy of. pay off. pay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meet. touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İĞMEK) (f.). 1. Bir yana meylettirmek, çarpıtmak: Başını eğmek, sancağı eğmek. 2. Bükmek, çevirmek, kıvırmak. Osm. münhant veya mukavves etmek: Fidanı, teli eğmek. 3. mec. iknâ etmek, itaat altına almak: Kendisini eğmeye muvaffak oldu. Ağız eğmek = İstihzâ etmek. Baş eğmek = 1. İtaat göstermek, muti olmak. Osm. ser-fürû etmek. 2. Mahcup olmak. Boyun eğmek = İtaat etmek, çaresiz razı olmak. Yüz, çehre eğmek = Somurtmak, surat asmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. bevel. buckle. curve. incline. slant. tilt. tip. to bend. to bow. to tip. to tilt. to incline. to curve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tip. to tilt. to bow. to bend. to give a curve. to deflect. to incline. to recline. to dip. to warp. to sway. to slant. to splay. to wry. to slope. to sag. contort. crook. flex. inflect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

virgin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

new. untouched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bizde “nazar değmesi” adı verilen inanç, diğer lisanlarda “şeytan göz” veya “şeytan bakışı” olarak adlandırılır. Bebeğine yeni elbiseler giydiren bir anne, çarşıya gidip alışveriş yapar. Bu arada bir başka kadın gelir ve bebeği sever. Eve gittiklerinde bebek ishal olur. İşte anneye göre bebeğine o kadının nazarı değmiştir. Dikkat ederseniz burada bebeği seven kadının art niyeti yoktur. Zaten nazarı değen kişinin genellikle kötülüğü değil, kıskançlığı ve çekemezliğidir söz konusu olan.

Noel Baba ve benzeri batıl inançlar çocuklukta kuvvetli olup yaş ilerledikçe azalırken, nazar değme inancı bunun tam tersidir. Nazar inancının ardındaki güç, bakışın ruhla bütünleşmesidir. Bakış konuşmaya göre daha etkilidir. İnsana tam odaklanır ve daha duygusaldır. Birçoğumuz arkamız dönük olduğumuz halde kalabalık içinden birinin bize baktığını hissetmişizdir.

Nazar değmesi ile ilgili olarak en çok kabul gören görüş, gözdeki yansımadır. Eğer karşınızdaki birinin gözlerine dikkatle bakarsanız, gözlerinde kendi görüntünüzün yansıdığını görürsünüz. Eski insanlar sudan, aynadan yansıyan görüntülerinin kendi ruhları olduğuna inanıyorlardı. Karşılarındaki insanın gözleri içinde kendi küçük görüntülerini görünce tehlikede olduklarını, ruhlarının karşısındakinin gözleri içinde hapsolduğunu sanıyorlardı.

Bu korkunun dünya çapında genel bir inanca dönüşmesinin, şimdi Irak’ın bulunduğu topraklarda yaşamış eski Sümerlerden kaynaklandığı sanılıyor, Sümerlerin inançlarına göre bazı insanlar bakarak suları kurutabilir ve bu nedenle ölüme sebep olabilirlerdi. Sonradan bu inanç bir bakışla yaşayan şeyleri de kurulabilme yönünde gelişti. Örneğin, nazar değen çocukların ishal olup vücutlarının sıvı kaybetmesi, annelerin ve süt veren hayvanların sütlerinin kuruması, meyve ağaçlarının kuruması ve erkeklerin iktidarsız kalmaları vb. Görüldüğü gibi, bunların hepsinde de sıvı kaybı ve kuruma vardır.

Bu inanç doğuda Hindistan’a, batıda Portekiz ve İngiltere’ye, kuzeyde İskandinavya’ya kadar yayıldı. Böylesi bir inanca sahip olmayan Amerika, Asya, Afrika ve Avustralya’ya ise kaşifler, denizciler ve göçmenler tarafından taşındı. Ama günümüzde hala Çin, Kore, Güneydoğu Asya, Avustralya ve Amerika yerlilerinde, Afrika’da sahranın güneyinde böyle bir batıl inanç yoktur.

Doğu Akdeniz ve Ege kıyılarında bu inanca, mavi gözlü insanların daha fazla nazarlarının değdiği inancı da ilave edilmiştir. Bu yörelerde mavi gözlü insanların azlığı bunun sebebi sanılıyor. Bu nedenle buralarda nazarı geri itmek veya ayna gibi yansıtmak için mavi göz şeklinde, camdan yapılan nazarlıklar başta bebekler olmak üzere nazarın değebileceği düşünülen her yere takılmaktadır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kesilmiş parça, parça, bölüm, kısım, dilim; geom. daire kesmesi kesme, kürenin kesilmiş kısmı; zool. bölüt; f. kısımlara ayırmak. segment of a circle geom. kesme, daire kesmesi. segmen'tal segmentary s. kısma ait segmenta'tion i. bölme veya b

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rütbesi asteğmenle üsteğmen arasında olan subay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lieutenant. second lieutenant. subaltern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lieutenant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lieutenant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. tegmina) anat. örtü, tegmentum, zartegmen'tal s. örtü kabilinden .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lieutenancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Rütbesi teğmen’le yüzbaşı arasında olan subay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first lieutenant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by