Ego ne demek? | Ego anlamı nedir? | Ego

Ego anlamı nedir?

Ego ne demek?

Ego anlamı nedir?

Ego | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ego

Türkçe - İngilizce Sözlük

ego.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The conscious and permanent subject of all psychical experiences, whether held to be directly known or the product of reflective thought; opposed to non-ego. the conscious mind an inflated feeling of pride in your superiority to others.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ego.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an inflated feeling of pride in your superiority to others. your consciousness of your own identity. the conscious mind. the conscious self; the 'I'; the central, experience-filtering complex of consciousness --and the most stable complex because it's gro

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Exhaust Gas Oxygen; the concentration of oxygen in the exhaust of an engine An EGO sensor is used in closed-loop fuel control systems to indicate rich or lean A/F. part of the mental apparatus that is present at the interface of the perceptual and interna

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Freudian theory divides the psyche into three parts: id, ego and superego Ego is the self-concept, the mediator between id, the primitive part, and superego, the conscience. , Self; an individual's inner or mental consciousness In psychoanalysis, the term

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The component of the personality defined in psychoanalytic theory as standing for reason and good sense and as following the reality principle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Reflection of and attachment to the soul, responsible for pleasure and pain, recognized by its use of force; gross body carrying physicality; 'false self'; that which is physical and provides instinct Compare Mind. a personality structure that is largely

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A false sense of separateness created by living within delusion. the conscious part of the personality that is derived from the id through contacts with reality and that mediates the demands of the id, superego, and external reality. the part of your pers

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The exterior consciousness that deals with emotions The ego is also referred as the monster within.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The experience that one has a separate, individual existence distinct from God ; spiritual ignorance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for exhaust gas oxygen sensor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Latin for I In kinship charts, the point from which one views an egocentric genealogy. [Latin] I.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ruh ve bedenden ibaret insan; (fels). hisseden, düşünen ve iradesini kullanan kimse; (psik). ben, ego; (k).dili kendini beğenmişlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. allégorie

ed. yerine

Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. allégorique

ed. yerinel

Alegori ile ilgili.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Bir öykü, bir düşünce ya da kavramın figüratif bir simge hâlinde betimlenişidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). alegorik, kinayeli , remzi. allegorically (z). kinaye kabilinden , mecazi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). remiz ve kinaye yolu ile öğüt verici hikâye haline getirmek; bir hikâyeyi remiz ve kinaye şeklinde yorumlamak. allegorist (i). kinayeli hikâyeler meydana getiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). remiz ve kinayeli hikâye , kinaye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). bir kimsenin ikinci şahsiyeti; çok yakın dost.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem). (eski). Defol! Yıkıl karşımdan !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. begonya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Etli ve güzel renkli yaprakları olan bir süs bitkisi, begonia. Begonya, begonyagillerdendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). İ ktçenekl ilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi begonyadır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. beget.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sınıflandırmak; vasıflandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kategori, bölüm, sınıf, tabaka, zümre. categor'ical (s). kategorik, kesin, kati. categor'ically (z). kategorik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kendini merkez olarak alan, başka kişileri veya şeyleri kendi durumuna göre düşünen; (fels). kişinin algıladığı şekilde varlığı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bencillik, egoizm, hodbinlik hodkâmlık, yalnız kendi öz varlığını düşünme ve sevme; kendini beğenmişlik; (fels). yalnız kişisel bilincin bilindiğini iddia eden doktrin; kişisel çıkarların ahlâkın esası olduğunu öne süren görüş, davranışların doğr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. égoïste

bencil

Yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egoist. selfish. egoistic. egotistical. calculating. egoist. egotist. self-seeker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egoist. egoistic. egotistic. selfish. egotist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One given overmuch to egoism or thoughts of self.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A believer in egoism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egoist. asocial. selfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a conceited and self-centered person. a self-centered person with little regard for others.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egoist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. égoïsme

bencillik

Bencil olma durumu.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. égocentrisme

fel. beniçincilik

Dünyada kişinin benliğini merkez sayan felsefe görüşü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendinden çok bahsetme, egotizm, kendini beğenmişlik, övünme; hodbinlik, bencillik. egotist (i). kendinden çok bahseden övüngen kimse; bencil kimse. egotistical (s). kendini beğenen; bencil. egotistically (z). kendini överek; bencillikle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. égotisme

fel. benlikçilik

Kendi benliğinin gelişimini, bütün davranışlarının ilkesi yapan kişinin niteliği.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). forgo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (went, gone) önce gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). önceden gitmiş, geçmiş; bitmiş. foregone conclusion kaçınılmaz sonuç, mukadder olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) Papa Gregorius'a ait veya onun tarafından kurulan, Gregoryen; Ermeni Başpapazı Greguar'a ait Gregorian Calendar (bak.) calendar. Gregorian Chant 1. Papa Gregorius tarafından tertip edilen ibadete mahsus müzik sistemi. Gregorian year milâdi se

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hersek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D, argo hapishane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Y. kategorya). Aynı mahiyetteki şeylerin tamamı, zümre, grup.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. catégorie

fel. ve man. ulam

Nesnel gerçekliğin ve bilginin en genel ve temel özelliklerini, ilişkilerini yansıtan temel kavramların her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

category. predicament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

category.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

category. class. order. classification. predicament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Şüpheye meydan bırakmayan, kat’İ, kesin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek küçük gözlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Çok yumurtlayan bir tavuk cinsi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. piç, veledi zina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşma ümidiyle tartışılabilir; tertip edilir, akdolunabilir; ciro edilebilir, devredilebilir (çek, bono). negotiabil'ity i. tertip veya akdolunma imkanı; satılabilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. anlaşmayı müzakere etmek; tertip etmek, akdetmek; ciro etmek (çek, bono); üstesinden gelmek, başarmak, (engelleri) aşabilmek. negotiator i. delege; arabulucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müzakere, görüşme; tic. ciro edip satma; bir meseleyi tedbirle halletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) benlik dışındaki dünya, nesnel kâinat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kâfurlu afyon tentürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ, -na) gen. çoğ. başlangıç, önsöz, prolog, ki- taplarda uzun giriş. prolegomenous s. önsöz kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) istifrağ etmek, kusmak, geri çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başkalarının cezasını ve sorumluluğunu yüklenen kimse; (eski) Musevilerin günahlarını çöle götürmek üzere başıboş bırakılan keçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Jura devrinde ABD'nin batısında yaşamış dikenli zırh olan dev kertenkele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. süper ego.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyclopes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overhead projector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overhead projector. low-browed sb who has a very low brow or forehead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Ateş arazisi, Güney Amerika'nın en güney ucundaki taklmadalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by