Ehl-i Din ne demek? | Ehl-i Din anlamı nedir? | Ehl-i Din

Ehl-i Din anlamı nedir?

Ehl-i Din ne demek?

Ehl-i Din anlamı nedir?

Ehl-i Din | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ehl din

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهل دین] bir dine inananlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MP3’e göre %25 daha kaliteli olan müzik sıkıştırma formatıdır.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İbadet edenler-Zeyne’l-Abidin’den kısaltma isim ad. Zeynelabidin: Hz.Ali’nin torunlarından biri, ibadet edenlerin ziyneti.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). uygun olarak, binaen, göre according as göre, tıpkı, aynen according to göre, nazaran accordingly (z). binaen, binaenaleyh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin adaleti- Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

hesap makinesi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cennet (Adn).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on behalf of. in the name of. in behalf of. per procurationem. per pro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for. in the name of. in behalf of sb. in sb's behalf. on behalf of sb. on sb's behalf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behalf. in the name of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). sonu olmayarak, nihayetsiz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). geçici, muvakkat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerodynamic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerodynamic. aerodynamics. streamlined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerodynamic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Odaklama Aydınlatıcı, zayıf aydınlatma koşullarında fotoğraf makinesinin otomatik odaklama işlemini gerçekleştirebilmesi için yeterli aydınlatma sağlamak için kullanılan, düşük güçte bir kırmızı ışık kaynağıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yemekten sonra gelen,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Erkek İsmi) - Dinin güneşi.- Türk din bilgini ve hekim. (Şam 1389-Göynük 1459). Fatih’in hocasıdır. İstanbul’un fethinde bulundu. Ünlü sahabi komutan Eba Eyyub el-Ensari’nin mezarını bulduğu söylenir. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) -Dini yüceltmek için din uğruna çalışan kimse. Alaaddin Keykubad (1192-1237) Anadolu Selçuklu Sultanı. - Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alpay).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Cehaletle, bilmeyerek, bilmezlikle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.), «asitle, kasitli, bile bile.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عن قصد] kasıtlı olarak, bile bile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Mükerrer kullanılır: Ardın ardın = Arka arka, gerisin geri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hemen arkasından, arkası sıra, ardı sıra.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Arkadan aydınlatmalı bir ekranda, sıvı kristal veya farklı türde bir elektronik ekranın arka kısmında bir ışık kaynağı (genellikle LED) bulunur. Sony WALKMAN® serimizde kullanılan bu ekran, özellikle parlak günışığında ekranın daha kolay okunmasını sağlar. Arkadan aydınlatmalı ekran teknolojisi sayesinde, dışarıda ve hareket halindeyken de ekran yazılarını kolayca okuyabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kamış cinsinden , kamışa benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay ışığı, aydınlığı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk Musikisi’nde bir müddet Yürük Aksak usûlü için kullanılmış terim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «ay» Ar. kamer, «tün» gece). 1. Aylı (gece), Ar. mukammer. 2. Aydınlık, Osm. Rûşen, zıyâ-dâr, münevver. 3. Açık, aşikâr, açıkça görünen. 4. Mübarek, mesut. Gözünüz aydın = Bir sevdiğine veya arzusuna nail olana söylenen tebrik tabiridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enlightened. cultured. literate. educated. intellectual. lettered. well-read. well informed. informed. read. intellectual. literate. luminary. egghead. long-haired.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

egghead. intellectual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intellectual. well-lighted. clear. lucid. enlightened person. educated. enlightened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Aylı gece, mukmin. 2.Aydınlık, ışıklı, parlak, ruşen, ziyadar, münevv(Erkek İsmi) 3.Açık, belli, ortada, vazıh, aşikar, bahir. 4.Kutlu, uğurlu, mübarek, mesut. 5.Okumuş, kültürlü ileri fikirli, münevv(Erkek İsmi) Kılıçarslanın hanımının ismidir. Erkek ve kadın ismi olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Münevver, bilgili, yiğit, kahraman kişi. Konya Selçuklulan’ndan ünlü bir komutan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Aydın).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, aydın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aydın).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tracing paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aydınlık olmak, aydınlığa kavuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fizik). Bir sathın karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile nisbetli olarak aydınlık görünmesi. Bir şeyin iyisine alıştıktan sonra ondan aşağı olanları benimsemediğinizi ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enlightenment. illumination. lighting. clarification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarify. dawn. light. lighten. to lighten. to become luminous. to brighten up. to become clear. to be enlightened. to be filled in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become luminous. to become clear. to become informed. brighten. come into focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the intelligentsia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illuminator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illustrative. informative. illuminating. enlightening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illuminating. enlightening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be illuminated. to be enlightened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illumination. lighting. enlightenment. clarification. edification. elucidation. irradiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illumination. lighting. clarification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarification. illumination. stage lighting. clearing. enlightenment. lightening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Bir yeri ışıklı hale getirmek. 2. Bir meseleyi anlaşılmasını kolaylaştıracak şekilde izah etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let daylight into smth. illuminate. light up. brighten. set light to. lighten. dissolve. clear. clear up. solve. charge. civilize. clue. elicit. elucidate. enlighten. enucleate. flash. flash on. illume. illumine. irradiate. light. post. rake up. shi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarify. elucidate. enlighten. illuminate. irradiate. lighten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to illumine. to illuminate. to clarify. to enlighten. brighten. bring round light. clue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ay ışığı, mehtap, ay aydınlığı. 2. Işıklı ışık. 3. Işıklı yer. 4. Dam bacası, çatıdaki pencere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bright. sunny. luminous. sunlit. light-well. clear. high-speed. brightly. illumination. light. daylight. skylight. enlightenment. radiance. air-shaft. airway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bright. irradiation. light. luminous. sunlit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. light. daylight. clarity. light shaft. opening for light. luminous. bright. luminousness. brilliant. illumined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Belli bir alandan geçen ya da verilen ışık miktarını açıklar.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şafak vakti.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aydın).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin ululuğu, emaneti. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). takılma, latife, şaka; istihza

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Değiştirerek patlıcan dediğimiz maruf sebze.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin güzelligi. Dinin değerlisi. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bahaddin). Bahaeddin Ahmed Efendi (Bursa 1741-1794): Osmanlı dönemi tarihçilerinden. Müderrislik ve kadılık yaptı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yatak takımı; samandan yapılmış hayvan yatağı, gelembe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Bedi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Din’in nuru, ışığı. 2.Dinin aydınlığı, dinde bilgelik. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Doğancı eldiveni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) 1. Çok gülen, çok gülücü. 2. Hayır sahibi, çok iyi adam. Arapça’da doğrusu bühlûl’dür. (bk.) Bühlûl.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Çok gülen, çok gülücü. 2.Hayır sahibi, çok iyi adam. 3.Bir İslam sofisi, Behlül-i Dana. Harun er-Reşid’in kardeşinin adı olup, delice hareketleriyle meşhur olmuştur.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eğme, bükme, kıvırma, inhina, meyil. bending claw kıskaç. bending iron eğme demiri. bending machine eğme makinas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Sen Bernar'a veya onun tarikatma ait; i. bu tarikat mensubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin müjdesi. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Dinsiz, imânsız, kâfir. 2. Merhametsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Dinsiz, imânsız, kâfir. 2. Merhametsiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی دین] dinsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاتهلکه] tehlikesizce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bağlayıcı, tutucu; geçerli, muteber; i. ciltleme; cilt; kenar şeridi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kalp seklinde pembe ve sarkık çiçek kümeleri olan bitki, kız kalbi, bot. Dicentra; sarı sebboy, bot. Cheiranthus cheiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. körleştiren; kamaştıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kana susamışlık, kanlı oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahta kaplama, tahta parmaklık. boarding house pansiyon. boarding school yatılı okul, leyli mektep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. boarding card

uçuş kartı

Yapılacak uçak yolculuğuyla ilgili uçuş saati, koltuk numarası vb. bilgilerin bulunduğu kart.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. alamet, kehanet; s. uğursuz, meşum. bodingly z. uğursuz olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğurma, üreme; yetiştirme; terbiye; bitki ve hayvan türlerini ıslah etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Swift'in ,Guliliver'in Seyahatleri adlı kitabında adı geçen ve herşeyin aslından çok büyük olduğu üIke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yapı bina; inşa etme, yapı yapma. building block çimento bloku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin delili. Burhaneddin Mahmud b. Taceddin el-Buhari (Öl. 1149). Hanefi fıkıh alimi. Önemli yapıtı. el-Muhit el-Buhari’dir. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enchantress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag. witch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü temiz, aydınlık ruhlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). belli başlı, ana, önemli; parlak kırmızı; (i). kardinal; parlak kırmızı renkli ve tepeli bir çeşit Amerikan ispinozu. cardinal numbers esas sayılar. cardinal point dört esas yönden her biri. Gardinalship (i). kardinallik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kardinallik makamı; kardinaller zümresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yün ve pamuk tarama carding machine yün ve pamuk tarama makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çek Bohemya ahalisinden olan, bu memlekette oturan kavim ki, Kuzey Slavlar’ındandır: Çeh kavmi. (bk.) Çek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bilmezlik, ilimsizlik, cahillik: Her şeyin ilmi cehlinden iyidir. Cehl-i mürekkep = Bilmemekle beraber bilmediğini de bilmeyip kendini Alim zannetme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جهل] cahillik, bilgisizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Bilmeyerek, bilmeksizin, bilmemekle, cahillikle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Bohemya ahalisinden olan. Bohemyalı, Çek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dini savunan. 2.Dinin ululadığı, övdüğü. Celaleddin Harizmşah: Son Harizm hükümdarı (Öl. 1231). Celaleddin Rumi: Ünlü Türk mutasavvıfı, Mevlana. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılmaktadır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kırlangıç otu,(bot). Chelidonium majus. Iesser celandine mayasıl otu, basurotu, (bot). Ranunculus ficaria; kediayası, (bot). Ficaria ficaria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dinin cemali, parlak yüzü. Daha çok şeref unvanı olarak kullanılmıştır. el-Cevad el-İsfahani tarafından ilk defa kullanılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چندین] bu kadar, bunca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). emreden; etkili: hâkim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). güvenen, şüphe etmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). aynı derecede, eşit, müsavi; düzenli, tutariı, muntazam; (fels). düzenleşik; (i)., (mat)., (den)., (astr). koordinat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birbirine göre ayarlamak; ahenk kazandırmak, alıştırmak, düzeltmek; aynı sıra veya dereceye koymak. coordinating conjunction bir cümle içinde birbirine eşit durumda olan öğeleri bağlayan bağlaç (and, but, or gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tanzim, ahenk verme, düzenleme, tertip, tutarlılık, insicam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yerini tutan; mektuplaşan, muhabere eden. correspondingly (z). mukabil olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

D-Bass, güçlü dinamik bas ses oluşturulmasını sağlamaktadır. Üç bas güçlendirme seviyesi seçilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük çocukları sıçratırken ve bazen şımartmak İçin kullanılır: Dandini bebek, hoppala! Hoppa. Dandini bebek = Hoppa adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Hayvanları «deh» diyerek yürütmek. 2. Kovmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. dehâlîz) (Farsça’dan Arapça’laşmıştır). 1. Sokak kapısı ile merdiven arasındaki aralık. Fr. vestibule. 2. (anatomi) Kulağın içinde bulunan oyuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrance-hall. vestibule. corridor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labyrinth. long and narrow corridor. gallery. hall. lobby. vestibule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دهليز] koridor.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin mutluluğu, uğuru, büyüklüğü. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Çok çalışıp çabalamak, gayret etmek, çok zahmet çekmek durmaksızın çalışmak: Çok didindi çalıştı sonunda emeline ulaştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to work hard. to toil. to slog. to drudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to work hard. to wear oneself out. fag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Her güneş ayının yirmi dördüncü günü. 2. Kalemi korumaya memur sayılan melek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Bir gramlık bir kitlenin hızını saniyede bir santimetre artıran güç birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Çok uzak yer» mânâsına gelen «din tepesi» ve «din doruğu» deyimlerinde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. edyân). Allah’a ibadet ve mânevîyata inanma hususunda insanların tuttuğu yol: İslâm dini. Dîn-i mübîn, dtn-i Hak = İslâm dini. Yevm-üd-dîn = Kıyamet günü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

religion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yesterday. faith. religion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Loud, confused, harsh noise; a loud, continuous, rattling or clanging sound; clamor; roar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To strike with confused or clanging sound; to stun with loud and continued noise; to harass with clamor; as, to din the ears with cries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To utter with a din; to repeat noisily; to ding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To sound with a din; a ding. instill by constant repetition; 'he dinned the lessons into his students' To render dim, obscure, or dark; to make less bright or distinct; to take away the luster of; to darken; to dull; to obscure; to eclipse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To deprive of distinct vision; to hinder from seeing clearly, either by dazzling or clouding the eyes; to darken thesenses or understanding of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To grow dim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bower; a dingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A silver coin of the United States, of the value of ten cents; the tenth of a dollar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Measure in a single line, as length, breadth, height, thickness, or circumference; extension; measurement; us.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faith. religion. belief. equal opportunity. ethnic group. persuasion. proselyte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The initials stand for German Industrial Standard and in car audio can be used to describe a standard dash opening for a deck or a multi-pin connector used in lieu of a RCA connector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plug and socket connector consisting of a circular pattern of pins in a metal sleeve This type of connector is commonly seen on keyboards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Multi-wire cable with DIN connectors at both ends Usually has 5 or 6 inner wires Different diameter and configuration from maker to maker Pictures of DIN connectors or, more details about DIN Cable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Deutsche Industrial Norm German industrial standardization for radio dimensions, approximately 7 inches wide by 2 inches high 1.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Deutsche Industrie Normenausschussan; association that sets standards for the electronics industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of German standards recognized throughout the world The 1/8 DIN standard for panel meters specifies an outer bezel dimension of 96 x 48 mm and a panel cutout of 92 x 45 mm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Deutsches Institut fur Normung A type of connector defined by the German Standards Institute Generally used to connect peripherals such as mice, modems, and keyboards to computing devices The DIN connector found on 1x0-series Newtons and the eMate is a DI

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An acronym for Deutsche Industrie Normung , DIN is a German organization that establishes standards for industry One common place you'll encounter DIN standards in America is with circular multi-pin plugs, like those found on the ends of MIDI cables Other

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Deutsche Industrie Norm The german system of rating film sensitivity to light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Deutche Industrie-Norm: German industry standard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Standards Institution of the Federal Republic of Germany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Deutsche Industrie Norm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Deutsches Institut fur Normung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is an acronym used for the Deutsches Institut fur Normung.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The German Institute for Standardization This institute establishes standards for testing and classifying air filters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Document Identification Number DOJ: Department of Justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A numerical rating used in Europe to describe the sensitivity of film to light The DIN rating increases by 3 as the sensitivity of the film doubles See film speed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (ned, ning) gürültü, patırtı, şamata; (f). gürültü ile söylemek, tekrar tekrar söylemek; gürültü etmek. din into tekrar tekrar söyleyerek kafasına sokmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kıs). Deutsche Industrienor men Alman Sanayi Standartları; (foto). filmin ışığa karşı hassasiyet ölçüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecclesiastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

community of religion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. sosyoloji), insan topluluklarının hayatında dinî inanışların bulunmadığı iptidaî devir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dindarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. din = din, F. penâh = melce). Dinin dayandığı, dîne esas ve dayanak hükmünde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. din = din, F. perverden = beslemek). Dine hizmet ve yardım eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. din = din, F. şikesten = Kırmak). Dini kıran, dinin aleyhinde bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dini kıracak ve zarar verecek surette: Dinşikenâne hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Mekanik ilminin, cisimlerin hareketini ve hareketi meydana getiren sebepler arasındaki münasebetleri araştıran kolu. 2. (felsefe) Bir kuvvetin tesiriyle daima hareket halinde bulunan ve bulunduran, bir değişmesi olan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dynamique

1. devim bilimi, 2. fel. devimsel, 3. canlı, etkin

1. Mekaniğin kuvvet, hareket, enerji arasındaki ilişkilerini inceleyen dalı. 2. Devinimi yalnızca fizik kanunlarına bağlı olmayan, aynı zamanda etkin bir gücü, bir amacı da içeren. 3. Hareketli, hayat dolu. 4. Hareketli, işleyen, çalışan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamic. high-pressure. dynamics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamic. dynamics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamics. dynamic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinesi veya video kameranın aşırı gölge (düşük ışık) ve parlaklıkları (aşırı ışık) aynı anda yakalayabilme yeteneği ölçümü.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dinamik Odaklama devresi, tüm ekranda net odaklanmış, temiz bir görüntü sağlar. Gelişmiş elektronik devre, ışının nokta çapını ayarlayarak, resmin şeklinin, köşelerde ve ekranın kenarlarında da doğru kalmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dinamik Kanal İndeksi seçilirken, izlenen program ekranın ortasına gelir ve etrafında diğer kanalların gösterildiği on iki küçük görüntü belirir. Bunlar saniyede bir kez olmak üzere sırasıyla güncellenir. Joystik uzaktan kumanda ile istenen kanal seçilebilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Görüntü kalitesinin daima mükemmel kalması için Dinamik Kontrast en parlak beyaz ile en koyu siyah arasındaki tüm gölgelerin korunduğundan emin olunmasını sağlar. Bu da görüntüye daha fazla derinlik ve ayrıntı katar. Arka ışık parlaklığının sahnenin parlaklığına göre ayarlanmasını sağlayarak çalışır. Benzersiz dinamik kontrast sistemimizde tüm keskin gri gölgeleri, daha yüksek bir kontrast düzeyi ve daha net High Definition görüntü sağlayan ACE (gelişmiş kontrast geliştirici) özelliği bulunur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ekranın sol tarafından teleteksti, sağ tarafında da boyutu ayarlanabilir görüntüyü gösterir. Teletekst, görüntüsü verilen kanaldan başka bir kanalın olabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

İki farklı TV kaynağı, birleştirilebilir ve aynı ekranda yan yana görüntülenebilir. Görüntü boyutu sorunsuzca ayarlanabilir. Sağ görüntünün boyutu, soldakinin boyutuyla ters orantılıdır. Soldaki görüntünün sesi TV hoparlörlerinden verilirken, sağdakinin sesi kulaklık yuvasından verilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

RGB (Kırmızı, Yeşil ve Mavi) Dinamik LED teknolojisi orijinaline mükemmel şekilde benzeyen görüntüler yaratır. Sürekli yanan floresan (CCFL) tüpler yerine LED teknolojisi kullanılarak renk kontrastı iyileştirilmiş ve daha yüksek netlik sağlanmıştır. Dinamik RGB LED ekranda olup bitenlere tepki verir, böylece görüntünün karanlık olduğu bölümlerde arka ışığın anlık olarak kapatılabilmesini sağlar. Sonuç, size daha ayrıntılı bir görüntü ve enerji bakımından daha verimli bir TV sunan saf, gerçek siyahlardır. Geleneksel beyaz yerine kırmızı, yeşil ve mavi LED’lerin kombinasyonlarını kullanarak, ekrandaki görüntüler daha geniş bir renk aralığına sahip olur – bu da Blu-ray Disc™’leri, DVD’leri ve PLAYSTATION®3 oyunlarını yapımcıların amaçladığı şekilde izleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Oynatma sırasında resim netliğini artıran (resim ayrıntısı amplifikasyonu) ve görüntü kenarı parazitlerini azaltan (kontrast kazanımı) bir filtreleme tekniğidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu akıllı kopyalama teknolojisi, Sabit Disk Sürücüsü’nden (HDD) bir DVD diskine kopyalama yaparken en iyi resim kalitesini korur. Veri bir HDD üzerine kaydedildiğinde, Sony HDD / DVD kaydediciler filmi analiz eder ve sonuçları veri olarak saklar. Ardından, kaydedici bu veriyi verimli bir biçimde bir DVD diskine kopyalar. En iyi sonuçları elde etmek için, HDD’nize kaydederken HQ+ veya HQ modlarını kullanın.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Patlayıcı bir madde. Nitrogliserin ile yapılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamite. jelly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dynamite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Dinamik olma hali.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dynamisme

fel. devimselcilik

Beliren ve gelişen şeylerin kendiliklerinden etkin olduklarını, gelişmelerini sağlayan gücün dışarıdan gelmeyip kendileriyle özdeş bulunduğunu ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Hareketi elektrik akımına çevirmeye yarayan makine.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr.dynamo . 1.fiz.üreteç. 2.sürükleyici

Herhangi bir mekanik enerjiyi elektrik akımına çeviren aygıt. üreteç karşılığı önerilmiştir.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamo. generator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir kuvveti ölçmeye yarayan cihazların genel adı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dynamomètre

fiz. kuvvetölçer

Kuvvetleri ölçmeye yarayan cihaz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynamometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. denânîr). Eski bir altın para. Dinar ve direm =’ Para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dinar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A petty money of accounts of Persia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An ancient gold coin of the East.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dinar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The monetary unit of Abu Dhabi, Aden, Algeria, Bahrain, Iraq, Jordan, Kuwait, Libya, South Yemen and Tunisia. 100 dinars equal 1 rial. the basic unit of money in Yugoslavia. the basic unit of money in Tunisia. the basic unit of money in Libya. the basic u

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski bir altın para, dinar; Yugoslavya, İran, Irak, ürdün, Kuveyt ve Tunus'ta para birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vücudu sağlam, kuvvetten düşmemiş. Fars. tüvânâ: Hayli yaşlı ise de dinçtir, dinç bir at arıyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vigorous. robust. fresh. husky. hearty. youthful. florid. hale. lusty. red-blooded. sinewed. sinewy. spry. succulent. upstanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fresh. hale. spry. vigorous. robust. lusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

healthy. old but still vigorous. lusty. spry. youthful. zappy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gücü kuvveti yerinde ve sağlıklı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kuvvetli ay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Sağlamlaşmak, dinçleşmek. Osm. tüvânâ ve tendürüst olmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kuvvetli kimse, genç, erkek, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Dinç hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become vigorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağlamlık, Osm. tüvânâlık, tendürüstlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vigor. strength. robustness. starch. vigour. zap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dinî kaidelere hakkıylere riayet eden; dininin emirlerini yerine getiren. Ar. mütedeyyin: Dindar bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

religious. devout. pious. devotional. godly. prayerful. devotee. godfearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devout. godly. pious. religious. faithful. god-fearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devout. pious. religious. god fearing. godly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Erkek İsmi) - Allah’a inanmış, bağlanmış olan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dindar bir insana yakışır surette: Dindârâne bir harekette bulundu, dindârâne hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دینداری] dindarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dinin hükümlerine tamamiyle uymak. Ar. tedeyyün: O adamın dindarlığı malûmdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devoutness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piety. devotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Aynı dinden olanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coreligionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Durdurmak: Rüzgâr yağmuru dindirdi. 2. Rahatlandırmak, sükûnet buldurmak. Osm. teskin etmek, Asûde etmek: Ağrıları dindirmek. 3. Söndürmek: Mumu dindirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allay. appease. ease. quench. soothe. to stop. to cease. to appease. to ease. to allay. to relieve. to soothe. to slake. to quench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stop. to slake. to quench. assuage. quieten. soothe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To eat the principal regular meal of the day; to take dinner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To give a dinner to; to furnish with the chief meal; to feed; as, to dine a hundred men.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To dine upon; to have to eat. give dinner to; host for dinner; 'I'm wining and dining my friends' have supper; eat dinner; 'We often dine with friends in this restaurant'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

have supper; eat dinner; 'We often dine with friends in this restaurant'. give dinner to; host for dinner; 'I'm wining and dining my friends'. Qui dort dine The seven sleepers and others required no food till they woke from their long sleep The same may b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). günün esas yemeğini yemek veya yedirmek; akşam yemeği yemek; ziyafet vermek; yemeğe davet etmek. wine and dine bir kimseye içkili ziyafet vermek. dine out dışarıda yemek yemek. dining car vagon restoran. dining hall yemek salonu. dining room ye

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dinlemek işi. (bk.) Dinlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayakta durmak, hareket etmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dince, din itibariyle, din noktai nazarından: Kumar, dînen ve aklen yasaktır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دینا] dince, din bakımından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yemek yiyen kimse; vagon restoran; vagon restorana benzer lokanta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). İskambil kâğıdı işaretlerinden karo.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük yemek odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). çan gibi ses çıkarmak, çalmak; (i). çan sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili ufak şey; fırlatılan şey; ismi unutulan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). çan sesi gibi; (i). çan sesi, dan dan; aynen tekrar edilen ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çog geys, ghies) (i). ufak kayık; patalya, dingi; ufak gezinti sandalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çark, tekerlek, silindir gibi şeylerin merkezinden geçen mil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axle. arbor. axle-tree. shaft. spindle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axis. spindle. axle. arbor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axle. axletree. spindle tree. arbor. journal. spindle. shaft. spindal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dengesiz olarak sallanmak, titremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serene. inert. motionless. static. stationary. exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. inactive. placid. serebe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quietism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repose. silence. inertia. rest. quieteness. calm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). derecik, etrafı ağaçlıklı ufak dere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wild dog found in Australia, but supposed to have introduced at a very early period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It has a wolflike face, bushy tail, and a reddish brown color. wolflike yellowish-brown wild dog of Australia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wolflike yellowish-brown wild dog of Australia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Avustralya'ya mahsus bir çeşit yabani köpek, (zool). Canis dingo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (gier, giest) donuk, rengi soluk, kirli, paslı. dingily (z). rengi soluk olarak, paslı olarak. dinginess (i). rengi soluk oluş, donukluk; kir, pas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. dînîye). Din ve mezheple alâkalı. Umûr-ı dînîye = Din işleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

religious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastoral. religious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

religious. ecclesiastical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دینی] dinsel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backsliding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Trim; neat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To deck; often with out or up. a couple who both have careers and no children.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Double income, no kids A term used to denote a working couple, often in the market for condominium ownership or other types of real estate investments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short form for 'Double Income, No Kids ' A description of a type of Purchaser in the real estate market. a double income, no-kids couple. a couple who both have careers and no children. a soft return so that the tennis ball drops abruptly after crossing t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (ier, iest) (i).,(k).dili önemsiz, ehemmiyetsiz, küçük; (i). küçük şey; küçük lokomotif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dinlemek işi. (bk.) Dinlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auscultation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listen. listening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. işitmek üzere kulak vermek. Osm. istimâ etmek: Çalgı, şarkı dinlemek, kapıdan dinledi. 2. Kulak as mak, kabul etmek. Osm. isga eylemek: Söb, nasihat dinlemek: Vaktiyle söyledimse de dinlemedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lend one's ear. lend an ear. listen. listen to. hear. obey. attend. follow. hark. harken. hearken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attend. heed. listen. monitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to listen to. to hear. to pay attention to. to obey. to conform to. to auscultate. to be heard and obeyed. to be listened to. buy. to give ear to. listen. monitor. regard. take heed. unwind. to recover one's wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recreational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiday. vacation tatil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vacation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reposeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refreshing. restful. relaxing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relaxing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Rahatlatmak, sükûnet vermek. Osm. teskin etmek. 2. Rahat ettirmek, yorgunluk aldırmak: Vücudumu dinlendireceğim. 3. Söndürmek: Mumu dinlendireceğim, mec. Kalıbı dinlendirmek = Ölmek, vefat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relax. rest. to rest. to relax. to leave fallow. to mature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rest. to let rest. to leave fallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rest. relaxation. recreation. breathing-space. recumbency. repose. respite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. interlude. recess. recreation. refreshment. repose. respite. rest. relaxation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relaxation. rest. vacation. push / pull theory. repose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sükûnet bulmak, durmak. 2. Rahatlanmak, istirahat etmek: Birkaç gün dinleneceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take a rest. rest. relax. sit back. lie back. lie up. recreate oneself. repose. repose oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recess. repose. rest. to be listened. to be obeyed. to rest. to relax istirahat etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give oneself a rest. to rest on one's oar. relax. repose. take a breath. to give time off. unbend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concert. concert konser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dinlemesini temin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Dinleyen, Ar. sâmî, müstemî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listener. hearer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listener. hearer. member of the audience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audience. the audience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dinmek işi. (bk.) Dinmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Durmak, kesilmek, sona ermek. Osm. sükûnet bulmak: Yağmur, rüzgâr dindi. 2. Rahatlanmak, istirahat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pass. rage. to cease. to stop. to die down. to calm down. to go down. to let up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cease. to stop. to get better. to become easier. pass off. quit. stow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). günün esas yemeği; akşam yemeği; ziyafet. dinner bell yemek zili veya çanı. dinner hour yemek saati. dinner jacket smokin dinner pail sefertası dinner party ziyafet, yemekli toplantı. dinner table sofra. dinner time yemek vakti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yemek takımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mezozoik çağda yaşamış olan ve bu gün yalnız fosilleri bulunan çok büyük bir cins sürüngen, dinosor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dinosaur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dinosaurier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

religious. sacred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

religious. sacred. solemn. spiritual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

religious. ecclesiastical. solemn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rite. religious service. tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hiçbir dine bağlı olmayan veya dinin hükümlerine riayet etmeyen. Ar. mülhid: Dinsiz adam. 2. mec. Merhametsiz. Allahtan’ korkmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irreligious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

godless. heathen. impious. pagan. irreligious. undevout. cruel. pitiless. atheist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irreligious. unbelieving. atheistic. atheist. blasphemous. faithless. godless. impious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dinsiz adamın hali. Ar. ilhad: Dinsizlik bütün Alemde kötü görülür. Dinsizlikle suçlandırılmıştı. 2. mec. Merhametsizlik, gaddarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irreligion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheism. irreligion. impiety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kuvvet; ufak oyuk; (f). ufak çukur meydana getirmek. by dint of kuvvetiyle, vasıtasıyla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make friends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir bellek türüdür. Bilgisayarın ana belleği, bu ilkeye göre çalışır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bir çok arabada hoparlörler zemin seviyesinde bulunmaktadır. Bu yenilikçi 3B sanal ses teknolojisi, seslerin sanki kafa hizasında bulunan hoparlörlerden geliyormuş gibi duyulmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grass widow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divorceé. widow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feme discovert. widow. widowed woman. relict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

, Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Dursaliha).*

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çalınmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquirement. gain müktesebat. competence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquiring. obtaining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Edinme fiili, kendisini sahip kılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obtain. acquire. get. fall into. come by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquire. gain. obtain. procure. to obtain. to acquire. to gain. to get. to contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adopt. to get. to acquire. to obtain. come by. invest in sth of one's own. procure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اهل] maharet sahibi. 2.evcil. 3.bir yerde ikamet eden. 4.bir yere veya görüşe mensup.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. tarih). Hz. Muhammed’in ailesi; ehl-i beyte kızı, damadı ve torunları dahildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Rind tabiatlı, kalender, gönül ehli, kalp adamı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهل دین] bir dine inananlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهل حال] halden anlayan

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F. A.). Bilgili, tecrübeli, ehl-i vukuf, bilirkişi (y. k.).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهل خبره] bilirkişi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهل ایمان] iman edenler, inananlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (tarih) Haçlılar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهل صليب] haçlılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A). Konuyu iyi bilen, bilirkişi (y. k.).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهل وقوف] bilirkişi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. imen.) (mü. ehliyye). Alışık, uysal, yabaninin gayrı: Ehlî hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic. domesticated. tame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic. tame. domesticated. homebred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become tame evcilleşmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become tame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - inançlı inanan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EHLIYYET) (i. A.) (ehl ile masdar edatından mürekkep). 1. İktidar, işin ustası olma: Ehliyeti müsellemdir. Eshâb-ı ehliyyettendir = Ehliyet sahiplerindendir. 2. Ehliyet vesikası, ehliyetnâme: Şöförlük ehliyetini aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driver's licence. driver's license. driving licence. licence. competence. competency. qualification. proficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

licence. efficiency. capacity yeterlik. uzluk. driving licence. driver's license sürücü belgesi. ehliyetname.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driver's license. driving license. capacity. competency. efficiency. ability. adequacy. capability. competence. credentials. licence license. proficiency. qualification. ticket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İşe yarar halde bulunuş, bir işi hakedebilecek durumda bulunuş, selahiyet, yetki. 2.Mahirlik, iktidar, liyakat, kabiliyet, kifayet, mensubiyet. 3.İktidar, kabiliyet ve liyakat vesikası.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ehliyeti olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capable. competent. having a licence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capable. competent. talented. fit for office. having a license.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EHLİYET-NAME) (i. A. F.). Ehliyeti belirten vesika, şöförlük vesikası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ehliyeti olmayan. 2. Ehliyetnamesi olmadan vasıta kullanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlicenced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incapable. incompetent. unqualified. not having a license. unfit to plead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompetence. disability. inadequacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اهليت] beceri sahipliği, yeterlilik, yetki. 3.yeterlilik belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ın adamı, veli, evliya. 2.Allah’a teveccüh etmiş, kulluğunu yanlız ona yöneltmiş. Küfür ehlinden, ve şirkten kaçınan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dinin en olgunu, en olgunlaştırdığı isim. 2.Dinin tamamı. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır. - (bkz.Ekmelettin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrodynamcis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin emrettiği. - Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. son, nihayet, hitam; uç, baş; gram. takı, sonek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Erdi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Duru, güçlü kuvvetli erkek.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Genel kural olarak gelişmiş hayvanların beyinleri basit yapılı hayvanlarınkinden, iri yapılı hayvanların beyinleri de küçük hayvanlarınkinden daha büyük ve karmaşıktır. Ama beyin büyüklüğünün zeka ile hiçbir bağlantısı yoktur. İnsanlarda yetişkinlerin beyinlerinin çocuklarınkinden, erkeklerin beyinlerinin kadınlarınkinden biraz daha büyük olmaları yalnızca yaş, vücut ağırlığı ve cinsiyet farkından kaynaklanır.

Bir beyine bakarak, onun bir kadına mı yoksa erkeğe mi ait olduğuna karar veremezsiniz, çünkü aralarında şeklen gözle görülür büyük bir fark yoktur. Ancak her iki cinsiyetin beyinleri arasında ortalama bir büyüklük ve ağırlık farkı vardır. Kadın beyinleri erkeklerinkinden yaklaşık yüzde 10 daha küçüktürler. Ortalama yetişkin bir erkeğin beyninin ağırlığı 1.375 gramdır.

Burada unutulmaması gereken en önemli husus, kadınların vücut ağırlıklarının da erkeklerden yüzde 10’un üstünde bir oranla hafif olmasıdır. Yani kadının beyninin vücuduna oranı yaklaşık yüzde 2,5 iken erkeğin yüzde 2’dir. Sonuçta kadınlar vücutlarına oranla daha büyük bir beyne sahiptirler.

Tek bir beyne bakarak hangi cinse ait olduğuna karar veremezsiniz ama ortada 100 tane beyin varsa en küçüğünün bir kadına, en büyüğünün ise bir erkeğe ait olma ihtimali çok kuvvetlidir.

İnsan beyninin hacim olarak büyüklüğünün zeka ile bir alakası yoktur. Bilimsel çalışmalar ilk insanlardan Neanderthal adamının beyninin günümüz modern erkeğininkine göre 100 santimetreküp daha büyük olduğunu göstermiştir.

Bilinen en büyük beyinlerden biri Rus yazar Turgenyev’inki idi ve 2021 gramdı. Dünyanın en zeki bilim adamlarından biri kabul edilen Einstein’in beyni ise ortalama boyutta bir beyindi.

Yunusun beyni ortalama 2270 gram ağırlıkta olup insanınkinden yaklaşık 1,66 kat daha ağırdır. Ancak bu, yunusların insanlardan daha zeki oldukları anlamına gelmez. Beyin ağırlığı ile zeka orantılı olsaydı 5 kiloluk beyni ile fil karadaki hayvanların hepsinden, 9 kiloluk beyni ile balina tüm canlılardan daha zeki olurdu.

İnsan beyninden 7 kat daha ağır olan balina beyni, kendi vücudunun 40000’de biri kadardır. Memelilerin beyinlerinin ağırlıkları genel olarak vücut ağırlıklarının 100’de biri, kuşların 200’de, sürüngenlerin 300’de, balıkların ise 5 - 6,000’de biridir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkulan ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi birçok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.

El yazısı analizi kişinin şuuraltında yatanlar hakkında az çok ipucu verebilir ama bu da bir noktaya kadardır. El yazısından sadece cinsiyet değil ırk, din ve hatta yazanın solak mı, yoksa sağ elini mi kullandığı da tespit edilemez.

Bu konu nörobiyoloji dalında çalışanların da ilgisini çekmiş ve bilim insanları sinirkaslarının reaksiyonlarını sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bazı sinirkası reaksiyonlarının benzer kişiliklere ve beyin ikazlarına sahip insanlarda olduğunu görmüşler, buradan da yazı tarzı ile kişilik arasında bir bağlantı olabileceğini saptamışlardır.

El yazısı insandan insana değişir. Her çocuğa ilkokulda harflerin yazılması belirli bir kalıpta öğretilmesine rağmen, çocuklar çok kısa sürede kendi bireysel özelliklerini harflere ve yazı şekillerine yansıtırlar. Zamanla insan olgunluğa erişince kendi kişiliğine özel ve bakıldığında yazanın kim olduğunu ele verecek yazı stili oluşur.

Aslında çok azımız düşündüğümüz gibi yazarız. El yazımız düşüncemizden ziyade kişiliğimizi yansıtır. El yazısını analiz etme artık sosyal bir bilim dalı olarak kabul edilmektedir. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi (cinsiyeti değil) hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemelerin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır.

Sahte imzalar da benzer bir konudur. Sahtekar taklit ettiği imzaya kendi yazı stilinden de bir şeyler katar. Çoğu kez bu sahte imzalar kolaylıkla ayırt edilebilir. Sahte imzayı atan, imzayı çok incelemiş, imzayı atış şeklini ve kalem hareketlerinin sırasını çok iyi uygulamışsa bile imzanın sahte olduğu tespit edilebilir, ancak sahte imzayı atan hakkında bilgi edinilemez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkuları ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi bir çok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.

El yazısı analizi kişinin şuuraltında yatanlar hakkında az çok ipucu verebilir ama bu da bir noktaya kadardır. El yazısından sadece cinsiyet değil ırk, din ve hatta yazanın solak mı, yoksa sağ elini mi kullandığı da tespit edilemez.

Bu konu nörobiyoloji dalında çalışanların da ilgisini çekmiş ve bilim adamları sinirkaslarının reaksiyonlarını sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bazı sinirkası reaksiyonlarının benzer kişiliklere ve beyin ikazlarına sahip insanlarda olduğunu görmüşler, buradan da yazı tarzı ile kişilik arasında bir bağlantı olabileceğini saptamışlardır.

El yazısı insandan insana değişir. Her çocuğa ilkokulda harflerin yazılması belirli bir kalıpta öğretilmesine rağmen, çocuklar çok kısa sürede kendi bireysel özelliklerini harflere ve yazı şekillerine yansıtırlar. Zamanla insan olgunluğa erişince kendi kişiliğine özel ve bakıldığında yazanın kim olduğunu ele verecek yazı stili oluşur.

Aslında çok azımız düşündüğümüz gibi yazarız. El yazımız düşüncemizden ziyade kişiliğimizi yansıtır. El yazısını analiz etme artık sosyal bir bilim dalı olarak kabul edilmektedir. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi (cinsiyeti değil) hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemenin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır.

Sahte imzalar da benzer bir konudur. Sahtekar taklit ettiği imzaya kendi yazı stilinden de bir şeyler katar. Çoğu kez bu sahte imzalar kolaylıkla ayırt edilebilir. Sahte imzayı atan, imzayı çok incelemiş, imzayı atış şeklini ve kalem hareketlerinin sırasını çok iyi uygulamışsa bile imzanın sahte olduğu tespit edilebilir, ancak sahte imzayı atan hakkında bilgi edinilemez.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin arslara. - Şeref lakabıdır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housewife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homemaker. housewife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adopt. adopt a child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). olağan üstü, fevkalade, nadir, garip,müstesna, özel bir durum için görevlendirilmiş. extraordinar'ily (z). fevkalade bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin övdüğü, diniyle övünen. Dinin seçkini. Fahreddin Razi: (Rey 1149-Horat 1209). Müfessir, kelamcı. Dilbilimci. Fizikçi. Tıpçı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin feridi, tek, eşsiz, kıyas kabul etmez kimse.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فروردین] İran takvimine göre baharın ilk ayı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sert, haşin, ürkütücü nahoş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sıkı dokunmuş bir çeşit ince şayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gabardine. gaberdine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gabardine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i gabardin, gabardin pardüsü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i palto, aba; ortaçagda bilhassa Musevilerin giydiği bir çeşit kaba ve bol cüppe

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Din uğruna çalışma, gayret etme, didinme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Din uğrunda yara alan, yaralanan. Savaşan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. altın kaplama; yaldız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dînin yayılmasına yardımı dokunan adam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin yayılması için yardımı dokunan zat. Gıyaseddin Keyhüsrev I: Anadolu Selçuklu Sultanı. - Türk dil kuralına göre “d/t” olur.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayma, akış, süzülüş. gliding angle hav. süzülme açısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), Ru. bay (ecnebiler için).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tedricen yükselen sıralar, basamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ipek veya yünle ipek karışımından yapılmış çok ince kumaş; nar şurubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gündüzün söylenen selâmlaşma tabiri (gününüz aydın olsun).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good morning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good morning. good morning!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good morning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hired woman. charwoman. daily help. daily woman. daily woman / help.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin koruyucusu. - Daha çok unvan olarak verilir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Islam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin sonsuzluğu ölümsüzlüğü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) beceriklilik, maharet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin büyüklüğü, ihtişamı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حيات دینيه] dinsel yaşam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haydi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin hayırlı eylediği mübarek kıldığı insan. -Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) serlevha, başlık; maden yolunun dar başı; baş koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yürek parçalayıcı, çok acıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin gösterdiği doğru yol.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saklanacak yer, gizlenecek yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrodynamic (s. hydrodynamic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin hikmeti. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şatafatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). istifçilik; (ing). muvakkat tahta perde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holding company. conglomeration. conglomerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holding company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act or state of sustaining, grasping, or retaining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tenure; a farm or other estate held of another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which holds, binds, or influences.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The burden or chorus of a song. designed for retention; 'a holding pen'; 'a retaining wall'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holding company. community company. conglomerate. consolidated company / corporation. holding. overhead s company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Grabbing and holding onto an opponent or the opponent's stick; incurs a minor penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Using your hands on an opponent or the opponent' equipment to impede your opponent's progress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When a parachute is flying directly into the ambient wind, it is said holding See running and crabbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

When you use your hands to grab your opponent or his or her stick A minor penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Using the hands or arms to impede an opponent's movements A personal foul, and the penalty is a direct free kick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A judge's decision in a case - the legally operative part of a decision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The ruling contained in a judicial opinion upon which the result depends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Land and buildings held by a freehold or leasehold occupier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

All the shares , contracts , or face amount you own of an investment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The designated area to which the Extra Performers report and stay while waiting to go on set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An Aircraft flying a 'racetrack' pattern based on a defined constraint point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Keeping another player from advancing by literally holding him back with one's hand Usually illegal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Using hands or stick to hold an opponent It is illegal and calls for a penalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The portion of the thermal cycle during which the temperature of the object is maintained constant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Maintaining full draw whilst aiming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A minor penalty called when a player uses his or her hands to hold an opponent or their stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). tutma; kira ile tutulmuş arazi; spot engelleme; (gen). (çoğ). mal, mülk ve tahvil gibi eldeki değerler, edinç; (s). tutan, elinde bulunduran. holding company holding şirketi. holding pattern (hav). havaalanına inmeye izin beklerken uçağın

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili olağanüstü bir şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dinin keskin kılıcı. 2.Mevlana’nın halifesi olan Hüsameddin Çelebi, Mevlana’nın Mesnevi’yi dikte ettirdiği kişidir. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. koku demek olan «iğ» den). Kokmuş, bozuk, cılk (yumurta).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Dinin direği. Daha çok unvan olarak kullanılır. -Türk dil kuralı açısından «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dini alanda yenilik yapan, dinin yönlendirdiği kimse. - Türk dil kuralı açısından «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. inat olsun diye. 2. Aksine, tersine: Kız da inadına çirkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliberately. out of obstinacy/spite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on purpose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. aynı soy ve cinsten hayvan ve bitkilerin çiftleştirilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. ten renginde, pembemsi; kan kırmızısı; f. kızıla boyamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları


İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.düzensizlik, ahenksizlik, uyumsuzluk (hareketlerde).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

according to. in the presence of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in one's opinion. according to. in the presence of. before. in comparison to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.. aşırı, hadden fazla, oransız; düzensiz. inordinately z. aşırı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu konuda daha güncel ve romantik bir hikaye var. Biliyorsunuz insanda beş ana duyu var: Dokunma, görme, koklama, tat alma ve işitme. Yemeğe gidilen bir restoranda şarap ısmarlanırsa, garson şarabı getirdikten sonra bardağa bir parmak koyar ve kontrol etmesi için doğrudan erkeğe uzatır. Hiç bir kadının da itiraz etmediği bu durum gerçekten anlaşılmazdır. Çünkü dünyadaki aroma ve tat alma uzmanlarının çoğu kadındır.

Neyse biz gelelim restorana... Kadehin soğuk temasıyla dokunma duyusu tatmin edildikten sonra kadeh havalı bir şekilde göz hizasına kadar kaldırılıp şarabın rengine bakılır. Görme duyusu kontrolünden sonra kadeh burun hizasından bir sağa bir sola gezdirilerek koklanır.

Minik bir yudum alarak tadını da algıladınız. Zaten şaraptan pek anlamıyorsunuz. Garsonun da mantarını açtığı şarabı kendisi içmezse başka birine verecek hali yok. Mecburen ‘mükemmel’ diyorsunuz. Ama hala bir duyu kaldı, işitme duyusu. İşte o duyuyu da kadehleri tokuşturup, ‘çınnn’ sesini duyduktan sonra tatmin ediyoruz.

Hikaye gerçekten romantik ama işin aslı biraz değişik. Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip, onu ortadan kaldırmak için zehirli bir içki sunması görülmemiş bir şey değildi. Ev sahibi içkisinin zehirsiz olduğunu ispat etmek için kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir miktarını kendi bardağına dökmesine müsaade ederdi. Her iki kişi de içkilerini aynı anda içerek birbirlerine olan güvenlerini gösterirlerdi.

Misafir ev sahibine olan güveninin çok fazla olduğunu göstermek için bardaklar havada yan yana geldiğinde, kendi içkisinden onun bardağına bir şey dökmez, bardağını yavaşça onun bardağına vururdu. Duyulan ‘çın’ sesi gerçek bir güvenin ifadesi idi.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., asi, itaatsiz, kafa tutan, baş kaldıran,isyan eden. insubordination i. baş kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (iyot.) tincture of iodine tentürdiyot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

businesswoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. Fr.). iskandinavyalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a habit of. to get into the habit of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dînin izzeti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saksı, saksılık; haşlanmış sebzeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eskiden kibar karısı, hanım. 2. Osmanlı padişahlarının ilk dört eşi: Kadın-efendi hazretleri. Baş-kadın-efendi = Padişahın birinci zevcesi. Kadın-efendiler, Avrupa protokolünde imparatoriçe değil, kraliçe derecesinde sayılırlardı. XVII. asırdan önce kadın-efendi yerine haseki denirdi. 3. insanın dişisi: Kadınlara mahsus salon; kadınların yeri ayrıdır. 4. Eskiden hanımdan aşağı olarak bir unvan: Kâhya (kethudâ) kadın, aşçı-kadın, bacıkadın. Kadınbudu = Yumurtaya bulanmış pirinçli ve kıymalı bir çeşit köfte. Kadıntuzluğu = Bir cins bitki, anberbâris. Kadın kadıncık = Terbiyeli, toplu ve kendi halinde kadın. Kadıngöbeği = Bir cins hamurlu tatlı. Kadın-nine = Büyükanne ve kayınvalide.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady. woman. lady's. female. petticoat. woman. female. she. dame. broad. distaff. hen. jane. petticoat. gyno-. gynous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bird. dame. female. girl. lady. skirt. woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady. woman. female. matron. feminine. feme. lollipop men , lollipop lady. petticoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Yetişkin dişi insan. 2.Evlenmiş kadın. 3.Evli ve itibarlı kadın, hanım.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady killer. womanizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman's movement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecological diseases. gynecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

couturier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dress maker. dressmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir köfte cinsi. bk. Kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meat and rice croquettes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadın tarz ve usûlünde: Kadınca konuşuyorlardı; kadınca bazı hareketleri vardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womanly. womanlike. unmanly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womanly. feminine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womanly. womanish. womanlike. effeminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük kadın: Kadın kadıncık, bk. Kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadınlara düşkün, kadın düşkünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yuvarlak ve ortası çukur bir hamur tatlısı, bk. Kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feminine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman. womankind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womankind. womenfolk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Giysilerde düğmelerin kullanılmaya başlandığı ilk zamanlarda, düğmeler hem çabuk kırılabiliyordu, hem de herkesin almayacağı kadar pahalı idi. Zengin kadınlar da, uzun elbiselerini ancak hizmetçilerinin yardımı ile giyebiliyorlardı. Hizmetçiler ise hanımlarının karşısında, onların düğmelerini, sağ ellerini kullanarak daha hızlı ilikleyebiliyorlardı Bu nedenle, terziler dügmeleri hizmetçilerin sağına, hanımların ise soluna gelecek şekilde diker oldular.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kadın olmak hususu: Kadınlık zor iştir. 2. Hakkıyle kadın olmak hususu: Gereği gibi kadınlık nedir bilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

femaleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womanhood. womanliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womanhood. feminity. muliebrity. woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effeminate. feminine. womanlike. womanish. ladylike. unmanly. lydian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camp. effeminate. feminine. womanish. womanly. sissy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womanish. feminine. effeminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effeminateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effeminacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sarıçalı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin kudreti, gücü. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Public Disclosure)

Sermaye piyasasının açıklık ve dürüstlük içinde işleyişini sağlamak, tasarruf sahipleri, ortaklar ve diğer ilgililerin zamanında bilgilendirilmesini temin etmek amacıyla, sermaye piyasası araçlarının değerini ve yatrımcıların yatırım kararlarını etkileyebilecek önemli olay ve gelişmelerin (özel durumların) kamuya açıklanmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Katolik mezhebinde en büyük pâye ki, bütün dünyada 100’ den az yüksek rütbeli rahip bu unvanı taşır. Al renkte cüppe giyerler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardinal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardinal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(yabani sümbül): Ballıbabagiller familyasından; kırlarda yetişen beyaz ve pempemsi çiçekli bir bitkidir. İstanbul ve İç Anadolu bölgesinde görülür. Kediler çok sever. Kullanıldığı yerler: Hazım sistemini düzeltir. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. Karın ağrılarını giderir. Astım grip ve bronşitin sebep olduğu nefes darlığını geçirir. İdrar söktürür. Bağırsak solucanlarını düşürür. Ağrılı aybaşı kanamalarında faydalıdır. İktidarsızlığı giderir. Sinirleri yatıştırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kehle). Kemâlini bulmuş, olgunluk yaşına erişmiş, otuz ile elli yaşları arasında bulunan, olgun adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kahl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bit: Kehle tutmak, baş kehlesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

channeling , gorge , throat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bitlenmek, bit tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kehlesi olan, bitli, bit tutmuş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Din’de olgunluğa eren, dinin son derecesi. 2.Din bilgisi kuvvetli. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to one's name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on your own.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

off one's own bat. by oneself. ex proprio vigore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in his/her opinion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enchant. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecstasy. trance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecstasy. rapture. trance. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oneself. himself. herself. itself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yourself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

itself. pass off. thyself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrogant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrogant. boastful. cocksure. cocky. conceited. haughty. immodest. pompous. pretentious. prig. proud. smug. supercilious. superior. swollen. upstage. vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big head. bumptious. cocky. conceited. haughty. high. hoity toity. immodest. jumped up. orotund. overweening. self- complacent. smug. sniffy. stuck- up. uppish. vain. vainglorious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kerem bağış ihsan lütuf sahibi. 2.Dinde üstün mertebelere ulaşan. 3.Keramet sahibi derviş veli. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kız kulesine ilk deniz feneri üçüncü Ahmet devrinde Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa’nın emri ile konuldu. O zaman ahşap olan kulenin içindeki fener ağır yağlar ile yakılırdı. Bir gün fenerin yakıldığı büyük kandil tutuşarak ahşap kule bir meşale gibi yandı. Yangının ardından kule bu kez kagir olarak yapıldı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Karyolanın yanına konulan küçük dolap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bureau. bedside table. commode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commode. bedstand. nightstand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Çeşitli, işler arasında düzen sağlama düzenleştirme.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. coordination

eş güdüm

Belli bir amaca ulaşmak için türlü işler arasında bağlantı, ilişki, düzen ve uyum sağlama.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordination. coordination eşgüdüm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordination. posdcorb : planning , organising , staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. matematik). Bir noktanın düzlemdeki veya uzaydaki yerini belirtmeye yarayan kot, apris ve ordinatın ortak adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinate. coordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. coordinateur

eş güdümcü

Türlü işler arasında düzen ve uyum sağlayan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. coordonné

eş güdümlü

Aralarında eş güdüm bulunan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coordinated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Elli altmış metre kadar yüksekliği olan, kerestesi ve reçinesi pek beğenilen bir çam cinsi (pinus picea).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spruce. spruce fir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spruce. spruce tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Romansch dialect spoken in some parts of Switzerland and the Tyrol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person speaking Ladin as a mother tongue. a Rhaeto-Romance dialect of Romansh spoken in southeastern Switzerland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Rhaeto-Romance dialect of Romansh spoken in southeastern Switzerland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamâyil şeklinde takılan fişeklik, göz göz palaska.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yükleme. bill of lading konşimento.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لادینی] laik, din dışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Ladino.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (hav.) iniş; iskele; merdiven sahanlığı; karaya çıkma veya çıkarma. land (İng.) beam (hav.) iniş kılavuzu, radyo işareti. landing craft çıkartma gemisi. landing field havaalanı. landing gear (hav.) iniş takımı. landing place, landing stage iske

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) özellikle dinde geniş düşünüşlü, mutaassıp olmayan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kanuna itaat eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), radyo anten iniş teli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) yol gösterme, rehberlik; ima; (s.) önde olan, yol gösteren, rehber olan. leading article (İng.) başmakale. leading lady piyeste başrolü oynayan kadın. leading man başrolü oynayan erkek. leading question belirli bir cevabı gerektiren soru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kurşun ile kaplama veya bölme; kurşun çerçeve (pencere için); (matb.) satır aralarının anterlini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Acı çiğdem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Fesîle-i lehlâhiyye = Acı çiğdem çeşidinden bitkiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Lehistan (Polonya) ahalisinden olan: Bir lehli geldi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şehvet düşkünü, nefsine tabi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yükleme; yük; ağırlaşması veya kalınlaşması için herhangi bir şeye katılan madde; sig. masrafları karşılamak için prime eklenen miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

BRAVIA TV’niz açıldığında, logo da hafifçe aydınlatılır. Logo aydınlatması adı verilen bu rahatsız edici olmayan zarif özellik, BRAVIA menü sisteminden kolayca kapatılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzunluğuna, uzunlamasına; boylama ait. longitudinally z. boydan boya uzanarak, uzunlamasına olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. horoz ibiği çiçegi, yabani kadife çiçeği, bot. Amaranthus tricolor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معادن] madenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çılgın, zıvanadan çıkmış, köpürümüş, çok hiddetlenmiş; çıldırtıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin ululuğu, büyüklüğü. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Medine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. müdün, medâln). Kasaba, şehir, belde: Medine-i Üsküdar. (hi. coğrafya) («Medînetü’n-Nebî» den kısaltılmış). Asıl adı Yesrib olan Medtne-i Münevvere şehri ki, Hicâz’dadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Medina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مدینه] şehir. 2.Medine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Arabistan’da bir şehir. Hz.Peygamberin kabrinin bulunduğu şehir. Hacıların Mekke’den sonra ziyaret ettikleri şehir.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدینة النبی] Medine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدینة السلام] Bağdat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مهل] süre tanıma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Omuz başından çıkan külbastılık et.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مهلکه] tehlikeli yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEH-LİKAA) (i. F., Fars. meh = ay, Ar. likaa = çehre). Ay çehreli (güzel), dilber.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [مه لقا] ay yüzlü, güzel yüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ay yüzlü güzel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «helâk» ten im.) (c. mehâlik). Mahv ve helâk olacak yer, tehlikeli yer, muhâtaralı yer veya iş: Mehâlikten kaçınmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. meydân). Meydanlar, alanlar, (bk.) Meydan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (argo) sanrı uyandıran; zihni bulandıran; şaşırtıcı; bunaltıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. görümü yoğunlaştıran veya değistiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony Handycam, mum ışığı gibi çok düşük aydınlatma koşullarında bile renkli çekim yapılmasını sağlayan gelişmiş lensler ve kedi gözü CCD’ler kullanır. Minimum aydınlatma Lüks olarak belirtilir. 1 Lüks, 1 metre mesafedeki 1 mumdan elde edeceğiniz ışık miktarıdır. Lüks değeri ne kadar düşük olursa, kameranın hassasiyeti de o kadar yüksek olur ve görüntü o kadar iyidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, ing. moulding i. tiriz, pervaz, korniş, silme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Din savaşçısı, İslam askeri.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çamurluluk, bulanıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Hz.Peygamberin isimlerinden).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Dini saran, çevreleyen. - Türk dil kuralları açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok, pek çok; çok kısımlı; (şiir) kalabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin salahı için çalışan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «helâk» ten imef.) (mü. müstehleke). Sarf ve istihlâk olunan, yenip içilerek bitirilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «helâk» ten if.) (mü. müstehlike). Sarf ve istihlâk eden, yiyip içerek bitiren, (maliye) Kendi ihtiyacı için bir şeyi satın alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consumer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «meden» den if.) (mü. mütemeddine). Medenileşmiş olan: Mütemeddin milletler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستهلک] tüketici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متمدن] uygar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ehil olmayan, ehliyetsiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ناأهل] ehil olmayan, ehliyetli olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça nakd’den). 1. Hazır ve peşin para. 2. Kıymetli mal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). ikiçeneklilerden Rum sünbülü denen bitki ve çiçeği (eryngium).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Bir çeşit sümbül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (Dine yardımı dokunan. - Dilimizde “Nasreddin” şeklinde kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin şanı ve şerefi. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ihtiyaç hali, yoksulluk, fakirlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hiç bitmez, ebedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin ışığı, aydınlığı. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yapılan istatistik çalışmalarına göre dünya genelinde kadınlar erkeklerden daha uzun bir hayat süresine sahiptirler. Tarihte 60 - 70 yıl ve daha öncesine gidersek iki unsur öne çıkıyor: Savaşlarda ölenlerden dolayı azalan erkek nüfusu ve yalnız erkeklerin çalışabileceği yıpratıcı işlerden dolayı erkeklerin ömürlerinin kısalması.

Zamanımız için artık bu iki unsur da çok geçerli değil. Dünya savaşları dönemi bitti, yerel savaşlarda askerler kadar kadın ve çocuklar da ölüyor. Kadın ile erkek arasında iş güçlüğü kalmadı. Uzun yıllar aynı ortamda aynı işi yapanlar incelenmiş ve kadınların yine erkeklere göre daha uzun süre yaşadıkları tespit edilmiştir.

Aslında pek çok canlının dişisi erkeğine göre daha uzun ömürlüdür. Kadın vücudu zarif, yumuşak ve güzeldir. Erkeğin ki ise daha geniş, iri, bol kaslı ve kuvvetlidir. Bu nedenle erkek daha hızlı koşar, daha fazla ağırlık kaldırır yani fiziken daha güçlüdür.

Ancak zarafet ve çekiciliğin altında kadın büyük bir biyolojik üstünlük gizler. Dişiler daha anne karnında iken bile daha dayanıklıdırlar. Ceninlerde, erken doğumlarda, bebeklerde, kızların ölüm oranı erkeklere göre daha azdır. Büyüme çağında kızlar oğlanlardan daha çabuk gelişir ve belli bir yaşa kadar da daha çabuk büyürler.

Kadınların daha sağlıklı ve uzun ömürlü olma avantajlarının ardında insan türünün evrimsel devamlılığı ve gelişimi de vardır. İnsanlar oldukça yavaş ürerler. Kadınların gebeliği 9 ay gibi hayli uzun sürer ve sonucunda genellikle tek bir çocuk doğar. Neslin devamı için erkekten çok kadına iş düştüğünden, kadının verimlilik süresince birbiri ardına çocuk doğurabilmesi için kendisine doğa tarafından bu gizli güç ve dayanıklılık avantajı verilmiştir.

Günümüzdeki bilimsel araştırmalar üç noktada yoğunlaşıyor. İnsan dünyaya geldiği zaman hücrelerinde 23 çift kromozom taşır. Bunlardan yirmi üçüncüsü, yani cinsiyet kromozomu kadınlarda iki tane ‘X’ iken erkeklerde ‘XY’dir. ‘Y’ kromozomu ‘X’ den daha küçük olup, içindeki genler yüzde 3-6 daha azdır. Renk körlüğü, hemofili gibi hastalıklar sadece erkeklerde görülürken kadının fazla genleri bu hastalıkları önlemede rol oynar.

İkinci husus ise kadınların ‘estrojen’, erkeklerin ise ‘androjen’ diye bilinen cinsiyet hormonlarını daha fazla salgılamalarıdır. Estrojen hormonu kandaki yağ miktarını azaltmakta bu nedenle kadınlarda kalp ve damar hastalıkları daha az görülmektedir.

Kadınlarda üçüncü uzun ömür mekanizması, hemen her türlü bakteriyel enfeksiyonlara karşı dayanıklılıktır.

Bütün bunlara ek olarak kadınların uzun ömürlü olma oranları yıllar geçtikçe daha da artmakta, ortalama yaşam süresi uzadıkça kadın ile erkek ömrü süresi arasındaki fark daha da açılmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tarih boyu erkek mesleği denilince genel olarak fiziksel gücün gerektirdiği ve öne çıktığı işler anlaşılır. Ancak ruhsal ve duygusal özellikler ile hayal gücünün öne çıktığı bazı işler de yine erkeklerin tekelindedir. Ressamlık, bestecilik, orkestra şefliği gibi.

Şüphesiz tarih boyunca bir çok kadın ressam çok önemli eserler yaratmışlardır. Ne var ki müzeler ve değerli koleksiyonlara bakınca kadın sanatçıların eserlerine pek rastlayamıyoruz. Hadi Rafael, Rambrandt gibi ustaların yaşadıkları çağlarda kadınların sosyal konumları nedeniyle resimle uğraşmaları zordu diyelim, ama Dali ve Picasso gibi yakın tarihlerde yaşamış ressamların zamanında böyle bir zorluk yoktu ki. O halde bunun başka bir sebebi olmalı.

Aynı şekilde niçin dişi bir Mozart veya Beethoven yok? Müziği yorumlayan kadın şarkıcılar, piyanistler, kemancılar veya orkestradaki tüm kadın elemanlar erkeklerden aşağı kalmaz hatta kendi branşlarında dünya çapında başarılı olabilirlerken niçin orkestra şeflerinin hemen hemen hepsi erkek? Acaba hala bir çok orkestrada çoğunluğu oluşturan erkek elemanların, başlarında kendilerine doğru elindeki çubuğu sallayıp duran bir kadının idaresine girmek istememelerinden mi?

Sadece bu kadar da değil. Mimarlık ve mühendislik gibi tasarım ağırlıklı işlerde niçin erkekler önde? Hatta kadınların günlük yaşamlarında en çok zaman ayırdıkları iş yemek pişirmek iken ve erkeklerin yüzde doksanı yumurta kırmayı bile beceremezken niçin dünyanın en büyük yemek ustaları, gurmeleri, aşçıbaşıları hep erkek?

Tüm bu suallere beyin araştırmacıları ve psikologların üzerinde anlaştıkları bir açıklama var. Onlara göre işin sırrı beynin sağ ve sol yarımkürelerinde. Her iki yarım küre farklı fonksiyonlara kumanda ettikleri gibi cinsiyete göre erkekler sağ, kadınlar ise sol yarımkürelerini daha fazla kullanıyorlar.

Aslında yeni doğan çocukta her iki yarımküre de ‘sağ’dır. 2 yaşına varmadan bu yarımkürelerden biri ‘sol’ olur yani konuşma merkezi ortaya çıkar. Erkek çocuklarda 6, kız çocuklarda 13 yaşında beynin asimetresi tamamlanır. İnsanlar yaşlandıkça iki yarımküre arasındaki bu görev farkı yine azalmaya başlar. Şüphesiz sağ ve sol beyin fonksiyonları insandan insana da farklılıklar gösterir.

Kadınların daha çok kullandıkları beynin sol yarımküresinde konuşma ve iletişim merkezleri bulunmaktadır. Bu nedenle her yaş grubunda yapılan deneyler sonucunda kız çocukların konuşmayı daha önce becerdikleri, çevreye daha iyi uyum sağladıkları, okullarda, iletişim, sosyal ve politik alanlarda daha başarılı oldukları saptanmıştır.

Erkeklerin daha çok kullandıkları beynin sağ yansı ise, analiz, sentez, bir olaya tümüyle bakış gibi görevleri yüklenmiştir. Yani ayrıntıları göz önüne almadan özetlersek, ilk bakışta birbirlerinin aynıymış gibi görünseler de, sol yarımkürede sezgi gücü, sağda ise analiz gücü egemendir. Sol beyin olayları tümdengelim, sağ beyin ise tümevarım ile inceler.

İşte bu nedenle sağ beyin fonksiyonlarının gerektiği işlerde erkekler daha başarılı olmaktadırlar. Şüphesiz bu bir genellemedir. Kadınlar arasında orkestra yöneten, opera besteleyen sanatçılar, hatta Marie Curie gibi iki kez Nobel ödülü kazanarak bilim tarihine geçmiş olanlar da vardır. Ancak yine de tüm bu branşlar hala erkeklerin egemenliği altındadır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), bağlaç, edat gerçi, her ne kadar; bakmayarak; bağlaç mamafih, bununla birlikte; edat rağmen, gene de.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin nuru, ışığı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mit.) İskandinavların baş tanrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ön aydın.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sıra veya derece gösteren; biyol. takıma ait; i. kilise ayinleri kitabı. ordinal numbers mat. sıra sayıları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düzen, kural; emir; kanun: alın yazısı, vazgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. adi, alışılmış, alelade, bayağı, usule göre; huk. doğal, tabii (hak); i. alışılmış şey; Katolik kilisesinde ayinin değişmez kısmı. ordinarily z. genellikle, çoğunlukla. ordinariness i. bayağılık. out of the ordinary adi olmayan, olağan dışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Üstün derecede profesör mânâsındaki «ordinaryüs profesör» sözünde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senior professor holding a chair in a university. professor in ordinary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senior professor holding a chair in a university. professor in ordinary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. matematik). Bir noktanın uzaydaki yerini belirtmeye yarayan çizgilerden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. düzenli; i., geom. ordinat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kil. papaz atama ve kutsama töreni; atanma ve kutsanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İtalyanca: ordino) (ekonomi). 1. Yerine ödenmek üzere yazılan tahvil, emir ve havale. 2. Bir yükleme konşimentosunun kumpanya tarafından değiştirilmesiyle gümrükten eşyayı çıkarmak için verilen yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instructions to a shipper concerning the taking on and delivery of a consig. waybill. air way-bill. airfreight bill. airway bill. mate's receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instructions to a shipper concerning the taking on and delivery of a consig. waybill. air way-bill. airfreight bill. airway bill. mate's receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Düşük aydınlatmalı ya da karanlık ortamlarda doğru odaklamanın ve çerçevenin ayarlanması çok zordur. Parlak gün ışığından, tamamen karanlık ortamlara kadar her türlü aydınlatma koşulunda çekim yaparken AF aydınlatıcı nesneyi otomatik olarak aydınlatarak fotoğraf makinesinin doğru biçimde odaklama yapmasını sağlar. Bu durum aydınlatma koşulları ne olursa olsun net biçimde odaklanılmış, güzel fotoğrafların çekilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ek bina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önemli, göze çarpan; kalmış (borç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Özü temiz, aydınlık kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özlü, canlı, dinç olan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özü canlı, dinç olan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özünde canlı, dinç olan erkek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vatka; doldurmak için kullanılan yumuşak madde; abartma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imparator Şarlman'ın maiyetinde bulunan on iki efsanevi asilzadeden biri; macera peşinde koşan şovalye, kahraman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Yan, igi. 2. Tilkinin yanlarından çıkan kürk. 3. Mezar sandukasının yan taşı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پهلوان] yiğit. 2.pehlivan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F.). Sâsânî devrinde konuşulan Farsça.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Şehir. 2.Kahraman, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Güreşçi, Fars. keştigîr: Yusuf pehlivan. Hasan pehlivan. 2. Cesur, yiğit, kahraman, Fars. dilâver. Pehlivan tekkesi = Güreş talimhanesi. Pehlivan yakısı = Keskin yakı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. pehlevân.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Güreşçi. 2.Boylu boslu, iri yan, güçlü kimse, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kahramana lâyık, yiğitçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a wrestler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yan, iği.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پهلو] böğür, yan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (edat) henüz bir karara bağlanmamış, askıda olan, muallakta olan; asılı, sarkan; (edat) esnasında, müddetince, vuku buluncaya kadar, beklerken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. takip edilen, önde bulunan. the preceding bundan evvelki, yukarıda gösterilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önceden takdir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muamele; huk. dava muameleleri, yargılama usulleri; çoğ. tutanak; ilerleme, ileri gitme. legal proceedings dava muameleleri. summary proceedings kendi yetkisi dahilinde derhal verilen ceza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bağlaç), baz. (that ile )şayet, eğer, şartıyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhallebi, puding. pudding stone jeol. puding, yığışım. The proof of the pudding is in the eating. Bir şeyin değeri kullanıldığında anlaşılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ahmak, aptal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). 1. (jeoloji) Taş ve çakıl kırıntılarının kendi kendine çimentolaşmasından meydana gelmiş kütle. 2. Bir çeşit tatlı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. katrandan elde edilen antiseptik bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İslam dininin vermiş olduğu acıma, esirgeme duygusu. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. râşid). 1. Akıllılar. 2. Doğru yolu bulanlar, hak yolunu kabOl edenler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) okuma; okunma; okunuş; edebi araştırma, çalışma; mana; okunacak metin; göstergenin kaydettiği öIçüm; metin; yorum; (s.) okumaya elverişli. reading desk kitap sehpası; kürsü. reading lamp masa lambası. reading room okuma salonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) plak; bant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Arkası yırtmaçlı, uzun etekli, çift sıra düğmeli resmî ceket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frock coat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frockcoat. frock. prince albert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) redingot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yeniden iyi hale koymak, yenilemek. redintegra'tion (i.) yenileme; (fels.) tümceleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (mim.) yuvarlak silme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat hakkında, hususunda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin akıllı kişisi, dini olgunluğa ulaşmış kişi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. kaza, ilçe; Kanada bir mebusun temsil ettiği seçim bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. biniş: binicilik: s. binek: yolculuk veya binicilikte kullanılan. riding habit kadın için binici elbisesi. riding hood kadın biniciye mahsus başlık. riding master binicilik hocası. riding school binicilik okulu. riding whip süvari kamçısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin elçisi, peygamberi. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin ruhu, özü. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin temel direği. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin uğurlu ve kutlu kişisi. - Türk dil kuralı açısından “d/l” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin güzelliği. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Din topluluğu, cemaati. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Saadeddin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin önderi, başı, ileri kişisi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dini temiz, dini pak.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin yıldızı. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin tanıklığı. Dinin belirtisi, işareti. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - İslam’ı seçmiş olan ve İslam’ın hak din olduğuna şahidlik eden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinine bağlı kimse. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılmakladır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. jeoloji). Bir çeşit feldispat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sardalye, ateşbalığı, zool. Sardina pilchardus. packed like sardines sardalye gibi istif edilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Sardinya adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Sardinyalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İskandinavya. Scandinavian s., i. İskandinavyalı; İskandinavya'ya ait; i. İskandinav dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SDRAM, veri yolu saat frekansıyla aynı hızda (örneğin 33 ya da 66 MHz) çalışan bir DRAM’dir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(a.b.i.) (Erkek İsmi) - Dinin kahramanı, dinin yiğidi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. örtü (tohum taslağmda), integüment; çog, tıb. meşime, son.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin, Allah ile kul arasınadaki aracılığı, dinin şefaati. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kolay, Fars. Asân. Sehl-i mümtenî = (edebiyat) Kolay ve sade göründüğü hâlde bulunup söylenmesi ve taklidi zor olan söz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سهل] kolay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kolay, sade. Sahabe isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (müz. «eşhel»). 1. Koyu mavi, elâ. 2. Şaşı, yan bakan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شهلا] hafif şaşı. 2.ela gözlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Koyu mavi ela göz. 2.Hafif, tatlı şaşı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - 1.Yumuşak. 2.Kolay. 3.Taze, körpe. Habeşistan’a hicret eden kadın sahabelerden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kolaylıkla. Ehlen ve sehlen = Hoşgeldiniz, safa geldiniz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Leventlerin şahı, boylu poslu, canlı, yakışıklı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinine bağlı kimse. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin kurtuluşu. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarı otomatik (tabanca).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. otomatik olarak kurulan (saat).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin mumu, dinin aydınlığı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin güneşi, dinin insanlara verdiği aydınlık. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır (Şemsettin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin şereflisi, büyüğü. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Başı dinç, sakin, rahat, huzurlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dini koruyan, dinin kılıcı. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) koruyucu kılıf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gemi yapımı, gemi inşaatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yan hat, demiryolunda ana hattan ayrılan şube hattı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazırlıksız okuma veya çalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin parlak yıldızı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) – Dinin kandili, dinin verdiği aydınlık, ışık, ışıklandıran, aydınlatan. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). İskandinavyalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaypaklık, kızağın kaymasına elverişli olma; nakliyat işlerinde kızak kullanma hard veya rough sledding müşkül durum güçlükler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

değişebilen değerlendirme oranı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman of the street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooker. pinchpin. streetwalker. tart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. çalgının sesini kısmaya mahsus cihaz, sordin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iskandil etme, derinliğini yoklama, sondaj; çoğ. iskandil edilen suyun derinliği. sounding line iskandil ipi veya teli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. sordine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süratli okuma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nüfuz, slang piston; dublör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. ayakta duran; işlemez halde, muattal; devam eden, baki, daimi; sabit; i. durma, ayakta durma; duracak yer, durak; mevki, şöhret, itibar, derece, mertebe; devam, süreklilik, eskilik; z. ani bir duruşla. standing army daima silâh altında bul

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. cunda yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. aşağı alt, küçük, ikincil; tabi; gram. bağlı; i. ast; ikinci derecede memur. subordinate clause gram. bağımlı cümlecik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ikinci dereceye koymak; birinin emri altına koymak; tabi kılmak. subordina'tion i. ikinci derecede veya planda olma; itaat, boyun eğme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.) (musikisi). Keman, trombon gibi sazların sesini kısmak için kullanılan küçük Alet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dalgalar üzerinde tahta ile kayarak yapılan bir cins su kayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin tacı. Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to taste. to sample a food. sample. score.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bask. savour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make the most of. to get the utmost enjoyment out of sth. savour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinde muttaki, Allah’tan hakkıyla korkan kişi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Aydınlık şafak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(TEHLÜKE) (i. A. «helâk» den). Helâki, yok olmayı gerektirebilecek hâl, Ar. muhâtara: Tehlikeye girmek; kendini, canını tehlikeye koymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

danger. danger. risk. jeopardy. emergency. hazard. peril. shoal. storm cloud. threat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

danger. distress. hazard. jeopardy. menace. peril. pitfall. risk. threat. trouble. emergency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

danger. hazard. peril. risk. adventure. gravity. jeopardy. off the hook. threat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tehlikesi olan, Osm. muhâtaralı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dangerous. risky. unsafe. hazardous. perilous. venturesome. adventurous. breakneck. danger. daring. forbidding. hairy. noxious. parlous. pestilent. pestilential. touch-and-go. wildcat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

critical. dangerous. desperate. dodgy. fatal. forbidding. hazardous. nasty. noxious. perilous. precarious. risky. serious. treacherous. unhealthy. vicious. noxious res.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dangerous. hazardous. perilous. risky. riskiness. adventuresome. adventurous. critical. desperate. dodgy. hairy. insecure. mean. murderous. parlous. precarious. serious. speculative. unsafe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

risk free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. safe. dangerless. free of risk. benign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe. free from danger. free of risk. benign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

risklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endanger. hazard. imperil. jeopardize. risk. stake. venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hazard. to peril. decoy. endanger. imperil. stake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to endanger. to imperil. risk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tehlîlât). «LAilâhe illallâh» cümlesini söyleme: Tehlîl ile meşgul idi. Tehlîl-hân = Tehlîl okuyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

char.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleaning woman. charwoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tendon cinsinden, kirişsi, veteri; veter dolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i Y. Fr ). Isı ener jisi ile hareket enerjisi arasındaki münasebetleri inceleyen fizik kolu

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entropy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thermodynamic. thermodynamics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thermodynamics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin birliği, birleştiriciliği. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. haber, havadis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alışveriş; değiş tokuş. trading post uygurlaşmamış yerlerde değiş tokuş için kurulmuş dükkân. trading stamp kâr pulu, pay kuponu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Geceleyin söylenen selâm sözü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good afternoongood evening. good night. good evening!. good night!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Good evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. kara tavukgillerden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dinî ilimler: Hadîs, tefsîr, kelâm vs.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tarihte kayda geçen ilk un patlaması 1785 yılında İtalya’da Turiri’de bir ekmek fırınında, bir lambanın un tozunu tutuşturması sonucu oldu. Ölüme ve fazla zarara yol açmayan bu patlamadan sonra konu unutuldu gitti. Modern günlerimizin başlangıcında, insanlık tarihinin ana gıdası ekmeğimizin en önemli girdisi olan unun çok ciddi bir şekilde yanarak patlayabileceğini kime söyleseniz herhalde şaka kabul eder gülerdi. 1981’de ABD’de büyük bir hububat silosu infilak edip, 9 kişi ölüp, 30 kişi de yaralanınca gülmeler durdu. 1988’de hububat bulunan yerlere belirli bir emniyet standardı getiren kuralların uygulanmasına başlanılmasına rağmen 90’lı yıllarda sadece ABD’de undan kaynaklanan ortalama yılda 13 patlama oldu.

Peki nasıl oluyor da un bu kadar tehlikeli bir şekilde patlayabiliyor? Sebebi basit. Çünkü o bir karbonhidrat. Havada toz olarak asılı duran karbonhidratın miktarı, bir metreküpte 50 gramı aşınca herhangi bir şekilde tutuşturulduğunda patlar. Un tozları o kadar küçüktür ki, anında yanar ve bu yangın diğerlerine zincirleme yayılır. Bu da toz bulutunda, ortama da bağlı olarak, patlayıcı bir güç oluşturur. Benzer durum şeker, puding ve hatta çok ince testere talaşlarında bile oluşabilir.

Bir yangının çıkması için üç şeyin bir arada olması gerekir. Hava (içindeki oksijen), yanıcı madde (burada un oluyor) ve tutuşturucu. Silolarda insanların çalıştıkları yerlerde tutuşmak için gereken metreküpte en az 50 gram un tozu miktarına pek ulaşılamaz. Tabii burada unutulmaması gereken patlamaya sebep verenin yanıcı maddenin havada asılı duran toz miktarı olduğudur, yoksa yere serilen unda böyle bir tehlike yoktur.

Silolarda tutuşmaya sebep olan şeyler, bilinçsizce yapılan bir kaynak, bir kesme işlemi, sigara, asansörler ve konveyörlerin mekanizmalarından çıkan kıvılcımlar olabilir. Şüphesiz ortamın da çok önemi vardır. Patlamanın yarattığı büyük basınç boşalacak yer bulamazsa binayı bile yıkabilir. Açık havada ise patlama olmaz ama yine de tehlikeli bir alevlenme olur.

Hanımlar, endişelenmeyin, kurabiye veya börek yapmak için aldığınız bir kilo undan 50 gramı havaya uçmaz. Bu olay için tonlarca un gerekir. Hamur yoğurmak için balkona çıkmanıza hiç gerek yok!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tarihte kayda geçen ilk un patlaması 1785 yılında İtalya’da Turiri’de bir ekmek fırınında, bir lambanın un tozunu tutuşturması sonucu oldu. Ölüme ve fazla zarara yol açmayan bu patlamadan sonra konu unutuldu gitti.

Modern günlerimizin başlangıcında, insanlık tarihinin ana gıdası ekmeğimizin en önemli girdisi olan unun çok ciddi bir şekilde yanarak patlayabileceğini kime söyleseniz herhalde şaka kabul eder gülerdi. 1981’de ABD’de büyük bir hububat silosu infilak edip, 9 kişi ölüp, 30 kişi de yaralanınca gülmeler durdu. 1988’de hububat bulunan yerlere belirli bir emniyet standardı getiren kuralların uygulanmasına başlanmasına rağmen 90’lı yıllarda sadece ABD’de undan kaynaklanan ortalama yılda 13 patlama oldu.

Peki nasıl oluyor da un bu kadar tehlikeli bir şekilde patlayabiliyor? Sebebi basit. Çünkü o bir karbonhidrat. Havada toz olarak asılı duran karbonhidratın miktarı, bir metreküpte 50 gramı aşınca herhangi bir şekilde tutuşturulduğunda patlar. Un tozları o kadar küçüktür ki, anında yanar ve bu yangın diğerlerine incirleme yayılır. Bu da toz bulutunda, ortama da bağlı olarak, patlayıcı bir güç oluşturur. Benzer durum şeker, puding ve hatta çok ince testere talaşlarında bile oluşabilir.

Bir yangının çıkması için üç şeyin bir arada olması gerekir. Hava (içindeki oksijen), yanıcı madde (burada un oluyor) ve tutuşturucu. Silolarda insanların çalıştıkları yerlerde tutuşmak için gereken metreküpte en az 50 gram un tozu miktarına pek ulaşılamaz. Tabii burada unutulmaması gereken patlamaya sebep verenin yanıcı maddenin havada asılı duran toz miktarı olduğudur, yoksa yere serilen unda böyle bir tehlike yoktur.

Silolarda tutuşmaya sebep olan şeyler, bilinçsizce yapılan bir kaynak, bir kesme işlemi, sigara, asansörler ve konveyörlerin mekanizmalarından çıkan kıvılcımlar olabilir. İüphesiz ortamın da çok önemi vardır. Patlamanın yarattığı büyük basınç boşalacak yer bulamazsa binayı bile yıkabilir. Açık havada ise patlama olmaz ama yine de tehlikeli bir alevlenme olur.

Hanımlar, endişelenmeyin, kurabiye veya börek yapmak için aldığınız bir kilo undan 50 gramı havaya uçmaz. Bu olay için tonlarca un gerekir. Hamur yoğurmak için balkona çıkmanıza hiç gerek yok!


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kararından dönmez, boyun eğmez; kararlı, sabit, azimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. anlayış, kavrayış; kafa, zekâ; fikir; söz kesme; anlaşma; anlaşmazlığın halledilmesi; s. akıllı, anlayışlı. understandingly z. anlayışla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit su perisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bitmeyen; zamansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. solmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkat etmeyen aldırış etmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sert; boyun eğmez, direngen; yol vermez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğru, dürüst; dik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin tekliği, birliği. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tek din, dinin tekliği.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sıhhatsiz, devamlı hasta, müzmin hasta, zayıf mizaçlı (kimse); sağlığına aşırı düşkün (kimse), sıhhatine meraklı (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin yüceliği, onuru. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dakika, an, lahza. Vehle-i Ülâda = Önce, birdenbire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birdenbire, önce: Bunu işitince vehleten başka şey zannettim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وهلة] ansızın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin sahibi. Dinin dostu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Naz gülü, nazlıların gülü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. sofra şarabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıkaç, tampon; vatka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nikâh, evlenme merasimi, düğün; evlilik yıldönümü. wedding cake düğün pastası. wedding ring nikah yüzüğü. golden wedding evliliğin ellinci yıldönümü. silver wedding evliliğin yirmi beşinci yıldonumü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yabani ağaç veya fidan ve bunların meyvası; s. evcilleştirilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sarmal sargı; dönemeç; dolambaç; elek. bobin, bobin dolamı, dolam; s. sarmal; dolambaçlı; sarılgan. winding sheet kefen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yazılış tarzı, üslup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Yedi derecesinde olan, altıncıdan sonra gelen, Ar. sâbî,, Fars. heftüm: Haftanın yedinci günü, yedinci ay, yedincisi, on yedinci, yüz yedinci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seventh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seventh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kramp vücudumuzdaki kaslardan bir veya birkaçının elimizde olmadan, irade dışı, ağrı yaparak aniden kasılmasıdır. Krampların başlıca sebepleri soğuk, kötü duruş, alkol zehirlenmeleri ve B vitamini eksikliğidir. Bu nedenlerin birinden veya başka bir nedenden dolayı kaslara bol miktarda oksijen alınır ve yakılır. Bu arada laktik asit açığa çıkar. Bu asitin fazlası kaslar tarafından taşınamayarak kramplara sebebiyet verir.

Örneğin mide krampları, mide kaslarının karın tarafında ağrılı olarak kasılmalarıdır. Bilimsel olarak mide kramplarının açlık belirtisi veya bir mide hastalığının işareti olabileceği ileri sürülürken halk arasındaki genel inanış, tok karnına denize girmenin de mide krampına sebep olabileceği şeklindedir.

Eskiden uzmanlar da böyle düşünüyordu ama artık değil. Yıllar önce boğulma olaylarının çoğunun dolu mide ile yüzmeden ve bu nedenle mideye giren kramptan kaynaklandığı sanılıyordu. Aslında mide krampı özellikle denizde yüzerken oluştuğunda sonuç bakımından en tehlikeli olanlarındandır

Daha sonraları yapılan araştırmalar gösterdi ki, yemekten sonra denize girme ile oluşan mide krampları çok sık rastlanan bir olay değildir. Belki de yemekten sonra biraz rahatça kestirmek isteyen cankurtaranların abarttığı bir şeydir. Ancak yine de dolu mide ile uzun mesafeler yüzülmesi tavsiye edilmez. Nedeni ise kramp değil tehlikeli bir şekilde aşırı yorulmadır.

Bu yorulmanın altında yemekten sonra duyulan uyuşukluk hissi yatıyor. Vücudumuzun kol ve bacak kısımları kuvvetle çalıştıkları zaman daha güçlü bir kan akımına gerek duyarlar. Bu nedenle de koşarken veya yüzerken bacaklarımıza daha çok kan gider.

Yemekten sonra ise sindirim organlarımız yoğun bir şekilde çalışmaya başlarlar ve bu sefer onlar ekstra kana ihtiyaç duyarlar. Bu kan kaslardan ve beyinden çekilerek gelir. Bundan dolayı yemekten sonra uyuşukluk ve yorgunluk hissedilir. Hele bir de kanı çekilmiş kol ve bacaklarla yüzmeye kalkışılırsa, risk yaratacak şekilde bir yorulma ortaya çıkabilir. En iyisi yemekten sonra yüzmek yerine kısacık güzel bir uyku çekmektir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Pislemek, büyük aptes etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin zineti, süsü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) İbadet edenlerin süsü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin ışığı, aydınlığı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zümrüt renginde, zümrüt gibi yemyeşil.

Türkçe Sözlük by