Ehl-i Hubre ne demek? | Ehl-i Hubre anlamı nedir? | Ehl-i Hubre

Ehl-i Hubre anlamı nedir?

Ehl-i Hubre ne demek?

Ehl-i Hubre anlamı nedir?

Ehl-i Hubre | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ehl hubre

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهل خبره] bilirkişi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Cehaletle, bilmeyerek, bilmezlikle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Doğancı eldiveni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) 1. Çok gülen, çok gülücü. 2. Hayır sahibi, çok iyi adam. Arapça’da doğrusu bühlûl’dür. (bk.) Bühlûl.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Çok gülen, çok gülücü. 2.Hayır sahibi, çok iyi adam. 3.Bir İslam sofisi, Behlül-i Dana. Harun er-Reşid’in kardeşinin adı olup, delice hareketleriyle meşhur olmuştur.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاتهلکه] tehlikesizce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çek Bohemya ahalisinden olan, bu memlekette oturan kavim ki, Kuzey Slavlar’ındandır: Çeh kavmi. (bk.) Çek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bilmezlik, ilimsizlik, cahillik: Her şeyin ilmi cehlinden iyidir. Cehl-i mürekkep = Bilmemekle beraber bilmediğini de bilmeyip kendini Alim zannetme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جهل] cahillik, bilgisizlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Bilmeyerek, bilmeksizin, bilmemekle, cahillikle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Bohemya ahalisinden olan. Bohemyalı, Çek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Hayvanları «deh» diyerek yürütmek. 2. Kovmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. dehâlîz) (Farsça’dan Arapça’laşmıştır). 1. Sokak kapısı ile merdiven arasındaki aralık. Fr. vestibule. 2. (anatomi) Kulağın içinde bulunan oyuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrance-hall. vestibule. corridor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labyrinth. long and narrow corridor. gallery. hall. lobby. vestibule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دهليز] koridor.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اهل] maharet sahibi. 2.evcil. 3.bir yerde ikamet eden. 4.bir yere veya görüşe mensup.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. tarih). Hz. Muhammed’in ailesi; ehl-i beyte kızı, damadı ve torunları dahildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Rind tabiatlı, kalender, gönül ehli, kalp adamı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهل دین] bir dine inananlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهل حال] halden anlayan

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F. A.). Bilgili, tecrübeli, ehl-i vukuf, bilirkişi (y. k.).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهل خبره] bilirkişi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهل ایمان] iman edenler, inananlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (tarih) Haçlılar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهل صليب] haçlılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A). Konuyu iyi bilen, bilirkişi (y. k.).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهل وقوف] bilirkişi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. imen.) (mü. ehliyye). Alışık, uysal, yabaninin gayrı: Ehlî hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic. domesticated. tame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestic. tame. domesticated. homebred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become tame evcilleşmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become tame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - inançlı inanan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EHLIYYET) (i. A.) (ehl ile masdar edatından mürekkep). 1. İktidar, işin ustası olma: Ehliyeti müsellemdir. Eshâb-ı ehliyyettendir = Ehliyet sahiplerindendir. 2. Ehliyet vesikası, ehliyetnâme: Şöförlük ehliyetini aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driver's licence. driver's license. driving licence. licence. competence. competency. qualification. proficiency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

licence. efficiency. capacity yeterlik. uzluk. driving licence. driver's license sürücü belgesi. ehliyetname.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driver's license. driving license. capacity. competency. efficiency. ability. adequacy. capability. competence. credentials. licence license. proficiency. qualification. ticket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İşe yarar halde bulunuş, bir işi hakedebilecek durumda bulunuş, selahiyet, yetki. 2.Mahirlik, iktidar, liyakat, kabiliyet, kifayet, mensubiyet. 3.İktidar, kabiliyet ve liyakat vesikası.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ehliyeti olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capable. competent. having a licence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capable. competent. talented. fit for office. having a license.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EHLİYET-NAME) (i. A. F.). Ehliyeti belirten vesika, şöförlük vesikası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ehliyeti olmayan. 2. Ehliyetnamesi olmadan vasıta kullanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlicenced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incapable. incompetent. unqualified. not having a license. unfit to plead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incompetence. disability. inadequacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اهليت] beceri sahipliği, yeterlilik, yetki. 3.yeterlilik belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ın adamı, veli, evliya. 2.Allah’a teveccüh etmiş, kulluğunu yanlız ona yöneltmiş. Küfür ehlinden, ve şirkten kaçınan.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Bu konuda daha güncel ve romantik bir hikaye var. Biliyorsunuz insanda beş ana duyu var: Dokunma, görme, koklama, tat alma ve işitme. Yemeğe gidilen bir restoranda şarap ısmarlanırsa, garson şarabı getirdikten sonra bardağa bir parmak koyar ve kontrol etmesi için doğrudan erkeğe uzatır. Hiç bir kadının da itiraz etmediği bu durum gerçekten anlaşılmazdır. Çünkü dünyadaki aroma ve tat alma uzmanlarının çoğu kadındır.

Neyse biz gelelim restorana... Kadehin soğuk temasıyla dokunma duyusu tatmin edildikten sonra kadeh havalı bir şekilde göz hizasına kadar kaldırılıp şarabın rengine bakılır. Görme duyusu kontrolünden sonra kadeh burun hizasından bir sağa bir sola gezdirilerek koklanır.

Minik bir yudum alarak tadını da algıladınız. Zaten şaraptan pek anlamıyorsunuz. Garsonun da mantarını açtığı şarabı kendisi içmezse başka birine verecek hali yok. Mecburen ‘mükemmel’ diyorsunuz. Ama hala bir duyu kaldı, işitme duyusu. İşte o duyuyu da kadehleri tokuşturup, ‘çınnn’ sesini duyduktan sonra tatmin ediyoruz.

Hikaye gerçekten romantik ama işin aslı biraz değişik. Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip, onu ortadan kaldırmak için zehirli bir içki sunması görülmemiş bir şey değildi. Ev sahibi içkisinin zehirsiz olduğunu ispat etmek için kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir miktarını kendi bardağına dökmesine müsaade ederdi. Her iki kişi de içkilerini aynı anda içerek birbirlerine olan güvenlerini gösterirlerdi.

Misafir ev sahibine olan güveninin çok fazla olduğunu göstermek için bardaklar havada yan yana geldiğinde, kendi içkisinden onun bardağına bir şey dökmez, bardağını yavaşça onun bardağına vururdu. Duyulan ‘çın’ sesi gerçek bir güvenin ifadesi idi.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kehle). Kemâlini bulmuş, olgunluk yaşına erişmiş, otuz ile elli yaşları arasında bulunan, olgun adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kahl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bit: Kehle tutmak, baş kehlesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

channeling , gorge , throat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bitlenmek, bit tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kehlesi olan, bitli, bit tutmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Acı çiğdem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Fesîle-i lehlâhiyye = Acı çiğdem çeşidinden bitkiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Lehistan (Polonya) ahalisinden olan: Bir lehli geldi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مهل] süre tanıma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Omuz başından çıkan külbastılık et.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مهلکه] tehlikeli yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEH-LİKAA) (i. F., Fars. meh = ay, Ar. likaa = çehre). Ay çehreli (güzel), dilber.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [مه لقا] ay yüzlü, güzel yüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ay yüzlü güzel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «helâk» ten im.) (c. mehâlik). Mahv ve helâk olacak yer, tehlikeli yer, muhâtaralı yer veya iş: Mehâlikten kaçınmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «helâk» ten imef.) (mü. müstehleke). Sarf ve istihlâk olunan, yenip içilerek bitirilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «helâk» ten if.) (mü. müstehlike). Sarf ve istihlâk eden, yiyip içerek bitiren, (maliye) Kendi ihtiyacı için bir şeyi satın alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consumer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستهلک] tüketici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ehil olmayan, ehliyetsiz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ناأهل] ehil olmayan, ehliyetli olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Yan, igi. 2. Tilkinin yanlarından çıkan kürk. 3. Mezar sandukasının yan taşı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پهلوان] yiğit. 2.pehlivan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F.). Sâsânî devrinde konuşulan Farsça.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Şehir. 2.Kahraman, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Güreşçi, Fars. keştigîr: Yusuf pehlivan. Hasan pehlivan. 2. Cesur, yiğit, kahraman, Fars. dilâver. Pehlivan tekkesi = Güreş talimhanesi. Pehlivan yakısı = Keskin yakı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrestler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. pehlevân.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Güreşçi. 2.Boylu boslu, iri yan, güçlü kimse, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kahramana lâyık, yiğitçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a wrestler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yan, iği.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پهلو] böğür, yan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kolay, Fars. Asân. Sehl-i mümtenî = (edebiyat) Kolay ve sade göründüğü hâlde bulunup söylenmesi ve taklidi zor olan söz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سهل] kolay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kolay, sade. Sahabe isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (müz. «eşhel»). 1. Koyu mavi, elâ. 2. Şaşı, yan bakan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شهلا] hafif şaşı. 2.ela gözlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Koyu mavi ela göz. 2.Hafif, tatlı şaşı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - 1.Yumuşak. 2.Kolay. 3.Taze, körpe. Habeşistan’a hicret eden kadın sahabelerden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kolaylıkla. Ehlen ve sehlen = Hoşgeldiniz, safa geldiniz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Leventlerin şahı, boylu poslu, canlı, yakışıklı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(TEHLÜKE) (i. A. «helâk» den). Helâki, yok olmayı gerektirebilecek hâl, Ar. muhâtara: Tehlikeye girmek; kendini, canını tehlikeye koymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

danger. danger. risk. jeopardy. emergency. hazard. peril. shoal. storm cloud. threat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

danger. distress. hazard. jeopardy. menace. peril. pitfall. risk. threat. trouble. emergency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

danger. hazard. peril. risk. adventure. gravity. jeopardy. off the hook. threat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tehlikesi olan, Osm. muhâtaralı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dangerous. risky. unsafe. hazardous. perilous. venturesome. adventurous. breakneck. danger. daring. forbidding. hairy. noxious. parlous. pestilent. pestilential. touch-and-go. wildcat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

critical. dangerous. desperate. dodgy. fatal. forbidding. hazardous. nasty. noxious. perilous. precarious. risky. serious. treacherous. unhealthy. vicious. noxious res.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dangerous. hazardous. perilous. risky. riskiness. adventuresome. adventurous. critical. desperate. dodgy. hairy. insecure. mean. murderous. parlous. precarious. serious. speculative. unsafe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

risk free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. safe. dangerless. free of risk. benign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe. free from danger. free of risk. benign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

risklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endanger. hazard. imperil. jeopardize. risk. stake. venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hazard. to peril. decoy. endanger. imperil. stake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to endanger. to imperil. risk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tehlîlât). «LAilâhe illallâh» cümlesini söyleme: Tehlîl ile meşgul idi. Tehlîl-hân = Tehlîl okuyan.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tarihte kayda geçen ilk un patlaması 1785 yılında İtalya’da Turiri’de bir ekmek fırınında, bir lambanın un tozunu tutuşturması sonucu oldu. Ölüme ve fazla zarara yol açmayan bu patlamadan sonra konu unutuldu gitti. Modern günlerimizin başlangıcında, insanlık tarihinin ana gıdası ekmeğimizin en önemli girdisi olan unun çok ciddi bir şekilde yanarak patlayabileceğini kime söyleseniz herhalde şaka kabul eder gülerdi. 1981’de ABD’de büyük bir hububat silosu infilak edip, 9 kişi ölüp, 30 kişi de yaralanınca gülmeler durdu. 1988’de hububat bulunan yerlere belirli bir emniyet standardı getiren kuralların uygulanmasına başlanılmasına rağmen 90’lı yıllarda sadece ABD’de undan kaynaklanan ortalama yılda 13 patlama oldu.

Peki nasıl oluyor da un bu kadar tehlikeli bir şekilde patlayabiliyor? Sebebi basit. Çünkü o bir karbonhidrat. Havada toz olarak asılı duran karbonhidratın miktarı, bir metreküpte 50 gramı aşınca herhangi bir şekilde tutuşturulduğunda patlar. Un tozları o kadar küçüktür ki, anında yanar ve bu yangın diğerlerine zincirleme yayılır. Bu da toz bulutunda, ortama da bağlı olarak, patlayıcı bir güç oluşturur. Benzer durum şeker, puding ve hatta çok ince testere talaşlarında bile oluşabilir.

Bir yangının çıkması için üç şeyin bir arada olması gerekir. Hava (içindeki oksijen), yanıcı madde (burada un oluyor) ve tutuşturucu. Silolarda insanların çalıştıkları yerlerde tutuşmak için gereken metreküpte en az 50 gram un tozu miktarına pek ulaşılamaz. Tabii burada unutulmaması gereken patlamaya sebep verenin yanıcı maddenin havada asılı duran toz miktarı olduğudur, yoksa yere serilen unda böyle bir tehlike yoktur.

Silolarda tutuşmaya sebep olan şeyler, bilinçsizce yapılan bir kaynak, bir kesme işlemi, sigara, asansörler ve konveyörlerin mekanizmalarından çıkan kıvılcımlar olabilir. Şüphesiz ortamın da çok önemi vardır. Patlamanın yarattığı büyük basınç boşalacak yer bulamazsa binayı bile yıkabilir. Açık havada ise patlama olmaz ama yine de tehlikeli bir alevlenme olur.

Hanımlar, endişelenmeyin, kurabiye veya börek yapmak için aldığınız bir kilo undan 50 gramı havaya uçmaz. Bu olay için tonlarca un gerekir. Hamur yoğurmak için balkona çıkmanıza hiç gerek yok!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tarihte kayda geçen ilk un patlaması 1785 yılında İtalya’da Turiri’de bir ekmek fırınında, bir lambanın un tozunu tutuşturması sonucu oldu. Ölüme ve fazla zarara yol açmayan bu patlamadan sonra konu unutuldu gitti.

Modern günlerimizin başlangıcında, insanlık tarihinin ana gıdası ekmeğimizin en önemli girdisi olan unun çok ciddi bir şekilde yanarak patlayabileceğini kime söyleseniz herhalde şaka kabul eder gülerdi. 1981’de ABD’de büyük bir hububat silosu infilak edip, 9 kişi ölüp, 30 kişi de yaralanınca gülmeler durdu. 1988’de hububat bulunan yerlere belirli bir emniyet standardı getiren kuralların uygulanmasına başlanmasına rağmen 90’lı yıllarda sadece ABD’de undan kaynaklanan ortalama yılda 13 patlama oldu.

Peki nasıl oluyor da un bu kadar tehlikeli bir şekilde patlayabiliyor? Sebebi basit. Çünkü o bir karbonhidrat. Havada toz olarak asılı duran karbonhidratın miktarı, bir metreküpte 50 gramı aşınca herhangi bir şekilde tutuşturulduğunda patlar. Un tozları o kadar küçüktür ki, anında yanar ve bu yangın diğerlerine incirleme yayılır. Bu da toz bulutunda, ortama da bağlı olarak, patlayıcı bir güç oluşturur. Benzer durum şeker, puding ve hatta çok ince testere talaşlarında bile oluşabilir.

Bir yangının çıkması için üç şeyin bir arada olması gerekir. Hava (içindeki oksijen), yanıcı madde (burada un oluyor) ve tutuşturucu. Silolarda insanların çalıştıkları yerlerde tutuşmak için gereken metreküpte en az 50 gram un tozu miktarına pek ulaşılamaz. Tabii burada unutulmaması gereken patlamaya sebep verenin yanıcı maddenin havada asılı duran toz miktarı olduğudur, yoksa yere serilen unda böyle bir tehlike yoktur.

Silolarda tutuşmaya sebep olan şeyler, bilinçsizce yapılan bir kaynak, bir kesme işlemi, sigara, asansörler ve konveyörlerin mekanizmalarından çıkan kıvılcımlar olabilir. İüphesiz ortamın da çok önemi vardır. Patlamanın yarattığı büyük basınç boşalacak yer bulamazsa binayı bile yıkabilir. Açık havada ise patlama olmaz ama yine de tehlikeli bir alevlenme olur.

Hanımlar, endişelenmeyin, kurabiye veya börek yapmak için aldığınız bir kilo undan 50 gramı havaya uçmaz. Bu olay için tonlarca un gerekir. Hamur yoğurmak için balkona çıkmanıza hiç gerek yok!


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dakika, an, lahza. Vehle-i Ülâda = Önce, birdenbire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birdenbire, önce: Bunu işitince vehleten başka şey zannettim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وهلة] ansızın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kramp vücudumuzdaki kaslardan bir veya birkaçının elimizde olmadan, irade dışı, ağrı yaparak aniden kasılmasıdır. Krampların başlıca sebepleri soğuk, kötü duruş, alkol zehirlenmeleri ve B vitamini eksikliğidir. Bu nedenlerin birinden veya başka bir nedenden dolayı kaslara bol miktarda oksijen alınır ve yakılır. Bu arada laktik asit açığa çıkar. Bu asitin fazlası kaslar tarafından taşınamayarak kramplara sebebiyet verir.

Örneğin mide krampları, mide kaslarının karın tarafında ağrılı olarak kasılmalarıdır. Bilimsel olarak mide kramplarının açlık belirtisi veya bir mide hastalığının işareti olabileceği ileri sürülürken halk arasındaki genel inanış, tok karnına denize girmenin de mide krampına sebep olabileceği şeklindedir.

Eskiden uzmanlar da böyle düşünüyordu ama artık değil. Yıllar önce boğulma olaylarının çoğunun dolu mide ile yüzmeden ve bu nedenle mideye giren kramptan kaynaklandığı sanılıyordu. Aslında mide krampı özellikle denizde yüzerken oluştuğunda sonuç bakımından en tehlikeli olanlarındandır

Daha sonraları yapılan araştırmalar gösterdi ki, yemekten sonra denize girme ile oluşan mide krampları çok sık rastlanan bir olay değildir. Belki de yemekten sonra biraz rahatça kestirmek isteyen cankurtaranların abarttığı bir şeydir. Ancak yine de dolu mide ile uzun mesafeler yüzülmesi tavsiye edilmez. Nedeni ise kramp değil tehlikeli bir şekilde aşırı yorulmadır.

Bu yorulmanın altında yemekten sonra duyulan uyuşukluk hissi yatıyor. Vücudumuzun kol ve bacak kısımları kuvvetle çalıştıkları zaman daha güçlü bir kan akımına gerek duyarlar. Bu nedenle de koşarken veya yüzerken bacaklarımıza daha çok kan gider.

Yemekten sonra ise sindirim organlarımız yoğun bir şekilde çalışmaya başlarlar ve bu sefer onlar ekstra kana ihtiyaç duyarlar. Bu kan kaslardan ve beyinden çekilerek gelir. Bundan dolayı yemekten sonra uyuşukluk ve yorgunluk hissedilir. Hele bir de kanı çekilmiş kol ve bacaklarla yüzmeye kalkışılırsa, risk yaratacak şekilde bir yorulma ortaya çıkabilir. En iyisi yemekten sonra yüzmek yerine kısacık güzel bir uyku çekmektir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Pislemek, büyük aptes etmek.

Türkçe Sözlük by