Eke ne demek? | Eke anlamı nedir? | Eke

Eke anlamı nedir?

Eke ne demek?

Eke anlamı nedir?

Eke | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: eke

Türkçe - İngilizce Sözlük

To increase; to add to; to augment; now commonly used with out, the notion conveyed being to add to, or piece out by a laborious, inferior, or scanty addition; as, to eke out a scanty supply of one kind with some other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In addition; also; likewise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An addition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., gen. out ite ilâve etmek katmak, eklemek, artırmak; güçlükle geçinmek, zar zor yetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Bilgili, deneyli, olgun. 2.Kurnaz, açıkgöz. 3.Bilmiş çocuk. 4.Dahi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Çoksesli musikide seslerin yürümesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock candy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar candy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [باده کش] şarap içen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yol gösteren, kılavuz.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arı yetiştiricisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Makara. Üç bekereli: Üç masrayı birden büken çıkrık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. berekât). 1. Nimet, Tanrı ihsanı, Osm. mevhibe-i subhâniyye. 2. Bolluk, feyz: Bu sene tarımda çok bereket var. 3. Mübareklik, uğur, saadet: Filân zâtın sohbeti bereketiyle, duanızın bereketiyle. 4. Azı çok yerine geçecek surette Tanrı’nın takdirini elde etmek: Helâl kazanılmayan malda bereket yoktur. Bereket versin. 5. Hamdolsun, Allaha şüKürler olsun, hele, bari: Bereket versin hava bulutlu idi, yoksa sıcaktan bayılırdık. 6. Alınan bir şey için dua makamında söylenir; cevabında «bereketini gör» derler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. blessing. richness. plentifulness. plenteousness. copiousness. cornucopia. fertility. fruitfulness. plenitude. plenty. profusion. prolificacy. prolificness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. plenty. increase. fruitfulness. blessing. divine gift. rain. fortunately. fertility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برکت] bolluk. 2.uğur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bolluk. 2.Meymenet, saadet, mutluluk, Allah vergisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Feyz ve bereketi olan, bol, mebzûl: Bu sene ekin pek bereketlidir. Bereketli sene. 2. Meymenet ve saadete kavuşan, meymenetli. 3. Azı çok yerine geçecek surette hayrı görülen: Helâl kazanılan mal daima bereketlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. exuberant. fertile. luxuriant. plenteous. plentiful. rich. blessed. fruitful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. fertile. fruitful. copious. fat. fecund. generous. luxuriant. plentiful. productive. prolific. rich. teeming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lushness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bereket ve meymeneti olmayan, kâfi ölçüde olduğu halde yetişmeyip hayrı görülmeyen: Alnın teri ile kazanılmadığı için bereketsiz bir paradır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfruitful. scanty. meagre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğursuzluk, hayırsızlık, kâfi ölçüde olduğu halde hayrı görünmeyen. Bu parada bir bereketsizlik vardır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی حرکت] hareketsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاحرکت] hareketsiz, hareket etmeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kınkanatlılardan bir böcek cinsi (cerrambyx).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bakır Kaplı Alüminyum Tel. Kulaklıkların yüksek frekansta ses performansı, hareketli parçaların kütlesi azaldıkça arttığından, Sony, geleneksel bobinlerden %30 daha hafifliğiyle önemli bir performans artışı sağlayan bakır kaplamalı bir alüminyum tel bobin geliştirilmiştir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kundurayı kolaylıkla giyebilmek için kullanılan Alet, kerata.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoehorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoehorn kerata.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoehorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çekmek işini yapamamak. 2. Tahammül edememek. 3. Kıskançlık yüzünden hoş görmemek: Beni çekemediğin besbelli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be unable to stand. to be jealous of. to envy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not to be able to stand by / sth. to be displeased with sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envy. jealousy. intolerance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jealousy. hobson's choice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (çekememezlik şekli yanlıştır). Birinin fazilet ve iyi taraflarına tahammül edemeyiş, haset, kıskançlık: Bu çekemezlikle halin ne olacak bilemiyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir tartı Aletinin tartabileceği ağırlık miktarı: Yeni aldığım baskülün çekeri 120 kilodur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighing capacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capacity. tractor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Elbisenin yelek veya gömlek üstüne giyilen kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jacket. coat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coat. jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jacket. sports coat. jacket of a suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çile çeken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long-suffering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suffering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چله کش] çile çeken, acı çeken.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dustbin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dustbin. trashcan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garbage can. dustbin. refuse bin. street tidy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. derekât). 1. Aşağıya inen basamak, derecenin zıddı: Cennet’ in dereceleri ve Cehennem’in derekeleri vardır. 2. Termometrenin sıfır elti olan dereceleri ki sayıları büyüdükçe ısının o nisbette azaldığını gösterir: Bu memlekette termometre yazın 40 dereceye kadar çıkar ve kışın 20 derekeye kader iner. Dereke-! emvâc = İk! dalga arasında hasıl olan açıklık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [درکه] kat. 2.basamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Deride görülen esmer lekelere “Karaciğer lekeleri”, beyaz lekelere de “Vitligo” adı verilir. Bunlar merhem veya kremlerle gizlenebilir. Aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Baharlıtere tohumu. (beyaz lekeler için)

Hazırlanışı :


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Akil). Çok yiyenler, oburlar, pisboğaz ve tamahkâr olanlar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Eke).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Toprakla uğraşan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toffee toffy taffy apple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [امانات مبارکه] kutsal emanetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Erek).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.A.edat olan «f» ile şu demek olan «zelek» «zâlike» İsminden mürekkeptir). 1.Hulasa, netice, icmal, kısa şekilde ifade: Tarih fezlekesi.

2.Fezleke, her hangi bir kararın ya da sorunun kısa yazımı ya da anlatımına denir. 3.Fezleke hukukta bir mahkeme kararının, bir hukuki bir soruşturmanın özetine denir. İdari soruşturma açılan kişi ya da kurumlar hakkında, müfettişlerce ya da soruşturma kurullarınca düzenlenen raporlara da fezleke denir. 4.(hukuk) Eskiden müstantik kararnamesine denirdi. Sonraları zabıtanın tanzim ettiği tahkikat evrakına dendi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فذلکه] soruşturma özeti. 2.özet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

Şimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile görüntülersek her kare tekerleğin aynı pozisyonunu aynı noktada görüntüleyeceği için gözümüz tekerleği duruyormuş gibi algılar. Tekerleklerin dönüş hızına bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini görüntülerse bu sefer de tekerlekler geri dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer görüntüyü vererek gözü iyice yanıltır. Bu tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu görüntü yanılgısı olmayabilir.

Sinema konusunda en çok merak edilenlerden biri de sessiz sinema zamanındaki eski filmlerde insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır. Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 görüntü geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar günümüzün saniyede 24 görüntü veren makinelerinde oynatıldığı zaman hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.

Diğer sebep ise eski filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 görüntü hızıyla oynatılarak karakterlerin daha komik görüntü vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına başvuruluyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

İimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile görüntülersek her kare tekerleğin aynı pozisyonunu aynı noktada görüntüleyeceği için gözümüz tekerleği duruyormuş gibi algılar.

Tekerleklerin dönüş hızına bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini görüntülerse bu sefer de tekerlekler geri dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer görüntüyü vererek gözü iyice yanıltır. Bu tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu görüntü yanılgısı olmayabilir.

Sinema konusunda en çok merak edilenlerden biri de sessiz sinema zamanındaki eski filmlerde insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır. Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 görüntü geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar günümüzün saniyede 24 görüntü veren makinelerinde oynatıldığı zaman hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.

Diğer sebep ise eski filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 görüntü hızıyla oynatılarak karakterlerin daha komik görüntü vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına başvuruluyor.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i avlak bekçisi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Bir çeşit gül reçeli ve tatlısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Gül tatlısı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Bir çeşit gül tatlısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sun spots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. harekât). Arapça’da kısa sesli harflerin nasıl okunacağını göstermeye mahsus işaret ki, yazının üstünde veya altında yazılıp asıl Arapça’da fetha, kesre, zamme olarak üçtür ki, kısa a, i ve u seslerini gösterir. Harekesiz okunması lâzım gelen harfin üzerine de sükûn ve tezm denilen işareti konur ki, harekenin zıddıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (Arap harflerinde). Bir harfe hareke yazmak veya hareke ile okumak, Osm. tahrîk etmek: İlk harfini esre ile harekelendirmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (Arap harflerinde). Hareke almak, hareke ile okunmak, Osm. tahrîk olunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Arap harflerinde). Hareke ile okunan harf, Ar. müteharrik: Kelimenin ilk harfi harekeli olmak lâzım gelir. 2. Harekeleri yazılı bulunan (yazı): Arap harflerinde çocuklara okutulacak ilk yazılar harekeli olmalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Arap harflerinde). 1. Harekesi olmayan, hareke ile okunmayan, sâkin (sessiz) harf. 2. Harekesi yazılı olmayan: Harekesiz yazı okumaya daha alışmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. harekât). T. Kımıldanma, deprenme, oynama, sükûnun zıddı: Hava o kadar durgun ki, yapraklar hiç hareket etmiyor. 2. İş işleme, bir işde bulunma, Ar. amel, icrâ: Nasıl hareket edeceğimi bilmiyorum. Hareket şeklini tayin etmeli. 3. Tarz, tavır, muamele, gidiş, Fars. reviş: Pek fena hareket etti. Hareketini beğenmedim. Pek küstahça harekette bulundu. 4. Yola çıkma, Ar. azîmet, Fars. azm-i râh: Sabahleyin İstanbul’dan hareket edip akşam Edirne’ye eriştik. Hareket gününden başlayarak maaşı işler. 5. İşlemek ve yürümek gibi idman, tenbel zıddı: Hareket sıhhat için lâzımdır. Doktorlar hareket tavsiye ediyorlar. 6. Coşkunluk, telâş: Savaş meydanında bir hareket vardı. 7. Osmanlı devrinde ilmî rütbeler: Hareket-i dâhil, hareket-i hâriç. Hareket-i arz — Zelzele. Hareket-i ihtiyâriyye, irâdiyye = İsteyerek hareket. Hareket-i gayrı ihtiyâriyye = İstemeyerek hareket. Hareket-i cânibiyye, hareket-i dâime, hareket-i devriyye, hareket-i zâhife, hareket-i mâile, hareket-i mütenâvibe, hareket-i merkeziyye, hareket-i müstedire, hareket-i müstakıyme, hareket-i mün’ akise = Bir cismin hareketlerinin çeşitleri. (astronomi) Hareket-i izâfiyye = Arzın dönmesinden, döner gibi görünen gökyüzünün görünüşte hareketi, (askerlik) Askerin savaş sırasındaki hareket ve davranışı: Savunma hareketi, hücum hareketi, geri çekilme, ric’at hareketi. Bilâ-hareket = Kımıldanmaksızın, yerinden oynamaksızın. Ar. terkiplerde «hareke» suretinde kullanılır: Serî-ül-hareke = Hareketi süratli. Batıyyül-hareke = Hareketi yavaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

action. movement. move. motion. starting. behavior. behaviour. act. bearing. conduct. demeanour. deportment. gesture. locomotion. play. setout. step. stroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

action. activity. behaviour. deed. departure. front. life. locomotion. motion. move. movement. play. start. stir. stroke. act. conduct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transaction. conduct. deed. departure. locomotion. move. movement. play. step. stir. activity. act. earthquake. tremor. leaving. performance. start. proceeding. procedure. exploit. set-out. take-off. running. drive. function. stroke. traffic. dispatching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حرکت] hareket. 2.davranış. hareketsizlik; hareket etmeme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Enerjisi veya gücü var gibi görünen resimlerin devinim hâlinde olduğu izlenimi veren yanları. Bu devinim gerçekte yoktur; ancak öznelerin akla getirdiği gayretkeş eylemlerin yarattığı yanılsamadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. behave. conduct. depart. do. move.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act. to behave. to move. bob. budge. depart. evolve. exercise. go. travel. wag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brisk. budge. lever. manhandle. waft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

USB cihazlarının birbirleri arasında doğrudan veri aktarımı yapmasını sağlayan USB 2.0 özelliğini tamamlayan harika bir sistem.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Önceden programlanmış belli şekillerin çizilmesi ve menü adımlarının atlanmasıyla nav-u ekranının kontrolü

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starting point. departure point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Hareket Sensörü, odada olup olmadığınızı algılayabilen akıllı bir vücut ısısı ve hareket dedektörüdür. Odadan çıktığınızda, sensör TV sesini açık bırakarak “ekran kapalı” enerji tasarrufu modunu etkinleştirir. Odaya geri döndüğünüzde ekran hemen açılır. Hareket saptanmazsa, set 30 dakika sonra otomatik olarak bekleme moduna geçer.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu yeni parazit giderme teknolojisi, hareketli nesnelere herhangi bir etkide bulunmadan artalandaki parazitini azaltır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activate. actuate. arouse. awake. develop. galvanize. motivate. rouse. stir. wake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to start. to move. to excite. to activate. to actuate. to set in motion. to warm. to mobilize. to prompt. to stir. arouse. bestir. develop. evoke. fire. get sth under way. to give the enemy hell. put in action. put in motion. set going. spark. spark off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enliven. relieve. to set in motion. to activate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jazz up. pep up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get into motion or action. to get into action/motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brisk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hareketi çok olan, canlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moving. mobile. active. live. animate. full of action. alive and kicking. bouncing. brisk. bustling. like a jack-in-the-box. rattling. restless. shifting. sliding. swinging. zippy. go-go.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

active. agile. alive. brisk. busy. colourful. dashing. dynamic. floating. hectic. lively. restless. sappy. skittish. swinging. vibrant. moving. energetic. vivacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

active. moving. vivacious. animated. breezy. brisk. busy. dapper. dramatic. eventful adj. fervent. go go. / adj. snappy. spry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Otomobil, motosiklet, uçak, gemi gibi hareket halindeki hava kirliliği oluşturucular.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Geleneksel video kaydedicilerde, silme kafası, kaydetme/oynatma kafasından biraz uzakta yer aldığında video düzenlemesi mümkün değildir. Döner silme kafası, video kafası diski üzerinde bulunur ve kaseti tam kayıt konumunda siler. Hareketli silme kafaları Video8, Video Hi8 ve yüksek kaliteli VHS kaydedicilerde standarttır. Sonuçta bu özelliğe sahip kaydediciler, video düzenlemesi için idealdir ve mükemmel ekleme-kesme işlemleri yapabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colour. dynamism. activity. liveliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activity. vivacity. animation. briskness. buzz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hareket etmeyen, cansız, durgun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motionless. immobile. inactive. at rest. dormant. flat. inert. ponderous. put. quiescent. sleepy. stagnant. staring. stationary. still. stock-still. tepid. in repose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dormant. grey. immobile. inactive. inert. motionless. quiescent. quiet. sleepy. still. torpid. static.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead. inactive. inert. motionless. stagnant. still. out of action. neutral. static. stockstill. breathless. dormant. immobile. placid. quiescent. quiet. sluggish. tranquil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immobility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inaction. lull. quietus. rest. immobility. stillness. still. calm. inactivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immobility. inactivity. inaction. passivity. quietude. rest. stasis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HATT-I HAREKET) (i. A. F.). Davranış, tutulan yol, tutulacak yol, tutum.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evde kâhya kadın, ev işlerine nezaret eden kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خدانکرده] Allah göstermesin, Allah etmesin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman's movement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğri uçlu değnek, Fars. çevkân, solucan. Bahçe kekesi = Ağaç dallarını aşağıya çekmeye mahsus ucu kancalı değnek, gelberi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harfleri, heceleri tekrarlayarak konuşan, rahat söyleyemeyen: Keke, kekeme bir çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stammering. stuttering. hack. hesitation. stutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harfleri, heceleri tekrar ederek konuşmak, keke gibi söylemek: Küçükken çok kekeliyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stutter. stammer. falter. have a stutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stutter. to stammer. to hem and haw. to speak flatteringly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kekeme adamın hâli, Osm. lüknet-i lisân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Keke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stammering. stammerer. stutterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stammerer. stammering. stuttering. stutterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stammering. stuttering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kekelemek. 2. Şaşırmak, ne söyleyeceğini bilememek: Kekemeye başladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kekeme olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Daha ziyade erkeklerde görülen bir çeşit konuşma bozukluğudur. Nedeni, ya sinir gerginliği ya da gırtlak çevresindeki kasların ahenkli bir şekilde çalışmamasıdır. Üzülecek bir durum yoktur. Konuşma bozukluklarını tedavi eden bir uzmanla görüştükten sonra tavsiyelere sabırla uymak ve sonucu beklemek gerekir. Ayrıca aşağıdaki reçete de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, hardal, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 tatlı kaşığı kekik ve 1 tatlı kaşığı hardal tohumu konur. Kaynatıldıktan sonra süzülüp, gargara yapılır. Bu işlem hergün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stuttering. stammering. stutter. stammer. impediment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stammer. stutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stutter. stammering. stammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lump sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Çekişme, Ar. münâzaa, muâraza. 2. Kararsızlık, tereddüt, karışıklık: O iş keşmekeşe kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confusion. disorder. conflict. blight. chaos. rat race. snarl. snarl-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bustle. thick. whirl. confusion. disorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

great confusion. disorder. chaos. rat race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کشمکش] kargaşa, çekişme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir kot pantolon aldığımızda hemen paçalarını boyumuza göre bastırıp giymek isteriz. Ama daha sonra daha ilk yıkamada kumaşın boyu ne kadar çeker endişesini yaşarız. Çünkü pantolonun boyunu tekrar uzatmak artık mümkün değildir. O halde kumaşlar yıkanınca niçin çekiyorlar? Islandıklarında mı çekiyorlar yoksa kururken mi? Pantolonun boyunu ayarlamadan önce kaç kere ıslatmalıyız? Sıcak suda mı daha çok çekerler, soğuk suda mı?

Yünlü kumaşların veya giysilerin ıslanınca çekme olayı biraz karışıktır, çünkü nem ve ısı şartları liflerin sadece boylarını değil çaplarını da değiştirirler. Ham iplik, kot kumaşı olmak üzere dokunurken dayanıklılığını arttırmak için tabii boylarındaki liflere bükümler, yani bir çeşit düğümler ilave edilir. Kumaş ıslanınca yün lifleri şişerler. Liflerin bu genişlemesi ipliklerdeki bükümler arasındaki açıya da tesir eder ve iplerin boylarının kısalmasına neden olur.

Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden boyunun az bir miktar uzaması gerekir ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır.

Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama ve sabun -ki burada lifler arasında yağlayıcı görevi görür- hepsi birden kumaşın çekmesini kolaylaştırırlar. Kumaş birkaç kere yıkandıktan sonra ölçüleri dengeye ulaşır ve bundan sonra ne kadar yıkanırsa yıkansın boyca kısalmaz.

Kumaşın çekme miktarı ipliklerin boyutlarına, miktarlarına, dokunma şekillerine, kıvrımlarına ve kumaşın geçmişine bağlıdır. Bazen kumaşa giysi olarak dikilmeden önce özel bir çekme işlemi uygulanır. Bu durumda kumaş ilerde yüzde birden fazla çekmez.

Çarşıdan alınan kot pantolonların boylarından emin olmak için, paçaları bastırılmadan önce sıcak, sabunlu suda kuvvetlice yıkanmaları, sonra soğuk suyla durulanarak makinede kurutulmaları ve bu çevrimin üç kere tekrarı tavsiye ediliyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir kot pantolon aldığımızda hemen paçalarını boyumuza göre bastırıp giymek isteriz. Ama daha sonra daha ilk yıkamada kumaşın boyu ne kadar çeker endişesini yaşarız. Çünkü pantolonun boyunu tekrar uzatmak artık mümkün değildir. O halde kumaşlar yıkanınca niçin çekiyorlar? Islandıklarında mı çekiyorlar yoksa kururken mi? Pantolonun boyunu ayarlamadan önce kaç kere ıslatmalıyız? Sıcak suda mı daha çok çekerler, soğuk suda mı?

Yünlü kumaşların veya giysilerin ıslanınca çekme olayı biraz karışıktır, çünkü nem ve ısı şartları liflerin sadece boylarını değil çaplarını da değiştirirler. Ham iplik, kot kumaşı olmak üzere dokunurken dayanıklılığını arttırmak için tabii boylarındaki liflere bükümler, yani bir çeşit düğümler ilave edilir. Kumaş ıslanınca yün lifleri şişerler. Liflerin bu genişlemesi ipliklerdeki bükümler arasındaki açıya da tesir eder ve iplerin boylarının kısalmasına neden olur.

Aslında kumaş ıslanınca lifler şişliğinden boyunun az bir miktar uzaması gerekir ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır.

Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama ve sabun -ki burada lifler arasında yağlayıcı görevi görür- hepsi birden kumaşın çekmesini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kere yıkandıktan sonra ölçüleri dengeye ulaşır ve bundan sonra ne kadar yıkanırsa yıkansın boyca kısalmaz. Kumaşın çekme miktarı ipliklerin boyutlarına, miktarlarına, dokunma şekillerine, kıvrımlarına ve kumaşın geçmişine bağlıdır. Bazen kumaşa giysi olarak dikilmeden önce özel bir çekme işlemi uygulanır. Bu durumda kumaş ilerde yüzde birden fazla çekmez.

Çarşıdan alınan kot pantolonların boylarından emin olmak için, paçaları bastırılmadan önce sıcak, sabunlu suda kuvvetlice yıkanmaları, sonra soğuk suyla durulanarak makinede kurutulmaları ve bu çevrimin üç kere tekrarı tavsiye ediliyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuse sugar. lump sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Seslerin teksesll olarak yürümesi. Ahengî hareketin zıddıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir yüzeyin üzerinde bir sıvı damlamasından veya bir boyayıcı madde dokunmasından olan benek, damla eseri, benek şeklinde veya bir parça yere mahsus pislik: Bu kumaşta bir leke vardır, ceketi leke içinde idi. 2. Tabiî olarak veya bir Arızadan dolayı hâsıl olan benek, nişan: Gözümde bir leke var, bir leke peydâ oldu, yüzündeki lekeler tabiîdir. 3. Eksiklik, ayıp, şâibe, şöhret ve itibara halel getirecek hâl ve hareket: O adamın hiç lekesi yoktur, yalnız tamahkârlığı bir lekedir. Leke etmek = Bir şey damlatıp kirletmek, lekeli etmek: Yeni ceketini leke etmiş. Leke getirmek = Eksiklik ve ayıp getirmek, lekeli kılmak: Düşüncesiz bir hareket bir kadının namusuna leke getirebilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stain. spot. blemish. smirch. shame. attaint. blob. blot. blotch. blur. cloud. discoloration. discolouration. fleck. mackle. macula. maculation. mottle. slur. smear. soil. splodge. splotch. stigma. taint. tarnish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blot. discredit. dishonour. mark. reproach. shame. smear. smirch. soil. speckle. splash. spot. stain. taint. blemish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spot. blemish. blot. stain. fleck. birthmark. stain or blot on one's character or reputation. blur. defect. dishonour. freckle. mackle. patch. reproach. smear. smirch. soil. splotch. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elbise lekelerini çıkarıp temizlemek işiyle geçinen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tekme, çifte. Lekedzen = Tekme atan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ لکد] tekme. 2.çifte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça’ya benzetilerek yapılmış galat tâbir). Lekelenmiş, ayıplı, namus ve şöhretine halel gelmiş: Ömründe hiç lekedâr olmamış bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [لکه دار] lekeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspersion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspersion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Lekeli hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stain. to soil. to sully. to besmirch. to blacken the name of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Lekeli hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stained or soiled. to be sullied / besmirched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin Blu-ray Disc ortamında kullandığı güçlü performanslı sert muhafazası sayesinde, disk lekelere karşı dayanıklı olup her zaman mükemmel kaliteyi güvence altına alır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Lekelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lekesi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stained. spotty. spotted. blotchy. clouded. dappled. mackled. maculated. smeary. smudgy. splashy. splotchy. stigmatic. tainted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spotted. spotty. stained. dishonoured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spotted. stained. whose name has been besmirched. with a bad reputation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typhus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typhus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaba dikiş. Saat lekendesi = Zincirin sarıldığı silindir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lekesi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immaculate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. immaculate. spotless. stainless. blameless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immaculate. spotless. with an unsullied reputation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. meârik). Savaş meydanı, vuruşma sahası.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معرکه] savaş alanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مهلکه] tehlikeli yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit diken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Teker kelimesiyle kullanılıp yuvarlanmayı gösterir: Teker meker yuvarlandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Tecrübe ve tekrarlama, alışkanlık, üstatlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faculty. natural faculty yeti. skill. proficiency. experience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faculty. mental power. aptitude. bent. knack. acquired skill. proficiency. expertise. craft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملکه] yeti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. memâlik). 1. Bir devletin idaresinde bulunan yer, ülke: Bahreyn şeyhinin memleketi. 2. Bir idareye tâbî veya bir milletin yaşadığı, büyük toprak parçası, Ar. hıtta, diyâr: Anadolu, Irak, Horasan memleketi, memâllk-i Osmâniyye, memâlik-l mahrûsa-i şâhâne, memâlik-i Islâmiyye. 3. (Türkçe) Şehir, kasaba, belde: İstanbul gibi güzel memleket olmaz. 4. (Türkçe) Bir İnsanın doğup büyüdüğü yer ve diyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

country. domain. land. homeland. motherland. mother country. bourn. bourne. native shore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homeland. country. hometown. mother country. fatherland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

country. land. one's native region. the whole nation. ancestral home. domain. dominion. government. homeland. realm. state. territory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مملکت] ülke. 2.şehir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir yerin halkından, bir memleket ahelisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ark» ten masdar). Kavga, vuruşma, muharebe, cenk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mübarek).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şirket» ten masdar). 1. Bir işte başkaları ile birlikte bulunma: Kendisi orada bulunmuş ise de müşâreket etmediği anlaşıldı. Bu işte onun da müşâreketi vardır. 2. Ortaklık, bir şirket, kumpanya vesaire üyelerinden bulunma: Filân maden işletmesinde sizin müşâreketiniz var mıdır? 3. (edebiyat, gramerde) Fiilin iki veya daha fazla şahıs arasında olduğunu göstermeye mahsus fiil ki, Türkçe’de «leş» ve «laş» edatiyle gösterilir: Şakalaşmak, gülüşmek. Bi’l-müşâreke = 1. Birlikte,, ortaklaşa. 2. Karşılıklı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(|. A.) (cem’I: müstemlekât) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelime). Koloni, sömürge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Ortaklaşa, birlikte: Bir araba alıp müştereken kullanacağız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jointly. collectively. in common.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜTAREKE) (i. A. «terk» ten masdar). Savaşın iki tarafça kesilmesi, silâh bırakılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truce. armistice ateşkes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armistice. truce. cessation of arms. suspension of arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «kibr» den if.) (mü. mütekebbire). Tekebbür eden, kibirli, azametli, ululuk satan, fodul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Kibir ve azametle: Mütekebbirâne cevap verdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kefâlet» ten if.) (mü. mütekeffile). Tekeffül eden, kefil olan, kefâlet kabûl eden: O adam için, bu iş için ben size mütekeffillm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(!. A. «kelâm» dan if.) (mü. mütekellime). t. Tekellüm eden, söyleyen. 2. (edebiyat, gramerde) 1. şahıs: Ben, biz, gelirim, gideriz... gibi. Türkçe’de müfred ve cem’i vardır. 3. Nutuk söyleyen, hatip. (I. A. c. mütekellimîn). Kelâm konuşan (İslâm felsefesi) bilgini).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kevn» den if.) Tekevvün eden, hâsıl olan, meydana gelen, var olan, vücut bulan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستملکه] sömürge, koloni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشترکا] ortaklaşa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متارکه] bırakışma, karşılıklı silah bırakma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متکبر] kendini beğenmiş, şişinen, büyüklenen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متکدر] kederli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ متکلم] konuşan. 2.birinci tekil şahıs.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peppermint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) NA-kes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stingy. tight-fisted. moneygrubber. penny pinching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نکس] hayırsız. 2.elisıkı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) NAkeslik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Şeker kamışı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

due. dues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yün, keten eğirirken kullanılan bir ucu çatal deynek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distaff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with a middling amount of suger in it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with a middling amount of suger in it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özünde çok güçlü olan yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arabulucu kimse veya grup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ateşkesten sonra tarafların antlaşma koşullarına uymasını sağlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü el. Pek el.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü kimse. Gözüpek, cesur yapılı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confectioner's sugar. icing sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saklama, himaye, saklanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ağ, balık ağı. 2. Kafes, demir kafes veya parmaklık ve bilhassa bir mezarın sandûkasını çeviren ka• fes. 3. Bir memleketteki demiryolları, karayolları v.s.: Demiryolu şebekesi. 4. Iskara. 5. (anatomi) Ağ ve kafes şeklinde zar vesaire. 6. Üniversite talebesi pasosu için kullanılan tâbir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

net. network. system. graticule. grid. gridiron. plexus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

network. system. grating. band. gang. student's pass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

network. ring organized for criminal purposes. system. network. identity card of a university student. grate. lattice. gridiron. net. pass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شبکه] ağ. 2.balık ağı. 3.dokular.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arayan kimse; sonda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sekene). Durma, duruş, kımıldanmama, hareket mukabili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Güneşten uzaklık bakımından altıncı gezegen, Satürn, Zühal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sâkin). (bk.) SAkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhabitants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سکنه] oturanlar, sâkinler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Arapça sükker’den. Şiirde vezin için çift k ile de okunur). Pancar veya şekerkamışından elde edilen tetlı madde. Tatlı ve lezzet sözüyle kullanılır: Ne şekerdir, şeker gibi. Şeker İlleti: Şeker hastalığı. ŞIr-G şeker: Sütle şeker, uygun, muvafık. Gül-be-şeker: Gül yaprakları reçelinden ibaret tatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar. sweet. sucrose. candy. sugar candy. drop. taffy. sacchar-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candy. sugar. tuck. lump of sugar. sugar lump. sugar cube. diabetes. sweet. pretty. lovely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar. candy. diabetes. commodity exchange. mincemeat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکر] şeker.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücudun şeker yakmasında ortaya çıkan bozukluğun neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde diabet denir. Pankreas, kandaki şeker miktarını kontrol eden ve adına insülin denilen bir madde salgılar. Pankreas bu görevini yerine getirmezse, kandaki fazla şeker, karaciğere depo edilir. Aç karnına alınan 100 gram kanda 80 miligram şeker vardır. Bu miktar yemekten 1-2 saat sonra 140 miligrama kadar yükselir. Kandaki şeker miktarı hastalığın durumuna göre aşağıdaki gibi tespit edilir.

Şeker durumu Açken Yemekten 1-2 saat sonra :

- Normal kimselerde 80 mg. 140 mg.

- Orta derecede 130 mg. 190 mg.

- Ağır derecede 160 mg. 215 mg.

İki çeşit şeker hastalığı vardır.

- Şekersiz Diabet :

Hipofiz bezinin arka tarafından salgılanan antidiüretik hormonun yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes insipidus denir.

- Şekerli Diabet :

Pankreasın salgıladığı insülin yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes mellitus denir.

Şeker hastalığını doğuran nedenler dengesiz beslenme, şişmanlık veya sinir bozukluğudur. Bazı kimselerde de irsiyet önemli bir rol oynar. Hastalığın başlangıcında çok yemek ve su içmek ihtiyacı vardır. İdrar miktarı da artar. Kadınların idrar yapma yerlerinde kaşıntı vardır. Ayrıca devamlı yorgunluk hali görülür. İleri safhada devamlı baş ağrısı, el ve ayak titremeleri, iştahsızlık, aseton kokusuna benzer nefes kokusu, ter kokusu, adele krampları, hafıza zayıflığı, kısmi veya tam felç, iyileşmeyen yaralar ve uykuda sayıklama görülür. Şeker hastalığı tedavi edilmezse sonuç damar sertliği, kalp yetmezliği, göğüs anjini, görme zayıflığı, katarakt, karaciğer hastalıkları, siroz olabilir.

İki çeşit şeker koması vardır.

- Diabetik Koma :

Daha ziyade şeker hastalarında görülür. Nedeni, insülin verme zamanını geçirmek, gerektiğinden az miktarda insülin vermek, bağırsak iltihabı, bademcik iltihabı, grip veya iyileşmeyen yaralardır.

- Şeker Eksikliği Koması :

Tıp dilinde hipoglisemi adı verilen bu çeşit koma, terleme, titreme, çırpınma huzursuzluk, şiddetli açlık, ve aşırı duygusallıkla başlar. Nedeni, fazla miktarda insülin vermek veya çok miktarda karbonhidratlı yiyeceklerle beslenmektir.

Şeker hastaları haftada en az iki kere ılık banyo yapmalıdır ve sonra da vücutlarının her tarafını ılık bir havlu ile ovmalıdır. Kabız veya ishal olmamalıdırlar. Perhiz yapmalıdırlar. Erken yatıp erken kalkmalıdırlar. Ağız, boğaz ve diş sağlığına aşırı özen göstermelidirler. Masaj, beden hareketleri ve açık havada yürüyüşü ihmal etmemelidirler. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Karadut, su.

Hazırlanışı : Beş çorba kaşığı karadut ezilip, suyu çıkarılır. Yemeklerden 10 dakika önce, 1 su bardağı suya 10 damla konup içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diabetes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diabetes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Şekerle su gibi hiç uyuşamıyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., şeker; bârîden = yağdırmak). Şeker yağdıran, etrafa şeker saçarcasına tatlı ve lezzetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F„ şeker; güftâr = söz). Sözü şeker gibi tatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Otururken gelen tatlı uyku. (Türkçe’de: Şekerleme).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şeker gibi tatlı gülme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. şeker; leb = dudak). Dudağı şeker gibi tatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F.). 1. Çok şekerli ve tatlı olan bir kayısı çeşidi. 2. Bir çeşit nakış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Şeker renginde, bulanıkça, saf ve berrak olmayan, sarıya çalar beyaz. 2. mec. Bozuşuk: Komşumuzla münasebâtımız şeker-renktir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. şeker; rîhten: dökmek). Şeker döken, saçan, pek tatlı ve leziz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکراب] tatsızlık, kırgınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sekre lisanımızda kullanılmamıştır). Sarhoşluk, mestlik. Sekerâtü’l-mevt ‘= Can çekişirken gelen dalgınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Şeker yapan ve satan. 2. Şekerden, şekerleme, reçel ve şuruplar yapıp satan: Şekerci dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Şekerciboyasıgillerden, üzüme benzer meyvesinden kırmızı bir boya çıkarılan bitki (phytolacca).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İklçeneklllerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekerci işi ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکرخند] tatlı gülüş, sevgilinin tatlı gülüşü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Buğdaygillerden 10 metreye kadar uzayan, kamışı andırır bir bitki (saccharium officinarum).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شکرلب] tatlı dudaklı. 2.şirin sözlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şeker şerbeti içinde terbiye olunmuş meyve vesaire: Kestane, elma, kayısı şekerlemesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweeties. sweets. sugar candy. sugarplum. goodies. toffy. nap. snooze. catnap. forty winks. lay-down. lie-down. doze. boiled sweet. bonbon. butterscotch. candy. confection. confectionery. fondant. goody. kip. kiss. sweetie. sweetmeat. sweety. taffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candy. catnap. confection. doss. doze. goody. kip. nap. snooze. sweet. toffee. zizz. sugaring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweetmeat. glacéed fruit. dozing off. sugar candy. sugar plum. sugar coating. candied. iced. sugar icing. conserve. ice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şeker koymak, şeker şerbeti ile terbiye etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şeker şerbeti içinde terbiye olunmak: Kestane pek iyi şekerlenir, bazı meyveler şekerlenmez. 2. Usû lüne göre yapılmamak veya fazla beklemek yüzünden reçel içinde şeker billûrları hâsıl olması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing sugar. well-sugared. afflicted with diabetes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şeker kabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şekve). Şikâyetler, sızıntılar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) miskal, ibranilerde bir ağırlık birimi; altın veya gümüş sikke; (çoğ.), argo para, servet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok hareketli, canlı, hızlı kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Göğse dayanarak çalınan eski Türk kemanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sînekemânı çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dükkâncı, mağazacı; ambar memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) SÜ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lactose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lactose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). «Mübarek etsin». Tebâreke-llâh = Allah mübarek etsin, mâşallahl

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keçinin erkeği. Yabanî teke = Dağ keçisinin erkeği. Tekeburnu = Kemerli ve büyük burun. Tekesakalı = Bir cins bitki. Deniztekesi yahut sadece teke = Karides.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). İmparatorluk devrinde Muğla sancağının adı ki, Tekeoğulları’ndan gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billy goat. goat. he-goat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billy goat. goat. shrimp. male goat. prawn. he- goat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kibr» den). Kibirlenme, büyüklük taslama, Ar. taazzum.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکبر] büyüklük taslama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Mert, sözünde duran. Özü sağlam kimse. 2.Çayırlarda biten bir bitki.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «keder» den). 1Bulanma, saflığı kaybetme. 2. Kederlenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «keff»den). Avuç açma, dilenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kefalet» ten). Kefalet verme, taahhüt etme: O adamın bu parayı vereceğini ben tekeffül ederim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکفل] kefil olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kefil olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopoly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopoly. monopoly inhisar. monopol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopoly. sole trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopolist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopolist. monopolistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopolism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (keçi) Azmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (erkek keçi) Hücum etmek, azgınlık etmek. 2. mec. Görgüsüz adam zengin olup burnu büyümek, ne oldum delisi olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopolization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopolization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth into a monopoly. monopolize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «külfet» ten) (c. tekellüfât). 1. Bir zahmete, zahmetli bir işe katlanma: Bu kadar tekellüfe ne hacet? 2. Özenme: Bu şiirde tekellüf vardır; tekellüf ile yapılmış bir iş olduğu anlaşılıyor. 3. Gösteriş, sahte tavır ve hareket, özeniş: Tavır ve hâlindeki tekellüf pek soğuktur. Bî-tekellüf, bilâ-tekellüf = Ozenmeksizin, tabiî olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kelâm» dan). Söyleme, konuşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kils» ten) (kimya). Kirece dönme, kireç hâline geçme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکلم] konuşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kemâl» den) (s. tekemmülât). Kemale erme, kemal bulma, mükemmel olma, olgunlaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maturation. being perfected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kümün» dan) Pusuya yatma, pusu tutma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تکمل] tamamlanma. 2.olgunlaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.tamamlanmak. 2.olgunlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yuvarlanmayı tasvir edip «meker» le beraber kullanılır: Teker meker yuvarlandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tekerlek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel. disk. one at a time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birer birer, ayrı ayrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individually. singly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one by one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Olamayacak şeyleri olur duruma getirmek. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. yuvarlanmak demek olan «tekürmek» ten). 1. Yerde yuvarlanarak yürüyen daire biçimli şey ki, çok defa mihverlerinden bağlı bir çift olur: Araba tekerleği. 2. Tekerleğe benzer şey: Peynir tekerleği; bir tekerlek balmumu. Dört köşeli tekerlek = mec. Yürümez iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel. tire. tyre. roller. truckle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel. disk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tire. disc. disk. rim. wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheeler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheelwright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheeled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheeled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheelchair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolling chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Masalların başlarında söylenen mânâsız, fakat hoşa giden söz yığını. 2. Bir dilin hususiyetine mahsus ifadeler: Bir berber bir berbere...

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tongue twister. nursery rhyme. rigmarole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roll. jingle. playful formula used in folk narrative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tongue twister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Yuvarlak şeyi harekete geçirip yürütmek: Arabayı tekerlemek. 2. Dikkatsizlikle salıvermek, kaçırmak: Lâkırdı tekerlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yuvarlanmak, yuvarlanarak yürümek yahut düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be rolled. to roll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerr.den) (c. tekerrürât). Bir daha olma, bir daha vuku bulma, tekrarlanma: Bu kelime çok tekerrür ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recurrence. return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repetition. recurrence. repetition of a crime or offense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکرر] tekrarlanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tekrarlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monogamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesret» ten). Çoğalma, çok olma: Hayvanların tekessürü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکسر] kırılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکثر] çoğalma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kevn» den) (c. tekevvünât). Var olma, vücut bulma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tekevvün.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکون] oluşum, oluşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.oluşmak. 2.meydana gelmek, olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکونات] oluşumlar, oluşmalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A «keyf»ten). Keyiflenme, keyiflendirecek bir şey alma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکيف] keyiflenme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kanat teleklerinin ve sert olanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Üstü kalaylanmış ince demir tabakası. 2. Tenekeden yapılmış kap, kova, ibrik vesaire: Su tenekesi, zeytinyağı tenekesi, gaz tenekesi. 3. Tenekeden yapılmış: Teneke ibrik, teneke cezve. Sarı teneke = İnce pirinç tabakası veya yaldızlanmış teneke. Ağzı teneke kaplı = mec. pek sıcak yemeye tahammül edebilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tin. tin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bin. tin. tinplate. can/canister. tin. tin plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tin. tinplate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Teneke yapıp satan veya lehimleyip tamir eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tinker. tinman. tinner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tinner. tinsmith. tinman. maker or repairer of tinware. whitesmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Teneke kaplı, bir tarafında tenekesi olan: Tenekeli sandık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TERİKE) (i. A.). Ölen adamın bıraktığı şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

succession. estate (left by a deceased person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترکه] ölenin geride bıraktıkları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zaman göstergesi; saat tutan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Halk rasında bu olay, organizmanın vitamin eksikliğine bağlanır. Oysa tırnaklar üzerinde zaman zaman beyaz lekelerin oluşmasının kesinlikle patolojik bir rahatsızlıkla ilgisi yoktur. Bu olayın nedeni, tırnağın altında küçük bir hava boşluğunun oluşmasıdır. Bu hava boşluğu zaman içinde büyür ve yukarı doğru çıkar. Daha sonra da kendiliğinden kaybolur. Ancak bu hava boşluğundan kaynaklanan beyaz lekeleri anımsatan mantar oluşumu tamamen farklı bir şeydir. “Lökonik hastalığı” adı verilen bu durum, tipik bir deri mantarı rahatsızlığıdır ve genellikle tırnaklarında mantar olan kişilerle el sıkışması yoluyla geçer. Bu hastalık, ağızdan alınan bazı ilaçlarla tedavi edilir.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağır top taşıyan, küçük savaş gemisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grape sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dextrose. glucose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ıslak, sırsıklam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hafta sonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dümeni hareket ettirmek için başına takılan kol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tiller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zükûr). 1. Erkek, insan ve hayvanın erkeği (bu mânâda müfredi kullanılmaz). 2. Erkeklik organı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ذکر] erkek. 2.erkeklik üreme organı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen peygamberlerden biri.

İsimler ve Anlamları by