Eksi Sayı ne demek? | Eksi Sayı anlamı nedir? | Eksi Sayı

Eksi Sayı anlamı nedir?

Eksi Sayı ne demek?

Eksi Sayı anlamı nedir?

Eksi Sayı | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: eksi sayi

Türkçe - İngilizce Sözlük

negative number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

13 sayısının uğursuz olduğuna ilişkin inanç dünyada o kadar yaygındır ki, yaşamı birçok yönde ciddi olarak etkilemektedir. Bazı ülkelerde evlerin kapılarına 13 numarası verilmez, uçaklarda 13. koltuk sırası yoktur, apartmanlarda, otellerde 13. kat ya 12A’dır ya da 14’tür. 13 numaralı oda yoktur. Olsa bile insanlar o odada kalmak istemezler. Hatta ayın 13’ünde işe gelmeme, uçak ve tren rezervasyonlarının iptali, alışverişin düşmesi ve benzeri davranışların ABD’ye günde milyonlarca dolara mal olduğu söylenmektedir. Bu inanç bir fobi yani bir çeşit korku hastalığı olarak kabul edilmiş olup adı ‘triskaidekaphobia’dır.

Genel olarak bu inancın, Hz. İsa’nın meşhur son yemeğindeki havarilerin sayısından kaynaklandığı sanılsa da, kökü çok daha eskilere mitolojik tanrıların yaşadığına inanılan çağlara, İskandinavya topraklarına kadar gider.

O zamanlarda ışık ve güzellik tanrısı Balder bir ziyafet verir. Balder Vikking’lerin meşhur tanrısı Odin ile Frigga’nın oğulları olup, ay kraliçesi Nanna’nın da eşidir. Bu ziyafete 12 kişi davetli iken, yalanların ve hilelerin tanrısı Loki, davetli olmadığı halde, zorla 13. kişi olarak katılmak ister. Ancak bu arada çıkan tartışmada, Loki diğer tanrılar tarafından da çok sevilen Balder’i öldürür.

Bu mitolojik hikaye ve inanış İskandinavya’dan Avrupa’nın güneyine kadar yayılır. Hıristiyan din adamları bu halk masalını kullanırlar ve Hz. İsa’nın son yemeğine uygularlar. Hıristiyan versiyonunda Balder’in yerini Hz. İsa, Loki’nin yerini de hain Judas alır. Bu yemekten sonra 24 saat içinde de Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürülür. Bu nedenle Hıristiyanlarda akşam yemeğinde 13 kişi bir araya gelirse bunlardan birinin başına bir felaket geleceğine inanılır.

Bu inanışlara göre 13 sayısı uğursuzdur ama ayın cumaya rastlayan 13. günü hepten uğursuzdur. Ancak böyle bir günde doğmuşsanız tam tersi, yani 13 sizin uğurlu gününüzdür.

Cuma gününün uğursuz sayılmasına Havva anamızın Adem babamıza elmayı cuma günü yedirtip cennetten kovulmasına sebep olması, Hz. Nuh zamanındaki büyük selin cuma günü olması, Hz. İsa’nın cuma günü çarmıha gerilmesi gibi olaylardan biri veya hepsi neden olmuş olabilir. Müslümanlar ise Hz. Adem’in cuma günü yaratıldığına inandıklarından bu güne diğer günlerden daha çok değer verirler.

13 sayısının uğursuzluğuna duyulan inancın kökeninde bir yıl içinde ayın 13 kez dolunay olarak gözükmesinin yattığını söyleyenler de vardır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auction by underbidding. adjudication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dutch auction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Otla bes lenen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. tıp). Okuma kabiliyetinin kaybı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alexie

tıp okuma yitimi

Görmede hiçbir bozukluk olmadığı hâlde okuma yetisinin yok olması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word blindness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Genellikle “dev ekran” televizyonlar olarak anılan bu büyük kasalı televizyonlar çoğunlukla en az 40 inç büyüklüğünde dahili ekranlara sahiptir. Bir kaç yıl öncesine kadar, tüm arka projeksiyonlu televizyonlar, görüntü yaratmak için üç CRT kullanırdı. CRTler kullanıldığı için ortaya nispeten ağır ve çok yer kaplayan — neredeyse zemin standlı olarak tasarlanan televizyonlar çıktı. DLP, LCD ve LCoS gibi daha yeni mikro ekranlı arka projeksiyon teknolojileri daha kompakt, hafif ve “masaüstü” dev ekran televizyonlar tasarlanabilmesine olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inferiority complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardinal number. prime number. prime / cardinal number. incommensurable number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «Asûden» fiilinden imas.). 1. Rahat, huzur. 2. Umumî emniyet, umumî sulh ve refah, huzur. Hıfz-ı Asâyiş = Asayişi korumak. Asâyiş-pervar = Emniyet ve sulha hizmet eden. Asâyişperverâne = Emniyet, asayiş ve huzura hizmet edecek surette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public order. public security. order. quiet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. peace. public order. public security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law and order. public peace. public order. public security. tranquillity. ease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آسایش] huzur. 2.güvenlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آسایش برکمال] her yerde huzur hakim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Asâyiş ariyan, rahatını ve huzûrunu isteyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Asâyiş ve rahat ariyana yakışacak sûrette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rahat, huzur, sulh ve selâmet taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Rahat, huzur, sulh ve selâmet taraftarlarına yakışacak sûrette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardinal number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bağışlayış, ihsan, hediye. 2. Af, hoşgörme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بخشایش] bağışlama. 2.bağış, ihsan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بکسمات] peksimet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekirdeği olmayan: Çekirdeksiz üzüm, nar vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedless. stoneless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedless. stoneless. pipless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedless. currant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

efflorescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çiçeği olmayan. Çiçeksiz bitkiler = Mantarlar ve eğreltiotları gibi bitkiler sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

even number. even.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu tür dijital ses filtreleri, belirli bir müzik stiline ya da kullanıcının tercihine uyması için iki tür filtre eğrisinden birinin seçilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dilencilik, el açıcılık, avuç açıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unsupported.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbacked. unsupported.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dinamik Kanal İndeksi seçilirken, izlenen program ekranın ortasına gelir ve etrafında diğer kanalların gösterildiği on iki küçük görüntü belirir. Bunlar saniyede bir kez olmak üzere sırasıyla güncellenir. Joystik uzaktan kumanda ile istenen kanal seçilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Otomobillerde ön tekerleklere kumanda ederek arabanın istenilen tarafa sevkedilmesini temin eden çark.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel. steering wheel. draglink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel. steering wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steering wheel. steering wheel / mechanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Çıkarma işaretinin adı, Osm. nâkıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tatma duygusu ile dil ve ağzı buruşturarak yakan ve mutedili hoşa giden asit (hâmız): Ekşi limon, portakal, ayran, boza. 2. Mayalanıp ekşiyerek bozulmuş, ekşimiş: Ekşi hamur, şarap. 3. mec. Hoşa gitmez, nahoş, gülmez, abûs: Ekşi yüz, çehre. Ekşi şey, ekşilik. Ar. humz: Bu limonatanın ekşisi az, bu yemeğin eşkisi yok. S. Hamur mayası. Ekşi aş = Erikle etten yapılan bir çeşit yemek. Ekşi su = Asidi olan maden suyu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minus. negative negatif. minus nakıs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minus. negative. minus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acerb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acid. acrid. rank. sour. tart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sour. tart. acid. hard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(yabani elma): Gülgillerden; ormanlarda yetişen bir ağacın meyvesidir. Meyveleri küçük ve çok ekşidir. Çiçekleri, açık pembedir. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsaklardaki gazı boşaltır. Buralardaki iltihapları giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negative number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sourpuss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negative lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kesîb). Büyük çöllerde, rüzgârların biriktirdiği kum yığınları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. A.). Med ve cezir sebebiyle sahillere yığılan kum kümeleri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. exhibitionnisme

ruh b. göstermecilik

Cinsel organlarını gösterme biçiminde görülen ruhsal sapıklık.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Az ekşi, ekşimsi, ekşimtrak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. eksimek’ten). 1. Bütün olmayan, noksan. F. nâtamam: Bu kitap eksiktir. 2. Kusurlu, ayıplı, tam ve mükemmel olmayan: Bu adamın aklı eksiktir. Eksik doğmuş bir çocuk. 3. Mevcut olmayan: Onun yardımı eksik olsun. Eksik oldu, kurtulduk. 4. Diğerinden az ve nâkıs olan: Bu, ondan eksiktir. 5. Tartısı tam olmayan. Osm. nâkıs-ül-ayâr: Eksik bir altın. Noksan olarak: Eksik söylemek, eksik tartmak. 6. Eksik olan şeyin noksanı,” tam olmak için ilâvesi lâzım gelen miktar: Eksiği çoktur. Eksik doldurmak: Bu kitabın baştan beş sahife eksiği vardır. 7. Kusur, ayıp: Eksiği gediği yoktur. Eksik etmek = Kesmek, ara vermek, devam etmemek: Mektuplarınızı eksik etmeyin. Eksik olmak = Ortadan kalkmak, yok olmak: Eksik olmayın, onun edeceği iyilik eksik olsun. Eksik olmamak = Sağ ve devamlı olmak: Eksik olma = Sağ ve daim ol, yaşa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deficient. lacking. defective. incomplete. insufficient. short. missing. wanting. less. minus. imperfect. inadequate. incommensurate. incompetent. lame. ragged. scrimp. scrimpy. shy. sketchy. skimp. skimpy. short. out. deficiency. shortfall. gappy. m.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deficient. lacking. defective. incomplete. insufficient. short. missing. wanting. less. minus. imperfect. inadequate. incommensurate. incompetent. lame. ragged. scrimp. scrimpy. shy. sketchy. skimp. skimpy. out. deficiency. shortfall. gappy. m. faulty. fr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

missing. absent. defective. deficient. incomplete. lacking. wanting. imperfect competition. imperfect. imperfect title. inadequate. insufficient. lame. meagre. rudimentary. scarce. short. spare. thin. weak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack. miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Noksan bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendi kendisini kusurlu hissetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eksik, nâkıs olma. 2. Eksik bir şeyin tam olması İçin lâzım gelen miktar: Çok eksikliği vardır (eksik de denilir). 3. Ayıp, kusur, noksan: Bunun hiç bir eksikliği yoktur. 4. Azlık, nedret: Onun eksikliği şimdi hissolundu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deficiency. defectiveness. defect. failure. insufficiency. lack. shortage. shortness. incompetence. dearth. defalcation. deficit. desideratum. failing. flimsiness. imperfection. inadequacy. lacuna. lameness. negation. poverty. shortcoming. sketchines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence. defect. deficiency. failure. fault. hiatus. imperfection. lack. privation. shortcoming. want. defectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deficiency. lack. defectiveness. absence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Noksanı olmayan, tam, bütün: Eksiksiz kitap. 2. Ayıp ve kusuru olmayan, mükemmel: Eksiksiz iş. 3. Devamlı, kesilmeksizin devam eden, ardı arkası kesilmeyen: Onun şarkıları eksiksizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete. perfect. solid. consummate. factual. thoroughgoing. thorough. without defect. in full.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete. consummate. definitive. exhaustive. perfect. thorough. true. unabridged. watertight. completely. perfectly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete. perfect. absolute. accurate. definitive. in full force. intact. resounding. unexpurgated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ekşitmek, ekşi katmak, ekşi yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Bir çıkarma işlemindeki ilk sayı. 17— 15 = 2 eşitliğinde, 17 sayısı eksilendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Ekşisi olan, ekşi terbiyesi veya salçası olan: Ekşili köfte, yahni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ekşi olan şeyin hali, ekşi lezzet. Ar. humz, humûzet. 2. mec. Terslik, sertlik, kötü huyluluk. Osm. bedhûyluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acerbity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acerbity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eksilmek işi. 2. (matematik) Bir mahiyetin iki değeri arasındaki fark.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subtraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decrease. diminution. decline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eksik, noksan olmak, azalmak. Osm. tenâkus etmek, miktarı azalmak: Anbarın İçindeki buğday gittikçe eksiliyor. 2. Yok olmak: Bari bir adam eksilmiş olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wane. to decrease. to diminish. to grow less.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decrease. to grow less. to disappear. decay. decline. diminish. lower. taper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eksiltmek işi. 2. Bir işi kimin daha ucuza yapacağının anlaşılması için istekliler arasında açılan fiyat kırma yarışması: Arttırma eksiltme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subtraction. reduction. reducing. putting up to tender münakasa. ihale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduction. reducing. underbidding. bringing down. competitive bidding. competitive tendering. detraction. remission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Noksanlaştırmek, eksik hale getirmek (bk.) Ekşitmek, eksilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduct. detract. subtract. to diminish. to deduct. to reduce. to decrease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reduce. decrease. derogate. detract. diminish. to offer down. extenuate. impair. lessen. lower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekşimek işi. (bk.) Ekşimek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning sour. becoming acid. fermentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eksiklik hasıl etmek, eksik kalmak. 2. Azalmak, miktarı inmek. 3. Yok olmak. Osm. mefkud ve mâdûm olmak (şimdi asıl olan bu fiil yerine eksilmek kullanılıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ekşi olmak, ekşilik kazanmak: Şıra, ayran, şarap ekşidi. 2. Mayalanmak, Osm. tahammür etmek: Hamur ekşidi. 3. Bayatlamak, bozulmak: Bu yemekler ekşidi. 4. Ekşilik hasıl edip rahatsız olmak. Midem ekşidi. 5. Asık suratlı, abûs olmak: Çehresi ekşimişti. 6. Çok sürünmek, bitirilmemek: Bu iş elimizde ekşidi. Başa «kşimek = Musallat olup def olmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sour. to become sour. to sour. to ferment. to be upset. to be embarrassed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sour. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yağı alınmış sütten yapılan bir peynir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekşiye benzer, ekşice.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acidulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekşiye çalar, ekşice, az ekşi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. felsefe). Mutlak hürriyeti esas alan, kadere inanmayan ve insanın hür iradesiyle kendi kaderini çizdiğine inanan doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eksiltmek, noksan ve eksik etmek, azaltmak, kısmak. Osm. tenkis etmek: Ben tütünü ekşittim, atın yemini ekşitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ekşi etmek, ekşi hale getirmk. Ar. tahmîz: Ayranı ekşittik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), iki çeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eki, yani ilâve olunmuş parçası olmayan, yekpâre, bütün: Döşeme tahtaları eksiz olmalı. 2. (gramer) Ek almayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çalışmaksızın ve zahmetsizce vücuda gelen: Emeksiz bir iştir. 2. Uvey (evlât): Emeksiz bir oğlu, kızı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without toil. effortless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. injection

tıp iğne

Vücuda bu yolla ilaç verme işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

injection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavır ve hâliyle erkeğe benzer (kadın).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mannish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butch. mannish. masculine. tomboyish. mannish. mannish. manly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tomboyish. mannish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kocası olmayan veya koruyucu bir erkeğe safıip olmayan (kadın). Fars. bî-vâye.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Saygı değer kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cost of living index.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Duymak, ihtiyacı olmak, muhtaç olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

need. want. requirement. deficiency. demand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necessity. need. requirement. urge. want.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

requirement. need. necessity. call. lack. want.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

need. necessity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to consider necessary. to feel the necessity of. to need.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unnecessary. unneeded. inessential. digressive. excrescent. gratuitous. idle. indecent. indiscreet. needless. no. non-essential. nonessential. otiose. redundant. supererogatory. superfluous. uncalled-for. unjustifiable. unneedful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispensable. gratuitous. inessential. needless. pointless. redundant. superfluous. uncalled-for. unfounded. unnecessary. uncallad-for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unnecessary. inessential. needless. otiose. pointless. superfluous. uncalled for. undue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inessentiality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

redundancy. lack of need. needlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonporous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گشایش] açılış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

considerable. respectable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

considerable. respectable. some.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

power assisted steering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air servo-assisted steering gear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir şeyin topuna birden ortak olanlardan her birinin pay nisbeti.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Services Index)

Hizmetler sektöründe yer alan şirketlerin hisse senetlerinin fiyatlarındaki değişmeler dikkate alınarak hesaplanan hisse senetleri piyasası endeksidir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Services Index)

Ulusal Pazar’da işlem gören ve sadece hizmetler sektöründe yer alan şirketlerin hisse senetlerinin fiyatlarındaki değişmeler dikkate alınarak hesaplanan hisse senetleri piyasası endeksidir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Hem suda, hem karada yaşayabilen bitki veya hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir işi yapmaya isteği olmayan, gönülsüz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwilling. undesirous. reluctant. gutless. halfhearted. grudging. averse. backward. disinclined. indisposed. jaded. languid. loath. loth. repugnant. sticky. undisposed. wet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

averse. disinclined. grudging. indisposed. loath. reluctant. unwilling. half-hearted. involuntary. averse. unwillingly. involuntarily. grudgingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reluctant. unwilling. indifferent. having no desire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reluctantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwillingly. reluctantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwillingness. aversion. disinclination. indisposition. reluctance. repugnance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reluctance. unwillingness. indisposition. disinclination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reluctance. unwillingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complex number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash count.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(L Y. tıp), ileri derecede zayıflık, erimişlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Bir kemiyetin (niceliğin) kaç katı alındığını gösteren sayı: 5a ifadesinde 5 sayısı a’nın katsayısıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fractional number. broken number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ülke açıcılık, cihangirlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Eğlence, öğretim veya kazanç maksadıyla toplanıp tasnif edilmiş, aynı cinsten eşya, para koleksiyonu, düğme koleksiyonu, pul koleksiyonu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. collection

derlem

Öğrenme, yarar sağlama veya zevk amacıyla bir araya getirilmiş ve özelliklerine göre sınıflara ayrılmış nesnelerin bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collection. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a collection (of objects. collection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collector. gatherer. gleaner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready-made. confection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready-made garment. garment industry. manufacture of ready-made clothes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready-to-wear clothing. off-the-peg clothes. confection. hand- me-down. made- up clothes. ready- to-wear. ready made clothes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready-made shop. ready made shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ready-made seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manufacturer or seller of ready-made clothing. slopseller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making or selling ready-made clothing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. convection

fiz. ve kim. ısı yayımı

Hareket eden nesnelerle belli nicelikte ısının taşınması olayı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Açıklık, ferahlık. Küşâyiş-i hâtır = İç açıklığı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

16:9 en-boy oranı ve mükemmel görüntü kalitesi sunan bir TV projeksiyon sistemi.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. lexicographe

sözlük bilimci

Sözlük bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. lexicographie

sözlük bilgisi

Sözlük bilimine ilişkin bilgiler.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. lexicologue

sözlük bilimci

Sözlük bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. lexicologie

sözlük bilimi

Sözlük yazma ve hazırlama işiyle uğraşan bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Amerika’da, Karayip Denizi ve Meksika körfezi kıyısında, Belize ve ABD arasında, Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında, Guatemala ve ABD arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 23 00 Kuzey enlemi, 102 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Kuzey Amerika.

Yüzölçümü: 1,972,550 km².

Sınırları: toplam: 4,353 km.

sınır komşuları: Belize 250 km, Guatemala 962 km, ABD 3,141 km.

Sahil şeridi: 9,330 km.

İklimi: Tropikalden çöl iklimine kadar değişiklik gösterir.

Arazi yapısı: Yüksek, kayalıklı dağlar, alçak kıyı ovaları, yüksek platolar, çöller.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Salada Gölü -10 m.

en yüksek noktası: Volcan Pico de Orizaba 5,700 m.

Doğal kaynakları: Petrol, gümüş, altın, kurşun, çinko, doğal gaz, kereste.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %12.66.

daimi ekinler: %1.28.

Diğer: %86.06 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 63,200 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Volkanlar, depremler, kasırgalar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 107,449,525 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.16 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -4.32 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 20.26 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 75.41 yıl.

Erkeklerde: 72.63 yıl.

Kadınlarda: 78.33 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.42 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.3 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 160,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 5,000 (2003 verileri).

Ulus: Meksikalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Melezler %60, Kızılderililer %30, beyazlar %9, diğer %1.

Din: Roma Katolikleri %89, Protestan %6, diğer %5.

Diller: İspanyolca, çeşitli Maya, Nahuatl ve diğer yerel diller.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %92.2.

erkekler: %94.

kadınlar: %90.5 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Meksika Devleti.

kısa şekli : Mexico.

Yerel tam adı: Estados Unidos Mexicanos.

yerel kısa şekli: Mexico.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Federal Cumhuriyet.

Başkent: Mexico City.

İdari bölümler: 31 eyalet ve 1 federal bölge; Aguascalientes, Baja California, Baja California Sur, Campeche, Chiapas, Chihuahua, Coahuila de Zaragoza, Colima, Distrito Federal, Durango, Guanajuato, Guerrero, Hidalgo, Jalisco, Mexico, Michoacan de Ocampo, Morelos, Nayarit, Nuevo Leon, Oaxaca, Puebla, Queretaro de Arteaga, Quintana Roo, San Luis Potosi, Sinaloa, Sonora, Tabasco, Tamaulipas, Tlaxcala, Veracruz-Llave, Yucatan, Zacatecas.

Bağımsızlık günü: 16 Eylül 1810 (İspanya’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 16 Eylül (1810).

Anayasa: 5 Şubat 1917.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: APEC (Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu), BCIE, BIS (Uluslararası İmar Bankası), Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), CE (Avrupa Konseyi), EBRD (Avrupa Y


Ülke by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملک سيما] melek yüzlü güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Melek şimali.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Duvara dayanmış bir merdiven görürseniz altından geçmeyin, etrafından dolanın. Çünkü o merdivenin tepesinde ya bir tamirci, ya bir boyacı ya da camları silen biri olabilir. Yani başınıza bir çekiç, su kovası, boya kutusu, hatta bir adamın düşme olasılığı yüksektir. Merdiven altından geçmenin uğursuzluk getireceği inancı gerçekten batıl inançlar içinde en azından bir işe yarayan tek inançtır. Ancak inancın kökeninde pratikteki faydası ile ilgili olmayan farklı şeyler yatmaktadır.

Duvara dayanan bir merdiven, duvar ile arasında bir üçgen oluşturur. Bu, bir çok kültürde tanrıların kutsal üçgeni olarak bilinir. Örneğin piramitlerin kenarlarının üçgen olması da bu inanca dayanır. Bir üçgenin içinden geçmek de, bir kutsal yere meydan okumak anlamına gelebilir.

Eski Mısırlılar için zaten merdivenin kendisi iyi şansın sembolü idi. Merdiven olmasaydı, Güneş Tanrısı Osiris’i karanlıkların ruhundaki hapis hayatından kurtarmak mümkün olamayacaktı. Ayrıca merdiven tanrıların katına tırmanmak için de şekilsel bir semboldü. Günümüzde açılan bu antik mezarlarda ölünün cennete tırmanması için yanma konulmuş bulunan merdivenlere rastlanmaktadır.

Asırlar sonra birçok batıl inançta olduğu gibi Hıristiyanlık bu inancı da Hz. İsa’nın ölüm şekline adapte etti. Çarmıha dayalı merdiven kötülüğün, hıyanetin ve ölümün sembolü oldu. İnsanlar, merdivenin altından geçmekle bütün bu kötü geleceklerle karşılaşabileceklerine inandırıldılar.

17. yüzyılda İngiltere ve Fransa’da suçlular darağacına götürülmeden önce bir merdivenin altından geçiriliyorlardı. Tabii yanında olanlar merdivenin etrafından dolanıyordu.

Değişik kültürler bu uğursuzluğa karşı bazı panzehirler geliştirdiler. Mesela bir merdivenin altından yanlışlıkla veya zorda kalarak geçen kişiler için Romalıların panzehiri yumruktu. O kişiler orta yani en uzun parmaklarını gerip diğer parmaklarını yumruk gibi yaparlar ve geçtikten sonra merdivene doğru sallarlardı. Bizde, Türkiye’de böyle bir adet yoktur ama Amerikan filmlerinde karşısındakine bu hareketi yaparak küfür veya hakaret edildiği sıkça görülür. Bunun kökeni de işte bu Roma panzehiridir.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشایخ] şeyhler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şeyh). Şeyhler, ihtiyarlar, (bk.) Şeyh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mesleği olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meslek sahibi olmama hâli.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Nedenleri çok çeşitli olan bir rahatsızlıktır. Hastanın midesinde yanma ile birlikte ekşime de vardır. Ağzına ekşi ve yakıcı bir sıvı dolar. Bu belirtiler aç veya tok karnına görülebilir. Ağır yemekler, bozulmuş yiyecekler, mide veya onikiparmak bağırsağı ülseri, safra kesesi iltihabı, mide ekşimesine neden olabilir. Tedavinin ilk şartı, hastalığı doğuran nedeni bulmaktır. Doktora gitmek gerekir. Mide ekşimesinden şikayet edenlerin, yemeklerini gayet iyi çiğnemeleri, biberli, baharatlı, ekşili, salamura yapılmış gıdaları terk etmeleri gerekir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Karbonat, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı soğuk suya 1 kahve kaşığı karbonat konup, iyice karıştırıldıktan sonra içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nasihat), (bk.) Nasihât, nasâih.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نصایح] öğütler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

census.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

census. census of population.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flattering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Okşamak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal digit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal digit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

special issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

special issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Katı, kuru ekmek, seferde dayanmak ve hafif olmak için çok pişirilen ekmek, galeta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardtack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rusk. hard biscuit. zwieback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard biscuit. ship biscuit. hard- tack. hardtack. pilot biscuit. rusk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. perfectioniste

mükemmeliyetçi, yetkinci

Herhangi bir alanda mükemmel olma yolunda aşırı çaba sarf eden kimse.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. perfectionisme

mükemmeliyetçilik, yetkincilik

Herhangi bir alanda mükemmel olma yolunda aşırı çaba sarf etme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İzdüşüm.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. projection

1. fiz. iz düşümü, 2. sin. ve TV gösterim

1. Bir film veya belgenin ışık kaynağından çıkan ışınlarla ekran veya perde üzerinde görüntüsünün oluşturulma işi. 2. Görüntülerin gösterici yardımıyla bir yüzeye yansıtılması işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rational number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rational number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imaginary number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imaginary number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Adet, rakam: Bir sayı hatırda tutmak. 2. Sayma, Ar. Tâdâd, Fars. şümâr. 3. Hesap, muhasebe: Sayı bilmez, sayı öğrenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şuyû» dan if.) (mü. şâyia). 1. Duyulmuş, herkesin malûmu olmuş, yaygın: Bu haber şâyî oldu. 2. Hisse sahipleri arasında ortak, bölünmemiş: Hisse-i şâyia.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numerary. number. numeral. quantity. count. figure. score. issue. basket. button. cage. conversion. goal. point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basket. copy. count. figure. issue. number. numeral. score. volume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

number. digit. count. figure. point. tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شایع] yayılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sa’y» den İf.) (mü. sâiye). 1. Çalışan, Osm. sây eden. 2. Bir haber veya mektup götürmek için bir yere gönderilen şahıs, ulak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şâyiât). Şuyû bulmuş, yayılmış haber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearsay. rumour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شایعه] söylenti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şâyî olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şâyia). Şâyialar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numerator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counter. numerator. person who counts. telltale. computer. meter. metre. calculator. recorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sayıklamak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delirium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delirium. ravings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Uykuda veya ateşli hastalık sırasında abuk sabuk söylenmek, hezeyan etmek. 2. Bir şeyi çok arzu edip daima onu düşünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rave. to talk in one's sleep. to rave. to dream. to be delirious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to talk in one's sleep or while delirious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Saygı gör, sözün dinlensin, değerin artsın. Değerli, saygıdeğ(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kendini saydıran, saygın kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sayılmış: Benim kitaplarım sayılıdır. 2. Belirli: Sayılı gün. 3. Bilinen, meşhur: Sayılı şâirlerdendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counted. numbered. marked. limited in number. special. important.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbered. counted. one of the few.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Saymak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be counted. to be respected. to be taken into account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be counted. to be respected. count. rank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saymak işi: Nüfus sayımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counting. enumeration. census.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

census. count. enumeration. counting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

census. count. enumeration. counting. stock taking. making an inventory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax whose amount depended on the number of animals one owned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Statistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Seçme, muhterem, saygı değer, Fars. güzide, Ar. müntabab, mümtaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dear. reverend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esteemed. esteemable. dear. estimable adj. reverend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kendisine saygı gösterilen insan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Değerli, saygı duyulan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. söz, lakırdı, darbımesel, tabir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İhtiyatlı davranmak, sakınmak, düşünceli hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sayma. 2. Hesap, muhasebe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سایس] seyis.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numerical. numeral. quantitative. scalar. digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numeral. numerical. digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numeric. numerical. digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sayılmamış, adet ve miktarı bilinmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

countless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

countless. innumerable. myriad. numerous. untold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

countless. innumerable. numberless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

countlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Hesaplaşmak. 2. Mahsup etmek, hesaba geçirmek: Ben, o parayı sayışmıştım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to settle accounts with each other. to make a count to decide who will be it in a game. quit scores.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Devletçe harcanan paraların hesaplarını kontrol eden yüksek heyet, dîvân-ı muhâsebât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexy. hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexy. hot. dishy. spunky. sultry. voluptuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. section

bölüm

Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. sélection

1. seçme, 2. biy. ayıklanma

1. Seçmek işi 2. Yaşayan varlıklarda ortamın şartlarına en iyi uyan türlerin veya bireylerin üreyip kalması, uyamayanların yok olması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermittent. spasmodic. transient. discontinuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontinious. transitory. transient. impermanent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (musiki), (bk.) Geçici geçki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontinuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transitoriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whole number. integer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir bütünü meydena getiren tekler için kararlaşmış bulunan sayı, Osm. aded-i mürettep. 2. Kesirsiz sayı, Osm. adet-l tam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesb» den). Kazandırma, Osm. kesbettirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEKSİF) (i. A. «kesâfet» ten). 1. Koyu ve sık yapma, bir sıvıyı koyulaştırma, dokuma vesaireyi sıklaştırma. 2. Şeffaf bir cismin şeffaflığını giderme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condensation. inspissation. thickening. densening. concentration. making sth opaque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تکثيف] yoğunlaştırma. 2.toplama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yoğunlaştırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEKSİR) (i. A. «kesret» ten). Çoğaltma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplication. duplication çoğaltma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplication. copying. making duplicates of sth written. increase. argumentation. multiplication. propogation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکثير] çoğaltma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çoğaltılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çoğaltmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplicating machine. duplicator. manifold writer. manifolder. mimeograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(ISE National – 100 Index)

1986 yılında 40 şirketin hisse senedi ile başlayarak zamanla sayısı 100 şirketin hisse senedi ile sınırlanan Bileşik Endeks!in devamı niteliğindedir. Ulusal Pazar’da işlem gören, yatırım ortaklıkları hariç önceden belirlenmiş şartlar yanında sektörel temsil kabiliyeti de gözönünde bulundurularak seçilmiş hisse senetlerinden oluşmakta ve İMKB-30 hisse senetlerini otomatik olarak kapsamaktadır. Hisse Senetlerinin fiyatları ve her bir hisse senedinin; aynen saklamada bulunanlar hariç, Takasbank saklamasında bulunan hisse senedi sayısının toplam hisse senedi sayısına oranları, baz alınarak piyasa değeri ağırlıklı olarak hesaplanır ve hisse senetleri piyasasının genel bir göstergesidir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(ISE National – 30 Index)

Vadeli İşlemler Piyasası’nda kullanılmak üzere, yatırım ortaklıkları hariç Ulusal Pazar’da işlem gören şirketlerden önceden belirlenmiş şartlar yanında, piyasa değeri ve likiditesi yüksek olanlardan sektörel temsil kabiliyeti de gözönünde bulundurularak seçilen 30 hisse senedinden oluşan endekstir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjecture. guess. guesswork. hypothesis. supposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjecture. hypothesis. presumption. supposition. hypothesis hipotez. faraziye. assumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assumption. hypothesis. supposition. conjecture. postulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Bir hâdiseyi açıklayabilmek için gerçek olarak kabûl edilen prensip, ipotez, faraziye

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjectural. hypothetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothetical. assumptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. vexillologie

bayrak bilimi

Bayrak, sancak, flama vb. simgelerin ölçüsü, biçimi, cinsi ve kullanımı ile ilgili kuralları koyan bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şey yememiş olan, aç: Bugün yemeksizim, akşama kadar yemeksiz kaldım. 2. Yemeği olmayan: Yalnız çay içmek üzere yemeksiz davet. 3. Yemediği hâlde, yemeksizin: İnsan yemeksiz yaşayamaz. 4. Yemek verilmeksizin: Nikâhı yemeksiz kıydılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incapable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hopeless. incapable. incompetent. inept. untalented. inept kabiliyetsiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ungainly. incapable. ineffective. poorly gifted. unendowed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incapableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inability. incompetence. incapacity kabiliyetsizlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inaptitude. lack of ability. lack of authority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkak, ödlek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkaklık.

Türkçe Sözlük by