Ela ne demek? | Ela anlamı nedir? | Ela

Ela anlamı nedir?

Ela ne demek?

Ela anlamı nedir?

Ela | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ela

Türkçe Sözlük

(i. aslı: ala). Açık gök, açık mavi, kahverengi yeşil karışımı: Elâ göz. Çakır elâ = Kül rengine bakar mavi (yalnız göz hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Bilmiş ol, bak, dinle (dilimizde daima bir ünlem edatından evvel bulunur): Elâ ey berr ü bahrin pâdişâhı!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hazel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Originally, the highest note in the scale of Guido; hence, proverbially, any extravagant saying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an extreme leftist terrorist group formed in Greece in 1971 to oppose the military junta that ruled Greece from 1967 to 1974; a revolutionary group opposed to capitalism and imperialism and the United States.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sarıya çalan kestane rengi, göz rengi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Barış, rahatlık, selamete çıkaran, selam eden, zevalsiz ebedi olan Allah’ın kulu. - es-Selam kelimesi, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılamaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Acebü’l acâib» den galat). Pek acayip, pek garip, çok tuhaf ve gülünç: acelacâib bir kıyafet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Çok acayip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Çok acele ederek, çarçabuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in great haste. in a big hurry. head over heels. headfirst. posthaste. sharpish. whip and spur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی العجله] çarçabuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Olağan, bayağı, sıradan, alışılagelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedestrian. ordinary. usual. common. commonplace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordinary. usual. matter of fact. matter of-fact. moderate. run of the mill. unexceptional. workaday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی العاده] sıradan, bayağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی العميا] körükörüne.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عليه السلام] selam onun üzerine olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nefes darlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üzerinde irili ufaklı çok sayıda ada bulunan deniz; takımadalar ; adalar grubu. the Archipelago Adalar Denizi, Ege Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Geleneksel video kameralarda, arkadan güçlü bir ışık geldiğinde nesneler silüetler şeklinde görünebilir. Tüm Handycam modellerinde, bunu engelleyen ve nesnelerin net görünmesini sağlayan Backlight Compensation (Arka Işık Telafisi) sistemi bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuisance. pain. sod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bore. nuisance. pain in the arse. pest. scum of the earth. thorn in one's flesh. troublemaker. troublesome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بدلات] bedeller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Evet, hay hay, pekî. Kalû-belâ = Evet dediler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Cem’i kullanılmayıp «belâyâ» ise «beliyye» nin cem’idir). 1. Gam, keder, tasa. 2. Afet. 3. Adamın ne yapacağını bilmediği ağır ve sıkıntılı iş veya şahıs. 4. Ağırlık, sıklet, sıkıntı, müşkülât. 5. Ceza, mücazât, hak edilen ceza: Belâsını bııldu. Belâya uğramak = Istemiyerek biriyle kavgaya girişip başına sıkıntı celbetmek. Belâya uğratmak = Tehlikeli ve gaileli bir işe sokmak. Baş belâsı = Uzaklaştırılması müşkül gaile, tâciz eden adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calamity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bugger. evil. hassle. mess. scourge. scrape. tartar. trouble. calamity. misfortune. nuisance. plague. pest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trouble. misfortune. calamity. evil. aggro. cancer. curse. damnation. deep trouble. disaster. firework. fuck up. hot water. plague. predicament. scourge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلا] felaket, musibet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلی] evet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ar. belâ = mihnet, Fars. keşiden = çekmek). Mihnet ve meşakkat çeken, mihnetkeş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça belâ = musibet, Farsça zede = vurulmuş). Musibete uğramış, felâkete düşmüş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. siddetle dövmek; ağır darbelerle vurmak; dil uzatmak, alaya almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ahmahlık, kalın kafalılık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلادت] dangalaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بلادیده] belaya uğramış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. edebiyat). Meramın iyi suretle, düzgün ve san’atlı sözlerle ifadesi. Fesâhat dahi belâgatın şartlarından olmakla, her söz fasîh ve belîğ değilse de, her beliğ sözün fasîh olması şarttır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eloquence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eloquence. rhetoric. declamation. fluency. oratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاغت] kusursuz söz söyleme

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eblehlik, hamâkat, bönlük, ahmaklık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاهت] eblehlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Müşkülât, eziyet ve sıkıntıyı mucib, müşkül: Belâlı bir iştir. 2. Bir Aşüfteye cebren ve tehditle kendini dost tutturan haşarı adam: Bir belâlısı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaguesome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calamitous. troublesome. toughy. bully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calamitous. troublesome. quarrelsome. pimp who lives off a prostitute. thorny. tough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Terbiyesiz, aç gözlü, pisboğaz, obur. 2.Hz.Musa hakkında İsrailoğullarını kandırarak yalan söyleyip dünya menfaatından ötürü gerçeğe sırtını dönen, bilge olmasına rağmen küfrü tercih edip Hz.Musa’ya beddua etmesiyle tanınmış olan “Bel’am b. Baura” adında İsrail kabilesinden bir zatın adı. İsim olarak konulmaz.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gecikmiş, geç kalmış. belatedly z. gecikerek, vaktinden sonra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., den. halatı volta etmek; bağlamak. belaying pin den. armadora çeliği, bağlama direği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. beliyye). Musibetler. (bk.) Beliyye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلایا] belalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - II. yy. Arap tarihçilerinin en büyüklerinden. (Ahmet b. Yahya) Belazur usaresi içmiş ve şuurunu kaybederek öldüğü için kendisine bu ad verilmiştir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -bra, -brums) üstü işlemeli kollu şamdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Memleketinden ayrılma, gurbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Denizcilikte kullanılan boyalı ecza.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yiğitlik, bahadırlık, metanet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جلادت] yiğitlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Gözüpeklik. 2.Yiğitlik. 3.Kahramanlık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyüklük, ululuk, azamet, şân. (Başlıca Tanrı’nın azameti hakkında kullanılır): Zül-celâl-ü-ve’l-ikrâm; Celle-celâlihu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جلال] ululuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Büyüklük, ululuk azamet. 2.Hiddet, öfke. 3.Allah’ın “Kahhar, cebbar, mütekebbir” gibi sertlik ve büyüklük ifade eden sıfatları. Kur’an’da Rahman suresi 27, 78.ayetlerde geçmektedir. Zül Celali; Celal sahibi Allah.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dini savunan. 2.Dinin ululadığı, övdüğü. Celaleddin Harizmşah: Son Harizm hükümdarı (Öl. 1231). Celaleddin Rumi: Ünlü Türk mutasavvıfı, Mevlana. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılmaktadır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyüklük, azamet, şân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. celâliyye). Selçukoğlu Sultan Celâleddin Melikşâh’ın zamanında vezir Nizâm-ül-Mülk’ün. himmetiyle düzeltilen ve ıslâh olunan ve 471 Hicri yılında başlayan güneş takvimi. Târîh-i Celâli, Azer-i Celâli = Celâlî takvimi yılı. Şuhûr-ı Celâliye = Celâlî takvimine ait aylar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çabuk parlar, sert tabiatlı: Celâlî adam. 2. Asî, serkeş. Bilhassa XVII. asırda Anadolu’da ortaya çıkan bir zümre hakkında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öfkelenmek, hırslanmak, öfke ile parlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Celâllenmiş kimse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kırlangıç otu,(bot). Chelidonium majus. Iesser celandine mayasıl otu, basurotu, (bot). Ranunculus ficaria; kediayası, (bot). Ficaria ficaria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

CİLASUN (i.). Yiğit, eli çabuk ve becerikli (eski kelime).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yiğitlik, beceriklilik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kahraman, cesur, atak, delikanlı, yiğit. 2.Genç sağlıklı, gürbüz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Moğol kavminin bir kolu olup birçok kabileyi bünyesinde toplamıştır. Celayirliler devleti, kendisine İlhanlılar devletini örnek almıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dolaşma, gidip, gelme, deveran: Kanın damarlarda cevelânı. Osm. cevelân-ı dem.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جولان] dolaşma, gezinti. cevelân etmek 1.dolaşmak, akmak. 2.gezinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. cevelân = dolaşma. F. gâh = yer, mahal). Dolaşılan yer, gidip gelinen mahal: Oraları avcıların cevelângâhıdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جولانگاه] gezinti yeri, mesire yeri. 2.dolaşım yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şato sahibi kadın; buyük ve güzel bir evin hanımı; kadınların anahtar taşımak için bellerine taktıklan zincir; kadınların yakalarına taktıkları süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hindistan' da mürit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -Iae). (-li) yengeç veya ıstakoz gibi deniz hayvanlannın kıskacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). karşılıklı ilişkisi olmak, aralarında uygunluk sağlamak, (iki şey, netice, rakam) arasında ilişki kurmak; (i). birbiri ile ilgisi olan şeylerin her biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşılıklı ilişki; (mat). değişkenlerin birbiri ile bağlantısı; (biyol). organların birbirleriyle olan bağlantısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). karşılıklı, mütekabil; (i). karşılıklı ilişkisi olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). crenellated.(s). mazgallı. crenelation (i). mazgallı siper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Cahiller, (bk.) Cahil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جهلاء] cahiller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). Siklat Adaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Cennet. 2. Bağdad’ın eski adı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالسلام] Bağdat. 2.cennet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. delil). Deliller, (bk.) Delil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دلائل] kanıtlar, deliller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yünlü veya yün ile pamuk karışık ince elbiselik kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Naz, işve.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - İnsana hoş, sevimli görünen hal, naz, işve. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. delâlet). Yol göstermeler, alâmet olmalar, kılavuzluklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yol gösterme, kılavuzluk, rehberlik: Bana filân zatın yanına kadar delâlet etmenizi rica ederim. 2. Delil ve alâmet olma, gösterme, İmâ: Bu sözü, şuurunun yerinde olmadığına delâlet ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guidance. mediation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دلالت] delillik, yol gösterme. delâlet etmek 1.yol göstermek. 2.anlamına gelmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act as a guide (for. to be a sign of. to indicate. to act as an intermediary (for. bode. denote. guide. import. point. signify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yaymak. delator (i). iftiracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). ertelemek, tehir etmek, sonraya bırakmak, alıkoymak, geciktirmek, maniolmak; gecikmek, geç kalmak; (i). tehir, gecikme, geç kalma; muhlet, vade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) Söz edebi. Kaba kelimeler kullanmayıp, ifade edilecek mefhumu kapalı anlatma usulü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Bakan ve elçiden başlayarak cumhurbaşkanlığına kadar yüksek mevkili ve bir hanedana mensûb olmayan yabancılara verilen şeref unvanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excellency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excellency. your excellency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excellency. your excellency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkatle işlenmiş, özenilmiş, mükellef, tafsilâtlı, ayrıntılı, inceden inceye işli. elaborately z. üzerinde dikkatle durarak, inceden inceye işleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ince işle ve emekle meydana getirmek, incelikle işlemek, ihtimam etmek, ayrıntılı bir şekilde hazırlamak, genişletmek. elabora'tion i. ihtimam, inceden inceye işleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (el. T.; Alem, Ar.). Başkaları, el gün: Elâlem bu işe ne der?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Enough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الامان] aman dileme, imdat, yardım

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enthusiastic and assured vigor and liveliness; 'a performance of great elan and sophistication'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Emulated LAN.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Emulated Local Area Network: A logical network initiated by using the mechanisms defined by LAN Emulation This could include ATM and legacy attached end stations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Emulated Local Area Network, a logical network initiated by using the mechanisms defined by LAN Emulation This could include ATM and legacy attached end stations. emulated local area network. an extended local area network; a network of smaller computer n

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A two-seater roadster produced by Lotus from 1964 to 1974. from. a feeling of strong eagerness ; 'they were imbued with a revolutionary ardor'; 'he felt a kind of religious zeal'. distinctive and stylish elegance; 'he wooed her with the confident dash of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get-up-and-go , brio , elan , pep , verve , vigor , vigour , vim , vims , zest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şevk, canlılık, ateşlilik; hamle, davranma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. Güney Afrika'ya mahsus iri bir geyik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ela).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. geçmek, akmak (zaman).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. elâstikî, esnek, eski şeklini alan, toplanıp çekilen; lâstikli; hoş görü sahibi, şartlara kolayca uyabilen; üzüntü, hastalık veya yorgunluktan sonra çabucak kendine gelen, kendini çabuk toparlayan, kolay kolay yılmayan; ekon. ihtiyaca göre artı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elâstikîyet, esneklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fransızca: 4lastique). Toplanıp çekilir, esner (elastikî, elastikiyet gibi gülünç tabirler kullanılmamalıdır).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. élastique

esnek

Bir dış gücün etkisi altında uzama, kısalma, eğrilme vb. biçim değişikliklerine uğradıktan sonra, etkinin kalkmasıyla eski biçimini alabilme özelliğinde olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elastic. flexible. supple. resilient. responsive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elastic. springy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stretchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. sentetik kauçuk gibi elastik bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sevindirmek, mutlu etmek, neşelendirmek, coşturmak, gururlandırmak. elated s. mutlu, memnun, sevinçli, bahtiyar. elation i. gurur, sevinç, kıvanç, mutluluk, saadet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ecza. müshil olarak kullanılan eşek hıyarı özü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) yılancık. erysipel'atous (s.) yılancığa benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A. el = harf-i tarif, selâm). Selâm olsun: Es-se!Am ey server-i evlâd-ı Adem. Ves-selâm = Artık selâmdan başka diyecek kalmadı, işte o kadar: İstemem ves-selâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Birinci derecede, birinci olarak: İslâm’ın şartları beştir, evvelâ kelime-i şehâdet gelir. 2. En evvel, en önce, Osm. ibtidâ, evvel emirde: Evvelâ ben, onu tanımıyorum; evvelâ o, benim dilimi anlamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first of all. to begin with. in the first place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erst. erstens.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اولا] ilkin, ilk önce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اول آخر] alt tarafı, önü sonu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kirpik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Perde, entari gibi şeylerin kenarına dikilen büzgülü veya kırmalı süs, fırfır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) 1. Kurtuluş, selâmet: Ebeveynine itaat etmeyen çocuk hiçbir vakit felâh bulmaz. 2. Saadet, bahtiyarlık: İnsan için doğru yolun dışında felâh yoktur. Hayye-alel-felih = Haydin saadet ve selâmete.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فلاح] kurtulma, rahata erme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kurtuluş, selamet, mutluluk, bahtiyarlık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F). Taş atmaya mahsus Alet, sapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ekincilik, çiftçilik, ziraat, tarım.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Gün ağarması. 2.Kur’an-ı Kerim’in 113.suresinin adı. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Musîbet, belâ. 2. Bahtsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catastrophe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abominable. atrocious. bane. calamity. catastrophe. disaster. evil. fatality. grotty. misfortune. scourge. tragedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calamity. catastrophe. disaster. awful. terrific. bane. blow. fatality. harm. scourge. tragedy. woe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فلاکت] büyük bela, musibet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yanlış tâbir). Felâkete, musibete uğramış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musibet ve felâket getiren. Fars. Afet-Amîz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

victim of a disaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فلاکت زده] felakete uğrayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Falan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. feylesof). (bk.) Filozof, feylesof.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فلاسفه] filozoflar, felsefeciler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Eflâtun, eflâtun!.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney Amerika'nın sıcak bölgelerinde yaşayan iri ve çok zehirli yılan, (zool). Bothrops atrox.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). burun, çıkıntı; bir şeyin önündeki arazi parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kendi hesabına çalışmak (yazar, fotoğrafçı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, hav uçak gövdesi, gövde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jelatin; tutkal hulâsası. gelat'inous s. jelatinli, jelatin gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dondurma, katılaştırma; donma, katılaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Güçlükle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belladonna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Patlıcangillerden, atropin adlı ilâcın çıkarıldığı bitki (atropa belladonna).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(belladon): Patlıcangillerden; kireçli topraklarda yetişen 180 santimetre kadar boyunda, birkaç sene yaşayan nahoş kokulu bir bitkidir. Meyveleri kiraz gibi yuvarlak ve siyah renktedir. İçeriğinde Atropin vardır. Zehirlidir. Ev ilaçlarında kullanılmaması gerekir. Kullanıldığı yerler: Hekimlikte ağrıları dindirmek için kullanılır. Mide ve bağırsak hastalıkları, astım, beyin hastalıkları, kalp hastalıkları ve sinir hastalıklarında kullanılır.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حملات] saldırılar, hamleler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاصل کلام] sözün kısası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Apteshane, ayakyolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bog. lavatory. toilet. urinal. water closet. lav. john.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toilet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

WC. closet. john. lavatory. loo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goddess of the dead and queen of the underworld.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Pek tesir edici, öldürücü. Zehr-i helâhil = Öldürücü, çok tesir eden zehir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هلاهل] zehir, ağı, boğanotu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ölme: Birçok hayvan helâk oldu. 2. Sarf, telef, mahv, berbâd olma: O kadar servet helâk olup gitti. 3. Çok yorma, büyük yorgunluk, zebûn düşme: Bu yol bizi helâk etti. Çocuk ağlaya ağlaya helâk oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

death. murder. destruction. exhaustion. fatigue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ هلاک] yok olma. 2.ölme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to destroy. to kill. to wear out with fatigue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.yok etmek, ortadan kaldırmak. 2.öldürmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to perish. to be utterly exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.yok olmak, ortadan kalkmak. 2.ölmek. 3.çırpınmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hilâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Şer’an kullanılabilen ve yasak olmayan şey. Haram zıddı: Ticaretten olunan kâr helâldir. 2. Nikâhlı ve meşrû karı ve koca: İnsan helâlinden başkasına şehvet gözüyle bakmamalıdır. Helâl etmek = Helâl olsun diyerek bir şeyi terkedip hakkından vazgeçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawful. legitimate. permissible. lawful spouse. lawful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canonically lawful. permissible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حلال] helal. 2.eş, hanım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. helâl, Fars. zâden = doğmak). Helâl doğmuş, meşru ve nikâhlı ana, babadan dünyaya gelmiş, zinâ çocuğu olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine hakkını helâl etmek. Ebediyyen ayrılmak üzere, birbirine geçmiş hakları varsa helâl eylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zevce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evlenmesi helâl olan, şer’an evlenilebilen. Helâlliğe almak = Evlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Hakkını helâl etmesini dilemek» mânâsındaki «helâllik dilemek» deyiminde geçer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ حلال زاده] helal süt emmiş. 2.evli anne babanın çocuğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). 1. Binilmeye ve yük taşımaya alışmamış at, kısrak, katır veya merkep sürüsü: Çiftliğinde hergelesi vardır. 2. Bu halde bulunan, yani alışmamış hayvan, sürü hayvanı: Hergeledir, binmeye gelmez. 3. mec. Terbiyeden büsbütün mahrum adam. 4. Bir işe yaramayan işçi kalabalığı: Onda bir sürü hergele vardır (argo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Toprak kayması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landslide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landslide. slide. landslip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landslide. avalanche. slip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هيلان] toprak kayması, heyelan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ana vatan, yurt, memleket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaba kahkaha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خلاصهء کلام] kısacası, sözün kısası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HÜSN-İ TELAKKİ) (k’lar kalın okunur) (i. A.). İyi karşılama, kabul, iyiye alma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İslanda adası. Iceland moss soğuk memleketlere mahsus yenebilen bir cins liken, İslanda likeni, ciğerotu, bot. Cetraria islandica. Iceland spar min. İslanda necefi. Icelander i. İslandalı. Icelan'dic s., i. İslanda'ya mahsus; i. İslanda dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. elastikiyetsiz, esnek olmayan, çekilip uzamayan; uydurulamayan. inelastic'ity i. esnek olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karşılıklı münasebet. interrelated (s.) birbiri ile alâkası olan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İrlanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ilgisi olmayan, ilgisiz, konu dışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chisel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpenter's chisel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kemik ve kıkırdak gibi dokulardan elde edilen şeffaf ve kokusuz bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gelatin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gelatine. jelly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gelatin. cellophane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gelatinous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gelatinous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. candela

fiz. mum

Işık şiddeti birimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. İ. capello = şapka) (denizcilik). Gemi direği başındaki şapka, tekerlek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caramel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caramel. taffy toffee. toffee toffy taffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ispanyolca’dan). Bir çeşit şekerleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbered card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe and sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Kuduz illeti, kudurma, Ar. dâ-ül-kelb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kadeh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کلاغ] karakarga, kuzgun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yorgunluk, bıkkınlık: Bu işten bana kelâl geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bıkkınlık veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bıkkınlık ve yorgunluk veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yorgunluk, bıkkınlık. bk. Kelâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Söz, lâkırdı: Bir kelâm söyledi. 2. (edebiyat) Birkaç cümleden mürekkep ve kendi başına bir maksat ifade eden söz ve ibare, fıkra: Kelâm, cümlelerden mürekkeptir. 3. Konuşma, söyleyiş: Hayvan kelâma muktedir olsa; deve lisân-ı hâl ile kelâma geldi. 4. Lisan, lehçe: Süryânîler’in kelâmı. 5. İslâm felsefesi: llm-i kelâm. 6. Kur’an-ı Kerîm: Hâfız-ı kelâm Kelâm-Ullah, Kelâm-ı Kadîm -Kur’an-ı Kerîm. Hâsıl-ı kelâm, hulâsa-i kelâm, netîce-i kelâm = Elhâsıl, hâsılı, sözün neticesi. Kelâm-ı kibâr = Atasözü, meşhur söz. Malâ-kelâm = Söz götürmez, diyecek yok. Mîr-kelâm = İyi söz söylemeye gücü yeten, meclis adamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word. remark söz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Islamic theology. the Koran. utterance. remark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کلام] söz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کلام قدیم] Kur’ân.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کلام کبار] büyük insanların özlü sözleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kelâma, söze ait.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Söze ilişkin, sözle ilgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kelâmcılar, İslâm felsefecileri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). İri, heybetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kertenkele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hermit ibis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kelâs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. kaytan demek olan cordelle’den galat). Bir, İki nihayet dört, beş parmak eninde ipek kumaş ki, başlıca kadın giyeceğinde fiyong vesair süse alt şeylere yarar. Bilhassa kız çocukların saçlarına takılır (nişan asmakta kullanılana şerit ve kordon denir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. corrélation

biy. ve jeol. bağıntı

1. biy. Organizmanın değişik yapı, özellik ve olaylarında görülen karşılıklı ilgi. 2. jeol. İki ayrı veri grubu arasında bulunan ilişki derecesinin ölçümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correlation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correlation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (lâ = menfilik edatı, kelâm = söz). «MA» ile beraber kullanılır. Mâlâ-kelâm = Söz yok, diyecek yok!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mâ = bağlama edatı, lâ = menfilik edatı, kelâm = söz). Söz götürmez, diyecek yok, pek fazla ve mükemmel: Mâ-lâ-kelâm çalıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (i. manivella). Ağırlık kaldırmak İçin bir ucunun yakınında dayanağı olan, diğer ucu harekata geçirilen kol.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. manovella

kaldıraç

Az bir kuvvet ile büyük bir yükü kaldırmaya yarayan, bir dayanma noktası üzerinde hareket edebilen, inip kalkabilen sert çubuk.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowbar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowbar. lever. tappet. crank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowbar. lever. crank. lever arm. tipping. cantilever. crow. handspike. lifter. pinch bar. heaver. handspoke. ripper. pry bar. pry. break jack. link. tapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Portekizce: marmelada = ayva reçeli). Pelte haline gelecek delicede şekerle kaynatılmış meyve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marmalade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jelly. marmalade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marmalade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مدینة السلام] Bağdat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Doluluk. 2.Topluluk. 3.Ova.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Dolu olma, doluluk, zıddı: halâ. 2. Kalabalık, topluluk, Ar. cemâat, cem’İyyet, içtimâ. Alâmele-in-nâs = Halk nazarında, halkın önünde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملعبه] oyuncak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملابس] giysiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Meleh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ملخ] çekirge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «melh»den). Güzellik, şirinlik. Ar. hüsn, sabâhat. Melâhat-ı vech = Yüz güzelliği.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملاحت] yüz güzelliği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güzellik, yüz güzelliği.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Oyunlar, eğlenceler, .çalgı ve cünbüşler: Melâhîye dalmak. Alât-ı melâhî = Sazlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mülhid). Mülhidler, dinden sapıtmışlar, (bk.) Mülhid.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملاحده] dinsizler, tanrıtanımazlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mel’abe). Mel’ abeler, oyuncaklar, (bk.) Mel’abe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Melekler, (bk.) Melâike.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملائک] melekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A c.) (m. melek), (bk.) Melek (melâike dilimizde müfred gibi de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

mela:ike, (l ince okunur) Arapça 1. Melekler. 2. halk ağzında Melek gibi güzel kadın: "Yerin melaikesi misin yoksa cennetin hurisi mi?"- Sermet Muhtar Alus.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملائکه] melekler.)

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mel’Ün). Mel’ Onlar, lânetlenmişler. (bk.) Mel’Ün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Türkçe’de) Elem, keder, hüzün.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملال] sıkıntı, usanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Usanç, usanma, bıkma, bıkıntı, sıkılma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) sıkıntılı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «levm» den masdar). Çıkışma, azarlama, serzeniş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «melâmet» ten imen.) (c. melâmiyyûn). Kalender ve nefsini kınayıcı tutumda tarîkatlerden birinin mensûbu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir cins plastik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. melankoli, karasevda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. melankoli, karasevda; can sıkıntısı, kasvet: s. melankolik; kasvetli. melanchol'ic s. hüzünlü, karasevdalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملعنت] melunluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. karışık şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. saç, deri ve dokularda renk maddelerinin fazlalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Karasevda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melancholy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despondency. melancholy. melancholia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melancholia. melancholy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. dokularda fazla renk maddesinin toplanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagöz familyasından kılçıklı bir balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pancar ve şeker kamışı ezmesinden şeker billûrlarının ayrılmasından sonra kalan şekerli sıvı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Barınacak ve sığınacak yer metin müstahkem mevki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «la’n» den masdar-ı mîmî) (c. melâİn). Lânetleme, lânete değer iş ve hareket. Mel’anetpîşe = işi gücü mel’anetten ibaret olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Misal olarak, faraza, sözgelişi: Küçük bir hayvan, meselâ bir kedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

e.g.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for instance. for example. e.g. par exemple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مثلا] örneğin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok yaşlı adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eğilme, doğru durmayıp bir tarafa eğilmiş olma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mikelanj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mayın döken gemi, ağ döşeme gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Güzel, nazik konuşan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. modelage

oylumlama

Kil, bal mumu gibi kolayca biçimlendirilebilen maddeleri, yapılacak heykellere model hazırlamak üzere hacimli olarak biçimlendirme, taslak yapma.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

Kil ya da balmumu gibi yoğrulabilen malzemelerle üç boyutlu plastik biçim oluşturma anlamına gelir. Bu biçim, heykel yapımında döküm ya da model için kullanılabileceği gibi, sanatsal bir ürün olarak da değerlendirilebilir. Terim resim, çizim ve fotoğrafçılıkta ışık, ton karşıtlığı, renk ve perspektif denetimiyle iki boyutlu biçimlere gerçekteki üç boyutluluk yanılsamasını kazandırmak için yapılan uygulamayı karşılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Muamele.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معاملات] işlemler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «belâ» dan imef.). T. Düşkün: Bir derde mübtelâ oldu, işrete mübtelâ. 2. Aşık: O kadının mübtelâsıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Hazinenin borcu olup tediyesi bir vilâyet veya diğer dairenin malına ihâle edilen para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) Hayal olunmuş şeyler: Muhayyelâta tâbî olmamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). Mânâsız kelimeler: İngilizce taklidi olmak üzere birtakım mühmelât söylüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c). Mümkün olan ve beklenen şeyler: O işin böyle olması muhtemelâttandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mukavele.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقاولات] sözleşmeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mübtelâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addict. addicted to. in love with. suffering from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addict. addicted to. affiliated with. given. hooked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). (Posta ile) gönderilen şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (if. şeklinde müştemilât şekli galattır). Bir şeyin içinde bulunan şeyler, bir şeyin ekleri: Çiftliğin müştemelâtı çoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iafz»dan İf.) (mü. mütelaffıza). Bir sözü ağzından çıkaran, talaffuz eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iefâ»dan if.) (mü. mütelâfiye). Elden keçırdığı bir şeye karşı diğer bir şey kazanan, telâfî eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «luhûk» dan if.) (mü. mütelâhika). Birbiri arkasından gelen, birbirine katılan, birbiri ardınca yetişip birleşen: Asâkir-i mütelâhika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «likâ» dan if.) (mü. mütelâkıyye). Kavuşmuş, ulaşmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «likaa» dan if.) (mü. mütelakkıye). Alan, telâkki eden, kabûl eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iakab»den İf.) (mü. mütelkkıbe). Lakaplanmış, lakaplı, bir lakabı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lâşey» den if.). Telâşlı (bu mânâ Türkçe’ye mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Telâşla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «latm» dan if.) (mü. mütelâtıma). Birbirine çarpan, çarpışan, çalkalanan, çırpıntılı, dalgalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «Iutf»dan if.) (mü. mütelattıfa). Lutuf ve naziklikle muamele eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Ek ve ilâve olunan şeyler, ekler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبتلا] uğramış, tutulmuş, yakalanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uğramak, tutulmak, yakalanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبتلا] uğramış, tutulmuş, yakalanmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tutulmak, yakalanmak, uğramak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مراسلات] mektuplaşmalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. memeli hayvanların kürkü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. engin denizlere ait, açık denizlerde yaşayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sardunya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aba ve çul gibi kaba ve eski eşya. (bk.) Palas.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پلاس] kilim. 2.çul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aba ve çul gibi eski ve kaba şey parçası, (bk.) Palaspare.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tarihten önceki devirlerde Doğu Akdeniz, Ege Denizi ve Yunanistan'da yaşamış olan Pelasgi kabilesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mit. düşmandan kurtulsun diye bülbül şekline sokulmuş bir prenses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu yazılım, fotoğrafları, hareketli görüntüleri ve sesleri dosyalamak ve düzenlemek için kullanılabilir. Çok kolay kullanıma sahiptir. Ciddi ve eğlenceli özelliklerin yanı sıra bir çok görüntü geçişi olanağı sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. porselen (eşya).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüksek rütbeli din adamı, piskopos. prelacy i. piskoposluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Önlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a peck of trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yeniden nüksetmek, tekrar fenalaşmak; tekrar kötü yola sapmak, yeniden dalalete veya günaha sapmak; i. nüksetme, yeniden hastalanma; tekerrür, kötü hale dönme. relapsing fever tıb. Borelia grubuna ait şiddetli ve bulaşıcı bir humma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. anlatmak, söylemek, nakletmek, hikâye etmek; bağlantı kurmak, münasebet tesis etmek; münasebeti olmak; ilgili olmak, bağlı olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlatılmış, hikaye edilmiş; alâkası olan, akraba olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. münasebet, ilişki, alâka, bağıntı; nispet; akrabalık, hısımlık; akraba, hısım; anlatma, nakletme, nakil. relations i., çoğ. ilişki, geçim; akrabalar, çevre. relationship i. akrabalık, hısımlık; ilişki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. nispi, izafi, göreli, bağıntılı; bağlı, ilişkin, dair; başkasına nispetle vaki olan, mensup; gram. nispi; i. akraba, hısım. relatively z. nispeten. relativeness i. nispet, münasebet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.ilişkinlik, mensubiyet; izafet; nispilik; relativizm, bağıntıcılık, görecilik. theory of relativity fiz. Einstein tarafından bulunan izafet teorisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hikaye eden kimse, anlatan kimse; huk. ele veren kimse, muhbir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gevşetmek, biraz salıvermek; zayıflatmak, yumuşatmak, hafifletmek; gevşemek, yumuşamak; dinlenmek, istirahat etmek, eğlenmek. relaxa'tion i. dinlenme, gevşeyip istirahat etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yedek hayvan veya insan veya şey; elektrik düzenleyicisi; f. nakletmek; yedek değiştirmek suretiyle bir yerden diğer yere göndermek. re'lay race yedek değiştirme suretiyle yapılan koşu, bayrak yarışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gizli şeyi gösterme veya söyleme; gizli şeyin meydana konması; ifşa, açığa vurma, keşif; ilah. Allah tarafından verilen ilham, vahiy; b.h. Kitabı Mukaddes'in son cüz'ü, Vahiy Kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Ren nehrinin batısındaki Alman toprakları; Renanya eyaleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washer. flat-washer. joint washer. nut washer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nakaratlı kısa ve basit şarkı; daire halinde yapılan dans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. c.). Selçuklular.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinine bağlı kimse. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyük çağlayan. Bir nehrin yüksekten düşmesiyle meydana gelen çağlayan: Niyagara şelâlesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cascade. falls. waterfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cascade. chute. fall. waterfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Büyük bir akarsuyun yüksekten düşmesiyle meydana gelen büyük çağlayan, çavlan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Sulh, barış, asayiş. 2. Tehlikelerden uzak olma, selâmet, sonu iyi ve hayırlı çıkma (bu mânâ ile selâmet daha çok kullanılır). 3. Allah’ın isimlerindendir: Ya Selâml 4. Aşinâlık. Esselâmü aleyküm = Selâm üstünüze olsun! Ve aleykümselam = Bu selâmın cevabı. Aleyhisselîm = Peygamberler ve bazen sahabelerin adı geçince söylenen dua tâbiridir: Hazret-i NÜh aleyhisselâm. Vesselam = işte o kadarl DArü’s-Selâm = 1. Cennet. 2. Vaktiyle Bağdad şehri. 3. Tanzanya’nın başkenti. Medînetii’s-Selâm = Yine Bağdad şehri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greeting. regards. salutation. salute. salaam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hello. hi. greeting. regards. salutation. salute. salaam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salutation. hello. salute. Hello ! Hi. rememberances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İnsanların birbirleriyle karşılaştıklarında kullandıkları yakınlık dostluk, saygı ifade eden söz, yaptıkları işaret veya hareket. 2.Emniyet, huzur, selamet, esenlik, sağlık, sağlamlık. 3.Selam: Yüce Allah’ın isimlerinden, Fani olmama, ze-valsizlik, her çeşit arıza ve hadiseden salim olmak. Her türlü tehlikeden koruyup selamete çıkaran.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Selam).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin kurtuluşu. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). T. Kusur, eksiklik ve ayıptan veya hastalıktan sâlim, uzak olma, sağlık. 2. İyi son, iyi netice: Allah selâmet versin! 3. Kurtulma, Ar. halâs, rehâ, necât: Selâmet buldu. Artık ötesi selâmet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety. security. salvation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salvation. safety. security. healthiness. soundness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace. safety. welfare. soundness. healthiness. correctness. security. well-being. freedom from worry. favorable outcome. salvation. deliverance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سلامت] esenlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) Esenlik. Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvenlik içinde olma. Kurtulma, kurtuluş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Uğurlamak, yolcu etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to see sb off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İyilik, barış ve rahatlıkla ilgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greeting. salute. salutation. hail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Selâm vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greet. hail. salute. to salute. to greet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to greet. to salute. hail. salaam. welcome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be greeted. to be saluted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine selâm vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to greet each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to exchange greetings. to greet each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). 1. Eskiden büyük ev ve konakların erkeklere ve erkek misafir kabûl etmeye mahsus kısmı, harem mukabili. 2. Eskiden pâdişâhın cuma namazını kılmak için camiye gitmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the part of a large Muslim house reserved for the men.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. selâmlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın selamı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace be with you.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peace be with you ! (a greeting used by Muslims.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kadınlar arasında «nüzul, felç» mânâsında kullanılan Arapça bir söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Salonika.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Thessaloniki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثلاث] üç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. A.). Üç.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثلاثه] üç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İfadede açıklık, akıcılık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سلاست] akıcılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. silsile), (bk.) Silsile.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سلاسل] zincirler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثلثين] otuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثلثون] otuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Otuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sultân), (bk.) Sultan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سلاطين] sultanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sultanlar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aldırış etmeden, çekinmeden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. Iae) (Lat.), (tıb.) bir hastalığı izleyen anormal durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Akma, cereyan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سيلان] akış, akma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İrl.) sopa, değnek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayakkabı bağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çürümek, kangrenleşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). 1. Asker ve okulların tayinatları miktarını gösteren cedvel. 2. tfastehanelerde hastanın günlük durumunu gösteren levha. 3. Dükkân ve benzeri yerlere asılan ve ne işle uğraştığını gösteren levha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facia. signboard. sign. name plate. plaque. plaquette. shingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaque. sign. signboard. list of food. card of treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signboard. sign. door plate. name plate. outdoor sign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sign painter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sign painter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. plato, yayla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تحت الارض] yeraltı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fleece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interfacing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. beyin zarı, zar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lafz» dan). Bir harf veya kelimeyi tam gerektiği şekilde söyleme: Biz «re» yi Fransızlar gibi telaffuz edemeyiz; İngilizce «th» nin telaffuzu zordur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enunciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diction. pronunciation. pronunciation söyleyiş. söyleniş. sesletim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pronunciation. diction. pronounciation. utterance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pronounce. enounce. enunciate. get get one's tongue round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tamir; bozulan, kaçırılan bir şeyin yerine getirilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recompense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compensation. making up for making good (a loss. recoup. recoupment. restitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلافی] zarar karşılama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amends. recompense. retrieve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to compensate for. to repair. atone. compensate. counterbalance. to make good. make compensation. make up. make it up. offset. recoup. restitute. supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lahm» dan) (tıp). Şişmanlama, et peyda etme, et hâsıl eyleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iühûk»dan). Birbiri arkasından gelip birleşme, birbirine katılma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلاقی] buluşma, görüşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «likaa.dan) Birbirine ulaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «likaa.dan) (c. telakkiyyât). 1. Alma, kabûl etme: Bazı emirleri telakki etmeye gitti. 2. Bir suretle kabûl etme: Verdiğiniz haberi nasıl telakki etti?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interpretation. view. consideration. viewpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consideration. evaluation. viewpoint. view. way of looking at a matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلقی] anlayış, görüş, değerlendirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anlamak, değerlendirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلقيات] görüşler, anlayışlar, değerlendirmeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lakab» dan). Lakablanma, lakab takınma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Parıîdama.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلاميذ] öğrenciler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tilmiz), (bk.) Tilmiz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ.- mones) mim. erkek heykeli şeklinde taş sütun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Iztırapla karışık acele: Çok telâş etti; telâş etmeyin. 2. Gürültü, patırtı: Evin içinde bir telâş var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flurry. alarm. hastiness. panic. rush. whirl. fuss. excitement. fussiness. ado. fever. flap. flutter. helter-skelter. precipitance. precipitancy. precipitateness. precipitation. racket. taking. bustle. commotion. directness. discomposure. disturbance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bustle. dither. ferment. fever. flap. fluster. flutter. haste. hurry. hustle. precipitation. rush. stew. stir. sweat. trepidation. turmoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flurry. haste. flatter. commotion. agitation. bustle. discomposure. excitement. fever. fidget. fuss. hastiness. hurry. hurry skurry. hustle. pother. precipitance. precipitation. stir. to do. turmoil. whirl. white heat. worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turmoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lâşey» den). Asıl mânâsı değer ve ehemmiyetten düşme OİUp, Türkçe’de bazen telâş mânâsıyla kullanılır, (bk.) Telâş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلاشی] dağılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sb agitated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be alarmed. get flurried. ferment. flap. fluster. take on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fear. ferment. to get flurried. get anxious. to be in a flap. to get into a flap. to flap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get agitated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fussy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distracted. feverish. hectic. het up. jumpy. precipitate. taut. tense. uptight. flurried. agitated. anxious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitated. done in a hasty. hit-or-miss way. agitatedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state of a person who easily gets agitated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unhurried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the character of a person who keeps his calm in general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

( i. A. «lüsûk» dan). Yapışma, ulaşma, birbirine bitişik olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلاصق] bitişme, yapışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). I. Eskiden beri Rusya’da yapılan bir cins sağlam ve yumuşak deri ki, kendine mahsus bir kokusu vardı. 2. Bu deriden yapılan: Telatin çizme, telafin pabuç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Iutf»tan) (c. telattufât). Lutuf ve incelikle davranma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلطف] yumuşak davranma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Lutuf la, nezaketle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «!utm»dan). (dalgalar) Birbirine çarpma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلاطم] çalkantı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lûb» dan). Oynama.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gelgit sınırları arasındaki arazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili azarlama, haşlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iltifat. I have a tradelast for you. Siz benim hakkımda duyduğunuz bir iltifatı söylerseniz, ben de size hakkınızda duyduğum iltifatı söylerim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Kusursuz yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Dolunay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vasilik, vesayet; vasi idaresi altında olma; eğitim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vasi olan, himaye eden; vasiye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Efendinin, Azâd ettiği köle ve cariye ile olan münasebetleri ve onların üzerinde olan hakkı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yakınlık, sahiplik. Efendisinin, azat ettiği köle ve cariyesi ile olan münasebeti ve onlar üzerindeki hakkı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Vilâdet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ولادت] doğum. 2.doğum günü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Doğuş, dünyaya gelmek, ortaya çıkmak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Velîkin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. velamina) anat. zar; bot. yılanyastığı veya salep kökü üstündeki süngersi zar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yumuşak damağa ait; dilb. damaksıl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Ermiş kadınlar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guardianship. custody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guardianship. wardship. sainthood. alieni juris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ولایت] velîlik. 2.dostluk. 3.otorite.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) l. Velilik, ermişlik. Veli ve ermiş olan kimsenin hali ve sıfatı. 2.Başkasına sözünü geçirme. 3.Dostluk, sadakat.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

venezuela. venezuelan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic in northern South America on the Caribbean; achieved independence from Spain in 1811; rich in oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Venezuela.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic in northern South America on the Caribbean; achieved independence from Spain in 1811; rich in oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Venezuela.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Amerika’nın kuzeyinde, Karayip Denizi ve Kuzey Atlas Okyanusu kıyısında, Kolombiya ile Guyana arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 8 00 Kuzey enlemi, 66 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Güney Amerika, Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 912,050 km².

Sınırları: toplam: 4,993 km.

sınır komşuları: Brezilya 2,200 km, Kolombiya 2,050 km, Guyana 743 km.

Sahil şeridi: 2,800 km.

İklimi: tropikal.

Arazi yapısı: Kuzeybatıda And Dağları ve Maracaibo ovaları, orta kısımda ovalar, güneydoğuda Guyana dağlık arazisi yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Pico Bolivar (La Columna) 5,007 m.

Doğal kaynakları: Petrol, doğal gaz, altın, boksit, diğer mineraller, değerli taşlar.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %4.

daimi ekinler: %1.

Otlaklar: %20.

Ormanlık arazi: %34.

Diğer: %41 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 1,900 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Su baskınları, toprak kaymaları, periyodik kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 23,916,810 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.56 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -0.15 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 25.37 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 73.31 yıl.

Erkeklerde: 70.29 yıl.

Kadınlarda: 76.56 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.46 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.49 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 62,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 2,000 (1999 verileri).

Ulus: Venezuelalı.

Nüfusun etnik dağılımı: İspanyol, İtalyan, Portekiz, Arap, Alman, Afrikalı, yerli halk.

Din: Roma Katolikleri %96, Protestan %2, diğer %2.

Diller: İspanyolca (resmi), bir takım yerel lehçeler.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: : %91.1.

erkekler: %91.8.

kadınlar: %90.3 (1995 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Venezuela Cumhuriyeti.

kısa şekli : Venezuela.

Yerel tam adı: Republica Bolivariana de Venezuela.

yerel kısa şekli: Venezuela.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Caracas.

İdari bölümler: 23 eyalet,1 federal bölge, ve 1 federal bağımlı; Amazonas, Anzoategui, Apure, Aragua, Barinas, Bolivar, Carabobo, Cojedes, Delta Amacuro, Dependencias Federales, Distrito Federal, Falcon, Guarico, Lara, Merida, Miranda, Monagas, Nueva Esparta, Portuguesa, Sucre, Tachira, Trujillo, Vargas, Yaracuy, Zulia.

Bağımsızlık günü: 5 Temmuz 1811 (İspanya’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 5 Temmuz (1811).

Anayasa: 30 Aralık 1999.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: CAN, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G- 3, G-11, G-15, G-19, G-24, G-77, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Venezuela.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ar. terkip). 1. Bâkî selâm mânâsıyle mektubun sonuna yazılır. 2. Artık bitti, işte bu kadar, sözü kısa kesmek tâbiri: Ben gelmeyeceğim vesseiâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

and that's that.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asma yetiştirmeye mahsus arazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (eski) bir çeşit Fransız nazım şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. vekil). Vekiller. (bk.) Vekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vekil olanın sıfat ve hâli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وکلا] vekiller. 2.bakanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çorak toprak, metruk arazi, beyaban.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Rüzgar, yel, esinti.

İsimler ve Anlamları by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Okyanusya, Güney Pasifik Okyanusunda adalar, Avustralya’nın güneydoğusunda yer alır.

Coğrafi konumu: 41 00 Güney enlemi, 174 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Okyanusya.

Yüzölçümü: 268,680 km².

Antipodes Adalarını, Auckland Adalarını, Bounty Adalarını, Campbell Adalarını, Chatham Adalarını ve Kermadec Adalarını içine alır.

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 15,134 km.

İklimi: Keskin bölgesel çelişkilerle birlikte ılıman iklim görülür.

Arazi yapısı: Dağlar ve geniş kıyı ovaları ağır basmaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Cook Dağı 3,764 m.

Doğal kaynakları: Doğal gaz, demir, kum, kömür, kereste, hidro enerji, altın, kireçtaşı.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %9.

daimi ekinler: %5.

Otlaklar: %50.

Ormanlık arazi: %28.

Diğer: %8 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 2,850 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Depremler ülke genelinde ortaya çıkmalarına rağmen şiddetli değiller, volkanik etkinlik fazladır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 3,864,129 (Temmuz 2001 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %22.36 (erkek 442,738; kadın 421,462).

15-64 yaş: %66.11 (erkek 1,281,781; kadın 1,272,674).

65 yaş ve üzeri: %11.53 (erkek 193,895; kadın 251,579) (2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.14 (2001 verileri).

Mülteci oranı: 4.71 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.04 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 1.01 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.77 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.99 erkek/kadın (2001 verileri).

Bebek ölüm oranı: 6.28 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.99 yıl.

Erkeklerde: 75.01 yıl.

Kadınlarda: 81.1 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.8 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.06 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 1,200 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (1999 verileri).

Ulus: Yeni Zelandalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Yeni Zelanda Avrupalıları %74.5, Maori %9.7, diğer Avrupalılar %4.6, Pasifik Adalılar %3.8, Asyalılar ve diğerleri %7.4.

Din: Anglikan %24, Presbyterian %18, Roma Katolikleri %15, Methodist %5, Baptist %2, diğer Protestanlar %3, belirlenemeyen veya dini inancı olmayan %33 (1986).

Diller: İngilizce (resmi), Maori.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99 (1980 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Geleneksel adı: Yeni Zelanda.

kısaltma: NZ.

Yönetim biçimi: Parlamenter Demokrasi.

Başkent: Wellington.

İdari bölümler: 93 yöre, 9 bölge, and 3 şehir bölgesi; Akaroa, Amuri, Ashburton, Bay of Islands, Bruce, Buller, Chatham Adaları, Cheviot, Clifton, Clutha, Cook, Dannevirke, Egmont, Eketahuna, Ellesmere, Eltham, Eyre, Featherston, Franklin, Golden Bay, Great Barrier Adası, Grey, Hauraki Ovaları, Hawera, Hawke’s Bölümü, Heathcote, Hikurangi, Hobson, Hokianga, Horowhenua, H


Ülke by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Yücel). -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zelzele), (bk.) Zelzele.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زلازل] depremler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) İbadet edenlerin süsü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Azamet, büyüklük, celâl sahibi olan Allah,

Türkçe Sözlük by